Ersen Gürpınar

Ersen Gürpınar

E-posta: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

TSK düşmanlığını ve sevgisizliğini ifade etmenin bir yolu da Assubaylar üzerinden gerçekleşir.

Assubayı sadece 28 günlük askerliği sırasında tanıyanlar assubaylar hakkında ahkam keser, sözde yazar takımı assubaylarla ilgili en küçük olumsuzluğu abartarak yazarken assubayların kahramanlıkları, buluşlarını,vatan sevgisi ve insani duygularla gerçekleştirdiklerini yazmazlar çoğunu da  subaya mal ederler. Bunların birçok örneğini  yaşadık yaşayacağız;

Tüm bunlara  ve bir emirle ölüme gönderdiği uzmanının ,assubayının haksızlığına hukuksuzluğuna sessiz kalan hatta bunun mimarı olan genelkurmay her vesile ile de ORDU BİR AİLEDİR masalını dile getirir ; Keşke TSK bir aile olabilse,keder de,kıvanç da birlikte üzülüp birlikte sevinip gururlanabilseydi…

Tüm bunlar güneşi balçıkla sıvamaya çalışanların ayıbını,vebalini gizlemeye yetmiyecek assubaylar dün olduğu gibi bugün de  ülkesi ve bayrağı için terini,kanını akıtıp şehit olmaya devam edecektir

Şimdi size daha önce bu sitede yayınlanan Sn. Hakan EVRENSEL'İN "Güneydoğudan öyküler" kitabındaki  bir hakimin anılarını aktarmak istiyorum. Güneydoğu''nun küçük bir ilçesinde görev yapan hakim ilçe dışındaki lojmanından görünen karakolun bir gecesini şöyle anlatır:

Lojmanımızın balkonundan o karakol görünürdü. Yaklaşık bir aydır her istihbarat kaynağından karakolun basılacağı haberi geliyordu. Üstelik baskının şimdiye kadar yapılanlardan çok daha büyük olacağı söyleniyordu. Yakın birliklerden timler getirildi, karakolun etrafına mayınlar döşendi, ağır silahlarla takviyeler yapıldı ve baskın beklenmeye başlandı.

En son gelen istihbaratta baskının saati ve baskına katılacak terörist sayısı bile veriliyordu. 22.10, beş yüz terörist. Karakol o gün basılmadı.

Bir gün sonra, bildirilen saatte cehennem başladı. Balkonumuzdan izlediğim dehşet dolu manzarada, daire haline gelmiş teröristlerin, dairenin ortasına, gecenin karanlığında ateşleri parıldayan silahları ateşlediklerini görüyordum. Karakolun, havan ve roket mermilerinin patladığı yerde olduğunu biliyorduk. Tam anlamıyla çember içine almışlardı. Lojmandan ayrılıp doğruca jandarmanın binasına gittik. Karakolun merkezi, telsizle, sürekli timlerden durumlarını bildirmelerini istiyor; dış emniyette bulunan timler de bu çağrılara cevap veriyor, havan ve uçaksavar ateşi istedikleri yerleri de tarif ediyorlardı.

Bir süre sonra telsiz konuşmaları, timlerden birinin üzerine yoğunlaştı. Timden bir türlü cevap alınamıyordu. Üst üste, defalarca çağrı yapılıyor ancak bir türlü timle irtibata geçilemiyordu. Konuşmaları takip eden askerler timden ümitlerini kesmişlerdi. Ama bir yandan da çağrılar devam ediyordu. Bir saat kadar sonra, telsizden bitkin bir ses duyuldu: "Yaralılarım var, yaralılarımı alın." Tüylerimiz diken diken olmuştu. Hemen cevap verildi. "Tamam Suat 3, sakin olun, az sonra birlik çıkacak." İlk yaralı haberi, bu saatlerdir aranan timden gelmişti. Tim komutanı konuşurken arkadan silah sesleri duyuluyordu. Herkes bu sözler üzerine yorum yapıyordu. Telsizin başındaki tim komutanlarından biri, bu timde şehit olduğundan emindi. Merkezden tekrar çağrı yapıldı. "Suat 3 , irtibatı kesme. Sakin olun!"

Cevapta bir değişiklik olmadı : "Yaralılarım var. Kan kaybediyorlar. Yaralılarımı alın!"

Ve tam bir buçuk saat, beşer dakika arayla Suat 3 kodlu timle muhabere aynen bu sözlerle sürdü : "Yaralılarımı alın" , "Sakin olun, geliyoruz." Hepimiz o time kimsenin yardıma gidemeyeceğini çok iyi biliyorduk. Karakola düşen mermi sayısında azalma olmuyor, aksine, takviye alan teröristler baskının şiddetini gittikçe artırıyorlardı.

Kimsenin, değil karakolun dışına çıkmak, mevzi değiştirebilecek fırsatı dahi olmadığı apaçıktı.

Bir süre sonra, Suat 3''ün telsizinden hırs dolu kelimelerini işittik: "Hemen gelip yaralılarımı almazsanız, karakola dönüp bölüğü tarayacağım." Hepimiz şok olmuştuk. Hemen tabur komutanı devreye girdi. Hemen hemen aynı sözcüklerle tim komutanına sakin olma çağrısı yaptı. Ama işe yaramıyordu. Tim komutanı "Yaralılarımı alın!" dışında başka bir şey demiyordu. Tabur komutanının da telsizi bırakmasıyla, bir saat kadar daha tim komutanından ses çıkmadı. Birer dakika arayla yapılan yoğun çağrılara cevap vermedi. Hepimiz tim komutanının da şehit olduğunu düşünüyorduk. İçim burkuluyor, başım dönüyor, tanık olduğum bu anlardan nefret ediyordum. Telsizin başına tim komutanının okuldan devre arkadaşı geldi. Son bir ümitle eline mikrofonu alıp, cevap beklemeden, telsizin kodlarını da kullanmadan, konuşmaya aşladı : "Devrem ben Hüseyin. Geçmiş olsun devrem. Biraz daha dayan olur mu? Bak destek timleri yola çıktı. Sana doğru geliyorlar. Devrem aman pes etme olur mu?"

Telsizin mandalını bırakıp beklemeye başladı. Hepimiz Motorola marka, duvara monteli telsiz cihazının hoparlör kısmına gözlerimizi dikmiş bekliyorduk. Ve konuştu : "Devrem, bölük komutanı nerde?" Hepimiz derin bir "Oh!" çektik. Telsizden, "İzinde devrem" yanıtı verildi. Suat 3 , artık tükenen bir sesle konuşmayı sürdürdü : "Ne olur yaralılarımı alın. Ben de yaralıyım."

O ana kadar kendisinin de yaralı olduğunu söylememişti. Hepimiz donup kalmıştık. Telsizin başındaki devre arkadaşı da bu sözü üzerine mikrofonu fırlattı ve odadan çıktı. Ben kapının hemen eşiğinde ayakta duruyor, duyduklarım ve gördüklerimle bir tarihe tanıklık ettiğimi düşünüyordum. "Ben de yaralıyım" dan sonra yine ses kesildi. Sabaha kadar hiç konuşmadı Yüzlerce kez yapılan çağrılara cevap vermedi. Artık onun şehit olduğuna ben de inanmıştım.

