MESAJ PANOSU
Mesaj Defterine Yazın 
Yönetici yorumu:
Değerli Arkadaşlarımız, Birikimlerimizin neması elbet önemle ancak ana sorun nema değildir. OYAKBANK satıldığında sistemde olan nema alan arkadaşlarımızın büyük bölümü 20-30 yıl önce sistemde değillerdi peki 20-30 yıl önce OYAK'ın en büyük iştiraki OYAK RENAULT satılmış olsaydı bu arkadaşlarımız yararlanabilecekmiydiler?Elbette hayır; O tarihte üye olanlar yararlanacaklardı, demekki herkezin hakkı olan iştirakler satıldığında sistemde olmayanlar mağdurdur.Mevcut sistemde kurum hergeçen gün büyüdüğü için yeni üyeler eskilere göre avantajlıdır
BİZİM BİRİKİMLERİMİZLE KURULAN İŞTİRAKLERİN GELİRLERİNİN TAMAMI BİZLERE DAĞITILMADI YENİ YATIRIMLARA AKTARILDI DOLAYISIYLA HER İŞTİRAKTE HER ÜYENİN HAKKI VARDIR ÇÜNKİ HERKEZ AYNİ ŞARTLARDA ÜYE OLMUŞTUR OYAK HER ÜYEYE KATILIMI NİSPETİNDE HİSSE SENEDİ VERMELİ DİLEYEN YİNE BİRİKİMİNİ MAAŞA DAYALI SİSTEMDE DEĞERLENDİRMELİDİR.
Bunun dışında bir çözüm adil olamaz E.Assubayların %65 i sistem dışındadır bu nedenle % 35 in fazla nema alarak mutlu olması sosyal adalet ilkesine aykırıdır.
LÜTFEN BU KONUDA ISRACI OLUN
Yanlış hesap mutlaka birgün Bağdat'tan dönecektir.Saygılarımla
Yönetici yorumu:
Hukukun üstünlüğüne ençok inanmak isteyenler bizleriz. Fak.Yük.Ok.biteren assubaylara verilen üst derecenin iptali için anayasa mahkemesine sunulan gerekçe ile bilahare AYİM gerekçesi arasında dağlar kadar fark vardı hukuk gözümüzde guguk oldu;
Temsil tazminatı ile ilgili 8 yıl önce açılan davanın ortasına bile gelmedik;
Sn.Yıldırım'ın rezalet denilebilecek örneği gibi örnekleri çoğaltmak mümkün SONUÇ OLARAK GEÇİKMİŞ ADALET ADALET OLMAKTAN ÇIKIYOR.Haklı mücadelemizde tek yumruk olmak dileklerimle saygılar sunuyorum.
Yönetici yorumu:
TEMAD yönetiminin ve Sn.Ertubay beyin bizlere bir açıklaması olmalıdır. Sn.Özer'e bugüne kadar olan hizmetleri için teşekkür ederiz.
6302
Mesaj Defteri yazıları
Adilhan Şanlı
10 Mayıs 2010 07:03
YENİÇAĞ GAZETESİ VE GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMUMUZ
Bugün üçüncü dizisi yayınlanarak sona eren,Assb.ların sorunlarını dile getiren yazıları kaleme alan Em.Assb.lar güçbirliği platformu yazarlarına ve yayınlayan Sayın BEHİÇ BEY'e teşekkürler.Daha çok yazara ve daha çok gazeteye ulaşacağımıza inanıyorum.Israrla üyesi kalmaya çalıştığım TEMAD'ımızın da kulakları çınlasın!.. Ne diyelim.Ankara'ya yaz geldi...!
Adilhan Şanlı-Anamur
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargo ster.php?haber=13187
Bugün üçüncü dizisi yayınlanarak sona eren,Assb.ların sorunlarını dile getiren yazıları kaleme alan Em.Assb.lar güçbirliği platformu yazarlarına ve yayınlayan Sayın BEHİÇ BEY'e teşekkürler.Daha çok yazara ve daha çok gazeteye ulaşacağımıza inanıyorum.Israrla üyesi kalmaya çalıştığım TEMAD'ımızın da kulakları çınlasın!.. Ne diyelim.Ankara'ya yaz geldi...!
Adilhan Şanlı-Anamur
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargo ster.php?haber=13187
Tayyar YILDIRIM
09 Mayıs 2010 22:06
Bir Kitap Yazdım
Bir kitap yazdım,
Henüz yayınlanmadı.
Mayınlanmamış patikalar çizdim içine.
Avuç avuç umut,
Kucak kucak sevgi koydum.
Ne ona pusu
Ne buna tuzak kurdum,
Önsözünü ben yazmadım,
Yazdırdım çocuklara;
Işıl ışıl gözlerimiz, parlak geleceğimizdir demişler.
Sonra bir gülücük koyup, cümleyi bitirmişler&
İçindekiler;
Nasırlı eller,
Göz pınarları kuru,
Tertemiz,
Saf,
Dupduru;
Analar,
Anaları,
Analarımız&
Kapağı na; güller, dikensiz güller çizdim&
Bembeyaz bir kurdele bir damla gözyaşı&
Son satırı manidar;
Bitirin bu savaşı!
Mayıs/2010
Tayyar YILDIRIM
tyildirim62@hotmail.co m
Bir kitap yazdım,
Henüz yayınlanmadı.
Mayınlanmamış patikalar çizdim içine.
Avuç avuç umut,
Kucak kucak sevgi koydum.
Ne ona pusu
Ne buna tuzak kurdum,
Önsözünü ben yazmadım,
Yazdırdım çocuklara;
Işıl ışıl gözlerimiz, parlak geleceğimizdir demişler.
Sonra bir gülücük koyup, cümleyi bitirmişler&
İçindekiler;
Nasırlı eller,
Göz pınarları kuru,
Tertemiz,
Saf,
Dupduru;
Analar,
Anaları,
Analarımız&
Kapağı na; güller, dikensiz güller çizdim&
Bembeyaz bir kurdele bir damla gözyaşı&
Son satırı manidar;
Bitirin bu savaşı!
Mayıs/2010
Tayyar YILDIRIM
tyildirim62@hotmail.co m
Osman ADA
09 Mayıs 2010 21:38
Bizlerin haklı haykırışını dile getiren Yençağ Gazetesi köşe yazarı Sn.Behiç Kılıç'a ve bunu sağlayan sitemiz basın bölümü Güçbirliği Platformu yöneticilerine sonsuz teşekkürler
SİTE YÖNETİMİ
09 Mayıs 2010 21:26
Değerli Meslekdaşlarımız,
Evlatlarımızın anneleri özellikle bizim eşlerimiz evlatlarımıza ayni zamanda babalık yapan eli öpülesi insanlar onlar için ne yapsak azdır; Hadisi Şerif'te Cennet annelerin ayağı altındadır sözü bu değeri anlatıyor. TÜM ANNELERİN ANNELER GÜNÜNÜ KUTLUYOR EN İÇTEN DİLEKLERİMİZLE SAYGILAR SUNUYORUZ
Evlatlarımızın anneleri özellikle bizim eşlerimiz evlatlarımıza ayni zamanda babalık yapan eli öpülesi insanlar onlar için ne yapsak azdır; Hadisi Şerif'te Cennet annelerin ayağı altındadır sözü bu değeri anlatıyor. TÜM ANNELERİN ANNELER GÜNÜNÜ KUTLUYOR EN İÇTEN DİLEKLERİMİZLE SAYGILAR SUNUYORUZ
Orhan ORHUN
09 Mayıs 2010 20:47
-Kadına hürmet et, çünkü o insanlığın anasıdır.
-Yer yüzünde gördüğümüz bütün güzellikler kadının eseridir.
-Varlık sebebimiz, eli öpülesi Türk kadınının anneler günü kutlu olsun.
-Yer yüzünde gördüğümüz bütün güzellikler kadının eseridir.
-Varlık sebebimiz, eli öpülesi Türk kadınının anneler günü kutlu olsun.
KARAS
09 Mayıs 2010 12:43
İki gündür yeniçağ gazetesinde assubayların sorunları ile ilgili yazıları yayınlayan sayın Behiç KILIÇ\'a gönülden teşekkür ederim
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargo ster.php?haber=13172
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargo ster.php?haber=13172
SİTE YÖNETİMİ
09 Mayıs 2010 12:41
Saygıdeğer Meslekdaşlarımız,
Sitemizin basın ve halkla ilişkilerini organize eden EMEKLİ ASSUBAYLAR GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU sürekli olarak bilgilendirme ziyaret ve yazılarına devam etmektedir.
YENÇAĞ Gazetesi yazarlarından Sn.Behiç KILIÇ bizim haklı sesimizi yazıları ile duyurmaktadır.Kendisine müteşekkiriz.Her platformda sesimizi duyurmaya devam edeceğiz .Saygılarımızla
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargo ster.php?haber=13161
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargo ster.php?haber=13172
Sitemizin basın ve halkla ilişkilerini organize eden EMEKLİ ASSUBAYLAR GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU sürekli olarak bilgilendirme ziyaret ve yazılarına devam etmektedir.
YENÇAĞ Gazetesi yazarlarından Sn.Behiç KILIÇ bizim haklı sesimizi yazıları ile duyurmaktadır.Kendisine müteşekkiriz.Her platformda sesimizi duyurmaya devam edeceğiz .Saygılarımızla
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargo ster.php?haber=13161
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargo ster.php?haber=13172
Yıldırım SÖĞÜT
09 Mayıs 2010 10:55
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14667467
.asp?yazarid=249&gid=61
Yılmaz Özdil'in yazısı.Beni çok etkiledi.
Yılmaz Özdil'in yazısı.Beni çok etkiledi.
Mehmet CEYLAN
09 Mayıs 2010 10:22
ANNELER GÜNÜ
Varlık sebebimiz, herşeyimiz, acılarımızın ve sevinçlerimizin en iyi paylaşıldığı canımız annelerimizin bu güzel gününü kutlar, başta şehit ve gazi anneleri ve eşleri olmak üzere tüm annelere nice yıllar sağlıklı uzun ömürler dileriz.
ADANA TEMAD İL YÖNETİMİ
Varlık sebebimiz, herşeyimiz, acılarımızın ve sevinçlerimizin en iyi paylaşıldığı canımız annelerimizin bu güzel gününü kutlar, başta şehit ve gazi anneleri ve eşleri olmak üzere tüm annelere nice yıllar sağlıklı uzun ömürler dileriz.
ADANA TEMAD İL YÖNETİMİ
Hikmet AYDINCAK
09 Mayıs 2010 00:43
Değerli meslektaşlarım;
Meslektaşımız Şerafettin Turgay'ın annesi vefat etmiştir. Annesine allahtan rahmet, Şerafettin Turgay kardeşimize ve yakınlarına başsağlığı ve sabır dileklerimi iletiyorum.
Saygılarımla.
Hikmet AYDINCAK
Meslektaşımız Şerafettin Turgay'ın annesi vefat etmiştir. Annesine allahtan rahmet, Şerafettin Turgay kardeşimize ve yakınlarına başsağlığı ve sabır dileklerimi iletiyorum.
Saygılarımla.
Hikmet AYDINCAK
Doğan Karaöz
09 Mayıs 2010 00:34
Astsubaylardan mektup var
Bu hafta sonu köşemizi assubay kardeşlerimize tahsis ediyoruz, uzun bir mektup gönderip yayınlanmasını istediler..
Dertliler, kırgınlar!..
Ama vatanseverlikleri görev şevklerinin kırılmasını engelliyor, fedakarca işlerini yapıyorlar.. Uzatmayıp mektuplarına geçelim..
E.Astsubaylar güçbirliği platformu imzası ile gönderdikleri satırlar Biz kimiz? diye başlıyor..
Behiç KILIÇ- Yeniçağ
Bu hafta sonu köşemizi assubay kardeşlerimize tahsis ediyoruz, uzun bir mektup gönderip yayınlanmasını istediler..
Dertliler, kırgınlar!..
Ama vatanseverlikleri görev şevklerinin kırılmasını engelliyor, fedakarca işlerini yapıyorlar.. Uzatmayıp mektuplarına geçelim..
E.Astsubaylar güçbirliği platformu imzası ile gönderdikleri satırlar Biz kimiz? diye başlıyor..
Behiç KILIÇ- Yeniçağ
cemalkiyi
08 Mayıs 2010 22:23
Yeniçağ gazetesi yazarlarından Sayın Behiç KILIÇ Bugünkü yazısında Emekli assubaylar güç birliği platformunun yazısını yayınlamaktadır. Yazının devamının yarın yayınlanacağını bildirmektedir.
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargo ster.php?haber=13161
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargo ster.php?haber=13161
HARUN KURUOĞLU
08 Mayıs 2010 21:57
KIRIKCI, ADALET ARIYOR!!!
İçine düşürüldükleri yaşam koşulları nedeniyle her alanda travma geçiren meslektaşlarımızın haklarını mahkeme kapılarında arayan ve aynı zamanda KIRIKCI ve ÇIKIKCIlığı kendine ikinci bir meslek edinmiş Alaylı, Saygıdeğer büyüğümüz Sayın İsmail TURAN, bu yaşında Denizliden kalkıp Ankaranın adliye koridorlarında koştururken Ankara adliyesine yüz metre mesafede ikamet eden, mürekkep yalamış fakülte bitirmiş mektepli Ortopedi ve Travmatoloji uzmanları,Doçentleri ve Profesörleri acaba ne işle meşguller.Üniversite bitirenimizin ve bitiremeyenimizin İsmail TURANın yarısı kadar olabilmesi için daha onlarca fırın ekmek yemesi gerekir.Saygılar sunuyor ellerinizden öpüyorum Turan Ağabey.
