EMEKLİ ASSUBAYLAR

EMEKLİ ASSUBAYLAR

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'nden son zamanlarda ayrılan personel sayısında artışlar olmuştur. Bu ayrılmaları bir tepki olarak yorumlayanlar çoğunluktadır. Bize göre istisnalar dışında subayların ayrılması kendilerine daha iyi bir gelecek sağlamayı amaçlamaktadır. Assubayların ayrılmaları ise kurumlarına olan güvensizlik ve aidiyet duygusunun kaybolmasıdır. Siz, bir üniforması da kefen olan assubayı büro memuru statüsünde görüp sosyal,ekenomik haksızlıklarının yanı sıra bir de insani haksızlıklara maruz bırakırsanız elbette günü dolunca kaçar gibi ordudan ayrılacaktır. 

TSK komuta kademesi istisnalar dışında subayların yaş hadlerinden emekli olurken üzülmelerini assubayların ise ayrılmak için gün saydıklarını gözardı etmemelidir, konunun temeli burada yatmaktadır. Bu ordudan başka ordumuz yok; ordumuz, adaleti ile milletin ordusu olmak zorundadır. Saygılarımızla.   SİTE YÖNETİMİ 

TSK HAKKINDA İSABETLİ TEŞHİSLERİ İLE TANIDIĞIMIZ SN.PROF.ÜMİT ÖZDAĞ'IN BİR DEĞERLENDİRMESİ 

-

Türk subayı 1

Bu yazının başlığında subay kavramı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli veya emekli bütün general, amiral, subay ve astsubaylar kastedilmiştir. Bu rütbeleri taşıyanların hepsi TÜRK SUBAYIDIR. Bu satırların yazarının uzmanlık alanlarından birisi Türk Ordusu’dur. Doktora tezini ve doçentlik tezini 1924-1960 arasında TSK ve siyaset konusunda yazdım. Bu tarih kesitini “Atatürk ve İnönü Döneminde Ordu-Siyaset İlişkileri” ve “Menderes Döneminde Ordu-Siyaset İlişkileri ve 27 Mayıs İhtilali” başlıklı iki kitap halinde inceledim.

Daha sonra yapmış olduğu, güvenlik ve terörizm konulu çalışmalar da bu satırların yazarının Türk Ordusu’nu akademik düzeyde çalışma ve ilgi alanı yapmaya devam etmesine neden olmuştur. Güvenlik ve terör konusunda yaptığım çalışmalar sırasında yüzlerce general, subay ve astsubay ile binlerce saat konuştum, tartıştım, bilgi aldım, bilgi verdim. Harp Okulu ve Milli Güvenlik Akademisi’nde ders verdim. Bu vesile ile de subaylar ile bir araya geldim.

Türk subayı benim için bir akademik araştırma konusu değil, aynı zamanda bir ailevi husustur. İlk tanıdığım Türk subayı babamdı. Tanımadığım dedem de İstiklal Harbi’nde savaşmış bir süvari binbaşı idi. Sonra babamın yakın arkadaşlarını tanıdım. Alparslan Türkeş, Mustafa Kaplan, Numan Esin, Rıfat Baykal ve diğerleri. Hepsi 27 Mayıs ihtilalini yapan ve radikal çözüm yanlısı oldukları için yurtdışına sürülen subaylardı. Böylece çok değişik zeminlerde subay ne düşünür, nasıl hisseder, nasıl tepki verir içten gözleme ve anlama fırsatım da oldu.

2007 sonrasında TSK’ya karşı siber savaş-psikolojik savaş ve elektronik savaş boyutlarını içeren kapsamlı bir enformasyon savaşı başlatılmıştır. Ergenekon, Balyoz, Casusluk, Atabeyler vs adlarda hukuki süreçlerin politik-psikolojik savaş boyutunu akademik bir ilgi ile olduğu kadar milli bir hassasiyet ile incelediğim bu süreci “Ergenekon Davası ve Türk Ordusu”başlıklı çalışmamda inceledim. Bu çalışma önümüzdeki günlerde yayınlanacak “Ülkesinde Kuşatılan Ordu:Türk Silahlı Kuvvetleri” başlıklı kitabımın da bir parçasını oluşturuyor.

Kısa sayılamayacak bir süreden buyana TSK’ya karşı sürdürülen politik-psikolojik savaşın bir neticesi olarak, TSK’dan istifa eden general, subay ve astsubayların sayısının arttığını üzüntü ile izliyorum. Keza artık emekli olmuş generallerin birbirlerini basın aracılığı ile nasıl suçladıklarını,Balyoz Davası ile ağır bir haksızlığa uğrayan subayların iliklerine kadar hissettikleri haksızlığa isyan ederek, nasıl tepki verdiklerini ve karşı tepkileri üzüntü ile izliyorum. Üzüntüm sadece Türk Ordusuna olan sevgimden kaynaklanmıyor. Üzüntümün daha derinden gelen nedeni, düşman karargahlarında bu yaşananları izleyerek duyulan sevinci tahmin etmem. Düşman istihbarat servislerinin yazdıkları raporlarda Türk subay kadrosunun kendi içinde kavgalı ve bölünmüş, birbirine güvenmeyen bir yapıya sahip olduğu analizlerinin yapılmış olduğunu tahmin etmemden kaynaklanıyor.

YAZININ DEVAMI

 

