LEVENT ULUCAN

LEVENT ULUCAN

E-posta: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

KALDIRIN BU ASSUBAYLIĞI

Gabar ; bilmem kaç bin metre yükseklikte sarp , dik , kuş uçmaz kervan geçmez kara bir dağ .,onca engebelerin yanında her yanını hain barut kokusu sarmış eğik bükük kayalıklar .,

Ve gecenin kör karanlığı bir isimsiz kahraman yanında bir başkaları , aynı kaderi aynı hayatı yaşayan , paylaşan sırmalı Ay-yıldızlı rütbelerini gururla taşıyanlar düşman kovalıyor , zifiri siyahın içinde göz yanındaki gözün parıltısını bile görmüyor .,

Yalnızca bir ses bir vızıltı bazen de ardı arkası kesilmeyen bir tarama yada düştüğü yerde patlayan el bombalarının kulakları sağır eden gürültüsü .,

Assubay onlar , bu gece sağ salim kaçının birliğe döneceği meçhul , kaçının bir daha daha kokusuna doyamadığı karısına kavuşacağı , kaçının bir daha çocuklarına sarılacağını , analarına , babalarına memleketlerine ne zaman dönebileceklerini sadece Allah biliyor .,

Ve güzel ülkem hep güzel kalsın diye uğrunda oralarda ölüme hiç düşünmeden , gözleri kapalı gidenlerini hiç bilmeyen , anlamayan şanlı devletim .,

Sınır boylarından , şehirlerin , kasabaların içinde köy yollarında kahpe ellerin kahpece döşediği mayınlarda elini kolunu , gözlerini , bedenlerini orada bırakanların ,bırakın milleti onların kim olduğunu bilmeyen ölüme emir veren askeri komuta , siyasi iktidar yöneticileri .,

Vatan sevdasının , bayrak aşkının çeşidi , farklılığı olmaz ama onları korumak yaşatmak için onlarca ölüm nedeni var , siz bunların hiç bir zaman ne anlama geleceğini bilmediğiniz için uzun uzadıya yazmaya da gerek yok zaten , siz koltuklarınızda güvenle oturup sağa sola talimatlar verirken bir can Afrinden memleket topraklarına şahedet için yola çıkmıştı bile .,

Peki neden bu içimizdeki sızı , neden bu anlatmak isteyipte belkide bizim anlatamadığımız , ama her defasında sizin sırtınızı döndüğünüz , gözlerinizin kör kulaklarınızın sağır olduğu o yıllardır yara üstüne yara bağlamış o anamızın ak sütü gibi isteklerimiz neydi ?

Neydi o yıllardır gasp edilen haklarımız ? Her hangi bir devlet kurumu mesela TBMM ve bir katibin çalışama odası kışın alev alev yanan kalorifer petekleri sıcaktan ceketini çıkarıyor memur arkadaşımız , yazında o bunaltıcı sıcaklarda püfür , püfür esen klimalı ofisler , ceket ve kravat yerli yerinde kahvesini içiyor aynı çalışan .,

Tevazu göstermeyeceğiz hiç birine , iş zorluğu ,iş riski ne kadar ölçme çalışma kriteri , derecesi varsa bir Assubay'ın bunlar çalışma koşullarının zorluk ve risk açısından binde biri bile değil .,

Ama ne acıdır ki o Gabar'daki Assubay bu memur arkadaşlarımızın göreve başlama derecesinin daha gerisinden vazifeye başlıyor .,

İşte bundandır ki ; Hemen 9/2 'sini istiyoruz ! verin demiyoruz dilenmiyoruz rica etmiyoruz lütfen falan demiyoruz artık bu bizim en temel hakkımız eveleyip , gevelemeyin artık sözünüz de var ,o sözünüzde orada kalsın , biz şimdi hemen 9/2 ! sini istiyoruz , bir günde bir imza ile çıkacak kanunu yıllardır neden görmezden gelip neden yürürlüğe koymadığınızın hesabını sizin vicdanlarınıza bırakarak istiyoruz .,

Tazminat istiyoruz ; adı her ne olursa olsun bu görevin getirdiği şartların oluşturduğu o artık sayısını unuttuğumuz subaylara verdiğiniz çeşit çeşit bize gelince bir tanesini bile çok gördüğünüz tazminatlardan hak ettiklerimizi istiyoruz , bu ülkede verilecek bir tazminat varsa o da Assubayların hakkıdır bunu bildiğimiz için , yıllardır haklarımızı gasp ettiğiniz için artık yalvarıp yakarmadan bu hakkımızı da hemen şimdi istiyoruz .,

Genelkurmaydan , siyasi iktidardan devleti yönetenlerden hepsinden haklarımızı istiyoruz , çalışırken adalet , emekli olduğumuzda güvenli en azından bir subay emeklisine yakın şartlarda , emeklilikte ikinci bir işe gereksinim duymadan huzurlu onurlu bir hayat istiyoruz .,

Yok olmaz diyorsanız , Yok veremeyiz mali bütçe , Yok diğerleri diğer memurlar ,çalışanlar diyorsanız , Bu yalanlara inanmıyoruz hiç bir zamanda inanmadık subaylara , işinize gelenlere nasıl verdiyseniz işte öyle istiyoruz .,

Yok , hala da yok diyorsanız kaldırın bu Assubaylığı , Kaldırın daha fazla oynamayın bizimle .....

