EMEKLİ ASSUBAYLAR

EMEKLİ ASSUBAYLAR

AYDINLIK-26NisanManset
"Üvey evlat değil ordunun belkemiğiyiz" başlıklı röportajımızda emekli ve muvazzaf astsubayların uğradıkları haksızlıkları anlatan Emekli Astsubaylar Gücbirlİği Platformu Sözcüsü Ersen Gürpınar meslektaşlarının taleplerini sıraladı. Gürpınar, subaylardan gelen eleştrileride yanıtladı.
Dünyanın en güçlü ordusu silahla değil o silahı kullanan personelin moral motivasyonu ile sağlanır. Üstüne basarak ifade ediyoruz, bizler hiyerarşiye ve kurumumuza saygılıyız.

 

 

• Görevin ağır koşulları nedeniyle arkadaşlarımızın büyük bir bölümü erken emekli oldukları için 3. ve 2. dereceden emekli oldular. Emekli Sandığı Yasası'nın EK-70 Maddesi 1. Fıkrası (B) bendindeki adaletsiz oranlar yüzünden bir derece, hatta birkaç ay eksik hizmet yüzünden yüzde 30-40 eksik maaş alınmaktadır bu konuda Genelkurmayın Hükümete sunduğu teklif bir an önce yasalaşmalıdır.

• Orduya hepimiz tam teşekküllü hastanelerden SAĞLAM raporu alarak girdik. Yıllar içersinde görevin ağır koşulları nedeniyle emeklilik uygulaması yoktur. bu durumda personelin emsallerinin ulaştıkları derece yükselmeleri adaletin gereğidir.

Kimsenin makamında ve maaşında gözümüz yok. Talebimiz ne ayrıcalık ne de daha fazlası, tek isteğimiz adalet, eşitlik ve insan onuruna saygı. Uğradığımız haksızlıklara TBMM'de çözüm bulunmasını istiyoruz.

• Sosyal tesislerden astsubaylar da yeterince faydalanabilmeli, ayırımcılık ortadan kaldırılmalıdır.

• Oyak bizlerin aidatları ile kuruldu kurum varlıklarında tüm üyelerin hakkı olduğu için her üyesine katılımları nispetinde hisse senedi verilerek dileyenin birikimlerini kurumda değerlendirilmesi sağlanmalıdır.

• Günümüzün koşulları ve lisans mezunlarının er olarak askerlik yapmalan dikkate alınarak, astsubay meslek yüksek okulları lisans seviyesine çıkarılmalı, fakülte mezunlarının astsubay sınıf okullarına alınma işlemine devam edilmelidir, lisans mezunu subayların yüksek lisans yapmaları konusunda milyon dolarlar harcanarak.... Enstitüsü kurulup bu personelin bilgisayarla uzaktan eğitimle yüksek lisans yapmaları sağlanmasına rağmen bu haktan astsubaylar yararlandırılmamaktadır. Astsubaylara da bu hak verilmelidir.

Ersen Gürpınar 15 Nisan tarihli röportajımızdan sonra özellikle subaylardan gelen ve gazetemize de yansıyan eleştirileri tüm detaylarıyla yanıtladı;

AYDINLIK-26Nisan2012Astsubaylara haksızlık yapılmIyor, diyenler neden astsubayların hizmet süresini tamamladıklannda kaçar gibi ordudan ayrıldıklarını, subayların ise 65 yaşında bile emekli olmayı istemediklerinin yanıtını bulurlarsa haksızlıklar kendiliğinden ortadan çıkacaktır.

• Bizler haksızlıklarımızı dile getirirken subayların çalışmadığını, Bosna'da, Gabar'da, Lübnan'da bulunmadığını, nöbet, tatbikat, özel görevler ve gece eğitimi yapmadıklarını belirtmedik. Biz subayların bu hizmetin karşılığını görevde ve emekli iken maaşları ile aldıklarına, astsubayların ise bu ağır koşullara ve sorumluluklarına rağmen haklarını alamadıklarına vurgu yaptık. TSK'da sadece astsubayların görev yaptığını söylemedik. Astsubayın ordunun olmazsa olmaz elamanı olduğunu her yerde görev yaptığını belirttik. En çok şehit verenlerin astsubaylar olduğunu anlatırken bir üniforması da kefen olan astsubayların klimalı ofislerinde günde 8 saat görev yapan büro memurları ile aynı, mahalle bekçisi, ziraat ev ekonomisti, meclis stenegrafi gibi memurlardan daha alt kademeden göreve başlatılmalarındaki adaletsizliği ifade ettik. Bunu hangi değer yargısı haklı gösterebilir? Şehitlerle Silivri tutuklularının sayısını kıyaslayanlar oldu. Bu abesle iştigaldir. Ayrıca Genelkurmay Başkanlığı'nın yayınladığı listeye bakarsanız en çok şehit ve gazinin astsubaylar olduğunu göreceksiniz. Bu vesileyle vatan toprağı için canın veren tüm şehitlerimizi de minnet ve şükranla anıyoruz.

Astsubay sayısını unutmuşlar! 

Yıllarca önyargılarla tahakküme varan haksızlıkları yazmakla bitiremeyiz biz kurumumuza ve ettiğimiz yemine sadığız. Kurumları haksızlıkları yazanlar değil yapanlar yıpratır

• Orduda görev yapan herkes istisnalar dışında subayların eş ve çocuklarının babalarının sanki rütbesini taşıyormuş gibi davrandıklarını iyi bilir, değer yargılarına aykırı bu durumu savunmak yerine bunun bir ayıp bir insanlık suçu olduğunu kabul etmek ve son bulmasını istemek erdemdir.

• "Nerede bu subay orduevi varsa orada astsubay orduevi vardır" eleştirisi doğru ama astsubayların orduevleri kapasite, fiziki şart ve hizmet bakımından yetersizdir, örneğin İzmir'de 17 bin emekli astsubay 4 bin emekli subayın bulunduğu (Muvazzaf sayısı da aynı orandadır) Askeri gazinolar dışında subayların 2 adet, astsubayların bir adet orduevi vardır, yatak kapasitesi subayların 559 astsubayların 184 olması bir adaletsizlik değil midir? Hangi yasa bir zümreye imtiyaz tanıyor? Anayasa da ve uluslararası sözleşmelerde suç olarak belirtilmiştir.

• Lojman tahsisinde subay ve astsubayların aynı kural ve puanlamaya tabi olduğunu söyleyenler mevcut lojmanların yüzde 55'nin subaylara yüzde 40'nın astsubaylara yüzde 5 inin de sivil ve uzmanlara tahsis edildiğini ve astsubay sayısının subay sayısının 3 katı olduğunu unutmuşlar. Ayrıca mevcut lojmanların kalorifersiz ve eski olanları astsubay lojmanıdır, bekar subayların bile lojman tahsis edildiği düşünülürse dışarıda ev tutan subaylar lojman olmadığı için değil tercihlerini bu yönde kullandıklan için ev kiralamaktadır.

Göstermelik birkaç atama

• TSK Vakıflarının yönetim ve denetim kurullarında astsubay yoktur, bu vakıflarda üstün mesleki yeteneği olan birkaç astsubay istihdam edilmektedir. OYAK, bizlerin kurduğu bir şirket olmasına rağmen OYAK yönetim ve denetim kurullarında AİHM'e dava açıldıktan sonra yine göstermelik birkaç astsubay ataması yapılmıştır. Atamalarda birinci öncelik yetenek ikinci öncelik sayılardaki oran olmalıdır, bunun aksini savunmak kavram kargaşası ile "efendim yönetimlerde astsubay da var demek" haksızlığı savunmaktır.

• Astsubayların askeri sağlık tesislerinde haksızlığa uğramadığını iddia edenler oldu. Kıta revirleri küçük hastaneler dışında merak edenler randevu almak için Ankara Gata ve Haydarpaşa hastanelerini ararlarsa sadece subaylara hizmet veren özel polikliniklerin olduğunu öğrenecektir, sorunu bilmeden yok saymak problemi ortadan kaldırmaz.

• Maaş ve özlük haklarımıza gelince; "benim teğmenim emrindeki başçavuştan daha az maaş alamaz" zihniyeti görev koşullan ve sorumlulukları asstubaylarla kıyaslanamayacak birçok devlet memurundan daha alt kademeden göreve başarılmamıza hak ettiğimiz tazminatları alamamamıza neden olmaktadır. Aynı tahsile ve hizmete tabi bir astsubay subay emeklisinin üçte biri kadar maaş alıyor. 9 Nisan tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2012 yan ödeme kararnamesini incelenirse bu kararname ile astsubaylar adeta yok sayıldığı görülecektir, örneğin, tim, takım, kıta ve bl.k. subaylara tazminat ödenirken aynı görevi yapan astsubaylara tazminat verilmemiştir. Ordumuzda makam temsil ve kadrosuzluk tazminatının sadece subaylara tanınması haksızlıkların 'statü' denilerek geçiştirilmesi hangi adalet kriteri ve vicdanla izah edilebilir?

