EMEKLİ ASSUBAYLAR

EMEKLİ ASSUBAYLAR

E-posta: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Saygıdeğer Meslektaşlarımız

Dünyada kutlanan birçok özel gün vardır; Örneğin Anneler günü ilk kez 1907 yılında Philadelphia’daki bir kızın annesinin ölüm yıldönümünün ANNELER GÜNÜ olarak kutlanmasını bulunduğu yerin klisesine kabul ettirmiş bu dalga Amerika'ya yayılmış ve 1914 yılında başkan Wilson bu günü resmen tanımıştır. Bugün dünyada MAYIS ayının 2'nci Pazar günü anneler günü olarak kutlanıyor Emeksiz hiçbir şey ben yaptım oldu mantığı ile kabul edilemez, bizim de bu konuda emek vermemiz gerekmektedir. 

Yıllardır bizi manevi olarak onurlandıracak  ASSUBAY GÜNÜ ve ASSUBAY MARŞI’mızın olmasını arzu ederek bu dileğimizi yasal temsilcimiz TEMAD yönetimlerinden ve Genelkurmaydan talep ettik.

TEMAD yönetimi tarafından ilk kez 2012 yılında  17 EKİM  tarihinin  DÜNYA ASSUBAYLAR GÜNÜ olarak  kutlama kararına  Türkiye’de henüz kutlanmayan bir günün  Dünya Assubaylar günü olarak ilan edilmesindeki kişisel düşüncelere rağmen  ilk desteği bu site ve üyeleri vermiştir.

Elbette gerçekleri göz ardı ederek ilan edilen bu günü dünyada hiçbir ülke kutlamamıştır. Oysa 2008 yılının NATO assubaylar günü olarak kutlanarak assubaylara verilen değerin ileriye taşınması için bu günün öncelikle ülkemizde kabul görmesi, ardından Dünya’da assubaylar günü olarak kutlanması hedefimiz olmalıdır. 

Mevcut Hamza Dürgen yönetimi bu gerçeğin farkında olarak bu yıl 17 EKİM ASSUBAYLAR GÜNÜ’nü birçok yetkili ve meslektaşlarımız tarafından coşku ile kutlanmasını sağlamışlardır. Emek verenlere sonsuz teşekkürler .

Yurt dışındaki bir meslektaşımız’ın  (ÖNCEL Filo) verdiği bilgiye göre Almanya’nın Grafenwoehr bölgesinde NATO Hızlı Dağıtım Kolordusunda  ABD generali Josesp Anderson ,XVIII Hava Kuvvetleri Kd.Bşçvş. İsaia Vimeto ve yurt dışında görevli meslekdaşlarımızın katılımı ile ASSUBAYLAR GÜNÜ kutlanmıştır .

Nato orduları içerisinde Türk Assubaylarının saygınlığı büyük tür, dileriz ülkemizde de TSK'yı sırtında taşıyan, bir emirle ölüme gönderilen assubayların hak ettikleri saygınlık gerçekleşir.

Tüm meslektaşlarımızın ASSUBAYLAR GÜNÜ'nü kutluyor  sağlık,huzur,refah ve mutluluk içinde nice yıllar diliyoruz.

Saygılarımızla. 

SİTE VE ASSUBAY GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU 

ASTSUBAYLAR GÜNÜ AFİŞİ

 

Temel prensipte karşı olduğumuz  ihraçlar ve uzaklaştırma cezasına her dönemde karşı çıktık.
 
Son olarak bir meslektaşımızın ihracı üzerine daha önceki ihraçlara, yönetimi eleştirenlere yıldırma amacı ile ahlaksızca yapılan hakaret ve iftiralara sessiz kalıp şimdi yüksek disiplin kurulundaki bir meslektaşımızın bando assubayı olması ve birçok meslektaşımız gibi aktif siyasette yer almak istemesi üzerinden hınç ve linç girişimini amaçlayan yazılarının eleştiri değil hakaret olduğunu bunun da birliğimize mücadelemize büyük zararlar verdiğini ve bunun hiçbir değer yargısı ile kabul edilemiyeceğini  belirtmeliyiz...

Bu kişilere ve onları sorgulamadan destekleyen yandaşlarına hatırlatalım...

Doğudan batıya, semavi dinlerden semavi olan olmayan dinlere tüm öğretiler “AHLAK” temeli üstüne kurulmuştur. Budizm ile Yahudiliğin on emri, İslam dini ile Sümer dini “AHLAK” bağlamında çok yakın benzerlikler gösterir.