/Levent Ulucan/

 

ASSUBAYIM BEN İTİRAZIM VAR ...!

Var olduğumuzdan beri bizi görmeyenlere , Sırmalı Ay -Yıldızın ne olduğunu , ne anlama geldiğini anlamayanlara bilmeyenlere , bilmek istemeyenlere itirazımız var .,

Anamızın Ak Sütü gibi helal olan haklarımızı bize çok görenlere itirazımız var .,

Sesimizi duymayanlara kulaklarını bizlere kapatanlara , işlerine gelmeyince aramıza duvar çekenlere itirazımız var .,

İtirazımız var kendilerine üçer , beşer tazminatlar alıp bizlere bir tanesini bile vermeyenlere , birini bile bize çok görenlere itirazımız var .,

Sıcacık ofislerinde çalışanları göreve 9/2 sinden başlatıp , dağ başında eksi 20 ler de düşmanla çatışanlara , canını , kanını oralarda bırakanlara bu dereceyi yakıştıramayanlara itirazımız var .,

Söz verip sözlerinde duymayan Başbakana , varlığımıza duyarsız Milli Savunma Bakanına , hatta tüm bakanların hepsine alayına itirazımız var .,

Tüm kurumların başkanları , müdürleri personelinin yaşam standardını hiç bir ayrım yapmaksızın daha yukarılara çıkartırtıp onlara daha iyi yarınlar vermenin çabası içinde iken bizleri hiç bir zaman düşünmeyen komuta kademesine itirazımız var .,

Zamanında lise ve 2-3 yıllık harp okulu mezunlarını 4 yıllık harp okulu mezunu kabul ederek 8/1 dereceden intibaklarını yapıp , iş biz Assubaylara gelince kör topal bir intibakla binlerce arkadaşımızı mağdur ederek sonunda da 13 yıl bizleri bekletenlere itirazımız var .,

Çeşitli Meslek guruplarının taleplerine evet deyip bizleri unutanlara itirazımız var .,

Bizleri yoksulluk sınırında süründürenlere İtirazımız var , Asubayları emekliğinde 2 kuruş için 2. bir işe mahkum eden sisteme, anlayışa , zihniyete itirazımız var .,

Köle zihniyetli , yanlı iç hizmet kanunlarına , taraflı ceza yasalarına itirazımız var , Önleri kapatılan ,okumaları engellenen eşitlik ilesine aykırı Assubay öğrenci eğitimine itirazımız var .,

Sosyal tesis , lojman , kamp paylaşımındaki adaletsizliğe itirazımız var , OYAK ta ki çarpık temsil sistemine itirazımız var .,

Emekliliklerinde maaşlarının yüzde seksen beşin alıp emekli Assubaya yüzde ellisini bile vermeyen çarpık düzene itirazımız var .,

Kendilerine 5 yıldızlı otel gibi ordu evleri yapıp , bize derme çatma orduevlerini layık görenlere itirazımız var .,

Silahlı kuvvetleri bir aile gibi gösterip bizleri bu ailenin dışına itenlere üvey evlat muamelesi yapanlara eti tırnaktan ayıranlara itirazımız var ,

Onca çıkan kanun hükmündeki kararnamelerde çeşitli meslek gruplarına haklar dağıtan ancak hiç birinde Assubayların adının bile geçmemesine itirazımız var .,

Güzellik uzmanlarına şov gibi tören düzenleyip canlı yayınla tüm isteklerini yerine getirip , bir emirle ölüme giden bizleri unutanlara itirazımız var .,

Her ay muhtarları ağırlayan , söyleşen , dertleşen ama bizleri bir kere bile dinlemeyenlere itirazımız var .,

Yıllarca bu orduya çalışıp , emeğini , terini akıtan yeri geldiğinde ailesine yabancı kalan , doğduğu topraklara bir daha hiç dönemeyen hep mağdur edilmiş ama hep mağrur olmuş yorgun , argın bir o kadar yılgın ,sahipsiz kalmış insanların emeklilik dilekçelerini imzalarken bile küs , kırgın dökülen sonbahar yaprakları misali acımsı tatdaki sarımtırak bir hüzünle gitmelerine neden olanlara itirazımız var .,

Bu ülkenin her yerinde , her karışında kanlarını bu güzel topraklara hiç düşünmeden akıtan .,

Canlarını gönderdeki Ay-Yıldıza hiç düşmeden feda eden , o gök yüzünde hep dalgalansın diye canlarından can veren .,

Bir an bile tereddütsüz yaşamlarını feda eden Assubayları görmeyenlere , sesini işitmeyenlere ., Onları hissetmeyenlere itirazımız var .,

Öyle böyle değil şarkılarda ki türkülerdeki gibi değil , içimiz yanarak , yüreklerimiz sızlayarak itirazımız var ....

