İSMAİL TURAN

İSMAİL TURAN

Çocuk yaşta vatanımıza ve milletimize hizmet yolunda büyük hayallerle askeri okullara girdik. Türk Silahlı Kuvvetlerinin mensubu olarak milletimize ve vatanımıza hizmet yolunda çok zor ve çok onurlu görevlerde bulunduk. Çektiğimiz zorluk yaptığımız görevin ağırlığı değil kişiliğimizin yok sayılmasıdır.

Dünyanın hiçbir ülkesinde okumanın yasaklandığı ülke yoktur. Anayasamız bile Devletimize her vatandaşın okuması için tedbir alma görevi vermiştir. 

Lise mezunları Bakan, Milletvekili, Vali, Genel Müdür, Müfettiş ve Subay olabilirdi. Yılda 8 ay öğrenim görülen 3 yıl toplam öğrenim süreli liselere eşit olan ve bir ay izin yaparak 23 ay öğrenim gördüğümüz iki yıl süreli Astsubay okulları hiç okuldan sayılmaz, biz Ortaokul mezunu sayılırdık. Birçok Astsubay kaçak olarak öğrenim görürdü. Kaçak da olsa en uzun süreli Üniversiteleri bitiren Astsubayların özlük haklarında ve diğer haklarında en ufak bir değişiklik olmazdı. Diğer meslek sahipleri “Bir Astsubay bile” diyerek kendi haklarını aramaya koyulurlardı. Yılda sekiz ay öğrenim görülen iki yıl süreli Sanat Enstitüsü mezunları yedek subay olur, tezkere bırakarak başımıza komutan kesilirlerdi. Üniversite mezunu olan Astsubayların bulunduğu birlikte, iki üç saatliğine bir tarafa gidecek olsa komutan gözümüzün içine baka baka yedek subay asteğmene “başka kimse yok, birlik yalnız kalmasın, sen bir yere ayrılma ha” diyerek emir verirdi.

Astsubaylarla ilgili olarak gazetelerde en ufak bir haber çıksa çok gururlanır çok mutlu olurduk. Hangi takımı tutarsak tutalım Astsubay hakemlerin yönettiği futbol maçlarında şampiyon olan takımlardan çok biz sevinirdik. Evlerimiz büyük maraton şampiyonu Astsubay İsmail AKÇAY posterleri ile donatılırdı. 

Ülkemiz yapılan ihtilallerle vesayet dönemi yaşardı.

29 Haziran 1962 tarihi, Kurucu liderimiz rahmetli emekli Astsubay Nuri EMEÇ  ve cesur arkadaşlarının ortaya çıkıp TEMAY derneğimizin nüvesin teşkil eden emekli derneğimizi kurup “BİZ VARIZ” diyerek haykırdıkları tarihtir.

Personel kanunu mali hükümlerinin uygulanacağı 1970 yılında yapılan kanun hazırlıklarında Astsubayların haklarının alınacağını anlayan rahmetli Kemal Kerim KALKAN müthiş bir siyasi manevrayla Astsubay eşlerini örgütleyerek, Mayıs ayında başta büyük şehirler olmak üzere Malatya, Kayseri ve Erzincan gibi birçok garnizonda Astsubay eşlerinin yürüyüşlerini düzenledi. Zamanın hava kuvvetleri komutanı bu yürüyüşlere çok bozuldu ama çaresizdi, çünkü karşılarında dev bir Kemal Kerim KALKAN vardı. Hava kuvvetleri komutanı kendini tutamadı “Beğenmeyen Mao ordusuna gitsin” ve “Astsubaylar karılarının eteklerinin altına saklanmasınlar” diyerek öfkesini kustu. 

1975 Ocak ayında Astsubay haklarının alındığı “İş güçlüğü tazminatı kararnamesi” yayınlandı. Kemal Kerim KALKAN seyirci kalmadı yine sahneye çıktı. Hazırlanan tuzağı gördü ve “haklıyken haksız duruma düşmeyelim” diye ikaz ederek ikinci “Astsubay eşleri yürüyüşü” nü düzenledi. 1970 yürüyüşlerinde tecrübe kazananlar tarafından hazırlanan tuzakla, Kemal Kerim Kalkan’ ın ikazına rağmen gizli sahte büyükler tarafından genç Astsubayların heyecanları istismar edilerek direniş adı altında birçok Astsubayın göreve gitmemeleri sağlandı. O gizli büyüklerin kendileri sabah erkenden göreve koştular. Bunun sonucu olarak hasar büyüdü birçok Astsubay cezalandırılarak bedel ödettirildi.