Gün ağarırken hepimiz yorgun düşmüş, telsizden yapılan "Suat 3, Konuşan Suat, Cevap ver!" çağrısından bıkmış halde bir köşede yığılmışken, birden telsizin mandalına basıldığını fark ettik. Telsizden silah sesleri geliyordu. Ve on - on beş saniye sonra hayatım boyunca unutamayacağım bir İstiklal Marşı dinlemeye başladım. Mandala sürekli basıldığı için bütün telsizlerin konuşma imkanı durmuştu.

Çatışmanın altında yaralı bir tim komutanının, makamıyla söylediği İstiklal Marşı'nı dinliyordum. Gözlerim dolmuştu. O ana kadar duyduğum en güzel İstiklal Marşı''ydı. Birinci dörtlüğü bitirdi. İkinci dörtlükte sesi çatallaştı. Kelimeler uzadı. Ama marşı söylemeyi bırakmadı. Bozuk bir ses tonuyla, kendini zorlayarak okumaya devam etti. Marşı bitirdiğinde, ben de bitmiştim. Hemen orayı terk ettim.

Bir daha onun sesini hiç duymadım. Toplam 22 şehidin verildiği o baskın gecesinde, vücuduna saplanmış 7 merminin acısıyla söylediği İstiklal Marşı''nı ruhuma işleten tim komutanının ölmediğine ise halâ inanamıyorum.

Duygulandınız değil mi?

Peki adından rütbesinden söz edilmeyen bu kahraman tim komutanı kimdir? Elbette Assubaydır, ama bu belirtilmemiştir. Sn. Hakan EVRENSEL ile yapılan görüşmelerde bu eksikliğin giderileceği, kitabın yeni baskılarında bu kahramanın Assubay olduğunun belirtileceği sözü alınmıştır. Dileğimiz  bu öykünün  bir dizide ölümsüzleştirilmesidir.

 

3 Nisan 1953 gecesi tatbikattan dönerken Çanakkale Nara burnunda şilep ile çarpışıp boğazın sularına gömülen kahramanlarımızı minnet ve şükranla anıyoruz .

Onlar bu vatan için canlarını feda ederken son sözleri VATAN SAĞOLSUN oldu 

Dumlupınar denizaltısı şehitlerimiz geride ne acılar ne hüzün hikayeler bıraktılar  Şehit olan kahramanlarımızdan bir assubayımızla ilgili hazin bir aşk hikayesi

Baba yadigari bu küçük ev onların yuvası, sevgilerinin şatosu olmuştu. Bahçede kendi ektikleri çicekleri ve meyve ağaçlarına bakarak çocuklarının birgün bu bahçede koşmalarını hayal ediyorlardı

Küçük ev İntepe ormanları içindeydi, hem maddi sıkıntılar hem de baş başa kalabilmek için balayında  burayı seçmişlerdi, evin şahane bir manzarası vardı; Çanakkale  Boğazı'na giren gemiler onlara serenat yaparcasına  süzülerek geçiyorlardı.

Yıllar sonra yine bu evde idi, bu ev onun için bir liman bir mabet idi ;birlikte ektikleri ağaçlar kocaman olmuştu, ceviz ağacının altına oturdu boğazın maviliklerine daldı  koca bir ömür yarım asır öncesini düşündü, gerçi hiç unutmamıştı ki ...

 DEVAMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN  :  http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=171275

Ulu önderimiz ATATÜRK ve silah arkadaşlarının ülkemizi parçalayan topraklarımızı, özgürlüğümüzü elimizden alan SEVR anlaşmasını  tüm mazlumlara örnek olan kurtuluş savaşı sonucu yırtıp emperyalistlerin suratına attığı günden beri bu ahlaksız vicdansız adalet yoksunu emperyalistlerin ülkemiz üzerindeki emelleri bitmedi ;

Terör örgütlerini onlar kurdu onlar besliyor ve biz 40 yıldır emperyalist maşası hainlerin kahpelikleri yüzünden çileler çekiyor evlatlarımızı şehit veriyoruz

Şehit haberlerini ne yazık ki o kadar kanıksadık  vicdan sahiplerinin vatanseverlerin yüreğini yakan şehit haberleri gazetelerin 3-5 sayfalarında bazı televizyonlarda da alt yazı olarak veriliyor birçoğumuzda birkaç gün sonra unutup gidiyoruz  

Ateş düştüğü yeri yakıyor,  oysa o ateşi söndürmez isek o ateş gün gelecek bizim de yüreğimizi yakacaktır

Hiç şehit evinde bulunduğunuz mu ,hıçkırıklarınızı içinize gömüp boğazınız düğümlendi mi?

Allah’ım bu gerçek olmasın diye haykıranların feryadı yüreğinizde deprem yaratımı?

Evlatlar kime baba diyecek, ilk adımını atarken kime tutunacak, kiminle koşturacak ,gelinlerin kuşağını kimler saracak.hayat mücadelesinde yanında kimler olacak hiç   düşündünüzmü?

Şehidin aziz hatırasını anarken en duygusuz insanların bile yüreğine bir fil otururcasına zor nefes aldığını gördünüzmü? Biz bu duyguyu yaşarken onlar neler yaşıyor  hiç düşündünüzmü?

Ya o yüreği volkan gibi yanan evladını,eşini,babasını kaybedenlerin tüm metanetleri ile vatan sağolsun dediklerinde  duygulanmamanız mümkün mü?

Ülkemiz için ileride büyük tehlikelere neden olacak emperyalist uşakları hainleri  temizlemek için yapılan ZEYTİN DALI operasyonun da onlarca vatan evladımız  şehit oldu ; Bu kahramanlardan bir uzman çavuşumuz ve meslekdaşımız Canbolat Usta’nın evladı ,evladımız üsteğmen Oğuz Kaan Usta’ın aziz naaşlarına iki ay sonra ulaşılabildi ve onları törenle cennete uğurladıktan sonra Oğuz Kaan Usta’nın baba evinde aziz hatırası anılırken Başbakan ve genelkurmay başkanımızın  insani duygularla göz yaşları döktüklerini yazılı ve görsel basında ayni duyguları yaşayarak izledik;

Çok merak ediyorum Sn.Başbakan ve Genelkurmay başkanımız şehit cenazelerinde.taziye evlerinde  bu kahramanların hatıralarını dinlerken  onlara reva görülen haksızlıkları adaletsizlikleri akıllarına getiriyorlarmıdır ? En azından hiçbir değerin geri getiremiyeceği canlarını bu ülke için feda eden kahramanların büro memurlarından daha değersiz görülüp alt kademeden göreve başlatılmaları hak ettikleri tazminatların ödenmemesi  ve diğer haksızlıklar hukuksuzluklar gözlerinin önünden geçer de pişmanlık duygusu ile yürekleri sızlarmı?