Hepsi “çalmayacaksın” der,

“Öldürmeyeceksin” der,

“Alay etmeyeceksin” der.vs.

Tüm inançların ortak zemini ahlaktır. Ahlakı ortadan kaldırdığınızda zemin çöker, inanç ta öğreti de yerle bir olur, üzerine kurgulandığı varlık zemini ortadan kalkar.

İnsanların namusu ile evine ekmek götürdüğü mesleği ile alay edilmez, ekmeği ile alay edilmez. Namusu ile zurna çalıp evine ekmek götüren kişi, hırsızlık yapıp, fakir fukaranın ekmeğine göz diken bürokrattan, bakandan, başbakandan, iş adamından çok daha onurludur.

Kişinin bir eylemini, bir söylemini eleştirmek gayet doğaldır, ama isimsiz ya da sahte isim arkasına gizlenerek eleştirmek korkaklıktır. Yazdığının arkasında duramayacak kadar aciz kişinin sözü, madem konu zurnaya evrildi, davulcu yellenmesinden öteye geçemez.

Evrensel bir hukuk kuralı vardır; bir şey yasak değilse meşrudur. Tüzüğün yasaklamadığı bir faaliyet içinde olan bir meslektaşı, bulunduğu konum ile eleştirmek olsa olsa kıskançlık olur. Kaldı ki, siyasi faaliyet içinde olan başka meslektaşlar da varken tek kişinin hedef alınması ibret vericidir.

İhraç konusundaki yanlışlık, her boyutuyla, ahlak ve yasalar kapsamında, tüzük ve medeni kanun kapsamında, meslektaşlık bağlamında sonuna kadar ve asgari ahlak ölçüleri içinde eleştirilebilir, eleştirilmelidir. Ama kalkıp evine ekmek götürdüğü mesleği ile alay edilirse bu çirkinliktir.

Bu sitede ihraçlar konusu eleştirilmiş, yanlışlığı vurgulanmış, ama kimsenin kişiliği, şahsiyeti hedef alınmamıştır. BU SİTE DOĞRUYA DOĞRU, YANLIŞA DA YANLIŞ DİYEBİLMEYİ, HATA VE YANLIŞLARIMIZA RAĞMEN İLKE EDİNMİŞTİR.

Ahlak ve Vicdan!

Ayrılmaz ikildir, biri varsa diğeri de vardır.

Yazan ve zemin hazırlayan, alet olanlar en hafif deyimiyle önce vicdan, sonra akıl ve ahlak süzgecinden geçirip, bir kere daha durum değerlendirmesi yapmalıdırlar.

Elbette akıl ve vicdan henüz iflas etmemişse!

Tüm meslektaşlarımıza refah ve huzur dolu sağlıklı günler dileriz.     

SİTE VE E.ASSUBAYLAR GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ

 

 

Bu site, TEMAD Sitesinden başka assubayların paylaşımda bulunacağı başka site olmadığı dönemde hepsini saygı ile andığımız bir avuç arkadaşımızın elini taşın altına koyması ile assubayların hizmetine sunulmuş, mücadelemize büyük katkılarının yanı sıra assubay toplumunun özgür sesi olmuştur.

Her taklit aslına övgüdür diye bir söz vardır, bu siteyi taklit eden onlarca site kurulmuş, belli bir süre sonra birçoğu kaybolup gitmiştir.

Bu sitenin varlığını sürdürme sebebinin “ilkeleri” olduğuna inanıyoruz.

Bu site tarafsızdır, taraf olduğu tek husus “assubay” dır.

Her zaman belirttiğimiz gibi, hatalarımıza, yanlışlarımıza rağmen “objektif” tir.

Kesinlikle ön yargısızdır,

TEMAD’ın kurumsal kimliğine saygılı ve onun destekçisidir.

TEMAD Yönetimlerinin doğrularına doğru, yanlışlarına yanlış demeyi ilke edinir.

Bu sitede fikrimizi beğensin beğenmesin herkesin söz ve cevap hakkı vardır.

Yukarıda özetle belirttiğimiz ilkeler doğrultusunda Sayın DÜRGEN TEMAD Genel Başkanı olarak seçildiğinde bu site diğer başkanlar gibi Sayın Hamza DÜRGEN Başkanı koşulsuz desteklemiştir. Ancak; Sayın Başkan henüz bir yılını doldurmadan topluma seçimden önce gösterdiği yüzünden çok daha farklı bir yüzünü göstermiş, bir sivil toplum örgütü lideri (!)ne hiç yakışmayan, tahammülsüz, eleştiriye kapalı, katı, yüzünü göstermiş, geçmiş yönetimlerin hatalarından ders almak yerine aynı hataları tekrar yolunu seçmiştir.

