Sorarlar Bir Eyyam Gelir -1-

Bu toprakların insanlarına

Yediyüz sene evvelinden şöyle ses verdi

Bu toprakların ozanı Miskin;

miskin

 

Sorarlar Bir Eyyâm Gelir -1-

Defteri dürülüp de

Eynine kefen bezi sarıldıkdan sonra

Mahşer yerine yalıncak sürülen ehl-i kubûra diyeceğimiz yok!

Kaçanı, kurtulanı olamadı lâkin.

Her beden, kendi canından mesûl nasıl olsa!

Zere,

Cehennem dediğin yerde dal, odun yokdur

Herkes od’unu kendisi götürür, değil mi Pir Sultan?..

Zottirik Kenan gibiler

Ne etdilerse şu üç günlük dünyâda gurudan, yaşdan

Geldi çatdı onlar için hesâb vermenin eyyâmı...

Öyleyse

Haydi buyurun, can dostlar; Geldi, eyyâm vakdi...

Bugün dahi gözümüzün içine afal afal bakarak hâlâ yalan söyleyen

Amal-i erbaa câhili

Ve dahi

Târih hırsızı eyyâm agalarına

Miskin misâli

Varıp biz de hesâp soralım gurudan, yaşdan...

*  *  *  *  *

Târih;

  • Medeniyetin
  • İlimin
  • Devletin
  • Milletin
  • Ordunun

Hattâ

  • İnsanın kendi hayâtında bile son derece önemli tesirleri olan bir mefhumdur.

Tarih;

  • Hissî, fikrî, sözlü ve yazılı olarak her türden birikdirip kayda geçirdiği bilgi ve belgeler ile; mâziyi günümüze, günümüzü âtiye bağlayan, yaşatan ve devâm ettiren
  • İnsanları esâretden, sürü olmakdan, kul köle olmakdan kurtarıp özgürleşdiren

Ve dahi

  • Millet sınıfına terfi ettiren en kuvvetli unsurdur.

Târih, asla boşluk kabul etmez!

Kâlû belâ’dan beri böyle oldu... Allah’ın emriyle İsrâfil (a.s) sûrunu üfleyeceği lahzâya kadar da öyle olacak!

Ne dedi Başkomutan tâ 84 sene ötesinden?

Târih yazmak, târih yapmak kadar mühimdir!”

Yazan, yapana sâdık kalmaz ise değişmeyen hakikât, beşeriyyeti şaşırtacak bir mâhiyyet alır!

Bugün târih;

Dünyada söz sahibi olan medeniyetlerin, devletlerin, milletlerin, orduların ortak hâfızası,

Çok kıymetli mirâsı ve en önemli iftihâr vesilelerinden birisidir.

Meselâ,

Bakınız biz,

İlk devletimiz olan buyukhun  Büyük Hun Devletini M.Ö 204 târihinde kurduk.

Bu hususiyetimiz ile haklı olarak övünürüz.

İlk devletimizi kurdukdan sâdece 5 sene sonra teşkil etdiğimiz  kara kuvvetleri komutanlc4b1c49fc4b1 Türk Kara Kuvvetlerimiz,

Dünyânın belki de en eski, bu itibârla da en köklü ordusudur. Ve dahi biz Türkler bu hususiyetimizle gurur duyarız.

Doğum târihinizi bilmiyor iseniz şâyet

Bugün doğmuş bebekden farkınız yokdur.

Yüzlerce sene evvel doğmuş olsanız bile

Her dâim sıfır yaşındasınız demekdir.

Aynı cümleden olmak üzere

Milletimizin en güzel hasletlerinden birisi olarak da

Târih ile ölçülen insan yaşına töremiz icâbı hörmet ederiz.

Târih olmaz ise şâyet;

Sahibi olduğunuz medeniyetin, devletin, milletin, ordunun

Ve hattâ

Kendinizin kaç yaşında olduğunu dahi söyleyemezsiniz...

*  *  *  *  *

Azrâil Aleyhisselâmın dâvetine icâbet eyleyip de

Şu an itibâriyle

Çalap’a can borcunu ödeyen kimi meslekdaşlarımız

Ne hazindir ki bilmeden gelip, geçip gitdiler bu dünyâdan da

Muvazzafından emeklisinden

Bu kelâmı okuyan siz kıymetli Asubay meslekdaşlarım...

Sizler, bugün biliyor musunuz pekiyi?

Mezûn olduğunuz sene, sicilinizde yazıyor da

Mezûn olduğunuz dönem sayısını biliyor musunuz?

Bilmiyorsunuz!!!

Pekiyi

Türkiye Cumhuriyetinin Kara, Deniz, Hava, Jandarma ve dahi Sâhil Güvenlik Ordusuna

Kaçıncı dönem Asubay olarak intisâb etdiniz?

Biliyor musunuz?

İşde bugün, burada, işbu makâleyi okuyunca evvel Allah

Kendi kuvvetinizin kaçıncı dönem Asubay mezûnu olduğunuzu ilk defâ burada öğreneceksiniz.

*  *  *  *  *

Kara Asubay Meslek Yüksek Okulundaki târih hırsızlığını

Kıymetli meslekdaşım

Ve dahi

TEMAD Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Sayın Cevat KILINÇDEMİR duyuracak sizlere. Bu konuda önemli addetdiğimiz bir iki belgeyi faş eyleyeceğiz sâdece.

Biz ise bu makâlemizde esâs olarak

Deniz, Hava ve Jandarma Asubay Meslek Yüksek Okullarının mezûniyet dönem sayısına çomak sokup

Asubay okullarının hepsinin gerçek mezûniyet dönem sayısını fâş edeceğiz sizlere.

Türk Asubaylığının târihcesi şu hâliyle ne yazık ki beş bilinmeyenli denklem gibi. Kara delikler ile dolu...

Fakat bu makâlemizde bu denklemlerin  kördüğümlerine

Depreyen yatağanımızın çifte su verilmiş palasıyla kavi bir darbe indirip

Yegân yegân parçalayacağız.

Ve dahi

Evvel Allah

 Bilinemeyenleri bulup bilip ortaya koyacağız.

*  *  *  *  *

image009Ne demişdi Eski Tüfek, Evvel’den Ȃhire Işıltılı Yansımalar -5-‘de?

Sayın Jomo KENYATTA’yı tahattur etdiniz mi?

Şanlı gomutanlarımız

Asubaylara ne zamân bir hak verdiler ise

Bu hak karşılığında en azından başka bir hakkı elimizden geri aldılar.

Ya da

Daha mer-dâne

Ve dahi

Ȃşıkâre bir deyiş ile

Evvelde verdikleri bir hakkı

Resmen ve hile ile gasp etdiler...

İşde bu al takke, ver küllah faslında

Asubay okulllarının eğitim süresinin yüksek okul mertebesine terfi ettirilmesi esnâsında

Asubayların mezûniyet dönem sayısının gasp edilmesi olarak karşımıza çıkdı, bugün bir kere daha...

Tez vakitde geberip de çenesi bağlanası YÖK’den tam 30 senenin deverân eylemesini bekledikden sonra

Muhterem gomutanlarımız

Kuyruklarını kıvırıp ayaklarını sürüyerek 2 senelik yüksekokulu lutfetmesine lutfetdiler de

Verdikleri 1 senelik bu ilâve eğitim karşılığında

Asubayların târihlerini çaldılar!

Tıpkı Kenya Cumhurbaşkanı Sayın Jomo KENYATTA’nın eline muharref İncil’i tutuşdurup da

Ayaklarının altındaki ata yâdigârı topraklarını gasp eden kaltaban-arsız-hırsız-soysuz batılı insanlar gibi

Asubayların eline sâdece 1 sene eğitim veren gendi guvvet gomutanlarımız

Bunun karşılığı olarak

Asubayların 80 senelik, 90 senelik, 120 senelik târihlerini çaldılar...

*  *  *  *  *

Eski Tüfek

Bu sefer namluya

Barut, mermi sürmeyecek...

Bugün burada

Sahtekârların

Ve dahi

Târih hırsızlığı yapan maskesiz eyyâm agalarının

Üç paralık ciğerlerine

Yağlı dom dom gurşunu gibi işleyecek

Belgeleri saplayacak işde bu makâlesinde...

*  *  *  *  *

Memleketimin ahlâka mugâyir folim bataklığının dibine

Burnunun ucuna kadar batdığı 1970’li senelerde

Zapdiyesi, hâkimi, savcısı, cendermesi masa başında keyif çatarken

Ekmek parası kazanmak için çırpınan Yeşilçam Sokağın en kalbur üsdü emekdârları

Tekmil mıntıkayı cebren ve hile ile haraca bağladılar.

Topladıkları parayı üleşemeyen azılı iki çetenin bu fetbâz fedâileri

Fesbuk’dan resim üleşir gibi

Cevizlerini üleşmeye karar verdiler!

Toplusundan, carcörlüsünden

Ağızdan dolma, namludan sürmelisinden

image011

Aldılar, elvân çeşit delikli demiri ellerine.

Sıkdılar yek diğerinin beynine...

Mâcerâ, gülmece ve dahi şehvet kokan folimin esâs oğlanı Bilâl

Kamyonlar dolusu yeşil Dolarları, kasalar dolusu mâvi Avroları........

Afedersiniz!

Rakip çetenin tekmil fedâilerini üç çeyrek saatde sıfırladı...

Her yol helâl,

Sıfırla Bilâl...

2013 senesi 17-25 Aralık günlerinde şâhid olduğumuz

Başka bir sıfırlama vak’ası daha var ki

Onu burada fâş eylersek şâyet

Mit’in başında oturan fidan meslekdaşımız,

Abi-mabi, hatır-gönül, gomutan-momutan demez, hani!

Tez elden Silivri’ye tek yönlü bir gidiş bileti kesebilir bize mazallah!...

*  *  *  *  *

İşde, babasından aldığı tâlimat üzerine

Tıpkı Bilâl oğlanın yeşil dolarları, mâvi avroları bir kaç saat içinde sıfırladığı gibi

Bizim dört yıldızlı gomutanlarımız da

Her kimden emir alıp nerelerinden uydurdular ise

80 senelik

90 senelik

120 senelik Asubay târihini 2005 senesinde bir çırpıda sıfırlamışlar!

Yok canım, olamaz mı dediniz?

Olmuş!

Yapmışlar!

Hem de hepsi bir araya gelip işbirliği hâlinde bir hamlede sıfırlamışlar!

 

  • Târihcesinde 1909 senesinde kurulduğu bildirilen Kara Asubay Okulu
  • Târihcesinde 1890 senesinde kurulduğu bildirilen Deniz Asubay Okulu
  • 1942 senesinde 14 üncü dönem mezûnlarını veren Hava Asubay Okulu

 

Ve dahi

 

  • 1989 senesinde 60’ıncı dönem mezûnlarını veren Jandarma Asubay Okulu

 

Nasıl olur da 2005 senesinde ilk dönem mezûnlarını verebilir?

Vermiş!..

Daha doğrusu verdirtmişler vallahi...

Değişmeyen hakikât,

Nasıl olmuş da Asubayları şaşırtacak bir mâhiyyet almış?

Çünkü,

Târih yazan, gomutanlarımız

Târih yapan gomutanlarımıza sâdık kalmamış!..

Emir komuta zenciri içinde vicdân, basiret ve akıllarını teskereye gönderen

Vefâ, silâh arkadaşlığı ve saygı kavramlarına katıksız hapis cezâsı veren

Ve dahi

Kânunları kulak arkası eden eyyâm agası gomutanlarımız

Asubay denen asker kişilere en hafif tâbiriyle

Bu saygısızlığı, bu vefâsızlığı, bu kadirbilmezliği yapmışlar billâhi...

*  *  *  *  *

Asubayların târihinin gasp edilmesine karşı

Dilsiz uşak gibi sessiz kalan Genelkurmay Asubayı

Ve dahi Kuvvet Asubaylarının

Bu aymaz tavırları ise affedilir gibi değil!..

Belki sen de farkında değilsin!..gnkur asb

4 seneden beri Genelkurmay Asubayı olarak görev icrâ eden

Ve dahi

29 senelik bir Asubay olarak sen

2014 senesin 10 uncu dönem Asubaylara diploma veriyorsan

Söyler misin bana?

Sen, kaçıncı dönem Asubaysın peki?

Sen ve dahi senin temsil etdiğin yüzbinlerce asubayın elinden târihini çalıyorlar

Ve sen hâlâ Pazartesi kibarı gibi ortalarda arz-ı endâm ediyorsun!..

*  *  *  *  *

Sağolsun,

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN

Bıldır, Harp Okulları diploma törenlerine iştirâk edip

30 Ağustos 2014 günü Kara Harp Okulundan mezûn edilen teğmenlerimize

31 Ağustos 2014 günü de

Deniz ve Hava Harp Okulundan mezûn edilen teğmenlerimize diploma verdi.

Gazete haberinden öğrendiğimize

Ve dahi

Siz kadim dostların da aşağıdaki tavsırlarda gördüğünüz üzere 2014 senesinin Ağustos ayında;

 

  • Kara Harp Okulu, 165 inci dönem
  • Deniz Harp Okulu, 241 inci dönem
  • Hava Harp Okulu da 60 ıncı dönem teğmenlerini mezûn etdi.

 

Devletimize, milletimize, ordumuza hayırlı, uğurlu, kademli olsun inşallah.

1
2
3

*  *  *  *  *

Aynı senenin aynı ayında

Fakat bu kez Asubay Okullarının diploma töreninde

Aynı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN yok idi!..

Değişdirmenin imkânı yok! Zere, târih bunu böyle yazdı.

Pekiyi,

2014 Ağustos ayında tertiplenen diploma tevdi törenlerinde

Asubay Okulları kaçıncı dönem Astsubay Çavuş mezûnlarını verdi acap?

  • Kara Asubay Meslek Yüksek Okulu, 10 uncu dönem
  • Deniz Asubay Meslek Yüksek Okulu, 10 uncu dönem
  • Hava Asubay Meslek Yüksek Okulu, 2013-2014 dönemi
  • Jandarma Asubay Meslek Yüksek Okulu, 10 uncu dönem Astsubay Çavuşlarını mezûn etdi.

Çekirgem uçmaz oldu, ganedin açmaz oldu

Şu Bodrum’un gızları erkekden gaçmaz oldu da...

Karada, denizde, havada

Ve dahi Jandarmada

Bugüne kadar mezûn edilen Asubayların dönem sayısı

Bilen var mı gardeşler,

Kaç oldu?..

Buyurun, berâber görelim;

*  *  *  *  *

Evvelâ,

Kuvvet Komutanlarımıza göre Türk Ordusunda Asubaylık kaç yaşında imiş, onu görelim.

Asubay Okullarının elân kullanılan brövelerinde kuruluş târihleri şöyle yazılmış;

images 17 

Kara Kuvvetlerimiz 2014 senesinde 10’uncu dönem Kara Asubaylarını mezûn etmiş.

 images 18

Deniz Kuvvetlerimizin neşretdiği Deniz isimli derginin Ocak 2015 sayısına göre

Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu 2014 senesinde 10’uncu dönem Deniz Asubaylarını mezûn etmiş!

images 19 

Hava Kuvvetlerimize göre;

Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu 2014 senesinde 2013-2014 dönem(!) Asubaylarını mezûn etmiş!

images 20 

 

 

Yukarıda fâş eylediğim bilgilere bakdığımızda;

Asubay yetişdiren bütün okullarımızın;

  • 2005 senesinde ilk Asubay mezûnlarını verdiğini
  • 2014 Ağustos ayında ise 10’uncu dönem Asubay mezûnlarını verdiğini anlıyoruz.

Ordumuza tâze bir nefes vermek ve yükünü almak için bıldır diploma alan

Asubay Çavuş meslekdaşlarımızın mezûniyeti de

Devletimize, milletimize, ordumuza hayırlı, uğurlu, kademli olsun inşallah.

*  *  *  *  *

image030Eeeee!!!

Ne olmuş, ne var bu haberde canım?

Bak işde, gözel gözel tören tertiplemişler

Asubay Çavuş nasbetdikleri askerlere diploma vermişler!

Üsdelik

Cumhuriyet târihinde ilk kez bir Genelkurmay Başkanımız

Asubayların diploma törenini teşrif etmiş diyorsanız

Merâkınızı tahakkuk ettirmek için yazdıklarımı can gözüyle okumalısınız.

Ne olduğunu,

Ne tezgâhladıklarını

Ne hileler tertiplediklerini

Ne yapdıklarını siz de göreceksiniz.

Zere işbu makâlemizi okudukdan sonra evvel Allah;

  • Asubayların 80 senelik, 90 senelik, 120 küsûr senelik târihlerini nasıl gasp etdiklerini,
  • Subay mezûniyet dönem sayısının hesâplamasında yapdıkları sahtekârlığı

Ve dahi

  • Kuvvetinizin kaçıncı dönem Asubay mezûnu olduğunuzu görüp, anlayıp, öğreneceksiniz...

*  *  *  *  *

Çayda dem,

Askerde gıdem!..

Öyleyse biz de subay gardeşlerimiz ile başlayalım tefrikamıza...

Harp okullarının kendi târihcesinden aldığım bilgilere göre

Subay cenâhında işde, manzarâ-i umumiyye şöyle.

Bugün itibâriyle elimizdeki bilgilere göre hazırladığım aşağıdaki çizelgede gördüğünüz üzere;

  • Kara ve Hava Harp Okulu mezûniyet  dönem sayısını doğru olarak hesâplamışlar.
  • Bizim uyanık deniz kurdu subaylarımız ise rakamları bıttım sabunu gibi köpürtmüşler. Deniz Harp Okulu mezûniyet dönem sayısını olması gerekenden en az 4 sene fazla yazmakda beis görmemişler.

Buyurun, şöyle bir nazâr eyleyiniz bakalım, Harp Okulları mezûniyet dönem çizelgesine...

images 21

Bahriyemiz’de bir deyim vardır; tulum çıkartmak! Uzun süren gemi seferlerinde limana hiç ayak basmadan görevi tamamladığını ifâde etmek için söylenir. Deniz Kuvvetleri Komutanlarımız da sağ olsunlar, Deniz Harp Okulu’nun mezûniyet dönem sayısını hesâb ederken tulum çıkartmışlar. Asubaylardan kesmişler, subaylara yamamışlar!... Mezûniyet töreninin icrâ edildiği son târihden, okulun kuruluş târihini çıkartmışlar; (2014-1773); kendilerince 241. dönem subayları mezûn etmişler.

Pekiyi

Târihin doğurup emzirip büyütüp kaydetdiği gerçek rakamlar ne diyor acap?..

images 22 

Okulun, yukarıda gördüğünüz kendi târihcesinde yazdığına göre;

  • Mezûn vermediği 1955, 1956, 1971 ve dahi 1977 senelerini toplam mezûn sayısına eklemişler.
  • İlk senelerde 3 ay (90 gün) eğitim ile mezûn etdikleri dönemleri dahi toplam mezûn sayısına eklemişler.
  • Deniz Harp Okulunun kendi târihcesinde, okul 1773 senesinde açıldı diyor.
Fakat aşağıda gördüğünüz ve hâlâ itibârlı bir kaynak olan İslâm Ansiklopesi, Deniz Harp Okulunun 1776 senesinde eğitim vermeye başladığını yazıyor.

ek-1 


Bugün burada sizlere fâş eylediğim bu gerçeklerden sonra
Deniz Harp Okulunun târihcesindeki bu bilgileri sileceklerini tahmin ediyorum. Göreceğiz!
İmdi
Yukarıda ortaya dökdüğümüz işbu belgeler muvacehesinde
image038

 
Demek oluyor ki
Deniz Harp Okulunun
2014 senesinde 241inci dönem mezûnlarını verdiği haberi
İyice boşa düşüyor!

Her sene verdikleri dönem mezûnu teğmenleri temsilen

Bu târihe kadar denize indirdikleri 241 zencir baklasından

Zannederim bir mikdârını

Hisa” etmeleri gerecek!..