Sızlamaması mümkün değil başbakan ve genelkurmay başkanı olmak duygusuz olmak demek değildir   

O halde sayın yetkililer birlikte savaşan,birbirinin kucağında şehit olanlar arasında hiyerarşi dışında  ayırımcılık adaletsizlik  yaşanmasın; Unutmayın adaletin olmadığı yerde hiç birşey olmaz

Biz sizlerden bizi sadece göreve ve ölüme gönderirken hatırlamanızı ,şehit cenazelerinde  yüreğinizden dökülen  gözyaşından ziyade  adalet sözü ve uygulaması  istiyoruz

Bunu sağlarsanız bizim moral motivasyonumuzu,hizmet verimliliğimizi aidiyet duygumuzu arttırıp şehitlerimizin ruhunu şad edeceksiniz aksi halde  terimizin kanımızın hiçbir değerin geri getiremeyeceği canımızı n vebali üzerinizde olacaktır

Allah şehitlerimize rahmet, ailelerine sabırlar, yaralılarımıza şifalar versin ordumuzu korusun

 

Fırat kalkanı operasyonundan sonra sınırlarımızın ve halkımızın güvenliği için Zeytin dalı operasyonunda 33 şehidin acısına 1 Mart günü 8 şehidimizin daha acısı eklendi; Hiçbir değerin geri getiremiyeceği canlarını vatan için severek  feda eden kahramanlarımızla gurur duyduk;

Bir Mart gecesi yağmurlu sisli arazide yüremeyi zorlaştıran balçık içersinde Keltepe diye anılan 1083 rakımlı tepede emperyalistlerin yardım ve desteği ile oluşturdukları koruganlara gizlenen şerefsizlerin taciz atışları nın ardından sabaha karşı şiddetli çatışmalar yaşanmaya başladı zaman,zaman neredeyse gögüs gögüse çatışmalarda ilk şehitlerimiz verdik onlarca yaralımız vardı hainlerin  mevzileri o kadar güçlü tahkim edilmişti ki havanlar bu mevzileri dağıtmaya içindeki fareleri dışarıya çıkarmaya yetmiyordu desteğe gelen helikopterimiz yara alınca çekilmek zorunda kaldı; Keskin nişancılar evlatlarımızı hedef almış onları adeta yerlerine kilitlemişti şehit ve yaralılarımız bile bölgeden tahliye edilemiyordu bu şartlarda bile evlatlarımız kahramanca direnmeyi başardılar ancak bu hainlerin inlerinin mutlaka terle bir edilmesi gerekiyordu Diyarbakır’dan 2 F16 geldi belirlenen koordinatlar içinde kahramanlarımız vardı ama telsizden “Komutanım jetlerimiz tepenin yamacını vursun biz mümkün olduğu kadar emniyetimizi aldık gerekirse bizde burada şehit olalım yeterki bu hainler burada gebersin yeni şehitlerimiz olmasın” bu anonsu duyanların tüyleri diken,diken oldu hepsinin gururdan gözleri yaşardı ama evlatlarımız düşünülerek jetlerimiz burayı bombalamadı onların direnmesi ve motive ettiği kahramanlarımız hava kararırken hainlerden yüz kadarını gebertip  bölgeye hakim oldular

Tüm bunlar yaşanırken duyarsızlar Fenerbahçe Beşiktaş macını izleyip diskolarda eğleniyordu sosyal medyadan şehitlerimizi öğrenen vatanseverler yürekleri ağızlarında şehitler konusunda açıklama beklerken sanki normalmiş gibi genelkurmay şehitleri geç saatlerde açıkladı ;

Vatan için evini,evladını,eşini,anasını,babasını,kardeşini,sevdiklerini kısaca yaşamını feda etmekten daha büyük kahramanlık olabilirmi? Elbette olmaz ancak bazı kahramanlarımızın yaptıkları tarihe not düşülecek kadar asalet,korkusuzluk doludur ;

Bu harekat sırasında telsizden BURAYI BOMBALAYIN BİZLER ŞEHİT OLALIM AMA BU HAİN ŞEREFSİZLERDE BURADA GEBERSİN diyen kahraman tim komutanını önce yüzbaşı ardından teğmen diye kamuoyuna duyurdular oysa bu kahraman ÖLÜMSÜZLÜĞÜ TATTIK BİZE NE YAPSIN ÖLÜM diyen Jandarma Astsubay Abdullah TAHA KOÇ’tu;

Assubayı göreve  ilk adım attıkları an haksızlık hukuksuzlukla tanıştırıp onları klimalı ofislerde görevli memurlardan değersiz gören, subayın aldığı 6 tazminattan bir tekine layık görmeyen kısaca sadece göreve ve ölüme gönderilirken hatırlayan zihniyetin şehit olduklarında bile assubayları yok saymaya çalıştığı bu ne ilk ne son olay olacaktır;   Tıpkı Fırat kalkanında vurulan tankı tahliye emrine "Biz bırakırsak arkadan kimse kalmaz sonuna kadar çarpışacağım" diyen assubayı, Güneydoğudaki operasyonda vucuduna 8 mermi isabet ettği halde timini düşünen onlara moral vermek için bayılıncaya kadar telsizden istiklal marşını okuyan tim komutanı astsubayı subay yada rütbesi belirtilmeden tim komutanı diye tanıtılması, kendini efsane komutan olarak tanıtan bir generalin belgeseli ve kitaplarında sanki kendisi efsane komutanlık yaparken assubay ve uzmanların Zap suyu kenarında piknik yapıyormuş gibi birtek assubayın kahramanlığından söz etmemesi bu önyargılı zihniyetin sadece birkaç örneğidir; 

Elbette bizlerinde gurur duyduğu  bir F16 pilotu tehlikeyi göze alarak hedefi vurmasını günlerce basına servis eden genelkurmay yaşarken haksızlık, hukuksuzluk yaptığı uzman çavuşlarına, assubaylarına hiç olmazsa şehit olduğunda saygı göstermeyi düşünmezmi ?

Bizler böylemi aile olacağız, şehitlerimizin bu adaletsizlikler,haksızlıklar, hukuksuzluklarla mı ruhları huzur bulacak?

Bir üniforması kefen olan bir emirle ölüme gönderilen kahramanlarına haksızlık hukuksuzluk yapan onlardan adaleti esirgeyen önyargılı zihniyetin kol gezdiği bir kurum elbette bir aile olmayı bu gidişle  beceremiyecek; Başarılar, kahramanlıklar tüm haksızlıklara karşın SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUAT diyenlerle devam ederken bu haksızlığın, hukuksuzluğun sevgisizliğin vebali ve bedeli  elbette gün gelecek ilahi adalete ödenecektir.

Tüm şehitlerimize onları yetiştiren ailelerine minnettarlığımızı sunuyor,gazilerimize acil şifalar diliyoruz; Allah kahramanlarımızın gazasını mubarek etsin onları korusun

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

 

 

 

 

Saygıdeğer Meslektaşlarım


İçinizde mutlu olan var mı?

Ya da huzurlu  ve  refah içinde olan?


Yıllardır ön yargılı haksızlık, hukuksuzlukla mücadele ediyoruz

Yetmedi içimizdeki ayrık otları ayağımıza dolaşıyor ;

Dokunsalar ağlayacak durumdayız,

Yan baksalar saldıracağız,

Bizi bu hale getirdiler...