İlkelerimiz gereği, dün Sayın Başkanı nasıl koşulsuz desteklediysek, bu gün de hatalarını en objektif ve ilkeler bazında eleştirmek hem hakkımız hem de sorumluluğumuzdur.

OLMADI SAYIN BAŞKAN!

Bu topluma beklentisiz hizmet eden arkadaşlarımızı, Tüzük ve Medeni Kanundan dayanak alan Dernekler Kanununa aykırı olarak ihraç etmek hakkına sahip değilsiniz.

Her siyasi ile yapılan görüşmede “100 bin muvazzaf ve 100 bin emeklisi olan assubaylar” diye söze girmenize rağmen, her gelen Genel Başkanın seçildikten sonra Sivil Toplum Örgütü lideri gibi değil de ortaçağ zihniyeti taşıyan despot kral havasına girmesi nedeniyle üye sayımız ne yazık ki 18 binleri geçemiyor. Yani temsilciliğine soyunduğunuz 200 bin kişilik toplumun ancak % 9’una ulaşabilmişsiniz. Kaldı ki bu 18 binin 17 bini pasif üye, derneğe üye olmuş, aidat ödüyor, ama ortada yok. Faal, mücadele içinde yer alan bin kişiyi geçmez.

Siz ne yapıyorsunuz?

Bu bin kişi içinden en ufak eleştiri yapan, fikir beyan eden, birey olma bilincine varmış arkadaşlarımızı hem de dernekler kanununu ve asgari etik ilkelerini hiçe sayarak dernekten ihraç ediyorsunuz.

Önce Sayın Levent ULUCAN,

Şimdi Sayın Haluk TIRAVOĞLU!

Siz, sadece bu arkadaşlarımızı değil, aynı zamanda yaptığınız açık haksızlığı gören, fark eden bir avuç faal arkadaşlarımızı da TEMAD’tan uzaklaştırıyorsunuz.

Birlikte yola çıktığınız arkadaşlarınız da birer birer istifa ediyor.

TEMAD’a umut bağlayan meslektaşlarımız adına uyarıyoruz; Lütfen asli görevinize dönünüz ve bir sivil toplum örgütü lideri gibi davranınız. Aksi takdirde dernekte 2 yıl sonra atacak adam bulamayabilirsiniz.

                                    SİTE VE EMEKLİ ASSUBAYLAR GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ 

 

Bizlerin gururu olan sporcu,sanatçı,yazar birçok meslekdaşımız var Bunlardan biri E.Hv.Asb. Rasim ŞENGÜN'ün yeni kitapları piyasaya çıktı; Bilgilerinize sunuyor, kendisini kutluyor başarıların devmanı diliyoruz 

" IZDIRAP G0NLERİ MÜBADELEDEN GÜNÜMÜZE " Lozan Mübadili bir ailenin astsubay olan çocuğunun Afacan tiplemesiyle müthiş Romanı Tamamı yaşanmış bir hayat hikayesi.

" MUTLU OLABİLMEK "
Tamamen yaşanmış, gerçek hayattan alınan anıların sonu mutluluk ile biten hikayecikleri. Ve bir astsubay arkadaşımızın Bana anlattığı'ı sonları mutluluk ile buten müthiş Arama Kurtarma anıları.

Otomatik alternatif metin yok.

" MEYVELİ AĞAÇ " Koca bir ömür den sonra ikinci Şiir kitabım. Güncel olaylardan esinlenerek yazdığım şiirler. Tarık Akan ,Yaşar Nuri Öztürk, Levant Kırca ve Atamız için yazdığım şiirleri ihtiva eden kitabım.
Selam ve saygılar sevgiler sunuyorum

YAZARIN İRTİBAT TELEFONU . Rasim SENGÜN 05358222292

Saygıdeğer Meslekdaşlarımız,

Bizlerin meslekdaşlarımızla kardeşlik bağı kadar kuvvetli dostluk bağları vardır hele ayni okulda ayni kıtalarda çalışmış isek bu daha da derindir.

Ne yazıkki hayat kavgası birbirimizden ayrıldıktan sonra tekrar görüşmeyi mümkün kılmıyor ama hatıralar sevgiler daima yüreğimizde muafaza ediliyor.