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=28709

Türk subayı 2

Bütün bunların yanında bir başka üzüntü kaynağım 2007 sonrasında yaşananların gösterdiği gibi Türk subayının ve bir kurum olarak TSK’nın enformasyon savaşının doğasını kavramamış olmasından kaynaklanmaktadır. Oysa enformasyon savaşı, bir tek tankını kaybetmeyen, bir uçağı düşmeyen, bir gemisi batmayan SSCB’yi parçalamıştır. Bugün de uluslararası bir konsept çerçevesinde geliştirilen bir  enformasyon savaşı Türk Ordusu’na karşı en etkili şekilde uygulanmaktadır. TSK ne yazık ki, kendisine karşı uygulanan enformasyon savaşına karşı kendisini etkili bir şekilde korumak için gerekli  karşı konsepti geliştirmekten çok uzaktır. Aksine artık gazete sayfalarından da izlenebileceği gibi her geçen gün biraz daha büyük istifalara, iç çatışma ve gerilime sürüklenmektedir.
Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgede 1992’den buyana büyük jeopolitik değişiklikler devam etmektedir ve önümüzdeki 20 yılda bu jeopolitik değişiklikler daha da kapsamlı bir boyut kazanarak devam edebilir. Irak, Suriye, Suudi Arabistan, Yemen, Libya ve ne yazık ki Türkiye parçalanma potansiyeli taşıyan ülkelerdir. Türk Milleti’nin güçlü, dinamik, öz güveni yüksek bir TSK’ya her zamandan daha fazla ihtiyacı olduğu bir tarihsel kavşağa doğru milletimiz hızla ilerlerken görevdeki veya emekli generallerin, amirallerin, subayların, astsubayların kavga etme, tartışma, birbirini suçlama ve istifa etme lüksü yoktur. 
Bu tavır haksızlıkları, Türk Ordusuna sızmış ajanları, hainleri, karakteri zayıfları, kurulan komploları bilmemek, görmemezlikten gelmek anlamına gelmez. Kaydedilir. İtirazlar, karşı çıkışlar, hak aramalar tarihe ve Türk Milletine yapılmalıdır. Türk Milletinden başka hiçbir kurumun, kişinin, yerin ihanete uğrayanlara sahip çıkması gerekmez. Türk Milleti ve Türk Tarihi zamanı geldiğinde herkesi hak ettiği yere koyacaktır. Ve Türk Milleti Türk Ordusuna kurulan komployu anlamaya başlamıştır. 
Türk Milleti böyle ağır bir jeopolitik karmaşanın içine sürüklenirken, tepki göstermek adına istifa etmek, savaş sırasında görev yerini terk etmek anlamına gelir. TSK’dan her istifa, düşman karargahlarında ve istihbarat merkezlerinde sevinç yaratmaktadır. Oysa yapılması gereken son ana kadar görev yerini korumak, demokratik hukuk devleti bilinci içinde ve demokrasinin Türkiye için bir milli güvenlik doktrini olduğunu, ülkemizin “Dördüncü Ordusu” olduğunu görerek, Türk Milletinin varlığı ve birliğine hizmet etmeye devam etmek olmalıdır. 
Muzaffer Özdağ’ın bir teğmene 1965’te yazdığı bir mektupta ifade ettiği gibi, Türk subayı, ne şövalyedir ne gladyatör. Türk subayı, Türk milletinin istiklal şuurudur.” Bu şuur ile hareket etmeyenler aziz milletimizin istiklalini, Türkiyemizin birliğini ve bütünlüğünü istemeseler de tehlikeye atacaklardır. Unutmayın komutanınız Gazi Mustafa Kemal Atatürk bir heykel değil, bir ruhtur. Bu ruh Mete ile Çin’e, Atilla ile Avrupa’ya, Fatih ile İstanbul’a giren ruhtur. Subay bu ruhtan büyük veya küçük bir parça alandır. 

YAZININ DEVAMI ...

Kaynak:http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=28709

 

 

Değerli meslekdaşlarımız DİSİPLİN astın ve üstün hukukuna riayet ilkesi taşımasına rağmen Askeri disiplin ve ceza yasalarında sadece üst'ün hukukunu korumakta ast'a hukuksuzluğu reva görmektedir. Ayni suçu işleyen üst ve astın ayrı maddelerden yargılanıp farklı cezalar alması hukuk değil hukuksuzluktur. Yasaların ve devletin verdiği rütbeyi kötüye kullanan astlarına hakareti şiar edinen üstlere YARGITAY tokat gibi bir kararla dur demiştir. Basında yer alan haberlere ve daha önceki uygulamaya göre amirin hakaretini sivil mahkeme tazminata hükmetmiştir. Umarız bu ayıp askeri yargıda değişikliği beraberinde getirsin. Haksızlıklara karşı kesinlikle görevdeki arkadaşlarımızın sessiz kalmamaların birkez daha öneriyoruz. Huzur dolu günler diliyoruz. 

                                                                 SİTE ve ASB.GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, komutanın astına hakaretini, görev kusuru kabul etmeyerek, tazminata hükmetti. Emrindeki askere "salak salak iş yapıyorsun", "mal mal ne bakıyorsun öküz müsün" diye hitap eden binbaşının sözlerini kişisel kusur kabul eden yerel mahkemenin kararını yerinde bulan Kurul, binbaşının astsubaya 8 bin TL tazminat ödenmesine karar verdi. Kurul, söz konusu hakaret davasının idareye yöneltmesini ise yerinde bulmadı.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun gündemine gelen davaya konu olay Ankara'da yaşandı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görev yapan Binbaşı M.S.K. hizmet bölük komutanı Yüzbaşıya, Astsubay A.D.'yi atfen "dangalak dangalak iş yapmasın" dedi. Bunun üzerine Yüzbaşı da Astsubay A.D.'ye hitaben "Komutanım D. Astsubay dangalak dangalak iş yapmıyor, verilen emirleri yerine getiriyor" demesi üzerine binbaşı, astsubayı yanına çağırtarak, yüzbaşının yanında "mal mal ne bakıyorsun öküz müsün" diye hitap edip "mıntıkalar niye yapılmadı" diye sordu. Yüzbaşının bahsedilen mıntıka temizliğinin görevinin Astsubayın sorumluluğunda bulunmadığını söylemesi üzerine Binbaşının Astsubay'a "salak salak iş yapıyorsun" şeklindeki sözleri yargının gündemine taşındı. Olay nedeniyle psikolojik tedavi gördüğünü belirten Astsubay, komutanına tazminat davası açtı. Davalı binbaşı ise olayın asker kişiler arasında yaşanması nedeniyle davanın askeri yargının görevi olduğunu belirterek, reddini istedi.

-HAKARET ETMEK GÖREV DEĞİL-

Olay hakkında hazırlanan Askeri İdari Tahkikat Raporu'nda ise bahar ayları nedeniyle otların fazla gelişmesi, sürekli yağmur yağması, asker yetersizliği gibi nedenlerle işlerin yetişmediği ve bu durumun da gerginliklere neden olduğu belirtildi. Sözlerin bilinçsiz olarak sarf edilmiş kelimeler olduğunun ifade edildiği raporda, binbaşının amacının bilinçli olarak astını küçük düşürmek ve hakaret etmek amaçlı olmadığı vurgulandı. İki personelinde olaydan duydukları rahatsızlık ve pişmanlığı dile getirmeleri nedeniyle yasal işlem yapılmasına gerek olmadığı kanaatine varıldığının ifade edildiği raporda, davalı binbaşının yazılı olarak ikaz edilmesine karar verildiği bilgisine yer verildi. Davaya bakan Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi ise davanın hizmet kusuru olmadığını belirtti. Binbaşının sözlerini kişisel kusur olarak kabul eden yerel mahkeme, Binbaşının emrindeki Astsubaya tazminat ödemesine karar verdi. Yerel Mahkemenin kararında "Bazen sınırları çok kesin ve net bir şekilde çizmek imkansız olabilir, bu nedenle kamu görevinin ifası sırasında doğrudan veya dolaylı bir bağlantısı olan her türlü zarar verici davranış için idarenin sorumluluğu kabul edilmelidir" denildi. Hizmetin sunulması sırasında meydana gelen zararın kamu personelinin kişisel kusuruyla oluşabileceğinin belirtildiği kararda, hizmet kusuru ile kişisel kusurlar konusunda örnekler sıralandı. Kişisel kusurun kamu personelinin görevi dışındaki kusurdan kaynaklanıyor ise idarenin değil bizzat kendi sorumluluğunun olması gerektiğinin vurgulandığı kararda, "Davalının davacıya hakaret etmesi görevi ile ilgili olmadığından kişisel kusuru ilişkin bulunduğundan davanın adli yargıda görülmesi gerekmekte" denildi.Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan gelen raporda yer alan ifadeler ile tanıkların ifadesinden iddia edilen hakaret hususunun gerçekleştiğinin sabit olduğuna karar veren yerel mahkeme, sarf edilen sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, Binbaşının Astsubaya 8 bin TL tazminat ödemesine hükmetti.

