Mehmet ÖZTÜRK

Mehmet ÖZTÜRK

Hiç şaşırmıyoruz artık, iktidar vekillerinin bir tanesinin  meclis kürsüsüne çıkıp cesurca ;
" Bu ülkenin insanlarının onbinlercesinin çöplerden kağıt,plastik vs. toplayarak evlerini geçindirmeye çalışırken, asgari ücretin dahi açlık sınırının altında olduğunu gerçeği ortada iken , yoksulluk sınırının beş bin tl'ye ulaştığı ülkede  Suriyeli mültecilere ülke olarak tek başımıza harcandığı söylenen 30 milyar dolar ne derece adildir, hak'tır " diye sormazlar / soramazlar .

"15 Yıllık iktidarımızda en üst ile en alt arasındaki gelir dağılımının çok daha fazla açıldığını, çok daha fazla insanımızın sosyal yardımlarla ! yaşadığını ,   çarşı pazardaki gerçek enflasyonun açıklanan enflasyon ile hiç bir ilgisinin olmadığı gerçeğini, halkımızın alım gücünün 15 yılda çok daha fazla eridiğini ,  her geçen gün çok daha fakirleştiğimizi "asla o kürsüden söylemezler / söyleyemezler , bilirler ama söyleyemezler,

Öncelik  bu ülkenin vatandaşlarında değilmidir ? diye asla soramazlar ,

" 15 Yıldır ülkeye mutluluk tablosu çiziyoruz ama akşam saatlerinde hava kararırken hiç birimiz pazara gidip vatandaşın halini görmüyoruz"  diyemezler / dedirtmezler .

Ama  neyi iyi derler ?

Alt rütbeli askerlere vurmasını çok iyi becerirler,  nasıl olsa onlara sahip çıkacak bir merci yok,  olsaydı  zaten bunlar yaşanmazdı,

Olsaydı zaten gerçekten aileyiz derdik, 

Olsaydı zaten sözde değil, özde bütünüz derdik,

Gerçek manada "Aile - Bütün"  olamadığımızdandır'ki ;

1984 Yılından beri terörle mücadele eden askerlere bu kadar dil uzatabilmektedirler ,  

İktidar vekili Şamil Tayyar TBMM. Çatısı altında  hangi yemeği kaç paraya yediklerini unutup,  "askerin ordu evinde kaç paraya yediği çorbanın lafını , karısının kuaförde saçını kaç paraya yaptırdığının " sözünü  dahi edebilmektedirler,   http://www.ensonhaber.com/samil-tayyarin-maas-isyani-2013-04-20.html  

Sayın vekil  aşağıdaki  tabloda Meclis lokantasının fiyat listesini görünce , Ordu evlerindeki yemeklerin kalitesine ve fiyat listesine bir sözünüzün olamayacağına bir kere daha inandım ,  Vekil maaşının  ortalama  sekiz - onda birine canlarını hiçe sayan bu topluma söz söyleyebilecek konumda değilsiniz,

Soldaki tablo sizin yaşantınızı , sağdaki resimde biz rütbeleri kolunda olanların yaşantısını anlatıyor,

Başka bir iktidar eski vekili;

Muhsin Kızılkaya adlı eski vekil çıkar  ortaya "  Askerin görevi ölmek,bunun için maaş alıyorlar,  bana ekstra bir iyilik yapmıyorlar"   diyebiliyor. 
Askerin 33 yıllık terörle mücadelesini yok sayarak ,  nasıl bir ekstra iyilik beklediğini açıklasada bizde anlasak , https://onedio.com/haber/-askerin-gorevi-olmek-bunun-icin-maas-aliyor-diyen-muhsin-kizilkaya-sosyal-medyanin-gundeminde-734357

Asker bu ülkede sizler için daha ne yapsın ?

Sel olur asker koşar,

Ücra bir köyde doğum olur , hasta olur Asker koşar,

Deprem olur Asker koşar,

Trafik kazası olur Asker koşar,

Hastana taze kan lazım olur Asker koşar ,

Haini bol memlekette ormanlar kundaklanır Asker koşar,

"Bana ekstra bir iyilik yapmıyorlar" diyen eski vekil,  sahi  Asker sizin için daha ne yapsın ?

Gazisine  "çakma gazi"  diye hakaret edebilen sözüm ona gazetecilerin olduğu ülkede ,  ne tesadüftür'ki "gazi"lerin yollarda "darp" edilmelerinin zamanlaması  manidardır ,  

Belediye otobüslerinde şoförün  "benim içinmi gazi oldun" lafları henüz hafızalarımızda,  unutmadık,

Bütün bunlarla mücadele edecek, bizi savunacak  kurumumuz ne yapıyor ?

Bizde dert bir değilki,

Bu yetmezmiş gibi, kendi içimizdede ayrıştırılıyoruz,

İnsana en çok dokunan'da o .

Suçu, sadece insanca yaşamayı isteyen Assubayları,
 
"Karılarının etekleri altına saklanan Mao'nun askerlerine benzetenlerle "mi aile olacağız ? 

Tek suçu,

Emekli olmak isteyen Assubayları  " Vatan hainliği " ile suçlayabilen" zihniyetmi bizleri bu düşüncedeki vekillere karşı savunacaklar ?

Altı çeşit tazminatı cebe indirip, masa başında otuz yılını tamamlayıp, emekli olmamak için ekstra binlerce lira alanlarmı bizleri bu zihniyete karşı savunacak ?

"Bir Başçavuş benim teğmenimden daha fazla maaş alamaz Netekim " diyen zihniyetin devamımı bizleri bu zihniyete karşı savunacak ?

Her türlü sınırsız yetkilerle donatılan, görevi sadece emir vermek olanlarmı bizleri  bu zihniyete karşı savunacak ?

"Assubay intiharları bulaşıcı" diyen zihniyetmi bizleri bu zihniyete karşı savunacak ?

Teknoloji , uygarlık, bilim çağında Assubaydan Lisans eğitimini esirgeyen bu zihniyetmi bizleri savunacak ?

Kendini genel müdüre , Assubayı "çaycı"ya benzeten zihniyetmi  , 

"Bu iş para ile değil, sevgi için yapılır"  deyip 6 çeşit "sevgi tazminatını ! " cebe indirenlermi bu zihniyete karşı bizi savunacak ?

Yoksa;

Lojmanını, Tabldot'unu, servis aracını, asansörünü, berberini ,

Ve dahi ,  S...... tığı helayı  ayıranlarmı bizleri bu zihniyete karşı savunacak ,

Hangisi ?