Çoğunluğumuz elli yaşın üzerinde

Bazılarımız maçı bitirmiş uzatmaları oynuyor

Ama içimizdeki umudu yeşertmek istiyoruz…


Bu gidişle bizim haklarımızı elbette vermezler

Neden versinler ki….


Seni temsil eden TEMAD eski başkanı kendi kurumuna cephe almış,

Maksadı aşan eleştiriler,hakaretlerle birilerine mesaj verip tribünlere oynamış,

Genelkurmayın kapısından girememiş,hükümet  muhatap almıyormuş,

Beylerin,yandaşların  umurunda mı?


Yılların mücadelesi sonucu elde edilen  kazanımlarını sahiplenmişler,

Mücadele yerine kişisel hesaplarla,kişisel ikbale yelken açan kooperatif ve 

vakıflarla mutlu olmuşlar,eleştirenlere hakaret ve iftiralarda bulunmuşlar;


Ama her gecenin bir sabahı vardır


Tarihi fırsatı değerlendiren delege tabanın sesini yansıtmış

Ahmet KESER’e kaybettiği pasaportunu verip postalamış

Keser ve nemacılardan nihayet kurtulduk,

Sn.Hamza Dürgen ve ekibi toplumu kucaklayıp yeni bir başlangıç yapılacak derken;


Genel kuruldaki kişiliklerini yansıtan davranışlar üzerine oluşan  tepkiyi azaltmak için 

delegenin iradesine saygı, birlik ve beraberlik  mesajları ve yeni yönetime bir taraftan

şans tanımalıyız ayakları ile sempati toplamak isterken diğer taraftan saman altından 

su yürütürcesine, gerçek yüzünü gösteren bay Ahmet KESER


Hezimete uğradığı  seçimlerin,krallığını engelleyen  tüzük maddelerinin iptali ve 

TEMAD’ın kayyuma  veya eski yönetime ( yani kendisine) devredilmesi talebi ile 

dava açıyor.


Elbette açsın adalet herkesin hakkı, ama insanda biraz olsun aradığı adaletin kırıntısı olmalı.


Bu toplumun umutlarını yok ederlerken;

TEMAD’ın genelkurmay ve hükümet tarafından muhatap alınmayacak duruma getirilip bunun sonucu oluşan tepki ile yılların mücadele kazanımı olacak yasaların askıya alınıp askeri disiplin yasası gibi meslektaşlarımızın meslek hayatını pamuk ipliğine bağlayan yasalar çıkarken, astsubay unvanlı komutanlık ve amirlik kadrolarının tekrar subay kadrosuna dönüştürülürken ,

Dağ başındaki tarla hissesinin  arsa diye assubaylara pazarlanırken, 

Dalga geçer gibi milyonluk dairelerin satışına aracılık edilirken,

TEMAD imkanları eşe dosta yandaşa sunulurken,  

AB fonlarından kredi almak için kurulan  kooperatifle astsubay eş ve kızlarının bırakın 

tek kuruş kazanmasını borçlandırılıp umutları ile oynanırken,

9/2 ve Tazminatları boşverin TEMAD A.Ş  ile OYAK ve TORKU’yu  geçip assubaylar

köşe olacak masalları anlatılırken,

Bizlerin milyonluk destekleri heba edilip yüzbinlerce lira borçla TEMAD devredilirken, 

En önemlisi birlik ve beraberlik ile birbirimize saygımıza dinamit atılırken; 

Daha sayayım mı?

Bu beylerin ve biat edenlerin, yandaşlarının Adalet duyguları tatilde miydi?

Ve bu güne kadar assubay hakları için birtek dava açtılar mı?


Koyun gibi dedikleri (!) assubaylar  artık yeter diyerek ,bugüne kadar sergiledikleri  

adaletsizlikleri dikkate alınıp tepki gösterilince bu kez;

“Dava açılmadı o konu yanlış anlaşıldı SEHVEN dava açılmış” gibi

toplumun zekası ile alay eden açıklamalardan sonra bakıyoruz ki;  

Bu kez daha önce İstanbul TEMAD’ın kapatılması için açılan şike davanın

kahramanı  Sebahattin Ünal  aynı gerekçelerle  açtığı  dava ile kankası 

Ahmet KESER'in saltanatının devamını talep ediyor,  inanıyoruz ki yargı gereken yanıtı verecektir.


Biz bunları hak etmiyoruz, sanmayın ki bu iş sadece bu davalarla  kalacak...


Görevden tanıdığımız sayıları ellerin parmaklarını geçmeyen ,birine yaslanmadan

ayakta duramayan malum kişiler,donanma paspascıları ,komutan şapkası

paltosu taşıyıp meslektaşlarını ispiyonlayan yalakalar, rüzgar gülleri

ilk fırsatta yine ortaya çıkacak yine kişisel menfaatleri  toplum menfaatinin 

önüne geçecek ,

Yeni umudlara limon sıkacaklar, tekrar kaos yaratılmak istenecek;


Aman dikkat  insan ömrü 500 yıl değil  artık ne sabrımız ne tahammülümüz

ne de bekleyecek zamanımız yok;

Birbirimize kenetlenerek bunlara izin vermeyeceğiz.


Ulu çınardan her gün adaleti görmeden kopan yaprakları  kara toprağa veriyoruz

Adaleti mutlaka sağlamak zorundayız ,

Yeni yönetim yeni bir başlangıçtır ;

Umutsuzluk mücadelenin en kırılgan noktasıdır,

Umudumuzu yitirmeyeceğiz içimizdeki ayrık otlarından kurtulacağız,

Yeni Sn.Dürgen ve ekibine şans ve maddi, manevi destekler vereceğiz.


Bir emirle ölüme giden, bir üniforması da kefen olan assubaylar olarak 

imtiyaz ve ayrıcalık istemiyoruz tek talebimiz adalet ;

Taleplerimizde haklıyız ve mutlaka hakkımızı alacağız.


Yeni yılın size ve sevdiklerinize refah,huzur,sağlık ve mutluluk getirmesini diler,  

saygılar sunarım.


Topluma hizmet sözü ile yönetimlere seçilip, mücadele tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini  kişisel

çıkarlarına alet edenler,Kibir ve zorbalıkla  toplumu zorla şekillendirmeye çalıştılar .


Dürüstlüğün, eleştirmenin eziyet; Yalakalığın ahlaksızlığın meziyet olarak kabul edildiği bir ortam yaratarak 

umutsuzluğu birbirimize tahammülsüzlüğün mimarı oldular. 

Ama her gecenin bir sabahının  , sessiz atın tekmesinin de sert olduğunu  hayal kırıklığı ve yaşam boyu

unutamayacakları bir hezimeti yaşayarak anladılar.  


Sn.Hamza DÜRGEN ve ekibinin geçmişi unutmayı, toplumu yeniden kucaklayıp sönmeye yüz tutan

umutları yeniden yeşertmeyi amaçladığını yönetime yakın olanlardan duyuyoruz .

Elbette bu takdire şayan bir davranıştır. 


ANCAK ayrık otları temizlemeden tarlanıza ne ekerseniz ekin ne kadar, özen gösterirseniz gösterin

başarı sağlayamazsınız. 