Bu sitenin kurulmasında büyük emekleri olan şimdi yurtdışında başarılı bir iş adamı olan sevgili  kardeşimiz  geçenlerde 30 yıl once  1988 yılında Balıkesir Tekni Astsubay Hazırlama okulundaki arkadaşları ile WhatsApp grubunda bir araya geldiklerin o çoşkuyu yeniden yaşadıklarını belirtince bizde sitemizde arzu edenler için devre arkadaşları ile buluşmak isteyenlere sayfalarımızı açacağımızı belirttik  Dostluklarınızın hiç bitmemesi dileklerimizle  sağlık,mutluluk dolu bir yaşam diliyoruz    SİTE YÖNETİMİ  

 

 

Otomatik alternatif metin yok.

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN 

Bir imparatorluğun küllerinden yeniden yaratılan Türkiye'nin kurtuluş savaşının zaferle taçlandırıldığı, bayrağımızın özgürce dalgalandığı ,bağımsızlığımızın perçinlendiği, Anadolunun Türklere ait olduğunun tüm dünyaya ilan edildiği  30 Ağustos 1922 büyük zaferin yıldönümünü kutlamanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz ; 

Bir askeri stateji dehası ile tüm dünyanın gıpta ve hayranlıkla izlediği bu zaferi ,özgürlüğümüzü ve vatanımızı bize armağan eden ulu önderimiz Atatürk ve silah arkadaşlarına minnettarız ruhları şad mekanları cennet olsun;

Milletimizin tarih sayfasına adını altın harflerle yazdırdığı 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE 

Saygıdeğer Assubay Meslekdaşlarımız,

Astsubayların, daha doğrusu astsubaylık mesleğinin yıllardan beri süregelen ve bir türlü çözülemeyen sorunlar yumağı var.

Kendi kurumu bu sorunların farkında, ancak; çözüm istemiyor, çünkü astsubaylık mesleğinin gelişimini istemiyor, mevcut durum işine geliyor. Teknik anlamda ve her sahada bizzat uygulamada üstün olan astsubayın statü anlamında gelişme kaydetmesi, masa başında sadece “emir” vererek varlığını ve hem statü hem de özlük hakları bakımından avantajlarını, üstünlüğünü sürdüren kesimin işine gelmiyor.

Yalnızca kendi kurumunun değil, her nedense bakkalından, doktoruna, avukatından esnafına herkesin gözünde ve dilindedir astsubay ve aldığı maaş. Bu da ayrı bir sosyolojik olgu, gerçekten izahı güç.

Bu sitede ve diğer meslektaş sitelerinde defalarca ve farklı kişilerce sorunlarımız, bir ölçüde çözüm önerileri dile getirilmiştir. Bu yazıda sorunları değil, bir yönüyle çözümden,  belki de çözümsüzlüğün ana nedenlerinden birisinden söz etmek istiyoruz.

Önce bir tespit yapalım; bu site, doğru yapılana doğru diyemeyenin, yanlışa yanlış demesinin bir anlam taşımadığının bilincinde olmuştur. Şahıslara değil, olaylara, doğru ve yanlışlara odaklanmayı ön planda tutma gayreti içindedir.. Elbette  hatalarımız olmuştur, insanız. Hatalarımızı da “ama” sız kabul ediyoruz.

Muvazzaf meslektaşlarımızın “hak arama” yolları kısıtlı, toplu hareket edebilmeleri disiplin gereği imkansız, çalışana verilmeyen bir hakkın emekliye yansıması mümkün değil, bu nedenle Emekli Astsubaylara ve yasal derneğimiz TEMAD’a, diğer sivil toplu örgütlerinden daha farklı bir misyon ve sorumluk düşüyor.

Sivil Toplum Örgütlerini yönetim kurulları ve “BAŞKAN” yönetir. Bizim derneğimizin yukarıda belirttiğimiz nedenlerden dolayı başkandan çok bir LİDERE ihtiyacı var. Kendisine umut bağlayan emekli ve gönül bağı ile bağlı olduğu muvazzafların sorumluluğunu omuzlarında hisseden bir LİDER görmek istiyor bu toplum.

Çözüm ya da çözümsüzlük bu noktada başlıyor. Çözüm; böyle bir lider etrafında kenetlenmiş bir emekli astsubay toplumunda, çözümsüzlük ise, başkan seçilmiş ama lider olamamışlıkta!