/Levent Ulucan/

 

ACI VE YALNIZLIK / ASSUBAYLAR

Yer ve tarih çok da önemli değil dün de vardı bugün de yarında olacak aynı şeyler .,

Yatakhanenin kapısından çıktığında onları almak için gelen helikopter büyük bir uğultu ile piste inmek üzereydi ,

Belkide beden ağırlığının dörtte biri kadar olan sırt çantası vücudunun üzerinde hiç bir fazlalık yapmıyordu yıllarca hep beraberdiler zaten ,ondan bir parçaydı sanki o çanta , midesi , kalbi yada akciğeri gibi bir şey işte .,

Helikoptere yürürken silahını omuzuna attı yan cebinden telefonunu çıkardı koyduğu kapak fotoğrafına baktı , daha sevgisine , kokusuna doyamadığı karısının gülümseyen yüzün de '' Merak etme biz iyiyiz ''mesajı vardı sanki daha bir güven duygusuyla oğluna kaydı gözleri '' Baba ben varım sen yoksan ben onları korurum '' der gibiydi , minicik kalbi ile güven duygusunun yanına birde gurur eklendi , gözleri yüklü bir bulut misali doluvermişti .,

Onlarla telefonda konuşurken de kızını hep en sona bırakırdı en son onla konuşur en son onla vedalaşır en son ona sözleri verirdi fotoğrafa bakarken de kızını en sona bıraktı .,

O daha mahzun ama o dünya tatlısı gözlerinin ifadesi ile daha bir hırçın bakıyordu babaya '' Gel artık sana ihtiyacım var '' gibi diyen gözleri o bakışa çakıldı o an onun doğuşu ilk kucağına aldığı gün geldi aklına kızının gözlerinin içinde ve ona verdiği o söz '' Sen benim prensesimsin '' diye bir kez daha mırıldandı içinsen .,

Durdu , telefon belkide o an sahip olduğu en değerli şeydi , en değerli şeyler onun içindeydi çünkü , dikkatlice yan cebine yerleştirdi .,

Helikopter motorunun çıkardığı uğultunun içinde yürümeye devam etti en son o kalmıştı zaten , gözünden ,yüreğinden hasretinden akan iki damla yaş düştü , pervanenin çıkardığı toza ve toprağa karışarak .,

Kapılar kapandı , ülkenin en ateşli en sıcak bölgesine doğru uçtular , vatan hainlerinin cirit attığı en kahpe pusuların kurulduğu yere doğru gittiler .,

Bir çoğu gelmedi oralardan o gelir mi , geldi mi bilmiyorum , fotoğraftaki benzer kaç çocuk babalarını bekleyen kaç prenses daha naif ama hep o hırçın o yaşlı gözlerle beklediler babalarını , kaç gece daha annelerinin kucaklarında zor ettiler sabahı ellerinden bırakamadıkları babalarının fotoğraflarıyla ., Bu bordo bereli bir Assubay , onun yaşamından çok küçük bir kesit , günlük , haftalık yada aylarca sürecek rutin görevlerinden yaşadıkları sadece , bunları yazarken bir komando Assubay'ı da aynı yolu aynı kaderi paylaşmak üzere o helikoptere bindi , gitti zaten .,

Bir tek dağlarda ovalarda , kayalıklarda mı bu böyle ? Bir tek oralarda mı var bu insanlar ., Bir Deniz Assubay'ı gencecik iki sırmalı bir delikanlı gecenin en kör saati gemisinin güvertesinde Ak Denizin dingin sularında simsiyah dalgaların arasından ufuklara bakıyor .,

Nişanlısının simsiyah lepiska saçları geliyor gözlerinin önüne , amcasının yüzükleri taktığı günden bu yana kaç ay geçti sevdasından ayrı kalalı , ciğerine yediği rüzgar bile unutturamıyor özlemlerini , bu görev ne zaman biter bilmiyor ama daha ne uzun ne kadar yalnız olacağı yolculukların kendisini beklediğini biliyor , dalgalara attığı biten sigarasının kaybolduğu gibi o da kaybolup gidiyor daha ilk hatıralarının , ilk aşkının arasında .,

Hava buz gibi soğuk jilet gibi keskin , gök yüzünün maviliğine aşık bir Assubay hangarda uçağının başında elleri mosmor olmuş , yağın , pasın kiri mavi parkasını anlaşılmaz tuaf bir renge çevirmiş uçağını gece uçuşuna hazırlıyor .,

O hangarlarda o saatlerde bir bardak sıcak çay bile bulmak çok zordur , Ayaz deli gibi yüzüne vurdukça diğer Assubay arkadaşları o pist de saatlerce sürecek olan uçuş da her türlü yer emniyet tedbirlerini gözlerini gök yüzünden ayırmadan beklerken , hemen iki dakikalık uzaklıklarında 5 yıldızlı konforun olduğu filoların yedek pilotları ve diğer subayları sıcaktan ve o saatte bile önlerine gelen en kaliteli yemeklerin , içeceklerin geldiği yine 5 yıldızlı otel lobilerinin benzeri salonlarında kendilerinden geçmiş uyuyorlardı .,

Tıpkı bizleri yıllarca uyutup bütün hakları kendilerinin alıp bizlere bir tanesini bile çok gördükleri gibi .,

Assubayları anlamamak için bu topraklar için ne ifade ettiğini bilmemek için kara cahil , Onları hala görmemek için kör , Duymamak için sağır bile olmak yetmez artık .,

Anlayın , Görün , Duyun artık bizleri bu yaşattığınız acı yaşadığımız acılardan çok daha büyük çünkü ...