1970'li yıllardaki antidemokratik ortamda bizler için meslekten atılmayı çileler çekmeyi göze alan ve

haksızlıklara ilk isyanı başlatan değerli arkadaşlarımıza, mesleğimize saygı  ve  yeni bir  mücadele ruhu için 

olmazsa olmaz kural adaleti  sağlamak zorundayız.


Mücadelenin en kırılgan noktası umutsuzluktur. 

Görevden tanıdığımız sayıları iki elin parmaklarını geçmeyen dün Ahmet KESER'e biat edip

haysiyet cellatlığı yapan bugün yaşasın Hamza Dürgen diyen ve demeye hazırlanan  bu kişilerin

yeniden umutsuzluk tohumları atmasına kesinlikle izin verilmemelidir. 


TEMAD tarihindeki en büyük ihraçlarını gerçekleştirenler, İstanbul gibi bir ilin TEMAD il başkanlığını

hukuksuz bir şekilde kapatılar.  Başarısızlıklarını, kişisel hesaplarını gizlemek adına

gündem değiştirmek için mücadele gönüllülerine ahlaksızca  hakaret ve iftiralarda bulunanları 

yok sayarak unutarak yeni bir başlangıç yapamayız.  


Adaleti sağlamayanlar kendileri için adalet isteyemezler ...

 

TEMAD tüzüğü gereği şubelerin ihraçlarına genel merkez  karar verir,Genel merkezin  verdiği

ihraçlara da Genel kurul'da itiraz edilir. 


Son genel kurulda ihraçlar gündeme gelmedi . 

Peki bu durumda ihraç edilenlerin itirazları, adaletin gerçekleşmesi gelecek genel kurula mı kaldı? 

Böyle bir hukuksuzluk,vicdansızlık,adaletsizlik olur mu? 

Elbette olamaz ve bu durumda ihraçlar yok hükmündedir, ihraçları kaldırarak  mücadeleye gönüllü

destek verecek olan arkadaşlarımıza yapılan hukuksuzluğa son vererek hakkın iadesini sağlamalıyız.


Bu arada TEMAD'ın kalesi İzmir 'deki BALÇOVA şubesindeki  keyfi uygulamaya da  derhal son verilmesini

genel merkez yönetiminden bekliyoruz.


Ben bu şubenin yönetiminde görev yaptım, şube restorasyon için bankadan çekilen krediyi hatta şu an

başkan olan muhasibe ayda 600 lira taksi parası öderken kâr ediyordu.  Olağan seçim kararı alırken de

yerimizi gençlere bırakacağız bu nedenle aday olmayacağız sözüne ben uydum başkan uymadı.

Kâr eden  borçsuz şubeyi zarar eden duruma getiren mücadeleye somut hiçbir katkısı olmayan 

Erdoğan Öztürk  Ahmet KESER'in takdirine mahzar  olmalı ki  Genel merkez kendisine törenle 

sadakat pardon  onursal üyelik ünvanı verdi...

Kirası olmayan  elektrik su ,ısıtma gibi giderleri belediye tarafından  karşılanan  ve  yüzlerce üyenin

aidatına rağmen zarar  eden eski   başkanına onursal üyelik ünvanı verilip ondan bayrağı ve aynı  

zihniyeti devralan yeni başkan korunmuşsa bu  tam  bir Ahmet KESER'e özgü davranıştır...  


Beceriksizlik yüzünden zarar eden bu şubenin zararlarını  karşılamak için olsa gerek yeni başkanın

kumarhanelerde MANO olarak adlandırılan oyundan para alma uygulamasına ve diğer olumsuzluklara

tepki gösteren üyeler TÜZÜK'te belirtilen sayıda imza toplayarak olağan üstü genel kurul talebinde bulunuyorlar;

Ancak   bay Ahmet KESER bir kalesini kaybetmemek için "İmzalar noter kanalı ile verilmesi gerekir" diye

keyfi bir kararla seçimi engelliyor, şu an üyeler bu hukuksuzluğa karşı şubeyi  boykot etmiş durumdalar. 

Ve ne kadar acıdır ki  erken seçim kararı için  imza veren  üyelere özel ulakla

"SİZLER ŞUBEYİ ŞİKAYET EDİP ERKEN SEÇİM İÇİN İMZA TOPLADINIZ İHRAÇ DOSYANIZ DİSİPLİN KURULUNA

VERİLDİ GELİN SİZ TALEBİNİZDEN BİZ İHRAÇTAN VAZGEÇELİM"   ahlaksız teklifi sunulmaktadır.  

Tüm bu ve benzeri olumsuzlukları yok sayarak mı birlik ve adalet sağlayacağız? 


Bu aymazlığın da genel merkez tarafından sonlandırılması beklenmektedir.


Temeli adalete, saygıya dayanmayan birlikteliklerin daima zayıf halkası olur.

Birlik ve beraberlik adalet ve saygı ile sağlanır  ve biz bunun gereğinin yapılacağına inanıyoruz . 

Umudun,birliğin ve mücadelede başarının elde edeceği günler diliyoruz. 

Saygılarımla.

 


Değerli Meslektaşlarım

Ahmet KESER yönetimi göreve geldiği zaman aşağıdakine benzer bir yazı yazarak kutlamış,maddi ve manevi desteğimizle yanlarında olduklarını belirterek başarılar dilemiştik.  

ANCAK ne yazık ki tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini alanlar kişisel hesaplarla en büyük hayal kırıklığı yaratıp birbirimize olan tahammül ve saygımıza her dönemin adamı olan ahlaksız nemacı yalakalarla dinamit attılar ve layık oldukları şekilde yönetimden uzaklaştırıldılar.

Ahmet KESER  dünü unutmuş gibi bugün birlik beraberlik diyorsa bunun arkasında yine hiçbir yetki ve sorumluluk verilmemesine rağmen  KOOPERATİF ve VAKIF gibi  TEMAD ve astsubay adını kullanarak  kişisel hesaplar planladığını  tahmin etmek zor değildir ve kesinlikle izin verilmemelidir.

Saygıdeğer  Meslektaşlarım,

Mücadelenin en kırılgan noktası umutsuzluktur! Bir yazımda “henüz muhataplarımızın ön yargılarını değiştiremesek bile biz değişmeye başladık. Eleştiriyor, sorguluyoruz. Bu bir kazanımdır” dediğimi hatırlayanlar olacaktır.

Bunun sonucu olarak; bizi temsil etmek için TÜZÜK’teki görevleri ve verdikleri vaatleri gerçekleştirmek için gönüllü aday olanların bizlere saygı duymamaları, seçilmek için gösterdikleri gayreti sorunlarımız çözmek için göstermemeleri, kişisel hesaplarla hareket etmeleri ve statükodan vazgeçmemeleri yüzünden eleştirdik. Onlar, eleştirilerimizden yararlanmak yerine 'başarısızlıklarını gizlemek adına' sanal kişiler aracılığıyla ve bizzat kendileri tarafından bu mücadeleye gönül verenleri dışlamaya çalıştılar. Bizi temsil etmekten aciz kalanların tüm hesaplarını alt üst ederek bu yönetimden kurtulduk. Bu, bizlerin ve kararlılığımızın başarısıdır.