Görüntünün olası içeriği: yazı

Bir günde yaşanan 3 genç doktor intiharı, sağlık çalışanlarının ağır çalışma koşullarını gündeme taşıdı. Sağlık- Sen ve 2 bakanlık bir araya geldi ve sağlıkçıların çalışma hayatını yeniden düzenlemeye yönelik kararlar aldı. (02.11.2017 Basın )
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/calisma_yasami/857700/Uc_doktorun_canina_kiymasindan_sonra_harekete_gecildi..._Yeni_duzenleme_geliyor.html

CHP MECLİS ARAŞTIRMASI İSTEDİ

CHP’nin doktor milletvekillerinden Murat Emir, son günlerde peş peşe gelen 3 intihar vakası üzerine, hekimleri intihara sürükleyen nedenlerle ilgili Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasını istedi. Emir, TBMM Başkanlığı’na verdiği araştırma önergesinin gerekçesinde, hekimlerde intihar nedeniyle ölüm oranının diğer meslek gruplarına göre daha yüksek olduğunu, erkek hekimlerin toplumdaki diğer meslek gruplarındaki erkeklere oranla 2 kat, kadın hekimlerin 2-3 kat daha fazla intihar nedeniyle hayatını kaybettiği belirterek, “Çalışma sürelerinin uzun olması, yoğun iş baskısı, hekimlerden yüksek performans beklentisi ve tüm bunlara bağlı olarak yaşanan yoğun stres, intiharlara bağlı ölümleri beraberinde getirmektedir” 


                                                                   ****************                   ****************                    ****************

Aynı gün içerisinde yaşanan  üç doktor intiharı için Sağlık bakanlığı -  Çalışma bakanlığı ve Sağlık sen anında bir araya gelip, sağlıkçıların çalışma koşullarını yeniden düzenlemek için kararlar alabiliyorlar,  Elbette olması gereken bu , tabiki çok üzgünüz ,

Ancak;

Okuyun o zaman , TSK'da adına Assubay denilen İnsanoğlunun  çalışma şartları ne imiş !!!

Bu ülkede son dört yılda  49 Assubay gerek mobing'den gerek çok ağır çalışma koşullarından, gerekse sözlü ve fiziki şiddetten  canlarından vazgeçmişlerdir .

SON 4 YILDA İNTİHAR EDEN 49'UNCU ASTSUBAY!  ( 21.09.2017 )

 Basına yansıdığı kadarı ile ;

2017 yılında 4 astsubay, 
2016 yılında 8 astsubay, 
2015 yılında 13 astsubay,
2014 Yılında 7 astsubay,
2013 yılında, 17 astsubay intihar etmişti.

Adına "tsk disiplin kanunu dedikleri olağanüstü yetkilerle donatılan neredeyse hiç bir zaman haklı çıkılmayan /  çıkılamayan , bu güne kadar  "kol kırılır yen içinde kalır" mantığı ile  seslerini dahi duyuramayan , çaresizlikten canlarından vazgeçen  onlarca Assubaylar.

Ana muhalefet partisinin verdiği "Assubay intiharlarını araştırma önergesinin"dahi iktidar vekillerince "RED" edildiği Assubaylar, 

Çalışma koşullarının hiç bir meslek gurubu ile asla kıyaslanamayacağı  Assubaylar ,

Sekiz saat mesai sözünü hiç bilmeyen Assubaylar,

Siyasisinden,  gen.kur'una kendisine hep karanlıkta göz kırpılan Assubaylar ,

Mesai bitiminin hep birilerinin iki dudağı arasında olan Assubaylar ,

Emirle ölüme giden , 

Ölüsü, dirisinden daha değerli olan Assubaylar ,

Hiçbir çocuğunun aynı ilde okulunu bitiremediği Assubaylar ,

Çocuklarının büyüdüğünü dahi görmekten mahrum insanlar ; Assubaylar ,

Lojmanda oturamadığı için,evinin önünde kahpece sırtından vurulup şehit edilen Assubaylar,

Pazar yerinde eşinin yanında ensesinden vurulan Assubaylar ,

Tek suçu terörist kovalamak olan, ancak sınırı geçtiği için "itibar" hazretlerinden kapının önüne konulan Assubaylar ,

Sosyal medyada kendisine ait olduğu dahi kesin olmayan bir hesaptan  "general " yerine sehven "keneral" yazdığı için ordudan atılan Assubaylar ,

Dört yumurta için 6 ay hapis cezası alan Assubaylar ,

Tüm itirazlara rağmen  ceza baskısı ile emirle gece yarısı cephaneliğe sokulup binlerce derece ısıda eritilen, parçaları kilometrelere savrulan Assubaylar ,

Lisans eğitimi dahi kendisinden esirgenen Assubaylar ,

Taksicinin Kamyoncunun, Şarkıcının Türkücünün ,  Kırkıncı kere  Mahallenin muhtarının kabul edildiği saraya sesini duyuramayan  Assubaylar ,

Tsk. envanterindeki  aklınıza gelen her şeyin zimmetini taşıyan Assubaylar ,

Üniversite'ye adı verilen, kabrini bir milyonun üstünde insanımızın ziyaret ettiği, 

Ama; 

Açlık sınırının az üstünde, yoksulluk sınırının çok altında yaşamaya mahkum edilen Assubaylar ,

2016 kpss'de sınav sorusu olarak adı sorulan , 

Cebine  Assubay maaşının on katını koyup bir haftalığına gel bu işi yap desen kaçacak delik arayacak  bazı aklı evvellerin en ufak bir söyleşide kendi maaşını Assubay maaşı ile kıyaslanan Assubaylar ,

"Şah fırat'ta şehit olunca cebinden sadece "beş lira" çıkan Assubaylar ,

Emsal eğitimliden dahi bir kademe geriden göreve başlatılan Assubaylar ,

42 Yıldır sadece ve sadece sicil affı uygulanmayan Assubaylar ,

Çaycıya , Mao'nun askerlerine benzetilen Assubaylar ,

Sakatlanınca "Hamallık yapamaz, çaycılık yapar" diye rapor verilen Assubaylar ,

Hekimlerin çalışma sürelerinin uzun olmasından, yoğun iş baskısından dem vuranlar, bu ülkenin dağlarında sırtında  30 kilo teçhizatla ayağındaki postalı günlerce çıkartmadan görev yapanlardan bi haber galiba ,

"Mesai ikinci emir"  sözünü hiç duymamış herhalde,

Son dört yılda  49 Assubay canına kıymış  bay vekil , bilmem bu size bir şey anlatıyormu ?