*  *  *  *  *

Mâzi ile bugün arasında târih, hukuk ve illiyet bağı kurabilmek için

Harp Okullarının ilk kurulduğu günden bugüne kadar aldığı isimlere gelince

İlk defâ göreceğiniz

Şöyle bir çizelge hazırladık siz kadim dostlarımız için.

ek-5


*  *  *  *  *

Şimdi de

Bakışımızı

Ordumuzun ruhu çelik yürekli Asubaylara çevirelim.

İltifât buyurursanız şâyet

Makâlemizin özünü kavrayabilmek için

Asubay Okullarının kuruluş târihinden bugüne kadar aldıkları isimleri bir görelim hele.

 

Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulu

1

1909

Osmanlı Devleti’nin 7 ayrı ordu bölgesinde (İstanbul, Konya, Selânik, Erzincan, Halep, Bağdat, Yemen) ilkokul düzeyinde Küçük Zabit İptidaî Mektepleri” açıldı.

2

1910

İstanbul Râmi  Kışlasında Sahra Ağır Topçu Okulu açıldı.

3

1911

İstanbul Bakırköy’de Süvârî Okulu açıldı.

4

1912

İstanbul Halıcıoğlu’nda Münâkale (Ulaştırma),

İstanbul Balmumcu’da Jandarma Okulu açıldı.

5

1914

İstanbul Haydarpaşa’da Sıhhiye Gedikli Küçük Zâbit Mektebi açıldı.

6

1924

Ankara, İstanbul ve Konya Gedikli Küçük Zâbit İhzarî Mektepleri açıldı.

7

1938

Kayseri/Zencidere, Konya ve Elazığ'da Gedikli Erbaş Hazırlama Ortaokulu açıldı.

Kırıkkale'de Gedikli Erbaş Sanat Okulu açıldı.

8

1950

Kayseri I. Gedikli Erbaş Hazırlama Ortaokulu,

Konya II. Gedikli Erbaş Hazırlama Ortaokulu,

Mersin III. Astsubay Hazırlama Ortaokulu,

Emirdağ IV. Astsubay Hazırlama Ortaokulu,

Demirci V. Astsubay Hazırlama Ortaokulu,

Çorum VI. Astsubay Hazırlama Ortaokulu,

İstanbul / Halıcıoğlu VII. Astsubay Hazırlama Ortaokulu

İstanbul/Kuleli VIII. Astsubay Hazırlama Ortaokulu açıldı.

9

1960

Ankara Elektronik Erbaş Hazırlama Okulu açıldı.

1964 yılından itibaren lise düzeyine yükseltildi ismi Elektronik Astsubay Hazırlama Okulu” olarak değiştirildi.

10

1966

Ankara’daki Astsubay Hazırlama Okulu Çankırı’ya taşındı ve ismi Çankırı Astsubay Sınıf Okulu olarak değidirildi.

Bu okul 1971 yılından itibâren lise seviyesine yükseltildi ve okulun adı Çankırı Astsubay Hazırlama Okulu olarak değişdirildi.

11

1987

Balıkesir’de “Teknik Astsubay Hazırlama Okulu” kuruldu.

1988 yılında Ankara’daki “Elektronik Astsubay Hazırlama Okulu”nun ve 1997 yılında Çankırı’daki “Astsubay Hazırlama Okulu” Balıkesir’e taşındı ve ismi "Çok Programlı Astsubay Hazırlama Okulu olarak değişdirildi.

12

2002

Bando ve Sağlık sınıfı hâricindeki bütün sınıfları içeren astsubayların yetiştirilmesi için, 3 senelik çok programlı lise olarak eğitim ve öğretim faaliyetini sürdüren okul, 24 Nisan 2002 tarihinde kabul edilen 4752 sayılı Astsubay Meslek Yüksek Okulları Kanunu ile K. K. Astsubay Meslek Yüksek Okulu Komutanlığı adıyla 30 Haziran 2003 tarihinde eğitim-öğretime devâm etdi.

***Bu çizelgedeki bilgileri Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulunun örütbağdaki kendi târihcesinden aldım.

 

Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu

1
3 Nisan 1890

Deniz Gedikli Sınıfı teşkil edildi.

İlk Gedikli Sınıfı 15 Haziran 1890 târihinde Selimiye Gemisi'nde eğitim ve öğretime başladı.

2
30 Aralık 1915

"Makine Çırakları Nizamnamesi" ile Makine Gedikli Sınıfı yeniden kurularak Tir-i Müjgan Gemisi'nde Şubat 1916 tarihli "Gemici Çırakları Nizamnamesi" ile de Güverte Gedikli Okulu açıldı.

3
1944

Deniz Telsiz, Elektrik Fen Tatbikât Okulu açıldı.

4
1946

Gedikli Sınıf Okulları açıldı.

5
1951

Güverte Sınıf Okulu, Deniz Levâzım Okulu ve Makine, Elektrik, Elektronik Sınıf Okulu Heybeliada'da faaliyete geçdi.

6
1953

Makine, Elektrik, Elektronik Sınıf Okulu Komutanlığı Deniz Makine Sınıf Okulu Komutanlığı adını aldı ve Heybeliada'da faaliyetine devâm etdi.

7
1985

Güverte Astsubay Sınıf Okulu açıldı.

8
1 Eylül 2003

Güverte Sınıf Okulu Komutanlığı, Makine Sınıf Okulu Komutanlığı ve İkmal Okulu Komutanlığı lağv edildi. Bu okullar, Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu ismiyle asubay yetiştirmeye devâm etdi.

***Bu çizelgedeki bilgileri Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulunun örütbağdaki kendi târihcesinden aldım.

 

Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu

1

1926

İstanbul’da Uçak Makinist Okulu açıldı.

2

1928

Subay ve astsubayları eğitmek maksadıyla yeniden teşkilatlandırılan okulun ismi Hava Makinist Okulu olarak değişdirildi.

3

1969

Hava Astsubay Sınıf Okulu

4

2002

Hava Asubay Sınıf Okulu lağvedidi. Yerine Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu eğitim öğretim vermeye başladı.

*** Bu çizelgedeki bilgileri Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulunun örütbağdaki kendi târihcesinden aldım.

 

 Hava Kuvvetleri Komutanlığı;

Hava Asubay Okulları târihcesinde “Hava Gedikli Küçük Zâbitlik” ve dahi “Hava Gedikli Erbaşlık” dönemlerinden tek kelime dahi bahsetmemiş. Her ikisini de resmen inkâr etmiş! Hakikâten çok dikkat çeken bir vaziyet.

Hava Asubay Okulları târihcesinde, kurulduğu günden bugüne kadar;

  • Hangi târihlerde,
  • Hangi isimler ile faaliyet icrâ etdiğini
  • Ne kadar süre eğitim verdiğini

Ve dahi

  • Hangi unvân ile mezûn verdiğini özellikle yazmamışlar.

Bunun sebebini de biz söyleyelim sizlere...

Belli bir târihe kadar ordumuzun yekpâre bir yapısı vardı. Bir başka ifâde ile onbaşılar hâriç ordumuzdaki askerlerin hespi subay idi. Asubaylık, subaylığa göre daha sonra peydahlandı. Bu sebepdendir ki Kara ve Deniz Kuvvetlerimizde subay okullarının, asubay okullarına nisbetle tabii olarak daha eski târihleri var.

Hava Kuvvetlerimizde ise vaziyet bunun tam tersi. Hava Asubay okulları, Hava Harp Okulundan çok daha önce kurulup Hava Asubayları yetiştirmeye başladılar. Bu mezûniyet târihlerini makâlemize eklediğimiz çizelgeler ile gösderdik.

İşde, bu gerçeği gizlemek için Hava Asubay Okullarının târihcesinde bu bilgileri kasden saklamışlar.

*  *  *  *  *

Asubay okullarının kendi târihcesinden aldığım bilgilere göre

Asubay cenâhında vaziyet ise

Asker elbisesi gibi!.. Hepsini en battalından, tek beden dik! Herkese  uyar!

 Buyurun, şöyle bir nazâr eyleyiniz bakalım Asubay Okulları mezûniyet dönem çizelgesine...

images 28

Asubay Okullarının isimlerini niye kısaltıp yazdın gardeş diyenler var ise diyelim.

Astsubay Rütbelerinin İmlâsı künyeli makâlemizde fâş eyledik.

Asubay rütbe isimleri o kadar uzun ki!

Ne yazmak,

Ne okumak,

Ne söylemek,

Ne de anlamak mümkün!..

İşde

Tıpkı rütbelerimizin isimleri gibi

Okulumuzun isimleri de akıldan, mantıkdan ve dil bilgisi kuralından uzak bir zihniyet ile

Ve dahi

Kasden uzun olarak terkib edilmiş.

Asubay Okullarının ismini kısaltmadan yazsam buradaki çerçeveye sığdırmak mümkün olmayacak idi.

Bakar mısınız?

Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulunun birlik simgesine okulun ismini ancak kısaltarak sığdırabilmişler.

dastok

Harp Okullarının hepsinin isimleri 3 kelime ile yazılıyor. Fakat Asubay Okullarının isimlerini yazmak için pazar çadırı kadar tezgâh ve küpler dolusu mürekkep sarfetmek gerekiyor. Bu sebepden dolayı içimize sinmese de Asubay Okullarının isimlerini baş harflerinden terkip (iktisar) edip kısa olarak yazdık.

Adâlet dağıtmaya gelince son derece nekes ve kıskanç davranan şanlı gomutanlarımız

Sıra Asubay Okullarına isim peydahlamaya gelince

Tıpkı Asubay rütbe isimlerinde olduğu gibi...

O kadar uzun ve dahi o kadar anlamsız ki...

Sağolsunlar, haysiyet fukarası âdî siyâsetciler gibi davranıp kelimeleri bol keseden hovardaca harcamışlar!

Okul isimlerini sanki okuyamasınlar, yazamasınlar, söyleyemesinler diye kasden türetmişler!

Vardır bu orostopolluğun elbet bir sebebi...

*  *  *  *  *

Demidir, söyleyeyim...

Subay ve Asubay yetişdiren okulların târihcesini tetkik ederken çok çarpıcı bir hususiyet daha dikkatimi celbetdi. Harp Okulları, bağımsız birlik olarak tesis edilmişler. Kışla sınırları içine de sâdece o harp okulunu yerleşdirmişler. Ve dahi o kışlanın içinde en kıdemli komutan da harp okulunun komutanı olacak şekilde teşkil etmişler.

Fakat Asubay yetişdiren okullara bakdığımızda çok farklı bir manzara çıkıyor karşımıza.

Asubay okulları, mutlaka daha yüksek rütbeli başka bir komutanlığın olduğu birliğin içine adetâ dış kapının mandalı gibi ilişdirilmiş. Asubay yetişdiren okulun ismi arka plana itilip daha yüksek rütbeli komutanı olan birlik, parlatılıp öne çıkartılmış!

Nasıl mı?

Şöyle;

  • Kara Asubay Meslek Yüksekokulu, Eğitim Ve Doktrin Okullar Komutanlığının arka bahcesine hapsedilmiş.
  • Deniz Asubay Meslek Yüksekokulu, Deniz Eğitim Komutanlığı forsunun arkasına itilmiş.
  • Hava Asubay Meslek Yüksekokulu, Hava Teknik Okullar Komutanlığı koltuğunun arkasına saklanmış.
  • Jandarma Asubay Meslek Okulu, Jandarma Okullar Komutanlığı isminin içine sığışdırılmış.

*  *  *  *  *

Asubay okul isimlerinin kasıtlı olarak böyle akıldan ve bilimden uzak olarak türetilmesi bir yana,

Kara Asubay Okulunun yeni ismindeki saçmalığı belki fark etmişsinizdir.

Söze konu bu okulun isminin başında, diğer Asubay okullarından fazla olarak “Kuvvetleri” ibâresi var.

 

Bu farklılığın, daha doğrusu aykırılığın sebebini sormak gene bize düşdü.

 

 

KONU: Astsubay Meslek Yüksek Okullarının İsmi Hakkında.

 

İLGİ (a) 11.04.2002 târih ve 4752 sayılı Astsubay Meslek Yüksek Okulları Kânunu.

 

(b) Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu Sayfa Bağlantısı. (http://www.damyo.edu.tr/)

 

(c)Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu Sayfa Bağlantısı. (http://www.hvkk.tsk.tr/tr/IcerikDetay.aspx?ID=185)

 

(ç) Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulu Sayfa Bağlantısı. (http://www.jandarma.tsk.tr/okullar/jamyo_internet_sitesi/anasayfa.htm)

 

(d) Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulu Sayfa Bağlantısı. (http://www.kkk.tsk.tr/Okullar/KKAMYO/index.html)

 

(e) 09 Ekim 2003 târihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kânunu.

 

(f) 19 Nisan 2004 târihli ve 2004/7189 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

 

1. Ordumuza muvazzaf Astsubay yetiştiren okulların ismi; İlgi (a)’da mezkûr kânun’un “Tanımlar” altbaşlığı, madde 3, b fıkrasında “Astsubay Meslek Yüksek Okulu” olarak târif edilmiş. Kânunun bu hükmüne uygun olarak;

 

a. Deniz Kuvvetlerimize Astsubay yetişdiren okulun adı İlgi (b) bağlantıda görüldüğü üzere; “Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu”,

 

b. Hava Kuvvetlerimize Astsubay yetiştiren okulun adı İlgi (c) bağlantıda görüldüğü üzere; “Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu”,

 

c. Jandarma Genel Komutanlığımza Astsubay yetiştiren okulun adı İlgi (ç) bağlantıda görüldüğü üzere; “Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulu

şeklinde tesbit edilmişdir.

 

2. Ancak, aynı kânun hükümlerine tâbi olarak teşkil edilerek Kara Kuvvetlerimize Astsubay yetişdiren okulu adı ise İlgi (d)’de mezkûr bağlantıda görüldüğü üzere Kara Kuvvetleri Astsubay Meslek Yüksek Okulu” şeklinde yazılmışdır. Bu cümlenin devâmı olmak üzere Kara Kuvvetleri Astsubay Meslek Yüksek Okulu’nun mevcut isminin İlgi (a) Kânuna aykırı olarak tesbit edildiği görülmektedir.

 

3. Gerek kavram, tanım ve isim birliği temin etmek gerekse Astsubay yetişdiren okul isimlerinin İlgi (a) Kânun ahkâmına uygun olarak tesbit ve tescil edilmesi açısından Kara Kuvvetleri Astsubay Meslek Yüksek Okulu ismindeki “Kuvvetleri” ibâresinin silinmesi gerekdiği ortaya çıkmaktadır.

 

4. Neticeten; Kara Kuvvetleri Astsubay Meslek Yüksek Okulu’nun mevcut isminin İlgi (a) Kânuna hükümüne göre tesbit edilmesini ve Millî Savunma Bakanlığımızın sonucu ilgi (e,f) mevzuat kapsamında tarafıma bildirmesini saygılarımla arz ederim.09.02.2015.

 

 

Gönderdiğim dilekceme verilen ve aşağıda gördüğünüz cevâp, tam bir ibret vesikâsı...

 

 

141181 nolu başvurunuz hakkında.‏

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

To: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

 

From:

 This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Sent:

11 Mart 2015, Çarşamba 10:21:30

To:

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Sayın ŞÜKRÜ IRBIK,

Bimer Başvuru Numaranız :141181

Sayın Şükrü IBRIK,

İLGİ: a) 3071 Sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun.

b) Şükrü IRBIK’ın 09 Şubat 2015 tarihli, 141181 Sayılı BİMER Başvurusu.

c) Şükrü IRBIK’ın 17 Şubat 2015 tarihli, 171614 Sayılı BİMER Başvurusu.

ç) Astsubay Meslek Yüksekokulları Yönetmeliği.

d) 4566 sayılı Harp Okulları Kanunu.

e) 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu.

f) Bilgi Edinme Hakkı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik.

g) K.K.K.lığının 06 Mart 2015 tarihli, HRK:22282378-3050-249977-15/Kuv.Glş.ve Tşk.D.Tşk.Ş.(2) sayılı “Şürü IRBIK’ın BİMER Başvurusu” konu yazısı.

1. İlgi (a) kapsamında ilgi (b ve c) ile yapmış olduğunuz BİMER başvuru incelenmiş ve başvuru sonucunuz müteakip maddelere çıkartılmıştır.

2. Genel ağda bulunan ve düzeltilmesi gerektiği değerlendirilen hususlarla ilgili Genel Sekreterlik’te sorumlu personel bilgilendirilmiş, Tercüme Şube ile koordine edilerek gerekli işlemin yapılacağı bildirilmiştir.

3. Söz konusu isim verme işlemine yönelik mevzuatta herhangi bir emredici veya kısıtlayıcı hüküm bulunmadığı ve Kara Kuvvetleri Astsubay Meslek Yüksek Okulu’na isim verme işleminin idarenin takdir yetkisi kapsamında yapıldığı ilgi (g) ile bildirilmiştir.

4. Bu mail bilgi edinmeniz amacı ile gönderilmektedir, iyi çalışmalar. 

K.K.K.HRK.BŞK.LIĞI

 

Nalıncı sensin! Üsdelik nalın da keser de senin elinde nasıl olsa!

İdârenin takdir yetkisi

Ya da padişah fermânı!

Ben istedim öyle oldu!

Ya da

Akıldan ve bilimden uzak

Fikr-i sâbite mahkûm olmuş subay vesâyetinin bir başka tezâhürü...

 

*  *  *  *  *

Görüyorsunuz değil mi?

Asubay okullarını acaba niçin müfrez ve müstakil olarak teşkil etmiyorlar?

Asubay okullarının kendi isimleriyle faaliyet gösdermesini niçin isdemiyorlar?

Genelkurmay Başkanlığımızın aşağıdaki örütbağ sayfasına bile

Asubay Okullarının bağlantısını niçin eklemiyorlar? Asubaylar darbe yaparlar diye korkuyorlar mı yoksa?

image043

Gözümüzden kaçmadı elbet!

Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın aşağıda gördüğünüz örütbağ sayfasının sol tarafında;

  • Hava Harp Okulunun bağlantısı var,
  • Işıklar Askerî Hava Lisesinin bağlantısı var,

Peki

Kadro kuruluş itibârıyla Işıklar Askerî Hava Lisesinden daha kıdemli olan

  • Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulunun bağlantısı niye yok?

Coni’ler sizin dört yıldızlı agalarınızın başınıza çuval geçirdi

Fakat sizlerden kimi şerefsiz üç-beş subay gürûhu

Asubayların başına çuval geçirdiniz…

Bu cümleden olmak üzere sizler;

Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulunu

Hava Teknik Okullar Komutanlığı torbasının içine sokuşdurmaya utanmadınız mı, agalar?

ek-3

Ve dahi

Aşağıda gördüğünüz Hava Harp Okulunun örütbağ sayfasında;

Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulunu

Daha kıdemsiz olan Işıklar Askerî Hava Lisesinin ALTına yazmaya utanmadınız mı, agalar?

ek-4

Siz

Ve dahi

Sizin gibi ciğeri üç paralık Zihniyet Sürgünlerinin anasını, avradını, sülâlesini …

***

Asubaylar bir yana

Asubay okulları bile müstakil bir teşkilâta sahip olmasınlar diye ince ince hileler düşünmüş subay gomutanlarımız.

Coni’nin ordusundaki Asubay Akademilerinin komutanı, tabii olarak bir Asubay desek?..

Coni’nin dört yıldızlı subayı, Asubay Akademilerine desdur ile

Hem de

Akademi komutanı Asubayın makâmına önceden izin alıp ve dahi kapıyı tıklatarak giriyor desek?..

Elbetde, Necdet Bey dahi bütün subay gardeşlerimiz biliyor bu hakikâtleri.

Fakat kulak arkası yapmaya devâm ediyorlar. Biz de yutuyoruz tabii ki!..

İşde, Asubay denen biz askerlere yapılan bu akılllara ziyân ırkcılık, ayırımcılık ve dahi kayırımcılık

Evvel’den Ȃhire Işıltılı Yansımalar -5- isimli makâlemizde ortaya koyduğumuz

Haklı isteğimizin tahakkuk ettdiği gün

Evvel Allah, zâil olacak.