TEMAD yönetimine seçilen Sn.Hamza DÜRGEN  ve ekibini kutluyorum. Sorunlarımızın çözümünde yapacakları çalışmalarda, başarılı olmaları için, maddi ve manevi desteğimiz ile 'şartsız olarak' yanlarında olacağımızı, sizler adına bir kez daha hatırlatırım!

İyi niyetle başlayan iktidarlar ateşten gömlek giyerler.toplumun beklentileri fazla İşleri zordur! Bizler bunun bilinçindeyiz. Daha önceki yönetimde de olduğu gibi, bu arkadaşlarımızdan mucize değil, iyi niyet ve şeffalık ve yaşananlardan ders almalarını bekliyoruz unutulmamalıdır ki TARİH DERS ALMASINI BİLMEYENLER YÜZÜNDEN TEKÜRRÜR EDER . Kendilerini izleyeceğiz. Belirttiğim gibi, herütürlü  desteğimiz ile birlikte gördüğümüz aksaklıkları da eleştirmeye devam edeceğiz!

Eleştiri mükemmele açılan kapının anahtarıdır. Donanımlı liderler eleştirilerden güç alırlar.

Değerli meslektaşlarım, bizler yıllarca ön yargılarla tahakküme varan sosyal ve ekonomik haksızlıklara uğradık. "Kol kırılır, yen içinde kalır" dediğimizde bu kez kanadımız kırıldı! Oysa bizim isteklerimiz bazılarına altın tepside sunulan ayrıcalık değildir! Biz sadece ADALET-EŞİTLİK VE İNSAN ONURUNA SAYGI istiyoruz!..

 

Sitemizin ana sayfasında yayınlanan Asb.Güç Birliği Platformu'muz tarafından 'sorunlarımızı basın ve ilgililere iletmek için' hazırlanan "BİZ KİMİZ, NE İSTİYORUZ?" yazısındaki haksızlıklarımız ve bunların çözüm önerileri, bu yönetim tarafından da bilinmektedir. 

 

Yeni seçilen arkadaşlarımızın "umut" olduğunu belirtmiştim. İnanıyorum ki bu kez yanılmıyacağız!

Bu arkadaşlarımız yeni seçildiler. Teşkilatlanmaları ve programlarını hazırlamaları için kendilerine kısa bir süre izin verelim. Ardından birlikte el ele, gönül gönüle büyük bir assubay ailesi olarak mücadelemizi sürdürelim. Biz haklıyız ve assubaylar hak ettiklerini elde edeceklerdir. Arkadaşlarımızın da, bu güçlü ailenin temsilcisi olan TEMAD’a üye olmalarını ve çalışmalarımızı takip etmelerini lütfen sağlayalım.

 

Sn.Hamza DÜRGEN ve yönetim kurulu üyelerini tekrar kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

Güneşin doğmadığı gün yoktur. Bu bayrak yarışını birlikte mutlaka kazanacağız. Saygılarımla...

Ersen GÜRPINAR 

E.Per.Kd.Bşçvş.

 

TEMAD GENEL BAŞKANININ MESAJI

HAMZA DÜRGEN 
07 Aralık 2017, Perşembe 

Değerli Meslektaşlarım,


Türkiye Emekli Astsubaylar Derneğimizin 15. Olağan Büyük Genel Kurul toplantısını 30 Kasım 2017 tarihinde, Derneğimizin kurucu üyesi Sn. Mehmet DAREGENLİ, önceki Genel Başkanlarımız Sn. Orhan ÖZKAN ve Sn. Mustafa EROL, Sn. Şube Başkanlarımız, Sn. Üst Kurul Delegelerimiz, Sn. Hanımefendiler ve Sn. Üyelerimizin katılımı ile gerçekleştirmiş bulunuyoruz.

Genel Kurulumuzca şahsıma layık görülen Genel Başkanlık görevi ve Yönetim Kurulu Üyelerimize duyulan güven için, Genel Kurulumuzun her bir üyesine ayrı ayrı şükranlarımı sunarım. Ayrıca, Genel Merkez Yönetim Kuruluna, Yüksek Denetim Kuruluna, Yüksek Disiplin Kuruluna, asil ve yedek olarak seçilen tüm arkadaşlarımı da tebrik ederim.

15. Olağan Genel Kurulumuz, Emekli Astsubaylar için yeni bir başlangıçtır. Gerek derneğimizle gerekse üyelerimizle ilgili, ülkemize ve milletimize yapacağımız hizmetlerde yeni bir döneme giriyoruz. Bu yeni dönemde, derneğimizin kuruluşundan bu yana 33 yıllık tecrübemizin ışığında, her alanda çok daha büyük hizmetler başarmanın mücadelesini vereceğiz.

Ülkemizin birliği ve vatanımızın bütünlüğünün teminatı olan TSK‘nın güçlenmesi için üzerimize düşeni yaparak, Atatürk İlke ve İnkılaplarına, Cumhuriyetimizin değerlerine sahip çıkarak, çalışma tempomuzu daha da yükselterek, topluma hizmetin bir şeref olduğu anlayışı ile önümüzdeki aylarda; birlik ve beraberliğimizin tesisi, özlük haklarımızın iyileştirilmesi, ülkemiz ve milletimiz için zor şartlarda görev yapan gerektiğinde gözünü kırpmadan canını veren çalışan meslektaşlarımızın beklentilerinin gündeme getirilmesi, şubelerimizin beklentileri, toplumsal projelerin hayata geçirilmesi, her biri ayrı bir kahramanlık destanı yazan şehitlerimizin aileleri ve gazilerimizle daha yakından ilgilenilmesi konularında çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Değerli Şube Başkanlarım, derneğimizin her kademesindeki temsilcileri, hanımefendiler ve kıymetli üyelerimiz, çıktığımız bu yolda sizlerin her birinin, “yol arkadaşlarım” olarak desteğinizi esirgemeden, yanımda olacağınızdan hiç şüphem yoktur. Bizlerin herhangi bir eksiği olduğunda vereceğiniz mesajın, en kısa sürede dikkate alınacağı bilinciyle hareket edeceğimizi bilmenizi isterim. 30 Kasım’da, bizlere duyulan güvenin ve bizlerden beklentilerin üst seviyede olduğunun farkındayız.

Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları başta olmak üzere, Derneğimizin Kuruluşundan bugüne kadar hakkın rahmetine kavuşan meslektaşlarımızı rahmetle ve şükranla anıyor, emeği geçen herkese, siz değerli Başkanlarıma, Delegelerime, Hanımefendilere ve Üyelerimize, 15. Olağan Genel Kuruluna gösterdikleri ilgi ve şahsıma gösterdiğiniz teveccüh için, tekrar tekrar şahsım ve Yönetim Kurulum adına teşekkürlerimi sunuyorum. Saygılarımla.
 

Hamza DÜRGEN
TEMAD Genel Başkanı

Değerli Meslekdaşlarım,
Zabitanın Osmanlı'daki imtiyazını Cumhuriyet’te de sürdürmenin yanı sıra görevde rahat etmeleri için dahiyane bir çözüm üretip Astsubay mesleğini ihdas etmişler ; Nöbeti o tutacak, otu o yolduracak,boku,çöpü o döktürecek, zimmet , Mehmet onun sorumluluğunda olacak ama hakları olmayacak laik demokratik hukuk devletinin koruyucusu olan milletin ordusunda önyargılarla adalet esirgenecek …..