Mevcut başkan dâhil, son üç başkana baktığımızda çocuklarına, kimi yakınlarına konumunu kullanarak iş ayarlamaktan öteye geçemeyen, toplumu kucaklayamamış düşük profilli bir başkan, kimi ilk yıllarında sorunlarımızı kamuoyuna yansıtmada oldukça başarılı, sonrasında kendi içine kapanan, kendi çıkarlarını ön plana alan, ucuz tetikçiler kullanarak kendi toplumu ile kavgalı bir başka başkan!

Son başkanımızın siyasete merakı herkesin bildiği bir sır. Gönlünde yatan aslana kimsenin diyeceği bir şey yok. Göreve başlayalı dişe dokunur bir icraatı görülmeyen, toplumu bir siyasi partinin emrine veren (!) bir başkan! Siyasi parti toplantılarına katılmasına, hatta konuşma yapmasına kimsenin sözü olamaz. Ancak; astsubayların o partinin emrine sunmak gibi, kendisini ve temsil ettiği toplumu çok ucuza satan bir davranış kabul edilemez. Çünkü TEMAD’ın ortak paydası bir siyasal birliktelik değil, her partiden, her görüşten insan barındırıyor, ortak payda ASTSUBAY olmak.

Sayın Başkanın şu ana kadar en dişe dokunur icraatı, Eski yönetimin hukukusuz ihraçlarını kaldırırken ardından yeni ihraçlarda bulunması son olarak da siyasi kimliğini ortaya çıkarması  nedeniyle kendisini hakaret etmeden, asgari ahlak ölçülerini aşmadan samimiyetle eleştiren, bu toplumun %99 undan   daha fazla risk alarak sayısız yazılar yazan Sayın Levent ULUCAN’ı, disiplin kurulunu da devre dışı bırakarak dernekten ihraç etmesi  olmuştur.

Bu tutumunun kabul edilemez olduğunu, bu yanlıştan en kısa zamanda dönülmesini, dernekten muhalif seslerin atılmasının atılana değil, derneğe zarar verdiğinin-vereceğinin bilinmesini, bu güne kadar dernekten birilerini atarak hiçbir sorunumuzun çözülmediğinin görülmesini bekliyor, TEMAD Başkanı ve Yönetim Kurulu’nu kamuoyumuzun sesine kulak vererek gereğini yapmaya davet ediyoruz.

Assubay kamuoyuna saygı ile duyurulur.

SİTE -EMEKLİ ASSUBAYLAR GÜÇBİRLİĞİ YÖNETİMİ  

"Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.

İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.

Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış olabilir…”

*

Akıl ile yürek ile “ATATÜRKÇÜ” olmak her babayiğidin harcı değildir…

Akıl ister, yürek ister, bağımsız düşünme yeteneği ister. bilinç ister, bilgi ister, birikim ister, onur ister, vakar ister, engin yurt, vatan ve millet sevgisi ister, cesaret ister, basiret(ileri görüşlülük), itidal, hoşgörü ve tevazu ister ve her şeyden önce ciddiyet ister…

Ve de ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz… Bu doğrultuda eylem ister…

*Mesela; milletle birlikte ülkenin aydınlanması ve gönenci için girişilen devrimler yerine, kökü dışarıda cunta darbeciliği, bir dolarlık beyinlerle, “Atatürkçülük edebiyatı” ve de hele hele “kindar nesiller” ile hiiiç Atatürkçü olunamaz…

*Mesela; MİT ve GENKUR’ca devletin en üst kademelerinin bir türlü uyarılamadığı, kiminin eniştesinden, kiminin komşusundan öğrendiği, ortaklık hukuku gereği “taammüden” yıllardır önlerine kırmızı halı döşenilenlerin giriştiği kökü dışarıda bir garip islamcı kalkışmayı fırsat bilerek, bu kurumların başındakilerin içine düşürüldüğü akıl almaz zafiyetten yararlanarak, halkın içine düşürüldüğü şaşkınlık ve aymazlığı fırsat bilerek demokrasinin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığına, özellikle yargı bağımsızlığına son verip, sırtta bir sürü kambur varken ülkeyi bir garip tek adam rejiminin fırtınalı sularına sürüklemekle de Atatürkçü olunamaz…

*Mesela Osmanlı'dan bu yana kök salmış, başta Ordu ve irfan yuvaları olmak üzere bütün dünyada örnek gösterilen CUMHURİYET kurumlarının köküne kibrit suyu dökmekle de asla Atatürkçü olunmaz…

