Çarşamba, 15 Şubat 2012 23:36

İKİ PERDELİK OYUN !..

iki-perdelik-oyun

Yıl 1919 Temmuz'un 23' ü. Atatürk Erzurum Kongresini açar. Alınan en önemli karalardan biri de ulusal'cı bütün derneklerin tek çatı altında toplanmasıdır. Aynı zamanda İstanbul'da Damat Ferit Paşa Kabinesi iş başındadır ve M.Kemal Paşa'nın bu girişimlerini adeta dünyaya jurnal etmekte "Anadolu'da karışıklık çıktı. Anayasaya aykırı olarak Millet Meclisi adı altında toplantılar yapılıyor. Bu girişimin sivil ve asker görevlilerce yasaklanması gerekir." demektedir. Bunun sonucunda Atatürk'ün derdest edilerek tutuklanıp İstanbul'a gönderilmesi için bir buyruk çıkartılır.

TEMAD Gen.Bşk.lıgı Ankara'dadır. Seçimle işbaşına gelmiş olsa da Gen.Bşk. üyelerinin gözünde neredeyse yasallığını kaybetmiştir. Bir kaç muhalif grup ve bir çok Assubay  devre siteleri kurulmuş hızla kendi aralarında örgütlenmekte ve muhalefet seslerini yükseltmektedir. Bazı muhalifler Merzifon'dan Ankara'ya 320 Km.yürümektedir. İzmir, İstanbul, Antalya ve Anamur'dan gelen sınıf sevdalıları bu yürüyüşü karşılamak için toplanmaktadır. Genel Bşk.lık, çözümü "Onlar, bizden degil" diyerek bertaraf etmeye çalışıp, müttefiklerine güvence vermeye çalışmaktadır.

İstanbul'da bir türlü toplanıp ulusal kurtuluşu saglayacak karaları alamayan ve tamamen müttefik devletler güdümüne giren sadece İstanbul'u, Padişah ve halifeyi kormaya ve kurtarmaya yönelik bir çalışma içine giren Ferit Paşa Hükümeti Atatürk liderligindeki Temsilciler Heyetinin aldıgı İstanbul ile Anadolu'nun irtibatının kesilmesi kararı sonrası 2 Ekim 1919'da  istifa eder. Yerine aynı gün Ali Rıza Paşa hükümeti kurulur. Temsilciler heyeti A.Rıza Paşa hükümetiyle Cemal Paşa aracılıgı ile diyaloga geçer. Ulusun bagımsızlıgı ve hakları için kendilerine azami destegi verecegini taahüt eder. Bütün örgüte bunu bir bildiri ile iletir. Yeter ki İstanbul Hükümeti Ulusal güçlerin kendisine yardımcı olması için kuruldugunu kabul etsin. Kendilerini müttefik devletlerine "Onlar muhalifler,bizden degiller." diye jurnallemesin.

TEMAD Gen. Mrk.nin bir türlü radikal kararlar alarak gittikçe karmaşık bir hal alan sınıfsal sorunlarımızı çözememesi tabanda huzursuzluk yaratır. Bunun dogal sonucu olarak kurulan sitelerden biri öne çıkar ve TEMAD Gen.Mrk.ne "Biz size yardımcı olmak için varız. TEMAD bir deniz olsun bizler de O'na akan dereler olalım. Birlikte kurtaralım bu sınıfı." diye bir deklarasyon yayınlar. Ancak Genel Merkez iktidarda olmayı yedi düvelle savaşabilme gücü olarak algılar. Kimi üyelerini ihraç eder kimi duayenlerini küstürür...

Uzun ve kutsal bir isyandan sonra ülke kurtulur. Padişah İngilizlere sıgınır. Cumhuriyet kurulur. Bir çok dogu ülkesi bu inanılmaz zaferi örnek almaya çalışır.

TEMAD olagan seçimlere gider. Başarısız iktidar devrilir. Yeni bir yönetim kurulur. Eski yönetim Ankara dışına çıkamadan Dernekler masası yakalarına yapışır. Eski Genel Başkanın yanında hızlı savunucuları M.E.'ler yoktur. Ki kendisine şu "mesel"i verebilsin.

Sayın Erol keşke NUTUK'u okusaydınız. Padişahlıgın mutlak güç olmadıgını anlasaydınız, kimin yardımcı kimin yardakçı oldugunu belki daha iyi anlardınız. Size uzanan elleri geri çevirmezdiniz.

Ve... Perde kapanır...

NOT: Birinci perde, NUTUK'tan gerçeklere dayanılarak yazılmıştır.
Yayınlandığı yer GÜNEY RÜZGARI
Cuma, 21 Ekim 2011 13:05

KIŞA GİRERKEN BAHARI YAŞAMAK !

temad-13-genel-kurulu

Kabus bitti, yüzler gülmeye başladı! Bazı arkadaşlarımızın kazanmak için o kadar uğraş verip çaba harcamanın sonucunda, seçim sonuçlarının açıklandığı andaki salonun görüntüsü ilginçti!

Eh tabii ki kolay değildi! Çok çalışmışlardı derslerine! Listelerini hazırlarken çoook özen göstermişlerdi! Pür dikkat "aman hata yapmayalım" diyerek, 'suda hile olur bizde olmaz' yaklaşımı ile tüm hazırlıklarını yaparak, adaletin gerçekleşeceği salona gurur ve onur ile girip yerlerini almışlar ve 'kendilerine özel!' adaletin gerçekleşmesini beklemeye başlamışlardı.

Örneğin, bizim İzmir Karşıyaka'dan gönderdiğimiz ilk liste red edilmiş ve seçim yapılan tarihteki sayının karşılığı olan yeni bir delege listesi istenmişti. Doğruydu, tüzük bunu söylüyordu ve bu doğru önceden verilmiş rengin de yansıması idi!

Acaba Genel Merkez bu adaleti (!) diğer kaç noktaya uyguladı veya uygulamadı dersiniz? Ya da Genel Merkez'le arası iyi olan kaç başkan bu antidemokratik seçim hilesi ile salonda yer aldı dersiniz? Dar alanda kısa paslaşmalar ile seçime kaç sıfır geriden başlandığının ve buna rağmen Sn. Keser'in ipi göğüslemesinin anlamı daha başka olmuştur!

Bir de kurdukları cümleler arasına 'sosyal demokrat' kimliklerini sıkıştıran, bu şekilde de sosyal demokrat olunacağını zanneden başkan veya başkanlar "grup kararı ile BEYAZ OY kullanıyoruz" diyerek delegelerine ne kadar demokrat olduklarını gösterdiler! Bu karara uyup, o anda başkanlarına  baş kaldırmayan arkadaşlarımız şu an bu statükocu teslimiyeti yaşarken, diğer arkadaşlarımızın dik duruşu seçimin demokratik geçmesi açısından çok önemli idi. Yeri ve günü geldiğinde baş kaldırırsan başın dik, aksi halde eğik olur!...

Geçen kaleme aldığım "İnsan ve Bukalemun" adlı yazımda da bu konuya değinerek;

"Hemen yanı başımızda, hemen karşımızda oturur bukalemun. O zaman farklıdır rengi. Dışarı çıkınca farklı olur. An meselesi, saniye meselesidir değişmesi. Sağcıyla sağcı, solcuyla solcu, dinciyle dinci… O gün başkanla başkancı, bu gün kendinle kendidir.

İş bittiğinde de hiç bir şey olmamış gibi yanınızdadır. Sınıfına verdiği zararın yıllarca sürecek olmasını görmeyecektir! Biraz önce senin yanında beyazdır, diğer masaya geçtiğinde yeşil, sarı, mavi, mordur. Ne farkeder ki? Değil mi? Renklerin ne önemi var?"

diye yazmıştım. İşte, seçim bitti ve yeni bir dönem başladı. Buyurun; renkler ve insanlar!...

"Delege; kendilerine yetki verilerek bir yere veya birinin katına gönderilen kimsedir". Acaba, başkanlarımız delege seçimlerinde hangi kriterleri dikkate aldı ne dersiniz?  Böylesine önemli bir seçimdeki hassasiyet, devre veya ahbap-çavuş ilişkileri miydi? Üzülerek söyleyebilirim ki, salona girildiğinde bazı arkadaşlarımızın kaç başkan adayı olduğundan ve bunların kimler olduğundan bîhaber olduklarını görmek üzücü idi! Belki de bazı başkanlarımız gruplarını yönlendirerek ve aynı zamanda arkadaşlarına da saygısızlık ederek ne kadar demokrat olduklarını gösteriyorlardı!

Seçimi kazanan arkadaşlarımızın işlerinin kolay olmadığının bilincindeyim. Ancak, verecekleri uğraş ile bu işin başarılacağına, haklarımızın ve onurumuzun iadesi için yeni bir yapılanma ile tümden değilse de kademe kademe başarılı olacaklarına inanıyorum.

  • Seçim suresince bizlere yakışan bir şekilde bu mücadelenin bir parçası olan Sayın Cengiz ERTEN ve arkadaşlarına sevgilerimi,bu sonucun alınmasında büyük etkisi olan sitemiz yönetimi ve yazarlarına saygılarımı,Sn.Keser ve ekibine tekrar başarı dileklerimi  iletiyorum...

Saygı ve sevgilerimle....

Atilla ABAYLI
İZMİR-KARŞIYAKA

Yayınlandığı yer KONUK YAZAR
Pazartesi, 17 Ekim 2011 21:23

13. TEMAD GENEL KURULUNDAN İZLENİMLER..

temad-genel-kurulu

BİR GENEL KURUL BÖYLE GEÇTİ…

Fırtına, şiddetli yağmur, sel altında geçen  bir Antalya gecesinin ertesinde, 10 Ekim sabahı TEMAD 13. Olağan Genel Kurulu’na katılmak için, 18 kişilik Antalya TEMAD delege gurubu olarak Ankara’ya doğru yola çıktık. Ömrümce yaptığım yolculuklar esnasında, Gülek Boğazı’ndan,  Tekir’i, Burdur’dan   Çeltikçi Beli’ni aşıp Toroslar’dan  aşağı her sallanışımda, Akdeniz’in güneşli ılık havasını yüzümde hissetmiş, her defasında içimden derin bir oh çekmişimdir. Bu defa tam tersi olmuştu. Yağmur sis ve kara bulutlar altındaki Antalya’yı arkamızda bırakıp, Burdur’da güneşli pırıl pırıl bir havaya kavuşmak, sanki bir gün sonra, Ankara Yenimahalle Nikah  salonunda  derin bir  “oh” çekme anına camiamızca bir adım daha yaklaşıyor olmanın habercisiydi.