Yoğun iş stresi , sonu gelmeyen mesailer , bitmeyen tatbikatlar, ağanın keyfi emirleri , sözlü - fiziksel şiddeti cabası, Mobing'in danişkası,  birilerinin her şart ve ortamda haklı olması ,

% 74 ü Türk vatandaşı olmak isteyen Suriyeli mültecilerin  tüm hızlarıyla Üremeleri için sorun olmayan  bütçe, sıra Assubaya gelince ; Size verirsek başkalarıda ister" denilen Assubaylar ,

Gözünü kırpmadan can verdiği ülkesinde  artık kendini mülteci kadar değerli olmadığına inanan Assubaylar ,

Üç doktor intiharı haberi üzerinden henüz 24 saat geçmeden  Şemdinli'den gelen  8  şehit haberi hangi meslek gurubunun ne kadar riskli olduğunu sizlere anlatamıyorsa  ,

Ve 

Aynı gün gazete manşetlerinde o   sekiz  şehit değilde,  "yerli otomobil" haberi  birinci sıra manşetten veriliyorsa   "zaten sözün bittiği yerdeyiz "  demektir ,

Bu meslek;

Dantelli çarşaflara sarılıpta, "Kefenimizle geldik"  edebiyatı yapmaya hiç benzemez  ,

Hiç bir meslek mensubu canına kıymasın ancak;

Sapla samanda  birbirine  karıştırılmasın ,

Ne yazıktır'ki,

Hiçbir gerekçe göstermeksizin Onlarca Assubay intiharını  araştırma önergesi reddedilen  bir meclise , 

Ve 

"" Aileleri,  kendilerinden sonra maaş alsınlar diye intihar ediyorlar ""   Diyebilen bir savunma bakanına sahip olduğumuz  bir ülkede yaşıyoruz.

En acısıda bu ,

Sorusu olan ?

1951 Yılında Adı ; TSK'da Assubay diye adlandırılan bu mazlum zümrenin  yenemediği / yenilmesininde bu güne kadar asla istenmediği bu makus talihi  başladığında Cumhuriyet henüz  28  yaşında imiş,  


Bu gün Cumhuriyetin  94 ncü yılını kutluyoruz,

Dile kolay 28  yaşında  gencecik bir Cumhuriyetten,  94 yaşını kutlayan  bir Cumhuriyete,

66 yıldır hem var olan , hem yok sayılan bir mesleğin mensuplarıyız, 

Adımızın;

Sadece görevde ve musallada hatırlandığı bir meslek bizimkisi,

Bu güne kadar en çok şehidi veren , Bir emirle ölüme gözünü kırpmadan giden ,

Sayelerinde en çok canına kıyan , Başları sıkışınca Kahraman  dedikleri,

"Sorunlarınızı biliyoruz, çözeceğiz" demelerinin üzerinden 42 yıl geçen ,

Anlattıkları masalları dinlemeye başladığımızda doğan çocukların  bugün çoktan kırkını geçtiği bir mesleğin mensuplarıyız ,

Bir kaç yıl önce orduevlerinde söz verenleri söylemiyorum bile,

Meydanlarda söz veren Başbakanları ,

" Mesaj alındı" diyen bakanları ,

"Maliye ile aramızda Ufak bir tıkanıklık kaldı, müjdeyi bizzat ben vereceğim" diyen bakanları ,

Bu gün bulundukları yerleri bu topluma borçlu olanlarıda söylemiyorum ,

Altı yıl sonra bu ülke kısmetse Cumhuriyetin  100 nci yılını kutlayacak,  şüphem yok'ki aynı masalları dinlemeye devam edeceğiz,

Tıpkı 1951 den beri dinlediğimiz gibi.

28 Yaşında gencecik bir Cumhuriyetten ,  94  yaşında bir Cumhuriyete ,

Çalışmalar devam ediyor ,

Masala devam ...

Mehmet ÖZTÜRK 


Nedense artık hiç şaşırmıyoruz bu tür haberlere,  Çok değil   henüz  bir yıl önce bir kıyak yapılmıştı pilotlara ,

Tarih ; 17 Ağustos 2016 , 671 sayılı kararname  13. madde ile  pilotlara 3 bin - 4 bin tl  zam. yine bu köşeden yazmıştık bu konuyu,  "Övgü Assubaya, kaymak Subaya"  diyerek ,
(  http://www.emekliassubaylar.org/component/k2/item/2437-%C3%B6vg%C3%BC-assubayakaymak-subaya ) 

15 Temmuz 2016  hain darbe girişiminden ordudan atılan pilotlar yüzünden hv. kuvvetlerindeki pilot açığını kapatmak, kalanlarında mecburi hizmetini dolduranların ayrılmamalarını teşvik anlamında bir kıyak yapılmıştı  o tarihte ,    zam değil  3 bin - 4 bin tl'lik  mini bir güzellik  diyelim.

Öncesinde 15 yıl olan mecburi hizmet  10 yıla düşürülünce bundan yararlanan bir çok pilot özel sektöre  geçiş yaptı ballı maaşlarla,  Devlet önce bu pilotların özel sektöre geçmelerinin önünü açtı mecburi hizmeti düşürerek , sonra pilot açığı var diyerek  kalanlara  zam yaptı gitmemeleri için.

ne zaman'ki Dank edince kafaya bu konu al alece bir kanun çıkartıp mecburi hizmeti 15 yıla çıkarttı tekrardan,
( Eğitim  yılına bakmadan subay - assubay hepsini 15 yıla çıkartması ayrı bir konu )
http://www.emekliassubaylar.org/component/k2/item/2721-e%C4%9Fitimde-olmayan-e%C5%9Fitlik-mecburi-hizmette-nasil-e%C5%9Fit-olur-?


Öte yandan bu duruma sessiz kalmayan , uluslararası sertifikaya sahip pilot Assubaylar Hv. kuvvetlerine dönmek istediler  en uygun uçaklarda istihdam  edilmek üzere ,  Ancak mevzuat hazretleri çıktı karşılarına ;  "Assubaydan pilot olmaz"  diyerek ,  bir çırpıda unutuverdiler  bu günün emekli pilotlarının  geçmişteki pilotaj hocalarının Assubay oldukları  gerçeğini ,  Malum , maksat üzüm yemek olmayınca,

Şimdilerde bir haber;

Önceleri ayrılıp sivil havacılığa geçmeleri  için teşvik edilen , hatta o uçakların  simülatör  eğitimlerinin dahi devlet tarafından karşılandığı pilotların kuvvetlerine geri dönmeleri için vede sivil hava yollarında aldıkları maaşa yakın maaş verebilmek için yapılan çalışmalar söz konusu,

"Bir hava kuvvetinin temeli bir uçak ve onun makinistidir"   yazısını dahi zaman içerisinde değiştirerek ,  "bir hava kuvvetinin temeli bir uçak ve onun pilotudur"  diye değiştiren  zihniyete sormak isterim;

Hava kuvvetleri  salt pilotlardan ibaretse  ,  ne diye binlerce uçak bakım Assubayını  istihdam  ediyorsunuz ?