 

ASSUBAYLIK BİR ONUR MÜCADELESİDİR ...

İçimdeki duygu , düşünce ve hissettiklerimi yıllardır birikmiş kar topu misali büyümüş isyanları mı sizlerle paylaşma gibi düşüncem hiç olmamıştı , Belkide yazabileceğimi bile hiç düşünmedim zordur çünkü kalbinden geçen şeyleri kağıda dökmek , belkide en zor olan şeylerden biridir .,

Önceleri sadece okurdum , evet çok kitap okuyorum , bununla beraber Assubaylık konuları ile ilgili yazılan yazıları da elimden geldiğince okurdum , okuyorum ama yazmak hakikatten çok farklı bir şey .,

Yazılara hayat veren yazar arkadaşlarımın , ağabeylerimin hepsinin katkısı çoktur bende , hiç bıkmadan üşenmeden yazan sayın Fuat Özdemir , isyan ateşini her daim canlı tutmuş bir kez daha rahmetle andığım sayın Adilhan Şanlı canlı asker tarihçesi sayın Şükrü Irbık , farklı bir ruhla sayın İçer bir dönem müthiş yazılar yazan sayın Hüseyin Savcı , Mehmet Öztürk , Orhan Selişik abilerim belkide hepimizin yaşamıyla ile ilgili ders alması gereken yazılarıyla sayın Mehmet Kayalı ve ismini atladığım daha bir çokları .,

Ve tabi ki sevgili Ersen Gürpınar ağabeyim , Ersen abiye ayrı bir yer açıyorum çünkü onun bir yazısında bir cümle , bir şiar , bir gerçek beni çok etkileşmişti ., ''Assubaylık Onurumuzdur '' demişti bir yazısında ; Aslında bu cümle üstüne yazacak hiç bir şey yoktur , ama bu söz bu slogan bu haykırış beni bu gün yazdığım ve bu konularla ilgili bu sayfalarda en çok okunan , tartışılan , paylaşılan yazıların ortaya çıkmasının belkide tek nedenidir ., Onun için de hem Ersen Abiye hemde tüm okuyuculara gönülden teşekkür ediyorum .,

Verdiğimiz daha doğrusu vermeye çalıştığımız Hak ve Hukuk mücadelesinde o günden beri vurgulamaktan vazgeçmediğim her seferinde haklarımızın her kelimesine dahil ettiğim en önemli ve asla vazgeçemeyeceğimiz olgu Assubay Onur mücadelesidir ,.

Çünkü şunu çok iyi biliyorum haklar adına verdiğimiz , attığımız her adım aslında maddesel bir kazancın değil elimizden alınan alı konan onurumuzu tekrar kazanma , tekrardan ele geçirme mücadelesidir .,

Hak arama mücadelesi onurlu insanların işidir ,onurlu insanlar emeğine , ekmeğine , kimliğine uzanan ellere dur diyebilen ve bu uğurda bedel ödeyenlerdir .,

Ancak onurlu insanlar mesleklerine saygı duyarlar .,

Ve karşımızda neredeyse bir dönemin ( Mayıs 1970 /Ocak 1975 ) dışında yarım yamalak eğri büğrü yürüyen sözüm ona bir hak arama mücadelesi , hani derler ya dostlar alış verişte görsün misali saçma sapan ve hiç bir zaman hayata geçmeyen söylemler .,

Çay içip iki fotoğraf çektirmeyi mücadele sanan ,bu sınıfa yüzlerce kez söylenen yalanları süslü protokol masalarında sanki ilk kez duymuş gibi zafer edasıyla bunu bizlere anlatan çarpık bir zihniyet var .,

İşte böyle sekteye uğramış , amacından sapmış parçalanmış bölünmüş , yıllardır ülkenin en haklı davasını bir kere bile tam anlamıyla dillendirilmemiş , muhataplara anlatamamış , karşı bir direnç gösterilememiş ve yaşadıklarımızı ortaya koyamama mızın tek edeni , mücadelenin kalesi TEMAD 'ın varlık nedenini bile kendi kişisel çıkarlarına saptıranların ve bu davaya onurumuzu tam anlamıyla ortaya seremediğimiz için haklarımızı ve onurumuzu gasp edenlere karşı adam gibi duramadığımız içindir .,

Ve bunun içindir ki yıllardır aynı film, aynı sinema aynı aktörler aynı replik konu da zaten hiç değişmez İç kavgalar , çekişmeler makam sevdası saçma sapan kibirler ne olduğunu nereden geldiğini koltuğu görünce unutanlar , güç zehirlenmesi yaşayanlar ve onların etrafında pervane olmuş sessiz sedasız dizilmiş kurşun askerler .,

Onurlu olmak elbet de çok önemli ama sınıfımızın bize yüklediği bilinç ve onla gelen sorumluluk la içselleşmiş onur da en az onun kadar hem kendimiz hem de haklarımızın alınması için hayati bir hücrenin en önemli yapısıdır .,