Yol boyunca zaman zaman Antalya TEMAD Başkanı Sayın Mustafa Dündar’ın,  katılmak için yola çıktığımız 13. TEMAD Genel Kurulu üzerine düşüncelerini, TEMAD Yönetiminin içinden biri olarak yoklamaya çalıştım. Söyledikleri özet olarak şunlardı. “TEMAD Antalya İl Başkanı olarak benim de bildiklerim maalesef sizin bilgilerinizden farksız. Mevcut Genel Merkez Yönetimi'nin bu genel kurulda da göreve talip olduğunu ben de internetten okudum. Genel Merkez’den kimse bir kerecik olsun bir 'alo' deyip bu konuda  fikriniz nedir diye sormadı. Bu durum  bizi çantada keklik gördükleri mi, yoksa gözden çıkardıkları mı anlamına geliyor bilmiyorum. Ancak iki gün önce Genel Merkez’den bir görevli aradı, Tandoğan Orduevi'nde Antalya delege grubu için yer ayırtıldığını, Ankara Otogarı'na gelen grubun  görevlendirilecek bir servis aracıyla da konaklama yerine ulaştırılacağını söyledi" Ancak yolculuğumuz esnasında, Ankara’ya yaklaşırken Sayın Başkanımızın  kurduğu telefon irtibatı sonucunda, servis gönderilmekten   vazgeçildiğini, grubumuzun Tandoğan Orduevi'ne kendi imkanlarıyla, yani metroyla ulaşacağını öğrendik

  • Neyse ki Grubumuz Ankara Otogarı'nda otobüsten indiğimizde, Yeni Oluşum Grubu'nun organize olduğunu, başta Sayın Ahmet Keser olmak üzere, Yeni Oluşum Grubu görevlilerini, Ankara Otogarı'na ulaşan delege gruplarını beklerken bulduk. Bu meslektaşlarımız kendi imkanlarıyla biz Antalya delege grubunu, konaklayacağımız Tandoğan Orduevi'ne naklettiler.

Tandoğan Orduevi'nde odalarımıza yerleştik. TEMAD Genel Kurulu delegeleri için sadece Tandoğan Orduevi'de 90 kişilik yer ayırtılmış. Konaklama sorunu halledilmişti ama orduevinde yemek konusunda sorun yaşandı. Adı geçen Orduevi'nde akşam yemeğinde, orada konaklayan delege meslektaşlarımızın yarısı yemek miktarı yetersiz olduğu için, yemek yiyemediler. Burada  kendimize bir iğne  batırmak istiyorum.  Devamlı elimizin  kolumuzun  bağlı olduğu konusunda hep birilerini eleştiririz. Yatak doluluk oranına göre çıkarılacak yemek miktarını öngörecek olanın, Ankara Şehir Oteli lokanta sorumlusunun olup olamayacağına siz karar verin.

Bir gurup delege meslektaşımızın da Etiler Orduevi'nde konakladıklarını  öğrendim. Akşam yemekten sonra, başka şehirlerden gelen tanıdık meslektaşlarla kucaklaşmak, ziyaret etmek  için Etiler Orduevi'ne geçtim.  Bu dolaşmalarım sırasında, Etiler Orduevi lobisinde, o yaşında yüzünden hiç eksik olmayan  gülümsemesiyle, meslektaşlarıyla birlikte olmanın mutluluğu yüzüne yansımış, askılı pantolonlu, seksenli yaşlarında Mehmet DAREGENLİ Ağabey'i her gördüğü meslektaşının elini sıkıp hoş geldiniz derken izledim, sevindim. Bana rastlamamış olabilir mi bilmiyorum ama, Genel Merkez'den  görevlendirilmiş, delegelerin halini hatırını soran bir tane bile görevli meslektaşımı göremedim.  Sağ olsunlar, ya bana öyle geldi, ya da gerçekten öyleydi, adım başında "bir sorununuz var mı?" diye soran çok sayıda  Yeni Oluşum Grubu'ndan meslektaşıma rastladım..

Genel kurulun yapılacağı günü sabah lobide beklerken, kırklı yaşlarında olduğu halde bozulur diye bilgisayar klavyesine dokunmaktan korkan, söze "TEMAD bana ne verecek ki" diye başlayan, ülkenin ve camiamızın mevcut bölünmüşlüğü yetmezmiş gibi, onları bir de  doğum tarihin göre bölüp "genç kuşak - yaşlı kuşak" diye ayırıma tabi tutmaya kalkan meslektaşlarımıza inat, mail adresinden, internetten, yurdun dört bir yanında camiamızla ilgili haberlerden, haklarımızdan bahseden, sorunlarımıza hakim, çoğu genç meslektaşımdan daha genç, Üsküdar TEMAD'dan Zeki KENTEL ağabeyle tanıştım, sohbet ettim, camiamızın sorunlarına sahip çıkılması adına sevindim umutlandım..

Hele neyse ki, saat sabah sekizi geçip, Anıtkabirde yapılacak çelenk koyma törenine gitmek için orduevi "lumbarağzında" bekleyenler kalabalıklaşmaya başladığında, bir meslektaşımız çıkıp, genel merkezin yaptığı organizasyonda görevli olduğunu, Anıtkabir'e gidecekleri   götürecek servislerin gelmek üzere olduğunu, ancak araçların sayı olarak yetersiz kalabileceğini, vakit varken, isteyenlerin Anıtkabir'e kadar yürüyebileceklerini söyledi. Bu bilgi üzerine vakit geçirmeden Anıtkabire doğru yaya olarak yola koyuldum. Yolda yan yana yürürken tanıştığım bir meslektaşım, kendisinin Ordu TEMAD Şube Başkanı olduğunu söyledi. Antalya İl Başkanı'nın yakındığı konuların aynısını o da dile getirdi. Ayrıca  "Ben altı ay içinde göreve geldim. Göreve geldikten sonra TEMAD Genel Merkezi'nden bir Allah'ın kulu çıkıp, telefonla alo diyerek, kimsin, nesin, halin nicedir, görevin hayırlı olsun demedi "  diye ekleme yaptı. Genel Merkezin ilgisizliğinden yakındı.

Anıtkabir'de çelenk koyma töreninden sonra servis araçlarıyla, genel kurulun yapılacağı Yenimahalle Belediye Nikah Salonu’na geçtik. Kongre delege kartlarımızı alıp içeriye girdiğimizde, salonun  sahneye yakın ve sahneyi iyi gören bölümlerinin doldurulmuş olduğunu gördüm. Antalya delegeleri olarak, salonun  biraz kıyı köşesi sayılabilecek  bir bölümünde bir masa bulup yerleştik.

Kongrenin açılışını, "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin belkemiği assubaylar..."  diye başlayıp, "dosya aldık verdik " diye devam eden, her zaman yaptığı konuşmalardan birini yaparak Sayın Mustafa Erol Yaptı. Sözlerini, "yaptığımız icraatların tamamı  elinizde bulunan dağıttığımız broşürlerde yazılıdır " diyerek bitirdi.  Gündemde madde olarak yazılı olan saygı duruşunu da o anda halen genel başkanlığı devam eden Sayın Mustafa Erol yaptırdı. Buna, salonda, gündem sırasına uyulmadığı, saygı duruşu ve kongre açılışının divan başkanı tarafından yaptırılması gerektiğini ifade eden homurdanmalar oldu.

Bir gece önce, camiamıza yakışır bir genel kurul yapılabilmesi için, kongre divan başkanlığı ve üyelikleri için yönetime aday olacak gruplar, kabul gören adaylar üzerinde anlaştıkları haberi kulaktan kulağa dolaşmıştı ve divan başkanlığı için üzerinde anlaşılan ismin Çanakkale İl Başkanı Sayın İsmail Erdem olduğu söylenmişti. Ne var ki, divan heyeti teklifleri açıklandığında , üzerinde anlaşılan tek isimin, divan başkanlığı için , değerli meslektaşımız Sayın İsmail  Erdem'in  ismi olduğu anlaşıldı. Çünkü mevcut yönetim ve muhalif gruplar divan başkan adayı Sayın İsmail Erdem adı ortak olmak üzere divan  üye isimleri  farklı iki adet liste teklifi vermişlerdi. El kaldırarak yapılan  oylama sonucu, mevcut yönetimin listesi çoğunlukla kabul edildi.

Divan kurulu yerlerini  aldıktan sonra, anlayabildiğim kadarıyla,  özellikle Genel Merkez tarafından hiç bir ölçüye sığmayan gerekçelerle görevden alınmış olan  TEMAD Balçova örgütü delegelerinin, genel kurul salonunda yönetim seçimlerden önce yer alabilmeleri için, "14. madde " olarak gündeme konulmuş olan "İhraçların af edilmesi" maddesinin, bir an önce görüşülmesi  istemiyle verilen önerge oylandı. Bu oluşan divanın heyetinin taraf tutup tutmama konusunda  takınacağı tavrı değerlendirebilmek için yapılan ilki oylamaydı. Divan ilk önce verilen önergenin kabulü için oylama yaptırır gibi oldu. Sonra bu oylamanın sonucunu açıklayacakken vazgeçip önergeyi tekrar oylatır gibi yaptı. Bu arada mikrofonu ilerleyen zamanlarda artık elinden hiç bırakmayacak olan divan başkan yardımcısı eline aldı. Mikrofonu eline alan divan başkan yardımcısı, kavram kargaşası yaratıp yönetimin hazırladığı mevcut gündemi önergeymiş gibi oylatmaya kalktı. Sonuçta, divan başkanlığı tarafından  muhalefetin verdiği, “ihraçların affedilmesi” ile ilgili gündemin 14. maddesinin gündemin dördüncü sırasına alınmasının kabul edilmediği açıklandı.

Bu arada, salonun bir bölümünde toplu halde yer alan sayıları  kabaca yüz kişilik dökülmekten kurtulabilmiş saçları  tamamen ağarmış bir  delege grubu meslektaşımız, olayları sessizce, tepkisiz izliyor, ne zaman ki eli mikrofonlu divan başkan yardımcısı "kabul edenler - etmeyenler" dediğinde, mevcut yönetimin isteği yönünde el kaldırıyorlardı. Bulunduğum masada, 2008 yılında da delege olarak bulunmuş bir meslektaşımın ağzından "eyvah yine aynı şeyler tekrarlanacak" cümlesi döküldü. Niçin diye sorduğumda, "şu anda elinde mikrofonla oturum yöneten divan başkan yardımcısının 2008 genel kurulunda divan başkanı olduğunu, genel kurulu çok taraflı yönettiğini, muhalefete söz vermediğini, ayrıca o genel kurulda da, yine blok halinde el kaldırıp indiren  benzer bir grubun olduğunu, Genel Başkan'ın tahakkümü altında  geçen kongrede yapılan yönetim seçimlerini de doğal olarak  mevcut yönetimin galibiyetiyle sonuçlandığını" söyledi.