Ordu milletin ordusudur, muhatabımız siyasi iktidardır

ahmet-sezgin-yersenE. Dz. Kd. Bşçvş. Ahmet Sezgin Yersem Aydınlık Gazetesi'ne astsubaylar adına sonsuz teşekkür ediyorum. Bizler onurlu bir üyesi olduğumuz TSK içinde birlikte çalıştığımız pek çok zorluğu beraber aştığımız ve birçok anıyı paylaştığımız subay ve komutanlarımızı itham ederek sorunlarımızı çözemeyeceğîmizin farkındayız. Böyle bir ortam ençok bize zarar verir. Dolayısı ile subaylarımızın alınması gereken bir durum yok. Öncelikle meseleyi doğru kavramamız lazım. Subaylar ve astsubaylar TSK içerisinde farklı satatüye sahip iki sınıftır. Subaylar kendi sınıfsal bilinci içerisinde haklarını aramaktadır. Biz hakların verilmesi ve dağıtılması konusuna öncelikli makam olarak Milli Savunma Bakanlığı'nı siyasi iradeyi ve TBBM'yi sorumlu olarak görüyoruz. Ordu milletin ordusu astsubaylarda milletin astsubayıdır. Millet astsubaylarının sorununu çözmelidir. Kendi haklarının ve sorunlarının çözümü noktasında yeterli yeterliliğe sahip astsubaylar olarak siyasi iktidar tarafindan direk olarak muhatap alınmak en doğal hakkımızdır ve doğrusu da budur. Siyasal irade farklı statüye sahip insanlardan bir tanesini üstün irade kabul edip muhatap alamaz ve bu yolla astsubayların sorunlarını çözemez. Haklarımızı arayacağımız doğru merci siyasal iktidardır. Bunun dışında çözüm makamı aramak beyhude çabadır. Böyle bir tartışmayı başlattığı için Aydınlık Gazetesi'ne yeniden teşekkür ederken bu tartışmanın aynı amaç için bir araya gelmiş farklı statüdeki TSK personeli arasında sosyal barışın sağlanmasında ve adalet duygusu içerisinde birbirine saygı ve sevgi ile bağlı bir yapı oluşmasına vesile olmasını dilerim.

Özel bir günümüz ve özel bir marşımız olsun

E. Ord. Tek. Kd. Bşçvş. Mehmet Emin Atılgan Subayları NATO orduları subaylarından bir gömlek üstün kılabilmek için milyon dolarlar harcanırken TSK astsubaylarından NATO standartlarını esirgemektedir. NATO orduları arasında önemli yer tutan 'olmazsa olmaz' diye nitelendiren astsubaylar için 2008 yılını, ABD ise 2009 yılını astsubaylar yılı olarak ilan etmiş ve bunu birçok etkinlikle kutlamıştır. Bugün bizler de sorunlarımızın tartışılmasına olanak verecek bir özel gün ve Astsubayların tamamının benimseyeceği bir marş istiyoruz.

En güçlü silah ölümü göze almış insandır

osman-adaE. Ord. Kd. Bşçvş. Osman Ada: Askeri lisede Harp Silah ve Araçları Dersi'nde hocamız dünyanın en tehlikeli silahını sorduğunda atom bombasından, uçaklara kadar tüm silahları saymamıza rağmen sorunun yanıtını bulamamıştık. Daha sonra hocamız dünyanın en tehlikeli silahının "ölümü göze almış insan olduğunu" söyledi. Ordumuzun gücü de sahip olduğu silahlarla değil moral motivasyonu yüksek personelle sağlanır. Nedense ön yargılarla yapılan haksızlıklar personel arasında sevgisizlik sarmaşığının her geçen gün artmasına neden olmaktadır, bunun önlenmesi personel arasındaki ayırımın ortadan kalkması ile mümkündür.

Haklarımız ayrılmamalı, adalet sağlanmalı

E. Hv Kont. Kd. Bşçvş. Atilla Abaylı: Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en büyük vurucu gücü olan Hava Kuvvetleri'nin temel silahı uçaklarımızdır. Pilotluk, maharet ve bilgi isteyen bir meslektir ancak uçuştan önce; Pilotun paraşütünü, oksijen maskesinin bakımına astsubay hazırlar, uçağın her vidasını elektronik cihazlarının bakımını kontrolünü astsubaylar yapar, silahları uçağı yükler, Uçuş anında uçağı radardan milim, milim astsubay takip eder, iniş gece ise hava koşulları kötüyse pilot inişini ancak kuledeki ve Rapcondaki astsubayın pozitif kontrolunda yapabilir, uçağın süzülüş açısını istikametini irtifasını astsubay yapar uçak Tresholda tekerlek koyduğunda pilotun görevi biter astsubay uçuş bilgilerini değerlendirir bir sonraki uçuşun emniyetle yapılması için gerekenleri planlar ve uygular. Kısaca milyon dolarlık uçaklarımız ve pilotumuzun hayatı astsubaylara emanettir. Bu kadar iç içe birlikte görev yapan personel arasında ayrımcılık sevgisizlik olabilir mi? Et tırnaktan ayrılmıyorsa hiyerarşiye saygı içinde sosyal ekonomik  ve insan haklarımız da ayrılmamalı adalet sağlanmalıdır.

Gökçen BEYAZ-AYDINLIK GAZETESI
astsubaylardan-mektup-yagdi
Aydınlık'ta 15 Nisan Pazar günü yayınlanan "Üvey evlat değiliz, Ordu'nun belkemiğiyiz" söyleşisi, büyük ilgi gördü
‘Aydınlık’a minnettarız’

Gazetenizde yayınlanan Astsubay sorunları ile ilgili yazınız milletimizin gözbebeği ordumuzdaki haksızlıkların önlenmesine katkılarda bulunarak ordumuzun daha güçlenmesini ve adaletsizliklerin önlenmesini sağlayacaktır. Emeğinize ve yardımlarınıza sonsuz teşekkürler. Bu desteğiniz aile fertleri ile birlikte yüzbinlerce assubay ve ailesinin gönlünde değerlendirilecektir. Saygılarımızla

NOT. Diğer bazı önemli sorunlarımız ve özetlendiği için belirtilmeyen haksızlıklar konusunda yeni bir yazıyı merakla bekliyoruz.

Emekli Astsubaylar Güçbirliği Platformu

Yıllardır önyargılarla tahakküme varan ordumuzun belkemiği astsubayların sorunlarını dile getirdiğiniz için size minnettarız.
Not
: Size duygularımızı iletip, mail trafiği ile meşgul etmek istemeyiz. Ama içimden yazmak geldi. Zamanınızı aldığım için özür dilerim.
Osman Ada

E. Ord. Kd. Bşçvş.

Gazetenizde mesleğimizin sorunlarına yer verdiğiniz, çığlığımızı duyurduğunuz destek verdiğiniz için bir emekli astsubay olarak size minnettarım. Selam ve saygılar, çok teşekkürler.

Mehmet Ali Kılınç
E.Astsubay/ ANTALYA

13astsubay
Elinize yüreğinize sağlık büyük bir yaraya neşter vurdunuz. Kurumları haksızlıkları yazanlar değil yapanlar yıpratır. Umarız sayenizde sesimiz duyurulur adalet ve eşitlik sağlanır.

Saygılarımla

Erhan Gür
E.Dz.Asb.

Aydınlık gazetesine binlerce teşekkür ederim, inşallah bu adaletsizlikler sayenizde son bulur size en içten dileklerimi sunuyorum.

Havacı

Gazetenizde yaymlamış olduğunuz astsubay konulu röportajdan dolayı minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Dilerim bazı vicdanları sızlatır da bizlerin de insan olduğunu hatırlatır... Rahim Ateş

Astsubay okurlarımız, Facebook'ta da söyleşi ile ilgili görüşlerini dile getirdiler. İşte o yorumlardan bazıları;

facebookMetin Saatçi yazıklar olsun, 24 yıl hizmetimin bir saniyesini helal etmiyorum. Aslanım koçumla bu işlerin halen görmezlikten geliyorlar. Hayatından memnun olan emekli astsubay yok. Tek başına sesini duyurmaya çalışan Ersan Gürpınar'ı kutluyor tüm emekli astsubayların kendisine destek olmasını istiyorum.

Mehmet Kahraman üvey olmamız için önce evlat olmamız gerekir gerisi yalan.

Ulubey Pars değişen yok ezilmeye devam.

Mehmet Akif Akkoca her arkadaşımız özlük hakları ve hakkaniyetsiz kanunları bir şekilde bütün platformlarda Ersan Gürpınar arkadaşımız gibi dile getirirse mutlaka ses getirecektir emeği geçen herkese saygılarımla.

Cihat Güngör bu hükümet TSK personeline bir şey vermek istemiyor, Genelkurmay da bişey isteyemiyor, Bir gün bizde toplanıp yürüyelim. Çalışanıyla emeklisiyle, çoluk çocuk Anıtkabire doğru..

Kamil Sayın Sn.Şahin Şimşek doğru söylüyor. EVET Ne ekersen onu biçersin. Çünkü Antalyada eski Milli savunma bakanı kendisine sorunlarını anlatmaya çalışan emekli astsubayı dinlemedi protestosunu POLÎS gözetimin altına aldırarak susturdu. TEMAD'ı o gün ziyaret etmesi gerekirken, bakan ziyareti iptal etti. Basın bunları yazdı bunu okuyan Görevdeki ve emekli astsubaylar hatta aileleri genede gidip AKaPe ye oy verdi, demek ki Ne ekersen onu biçersin.

Ekrem Gökhan Biz .astşubaylar ACİL haklarımızı hükümetten, her yere yazıp çözüm ararken, cuma günü kurmay subaylara zam yapıldı diye duydum eğer doğruysa yazıklar olsun hem yapana hem yapılana, altta kalanın canı çıksın mantığı devam ediyor.

Arif Alimli görüyormusun adamlar ayakta alkışladılar zammı kaptılar sen ne yapıyorsun TEMAD?

Kadir Coşkun AKP de sizleri, askeri personeli kandırdı, ben ne demiştim, özlük hakkınızı düzeltemez, oy vermeyin, değiştirecek olsa seçim öncesinde de değiştirir diye, göz göre göre inanılmaz oy verilmezki kardeşim, :)) Allah taksiratınızı affetsin, ilahi askeri personel:))

Samin Külah Herkes şikayetçi AKP iktidar.........?

Murat Duman hakkımı helal etmiyorum. DÜŞENIN YERDE KALMAZ AHI DEVİRİR SULTANI ŞAHI....