-KURUL, YEREL MAHKEMEYİ HAKLI BULDU-

Karara itiraz edilince dosya Yargıtay'ın gündemine geldi. Dosyayı inceleyenYargıtay 4. Hukuk Dairesi ise davanın idari yargı yerine ve idareye açılması gerektiğine dikkat çekerek, Binbaşıya husumet yöneltilemeyeceğini belirtti. Husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi yerine, işin esasının çözümlenmesini doğru bulmayan Daire, yerel mahkemenin kararını bozdu. Yargıtay'ın kararıyla dosya yeniden yerel mahkemenin gündemine geldi. Dairenin bozma gerekçesini kabul etmeyen yerel mahkeme ise tazminat kararında direndi. Bunun üzerine dosya Hukuk Genel Kurulu'nun gündeminde incelendi. Kurul da yerel mahkemenin karını yerinde görerek, hakaret etmenin görev olmadığına karar verdi.

Saygıdeğer Üyelerimiz

Cumhuriyetin özü, "bireyin varlığını" kabul eden bir yönetim sistemi oluşudur. Monarşi denilen tek kişi yönetimine dayalı yönetim sistemlerinde, babadan oğula miras kalan "asalet" ya da "kraliyet" her türlü tartışmanın dışında ve üzerindedir. Halk ise "teba" veya "kul" dur. Kral, Hükümdar ya da Sultan, hiç kimseye hesap vermek zorunda olmayan, ama herkesten hesap sorabilen bir konumdadır. "Kul" kesimi ise itaat etmekle yükümlüdür.

Bireyin varlığı kabul edilmediği için, bireylerin oluşturduğu toplumdan da söz etmek mümkün değildir. Halkın tercihleri doğrultusunda bir seçme-seçilme söz konusu olmadığı için, halkın yönetimi etkilemesi de söz konusu olamaz.

Kurtuluş Savaşımız, Fransa'da olduğu gibi bir demokrasi mücadelesi değil, bağımsızlık mücadelesidir, emperyalist ülkelerin işgallerine son vermek için verilen bir mücadeledir. Sözü edilmese de sanki, Kurtuluş Savaşı bir demokrasi mücadelesi gibi algılanır.

Kurtuluş Savaşı'nın hemen ardından kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve arkasından ilan edilen CUMHURİYET, bireyin varlığını kabul ediyor, babadan oğula geçen saltanat dönemine son veriyor, insanın sadece insan olduğu için bir değere sahip olduğunu özellikle vurguluyordu. Cumhuriyet bağımsızlıktır...

Artık, "birey" vardı ve bireyler toplumu oluşturuyor, toplum kendisini yönetecekleri seçiyor, beğenmezse değiştiriyor, seçilenler de gücünü kendisini seçenlerden aldığını biliyor, günü geldiğinde toplum karşısında hesap vereceğinin farkına varıyordu. Padişah babanın oğlu olduğu için padişah olmadığını bilen yöneticiler, halkın sesine kulak vermeyi bir zorunluluk olarak görüyordu.

Bu yıl 90 yaşına basan TÜRKİYE CUMHURİYETİ, Monarşiye son vermiş, aynı zamanda inanç özgürlüğünü getirerek, din sömürüsünün önüne geçmiştir. Din üzerinden beslenen şeyhler, şıhlar, dervişler saltanatına son vermeyi amaçlamıştır.

Ne yazık ki, 90 yıllık Cumhuriyet, şeyhler, şıhlar, dervişler saltanatına son verememiş, padişah heveslilerinin pusuda beklemesine de engel olamamıştır...

İslamda RUHBAN SINIFI olmamasına rağmen, son model otomobillerde gezip, Cumhurbaşkanı gibi korumalarla dolaşan tarikat liderleri gazete manşetlerine yansımakta, tarikat liderinin elini öpmek için uzun kuyruklar oluşmaktadır.

Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiği Türk Gençliği, Cumhuriyetin 90'ıncı yaşını kutlarken, ne yazık ki bazı kesimler tarikat evlerinde Cumhuriyet düşmanı olarak yetiştirilmektedir.

Cumhuriyetten rövanş almak isteyen güçler, Sevr heveslileri ile birlikte Cumhuriyetin üzerine çullanmış durumdadır.

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" demek bile suç olmuştur.

Cumhuriyet, hiç bu kadar buruk kutlanmamıştır bu ülkede.

Cumhuriyet, bu zorlu sınavı da geçecektir, bu sınavdan da güçlenerek çıkacaktır...

Emperyalist güçlere başkaldırarak,ülkemizin her tarafında bayrağımızın dalgalanmasının kaynağı olan Laik,Demokratik CUMHURİYET"imizi kuran Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına, vatanımızın bağımsızlığı ve bekası için canlarını veren aziz şehitlerimize ve kanlarını döken kahraman gazilerimize minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.

CUMHURİYETİN 90'INCI YILI ULUSUMUZA KUTLU OLSUN


Site ve Assubaylar Güç Birliği Platformu Yönetimi

ŞENAY ASSUBAY

Ekim 21, 2013

Şenay komutan sıcak takipte

Ordu Mesudiye’nin Çavdar beldesi ve Jandarma Karakolu, Türkiye’nin ilk ve tek kadın komutanına emanet. Kendisi 6 ay önce anne olan Astsubay Üstçavuş Şenay Haydar’ın ilk hedefi, kadına şiddeti bölgesinde ‘sıfır’a indirmek... 