Bu bilgi üzerine o an bir ara aklımdan, olaylar meslektaşımın dediği gibi seyredecek olur da sonuç yine 2008 kongresinin aynısı olacak olursa, hiç bir şeyin anlamı kalmayacağından, TEMAD üyeliğimi gözden geçirmek bile geçti.

Kıbrıs,  Davası uğrunda şehitler verilen her Türk’ün milli davasıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşı soydaşlarımız başımızın tacıdır; bundan kimsenin şüphesi olmasın. KKTC' de bulunan, emekli assubayların karşılığı olan yurttaşlarımızın da başımızın üzerinde yeri vardır. Ancak genel kurul gündeminde yazmadığı halde, 13. TEMAD Genel Kurulu’na KKTC Şehit ve Gazi Aileleri Derneği yetkililerinin davet edilip, bu dernek tarafından  TEMAD il başkanları isim isim çağrılarak uzun  törenlerle,  hangi kriterlere göre niçin verildiği pek anlaşılamayan madalyalar verilmesi, sonra da divan kurulu tarafından muhalif konuşmacıların konuşma sürelerini zaman darlığı gerekçesiyle 5 dakika ile sınırlandırılması pek hoş olmadı. Sanki olay genel kurulu katakulliye getirme amaçlı senaryo ve şov kokuyordu.

Madalya töreninin ardından genel kurulun yazılı gündemine dönüldü. Sayın Genel Başkan Mustafa Erol faaliyet raporunu okumak için söz aldı. Faaliyet olarak saydıklarından "Emekli Assubaylara yeşil pasaport verilmesini sağladık" cümlesi salonda gülümsemelere yolaçtı. "Devasa Genelkurmay'a rağmen AHİM'de dava açtık" dedi. "Yıllardır TEMAD'ın katılmadığı Uluslararası Askeri Dernekler Federasyonu toplantısına TEMAD'ın katılımını sağladık" sözü nedense bana, söyleyen tarafından azılı muhalif ilan edilen Ersen Gürpınar ağabey'i hatırlattı. Sayın Genel Başkan'ın  söylediklerinden daha başka aklımda kalan cümleler  "Yeni Askeri Ceza Yasası teklif ettik, size ne dediler. Askeri disiplin mahkemesinde hakim olmayan subay bulunmamasını sağlayan düzenlemeler sayemizde yapıldı. Atamaların nokta tayini şeklinde yapılmasını sağladık. Rütbe bekleme sürelerinin artırılması nedeniyle sorun olan çalışan meslektaşlarımızın nöbetten düşme düzenlemesini hallettik." cümleleriydi.

Faaliyet raporu üzerine söz alacak konuşmacıların konuşma süreleri divan kurulu tarafından 5 dakika ile sınırlandı. Yeri geldi şu notu paylaşayım. Geriye bakıp söz alan  konuşmacıların  söylediklerini hatırlamaya çalıştığımda, maalesef hiç bir konuşmacının, TEMAD'ın geride kalan dönemi üzerine söylenmiş bir  tane bile olsun olumlu bir cümle hatırlayamıyorum. Bu arada söz alan konuşmacıları isim isim sayamazsam ve söyledikleri sözlerin tamamını hatırlayamazsam, eksik kalırsa lütfen kusuruma bakmayın.

Faaliyet raporu üzerine söz alan Bayraklı TEMAD'dan Sayın Meslektaşımız Okan Erdem, "Ben 14 yıl önce de TEMAD Genel Kurulu'nda bulunmuştum, dün gibi hatırlıyorum.  O gün de bu gün konuştuğumuz  sorunların aynısını konuşuyorduk. Bu nedenle bir başarıdan bahsetmek mümkün değildir. Başarı konusunu bir kalem geçelim" dedi. "Bir sivil toplum kuruluşunun oluşması için üç şeye ihtiyaç vardır; bunlar kitle, kurum yönetimi, örgüttür "  dedi ve sözü örgüt yapısına getirdi. Örgüt yapısının çok önemli olduğunu vurguladı. TEMAD'da  örgüt  içi demokrasi ve örgütte rekabet olmadığından söz etti, "örgüt içi rekabet eksikliği örgütü bitirir" dedi. "Hoşgörüsüzlük terörü davet eder, kitlesinden uzak kalan örgüt, kitlesine hizmetten uzak kalır" dedi. "Örgüt rekabete açılsa, Ankara'da şubeler açılmasına izin verilse 9 Ekim mitingine katılım 3500 değil 10 000 kişi olurdu. Kamuoyu oluşturmak çok önemli; niçin öğrencilere burs verilmiyor? Bizler çalışanların yarınlarını şekillendirmekten sorumluyuz. Tüzük kurultayı niçin yapılmadı? Yönetim gençlere devredilsin " dedi ve sözlerini tamamladı.

Konya TEMAD'dan Sayın   Erhan Eraslan "Faaliyet raporu başlı başına başarısızlığın ilanıdır. Kimse kimseyi kandırmasın. Şu anda MSB'nin ilgili sayfalarında biz assubaylarla ilgili hiç bir  yasa teklifi yoktur. Geçen bir yıl içinde uzmanlarla ilgili 4 tane yasa çıkmıştır" şeklinde özetlenebilecek bir konuşma yaptı.

Yalova TEMAD'dan Sayın Rıdvan Tayan " Salonda dile getirilen, konular ve verilen vaatler 2008 genel kurulunun aynısıdır. Bu masalları 2008 yılında da dinledik. Sayın yönetim yapacağını yapmıştır, yapacağı başka bir şey kalmamıştır" dedi

Faaliyet raporu lehinde söz alan Sayın Ünal Oruçkaptan "Her şeyi genel merkezden beklemeyin. Üyelere de büyük görev düşüyor" dedi. Neyi vurgulamak istediğini pek anlayamadım ama günlük üye aidatının 8 kuruş 33 santim olduğundan bahsetti. Sözlerini  "Assubay hakları için, gerekirse meclis kapısında yatacağız dedik. Genelkurmay’dan assubaylarla ilgili yapılan yasal hazırlık çalışmaları gizlidir dediler.” dedi ve   konuşmasını “Elimizden gelen her şeyi yaptık " cümlesiyle tamamladı.

Faaliyet raporu ile ilgili yapılan konuşmalara cevap vermek üzere kürsüye gelen Sayın Genel Başkan, bilinen şeyleri tekrarladığı konuşmasından sadece şunlar aklımda kalmış. "Ankara'da şubeler açılsa kargaşa yaratırdı. Mahmut Erdem diye biri vardır. Bu salonda Mahmut Erdem'in sınıf arkadaşları da bulunmaktadır. Mahmut Erdem'in asıl adı (pek anlaşılmadı, Abdullah da olabilir) Ataullah Aslan'dır. Kendisine telefon ettim gelemedi"

Doğal olarak bu yanıt, asıl adını kullanmayan sanal bir kişiye, TEMAD Genel Başkanı olarak mesajları engelleme yetkin elinde olduğu halde, bu sanal kişinin TEMAD İnternet Sitesi Mesaj Panosunu kullanmasına izin vererek, en küçük bir eleştiride bulunan meslektaşına, defalarca niçin hakaret ettirdin, meslektaşlarına hakaret ettirerek camiayı bir birine niçin düşürdün, böldün, parçaladın sorularının yanıtı olamaz.

Sıra geldi Denetleme Kurulu Başkanı’nın denetleme raporunu okumasına. Denetleme Kurulu Başkanı, bilinen "Yapılan incelemeler sonunda, evrakların tam olduğu, bütün  defterlerin usulüne uygun tutulduğu görülmüştür" türü sözlerini söyledikten sonra, okuduğu raporu katladı bir kenara koydu, açtı ağzını yumdu gözünü. Denetleme Kurulu Başkanı, değerli sınıf arkadaşım, ak saçlı Sayın Süleyman Kalyoncu'nun ağzından  "TEMAD yönetimine tek adam yönetimi hakim oldu. Nedense her yurtdışı gezisine Sayın TEMAD Başkanı ve her defasında yanında aynı isim gidiyordu. Dernek soyuldu; denetleme kurulu başkanı olarak, derneğin soyulduğu benden saklandı, örtbas edilmeye kalkıldı" cümleleri döküldüğü an ile dışarıda Ankara'ya yumurta iriliğinde dolu yağması aynı ana rastladı. O an   bence salonda havanın değiştiği, eski yönetimin sallanmaya başladığı andı.

Denetleme Kurulu Üyesi Sayın Cengiz Erten, benimde söyleyeceklerim var deyip söz aldı. "Yapılan denetlemelerde, derneğe ait araçlara kesilen trafik cezalarının dernek bütçesinden ödendiğini gördüm ve bu nedenle şerh koydum. Dikkat ederseniz 2. dönem denetleme raporlarının altında imzam yoktur. Antalya TEMAD'da olan bilinen olaylar üzerine Antalya TEMAD'ın denetlenmesini istedim, Sayın Genel Başkan görevlendirme yapmadı. Balçova TEMAD'ı denetledim, denetleme raporu eline ulaşmamış gibi davrandı" dedi. Özet olarak “TEMAD Genel Başkanı keyfi davranıyordu” demeye getirdi.

Denetlenecek olan TEMAD ve onun bir birimi. Denetlenecek olan kurumun yani TEMAD’ın genel başkanı denetçileri görevlendirme yetkisine sahip. Yani denetleme kurulu kendiliğinden harekete geçemiyor! Bana biraz mantıksız geldi ama, çok eleştirilen tüzük öyle emrediyorsa ona diyecek bir şey yok.

Denetleme raporu üzerine Gelibolu TEMAD Başkanı söz aldı ve " 46 yaşıdayım ve en genç başkan olarak konuşuyorum. Camiamızda sanal ortamda bölünmüşlük almış yürümüş. Gönlüm üç genel başkan adayını el ele  birlikte sahnede görmek istedrdi. Yeni emekli olanların ilgisi ne yapılıp edilip TEMAD’a karşı artırılmazsa, üye  olmaları sağlanamaz ise, bu salonda şu anda 65 olan yaş ortalamasının  gelecek genel kurulda 75 olmasından korkarım" dedi.