Uçtuğunuz uçakların bakımlarını - arızalarını  , her hürlü silah, mühimmat  yüklemelerini , yakıt ikmalini ,take off kontrollerini , lastik  değişimlerini ve diğer her şeyini siz pilotlarmı yapıyor ?

Siz pilotların  sadece tek bir sorti uçuşu için  kaç ihtisastan kaç uçak bakım Assubayı kaç saat mesai harcıyor ?

Pilot ve uçağın  bakım  Assubayı  ayrılmaz bir ikilidir ,  bir elmanın iki yarısıdır ,  birinin olmadığında diğerininde olamayacağıdır ,

İcra edilen her görevde ikisininde çok emeği vardır ,

Uçak bakım Assubayları ,  bu işin  mutfağındaki şef aşçılardır ,

Bu kadar maaş uçurumunun olduğu yerde huzur olmaz , özveri olmaz , inanç olmaz ,  

Canınızı emanet ettiğiniz bu insanlardır ,

Geri dönmeleri için  sadece pilotlara  astronomik rakamlarla maaş vermek , adaleti sağlamaktan öte tsk'daki kırılmayı derinleştirir. 

Pilot açığına çözüm :

Son KHK ile Hava Kuvvetleri’ndeki savaş pilot açığını kapatmanın yolu açıldı. Buna göre; TSK ihtiyacı olması durumunda 18 yılını doldurmadan emekli olan bütün pilotları göreve çağıracak. Tabi bu kapsamda maaş ve rütbe ayarlamaları da söz konusu. Bu kararın bütün sorunları çözeceğini belirten Hava Kuvvetleri uçuş okullarında uzun yıllar komutanlık ve öğretmenlik yapan emekli bir generalin bunlara ek olarak önerisi de şu: “Sivildeki maaşın tamamını veremezler ama hepinize dayalı döşeli lojman diyebilirler. Nereye vereceklerse, ellerinde lojman var zaten. Bunların İstanbul’daki evlerini aile yaşantılarını bozmamaları lazım, çocukları okullara, kolejlere gidiyordur. Yani küsmeden gelmeleri lazım. Çünkü 100 tane F16 pilotu çok önemli bir rakam. O adamların en azının 2 bin saat F16 uçuşu vardır ve bunların büyük çoğunluğu 2 hafta ile 2 ay içersinde intibak ederler.”
(Tunca Bengin 28.08.2017 Miliyet).

Sen önce pilotların sivil hava yollarına gitmelerini teşvik edercesine mecburi hizmetlerini 10 yıla düşüreceksin , sonra gidecekleri uçakların simülatör eğitimlerini dahi devlet olarak karşılayacaksın , ne zaman'ki pilot açığı ortaya çıkınca  (pilot - sandalye oranı 1 e - 1,5 olması gerekir )  geri dönmeleri için sadece maddiyatla sorunu çözmeye çalışacaksın,

 
Eğer böyle değilse,

Kararname ile  abartılı zam vererek dönmelerini sağlamak yerine davet yolu ile,  şu anki muvazzaf pilotların emsallleri şartlarında görev yapmak üzere  hava kuvvetlerine geri çağırın ,  bakalım kaç pilot geri gelecek ?

Mesela vatan - millet meselesi değil , mesele alacakları kaymak üzeri bal meselesidir ,

TSK'da  adaleti sağlamak,  gen.kur  talebiyle iktidarın görevidir ,

Assubaylar  1951  den beri adalet arıyorlar ,  

PEYNİR GEMİSİNİN LAFLA YÜRÜME DEVRİ ÇOKTAN GEÇTİ ...

 

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar ve yazı

 

KAPAK resmi ve konu ile ilgili haber : 

http://www.pes24.com/ekonomi/pilot-maaslarina-tazminat-ayari/4854


 

 

 

Mehmet Tezkan Milliyet'te yazmış :

Fethullahçı çete mağduru emekli general Ahmet Yavuz’un kitabını okudum.. Kitabın adı; İleri demokrasi hayalinden darbe gerçeğine..

Vesayet Savaşları.. Yavuz Paşa kitabın sonlarına doğru darbe girişiminde askeri cephede yaşananlara da değiniyor ,Altını çizdim notunu aldım.

Dün sabah Sözcü Gazetesi’nde Emin Özgönül’ün haberini gördüm..

Yüksek Askeri Şura kararlarından bir ay sonra 3 general, 19 albay emekli edilmiş..  Özgönül, iki albayın öyküsünü yazmış.. İçlerinden biri FETÖ mağduruymuş.. Diğeri Jandarma Genel Komutanlığı’nı darbecilerin elinden kurtarmak için çarpışan albaymış..  Rehin düşmüş.. İnfaz edilecekken darbecinin silahı tutukluk yapınca kurtulmuş.. Kara Kuvvetleri Komutanı Güler, ‘Cesaret ve Feragat Madalyası’ verilmesini istemiş..Verilmemiş..  Emekli edilmiş!

Dönelim Yavuz Paşa’nın kitabına..

Darbenin önlenmesinde herkesin payı var ama vatansever Atatürkçü subayların çok büyük payı var..  Demiş ve örnekler vermiş..“İstanbul’u kana bulayacak tankların ve zırhlı araçların çıkmasını 2. ve 5. Kolordu komutanları önledi. Maltepe’deki 2. Zırhlı Tugay ve Topkule’deki 66. Mknz. tugayda tank ve zırhlı araçların kışla dışına çıkmasını önleyenlerin o gece yaptıklarını kimse bilmiyor.”Ege Ordusu da..  Veya diğer kentlerde..  FETÖ’cü çetenin darbesini önleyen çok sayıda subay var..  Şehit olan..  Gazi olan..Yavuz Paşa kitabına şu satırları düşmüş..“Daha bunun gibi birçok olay var, yerinde müdahale var. Ancak bilinsin ve yayılsın istenmiyor. Darbeyi halk önledi mitinin sakatlanmasını istemiyorlar. TSK' da bunları anlatacak durumda değil.”

"Kuşkusuz darbenin tek kahramanı astsubay Ömer Halisdemir değil"..     Öteki kahramanlardan neden söz edilmiyor?  Tankların çıkmasını engelleyenlerden.. Helikopterlerin kalkmasının önüne geçenlerden..FETÖ’cü çeteyle çatışanlardan..Uçaklarını kaptırmayanlardan.  Neden?