*  *  *  *  *

Asubayların târihinin gasp edilmesi hususunda

Kuvvetlerden bir dânesi dahi mertce çıkıp ortaya “Asubaylara haksızlık yapmışız be gardeş! Hatâmızı hemen düzelteceğiz!” demedi. Konuya hüsniyet ile yaklaşıp bu hatâyı düzeltseler idi şâyet şu anda okuduğunuz işbu makâleyi yazmak için kandil yağı harcamayacak idim.

Fakat olmadı!

Mertlik sınavında bu kez de sınıfda kaldılar!

Hiçbirisi mertce davranıp hatâlarını kabul etme erdemini gösderemedi.

Yazışmalarım hâlâ devâm ediyor. Neticeyi hep berâber göreceğiz elbetde...

*  *  *  *  *

Ordumuzu sevk ve idâre eden subaylarımıza methiyeler yazmayı ben de çok isterim.

Asubayların hayırına iyi hizmet yapdığını bildiğiniz subaylar var ise şâyet söyleyiniz.

Bu kadirşinâs subay kardeşlerimizden sitâyiş ile bahsetmesi Eski Tüfek’den.

Çoluğu çocuğu unutsa bile varalım biz yâd edelim onları bugün...

Fakat üzülerek ifâde edeyim ki ne zamân Asubaylık târihi ile ilintili bir meseleye el atsam

Altından kaltaban ve sahtekâr subaylar çıkıyor.

Bugün, bizim neslimizin yapması gereken en mühim

Ve dahi

Bizden sonraki nesile bırakabileceğimiz belki de en kıymetli mirâslardan birisi

Hattâ

Hak almak için mücâdele etmekden daha da önemlisi

Ȃhir zamânda bizlere yapılan her türden haksızlıkları, hileleri, gaspları ortaya çıkartmakdır.

Bu dümenleri, hırsızlıkları, gaspları yapanları târih önünde bugün teşhir ve infâz edelim ki

Bu nâmert insanlar aynı orostopollukları bir daha yapmaya cesâret edemesinler!..

Ve dahi

Biz, bugün bu lağımları berhevâ edelim ki

Bizden sonra gelecek nesil, arkasında sürekli koku üreten bu bok çukurlarından artık kurtulsun!

Sırf bu sebepden dolayı Eski Tüfek’in sehmine de

Asubaylık târihinin sahtekârlık ve yalanlar dolu çirkefli sularında

Sahtekâr ve kaltaban subayları avlamak düşdü!

*  *  *  *  *

İşde,

Asubayların 80 senelik, 90 senelik, 120 senelik târihî mirâsını gasp eden subay takımı;

  • Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi ÖZKÖK. Nâm-ı diğer köstebek Hilmi.
  • Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar BÜYÜKANIT
  • Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden ÖRNEK
  • Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim FIRTINA
  • Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fevzi TÜRKERİ 

ozkok1

buyukanit

ornek

firtina

turkeri

 Şimdi,

Diyebilirsiniz ki

Sağolsunlar, bu gomutanlarımız

YÖK’den 30 sene sonra da olsa

Asubayların 1 sene olan eğitim seviyesini 2 seneye yükseltdiler. Bu kötü bir şey midir?

Kötü değildir elbetde

Asıl kötü olan;

Verdikleri 1 sene ilâve eğitimin bedeli olarak

Asubayların hâfızasından 80 senelik, 90 senelik, 100 senelik târihi gasp etmeleridir.

*  *  *  *  *

Harp okullarının mezûniyet dönem sayısını köpürtüp çifter çifter hesap eden kimi gomutanlarımız

Sıra Asubay okullarının mezûniyet dönem sayısını hesâp etmeye gelince

Rakamlara akıntılı sularda beyhûde kulaç atdırmışlar!

Amal-i erbaa’nın ırzına geçmek bahâsına

 Hepsi söz birliği etmiş ve sayılara ters takla attırmışlar.

Bu katekülliyi bugüne kadar kim farketmedi,

Kim gündem etmedi diyenler var ise şâyet

Aynaya baksınlar!..

 

brove

 

 

 

  

 

Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.

(*** Devâm edecek)

Kaynak: Makâlede mündericdir.
ASBMYO
TARİH OLAY
27.Aralık.1734 1730 İhtilalı’nın (Patrona Halil İsyanı) sarsıntılarını atlatan Osmanlı Devleti, faydalanmaktan artık bir çekince duymadığı yabancı danışmanların da yardımıyla, Topçu Sınıfının teknik bilgi ile yetişmiş assubay kadrosu için, Üsküdar’da Toptaşı’nda “Hendesehane” adı altında bir okul açmıştır ki; bu müessese memleketimizde asker ve sivil mühendis okullarının çekirdeğini ve müspet bilimler öğreten ilk meslek eğitim kurumumuzu teşkil etmektedir. /(Faik Reşit Unat)/ Humbaracı Ahmed Paşa’nın, Sadrazam Topal Osman Paşa’nın himayesi ile kurmuş olduğu “Humbarahane ve Hendesehane” adlı naçizane askeri teknik eğitim kurumu, bugünkü anlamıyla bir nevi “Astsubay Sınıf Okulu”dur. Bu askeri eğitim kurumu zamanla değişime uğramış, askeri mühendisliğe, oradan da üniversitelere ve harp okullarına dönüşmüştür. Osmanlı’nın Batılılaşması anlamında atılan ilk adım Assubay Sınıf Okulu türü bir eğitim ocağının kurulmasıdır. 1734 yılında eğitime başlayan okul, yeniçeri korkusuyla 1736 yılında tatil edilmiştir. 1759 yılında Sadrazam Ragıp Paşa tarafından eski öğrencileriyle ve onların çocuklarıyla, okul, yeniden açılmıştır. 1795 yılında ise okul lağvedilmiş ve öğrenciler Mühendishane’ye nakledilmiştir.
15.Temmuz.1826 Osmanlı'da ilk askeri hazırlık okulu II. Mahmut Döneminde açılmıştır. Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye ordusunun kuruluş aşamasında yaşları on beşin altında olan çocukların da askere alınmış olması neticesinde, bu çocukların eğitimi için Şehzadebaşı’ndaki eski Acemi Oğlan Kışlası adı “Talimhane” olarak değiştirilmiştir. Bu çocukların eğitimi ile ilgili olarak; Padişah II. Mahmut, Nazır Hacı İbrahim Saib Efendi tarafından yazılan takrir ve Serasker Ağa Hüseyin Paşa’nın telhisi “Nizâm-ı Talimhânei Sıbyân-ı Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye” adıyla 9 Zilhicce 1241’de kanun haline getirmiştir. Talimhanede on beş yaşına girenler yüzbaşının tavsiyesi uyarınca Asâkir-i Mansûre birliklerine piyade neferi veya tüfekçisi, nalbant, marangoz veya katip olarak tayin edilmekteydiler. Bunlar arasında tüfekçi bölüklerine kaydedilenler onbaşı rütbesiyle yeni görevlerine başlamaktaydılar.
1828 kucuk-zabitİkinci Meşrutiyet (1908) dönemine kadar assubaylar ordu içinde, askerî birliklerde yetiştirildi. Sürekli olarak aynı görevi yapan ve bu nedenle bilgi ve becerisi ile sivrilmiş erbaşların “Gedikli” unvanı ile muvazzaf hizmete alınmaları yöntemiyle küçük zabitan ihtiyacı karşılanıyordu. Gedikli Erbaşlar kıtalarda gösterdikleri başarı ve yeteneklerine göre Onbaşı (Bölük Emini), Çavuş ve Başçavuşluğa kadar yükselebiliyorlardı. Bu gedikli erbaşlar aynı zamanda alaylı subaylar için de bir kaynak oluşturuyorlardı. İkinci Meşrutiyet’ten sonra bu sistem okullaştırılmak istenmiş ve “Küçük Zabit Mektepleri” kurulmuştur.
1829
Takribi olarak, Talimhane’nin kapatılış tarihi. Askerî Hazırlık Okulu diyebileceğimiz Talimhane’nin ömrü kısa sürmüştür. Talimhane’nin öğrenci kalmayışı sebebiyle ne zaman kapatıldığına ilişkin bilgi bulunmamaktadır. Çocuk neferlerin yaş durumunu dikkate alarak; talimhanenin, kuvvetle muhtemel, 1829 yılında kapanmış olabileceğini söyleyebiliriz.
5.Şubat.1890
Bahriye Nazırı Büyükamiral Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa’nın gayretleriyle donanmanın teknik ve ameli personel ihtiyacını karşılamak üzere, Güverte sınıfında; topçu, işaretçi, serdümen ve porsun, sanayi ve makine sınıflarında; kalafatçı, marangoz, burgucu ve ateşçi dallarında “Deniz Gedikli Subay ” sınıfının kurulması için bir nizamname çıkarıldı. Ceride-i Bahriye gazetesinde (Sayı:17) yayımlandı. Belirtilen branşlarda sanatkâr yetiştirilmesi amaçlanmaktaydı.
15.Haziran.1890
İlk Gedikli sınıfı "Selimiye" top eğitim gemisinde öğrenime başladı. Okutulan dersler; hesap (dört işlem), iyi yazma, imla ve okuma dersleriydi. Öğrencilere mesleki eğitim kapsamında ayrıca, Branda Bağlamak, Geminin Kısımları, Direk, Seren, Yelkenler, Sabit Arma, Makara ve Tornalar, Gemici Bağları ve çeşitleri, Top ve Kundak ayrıntıları, Ateşli Silahlar ve kısımları öğretilmiş ve top, tüfek, arma ve kürek talimleri yaptırılmıştır. Güverte sınıfı için önce 100, sonra 55 kişi, makine sınıfı için ise her yıl Sanayi-i ve İmalat-ı Bahriye sınıflarından 20 kişi ayrılarak tahsis edilmiş, böylece gemilerde bu iş için başıbozuk kişiler görevlendirilmesinin de önüne geçilmiştir.
17.Kasım.1890
damyo-brosurDeniz Assubay Hazırlama Okulu’nun kuruluş yıldönümü olarak kutlanan tarih. Açılan ilk Assubay Okulu olması ve Kuruluş Yıldönümü kutlanan tek Assubay Okulu olması nedeniyle önemlidir. 2003 yılından itibaren kutlamalar, Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu (DAMYO) tarafından yapılmaktadır. Kuruluş yıldönümü etkinliklerinin ilk kez 1975 yılında, dönemin Dz. K.K. Ora. Hilmi Fırat’ın emir ve direktifleri ile başlatıldığı yapılan araştırma ve incelemeler sonucunda tespit edilmiştir. Gazetelere bu konuda verilen ilk ilana 1979 yılında rastlanmıştır. Kuruluş Yıldönümü etkinliklerinin Deniz Kuvvetlerine muharip subay ve assubay yetiştiren okulların birlik ve bütünlüğünü göstermek amacıyla, 15 Haziran yerine 17 Kasım’da kutlanılmaya başlanılmış olabileceği ilgililerce yapılan ve ulaşılan değerlendirmedir. Bilindiği gibi, Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulu’nun Kuruluş Yıldönümleri her yıl 18 Kasım tarihinde kutlanmaktadır.
1890
Nizamnameye göre Gedikli Sınıfının işleyişi şu şekildeydi: Sıbyan efradı olarak adlandırılan adaylar, İstanbul’da eğitim gemisinde bir yıl nazari ve ameli bir öğrenime tabi tutulacak, daha sonra gezen gemilere gönderilecek ve bu gemilerde dört yıl daha eğitim ve öğretim göreceklerdir. Beş yıllık (sıbyanlık) dönemini bitiren ve son sınavda başarı gösterenler branşlara ayrılacak ve onbaşı rütbesi ile göreve başlayacaktır. Bunlar bir yıl sonra yapılacak yeni bir sınavla Çavuş veya Bölük Emini nasbedileceklerdir. Bir yıl sonra yine sınavla 3.Porsun veya 3.İşaretçi vb. rütbeye haiz olacaklardır. Bu şekilde mecburi askerlik hizmetini de tamamlayan sıbyan efradı; üstlerinden iyi sicil ve not aldıkları takdirde ve yapılan sınavı kazandıklarında, bir son sınava tabi tutulacaklardır. Bu sınavda da başarılı oldukları takdirde mensubu oldukları sınıfta Gedikli-i Salis (3.Sınıf gedikli) rütbesiyle hizmete devam edeceklerdir. Başarısız olanlar ise diğer erat gibi terhis edilecektir. 3.Sınıf Gedikliler, dört yıl gemi görevi sonrasında eğer gemi komutanından iyi sicil almışsa ve sınavda başarılı olmuşsa; Gedikli-i Sani (2. Sınıf Gedikli) rütbesine yükseleceklerdir. Beş yıllık bu süreyi de tamamlayanlar, yine iyi sicil ve sınavda başarılı olmak kaydıyla Gedikli-i Evvel (1.Sınıf Gedikli) olmaya hak kazanacaklardır. Bu rütbenin üzerinde ayrıca Sergedikli (Başgedikli) denilen bir rütbe vardır ki, bu rütbe ancak olağanüstü başarı gösterenlere verilmektedir.
1891-92 Önceleri Gedikli Sınıfına sadece İstanbul’dan öğrenci alınmaktaydı. İstanbul ahalisinden bu sınıfa girmek isteyenlerin az olması üzerine sonradan taşra ahalisinden de arzu edenlerin Gedikli Sınıfına müracaatlarına müsaade edilmiştir. Ayrıca sürekli değişen top, tüfek gibi harp teçhizatının temizleme usulü eski silahlarla aynı olamayacağından yeni silahların temizliğini, bakım ve tutumunu öğrenmek üzere sıbyan taburundan 40 nefer ayrılarak, kundakçı ve çakmakçı olarak yetiştirilmesine karar verilmiştir. 
1903/1904 İlk Jandarma Zabit Mektebi Selanik’te açılmıştır. Bu okulda, ordudan seçilmiş subaylara zabıta eğitimi verilerek jandarma sınıfına geçirilirlerdi. Ayrıca ikinci kısım olarak jandarma küçük zabitleri okutularak subay yetiştirilirdi. Bu kısma Zabit Namzedi Bölümü denilirdi. İlerleyen yıllarda bu okul İstanbul’a nakledilmiştir.
1909
Çıkarılan bir nizamname ile subay eğitiminin olduğu gibi Assubay eğitiminin de modern metotlarla yapılabilmesi için Osmanlı Devletinin yedi ordu bölgesinde ilkokul düzeyinde “Gedikli /Küçük Zabitan İptidai Mektepleri” ve bu okullardan mezun olan öğrencilerin eğitimlerini sürdürmesi amacıyla ortaokul düzeyinde “Gedikli /Küçük Zabitan Mektepleri” açılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda 1909 yılı içinde Selanik, Edirne, Beyrut, Erzincan, Bağdat Gedikli Küçük Zabit Mektebi açılmıştır. Okulların yönetmeliğine göre (Küçük Zabitan Mektebi ve Küçük Zabitan İptidai Mektebi Nizamnamesi); bu okullarda öğretim, öğrencinin yaşına (15-18 yaş) ve ilköğretim durumuna göre 1-3 yıl arasında değişiyordu. Öğrenciler yaşlarına göre üç gruba ayrılıyorlardı. Ayrıca bazı bedeni özelliklere bakılarak sınavla öğrenci alınıyor, asker çocukları tercih ediliyordu. Okul, sekiz yıllık bir mecburi hizmet yüklüyordu. Okuldayken öğrencilere maaş da veriliyordu. Mezun olanlar sicillerine göre, belli oranlarda Topçu, Süvari ve Piyade Küçük Zabit Mekteplerine ayrılıyorlardı. Küçük Zabit Mektepleri; Küçük Zabitan İptidai Mektepleri’nin mezunlarını aldığı gibi, dışarıdan da 18-21 yaşları arasında ilköğretimlerini tamamlamış, sağlam gençler alıyorlardı. Öğretim süresi iki yıl idi. “Onbaşı” olarak mezunlar veriyordu. Küçük Zabit Mektebi çıkışlıların altı yıl mecburi hizmetleri vardı (Küçük Zabit İptidai Mektebinden gelenlerin ise sekiz yıl). Bundan sonra Kuleli'de bir yıl okuyup İhtiyat Zabiti; Jandarma Mektebi'nde bir yıl okuyup Jandarma Subayı veya Polis Mektebine gidip Komiser olabiliyorlardı.
1910
İstanbul Rami Kışlasında Sahra Topçu ve Ağır Topçu Küçük Zabit Mektepleri açıldı.
Mayıs 1910
Çavuşluktan mülazım-ı sâni rütbesiyle ordularına gönderilen zabitler için Talimgâh Mektepleri açıldı. Daha sonra bütün subaylara şart koşuldu. İlerleyen yıllarda Birinci Dünya Savaşı dolayısıyla kapatıldı.
1911 İstanbul’da Bakırköy’de Süvari Küçük Zabit Mektebi kuruldu.
12 Temmuz 1911 Küçük Zabit ve Küçük Zabit İptidai Mektepleri Hakkında Nizamname ile ilgili okulların yönetmeliği değiştirildi. Okula alınma yaşı 16-18 olarak değişti. Öğretim süresi de 1-2 yıl olarak kısaldı.
1912 İstanbul Halıcıoğlu’nda Ulaştırma, Balmumcu’da Jandarma Küçük Zabit Mektebi açıldı.
14 Temmuz 1913 Gedikli Sınıfının yeniden teşkil edilmesi amacıyla Kanunname hazırlığına başlandı. Uygulamaya kanunnameden önce geçildi ve Gedikli Zabitan Adayları için Çırak Mektepleri açıldı. Bu bir deneme süreciydi. Bir yıllık deneme süreci başarılı olduğu takdirde, resmi olarak uygulanacaktı. Bu kanunnamenin hazırlanmasında eğitim alanında incelemeler yapmak üzere İngiltere’ye gönderilmiş olan Makine Kd.Yzb. İbrahim Aşki Bey’in hazırlayıp verdiği raporda belirttiği hususlar göz önünde tutulmuştur.
8 Ocak 1914 Bu tarihte Harbiye Nazırı olan Enver Paşa, I. Balkan Savaşı’nda bozguna uğrayan Osmanlı Ordusu’nun yeniden düzenlenmesine ve modernleşmesine çalıştı. Yaşlı Paşalar emekliye sevk edilirken, genç subaylar orduda önemli görevlere getirildi. Askeri okullara ve bu okullardaki eğitime önem verdi. Bu kapsamda küçük zabit ve gedikli küçük zabit mekteplerine de ayrı bir önem verdiği değerlendirilmektedir. Çeşitli kaynaklarda en güvendiği kişileri bu okulların başına getirdiğinden sıkça söz edilmektedir. Ayrıca yine bu dönemde askere alınan halk ozanları, âşıklar ve mahalli sanatçılar doğrudan Küçük Zabit Okul ve Alaylarına gönderilir ve burada geniş çaplı bir eğitime tabi tutulurlardı. Bunlardan en bilineni Kırklareli’nin ünlü halk âşıklarından Âşık Ali Tanburacı’dır. Enver Paşa dönemi bir milat olmuş ve cumhuriyetin başlangıç dönemlerinde de Küçük Zabit Mektepleri, halk sanatçılarının ve âşıkların yetiştirilmesi amacıyla kutsal bir ocak olarak görev yapmıştır. Askerlik görevini yapmak üzere gelen âşıklar, mahalli sanatçılar ve halk ozanları; Gedikli Okulları’nda eğitilmiş, kendilerini geliştirmeleri sağlanmış ve özellikle Türk Halk Müziği’ne daha etkin şekilde hizmet verecek, daha olgun ve yaratıcı eserler üretecek, araştırmalar ve derlemeler yaparak muhteşem katkılar sunacak müzik altyapısına kavuşturulmuştur.
20 Nisan 1914 Bir yıllık uygulamadan alınan sonuçlara göre “Süfeni Hümayunda Gedikli Sınıfının Sureti Teşkiliyle Usulü Terfi ve Terakkileri Hakkında Kanun” yeniden düzenlendi, hükümet tarafından kabul edildi ve padişahın onayından geçti. (Bu dönemlerde gedikliler iki kaynaktan temin edilmekteydi. Birincisi yükümlülüğünü yerine getirmekte olan erlerden, başarılı olanlar; diğeri ise deneme aşamasındaki Çırak Mektepleri. Rütbeler ise şöyleydi: a-Neferat/Erat, b- Küçük Zabitan: Onbaşı/ Çavuş/ Başçavuş/Gedikli Namzedi, c-Gedikli Zabitan: 3.Sınıf Gedikli/2.Sınıf Gedikli/1.Sınıf Gedikli)

