EMEKLİ ASSUBAYLAR

EMEKLİ ASSUBAYLAR

15 Temmuz sonrası ile  hızlı bir döneme girildi DEGİŞİMDE, büyük adımlar atılıyor.

Silahlı Kuvvetlerin her türlü noktasında bu değişimi basın ve birçok değişik kanallardan izliyoruz. Değişimde en önemli unsurun İNSAN olduğu noktasında Subay,Assubayların değişimdeki yeri tartışılırken biz ASSUBAYLAR ne yapabiliriz.?


Türk Silahlı Kuvvetleri baştan aşağı değişiyor. Değişime yönelik taslak çalışmaları başlamış. Hedef yıl olarak ise 2033 belirlenmiş. Yani bu tarihte "yeni TSK" oluşturulmuş olacak.

 Kapsamlı çalışma, başta ordu yapılanmaları olmak üzere personelle ilgili planlamalara kadar pek çok boyut içeriyonmuş. 2033 planı, ordu yapılarında değişiklik getirecek. 1.,2., 3. ve Ege Ordu Komutanlıkları yeniden yapılandırılacak. Suriye sınırından da sorumlu olan 2. Ordu Komutanlığı'nın sınır ötesi operasyonel geliştirilmesi amaçlanıyormuş.


Yapılanmanın en önemli ayaklarından birisini ise yeni Personel Kanunu oluşturuyor.

 Önümüzdeki aylarda yürürlüğe girmesi öngörülen kanunla, TSK'daki terfi ve atama zinciri değişerek Kaynaklar, sözkonusu kanununun önümüzdeki aylarda çıkabileceğini belirttiliyor. Yeni Personel Kanunu ile TSK'daki terfi ve atamalar değişecek. General ve amirallerin 4 yıl olan rütbe bekleme süreleri 3'e, 5 yıl olan albay bekleme süresi de 4 yıla indirilecek..

Yeni bir dönemde ilk adımları atılan MS Üniversitesinde Ana unsur SUBAY ve ASSUBAY ‘ların eğitimdeki tartışılan durumları.

Daha kurulma aşamasında bu konuda birkaç arkadaşımız ile konunun bu noktada önemli bir hatanın yapıldıgı Assubayların dört yıllık egitimlerinin neden iki yıllık olarak uygulanacağı noktasında bazı yetkililere ulaşsak da sayın bakana yazılarımız dışında direkt ulaşma şansını bulamadık

.Bu konunun Sayın Temad Başkanının kapsamlı bir raporla ilgili noktalara ulaşmasının sesimizin duyurulması,haklı taleplerimizin iletilmesi  noktasında önem arzetmekdedir ve bu konuda bazı girişimlerin olduğunu memnuniyetle izlemekteyiz

Her ne kadar öncelik 9/2 ve Tazminatlar olsa da assubay kaynağının fakülte mezunlarından olması  sınıfımızın geleceği acısından önemlidir.


Külfette ve nimette Adalet arıyorsak ve İNSAN unsuru TSK ‘nın temel unsuru ise o zaman bu değişimde pozatif yer almamız adına neler yapılabilir ?

 

MS. Üniversite geçen yıl daha kurulma aşamasında iken;  birkaç arkadaşımız ile bu konunun kanunlaşmasında  önemli bir hatanın yapıldıgını tespit ettik.

Daha önce emekliassubaylar.org sitesindeki çözüm önerileri,makaleler ve yapılan mail kampanyalarında assubayların mutlaka fakülte mezunu olmasının nedenlerini açıklamıştık ancak bu önerilerin dikkate alınmadığı ve iki yıllık MYO mezunları ile yetinilip aradaki boşluğun kıt'a içi kurslarla tamamlanmaya çalışılması çözüm değil çözümsüzlüktür;

Çağımız bilgi çağıdır,teknoloji çağıdır ayrıca askerliklerini er olarak yapan fakülte mezunlarına komuta eden assubayların mutlak fakülte düzeyinde eğitim görmeleri şarttır kaldı ki imzalanan Blongo sürecinde bu Türkiye tarafından taahhüt edilmiş ancak önyargılılar kasten çeviri de buna değinmemiştir bizi temsil etsin diye seçtiğimiz maddi ve manevi destek verdiğimiz eski TEMAD yönetimi TSK yeniden yapılandığı bu döneme müdahil olamamış hatta konuyu alay edercesine ötelemiş ve  yandaş yazarlar konuya hiç değinmemiştir.

 

Bu konu bu toplumun tüm mali, mesleki, hukuki, sosyal ve insani tüm meselelerinde  en temel ve tek sorun olarak hala önümüzde durmakta olup;

Sayın Temad Genel Başkanının kapsamlı bir çözüm  raporu hazırlayarak  , MS üniversite rektöründen başlayarak tüm sıralı ilgili makamlara bizatihi acil talebi ile taşıması gereklidir.

 

Bu noktada ; şimdi Sn.Dürgen ve ekibine hertürlü desteği vererek assubayların sorunlarının çözümüne ve hak ettiğimiz saygınlığın kazanılmasına katkı sağlamalıyız.


Geçmiş yıllarda EMEKLİ ASSUBAYLAR.ORG sitesinde  defalarca yapılan ve Keser efendinin önce hiç  önemsemedigi sonradan kendine mal ettiği  imza kampanyası tekrar yapılmalıdır.

Bu konu ile ilgili olan davaya gönül vermiş öneri ve çözüm üretmiş meslekdaşlarımız ve akademisyenerle  derhal toplanıp bir çalıştay gurubu oluşturmalıyız.

 

Hedeflerimizi,akli vizyonumuzu iyi tespit etmeliyiz.

 

Saygımla.

 

Atilla ABAYLI

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, güneş gözlüğü, selfie ve yakın çekim

 

TSK. KURUM. 
EĞİTİM ÇAĞININ GELİŞMİŞLİĞİNDE.

ÇAĞDAŞ ORTAMA, 
UYUM SAĞLAMAK ZORUNDADIR.

İNSANLAR OKUYOR.

AYNI ORTAMDA, 
BENZER HİZMETLERİ YAPANLARIN OKULLARINI AYIRMAKLA.
NEREYE VARILMAK İSTENİYOR? 

YÖNETİMDEKİLERİN HARP OKULLU OLMASI 
VE ETKİN OLMASI.

GEÇMİŞİ , HARP OKULU RUHUNU YAŞATMAKSA GAYE

BURADA BİR YANLIŞLIK VAR DEMEKTİR.