İşte bir vesayet dönemi daha 12 EYLÜL 1980. 

Anayasamız, dernekler kanunumuz ve tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca önceden izin almadan dernek kurabilir. Kurulan dernek, birlik ve sendikalara sivil toplum kuruluşu (STK) denir. 

Büyük edebiyatçı Orhan Veli KANIK’ ın Süleyman efendisi “Hiç bir şeyden çekmedi nasırlarından çektiği kadar”

Milli Birlik Konseyi Başkanı ve Devlet başkanımız rahmetli Sayın Kenan EVREN’ de 1970 ve 1975 yıllarında Kemal Kerim KALKAN’ dan çok çekti. Giderayak öyle bir tedbir almalıydı ki emekli Astsubayların içinden bir daha bir Kemal Kerim KALKAN çıkmasın, öyle hak- mak aramakla uğraşmasınlar sivil toplum kuruluşu olduklarını sanarak kurulacak dernek Lokallerinde birbirlerine askerlik anılarını anlatarak oyalansınlar. 

Anayasanın 33ncü maddesine ve tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları sözleşmesine aykırı olsa da dernekler kanunundan ayrı olarak askerlikten emekli olanların kuracakları dernekleri düzenleyen 2847 sayılı kanun çıkarıldı. Bu kanuna göre emekli Astsubayların kuracakları derneğin tüzüğü emekli Astsubayların kendileri tarafından değil Milli Savunma Bakanlığı tarafından hazırlanacak ve tüzük değişikliği de Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılabilecektir.

İSTANBUL EMEKLİ ASTSUBAYLAR DERNEĞİ; Anayasamıza, dernekler kanununa ve taraf olarak Devletimizin imzaladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygun olarak çok değerli Emekli Astsubay Sayın İbrahim KOLDAMCA ve arkadaşları tarafından hazırlanan tüzükle Emekli Astsubayların sosyal, kültürel, ekonomik ve hukuki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek tüm Emekli Astsubayların ve ailelerinin derneği olup hukuki prosedüre uymak amacıyla dernek adının başına “İstanbul” kelimesi getirilmiştir. , 

İSTANBUL EMEKLİ ASTSUBAYLAR DERNEĞİ, tüm muvazzaf ve emekli Astsubaylara ve ailelerine hayırlı olsun.



VESAYET DÖNEMİ BİTTİ

Çocuk yaşta vatanımıza ve milletimize hizmet yolunda büyük hayallerle askeri okullara girdik.

 Türk Silahlı Kuvvetlerinin mensubu olarak milletimize ve vatanımıza hizmet yolunda çok zor

ve çok onurlu görevlerde bulunduk.

Çektiğimiz zorluk yaptığımız görevin ağırlığı değil kişiliğimizin yok sayılmasıdır.

Dünyanın hiçbir ülkesinde okumanın yasaklandığı ülke yoktur. Anayasamız bile Devletimize

her vatandaşın okuması için tedbir alma görevi vermiştir.

 Lise mezunları Bakan, Milletvekili, Vali, Genel Müdür, Müfettiş ve Subay olabilirdi. Yılda 8 ay öğrenim görülen 3 yıl toplam öğrenim süreli liselere eşit olan ve bir ay izin yaparak 23 ay öğrenim gördüğümüz iki yıl süreli Astsubay okulları hiç okuldan sayılmaz, biz Ortaokul mezunu sayılırdık.

Birçok Astsubay kaçak olarak öğrenim görürdü. Kaçak da olsa en uzun süreli Üniversiteleri bitiren Astsubayların özlük haklarında ve diğer haklarında en ufak bir değişiklik olmazdı. Diğer meslek sahipleri “Bir Astsubay bile” diyerek kendi haklarını aramaya koyulurlardı. Yılda sekiz ay öğrenim görülen iki yıl süreli Sanat Enstitüsü mezunları yedek subay olur, tezkere bırakarak başımıza komutan kesilirlerdi.

Üniversite mezunu olan Astsubayların bulunduğu birlikte, iki üç saatliğine bir tarafa gidecek olsa komutan gözümüzün içine baka baka yedek subay asteğmene “başka kimse yok, birlik yalnız kalmasın, sen bir yere ayrılma ha” diyerek emir verirdi.