TÜRKİYE’de ilk kez bir kadın karakol komutanı olarak göreve başladı. O kadının adı Şenay Haydar. Henüz 29 yaşında. Annelikle tanışalı ise 6 ay oldu. Jandarma Astsubay Üstçavuş Şenay Haydar, Ordu’nun Mesudiye İlçesi Jandarma Komutanlığı’na bağlı Çavdar Jandarma Karakolu’nun artık yeni komutanı. Şenay Astsubay’ın öncelikli hedefi ise, ‘Kadına Karşı Şiddet’ ile mücadele ve çocuk istismarı...

Şenay Astsubay, en büyük desteği de kendisine bu görevi uygun bulan komutanlarından, eşi Ramazan Haydar’dan, Mesudiye Kaymakamı Lütfullah Ün ve hakim olan eşi Filare Ün’den aldı.

Mesudiye Kaymakamı Lütfullah Ün, hakim eşi Filare Ün ve Astsubay Şenay Haydar, birlikte bir projeye de imza attı. Kadına karşı şiddet ve çocuk istismarı ile mücadele. Şimdilerde bu 3’lü köy köy dolaşarak vatandaşların derdini dinliyor, ev ziyaretlerinde bulunarak sorunları yerinde izliyorlar.

Türkiye’nin ilk ve tek kadın karakol komutanı Şenay Haydar, daha şimdiden Mesudiye halkının sevgilisi oldu. Astsubay Şenay’ı Mesudiye’liler adeta bağırlarına bastı.

Kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı konusunda Mesudiyeli kadınlarla sık sık sohbet eden Şenay Astsubay, kadın hakları konusunda da bilgiler veriyor. Geçen yıl 12 kadına şiddet olayının meydana geldiği Çavdar Jandarma Karakolu sınırları içerisindeki bölgede bu oranı sıfıra düşürmeyi hedefliyor. Karakol komutanı Astsubay Üstçavuş Şenay Haydar 24 saati dolu dolu geçiriyor. Kendi bölgesindeki asayiş, terör ve benzeri olaylarla ilgili çalışmaları da emrindeki astsubay, uzman çavuş ve erlerle birlikte yürütüyor

TOYGUN ATİLLA /HÜRRİYET 

Sene 1871, dönem Osmanlı İmparatorluğu dönemi; daha Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyetini kuracağı hayal bile edilemez. Çünkü Atatürk daha dünyaya bile gelmemiş. Vapurun arkasında dalgalanan bugünkü TÜRK bayrağı; Resmini  ve bilgiyi   SAO grubumuzdan  gönderen arkadaşım O.Nuri Gözüdolu  yazmış, gerçi bazı basında da bu haberleri izledik; haberde bir grup emperyalist uşağı Andımızın  çocuklarını zehirlediğini, Varlığım Türk varlığına armağan olsun dedirtmenin psikolojik faşizm olduğunu, ayrıca Türk bayrağı yerine  tüm milleti temsil eden Osmanlı bayrağının kullanılmasının doğru olacağını savunuyorlarmış (!)

Osmanlı imparatorluğunun 1844 yılına kadar resmi bir bayrağı yok muhtelif sancaklar kullanılıyor. O yıllarda Avrupa devletleri de kendilerine bayrak seçiyorlar; 1844 yılında ilk kez şimdiki bayrağımız Osmanlı milli bayrağı olarak tasarlanıyor; dönem padişah Abdülmecit zamanı, yani son 6 Osmanlı padişahı bu bayrakla karşılanmış. Cumhuriyette aynı bayrakla devam edilmiş, sadece kolay çizilmesi ve estetik olması bakımından yıldızı ortalanmış. Herkesi kendisi gibi enayi sananlar tarihi gerçeklerle yüzleşsinler...

Daha çok özgürlük hepimizin hakkıdır. Demokratikleşme paketinde özgürlüklerin tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kapsamasını, ayrıcalık ve imtiyazların kalktığını görmek isterdik...

Atalarımız "yüz verdik deliye, geldi yaptı halıya" dedikleri gibi amacı bölünme olanlara  taviz verildikçe ayrıcalıklı istekleri bitmeyecektir. İlk kez Türkçe resmi dil olmasın dediler, satılık basın destek verdi; ardından sonsuz özgürlüklerden yana olan iktidarımız  Türkçe resmi dil kalsın ama özel okullarda ana dilde eğitim verilerek resmi dairelerde ana dilini kullananlar için tercümanlar bulunsun dediler. Yeter mi?  Yetmez... Yakında bunlar İstiklal marşımızın da söylenmesine karşı çıkacaklardır. 

Bugün 72 milletten toplananların kurduğu süper güç olan Amerika Birleşik Devletleri'nin tek bayrağı, tek resmi dili, tek ulusal marşı var. Kimse "ben İrlandalıyım, İtalyanım, Portekizliyim, Çinliyim, Yahudiyim, Alman'ım  benim ana  dilim resmi dil olsun bayrağımız farklı olsun, ABD milli marşı yerine  ana vatanımın milli marşı  çalınsın" demiyor, diyemiyor... 

Avrupa'nın göbeğinde AB başkenti olan Brüksel'in başşehir olduğu Belçika'da resmi dil Flemenkçe olmasına, aynı soydan, etnik kökenden gelen Volanların Fransızca dil ısrarı yüzünden parçalanmanın eşiğindeler, keza İspanya aynı sancıları çekiyor.

Bugün Ortadoğu'da ve ülkemizde emelleri olan emperyalistlerin kirli oyunlarını seyrediyoruz.  Kaynaklarını sömürmek için böl, parçala yönet taktiği ile girdikleri ülkelere sefalet, ölüm ve gözyaşı getirdiler...

Emperyalist senaryoları gereği  ülkemizi mezhep çatışması ile bölemediler; Kürt-Türk ayrıcalığı ile bölemediler, o halde Sevr'i hortlatmak için ülkeleri ayakta tutan değerleri ve  birliğinin sembolü olan Dil, Bayrak ve Milli Marş'ımız üzerinden menfaat çeteleri  ile birlikte değerlerimize karşı  çıkarak bölmeyi amaçlıyorlar.  Bu oyunu bozacak kişi, kuruluş ve kurumlar üzerinde ise müthiş bir baskı var...

Atatürk, etnik kökeni ne olursa olsun bu ülkenin vatandaşlarını kucaklamak, herkesin  aynı değerde olduğunu belirtmek için ne mutlu TÜRK olana sözünü değil  "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" sözünü kullanmıştır.

Ülkemizin ve birliğimizin korunması için hepimize düşen görevler var. Ulu önder ATATÜRK bu tehlikeyi yıllar önce gördüğü için Gençliğe Hitabe ile bizleri uyarmıştır. Gençliğe Hitabe'yi bir kez daha okumak ve gereğini yapmak vatanseverliğimizin ve şehitlerimize vefanın bir gereğidir. 

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...