Orhan Güler Arkadaşlar yukarıda yazılan yorumların tamamına katılıyorum. Ancak acaba biz çalışan yada emekli Assubaylar olarak üzerimize düşeni yapıyor muyuz? Birçok arkadaşım TEMAD ne iş yapıyor diye yazmış bazıları siyaset yapmış ne yazık ki kayda değer çok az yorum mevcut TEMAD'ı eleştirmek kolay merak ediyorum acaba bu arkadaşlar TEMAD üyesi mi TEMAD'a ne katkı vermişlerdir?

Semih Abdullahoğlu uzman çavuşlar ve astsubaylar haklarını aramadıkça birine zimmeti birine ameleliği itelerler bu devran böyle gelir böyle gider icraat lazım hak aramak lazım astsubaylarımızı ve uzmanlarımızı destekliyorum tüm kalbimle herkese saygılar...

Hakan Karaca yorumlardan gördüğüm kadarıyla tsk ya 25 yıl hizmet edipte iyi şeyler söyleyen emeklilerimiz yok gibi demekki benim tezim doğru "başka hiç bir kurum yokturki kendisine 25-30 yıl hizmet edipte kurumuna düşman olan personel yetiştiren" paşalanm kendileri bilir astsblara üvey muamelesi yapmaya devam etsinler. En kötüsü nedir bilirmisiniz insa aynı ortamı paylaştığı zümreyi kendisine düşman etmesidir.

Okurdan Mektup

aydinlikDeğerli Aydınlıkçılar

Sorunlarımızı, bizlere yapılan adaletsizlikleri ve çözüm önerilerimizi tüm yetkili birimlere E.Astsubaylar Güçbirliği Platform sözcümüz Sayın Ersen Gürpınar'la gazetenizden sayın Gökçen Beyaz Hanımefendinin yapmış olduğunu özel söyleşinin emekten, ezilenden yana olan ve çıktığı günden bu yana kesintisiz aldığım gazeteniz tarafından da 15 Nisan Pazar günü yayınlanmasına hayli memnun oldum, çok teşekkürler. Sesimizin bir kez daha duyulmasını sağlayan Aydınlık Gazetesi'ne minnet duygularımı ifade ediyorum.

Ülkemizin ve dünyanın genel durumunu yakınen izliyoruz. Hayli endişe duyduğumuz konu var ülkemizde. Özellikle antiemperyalist ve ulusalcı yurtseverlere karşı sanki bir karşı cephe oluşturulmuş gibi!

TSK'ya bilinçli ve kasıtlı yapılan saldırılar...

Çeşitli ad altında yapılan yargılamalar...

Yürek yakan uzun tutukluluklar...

Birkaç görsel ve yazılı yayın organı haricinde medyanın bilinçli ve kasıtlı olarak bitirilmesi...

Ülkemizdeki terör devam ederken ve bir çözüm bulunamazken komşu ülkelerle savaşın eşiğine getirilmemiz...

İşsizlik, geçim derdi, pahalılık, halkımızın uyuması, varsıllar bedel ödeyip yırtarken yoksul halk çocuklarının terör yüzünden birer birer şehit düşmesi, uzuvlarını kaybederek gazi olması, zam, zam, zam... Söylemeye bile gerek yok. İlk aklıma gelenler.

Umarım ve dilerim ki bu kara günler de en kısa surede geçerek aydınlığa kavuşacaktır.

Kurumları adaletsizlikleri eleştirenler değil bu adaletsizlikleri, haksızlıkları yapanlar yıpratır! Biz astsubaylar ve emeklilerine de toplumun bilmediği bir çok konularda yıllardır anayasaya aykırı adaletsizlikler yapılmaktadır. Anaysamızın 10. maddesi "Hiçbir zümreye ayrıcalık ve imtiyaz yapılamaz'' demesine ve yapılmasına rağmen bizler başkaları gibi ayrımcılık değil, bize yapılan adaletsizliklerin, haksızlıkların iadesini talep ediyoruz. Yıllardır sırtımızdaki hançeri görmezden gelenler ayağına diken batınca bugün feryat ediyorlar!... Adaletsizliğe uğrayan her kim olursa olsun yanında olmak her şeyden önce insan olmanında gereğidir! Ancak adalet herkese eşit uygulanmalıdır. Adaletin olmadığı yerde demokrasiden söz edilebilir mi? Bizlere yapılan haksızlıklar gazetenizde yayınlananlarla sınırlı değildir. Haksızlıklarla karşı karşıya bırakıldığımız hayli sorunumuz vardır.

Bu nedenle lütfen yazınızın devamının da yayınlatılmasını sağlayınız. Bu adaletsizlikler giderilinceye kadar mücadelemizi tüm yasal platformlarda sürdüreceğiz. Adaletin terazisi bir gün mutlaka doğru tartacaktır. Onur mücadelemize emek ve destek verenlere selamlar, saygılar.

Mehmet Emin Atılgan, E. Astsubay, İzmir

ELEŞTİRİLER

karikaturMustafa Özkan Söverek, hakaret ederek hak aranmaz. Buradan başlamalı sonra isteklerin maaş artışı şeklinden çok özlük haklarında yoğunlaşması gerek. Bu gazete sabıkalı bir gazete. Mao çizgisinden kemalist militarist çizgiye oturmuş ve şaşılası bir din düşmanlığı var. Tirajına falan girmeyelim..

Nuh öz Derdimizi anlatacak başka yayın organı bulamadı mı arkadaş? Zaten hep yanlış ata oynadığımız değilmi kıçımızın üzerine düştüğümüz, yahu adamlar darbe çığırtkanlığı yapan illegal oluşumu destekleyen bir medya kuruluşu mu bizi savunacak vah vah bunlara bel bağlayanlarada yah...Geçmişte bunların bizi neden desteklediklerini çok iyi biliyoruz..

Melih Dönmez Yanlışsın Nuh Kardeş. Oynayacağımız atdan değil sorun. Ata binmesini bilmememizden kaynaklanıyor. Biz bilmeyen olunca her menfaat be-kentisi içinde olan gelin size ata binmeyi öğretecem diyip bize biniyor. Düzeltilmesi gereken yanlış burda. Biz sadece Aydınlık'ı desteklediğimiz veya her yazısını onayladığımız anlamında bir kastım yok ama eğer ki her alanda tepki ve istemlerimizi duyurabilryorsak ve bu konuda eğer Aydınlık da  biz ve arkadaşlarımıza imkan tanıyorsa kendi adıma minnetlerimi sunarım. Bu arada Sözcü Gazetesi'ne de haksızlık etmeyeyim. Onlara da sonsuz teşekkürler

Hilmi Yılmaz Kalem puştun elinde, sadece hükümeti suçlamak yetmez...

Özcan Savtur Bu röportajları yapacak yürekli gazeteler var mı Hürriyet, Sabah, Milliyet demokrasi havarileri nerdesiniz? Partisine bol bol subay dolduran partiler heey AKP, ÇOK MİLLİYETÇİ MHP, CHP NEREDESİNİZ?

Ibrahim Bayraktar DÜŞMANA NE GEREK BİZ BİZE YETİYOZ VALLA

KAYNAK :Aydınlık Gazetesi - 17.Nisan.2012
TEMAD

Türk Silahlı Kuvvetlerinde çifte standart uygulaması örneği olarak değerlendirilen ve Kurmay, Komkarsu Kursu gören Subay, Birlik Komutanı vb. konumlardaki subaylara ek zam kararını içeren 09.04.2012 tarih ve B.02.O.KKG/135-15/1662 sayılı Kanun hükmündeki kararnamede Astsubayların iyileştirme kapsamı dışında tutulması durumu ile ilgili olarak TEMAD yönetim kurulu toplanarak bir dizi karar almıştır. Karar uygulamaları, meslektaşlarımızla aşamalı olarak paylaşılacaktır.

 

KAYNAK: http://www.temad.org/haber.php?h=fpcdyfps&ref=fb

ersen-gurpinar-aydinlik-roportaj

En büyük sorunları özlük hakları. Emekli Astsubaylar Güçbirliği Platformu Sözcüsü Emekli Personel Başçavuş Ersen Gürpınar'la emekli ve muvazzaf astsubayların sorunlarını konuştuk, bir dokunduk bin ah işittik.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin en büyük yükünü omuzlayan astsubaylar çok ciddi sorunları olduğunu haykırmak için defalarca protesto eylemi düzenledi. Ancak astsubayların sorunları ordunun kanayan bir yarası olarak varlığını sürdürüyor. TSK'da her an her görevi büyük bir özveriyle yerine getiren, kimi zaman eğitimci, kimi zaman komutan, kimi zaman da kahraman bir savaşçı olan astsubayların dertlerini Emekli Astsubaylar Güç-birliği Platformu Sözcüsü Emekli Personel Kıdemli Başçavuş Ersen Gürpınar'dan dinledik

  • Kimdir astsubaylar? Orduda hangi görevleri yerine getirirler?
Biz, Yunan sınırında, Irak sınırında, GABAR Dağında, Bosna'da, Lübnan'dayız. Biz Şemdinli'de, Hakkari'deyiz...

Biz, Türk Silahlı Kuvvetlerinin teknik ve idari kadrosuyuz. Tankların, uçakların, gemilerin, tüm silah ve sistemlerinin bakımı, sevk ve idaresi bizim sorumluluğumuzdadır. Uçağa silahı biz yükler, bakımını biz yapar, uçuşa biz hazır eder, pist başına kadar biz getirir, son kontrolunu biz yaparız. Astsubay yeri geldiğinde işçi, yeri geldiğinde memurdur. Yeri geldiğinde lider ve komutan yeri geldiğinde öğretmendir. Astsubaylar olmadan gemilerin, tankların hareket etmesi, uçakların uçması mümkün olmadığı gibi askerin karnını doyurması da mümkün değildir. İç güvenlikte, asayişte, depremde, sel felaketinde, kargaşada, anarşide, bölücü terörle mücadelede biz hep ön plandayız. Yasaya göre astsubay subayın yardımcısıdır. Subayın görev yaptığı her yerde görev alır. Biz, Yunan sınırında, Irak sınırında, GABAR Dağında, Bosna'da, Lüb-nan'dayız. Biz Şemdinli'de, Hakkari'deyiz...