7 Eylül 1914 Bahriye Makine Çırakları ile Makine işçileri hakkındaki nizamname yürürlüğe girdi (25 Ağustos 1330)
20 Eylül 1914 Küçük Sıhhiye Heyeti Kuruldu ve Tümen Merkezlerinde bulunan hastanelerde "Sıhhiye Küçük Subayları Okulları" açılmaya başlandı. Birinci Dünya Savaşında ve Mütareke Döneminde, bu Tümen Merkezlerindeki okulların çalışmaları durduruldu.
3 Ekim 1914 İstanbul, Haydarpaşa’da Sıhhiye Gedikli Küçük Zabitan Mektebi kuruldu. Burada okuyanlar, hastanelerde, altışar aylık öğretim devresiyle Sıhhiye Gedikli Çavuşu çıkıyorlardı.
1914-1918 Birinci Dünya Savaşı’nda işgal edilen bölgelerdeki Gedikli Küçük Zabitan Mektepleri ve Küçük Zabitan Mektepleri kapanmış, diğer okullar ise 1924 yılına kadar faaliyetlerini sürdürmüştür.
20 Aralık 1915 Makine Çırakları Nizamnamesi Sultan Reşat tarafından imzalanarak, yürürlüğe girdi. 
30 Aralık 1915 Deniz Gedikli Sınıfı için daha esaslı bir kaynak oluşturmak üzere Makine Gedikli Mektebi kuruldu. Tir-i Müjgân Gemisi'nde eğitime başladı. Bu gemi fabrika gemisiyken okul ve eğitim gemisi haline getirilmiştir. Bu gemi bir süre sonra nakliyat hizmetlerine tahsis edilince, yerine Muin-i Zafer Korveti görevlendirilmiştir.
3 Şubat 1916 Deniz Gedikli Sınıfı için daha esaslı bir kaynak oluşturmak üzere Gemici Çırakları Nizamnamesi çıkarıldı ve Güverte Gedikli Mektebi kuruldu. İclâliye Gemisi’nde eğitime başladı. Gedikli Mektebi’nin kuruluşuna tanıklık eden ve bu kurumsallaşmada etkin olarak görev alan isimlerden birisi de Bahriye Kolağası Çiftçioğlu Mehmed Nail Bey’dir. Nail Bey, günümüzün tanınmış yazar, şair ve gazetecisi Yağmur Atsız’ın dedesi, Türk milliyetçiliğinin öncü isimlerinden H. Nihal Atsız’ın ise babasıdır. Yağmur Atsız’ın çeşitli zamanlarda yazılarında belirttiğine göre; dedesi Kolağası Nail Bey (1877-1944), Kasımpaşa ve Heybeliada’da Bahriye Gedikli Mektebi’nin kuruluşunda bizzat görev almıştır.
17 Mayıs 1916
Deniz Bandolarının takviyesi amacıyla “Tir-i Müjgân Okul Gemisi”nde “Bahriye Musiki Mektebi” adı altında bir oluşum ortaya çıkmıştır.
14 Aralık 1916
Bahriye Musiki Mektebi olarak da bilinen "Müzikacı Çırak Mektebi", Müzik dersleri verilmek üzere, 5 öğrenci ile resmi olarak eğitime başladı.
1918
Müzikacı Çırak Mektebi “Tir-i Müjgân Okul Gemisi”ndeki şartların elverişsiz olması nedeniyle “Heybeliada Çarkçı Mektebi”nin bulunduğu bölgeye nakledildi. Bu Müzika Mektepleri önemlidir. Çünkü bu okulda yetişen ve gittikçe sayıları artan icracılar, sivil kuruluşlarda da görev yaparak, Batı Müziği’nin yaygınlaşmasına katkıda bulunmuşlardır.
1918
Jandarma Küçük Zabit Mektebi o günkü şartlar gereğince kapatıldı.
1919-1923   
Mütareke Döneminin ardından başlatılan Milli Mücadelede, Ankara ve Konya’daki Talimgâh Eğitim Merkezlerinde Sıhhiye Küçük Subayları yetiştirilmeye tekrar başlanmıştır.
1920
Müzikacı Çırak Mektebi, Kasımpaşa’daki Gazi Hasan Paşa Kışlası’nın arkasında yer alan binaya taşındı ve eğitime burada devam edildi.
1923-1933
"Nalbant Gedikli Küçük Zabit Kursu" adıyla hayvan sağlığı ve nal teknisyen assubayları yetiştirilmesi konusu incelenip detaylıca ele alındı.
29 Ekim 1923
Cumhuriyetin ilanı ile ilk önce Güverte, Makine, Mızıka ve Gençler Mektebi adını alan Gedikli Mektebi, bilahare Güverte, Makine, Gedikli Küçük Zabit Mektebi olmuş, eski Haddehane Binasında eğitim ve öğretimine başlamıştır.
1928
Uçak Makinist Okulu, Hava Makinist Okulu adını aldı ve hem assubay hem de subay yetiştirecek şekilde yapılandırıldı.
1 Eylül 1928
Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nin bir bölümü Deniz Gedikli Mektebi’ne ayrılarak, eğitim ve öğretime burada devam edildi. İki ders yılı boyunca öğrenciler bu binada ders gördü.
 
1929
Müzikacı Çırak Mektebi, Deniz Bando ve Orkestrası olarak hizmet verecek yapıya dönüştürüldü.
1 Eylül 1930
Mızıka Gedikli Sınıfı Kuruldu. Okul, Ankara, Cebeci’deki İhzari Küçük Zabit Mektebinde kurulmuştur. Kurucusu Mehmet Sadi Korman’dır. Okul, Riyaseti Cumhur Musiki Heyeti Bando Şefi Veli Kanık ( Şair Orhan veli’nin babası) tarafından biri tahta, diğeri bakır nefesli enstrümanları kullanan iki personeli öğretmen olarak görevlendirmesi ile derslere başlamıştır. Başlangıçta sınıf mevcudu on kişidir. İlkokul seviyesinde olan okulda sabahları kültür dersleri, öğleden sonra ise mesleki ders olan müzik dersleri verilirdi. Okul 1933 yılında ilk mezunlarını vermiştir. 1939 yılında kapanıncaya kadar toplam 80 mızıka gediklisi mezun etmiştir.
1 Eylül 1930
Deniz Gedikli Mektebi yeniden Turgutreis Zırhlısına nakledildi. Eğitim ve öğretime burada devam etti. Gemi bu nedenle Haliç’ten Gölcük’e götürüldü.
1932
Nalbant Gedikli Küçük Zabit Kursu açıldı. Haziran 1933’e kadar devam etti.
1933
Turgutreis Zırhlısında söküm işlemleri başlayınca, Deniz Gedikli İhzari Mektebi, Kasımpaşa’daki Divanhane binasına nakledildi.
11/18.Haziran.1934
2505 sayılı “Gedikli Küçük Zabit Membalarına Dair Kanun”, 11 Haziran’da kabul edilmiş, 18 Haziran’da yayımlanarak, yürürlüğe girmiştir. Bu kanun gereğince Deniz Gedikli İhzari Mektebi’nin adı “Deniz Gedikli Küçük Zabitan Hazırlama Mektebi” olarak değiştirildi. Aynı kanun isim değişikliğinin yanında okula girme şartlarını ve Gedikli Yetiştirmenin esaslarını da değiştirmişti.
1934
Nalbant Gedikli Küçük Zabit Kursu’nun adı "Nalbant Gedikli Erbaş" kursu olarak değiştirildi.
1934-35
Deniz Assubay Okulu Marşı bestelendi. Nuri Tahir, Deniz Gedikli Erbaş Okulu’nda öğrenciyken, abisi olan yazar ve şair Kemal Tahir de bu güzide okulu tanıma fırsatı buldu. Kardeşinin ve okul yönetiminin talebiyle, bestekâr Halit Recep Arman ile ortak bir çalışma yaptı. Marşın sözlerini Kemal Tahir yazdı. Bestesini ise H. Recep Arman notalara döktü. İşte o marşın ilk dörtlüğü: Çelikten kalbimizde vatanın sevgisi var/Gözlerimiz enginde düşmandan bir iz arar/Düşmanların kalbinde korku olur eseriz/Biz ömrünü vatana veren assubaylarız (aslı: gediklileriz)
9 Eylül 1934
19.yüzyılın ikinci yarısında filizlenen ve 20.yüzyılın başlarında sistematik bir düşünce haline gelen “Türkçülük” fikrinin 1930’lu yıllarla birlikte önderi olan Hüseyin Nihal Atsız, Kasımpaşa’da bulunan Deniz Gedikli Erbaş Ortaokulu’na Türkçe öğretmeni olarak tayin edilmiş ve dört yıl burada görev yapmıştır. 30 Haziran 1938 tarihinde bu okuldaki görevinden ihraç edilmiştir. O dönemde, Deniz Gedikli Hazırlama Okulu’nun yönetmeliğine göre, Türk olmayanlar okula alınamamaktadır. Yeni öğrencileri imtihan eden komisyonda yer alan Atsız, sorduğu sorularla adaylardan Türk asıllı olmayanları tespit etmekte ve öğrenci olarak okula alınmayan bu adaylar yüzünden de etrafındaki düşmanlarını çoğaltmaktadır. Arnavut asıllı olduğu iddia edilen müdür, komisyondan Atsız’ı çıkarmış ve bu hadise üzerine Arnavut asıllı müdüre selam vermeyerek disiplin suçu işleyen Atsız, müdürün Milli Savunma Bakanlığı’na yazdığı bir yazı yüzünden okuldaki vazifesinden ihraç edilmek durumunda kalmıştır
1935 Sağlık Bakanlığı tarafından Sivil Sıhhiye Memurları okulunun formatı değiştirilince ve yurt çapında yapılanma başlayınca, Askeri Sıhhiye Gediklilerinin buralardan yararlanmaları mümkün olamamıştır. Bunun üzerine 1935'den itibaren, Beyazıt’taki Askeri Tıbbiye Okulunun yanında bir binada teşkilatlanılarak, tekrar Sıhhiye Küçük Subayları yetiştirilmeye başlanmıştır.
26 Şubat 1937 205 sayılı kanunun 2.nci maddesini değiştiren 3134 sayılı kanun ile gedikli erbaşların en az ortaokul tahsiline haiz olmaları şartı getirilmiştir. Assubayların, Hazırlık Okulları sonrasında tahsil süreleri (ortaokul üstü) 2 yıllık sınıf okulu yani sanat enstitüsü seviyesine çıkarıldı.
1937 Jandarma Subay ve Astsubay okullarını bir çatı altında toplayacak şekilde Ankara Anıttepe'de “Jandarma Subay ve Gedikli Erbaş Okulu” açılmıştır.
1 Eylül 1939 1937 yılında çıkan yasa gereği ilkokul seviyesindeki Musiki Gedikli Okulu kapanmış ve yeni bir yapılanma ile Ankara Musıki Gedikli Erbaş Hazırlama Orta Okulu, Riyaseti Cumhur Armoni Mızıkası’nın yanındaki binada açılmıştır. Bu kuruluşta Riyaseti Cumhur Armoni Mızıkası Şefi Bando Yarbay Veli Kanık’ın (Şair Orhan Veli’nin babası) emeği büyük olmuştur. Bandoların icracı assubaylarını yetiştirmek amacıyla 3 yıl süreli eğitim verilmekte, ayrıca mezunlar, 8 ay kıta stajı ve 10 ay kurs gördükten sonra assubay olarak kıtalara atanmaktaydılar. Okulda okutulan bütün derslerin sorumluluğu Cumhurbaşkanlığı Armoni Mızıkası Komutanlığına verilmiştir. Okul, ilk mezunlarını 1941-1942 eğitim yılında vermiş, bu dönemde 20 öğrenci diploma almıştır.
1940 Hava Makinist Okulu, İkinci Dünya Savaşı nedeniyle, Diyarbakır’a taşındı.
1940 Assubay Okullarına ilkokul mezunlarının alınmasına son verildi ve Ortaokul mezunları alınmaya başlandı.
27 Mayıs 1941
II. Dünya Savaşı nedeniyle Deniz Astsubay Hazırlama Okulu (Deniz Gedikli Küçük Zabitan Hazırlama Mektebi) Mersin’e taşındı. Burada eski İngiliz Yağ Fabrikası tesislerine nakledildi ve eğitim öğretime devam edildi. (Mersin şehri o dönem en güvenli sahil şehri olarak görülmekteydi.
1941-1946
Deniz Gedikli Mektebi’nin bandosu, Mersin’de bulunulan süre içerisinde şehirde icra edilen tüm törenlere şevk ve heyecan kattı. Özellikle 1942 yılında icra edilen Mersin’in Kurtuluş Yıldönümü Etkinlikleri’nde büyük beğeni ve takdir topladı.
24 Nisan 1942
2/17733 sayılı kararname ile Donanma mensubu Gedikli Küçük Zabit ve Gedikli Okulu öğrencilerinin şapka şeritlerine “Türkiye Cumhuriyeti Bahriyesi” anlamına gelen “T.C.B.” simgesinin yazılması hükmü konuldu.
1943
Mersin’de bulunan Deniz Gedikli Mektebi, Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ tarafından ziyaret edildi.
1944
Deniz Sınıf Okullarının esasını teşkil eden Deniz Telsiz, Elektrik Fen Tatbikat Okulu açıldı.
1944
Bu yıl Mersin’de icra edilen “Güven Kupası” futbol etkinliğine Deniz Gedikli Mektebi de “Gedikli Gücü” adıyla iştirak etti ve başarılı maçlar çıkardı. Okul olarak, bölge çapında icra edilen Atletizm, Kır koşusu, İnönü Koşusu gibi spor etkinliklerinde de pek çok madalya kazandılar. Yerel basında sıkça konuşuldular ve tebrik edildiler: “Barbaros’un bu genç çocukları, bu muvaffakiyetler ile sadece spor sahasında ileri bir adım atmış değil, okullarının da manevi üstünlüğünü bir derece daha yükseltmişlerdir. Kendilerini ve onlara rakip olan diğer Mersin sporcularını da hararetle kutlarız.
1945
Veteriner Teknisyen Assubay İlerleme Kursu açıldı.
1945
"Nalbant Gedikli Erbaş" kursu, "Veteriner Gedikli Erbaş” kursu olarak değiştirildi.
30 Eylül 1946
Savaş koşulları ortadan kalktığı için Deniz Assubay Hazırlama Okulu Mersin’den İstanbul’a eski binasına geri taşındı. 1 Ekim 1952 tarihine kadar burada eğitim ve öğretime devam edildi.
1946
Deniz Fen Okulu lağv edildi ve “Deniz Okulları ve Kursları Komutanlığı” adı altında Deniz Eğitim Komutanlığı kuruldu. Sınıf Okulları mahiyetindeki kurs müdürlükleri bu komutanlığa bağlı olarak teşekkül edildi.
1947
Hava Assubay Okullarına, son kez pilot adayı öğrenci alımı yapıldı.
5 Mayıs 1947
Hava Makinist Okulu, savaş sonrası Eskişehir’e taşındı.