İçine düşürüldükleri yaşam koşulları nedeniyle her alanda travma geçiren meslektaşlarımızın haklarını mahkeme kapılarında arayan ve aynı zamanda KIRIKCI ve ÇIKIKCIlığı kendine ikinci bir meslek edinmiş Alaylı, Saygıdeğer büyüğümüz Sayın İsmail TURAN, bu yaşında Denizliden kalkıp Ankaranın adliye koridorlarında koştururken Ankara adliyesine yüz metre mesafede ikamet eden, mürekkep yalamış fakülte bitirmiş mektepli Ortopedi ve Travmatoloji uzmanları,Doçentleri ve Profesörleri acaba ne işle meşguller.Üniversite bitirenimizin ve bitiremeyenimizin İsmail TURANın yarısı kadar olabilmesi için daha onlarca fırın ekmek yemesi gerekir.Saygılar sunuyor ellerinizden öpüyorum Turan Ağabey.
Orhan ORHUN
08 Mayıs 2010 19:05
OYAK'TA NELER OLUYOR &&
OYAK NE YAPMAK İSTİYOR&..
-Bir meslektaşımız; Oyak'ta ¼ maaşa dayalı sistemden üçer aylık aldığı aylıklarının:
İlk yıl : 612 Tl,
İkinci yıl : 580 Tl,
üçüncü yıl : 380 Tl. şeklinde giderek düştüğünü ifade etmektedir.
Yukarıda belirtildiği gibi ( 612 - 580= 32 Tl. % 5 düşüş )
( 580 - 380 = 200 Tl.) %35 düşüş )
Maaşlardaki düşüş trendinin sürekli devam ettiği bariz şekilde görülmektedir.
- Aynı şekilde bir meslektaşımız; bağışa dayalı sistemde 2008-2009 itibariyle 8.500 Tl.si olduğunu: 370 Tl. üç aylık maaş aldığını bildirmektedir. Bu meslektaşımız Nisan 2010 tarihinde: 290 Tl. maş aldığını ifade etmektedir.
- Yukarıda belirtildiği gibi ( 370 - 290= 80 Tl. % 21 düşüş )
- Bağışa dayalı sistemde de bu yıl %21 düşüş olduğu görülmektedir.
- 2008-2009 yılında küresel kriz sebebiyle maaşlarımızdaki daralma %35
civarında tutuldu.
- Oyak tarafından yapılan uygulama sonucunda; oyak üyesi tüm emekli assubayların içerdeki toplam tutarlarında %50'leri aşan bir daralma, düşüş trendi sürdürüldüğü görülmektedir.
-Assubaylar : 42.000 emekli üyesi,
%65 temsil varlığına (subaylara karşı üç misli sayısal üstünlüğümüze) ve OYAK öz sermayesinin % 65'ini oluşturmasına rağmen; OYAK'ta temsil edilmemekle inkar edilmeye devam edilmektedir.
- OYAKBANK'ın satılması ile üyelerine %54.4 kar payı veren oyak&&..
Son iki yıldır üye maaşlarında sürdürülen düşüş trendiyle: daha önce verdiklerini geri alması kabul edilebilir bir durum değildir.
- Şeytanın avukatlığını yapacak olursak ; 2014 yılında tasfiye edileceğini duyduğumuz OYAK: İflas etmiş bir kurum gibi, verdiği eksi bakiyelerle %65 Assubay çoğunluğun kurumdan ayrılmasını sağlayarak duran varlıklarından hak almamızı mı engellemek istiyor ?
-Yedi yıldır Assubay maaşlarında gözle görülür bir iyileştirme yapılmamasını da
manidar buluyorum.
-Neden derseniz ?
-Assubayların Yedi yıldır maaşları artırılmıyor&&
-Assubay açlık sınırında yaşatılıyor&.. kimsenin umurunda bile değil.
-Assubaylar: Assubay devrimi kandırmacasıyla, çocuk gibi oyalanıyor.
-Assubaylarla adeta dalga geçiliyor.
-Assubay son iki yıldır Oyak'tan eksi nema alıyor&.
-Kapalı kapılar ardında yapılan ve uygulanan plan gereği, ekonomik ve sosyal yönden sürekli mağdur edilen Assubayın; belki de OYAK'tan kendi rızasıyla çıkması sağlanacak.
-Uygulanan Plan gereği; belki de giderek sorun haline gelen OYAK'taki % 65 Assubay çoğunluk kurum bünyesinde eritilmiş olacak.
-Dedim ya; şeytanın avukatlığını yapıyorum.
-Artık kimseye güvenim de kalmadı&.
-Belirttiğim gibi&.
-Assubay var olabilmek için düşünmek zorunda&&
-Assubay yok olmamak için birlikte olmak zorunda&&
OYAK NE YAPMAK İSTİYOR&..
-Bir meslektaşımız; Oyak'ta ¼ maaşa dayalı sistemden üçer aylık aldığı aylıklarının:
İlk yıl : 612 Tl,
İkinci yıl : 580 Tl,
üçüncü yıl : 380 Tl. şeklinde giderek düştüğünü ifade etmektedir.
Yukarıda belirtildiği gibi ( 612 - 580= 32 Tl. % 5 düşüş )
( 580 - 380 = 200 Tl.) %35 düşüş )
Maaşlardaki düşüş trendinin sürekli devam ettiği bariz şekilde görülmektedir.
- Aynı şekilde bir meslektaşımız; bağışa dayalı sistemde 2008-2009 itibariyle 8.500 Tl.si olduğunu: 370 Tl. üç aylık maaş aldığını bildirmektedir. Bu meslektaşımız Nisan 2010 tarihinde: 290 Tl. maş aldığını ifade etmektedir.
- Yukarıda belirtildiği gibi ( 370 - 290= 80 Tl. % 21 düşüş )
- Bağışa dayalı sistemde de bu yıl %21 düşüş olduğu görülmektedir.
- 2008-2009 yılında küresel kriz sebebiyle maaşlarımızdaki daralma %35
civarında tutuldu.
- Oyak tarafından yapılan uygulama sonucunda; oyak üyesi tüm emekli assubayların içerdeki toplam tutarlarında %50'leri aşan bir daralma, düşüş trendi sürdürüldüğü görülmektedir.
-Assubaylar : 42.000 emekli üyesi,
%65 temsil varlığına (subaylara karşı üç misli sayısal üstünlüğümüze) ve OYAK öz sermayesinin % 65'ini oluşturmasına rağmen; OYAK'ta temsil edilmemekle inkar edilmeye devam edilmektedir.
- OYAKBANK'ın satılması ile üyelerine %54.4 kar payı veren oyak&&..
Son iki yıldır üye maaşlarında sürdürülen düşüş trendiyle: daha önce verdiklerini geri alması kabul edilebilir bir durum değildir.
- Şeytanın avukatlığını yapacak olursak ; 2014 yılında tasfiye edileceğini duyduğumuz OYAK: İflas etmiş bir kurum gibi, verdiği eksi bakiyelerle %65 Assubay çoğunluğun kurumdan ayrılmasını sağlayarak duran varlıklarından hak almamızı mı engellemek istiyor ?
-Yedi yıldır Assubay maaşlarında gözle görülür bir iyileştirme yapılmamasını da
manidar buluyorum.
-Neden derseniz ?
-Assubayların Yedi yıldır maaşları artırılmıyor&&
-Assubay açlık sınırında yaşatılıyor&.. kimsenin umurunda bile değil.
-Assubaylar: Assubay devrimi kandırmacasıyla, çocuk gibi oyalanıyor.
-Assubaylarla adeta dalga geçiliyor.
-Assubay son iki yıldır Oyak'tan eksi nema alıyor&.
-Kapalı kapılar ardında yapılan ve uygulanan plan gereği, ekonomik ve sosyal yönden sürekli mağdur edilen Assubayın; belki de OYAK'tan kendi rızasıyla çıkması sağlanacak.
-Uygulanan Plan gereği; belki de giderek sorun haline gelen OYAK'taki % 65 Assubay çoğunluk kurum bünyesinde eritilmiş olacak.
-Dedim ya; şeytanın avukatlığını yapıyorum.
-Artık kimseye güvenim de kalmadı&.
-Belirttiğim gibi&.
-Assubay var olabilmek için düşünmek zorunda&&
-Assubay yok olmamak için birlikte olmak zorunda&&
Değerli Arkadaşlarımız, Birikimlerimizin neması elbet önemle ancak ana sorun nema değildir. OYAKBANK satıldığında sistemde olan nema alan arkadaşlarımızın büyük bölümü 20-30 yıl önce sistemde değillerdi peki 20-30 yıl önce OYAK'ın en büyük iştiraki OYAK RENAULT satılmış olsaydı bu arkadaşlarımız yararlanabilecekmiydiler?Elbette hayır; O tarihte üye olanlar yararlanacaklardı, demekki herkezin hakkı olan iştirakler satıldığında sistemde olmayanlar mağdurdur.Mevcut sistemde kurum hergeçen gün büyüdüğü için yeni üyeler eskilere göre avantajlıdır
BİZİM BİRİKİMLERİMİZLE KURULAN İŞTİRAKLERİN GELİRLERİNİN TAMAMI BİZLERE DAĞITILMADI YENİ YATIRIMLARA AKTARILDI DOLAYISIYLA HER İŞTİRAKTE HER ÜYENİN HAKKI VARDIR ÇÜNKİ HERKEZ AYNİ ŞARTLARDA ÜYE OLMUŞTUR OYAK HER ÜYEYE KATILIMI NİSPETİNDE HİSSE SENEDİ VERMELİ DİLEYEN YİNE BİRİKİMİNİ MAAŞA DAYALI SİSTEMDE DEĞERLENDİRMELİDİR.
Bunun dışında bir çözüm adil olamaz E.Assubayların %65 i sistem dışındadır bu nedenle % 35 in fazla nema alarak mutlu olması sosyal adalet ilkesine aykırıdır.
LÜTFEN BU KONUDA ISRACI OLUN
Yanlış hesap mutlaka birgün Bağdat'tan dönecektir.Saygılarımla
ibrahim
08 Mayıs 2010 16:33
Değerli arkadaşımız Osman KARAÇOBAN'a ;SİZ ASTSUBAYLAR DEĞİL İKİ,YİRMİ ÜNİVERSİTE BİTİRSENİZDE OYAK'TA GÖREV VERMEYİZ'' zihniyetindeki bir subayın ileride GEN.KUR.BŞK.olduğunu düşünebiliyormusunuz? yorum sizlerin.Saygılarımla
Levent KESMEN
08 Mayıs 2010 15:47
Sayın İsmail TURAN büyüğümüzün göstermiş olduğu mücadelesi ve Sn.Osman KARAÇOBAN'ın OYAK Yönetim Kurulu Toplantısı ile ilgili bilgilendirmeleri için çok teşekkür ederim.Sn.Ertubay ÖZER'in istifasına üzüldük. İstifasıyle ilgili bizleri bilgilendirirse memnun oluruz.Saygılarımla.
tacettinkiremit
08 Mayıs 2010 15:41
fiili hizmet zamları ile ilgili 21 Eylül 2010 tarihi çok enstresan bir tarih.21 Eylüller karanlıkla aydınlığın(gece ile gündüzün)eşitlendiği tarihlerdir.aslında hakettiklerimizle mevcut haklarımız 21 Eylülde eşitlenerek Sn İsmail Turan'ın ve bu davaya umut bağlayan yüzbinlerin yüzünün güleceğine inanıyorum.çok teşekkürler Sn Turan...
Tayyar YILDIRIM
07 Mayıs 2010 23:18
Hayırlı Olsun
Tarih 20 Kasım 2009. Bir soruşturma ile ilgili olarak bir yakınım içeri alındı. Ardından mahkemeye sevk edilip tutuklandı. Hepimiz şok olduk. 500 Tl civarında asgari ücret ile çalışıyordu. 220 tl kira veriyor diğer kısmı ile eşini, ilkokula giden çocuğunu ve 5 yaşındaki diğer çocuğunu geçindirmeye çalışıyordu.
Avukat tutulacaktı. Ev kirası ödenecekti, İçeride bulunduğu süre içinde harçlığı karşılanacaktı. Elektrik, su, haberleşme giderleri v.s masrafları da cabası.
Her Çarşamba günü 40 kilometre uzaklıktaki cezaevine, görüşme amaçlı olarak erkenden yola çıkılacak ve akşamın karanlığına kadar sadece ve sadece 15 dakikalık görüşme için beklenecekti. Bu ziyaret de hem maddi hem de manevi sıkıntı anlamına geliyordu.