Sıra geldi yönetim ve denetim organlarının seçimine. Seçimden önce başkan adaylarına sırayla söz verildi. Şu anda gerçekten başkan adaylarının  konuşma sırasını unutmuş durumdayım. Ama, başkan adaylarından Cengiz Erten  konuşmasında "Dosya alışverişine değil, eyleme talibiz. Çatışmacı değil uzlaşmacı olacağız. İstanbul'da oturuyorum, seçilirsem Ankara'ya taşınacağım. Teknolojiyi kullanacağız. Yönetmeye değil hizmete talibiz. İntibaklar ve Emekli Sandığı maaş cetvelinin değiştirilmesi üzerinde yoğunlaşacağız" dedi.

İlerleyen dakikalarda TEMAD Genel Başkanı seçilecek olan Sayın Ahmet Keser, divan kurulu üyesi seçilip mikrofonu eline geçirdikten sonra bir daha bırakmayan Divan Kurulu Başkan Yardımcısı tarafından, küçümsemek amacıyla mı, yoksa gerçekten gidişatı gördüğü için mi bilmiyorum, dil sürçmesi de olabilir;  konuşma kürsüsüne "Son vuruşunu yapmak üzere" anonsuyla davet edildi.

Sayın Ahmet Keser bence, acaba diyen  yüzen gezen oyların tarafını  belirlemesinde son derece etkili olan konuşmasında özetle, "Mevcut TEMAD Yönetiminin faaliyet raporu diye okuduğu metine faaliyet raporu değil, ancak 'Ziyaret Raporu' denilebilir. Anlatılanlar altı yıldır tekrarlanan şeyler. TEMAD'ı hatıra anlatılan değil, vizyon paylaşılan dernek yapacağız. Şimdiye kadar olduğu gibi, sayın siyasetçi 'bir yol yok' dediğinde yol bulacağız. Hem çalışan meslektaşlarımıza, hem emekli meslektaşlarımıza umut olacağız. Hakkari’nin çıplak dağlarındaki umutsuz meslektaşımıza da sahip çıkacağız. Külfetin de nimetin de eşit dağıtılmasını isteyeceğiz" dedi. Konuşması salonda çıt çıkmadan dinlendi ve uzun uzun alkışlandı.

Sıra artık gündemin yönetim ve denetim kurulu seçimi maddesine gelmişti. Seçimlerde Sayın Mustafa Erol'un başkanlığındaki liste beyaz, Sayın Ahmet Keser'in listesi turuncu, Sayın Cengiz Erten'in lisesi mavi renkteydi.

Seçimlere geçildiğinde uzun süre divan kurulu oy kullanmanın nasıl yapacağına karar veremedi. En sonunda oy kullanacaklar oy kullanma mahalline il il çağrılarak yapılmasında karar kılındı ve oylamaya geçildi. Ben oy kullandığımda, oy kulübesinde kullanılmayan oyların rengine mavi renk hakimdi.

Oylama sonucunu tekrar hatırlarsak:

  • Sayın Ahmet KESER'in listesi : 147
  • Sayın Mustafa EROL'un listesi : 139
  • Sayın Cengiz Erten'in listesi : 13

Yani bir taraf diğerine ezici üstünlükle değil, kılı kılına denilebilecek bir sonuç.

Gelibolu TEMAD’ın genç başkanının gerçekleşmeyen, başkan adaylarının el ele sahneye gelmeleri isteği seçim sonucundan sonra gerçekleşti. Seçimi kazanan ve kaybeden başkan adayları el ele sahneye çıktılar ve böylece, genel kurulun ilk gün çalışmaları da sona ermiş oldu.

Bu yazdıklarıma eklemek istediğim kulis izlenimlerim de şunlar;

Burada yazdığım bazı eleştirileri, kulislerde tanıştırıldığım genel merkezde görevli meslektaşlarıma duysunlar diye özellikle ilettiğimde "haklısınız, veya yanlışınız var, doğrusu öyle değil böyle"  anlamında bir  tepki vermediklerini, sadece gülümsediklerini, oylama sonucu alındıktan sonra da bana sanki bir yükten kurtulmuş gibi yüzlerinde bir rahatlama izledim.

İnternet ortamından tanıştığım ama yüz yüze görüşmediğim, zaman zaman internet ortamında tartıştığımız  meslektaşlarla karşılaştım. Kimileri için "keşke şu internet denilen meret olmasaydı daha mı iyi olurdu acaba" duygusuna, kimileri için de hiç yazmasalar da hep konuşsalar daha mı iyi olurdu acaba duygusuna kapıldım.

Yeri gelmişken,  genel kurul öncesi aklıma takılan kim kimi böldü  bölecek sorusunun cevabını, genel kurul sonrasında  da hala  net olarak bulabilmiş değilim.

Mazeretim nedeniyle ikinci gün genel kurulda  bulunamadım. Şu paylaşacaklarımı, ikinci gün genel kurula katılan meslektaşlarımdan dinledim. Birinci gün muhalefetin ihraç edilenlerin bir an önce af edilmesi için verilen ve reddedilen önerisi, ikinci gün öncelikle ve büyük bir istekle eski yönetim mensupları tarafından önergeye dökülmüş, bir önceki günün muhalefeti, ikinci günün iktidar olanlarına ise “verilen öneride mutabıkız” demek düşmüş. Böylece ihraçların affedilmesi oy birliğiyle kabul edilmiş. Eski Genel Başkan da Yeni  Genel Başkana “Görev düştüğü takdirde her zaman yardıma hazırım” teklifinde bulunarak  çok güzel bir ortam sağlanmış.

  • İyimser olmam için bir neden daha. İsim veremeyeceğim ama, duyumlarıma göre seçimi kazanan Yeni Oluşum Grubu mensubu meslektaşlarımdan, bu günlere hazırlık döneminde, kendilerini geliştirmek için, topluluğa hitabet dersi seminerlerine katılanlar bile   olmuş. Bence umutlanmak adına olumlu bir yaklaşım.

Sonuç  olarak bu seviyeli genel kurul camiamız lehine artı puan olarak yazılması gereken bir genel kurul olmuştur. Keşke eski TEMAD yönetimi bu kadar eleştiriye meydan vermeden büyüklük gösterip  zamanında, “benden buraya kadar” diyebilip kenara çekilebilseydi de bu kucaklaşma daha önce sağlanabilseydi demekten kendimi alamıyorum.

Bana göre bu sonuca, kurumsal kimliği nedeniyle TEMAD tarafından söylenemeyenler burada özgürce  söylensin diyerek, sitemiz Emekli Assubaylar Sitesi’ni kuranların, yaşatanların, “Biz TEMAD’a akan dereleriz” sözünü slogan haline getirenlerin katkısı çok büyük. Zaman zaman “Biz internette boşuna haykırıyoruz. Lokalde okey oynayan meslektaşımıza sesimizi duyurmamız mümkün değil. Onları da aramazı katamazsak bazı şeylerin gerçekleşmesi asla mümkün olamaz” diye umutsuzluğa kapılan meslektaşlarım. Bakınız işte oldu. Hepsi değilse bile “değişim şart” diye bu platformlardan haykıran sesimiz en sonunda  genel kurul salonun bir bölümünde görevleri sadece oylamada el kaldırıp indirmek olduğu izlenimi veren meslektaşlarımızın bir bölümüne bile ulaştı. Asıl ulaşması gereken daha başka yerlere de eninde sonunda ulaşmaması için hiçbir neden yok.

Sesimizin asıl ulaşması gereken yerlere ulaşıp yankı bulması dileklerimle yeni yönetime başarılar. Sürçü lisan ettikse affola…

Yayınlandığı yer OLÇUM
Pazar, 16 Ekim 2011 19:31

TEMAD’ın Yeni Yüzü

temadin-yeni-yuzu

Bugün hayal gibi görünse de geçmişte, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği’nin varlığından haberi olmayan assubayların bir kısmı internet sayesinde derneğin varlığından haberdar oldu, konuya ilgi duyanlar büyük bir heyecanla birbirlerini haberdar ettiler, denilebilir. Bir tarafta haberi olmayanlar, diğer tarafta haber veremeyenler, haber vermekte zorlananların imdadına internet yetişiverdi.

İnternetin sağladığı imkanlar olmasaydı bugünkü ulaşılan seviyeye ulaşmak muhtemelen daha zaman alacaktı. İnternet yoluyla birbirini tanıyan emekli assubayların meydana getirdiği grup Yeni Oluşum adıyla 2008 yılında ilk seçim hamlesini yaptı… Dinamik yapıya sahip assubaylardan oluşan grup, ilk hamlesinde içteki bölünmeden kaynaklı olarak başarısız oldu ve sonuçta bölündü… Sonra bir parçası devam etmek için toparlandı, diğer parçası ona engel olmadı ve nihayetinde grup, 11 Ekim’de yapılan 13. Olağan Genel Kurul’da delegelerin tercihi neticesinde tam kadro olmasa bile TEMAD yönetiminde yerini aldı… Yeni Oluşum’dan kalanların bir bölümü ise Genç Kuşak Emekli Assubaylar içerisinde olarak muhalefetteki önemli yerlerini almış görünmekteler. Vaktiyle Yeni Oluşum Grubu’nda yer almış olan emekli assubayların kararlı ve dinamik yapısı daha pek çok grup çıkartabilecek güçte… Bu durum camia için bir zenginlik… Ancak dağınıklığın da bir güç oluşturamayacağı bir gerçek.

İktidarda olan görevini yaparken, onu gölgesi gibi takip eden ve delegelerce verilecek göreve hazır, yapıcı eleştirileri ile meselelere yön verebilen bir muhalefetin olması hem iktidarın daha iyi çalışması için hem de camianın yeni tercihler yapabilmesine olanak sağlaması bakımından oldukça yararlı. Bu anlamda yazar ve çizerlerin yanı sıra “Genç Kuşak Emekli Assubaylar Grubu” önemli görevler yüklenmeye aday görünmektedir.

Gelelim yeni dönemden beklentilere:

Yılların birikimi olan sorunların çözümüne yönelik olarak yoğun emek vereceklerinden şüphemiz yoktur. Seçim bildirgesiyle beyan edilmiş olan ifadelerin hızla ve belli bir sırayla icraata dökülmesi için yönetim kadrosunu geceli gündüzlü çalışmalar beklemekte. Birikmiş, adeta kangren olmuş onlarca sorunu olan bir camianın çözüm bekleyen sorunları belli bir sıra, düzen ve hızla çözülmeye çalışılmalı.

Assubaya yönelik olarak malum zihniyet sahiplerince yıllarca sürdürülmüş ve dolayısıyla da toplumun büyük bir kısmına yerleşmiş olan adına “itibarsızlaştırma” ya da “yok sayılma” diyebileceğimiz olumsuzlukların nedenleri-niçinleri bilimsel yöntemlerle kamuoyuna anlatılarak olumsuzlukların belleklerden silinmesine yönelik çalışmalar artık başlatılmalıdır. Bunun yanı sıra basının usta kalemlerinden assubaya yönelik olumlu katkı sunan değerli yazarların onure edilmesi ve diyalogun sürdürülmesine önem verilmelidir.