Sevgi ve saygılarımızla . 

SİTE YÖNETİMİ

Basında yer alan habere göre Genelkurmay, askerin ruhsal sağlığından komutanların sorumlu olduğu gerçeğini görüp bu konuda ihmali olanların hapisle cezalandırılacağını belirtmiş. Bu durumda bir üniforması kefen olan assubayları büro memuru statüsünde görüp sosyal,ekonomik ve insani haksızlıklara uğratıp ruh sağlığını bozulmasına neden olanlara astlarını koruyup kollama görevini yerine getirmediklerinden GÖREVİ İHMAL suçundan ceza evi yolu görünmesi gerekmiyor mu? Samimi olsalar ordudaki tüm yetkili komutanlara ceza evi yolu görüldü demektir(!) Kabak yine dönüp dolaşıp assubayların başına patlar merak etmeyin.  ADALET BİRGÜN HERKESE GEREKECEKTİR.

Site Yönetimi


Dayakçı komutana hapis

HÜSEYİN ÖZAY/ANKARA

Mehmetçiğin ruhsal sağlığından komutanların sorumlu olduğuna dikkat çeken Genelkurmay, görevi ihmal eden komutana 2 yıla kadar hapis verileceğini bildirdi

Genelkurmay Başkanlığı’nın, son dönemde artan TSK’daki intihar vakaları üzerine komutanlara “moral muhtırası” verdiği ortaya çıktı. Genelkurmay Başkanlığı’nın kuvvet komutanlıklarına, kuvvet komutanlıklarının da birliklere gönderdiği yazılı talimatta “Mehmetçiğin fiziksel olduğu kadar ruhsal sağlığından da komutanların sorumlu olduğu” vurgulandı. Talimatta askerlerin ruhsal sağlığına dikkat etmeyen komutanların “görevi kötüye kullanma” ve “görevi ihmal” suçları ile cezalandırılacakları kaydedildi. Yine talimatta, söz konusu suçların cezasının da altı ay ile iki yıl arasında hapis olduğu hatırlatıldı.

Taraf ’ın ulaştığı TSK’ya ait yazışmalara göre, Genelkurmay Başkanlığı gündemden düşmeyen intihar olaylarına karşı adeta seferlik ilan etti. Bu çerçevede Genelkurmay Başkanlığı ilk olarak 12 Aralık 2012 tarihli “Psikolojik Sorunlu Personele Yönelik Yapılacak İşlemler” konulu bir emir yayınladı. Genelkurmay’ın söz konusu emri üzerine kuvvet komutanlıkları 2012 yılının sonunda ve 2013 yılı başlarında tüm birliklerine, TSK personelinin psikolojisinin düzgün olması için yapılacak faaliyetlerle ilgili altı maddelik talimat gönderdi.

PSİKOLOJİK DESTEK GEREK

Bu talimatta Genelkurmay Başkanlığı’nın intihar ve intihara teşebbüs olayları ile ilgili inceleme yaptığı belirtildi. Bu inceleme sonucunda vakaların yüzde 85’inde kişilere psikolojik destek sağlanmasının gerektiği tespit edildi. Bu tespitler kapsamında, tüm TSK mensuplarının fiziksel olduğu kadar ruhsal durumlarından da komutanlarının sorumlu olduğu vurgulandı. 

GÖNÜLLÜLÜK ARANMAZ 

Kuvvet komutanlıklarından birliklere gönderilen yazıda, TSK mensuplarının fiziksel ve ruhsal sağlının korunmasının “gönüllülükten” ziyade bir yasal yükümlülük olduğu belirtildi. Ayrıca söz konusu talimatta, kanunların amirlere astlarının morallerini de koruma görevi verdiği vurgulandı. Talimatta, “İlgili kanunların hükümleri, amirlere, astı olan personelin fiziki-ruhi durumlarını daima himaye altında bulundurma ve moralini yüksek tutma sorumluluğu yüklemekte, kanunun 58. maddesinde ise hastalanan askerlerin muayene ve tedavilerine ilişkin hükümler yer almaktadır” dendi.

Söz konusu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde lider personelin, görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçunu işlemiş olacağının belirtildiği talimatın ekinde ise bu suçları işleyen kamu görevlilerinin altı ay ile iki yıl hapis cezası ile cezalandırılacağı hatırlatıldı. Talimatta, komutanların bu konuda dikkatli olması gerektiğinin altı çizildi. 

Dayak ve aşağılanma intihar sebebi 

Şüpheli asker ölümleriyle ilgili Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, son 10 yılda 601 askerin hayatını kaybettiğini, 965 askerin ise intihar ettiğini açıklamıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın İnsan Hakları Raporu’nun Türkiye bölümünde, “Bu intiharların arkasındaki en önemli nedenlerin aşağılama, dayak ve aşırı fiziksel aktivite, gerekli sağlık hizmetlerinden mahrum bırakma, kurumsallaşmış taciz gibi fiziksel istismarlar olduğu belirtiliyor” ifadeleri yer almıştı.

Değerli Okurlarımız, Meslektaşlarımız

Bu yıl ikincisini kutlayacağımız 17 EKİM DÜNYA ASSUBAYLAR günü kutlamalarına destek amacıyla TEMAD Genel Başkanlığı öncülüğünde ve koordinesinde FACEBOOK'ta kurulan grup yönetimi tarafından Site Yönetimimize gönderilen açıklama aşağıdadır. Site yönetimi olarak her türlü desteğe hazırız. Lütfen kişisel desteklerinizi esirgemeyiniz.Sevgi ve saygılarımızla.

17-Ekim-Kapak

TEMAD’a akan dereleriz” sloganıyla bütünleşmiş olan ve bizler, yani assubaylar tarafından kurulmuş olan www.emekliassubaylar.org’un güzide takipçileri, meslektaşlarımız...

Üç aydır değil, bir yıldır değil, beş yıldır değil, on yıldır değil onlarca yıldır camiamızın hizmetinde olan, bu uğurda; emek harcayan, alın teri döken siz meslektaşlarımıza selam ediyoruz.

Yıllardır, As(t)subay özlük hakları için nasıl bir çaba içinde olduğunuzu, ne kadar etkili yol ve yöntemler geliştirdiğinizi ve uyguladığınızı çok yakından takip ediyoruz.

Bizler, emeklisi ve çalışanıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin diğer bütün unsurlarıyla birlikte temel taşları olan astsubay/assubaylarıyız.

www.emekliassubaylar.org sitesi olarak sizlerin de sürekli olarak vurguladığınız üzere; "bizler hakkımız olandan ne bir eksik ne bir fazla bir şey istemiyoruz.” Bizler, özellikle son 20-30 yıl içinde bizden alınanları geri istiyoruz. Bu isteklerimiz, ana başlıklar halinde olsun, tek tek konuların içine girerek olsun binlerce kez hem siteniz hem de diğer yayın kuruluşlarımız vasıtasıyla kamuoyuna ve ilgililere duyurulmuştur.