1949
Hava Assubay Okulları Pilot Assubay olarak son mezunlarını verdi. 1947 yılında Amerikan sistemine geçildiğinden, o yıldan itibaren pilot adayı öğrenci alımı durduruldu ve 1950’den bu yana Pilot Assubay yetiştirilmiyor.
1949
Hava Makinist Okulu, Hava Teknik Okullar K. lığı adını aldı.
1949
Ankara/Cebeci 'de, "Sıhhiye Teknisyen Astsubay Okulu" adı altında, iki yıllık yeni bir okulun kuruldu. İlk olarak, birinci sınıfa 75 öğrenci alınmış ve eğitim - öğretim Genelkurmay Başkanlığı Sağlık ve Eğitim Dairelerince onaylanan programlara göre yapılmıştır.
23 Mart 1950
ABD’li danışmanların tavsiyeleri paralelinde hazırlanan Gedikli Erbaş Kanunu ile Gedikli Sınıfının yetiştirilmesine ilişkin hususlar yeniden düzenlendi. 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kanunu yürürlüğe girdi. Bu kanuna göre, Gedikli Erbaş olabilmek için en az ortaokul ve eşiti okullardan (ve hazırlama ortaokullarından) mezuniyet şartı getirildi. Sonrasında ise gedikli erbaş okullarını (sınıf okulları) veya sanat enstitülerini bitirmek gerekiyordu.
20 Mayıs 1950
Hava Teknik Okullar K. lığı tekrar Gaziemir/İzmir’e taşındı.
1951
Güverte Sınıf Okulu, Deniz Levazım Okulu ve Makine, Elektrik, Elektronik Sınıf Okulu Komutanlığı Heybeliada'da faaliyete geçmiştir.
1951
"Hayvan Sağlık Teknisyen Assubay Okulu" açıldı.
2 Tem. 1951
Adnan Menderes Başbakanlığındaki Demokrat Parti iktidarı tarafından 5802 sayılı Assubaylık kanununu çıkartıldı. Assubayların ordudaki başarıları ve vazgeçilmezliği kanıtlanınca 5802 sayılı kanun çıkarılarak “Gedikli Erbaş” ve “Gedikli Küçük Zabit” unvanları “Assubay “ olarak değiştirilerek son tanıma ulaşıldı. Yasada, ‘Komuta kademelerinde eğitim, sevk, idare ve diğer işlerde subaya yardımcı olan assubay çavuştan, assubay kıdemli başçavuşa kadar rütbe sahibi askeri şahıslar assubaydır’ denildi. Yine bu kanun gereğince, Gedikli Erbaş Ortaokullarının adı da Astsubay Hazırlama Ortaokulu şeklinde değiştirilmiştir.
1952
Güverte Sınıf Okulları Komutanlığı, bina ve tesisleşme sürecinin tamamlanmasıyla birlikte Yassıada'ya taşındı.
1 Eylül 1952
Musiki Gedikli Erbaş Hazırlama Orta Okulu, Askeri Mızıka Astsubay Hazırlama Orta Okulu adını aldı. Okulda okutulan kültür dersleri azaltılarak, meslek derslerine ağırlık verilmeye başlandı. Ayrıca, Deniz Astsubay Hazırlama Ortaokulu Kasımpaşa’daki binasından Beylerbeyi’ndeki yeni binasına taşındı.
1953
Makine, Elektrik, Elektronik Sınıf Okulu Komutanlığı Deniz Makine Sınıf Okulu Komutanlığı adını almış ve Heybeliada'da faaliyetine devam etmiştir.
1953
Hayvan Sağlık Teknisyen Assubay Okulu’nun adı "Hayvan Sağlık ve Nal Teknisyen Assubay Okulu" olarak değiştirildi.
1954
Veteriner Teknisyen Assubay Nal Tekniği Kursları açıldı.
26 Eki. 1955
İlkokul mezunlarını kabul eden Gedikli Erbaş Hazırlama Ortaokulları, Assubay Hazırlama Ortaokulları, Deniz Gedikli Hazırlama Ortaokulları ve Musiki Gedikli Hazırlama Ortaokullarını bitirenler, resmi ortaokul mezunu kabul edildi. Buna göre, bu okullardan mezun olanlar, ortaokul mezunu alan bütün üst dereceli mekteplere kabul edilecek ve dışarıdan devlet lise imtihanlarına da girebilecekler.
1957 Okul binasının tamamını Amerikalılar tarafından kullanılmak istenmesi üzerine, “Sıhhiye Teknisyen Assubay Okulu” , İzmir’deki Sıhhiye Eğitim Merkezine nakledilmiştir.
1959 Veteriner Teknisyen Assubay Gıda Kontrol Kursları açıldı.
1959 Askeri Mızıka Astsubay Hazırlama Ortaokulu kapatıldı ve Askeri Mızıka Astsubay Sınıf Okulu açıldı. Bu yeni uygulamada okula öğrenci alımı, çeşitli illerdeki Astsubay Hazırlama Ortaokullarına bando subayları gönderilerek, seçim yöntemiyle yapılmıştır. Hazırlama Okullarındaki yetenekli öğrenciler tespit edilmiş, okulu bitirdiğinde Askeri Mızıka Astsubay Sınıf Okulu’na öğrenci kaydedilmiştir. Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Armoni Mızıkası binası içerisinde bulunan Sınıf Okulu’nda öğrenciler, bir yıllık mesleki eğitim sonrasında mezun edilmişlerdir.
1960 Elektronik Erbaş Hazırlama Ortaokulu Ankara’da açıldı. Ayrıca, Halıcıoğlu 7.nci Astsubay Hazırlama Ortaokulu açıldı. K. K. K. lığı’na bağlı okullar şunlardı: 1.nci Astsb. Hzl. Ortaokulu: Merzifon’da, 2.nci Astsb. Hzl. Ortaokulu: Konya’da, 3.ncü Astsb. Hzl. Ortaokulu: Mersin’de, 4.ncü Astsb. Hzl. Ortaokulu: Emirdağ’da, 5.nci Astsb. Hzl. Ortaokulu: Demirci’de ve 6.ncı Astsb. Hzl. Ortaokulu: Çorum’da bulunuyordu.
1961 Bu yıldan itibaren Kara Kuvvetlerine bağlı Assubay Hazırlama Okulları, Konya’da bir çatı altında toplama gayesiyle kapatılmaya başlandı.
1962 Kara Kuvvetleri’ne bağlı Astsubay Hazırlama Okulları Konya’da bir çatı altına toplandı.
1963 Deniz Makine Sınıf Okulları Komutanlığı Kocaeli iline bağlı Derince’ye taşındı. Ayrıca 1963-1964 eğitim yılından itibaren Deniz Assubay Hazırlama Okulu’nun program yapısı değiştirildi. Okula ilkokul yerine, ortaokul mezunları alımına başlandı. NATO’ya üyelik sonrasında ABD askeri yardımından verilen gemi, silah, alet tip ve sayısının çoğalması ile malzemenin oldukça teknikleşmesi Deniz Kuvvetleri’nin özel bilgilerle donanımlı assubaylara olan ihtiyacını artırmıştı.
1963 Hayvan Sağlık ve Nal Teknisyen Assubay Okulu kapandı.
1964 Lise düzeyinde eğitim veren “Çankırı Assubay Hazırlama Okulu” açılmış ve Kara Kuvvetleri’nin teknik sınıflar dışındaki muharip ve yardımcı sınıf assubay gereksiniminin önemli bir kısmını “Çankırı Assubay Hazırlama Okulu” karşılamıştır.
1964 Assubay yetiştirme sisteminde değişiklikler yapılmış ve Ortaokul düzeyindeki okullar yavaş yavaş lise düzeyine çekilmeye başlanmıştır.
1964 Elektronik Erbaş Hazırlama Ortaokulu’nun adı “Elektronik Astsubay Hazırlama Okulu” olarak değiştirilmiş ve eğitim seviyesi lise düzeyine çıkarılmıştır.
1 Eylül 1965 Askeri Mızıka Astsubay Sınıf Okulu’nun adı Askeri Mızıka Okulu olarak değiştirilmiştir. Okul, ortaokul mezunları arasından sınavla öğrenci almış ve 3 yıllık eğitim vermiştir. Eğitim sonrası öğrencilerini Bando Astsubayı olarak mezun etmiştir.
1966 Güverte Sınıf Okulları Komutanlığı Gölcük’e taşındı. Gölcük Eğitim Merkezi’ne bağlandı. Konya’da bulunan Kara Kuvvetleri’ne bağlı Assubay Hazırlama Okulları, Çankırı’ya taşındı. Kara Kuvvetleri Okullarında eğitim süresi iki yıl olarak sürdürülmekteydi. Bu okul, Kara Kuvvetleri’nin Teknik Sınıflar dışındaki Muharip ve Yardımcı Sınıf Assubay gereksiniminin önemli bir kısmını karşılar düzeyde yapılanmıştı.
1968 Sıhhiye Teknisyen Astsubay Okulu kapatıldı. 1968 -1974 yılları arasında, sivil sağlık kolejlerinden mezun olan sağlık memurlarından Sağlık Astsubayı alma yönünde faydalanıldı.
1969 Hava Assubay Okulu’na ortaokul mezunu öğrenci alımına son verildi. Devlet lise veya eşidi okul, Ticaret Lisesi, Sanat Enstitüsü veya Sağlık Koleji mezunu olmak şartı uygulamaya konuldu.
1970 Jandarma Astsubay Okulu, Güvercinlik'e taşındı.
1970 İstanbul’daki Kolera Salgını nedeniyle, Yassıada’da öğrenim gören Deniz Assubay Aday öğrencileri (550 öğrenci) yaklaşık 1,5 ay dışarı çıkamadılar.
15 Mayıs 1972 Dz. Assubay Hazırlama Okulu öğrenci kıyafetleri değişti. Bu dönemde okulda öğrenci olan 1971, 1972, 1973 ve 1975 yılında Assubay olarak mezun olacak tüm Assubay okulu aday öğrencileri son olarak Paletli kıyafeti giymişlerdir.
1972 Sivil Sağlık Kolejlerinden mezun olan sağlık memurlarından, Sağlık Astsubayı temin edilme denemelerinin olumlu sonuç vermemesi üzerine, hemşire yardımcısı yetiştirmek üzere Sağlık Okulu kuruldu.
1973 Kara Kuvvetleri’ne Assubay yetiştiren Hazırlama Okullarının eğitim süresi üç yıla çıkartıldı.
1973 Öğretim süresinin üç yıla çıkması nedeniyle, Dz. Astsb. Hzl. Okulu bu sene mezun vermedi. 1970 girişliler, 2+1 yıl okuyarak, 1973 mezunu olarak Donanma’ya katıldılar. 1971 yılında bu okula girenler ise 3+1 yıl okuyarak, 1975 yılında Astsb. Çvş. olarak mezun edildiler. 1973 yılında okulun mezun vermemiş olması nedeniyle 1974 mezunu Deniz Astsubayları sivil kaynaktan Sınıf Okullarına alınmıştır.
1973

Türk Şiirinde İkinci Yeni akımının önde gelen temsilcilerinden Şair Ece Ayhan’ın “Devlet ve Tabiat ya da Orta İkiden Ayrılan Çocuklar İçin Şiirler” isimli kitabı yayımlandı. Bu kitapta yer alan “Meçhul Öğrenci Anıtı” isimli şiir, şairin eğitim sistemini eleştirirken Küçük Zabit Okullarını bir imge olarak kullanması nedeniyle önemlidir. “İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında” dizesi bu şiirdeki en vurucu yerdir. Burada devlet parasız yatılı okulları ve askeri ortaokullar, liseler;  “Küçük Zabit Okulları” olarak tanımlanmış, bireyin yaratıcı yanının daha çocukken intihara sürüklendiği açık ve çarpıcı bir şekilde ortaya konmuştur. İşte şiirin o bölümü:

Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.

1974 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nda yapılan değişiklik sonucu ve 1424 Sayılı Kanun’a göre Astsubay Okulları; Astsubay Hazırlama ve Sınıf Okulu olarak ikiye ayrıldı.
Eylül 1974 Bando Astsubayı yetiştiren Lise seviyesindeki Askeri Mızıka Okulu’na ilaveten bir yıllık sınıf okulu eklenmiş ve toplam eğitim süresi dört yıla çıkmıştır. Okulun adı Askeri Mızıka Astsubay Hazırlama ve Sınıf Okulu olarak değiştirilmiştir.
1 Kasım 1974 Ankara' da Gülhane Askeri Tıp Akademisi bünyesinde Sağlık Astsubay Sınıfı Okulu kuruldu.
1976     Gölcük Eğitim Merkezi lağv edildi. Güverte Sınıf Okulları Komutanlığı doğrudan Deniz Eğitim Komutanlığı’na bağlandı.
1977 Sağlık Astsubay Sınıfı Okulu üçüncü dönem mezunlarını vermesini müteakip kapatıldı. Yerine, Sağlık Bakanlığına bağlı Sağlık Meslek Liselerinin, Sağlık Memurluğu müfredat programını uygulayan, ilk üç yılı Hazırlama son bir yılı Sınıfı Okulu olmak üzere 4 yıllık, Sağlık Assubay Hazırlama ve Sınıfı Okulu kuruldu ve ilk mezunlarını 1981 yılında verdi.
24 Mart 1978 Assubay Sınıf Okulu’nda okuyan öğrencilerin bu okullarda geçirdikleri sürelerin (18 yaşından gün almak şartıyla) emekliliğinden sayılması kabul edildi.
1979 Daha önce şapka kokartlarında Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil eden ay-yıldız bulunmayan Deniz Assubay Hazırlama ve Sınıf Okulu öğrencileri, tasarımı o yıl Dz. Asb. Hzl. Okulu 2.Sınıf öğrencisi olan Özgün Uysal tarafından yapılan ve değişikliği Dz. K.K. Kıyafet Yönetmeliği'ne işlenen, ay-yıldızlı şapka kokartlarını ilk kez kullanmaya başladılar.
1979 Karamürsel’deki A.B.D. Tesisleri, Türk deniz Kuvvetlerine teslim edildi. Güverte Sınıf Okulları Karamürsel’e taşındı ve burada okul komutanlıkları oluşturuldu. Bu okul komutanlıkları doğrudan Karamürsel Eğitim Merkezi K. lığı’na bağlandı ve Güverte Sınıf Okulu Komutanlığı lağv edildi.
1979 Jandarma Subay Tatbikat Okulu Güvercinlik'e taşındı ve Jandarma Astsubay Okulu ile birlikte “Jandarma Okul Komutanlığı” teşkil edildi
1985 Güverte Astsubay Sınıf Okulu Komutanlığı kuruldu ve Astsubay Sınıf Okulu eğitimleri ile kurslar birbirinden ayrıldı
1 Eylül 1985 Askeri Mızıka Astsubay Hazırlama Ve Sınıf Okulu’nun adı Silahlı Kuvvetler Mızıka Astsubay Hazırlama Ve Sınıf Okulu olarak değiştirildi. Eğitim ve öğretim şeklinde bir değişiklik yapılmadı.
1987 Balıkesir’de açılan “Teknik Astsubay Hazırlama Okulu”, makine, motor, yapı ve sıhhi tesisat teknisyeni yetiştirmek üzere eğitim ve öğretime başladı.
1988 Ankara’daki “Elektronik Astsubay Hazırlama Okulu” Balıkesir’e taşınarak “Teknik Astsubay Hazırlama Okulu” bünyesinde yerini almıştır. Sağlık Astsubay Sınıf Okulu iskân edilme güçlüklerinden dolayı,  idari yönden GATA/Haydarpaşa Eğitim Hastanesi emrine bağlanarak İstanbul’a nakledildi.
1990 Deniz Astsubay Hazırlama Okulu’nun Yüzüncü Kuruluş Yıldönümü nedeniyle PTT tarafından anma pulu çıkarıldı.
19 Aralık 1994 Astsubay Hazırlama Okullarının kapatılması ve Astsubay Sınıf Okullarının Meslek Yüksek Okulu olarak yeniden yapılandırılması konusu Yüksek Askeri Şurada ele alındı. Konunun detaylı araştırılmasına ve incelenmesine karar verildi.
Ağustos 1995 Sağlık Okullar ve Kurslar Komutanlığının lağvedilmesi ve Ankara'da yeni okul binasının hizmete girmesi ile İstanbul'daki Sınıf Okulu tekrar Ankara'ya nakledilerek, Sağlık Astsubay Hazırlama ve Sınıfı Okul Komutanlığı emrine girmiştir.
1997 Çankırı’da bulunan Astsubay Hazırlama Okulu da Balıkesir’e taşınmış ve “Çok Programlı Astsubay Hazırlama Okulu” kurulmuştur. Yönetim, Elektrik-Elektronik, Motor, Makine, Yapı ve Sıhhi Tesisat Bölümleri adı altında eğitim ve öğretim faaliyetine başlanmıştır.
1997 Yalova'nın il olması ve Karamürsel Eğitim Merkezi Komutanlığının konuşlu bulunduğu bölgenin Yalova il sınırları içerisinde kalmasıyla birlikte Karamürsel Eğitim Merkezi Komutanlığı ismi Karamürselbey Eğitim Merkezi Komutanlığı/Altınova olarak değiştirilerek kuruluşunda büyük değişiklikler yapıldı.
22 Haz. 1998 Beytepe'deki tesislerin tamamlanmasını müteakip, Jandarma Okullar Komutanlığı, Korgeneral İsmail SELEN Kışlası’ndaki tesislere taşınmıştır.
6 Eyl. 1999 Deniz Makine Sınıf Okulları Komutanlığı deprem hasarları (17 Ağu. 1999 Depremi) nedeniyle, Altınova/Yalova’ya taşındı.
6/10 Ara. 1999 Astsubay Hazırlama Okullarının kapatılması ve Astsubay Sınıf Okullarının Meslek Yüksek Okulu olarak yeniden yapılandırılması konusunda Genel Kurmay Başkanlığı’nda geniş katılımlı bir Eğitim Koordine Toplantısı icra edildi. Bu toplantı neticesinde konu hakkında kesin karara varıldı. Bu karara göre, Proje uygulamaya geçirilecek.
21 Ara. 2000 Deprem onarımları tamamlandığından Deniz Makine Sınıf Okulları Komutanlığı tekrar Derince’ye taşındı.
15 Mart 2002 25 sözleşmeli Bayan Jandarma Assubayı alım duyurusu yapıldı ve 8000'in üzerinde başvuru oldu. Bu alımlarda; başvuru için en az lise mezunu olmak ve 24 yaşını doldurmamış olmak şartları aranıyordu.
11 Nisan 2002 Assubay Hazırlama Okullarının kapatılmasını ve Assubay Sınıf Okullarının Meslek Yüksek Okulu olarak, 2 yıl üzerinden ve ön lisans seviyesinde yapılanmasını teşkil eden “4752 Sayılı Astsubay Meslek Yüksek Okulları” Kanunu TBMM’de kabul edildi.
24 Nisan 2002 “4752 Sayılı Astsubay Meslek Yüksek Okulları” Kanunu 24735 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak, yürürlüğe girdi.
2002-2004 Astsubay Hazırlama Okullarının kapatılması ve Astsubay Sınıf Okulları’nın Meslek Yüksek Okulu yapılanmasına geçiş süreci.
14 Mart 2003 Sağlık Astsubay Hazırlama ve Sınıfı Okulu yeni kadrosu ile teşkilat değiştirerek, bünyesinde;  Sağlık Astsubay Hazırlama Okulu ve Sağlık Astsubay Meslek Yüksekokulu'nu bulunduran Sağlık Astsubay Okulları Komutanlığı ismini almıştır.
30 Haz. 2003 Deniz Kuvvetleri K. lığı Güverte ve Makine Sınıf Okulları, Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu olarak, Jandarma Astsubay Sınıf Okulu, ise Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulu adıyla yeniden yapılandırılmıştır.
30 Haz. 2003 SK Mızıka Astsubay Hazırlama ve Sınıf Okulu yeniden yapılandırıldı. Okul; Bando Astsubay Hazırlama Okulu (4 yıl), Bando Astsubay Meslek Yüksek Okulu (2 yıl) ve Bando Sınıf Okulu’ndan müteşekkil olarak Silahlı Kuvvetler Bando Okulları Komutanlığı olarak yeniden teşkilatlandı. Sınıf Okulu kısmında, mezun olmuş rütbeli assubaylara mesleki gelişim kursları verilmeye başlandı.
30 Ağu. 2003 BAYAN ASTSB DERSLIK secJandarma Okullar Komutanlığı’nda “Assubay Temel Askerlik ve Astsubaylık Anlayışı Kazandırma Eğitimi” (ATASAK)’ne 2002 yılında başvuru yapıp seçilen Bayan Assubay adayları, ilk sözleşmeli Bayan Assubaylar olarak, Astsb. Çvş. Rütbesini takarak mezun oldular.
1 Eyl. 2003 Güverte Sınıf Okulu Komutanlığı lağv edilerek Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu Komutanlığı teşkil edildi. Altınova ve Derince’deki okullar bu yapıya bağlandı. Meslek Yüksek Okulu olarak, eğitim süresi 2 yıla çıktı. 19 branşta iki yıl süreyle ön lisans seviyesinde eğitim verme sürecine geçildi. Ayrıca dost ve müttefik ülkelere mensup öğrencilerin misafir öğrenci statüsüyle kabulüne başlandı.
6 Ekim 2003 Sağlık Astsubay Meslek Yüksek Okulu, yeni yapısıyla eğitim ve öğretime başlamıştır.
2003 Deniz Astsubay Hazırlama Okulu’nun kapanışı münasebetiyle, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından “1890’dan 2003’e 113 Yıllık Şanlı Geçmişin Tarihçesi” isimli eser yayımlandı. Basımı Deniz Basımevi tarafından yapılan eser, Türk Deniz Kuvvetlerine Çelik Yürekli Leventler yetiştiren bu güzide eğitim kurumunu anılarda yaşatmak üzere hazırlandı.
30 Ağu 2004 Deniz Kuvvetleri’nde Güverte Sınıf Okulları’nın son mezunları rütbe aldı.
17 Kasım 2004 Türkiye Cumhuriyeti’nde Assubaylarla ilgili ilk müze (anılar salonu) açıldı. Tarihi 1890 yılına dayanan Deniz Astsubay Eğitim ve Öğretimine ilişkin tarihi bilgi ve belgeleri bünyesinde bulunduracak olan “Deniz Astsubay Okulları Müzesi”, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden ÖRNEK tarafından Altınova/Yalova’da açıldı.
30 Mayıs 2008 Sağlık Astsubay Hazırlama Okulu son mezunlarını vererek kapatıldı. Yeni yapılanma gereğince (MYO) Sağlık Astsubay Okulları Komutanlığı’nın faaliyeti 02 Haziran 2008 tarihinde sona erdi. GATA Sağlık Astsubay Meslek Yüksek Okul Komutanlığı yeni personel kadrosu ile faaliyetine devam etmektedir.
30 Ekim 2008 Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, subaylarla birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri’nin temel direği olarak nitelendirdiği astsubaylar için Balıkesir’deki Astsubay Meslek Yüksek Okulu bünyesinde, “Astsubay Üst Karargâh Hizmetler Eğitim Merkezi Komutanlığı” kuruldu. Genelkurmay Başkanlığı, kuvvet komutanlıkları ve ordu karargâhlarında görevlendirilecek astsubaylar, 2009’dan itibaren Balıkesir’de özel bir eğitim alacaklar. Subayların, Harp Akademileri Komutanlığı’nda aldıkları eğitime benzer bir eğitim alacak astsubaylar daha sonra karargâhlara atanacaklar. Astsubay Üst Karargâh Hizmetler Eğitim Merkezi Komutanlığı’na, astsubay başçavuş rütbesine terfi edenler arasından sınavla seçilecek olan personel alınacak. Seçilecek personel, 12 hafta uzaktan, 12 hafta da bizzat komutanlık karargâhında eğitilecek. Bu astsubaylara, “harekât, istihbarat, harp tarihi, strateji, müşterek yönetim ve uluslararası ilişkiler” konularında hizmet içi eğitim verilecek. Astsubaylar bu eğitimlerinin ardından da Genelkurmay Başkanlığı, kuvvet komutanlıkları ve ordu karargâhlarındaki yeni görevlerine başlayacaklar. Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda görev yapacak öğretim elemanlarının 2009 yılındaki eğitim için şimdiden görev başı eğitim almaya başladıkları kaydedildi.  
5 Ocak 2012 Genelkurmay Başkanlığı, 2012-2013 Eğitim ve Öğretim yılından itibaren Assubay Meslek Yüksek Okullarına bayan öğrenci alımı yapılacağını açıkladı. Ayrıca, Kara Kuvvetleri’nde assubaylıktan subaylığa geçiş kontenjanının %10’dan %25’e çıkarıldığını ve bu kapsamda geçiş yapacak assubay sayısının 2012 yılı için 90 olarak belirlendiğini belirtti. Daha önceden Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sadece sözleşmeli olarak bayan assubay alımı yapılmaktaydı. Bu kararla orduda ilk kez MYO çıkışlı ve profesyonel bayan assubay alımı gerçekleştirilmiş olacak. (Ulusal Basından)

Hazırlayan: Aydın Kulak
(Kaynak gösterilerek ve yazar adı belirtilerek kullanılmasında bir sakınca yoktur. Kaynakça kısmı, en son bölümde yer alacaktır.)

dashok

11 Nisan 2002 tarihi assubaylar için önemli bir tarih. Yıllarca çekirdekten asker yetiştiren Assubay Hazırlama Okulları ile ilgili büyük bir değişim kararı  verildi o gün. Hazırlama Okulları kapatılacak ve Sınıf Okulları  da Meslek Yüksek Okulu olarak statü değiştirecekti. Kararın uygulama süreci 2004 yılına kadar devam etti. 2004 yılı bir devrin kapandığı, yepyeni bir başlangıcın yaşandığı yıl olarak kaldı akıllarda.