Bir ay içinde hâkim karşısına çıkar dediler önce. Bir ay geçti. Sonra; sabredin iki ayı bulur dediler. Buldu. Üçüncü ayda kesinlikle bu iş tamamdır dediler, üçüncü ay da geçti. Dördüncü ay geçti hala dosya üç şehir arasında mekik dokuyor. Eli kulağında dediler. Beşinci aya girdik. Şehirlerarası turuna devam ediyordu dosya. Bu dosyaya bakmak benim görevim değil diyordu bir şehrin bilmem ne mahkemesi. Dosyayı geriye gönderiyordu. Dosyayı alan diğer şehrin mahkemesi sanki sen bakmazsan ben de bakamam şeklindeki bir gerekçeyle dosyayı Ankara uyuşmazlık mahkemesine gönderiyordu. Nihayet altıncı ay da geldi de geçti bile. Evet, şaka gibi değil mi? Şu an yedinci ayın içindeyiz ve hala dosyaya hangi mahkemenin bakacağı belli değil. Sabredin diyorlar, sabredin... Üç vakte kadar dosya açılır ve hangi mahkemenin bakacağına karar verilir. Son aldığımız duyumlara göre daha dosyanın ağzı bile açılmamış. Açılırsa da dokuzuncu ayda falan ancak ilgili mahkeme belli olurmuş ve mahkemenin tarihi de tutukluluğun on birinci nci ayı içerisinde ancak belli olurmuş. Evet, şaka gibi değil mi? Kiralar, eş dost tarafından ödenmeye, çocukların masrafları, elektrik faturaları, su faturaları v.s giderler yine eş ve dost tarafından karşılanmaya devam ediyor. Eş dost kültürü de olmasa intiharlar daha da artış gösterecek. Bereket versin ki millet olarak böyle bir kültüre sahibiz.
Hiçbir şey göründüğü şekilde olmayabilir. O görüntünün bir de arka yüzü var. Bu yüzden olsa gerektir ki; duyduğuna hiç inanma, gördüğünün yarısına inan demiş atalarımız.
Yakınım 20 Kasım 2009'da tutuklandı. O günle bugün arasında hiçbir fark yok. 7 aydır sanki bir saat önce tutuklanmış gibi bir pozisyondayız. Bu nasıl adalet, nerde bu devlet? diye sormayalım mı, sormasın mı vatandaş?
Geçen günlerde Yargıtay Başkanımız son siyasi gelişmelerle, ilgili olarak şöyle diyordu. Daha elimizde bir yılı geçtiği halde ağzı açılmamış dosyalar var. Ne acı değil mi? Kime yanayım? Kime kızayım? Kime ne deyim? Kimi suçlayayım?
En iyisi mi ben Abdurrahim KARAKOÇ'un Hakim Beğ'ini sunayım sizlere. Bakalım o günden bugüne ne değişmiş? Bakalım İsmail TURAN ağabeyimiz sayesinde açılan dosya nasıl ve ne zaman kapanacak?
Ha şu cümleyi de yazmadan geçmek doğru olmaz tabi.
Öncelik İsmail TURAN ağabeyimize sonsuz teşekkürlerimi iletiyor, sonra da madem oraya ortak bir dava uğruna gittiniz, madem hedef aynı o halde 18 kişi orada neden ayrı ve gayrısınız? Bunun bir izahı olmalı, öyle değil mi?
Tayyar YILDIRIM
Hakim Beğ
Gene tehir etme üç ay öteye,
Bu dava dedemden kaldı hâkim beğ.
Otuz yıl da babam düştü ardına;
Siz sağ olun, o da öldü hâkim beğ.
Kırk yıl önce; yani babam ölünce,
Kadılıklar hâkimliğe dönünce,
Mirasçılar tarla, takım bölünce,
İrezillik beni buldu hâkim beğ.
Yaşım yetmiş iki, usandım gel-git;
Bini buldu burda yediğim zılgıt.
Eğer diyeceksen: \'bana ne, öl git!\'
Oğlumun bir oğlu oldu hâkim beğ.
Sekiz evlek tarla, bir geverlik su,
Yüz yılda höküme bağlanmaz mı bu?
Kazanmasam da hu, kazansam da hu!
Canım ta burnuma geldi hâkim beğ.
Keşife-meşife, damgaya, harc\'a
Kanımız kurudu harca da, harca..
Sayenizde avukatlar yıllarca,
Fakiri yoldu da yoldu hâkim beğ.
Mübaşir itekler, kâtip zavırlar;
Değişti bizde de göya devirler.
Yüz yıl önce adam yiyen gâvurlar,
Tapucuyu aya saldı hâkim beğ.
Kabahat sizde mi, kanunlarda mı?
Şaşırdım billâhi yolu yordamı..
Kızma sözlerime alam kadanı,
Sıkıntıdan içim doldu hâkim beğ.
Mülkün temeliydi adalet hani?...
Bizim hak temelde saklı mı yani?
Çıkartıp ta versen kim olur mâni?
Yoksa hırsızlar mı çaldı hâkim beğ?!
Hem davacı pişman, hem de davalı..
Bu yolda tükettik çulu, çuvalı.
Sabret makamından çalma kavalı,
Sürüler ekine daldı hâkim beğ.
Abdurrahim KARAKOÇ
Tarih 20 Kasım 2009. Bir soruşturma ile ilgili olarak bir yakınım içeri alındı. Ardından mahkemeye sevk edilip tutuklandı. Hepimiz şok olduk. 500 Tl civarında asgari ücret ile çalışıyordu. 220 tl kira veriyor diğer kısmı ile eşini, ilkokula giden çocuğunu ve 5 yaşındaki diğer çocuğunu geçindirmeye çalışıyordu.
Avukat tutulacaktı. Ev kirası ödenecekti, İçeride bulunduğu süre içinde harçlığı karşılanacaktı. Elektrik, su, haberleşme giderleri v.s masrafları da cabası.
Her Çarşamba günü 40 kilometre uzaklıktaki cezaevine, görüşme amaçlı olarak erkenden yola çıkılacak ve akşamın karanlığına kadar sadece ve sadece 15 dakikalık görüşme için beklenecekti. Bu ziyaret de hem maddi hem de manevi sıkıntı anlamına geliyordu.
Bir ay içinde hâkim karşısına çıkar dediler önce. Bir ay geçti. Sonra; sabredin iki ayı bulur dediler. Buldu. Üçüncü ayda kesinlikle bu iş tamamdır dediler, üçüncü ay da geçti. Dördüncü ay geçti hala dosya üç şehir arasında mekik dokuyor. Eli kulağında dediler. Beşinci aya girdik. Şehirlerarası turuna devam ediyordu dosya. Bu dosyaya bakmak benim görevim değil diyordu bir şehrin bilmem ne mahkemesi. Dosyayı geriye gönderiyordu. Dosyayı alan diğer şehrin mahkemesi sanki sen bakmazsan ben de bakamam şeklindeki bir gerekçeyle dosyayı Ankara uyuşmazlık mahkemesine gönderiyordu. Nihayet altıncı ay da geldi de geçti bile. Evet, şaka gibi değil mi? Şu an yedinci ayın içindeyiz ve hala dosyaya hangi mahkemenin bakacağı belli değil. Sabredin diyorlar, sabredin... Üç vakte kadar dosya açılır ve hangi mahkemenin bakacağına karar verilir. Son aldığımız duyumlara göre daha dosyanın ağzı bile açılmamış. Açılırsa da dokuzuncu ayda falan ancak ilgili mahkeme belli olurmuş ve mahkemenin tarihi de tutukluluğun on birinci nci ayı içerisinde ancak belli olurmuş. Evet, şaka gibi değil mi? Kiralar, eş dost tarafından ödenmeye, çocukların masrafları, elektrik faturaları, su faturaları v.s giderler yine eş ve dost tarafından karşılanmaya devam ediyor. Eş dost kültürü de olmasa intiharlar daha da artış gösterecek. Bereket versin ki millet olarak böyle bir kültüre sahibiz.
Hiçbir şey göründüğü şekilde olmayabilir. O görüntünün bir de arka yüzü var. Bu yüzden olsa gerektir ki; duyduğuna hiç inanma, gördüğünün yarısına inan demiş atalarımız.
Yakınım 20 Kasım 2009'da tutuklandı. O günle bugün arasında hiçbir fark yok. 7 aydır sanki bir saat önce tutuklanmış gibi bir pozisyondayız. Bu nasıl adalet, nerde bu devlet? diye sormayalım mı, sormasın mı vatandaş?
Geçen günlerde Yargıtay Başkanımız son siyasi gelişmelerle, ilgili olarak şöyle diyordu. Daha elimizde bir yılı geçtiği halde ağzı açılmamış dosyalar var. Ne acı değil mi? Kime yanayım? Kime kızayım? Kime ne deyim? Kimi suçlayayım?
En iyisi mi ben Abdurrahim KARAKOÇ'un Hakim Beğ'ini sunayım sizlere. Bakalım o günden bugüne ne değişmiş? Bakalım İsmail TURAN ağabeyimiz sayesinde açılan dosya nasıl ve ne zaman kapanacak?
Ha şu cümleyi de yazmadan geçmek doğru olmaz tabi.
Öncelik İsmail TURAN ağabeyimize sonsuz teşekkürlerimi iletiyor, sonra da madem oraya ortak bir dava uğruna gittiniz, madem hedef aynı o halde 18 kişi orada neden ayrı ve gayrısınız? Bunun bir izahı olmalı, öyle değil mi?
Tayyar YILDIRIM
Hakim Beğ
Gene tehir etme üç ay öteye,
Bu dava dedemden kaldı hâkim beğ.
Otuz yıl da babam düştü ardına;
Siz sağ olun, o da öldü hâkim beğ.
Kırk yıl önce; yani babam ölünce,
Kadılıklar hâkimliğe dönünce,
Mirasçılar tarla, takım bölünce,
İrezillik beni buldu hâkim beğ.
Yaşım yetmiş iki, usandım gel-git;
Bini buldu burda yediğim zılgıt.
Eğer diyeceksen: \'bana ne, öl git!\'
Oğlumun bir oğlu oldu hâkim beğ.
Sekiz evlek tarla, bir geverlik su,
Yüz yılda höküme bağlanmaz mı bu?
Kazanmasam da hu, kazansam da hu!
Canım ta burnuma geldi hâkim beğ.
Keşife-meşife, damgaya, harc\'a
Kanımız kurudu harca da, harca..
Sayenizde avukatlar yıllarca,
Fakiri yoldu da yoldu hâkim beğ.
Mübaşir itekler, kâtip zavırlar;
Değişti bizde de göya devirler.
Yüz yıl önce adam yiyen gâvurlar,
Tapucuyu aya saldı hâkim beğ.
Kabahat sizde mi, kanunlarda mı?
Şaşırdım billâhi yolu yordamı..
Kızma sözlerime alam kadanı,
Sıkıntıdan içim doldu hâkim beğ.
Mülkün temeliydi adalet hani?...
Bizim hak temelde saklı mı yani?
Çıkartıp ta versen kim olur mâni?
Yoksa hırsızlar mı çaldı hâkim beğ?!
Hem davacı pişman, hem de davalı..
Bu yolda tükettik çulu, çuvalı.
Sabret makamından çalma kavalı,
Sürüler ekine daldı hâkim beğ.
Abdurrahim KARAKOÇ
Hukukun üstünlüğüne ençok inanmak isteyenler bizleriz. Fak.Yük.Ok.biteren assubaylara verilen üst derecenin iptali için anayasa mahkemesine sunulan gerekçe ile bilahare AYİM gerekçesi arasında dağlar kadar fark vardı hukuk gözümüzde guguk oldu;
Temsil tazminatı ile ilgili 8 yıl önce açılan davanın ortasına bile gelmedik;
Sn.Yıldırım'ın rezalet denilebilecek örneği gibi örnekleri çoğaltmak mümkün SONUÇ OLARAK GEÇİKMİŞ ADALET ADALET OLMAKTAN ÇIKIYOR.Haklı mücadelemizde tek yumruk olmak dileklerimle saygılar sunuyorum.
Erdal Günşer
07 Mayıs 2010 21:36
OYAK şu anda yaptığı faaliyetlerle anayasanın eşitlik ilkesine aykırı bir kurumdur. OYAK şu anda çırpınmaktadır.
Asteğmenlerin başta olmak üzere kısa sürede kurumdan ayrılanların paralarının iade edilmemesi,
Ortaklarına, kar payı ödemelerini adil yapmaması,
Ortaklarını eşit üye değil de askeri silsile dahilinde hizmet ve imkan vermesi,
Karlılık oranı az olan işlemelerini KİT zihniyetinde yönetmesi,
aleni olarak eşitsizliğin abidesi olarak görülmektedir. Ancak tüm bunların yanısıra müthiş bir taassup içinde kalarak mevcut yapısını ısrarla korumaya çalışması bir sonuç vermeyecektir. OYAK yakında tarih olacaktır. Emekli assubayları toplantıya çağırması bir taktikten ibarettir. Bunu katılanlar da bilmektedir. Çanlar OYAK için çalmaktadır. Saygılarımla...