Tazminatlar, sicil afları, OYAK, ekonomik faaliyetler, hukuki yardımlar, dünyanın diğer ülkelerindeki assubayların haklarının incelenmesi.. gibi pek çok konu yeni yönetimin önünde durmakta.

Bir yerli uçağı bile olmayan, yerli sanayisini yabancıya satmış, etini ithal eden, üniversite mezunlarının asgari ücretle çalıştığı, sömürge durumunda yaşanılan bir ülkenin insanıyız. Artık zamlar “güncelleme, insan sağlığı için, fakirleri etkilemeyecek” adı altında sunulmakta. Zamdan etkilenmek istemeyen sigara içmesin, araç-gereç almasın, dışarı çıkmasın, yemesin-içmesin (!) Bu anlamda, üyelerinin alın teri olan OYAK ile münasebetlerde OYAK’ın ulusal, adeta elde kalan bir milli kuruluş olduğu, her üyenin kurumun sahibi olduğu, ülke menfaatlerine yönelik üretimler yapması gerektiği, yasasının güncellenerek astsubay ve diğer uzman erbaş ve sivil memur üyelerin görevlendirme ile değil, kanunen yönetim, denetim organlarında bulunması ve o makamlara atanan kişilerin de o işi yapabilecek düzeyde olması gerektiği üzerinde hassasiyetle durulmalı; gerek içinde gerekse dışında olarak bilimsel yöntemlerden uzak olarak tavır sergileyerek OYAK’a ve dolayısıyla üyelerine, ülkeye zarar verici tutumlar sergileyenlere karşı gerekli kurumsal tavır alınmalıdır...

Şartları uygun olan insan erken yaşta emekliye ayrılmayı düşünür mü?

Emekli Assubaylar, içinde bulundukları görev koşullarının ağırlığı nedeniyle erken sayılabilecek bir yaşta emekliye ayrılmak durumunda bırakılmış bir camianın mensuplarıdır. Kimisinin şartları öylesine ağırdır ki birinci derecesine düşmeye kalan altı ayı dahi bekleyemeyenler mevcuttur…

Yeni yönetimden; assubayı ezen, kullanan, yok sayan, haklarını gasp eden, olumsuz propaganda yapan zihniyetlere karşı asla taviz vermeden; cesur, kararlı, camianın menfaatlerini her şeyden üstün tutan bilimsel çalışmalar beklerken; kendilerine, çıkmış oldukları bu kutsal, mücadele dolu yolda başarı dileklerimizi sunuyoruz…

Yayınlandığı yer YANKI
Salı, 11 Ekim 2011 16:17

SON DAKİKA

son-dakika-kirmizi1
TEMAD yeni genel başkanını seçti. Sayın Ahmet KESER 8 oy fark ile TEMAD'ın  yeni genel başkanı olmuştur.Sayın Ahmet Keser ve yönetimini kutlar,başarılar dileriz. Camiamıza ve kendisine hayırlı olması dileğimiz ile.... Gelişmeler sitemizde yayınlanacaktır.
Yayınlandığı yer HABERLER
Perşembe, 06 Ekim 2011 11:25

OYUNLARA GELMEYELİM !

aman-dikkat

Saygıdeğer Meslektaşlarım,

Geçen seçimler öncesinde, bu başarısız yönetimin değişmesi ve Temad'ın yeniden yapılanarak gerçek bir STK olarak sorunlarımızı çözmesi için toplum önderi durumundaki arkadaşlarımız ile Site Yönetimi'miz "TEK YÜREK" grubunu kurduk. Büyük ilgi gören çalışmalarımızın sonucunda, 'Temad yönetimini oluşturacak kişilerin Ankara'da ikamet etmesi mecburiyeti gereği' bayrağı "YENİ OLUŞUM" grubuna devrettik. Yönetim listesi oluşturulurken, kişisel hırslarını ön plana çıkaranlar yüzünden bu birliktelik yara aldı ve seçimleri 'kerhen verilen destekle' şimdiki mevcut başarısız yönetim kazandı!

Şayet ders almasını bilmezseniz; Tarih tekerrür eder!

Seçimlerin ertesinde, bu seçimlerde yönetime aday olmak için "ANKARA PLATFORMU" ve "YENİ OLUŞUM" grubu ayrı ayrı kulvarlarda çalışma yaparken, bizlere çalışma ve açıklamaları ile güven veren Ankara Platformu entrikalar karşısında "mücadelemizi kişisel desteğimiz ile devam ettireceğiz" diyerek  adaylıktan çekildiler.

"YENİ OLUŞUM" grubuda kendi arasında bölündü ve Sn.Ahmet KESER başkanlığındaki grup istikrarlı bir şekilde çalışmalarına devam etti. Ve, şu an yönetime aday en güçlü gruptur.

Temad Yönetimi daha önceki seçimlerde bizans oyunlarına başvurmuş, milletvekili arkadaşlarına çakma önergeler verdirmişti! Bu oyunları ifşa olduğundan şimdi tek şansları oyların bölünmesidir. Çünkü, delege seçimlerinde, muhalif grupların oylarının toplamı genel merkezden fazla olmasına rağmen, bölünmüşlük yüzünden seçimi kazanabilmişlerdir.Yine aynı senaryo ortaya konulmak istenmektedir. Lütfen bu oyunlara elmeyelim. Aksi halde Temad tüzel kişiliği ve mücadelemiz büyük yara alacaktır!Seçime 5 kala, bugüne kadar mücadeleye katkısı olmayan, adını duymadığımız kişiler ve gruplar adaylıklarını açıklamaktadırlar. Demokrasi gereği aday olmak elbette haklarıdır. Şair'in "koyun kurt ile gezerdi niyet başka başka olmasa" dediği gibi niyetleri, iyi ve samimi olsaydı sözleyecek sözümüz olmazdı.

Bu gruplardan biride, Sn.Cengiz Erten tarafından kurulan gruptur. Kendisi bana aylar önce "yönetimin yolsuzluklarını ve olumsuzluklarını tespit ettiğini ve aday olacağını" belirtmiş ben de kendisine "yönetimden istifa et. Bilgi ve belgeleri kamuoyuna açıkla. Öyle aday ol" önerisinde bulunmuştum. Arkadaşımız bunu yapmadı! "Bildiklerimi genel kurulda açıklayacağım" diyerek konuyu geçiştirmeyi amaçladı! Bu durumun Temad Yönetimi'ne hizmet olacağını bildiğimiz için kendisini eleştirdik, sağduyuya ve fedakarlığa davet ettik. 

Sn.Erten bu kez de assubay kamuoyuna "Sn.Ersen Gürpınar aday olsun, kendisini şartsız destekleriz" açıklaması yaptı. Buradaki amaç; Ersen Gürpınar aday olursa oylar bölünecek ve bu başarısız yönetime hizmet etmiş olunacak! Aday olmaz isem (tüzükteki mevcut engeller ve özel durumum nedeniyle aday olmayacağımı sürekli yazmama rağmen!) "bak ahkam kesiyor, akıl veriyor ama kendi sorumluluk almıyor" diyerek kişiliğim yıpratılmaya çalışılacaktı. Nitekim, Sn.Erten açıklama ve özel mesajları ile bu suçlamayı yapmaya başlamıştır.

Bu mücadeleye gönül vermiş biri olarak, Sn.Erten'e, sözde adaylara ve onları destekleyenlere bir kez daha  sesleniyorum; kimse "biz birleşmek istedik ama yanıt alamadık" mazeretine sığınmasın! Birleşme, yönetim listesinde yer alma şartı ile olmaz! Bu ancak şantaj olur!...

Mevcut Temad Yönetimi onurlu mücadelemiz önünde engeldir. Bu yönetimden kurtulmanın tek yolu, seçime tek grubun listesi ile girmektir. Bunu engelleyenler, bu toplumun vebalini yükleneceklerdir. 

Bu nedenle, diğer gruplardaki arkadaşlarımın yüreklerinde "assubay sevdası" varsa fedakarlık etsinler. Yeni bir sayfa açalım. Seçimi kazanan arkadaşlarımıza başarıları için her türlü desteği vereceğimizi, olumsuzluklarında ise en sert şekilde eleştireceğimizi deklare edip bu talihsizliği yenelim. Aksi halde bu yönetimin saltanatına, hukuksuzluklarına, başarısızlıklarına katlanmak zorunda kalacağız ki, bunu assubaylar hak etmiyor!

Saygılarımla.

Yayınlandığı yer KONUK YAZAR
Pazartesi, 03 Ekim 2011 21:36

BU SON ŞANSIMIZ

son-cikis

Saygıdeğer Meslektaşlarım,

Yıllardır 'ön yargılar sonucu' tahakküme varacak derecede sosyal ve ekonomik haksızlıklara uğrayan assubaylar, buna rağmen orduya ve ülkelerine sadakatini teri, kanı ve canı ile ispat etmiş, kurumuna saygısı gereği “kol kırılır yen içinde kalır” demiş ama, bu kez kanatlarının kırıldığını görmüştür!

Bu haksızlıkları içimize sindiremediğimiz için bu sitede "KRAL ÇIPLAK" diyerek yeni bir mücadele başlattık. Bu mücadelede bize rehberlik ve önderlik yapması gereken TEMAD yönetiminden de mucize beklemedik!

Maddi ve manevi desteğimizi her zaman sunduğumuz bu yönetimden tek isteğimiz; üyelerine saygı içinde şeffaf ve kararlı bir mücadele sürdürmeleriydi. Başarısızlık psikolojisi ile, uzattığımız eli tutmadıkları gibi mesnetsiz karalamalar, hakaretler, hâttâ ahlaksız iftiralarla bile yetinmeyip, eleştirilmelerini engellemek için hukuksuz ihraçlarla bizleri susturmayı denemiştir!

Bugüne kadar bir çok taşın yerinden oynamasını sağlayan çalışmalar yaptık. Bu mücadelenin miladı olan, kamuoyuna ve ilgililere assubayların haksızlıklar karşısında artık susmayacağını deklare eden ve büyük yankı uyandıran Sabah gazetesindeki ilanın metnini Site Yönetimi'miz, maddi desteğini de üyelerimiz sağladı. Bir bayrak yarışı olan mücadelemizde TEMAD yönetiminin bırakın desteğini, engellemelerini gördük. Bu yönetim, kendilerini değil bizleri düşünseydi 9 yılda bir tek başarı elde edemez miydi?