15 Temmuz’un asker kahramanları kimler?

http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/mehmet-tezkan/darbeyi-onleyen-asker-kahramanlar-2525271/

**************************                        ***************************                          *************************                  

Bay Tezkan ,

O gecenin tek kahramanı tabii ki  sadece rahmetli Assubay Ömer Halisdemir değil,  o geceye damgasını vuran, o gecenin bir çok isimsiz kahramanları var elbette, bunu kimse inkar edemez,

Sizin de belirttiğiniz gibi;

O gece Tankların sokağa çıkmaması için  geçici  arızalar  yaratanlar , Helikopterlerin kalkmaması için kasıtlı arıza yaratanlar , uçakların uçmaması için aynı yöntemi kullananlar sizce kimlerdir acaba ?

Özel kuvvetler komutanlığı  TSK'nın ve ülkenin can damarıdır,  adı da o yüzden Özel kuvvetler'dir.   İşte tam da bu yüzden Assubay Ömer Halisdemir'in yaptığı Kahramanlığın ta kendisidir.

O Kuvvetin ele geçirilmemesini canı pahasına  önlemek, ucunda şehadet olacağını bile bile bu görevi ifa etmek her babayiğidin harcı da değildir,  İşte o yüzden bu güne kadar kabrini bir milyondan fazla insanımız ziyaret etmiştir,  onun için 15 Temmuz'un sembolüdür.

Keşke Ahmet Yavuz paşaya sorsaydınız;

Uçuşa çıkamayan uçakları, helikopterleri, kışlasından çıkamayan tankları kimler, hangi rütbeli personel ,  hangi şartlarda engellemiş ?

O gecenin kırılma noktasında elbette bir Assubay vardır ve adı da Ömer Halisdemir'dir ,

işte tam da bu yüzden  İlker Başbuğ;

"Hainleri general yapmışız , kahramanları Assubay"  diyebilmiştir ,

Darbeyi  saatler öncesinden haber almalarına rağmen  İstanbul'da bir generalin kızının düğününde Halay çekerlerken yerlere yatırılıp, derdest edilenler ,

Gen.kur karargahında yerlere yatırılıp ters kelepçe takılanlar ,

Mürted'e götürülüp , boğazına kemer takılanlar  elbetteki  o gecenin kahramanları değillerdir .

Sayıları 326'dan 196'ya düşen (%40) azalan general - amiraller mi o gece darbeyi önlediler ? 

Yoksa , Önceden haberleri olmasına rağmen düğünde horon tepenler mi önledi ,  hangileri ?

Saydığınız generallerden hangisi  Ömer Halisdemir'in yaptığını yapabildi ?  

Hiç olmazsa sezarın hakkını sezara teslim etme erdemini gösterin,


Ne tesadüftür ki ;

Satır içi resim 1

Bir başka gazeteci ? ,  Cengiz semercioğlu da  Oscar'a aday filmi çekilen , Kore gazisi  Assubay  Süleyman Dilbirliği'nin hikayesini anlatan   "Ayla"  filmidir .  

Koreli küçük bir  kız çocuğuna sahip çıkan o zamanın gerçek bir kahramanı ,

Assubay  Süleyman Dilbirliği için  "onbaşı"  ifadesini kullanabilmiştir, (21.09.2017)

Mesele hiçbir rütbeyi küçümsemek değildir,

Kore gazisi  Assubay ile röportaj yapan bay Semercioğlu o gazinin rütbesini gerçekten bilmiyor muydu sizce ?

O  mel'un gecenin kahramanı başta Assubay Ömer Halisdemir ve birçok isimsiz kahramandır   ve de   darbenin kırılma noktasındaki isimdir,

Sadece doğruları yazın, 

İşinizi yapın  sadece işinizi ,  Kimsenin  Payandası olmayın ,

Birilerinin  yerlerde gezen imajı toplama gayreti Beyhudedir ...






 

İlk gelmeye başladıklarında  zamanın dış işleri bakanı  Ahmet Davutoğlunun sözleri hala kulaklarımızda ; "Bizim psikolojik sınırımız yüz bin kişidir,daha fazlasını alamayız" bu sözleri unuttukmu ? asla,


Bugün ülkemizdeki gerçek sığınmacı sayısını eminim ülkeyi yönetenler dahi tam olarak bilmiyorlardır,  bir kısmının üç milyon , bir kısmının üç buçuk milyon, bir kısmının ise dört milyondan fazla diye telafuz ettiği rakamlardan söz ediyoruz .

Avrupanın,  abd'nin   sığınmacı almamak için direndiği ,    AB ile 3,5 milyar avro karşılığı geri kabul anlaşmasının imzalandığı , bu paranında  bu güne kadar ancak % 10 unun alınabildiği aşikarken  , Japonya'nın  sadece  (1)  mülteci aldığı bir dünyada,hele hele Müslüman ! suudilerin   ve  başı sıkışınca her fırsatta yardıma koştuğumuz ve kişi başı 88.559 dolar ile dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan  katar'ın tek bir mülteci almadığı dünyada Türkiyenin bu yükü tek başına sırtlamasının sebebi nedir ?

Hiç kimse "din kardeşiyiz" lafının altına sığınmasın,  Dünyada  1,6 milyar müslüman nüfus var ve bunun bir kısmı  çok zengin petrol  ülkeleri , görünen o'ki körfezin bu para babaları  sadece kendilerine müslüman.  her seyahatleri   7- 8 uçak ve yüzlerce ton eşya ile yapılan , israfta sınır tanımayan  bu petrol ağaları tek bir mülteciye kapılarını açmamaktadırlar.

Suriyeli mültecilere kılını kıpırdatmayan Katar,  Arakan'a sadece 100.000 dolar yardım ederken , Kasırgadan zarar gören abd'ye 30 milyon dolar yardım gönderebiliyor,  bunu izah edecek birileri varmıdır ülkede ?

Ülkemizde durum nedir ?

Sayın Cumhurbaşkanının ;  "Suriyelilere tek başımıza 30 milyar dolar harcadık"  demesinin üstünden sadece iki ay geçmiş,(8 Temmuz 2017 ).
Peki , Ülkemiz tek başına bu kadar yükün altına girecek güce sahip'mi ?  hiç sanmıyorum, eğer öyle ise Çalışanına - emeklisine  % 3,5 zammı , bir başka deyişle bir kilo kıyma parasını maaş zammı diye uygun görürmü ?

Bir başka açıdan bakarsak;

Son üç yılda  Suriyeli sığınmacılar  500.000  çocuk doğurmuşlar,  her yıl ortalama 160.000 - 175.000 doğum gerçekleşiyor , bu yetmezmiş gibi çocuk sahibi olamayan sığınmacılara'da devlet  ücretsiz "tüp bebek" tedavisi sağlıyor,  sağlık için kendi vatandaşımızın katkı payı adı altında kaç çeşit para verdiği ortada iken, sığınmacıların tek kuruş para ödemeden sağlık hizmeti almasının sebebi nedir ?