OKULLARI AYRIŞTIRARAK.

İKİ TARAF OLUŞTURULAN,

GERÇEKTE , ALT TARAF- ÜST TARAF.

( GÖRÜNTÜDE ALT STATÜ- ÜST STATÜ )

EĞİTİM VE HAK KISITLAMASI. 
EŞİT SÜRELİ EĞİTİMLİ OLMALARINA RAĞMEN,

UYDURUK VE KÖKÜNDE HAKSIZ EĞİTİM DENKLİĞİ 

İLE BİRİLERİNE EMEKSİZ HAK VE KAZANIM BAHŞİŞİ,

KAZANIMI VERİLMESİ.

EMEK VERİP EĞİTİM KAZANANLARA DA.

ACISI DERİN BİR SİLLE'DİR, SONUÇLAR.

BAZI AHVALDE .
DAHA ÜSTÜN EĞİTİMLİLERİN,

UYDURUK
"ALT STATÜ " YAKIŞTIRMASI İLE DONANIMLILARIN,
UZMANLAŞMIŞ EĞİTİMLİLERİN ,

ARKALARA İTİLMESİ.

SEN ÇAVUŞ' SUN. 
BİLEREK GİRDİN OLDUĞUN YERDE KAL.
FELSEFESİ.

ÇAĞDAŞ DÜŞÜNCE İLE NASIL TANIMLANABİLİNİR.

DİĞER TARAFTAKİLERE 
ŞEHZADE YAKLAŞIMLI DONATILMASI.

OLANAKLARIN YETKİNİN- ETKİNİN 
ALTIN TEPSİDE SUNULMASI.

EŞİT SÜRELİ EĞİTİMLİLER ARASINDA

HAKSIZLIĞIN TAAA KENDİSİDİR...

OSMANLI'DAN KALMA, 
OSMANLI RUHUNU YAŞATILMASI DAYATILMASI.

BOZUK DÜZEN-( ALAYLI - MEKTEPLİ ) OLGUSU

GÜNCELDE :

HARBİYELİ' LER....

VE DİĞERLERİ….

SONUÇLARINA DÖNÜŞMÜŞTÜR.

NEREYE KADAR SÜRGİT OLACAKTIR.?

KURUM YETKİLİLER. 
ÇAĞDAŞ, EŞİT EĞİTİLME YAKLAŞIMINA 

VE TEK OKULDA EĞİTİLME SONUÇLARINA

DÜŞÜN ORTAMINA GİRMELİDİR.

TOPLUM OKUYOR.

VE ENGELLENEMEZ.

İNSANLARIN AYDIN, DONANIMLI OLMASI DÜRTÜLERİ.

VE GÜNCEL ORTAM...

GEREKTİRİYOR, ZORLUYOR.

EĞİTİMLİ..
DONANIM KAZANIYOR.

DONANIMLI İNSANLAR DA

BU YAPMACIKLARI- 
BEN YAPTIM OLDULARI YUTMAZ.

VE YUTMUYOR.

BİZLER DE İNANDIRICI OLMADIĞINI SÜREKLİ YAZIYORUZ.

BUNLARIN OKUNMASI GEREK.

BİZLER SADECE ÇAĞDAŞ YOL GÖSTERİCİYİZ. .

ÜLKE YÖNETİMİ DEMOKRASİ ORTAMIDIR.

DEMOKRASİLERDE HAKLAR DA EŞİTTİR..

DEMOKRASİLERDE,

KAST SİSTEMİ BENZERİ UYGULAMALARA.

YER YOKTUR.


Mehmet KAYALI 

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

 


Şimdi bakalım,

Bu gün itibariyle   sayımız ne olmuş,

15 Temmuz öncesi 358 olan  general-amiral sayısı bugün 196 ya düşmüş..

Kayıp % 44.

39.280 olan Subay sayısı ise  hızlandırılmış takviye alımına rağmen ancak

26. 000 yapılabilmiş.

Kayıp % 34


96.340 olan Assubay sayısı ise yine hızlandırılmış 6-8 aylık öğrenim ve eğitime

rağmen 62.700 e ancak çıkarılabilmiş.

Kayıp yine % 34 civarında


Uzman erbaşlarda ise 76.600 olan sayı yine takviye ile 50.000 ler seviyesine

yükseltilebilmiş.

Bunlar temmuz 2017 rakamları.

Ocak 2018 deyiz.

MSB.lığı  muvazzaf personel açığının kapatılması için 6 aylık hızlandırılmış eğitim ve

öğrenimle birkaç yıl içinde kıtalara yaklaşık 10 bin subay ve assubayı sevk edeceğini açıkladı.


Yani….

Artık 4 yıllık harp okulu veya 2 yıllık astsubay meslek yüksek okulu öğrenim ve

eğitimi normal süreleri bir süre askıda olacak.

Üniversite mezunlarından taban puan barajı üzerinden binlerce genç muvazzaf

asker olarak hızla orduya alınacak.

Aynı işlem hava kuvvetlerine pilot yetiştirmede de uygulanacak.

Orada da sıkıntı had safhada.

Fetö darbesi TSK da büyük tahribat yarattı.

İstifa ve emeklilikler normal sayıların nerede ise 5 katına ulaştı.

Buna gözaltı, tutuklu gibi sayıları da ekleyin, korku ve endişeleri de ekleyin,

daha da artacağı kesin.


Kötü olan şu…..

TSK nın eğitimli, bilgili, çekirdek kadrosu erirken,

Mektepli denilen  çekirdekten yetişme subay ve assubaylar biterken,

alaylı dediğimiz kıtada yetişen daha disiplinsiz, vasıfsız, eğitimsiz

bir kadroya dönüşüm ve kötü bir değişim yaşanacak.

Zaten askeri liselerin kaldırılmış olması ile ortadan kalkan liyakat ve

itaat ile kabiliyet ve komuta sanatı şimdi tamamen ortadan kalkmış olacak.

Yeni model de galiba yeniçeri düzen ve sistemli olacak.

Ne var ki bölgede her an hatta yarın sabah dahi bir sıcak savaş patlamak üzere.

Artık Türkiye de savaş alanının tam içinde.

Ne barış umudu, ne politik çözüm ne de tarafsızlık kalmadı. Bölünme had safhaya geldi.

Bir an önce muvazzaf kadroları %65 barış kadrolarına tamamlamak gerekecek.

Şu anda % 45 ile yürüyen bir TSK var.


İyi olana gelince.