"En çok şehit ve gazisi olan meslek grubuyuz"
Hiyerarşiye saygılıyız, ne daha fazlasını ne de imtiyaz istiyoruz. Bizler sadece adalet, eşitlik ve insan onuruna saygıyı istiyoruz.
  • Çalışma koşullarını anlatır mısınız?

Mesai saatimiz yoktur. İş bitince gideriz evimize. Ayda ortalama 5 gün 24 saat esasına göre tek kuruş fazla mesai ücreti almadan nöbet tutarız, haftanın bir günü gece eğitimine katılırız. Tatbikatlar, özel görevler bunun dışındadır. Görev gerektiğinde zaman kavramı yoktur. Ayağımızdan postal çıkarmadan, sıcak bir yatak görmeden günlerce 24 saat esasına göre çalıştığımız olur; bu ülke için en cok şehit ve gazisi olan meslek grubu astsubaylardır.

"Çocukların da rütbesi var"
Lisans mezunu subayların bilgisayarla uzaktan eğitimle yüksek lisans yapmaları sağlanmasına rağmen bu haktan assubaylar yararlandırılamaktadır.
  • Astsubaylar orduevlerinden yeterince faydalanamadıklarını söylüyor...

Sosyal tesisler söz konusu olunca subay ve astsubay tamamen birbirinden ayrılır. Aynı yerde yatamaz ve yemek yiyemezler. Orduevlerinden askeri kamplara ve lojmanlara kadar tum sosyal tesislerde hem nitelik yönünden hem sayısal olarak astsubaylara sağlanan imkanlar subaylara tanınan imkanların üçte biri bile değildir. Askerlıkte hiyerarsik yapı gerekli ve hatta zorunludur. Bunu üniforma taşıyan herkes bilir ve kabul eder. Ancak, askeri gazinolarda eşlerin ve çok acıdır ki çocukların da rütbesi vardır. Karşılılı insani saygıdan kimsenin rahatsızlık duyması szö konusu değildir. Ancak, senin baban astsubay sen arka sıraya geç... Benim babam subay senden önde oturacağım, burası subayların sosyal tesisleri sen astsubay eşi çocuğusun giremezsin, benim eşimin rütbesi seninkinden yüksek hizmet önceliği benim mantığı terk edilmelidir.

'OYAK yönetiminde görev alamıyoruz"
  • Emekli subaylar Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK)'nda ve bağlı şirketlerinde görev alabiliyor. Bu astsubay emeklileri için de geçerli mi?

Üyelerinin yüzde 60 ını oluşturan astsubaylar OYAK ve şirketlerinde denetim ve yönetim kurullarında temsil edilmemektedir. OYAK, emekli olanlara birikmiş aidatlanna cüzi bir nema ödeyerek kurumla ilişiklerini kesmektedir. OYAK, adeta emekli general ve subayların istihdam edildiği bir kurum olmuştur, kurum iştiraklerinin yönetim ve denetim kurullarında sayılarımızla orantılı temsil hakkı tanınmalı kurum iştiraklerinde suistimal ve kayırmacılığı önlemek için kesinlikle emekli subay ve astsubay istihdam edilmeyip buralarda belli kriterlere dayanan personele yer verilmelidir. Aynı şekilde emekli subaylara Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı 6 vakıfta yönetim ve idari iş verilirken astsubaylara verilmiyor.  Emekli astsubaylar TSK vakıflarına ait onlarca şirkette de çalışamıyor.

"Subayla astsubay aynı doktora muayene olamaz"
  • Astsubaylar kendilerine askeri hastanelerde de ayırım yapıldığını söylüyor. Bu doğru mu?

Evet doğru. Hastanın emeklinin rütbelisi olur mu? Ancak birçok askeri hastanede A-B-C poliklinik hizmetleri ile subaylar lehine ayrımcılık yapılıyor. Subayın muayene olduğu doktora emekli ve muvazzaf astsubaylar muayene olamıyor.

  • Askeri lojmanlarda durum ne?

Lojman konusu daha da iç karartıcıdır. Subaylann tamamı lojmandan faydalanırken arta kalan lojmanlar astsubaylara verilir, Mevcut lojmanların tahsisinde kalorifersiz eski lojmanlar astsubay ve diğer personele tahsis edilir. Lojman bulamadığı için birçok astsubay ve uzman personel ailelerini Güneydoğu'ya götürmemektedir. Cizre'de güvenliksiz bir ortamda ev tutan iki uzman çavuş, Hakkari'de sokakta, yine Cizre'de sivil evde oturmak zorunda kalan Levent astsubay evini basan PKK'lılarca evlatlarının, eşinin gözü önünde şehit edilmiş evladı ise yaralanmıştır.

"Haklarımızın görüşüldüğü bir kurul yok"
  • Devlet personel planlamasında astsubaylar nasıl statülendirilir?

Üniversite bitirdiği halde 1. derecenin 4. kademesine düşemeyen tek kamu personeli astsubaylardır. Görev koşulları ve sorumlulukları astsubaylarla kıyaslanamayacak birçok devlet memurundan daha alt derece ve kademeden göreve başlatılıyoruz. Tek neden astsubay oluşumuzdur. Bu durum akla, mantığa, anayasaya ve hatta insanlık anlayışına aykırıdır. MYO mezunu Emniyet Hizmetleri, meclis stenograftan, ziraat ev ekonomistleri teknik hizmetleri ile lisans mezunu olan daha birçok devlet memuru 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ortak hükümlerinde belirtilen derece ve kademelerin (görev koşulları dikkate alınarak) bir üst derecesinden göreve başlarlarken bu hak astsubaylardan esirgenmiş, yüksek okul mezunu astsubaylar büro memurları ile aynı derece ve kademeden göreve başlatılmışlardır. Türk Silahlı Kuvvetleri'nden lise mezunu olup, aylığa yükselenler mevcuttur. Daha sonra harp okulları iki, üç ve son olarak dört yıla çıkartılmıştır. Emekli olanların intibakları da yeni duruma göre düzeltilmiştir. Astsubay okulları da yüksekokul seviyesine çıkartılmış olmasına rağmen, intibaklarımız konusunda verilen sözler tutulmamıştır. Kamu düzeninin işleyişi bellidir. Polisin özlük hakları İçişleri Bakanlığı tarafından takip ve teklif edilir. Öğretmenlerin özlük haklarına ilişkin kanun ve teklifler Milli Eğitim Bakanlığı tarafından personel ayırımı yapılmadan tüm personelin hakları korunarak takip edilir. Astsubayların haklarının da Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından takip edilmesi gerekir. Ancak hem görevde olan astsubaylara hem de emeklilerine üvey evlat muamelesi yapılmaktadır. Astsubayların haklarının görüşüldüğü herhangi bir kurul yoktur.

Astsubay üniversite bitirse de kademesi aynı

22-02-2011Bizler subaylarla yan yana hatta daha ağır şartlarda görev yaptık. Subaylara emekli olduklarında ödenen tazminatlar bizlere ödenmiyor. Biz de bu ülkenin üniversitesini bitirdik. Üniversite mezunu tüm devlet memurları 1/4 kademesine kadar yükselirken sadece astsubaylara bu hakkın  verilmemesi ikinci sınıf vatandaş yerine konulmak değil de nedir? Bir astsubay kaç üniversite bitirirse bitirsin 1. sınıf kademesine yükselemiyor, 2. dereceden emekli oluyor. Bu 2 derece arasındaki maaş farkı 400 lira. Aynı süre görev yapan, aynı tahsi süresine  tabi bir emekli subayla bir emekli astsubay kıyaslandığında da aradaki maaş farkı yüzde 300. Astsubaylar kadrosuzluktan emekli olduklarında maaşlarının yüzde 45'i kesiliyor. Subaylar görevdeymiş gibi maaşlarını alıyor.

Bir Albay 42 yaşında emekli olmaya hak kazanırken astsubaylar 48 yaşında emeklilik hakkı kazanıyor. Ayrıca tazminat alamayan emekli devlet memurlarına ödenen 100 liralık tutarın emekli astsubayların maaşlarına da yansıtılmasını istiyoruz."

Danıştay kararına rağmen haksızlıklar devam ediyor

631 sayılı KHK gereği almaları gereken tazminatları alamamaktadırlar. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 631 sayılı KHK özüne aykırı olarak uygulama içeren 2002/3546 sayılı BKK 1'nci maddesinin adil olmadığı gerekçesi ile iptaline karar vermiş olmasına rağmen yei düzenlemede aynı haksızlık devam ettirilmiştir. Bu tazminatı alamayan Emniyet Hizmetleri, MİT görevlileri gibi kamu görevlilerine denge tazminatı ödenmesine rağmen bu hak da astsubaylardan esirgenmiştir.

Aydinlik-AnaSayfaAydinlik-Roportaj

Gökçen BEYAZ-AYDINLIK GAZETESI (15.Nisan.2012)

sabir-tasi

Saygıdeğer Meslektaşlarımız,

Bizler ne  tahsil süremizi, ne müfredat proğramlarını, ne statümüzü kendimiz tayin ve tespit etmedik. 211 Sayılı yasada subayın en yakın yardımcısı olmamız ve assubay ünvanını taşımamıza  rağmen, sanki subayın düşmanı ve rakibiyiz gibi ön yargılarla tahakküme varan sosyal, ekonomik ve insan onuruna aykırı haksızlıklara uğratıldık.