Senede bu kadar çoğaldıklarını göre , ülkemizdekilerin büyük bir bölümü genç nüfus demektir, bunların gidip ülkelerinde savaşması gerekmezmi ?  sahillerde - parklarda  keyf yapan , birde etrafa taşkınlık yapanlar bunlar, olay çıkartan bunlar,

Küçük esnafımızın çeşit çeşit vergilerden beli kırılıp, kepenk kapattığı ülkede sığınmacıların hiç vergi vermeden ticaret yapmasını kim , ne ile izah edecek ?

Artık gün geçmiyor'ki televizyonlarda sığınmacıların cinayet, gasp , tecavüz, taciz , hırsızlık haberleri duyulmasın,  kendi suçlularımız bize yetmiyormu acaba ?

İşin bir başka boyutuda sağlıkta;
Neredeyse Türkiyenin  yıllardır unuttuğu  Sıtma - Şark çıbanı - Çocuk felci - Tüberküloz - Kızamık - Tifo - Bruselloz   gibi hastalıkların mültecilerle birlikte yeniden hortlaması.

Neden bunları yaşamak zorunda bırakılıyor insanımız ? , Maksadın sadece din kardeşiliği olmadığı aşikar ,  nasıl bir oyunun parçası oluyoruz milletçe ?

Daha yeni basına düşen bir haber;
Suriyede ailerinden aylık bin liraya kiralanan çocuklar, İstanbulda suriyeli dilenci mafyası tarafından dilendiriliyorlar,

Sayın Kemal Kılıçtaroğlu bir televizyon proğramında aynen şöyle dedi;

"Suriyeli sığınmacılar yakında bu ülkede kendi Mafyalarını kuracaklar" ...

Yerden göğe kadar haklı değilmi ?

Başka bir konu:

Malum  ülkemiz su fakiri bir ülke,  bu gidişle 25-30 yıl sonra  su sıkıntısı çekeceğimizi istatistikler söylüyor,  zaten millet olarak çevre bilinci olmayan bir toplumuz, yeşil alanları, ağaçlık alanları, dere yataklarını rant'a çevirmekte üstümüze yok,  bu kadar mültecinin ülkeye yüküne birde bu açıdan bakın,
Yakın gelecekte Bölgede su yüzünden savaş çıkması hiçte uzak bir ihtimal değil.

Sığınmacıların bu hızla çoğalmaları ve bu ülkede kalmaları demek,  çok değil 18-20 yıl sonra ülke nüfusunun % 10 u, 12 si demektir,
Bilmem yaklaşan tehlikenin farkındamıyız ?  misafirlikte bir yere kadardır,

Birde diğerleri var, Somalili, Afganlı , Afrika kıtasından, ve kaçak çalışan 200.000 den fazla Ermenistanlı, 

Suriyeli mültecinin Afganlı - İranlı  mülteciyi kaçırıp fidye istediği bir ülke olduk,

Hal böyle iken ,

Bir Ata sözü ile yazıyı bitirelim,

anlayana,

MİSAFİR  MİSAFİR İSTEMEZ ,  EV SAHİBİ HİÇ BİRİNİ İSTEMEZ ...

 

Otomatik alternatif metin yok.

Bu gün 5 Eylül 2017

Tam 5 yıl geçmiş Afyon cephanelik patlamasının üzerinden ,
5 Eylül 2012 Gece yarısı kamyon farı eşliğinde acemi askerlerle cephaneliğe emirle sokulan ve  bunun uygunsuz olduğu söylendiğinde,

 "Emre itaatsizlik" tehditine maruz kalan, bilahare yazılı emir istenildiğinde  "Oda hapsi"  tehditi karşısında emre uymak zorunda kalan

Assubay; Bedri Naim, Assubay; Murat Döğer ve 23 asker.

Emirle eritildiler  binlerce derece sıcaklıkta  25  Asker ,

Bedenleri 5-6 kilometreye saçıldı o gece ,  Kimi şehit ailesine  750 gram et parçası verdiler "Bu sizin şehit oğlunuz" diyerek,

O an şehit askerin annesi isyan etti, "Ben oğlumu askere 70 kilo gönderdim "  diyerek ,

Bütün bunların sorumlusu , sadece itiraza rağmen ceza tehdidi ile bu görevin yapılması emrini verenlerdir ,

Değişmeyen şey, emirle parçalanan Assubayların  sanki emri kendileri vermiş gibi sorumlu tutulmalarıdır ,

Öyle ya ,

İki Assubay kendi ölümlerinden kendileri sorumlu olsun ,

Emri verenler hiç tutuklanmadı, tutuksuz yargılanıyorlar, sadece görevi ihmalden . halen görevleri başındalar,
Mahkemede adalet arayan şehit yakınları "mahkemeye hakaretten" çoktan hüküm giydiler bile,

Ve ardından,

Assubay Bedri Naim'in eşi'de daha fazla tutunamadı bu dünyaya,

Sayın Birgül Naim,
Amansız hastalıktan hakkın rahmetine kavuştu, 22 şubat 2016 da ,

Ne acıdır ki;

5 Yıldır halen devam eden mahkeme  sürecine ömrü vefa etmedi , 

Askeri mahkemede Adaletin nasıl tecelli edeceğini göremedi, kavuştu Bedri Naim'ine,

Emri verenleri sormayın, onlar görevleri başında.

Yakında karar çıkar; 

Suçlu; Assubay Bedri Naim  ve Assubay Murat Döğer denilirse kimse şaşırmasın,

Nasıl olsa ölüler konuşamazlar,

Kimileri emirle yok edilirken, Kimileride Afyon valisinden hediye Kilim, Plaket almaktaydı o zaman ,

Şehit yakınlarıda Askeri mahkemeden adalet bekliyor tam  5 yıldır ,

Adalet dağıtacaklar  Cübbe ile rütbelerini örterek,

Komutanın,

Emir verenin,

Savunma alanın,

Yetersiz görenin,

Ceza verenin,

İnfaz edenin,

Kısaca; Hakim'in, Avukat'ın, Savcı'nın aynı bünyede hayat bulduğu sistemde Adalet dağıtacaklar,

Sanığın;  hakimden, savcıdan kıdemli olduğu bir ortamda nasıl olacaksa ?



n M
MANİSA'DA GIDA KONTROLDEN SORUMLU ASSUBAY TUTUKLANDI
 
1 )  Afyon cephanelik patlamasında suçlular bulundu ;
      Şehit Assubaylar, Bedri Nayim,  Murat Döger ,

(Eminim bu şehit Assubaylar ve diğer şehitler kendi inisiyatifi ile, hiç bir kimseden emir almadan gecenin kör karanlığında kamyon farı ışığı altında o cephaneliğe girmişlerdir ,  Assubayın Yetkisi'de !  - sorumluluğu'da kendindedir, Tabiki suçlular  asla konuşamayacak olan Assubaylardır, oysa Sadece Adalet arayan şehit yakınları mahkemeye hakaretten çoktan hüküm giydiler bile .)
2 ) Tek kurşun atılmayan Şah Fırat operasyonunda suçlu bulundu ;

      Şehit Assubay Halit Avcı ,

( Nasıl şehit olduğu dahi önceleri basına doğru açıklanmayan, sonunda tankın namlusunun çarpması sonucu şehit olduğunda karar kılınan , görevi gereği kask takması mümkün olmamasına rağmen, ısrarla kask takmadığı için şehit olduğu söylenen  şehit Assubay  Halit Avcı.  elbette öyle diyorlarsa öyledir, Üst her zaman haklı değilmidir ? )


) Sosyal medyada sehven General yerine  "Keneral"  yazdığı için ordudan atılan'da bir Assubay değilmidir ?