*Mesela; son 10 yıldır sürekli taammüden darbelere maruz bırakılan Ordunun, başına çuval geçirilerek maruz kaldığı ilk darbeyi bıyık altından izleyip, Ergenekon ve Balyozla aldığı ikinci ağır darbeyi destekledikten sonra, 15 Temmuz'da aldığı öldürücü darbeden istifade edip, acil karar ve eylemlerle onu iyice sıfırlayıp, itibarını yerlerde süründürerek bu cadı kazanı bölgede, ülkeyi, küresel taleplerin pazarı haline getirmekle de heeeeeç Atatürkçü olunamaz…

*Mesela; komşu ülkeler üzerine yayılmacı emeller beslemekle, uluslar arası ilişkiler alanında sürekli zik zaklar çizip, ülkenin itibarını sıfırlamakla, vakti zamanında tüm dünyanın takdirlerine mazhar olmuş diplomasimizi “monşer” aşağılaması ile dışlayarak da Atatürkçü olunmaz…

*Mesela; saçı bitmemiş yetim hakkına, kul hakkına saygı göstermemekle ya da saygı göstermeyenlere kol kanat germekle de Atatürkçü olunmaz…

*Mesela; kitleleri aydınlanmanın erdemlerine yabancılaştırarak, cehaletin karanlığı içinde hababam usulü yönetmeyi yeğ tutmakla da Atatürkçü olunmaz…

*Mesela; “Siz meydanlara sahip çıkın, gerisini bize bırakın, biz götürürüz…” sözcükleri ile halkı koyun gibi görmekle de Atatürkçü olunmaz…

*Mesela; sıkışınca orayı burayı boydan boya Atatürk posterleriyle donatmakla da Atatürkçü olunmaz…

*Mesela; Kurtuluş Savaşında bile iradesinden bir milim dışarı çıkılmayan gazi TBMM’ini yok ederek, emekliler kulübü haline getirerek de Atatürkçü olunmaz…

*Mesela; Ülke için hayati alanlarda sürekli “kandırılarak” telafisi mümkün olmayan çok ciddi hatalar yapıp, ülkenin kaosa sürüklenmesine yol açıp, “Rabbim ve milletim biz affetsin…”yakınması ile işin içinden sıyrılmak, halkı ahmak yerine koymakla da Atatürkçü olunmaz…

Mesela 15 senede milli eğitimi çökertip, cehaletin fazileti üzerine methiyeler düzerek, uluslararası karşılaştırmalarda ve üniversite sınavlarında kahredici sonuçları görüldüğü üzere geleceğimizi teslim edeceğimiz yitik, kaybedilmiş nesiller yaratmakla da Atatürkçü olunmaz…

Bütün bunlar, “hidayete erip” gerçekten Atatürk’e ve Cumhuriyet değerlerinin önem ve anlamını geç de olsa idrak etmiş olanları ilgilendirir tabii…

Lakin sıkışınca binilen, inilen bir tramvaysa Cumhuriyet değerleri, iniverince tramvaydan artık elde, asker görünümlü kökü dışarıda bir kalkışma, sivil İslamcı darbe ya da karşı devrim, turuncu darbe söylentileri üçgeni içine sıkışmış, envai çeşit terör ve ekonomik bunalımla boğuşan bir ülke ve bütün bu atmosferden yılmış, bıkmış, yorgun, şaşkınlaşmış, biat operasyonuna tabi ve hazır bir millet, bir halk kalmaktadır…

Rodrik, “İyi ihtimalle Malezya, kötü ihtimalle Afganistan…” diyor ülkem için…

Bu yol izlenmekteyken yukarıda yazılanların hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur; lakin işleri çoook çok zordur…

Aziz önderin toplumun önemli kesimini oluşturan hayal kırıklığı içerisindeki izleyicileri, kendilerine Ekmelettin’lere oy verdiren, dokunulmazlıkları kaldırılmasına oy vererek kendi milletvekillerini hapishanelere gönderen, 16 Nisan Anayasa referandumunda YSK rezaletine güçlü tepki veremeyen, 24 Haziran seçimlerinde şaşkın ve dağınık bir görünüm veren, öyle ya da böyle yenilmeyi alışkanlık haline getirmiş kadrolar yerine, büyük kederler içerisinde “mış” gibi değil, gerçekten mücadeleye adam gibi öncülük edecek yeni, yıpranmamış siyasi kadroların derin özlemi, arayışı ve isyanı içerisindedirler…

Huuu bu feryatları duyan var mı bir yerlerde???