Osmanlı’nın son dönemlerinde, 1890 tarihinde Gedikli Zabit Mektepleri ile başlamıştı süreç. Hatta Türk tarihinde ilk assubay eğitimi 1734 yılına, Humbaracı Ahmet Paşa’ya kadar uzanıyordu. Türk mühendisliğinin, üniversitelerin ve harp okullarının temeli bu tarihte kurulan Hendesehane ve Humbaracı Ocağı’na dayanıyordu. Bu dönemde verilen eğitim mesleki ve teknik eğitim olduğundan bugünkü anlamıyla Assubay Sınıf Okulu türündendi. Oysa 1890 yılında çekirdekten asker yetiştirme dönemine geçilmişti. Daha çocuk denecek yaşta öğrenciler alınıyor, teknik ve taktik beceri ile donatılıyor ve ordusunun saflarında hizmete gönderiliyordu. Üstelik bu şekilde yapılan uygulama o dönemler için son derece başarılıydı. Verim alınıyor, ordunun belkemiğini oluşturan orta kademe subaylar bilgi ve birikimini kışlasında, gemisinde, atölyesinde ve cephede son derece başarılı bir şekilde kullanıyordu. Fakat devir savaşlar devri idi. Öğrencileri yıllarca eğitecek zaman yoktu. Savaşın biri bitiyor, ötekisi başlıyordu. En sonunda da Birinci Dünya Savaşı çıkmış ve Osmanlı’nın gözünü karartıp atıldığı bu macera ne yazık ki, hüsranla noktalanmıştı.

Bu savaşlar döneminde Gedikli Zabit ve Küçük Zabit Okullarında sürekli bir eğitim vermek mümkün olmadı. İstiklal Mücadelesi sonrasında cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte bu okullarda da düzenli ve kesintisiz eğitime geçildi. Askeri okul sisteminde taşlar yerine oturdu.

Assubay okulları, dönemler itibarıyla pek çok isim değişikliğine uğradı. Başlangıçta Gedikli Zabit ve Küçük Zabit Mektebiydi. Kimi zaman Çırak Mektebi, kimi zaman Amele Mektebi oldu. Gençler Mektebi de denildi. Küçük Zabit Mektebi de. Cumhuriyetle birlikte bakış açısı yine değişti. Almanya ve İngiltere ile olan askeri bağlar, orduya, bizim kültürümüzde olmayan diktacı oluşumu getirdi. Emir komutanın katılığına önem verildi. Assubaylara Gedikli Erbaş, bu okullara da Gedikli Erbaş Okulları denilmeye başlandı. 1950’li yıllarda Amerikan sisteminin etkisiyle Assubay tanımlamasına geçildi. Tanımlamada her ne kadar “assubay” deyişi hâkim kılınsa da, ordumuzun üst kademelerinde yer alan komutanlar, İkinci Dünya Savaşı öncesinin “Gedikli Erbaş” saplantısından bir türlü kurtulamadı. Assubayları kendilerinin bir uzantısı ve ordusunun belkemiği olarak kabul etmek yerine, başka bir sınıfmış, farklı bir ırkmış gibi gördü. Tepeden tırnağa bütün uygulamaları farklılıklar üzerine oturttu.

Assubay Hazırlama Okulları başlangıçta ilköğretim sonrası, ortaokul düzeyinde eğitim veriyordu. Zaman değiştikçe, bilim ve teknoloji geliştikçe ve Türkiye farklılaştıkça bu anlayış da değişti. Hazırlama Okulları lise seviyesine yükseltildi.

2000’li yıllarda ise insanoğlu tam anlamıyla aydınlanma çağına geçti. Bir bin yıl sona ermiş  ve yeni bir bin yıla merhaba denilmişti. Her şey makineleşmiş, robotlaşmıştı. Silah sanayisi ve teknolojisi gelişmiş, nerdeyse tüm silahlar akıllı hale gelmişti. Bu nedenle Assubaylık mesleğinin eğitiminin de yüksek okul seviyesinde verilmesi bir zorunluluk haline gelmişti. Her bir meslek dalı ayrı bir bilim halindeydi çünkü. Hepsi birer uzmanlık gerektiriyordu. Her silahın, her teknolojinin ve her dalın püf noktasını öğrenecek, akıl ve zekâsıyla kullanacak, iyi yetişmiş, nitelikli orta sınıf subaylara her zamankinden daha çok ihtiyaç vardı çünkü…

Öte yandan bir farklı bakış açısı daha vardı bu lise düzeyindeki okulların kapatılmasına. Küçücük yaşta, daha çocukluktan çıkmadan, daha kuşları öğrenmeden, bulutları öğrenmeden, daha aşkı öğrenmeden, ekmeği ve emeği öğrenmeden nasıl olur da insanlara savaş öğretilirdi ki?

Sisteme militan yetiştirmeyi amaçlayan, halkı ile bütünleşmeyi engelleyip araya mesafeler koymayı üreten,  sistemin yazılımını çocukların genç dimağlarına programlayan, halkı ile ordusu arasına soğuk duvarlar örmeyi önceleyen okullardı askeri okulların hepsi. Milletin bir askeri nizam ve intizam içinde yaşamasını savunan soğuk suratlı adamların hükmü geçiyordu bu okullarda. Cumhuriyetin askeri bir rejim olmadığını, halkın kendi kendisini yönetmesi olduğunu bilmeyen soğuk suratlı adamlar.

Halkını ve cumhuriyetini bir arada tutup kaynaştırmayı beceremeyen o soğuk suratlı adamların çağını tekmelemeliydi yeni bin yıl!  İlk hamleyi assubay hazırlama okulları ile yaptı. Umuyoruz, subay yetiştiren askeri liseler de bu değişimden payını yakın zamanda alır. Böylece Türkiye Cumhuriyeti, Atasının hedef olarak koyduğu muasır medeniyet menziline varmak için bir büyük adımı daha atmış olur.

İNTİHARIN PARASIZ YATILI KÜÇÜK ZABİT OKULLARI

eceayhanŞiir okur musunuz? Ya da Türk Şiirini takip eder misiniz? Cevabınızın ne olduğunu bilemiyorum ama bir dönemin eğitim politikasını eleştirmek amacıyla, Türk Şiirinde “Küçük Zabit Mektepleri” imgesinin kullanıldığını belki de duymuşsunuzdur. İkinci Yeni akımının en tanıdık şairi Ece Ayhan, “Meçhul Öğrenci Anıtı” isimli şiirinde Küçük Zabit Mekteplerini ve Maveraünnehir’i kullanarak Türkiye’nin eğitim sistemini öyle bir eleştirir ki, öğrencilerin değil de devletin sınıfta kaldığını pat diye anlarsınız.

MEÇHUL ÖĞRENCİ  ANITI

Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür
Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
-Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
-Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının  kalbine!dir.
Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı  mor
Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
Yani ki onu oyuncakları  olduğuna inandırmıştım
O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazdırmıştır:
Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

Arkadaşları  zakkumlarla örmüşlerdir şu  şiiri:
Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı  küçük zabit okullarında

Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.

Ece Ayhan

Bu şiirde Ece Ayhan, eğitim sisteminin ağırlığına, resmi tarih yüklemeleriyle dolu oluşuna, daha çocukluğunu yaşamamış öğrencilerin bunaltılmasına ve zoraki seçimlere yönlendirilmesine kesin bir şekilde karşı çıkmış ve tavrını  koymuştur. Özellikle şiirin ikinci bölümü en dikkat çekici yeridir. Devletin ve tabiatın çatışması sebebiyle geleceğin halk çocukları ayaklanması (cumhuriyete katacakları başarılar) şimdiden öldürülmektedir. Devlet tabiata aykırı yüklemelerle öğrenciyi resmi tarih ve ideolojiye yönlendirmekte, bir tür “tek tip vatandaş örneği” oluşturmaya çalışmaktadır. Tabiat ise o öğrencinin henüz çocuk olduğunu, çocukluğunu yaşaması gerektiğini savunmaktadır. Doğası gereği çocukluğunu yaşamak isteyen öğrenci, derslerin baskısı altında başarısızlığa uğramaktadır. Başarısız öğrenciler ya okuldan alınıp bir yerlere çırak olarak verilmekte ya da eve kapatılmaktadır. Başarılı olanlar ise bir oyuncakları olduğuna inandırılanlardır. Onlar devletin parasız yatılı okullarına gidecekler, kısa yoldan ekmek sahibi olacaklardır. Fakir ya da orta halli ailelerine yük olmayacaklar, hatta onların geçim sıkıntısına çare olacaklardır. Oysa cumhuriyet bu akıllı ve zeki gençlerden çok şey beklemektedir. Aydınlık ve mutlu günlerin anahtarı onlardır. Cumhuriyetin geleceği, çağdaş ve modern Türkiye’nin yarınları onlardır. Sonu baştan belli bir kaderi kabul ederek, geleceğin yaratıcılığı öldürülmüştür. Akranları arasından en zeki çocuklar seçilmiş ve düz memur olacak, assubay-subay olacak diye çekilip alınmıştır. Peki, bu çocukların beyni otomatiğe bağlanıp, bürokrasi çarkına sokulacaksa; devletin tornasında robotlaşacaksa, toplumu kim ileriye taşıyacaktır?

Bu sorunun cevabı da daha ilk bölümde verilmektedir.

Şiirin son bölümü ise çocuğa çok ağır yükler yüklendiğini ve bu yüzden olgun insan gibi davranmaya zorlandığını, erken yaşta sorumluluk almaya itildiğini söyler. Son dize ise çocukluğunu doyasıya yaşayamamış bireylerin yüreğindeki bu yarayla yaşamını sürdüreceğini ve nerede bir çocuk görse aklına kendi yaşanmamış çağlarının geleceğini imgeleyen  “çocuk bayramında zarfsız kuşlar” ile biter.

İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında” dizesi şiirdeki en vurucu yerdir. Burada devlet parasız yatılı okulları ve askeri ortaokullar, liseler;  “Küçük Zabit Okulları” olarak tanımlanmış, bireyin yaratıcı yanının daha çocukken intihara sürüklendiği açık ve çarpıcı bir şekilde ortaya konmuştur. Onlar geleceğin bilim adamları olamayacaklardır, onlar geleceğin sanatçısı, şairi, edebiyatçısı olamayacaklardır. Yaratıcı özellikleri bir ömür boyu hapse mahkûm edilmiştir. Günlük yaşamı kurtarmak ve geleceği garanti altına almak adına fakir ve orta halli ailelerin çocukları sistemin çarpık düzenine kurban edilmişlerdir.

İşte intihar buradadır!

İntiharın parasız yatılı  çocukları olarak büyüdük. Sıradan bireyler olmayı seçerek, cumhuriyetimiz için en büyük fedakârlığı yaptık. Kendimizden verdik. Çocukluğumuzdan verdik. Bir kereliğine geldiğimiz şu dünyada, şartların bize dayattığı seçimleri yapmak zorunda bırakıldık. Kendimizi avutmak için vatanımızı, bayrağımızı ve milletimizi ne çok sevdiğimizi söyleyip durduk. Oysa bizi intihara sürükleyenler çok başka türlü seviyorlardı vatanı. Geç fark ettik!

İktisadi teori değerlendirmesi yapmayı denesek, bu işin fırsat maliyetini nasıl hesaplayacağız? Yani askeri okullara gidenlere ya da parasız yatılı okullara gidenlere bu devlet tam anlamıyla bir fırsat eşitliği sağlayabilseydi, o çocuklar acaba hangi meslekleri seçerlerdi? Hangi yeteneklerini geliştirirlerdi? Nerelerde olurlardı? Akranları arasından en iyilerin seçilmesi ve bürokrasi cenderesinde kaybolmaya mahkûm edilmesi; cumhuriyetin büyük bir aydınlanma kaybı değil midir? İşte bu sebepledir ki, “intiharın parasız yatılı çocuklarının” fırsat maliyetini hiç bir iktisatçı tam olarak hesaplayamaz. Ne dersiniz, sizce mümkün müdür acaba bunun hesabını kitabını yapmak?

ASSUBAY HAZIRLAMA OKULLARI ANILARDA YAŞATILACAK

dashok-1Lumbarağzı dediğimiz askeri kışla kapısından içeriye girmeyi seçtiğinizde yaşamınızda artık büyük bir değişim olacaktır. Katı bir askeri disiplin sizi beklemektedir. Her şeyin bir kuralı olduğunu yaşaya yaşaya öğreneceksinizdir.

Ödeviniz ya da sınavınız olsun olmasın etüt (ders çalışma) saatleri olacaktır. Sabah kalkışınız, akşam yatışınız bando borusuyla olacaktır. Gece taburları (içtimalar) olacak, her akşam marşlar okunacaktır. Üst sınıflar size askerliği öğretmek ve sistemin katı disiplinini kabul ettirmek üzere canla başla çalışacaktır. Sıra arkalarında dolaşacaklar ve sizi akşam cezalarına çağıracaklardır. Bir şeyi eksik ya da yanlış yaptığınızda ceza talimleri yapılacaktır. Hafta sonları için sık sık biletiniz kesilecektir. Derslere girişler sivil liselerden farklı olacaktır. Öğretmenlere hitap şekliniz de öyle!

Günlük yaşam çizelgeniz sizin adınıza başkaları tarafından an be an planlanmıştır. Dakika dakika nerede olacağınız ve nerede olamayacağınız belirlenmiştir. Üstelik denetleme denilen yeni bir kavramla da karşılaşmışsınızdır. Daha o çocuk yaşlarda el muayenesi, ayak muayenesi, etek tıraşı muayenesi gibi ilginç uygulamalarla korku ve heyecan yüklenmiştir genlerinize. Donunuza kadar her şeyinize öğrenci numaraları dikilmiştir. Özgürlüğünüzle aranızda şimdilik demir parmaklıklar vardır. Zaman geçtikçe anlayacaksınızdır ki, parmaklıklardan çok daha fazlası vardır.

Yılları eskittikçe toplumun sağlam düşünceli bir bireyi olmaktan öte, mutlak itaate yönlendirilmiş  bir robota dönüşmekte olduğunuzu göreceksinizdir. Kendinize özgü düşünceleriniz azalmaya yüz tutmuştur. Doğrularınızı sistem, üstleriniz ve amirleriniz belirlemeye başlamıştır. İşte o anlar kişisel yeteneklerinizi, özgür düşüncenizi ve hatta bir birey olarak kişiliğinizi yitirdiğiniz, sisteme kurban ettiğiniz muhteşem anlardır. Direnciniz kadar ayakta kalmanız olasıdır ancak!

Evet, bütün bunları yaşadık ve biliyoruz. Hayatımızı kurtarmak için bir seçim yaptık. Kimimiz askerliği sevdiği için bu seçimi yaptı. Kimimiz karşısındaki en iyi seçenek bu olduğu için. Kimimiz ailesinin fakirliğine çare olmak için yaptı seçimini, kimimiz kardeşlerini okutabilmek için. Kimimiz üniformaya heveslendi, kimimiz maaşına. Nihayetinde o kapıdan girildi ve hayatın akışı değişti.

Yine de insanoğlu okul günlerini acısıyla değil tatlısıyla hatırlıyor. Cezaları, katı uygulamaları  unutabiliyor. Hatta bazen kendisini bu dönemlerde daha iyi keşfedebiliyor. En iyi dostluklarını bu dönemde kurabiliyor. Üstelik bu dostluklar bir meslek yaşamı boyunca sürüyor. Hatta emeklilik sonrasında bile bağlar kopmuyor ve ölünceye değin devam ediyor. “Bir ömür dostluk” her mesleğe özgü değildir. O yüzden ayrıcalıklı olduğumuzu düşünebiliriz yani.

Şöyle bir hatırlıyorum da Deniz Assubay Hazırlama Okulu’nda geçen günlerim o kadar da acı yüklü değilmiş gibi duruyor. Oysa yaşarken ne kadar da zorluydu. Zaman bir türlü geçmek bilmiyordu. Ya şimdi? Ne kadar uzakta durduğunu görüyorum artık o günlerin. Hayatın belki de en kötü tarafı bu, bir dakika öncesine geri dönmek bile imkânsız. Hatta imkânsız ötesi!

Uzun tatillere gitmeden önce yatakhanelerde yapılan o ilginç şakalar geliyor aklıma mesela. Uykusu derin olanların yüzlerini ayakkabı boyalarıyla siyaha boyardık. Sabah uyanıp aynaya baktığında öcü gibi görürdü kendisini. Bizler de gülmekten kırılırdık. Bir diğer şakamız da yatağa  işetme seanslarıydı. İki bardağı alır ve suyu birinden diğerine boşaltırdık. Uyuyan arkadaşımızın yatağının başucunda yapardık bunu. Suyun sesi ile hareketlenen işeme güdüsü kısa zamanda sonuç verir ve arkadaşımız yatağını ıslatırdı. Kahkahalarımızla uyanan arkadaşımız utanç içinde kıpkırmızı olurdu ve bundan delice bir zevk alırdık.

Üsküdar semtinde öğrenci bütçesine uygun lokantalar bulur, kuru fasulye ve pilav ziyafetleri çekerdik kendimize. Bu küçük ama bir o kadar güzel lokantalara “fakirhane” ismini takardık. Buralar aynı zamanda buluşma mekânlarıydı.

Bazı arkadaşlarımız spor salonunun bulunduğu yerden ilerleyerek, bitişikteki mezarlıktan tel örgüleri aralar ve Kuzguncuk’a inerdi. Kısa süreli bir kaçıştı bu. Askeri ortamdan bir süreliğine teneffüse çıkmak gibi bir şey! Elbette yakalananların akıbeti kötü olurdu.

Kandilli Kız Lisesi ve Zeynep Kamil Sağlık Meslek Lisesi kardeş okullarımızdı. Sevgiyle, aşkla yaklaştığımız nadide okullardı. Bu okulların kız öğrencileri nedeniyle, Kuleli Lisesi’yle aramızda derin bir husumet vardı. Kızlar karacıların o iç karartıcı üniformalarına ilgi göstermez, denizcilerin beyaz üniformaları için deli olurlardı. Kendilerini daha o günlerde bir teğmen gibi gören bu çocuklar, bizi de daha şimdiden astları olarak belirlemişlerdi. Bu yüzden de karşılarında sükseli subay adayı öğrenciler varken, kızların bu ast üniformalı denizcilere gitmelerini hazmedemezlerdi. Zaman zaman mahalle kavgalarını andıran küçük kavgalar çıkardı.