Buna rağmen özveri ile görevimizi tüm şartlarımız zorlayarak yaptık. Haksızlıklarımızın adalet ve vicdan duyguları olan birileri tarafından düzeltileceğini umarak sessizce “kol kırılır, yen içinde kalır” diyerek bekledik ama bu kez kanadımız kırıldı.

Yıllarca haklı taleplerimizin yerine gerileceği “SÖZÜN NAMUS OLDUĞU“ bilincinde olan Genelkurmay Başkanları, Milli Savunma Bakanları tarafından açıklandı. Hâttâ assubay devriminin gerçekleştirileceği için düğmeye basıldığı belirtildi  ama hiçbir zaman gerçekleşmedi!

Her gün yeni bir haksızlıkla karşı karşıyayız. Asgari 25 yıl 9125 gün prim ödememize rağmen aldığımız maaş aşağı yukarı  ilkokul mezunu 3600 gün prim ödeyen diğer SGK üyeleri ile aynıdır.

Bizim terimiz, kanımız şaşal suyu mudur? Şehitlerimiz kaçakçı kadar bu ülkede değer görmeyecek midir? Görevdekiler sicil, tayin, ceza baskısı ile bu haksızlıklara sessiz kalıyor. Sessizliğimiz haksızlıkları kabul ettiğimiz için değil, kurumumuza ve ülkemize olan saygımızdandır. Bu gün ordumuza olan aidiyet duygumuz kaybolmak üzeredir!

Emekliler arasında bir anket yapılsa %90'ımız, ünvanlarımızdan, kimlik kartımızdan vazgeçip 25 yıl kesintisiz bizim düzeyimizden daha düşük prim ödeyen ilkokul mezunu işçi emeklisinin maaş ve haklarını kabul edeceğini belirtecektir.

Bir emirle ölüme gitmedik mi? Çocuklarımızın doğumunda ana, babalarımızın ölümünde bulunamadık. Kardeş ve dostlarımızın iyi ve kötü günlerini görev başında ayrılamadığımızdan paylaşamadık.

Bizden daha ne isteniyor? SABIR mı? Sabredecek sabrımız mı kaldı? Subaylarını NATO ordularının subaylarından bir gömlek üstün seviyeye getirmek için milyon dolarlar harcayan, onların sosyal ve ekonomik haklarını, itibarlarını altın tepside sunan ordumuz bizden NATO ordularının assubaylarının standartını ve haklarımızı neden esirgiyor?

Bunun yanıtını ve haklarımızı istiyoruz. Haklarımız derken, kimse bizim imtiyaz ve daha fazlasını talep ettiğimiz düşünmesin. Biz sadece ve sadece adalet, eşitlik ve insan onuruna saygı istiyoruz.

Değerli meslektaşlarımız, haklarımızı alıncaya kadar sesimizi her platformda duyurmaya, gerektiğinde ses getirecek eylemler yapmaya kararlıyız. Saygılarımızla

NOT: Sesimizi bir kez daha AYDINLIK gazetesinde  15 Nisan 2012 Pazar günü duyuracağız desteklerinizi lütfen esirgemeyin. Haksızlığa sessiz kalmak haksızlık kadar suçtur.

SİTE YÖNETİMİ

ismet-yilmaz

MİLLİ Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, TSK personelinin özlük haklarının düzenlenmesine ilişkin tasarı taslağının Başbakanlığa gönderildiğini açıkladı. Yılmaz “TSK’nın tüm personeli emekliler de dahil olmak üzere özlük haklarında iyileştirme olacak. Subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaş emekli aylıklarına her ay 100 TL ödeme yapılacak” dedi.

Yüksek lisansa kıdem mükafatı

Yılmaz, MHP Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın soru önergesine verdiği yanıtta, TSK mensubu tüm personelin mağdur olmayacağı şekilde emekli personel de dahil olmak üzere özlük haklarında düzenleme yapılması için yürütülen çalışmalar kapsamında, idarenin belirlediği alanlarda yüksek lisans öğrenimi yapan astsubaylara kademe ilerlemesi yaptırılmakla birlikte ayrıca kıdem de verileceğini kaydetti.

Yılmaz şöyle devam etti: “Subay, astsubay, uzman erbaşlardan emekli aylıklarıyla birlikte makam tazminatı ödenmesine hak kazanamamış olanlara her ay emekli aylıklarıyla birlikte 100 lira ayrıca ödeme yapılması hususunda hazırlanan teklif Başbakanlığa sunulmuştur.

Emekli aylıklarında artış nasıl olacak?

Emekli aylığı ve emekli aylığı hesabında da değişikliğe gidileceğini ifade eden Yılmaz, “Birinci dereceden emekli maaşı alanlarla ikinci dereceden emekli maaşı alanlar arasındaki farklılığın giderilebilmesi maksadıyla hazırlanan taslak ile emekli olan personelin emekli aylıklarının hesabında en yüksek devlet memura aylığı brüt tutarının yüzde 70 oranı yüzde 110’a çıkartılacaktır” bilgisini verdi. NEVİN BİLGİN

KAYNAK:http://www.memurlar.net/haber/221035
oyaktan-talepler
Değerli Meslektaşlarımız,

OYAK konusunda 'kendilerine imtiyaz tanınan üyeler dışında' hiç bir personelin mutlu olmadığını biliyoruz. OYAK, bir yardımlaşma kurumudur. Kurum kendi sitesinde misyon ve gayelerini açıklarken "205 sayılı yasa ile OYAK üyelerine T.C. Anayasasının öngördüğü Sosyal Güvenlik Sistemi dışında güvenceler sağlamak" olarak belirtmektedir. Genel Müdür ise yaptığı açıklamalar da  "OYAK’ın işinin üyelerinin yarınlarını garanti altına almak olduğu"nu belirtmektedir!

Peki bu amaç ve görevlerin gerçekleştiğini söyleyebilir miyiz? Elbette HAYIR.

OYAK, 1961 yılında kuruldu. O tarihteki ağabeylerimiz kurumun ilk temelini attılar. Kurum yıllar içerisinde büyüyerek dev bir holding halini aldı. Her yeni emekli üye bir öncekinden daha avantajlı oldu. Oysa hepimiz aynı şartlarda kuruma üye olduk!

OYAK bizlerin aidatları ile kurduğu şirketlerin gelirlerinin tamamını bizlere yansıtmadı. Büyük bölümünü yeni iştirakler için kullandı (büyümesi için bu gerekli idi). Bu nedenle, tüm kurum iştiraklerinde haklarımız vardır.
Bugün kurumda olan üyeler bu sistemi savunabilirler ama yarın onlar veya mirascılarının da şikayette bulunmaları kaçınılmazdır. Nemalandırma belli bir sistemle değil, şansa dayalı yürütülmektedir. Örneğin, OYAK Bank bir gecekondu fiatına satın alınırken sistemde olan üyeler, 2006 yılında kurumdan ilişiğini kesmiş ise 2007 yılında satılıp gelirden elde edilen %50 nemadan yararlanamamışlardır! Yine aynı şekilde OYAK satışından nema alan üye ileride OYAK RENAULT veya ERDEMİR satıldığında sistemde değilse bunun nemasından yararlanamayacaktır. Bu durumda; OYAK sosyal güvenlik kuruluşu değil, bir lotarya kuruluşu durumundadır.
Bugün OYAK üyelerinin brüt maaşlarından her ay %10 aidat almaktadır ve kazanımları bellidir. Mevcut diğer birçok yardımlaşma sandığı (örneğin Merkez Bankası, İş Bankası ) üyelerine aldıkları emekli maaşından fazla maaş bağlamaktadır. Aynı birikimi bir emeklilik fonunda değerlendirsek, kazancımızın daha fazla olacağı kesindir.

Haklı taleplerimizin karşılanmasını sağlamayıp kurumumuzu yıpratmayı amaçlayan çevrelere izin verilmemesini sağlamak kararlılığındayız.

Sonuç olarak; kuruluşundan itibaren kurumun öz varlıklarında hakkı olan üyelere katılımları nispetinde hisse senedi verilmeli, dileyen arkadaşlarımız birikimlerini ayrıca kurumda değerlendirmelidir. Kurum iştiraklerinde himaye ve iltiması önlemek için kesinlikle emekli TSK mensubu görevlendirilmemeli, kurumun iştiraklerinin yönetim ve denetim kurullarında belli kriterlere göre üye sayısı ile orantılı görevlendirme yapılarak kurumumuzun yönetiminde söz sahibi olmamız sağlanmalıdır.

Bu hususların temini için, 21 Nisanda Temsilciler kurulu ve 5 Mayısta  toplanacak Oyak Genel Kurulu'nda değerlendirmek üzere, aşağıdaki metni Oyak ve Genelkurmay Başkanlığı'na göndererek taleplerimizin karşılanmasını sağlayacağız. Vereceğiniz destek için teşekkür ediyoruz.


Sevgi ve saygılarımızla.

SİTE YÖNETİMİ
NOT: İlgili bölüme isminizi, sınıf ve rütbenizi yazıp (arzu edenler isminin yanına T.C. NO'sunu yazabilirler) GÖNDER tuşuna bastığınızda, dilekçeniz Genelkurmay ve OYAK’a gönderilmiş olacaktır.
ORDU YARDIMLAŞMA KURUMU YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞINAA N K A R A

1961 yılında 205 sayılı yasa ile TSK mensuplarına sosyal yardım amacı ile kurulmuş OYAK‘ın görevi "T.C. Anayasasının öngördüğü sosyal güvenlik kapsamında ve ana sosyal güvenlik kurumundan (SGK) ayrı olarak üyelerine güvenceler sağlamak" olarak belirtilmiş, Genel Müdür'ün açıklamalarında ise kurumun işinin "üyelerin yarınlarını garanti altına almak" olduğu söylenmiştir.