O kadar çok olumsuzluk, bencilik ve kişisel hesaplar var ki, bunları saymakla bitiremeyiz. Bunlardan birkaç tanesini sizlere tekrar hatırlatıyorum. Lütfen, elinizi vicdanınıza koyarak çektiğimiz sıkıntıları, haksızlıkları düşünün ve öyle karar verin!
  • AİHM açılan OYAK davasının kazanılması için değil düşmesi için gayret gösteren, hâttâ söylentilere göre OYAK ile anlaşan,
  • Mücadele eden arkadaşlarımızın yazılarından rahatsız olan korgenerale "onlar bizden değildir komutanım" diyen, assubayların derecesinden, kademesinden habersiz olan,
  • Genelkurmay Başkanı'ndan 11 kez randevu talep ettiğini, alamayınca mektup bıraktığını kendi sitesinde itiraf eden, ama "bizlerin sesimizi duyurmamız sonucunda" Genelkurmay Başkanı'nın TEMAD’ı ziyaret etmesini de kendine mâl eden,
  • Basın toplantısında, haklarımızdaki olumsuzlukları hukuki gerekçeleri ile anlatmak yerine, TESUD ile birlikte ergenekon sanığı müstafi bir yüzbaşıya destek veren,
  • Demokrasiye saygı yerine, e-muhtıraya "postalımızı giydik, Genelkurmay'dan emir bekliyoruz" diye yazan, kamuoyu ve siyasilerin tepkisini çekip, bu tür anti demokratik davranışları devam ettirerek İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nin iddianamesinde yer alan,
  • Kendisine sunulan TV proğramlarında; temel taleplerimiz ve uğradığımız hukuksuzlukları çarpıcı örneklerle açıklamak yerine, görevde iken yaptıkları fedakarlıkları anlatıp 'kuruluşundan beri bir tek ortaokul mezunu assubay olmamasına rağmen' assubayların ortaokul mezunu olduğu imajını kuvvetlendiren talihsiz açıklamalar yapan,
  • Kapısına siyah çelenk koyduğu partiye yönetimdeki arkadaşını aday olarak götürüp refüze olan ve bir milyon assubay ve ailesinin oyunu bozuk para gibi harcayan,
  • E. Assubaylar geçim sıkıntılarına çözüm arayışları içinde kıvranır, çözüm umudu ile mitinge koşarken, bu mitingi bazı yerlere mesaj vermek için kullanıp, miting sonunda söz verdikleri eylemleri yapmak yerine 'muhalif dediklerinin sayesinde haberdar oldukları' WDF toplantısı için Paris’e  turistik amaçlı, kendilerini tatmin etmek için gittikleri için haksızlıklarımızı bir tek kelime olsun anlatmadan geri dönen,
  • Basında sesimiz olan, 'adalet, eşitlik ve insan onuruna saygısı gereği' tüm mazlumlar gibi bizlere yapılan haksızlıkları da 100 Temad şubesinden daha fazla duyuran cesur yürek Sn.Umur TALU’ya "Genelkurmay'ın akredite listesinde yok" diye çekindiğinden bir ziyaretle minnettarlığımızı gösteremeyen,
  • Seçilebilmek için milletvekili arkadaşına çakma yasa teklifi verdirip, bunu sitesinde başarı gibi yayınlayarak umutlarımızı istismar eden

bu başarısız yönetim assubayların temsilcisi olabilir mi?

Şimdi bu yönetimden kurtulmak, TEMAD’ın yeniden yapılanması ve gerçek anlamda bir STK olması için elimize bir fırsat geçmiştir. Bu yönetimin değişmesini hepimiz istiyoruz. Bu şansı kullanamaz isek birliğimiz, mücadelemiz ve TEMAD tüzel kişiliği büyük yara alacaktır!

  • Bu yönetime alternatif birkaç grup bulunmaktadır. Size nacizane önerimi sunmamı isterseniz; entrikalara dayanamayarak adaylıktan çekilen Ankara Platformu üyelerine sempati ve saygım vardı. Ancak, şimdi en kuvvetli aday olarak Sn.Ahmet KESER başkanlığındaki Yeni Oluşum grubunu görüyorum.
Bunun dışında, daha önceki çalışmalarımızı kişisel çıkarları uğruna heba edenler, yönetimle birlikte hareket edip şimdi "muhalifim" diyerek alternatif yönetim adayları olarak ortaya çıkanlar vardır. Sizden istirham ediyorum bu bölünmeye izin vermeyin. Yoksa delege seçimlerindeki akibete uğrarız! Delege seçimlerinde, başarısız yönetim muhalif olanlardan daha az oy almasına rağmen oylar bölündüğü için seçimleri kazandılar. Aynı tuzağa düşmeyelim! Yeni Oluşum grubu dışındaki adaylar da lütfen fedakarlık yapsınlar, bu yönetimden kurtulalım. Yoksa bunun günahı ve vebali büyük olur.

Bu mücadeleye nacizane olarak 40 yıldır kesintisiz katkı sağlamaya çalışan bir meslektaşınız olarak, bu yönetimin mutlaka değişmesi gerekliliğini ve sonradan mantar gibi ortaya çıkan gruplara itibar edilmemesini öneriyorum. Yönetime, Yeni Oluşum kesintisiz olarak 4 yıldır planları ve programları ile adaydır. Mevcut başarısız yönetimden kurtulmak için tek şansımızdır. Seçilmeleri halinde destekleyeceğiz ve başarılarını alkışlayacağız. Yanlışları halinde ise en acımasız şekilde eleştireceğiz!

Bektaşi’ye tatması ve fikrini söylemesi için iki şişe şarap getirmişler. Bektaşi birinci şişeden bir yudum almış ve yüzünü ekşiterek 'ikinci şişedeki daha güzel' demiş; orada bulunanlar 'aman erenler, ikinci şişeyi tatmadınız. Nasıl ikinci şişe daha iyi dersiniz?' dediklerinde, 'yahu birinciden daha berbat olacak hali yok ki' “ yanıtını vermiş .

Seçilecek grubun Sn.Mustafa Erol yönetiminden daha başarısız olacaklarını sanmıyorum. Seçimlerin assubaylara hayırlar ve haksızlıklara çözüm getirmesini diliyor, saygılar sunuyorum.

Yayınlandığı yer KARDELEN
Pazartesi, 03 Ekim 2011 01:03

Örgütlülük Tehdit Unsurudur!

society

Toplum içinde söz sahibi olmak, insana ve doğaya ilişkin olumsuzlukları ortadan kaldırmak maksadıyla bir araya gelerek örgütlenen insanların oluşturdukları gruplar, yaptırım gücü ve etkileri nedeniyle muhatap kabul ettikleri taraf için aynı zamanda esaslı bir tehdit unsurudur da. Taraf, bir mahalle muhtarı, bir il-ilçe yöneticisi, belediye başkanı, dernek yönetimi, muhalefetteki bir parti, kurum-kuruluş, işveren, hükümet olabileceği gibi meseleye göre de değişiklikler gösterebilmekte.

Birer örgüt örneği olan İşçi sendikaları, Sivil Toplum Örgütleri, Dernekler, içinde bulunulan çağa uygun, daha yaşanılır şartlar için mücadele verirken; toplumun birlik beraberliğine, toplu yaşamın gereklerine aykırı, tarih bilincinden uzak, toplumun geneline düşman unsurlarla işbirliği içinde olarak meydana gelmiş örgütler de var ki bunlar da dünyanın her ülkesinde “Terör Örgütü” olarak kabul edilmekte.

Örgütlülüğün etkileri nedeniyle aynı zamanda bir tehdit unsuru olduğundan bahisle konuyu ele alırsak, bu yönüyle Terör Örgütü, muhatap aldıkları toplumların genelini ilgilendiren bir tehdit unsurudur, denilebilir.

Toplumun yararına faaliyet gösteren Sivil Toplum Örgütlerini nazari itibara alması gereken siyasetçi aynı şekilde Terör Örgütü’nün; ülkenin birlik beraberliğine, bütünlüğüne kasteden, üstelik tarihten gelen dış tehditlerle örtüşen isteklerini dikkate almalı mıdır yoksa ona karşı tedbirler alarak yoluna devam mı etmelidir?

Konuyu ülkemiz yönünden ele alırsak;

Türkiye’nin çeyrek asırdan fazladır yaşadığı, tabiri caizse kuşların bile Milli Güvenlik Konseyi’nden izin alarak uçtukları bir dönemde başlamış olan terör olaylarının son yıllarda artarak devam ediyor olması; gözetlenen teröristlere karşı anında müdahale edilmemiş olduğuna dair görüntülerin internette yer almış olması; terörist başına “sayın” ifadelerinin en üst düzeyde günümüzde de devam ediyor olması; halka “görüşülmüyor, görüşen şerefsizdir” gibi iddialı beyanlara rağmen görüşüldüğünün anlaşılması; Ergenekon sanıkları yaka-paça sabaha karşı tutuklanırken, ifadeleri anbean basına yansırken teröristlerin ayaklarına mahkeme götürülmesi bir yana teröristlerin ve yandaşlarının tutuklanmaması gerektiği pazarlıklarının yapılmış olması; büyük şehirlerde terör eğitimi vermek üzere sözde akademiler kuranlara meclise gelip yemin etmeleri için adeta yalvarılmış olunması; ABD Büyükelçisinin söz konusu milletvekilleriyle yakın mesai yapma isteği, CHP ve MHP milletvekillerinin tutukluluk hallerinin devam ettirilmesi… Bütün bunlar Terör Örgütü’nün hükümetçe, devletçe fazlasıyla muhatap kabul edildiğini göstermez mi?

Bunların yanında, kendi öz kaynakları, yerli silah gereçleri olmadan yaşadığı bölge civarının siyasetini söylemlerle, sloganlarla değiştirmeye yeltenen, ülkelerin iç işlerine karışarak iç karışıklıklara, insanların birbirlerini katletmelerine varan olaylara sebep olduğu görülen bir Türkiye siyaseti! Karışıklık içinde bulunan ülke halklarında Türk halkına karşı ileride oluşabilecek düşmanlıklar gelecek kuşaklara ne gibi sıkıntılar bırakacak belli mi? Nerde kaldı ATATÜRK’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” direktifi.

Ülke, dünya meseleleri bir tarafa, önümüzdeki günlerde Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) genel seçimi var. Seçim sonucunda genel merkez yönetimi belli olacak. Neredeyse her gün şehit veren bir camia olan örgütsüz, örgütsüz olduğu için muhatap alınmayan, teklifleri dinlenilmeyen, dikkate alınmayan, verilen emirleri yaptığı için üstelik de kamuoyunca tanınan şahıslarca eleştirilen, yerden yere vurulan astsubayların sorunları belli.