TEMAD Genel Başkanlığı Yönetim Kurulunun 19 Mart 2012 tarihinde almış olduğu kararla bu yıl ikinci kez kutlanacak olan 17 EKİM DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜ kutlama çalışmalarına katkı ve destek sunmak amacıyla kurulan “17 EKİM DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜ” isimli FACEBOOK grubumuza destek olmanızı ve bu günümüzü coşku ile birlikte kutlamayı diliyoruz.

Amaç birliği içinde olan, olması gereken tüm sızıntıların, derelerin, yollarındaki tüm engellerin kaldırılarak daha güçlü bir şekilde TEMAD’a yönlendirilmesinin, isteklerimizin gerçekleşmesini kolaylaştıracak adımlar olduğunu düşünüyor, saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz.

SESİMİZİ DÜNYA DUYACAK...

 

17 EKİM DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜ
FACEBOOK GRUP YÖNETİMİ

Saygıdeğer Arkadaşlarımız

Her zaman ifade ettiğimiz gibi; Biz bu Ülkeye ve Ordumuza sadakatimizi, özveri ile çalışarak terimiz, kanımız ve canımızla ispat ettik.

Hizmetimizin karşılığını aldık mı? Elbette hayır! Önyargılar ile sosyal, ekonomik ve insani haksızlıklara uğratıldık.

Yasanın tarifinde ve uygulamada subayın en yakın yardımcısı olmamıza rağmen, rakip, hatta bazı art niyetliler tarafından düşmanı gibi görüldük. Sistemi ve yasaları kişisel çıkarları için kullananlar tarafından birçok arkadaşımız baskılara, haksızlıklara uğratıldı

Biz, subaylara altın tepside sunulan ayrıcalıkları, imtiyazı değil, adalet, eşitlik ve insan onuruna saygıyı talep ettik.

Sn. Eski Genelkurmay Başkanı İlker BAŞBUĞ  bizlere sancak önünde sözler verdi. Basına yaptığı açıklamalarda, TSK personeli arasında ayırım yapılmasının söz konusu olmadığını, ordunun büyük bir aile olduğunu vurguladı. Genelkurmay Başkanlığı basın bilgilendirmelerinde ve MSB açıklamalarında adaletin gerçekleşeceği yönünde sözler aldık. Görevi devreden K.K.K Org. Kıvrıkoğlu Ege Ordu Komutanı iken Balçova Şubesinde Ersen Gürpınar’ın  “Çalışma koşullarımızı biliyorsunuz. Bir üniforması da kefen olan assubayların, büro memuru statüsünde görülüp bir çok kamu görevlisinden daha alt kademeden göreve başlatılmasını, KİT işçi emeklisinden daha az maaş almasını  içinize sindiriyormusunuz?” sorusuna “Bu kabul edilemez!”diyerek not almalarına kuvvet komutanı iken adaletin sağlanacağı sözlerine rağmen, haklı taleplerimizin, verilen sözlerin hiç biri  hayata geçmedi.

Yasal taleplerimizi sağır sultana duyurduk bir kez daha yeni göreve gelen kuvvet komutanlarına  aşağıdaki mektup ile iletiyoruz. Arkadaşlarımız Ad  Soyad, Sınıf ve rütbesini yazarak GÖNDER tuşu ile bu mektubu gönderebilir.

Biz haklı taleplerimiz konusunda kararlılığımızı her şeye rağmen sürdüreceğiz;

Bu metni bilgisayar kullanmayan arkadaşlarımızın onayını alarak onlar adına da  ayrıca gönderebilirsiniz.

Onur mücadelesine destek veren arkadaşlarımıza minnettarlığımızı ve saygılarımızı sunuyoruz.

SİTE ve E.ASB.GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU


Kuvvet Komutanlarımıza Açık Mektup

Sn.Kuvvet Komutanımız,

Yıllardır emek verdiğiniz Türk Silahlı Kuvvetleri'nde, en yetkili makam olan Kuvvet Komutanlığı'na atanarak göreve başlamanız nedeniyle sizleri kutluyoruz. Size, ordumuza ve ülkemize hayırlı uğurlu olsun!

Biz assubaylar, bu ülkeye ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yıllarca sadakatla, özveriyle hizmet ettik. Bir üniformamızın da kefen olmasına rağmen,büro memuru statüsünde görülerek mahalle bekçileri, ziraat teknisyenleri, ev ekonomistleri gibi kamu görevlilerinden daha alt kademeden göreve başlatıldık. Hak ettiğimiz tazminatlarımız verilmedi! Emeklilerimiz, KİT işçi emeklilerinden daha az maaş alarak yaşam mücadelesi  vermektedir.

Sosyal ve ekonomik haksızlıklarımızın önlenmesi için 'kol kırılır yen içinde kalır' diye beklerken, ne yazık kanadımız kırıldı. En acısı da bizim haksızlıklarımızın kaynağı kendi kurumumuzdur! Subaylarını NATO subaylarının bir gömlek üzerine çıkarmayı amaçlayan, bunun için milyon dolarlar harcıyan ordumuz, assubaylarından NATO ordusu assubaylarının standartlarını esirgemektedir.

Bizler, hiyerarşiye saygı içersinde kalarak, ordumuza ve ülkemize sadakatimizi terimiz, kanımız ve canımızla ispat ettik. Taleplerimiz adalet, eşitlik ve insan onuruna saygıdan ibarettir. Muhtelif vesilelerle komuta kademesine ilettiğimiz 'sizlerce de malum olan' taleplerimizin karşılanacağına yönelik sözleri verildi. Başbakanlığa, "saldım çayıra mevlam kayıra" misali takip edilmeyen iyileştirme teklifleri sunuldu. Hatta Eski Genelkurmay Başkanı'mız sancak altında haklarımızın verilmesinin yanı sıra reform niteliğinde iyileştirmeler ve düzenlemeler yapılacağının sözünü verdi. Bir ulusal gazete “Assubay Devrimi” diye manşet attı. Ne yazık, dağ fare doğurdu! Olan sadece, sosyal tesislerde bazı bölümlerin düzenlenmesi ve pantolonlardan siyah şeritlerin kaldırılıp şapka sakındıraklarının ise siyahtan sarıya çevrilmesi oldu!

Sonuçta; “Assubay Devrimi” Afrika’daki kabile devletlerinde devrim ne kadar olabilirse, o kadar oldu! Öyle de kaldı.