Sınavların hepsi bir ya da bir buçuk hafta içinde olurdu. Günde iki ya da üç sınav birden yapılırdı. Farklı öğretmenler sınav gözlemcisi olarak yer alırdı  sınıflarda. Kopya çekme fırsatı hocasına göre değişirdi. Kimi fırıldak adamlar, bir yolunu bulur, sınav sorularını  çalarlardı. Sonra da çalışkan öğrencilere bu soruları çözdürürler ve hazır cevap şıklarıyla girerlerdi sınavlara. Hatırlıyorum, bir keresinde böyle bir Fizik Sınavı yaşamıştım. Meğer herkes soruların cevap şıklarını almış ezberliyormuş. Bakıyorum “abcabdab..” diyerek mırıldanıyor cümle alem. “Olmaz öyle şey!” demiştim içimden. Koskoca bir devre soruların cevaplarını alacak ha? Aklıma yatmamıştı. Nihayetinde iki yüz yirmi kişilik devre içinde biri ben olmak üzere iki kişi zayıf not almıştı. Lakin herkes aynı soruda basınca, öğretmen taifesi uyanmış, işin içinde bit yeniği aramıştı. Kısa sürede failler bulunmuştu. Fizik Hocası sınıfa gelmiş ve benim o sene fizik dersinden sınıfta kalmayacağımı şu sözleriyle beyan etmişti:

  • Bu arkadaşınız kırık not aldı ama bu notu namusuyla, şerefiyle aldı. Soruyu çalan ve suç ortaklığı yapan tüm öğrencilere inat, bu dürüst iki öğrenci, bundan sonraki sınavlarda ne alırlarsa alsınlar, ödül olarak Fizik dersinden geçeceklerdir. Bu dürüstlüğün, yalana dolana meyletmeyişin ödülüdür. Kendilerine teşekkür ediyorum

Okul yemekhanesindeki yemek düzenleri de unutulmayacak türdendi. Üst sınıfların seçkin öğrencileri ast sınıflara masa başı olurlar ve masada düzeni sağlarlardı. Tabi ki, masada oturan ekip, sevmediği masa başını yemek konusunda kızağa çekerdi. Adaletin temsilcisi olan masa başı, gururuna yediremediği için, sesini çıkaramaz ve kendisine verilen o az yemekle yarı aç bir şekilde masadan kalkardı. Elbette bu yemek sisteminin anlatılamayacak hikâyeleri de var. Kuru soğan araklama hikâyeleri gibi. Yani gerisini de yaşayan arkadaşlar getireceklerdir zihinlerinde…

Sabahları saray tarafındaki tünelden demir parmaklıklara kadar gelen simitçi amcaları da unutmamak lazım! Çılgın bir yarıştı açma, simit almak. Nöbetçi ekip görmeden işi bitirmek gerekiyordu. Kısa süre içinde Nöbetçi Amiri durumu fark edip, simitçi amcayı kovalayacaktı  çünkü!

Ya ders kaynatma taktikleri? Her öğretmenin bir zaafını bulup bundan yararlanmak ve dersi gümbürtüye getirmek? Örneğin Edebiyat Hocamız tam anlamıyla tertemiz bir Atatürkçüydü. Kurtuluş Savaşımızdan, Atatürk Devrimleri’nden bahsettik miydi, sözün sonu gelmezdi. Ders arada kaynardı. Kim bilir, belki de o an işlediğimiz aslında olması gereken gerçek dersti. Samimi ve içten anlatış vardı çünkü orada. Psikoloji Hocamız ise narsistti. Şöyle büyük adamsınız, böyle büyük adamsınız dedik miydi, coşar dalgalanırdı. İnkılâp Tarihi Hocamız iyi bir basketbol hakemiydi. Ona da basketbol konusunu açtığımızda dayanamazdı. Bir diğer özelliği de “Hayatta en çok sevdiği şeylerin Atatürk ve Kuru Fasulye” olmasıydı. Bize çok şey öğreten, aşılayan mümtaz bir isimdi.

Bu okullarda okuyan herkesin benzer anıları olduğuna inanıyorum. Üç aşağı beş yukarı  hepsi birbirine benzer. Bu yüzden, bu anılarla biraz sizleri maziye döndürmek ve o günleri şöyle bir ufuk turuyla yeniden yaşatmak istedim. Nihayetinde bu okullar artık kapandı ve bir daha o günler geri gelmeyecek. Her şey anılarda kalacak. Bizler yaşadıkça yaşayacak sadece…

TARİHE VURULAN DAMGA: DENİZ ASSUBAY HAZIRLAMA OKULU

DAMYOOrduya eğitimli assubaylar yetiştirmek üzere açılan ilk hazırlama okulu Deniz Assubay Hazırlama Okulu’dur. İlerleyen süreçte daha pek çok hazırlama okulu açılmıştır. Kabaca söylemeye çalışırsak, Kara, Hava, Jandarma, Elektronik, Veteriner, Bando, Sağlık ve Teknik Assubay Hazırlama Okullarını sayabiliriz. Bunların kimisi işlerliğini yitirdiğinden erkenden kapanmış, kimisi “Çok Programlı Assubay Hazırlama Okulu” olarak yeni bir kimlik kazanmıştır. Ve tarihler 11 Nisan 2002’yi gösterdiğinde, hazırlama okulları tümden kapatılmıştır. Böylece artık lise seviyesinde eğitim dönemi sona ermiş, onun yerine daha akilâne bir seçim olan Meslek Yüksek Okulları yapısında eğitim kurumları teşkil edilmiştir.

Kuşkusuz assubay hazırlama okulları içinde en aşina olunanı, son olarak tarihi Beylerbeyi Sarayı’nın bitişiğinde yer alan Deniz Assubay Hazırlama Okulu’dur. Bu okul aynı zamanda kuruluşu itibarıyla da en eski oluşuyla dikkat çeker. Her yıl 17 Kasım tarihinde kuruluş yıldönümü çeşitli etkinliklerle kutlanır. Artık hazırlama okulları kapatıldığından, bu kutlama etkinlikleri Deniz Assubay Meslek Yüksek Okulu tarafından gerçekleştirilmekte.

iclaliye-muinizaferBildiğiniz gibi, çekirdekten yetişme, eğitimli assubaylara ilk olarak Donanma’da ihtiyaç duyuldu. Bu sebeple 1890 yılında ilk Gedikli Mektebi kuruldu. Bir süre sonra çeşitli sebeplerden dolayı kapatıldı. 1915 yılında Gedikli Sınıfının yeniden kurulmasına karar verilmiş ve Makine Gedikli Okulu’nun Tir-i Müjgan Gemisinde, Güverte Gedikli Okulu’nun ise İclaliye Gemisi ile Muin-i Zafer Gemisi’nde eğitimlere başlaması aşamasına geçilmiştir.

Gedikli Mektebi’nin kuruluşuna tanıklık eden ve bu kurumsallaşmada etkin olarak görev alan isimlerden birisi de Bahriye Kolağası Çiftçioğlu Mehmed Nail Bey’dir. Nail Bey, günümüzün tanınmış yazar, şair ve gazetecisi Yağmur Atsız’ın dedesi, Türk milliyetçiliğinin öncü isimlerinden H. Nihal Atsız’ın ise babasıdır. Yağmur Atsız’ın çeşitli zamanlarda yazılarında belirttiğine göre; dedesi Kolağası Nail Bey (1877-1944), Kasımpaşa ve Heybeliada’da Bahriye Gedikli Mektebi’nin kuruluşunda bizzat görev almıştır.

1924 yılında okulun adı “Gemici Gençler Mektebi” olarak değiştirilmiştir. Eğitimler Kasımpaşa’da bulunan Havuzlar Kapısı’ndaki binada devam etmiştir. 1927 yılında okul bir kez daha isim değiştirmiş ve bu kez “Deniz Gedikli Zabit Namzet Mektebi” adını almıştır. Hemen bir yıl sonra, 1928-1929 eğitim yılı sürecinde “Deniz Gedikli Küçük Zabit İhzari Mektebi” ismini almış ve Kasımpaşa’da şimdi Deniz Hastanesi’nin bulunduğu binada eğitimler sürdürülmüştür. 1 Haziran 1929 tarihinde okul, Deniz Mektepler ve Kurslar Müdürlüğü’ne bağlanmıştır. 5 Ağustos 1930 tarihinde ise Turgutreis Gemisi’ne taşınmıştır. Haliç’te bulunan gemi, lüzum üzerine Gölcük’e götürülmüş ve bu gemide eğitim 1933 yılına değin sürdürülmüştür.

11 Haziran 1934 tarihinde kabul edilen 2505 sayılı “Gedikli Küçük Zabit Menbalarına Dair Kanun” un 1. Maddesi’nin (a) fıkrası gereğince yeniden isim değişikliğine gidilmiş ve okulun adı “Deniz Gedikli Küçük Zabit Hazırlama Mektebi” olmuştur. 1933-34 eğitim yılından itibaren ortaokul seviyesinde eğitim verildiği kanaati hâkimdir. Başarılı öğrencilerin doğrudan Deniz Lisesi’ne kabul edilmesinden dolayı bu kanaat kesin gibidir. Çünkü Deniz Lisesi, Lise düzeyinde eğitim veren bir kurumdur. Yine de Milli Eğitim Bakanlığı bu işleyişi resmi olarak 5 Temmuz 1955 tarihinde kabul etmiştir. Bakanlığın 117 sayılı kararına göre 1939-40 yılından itibaren Gedikli Okullarından mezun olanların ortaokul mezunu sayılması ve liselere kabul edilmesi tam anlamıyla geçerlik kazanmıştır.

27 Mayıs 1941 tarihinde okul, İkinci Dünya Savaşı nedeniyle Mersin’e nakledilmiş ve beş  yıl orada kalmıştır. 30 Eylül 1946 tarihinde tekrar eski binasına, İstanbul’a taşınmış ve eğitimini 1 Ekim 1952 yılına değin sürdürmüştür. Her gün biraz daha gelişen okul, bulunduğu binaya sığmaz hale gelince başka bir yere taşınması planlanmıştır. Beylerbeyi Sarayı’nın yanındaki saraya ait binalar tadil edilmiş, ek binalar yapılmış ve eğitim verilebilir şekilde düzenlendikten sonra, okula tahsis edilmiştir. Bu binada eğitimlere 1 Ekim 1952 tarihinde başlanmıştır. Bu dönemde yine kanunlarda değişiklikler yapılmış, 2 Temmuz 1951 gün ve 5802 sayılı kanunla “Gedikli” tabiri “Assubay”  olarak değiştirildiğinden, “Deniz Gedikli Erbaş Ortaokulu” olan okulun adı da “Deniz Assubay Hazırlama Ortaokulu” olmuştur.

1964-65 ders yılında okulun adı  “Deniz Assubay Sınıf Hazırlama Okulu” olarak bir kez daha değişime uğramıştır. Yine bu yıldan itibaren okula ortaokul mezunları alınmaya başlanmıştır. Daha önce iki yıl olan eğitim süresi de üç yıla çıkarılmış ve lise seviyesine yükseltilmiştir. 1968 yılında okulun adı “Deniz Assubay Okulu Komutanlığı” olarak kullanılmaya başlanmış ve bu kullanım 9 Ağustos 1972 tarihine kadar sürmüştür. Bu tarihte okulun adı “Deniz Assubay Hazırlama Okulu Komutanlığı” olmuştur. Okul, lise dengi kabul edilmiş, öğrenim süresi 3 yıl olarak belirlenmiştir.

Deniz Assubay Hazırlama Okulu’nun ana amacı assubay adayı öğrencileri denizcilik mesleğine hazırlamaktı. Bu okuldan mezun olan öğrenciler, Altınova’da ve Derince’de bulunan Deniz Assubay Sınıf Okulları’nda bir yıllık eğitim görür ve sonrasında “Assubay Çavuş” rütbesiyle Donanma’ya katılırlardı. Okulda liselerin fen kolu müfredatı uygulanırdı. İngilizce ağırlıklı dersti. Bu yönüyle ve eğitiminin kalitesiyle bugünün Anadolu Liseleri düzeyinde eğitim veren nadide bir eğitim ocağıydı. Bazı durumlarda denizciliğe yönelik eğitim veren bir meslek lisesi olduğu yönünde de değerlendirmeler yapılmıştır. Nihai değerlendirmede kalitesi yüksek bir eğitim sürecinin işlediğini kesin bir dille söylememiz mümkündür.

11 Nisan 2002 tarihinde Assubay Hazırlama Okullarının kapatılmasını ve Assubay Sınıf Okullarının Meslek Yüksek Okulu olarak, 2 yıl üzerinden ve ön lisans seviyesinde yapılanmasını teşkil eden kanun yayınlanarak, yürürlüğe girdiğinden yeni öğrenci alımı durdurulmuştur. Okul son öğrencilerini 2004 yılında mezun etmiştir.

Böylece çok uzun yıllar Türk Donanması’na nitelikli deniz assubayları yetiştiren bu eğitim ocağı tarihe damgasını vurarak, eğitim hayatını tamamlamıştır.

YAŞLI BİR DENİZKURDU’NUN ANLATIMIYLA BEYLERBEYİ’NE TAŞINMA

Okulun tarihsel gelişimine baktığımızda nasıl bir zorlu süreçten geçtiğini anlamamız olası. Bugünün deniz assubaylarının da bu süreci iyi tahlil etmesi, yaşananlardan ders çıkarması ve deniz assubaylığının kalıcı değerlerini koruması bu yüzden çok önemli.  Geçmiş nesillerin yaşadığı, yaşamak zorunda kaldığı ya da bırakıldığı  zor şartlar; her zaman bizi daha dirençli, daha çalışkan ve başarılı olmaya yönlendirmelidir. İşte bu yüzden, okulun Beylerbeyi’ne taşınma sürecini yaşamış olan bir yaşlı deniz kurdu büyüğümüzün dünü, bugünü ve geleceği kendi sözcükleriyle anlatımını dikkatle okumamız gerekmektedir. Okuldan 1953 yılında mezun olan Emekli Deniz Assubayı İlhami Kemal Atayolu’nun hikâyesi ile baş başa bırakıyorum sizleri:

cezayirli-hasapasa1950 senesinde Kasımpaşa’daki esas“Taş Mektep”e (1954 yılında Kuzey Deniz Saha Komutanlığı olan, halen tamiratı devam eden, geçmişte Cezayirli Hasan Paşa’ya konak olarak yapılan bina) kayıt oldum. Okulun o zamanki ismi “Deniz Gedikli Erbaş Hazırlama Okulu” idi. Birinci Sınıfın dördüncü kısmındaydım. Böylece yaşamıma yön verecek seçimi yapmış ve denizciliğe ilk adımımı atmıştım.

O zamanlar okul mevcudu 500 kişiyi geçiyordu. Okul talebelere kâfi gelmediği için Kasımpaşa Subay Orduevi’nin önünde hurdaya ayrılmış ve kıçtankara bağlanmış durumda bulunan meşhur Hamidiye Gemisi (yalnızca yatmak üzere) okulun üçüncü sınıfına tahsis edilmişti. Yemekhanemiz uzun bir baraka idi. Yemek tabaklarımız, su ve çay içecek  bardaklarımız kalaylı bakır kaplardı. Bir masada karşılıklı olarak on dört kişi otururduk. Çoğu zaman masanın sonunda olanlara çay veya süt kalmazdı.

ilhami-atayoluHer sene Temmuz ayında Pendik’teki  (hâlen) boş olan zeytinlik alana (yıkılan Yunus Çimento Fabrikasının yanındaki) çadırlar kurulur ve bir ay süresince çeşitli eğitimler yapılırdı. Bu eğitimler; talim, terbiye, gemicilik, filikalarla yelken donanımı ve kullanma, kürek talimi, yüzme dersleri ve benzeri etkinliklerdi. Çarşamba ve Cumartesi akşamları eğlence programları uygulanırdı. Kamp sonunda da Ağustos ayına münhasır bir aylık sıla iznine giderdik.

Bu arada 1951 senesinin Temmuz ayının tahminen 12’sinde (kampta idik) mesleğimizin ismi kanunen değişerek, Deniz Astsubaylığı oldu. Okulumuzun ismi de yine bu kanun gereğince Deniz Astsubay Hazırlama Ortaokulu olarak güncellendi. Bu meyanda da okuldan, ortaokul mezunu sayılarak mezun olmaya başladık. Kasımpaşa’daki okulumuz epey harabeleşmiş ve içinde yaşamak tehlikeli bir hâl almıştı. Bu yüzden Beylerbeyi ’nde yan yana olan iki bina satın alınıp modernleştirilmiş ve bizlere de sıla iznimizden sonra, 1952-1953 öğretim yılı için, Beylerbeyi ‘ndeki okula gelmemiz emredilmişti.

Okul, her şeyi ile yepyeni idi. Yemek masaları karşılıklı altışar kişilikti. Tabaklar porselen, bardaklar cam, sürahiler cam… İşte şimdi gerçek anlamda “astsubay talebesi” olmaya başlamıştık. Bu yenileşmeye elbiselerimizin de dâhil olmasını arzuluyorduk. Kıyafetimizin bir an önce er görünümünden çıkartılmasını ve astsubay olduğumuzu gösterecek tarzda bir üniforma düzenlemesi yapılmasını istiyorduk. Bunu sıkça dile getiriyorduk.

1953 senesinin 30 Ağustos’unda okuldan mezun olarak, Deniz Er Eğitim Alayı’na gönderildik. Deniz Er Eğitim Alayı, Kasımpaşa’daki Cezayirli Hasan Paşa Kışlası idi ve piyadecilik eğitimi için buraya sevkimiz yapılmıştı. Burada üç ay süresince tüfekli eğitim yaptık. Bu dönemde, 29 Ekim 1953 günü Ankara’da Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında yapılacak olan resmigeçitte yer almak üzere görevlendirildik. Merasimde yer alacak boru trampet takımına tefrik edilmiştik. Cumhuriyet Bayramı törenlerinden hemen sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün naşının Anıtkabir’e nakledilmesi merasiminde de yer aldık. 10 Kasım 1953’te Deniz Alayı olarak, bu kutsal vazifeyi ifa ettik. Ben; Deniz Alayı, Merasim Kıtası Boru Trampet Takımı’nın tambur majörü ve solo borucusu olarak görev yaptım.

Ankara’dan dönüşte piyade eğitimimizi tamamladık. Sonrasında TCG Yavuz’da üç ay denizcilik eğitimi gördük. Denizcilik eğitiminin hitamında meslek test imtihanına tabi tutulduk. Bu test imtihanı neticesinde herkesin ana mesleği belli oldu. Bu kez mesleğimize göre altı aylığına çeşitli yerlere ameli olarak öğretime devam ettik. Önümüzde Astsubay Çavuş olmak için bir senemiz kalmıştı.

Bu bir sene süresince bazı Makine Branşları ile Elektrik ve Elektronikçiler; Heybeliada’da, geriye kalan Makineciler ile bir kısım Güverteciler; Yassıada’da, geriye kalan Güverteciler ile İkmalcilerin bir kısmı ve Kâtipler; Kasımpaşa’da, geriye kalan İkmalciler ile Porsunlar; Derince’de (Porsun Sınıf Okullarında) ameli ve nazari eğitimler gördü. Bu eğitimler sonrasında 30 Ağustos 1955 tarihinde “Deniz Astsubay Çavuş” rütbesi ile Donanmaya katıldık ve Deniz Kuvvetleri’nin muhtelif birliklerine asaleten tayin olup görevimize başladık.

Genç neslin geçmişten bugüne nelerin değiştiğini bilmesi gerektiğini düşünmekteyim. Nelerin değiştiğini bilmek, gelecekte de nelerin değişebileceğini öngörmek ve ufka umutlu bir şekilde bakmak demektir. Sevgili cumhuriyetimiz geliştikçe assubayların da hak ettiği ilgi ve değeri göreceği inancındayım.”

ASSUBAY HAZIRLAMA OKULLARININ BİLİNMEYEN YÖNLERİ

Özellikle Enver Paşa döneminde askeri eğitime ve okullaşmaya aşırı bir önem verilmiştir. Hatta Enver Paşa’nın en güvendiği kişileri Küçük Zabit Mektepleri’nin başına getirdiği çeşitli kaynaklarda yer almaktadır. Dr. Hüseyin Yaltırık tarafından kaleme alınan “Âşık Ali Tanburacı ve Kırklareli Halk Müziği” isimli eserde bu konuda çarpıcı bilgiler bulunmaktadır.