Dr. Noyan UMRUK   

https://www.abcgazetesi.com/yazarlar/her-babayigidin-harci-degildir-ataturkcu-olmak/haber-98369

atatürkçü olmak ile ilgili sözler ile ilgili görsel sonucu

Ömer Halisdemir gibi yürekli meslektaşlarıma armağanımdır

 

ASSUBAY'IM BEN Kur'an, al bayrak, silah üstüne yemin eden

Aziz vatanı için her şeyini kaybeden

Yurduma göz dikene yıkılmaz tunçtan beden

Mazlum kalplere ümit saçan

Assubay'ım ben Ay yıldızlı sırmalar gururumdur kolumda

Allah vatan sevdası hiç eksilmez solumda

Yalçın dağlar dikilse engel olmaz yolumda

Aşılamaz sarp dağlar geçen

Assubay'ım ben Ali Reşat Çavuş'um

Çanakkale'de coşan Küçük yaşıma rağmen mevzi ötesi koşan

Mevzilere sızarak sessiz ciğerler deşen

Oyun yerine harbi seçen

Assubay'ım ben

Vecihi Hürkuş oldum sevdalandım uçmaya

İlk Türk pilotu olup göğe kanat açmaya

Yerli uçaklar yapıp yurda güven saçmaya

Gökte düşman uçağı biçen A

ssubay'ım ben

Kapkaranlık gecede en zorlu emri alan

Hainler arasına bozkurtlaşıp tek dalan

Ömer Halisdemir'im, yüreğe korku salan

Şehadet şerbetini içen

Assubay'ım ben Kara, deniz, havada, hâzır nâzır her zaman

Dostlara gurur verir, düşmanlar diler aman

Zorluklar karşısında çalışması pek yaman

Fedâkârlıkta çığır açan Assubay'ım ben

Ömer KESKİN 05.08.2018

 

ANEKDOTLARLA ATATÜRK 

ÖNSÖZ

Atatürk: Gelmiştir, destanını yaratmıştır, tarihe intikal ettirmiştir ve her fani gi-bi bu dünyayı terk etmiştir.

Bu yaşam yolculuğu içine sıkışan ise: emsali görülmemiş bir destandır. Onun hayat hikâyesi: Doğumundan ölümüne kadar olanlar ile sınırlandırılamayacak ka-dar köklü ve muhteşemdir. Onun devrimleri ile ilkelerini, yerleştirdiği doktrinler ile ilelebet yaşatmak, yüce Türk Milletinin ebedi görevidir.

Her Türk, Atatürk’ü her şeyden önce duygu ve heyecan açısından görür. Hâl-buki Atatürk bir duygu ve heyecan adamı değildi. Yargılarına, kararlarına ve davra-nışlarına daima mantık hâkimdir. Ancak Türk gençliğinin onu bir duygu ve heyecan açısından görüşleri de son derece haklıdır.

Atatürk; ne insanlarla insanlar, ne milletlerle milletler arasında bir kin, bir düşmanlık kaygısı gütmeden eserini veren belki de tek liderdir. Düşmanını daha yendiği anda affetmiştir. Esir ettiği generallere daha savaş meydanında mertçe el uzatan tek adam o dur. Bu generalleri kendi yurduna salan, önderleri devlet, hü-kümet başkanlarını ülkesine dost olarak çağıran, onları kendi toprağında dost ola-rak karşılayan, ağırlayan ve onların hepsinin istisnasız gönlünü fetheden de o dur. “Yurtta Barış, Dünyada Barış” bir tek onun sloganıdır. O yalnız kudretli bir asker, kudretli bir devlet kurucusu ve çağdaş devrimci değil, çağımızın ölçüsüne de sığma-yan bir dehadır.

Bir ilahi hüküm şöyle diyor:

“Bütün canlılar bir gün ölümü tadacaklardır.” Atatürk için de kaçınılmaz olan bu son tecelli etmiştir. Ancak diğer fanilerden farklı olarak: Atatürk milletine, taşı-dığı isme layık bir miras bırakmıştır.

Maddi mirası, birer tarım okulu olarak düşündüğü ve yoktan var ettiği çiftlikle-rini zaten gözlerini kapamadan millet hazinesine armağan etmiştir. Kalanları da hayrına ve faydasına inandığı iki kuruma, DİL ve TARİH kurumlarına bıraktı. An-cak; onun asıl mirası “HER BAKIMDAN BÜYÜK BİR TÜRKİYE CUMHURİYETİ”dir. Onu da Türk Gençliğine emanet etmiştir.