Geçici de olsa;

TSK ya hızlandırılmış öğrenim ve eğitimle istihdam edimek üzere alınacak olanların

hepsi de 4 yıllık sivil fakülte mezunu olacak.

 

Dolayısı ile Assubay olacaklar göreve 9/3 den başlayacaklar.

Adaletsiz de olsa Başlangıç dereceleri değişecek.

O zaman artık bizlerin de 9/2 söylemimizi artık terk edip 9/3 olarak siyasete

sunma ve talep etme hakkımız otomatik olarak doğmuş olacak.

Aynı emsal değişimi İçişleri bakanlığının kuvvesi olan jandarma ve sahil güvenlik

Komutanlığının akademi ismine  geçişten de umutla bekleyeceğiz.

Umuyoruz ki bu bakanlığa bağlı Assubaylar 4 yıllık akademi eğitimi alacaklar.

Bu çok iyi bir şey.

Bazen iyilikten maraza değil, maraza dan iyilik doğarmış ya ….

Bu da inşallah öyle bir şey olacak.


Dün de M.S Üniversitesi rektörünün apar topar Cumhurbaşkanı ile görüşmesinin

ana konularından ve sıkıntılarından birisi de neden bu olmasın…?  

Benim ki bir olasılık problemi sadece, denklem değil henüz.

Bir de umut garibin ekmeği hikayesi….

“Ye babam ye “ misali.

Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR 

 

Türkiyenin ve Genç Cumhuriyetimizin ilk uçak mühendisi,  ilk savaş uçağı tasarımcısı

ve üreticisi Assubay Vecihi Hürkuş.

Onu yıllar sonra bu ülkeye kim hatırlattı dersiniz ?

Assubaylar.

 

Tanıttık ta ne değiştirdik…?

Ne olduğumuz, soyumuz, nesbimiz, kökümüz, kimlerden bu güne kadar geldiğimiz

konusunda bir basamak olsun kazancımız oldu mu….?

Olmadı.

Aksine daha kötü oldu.

Kızları “babamıza Assubay demeyin utanıyoruz o mühendis “  dediler.

Olsun, Onurlandırırız ve daha çok onurlanırız dedik ama,,,,

Yanlış kafalara ters geldik.

Vazgeçtik onuru, haysiyeti…

Devleti aliye nin hükmünde İmajımız ve popülatüremiz dahi bir milim olsun

artmadı;Assubay adından bir zıkkım bir şey olmadı.

 

Ne cumhuru, ne meclisi ne de devletin ricali , Assubayları daha farklı falan görmedi.


Aradan 90 sene geçti

Cumhuriyet gelişti.

TSK da çok değişti,

Uçaklarımız ABD ve Almanyadan,

Tanklarımız da İsrailden gelmeye başladı.

1951 yılında da Assubaylara subay yardımcısı denilmeye başlandı.

Göreve sıra gelince mazlumlar anımsandı.

2016 da kanlı bir darbe yaşadık.

Adı Ömer Halisdemir olan bir başka Assubay ,hem iktidarı, hem cumhuru, hem de rejimi

kurtaracak bir hamle yaptı;İhanet eden bir generali gözünü kırpmadan öldürdü.

Kendisi de şehit oldu.

Bir süre rahmetli kardeşimize methiyeler düzüldü.

Memleketindeki  Niğde üniversitesinin  adı ona bahşedildi.

Assubaylığı önemsenmedi. Bu sınıfı zul olduğu yerden yine kurtaramadı.

Sadece, adı ile yad edilir oldu.

O da statüye takılı kaldı.

Bu kahramandan da Assubay toplumuna bir merhem ile ilaç ne acı ki olmadı.

Bir tanesi ülkesine göklerdeki istikbali getirdi. Atasının hedefini gerçekleştirdi.

Diğeri Cumhuriyeti de, devleti de,meclisi de, sarayı da içindekilerle beraber kurtardı.

Bedenine 40 mermi yeme pahasına.

Assubay oldukları içinde hayalleri ile beraber o hayallerinde ebedi alemde havada asılı kaldılar.

 

Bu gün  12 Ocak 2018,

Bakıyoruz ki……

Hala 10 sene öncesinden sayın Mustafa Erol başkanımızın  bizzat dönemin

başbakanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğana yüz yüze ilettiği 9/2 başlangıç derecesi

hakkımız ile , iki kalem olsun emeklilere ve çalışanlara  yansıtılacak tazminatlar

konusunda dahi  hala en baştayız.

Hala komisyonlarda, bakanlıklarda, buna dair en ufak bir kanun teklifi

ve tasarısı ne acı ki bulunmamakta.

Bırakın 4 yıllık Assubay fakültesi yasasını, sicil affı düzenlemesini,

nasıp iadesini, sosyal ayırımcılığı, görev statüsünü,

Vazgeçtik insanlıktan,,,,,

Tek derdimiz açlık,yokluk artık.

 

Hala dön başa,dön başa yörüngesinde bir toplum…

Assubay adı mı uymaz vatana,?

Ünvanı mı, kolundaki sarı sırması mı batar yüzümüze bakana ?

Bir türlü bilinmez.

Boşa harcanan ömür, terk edilen dava, atılmayan zırnık adımlar. Yalanlar.


Şimdi Yeni yönetim kurulumuz kapıları, bacaları yeniden inatla zorlamakta.

Bir saatlik KHK. ile çözülebilecek bu kadar basit iki mevzuya rağmen.

Devletin azılı mahkumlarına bile 4 defa af gelirken % 96 sı  Assubaydan mürettep

tam 24 bin nasıp kayıplı, eksik kademe ve dereceli askere emekliliğinde dahi

yokluk ve yoksulluk utancı yaşatılmakta iken .

Dünyada böyle bir kasti ayırımın ve alayın eşi emsali yok iken.

Cumhuriyetin Assubaylarını ve emeklilerini     “   Müslüman kardeşler “ yapmak ve  

görmek arzusu ve basireti mi acaba bu ard niyetler…” demekten bazen kendimizi alamıyoruz.

 

Biz kendi kurban olmuş halimize utanıyoruz,

Sorumlu ve sorumluluk gerektiren makamlarımız  utanmazken….

Bu nasıl bir anlayış ,nasıl bir bakış diye şaşırırken.

İmama, hacıya, hocaya, Suriyeliye, ıraklıya, gazzeye, kudüse, trilyonlar akarken,

görünmez eller maliye ile yastık altı bütçe ve ödenekten  bir talimatla yardımlar akıtırken….