Yazı toplumsal bir içeriğe sahip olmakla beraber ., kişisel olarak kimseyi , hiç bir gurubu yada her hangi bir yönetimi hedef alan bir yazı değildir , onları yer ve şahıs olarak yazmaya da gerek yok aslında hepsinin de kim olduğu ne olduğu da oturdukları yerden belli zaten .,

Ama şu an böyle bir şey hedefimiz de değildir ama üstüne almak isteyenler kendisini bu sözcüklerde ki öznelere benzetenler kendilerini bu yazıda görenler , yazının yansımasında suratlarının gölgelerini yakıştıranlar buyursunlar alsınlar , hala ne olduklarını anlamamışlarsa da belki bundan sonra ne olduklarını anlarlar .,

Hep söylediğim bir şey daha var Türkiye 'in en temiz davası temiz ellerle kazanılır , Assubay hakları bu ellerin ortak mücadelesi ile bir gün mutlaka kazanılacaktır .,

Ama bu temiz ellerin devreye girmesi için önce her gün biraz daha ivme kaybeden Assubaylık Onurumuz ve yitirdiğimiz mücadele ruhunu tekrardan daha çabuk bir biçimde yeniden kazanmak zorundayız ......

/Levent Ulucan/

 

TEMAD NEDİR NE DEĞİLDİR

'' Türkiye Emekli Assubaylar Derneği '' sözcüklerinde barındırdığı ifade belkide bu ülkenin en anlamlı en onurlu bir o kadar en kutsal ve en zor görevini yapan insanların oluşturduğu bir birliktelik , bir oluşum ,
bir sivil toplum örgütü .,

Aynı kaderi yaşayan , yaşatan insanların var olduklarından beri hakları elinden alınan mağdur ama hep mağrur kalmış sessiz kahramanlar ordusu .,

Adil ve eşit hakça bir hukuku çalışma hayatı boyunca hiç görmeyen , hep ezilen köleci ceza kanunları ile sesleri solukları kesilen insanların bir araya geldiği bir yuva bir evdir TEMAD .,

Sığındığımız bir liman , yada son bir kaledir .,

Her şube o kalenin gücünü gösteren bir burcu her üye o burçlara hayat veren betonu , kumu yani kalenin varlığını gücünü simgeleyen bayraklarıdır .,

Askeri komutanlıklardan , siyasi iktidarlardan alacağımız anamızın ak sütü gibi alacaklarımız var ,
Onlar bize borçludur ,

Ve bu alacaklarımızı bir gün alacaksak işte bu o güçlü heybetli tek yürek ,tek yumruk olmuş TEMAD öncülüğünde olacaktır .,

İşte TEMAD budur ,
TEMAD Assubay Onur ve Hak Mücadelesinin en altından en üstüne en başından en sonuna ilk nefes den son soluğa kadar Assubay mücadelesinin tek kitlesel , tek yasal mücadele örgütüdür .,

Ondandır ki her Assubay 'ın emekli olduğunda ilk görevi bu kuruma üye olmak nefer olmaktır .,

Ne yazık ki hala bunları anlamayıp TEMAD ' ı , oturdukları o koltukları birer sıçrama tahtası görenler beş para etmez kibir ve görgüsüzlüklerini ,

Oturdukları makama hiç bir şey vermeyip koltuktan aldıkları ile güç zehirlenmesi yaşayan Assubay ruhunu , kimliğini kaybedip kendilerini sıkıyönetim paşaları sananların yeri hiç değildir TEMAD .,

Peki bu tanımlamaları bir kez daha yapma gereğini neden duyduk

Daha önce bu sayfadan TEMAD Genel Başkanı Hamza Dürgen 'in TEMAD 'ı bir siyasi partiye saçma sapan bir dille angaje etme çabasını gösteren videoyu yayınladık .,

Camiada büyük kırılganlık yaratan , TEMAD Genel Başkanına yakışmayacak ve tüm toplumu yaralayacak bu ifadeler için kendisini yine bu sayfadan yalın sade bir yazı ile uyardık ,

Kendisine yakışan bu yakışıksız TEMAD 'ın saygınlığını yerle bir eden konuşmaları nedeni ile Assubay toplumundan özür dilemesiydi ,

Ama o onun bunun yerine kendisini uyardığım için tıpkı o yaptığı saçma sapan açıklamalar gibi saçma sapan basit bir kibir edası ve hukuksuzca beni üyesi olmaktan onur duyduğum TEMAD 'dan ihraç etti ,

Bak sayın Hamza Dürgen çok çabuk sırıt tın bir o kadar çok cüce kaldın o oturduğun makama ,

Acıyarak görüyorum ki sen bu camiaya lider olacak cesarete , bilgiye , hoş görüye daha önemlisi o Assubay ruhuna , kimliğine uyacak bir adam değilsin ,

Ve bu sayfa ASSUBAY İNİSİTATİFİ hiç bir zaman ne sen ne senin gibi kibir hastası adamlara geçit vermedi bundan sonrada vermeyecektir ,

Maskeler bir gün tek tek düşer , (gerçi senin ki çok erken düştü )
Assubay Mücadelesi durmaz yoluna 
devam eder ....