Astsubaylarla ilgili olarak gazetelerde en ufak bir haber çıksa çok gururlanır çok mutlu olurduk. Hangi takımı tutarsak tutalım Astsubay hakemlerin yönettiği futbol maçlarında şampiyon olan takımlardan çok biz sevinirdik. Evlerimiz büyük maraton şampiyonu Astsubay İsmail AKÇAY posterleri ile donatılırdı.

Ülkemiz yapılan ihtilallerle vesayet dönemi yaşardı. 29 Haziran 1962 tarihi, Kurucu liderimiz rahmetli emekli Astsubay Kemal Kerim KALKAN ve cesur arkadaşlarının ortaya çıkıp TEMAY derneğimizin nüvesin teşkil eden emekli derneğimizi kurup “BİZ VARIZ” diyerek haykırdıkları tarihtir.

Personel kanunu mali hükümlerinin uygulanacağı 1970 yılında yapılan kanun hazırlıklarında Astsubayların haklarının alınacağını anlayan rahmetli Kemal Kerim KALKAN müthiş bir siyasi manevrayla Astsubay eşlerini örgütleyerek, Mayıs ayında başta büyük şehirler olmak üzere Malatya, Kayseri ve Erzincan gibi birçok garnizonda Astsubay eşlerinin yürüyüşlerini düzenledi. Zamanın hava kuvvetleri komutanı bu yürüyüşlere çok bozuldu ama çaresizdi, çünkü karşılarında dev bir Kemal Kerim KALKAN vardı. Hava kuvvetleri komutanı kendini tutamadı “Beğenmeyen Mao ordusuna gitsin” ve “Astsubaylar karılarının eteklerinin altına saklanmasınlar” diyerek öfkesini kustu.

1975 Ocak ayında Astsubay haklarının alındığı “İş güçlüğü tazminatı kararnamesi” yayınlandı. Kemal Kerim KALKAN seyirci kalmadı yine sahneye çıktı. Hazırlanan tuzağı gördü ve “haklıyken haksız duruma düşmeyelim” diye ikaz ederek ikinci “Astsubay eşleri yürüyüşü” nü düzenledi. 1970 yürüyüşlerinde tecrübe kazananlar tarafından hazırlanan tuzakla, Kemal Kerim Kalkan’ ın ikazına rağmen gizli sahte büyükler tarafından genç Astsubayların heyecanları istismar edilerek direniş adı altında birçok Astsubayın göreve gitmemeleri sağlandı.

O gizli büyüklerin kendileri sabah erkenden göreve koştular. Bunun sonucu olarak hasar büyüdü birçok Astsubay cezalandırılarak bedel ödettirildi.

İşte bir vesayet dönemi daha 12 EYLÜL 1980. Anayasamız, dernekler kanunumuz ve tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca önceden izin almadan dernek kurabilir. Kurulan dernek, birlik ve sendikalara sivil toplum kuruluşu (STK) denir. Büyük edebiyatçı Orhan Veli KANIK’ ın Süleyman efendisi “Hiç bir şeyden çekmedi nasırlarından çektiği kadar” Milli Birlik Konseyi Başkanı ve Devlet başkanımız rahmetli Sayın Kenan EVREN’ de 1970 ve 1975 yıllarında Kemal Kerim KALKAN’ dan çok çekti. Giderayak öyle bir tedbir almalıydı ki emekli Astsubayların içinden bir daha bir Kemal Kerim KALKAN çıkmasın, öyle hak- mak aramakla uğraşmasınlar sivil toplum kuruluşu olduklarını sanarak kurulacak dernek Lokallerinde birbirlerine askerlik anılarını anlatarak oyalansınlar.

Anayasanın 33ncü maddesine ve tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları sözleşmesine aykırı olsa da dernekler kanunundan ayrı olarak askerlikten emekli olanların kuracakları dernekleri düzenleyen 2847 sayılı kanun çıkarıldı. Bu kanuna göre emekli Astsubayların kuracakları derneğin tüzüğü emekli Astsubayların kendileri tarafından değil Milli Savunma Bakanlığı tarafından hazırlanacak ve tüzük değişikliği de Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılabilecektir.

 İSTANBUL EMEKLİ ASTSUBAYLAR DERNEĞİ; Anayasamıza, dernekler kanununa ve taraf olarak Devletimizin imzaladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygun olarak çok değerli Emekli Astsubay Sayın İbrahim KOLDAMCA ve arkadaşları tarafından hazırlanan tüzükle Emekli Astsubayların sosyal, kültürel, ekonomik ve hukuki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek tüm Emekli Astsubayların ve ailelerinin derneği olup hukuki prosedüre uymak amacıyla dernek adının başına “İstanbul” kelimesi getirilmiştir. , İSTANBUL EMEKLİ ASTSUBAYLAR DERNEĞİ, tüm muvazzaf ve emekli Astsubaylara ve ailelerine hayırlı olsun.