Sayın Bakanımız, söyler misiniz…?

Önünüze hangi iyi niyeti ,hangi sadakati koyamadık acep…?

Hangi, kanı, hangi kefeni….?

 

Saygımla.

Adnan Fuat Özdemir 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

 

 

 

Milli Savunma Bakanı Sn.Nurettin Canikli ve Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Sn.Erhan Afyoncu
''GELECEĞİN KOMUTANI SİZ OLUN'' sloganı ile twitter'de paylaşımlar yapıyorlar.

Bu paylaşımlarda ''Türk Silahlı Kuvvetleri’nin acil ihtiyacını karşılamak için 9 bin 753 asker adayının
alınacağını, bugünden (9 Ocak) başlayarak 15 Şubat’a kadar ÖSYM’ye yapılacak başvuruların ardından
18 Mart’ta 81 ilde merkezi yazılı sınav yapılacağı ve başvurularla ilgili detayların bulunduğu ilanları gösteriyorlar.
Slogan güzel, cazip ''GELECEĞİN KOMUTANI SİZ OLUN''
Güzel de ''Gasp Edilmiş Haklarla Komutan Olunmaz, Ancak MAĞDUR Olunur''
Komutan olacaklara hiç bir sözüm yok.
Onların bu işe soyunurken gelecekteki ünvanları ve özlük hakları hakkında fazla bilgi edinmelerine gerek
yok,zaten onlar için her şey adeta ''TIKIR-TIKIR'' yürüyüp gidecektir.

Benim derdim ''Gasp edilmiş haklarıyla'' komutan olma düşüncesinde olupda bu işe soyunanlardır.
Çünkü; çeşitli vasıtalarla açıklanan başvuru ilanlarında özlük hakları ile ilgili tek kelime yok.
Aynı fakültenin aynı bölümünü aynı gün bitirip mezun olan iki gençten biri subay olursa ağzına kadar
doldurulmuş haklarla KOMUTAN olurken, astsubay olan diğer genç ''Gasp edilen'' onlarca hakkı ile
uğraşmaktan bırakın KOMUTAN olmayı neredeyse insan olduğunu unutur hale geliyor.
Belli ki; çok fazla sayıda subay ve astsubay ihtiyacı var. Bu işi aceleye getirmeyiniz.
Esaslı bir çalışma yapmak, daha başlangıçta iken bu mağduriyetleri ortadan kaldırmak zorundasınız.
Yazık, günah değil mi bu kadar genç, tertemiz vatan evladına..!!
S O N U Ç: ***Geleceğin Komutanı Siz Olun*** demek maharet değil.
Maharet, HAKLARI GASP EDİLMEMİŞ komutanlar yetiştirmektir. Sağlıklar dilerim...
Fahrettin BAĞRI
(E) Maliye Astsubayı

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, takım elbise ve yakın çekim

Yıllar yılları takip ederken insan oğlunun gerçekler ile yüzleşmesi ve konulara yazar çizerlerin

aktarımları ile bir noktada resimi aktararak gerçekleri görmesi sağlanıyor.

Vatan denince akan sular dururdu, ne oldu bu insanlara? Neler oluyor?

Ne icraatlar, ne inanılmaz işler yapılırken... Herkes sessiz, suskun, susturulmuş.

Bezgin, umutsuz du taki yeni Temad yönetimi direksiyona geçinceye dek.

TSK içindeki akıl almaz gelişmeler yıllardır komuta kademesinin biz Assubaylara yaklaşımı her anlamda

akıl tutulması gibi.

Tsk ‘nın olmasa olmazı bizler YETER diye yıllardır haykırıyoruz.

Bu coğrafya ilk bakışta bir kara parçasıdır.

Bu kara parçası tehlikeye girdiği zaman, uğrunda kanlar dökülür, canlar verilir.

Nice analar yavrularını, nice gelinler yiğitlerini yitirir. O zaman bu coğrafyanın taşı, toprağı, dağı, ırmağı

başka bir anlam taşır. Bu millet en çaresiz sanıldığı zamanlarda şahlanır.

Her biri düşmana aşılmaz bir engel ve bir uçurum olur.

O toprak parçası hemen baş tacı edilir.

Bu cansız coğrafya, her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış bir vatan olur.

Peki bu sistemde neden TSK komuta kademesinin yaklaşımı bu denli negatif.

Reform söylemlerinin bir dönem ön plana çıktıgı günler geride kaldı,sessizlik hakim bu günlerde.

Her ne kadar bir emekli assubay olarak silahlı kuvvetlerimizle övünsek de ve bu gücün içinde yirmi beş yıl

emek vermiş bir kişi olarak, GENELKURMAY BU YÜZYILA YAKIŞIR, SİLAHLI KUVVETLERİMİZE YAKIŞIR,

REFORMİST ATILIMLARDA ÇOK GEÇ KALMAMIŞMIDIR.?

Bu bir gercektir ve karşımızda tüm çıplaklığı ile DURMAKTADIR..

Üstelik verilen sözler net biliniyor arşivlerde duruyor,tozlu raflarda bekliyor.

Ana konu sadece ve sadece sosyal adaletin temini değilmi ? Yani paylaşımda biraz insaf .

Ekonomik değerlerin dağılımındaki dengesizliklerin giderilmesini, sosyal planda imtiyazlı durumlara gelen

kesimin sebeplerin ortadan kaldırılmasını öngören ilke; sosyo-ekonomik hayatta sağlıklı, dengeli bir düzenin

kurulup işleyebilmesi için adalet beklemek hakkı değilmi?

Biz Assubayların. BU YIL BU KONU AÇIKLIYA KAVUŞMALI VE KÜLFETTE VE NİMETTE ADALET SAGLANMALIDIR.

Biz Assubaylar bu vatan topraklarının yılmaz savucuları olarak duruyoruz.

Bizlere uygulanan inanılmaz ayrımcılık yüregimizi kanatırken bile tereddütsüz bu ülke ve ordumuz için terimizi,

kanımızı döktük canımızı feda ettik etmeye de devam edeceğiz.

Tarih bu yaşananları not etti.

Yıllar yılları takip etti şimdi yaşanan resmi acaba nasıl okuyorlar komutanlar...

Artık bu ülkede her konu biliniyor. Önyargılarla sosyal ekonomik ve insani haksızlıklara uğratılıp sadece göreve

ve ölüme gönderilirken hatırlanan dağbaşı karakollarında imkansızlıklarla kahramanca görev yapan Assubayları da.