/Levent Ulucan/

 

Güzel ülkem Türkiye asırlar boyu üzerinde nice hain oyunların oynandığı güzel vatanım benim .,

Nice kahpe ellerin kahpe senaryolarıyla içten içe karıştırılmak istenen cennet anadolu torakları .,

İçeriden ve dışarıdan birleşmiş iç içe girmiş mikrop odaklarının hepsinin gözlerini diktiği , bitirmek istediği bu cennet vatan .,

Böyle bir tarihi yazgı içinde böylesine stratejik bir konumda iseniz bu belalar hep başınızda olur .,

Peki onca belanın , içinde oluşan tuzakların , üzerinde sergilenen oyunun , haince oluşmuş kurguların hepsinden nasıl sağ salim çıkarda varlığını hala büyük bir gururla bayrağının nazlı ay-yıldızında dalga dalga dalgalanırken tüm dünyaya defalarca kez özgürlüğünü onuruyla gösterir .,

Her seferinde emperyal güçlerin hevesini kursağında bırakır , her seferinde vatanı bölmek parçalamak isteyen bölücü çetelere , Cumhuriyet düşmanı gerici odaklara bir an olsun geçit vermez .,

Nedir bu ülkeyi koruyan , hangi güç , hangi inanç nasıl bir bileşimdir bu toprakları birbirine mıknatıs gibi yapıştıran ., Bu toprakların çok büyük zenginlikleri , bu milletin insanlarının çok büyük varlıkları belki yoktur ama yeri ve zamanı geldiğinde çıkacak kahramanları çoktur .,

Çok gerilere uzaklara gitmeyelim '' Kurtuluş Savaşı '' destanı ve o destansı savaşın destanların bile karşısında anlamını yitirdiği kahramanı Mustafa Kemal Atatürk o an geldiğinde oda bu topraklar dan çıkmadı mı ?

Zaman uyur , su uyur düşman uyumaz derler üzerinden daha ne geçti ki yine bir temmuz ayının gün bitiminde yine bu ülke üzerinde bu kez karanlık gerici cunta var sahnede .,

Saatler geceye doğru ilerledikçe karmaşa kaos da büyümeye başlıyor memleket tank , uçak top sesleriyle yangın yerine dönmeye başlarken ayaklanmanın merkezi konumundaki komutanlıkta bir adam koridorda sakin ve telaşsız adımlarla orayı işgale gelen karanlık cuntanın en militarist kadrosunun üzerine yürüyor ve en başındaki hain generale dur bakalım bu kadar kolay değil bu Cumhuriyeti işgal etmek demenin mermisini beynine sıkıyor .,

O da orada diğer hainlerce şehit düşüyor , zaten vatanın kurtuluşu onun şehit oluşundan geçecekti , o bunu biliyordu bile bile bir o kadar kararlılıkla ölüme gitti zaten .,

Kimdi bu kahraman bir ülkenin kaderini değiştiren bu kara yağız delikanlı , üzerinde gururla taşıdığı üniformanın sırmalı ay-yıldızında ölüme bu kadar kararlı bu kadar inanarak giden nasıl bir askerdi ne yiğit bir Assubay'dı o .,

İsmini herkes ezberledi ,

Fotoğraflarını yurdun her yanına astılar , Adını okullara verdiler , Ama geldiği yeri , yaşadıklarını kalp kırıklıklarını rütbesini sınıfını hiç anlayamadılar ,

Sesini soluğunu kısıp çığlıklarını hiç bir zaman duymayanlar , vatan sevgisini ve sadakatini anlamayanlar varlığını bir türlü göremeyenler hak ettiği her hakkı ona ,onlara çok görenler şimdi Ömer Halisdemir 'e selam duruyorlar .,

Assubay Ömer 'in geldiği yere sırtlarını dönerek sözüm ona Ömer ' e sahip çıkıyorlar ....

/Levent Ulucan/

 

 

O BİZİM VEKİLİMİZ .....

Varlığı bu güzel memleketin can damarı olmuş , bu topraklar uğruna verdiği kan bu vatanın bekası aldığı kan memleketin bütün çocuklarının özgür geleceği olmuş ,

Yurdun her karış toprağında kendinden bir şeyler bırakmış , ailesini bırakmış kimi düşmüş adını sanını devletin bile hiç duymadığı dağların sarp geçitlerinde vatanı kollamış , kimi kolununu kimi bacaklarını bazıları gözlerini bırakmış geçtikleri yola kahpece döşenen mayınlara , Hain ellerin haince sıkılan mermilerine bedeni koymuş kimileri yine birileri çıkmış bu ulusun geleceğini karartan karanlık cuntanın başındaki en büyük haine ilk kurşunu sıkmış ,

Kim bunlar ?

Kim bu insanlar neredeler ?

Neden adını , kimliğini kimse bilmez , söylemez neden değer görmez bu insanlar bu meslek ?