Sorunları çözmeye talip, aynı amaca yönelik olarak pek çok cemiyetin, grubun seçim kazanma çalışmalarını sürdürmekte olduğunu görmekteyiz. Her bir cemiyete, gruba başarılar diliyoruz…

Yayınlandığı yer YANKI
bukalemun

Zaten işin içinde o koltuk oldumu, bir iki arkadaşının da dolduruşu ile "vay be ben neymişim" deyip birden bire çıkarsın ortaya. "Bu işi en iyi ben yaparım vallahi. Zaten bir müddet asitanlık yaptım ya, beni de şöyle böyle tanıyorlar. Ayrıca ismim de yıllardır biliniyor". O zaman hiç bir mesele yok, haydi hayırlısı!

Tabii bu işe başlarken yeni söylem, yeni vizyon ve misyon üslenmek gerekiyor. O da kolay, bizim arkadaşlarımız unutkandır! Kabuk değişikliği, renk değişikliği ile halledilip, öyle yola çıkılır!

Bu ve bunun gibiler etrafımızda, yanıbaşımızdadır!

İnternette okuduğum bir yazıda;

"insan; ayılaşır, develeşir, eşekleşir, bir koltuk için köpekleşir. Tilkileşir, kurnazlık güdüsü ile…

Maymunlaşır, sırtlanlaşır…

İnsan bukalemunlaşır.

Bukalemun insan…

İnsanın en şerefsiz tiplerindendir. Karakterine değişimi, ortama uymayı, böylece korunmayı adet edinir. Aslında Allah’ın, oldukça küçük ve güçsüz olan, düşmanları çok olan Bukalemun hayvanına verdiği bu üstün yeteneği rezilce taklit eden insan, her zaman yaptığı gibi bunu da menfaati için kullanarak adi duygularına alet eder.
Türk Milleti’nin şerefsizleşen, Türk'lükten çıkan kesimine en uygun hayvandır Bukalemun. Hemen her yerde rastlarız bukalemun insanına ki ona Türk demek, Türk’e hakarettir.

Hemen yanı başımızda, hemen karşımızda oturur bukalemun. O zaman farklıdır rengi. Dışarı çıkınca farklı olur. An meselesi, saniye meselesidir değişmesi. Sağcıyla sağcı, solcuyla solcu, dinciyle dinci… O gün başkanla başkancı, bu gün kendinle kendidir.

İş bittiğinde de hiç bir şey olmamış gibi yanınızdadır. Sınıfına verdiği zararın yıllarca sürecek olmasını görmüyecektir! Biraz önce senin yanında beyazdır, diğer masaya geçtiğinde yeşil, sarı, mavi, mordur. Ne farkeder ki? Değil mi? Renklerin ne önemi var?"

Seçimlere hazırlanırken aklıma geldi. Bizlerde ortama uyduk işte!

Seçimimizin huzur içinde geçmesi tek dileğimizdir. Tarafların hoş olmayan hileler ile "parçala-böl ve yut" taktikleri geçmiş yıllarda da görüldü ne yazıkki! Bir kısım arkadaşlarımızın buna yol açacak "Truva Atı" durumuna düşmemelerini dilerim!
Truva Atı'nın Hikayesi 

Troya'yı savaşla fethedemeyeceklerini anlayan Akhalılar bir hile hazırlarlar. Devasa bir tahta atı Troyalılara hediye olarak sunduktan sonra, savaşı artık bırakıp evlerine dönecekleri izlenimini yaratırlar. Ama gemileriyle uzaklaşıp Bozcaada'nın arkasında beklemeye koyulurlar. Troyalılar hediyenin tanrılara adandığını düşünerek kabul ederler. Savaşın yorgunluğu ve kutlamalarda içilen şarabın etkisiyle  herkes uyuduğunda tahta ata gizlenen Akha askerleri atın içinden çıkarak, diğer askerlerin içeri girmesini sağlar, kaleyi ele geçirir ve kenti yağmalarlar.

  • Haydi deleger görev sizin. Oyunuzun önemini çok iyi biliniz!

Saygılarımla...

Atilla ABAYLI

Yayınlandığı yer KONUK YAZAR
Salı, 27 Eylül 2011 02:02

GENEL BASKAN'IN GEÇMİŞTEKİ VAATLERI!

baskanin-vaatleri

Saygıdeğer Meslektaşlarımız,

Sizlere 2003 yılında yazılan bir ibret belgesi mektubu noktası virgülüne dokunmadan aşağıda yayınlıyoruz. Bu mektup, yönetiminde olduğu TEMAD Başkanı'nı çalışmamakla, sorunlara çözüm bulmamakla suçlayıp eleştiren  Sn. Mustafa Erol ve arkadaşlarına aittir. TEMAD dergileri arasında şubelere ve üyelere gönderilen bu mektupta yapılmadığı belirtilen çalışmaların hangisini kendileri 9 yılda başarmışlardır?

Atalarımızın "kendi gözündeki körlüğü görmeden başkalarının gözünde çapak aramak" deyimindeki gibi;

  • Eleştiren ama eleştiriye tahammül etmeyen,
  • Başarısızlıktan yakınan ama hiçbir başarısı olmayan,
  • Üstelik "muhalif" olarak suçladığı bizlerin çalışmalarına engel olan ama başarılanları sahiplenen, 
  • Kişisel hesaplarla assubaylara hiçbir kazanım sağlamayan

bu yönetimden kurtulmamız için, önümüzdeki günlerde gerçekleşecek olan seçimlerdeki fırsatı kullanmalıyız. Bu olmaz ise TEMAD ve MÜCADELEMİZ büyük zarar görecektir!

Özellikle delege arkadaşlarımızın hatır için değil, onurumuz ve mücadelemiz için oy kullanmalarını öneriyoruz.

Sevgi ve saygılarımızla...

SİTE YÖNETİMİ


 

SAYIN MESLEKTAŞIMIZ !

25 EKİM 2003 TARİHİNDE SAYIN ALİ SENCAN'LA BİRLİKTE TEMAD YÖNETİM KURULU ÜYELİĞİNE SEÇİLDİK. BURAYA SEÇİLME AMACIMIZ TAMAMEN SİZLERE HİZMET ETMEK VE TOPAÇ YIĞINI GİBİ YILLARDIR ÇÖZÜM GETİRİLMEYEN (E)ASTSUBAYLARIN SORUNLARINA ÇARE BULMAK, AÇLIK SINIRI ALTINA DÜŞEN MAAŞLARIMIZI SUBAYLARA PARALEL OLARAK BİRAZ DAHA YUKARIYA ÇEKMEK, TOPLUMDA ASTSUBAY KİMLİĞİNİ HAKEÎTİĞİ YERE YÜKSELTMEK DÜŞÜNCESİNDE İDİK.

ANCAK; SEÇİMDEN SONRA GİRDİĞİMİZ ÇALIŞMA ORTAMINDA MAALESEF YUKARDA SAYDIĞIMIZ HAKLARIMIZI ALMAK İÇİN GENEL BAŞKAN ALİ ŞENCAN HİÇBİR MÜCADELE VERMİYOR, TOPLULUKTA Kİ DAVRANIŞLARI VE YAPTIĞI KONUŞMA İLE DE BİLGİSİZ VE BASİT BİR TOPLULUKMUŞ GİBİ GÖSTERDİĞİNİN FARKINA DÂHİ VARMIYORDU.

İŞTE BUNLARDAN BİRKAÇ ÖRNEK....

GENELKURMAY BAŞKANLIĞI’NA 11 EYLÜL 2003 TARİHİNDE SORUNLARIMIZ İLE İLGİLİ BİR DOSYA VERİLMİŞTİR. ANCAK 20 EKİM 2003 TARİHİNDE GENKUR. BAŞKANLIĞI’NCA VERİLEN CEVAPTA, BİZİM SORUNLARIMIZLA ÖRTÜŞMEYEN ÖRNEKLER VERİLEREK HEPSİ OLUMSUZ OLARAK BİLDİRİLMİŞTİR. BUNA KARŞILIK GENELKURMAYA HAZIRLADIĞIMIZ CEVABİ YAZI O TARİHTEN BERİ ŞU ANA KADAR SAYIN GENEL BAŞKAN ALİ ŞECAN TARAFINDAN İMZALANMAMIŞTİR.

DÖRT AYDA BİR YAPILAN ASKERİ DERNEKLERİN TOPLANTISI 26 ARALİK 2003'TE TEMAD GENEL MERKEZİNDE YAPILMIŞTIR. GENELKURMAY PERSONEL BAŞKANI’NINDA KATILDIĞI TOPLANTIDA MEVCUT SORUNLARIMIZI ANLATACAKTIK. ANCAK; PERSONEL BAŞKANI İÇERİ GİRİNCE TEMAD GENEL BAŞKANİ ALİ ŞENCAN, TOPLANTIYA KATILACAK OLAN GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE GENEL SEKRETERİNİ İÇERİ ALMAMIŞ, SORUNLARIMIZI ANLATMAK İCİN AYAĞIMIZA KADAR GELEN FIRSATIN DEĞERLENDİRİLMESİNİ ENGELLEMİŞTİR.

22 ARALIK 2003 TARİHİNDE YAPILAN YÖNETİM KURULU TOPLANTIMIZDA; KENDİSİNİN ASTSUBAY OLMADIĞINI, SİZLERİN ONU AVUKAT OLDUĞU İÇİN SEÇTİĞİNİZİ, ASTSUBAYLARIN SORUNLARININ ONU İLGİLENDİRMEDİĞİNİ YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN ÖNÜNDE BAĞIRARAK SÖYLEMİŞTİR. KARAR BİLE ALSANIZ YAZILARIN ALTINA ASTSUBAY (E) KD.BÇVŞ. GİBİ UNVANLARI YAZDIRMAYACAĞINI SÖYLEMİŞTİR. AYNI GÜN ALDIĞIMIZ KARARA BİLE SAYGI GÖSTERMEYEREK KURBAN BAYRAMI TEBRİK KARTINI YİNE ALİ ŞENCAN OLARAK HAZIRLATTIĞINI SİZE GELEN KARTLARDAN GÖRECEKSİNİZ.

ÜST DÜZEY KAMU GÖREVLİLERİNE ZİYARETLERİMİZDE GELİŞİ GÜZEL KONUŞARAK, BİZLERİ MAHCUP ETMEKTE, EN SON MSB'NA YAPTIĞIMIZ ZİYARETTE "BİZ SUBAYLARLA SİDİK YARIŞMASI YAPAMIYORUZ" DİYEREK BİZLERİ KÜÇÜK DÜŞÜRMÜŞTÜR.