Üstelık sıfır tazminat ile bıraktıgınız yüzbinleri rahatmısınız! hükümetler,komutanlar.!

Tüm tazminatları alır iken, doğuda teneke barakalarda büro memuru statüsünde altında görülüp tazminatsız

görev yapan vatandaş assubaylar kimin umurunda? Türkiye'de "adalet bu mudur?" ya da

"adaletin terazisi mi şaştı?" gibi soruları gündeme getiriyor.

Demokratik ülkelerde 'güven' denildiği zaman akla gelen sosyal adalet degilmi ?

TBMM de bizim ile ilgili yasalar tozlu raflarda bekletilirken, konu ülkenin öz evlatları olunca bir gecede her şey bitiyor.

İşte size demokratik ülkede güven duygusunun geleceği nokta! Daha taze bu günlerde pilotlarımıza bir çırpıda

her zaman oldugu gibi 10.000 TL İLAVE verilen parada gözümüz olamaz AMMA insaf be diyoruz..

Kime güveneceğiz, söylermisiniz? Assubaylar TSK’nın renğidir,ana direğidir,olmasa olmazıdır.

ATİLLA ABAYLI

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, güneş gözlüğü, selfie ve yakın çekim

 

2018

Ocak 02, 2018
Benim mekan ve zaman kavrayışım ile inancım biraz farklıdır. Albert Einstein inandığının
aynısı biçimde  izafiyete inanırım. 
Yani zaman görecelidir. İstenirse bir gün yıllarca sürebilir. Veya bir gece hiç bitmeyebilir.
Uzayın herhangi bir bölgesinde insan ömrü yüzlerce yıl sürebilir. ağırlık sıfır olabilir.
Dünyadan uzaklaşmanızla doğrusal oranda eski ve yeni yıl da olmaz, mevsimde, gelecek te,,,
Sadece geçmiş var olacaktır.
Işık hızı ile bu gezegeni terk edip on yıl sonra tekrar buraya döndüğünüzde burada kalanlardan
tam 2 yaş genç olacaksınızdır.
Görecelilik kuramı budur. yaşlanmanız yavaşlayacaktır. yani sizin bir gününüz 30 saat olacaktır.
Bu yüzden ben;   gün, ay, yıl dönümlerine asla inanmam.
Olay sadece güneş ve dünyanın bitmeyen mikronik hiç  şaşmayan yörüngesel dönüşleridir.
aslında, perşembe de yoktur. mayıs ayı da...
Milyarlarca yıllık bir çekim düzeneği bunu bize böylesine müthiş bir ahenkle sahte isimler
ve ölçüm yasaları ile tekrarlatmakta ve yaşatmaktadır.
biri de YILBAŞI......
Neden yazıya böyle başladım derseniz.....
Aslında zaman dediğimiz kendi yaşam saatimizdir.
 
Dünyanın merkezi soğudukça merkezkaç çekim gücü düştükçe evren saatimiz ve zamanımız da 
azalacak, ama asıl zaman bitişi bizlerin son nefesi ile olacaktır.
Zaman her insan için kendi kalp atışı veya nefes sayısı ve saati kadardır.
Dolayısı ile hiç kimsenin bol zamanı yoktur.
Ne yapalım....?
Çok hızlı karar alalım. Uygulayalım.
Bir şeylerin değişimini de asla zamandediğimiz paradoksa  bırakmayalım.
Hele ki emekli toplumları. 
Hele ki Assubaylar...
Zaman artık bitiyor.
Bazı şeyleri artık inattan soğutmanın, sırtımızdan atmanın, vicdan denen yükten
kurtulmanın tam zamanı.
Haydi herkes elini karşısındakine uzatsın.
Zaman artık kalmadı.
Korkmayın bir şey olmayacak.
Kimse sizden hesap sormayacak. onurunuz kanamayacak. ruhunuz falan yaralanmayacak.
Kötü bir şey olmayacak.
Tam aksine çok ama çok oksijen ve zaman kazanılacak.
Sadece üç kas hareketi ile 
Uzatın elinizi....silin geçmişi. Güldürün tebessümünüzü 
Ne mi olacak...?
İçimizdeki kara delik kapanacak.
Assubaylık ve Albert Einstein aklı  kazanacak.
Saygımla.  
Adnan Fuat ÖZDEMİR 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

2017 BİTERKEN ..

Aralık 30, 2017

Bu sefer,

2017 biterken bir yılın değerlendirmesini ilk kez Türkiye üzerinden dışsal olarak değil de;

Temad üzerinden içsel olarak yapmak istedim.

Neden mi…?

İç barışı ve huzuru hala sağlayamadık ta ondan.

 

Ne var ki…

İçsel meselesini çözemeyen bir  STK nın  siyasete, hükümete, sisteme karşı olan davasını

kazanmasını da asla bekleyemeyiz.

Neleri becerdik, nerelere geldik. Kimleri kırdık üzdük…

Kim için……?


30 Kasım günü olağan genel kurulunu yapan emekli  Assubaylar eski başkanlarını şiddetli

bir tepki ve öfke ile layık olduğu yere yani sıradan emekli toplumunun içine gönderdiler.

Giderken de, kışkırtma ile falan değil ha; bu kendini beğenmiş kişinin o halde bile hala

toplumunu aşağılayan, köle gibi gören o vücut dili ve ağız dilinin yaydığı öfke ve nefrete 

karşı on kat daha biriken bir öfke selinin fışkırdığı bir dille yanıt vererek ;

 “ yuhalayarak “   gönderdiler.

 

Bundan da kimse nemalanmaya, mağduriyet edebiyatı yapmaya umarım kalkışmaz.

O salonun onurlu delegeleri, tahrikle değil, yürekten bir haykırışla  karunluk, tiranlık,

sultanlık dönemini de yıkıp attılar.

Sultan “ TEMAD “   dediler.

Filmi geriye sarıp belgeselden geçmişe şöyle bir yolculuk yapalım mı…. ?

Yapalım.

Ne acı ki  bu hastalıklı kişilik,  bu mazlum topluma o kadar büyük zararlar verdi ki,

onarılması da belki birkaç yıl sürecek.

 

Neler mi yapmadı…..

Önce en organizeli zamanda davaya inanmış ,on binlerce Assubayı hükümetin

savunma bakanının uzaklardan gelen bir telefon  talimatı ile bir anda ortada bıraktı.

Binlerce emekli, genç, kadın, evlat, Assubay  yıkıldı, inanamadı.