Hayalet kahramanlar değil Assubaylar Onlar .,

Tel örgünün içinde ilkel , yanlı hukuk sistemi üstüne köleci ceza sistemi içinde sesleri solukları kesilmiş sesiz çığlıkların mağrur kalmışları onlar ,

Analarının ak sütü gibi helal bütün haklar onlara çok görülmüş onlarca hakkı , hukuku , imtiyazı alanlar bir tanesini bile çok görmüşler onlara .,

Askeri komuta sırtını dönmüş kendini kendinden olan öz evlatlarına sınırsız bir biçimde adamış , kollamış kendi kurdukları dünyalarında kendi mutlu ailelerini yaratmışlar .,

Biz , Assubaylar o aileden hiç olmadık , kapıda kaldık hep , hep üvey evlat olduk ailede o kapı hiç bir zaman aralanmadı bizlere .,

Devlet , siyaset desen hep kör olmuş bizlere tanımamış öğrenmemiş kim bunlar sormamış hiç , yalnızca şehit düştüğümüz cenazelere siyah takım , siyah gözlükleri ile hep ön sırada olmuşlar ama gözleri tabutun üstündeki o rütbeye hiç gitmemiş .,

Böyle talihsiz , bahtsız bir sınıfın böyle hakları bir , bir gasp edilmiş insanların ama onurlarını her şeyin üstünde tutan bu vatan evlatlarını kimse ama kimse hiç ciddiye almadı ,almamış bu güne değin .,

Bu ülkede çok seçim oldu çok insan meclise girdi her meslek gurubundan onlarca vekil seçildi ,

Doktor var , gazeteci , sendikacı , sporcu , iş adamı ,avukat genç yaşta çocuklar ve tabi ki subaylar var en büyük rütbeden en küçüğüne kadar .,

Sanki böyle kural böyle değişmeyen bir yazgı var ülkenin siyaset haritasında yıllar oldu onca seçim oldu bir arkadaşımız bir Assubay o meclise giremedi ve hiç bir parti yer vermedi verenler de vitrin misali laf olsun diye alt sıralara yazdılar arkadaşlarımızı .,

Bu gün yeni bir seçimden çıktık , ilk kez her yönü ile farklı bir seçimden belkide Cumhuriyet tarihinin en zor en önemli seçiminden ,

Ve bir Emekli Assubay arkadaşımız , meslektaşımız kardeşimiz bu kör paslı zincirleri yerle bir etti , bir başına verdiği bu onur mücadelesini hem partisi içinde hemde milletin huzurunda zafere taşıdı .,

Emekli ASSUBAY DURSUN ATAŞ O bizden , içimizden biri senin benim yaşadıklarımızı yaşayan bir asker sırtı pek gözü kara bir arkadaş , Assubay onuru ile yoğrulmuş bir meslektaşımız .,

O artık meclis de bizim sesimiz bizim nefesimiz olacak görmeyen , duymayanlara o kürsüden bizi anlatacak .,

Sevgili Dursun Kardeşim sen Assubaylık kimliğini , onurunu ve tarihini korudukça bu yüz binlerce meslektaşın hep senin yanında olacak , gözlerimiz seni hep arayacak .,

Son bir söz olsun sana bizden ; Bak güzel kardeşim artık üzerinde sivil takım elbiseler isminin önünde de vekil sıfatı var ama şunu hiç unutma ve asla değişme sen bir Assubaysın ve biz seni sen yapan hep o sırmalı AY-YILDIZLI üniformanla göreceğiz Seninle gurur duyuyoruz ,

Allah çıktığın yolda ayağına taş değdirmesin ....

/Levent Ulucan/

 

Bir Varmış Bir Yokmuş , Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken Bir Ülkede Assubaylar Varmış ,

Çok Çalışırlar , Alın teri dökerler Vatanları İçin Gerektiğinde Hiç Düşünmeden Ölümlere Koşa Koşa Giderlermiş ,

Ama Tüm Bunlara Rağmen Sürekli Olarak Hep Aldatılır Hep Kandırılmışlar ,

Kimlermiş Onlar ? Peki Kim Bu Yalancılar .,

Öcüler , Devler , Cinler mi ? Yok Bu Bir Masal Ama Her Şey , Her Karakter Bire Bir Gerçek ,

SİYASİ İKTİDARLAR Assubayların Bütün Sorunlarını Biliyoruz , İktidarımızda İlk Önceliğimiz den Biri Bu Olacaktır , 100 Günlük Eylem Plânınızda Assubay Sorunları Çözülecektir , Bu Olmadı Diğerinde Çıkacak , Çalışmalar Devam Ediyor , Birde Kaynak Bulsak O Yok O da Hep Bize Yok Zaten Zaten Bu Hayatta da Biz Yokuz

Ben Türkiye Cumhuriyeti Başbakanıyım Söz Verdim Tutarım , Assubay Olmasaydı Cunta Başa Geçerdi , Onlara Borcumuz Var , İktidara Biz Gelirsek Assubay Haklarının Hepsi Verilecek Şehit Assubay Cenazelerinde İlk Sırada Olup Sözlerde Hep Arkada Kalan Siyasiler Bunlar .,

GENELKURMAY Biz Bir Aileyiz , Assubay' lar Haklı , Kuvvet Assubay' ları İle Toplantılar Yapıyoruz , Teklif Ettik, Ciddi Bir Şekilde Takip Ediyoruz , Bir General Assubay Özlük Hakları İçin Görevlendirildi , Bakın Üniformalarda Devrim Yaptık , Üzerinde Çalışıyoruz , Uğraşıyoruz , İlgileniyoruz , Kahraman Assubaylar Onlarla Gurur Duyuyoruz Bir Emrimizle Şehit Oluyorlar Bir Dakika Albaylara Biraz Daha Bireyler Yapalım Çok Çalışıyorlar ..!