Nitekim gerçekleştirdiler 
Öncelikle hakları kısıtladılar ki tahakküm gerçekleşsin ardından tahsil seviyesini çağın gereklerine uydurmadılar, kendilerini geliştirmek adına yüksek tahsil yapanlara antidemokratik baskıların yanı sıra ANAYASA mahkemesini yalan yanlış bilgilerle aldatıp , AYİM hukuku guguk eden aleyhte kararlar ı ile tek teşvik olan üst dereceyi iptal ettirdiler
Biz de insanız diyen, adaletten başka talebi olmayan assubaylar 1970 Assubay eşleri yürüyüşleri ve hukuksuzluklara dikkat çekmek için yapılan OCAK 1976 işi yavaşlatma eylemlerine katıldılar; Katıldılar katılmasına da Hak aramanın Erdem olduğu bir dünyada akıl almaz baskılara uğratıldılar buna rağmen birkez daha astsubay olmadan bırakın ordunun savaşmasını askerin karnını doyuramıyacağı gerçeğini anladılar
Bu baskılar sonucu binlerce (özellikle Hv.K.) assubay hapislere,sürgünlere maruz kaldı yüzlercesi hukuksuz vicdansız bir uygulama ile ordudan ilişikleri kesildi
Tüm bunlar bizi yıldırdımı ? HAYIR Baskılar bir süre etkili olsa da iletişim çağının nimetlerinden yararlanarak Assubaylar tekrar adaletsizlikleri hukuksuzlukları ilgililere ve kamuoyuna duyurmaya başladı 
İlk kez mynet mesaj grubu ardından assubayların özgür sesi www.emekliassubaylar.org sitesi kuruldu

Örgütlendik şahlandık, sitemizde bizi gerçek anlamda temsil edecek bir yönetim kuruluncaya kadar basın dahil muhtelif platformlarda derecemizden,tazminatımızdan,hukuku guguk yapan disiplin yasasından,personel kanununa kadar tüm olumsuzlukları dile getirdik Ödeneğimiz,sekreterimiz,aidat gelirimiz,gayrimenkul kiralarımız,hazine yardımı hatta tüzel kişiliğimiz olmadığı halde basında yer almayı günler hatta haftalar süren yazı dizileri,protesto yürüyüşü, mail kampanyaları ile hukuksuzlukları dile getirdik
Sonunda bizi gerçek anlamda temsil edecek yöneticileri seçmek için sitenin TEK YÜREK grubu ile başlattığımız çalışmaların ardından meşaleyi YENİ OLUŞUM grubuna teslim ettik yaşanan kişisel hesaplar bu güzel girişimi gölgelese de Ahmet KESER başkanlığındaki yönetim hepimiz için umut oldu seçilmelerini sağladık tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini verdik

Ne yazıkki Ahmet KESER önce yol arkadaşlarını yolda buldukları ile değiştirdi istikrar sağlansın düşüncesinde olanlar bu kişinin yeniden seçilmesini sağladı; Sağlık sorunlarımıza, maddi sıkıntılarımıza rağmen miting dediler koştuk; ÖLÜM ORUCU dediler destekledik meğer bizi bay KESER kurşun askeri zannediyormuş... 
Milyonluk bütçeler, art arda gelen televizyon röportajları bu kişinin kibire ve ben neymişim be abi modlarına girmesine neden oldu; Hiç kimse düşüncesini başkasına hakaret ederek anlatamıyacağı gerçeğine rağmen GÜZİN PAŞA-ŞEZLONG ALBAYI-REZERVE PAŞA gibi maksadı aşan değerlendirmeler ve birilerine mesaj vermek adına yapılan kişisel davranışlar yüzünden genelkurmay nizamiyesinden giremiyecek hükümet tarafından muhatap alınmıyacak duruma düştüler,uyaran eleştiren assubay sevdalılarına da ahlaksızca hakaret ve iftilarda bulundular şube kapatıp ihraçlarla muhalifleri susturmak istediler;

Yılların mücadelesi sonucu AKPARTİ’nin iktidarı kaybedip erken seçime giderken her kesim gibi assubaylara da mavi boncuk dağıtması üzerine Başbakan “Assubayların sorunları çözülecektir” 
sözünü verdi ardından Genelkurmay başkanı ETİLER ordu evinde sorunlarımızın çözüleceğini müjdeledi sitemizde yapılan mail kampanyasına 17.000 kişinin katılımından sonra genelkurmay ilgililerinin yazılı olarak başlangıç derecelerimiz,intibaklar ve tazminatlar konusununun gerçekleşeceğini bildirdiler sizlerle paylaştık Tüm bu gelişmeler üzerine haklarımız torbada keklik diyerek yine ayni tavırla genelkurmayı sözüm ona dışlıyarak şubelere parsa toplamaya gitti

-Başbakanın vaatlerini duyunca "genelkurmay apar topar assubayları toplayıp başarımızı sahiplenip fırsatçılık yapmaya çalıştı; 

-Konunun genelkurmay ile ilgisi yok siyasi otoritenin yetkisinde onlarla çözeceğiz,

-Genelkurmay TEMAD’dan rol çalmaya çalıştı

-Genelkurmaya minnet borçlu değiliz onların yaklaşımları geçmişteki ayıplarını kapatmaz,işledikleri insanlık suçunu affettirmez

-Ülkenin başbakanı TEMAD Başkanını Amerika ve Ankaradan aramış 29 ekimde yüz yüze görüşmüş intibak ve tazminat sözü vermiş bakanı generali etkisiz hala getiriyormuş ama bizler hala bakan ve general peşinde koşuyormuşuz

-MSB kabus olarak geri dönmüş, İçişleri bakanı laf salatası yapıyormuş…

Değerlendirmelerini yaparak birilerine mesaj gönderdiler ama Elbette yediğin hurmalar gün gelir seni tırmalar dedikleri gibi bu aymazlıklara tepki olarak;

* Başlangıç derecelerimiz ve tazminatlar gerçekleşmedi (Bunu bizzat başkanın kankası olup sonra menfaat çatışmasına girerek ihraç edilen Sami Başkaya itiraf etti) 
* Tepki olarak şube başkanı,kısım amiri,bölük takım komutanı kadroları tekrar subay yapıldı eski disiplin yasasını aratacak meslek hayatını pamuk ipliğine bağlayacak disiplin yasasını çıkardılar ,meslekdaşlarımıza baskılar arttırıldı 

Ama nemacı yalakalara bakarsanız mücadele tarihinin en büyük hayal kırıklığını yaşatan Ahmet KESER en başarılı başkandı kendi açılarından haklılar çünki onlar bizim mücadele adına gönderdiğimiz desteklerlerle 5 yıldızlı otellerde, ziyafet sofralarında,ticari işletme yönetimlerindeydi ,sadece kazanan onlar oldu lütfen bunları unutmayın...