Ne yazık ki, kurum bu görevini tüm üyelere adil ve eşit bir şekilde yerine getirememiştir !

1961 yılında 65.000 üye ile kurulan Oyak'ın üye sayısı 2010 yılında 250 bine ulaşmıştır. Küçük bir şirket olarak faaliyete başlayan Oyak, üye sayısı ile birlikte büyümüş ve bugün Türkiye’nin sayılı holdingleri arasına girmiştir.

Bu duruma paralel olarak; yıllara göre yapılan ödemeler bir önceki döneme göre haksızlıklar içermektedir. Aynı şartlar ve sürede kuruma üye olanlar arasında yıllara göre nemalarda büyük farklılıklar oluşmuştur!

Örneğin; bir gecekondu fiyatına banka satın alınmış ve sonrasında önemli sayılabilecek bir kârla satılmıştır. Kurumun gelişmesine ve o bankayı satın alabilecek güce kavuşmasına yıllarca katkı sağlayan bir üye, sistemden bankanın satıldığı tarihten bir yıl önce (2006 yılında) ayrıldı ise satıştan elde eldilen kâr olan % 50 nemadan yararlanamamıştır. Banka 2008 yılında satılmış olsaydı, bu sefer de 2007 yılında yararlanmış ve ayrılmış olan aynı üye, yüksek nemadan yararlanamayacaktı!

Bankanın satıldığı 2007 yılından önce emekli olan bir üyenin "benim zamanımda OYAK RENAULT satılmadıysa, ben kendimi şanssız mı hissetmeliyim?" sorusuna verilecek yasal bir yanıt yoktur. "OYAK, bir yardımlaşma kurumu mu yoksa bir lotarya kuruluşu mudur?" sorusu üyeler tarafından sorulmaktadır.

Kurumun en güçlü iştiraklerinden olan Erdemir'in satın alınmasına sistemde olanlar katkı sağlamıştır. Bunlar bu yıl sistemden ayrılmış olsalar ve Erdemir 1-2 yıl sonra satılmış olsa elde edilecek nemadan yararlanamayacaklardır! Bunun adalete, eşitliğe ve kurumun amaçlarına uygun olduğunu söylemek mümkün müdür ?..

1993 yılında kurum üyeliği 21 yıl olan bir emekli assubay dolar bazında 2650 dolar, 1998 yılında emekli olan 26 yıllık bir assubay ortalama 4.000 dolar emekli ikramiyesi alırken, bugün emekli olan ve 21 yıllık üyeliği bulunan bir assubay 62.000 dolar almaktadır. Bu durumda, bugün sisteme giren bir assubay 20 yıl sonra asgari 100.000 dolar alacaktır. Aynı süre ve şartlarda kuruma  üye olup, şu an sistemde bulunan 1970 mezunu ile 1980 mezunu personel arasında büyük farklılıklar vardır. Bunu hangi değer yargısı ile haklı gösterebilirsiniz?

Bu örneklerden de görüldüğü gibi, kurum üyelerine eşit ve adil davranmamaktadır. Bugün Oyak kadar aidat almayan bir çok kurumun yardımlaşma sandıkları üyelerine aylıklarından fazla maaş vermektedir. Yine aynı şekilde, emeklilik fonlarının getirileri Oyak’tan fazla olmaktadır.

Kurumumuzun tüzel kişiliğine saygılıyız. Bu konuda yapılan menfi çalışmaların hep karşısında olduk. Ancak, kurumumuzun da bizlere sahip çıkmasını istiyoruz.

Bu adaletsizliklerin giderilmesine yönelik taleplerimiz şunlardır:

1.Kurum varlıklarının oluşumunda, kuruluşundan itibaren yer almış tüm üyelerin hakları vardır. OYAK adil bir sisteme geçmek için öncelikle 'kendi bilançosunda ayırdığı gibi' OYAK ve İŞTİRAKLER sistemini hayata geçirmelidir. OYAK’tan ayrılan bir üye iştiraklerden de ayrılmış sayılmalıdır. O kişiye, çalıştığı dönemdeki iştiraklerin özvarlıklarının ulaştığı boyut kadar hisse senedi verilmelidir.

Hisse senedi konusunda örnek vermek gerekirse; kişi göreve başlayıp kuruma üye olduğu tarihte kurumun özkaynağının 12 Milyar TL. olduğunu varsayalım. O kişi 25 yıl sonra emekli olurken özkaynak 25 Milyar TL' ye ulaşmış ise, OYAK o üyeye aradaki 13 milyar TL.'lik farkı, özvarlığın son bilanço tarihindeki personel sayısı ile katılım oranını dikkate alarak çıkan sonuca göre hisse senedi olarak vermelidir. Bu hesabın yapılması, uzmanlar ve mali müşavirler tarafından oluşturulacak bir sistemle mümkündür. Dileyen üye birikimlerini yine EMS ve BDES' de değerlendirebilir.

2.OYAK iştiraklerinde hiç bir emekli personel çalıştırılmamalıdır. Bu konu hassastır ki, beraberinde himayecilik ve iltiması getirir. Karşılığı yüksek bir yapılanma için, piyasa kurallarına uygun idareci ve personel alımından asla taviz verilmemelidir. Kurumun sahipleri olan üyeler ise, sayıları ile orantılı olarak şirketlerin yönetim ve denetim kurullarında görevlendirilmelidir.

3."Üye menfaatine" denilerek mevzuat değişikliği ile  BDES üyelerinin sistemden çıkışına izin verildiğine göre, çeşitli nedenlerle EMS sistemine girememiş, fakat bu konuda istekli olan üyelere yeni bir imkan sağlanmasını da arz ve talep ediyorum.

Saygılarımla.

NOT: Bu dilekçenin bir nüshası gereğinin yapılmasına katkı sağlaması amacıyla Genelkurmay Başkanlığına bilgi olarak sunulmuştur.

Adı ve Soyadı :

Snf.ve Rütbesi :