Asteğmenlerin başta olmak üzere kısa sürede kurumdan ayrılanların paralarının iade edilmemesi,
Ortaklarına, kar payı ödemelerini adil yapmaması,
Ortaklarını eşit üye değil de askeri silsile dahilinde hizmet ve imkan vermesi,
Karlılık oranı az olan işlemelerini KİT zihniyetinde yönetmesi,
aleni olarak eşitsizliğin abidesi olarak görülmektedir. Ancak tüm bunların yanısıra müthiş bir taassup içinde kalarak mevcut yapısını ısrarla korumaya çalışması bir sonuç vermeyecektir. OYAK yakında tarih olacaktır. Emekli assubayları toplantıya çağırması bir taktikten ibarettir. Bunu katılanlar da bilmektedir. Çanlar OYAK için çalmaktadır. Saygılarımla...
erhan yakar
07 Mayıs 2010 19:28
TEMAD Gn Bşk Yrd. Değerli devremiz Ertubay ÖZER'in istifasına çok üzüldüm istifaya hangi nedenler götürdü onu da bilmiyorum Bizleri en iyi şekildi temsil ettiğine inanıyorum Onurlu gururlu şahsiyetli kişilikli kısaca Adam gibi adamdı;
Şu dönemde kimsenin yapamadığı İSTİFA mekanizmasını çekinmeden işletmiştir. Bu güne kadar yaptığı çalışmalardan dolayı çok teşekkür ediyorum bundan sonraki yaşantısında da başarılar diliyorum
Şu dönemde kimsenin yapamadığı İSTİFA mekanizmasını çekinmeden işletmiştir. Bu güne kadar yaptığı çalışmalardan dolayı çok teşekkür ediyorum bundan sonraki yaşantısında da başarılar diliyorum
TEMAD yönetiminin ve Sn.Ertubay beyin bizlere bir açıklaması olmalıdır. Sn.Özer'e bugüne kadar olan hizmetleri için teşekkür ederiz.
Ersen Gürpınar
07 Mayıs 2010 12:23
Saygıdeğer Arkadaşlarım
OYAK yönetimi ile görüşen sorunları dileklerini aktaran başta Sn.Bşk.Osman KARAÇABAN olmak üzere emek veren, kafa yoran, çabalayan arkadaşlarımıza sonsuz teşekkürler.
Sn.Karaçoban toplantıya katılmadan önce lütfedip benimde görüşlerimi bildirmemi istemişti.
Ben en önemli hususun kurumla ilişkisi kesilen arkadaşlarımızın mağduriyetinin dile getirilmesi TÜM ÜYELERE KATILIMLARI NİSPETİNDE HİSSE SENEDİ VERİLMESİNİ dileyen arkadaşlarımızın da birikimlerini ayrıca OYAK'da değerlendirmeleri gerektiğini bildirmiştim, bu konuda açıklamalarda bir hususa rastlamadım, sadece BDE sistemindeki üyelerin sisteme dahil edilmeleri teklifini gördüm.
OYAK'a birçok arkadaşımız bilgilenme eksikliği ve o tarihte talep edilen miktarı temin etme imkanı bulamadıkları için yeniden üye olamadılar ve mağdurdurlar.
Yeni üyeler aynı katılım ve şartlara tabi olmalarına rağmen eski üyelere göre şanslıdır; çünkü kurum devleşmiştir, OYAK BANK satıldığında kurumda üye olmayan kişiler haksızlığa uğramamışlardır.Yarın bir başka kurum satılsa o tarihte sistemde olmayanlar o kurumda hakları olmasına rağmen kazanımları olmayacaktır.
Kurum bizim aidatlarımızla kuruldu elde edilen karların tamamı üyelerine yansıtılmadı yeni yatırımlar yapıldı, dolayısıyla tüm üyelerin kurumun tüm varlıklarında hak sahibidirler!..
TEMAD OYAK'I AİHM'ne iştiraklerin yönetim ve denetim kurullarında üye olmadığı için dava etti. OYAK YÖNETİMİ BUNDAN NEDEN ÜZÜNTÜ DUYUYOR YAPTIKLARI ADALETSİZLİK SİNEYE Mİ ÇEKİLMELİYDİ?
Elbette bizlerin yönetim ve denetim kurullarında görev almasının yararları var, lakin atama kriterleri nedir,kim atanacak? Elbette imtiyazlı olanlar atanacak. BİZLER İÇİN EN ÖNEMLİ KONU BELİRTTİĞİM GİBİ TÜM ÜYELERE HİSSE SENEDİ VERİLMESİ KONUSUDUR.
BU HUSUSTA ADALET SAĞLANMADIĞI SÜRECE BİZ ADALETİ VE HAKLARIMIZI FİZANDA DA OLSA AİH MAHKEMESİNDE DE OLSA MUTLAKA ARAYACAĞIZ.BU NEDENLE OYAK YÖNETİMİNE VE GENELKURMAY'A BİR KEZ DAHA SESLENİYORUM; "OYAK'I BİZ KURDUK HERKESİN KATILIMLARI NİSPETİNDE KURUMDA HAKLARI VARDIR, BU HAKLARIMIZI KORUMAK SİZİN GÖREVİNİZDİR".
Saygılarımla.
OYAK yönetimi ile görüşen sorunları dileklerini aktaran başta Sn.Bşk.Osman KARAÇABAN olmak üzere emek veren, kafa yoran, çabalayan arkadaşlarımıza sonsuz teşekkürler.
Sn.Karaçoban toplantıya katılmadan önce lütfedip benimde görüşlerimi bildirmemi istemişti.
Ben en önemli hususun kurumla ilişkisi kesilen arkadaşlarımızın mağduriyetinin dile getirilmesi TÜM ÜYELERE KATILIMLARI NİSPETİNDE HİSSE SENEDİ VERİLMESİNİ dileyen arkadaşlarımızın da birikimlerini ayrıca OYAK'da değerlendirmeleri gerektiğini bildirmiştim, bu konuda açıklamalarda bir hususa rastlamadım, sadece BDE sistemindeki üyelerin sisteme dahil edilmeleri teklifini gördüm.
OYAK'a birçok arkadaşımız bilgilenme eksikliği ve o tarihte talep edilen miktarı temin etme imkanı bulamadıkları için yeniden üye olamadılar ve mağdurdurlar.
Yeni üyeler aynı katılım ve şartlara tabi olmalarına rağmen eski üyelere göre şanslıdır; çünkü kurum devleşmiştir, OYAK BANK satıldığında kurumda üye olmayan kişiler haksızlığa uğramamışlardır.Yarın bir başka kurum satılsa o tarihte sistemde olmayanlar o kurumda hakları olmasına rağmen kazanımları olmayacaktır.
Kurum bizim aidatlarımızla kuruldu elde edilen karların tamamı üyelerine yansıtılmadı yeni yatırımlar yapıldı, dolayısıyla tüm üyelerin kurumun tüm varlıklarında hak sahibidirler!..
TEMAD OYAK'I AİHM'ne iştiraklerin yönetim ve denetim kurullarında üye olmadığı için dava etti. OYAK YÖNETİMİ BUNDAN NEDEN ÜZÜNTÜ DUYUYOR YAPTIKLARI ADALETSİZLİK SİNEYE Mİ ÇEKİLMELİYDİ?
Elbette bizlerin yönetim ve denetim kurullarında görev almasının yararları var, lakin atama kriterleri nedir,kim atanacak? Elbette imtiyazlı olanlar atanacak. BİZLER İÇİN EN ÖNEMLİ KONU BELİRTTİĞİM GİBİ TÜM ÜYELERE HİSSE SENEDİ VERİLMESİ KONUSUDUR.
BU HUSUSTA ADALET SAĞLANMADIĞI SÜRECE BİZ ADALETİ VE HAKLARIMIZI FİZANDA DA OLSA AİH MAHKEMESİNDE DE OLSA MUTLAKA ARAYACAĞIZ.BU NEDENLE OYAK YÖNETİMİNE VE GENELKURMAY'A BİR KEZ DAHA SESLENİYORUM; "OYAK'I BİZ KURDUK HERKESİN KATILIMLARI NİSPETİNDE KURUMDA HAKLARI VARDIR, BU HAKLARIMIZI KORUMAK SİZİN GÖREVİNİZDİR".
Saygılarımla.
OSMAN KARAÇOBAN EM.T
07 Mayıs 2010 11:15
29 NİSAN 2010 TARİHİNDE OYAK YÖNETİM KURULU İLE YAPILAN TOPLANTI
Güleryüzlü meslektaşlarım; 22 Nisan 2010 tarihinde cep telefonumdan arayan hanımefendi, OYAK yönetim kurulu başkanı Sayın Yıldırım TÜRKERİ beyefendinin 29 Nisan 2010 tarihinde saat 14:30'da Eskişehir yolu üzerinde bulunan OYAK üst yönetiminin bulunduğu adreste görüşmek istediğini bildirmesi üzerine nedenini öğrenmek istediğimde 17 Nisan 2010 tarihinde yapılan 50. genel kurula katılmak istediğinizi ama yer olmaması nedeni ile toplantıya davet edemediklerini şahsıma bilgi vereceğini belirtti, şahsım da kendilerine emekli olduğum 2004 yılından bu yana OYAK Genel kuruluna katılmak ve yönetim kurulunda görev almak, şirketlerin yönetim kurullarında görev yapma isteği ile ilgili olarak başvuruda bulunduğumu bugüne kadar yalnızca dilekçemin genelkurmay başkanlığına gönderildiğine dair yazı gönderildiğini hiçbir başvurumun sonucunun tarafıma bildirilmediğini şu an bu duruma şaşırdığımı belirterek 26 Nisan 2010 tarihinde katılıp katılamayacağımı bildireceğimi bildirdim,kararlaştırdığımız günde arayarak görüşmeye geleceğimi bildirdim,29 Nisan 2010 tarihinde saat 14:30'da belirtilen adrese gittiğimde dinlenme odasına alındım, birkaç dakika sonra gelen kişi ile tanıştığımda kendisinin Jandarma sınıfından emekli kıdemli Başçavuş rütbeli Serdar TARHAN olduğunu söyledikten sonra sekreter hanımefendi yönetim kurulu başkanının bizi beklediğini söyleyerek karşı odada bulunan makamında OYAK yönetim kurulu başkanı Sayın Yıldırım TÜRKERİ hoş geldiniz dedikten sonra odasında bulunan kişiler ile tanıştırmaya başladı,OYAK genel müdürü Sayın Coşkun ULUSOY'un da toplantıya katılacağını ama şu an burada bulunamadığını Genel müdür yardımcısı Ergün OKUR Hizmet sunum müdürü A.Şükrü LÜLECİ Hukuk danışmanı Prof. Ejder YILMAZ ile Finansman müdürü ile tanışırken Emekli havacı kıdemli Başçavuşlar Servet YURTSEVER ile Aziz SAYDAM Beyefendilerinde katılması ile odasında ikram ettiği içeçeklerin içilmesi sırasında Servet YURTSEVER iki ayrı diploması olduğunu türk telekom yönetim kurulunda görev yaptığını özelleştirme sürecinde OYAK'ın türk telekomu satın almasını arzu ettiğini Yıldırım TÜRKERİ de belirlenen fiyatın kurumun gücünün çok üzerinde olduğu için ihaleye katılamadıklarını belirtti,diğer katılımcı Aziz bey de iki ayrı lisan diploması ile birlikte yüksek lisansı bulunduğunu, Serdar TARHAN kendisinin lisans mezunu olduğunu şahsımda iki ayrı lisans bölümünü bitirdiğimi söylediğimde nereden geldiğimizi öğrendikten sonra bana hitaben siz İSTANBUL dan geliyorsunuz param olsa yol masrafınızı karşılamak isterdim dedi , daha sonra alt katta bulunan toplantı yapacağımız bölümde masanın etrafında OYAK yönetiminde bulunanlar ile toplantıya katılan dört emekli kıdemli başçavuş birer sandalye boşluk bırakarak bir yönetimden bir bizden olacak şekilde oturma düzeninde toplantıya başladık;
İlk konuşmayı yapan Servet YURTSEVER Genelkurmay Başkanı İlker BAŞBUĞ a hitaben yazdığı dilekçede OYAK genel kurullarının 31 mayıs 1966 tarihli çalışma tarzı talimatının 1.nci maddesinde genel kurul toplantıları OYAK üyesi olan dinleyicilere açıktır hükmü olmasına rağmen 2006 yılındaki OYAK genel kurul toplantısında dinleyici olarak bulunma talebim olduğu halde toplantıya alınmadım ve içeri girmem de görevli Albay tarafından engellendi. OYAK iştiraklerinin herhangi birinde yönetim ve denetim kurullarında görev alma isteğini belirterek bunun yerine getirilmesini talep etti, Yıldırım TÜRKERİ ise yönetim kurulunun nasıl seçileceği anlatılarak bunun 205 sayılı özel kanun ile belirlendiğini seçilmek için tahsilin önemli olmadığını belirtti,OYAK hukuk danışmanı ise çalışma tarzı talimatında 10 kişilik dinleyici hakkı var,salon imkanları sınırlı diyerek konuyu açıklamaya çalıştı,Servet YURTSEVER bu durumu kabul etmeyerek ANKARA ilinde bulunan bazı salonların isimlerini vererek gerekirse genel kurulu buralarda yapılmasını istedi, OYAK ve iştiraklerinde emekli subayların görev yaptığını bildirerek bunu kabul etmemiz mümkün değildir dedi, Yıldırım TÜRKERİ ise bunun bu şekilde düşünülmemesi gerektiğini şuan 2009 yıl sonu itibari ile 250.100 üyesi bulunduğunu bunun 42.794 kişisinin emeklilik sistemindeki üyelerden oluştuğunu emekli astsubay oranının emekli subay miktarının üç misli olduğunu ifade etti, daha sonra söz şahsıma verildiğinde; burada ifade edeceğim konuların elektronik posta ya da paylaşım siteleri üzerinden gelen soruların derlenmesinden oluştuğunu 80 civarında arkadaşımın görüşlerini ifade edeceğimi aldığım sorumluluk gereği bu soruları sırası ile soracağımı belirterek konuşmama başladım;
Öncelikle 205 sayılı özel kanunda oluşturulan bu kurumun yönetim teşkilatlanmasının tarif edildiği 3ncü ve 4ncü maddesinde tanımlanan yönetim yapısını günümüz koşullarında kabul etmemizin mümkün olmadığını bu maddeler devam ettiği sürece OYAK na ortak kişilerin yönetim denetim ve genel kurul ile temsilciler kurulunu seçemedikleri sürece yönetim yapısının aldığı kararlara katılmadığımız sürece yapılan genel kurulların ve yönetim kurullarına yapılan atamaların bizim için geçersiz olduğunu yönetim yapısının temsil edilen sınıflar arasında orantılı olarak temsil edilmesi gerektiğini ifade ettiğimde Yıldırım TÜRKERİ İştiraklerin yönetim kurullarında 8 (sekiz) emekli astsubay 20 (yirmi) emekli general ve subay görev yaptığını ,denetleme kurulunda görev yapan muvazzaf generallerin şuan jandarma sınıfından görev yaptığını her üç yılda bir kuvvetler arasında sırası ile değişim yapıldığını söyledi, burada görev yapanlar tahakkuk eden ücreti geri kuruma iade ederler dedi, hukuk danışmanı prof. Ejder bey ise eleştirileri not aldı, OYAK yönetiminde temsiliyet sorunu olduğunu düşünüyor musunuz? Bu yapıyı değiştirmek için çalışmalarınız var mı? Sorularıma yanıt verilmedi, konumuz ile ilgili ücret iadesi ile ilgili bir deneyimimizden söz ederek, Yalova Temad il başkanlığı yaptığım sırada Yalova da bulunan TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ GÜÇLENDİRME VAKFI na ait tesisin işletmesinin bizlere verilmesi ile ilgili olarak görüştüğümüz vakıf başkan yardımcısı Murat ADIYAMAN a o zaman temad genel başkanı da aynı teklifi sunarak birkaç arkadaşı burada vakıf adına çalışır gösterip aldıkları maaşı vakıfa tekrar iade etsinler dediğinde düşüneceklerini söylediğini sonradan bize şirket kurdurup ihaleden 15 dakika önce odasına çıkıp konuştuğumda 15.000 tl nin üzerinde rakam yazılır ise dikkate almayacaklarını söylediğini ama eski işletmeciye 15.260 tl ihalenin verildiğini daha sonra e-mail göndererek yönetim kurulunu ikna edemediğini belirttiğini söylediğini ifade ettiğimde Murat ADIYAMAN ile görüşmek ister misin?arayabilirim dediğinde sözünü tutmayan insanlarla görüşmek istemediğimi söyleyerek teşekkür ettim.