Emekli olmadan önce görevli olduğum birlikte akşam yemeğinden sonra bazı askerler kıvranıp fenalık geçirdiğinden zehirlenme şüphesiyle hastaneye götürüldü. Yapılan muayene sonunda zehirlenme olmadığı anlaşıldı.

Komutanımız olan General bizi sinema salonunda topladı ve uzun bir konuşma yaptıktan sonra revir doktoruna “Doktor, zehirlenme nasıl anlaşılır, anlat da bundan sonra ona göre hareket edelim” dedi, Doktor Üsteğmen “Komutanım, doktor olmayanlar zehirlenme olup olmadığını anlayamaz, her şüpheli durumda hasta mutlaka doktora muayene olmalıdır” dedi. 

Yolda kalan otobüsümüzün şöförü telefon açtığı tamirciye “Usta, otobüs yolda kaldı, nasıl tamir edeyim” diye sorunca tamirci “Telefonla olmaz, ben geleyim mi” dedi.

Ev yapmak isteyen bir tanıdığım, inşaat mühendisi akrabasına telefonla “Zeki, ev yapacağım, inşaat demirini kaçlık alayım” diye sordu. İnşaat mühendisi “Önce mimara plan proje çizdir ona göre inşaat demiri al” dedi. 

Karısından boşanmak isteyen adam tanıdığı avukata telefonla “Avukat hanım, boşanmak istiyorum, nasıl dava açayım” diye sorunca, avukat hanım “Büroma gelin görüşelim” dedi 

Bütün bunlar her işin bir ustasının ve bir yolunun olduğunu, problemleri çözme yolunun ulu orta telefon açıp sormak olmadığını gösteriyor. Hasta olan hastaneye ve doktora giderek muayene odasında doktora muayene olur. Arabasını tamir ettirmek isteyen tamirciye gider arabasını tamir ettirir. Ev yapmak isteyen mimara proje çizdirdikten sonra müteahhide ev yaptırır, İcralık ve mahkemelik işi olan avukatın bürosuna gider problemini anlatır. 

Son zamanlarda bankalar tarafından çeşitli isimler altında alınan paraları dava açarak geri alabileceklerini iddia eden aracıların ilanlarını medyadan öğreniyoruz. Sağlık ve hukuk konusunda maddi ve manevi çıkar karşılığında komisyonculuk, maddi ve manevi çıkar karşılığında aracılık olmaz. 

Siz siz olun, sağlık ve hukuk konusunda yardımcı ve aracı olacağını söyleyenlere sakın ha itibar etmeyin, para ve para ile ölçülebilen hiçbir şey vermeyin ve kaptırmayın. Sağlık ve hukuk konusunda doktor, hastane, avukat ve hukuk bürosu ihtiyacınız olursa doğrudan doktora, hastaneye, avukata ve hukuk bürosuna gidin. Doktor, hastane, avukat öğrenmek isterseniz, bu konuda hiçbir maddi ve manevi çıkar beklentisi olmayan ve sizden hiç para ve bir şey istemeyen tanıdıklarınızdan para, pul ve hiç bir şey vermeden öğreniniz.

ASSUBAYLARIN İNTİBAKI YANLIŞ YAPILMIŞTIR

2'nci derecenin 1'inci kademesinden 2'nci derecenin 3'üncü kademesine intibakı yapılan her yüksek öğrenimli emekli Assubay,

haklarını kullanırsa her Albayın emekli aylığı aldığı 1'inci derecenin 4'üncü kademesine yükselebilir.

3'üncü derecenin 3'üncü kademesinden 2'nci derecenin 3'üncü kademesine intibakı yapılan her emekli assubay yükselemez

ama birçok emekli assubay da 1'inci dereceye yükselebilir.

Bir insan bir şeyi yapmak isterse mutlaka bir yolunu bulur, bir insan bir şeyi yapmak istemezse yüzlerce mazeret bulur.



8/1- 1/4 İSTEMİYORUZ 9/2- 1/1 BİZE YETER DEMEK FERAGATTIR

Harp Okulları ve dört yıl süreli Fakülte mezunu subaylar 8'inci derecenin 1'inci kademesinden göreve başlayıp 1'inci derecenin 4'üncü kademesine kadar yükselmektedirler.