ÜNVANINA SADECE AVUKAT YAZDIRIP EMEKLİ BAŞÇAVUŞ YAZDIRMADIĞI İÇİN HERGÜN ONLARCA ÜYEMİZDEN TELEFON ALIYORUZ. BAZEN ONLARA CEVAP VERMEKTEN YAZI YAZAMADIĞIMIZ, İŞLERİ TAKİP EDEMEDİĞİMİZ OLUYOR. HATTA BİR GÜN BAŞBAKANLIK’TA KAMU REFORMU YASASINI HAZIRLAYANLARA "EMEKLİLERİN İNTİBAKI İLE İLGİLİ YASA TEKLİFİNİ" GÖTÜRDÜĞÜMÜZDE, ASTSUBAYLIĞI VE DERNEĞİMİZİ YÜKSELTİCİ. SÖZLER SÖYLERKEN, İÇLERİNDEN BİRİSİ AYNEN ŞÖYLE SÖYLEMİŞTİR. "BU KADAR BÜYÜK DERNEK OLDUĞUNUZU ANLATIYORSUNUZ ANCAK KENDİNİZE ASTSUBAYLARDAN BAŞKANLIK YAPABİLECEK BİR KİŞİ BULAMAMIŞSINIZ DA AVUKAT TUTMUŞSUNUZ" DEMİŞTİR. KENDİSİNE NE KADAR İZAH ETSEK BİLE AKLINDA SORU İŞARETLERİ KALMIŞTIR.

HAFTADA SADECE 1-2 SAAT DERNEĞE GELMEKTEDİR. BUNU TEYİT ETMEK İÇİN GÜNÜN DEĞİŞİK SAATLERİNDE TELEFON AÇIP KENDİSİNİN DERNEKTE OLUP OLMADIĞINI SEKRETERLERDEN ÖĞRENEBİLİRSİNİZ. HAFTADA 1-2 SAAT, O DA CUMARTESİ GÜNLERİ OLMAK ÜZERE DERNEĞE GELEN BİR BAŞKANIN SİZİN SORUNLARINIZ İLE NE KADAR İLGİLENECEĞİNİ SİZİN TAKDİRLERİNİZE BIRAKIYORUZ.

YAŞLILIĞINDAN DOLAYI BU ODADA SÖYLEDİĞİ SÖZLERİ, ÖBÜR ODADA SÖYLEMEDİM DİYOR. BİZ SÖYLEDİĞİNDE ISRAR EDİNCE BAZEN YAŞLANDIK BÖYLE ŞEYLER OLUR DİYOR BAZENDE BEN'İ BUNADIM MI SANIYORSUNUZ DİYOR. BU DURUMA TÜM YÖNETİM KURULU ARKADAŞLARIM TANIKTIR.

EVET BUNLAR SADECE BİRKAÇI, HEPSİNİ YAZMAYA KALKSAK SAYFALAR ALMAZ

SAYIN MESLEKTAŞIMIZ ! TABİ Kİ BİZLERİ BURAYA SEÇEN SÎZLERSİNİZ. BİZİ SEÇME GİBİ BİR YETKİNİZ  OLDUĞU  GİBİ; BİZİ  BU  GÖREVDEN ALMAK DA SİZİN YETKİNİZDE. YÖNETİM KURULU ÜYELERİ İLE OLAĞAN ÜSTÜ GENEL KURULA GİTMEK NİYETİNE GİRDİK; ANCAK AŞAĞIDAKİ NEDENLERDEN DOLAYİ BU KARARI ALAMADIK.

* ŞU ANDA MECLİSTE PASOPORT KANUNU KOMİSYONDADIR.

** ÖZEL GÜVENLİK ŞİRKETLERİNİN KURULMASI İLE İLGİLİ KANUN BAŞBAKANLIK KANUNLAR KARARLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜNDE İMZAYA AÇILMIŞTIR. HER İKİSİNDE DE ASTSUBAYLAR YOKTUR. (ANCAK AVUKATLAR KURUCU ÜYE OLABİLİYOR BU NEDENLE BAŞKAN BUNUNLA İLGİLENMİYOR.)İ

*** EMEKLİLERİN İNTİBAKI İLE İLGİLİ KANUN TEKLİFİ ÎLE ASTSUBAYLARI 1 NCİ DERECENİN 4 NCÜ KADEMESİNE YÜKSELTECEK EK-8/A SAYILI CETVELİN YENİDEN DÜZENLENMESİ İLE İLGİLİ YASA TASARISI ŞU ANDA BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN BEYİN ÖNÜNDEDİR. KENDİSİNİN DANIŞMANLARI İLE BU İKİ KANUNU ÇIKARTTIRMAK İÇİN .SIK SIK KONU TAKİP EDİLMEKTEDİR.

**** GÖREV TAZMİNATI İLE İLGİLİ YAZİYİ GENELKURMAY BAŞKANLIĞINDAN YAZDIRDIK VE ŞU ANDA BAŞBAKANIN ÖNÜNDEDİR.

***** BASINDA LEHİMİZE ÇOK GÜZEL BİR İVME KAZANDIRDIK. ASTSUBAYLARIN GÜNDEMDE KALMASI İÇİN GÜN AŞIRI YAZI YAZILMAKTADIR.

****** TEMAD'A YENİ BİR YER ALMAK İÇİN EŞYA PİYANGOSU DÜZENLEYECEKTİK. GİRİŞİMLRDE DE BULUNDUK, ÇALIŞMALARINA DA BAŞLAMIŞTIK. ANCAK BAŞKANIN BU TUTUMU YÜZÜNDEN YARIDA KALDIK VE 65 M2 LİK BİR BİNAYA MAHKUM OLDUK.

EĞER BİZ YARIN OLAĞANÜSTÜ SECİM KARARI ALIRSAK; BÜTÜN BUNLAR TAKİP EDİLEMEYECEĞİ İÇİN ALEYHİMİZE ÇIKACAKTIR. O ZAMAN BUNUN HESABINI ASTSUBAYLARA KİM VERECEKTİR. BAŞKAN O VEYA ŞU OLMUŞ NE FARKEDER. ALİ ŞENCAN BAŞKANLIKTAN AYRILMIŞ NE OLUR. BUNUN TAKDİRİN! SİZE BIRAKIYORUZ. BİZİM DERDİMİZ ŞUNUN VEYA BUNUN BAŞKAN OLMASI DEĞİLDİR. BİZİM MESELEMİZ ASTSUBAYLARIN SORUNLARINA ÇARE BULMAKTIR. YÖNETİM İÇİNDE HERKEZ BAŞKANLİK YAPABİLECEK KONUMDADIR. İÇİMİZDEN EN TECRÜBELİMİZ BAŞKAN OLUR. HEM DE ASTSUBAY BİR BAŞKANIMIZ OLUR. BU YÖNETİM BİZİM TOPLULUĞUMUZ İÇİN BİR ŞANSTIR. BUNU DEĞERLENDİRMEK SİZLERE DÜŞECEKTİR.

SONUÇ OLARAK BİZLE-R ŞUNU SÖYLÜYORUZ !

*KENDİSİ İLE YÖNETİM KURULUNUN YAPTIĞI GÖRÜŞME SONUCUNDA, 20 OCAK 2004 TARİHİNDE YAPILACAK YÖNETİM KURULU TOPLANTISINDA "SAĞLİK DURUMUM İYİ OLMADIĞI İÇİN İSTİFA EDECEĞİM" DEMİŞTİR. ANCAK O GÜN GELDİĞİNDE İSTİFA ETMEMİŞTİR. SEBEBİNİ İSE "İL İLCE BAŞKANLIKLARININ KENDİSİNİ ARADIĞIN! VE İSTİFA ETMEMESİNİ" SÖYLEDİKLERİNİ TARAFIMIZA BİLDİRMİŞTİR.

** TABİ Kİ SAYIN BAŞKANI İSTEYEN ŞUBELERİMİZ OLACAKTIR. BU DOĞALDIR. AMA BU 81.000 EMEKLİSİ 93.000 ÇALIŞANI İLE BUNLARIN EŞ VE ÇOCUKLARINI İLGİLENDİRMEKTEDİR. BUNUN BAŞKAN VEYA BİZİMLE İLGİSİ YOKTUR. BUNUN BÜTÜN ASTSUBAYLARIMIZLA İLGİSİ VARDIR. ÇÜNKÜ YUKARIDA SAYDIĞIMIZ VE BİZİM TARAFIMIZDAN TAKİP EDİLEN SORUNLARDAN KENDİSİNİN HABERİ OLMADIĞI GİBİ SORMUYOR BİLE. ÇÜNKÜ ÇIKACAK YASALARDAN ONU İLGİLENDİREN YOK.

*** BAYRAM TEBRİKLERİ SİZLERE GELECEKTİR. ALTİNDA AV.ALİ ŞENCAN YAZACAKTIR. BUNLARI ALDIĞINIZ GİBİ GERİ GÖNDERDİĞİMİZ TAKDİRDE KENDİSİ İSTİFAYA ZORLANACAKTIR. AYRICA TEMAD GENEL MERKEZİNE FAKS ÇEKEREK İSTİFASI İSTENEBİLİR,

**** EVET BUNLAR YAPILDIĞI TAKDİRDE SİZLERE YUKARIDA İZZAH ETTİĞİMİZ KANUNLAR! ÇIKARTTIRMAK İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ. EĞER BÖYLE OLMAZ, SİZLERDEN FAKS GELMEZ İSE; BİZ DE O ZAMAN OLAĞAN ÜSTÜ GENEL KURULA GİTMEK ZORUNDA KALACAĞIZ. KAYBEDİLEN ZAMAN VE KAÇIRILAN KANUN VE FİRSATLARİN YILLARCA TELEFİSİ MÜMKÜN OLMAYACAKTIR. O ZAMAN DA TAKDİR YİNE SİZLERİN OLACAKTİR. SAYIN BAŞKANI DA İSTEYENLER FAKS ÇEKEBİLİR.   AMA İNŞALAH GEÇ KALMIŞ OLMAYIZ.

BU VESİLE İLE HERKEZİN KURBAN BAYRAMINI  KUTLAR;  SAĞLIK MUTLULUK VE ESENLİKLER DİLER SAYGILAR SUNARİZ.

gn-baskan-vaatleri-1 gn-baskan-vaatleri-2
Yayınlandığı yer EMEKLI ASSUBAYLAR
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>
Sayfa 1 / 3