1996 yılında OYAK kanununda değişikliğe gidilerek yapılan değişiklik konusunda hiç kimseden görüş alınmadan değişiklik yapılarak emeklilik sisteminin oluşturulduğunu tabir olarak sözleşmeli subay astsubay tabirlerinin yer aldığı halde yönetim yapısı ve genel kurul yalnızca muvazzaf subaylardan oluşturulmuş ne hikmetse Astsubaylar ya oy sayan ya da eline tutuşturulan kağıdı okumanın dışında bir rollerinin bulunmadığını her ne kadar Yıldırım TÜRKERİ tarafından odasında bulunduğumuz sırada bizlere OYAK ile silahlı kuvvetleri tarafından yönetilmiyor sözüne karşılık emekli olduğumdan buyana OYAK yönetim kurulu ve iştiraklerinde görev yapma isteğim ile ilgili başvurularımın OYAK tarafından genelkurmay başkanlığına iletildiğine dair yazıların neden kurum tarafından cevaplanmayarak genelkurmay başkanlığına iletildiğini hatta 2006 yılında genelkurmay personel başkanlığından arayan Haluk isimli albayın tehditvari tavırla SİZ ASTSUBAYLAR DEĞİL İKİ YİRMİ ÜNİVERSİTE BİTİRSENİZ DE YİNE GÖREV VERMEYİZ sözüne atıfta bulunarak kurumun kendi iradesi ile yönetildiğine inanmadığımı ifade ettiğimde diğer katılan arkadaşlarım da aynı düşüncede olduklarını ifade ettiler, toplantıdan sonra verilen 2009 yılı faaliyet raporunun ikinci sayfasında da OYAK NE DEĞİLDİR? BAŞLIĞININ ALTINDA TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN BİR PARÇASI DEĞİLDİR ifadesini yazmaları bizim düşüncelerimizde değişikliğe neden olmamıştır,
Üye kelimesinin uygun olmadığını bizler bu kurumun ortağı ya da hissedarı olduğumuzu ÜYELERLE SOHBET tabirinden rahatsız olduğumu iktisat dilinde bir firmanın hissedarlarının olabileceğini üyelik tabirinin dernekler ve çeşitli kulüp yapılanmalarında kullanıldığını bunun düzeltilmesi gerektiğini söylediğimde Yıldırım TÜRKERİ benden öncede böyle bir uygulama varmış bende devam ettirdim dedi,
Kurumun daha önce hissedarı olan daha sonra kurumdan ayrılan bu sisteme sonradan katılan kişiler yeterli bilgilendirme olmadan OYAK'a yeniden dönecekleri düşüncesi ile katılmışlardır, bağışa dayalı sisteme üye olanların kurum hissedarı sayılmaması ahde vefaya aykırıdır, kaldı ki bu kişiler kurumdan ayrıldıklarında şirketin tüm aktif ve pasifleri hesaplanmadığı konusu çoğunluğun görüşüdür, bugün bağışa dayalı sistemde olanlar verilen nemalardan memnun değiller sözüme Ergün OKUR katılmadığını belirterek enflasyonun iki misli gelir sunuyoruz dedi tabiî ki ölene kadar paranın alınamayacağından söz etmedi bu sistemde olanlara da kanunla yapılacak değişiklikle emekli maaş sistemine geçiş hakkı sağlanmasını talep ettim,
OYAK kurumu ve iştiraklerinde çalışanların niteliği ve kaynağı konusunda şeffaflık istiyoruz? OYAK bünyesinde çalışan üye çocukları ve yakınlarının sınıflara göre miktarı nedir? Sorusuna karşılık hizmet sunum müdürü ordu yardımlaşma kurumunda çalışan astsubay çocuklarının subay çocuklarından daha fazla olduğunu belirterek kendi yardımcısının da astsubay çocuğu olduğunu ifade etti. Herhangi bir rakam telefuz edilmedi,
Milli savunma bakanlığında mevcut Emekli personel bilgi bankası emekli olan personele form doldurmasını sağlıyorlar, bugüne kadar emekli olan hiçbir astsubaya iş teklifi yaptığını duymadım, OYAK emekli personel ya da çocuklarına yönelik bilgi bankası oluşturmayı düşünüyor mu? Başvuru ve özgeçmişler elektronik ortamda yapılabilir, önerim not alındı,
Mart 2009 üyelerle sohbet dergisinde söylediğiniz ;Oyak yarım asırdır sürdürdüğü kanunlarla belirlenmiş normal faaliyetlerinin çizgisinin aynen devam ettirilmesi dışında bir planı mevzu bahis değildir,Oyak bütün milletimizindir ifadesinden anlatılmak istenen bu ülkedeki bütün yer altı ve yer üstündeki varlıklarının toplamının bu ülkenin varlığı olduğu anlamında ise kabul ettiğimizi kabul etmek gerekir.yoksa her firma kişi yada kişilere aittir,(kamu iktisadi teşebbüsleri hariç) olduğunu vurgulayarak bu ifadeyi bu şekilde algıladığımızı ifade ettim,
2007 yılı nema oranı %54 olarak gerçekleştiğinde OYAK genel müdürü Sayın coşkun ULUSOY beyefendi yaptığı açıklamada koç topluluğunun iki misli kar ettik diye demeç vermişti, peki 50.genel kurulda görüşülen 2009 hesap yılı karşılaştırıldığında koç topluluğunun kaç misli kar edildi? Bugün koç vakfının sisteminde olanlara aldıkları emekli maaşlarından daha yüksek ödeme yapıldığı görüş bildiren arkadaşlarım tarafından ifade ediliyor, soruma herhangi bir cevap verilmedi,
Boru hattı projelerine OYAK katılmış mıdır? Katıldı ise yüzde oranı nedir? Sorusuna karşılık OYAK'ın herhangi bir boru hattı projesinde bulunmadığı belirtildi,
Erdemir ile ilgili neden basında olumsuz haberler çıkmaktadır? Gazeteci Yiğit BULUT ile Aydın AYAYDIN a karşılık neden OYAK sitesinde avukatlar aracılığı ile açıklama yapma ihtiyacı hissettiklerini halbuki bu gazetecilerin mesleği gereği ancak edindikleri bilgiler çerçevesinde yorumlar yaptıklarını kurumun bu türlü açıklama yerine iki gazeteciyi de davet ederek hem Ereğli hem de İskenderun Demirçelik tesislerini gezdirerek ulaşmak istediği bilgileri vermesi halinde beklide kurumun en iyi savunucusu olacaklarını kurumun halkla ilişkiler tekniklerini uygulayamadığını kendisini her eleştireni mahkemeye vermesinin kendi etrafında olumsuz bir kitle yarattığını, Osmanlı imparatorluğunda bile sarayı kapıkulu askerlerince korunduğunu Aksaray a kadar olan bölümde yeniçerilerin daha sonra sancaklarda tımarlı sipahilerin en sonda uç beyliklerinden oluşan savunma halkasının olduğunu bugün ise oyak ın yalnızca generaller tarafından savunulmaya çalışıldığını biz emekli astsubayları sisteme dahil etmediğiniz sürece bu kurumu savunamayacaklarını belirterek , 28 Nisan 2010 tarihinde Ankara ya gelmek için kullandığım tren yolculuğu sırasında hürriyet gazetesi köşe yazarı Tufan TÜRENÇ in yazısının başlığı GEÇMİŞTEN MİRAS KALAN KİNLER FELAKET GETİRİR yazısını okuduktan biraz sonra Eskişehir tren istasyonundan sonra yunus emre tren istasyonuna geldiğimde bu kez Yunus EMRE nin SEVELİM SEVİLELİM yazısını okuduğumu kurumu da Yunus EMRE nin sözü olan yazıda yazdığı gibi görmek istediğimi kurumun tüm hissedarları ile barışması gerektiğini ifade ettim,
Genel müdürün ihtiyaç olarak 2008 yılında alma isteğini belirttiği uçak ve helikopter alma isteği gerçekleşti mi? Sorusuna Yıldırım TÜRKERİ OMSAN firmasında şuan kurumun iki adet helikopteri olduğunu saati 5000 Amerikan dolarına kiraya verildiğini kurumun ihtiyacı durumunda bu iki helikopterin kullanıldığını söyledi,
OYAK güvenlik neden serbest piyasadaki işletmelerde rastlamıyoruz, son günlerde basında çıkan olumsuz haberler ile ilgili neden açıklama yapmıyorsunuz? Basında çıkan haberlerden şirketin yöneticisinin emekli albay olduğunu öğrendik, özelliği nedir de güvenlik şirketini yönetmektedir? Sorusuna bizim fiyatlarımız yüksek olduğundan piyasada yer alamıyoruz dedi, bu cevabına karşılık tepe güvenliği örnek vererek hava limanları ve büyük ölçekli iş merkezlerinde bu firmanın olduğunu bunun yansımasının daha halkla ilişkiler alanında olacağını halka açık bu yerlerden aşinalığı olan işverenlerin güvenlik hizmeti alacağı zaman kendini bu firmaya daha yakın hissedeceğini belirttim,ayrıca ticari işletme olarak her türlü fiyat ve kaliteden hizmet sunmak hedef olmalıdır,nasıl kahvaltılık peynir ile böreklik peyniri hanımefendiler ayrı ayrı alırlar ise ticari düşüncede bu şekilde olmalıdır,oyak güvenlikteki bu anlayışa onay vermemiz mümkün değildir,
Yasal zorunluluk nedeni ile moody's ınvestors service, standart & poor's, DRT gibi firmalara denetim yaptırıp açıklamalarının bize inandırıcı gelmediğini önemli olan bir kuruluşun iç denetiminin kendi ortaklarınca yapılması gerektiği bizim içinde olmadığımız bir denetimin her zaman soru işaretleri ile dolu olduğunu oyak ın astsubaylarla barışması gerektiğini söylediğimde Yıldırım TÜRKERİ sınıf ayrımcılığı yapmayalım dediğinde o zaman neden 50 yıldır yönetimde bulunmuyoruz, bizler de zaman bu kurumu oluşturan ve halen finansal olarak nakit akışı sağlayan kişiler olduğumuz değişip geliştiğimiz halde niçin bizi kabul etmiyorsunuz lütfen bizimle uzlaşın yasal temsilcimiz TEMAD genel merkezi oyak genel merkezinize 300 metre uzakta olduğu halde niçin diyalog kurmuyorsunuz diye sorduğum soruya AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE Temad tarafından dava açılmasını kabul edemediklerini ima ederek daha önceki yıllarda temad genel başkanlığı yapan halen vefat ettiğini söylediği kişinin iyi biri olduğunu belirterek şu anki yönetimden memnun olmadığını ima ettiğinde kendisine bugün oyak ı kendisinin temsil ettiğini bugün ifade edilen konuların kişisel olmadığını kurumu ilgilendirdiğini bizim konuya bu açıdan baktığımızı inatlaşmanın sonucunda yalnızca kurumun zarar göreceğini en azından resmi olmasa da gayri resmi olarak temad la ilişki kurulmasının davaya konu olan konuların oluşturulacak bir komisyonla çözümlenmesinin daha uygun olacağını yoksa aynı kurum içerisindeki insanların mahkemelik olmasının hoş bir durum olmadığını daha çok bizim kesintilerimiz ile bugüne gelen oyak ın daha akılcı davranmasını beklediğimi genelkurmay telkinli yönetimin devam etmesi durumunda kesinlikle kurumun yanında olmayacağımızı, kendisini her eleştireni mahkemeye vermek yerine karşı tarafı da anlaması gerektiğini belirterek günlük yaşamımızdan örnek verdim, diyelim ki çocuğumuz sofradan geç kalktı mahkemeye,sabah geç uyandı mahkemeye bu evde ne kadar huzur var ise bizim gözümüzde de oyak ile aramızdaki ilişkide bu şekilde siz öyle hissetmiyor olabilirsiniz ama biz bu duygularla yaşıyoruz diye söyledikten sonra,
Diğer bir eleştiri konusu olan OYAK İNŞAAT tarafından yapılan konut fiyatlarının yüksekliği ve astsubayların maaşı ile ödenemeyecek yüksek miktarda taksit belirlendiğinin bu konuda şikayetler olduğunu söylediğimde, bunun en büyük etkeninin arsa fiyatları olduğunu belirtti.