Bu ayın sonunda olağan TEMAD genel seçimleri var yalakalar yine meydanda KESER’i allayıp pullamaya diğer adayları karalamaya başladılar bile;

Siyaset hayatın gerçeğidir hepimizin siyasi tercihi vardır olmalıdır ;
Şimdi Sn.Yüksel BİNİCİ –Sami İNAN’ın siyasi tercihlerini tartışıyorlar Hamza DÜRGEN’in daha önce başarısız Mustafa Erol zihniyetinde olduğu onunla işbirliği yaptığını söylüyerek adayları karalamaya çalışıyorlar ; 
Ahmet KESER’in tarihin en büyük maddi ve manevi desteğin heba ettiğini ,mücadelemiz önünde engel olduğunu,Dağ başındaki tarlanın assubay ve TEMAD adı kullanılarak arsa diye assubaylara rant için pazarladığını, milyonluk daire satışlarında komisyonculuk yaptığını,yandaşların şirketlerine imtiyaz sağlayıp TEMAD sitesinde reklamlarını yaptığını,Kadın istihdam fonundan astsubay eş ve kızları adına alınacak kredilerle kurulan kooperatifte bu kişilere bırakın kar sağlamayı bunlar borçlandırdığını ama kendisini maaşlı başkan seçtirdiğini , Şube başkanlarının kuruluşu seçimlerden sonraya erteliyelim önerisini yok sayıp yangından mal kaçırırcasına TEMAD mallarını ipotek ederek kurulacak vakıfta kendini yine başkan seçtirerek kişisel çıkar sağlıyacağını gizleyip Genelkurmay nizamiyesinden giremeyen,hükümet tarafından muhatap alınmayan Ahmet KESER'in haklarımızı takip ediyor algısını yaratmaya çalışıyorlar dikkate almaz isek TEMAD ve mücadelemizin geleceğini tehlikeye atarız 
Üstelik bunlar yaşanırken bir daha seçilme hakkı bulunmayan bu kişiyi bir onursuzu kukla başkan seçip bilahare istifa ettirip başkan seçilmesini sağlamak adına yapıyorlar

Mücadelemizi bitme noktasına getiren haklarımız önünde engel olan assubayları fetoculukla ve koyun gibi olmakla suçlayan birinin hile ile tekrar seçilmesini mi sağlayacaksın? yoksa mücadeleyi bunlar gibi menfaat için değil idealleri için gerçekten temsil edecek yöneticilerimi seçeceksin KARAR SENİN 
Sevgi ve saygılarımla...

 

Saygıdeğer Arkadaşlarım,dostlarım;

Göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir yaşamda  çekirdekten ekilen fidan gibi doğduk,büyüdük, serpildik.  Benim üniversite tahsili ve kariyeri olan gurur duyduğum  pırıl,pırıl iki kızım,aslan gibi iki damadım kalp ilacım diye sevdiğim üç erkek torunum var.
Allah evlatlarımızın acılarını bize göstermesin onlara barış,mutluluk ve huzur dolu bir yaşam nasip etsin. Biz “İşte geldik gidiyoruz şen olasın Halep şehri” dedikleri gibi yaşam maçını bitirdik uzatmaları oynuyoruz kendi adımıza hiçbir endişemiz,beklentimiz yok tüm endişemiz ülkemiz, evlatlarımız ve torunlarımızın geleceğidir.

Koskoca Osmanlı imparatorluğu din bezirganı yobazlar ve saltanat düşkünleri yüzünden düşmana peşkeş çekilecek bir hale gelince Allah’ın Türk milletine bir lutfu olan önderimiz Atatürk ile Kurtuluş savaşını başardık.

Savaş sonrası  Atatürk  Mustafa Kemal Han olarak başımıza padişah olabilir, Allah’ın ona vermediği bir yetki ile Halife kılıçını sağa,sola sallayabilirdi ...

Ama Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşları Türk Milleti'nin kenetlenmesiyle yürütülen Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasının ardından dünyanın en modern yönetimi olan Cumhuriyeti bizlere armağan etti .

Cumhuriyet fazilettir,bağımsızlıktır;  Türk Ulusu'nun yaradılışına en uygun olan yönetim şeklidir.

Şehit kanları ile sulanan topraklarımızda huzur ve refah içinde  içinde yaşamaktan başka ne derdimiz olabilir?

Atatürk’ün bizlere hedef olarak gösterdiği çağdaş medeniyet seviyesinden her geçen gün uzaklaşmak bizleri geleceğimiz adına,evlatlarımız adına endişeye sürüklemektedir.

İçinizde bu duyguyu yaşamayan var mı?

Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiği vatansever  Türk Gençliği, Cumhuriyetin 94'üncü yaşını kutlarken, ne yazık ki bazı kesimler tarikat evlerinde Cumhuriyet düşmanı olarak yetiştirilmektedir.

Bunların ülkemize neler yapabileceği emperyalist maşası yobaz fetonun  ihanet çetesinin 15 Temmuz darbe girişimi ile ortaya çıkmıştır .

Tehlike henüz geçmedi, Cumhuriyetten rövanş almak isteyen güçler Sevr heveslileri ile birlikte Cumhuriyetin ve Yüce Atatürk’ün devrimlerinin üzerine çullanmış durumdadırlar.

“NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE “ demek bile suç olmuştur.

Bu durum karşısında vatanseverler olarak elbette duyarlı olmak zorundayız ve bu arada bizi umutlandıran çok güzel şeyler oluyor .

Ortanca torunum Asil Baki  İzmir TAKEV kolejinde okuyor, Almanca eğitim veren bir kurum bu ülkenin toprağında yaşayan ekmeğini yiyen yobazların aksine öğrenciler ATATÜRK ve Cumhuriyet sevdalısı olarak yetiştiriliyor;  geçen yıl okulda düzenlenen bir etkinlikte herkes gibi ben de duygulandım, yaşıma erkek olmama bakmadan çocuklar gibi ağladım.

Aynı okul  Cumhuriyet haftasında okulla  Dumlupınar şehitliğini ziyaret edip Anıtkabir’e gittiler.

Sıradan bir okul gezisi olarak görülebilir, ama aşağıdaki  iki resme dikkat edin, geleceğin teminatı olan bu minik yürekler yol kıyafetleri ile Ata'nın huzuruna çıkmamak için sırt çantalarında takım elbiselerini götürüp, Anıtkabir'e ATATÜRK'ün manevi huzuruna takım elbise giyerek saygı ile gururla çıktılar. Bazılarının aksine Atatürk ve Cumhuriyet sevdası ile yetişen gençlerimiz var .

Bizler de onların şahsında vatansever Cumhuriyet gençliği ile gururlandık.  

İşte bu yüzden endişelerimizin yanı sıra umutlarımızı da koruyoruz.  Evlatlarımızı bu değerlerle yetiştirdiğimiz sürece Cumhuriyet ayakta kalacak,her türlü güçlüğü aşarak Atamızın çağdaş medeniyet seviyesine bu ülkeyi taşıyacaklardır.

CUMHURİYETİN 94' ÜNCÜ YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN -YAŞASIN CUMHURİYET YAŞASIN TÜRK MİLLETİ .

 

 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar, kalabalık ve açık hava