( Elbette bu Assubay'da suçludur, sen nasıl bir harfi yanlışlıkla yazabilirsin ?,  senin hata yapma lüksün olabilirmi ? tabiki o , "k"  harfinin cezası kapının önüne konulmaktır. bu kararı verenler yine haklıdır zira onlarda üst'tür ve haklıdır.)


) Dört yumurta için (0.91 krş)  altı ay hapis cezası alan Assubay'da suçludur,

( Sen kendini akşam yemeği için kendisi ve diğer nöbetçi sb'lar için iki kilo kavurma yaptıran nöbetçi amirimi sandın a benim garip Assubayım ? 6 ay hapis  cezasını sende çoktan hak etmişsin , kapının önüne konulmadığın için şanslısın , sen Assubaysın dört yumurtanın hesabını elbet senden soracaklar,  sende  general olsaydın  be kardesim , çoluk çocuk  skorsky  helikopter ile pikniğe gitseydin, inan kimse hesap dahi sormazdı , tabiki sende suçlusun .)


)  "Suriye sınırında kaçakçılara karşı görev yaparken alıkonulan astsubay ,

  "Suriye sınırında kaçakçılara karşı görev yaparken alıkonulan astsubayımız   az önce ülkemize getirdik. MİT’in başarılı operasyonuyla yuvasına dönmekte olan askerimize, ailesine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Astsubayımızın ülkemize dönüşü nedeniyle milletimizin gözü aydın" dedi.

 

Bu sözler kime ait ?


Tabiki dönemin Başbakanı sn. Ahmet Davutoğluna,


Kimin için sarf etmiş bu sözleri ?


Assubay Özgür Örs için ,


Ya sonra ?


Sonrası malum,


Ülkenin - Tsk'nın itibarını düşürmekten onunda ilişiği kesilivermiş Tsk. dan ,


Peki;


Aynı bölgede görev yapıp kaçırılan ve sonra kurtarılan bir subay olsaydı ne olurdu  ?


Şüphesiz Taktir , Teşekkür, üstün hizmet beratı, ne kadar taltif , ödül varsa artık ,



6 )  4 Temmuz 2003 Özel kuvvetlerin Süleymaniyedeki karargahını basan amerikan conilerinin Türk askerinin başına çuval geçirmesi hadisesi;


Bu olayda bulunanların tamamı Assubay olsaydı, aynı şey onlarında başına gelirdi şüphesiz , İtibar hazretlerinden onlarda kapının önüne konulurlardı ,içlerinde  subay'da olduğu için  konu unutturludu basında.



7 ) 14 Temmuz 2011 Silvan saldırısı ; ( 13 Askerin şehit edilmesi )


Bilirkişi raporunda, "Emir - komuta edenlerin tamamı suçlu"  denmesine rağmen, görevi kötüye kullandıkları iddiası ile tutuksuz yargılanan 4 subay Diyarbakır 7.Kolordu Askeri mahkemesince  ihmalleri olmadığı gerekçesi ile beraat ettirildi.


Yargılayan  -  Yargılanan aynı hamurdan olunca  kaçınılmaz son,  nedense hiç sürpriz değil , Bir yanda sadece kaçırılıp 4 gün sonra kurtarılmasına rağmen İtibar hazretlerinden ordudan atılan Assubay, öte yanda bilir kişi raporunda  suçları kesin olan, ama askeri mahkemede beraat eden subaylar .



)  4 Kasım 2005 Şemdinli kitap evi baskını ;


       Suçlular yine bildik rütbelilerden ,  Assubay Ali Kaya , Assubay Özcan İldeniz,


Mahkemenin kararı; 39 yıl, 10 ay, 27 gün  hapis,


Bu Assubayları o göreve gönderenler, o emri verenler neredeler ?


Ya, onları tanıdığını, iyi çocuklar olduğuna kefil olan nerede ?


Oda zırhlı makam arabası ile hayatını yaşamakla meşgul.

 

VE 


9 ) Manisa'da  1. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığında yediği yemekten zehirlenen Askerler konusunda yapılan tahkikat - soruşturma neticesi çok şükür suçlu bulundu ,


Gıda kontrolden sorumlu Assubay tutuklandı, eminim o Assubayın amiri, komutanı, ona o görevi veren tüm subay kesimi rahat bir nefes almışlardır,  


Bu Assubay acaba  Gıda mühendisi'de yoksa bizmi bilmiyoruz ?


Ne kadar kolaydır her suçu bir Assubaya yıkmak,


Ona  o   görevi verenler neredeler ?


"Emir , demiri keser "  dersiniz'ya,


Demir tutuklandı,


Ya emri verenler ?


Yıllar geçsede Sistem hiç değişmiyor ,


Yoldan geçen bir assubay her zaman bulursunuz  ...

 


Sn.  Kemal Kılıçtaroğlu  söylüyor ; 


“Bir düzen düşünün, suçlayan kişi kendileri. Yargılayan kişi yine kendileri” diyen Kılıçdaroğlu, “Mahkûm eden kişi de kendileri. Yani, suçlamayı yapan, yargılayan ve mahkûm eden aynı kişi ve buna ‘Adalet’ deniliyor. Bu, adalet değildir. Böyle bir adalet olmaz” dedi. ( 4.7.2017)


Sayın Kılıçtaroğlu,  


Sizin bu söylediğinizi biz Assubaylar tam 61 yıldır söylüyoruz, 


Bir kurum düşünün,


Emir veren, savunma alan, yargılayan, mahkum eden, infaz eden ,hakim, savcı, amir, komutan, doktor,


Tekmili birden aynı bünyede buluşmuş olsun, ve bunun adınada ADALET denilsin ,


Sonrada üstüne bir güzel cila çeksinler,


"Kamuda en eşitlikçi yer TSK'dır"  diyerek ,


Sizin ,"Assubay intiharlarını araştırma önergeniz" neden red edildi ? bir soruşturun ,


Assubay sorunlarını anlatan, onların Adalet arayışlarının sesi olan gazeteciler bu ülkede mahkemeye verilip, meslekten el çektiriliyorlar ,


Demem o'ki ;


Ankara - İstanbul arasını Assubaylar 61 yıldır yürüyorlar,


DUYAN  , GÖREN , BİLEN  VARMI  ?