Sayın İlber Ortaylı’nın Gazi Mustafa Kemal Atatürk adlı eserinde; (Kronik kitap 2018)

“Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mani olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir. Türklerin her asırda büyük mareşallerinin ve büyük devlet adamlarının olduğu bilinmektedir ve Türkiye böylesi bir zenginliğe sahiptir; fakat Atatürk nadiren görülen bütünleyici bir yönetici, bir dahidir.

Bununla beraber Atatürk’le ilgili –Atatürk kurucumuzdur- ve –Atatürk 20. Yüzyılın büyük devlet adamıdır- gibi devamlı kullanılan klişelerimiz var. Bunlar doğrudur ama elzem olan bu sloganları maalesef kullanmıyoruz.

Birincisi Atatürk, Türkiye Mareşal’idir. Büyük mareşaldir çünkü başka mareşalleri takdir etmeyi bilmiştir. Bunlar onun en büyük özelliklerindendir. Büyük ve yaratıcı adamlar bu geçiş-leri kolaylıkla yaparlar.

İkincisi Atatürk bir organizatördür. Hem askeri alanda hem de politikada başarı göster-miştir. Büyük bir devlet adamı olduğunun göstergesi olarak monarşiyi Cumhuriyet’e dönüş-türmüş ki bu gerçek bir inkılâptır. Bu büyük inkılâbı başka hangi inkılâplarla besleyeceğini de bilmiştir. Cumhuriyet’i ilan etmiş olsa bile eski vagonda gitmeye devam edebilirdi. Ancak böy-le yapmamıştır ve dolayısıyla kendisinden -Halaskar gazi, Gazi Paşa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Gazi Paşamız- unvanıyla bahsedilmesi uygundur.” Diyor.

Günümüzde; bu büyük “Deha” sahibi Türk önderi; kimi gaflet içindeki hainler tarafından fütursuzca saldırıya uğramaktadır. Bunun yanında onları cesaretlendi-ren davranışlara göz yuman yetkili, etkili ve görevli kişilerin de olduğu bilinmekte-dir. Ancak bu hain fikir sahibi aymazların da Atatürk sayesinde bu makamlara ge-lebildikleri ve özgürlüklerini yaşadıkları unutulmadan, bu büyük önderimizin, ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucusu ve bekçisi olarak manevi huzurunda saygı ve minnetle eğiliyorum.

Bu kitapta; Yüce Atatürk’ün dünya görüşü, yaşam tarzı, yurt ve millet sevgisi, azim ve çelik iradesi ile dehasının yansımalarından” kırıntı”lar bulacaksınız.

BİYOGRAFİM

Refazettin Çığır;

1950 Yılında Ordu-Mesudiye Erik köyünde dünyaya geldi. İlkokul eğitimini 4 sınıfa kadar bu köyde, 4 ve 5 sınıfları Samsun-Terme'nin İnesül köyünde tamamladı.

1963 yılında Deniz Astsubay Hazırlama Ortaokuluna girerek 1969 yılında mezun oldu. Deniz Kuvvetlerinin çeşitli Yüzer - uçar ve Kara birliklerinde ve Sahil Güvenlik Komutanlı-ğında görevler yaptı. 1983 Yılında subay naspedildi ve 2005 yılında emekli oldu.

Çeşitli mesleki eğitim ve kurslar yanında birçok Seminer, panel ve konferanslara katıldı. Orta – kademe ve üstü yöneticilik eğitimleri aldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Tarihçe ça-lışmalarında da görev aldı.

Tarih araştırma ve incelemelerine olan merakı ile Mesudiye yöresinin tarihi geçmişi, ar-keolojik buluntuları, şifalı bitkileri, folklorunu da kapsayan MELET ve biyografik bir çalışma olan MAVİ YILLAR isimli yayınlanmış iki kitabına ilaveten, ANEKDOTLARLA ATATÜRK kitabının yazarıdır.

Ülkü hanımla 1973 yılından beri evli ve hayata beraber yürüyor. Aslı ve Arzu adında iki kız evlat sahibi, Metin Boray, Adil Aslan adında iki erkek ve Duru adında da bir de kız torunu vardır.

Halen Kocaeli Değirmendere’de, yaz aylarında ise Çanakkale Küçükkuyu’da yaşamını sürdürmektedir.

 

 

Çok Okunanlar