Subaylarla aynı süreli yüksek öğrenimi bitiren Astsubayların da 8'inci dereceden göreve başlayıp 1'inci derecenin 4'üncü kademesine yükselmeleri gerekmektedir.

“9'uncu derecenin 2'nci kademesinden göreve başlayıp 1'inci dereceye düşmek istiyoruz” demek hak aramak değil haktan feragat etmektir.

Feragat, bir haktan vazgeçmektir, bir haktan vazgeçmek bağışlamaktır, bağışlamak sevaptır.


İsmail TURAN 



18 Yaş altında sınıf okulunda geçen sürelerin derece ve kademe ilerlemesinde sayılmadan fiili hizmetten sayılması gerektiğine dair DANIŞTAY 11nci dairesinin ESAS: 2009/2407 ve KARAR/11048 sayılı kararını 5- 6 yıl kadar önce Emekli ASSUBAYLAR ORG. sitesinde yayınlamıştım.

Hizmet süresini doldurup yaş süresini bekledikleri için emekli aylığı alamayan sayın meslektaşlarımın Danıştay kararını emsal göstererek açtıkları dava sonucunda emekli aylığı aldıklarını öğreniyorum ve memnun oluyorum.

Ancak bu meslektaşlarımdan azımsanmayacak kadar kısmının emekli aylıkları yanlış hesaplandığından büyük bir mağduriyete uğradıklarını öğrenmiş bulunuyorum. Bu durumda olan sayın meslektaşlarımın emekli aylıklarını hesap ederek yanlışlık varsa yanışlığı düzelttirmeleri menfaatleri icabıdır.


İsmail TURAN 







 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra, hazinenin bomboş kaldığı iddiasıyla hazineye yardım kampanyası başlatıldı. O zamanın parasıyla 189 kuruş olan öğrenci harçlıklarımızı hazineye bağışladık. Geçim sıkıntısı çeken birçok emekli ve muvazzaf Astsubay da nişan yüzüklerini ve bileziklerini bağışladı. Hazineye bağış kampanyasından hemen sonra Subaylara 200 TL hizmet eri tazminatı adı altında aylıklarına zam yapıldı, Astsubaylara ise devletin imkânları olmadığı ileri sürülerek daha sonra zam yapılacağı söylendi. Generallere yaklaşık 50 yıldan beri, Albay ve Yarbaylara yaklaşık 25 yıldan beri “Makam Tazminatı” verilmektedir. Astsubaylara verilmesi düşünülen tazminat ise, bütçe dengelerinin bozulmaması ve Türk Silahlı Kuvvetlerindeki hiyerarşinin bozulmaması amacıyla ne zaman, hangi rütbeye, ne miktarda ve ne kadar verileceği hususunda kılın kırk yarıldığına dair bilgiler gelmektedir. Devletimizden dileğim, adaletli bir Astsubay tazminat kanununun çıkarılmasıdır. 


27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra, hazinenin bomboş kaldığı iddiasıyla hazineye yardım kampanyası başlatıldı. O zamanın parasıyla 189 kuruş olan öğrenci harçlıklarımızı hazineye bağışladık. Geçim sıkıntısı çeken birçok emekli ve muvazzaf Astsubay da nişan yüzüklerini ve bileziklerini bağışladı. Hazineye bağış kampanyasından hemen sonra Subaylara 200 TL hizmet eri tazminatı adı altında aylıklarına zam yapıldı, Astsubaylara ise devletin imkânları olmadığı ileri sürülerek daha sonra zam yapılacağı söylendi. Generallere yaklaşık 50 yıldan beri, Albay ve Yarbaylara yaklaşık 25 yıldan beri “Makam Tazminatı” verilmektedir. Astsubaylara verilmesi düşünülen tazminat ise, bütçe dengelerinin bozulmaması ve Türk Silahlı Kuvvetlerindeki hiyerarşinin bozulmaması amacıyla ne zaman, hangi rütbeye, ne miktarda ve ne kadar verileceği hususunda kılın kırk yarıldığına dair bilgiler gelmektedir. Devletimizden dileğim, adaletli bir Astsubay tazminat kanununun çıkarılmasıdır. 