Gönderilen sorularda biri de;Kurum tarafından ayrımcılık yapıldığına inanan emekli personel şirketleri işgal ederse ne olur? Sorusunu bulunulan ortama uygun düşmeyeceğine inandığımdan yazılı olarak elimizdeki sorular istenildiğinde verdim,bu konuyu sözlü olarak belirtmedim,
Jandarma sınıfından emekli olan Serdar TARHAN konuşmasında görev yaptığı süre içerisinde 11 kez tayin gördüğünü jandarma sınıfında görevli personelin çocuklarının mağdur olduğunu kurum tarafından yüksek öğrenim çağındaki çocuklara kurum tarafından karşılıksız burs verilmesini ifade ettiğinde konuşmaya katılarak 2009 yılında oyak genel kurulunda albay Mazlum ÇELİK in bu konu ile dergiden takip ettiğimiz kadarı ile konuşma yaptığını okuduğumuz kadarı ile bu konuşma içeriğine katılmadığımızı herhangi birisinin dahi daha iyi bir araştırma yapacağını söylediğimde Yıldırım TÜRKERİ o yazıyı biz hazırladık o yalnızca okudu bu senede yine konuşmacı yaptık ihtiyaç var ise inceleriz dedi, kurumun bu konu ile ilgili hissedarlarına anket yapmadığını ortaklarının kişisel durumlarına vakıf olmadığını ifade ettikten sonra Serdar bey bizlere kurumun bünyesinde çalışma ortamı sağlanmasını istiyoruz , genel kurulun yapıldığı yere geldiğimizde içeri alınmamamız onur kırıcı diyerek görüşlerini ifade etti,
Son katılımcı olarak görüşlerini ifade eden Emekli hava kıdemli başçavuş Aziz SAYDAM kendisinden önce görüşlerini bildiren meslektaşlarımın benim ifade edeceğim konuları ifade ettiklerini kendisinin de 200 civarında arkadaşına ulaşarak görüşlerini aldığını ilk defa kurumun üyelerinin düşüncelerini dinlediğini bu davetten memnun olduğunu bu vesile ile kuruma teşekkürlerini ileterek bu toplantıda dile getirilen konular ile ilgili olarak kurumdan gerekli düzenlemeleri yapmasını beklediklerini söyledi,
OYAK yönetim kurulu başkanı Sayın Yıldırım TÜRKERİ kesinlikle emekli olan personelin kurumla bağlantılarını koparmamalarını gelecek yıllarda kurumun daha fazla gelir sunacağını Ereğli ve İskenderun demir çelik tesislerinde yatırımların tamamlandığını Karadeniz ve Akdeniz deki en büyük limanlara kurumun sahip olduğunu demir çelik fiyatlarındaki düşmeden dolayı yeterince kar yansıtamadıklarını demir çelik fiyatlarının tonunun daha yeni yeni 400 amerikan dolarından yukarı 50 şer Amerikan doları yukarı çıkmaya başladığını ifade ederek , kuruma sahip çıkılması dileğinde bulundu , çekilen iki kare fotoğraf tan sonra 2009 yılı faaliyetinin anlatıldığı broşürlerden oluşan bir çanta takdim edildikten sonra OYAK yönetim kurulunun bulunduğu binadan ayrıldık, kurumun yöneticileri ile Sayın Yıldırım TÜRKERİ olmak üzere bizlere göstermiş oldukları misafirperverlik için teşekkür ederiz,
Görüşüm kurumun yalnızca bizleri dinlediği eleştirilen konular ile ilgili çalışmalarının bulunmadığı yönündedir, önümüzdeki günlerde tutum ve davranışlarında değişiklik olup olmadığını göreceğiz , hissettiğim muvazzaf general ve amirallerin çoğunluğundan oluşan yönetim ve denetim kurulunun Genelkurmay Başkanlığınca yönetilme isteğinden vazgeçmeyi düşünmedikleri yönündedir, genel müdür Coşkun ULUSOY ve ekibi mükemmel olsalar bile genelkurmay güdümlü yönetim ve denetleme kurulunun kurumu rahat bırakmayacağını düşünüyorum, OYAK bu yönetim şablonu ile hiçbir zaman ülkemizde ve dünyada saygınlığı olan bir kurum görüntüsü vermeyecektir, saygınlığın rakamlar ile olmadığını biliyoruz; bugün günümüzde firmaların yönetimlerinin demokratik ve şeffaf olması, uluslar arası çalışma şartları ile ilgili düzenlemelere uyması, çevreye duyarlı gibi daha birçok şartları yerine getiren işletmeler saygınlık uyandırmaktadır,koç topluluğuna ait opet firmasının yeşil yol projesi yine tarihe saygı projesi meslek liseliler için söyleyip uyguladığı meslek lisesi memleket meselesi sloganı ile meslek liselilere burs vermesi yine TURCELL firmasının kardelenler projesi toplumda firmalara karşı sempati yaratırken OYAK bırakın bu gibi projeleri kendi ortakları ile halen gönül bağını kuramamış durumdadır, OYAK'ı yönetenler hiç mi biz bir şey yapmadık diye düşünebilirler evet internet ortamından edindiğimiz bir bilgide oyak renault müdürü tübitak ile işbirliği yaparak fen liseleri arası matematik yarışmasında sponsor olmuşlar OYAK değişebilir mi? diye sorarsanız yanıtım genel kurmay başkanlığı izin verdiği ölçüde , bizim toplumumuzda geleneksel olarak şöyle bir tabir vardır hak vaki olurda bir gün hakkın rahmetine kavuşursam malım mülküm sizindir sözünü sık sık duyarız hak vaki olana kadar bizlerde en az 50 yaşını deviririz o zamana kadarda belirli bir ekonomik güce ulaşmış oluruz, benzetmek gerekirse OYAK ta bugün bu durumdadır 50nci yılını kutlayacak olan kurum hala 1961 yılındaki görüşlerinde direnmekte kendi bünyesinde yetişen ortaklarının donanım ve eğitim seviyelerinin bir çoğunun kendi seviyesinden daha fazla olduğunun farkında değilmiş gibi gözükmeyi tercih etmektedir,Genelkurmay başkanlığı hala kurumu yönetmeye ısrarlı olması durumunda kurum gelecekte firmaların yönetim kurullarına yada şirketlere atadıkları emekli subaylar nedeni ile zarar edebilir, bunca ortağın birikiminin heba olması durumunda bunun hesabını yasal zeminde vermeye hazır olmalıdır,bugüne kadar ordu pazarlarının zararının sorumluluğunu üstlenen kimse olmadı, bizde bu kurumda emanet ettiğimiz varlıklara sahip çıkacak kişilere gereksinim olduğunu düşünüyoruz, 2009 yılı faaliyet raporunda OYAK grubu iştirakleri birleşik sonuçlarında bir önceki bilanço yılına göre öz kaynaklarında 438 milyon Türk Lirası toplam aktiflerinde 661 milyon Türk Lirası azalma olmuştur, borç olarak niteleyebileceğimiz üye rezervlerindeki artış nedeni ile büyüdüklerini yazmaları iktisat teorisine uymamaktadır,şöyle ifade edebiliriz alınan faizsiz para ile bilançonun makyajlanması olarak tanımlanabilir,ümit ederim ayrımcılığa son verir aklın yolunu seçerler,Saygılarımla
Osman KARAÇOBAN
GSM: 05067837900
E-MAİL: karacoban1@mynet.com
Güleryüzlü meslektaşlarım; 22 Nisan 2010 tarihinde cep telefonumdan arayan hanımefendi, OYAK yönetim kurulu başkanı Sayın Yıldırım TÜRKERİ beyefendinin 29 Nisan 2010 tarihinde saat 14:30'da Eskişehir yolu üzerinde bulunan OYAK üst yönetiminin bulunduğu adreste görüşmek istediğini bildirmesi üzerine nedenini öğrenmek istediğimde 17 Nisan 2010 tarihinde yapılan 50. genel kurula katılmak istediğinizi ama yer olmaması nedeni ile toplantıya davet edemediklerini şahsıma bilgi vereceğini belirtti, şahsım da kendilerine emekli olduğum 2004 yılından bu yana OYAK Genel kuruluna katılmak ve yönetim kurulunda görev almak, şirketlerin yönetim kurullarında görev yapma isteği ile ilgili olarak başvuruda bulunduğumu bugüne kadar yalnızca dilekçemin genelkurmay başkanlığına gönderildiğine dair yazı gönderildiğini hiçbir başvurumun sonucunun tarafıma bildirilmediğini şu an bu duruma şaşırdığımı belirterek 26 Nisan 2010 tarihinde katılıp katılamayacağımı bildireceğimi bildirdim,kararlaştırdığımız günde arayarak görüşmeye geleceğimi bildirdim,29 Nisan 2010 tarihinde saat 14:30'da belirtilen adrese gittiğimde dinlenme odasına alındım, birkaç dakika sonra gelen kişi ile tanıştığımda kendisinin Jandarma sınıfından emekli kıdemli Başçavuş rütbeli Serdar TARHAN olduğunu söyledikten sonra sekreter hanımefendi yönetim kurulu başkanının bizi beklediğini söyleyerek karşı odada bulunan makamında OYAK yönetim kurulu başkanı Sayın Yıldırım TÜRKERİ hoş geldiniz dedikten sonra odasında bulunan kişiler ile tanıştırmaya başladı,OYAK genel müdürü Sayın Coşkun ULUSOY'un da toplantıya katılacağını ama şu an burada bulunamadığını Genel müdür yardımcısı Ergün OKUR Hizmet sunum müdürü A.Şükrü LÜLECİ Hukuk danışmanı Prof. Ejder YILMAZ ile Finansman müdürü ile tanışırken Emekli havacı kıdemli Başçavuşlar Servet YURTSEVER ile Aziz SAYDAM Beyefendilerinde katılması ile odasında ikram ettiği içeçeklerin içilmesi sırasında Servet YURTSEVER iki ayrı diploması olduğunu türk telekom yönetim kurulunda görev yaptığını özelleştirme sürecinde OYAK'ın türk telekomu satın almasını arzu ettiğini Yıldırım TÜRKERİ de belirlenen fiyatın kurumun gücünün çok üzerinde olduğu için ihaleye katılamadıklarını belirtti,diğer katılımcı Aziz bey de iki ayrı lisan diploması ile birlikte yüksek lisansı bulunduğunu, Serdar TARHAN kendisinin lisans mezunu olduğunu şahsımda iki ayrı lisans bölümünü bitirdiğimi söylediğimde nereden geldiğimizi öğrendikten sonra bana hitaben siz İSTANBUL dan geliyorsunuz param olsa yol masrafınızı karşılamak isterdim dedi , daha sonra alt katta bulunan toplantı yapacağımız bölümde masanın etrafında OYAK yönetiminde bulunanlar ile toplantıya katılan dört emekli kıdemli başçavuş birer sandalye boşluk bırakarak bir yönetimden bir bizden olacak şekilde oturma düzeninde toplantıya başladık;
İlk konuşmayı yapan Servet YURTSEVER Genelkurmay Başkanı İlker BAŞBUĞ a hitaben yazdığı dilekçede OYAK genel kurullarının 31 mayıs 1966 tarihli çalışma tarzı talimatının 1.nci maddesinde genel kurul toplantıları OYAK üyesi olan dinleyicilere açıktır hükmü olmasına rağmen 2006 yılındaki OYAK genel kurul toplantısında dinleyici olarak bulunma talebim olduğu halde toplantıya alınmadım ve içeri girmem de görevli Albay tarafından engellendi. OYAK iştiraklerinin herhangi birinde yönetim ve denetim kurullarında görev alma isteğini belirterek bunun yerine getirilmesini talep etti, Yıldırım TÜRKERİ ise yönetim kurulunun nasıl seçileceği anlatılarak bunun 205 sayılı özel kanun ile belirlendiğini seçilmek için tahsilin önemli olmadığını belirtti,OYAK hukuk danışmanı ise çalışma tarzı talimatında 10 kişilik dinleyici hakkı var,salon imkanları sınırlı diyerek konuyu açıklamaya çalıştı,Servet YURTSEVER bu durumu kabul etmeyerek ANKARA ilinde bulunan bazı salonların isimlerini vererek gerekirse genel kurulu buralarda yapılmasını istedi, OYAK ve iştiraklerinde emekli subayların görev yaptığını bildirerek bunu kabul etmemiz mümkün değildir dedi, Yıldırım TÜRKERİ ise bunun bu şekilde düşünülmemesi gerektiğini şuan 2009 yıl sonu itibari ile 250.100 üyesi bulunduğunu bunun 42.794 kişisinin emeklilik sistemindeki üyelerden oluştuğunu emekli astsubay oranının emekli subay miktarının üç misli olduğunu ifade etti, daha sonra söz şahsıma verildiğinde; burada ifade edeceğim konuların elektronik posta ya da paylaşım siteleri üzerinden gelen soruların derlenmesinden oluştuğunu 80 civarında arkadaşımın görüşlerini ifade edeceğimi aldığım sorumluluk gereği bu soruları sırası ile soracağımı belirterek konuşmama başladım;