Değerli Meslektaşlarımız, OYAK konusunda kendilerine imtiyaz tanınan üyeler dışında hiçbir personelin mutlu olmadığını biliyoruz. OYAK, bir yardımlaşma kurumudur. Kurumun kendi sitesinde misyon ve gayeleri açıklanırken 205 sayılı yasa OYAK üyelerine T.C.Anayasasının öngördüğü Sosyal Güvenlik Sistemi dışında güvenceler sağlamaktadır. Gn.Md.açıklamalarında ise OYAK’ın işinin üyelerinin yarınlarını garanti altına almak olduğunu belirtmektedir! Peki bu amaç ve görevlerin gerçekleştiğini söyleyebilir miyiz? Elbette HAYIR. OYAK, 1961 yılında kuruldu o tarihteki ağabeylerimiz kurumun ilk temelini attılar, kurum yıllar içerisinde büyüyerek dev bir holding halini aldı,her yeni emekli üye bir öncekinden daha avantajlı oldu, oysa hepimiz aynı şartlarda kuruma üye olduk.OYAK bizlerin aidatları ile kurduğu şirketlerin gelirlerinin tamamını bizlere yansıtmadı büyük bölümünü yeni iştirakler için kullandı (Büyümesi için bu gerekli idi) bu nedenle tüm kurum iştiraklerinde haklarımız vardır. Bugün kurumda olan üyeler bu sistemi savunabilirler ama yarın onlar veya mirascılarının da şikayette bulunmaları kaçınılmazdır. Nemalandırma belli bir sistemle değil şansa dayalı yürütülmektedir; örneğin OYAK Bank bir gecekondu fiatına satın alındığında sistemde olan üyeler 2006 yılında kurumdan ilişiğini kesmiş ise 2007 yılında satılan gelirden elde edilen %50 nemadan yararlanamamışlardır, yine aynı şekilde OYAK satışından nema alan üye ileride OYAK RENAULT veya ERDEMİR satıldığında sistemde değilse bunun nemasından yararlanamayacaktır, bu durumda OYAK sosyal güvenlik kuruluşu değil bir rotary kuruluşu durumundadır. Bugün OYAK üyelerinin brüt maaşlarından her ay %10 aidat almaktadır ve kazanımları bellidir, mevcut diğer birçok yardımlaşma sandığı (Örneğin Merkez Bankası, İş Bankası ) üyelerine aldıkları emekli maaşından fazla maaş bağlamaktadır, aynı birikimi bir emeklilik fonunda değerlendirsek kazancımızın daha fazla olacağı kesindir. Haklı taleplerimizin karşılanmasını sağlamayıp kurumumuzu yıpratmayı amaçlayan çevrelere izin verilmemesini sağlamak kararlılığındayız. SONUÇ OLARAK . Kuruluşundan itibaren kurumun öz varlıklarında hakkı olan üyelere katılımları nispetinde hisse senedi verilmeli dileyen arkadaşlarımız birikimlerini ayrıca kurumda değerlendirmelidir. Kurum iştiraklerinde himaye ve iltiması önlemek için kesinlikle emekli TSK mensubu görevlendirilmemeli, kurumun iştiraklerinin yönetim ve denetim kurullarında belli kriterlere göre üye sayısı ile orantılı görevlendirme yapılarak kurumumuzun yönetiminde söz sahibi olmamız sağlanmalıdır. BU HUSUSLARIN TEMİNİ İÇİN 9 NİSAN'DA TOPLANACAK OYAK GENEL KURULUNA DEĞERLENDİRMEK ÜZERE AŞAĞIDAKİ METNİ OYAK VE GENELKURMAY BAŞKANLIĞINA GÖNDEREREK TALEPLERİMİZİN KARŞILANMASINI SAĞLAYACAĞIZ. DESTEĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUZ. Sevgi ve saygılarımızla. SİTE YÖNETİMİ NOT. İlgili bölüme adınızı,soyadınızı sınıf ve rütbenizi yazıp (Arzu edenler Adı,Soyadının yanına Vatandaşlık Numaralarını yazabilirler) GÖNDER tuşuna basınca dilekçeniz Genelkurmay ve OYAK’a gönderilmiş olacaktır. ORDU YARDIMLAŞMA KURUMU YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞINA A N K A R A 1961 yılında 205 sayılı yasa ile üyelerine sosyal yardım amacı ile kurulan OYAK ‘ın görevinin "üyelerine T.C. Anayasasının öngördüğü sosyal güvenlik kapsamında ve ana sosyal güvenlik kurumundan (SGK) ayrı güvenceler sağlamak",genel müdürün açıklamalarında ise kurumun işinin "üyelerin yarınlarını garanti altına almak" olduğu belirtilmektedir. Kurum bu görevini tüm üyelere adil ve eşit bir şekilde yerine ne yazık ki getirememiştir... 1961 yılında 65.000 üye ile kurulan kurumdaki üye sayısı 2010 yılında 250 bine ulaşmış üye sayısı ile birlikte büyüyen ve küçük bir şirket olarak faaliyete başlayan OYAK bugün Türkiye’nin sayılı holdingleri arasına girmiştir. Buna paralel olarak ilerleyen yıllarda yapılan ödemeler bir önceki döneme göre haksızlıklar içermektedir. Aynı şartlarda ve sürede kuruma üye olanlar arasında yıllara göre nemalarda büyük farklılıklar oluşmuştur. Örneğin bir gecekondu fiatına alınan banka’nın gelişmesine yıllarca katkı sağlayan bir üye sistemden bankanın satıldığı tarihten bir yıl önce 1996 yılında ayrıldı ise satıştan elde eldilen kâr dolayısı ile % 50 nemadan yararlanamamıştır, aynı şekilde banka 1998 yılında satılmış olsaydı bu kez 1997 yılında nemadan faydalanan ve 1997 yılında ayrılan aynı üye yüksek nemadan yararlanamayacaktı... Şimdi bankanın satıldığı 1997 yılından önce emekli olan bir üye "benim zamanında OYAK RENAULT satılmadıysa ben kendimi şanssız mı hissetmeliyim" sorusuna verilecek yasal bir yanıt yoktur. "OYAK, bir yardımlaşma kurumu mu yoksa bir rotary kuruluşu mudur" sorusu üyeler tarafından sorulmaktadır. Kurumun en güçlü iştiraklerinden ERDEMİR satın alındığında sistemde olanlar buna katkı sağlamıştır, bunlar bu yıl sistemden ayrılsalar Erdemir 1-2 yıl sonra satılsa elde edilecek nemadan yararlanamayacaklardır! Bunun adalete,eşitliğe ve kurumun amaçlarına uygun olduğunu söylemek mümkün müdür ?.. Kurumda 21 yıl üye olan 1993 yılında emekli bir asb. dolar bazında 2650 dolar ,1998 yılında emekli olan 26 yıllık bir asb.ortalama 4.000 dolar emekli ikramiyesi alırken bugün emekli olan 21 yılllık üye asb. 62.000 dolar almaktadır, bugün sisteme giren bir asb. 20 yıl sonra asgari 100.000 dolar alacaktır. Bunu hangi değer yargısı ile haklı gösterebilirsiniz ? Bu örneklerden görüldüğü gibi kurum üyelerine eşit ve adil davranmamıştır. Bugün OYAK kadar aidat almayan birçok kurumun yardımlaşma sandıkları üyelerine aylıklarından fazla maaş vermekte yine aynı şekilde emeklilik fonlarınının getirileri OYAK’tan fazla olmaktadır. Kurumumuzun Tüzel kişiliğine saygılıyız, bu konuda yapılan menfi çalışmaların karşısında olduk ancak kurumumuzun da bizlere sahip çıkmasını istiyoruz. TALEPLERİMİZ : 1.Kurum varlıklarında kuruluşundan itibaren tüm üyelerin hakları vardır; OYAK adil bir sisteme geçmek istiyorsa öncelikle kendi blançosunda ayırdığı gibi OYAK ve İŞTİRAKLER sistemini hayata geçirmelidir. OYAK’tan ayrılan bir üye iştiraklerden de ayrılmış sayılmalıdır, o kişiye çalıştığı dönemde iştiraklerin özvarlıklarının ulaştığı boyut farkı kadar hisse senedi verilmelidir. Hisse senedi konusunda örnek: Bir kişi göreve başlayıp üye olduğu tarihte öz kaynak 12 Milyar TL ise kişi 25 yıl sonra emekli olurken öz kaynak 25 Milyar TL' ye ulaşmış ise OYAK o üyeye artan 13 milyar liralık öz varlığın son blanço tarihindeki personel sayısı ve katılım oranları dikkate alınarak çıkan hesaplamaya göre hisse senedi verilmesi gerekmektedir. Bunun hesabı hesap uzmanları ve mali müşavirler tarafından oluşturulacak bir sistemle mümkündür. Dileyen üye birikimlerini yine EMS ve BDES' de değerlendirmelidir. 2.OYAK iştiraklerinde hiçbir emekli personel çalıştırılmamalıdır. Bu konu hassastır ve beraberinde himayecilik ve iltiması getirir. Karşılığı yüksek bir yapılanma için piyasa kurallarına uygun idareci ve personel alımından taviz verilmemelidir. Kurumun sahipleri olan üyelerin belli kriterlerle sayıları ile orantılı şirketlerin yönetim ve denetim kurullarında görevlendirilmeleri sağlanmasını arz ve talep ediyorum.. Saygılarımla. NOT. Bu dilekçe gereğinin sağlanması için Genelkurmay Başkanlığına bilgi olarak sunulmuştur. Adı ve Soyadı : Snf.ve Rütbesi :
sevincli-haber

Saygıdeğer Meslektaşlarımız

Bir önceki yazımızda ülkemize olan sadakatimizi terimiz, kanımız ve canımızla ispat ettiğimizi, talebimizin hiç bir zaman imtiyaz ve ayrıcalık olmadığını, ama bize anayasa ve AİHS' de belirtilen haklarımızın esirgendiğini, ön yargılarla tahakküme varan sosyal ve ekonomik haksızlıklara uğratıldığımızı, kurumumuza olan saygımız nedeniyle "kol kırılır yen içinde kalır" dediğimizde de bu kez kanadımızın kırıldığını, bu haksızlıklar karşısında artık susmayıp yasal haklarımızın savunucusu olacağımızı belirtmiş, yapılan çalışmalar sonucu gasp edilen bazı haklarımızın iadesi yönünde olumlu bilgiler aldığımızı size duyurmuştuk.

Bizim tek yasal temsilcimiz olan TEMAD’ın eski yöneticileri ne yazık ki bizim bu rüzgarımızdan faydalanamadılır. Üstelik, sayıları bir elin parmakları kadar olan yandaşları ve statükodan vazgeçmeyen, postal zihniyetinden kurtulamayan şube yönetimleri ile sürekli umutlarımızı istismar ettiler! Mücadeleye katkıdan ziyade engel oldular. Lokal işletmeciğini topluma hizmet sananlara rağmen, özverili arkadaşlarımızla amatör bir ruhla ama kararlılıkla sesimizi duyurduk. Bir çok taşın yerinden oynamasını sağladık.

TEMAD seçimlerinde bu zihniyetin değişmesi bizim kararlılığımızın bir başarısıdır. Sn.Ahmet KESER başkanlığındaki yönetim göreve gelir gelmez özverili bir şekilde çalışmaya başladığını  “az laf çok iş” prensibi ve kararlılıkla haklı taleplerimizi Genelkurmay ve siyasiler nezninde savunmaya ve sonuç almaya  devam ettiğini biliyoruz.

(Bu sitenin üyelerini tenzih ediyoruz. Sizler zaten bu sitenin üyesi olarak mücadeleye destek çalışmalarına katıldınız. Bu konuda kararlılığınızı belli ettiniz. Sağ olun, var olun...) Ne yazık ki, kişisel kavgaları ve hesapları olanlar, yeni seçilen bu yönetimi daha işin başında mesnetsiz eleştirmeye devam ettiklerini üzüntü ile izliyoruz! Mücadele, hislerle değil akıl, mantık ve kararlılıkla yapılır. Lütfen, bu tür olumsuzluklarda bulunanları ciddiye almayıp, yasal temsilcimiz TEMAD Gn.Merkezine her türlü maddi ve manevi desteği sunarak çalışmalarına katkı sağlayalım. Eleştirilmesi gereken konular olursa, hiç kimse merak etmesin en acımasız ama yapıcı eleştirilerimizi de yapmaktan çekinmeyiz.

Değerli Meslektaşlarımız,

Bizim yıllardır süre gelen sosyal ve ekonomik haksızlıklarımızın kısa sürede giderilmesini beklemek fazla iyimserlik olur ama biz kararlıyız. Çünkü, taleplerimiz imtiyaz değil  adalet, eşitlik ve insan onuruna saygıdır.

Sizlere ekonomik sorunlarımızın önündeki en büyük engelin başlangıç ve bitim derecelerindeki adaletsizlik olduğunu belirtmiştik. TSK dışında tüm kurumların personelinin, göreve başlangıç dereceleri ile yükselecekleri derece ve kademeler, tahsil sürelerine göre tespit edilir. Örneğin; emniyet hizmetlerinde fakülte mezunu polis ve amirler, teknik hizmetlerde teknikerler, mühendisler, eğitim ve öğretim sınıflarındaki öğretmenler aynı derece ve kademeden göreve başlarken, her kuruma örnek olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nde  göreve başlamak hiyerarşiye göre gerçekleşmektedir ki bu  hiç bir değer yargısı ile haklı gösterilemez...