Sel olmuş, tufan tsunami olmuş o devasa dalga ,bitti. Bitirildi.

Bu Karun ,  biriken tam 2 trilyon lirayı da uyduruk ve sahte bir dünya Assubaylar günü

icat ederek har vurup harman savurarak bitirdi.

 

Genel merkezin yönetiminde, danışma kurulunda, davasında fiilen bulunması gereken

onca birikimli dava insanını “yerimde gözleri var “  ego ve korkusu ile inanılmaz yalan ve

iftira ile usulsüzce utanmazca tek bir talimatla biatındaki sözde yüksek disiplin  kurulunca  

ihraç etti.


Toplumunu ikiye böldürüp birbirlerine kırdırdı.


Bu iş içinde aynı kapıkulu askeri gibi sadece kendi koltuğunu korumak uğruna bazı  

emekli arkadaşlarımızı kullandı.  İşi bitince onları da paçavra gibi kapının önüne koydu.

Hatta bazılarını da acımasızca aynı usulle  ihraç etmekten çekinmedi.

Bazı arkadaşlarımızı da bazı özel vaatlerle ve konforlu  ağırlama ile,  akıllarını çelerek,

düzgün insanlar aleyhine yazılar yazdırdı, üzerlerine saldırttı, tehdit ettirdi.

Utanmazca, bu yolda Temad ı kullandı.

İzansızca herkesi birbirine kırdırdı.

 

2012-13 yıllarındaki  Dünya Assubaylar günü yürüyüşlerinde  mesleki  ve mali haklarımıza

dair en ufak bir pankart, konuşma, yazılı ve sözlü eylemde bulunulmasını dahi yasaklattı.

On binlerce emekliyi ellerinde Türk bayrakları ile 23 Nisan çocukları gibi yürüttü.

2013 Dikmen kapısı protestosunda  ve Abdi ipekçi büyük buluşmasında da yine ekmek

adaletimiz ve haklarımız adına en küçük bir eylem ve söylemde bulunulmasına müsaade etmedi.

 

Komik ve medyanın alaya aldığı yanlış ve zamansız saçma  bir ölüm orucu eylemi

gösterisi ile de Assubay davasını sulandırdı.

Üstüne kilo bile aldı.

 

2014 ten itibaren her şey bitirildi. Herkes susturuldu.

Temad ticarethane haline dönüştü. Deli saçması projeler ve ortaklıklar kuruldu.

Beyefendi aylık gelirini 3 e katladı.

Bu arada İstanbul İl başkanlığı şubesi içindeki tam 1300 onurlu üyesi ile kapatılıp

hain ilan edildi.

“Benden yana hakkım helaldır “ diyen arkadaşımız ta Ankara dan gelip polis zoru ile

şubeyi kapatmak için görevli arkadaşlara saldırdı.

Özellikle son 3 yılda, inanılmaz bir bitiş ve çöküş senaryosu hayata geçirildi.

İktidar partisi ile halvet edildi. Sözler, ikballer alındı.

 

 

Temadın kasası, geliri, yatırımları eksildikçe eksildi, küçüldü…

2017 Kasım devir bilançosu ile de nakitte 110 bin toplamda 400 bin liralık

bir kayba kadar gelindi.

İçi boş, sıfır metre yol alınmış, kasası tamtakır, enkaz bir Temad teslim edildi.

Kurduk dedikleri onca yatırımla Temad bu kadar borçlu hale geldi.

Umuyoruz bunlar tek tek topluma ibra edilecektir.

 

 

Bu gün Sayın Hamza Dürgen ve değerli bir yönetim denetim ve disiplin

kurulu görev başında….

İstedikleri de yeni bir beyaz sayfa açmak.

Hasretleri de herkesi dava çınarının altında buluşturmak.

Bu onların yapması gereken bir zorunluluk. Yoksa bu dava toparlanmaz.

 

Ne var ki…..

6 yıl boyunca umarsız, çıkarsız, Ahmetin kapısından beslenmeden, ondan bir çıkar

gözetmeden, Temadın güzel ve paralı dönemlerinden bir kuruş olsun dahi asla  

nemalanmadan, kendi kuruşu ile kalemini alıp, yazan çizen,   kendi üç kuruşu ile

yollara dökülen onca dava insanı çok ağır bedeller ödemişlerdir.

Mesela “hain “  olmuşlardır, “ fetöcü”  olmuşlardır, “ ajan”  ve “ provakatör”  olmuşlardır. 

Milletin önüne ,arenaya,  aslanlara yem yapılmak üzere izansızca ahlaksızca atılmışlardır.

 

Bir çok gerçek dava insanı, ne kanuna, ne de Temad tüzüğüne uymayan usul ve yöntemle de

ihraç edilmişlerdir.

Bu gün bu defterin  yeni beyaz sayfasında ne yazık ki hemen silinemeyecek bir leke,

ve pislik vardır.

Önce temizlenmelidir.

 

Nasıl derseniz…?

Önce 6 yıl payitahtan beslenip, lale devri saltanatında saz çalan arkadaşlarımız,

o izansızca insan onurları ile oynadıkları, şereflerine, haysiyetlerine saldırdıkları,

masum dava arkadaşlarından  açık  ve net ifade ile özür dileme erdemini göstermelidirler.

Bu elzem dir.

“benden yana hakkım helal “ diyerek kurnaz bir uslupla sıyrılmak değil.

 

Çünkü Keser döneminde infaz edilen bizler ihraçlı olmasak, belki de bu gün

Temadın yönetim organlarına seçilebilme başarısı göstermiş, davaya büyük katkı

ve hizmet sunmuş bireyler olabilirdik.

 

Bu haktan bile  mahrum edildik.

Gelelim bir de yapılan başka bir ahde vefasızlığa,

Kasım ayında yapılan olağan genel kurulda tüzük gereği ihraçların görüşülmesi ve

karara bağlanması gerekirken bu yapılmamıştır.

 

Eski yönetim kasıtla bunu gündeme koymamıştır.

Burada yeni seçilen Yönetim kurulumuzun da büyük ihmali olmuştur.

Bu önemli maddeyi önerge vererek gündeme aldırmamışlardır.

 Çünkü ihraçların genel kurulda gündeme alınması konusu proğramlarında gösterilmiş

ve söz verilmiştir.

 

Yine bana göre;

Sayın Ahmet Keser in genel kurulu iptal girişimine ve kayyum ataması için kendisini

veya biatlı personelini öne atarak bunu mahkemeye taşıma gayretine gerek yoktur.