Ve Masallardan Çıkıp Gerçek Hayattan Daha Gerçek Durumda Olan Yüz Binlerce Assubay .,

Yüz Binlerce Yerde Yüz Binlerce Tarihe Adını Kanla Yazdırmış Masal Kitaplarına Dahi Yer Edinmemiş Kendi Kahramanlarına Bile Sahip Çıkamamış Ancak Masallarda Kalmış Assubaylar Onlar .,

Bir Araya Gelemeyen , Hak Nedir Bilmeyen Birbirlerini Yemek den Kendini Anlamayan , Anlatamayan Yaşadığımız Dünyada Esamesi Dahi Okunmayan

Ancak Masallarda Yer Alan Gerçek Masal Kahramanları Assubay Onlar Biziz Onlar .,

Sonra Okey Masalarından , Gezmelerden ,Turlardan Atıp Tutalım , Birbirimize Soralım Assubay Hakları Neden Alınmıyor ? Kimler Bu Hakları Neden Vermiyor .,

Boş Ver Sorma , Oynamaya , İlgisiz , Bilgisiz Kalmaya Devam Et.,

Alın Size Masal Dünyasından Kahramanlar Assubaylar Orada Bile Bu Dünyadan Farksız Yaşayan Ezilen Bükülen Assubaylar .,

Bari Bu Masalı Okuyun Okurken de Uyumaya Devam Edin ....

/Levent Ulucan/

 

Sırmalı Ay-Yıldızım benim , ne kaldı ki geçmişten kalan Kahramanlığa tarih boyunca tarif yazdıran ,

Biraz kırgın , bedenine çöken ağır bir hüzün Bir dağ başı karakolunda hain bir saldırıda , belkide son nefesinde şu an ,

Yada Buz gibi bir hangarın karanlığında ayaza tutmuş parmakları uçağını hazırlarken alaca karanlıkta ,

Ak denizin dingin sularında kaç gün oldu ailesinden uzakta çocuklarının gözleri geçiyor mavi suların içinden ,

iki damla yaş aksa deniz kabaracak yerinden

Hani çok sevmiş ama hiç şımartılmamış bir sevgili gibi Hep sessiz , hep mağrur ,

Kaç yıl oldu bu üniformayı giyeli Hiç aile içinde sevgiyle sarılmadı bedeni ,

Sisliydi hep kirpikleri , gözleri bulut , bulut

Dokunsan yağacak adaletsiz yıllar

Top yekun durmadan hepsinin üstüne

Ama takılıyor hıçkırıklar boğazının bir yerine Duralıyor ,

Nafile patlıyor bir yerden sel oluyor yaşlar akıyor gözlerinden tıpkı izmir'in yağmurları gibi .,

Yorulmuşsun , çalışmaktan değil elbette Haklarını gasp ettiklerinden , belkide seni görmediklerinden

Belkide konuşamadığın için , yada çığlıklarının duyulmadığından

Yılların çalınmış ailenle yarınlara yürürken .,

Sen Bir Belalı Baş mısın Bunlara Assubay ?

Ne suçlar işledin ?

Ne yaptın be arkadaş !

Ne yaptın vatan için ölmek den başka .,

Başka neler ettin ; yalnızca bu toprakları sevmek den bayrağına aşık olmaktan başka ,

Boş verin varlığımızı fark etmeyin

Bizde bıraktığınız bir izde yok zaten ,

Eski bir şarkı kadar bile yakın değiliz size

O aileniz de siz mutlu kalın ,

Apoletleriniz deki yıldızlarınız la mutlu yaşayın ,

Yükümüz çok ağır ,

Unutulmuşluğumuz da doğru ,

Ama Hiç anlamasanız da

Rütbemiz Sırma da ki Ay_Yıldızımız bir o kadar asil Assubaylığımız

Bir o kadar değerli bu vatana ...

/Levent Ulucan/

 

VATAN , VATANSEVERLİK Sabah ezan vakti sıcacık bir tarhana çorbasının kokusunu daha çocuk iken alamadıysan
Çıplak ayağın bu topraklara basmamış Topuklarına diken parmağına taş değmemiş ise Çanakkale 'de ruhun bedeninden kopup uçmuyorsa yerinden .,
O adını sanını bilmediğin dağın başındaki o karakolda kim bekler , kimleri bekler neden bekler merak etmediysen
Laciye dönmüş hırçın dalgalarını , bazen kadife yumuşaklığındaki sonsuz denizlerini doya doya seyretmemişsen
Bir hayvanını eline alıp sevmediysen .,
O nazlı Al Bayrağı gök yüzünde dalgalandırmayı bu yaşında öğrenemediysen ,
Ve Hala Assubayların kim olduklarını anlamadıysan
Boşuna bahsetme bana Vatandan Vatan severlik'den...
/Levent Ulucan/