Personelin subay, assubay, uzman jandarma, uzman erbaş statüsünde olması, görevin ve sorumluluğun farklılığını gerektirir. Göreve başlangıç derecesinin ünvana göre değil, aynı tahsile tabi personeli aynı dereceden göreve başlatılması ile sağlanır. Bizler yıllarca diğer kamu personeli için uygulanan bu eşitliği  savunduk. 657 sayılı devlet memurları yasasına tabi, görev koşulları ve sorumlulukları ile bizlerle kıyaslanamayan MYO mezunu emniyet hizmetleri sınıfı, meclis setenoğrafları, ziraat ev ekonomistleri, teknik hizmetler gibi memurlar 9/2 kademeden göreve başlarken assubaylar 9/1 dereceden başlamaktadır. Bunlar ve daha bir çok sınıfa mensup lisans mezunu memurlar ise 8/1' den göreve başlarken, assubaylar 9/3 kademeden göreve başlar. Ayrıca, kendi hesabına görevde iken bu okulları bitirenler ise 'adeta cezalandırılarak!' bir derece alt göstergeden göreve başlatılmaktadır. Bu adaletsizlikleri belirtmiş, bu konuda sağduyu sahibi askeri ve siyasi yetkililerin haksızlığın giderilmesine yönelik yeşil ışık yaktıklarını sizlere müjdelemiştik.

Yıllardır, başta genelkurmay başkanları, siyasi parti liderleri ve hükümet yetkilileri tarafından verilen sözlerin yerine getirilmemesinin bizde yarattığı hayal kırıklığı nedeniyle, arkadaşlarımızın kimisi bu bilgileri 'haklı olarak!' yine asparagas haber olarak değerlendirmiştir.

Şu an, 926 sayılı Askeri Personel Yasasında değişiklikler gündemdedir. Bunun sonucu olarak, bir çok konuda haksızlıkların giderileceğine inanıyoruz. Size daha önce duyurduğumuz gibi; başlangıç derece ve kademelerimizin MYO mezunlarının 9/2, lisans mezunlarının 8/1, lise artı 1 yıllık uzman eğitimi alanların 10/1 dereceden göreve başlamaları, mecburi hizmetin ilk planda 10 yıla çekilmesi konusunda genelkurmay ve hükümet yetkilileri mutabakata varmışlardır. Konu kesinlik kazanmış, teknik çalışmalar başlatılmıştır. Bu bilgi site yönetimimize TEMAD Genel Başkanlığı tarafından da TEYİT edilerek bildirilmiştir.

Kamuoyu ve ilgililere şunu bir kez daha belirtmek istiyoruz: Sitemizde yayınlanan "BİZ KİMİZ, NE İSTİYORUZ?" yazımızda talep ettiğimiz hususlar ile mutabakata varılan başlangıç ve yükseleceğimiz dereceler bize tanınan bir ayrıcalık değildir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 30'uncu maddesinin ortak hükümlerinde, tahsil durumuna göre memuriyete başlangıç dereceleri tespit edilmiştir. Bu derecelerde 'görevin özelliği nedeniyle' bazı hizmet sınıfları personeline üst derece ve kademeler verilmiştir. Daha ağır görev koşullarında ve sorumlulukları bulunan subay ve assubaylara aynı haklar tanınmışken Assubay okullarının yüksek okul seviyesine çıkarılması ve kendi hesabına yüksek okul bitirenlerden bu hakkın esirgenmesi adalete olan inancımızı  ve kurumumuza olan aidiyet duygusunu zedelemişti. Bu hakkın iadesini büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz.

Bugüne kadar süren haksızlıkların giderilmesinde katkıları olan siz değerli meslektaşlarımıza, TEMAD Gn.Mrk. yönetimine, genelkurmay ve hükümet yetkililerine minnettarlığımızı sunar, diğer haklarımız konusunda da aynı hassasiyetin gösterilmesini dileriz.

Saygılarımızla.

iki-perdelik-oyun

Yıl 1919 Temmuz'un 23' ü. Atatürk Erzurum Kongresini açar. Alınan en önemli karalardan biri de ulusal'cı bütün derneklerin tek çatı altında toplanmasıdır. Aynı zamanda İstanbul'da Damat Ferit Paşa Kabinesi iş başındadır ve M.Kemal Paşa'nın bu girişimlerini adeta dünyaya jurnal etmekte "Anadolu'da karışıklık çıktı. Anayasaya aykırı olarak Millet Meclisi adı altında toplantılar yapılıyor. Bu girişimin sivil ve asker görevlilerce yasaklanması gerekir." demektedir. Bunun sonucunda Atatürk'ün derdest edilerek tutuklanıp İstanbul'a gönderilmesi için bir buyruk çıkartılır.

TEMAD Gen.Bşk.lıgı Ankara'dadır. Seçimle işbaşına gelmiş olsa da Gen.Bşk. üyelerinin gözünde neredeyse yasallığını kaybetmiştir. Bir kaç muhalif grup ve bir çok Assubay  devre siteleri kurulmuş hızla kendi aralarında örgütlenmekte ve muhalefet seslerini yükseltmektedir. Bazı muhalifler Merzifon'dan Ankara'ya 320 Km.yürümektedir. İzmir, İstanbul, Antalya ve Anamur'dan gelen sınıf sevdalıları bu yürüyüşü karşılamak için toplanmaktadır. Genel Bşk.lık, çözümü "Onlar, bizden degil" diyerek bertaraf etmeye çalışıp, müttefiklerine güvence vermeye çalışmaktadır.

İstanbul'da bir türlü toplanıp ulusal kurtuluşu saglayacak karaları alamayan ve tamamen müttefik devletler güdümüne giren sadece İstanbul'u, Padişah ve halifeyi kormaya ve kurtarmaya yönelik bir çalışma içine giren Ferit Paşa Hükümeti Atatürk liderligindeki Temsilciler Heyetinin aldıgı İstanbul ile Anadolu'nun irtibatının kesilmesi kararı sonrası 2 Ekim 1919'da  istifa eder. Yerine aynı gün Ali Rıza Paşa hükümeti kurulur. Temsilciler heyeti A.Rıza Paşa hükümetiyle Cemal Paşa aracılıgı ile diyaloga geçer. Ulusun bagımsızlıgı ve hakları için kendilerine azami destegi verecegini taahüt eder. Bütün örgüte bunu bir bildiri ile iletir. Yeter ki İstanbul Hükümeti Ulusal güçlerin kendisine yardımcı olması için kuruldugunu kabul etsin. Kendilerini müttefik devletlerine "Onlar muhalifler,bizden degiller." diye jurnallemesin.

TEMAD Gen. Mrk.nin bir türlü radikal kararlar alarak gittikçe karmaşık bir hal alan sınıfsal sorunlarımızı çözememesi tabanda huzursuzluk yaratır. Bunun dogal sonucu olarak kurulan sitelerden biri öne çıkar ve TEMAD Gen.Mrk.ne "Biz size yardımcı olmak için varız. TEMAD bir deniz olsun bizler de O'na akan dereler olalım. Birlikte kurtaralım bu sınıfı." diye bir deklarasyon yayınlar. Ancak Genel Merkez iktidarda olmayı yedi düvelle savaşabilme gücü olarak algılar. Kimi üyelerini ihraç eder kimi duayenlerini küstürür...

Uzun ve kutsal bir isyandan sonra ülke kurtulur. Padişah İngilizlere sıgınır. Cumhuriyet kurulur. Bir çok dogu ülkesi bu inanılmaz zaferi örnek almaya çalışır.

TEMAD olagan seçimlere gider. Başarısız iktidar devrilir. Yeni bir yönetim kurulur. Eski yönetim Ankara dışına çıkamadan Dernekler masası yakalarına yapışır. Eski Genel Başkanın yanında hızlı savunucuları M.E.'ler yoktur. Ki kendisine şu "mesel"i verebilsin.

Sayın Erol keşke NUTUK'u okusaydınız. Padişahlıgın mutlak güç olmadıgını anlasaydınız, kimin yardımcı kimin yardakçı oldugunu belki daha iyi anlardınız. Size uzanan elleri geri çevirmezdiniz.

Ve... Perde kapanır...

NOT: Birinci perde, NUTUK'tan gerçeklere dayanılarak yazılmıştır.
genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

Atilla ABAYLI
TEMAD GENEL BAŞKANINA Sayın genel başkan; Evrensel sistemde gerçekler net görülmelidir. İzmirde il temsilcisi davet üzerine 23 Nisan resepsiyonuna davet edilir. Ve üç kişi eşleri ile bu davete icabet ederler. Şimdiki disiplin kurulu başkanınız ve şimdiki izmir il temsilcisi ve yönetimden biri. Ve yönetimden biri bu etkinliği facebook sayfasında paylaşır.Bu paylaşıma...
Cuma, 14 Ocak 2022
Erol ERTURAN
Herkese merhaba İyi akşamlar Arkadaşlar TEMAD ve diğer sosyal medya hesapları neden yapısal sorunları konuşmazlar ve durumu devamlı gündemde tutup sosyal medyayı hop oturup hop kaldıracak fikir cimnastiği ve oluşturacak ve yapısal sorunlarımızı sistematik bir yapıya büründürmekten maalesef imtina eder durumda olduklarını değerlendirmekteyim sorunlarımız mevzi konular...
Cuma, 07 Ocak 2022
Murat DEMİRKIRAN
Değerli Meslekdaşlarım, Yıllardır önyargılarla haksızlığa uğrayan astsubayların haklarını savunmak için ONUR MÜCADESİ dediğimiz mücadele için birçok arkadaşımız,ağabeyimiz minnet duyduğumuz katlıları ile destek oldular Bu mücadelede bizim öncümüz rehberimiz TEMAD ancak yönetimler bugüne kadar kişisel hesapları ön planda tuttukları için başarı sağlayam...
Çarşamba, 05 Ocak 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