Gelsin benden dilekçe istesin vereyim.

“ İhraçların gündeme alınmaması ve görüşülüp karara bağlanmaması bir suçtur

ve mağdurların başvurusu halinde  genel kurul iptali  sebebidir.”

Ama bizler bunun derdinde değiliz olmayız, olmadık ta.

 

Hala derdimiz;

mazlum sınıfının artık ekmek yemesi, iade edilmeyen insan   adaleti .

O yüzden barışmasını bilmeliyiz.

Özür dilemesini de.

Bu gün arzulanan İç barış ve kucaklaşmanın tek yolu;

Altı yıllık dönemde Ahmet Keserin  tüm günah ve yanlışlarına çıkar ve

destek olanların;   tamamen masum ve davadan başka çıkarı olmayan

insanlarımızdan varsa sarf ettikleri ahlaksız söz ve hakaret

“ derhal özür dileyip” kucaklaşmalarıdır.


Bu dava bu içsel öfkenin yatıştırılması ile çözüme çok yaklaşacaktır.

İlk adımı göstermelik değil, içtenlik ve pişmanlıkla atması gerekenlerin de

Ahmet Kesere sultanlık saltanatında  gölgelik, jandarmalık yapanlardan

gelmesi en  adil ve adaletli olan yoldur.

 

Çünkü bu arkadaşlar suçlunun ve güçlü olanın yanında yer almışlardır.

Mazlum ve savunmasız ,korunmasızın değil.

O yüzden mağrurun  mazlumdan özrü gerekir.


Yeni yönetim kurulumuzun, eski yönetime ait tüm mali bilançoları,

şirketlerin faaliyet ve hukuki yapılarını, kuruluş belgelerini, işleyişini,

işletme  ve ortaklıklarını, bu güne kadar ki harcamaları, faturaları, davaya ait

yapılanları, yapılmayanları en ince ayrıntısına kadar inceleyip toplumla

paylaşması en büyük beklentimizdir.

 

Varsa eski genel başkan hakkında yasal suç duyurusunda bulunulması da

hukukun gereği olan işlemdir.

 

İçimizdeki yanlışları ve kötü zehirli mantarları yok etmenin tam zamanı ve ortamıdır.

Adalet asla etrafından dolaşıp geçeceğimiz bir engel ve yöntem değildir.


Yeni yönetim bunu göstererek kucaklaşmayı sağlayacaktır.

Adaletle davranacak,bizleri birleştirecektir.

Genel Başkan bu kişiliğe ve karaktere çok uyumlu bir arkadaşımızdır.


Yapılması gereken,

Suçlular ve güçlüler dışarı….

Doğrular ve mazlumlar içeri dönemini başlatarak…

 

Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

Adana’nın bağrından çıkıp, asker olacağım diyerek Ankara yollarına çıkan bir gencin başarısıdır.

O, uzun yıllar vatanına büyük bir aşkla bağlı kalarak şerefi ve onuru ile emekli olan assubaydır.

Es son görev yeri Şırnak/Silopi’den gözü yaşlı ayrılmış, üniformasını çıkararak artık ülkem için

asker olmasam da faydalı işler yapmalıyım diyerek iş hayatına atılmıştır.

Son yıllarda steak şeklinde açılan restaurantların kurulmasında tecrübeli olan, aranan isimdir.

Ekip arkadaşları ile birlikte kısa sürede İstanbul’da steak restaurantları ile döner büfeleri kurulmasında

ciddi yol almış, önde gelen kişi olmuştur.


Mütevazi kişiliği ile görenleri halen hayrete düşürür.

Başında bizzat durarak yaptığı iş yerleri faaliyetlerine devam etmekte, müşteri akınına uğramaktadır.

Eğer yolunuz bir gün Büyükçekmece’den Hadımköy otoyol bağlantı yoluna düşerse pelikan hill sitesinin

yanında bonfil et firması için yaptığı, her metre karesinde imzası olan, her yerini santim santim bildiği,

Steak Hause isimli restaurantı görebilirsiniz.

Ünlü ünsüz herkesin uğrak yeri olmuştur.

Restaurantın sunduğu yemekler ayrı bir tad. Bu aralar milyonluk büyük bir fabrika kurma telaşında,

kolay kolay iş yaparken sohbet etmez, hatta biraz da serttir.

Gevşekliği sevmez, planladığı hedeflere ulaşmak için gündüzünü, gecesini katar, hafta sonu demez çalışır,

kafa yorar,

Arkadaşlığı ise bir o kadar keyiflidir.

Bonkördür.

Herkese yardım etmek ister, sohbetine doyum olmaz. Askerlik değildir genel olarak sohbeti.

Ben rabbimin elverdiği şekilde başımı eğmeden, eğdirmeden görevimi yaptım. Şimdi bu sektörde vatanıma

ve milletime nasıl faydalı olurum derdinde. Ekmek kavgası der, birçok kişiye yardımcı olmaya çalışır.

Konuşmalarında, politika, spor, sanat vs. göremezsiniz, iş ve finans ağırlıklıdır.

Onunla konuşmak için bu konularda bilgi birikiminiz olmalıdır.

Başka da en büyük ilgi alanı TSK. sayesinde biz bu yerlere geldik.bizden sonra gelen assubay kardeşlerimizde

daha iyi yerlerde olmalıdır düşüncesiyle astsubay eğitimine önem vermesidir.

Eğer onunla tanışmak isterseniz lüks restaurantlar da aramayın, pazarda, bir çay bahçesinde görebilirsiniz.

İşte böyle birisidir, içimizden, kendisini özel sektörde de ispatlamış, nice başarılı assubaylardan birisi,

örnek aile babası, değerli dostum Mehmet, Mehmet, TSK lerinde yetişmiş nice assubaylardan birisidir.

Bugün aldığı bu terbiye ve başarının arkasında TSK.lerinin ve ailesinin payı çok büyüktür.

Eğer biz assubaylara verilen eğitim imkanları bugün artırılmış, subay adayları ile eşit şartlarda birlikte

dört yıl okutulmuş ve mezun olunursa nice Mehmet’lerin çıkması hiçte zor değildir.

Mehmet gibiler artıkça şanlı Türk ordusunun kalitesi yükselir, yine bu vatan evlatları özel sektörde

sayıları artıkça ekonomik ve istihdam alanında ülkemize katkıları çoğalır.