Eski savunma bakanı  İsmet Yılmaz  taa Karstan ses vermişti Assubayların yaptığı eylemin sonlandırılması için , 

"Eylemi sonlandırın mesaj alındı"  demesinin üzerinden  tam 40 ay geçmiş ,(Mart 2014)

Neticede Sayın bakan suya sabuna dokunmadan, bir ömürlük sorunu çözmeden, Çözmek istemeden  ,  "Aldım"  dediği mesajın gereğini yerine getirmeden tedbili mekanda ferahlık vardır deyip Eğitim bakanlığına transfer oluvermişti ,

Haliyle Sırtındanda , onlara göre bir kambur olan Assubay yükü bir gecede kalkmış oldu ,

Nede olsa sırtındaki yumurta küfesi değil elbet ,  at gitsin ,

Şimdi yakalayıp sorsak sayın bakana;

"Ne oldu aldığınız mesaj" diye, eminim alacağımız cevap şu olurdu;

"Tam bu sorunu halledecektim'ki  hükümet değişikliği hasıl oldu , dolayısıyla bende yeni savunma bakanına devrettim bu devasa sorunun halledilmesini" .

Sonra yeni savunma bakanı geldi,  Sayın Fikri Işık.

Kucağında bu sorunla oturdu bakanlık koltuğuna sayın ışık,

Bir müddet sessiz ve derinde kaldı ,   

Ta'ki ;

3 Mart  2017 de , Balıkesirde ziyaret ettiği Şehit Assubayın evini ziyaret ettiğinde sorulan o  hiç beklenmedik , hatta çalışılmadık yerden gelen soruya kadar,

Milli Savunma Bakanı Sn. Fikri IŞIK Balıkesir'de ŞEHİT Astsubay AİLESİ'ni ziyareti sırasında ŞEHİT Ailesinin

9-2 ve TAZMİNATLAR sorusuna, 

" Biz Okey Diyoruz, 
Maliye Bakanlığına gönderdik, 
Orda ufak bir Tıkanıklık var, 
Tıkanıklığı Aşmaya çalışıyoruz, 
En kısa zamanda çözüp bizzat sizi arayarak MÜJDEYİ bizzat ben vereceğim size "   3 Mart 2017  (Basın)

Bakanın Bu sözlerinin  ardından'da  yaklaşık  6 ay geçmiş, henüz ne bir sonuç, ne bir müjde ,

Çok şükür bu sayın bakanda Assubay sorunlarını halledemeden - HALLETMEDEN  başka bir koltuğa yatay geçiş yaptı, tıpkı kendinden önceki sayın bakan gibi ,

Şimdi yeni bir Savunma bakanımız oldu,  Sayın Nurettin Canikli ,

Bakalım Assubaylara hangi müjdeleri verecekler , 

Alıştık nasıl olsa müjdeyi bizzat vermelerine , icraatın ne önemi var ?

Unutmadan ;

Birde başka söz veren daha vardı Etiler ordu evinde tarih ; 29 Ekim 2015 ,

"Bu sorunu halledeceğim" demesinin üzerinden  tam  21 ay geçmiş ,

Yarın , bir gün oda fötr giyip aramıza katılacak,

Verdiği söz kendisine hatırlatıldığında ,

O zaman ne diyecek, çok merak ediyorum ?


Zaten Assubayın karnı Müjde ile ,  subayın karnı  6 çeşit tazminat ile doyuyor nasıl olsa,

Öyle olmasa,

S ..... tıkları helayı dahi ayırırlarmıydı ?

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, takım elbise ve yazı


15 TEMMUZ ANLATILMAK İSTENİLİYORSA , KULLANILACAK TEK FOTOĞRAF  BUDUR , GERİSİ LAF-I  GÜZAFTIR ...

O Mel'un  gecenin kırılma noktasında bir Assubay olduğunun resmidir bu ,


Bir emirle gözünü kırpmadan ölüme gidenlerin resmidir ,

Açlık, yoksullukla terbiye edilmeye çalışılanların resmidir ,

Cephede her zaman en önde olanların resmidir ,

61  Yıldır uyutulanların, kandırılanların, yok sayılanların resmidir ,

Sıvasız hanelerin umutsuz  canından bezdirilenlerin, yinede önce vatan  diyenlerin resmidir ,

İnsani ihtiyacı için dahi zabit ordu evine alınmayanların resmidir  ,

Utanmadan sıkılmadan Mao'nun askerlerine benzetilenlerin resmidir ,

Klimalı ofisteki memur kadar değeri olmayanların resmidir ,

Anayasal bir hak olan eğitiminin dahi engellenenin resmidir ,

Çaycıya benzettiklerinizin resmidir ,

Şehit olunca cebinden beş lira çıkanların resmidir ,

Babası Assubay diye tanımamazlıktan geldiklerinizin resmidir ,

TSK'nın mutsuz, umutsuz çoğunluğunun resmidir ,

Bu ülkenin üvey evlatlarının resmidir ,

Siyasisinden, Askerine verdikleri söz tutulmayanların resmidir ,

Kabrini yüz binlerin ziyaret ettiklerinin resmidir ,

Yan gelip yatmayanların resmidir ,

Şehit olup , gazi olup  Açlık - yoksulluk sınırının altında yaşayanların resmidir ,

Şehidine cennet müjdelenip bu dünyada cehennemi yaşayanların resmidir ,

Mahallenin bakkalı,kasabı,manavı, taksicisi, kamyoncusu, davulcusu,zurnacısı,şarkıcısı,türkücüsü,oyuncusu,artisti, yazarı,çizeri,okumuşu, okumamışı  kadar değeri olmayanların resmidir bu ,

Bulunduğunuz makamı, mevkiyi borçlu olduklarınızın resmidir ,

kısacası ; 

15 Temmuzu 15 Temmuz yapanın resmidir bu ,

Mürted ovasında boğazına kemer takılanların , düğünlerde yerlere yatırılıp ters keleple ile derdest edilenlerin  hala makamını borçlu olduklarının resmidir bu ,

ve,

15 Temmuz gecesinin Hasan Tahsininin resmidir ,

15 Temmuzu kutlayacaksanız ,

Başka resim aramayın ...



Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