Haklı taleplerimizin karşılanması, ordudaki personel arasındaki ayrımcılığın sona erip sevgisizlik sarmaşığının büyümemesi için yeni hazırlanan personel yasası bir şanstır. Yürekli, adil bir komutanın önyargılarla oluşan adaletsizlikleri önleyeceği konusunda umudumuzu hiç  bir zaman kaybetmedik. Sizlere önyargılarla oluşan haksızlıklarımızın giderilmesini ve adalet talebimizi bir kez daha .iletiyoruz.

Siz Sayın Kuvvet komutanlarımız,  bu makama  gelirken  sizinle birlikte emek veren ama her şeye rağmen üvey evlat muamelesi gören assubaylarla ilgili bir vicdan muhasebesi yaparmısınız?

Emeklilerimiz açlık sınırında, kurumlarına  aidiyet duygusun yitirmiş durumdadır. Birliklerinizde, karargahlarınızda herkesin kendi düşüncesini özgürce ifade etmesine imkan tanıyan bir anket düzenleseniz, görevdeki uzmanlar ve  assubaylarınızın  bu mesleğin mensubu olmaktan mutlu olup olmadıklarını, moral motivasyonlarını, haksızlıkların hizmet verimliliğini etkileyip etkilemediğini sorgularsanız gerçekleri daha net görme imkanına kavuşursunuz.

Kararınız adaletin gerçekleşmesinin yanı sıra muvazzafı, emeklisi ve aile fertleri ile birlikte yüzbinlerce kişinin yüreğinde değerlenecektir.

Saygılarımla

  • Yukarıdaki Metni Göndermek İçin TIKLAYINIZ

(Kampanyamız 07.09.2013 tarihinde sona ermiştir!)

 

velibozkir

TEMAD GENEL BAŞKAN ADAYI SN: VELİ BOZKIR'IN SİTEMİZE GÖNDERMİŞ OLDUĞU ÖZGEÇMİŞİ AŞAĞIDADIR. 

1962’de Karaman’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Karaman’da tamamladı. 1980 yılında Dz. Astsb. Sınıf Okulu’nu bitirdikten sonra; Türk Silahlı Kuvvetleri’nde sırasıyla Denizaltı Filo K’lığı, Kdz. Bölge K’lığı, Dz. Harp Okulu K’lığı, Sahil Güvenlik Genel K’lığı ve Genelkurmay Başkanlığı’nda çeşitli görevlerde bulundu.

2001 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun oldu. 1 yıl süreyle yurtdışı görevinde bulunduktan sonra 2003 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki görevinden kendi isteği ile emekli oldu.

1985 ve 2001 yılları arasında 16 yıl süreyle Futbol Hakemliği yaptı. 7 yıldır Gülhane Askeri Tıp Akademisi Türk Sanat Müziği korosunda musiki çalışmalarına katılmaktadır.

Zaman içerisinde Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği üyeliği, Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği üyeliği, İşitme Engelliler Derneği üyeliği, Karamanlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyeliği gibi çeşitli sivil toplum kuruluşlarında üye ve Yönetim Kurullarında bulunarak gönüllülük esasıyla hizmet edebilme mutluluğu ve onurunu yaşadı. 2006 yılından bu yana Genel Merkezi Ankara’da olan Karamanlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanlığı’nı yürütmektedir.

 Astsubay camiasının sorunları ile yakından ilgilendi. 2007 yılından itibaren Yeni Oluşum Gurubu ile birlikte çalışmalara başladı. Bu süreçte yapılan delege seçimlerini kazanmış, çalışmaların son aşamasında seçime doğru Genel Başkan aday adaylarından biri idi. 2008 yılında yapılan TEMAD olağan Genel Kurul’unda Sayın İrfan Ünver NASRATTINOĞLU başkanlığında oluşturulan Yönetim Kurulu listesinde yer aldı. Seçimlerin ardında eksiklerimizi değerlendirmeye devam ederek bu süre zarfında çalışmaların içerisinde oldu.


2011 TEMAD olağan Genel Kurulunda Ahmet KESER başkanlığında oluşturulacak Yönetim Kurulunda bulunması yönünde yapılan davete teşekkür ederek katılmadı. Seçimlerin ardından kader birliği yaptığı arkadaşlarına önce kutlama ve sonrasında da dikkatini çeken konularda bilgi paylaşımlarında bulundu. Ankara da yeni açılan şubelerimizden Keçiören şubesinin açılışında lojistik destek verdi. Çankaya şubesinin yapılan Olağan Genel Kurulunda başkanı olduğu derneğin salonunu açarak dernek imkânlarını seferber etti. Bu süreçte Yönetimde bulunan arkadaşları ile sürekli istişare içerisinde olup, camianın menfaatleri için yapılan konularda bilgi paylaşımlarında bulundu. Olağanüstü Genel Kurul kararı alınmasının ardından arkadaşları ile bir araya gelerek Astsubay camiasına daha güçlü hizmet verebilmek için TEMAD Genel Başkanlığı’na aday oldu.
Veli BOZKIR, evli ve iki çocuk babasıdır.

zafercimenYAŞATILAN BİLGİ KİRLİLİĞİ

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Genel Merkez Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulunun birlikte yaptıkları toplantı sonucu kararı alınan, olağanüstü genel kurul takvimi başlamış olup, 22 ağustos 2013 tarihinde neticelenmiş olacaktır.

 

 Bu karar bir önceki genel kurulda en üst kurul olan genel kurul delegelerinin oyu ile seçilen yönetim ve denetleme kurulunun aldığı bir karardır.

İstesende  istemesende  bu karara saygı duymak zorundasın/zorundayız.

Tepkiyi sanal ortamda temcit pilavı gibi her yer, her yorum altında sürdürmek hiç de hoş değildir. 220.000 sayı değeri ile adlandırılan bu büyük astsubay camiasının, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen bu meslektaşlarımız tarafından temsil edilmediğini hepimiz biliyoruz. Temsil genel kurullarda delegelerinin tercihi ile kurulan/kurulmuş olan şubelerimiz ve yönetim kurullarındadır.

Kurucular üyelerimiz, genel başkanlık yapmış hayatta olan genel başkanlarımız, mevcut genel merkez yönetim, yüksek denetim ve yüksek disiplin kurulları, Ankara merkez delegeleri,  il,  ilçe başkanlıklarımız ve seçilmiş genel merkez delegelerimiz genel kurulda kendi hür iradeleri ile yeni yönetim kurulu seçerek temsil yetkisi vereceklerdir.

Hal böyle iken her yazı her yorum altına sanki başka bir sınıf/camia/zümre insanını eleştirir gibi yorumlar, baskılı resim ve benzer paylaşımlar sadece kirlilik yaratmaktadır.