Açtığım intibak davasının sonucu ne olursa olsun, yeni çıkan intibak kanunundan faydalanarak 1'inci dereceye yükseleceğim. İntibak kanunuyla başlangıç derecemiz 9/2 kabul edilmediğinden ve yüksek tahsil yapanların müktesep hakları muhafaza edilmediğinden birçok meslektaşımız mağdur olmuştur. Mağduriyetimin kaynağı olan 9 konu hakkında 2009 yılında İş Mahkemesinde açtığım davada sona yaklaşılmış bulunulmaktadır. Dava ile bir konuyu bile kazansam, emekli ve muvazzaf birçok meslektaşım karardan faydalanacak ve mağduriyetleri giderilecektir. % 80 temerrüt faiziyle birlikte milyonlarca TL (trilyonlarca) borca kefil olduğum iddiasıyla hakkımda açılan, üç sefer Yargıtayda görüşülen ve 7 yıl süren itirazın iptali davasını kazandıran avukatımın, bu davamı da kazandıracağına inanıyorum. Hayırlı haberler verme umudu ve dileğiyle, emekli ve muvazzaf tüm Astsubay meslektaşlarımın yeni yıllarını tebrik ediyorum. 


Tüm memurların okuduğu okullar hâttâ bazı kursları bile intibaklarında değerlendiriliyor. 5 yıllık İlkokul ve 5 yıllık Sanat Enstitüsü mezunu olan bazı subaylar 4 yıllık Üniversite mezunu sayılarak 8/1 dereceden göreve başlamış kabul edilerek ¼. dereceye yükseltildikleri halde Astsubayların okuduğu okullar okuldan sayılmadığı için intibaklarında değerlendirilmiyor. Liseden sonra iki yıllık Meslek Yüksek Okulundan mezun olan bazı memurlar 9/2'den göreve başladıkları halde daha ağır şartlarda görev yapan iki yıllık Astsubay Meslek Yüksek Okulu mezunu Astsubaylar ise 9/1'den göreve başlamaktadırlar. Ortaokulun, Lisenin ve Üniversitenin 3'er yıl olduğu yıllarda ben hiç sınıfta kalmadan Devlet okullarında tam 14 yıl okuduğum halde geçtiğimiz yıllara kadar kurumum beni Ortaokul mezunu kabul ediyordu. Astsubayların okuduğu okullarının okuldan sayılmayarak intibaklarında değerlendirilmemesi insan haklarına aykırıdır.

İŞTE GERÇEKLER, İŞTE MAĞDURİYETLER

1947 yılından 1952 yılına kadar Ordudonatım Sınıf Okuluna 5 yıllık Erkek Sanat Enstitüsü mezunları alındı, bunlar Üstçavuş rütbesiyle göreve başladı.

1) Bırakın İlçelerde, bazı İl merkezlerinde bile Lise yokken Ortaokul mezunları Astsubay Sınıf Okullarında 23 ay okuduktan sonra Astsubay olurlardı. (O tarihte Liseler 3 yıl idi her yıl 8 ay okula gidilir 4 ay yaz tatili olurdu, toplam Lise süresi 24 aydı). Geçtiğimiz yıllara kadar Ortaokul kabul edilen sınıf okulları Milli Eğitim Bakanlığı tarafından meslek lisesi olarak kabul edilmiştir. Meslek Lisesi seviyesindeki Astsubay Sınıf Okulu mezunu olan bu Astsubaylar, 10. derecenin 1. kademesinden göreve başlamışlardır.

2) Daha sonra Astsubay Sınıf Okullarına Lise ve dengi okul mezunları alındı, bunların bir kısmı Sınıf Okulunda 1 yıl, bir kısmı 2 yıl, bir kısmı da 3 yıl okudu. Bu Astsubaylardan Sınıf Okulunda 1 yıl okuyanlar 10/2, 2 yıl okuyanlar 10/3, 3 yıl okuyanlar 9/1'den göreve başlamış sayılmalıdırlar.

3) 926 sayılı kanunun 137. maddesindeki intibak şartlarına uygun olarak; 1 yıllık Sınıf Okulundan mezun olduktan sonra kendi nam ve hesabına okuyarak ayrıca Üniversitelerin 2 yıllık kısmından mezun olanlar 10/3, 3 yıllık kısmından mezun olanlar 9/1, 4 yıllık kısmından mezun olanlar 9/2. dereceden göreve başlamış sayılarak ve müktesep hakları muhafaza edilerek emekli ve muvazzaf Astsubayların dereceleri 1 derece yükseltilmelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmekte olan kanun teklifi, yukarıdaki hususlara uygun olarak düzeltilmelidir. 


 

Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