Öncelikle 205 sayılı özel kanunda oluşturulan bu kurumun yönetim teşkilatlanmasının tarif edildiği 3ncü ve 4ncü maddesinde tanımlanan yönetim yapısını günümüz koşullarında kabul etmemizin mümkün olmadığını bu maddeler devam ettiği sürece OYAK na ortak kişilerin yönetim denetim ve genel kurul ile temsilciler kurulunu seçemedikleri sürece yönetim yapısının aldığı kararlara katılmadığımız sürece yapılan genel kurulların ve yönetim kurullarına yapılan atamaların bizim için geçersiz olduğunu yönetim yapısının temsil edilen sınıflar arasında orantılı olarak temsil edilmesi gerektiğini ifade ettiğimde Yıldırım TÜRKERİ İştiraklerin yönetim kurullarında 8 (sekiz) emekli astsubay 20 (yirmi) emekli general ve subay görev yaptığını ,denetleme kurulunda görev yapan muvazzaf generallerin şuan jandarma sınıfından görev yaptığını her üç yılda bir kuvvetler arasında sırası ile değişim yapıldığını söyledi, burada görev yapanlar tahakkuk eden ücreti geri kuruma iade ederler dedi, hukuk danışmanı prof. Ejder bey ise eleştirileri not aldı, OYAK yönetiminde temsiliyet sorunu olduğunu düşünüyor musunuz? Bu yapıyı değiştirmek için çalışmalarınız var mı? Sorularıma yanıt verilmedi, konumuz ile ilgili ücret iadesi ile ilgili bir deneyimimizden söz ederek, Yalova Temad il başkanlığı yaptığım sırada Yalova da bulunan TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ GÜÇLENDİRME VAKFI na ait tesisin işletmesinin bizlere verilmesi ile ilgili olarak görüştüğümüz vakıf başkan yardımcısı Murat ADIYAMAN a o zaman temad genel başkanı da aynı teklifi sunarak birkaç arkadaşı burada vakıf adına çalışır gösterip aldıkları maaşı vakıfa tekrar iade etsinler dediğinde düşüneceklerini söylediğini sonradan bize şirket kurdurup ihaleden 15 dakika önce odasına çıkıp konuştuğumda 15.000 tl nin üzerinde rakam yazılır ise dikkate almayacaklarını söylediğini ama eski işletmeciye 15.260 tl ihalenin verildiğini daha sonra e-mail göndererek yönetim kurulunu ikna edemediğini belirttiğini söylediğini ifade ettiğimde Murat ADIYAMAN ile görüşmek ister misin?arayabilirim dediğinde sözünü tutmayan insanlarla görüşmek istemediğimi söyleyerek teşekkür ettim.
1996 yılında OYAK kanununda değişikliğe gidilerek yapılan değişiklik konusunda hiç kimseden görüş alınmadan değişiklik yapılarak emeklilik sisteminin oluşturulduğunu tabir olarak sözleşmeli subay astsubay tabirlerinin yer aldığı halde yönetim yapısı ve genel kurul yalnızca muvazzaf subaylardan oluşturulmuş ne hikmetse Astsubaylar ya oy sayan ya da eline tutuşturulan kağıdı okumanın dışında bir rollerinin bulunmadığını her ne kadar Yıldırım TÜRKERİ tarafından odasında bulunduğumuz sırada bizlere OYAK ile silahlı kuvvetleri tarafından yönetilmiyor sözüne karşılık emekli olduğumdan buyana OYAK yönetim kurulu ve iştiraklerinde görev yapma isteğim ile ilgili başvurularımın OYAK tarafından genelkurmay başkanlığına iletildiğine dair yazıların neden kurum tarafından cevaplanmayarak genelkurmay başkanlığına iletildiğini hatta 2006 yılında genelkurmay personel başkanlığından arayan Haluk isimli albayın tehditvari tavırla SİZ ASTSUBAYLAR DEĞİL İKİ YİRMİ ÜNİVERSİTE BİTİRSENİZ DE YİNE GÖREV VERMEYİZ sözüne atıfta bulunarak kurumun kendi iradesi ile yönetildiğine inanmadığımı ifade ettiğimde diğer katılan arkadaşlarım da aynı düşüncede olduklarını ifade ettiler, toplantıdan sonra verilen 2009 yılı faaliyet raporunun ikinci sayfasında da OYAK NE DEĞİLDİR? BAŞLIĞININ ALTINDA TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN BİR PARÇASI DEĞİLDİR ifadesini yazmaları bizim düşüncelerimizde değişikliğe neden olmamıştır,
Üye kelimesinin uygun olmadığını bizler bu kurumun ortağı ya da hissedarı olduğumuzu ÜYELERLE SOHBET tabirinden rahatsız olduğumu iktisat dilinde bir firmanın hissedarlarının olabileceğini üyelik tabirinin dernekler ve çeşitli kulüp yapılanmalarında kullanıldığını bunun düzeltilmesi gerektiğini söylediğimde Yıldırım TÜRKERİ benden öncede böyle bir uygulama varmış bende devam ettirdim dedi,
Kurumun daha önce hissedarı olan daha sonra kurumdan ayrılan bu sisteme sonradan katılan kişiler yeterli bilgilendirme olmadan OYAK'a yeniden dönecekleri düşüncesi ile katılmışlardır, bağışa dayalı sisteme üye olanların kurum hissedarı sayılmaması ahde vefaya aykırıdır, kaldı ki bu kişiler kurumdan ayrıldıklarında şirketin tüm aktif ve pasifleri hesaplanmadığı konusu çoğunluğun görüşüdür, bugün bağışa dayalı sistemde olanlar verilen nemalardan memnun değiller sözüme Ergün OKUR katılmadığını belirterek enflasyonun iki misli gelir sunuyoruz dedi tabiî ki ölene kadar paranın alınamayacağından söz etmedi bu sistemde olanlara da kanunla yapılacak değişiklikle emekli maaş sistemine geçiş hakkı sağlanmasını talep ettim,
OYAK kurumu ve iştiraklerinde çalışanların niteliği ve kaynağı konusunda şeffaflık istiyoruz? OYAK bünyesinde çalışan üye çocukları ve yakınlarının sınıflara göre miktarı nedir? Sorusuna karşılık hizmet sunum müdürü ordu yardımlaşma kurumunda çalışan astsubay çocuklarının subay çocuklarından daha fazla olduğunu belirterek kendi yardımcısının da astsubay çocuğu olduğunu ifade etti. Herhangi bir rakam telefuz edilmedi,
Milli savunma bakanlığında mevcut Emekli personel bilgi bankası emekli olan personele form doldurmasını sağlıyorlar, bugüne kadar emekli olan hiçbir astsubaya iş teklifi yaptığını duymadım, OYAK emekli personel ya da çocuklarına yönelik bilgi bankası oluşturmayı düşünüyor mu? Başvuru ve özgeçmişler elektronik ortamda yapılabilir, önerim not alındı,
Mart 2009 üyelerle sohbet dergisinde söylediğiniz ;Oyak yarım asırdır sürdürdüğü kanunlarla belirlenmiş normal faaliyetlerinin çizgisinin aynen devam ettirilmesi dışında bir planı mevzu bahis değildir,Oyak bütün milletimizindir ifadesinden anlatılmak istenen bu ülkedeki bütün yer altı ve yer üstündeki varlıklarının toplamının bu ülkenin varlığı olduğu anlamında ise kabul ettiğimizi kabul etmek gerekir.yoksa her firma kişi yada kişilere aittir,(kamu iktisadi teşebbüsleri hariç) olduğunu vurgulayarak bu ifadeyi bu şekilde algıladığımızı ifade ettim,
2007 yılı nema oranı %54 olarak gerçekleştiğinde OYAK genel müdürü Sayın coşkun ULUSOY beyefendi yaptığı açıklamada koç topluluğunun iki misli kar ettik diye demeç vermişti, peki 50.genel kurulda görüşülen 2009 hesap yılı karşılaştırıldığında koç topluluğunun kaç misli kar edildi? Bugün koç vakfının sisteminde olanlara aldıkları emekli maaşlarından daha yüksek ödeme yapıldığı görüş bildiren arkadaşlarım tarafından ifade ediliyor, soruma herhangi bir cevap verilmedi,
Boru hattı projelerine OYAK katılmış mıdır? Katıldı ise yüzde oranı nedir? Sorusuna karşılık OYAK'ın herhangi bir boru hattı projesinde bulunmadığı belirtildi,
Erdemir ile ilgili neden basında olumsuz haberler çıkmaktadır? Gazeteci Yiğit BULUT ile Aydın AYAYDIN a karşılık neden OYAK sitesinde avukatlar aracılığı ile açıklama yapma ihtiyacı hissettiklerini halbuki bu gazetecilerin mesleği gereği ancak edindikleri bilgiler çerçevesinde yorumlar yaptıklarını kurumun bu türlü açıklama yerine iki gazeteciyi de davet ederek hem Ereğli hem de İskenderun Demirçelik tesislerini gezdirerek ulaşmak istediği bilgileri vermesi halinde beklide kurumun en iyi savunucusu olacaklarını kurumun halkla ilişkiler tekniklerini uygulayamadığını kendisini her eleştireni mahkemeye vermesinin kendi etrafında olumsuz bir kitle yarattığını, Osmanlı imparatorluğunda bile sarayı kapıkulu askerlerince korunduğunu Aksaray a kadar olan bölümde yeniçerilerin daha sonra sancaklarda tımarlı sipahilerin en sonda uç beyliklerinden oluşan savunma halkasının olduğunu bugün ise oyak ın yalnızca generaller tarafından savunulmaya çalışıldığını biz emekli astsubayları sisteme dahil etmediğiniz sürece bu kurumu savunamayacaklarını belirterek , 28 Nisan 2010 tarihinde Ankara ya gelmek için kullandığım tren yolculuğu sırasında hürriyet gazetesi köşe yazarı Tufan TÜRENÇ in yazısının başlığı GEÇMİŞTEN MİRAS KALAN KİNLER FELAKET GETİRİR yazısını okuduktan biraz sonra Eskişehir tren istasyonundan sonra yunus emre tren istasyonuna geldiğimde bu kez Yunus EMRE nin SEVELİM SEVİLELİM yazısını okuduğumu kurumu da Yunus EMRE nin sözü olan yazıda yazdığı gibi görmek istediğimi kurumun tüm hissedarları ile barışması gerektiğini ifade ettim,
Genel müdürün ihtiyaç olarak 2008 yılında alma isteğini belirttiği uçak ve helikopter alma isteği gerçekleşti mi? Sorusuna Yıldırım TÜRKERİ OMSAN firmasında şuan kurumun iki adet helikopteri olduğunu saati 5000 Amerikan dolarına kiraya verildiğini kurumun ihtiyacı durumunda bu iki helikopterin kullanıldığını söyledi,
OYAK güvenlik neden serbest piyasadaki işletmelerde rastlamıyoruz, son günlerde basında çıkan olumsuz haberler ile ilgili neden açıklama yapmıyorsunuz? Basında çıkan haberlerden şirketin yöneticisinin emekli albay olduğunu öğrendik, özelliği nedir de güvenlik şirketini yönetmektedir? Sorusuna bizim fiyatlarımız yüksek olduğundan piyasada yer alamıyoruz dedi, bu cevabına karşılık tepe güvenliği örnek vererek hava limanları ve büyük ölçekli iş merkezlerinde bu firmanın olduğunu bunun yansımasının daha halkla ilişkiler alanında olacağını halka açık bu yerlerden aşinalığı olan işverenlerin güvenlik hizmeti alacağı zaman kendini bu firmaya daha yakın hissedeceğini belirttim,ayrıca ticari işletme olarak her türlü fiyat ve kaliteden hizmet sunmak hedef olmalıdır,nasıl kahvaltılık peynir ile böreklik peyniri hanımefendiler ayrı ayrı alırlar ise ticari düşüncede bu şekilde olmalıdır,oyak güvenlikteki bu anlayışa onay vermemiz mümkün değildir,
Yasal zorunluluk nedeni ile moody's ınvestors service, standart & poor's, DRT gibi firmalara denetim yaptırıp açıklamalarının bize inandırıcı gelmediğini önemli olan bir kuruluşun iç denetiminin kendi ortaklarınca yapılması gerektiği bizim içinde olmadığımız bir denetimin her zaman soru işaretleri ile dolu olduğunu oyak ın astsubaylarla barışması gerektiğini söylediğimde Yıldırım TÜRKERİ sınıf ayrımcılığı yapmayalım dediğinde o zaman neden 50 yıldır yönetimde bulunmuyoruz, bizler de zaman bu kurumu oluşturan ve halen finansal olarak nakit akışı sağlayan kişiler olduğumuz değişip geliştiğimiz halde niçin bizi kabul etmiyorsunuz lütfen bizimle uzlaşın yasal temsilcimiz TEMAD genel merkezi oyak genel merkezinize 300 metre uzakta olduğu halde niçin diyalog kurmuyorsunuz diye sorduğum soruya AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE Temad tarafından dava açılmasını kabul edemediklerini ima ederek daha önceki yıllarda temad genel başkanlığı yapan halen vefat ettiğini söylediği kişinin iyi biri olduğunu belirterek şu anki yönetimden memnun olmadığını ima ettiğinde kendisine bugün oyak ı kendisinin temsil ettiğini bugün ifade edilen konuların kişisel olmadığını kurumu ilgilendirdiğini bizim konuya bu açıdan baktığımızı inatlaşmanın sonucunda yalnızca kurumun zarar göreceğini en azından resmi olmasa da gayri resmi olarak temad la ilişki kurulmasının davaya konu olan konuların oluşturulacak bir komisyonla çözümlenmesinin daha uygun olacağını yoksa aynı kurum içerisindeki insanların mahkemelik olmasının hoş bir durum olmadığını daha çok bizim kesintilerimiz ile bugüne gelen oyak ın daha akılcı davranmasını beklediğimi genelkurmay telkinli yönetimin devam etmesi durumunda kesinlikle kurumun yanında olmayacağımızı, kendisini her eleştireni mahkemeye vermek yerine karşı tarafı da anlaması gerektiğini belirterek günlük yaşamımızdan örnek verdim, diyelim ki çocuğumuz sofradan geç kalktı mahkemeye,sabah geç uyandı mahkemeye bu evde ne kadar huzur var ise bizim gözümüzde de oyak ile aramızdaki ilişkide bu şekilde siz öyle hissetmiyor olabilirsiniz ama biz bu duygularla yaşıyoruz diye söyledikten sonra,
Diğer bir eleştiri konusu olan OYAK İNŞAAT tarafından yapılan konut fiyatlarının yüksekliği ve astsubayların maaşı ile ödenemeyecek yüksek miktarda taksit belirlendiğinin bu konuda şikayetler olduğunu söylediğimde, bunun en büyük etkeninin arsa fiyatları olduğunu belirtti.