Özel sektörde başarılı olacak nice Mehmetler dileğiyle……


(*) Bu yazı 1989 mezunu Emekli Jandarma Assubay Mehmet Babagiray’a ithaf edilmiştir.

Hamdi Öyke Beylikdüzü – İstanbul

Hamdi Öyke'nin Profil Fotoğrafı, Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gözlük ve yakın çekim


Emekli Assubayların yaşamlarını biraz daha ekonomik hale getirmek için umutla bekler

iken kendi içimizde alternatif olarak neler yapılabilir diye şöyle bir kafa yorayım dedim.

 

Kısa bir beyin egzersizi yaptım. Bakın neler buldum.


Mesela; GSM şirketleri ile (vodafone, turkcell, avea ) bir protokol yapılarak Assubay ve

uzman erbaş emeklileri ile aileleri için özel ekonomik hat tarifeleri anlaşması yapılabilir.

 

Türkiye Belediyeler Birliği ile anlaşılarak şehit yakınları ve gaziler ile 65 yaş üstü

emeklilere uygulanan ücretsiz  ulaşım araçlarından istifade hakkı çok düşük bir

bedelle ve özel bir kartla tüm emekli assubay ve uzman erbaşlara da sağlatılabilir.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığına başvurularak yine tüm emekli assubaylar ile uzman

erbaşlar ve aileleri ülkemizdeki tüm müzelerden ücretsiz yararlandırılabilir.

Yine aynı bakanlık kanalı ile  emekliler ve ailelerinin tüm  devlet tiyatrolarından

indirimli bir ücret karşılığı istifadesi sağlatılabilir.


Yine tüm emekli assubaylar ile uzman erbaşların ilk ve orta öğretim ile lisede  

okuyan çocuklarının parasız yatılılık ve karşılıksız burs imkanlarından direkt

olarak istifadesi için Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol yapılabilir.

 

Aynı şekilde  üniversitede okuyan çocuklarına da yurt ve karşılıksız  burs

önceliği tanınmasını sağlanabilir.

 

Her ildeki Temad İl Başkanlıkları ; özellikle çok pahalı olan  ağız ve diş ile göz 

özel kliniklerinden ve hastanelerinden daha ekonomik ve düşük ücretle tedavi

için de bölgelerindeki tanınmış özel hastanelerle  özel anlaşmalar yapabilirler.

 

Yine  İş -Kur ile protokol yapılarak, çalışmak isteyen ve işkur a başvuran emekli

assubay ve uzman erbaşlara iş bulmada öncelik sağlatılabilir.

Emekli personelden çalışmak için istekli olanlara tüm okullarda, kamu kurumlarında

özel tesis ve işletmelerde,site avm ve rezidanslarda, bankalarda,  güvenlik amir ve

görevlisi olarak personel istihdamı için “TEMAD GÜVENLİK “  adı altında özellikle

büyük illerde örgütlenebilecek şekilde şirketleşme projesi hayata geçirilebilir.

 

“TEMAD KASKO VE ARAÇ SİGORTACILIK” şirketi daha profesyonel personel  ve

daha özel VE MÜSTAKİL işyerlerinde rekabetçi bir hizmet projesi ve reklam  

yatırımıyla çok kazançlı bir sektör haline getirilebilir.

 

“TEMAD KARGO VE TAŞIMACILIK “ adı altında kurulacak bir şirketle özellikle TSK nın

tüm mektup, koli ve taşıma hizmetleri ihale ile güvenlikli olarak yapılabilir.

 

Üyelere açık  eşit katılım paylı örneğin  aylık sabit 100 TL gibi bir katılım payı ile

gerçek bir “ TEMAD  GAYRİMENKUL “ şirketi açılarak  arsa ve bina alım satım ticareti yapılabilir.

 

TEMAD bünyesinde bir yazarlar kulübü oluşturmak, tüm günlük yazar çizer ve kitap

yazarlarımızı buluşturmak ve bu alanı teşvik etmek sureti ile etkili bir medya gücü

oluşturması sağlanabilir.

 

Eşlerimiz ve çocuklarımızdan oluşturulacak en büyük “ TEMAD KADINLAR BİRLİĞİ”

STK.sını kurmak ve dava mücadelesinin kadın gücünü devreye sokmak suretiyle siyasete,

ve tüm iktidar kurumları ile kurullarına  Assubay eşleri ile en güçlü taarruz  başlatılabilir.


TEMAD gençler kulübü kurmak; Tüm evlatlarımızı, o kulübe üye yapmak ve yönetimini de

gençlere bırakmak sureti ile,  Bu kulübün,  ATATÜRK ün hedef ve ilkeleri doğrultusunda

eylem ve faaliyette bulunması için hedef oluşturulabilir.

 

TEMAD Genel Merkezince her ay bir ilimizdeki İl Başkanlığı organizasyonunda A-Subay,

Mali haklar, Fakülte statüsü ile sosyal gelişme ve yeni TSK yapısında Yeni Assubaylar  

konulu seminerler ve çalıştaylar düzenlenebilir.


Herkesin fikrini, görüşünü, tartışmasını rahatlıkla yapabileceği, genel merkez editörlü bir

TEMAD SERBEST KÜRSÜ sosyal sayfa ve sitesi  hizmete açılabilir.

 

“ ASKER HAKLARI  BÜLTENİ “ adı altında 8-10 yapraklı gazete tarzı bir fikir gazetesi

çıkarılarak  özellikle kamu kurumlarına, yargıya, tv kurumlarına, bakanlıklara dağıtılabilir.

 

Assubay orduevleri, kamplar ve tesislerdeki tesis istifade kapasitesi ve fiziki alanlarının 

önümüzdeki  3 yıl içinde tam 2 katına çıkartılması adına MSB. ile sıkı bir diyalog ve çalışmaya girilebilir.


Assubayların özlük, yüksek öğrenim, adalet, hizmet, görev, statü gibi temel sorunlarını

tek bir kırmızı kitapçıkta toplayabilecek bir AR-GE şubesi hizmete sokularak tüm

bilgi birikim ve donanım ile dökümanları burada KOZMİK ARŞİV adı altında toparlanabilir.

 

Şimdilik aklıma gelenler bunlar.

Umarım okunur, ve daha da değişik çağdaş, değerde güzel fikirler ilave edilir.


Sizin ve sevdiklerinizin yeni yılını kutlar, Sağlık,refah,huzur,başarı ve mutluluk 

dolu nice yıllar dilerim 

Saygımla

 

Adnan Fuat ÖZDEMİR

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