Bir birimizi sevmek zorunda da değiliz, katlanmak zorunda da değiliz, hele ki sanal ortamda alenen bu paylaşımları yaparak konu ile hiç bağlantısı olmayan kişileri rahatsız etmek biz astsubaylara yakışmamaktadır.  Bu tür yorum ve paylaşımlar kişilerin kendi yüzlerinin aynada yansımasıdır.

Yapılacak olan olağanüstü genel kurulda aday olanlar, katılanlar hepsi aynı zümrenin içinde bulunan kişi ve kişiliklerdir, seçim sonrası yine el ele kola birlikte kazanan ekibin yanında yer almak zorundadır. Bu olmadığında zaten benzer olumsuzluklar yaşanmaya devam edecektir.

Adaylıklarımızı açıklayan Ben ve Sayın Veli Bozkır, ekiplerimiz ile birlikte ortak hareket edeceğimizi açıklıyoruz, yorumlar ortada.

Bizleri egemen güçlerin bir araya getirdiği, siyasetin ve genelkurmayın emrinde mevcut genel başkana karşı ittifak yaptığımız paylaşılıyor.

Hiç sorgulanmıyor, bu karar alınıncaya kadar neler oldu, alındı her yer, her şube gezilir aranır sorulur istişareler neden yapılır oldu. Bu hak oluyor da, yaşanan bütün olumsuzlukların giderilmesi yönünde yapılan güç birliği neden egemen güçlerin ittifakı olarak yorumlanıyor anlaşılır değildir.

Bakınız bir şube başkanımız ve ekibi, 18 kez denenmiş ve şube kuruluşu gerçekleşmemiş bir şubemizi her şeyiyle özveri ve fedakârlık ile ve kendi imkânları ile başararak kuruyorlar ve hayata geçiriyorlar. Hayırlı olsun diye bile aranmadığını yazılıyor.

1970- 1975 hak ve eşitlik mücadelesi veren değerlerimiz, onurlu insanlar, daha onların adlarını bile anmaz iken kişisel ikbal ve beklentiler ile çıkılmaz girdabın içine aldığımız muvazzaf kardeşlerimiz. İçin yaprak dökümü başladı. Biri sanal ortamda kenaral dedi diye diğeri twitter'da yazıştı diye 14 yıllık meslek hayatı bir kalemde sonlandırılıyor. Ne yaptık?

Son mağdur ettiğimiz meslektaşımız avukatını bile kendi parası ile tutuyor !!Kucağına yeni aldığı evladı bizlerin yanlış yönlendirmemiz sonucu hiç hak etmediği bir hayatın içinde yer alıyor.. 1970-75 mağdurları ağabeylerimize hiç bir şey yapamaz iken 2013 mağdurları yaratmaya başladık. Bir düşünelim.

www.genckusakemekliastsubaylar.com sitemize mesaj gönderen bir başka kardeşimiz suçlu sizsiniz diyor.  Vakıflara üye olmayın dediniz olmadık, üç yıllık meslektaşımız trafik kazasında vefat ediyor ailesi bin perişan. Olmayın demeseydiniz vakıfdan alacağı bir miktar yardım onu hayata bağlar iken faydası olacaktı diyor. Biz ne yaptık?

Balıkesir Astsubay Meslek Yüksek Okulu öğrencilerinden 200 meslektaşımız Nisan 2013 de başlayan süreçte şu an sivil hayatın içine itildiler. Açıklama bile yapmadık...

Şube ve şubelerden gelen hiç bir öneri değerlendirilmedi. En son İzmir İl Başkanlığı ve Şubelerinin bir temsilciler kurulunu toplayınız çağrısı bile hangi sıfat ile yaptılar diye tanımlandı, olağanüstü genel kurul öncesi ziyaret etmeyi adına da "istişare toplantısı" demeyi hangi sıfat ile yaptığımıza bakmadık!

İki gün öncesi benim adaylıktan çekildiğim ile ilgili, bugün ise; “Güzelbahçe ile karşıyaka şb bşk diğer şb bşklarımızla izmirde ki 12 şb bşk ile görüşerek 120 delegeyle sn veli bozkırı destekleyeceklerini mustafa erolu 2014 de destekleyeceklerini söyledikleri duyulmuştur. İzmirin toplam 70 delegesi vardı.”  Diye Cuma Keskin adına kayıtlı 0 538 215 80 28 numaralı GSM den mesaj çekenlerin kim olduğu tarafımızdan bilinmektedir. Bu yanlıştır. Yapmayınız.

Astsubay onuru ve şekli ile 22 Ağustos 2013 günü Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği(TEMAD) 1.olağanüstü genel kurulunu yapacak ve kendini temsil edecek yeni yönetimi oluşturacak tüm genel kurul delegelerini ayrı ayrı selamlıyor, saygılarımı sunuyorum.

Her şartta kazanan TEMAD, Astsubay Sınıfı/Camiası/Zümresi olacaktır.

Saygı ile.

Zafer ÇİMEN

GENÇ KUŞAK EMEKLİ ASTSUBAYLAR

genclige-hitabe

Son Yorumlar

Son Eklenen Mesajlar

E. ASSUBAYLAR GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU YÖNET
TÜM ANNELERİMİZİN VE YÜREĞİNDE ANNE SEVGİSİ OLAN KADINLARIMIZIN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN. "Ana başta taç imiş, her derde ilaç imiş,bir evlat pir olsa da Ana'ya muhtaç imiş." Analar bizi dünyaya getiren, evlatlarımızı bize bağışlayan yüce insanlar, onlara minnettarız. Anneler gününde emekleri ve aziz hatıraları önünde saygı ile eğilirken annel...
Pazar, 08 Mayıs 2022
E. ASSUBAYLAR GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU YÖNET
RAMAZAN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN Saygıdeğer Meslektaşlarımız Bayramınızı en içten dileklerimizle kutluyoruz. Her şeyin gönlünüzce gerçekleşeceği SAĞLIK, MUTLULUK VE HUZUR dolu nice bayramlar geçirmenizi diler sevgi ve saygılarımızı sunarız.
Pazartesi, 02 Mayıs 2022
E. ASSUBAYLAR GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU YÖNET
1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA BAYRAMI EMEKÇİLERE KUTLU OLSUN Değerli Meslektaşlarımız 1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününü kutluyoruz. Bizler de TSK emekçileri assubaylar olarak ön yargılarla haksızlıklara uğratılan mesleklerin başında geliyoruz. Haksızlıklara sessiz kalmak haksızlık kadar suçtur, kendi mücadelemizi yaparken emeğe saygı ve adalet talep edenlerin yanınd...
Pazar, 01 Mayıs 2022
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