Gönderilen sorularda biri de;Kurum tarafından ayrımcılık yapıldığına inanan emekli personel şirketleri işgal ederse ne olur? Sorusunu bulunulan ortama uygun düşmeyeceğine inandığımdan yazılı olarak elimizdeki sorular istenildiğinde verdim,bu konuyu sözlü olarak belirtmedim,
Jandarma sınıfından emekli olan Serdar TARHAN konuşmasında görev yaptığı süre içerisinde 11 kez tayin gördüğünü jandarma sınıfında görevli personelin çocuklarının mağdur olduğunu kurum tarafından yüksek öğrenim çağındaki çocuklara kurum tarafından karşılıksız burs verilmesini ifade ettiğinde konuşmaya katılarak 2009 yılında oyak genel kurulunda albay Mazlum ÇELİK in bu konu ile dergiden takip ettiğimiz kadarı ile konuşma yaptığını okuduğumuz kadarı ile bu konuşma içeriğine katılmadığımızı herhangi birisinin dahi daha iyi bir araştırma yapacağını söylediğimde Yıldırım TÜRKERİ o yazıyı biz hazırladık o yalnızca okudu bu senede yine konuşmacı yaptık ihtiyaç var ise inceleriz dedi, kurumun bu konu ile ilgili hissedarlarına anket yapmadığını ortaklarının kişisel durumlarına vakıf olmadığını ifade ettikten sonra Serdar bey bizlere kurumun bünyesinde çalışma ortamı sağlanmasını istiyoruz , genel kurulun yapıldığı yere geldiğimizde içeri alınmamamız onur kırıcı diyerek görüşlerini ifade etti,
Son katılımcı olarak görüşlerini ifade eden Emekli hava kıdemli başçavuş Aziz SAYDAM kendisinden önce görüşlerini bildiren meslektaşlarımın benim ifade edeceğim konuları ifade ettiklerini kendisinin de 200 civarında arkadaşına ulaşarak görüşlerini aldığını ilk defa kurumun üyelerinin düşüncelerini dinlediğini bu davetten memnun olduğunu bu vesile ile kuruma teşekkürlerini ileterek bu toplantıda dile getirilen konular ile ilgili olarak kurumdan gerekli düzenlemeleri yapmasını beklediklerini söyledi,
OYAK yönetim kurulu başkanı Sayın Yıldırım TÜRKERİ kesinlikle emekli olan personelin kurumla bağlantılarını koparmamalarını gelecek yıllarda kurumun daha fazla gelir sunacağını Ereğli ve İskenderun demir çelik tesislerinde yatırımların tamamlandığını Karadeniz ve Akdeniz deki en büyük limanlara kurumun sahip olduğunu demir çelik fiyatlarındaki düşmeden dolayı yeterince kar yansıtamadıklarını demir çelik fiyatlarının tonunun daha yeni yeni 400 amerikan dolarından yukarı 50 şer Amerikan doları yukarı çıkmaya başladığını ifade ederek , kuruma sahip çıkılması dileğinde bulundu , çekilen iki kare fotoğraf tan sonra 2009 yılı faaliyetinin anlatıldığı broşürlerden oluşan bir çanta takdim edildikten sonra OYAK yönetim kurulunun bulunduğu binadan ayrıldık, kurumun yöneticileri ile Sayın Yıldırım TÜRKERİ olmak üzere bizlere göstermiş oldukları misafirperverlik için teşekkür ederiz,
Görüşüm kurumun yalnızca bizleri dinlediği eleştirilen konular ile ilgili çalışmalarının bulunmadığı yönündedir, önümüzdeki günlerde tutum ve davranışlarında değişiklik olup olmadığını göreceğiz , hissettiğim muvazzaf general ve amirallerin çoğunluğundan oluşan yönetim ve denetim kurulunun Genelkurmay Başkanlığınca yönetilme isteğinden vazgeçmeyi düşünmedikleri yönündedir, genel müdür Coşkun ULUSOY ve ekibi mükemmel olsalar bile genelkurmay güdümlü yönetim ve denetleme kurulunun kurumu rahat bırakmayacağını düşünüyorum, OYAK bu yönetim şablonu ile hiçbir zaman ülkemizde ve dünyada saygınlığı olan bir kurum görüntüsü vermeyecektir, saygınlığın rakamlar ile olmadığını biliyoruz; bugün günümüzde firmaların yönetimlerinin demokratik ve şeffaf olması, uluslar arası çalışma şartları ile ilgili düzenlemelere uyması, çevreye duyarlı gibi daha birçok şartları yerine getiren işletmeler saygınlık uyandırmaktadır,koç topluluğuna ait opet firmasının yeşil yol projesi yine tarihe saygı projesi meslek liseliler için söyleyip uyguladığı meslek lisesi memleket meselesi sloganı ile meslek liselilere burs vermesi yine TURCELL firmasının kardelenler projesi toplumda firmalara karşı sempati yaratırken OYAK bırakın bu gibi projeleri kendi ortakları ile halen gönül bağını kuramamış durumdadır, OYAK'ı yönetenler hiç mi biz bir şey yapmadık diye düşünebilirler evet internet ortamından edindiğimiz bir bilgide oyak renault müdürü tübitak ile işbirliği yaparak fen liseleri arası matematik yarışmasında sponsor olmuşlar OYAK değişebilir mi? diye sorarsanız yanıtım genel kurmay başkanlığı izin verdiği ölçüde , bizim toplumumuzda geleneksel olarak şöyle bir tabir vardır hak vaki olurda bir gün hakkın rahmetine kavuşursam malım mülküm sizindir sözünü sık sık duyarız hak vaki olana kadar bizlerde en az 50 yaşını deviririz o zamana kadarda belirli bir ekonomik güce ulaşmış oluruz, benzetmek gerekirse OYAK ta bugün bu durumdadır 50nci yılını kutlayacak olan kurum hala 1961 yılındaki görüşlerinde direnmekte kendi bünyesinde yetişen ortaklarının donanım ve eğitim seviyelerinin bir çoğunun kendi seviyesinden daha fazla olduğunun farkında değilmiş gibi gözükmeyi tercih etmektedir,Genelkurmay başkanlığı hala kurumu yönetmeye ısrarlı olması durumunda kurum gelecekte firmaların yönetim kurullarına yada şirketlere atadıkları emekli subaylar nedeni ile zarar edebilir, bunca ortağın birikiminin heba olması durumunda bunun hesabını yasal zeminde vermeye hazır olmalıdır,bugüne kadar ordu pazarlarının zararının sorumluluğunu üstlenen kimse olmadı, bizde bu kurumda emanet ettiğimiz varlıklara sahip çıkacak kişilere gereksinim olduğunu düşünüyoruz, 2009 yılı faaliyet raporunda OYAK grubu iştirakleri birleşik sonuçlarında bir önceki bilanço yılına göre öz kaynaklarında 438 milyon Türk Lirası toplam aktiflerinde 661 milyon Türk Lirası azalma olmuştur, borç olarak niteleyebileceğimiz üye rezervlerindeki artış nedeni ile büyüdüklerini yazmaları iktisat teorisine uymamaktadır,şöyle ifade edebiliriz alınan faizsiz para ile bilançonun makyajlanması olarak tanımlanabilir,ümit ederim ayrımcılığa son verir aklın yolunu seçerler,Saygılarımla
Osman KARAÇOBAN
GSM: 05067837900
E-MAİL: karacoban1@mynet.com
Hüseyin ÇETİN
07 Mayıs 2010 00:28
Sayın Mehmet Ali KILINÇ Çakma "Mahmut Erdem" çok güzel bir benzetme olmuş. O Kişiye de bu lakap yakışır.
MEHMET ALİ KILINÇ
06 Mayıs 2010 23:20
Çakma "Mahmut Erdem" isminin arkasına saklanarak bir yere varabileceklerini sananların, Sayın Umur Talu'yu görmezden gelip varlığından rahatsız olanların, bu topluma önderlik etmek yerine içlerinde biraz izan sahibi olan ekip arkadaşlarına tahammül gösteremeyip, onları aralarından temizleme peşine düşenlerin yanında, içinde İsmail Turanlar'ı da barındırdığı için bu mesleğe mensup olmaktan gurur duyuyorum.
Sayın İsmail Turan Ağabey, bu davadan sonuç alınsın veya alınmasın, yol gösterici olduğunuz için bu toplum size minnettardır...
Sayın İsmail Turan Ağabey, bu davadan sonuç alınsın veya alınmasın, yol gösterici olduğunuz için bu toplum size minnettardır...
Arif ASLAN
06 Mayıs 2010 22:48
Değerli Arkadaşlarım,
Sayın İsmail TURAN'ın bu davayı kazanacağına tam kalbimle inanıyorum.Bu davayı kazanırsa sadece Sayın İsmail TURAN kazanmayacak aynı zamanda SGK'da kazanacak.Sayın TURAN kaybederse SGK'da kaybetmiş olacak. Bu nasıl olacak derseniz Sayın İsmail TURAN detaylı olarak bizlere açıklama yaparsa bunun nasıl olacağını öğreneceğiz.Zaten bundan dolayıdır ki SGK avukatları davanın Eylül ayına ertelenmesini istemişlerdir.
Sayın İsmail TURAN'ın bu davayı kazanacağına tam kalbimle inanıyorum.Bu davayı kazanırsa sadece Sayın İsmail TURAN kazanmayacak aynı zamanda SGK'da kazanacak.Sayın TURAN kaybederse SGK'da kaybetmiş olacak. Bu nasıl olacak derseniz Sayın İsmail TURAN detaylı olarak bizlere açıklama yaparsa bunun nasıl olacağını öğreneceğiz.Zaten bundan dolayıdır ki SGK avukatları davanın Eylül ayına ertelenmesini istemişlerdir.
6302
Mesaj Defteri yazıları
« 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 »


Sn.Behiç KILIÇ beyefendiye bu yazıları için minnettarlığımızı arzederim.
Sesimizin duyurulmasında büyük gayretler gösteren E.ASB.GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU'na ve Sayın Ersen Gürpınar'a teşekkürler ederim.
behic@yenicaggaze tesi.com.tr