Bu tarihlerde askere alınan halk ozanları,  âşıklar ve mahalli sanatçılar doğrudan Küçük Zabit Alaylarına gönderilir ve burada geniş çaplı bir eğitime tabi tutulurlardı. Âşık Ali Tanburacı da bu sanatçılardan birisiydi. Hatta adı bu Küçük Zabit Mektepleriyle bir anıldığından, kimi yerde biyografisinde assubay olduğu dahi yazılmıştır. Oysa o sadece askerlik yükümlülüğünü yerine getirirken, (Piyade) Küçük Zabit Mektebi bandosunda hem eğitim görmüş hem de görev ifa etmiştir. Âşık Ali Tanburacı, çoğumuzun iyi bildiği “Kırmızı gülün alı var/…/Ah bu gönül arzular seni seni yar seni” türküsünün derleyicisidir. Daha pek çok halk türküsüne can vermiş etkin ve üretken bir sanatçıdır. Kırklareli’nin unutulmaz isimleri arasında yer almaktadır.

Enver Paşa dönemi bir milat olmuş  ve cumhuriyetin başlangıç dönemlerinde de Küçük Zabit Mektepleri, halk sanatçılarının ve âşıkların yetiştirilmesi amacıyla kutsal bir ocak olarak görev yapmıştır. Pek çok sanatçının bu şekilde yetiştiğini görmek için bir nebze araştırma yapmak gerekmektedir.

Askerlik görevini yapmak üzere gelen âşıklar, mahalli sanatçılar ve halk ozanları; Gedikli Okulları’nda eğitilmiş, kendilerini geliştirmeleri sağlanmış ve özellikle Türk Halk Müziği’ne daha etkin şekilde hizmet verecek, daha olgun ve yaratıcı eserler üretecek, araştırmalar ve derlemeler yaparak muhteşem katkılar sunacak müzik altyapısına kavuşturulmuştur.

DENİZ ASSUBAY HAZIRLAMA OKULU’NUN KURULUŞ YILDÖNÜMÜ

dzasbokl5Deniz Assubay Okulu’nun kuruluş yıldönümü, her yıl çeşitli etkinliklerle 17 Kasım tarihinde kutlanmaktadır. Gazete arşivlerinde yaptığım araştırmalar sonucu, kutlamalarla ilgili ilk ilanın, 1979 yılında basında yer aldığını gördüm. Bu konuda araştırma yapan ve çeşitli yazışmalarda bulunan Emekli Deniz Assubayı Halil Ergenli de, yazışmalar neticesinde kendisine ulaşan bilgiyi şu şekilde belirtmektedir:

  1. Deniz Kuvvetleri, bu kutlamaların nasıl başladığına ilişkin yazılı bir kayıt ya da belgeye ulaşamamış ve bu nedenle emekli deniz assubaylarının bilgisine başvurarak araştırma yapmış,
  2. Bu araştırma neticesinde, kutlamaların 1975 yılında, 8’inci Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Hilmi Fırat’ın direktifi ile başladığı bilgisine ulaşılmış,
  3. Kutlamaların 17 Kasım’da icra edilmesinin nedeninin, “18 Kasım Deniz Harp Okulu ve Deniz Lisesinin Kuruluş Yıldönümü” ile aynı haftada yapılması suretiyle, Deniz Kuvvetlerine muharip subay ve astsubay yetiştiren okulların bütünlüğünü göstermek olabileceği,

Değerlendirilmiştir.

Bilindiği gibi Deniz Assubay Okulu’nun gerçek kuruluş tarihi 15 Haziran 1890’dır. Yani bir kutlama yapılacaksa, bu tarih kesinlikle 15 Haziran olmalıdır. Buna karşın yaklaşık 36 yıldır gelenekselleşmiş bir 17 Kasım kutlaması vardır ve bu tarih öyle ya da böyle deniz assubayları camiası tarafından benimsenmiş ve kabul görmüştür. Dolayısıyla, kişisel görüşüm; okulun gerçek kuruluş tarihinin 15 Haziran olduğunun bilinmesinden ama gelenekselliği nedeniyle kutlamaların 17 Kasım tarihi üzerinden sürdürülmesinden yana.

Deniz Assubay Hazırlama Okulu’nun kuruluş tarihi ile ilgili olarak, araştırmacı yazar Ergun Hiçyılmaz’ın da belirtmiş olduğu ayrı bir tarih söz konusudur. Ergun Hiçyılmaz’ın “Türk Denizciliğinde İlkler” başlığı altındaki yazısında belirttiğine göre ilk Deniz Assubay Sınıf Hazırlama Okulu’nun kuruluşu 1875 yılına denk gelmektedir. İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı’nda kendisi ile bu konuyu görüşme fırsatım oldu. Lakin kendisi pek çok konuda engin bilgi sahibi olduğundan, bu konu pek aklında kalmamış. Yine de o tarihte ısrarlı ve hatırlayamasa da dayanağının sağlam olduğunu belirtmekte. Benim kişisel kanaatim ise 1875 yılında herhangi bir Gedikli Mektebinin açılmadığı. 1875 yılında bildiğim kadarıyla, deniz subaylarının çocuklarının eğitimi için bir rüştiye mektebi açılmıştı. Bir de askeri memur yetiştirme amaçlı bir okul. Belki de üstad, bu okullardan birisini kastetmektedir.

DENİZ ASSUBAY OKULLARI MÜZESİ

17 Kasım 2004 tarihinde Altınova/Yalova’da Deniz Astsubay Okulları Müzesi açılarak hizmete girdi. Tarihi 1890 yılına değin uzanan Deniz Assubaylığı eğitimine ilişkin pek çok tarihi bilgi ve belgeyi bünyesinde barındırmayı amaçlayan müzenin resmi açılışı, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek tarafından yapıldı.

Müze kuruluşuna ilişkin ilk çalışmalara Beylerbeyi’ndeki Deniz Assubay Hazırlama Okulu’nda başlanmıştı. Burada okulla ilgili fotoğraf, belge ve anı objeleri yer almaktaydı. Okul kapatılınca, müze fikri geliştirilmiş ve daha geniş çaplı düşünülerek, Deniz Assubay Meslek Yüksek Okulu (DAMYO) bünyesinde yeniden kurgulanmıştı.

Müze halen Deniz Assubay Meslek Yüksek Okulu kuruluşunda yer almakta ve kendisini geliştirme çabasını sürdürmektedir. Deniz Assubaylığı’nın tarihi ile ilgili böyle bir müzenin kurulması gerçekten de gurur vericidir. Umuyorum ki, müze kurulduğu şekliyle kalmaz, koyduğu hedefleri yakalar ve kısa süre içinde, deniz assubaylarının eğitim tarihine ışık tutacak seviyeye ulaşır.

DENİZ ASSUBAY HAZIRLAMA OKULU MARŞI

kemaltahirHepimizin iyi bir roman yazarı  olarak tanıdığı Kemal Tahir, aslında edebiyata şiirle başlamıştı. Fakat zamanla düzyazı yeteneği daha ağır basmış ve kendisini bu alanda geliştirerek, Türk edebiyatına eşsiz eserler vermiştir. Nazım Hikmet’in acımasızca yargılandığı Donanma Davası  sanıklarından birisi de Kemal Tahir’dir. Ayrıca Kemal Tahir’in kardeşi Nuri Tahir de bu davanın baş sanıkları arasında yer alır. Nuri Tahir, Deniz Assubay Hazırlama Okulu’nda okumuş ve mezuniyet sonrasında Yavuz Gemisi’nde görev yapmıştır. Okul Marşı, Nuri Tahir’in Deniz Assubay Hazırlama Okulu yıllarında yazılmış olsa gerektir. Yazar Kemal Tahir sık sık okula kardeşini ziyarete gelmekte ve bu süreçte okul yetkilileri ile de muhtemelen görüşmektedir. Nuri Tahir’in ve okul idaresinin talebi ile Halit Recep Arman ve Kemal Tahir arasında bağlantı kurulduğuna ve sonuçta böyle bir marşın ortaya çıktığına inanmaktayım. Marşın sözleri Kemal Tahir’e, bestesi ise H. Recep Arman’a aittir.

hreceparmanHalit Recep Arman özellikle marş  besteleri konusunda usta bir isimdir. Bahriye ve Türk muzika geleneği içerisinde çok saygın bir yeri olan muhteşem bir insandır.

İki usta ismin bir araya gelmesiyle ortaya gerçekten güzel bir marş çıkmıştır. Müziği ile ritmi ile ve sözleri ile Deniz Gediklilerine yakışır bir eserdir bu marş. Deniz Assubaylarının yüreğindeki vatan sevgisinin düşmana karşı nasıl çelikleştiğini çok güzel vurgular. Hiçbir karşılık beklemeksizin, mevki, makam ve imtiyaz talep etmeksizin, ömrünü fedakârca vatanına bahşeden yiğit Anadolu çocuklarının duygusal sağanağını abartısız yansıtır. Nasıl bir özveriyle ve ne kadar cesurca görev yaptıklarını ve yaptıkları görevden dolayı ne kadar gururlu olduklarını çarpıcı bir dille anlatır mısralar:

Çelikten kalbimizde vatanın sevgisi var
Gözlerimiz enginde düşmandan bir iz arar
Düşmanların kalbinde korku olur eseriz
Biz ömrünü vatana veren denizcileriz

Alnımız göğe çarpar yurdun denizlerinde
Zafer bayrağımızı gezdirir izlerinde
Gelen ölüm de olsa titremeyiz güleriz
Biz ömrünü vatana veren dinç  denizcileriz

DENİZ ASSUBAY HAZIRLAMA OKULU’NUN UNUTULMAZ ÖĞRETMENLERİ

Donanmaya nitelikli, cesur, gözü  pek, aynı zamanda bilgi ve kültür donanımlı assubaylar kazandıran bir okulun öğretmenlerinden de söz edilmesi düşüncesindeyim. Nihayetinde hepimiz bir parça onların eserleriyiz. Notalarımızı, ritmimizi, ezgimizi onlar yüklediler bize.

Özellikle benim öğrenci olduğum dönemde gerçekten de adından söz edilmeye değer öğretmenlerimiz vardı. Mesela asıl işi Fizik öğretmenliği olan ama bir o kadar ustaca Türk Sanat Müziğiyle uğraşan Mustafa Kazezyılmaz’dan söz etmeliyim. Nasıl unuturum, o hem örnek bir insandı hem de öğrencilere müziği sevdirmesini bilen değerli bir sanatseverdi.

Keza A.Kadir Çelik öğretmen, assubaylıktan subaylığa geçmiş, İnkılâp Tarihi öğretmenliğini severek ve isteyerek yapan, Atatürkçü düşünceyi samimiyetle özümsemiş nadide bir isimdi. Hatırlıyorum da onun aynı zamanda iyi bir basketbol hakemi olduğunu öğrendiğimizde ne kadar şaşırmıştık. Adeta on parmağında on marifet vardı.

Altı dil bilen bir İngilizce öğretmenimiz vardı, ismi Aşkın Akoba. Bunca bilgi donanımına karşın, ne kadar mütevazı ve ne kadar cana yakındı. Oysa biz albay rütbesini taşıyanların somurtuk yüzlerine alışmıştık. O üstün kişiliğiyle alışageldik kalıpları nasıl da kırıp geçiyordu…

Bunlar benim isimsiz kahramanlarım. Bir de öyle ya da böyle Türkiye çapında ismi bilinen, herkesin aşina olduğu bazı öğretmenler gelip geçti bu okulun öğretmenler odasından. İçlerinden çoğu öyle lezzetli tatlar bıraktı  ki yüreğimizde…

nihalatszHatırlayacaksınız, yazımızın bir yerinde bahsetmiştik: Gedikli Mektebi’nin 1915 yılında ikinci kez hayata geçirilişinde Mehmed Nail Bey’in kurucu olarak görev aldığını söylemiştik. İşte Nihal Atsız, bu bahse konu Mehmed Nail Bey’in oğludur aynı zamanda. Baba ve oğlun ikisinin de deniz assubayları üzerinde emekleri vardır anlayacağınız. Sanırım bir gün bir şekilde torun Yağmur Atsız da yolunu assubaylarla kesiştirecek. Onun gibi bir usta ismin de assubayların onur mücadelesine katkı vermesi mutlaka çok şey kazandıracaktır bizlere.

bstkerdoganBekir Sıtkı Erdoğan ismini bilir misiniz? Hani şu Ellinci Yıl Marşı’nın şairi. “Karagözlüm efkârlanma gül gayrı” diyen adam. Dilimizden düşürmediğimiz “Gurbetten gelmişim yorgunum hancı” şiirinin şairi. Peki, o türkü kıvamındaki eşsiz şiirleriyle tanıdığımız adamın, Deniz Assubay Okulu’nda Edebiyat dersleri verdiğini biliyor musunuz? Ne büyük bir şans değil mi?

Türkçülük ve Turancılık denilince akla gelen ilk isim Nihal Atsız değil mi? Yazar, şair, tarihçi ve ideolog olarak tanınır üstat. Türk milliyetçiliğinin saygın ismi olan bu adamın 1934-1938 yılları arasında Kasımpaşa’daki Gedikli Mektebi’nde Türkçe öğretmenliği yaptığını biliyor musunuz?

iskenderpalaYa İskender Pala? Divan Edebiyatı  araştırmacısı olarak en etkin isim. Bize eşsiz tatlar sunan nice kitapların yazarı. Ayrıca Deniz Kuvvetleri’ndeki görevi süresince tarihi araştırmalara da imza atan çalışkan ve üretken bir isim. Onun da orduda görev yaptığı son dönemlerde, Deniz Assubay Hazırlama Okulu’nda Edebiyat öğretmenliği yaptığını belirtebilir ve bununla gurur duyabiliriz.

sadikugurtaySadık Uğurtay, okula çok uzun süre emek veren öğretmenlerden birisi. İngilizceyi öğrencilerine sevdiren ve dersin de ötesinde öğrencilerin hayata bakış açısını da olumlu etkileyen müstesna bir isim. Kitap çevirileriyle Türkçeye yeni eserler kazandırmaya çalışan bir yazar olarak görüyoruz kendisini.

erolmtercimlerDeniz tarihi çalışmalarıyla tanınan ve bu konuda pek çok esere imza atmış olan Dr. Erol Mütercimler de Deniz Assubay Hazırlama Okulu’na öğretmen olarak emek veren isimlerden bir tanesi. Açıkçası öğrencilerini kitap okumaya yönlendiren, araştırmaya ve düşünmeye zorlayan bir adam. Gelin görün ki, tavır ve konuşmalarıyla, hatta bakışlarıyla size “sıradanın ötesinde, birinci sınıf bir adam” olduğunu ispatlamaya çalışıyor izlenimi verme çabasındadır. Yazdığı eserlerde de genelde bulunduğu sınıfın destanını yazma gayreti içinde olduğunu, hatta işin içindeki kahramanlar assubaylar ve sıradan insanlar olsa dahi bunu bir şekilde subay sınıfına mal etme emeli taşıdığını söyleyebilirim. Dolayısıyla her ne kadar derin bilgi sahibi bir insan olsa da yaptığı araştırmalarda assubayların gerçek değerini ortaya koyacağına dair olumlu bir fikre sahip değilim. Ne acıdır ki, tarih biliminin olaylara nesnel bakacak araştırmalara ve araştırmacılara ihtiyacı var. Gerçekleri bir şekilde evirip çevirip kendince resmi tarih görüşüne yamayacak taraflı insanlara değil. Yine de kendisinden umutlu olduğumu söylemeliyim.

VEEE UNUTULMAZ ÖĞRENCİLERİMİZ!

Ece Ayhan’ın şiirini yorumlarken çok karamsar bir tablo çizmiştik. Çocuk denecek yaşta askerlik mesleğini seçenlerin gündelik hayattan, bilimden ve sanattan koptuğunu anlatmaya çalışmıştık. Açıkça belirtmemiz gerekir ki, assubayların yaşamının özünde nasıl vatan sevgisi ve gözü peklik varsa, bir o kadar da umut, direnç ve kendini yenileyebilme güdüsü vardır. Assubaylar hayatlarının hiçbir anında kadere teslim olmazlar. Yenilgiyi asla kabul etmezler. Uygun an geldiğinde, bir yenilgi özelliği taşıyan olaylardan umulmadık zaferlerle çıkarlar. Hangi şart altında olursa olsun, bireysel özgürlüklerinden ve kişisel onurlarından ödün vermezler. Yaratıcı beyinlerinin ölmesine asla müsaade etmezler. Tıpkı efsanevi Zümrüd-ü Anka kuşu gibi hiç umulmadık anlarda yeniden doğuşu başarırlar. Belki de tüm hayatları boyunca cesur ve atak olmalarının, bulundukları her yaşta hayata umutla ve sıkıca tutunmalarının yegâne sebebi içlerinde yeşertip büyüttükleri umut ağaçlarıdır. Ast olmalarına rağmen her zaman düşmanca tutum, davranış ve tavırlara maruz kalmalarını da, onların bu özelliklerine duyulan gıpta ile açıklayabiliriz.

Dünyanın en zengini, en yüksek rütbelisi ve hatta en güçlüsü olabilirsiniz ama asla bir assubayın gönül zenginliğine sahip olamazsınız.

Aşağıda sizlere kısaca tanıtacağım isimler belirttiğimiz özellikleri taşıyan isimlerdir. Onlar Deniz Assubay Hazırlama Okulu’ndan mezun oldular. Hatta uzun süre Türk Donanması’nda assubay olarak görev yaptılar. Fakat hayatlarının hiçbir anında kadere teslim olmadılar. Yüreklerinin sesini dinleyip umutsuzlukları umuda çevirdiler. “İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında” okudular ama Zümrüd-ü Anka kuşu gibi küllerinden doğmayı ve hatta defalarca doğmayı başardılar. Hayata karşı kendinizi çaresiz ve umutsuz hissettiğiniz anlarda lütfen bu sıra dışı adamların hikâyesini araştırın ve zalimlerin yarattığı olumsuzluklara karşı nasıl umutlu ve dik durulacağını, her seferinde nasıl yeniden doğulacağını onlardan öğrenmeye çalışın.

cemildemirelCemil Demirel, 1912 yılında İstanbul’da doğdu. Deniz Assubayı olarak uzun yıllar görev yaptı. 1947 yılında emekli olduğunda, Türk Sinemasına farklı bir karakter oyuncusu olarak adım attı. 1978 yılına değin pek çok filmde rol aldı. Oynadığı başlıca filmler; Kore’de Türk Süngüsü, Kahraman Mehmet, Kore’de Türk kahramanları, Şimal Yıldızı, Lale Devri, Tek Kollu Canavar, Ateşten Gömlek.  Özellikle Kore’de Türk Süngüsü filmine dikkatinizi çekmek istiyorum. Çünkü bu filme Atatürk’ün İzmir’e girişini gösteren belgesel özellikli sahneler eklendi.

hulusikentmen1Hulusi Kentmen’i yani sevgili Hulusi Babamızı zaten ayrıca bir yazımda detaylı bir şekilde anlatmıştım. Onun bir tesadüf eseri tiyatro ve sinemaya başladığını ve daha meslekteyken bu sevdasının peşine düşüp aşkına tutkuyla bağlandığını ve yüzlerce filmde babacan roller oynayarak Türk halkının gönlünde koca bir taht kurduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. O nesiller boyunca örnek alınacak gerçek bir yaşam karakteridir. Hem de her yönüyle.

ML19840816001100811Zati Sungur, okulun ilk mezunlarındandır. Bir kurs için Almanya’ya gider ve orada hayatının akışı değişir. Yaşanan dünya savaşı ve bazı tesadüfi olaylar onu dünyanın bir ucuna illüzyonist olarak götürür. Yüreğinin sesini dinleyerek gönül verdiği sihirbazlıkta büyük aşamalar kaydeder. Atatürk’ün huzurunda dahi gösterisini yapma onuruna nail olur. Atatürk'ün huzurunda da pek çok gösteri yapan Zati Sungur'un bir defasında herkes kendisini merakla beklerken "altı ayrı insana dönüşüp Çankaya Köşkü'nün bütün kapılarından aynı anda içeri girmek" gibi akıl ve mantık sınırlarını zorlayan bir numaraya imza attığı anlatılır. Nihayetinde Dünya Sihirbazlar Kralı unvanını bileğinin ve yüreğinin hakkıyla alır. Bugünkü David Copperfield gösterilerinin temelinde onun dâhiyane buluşları vardır. Ayrıca, David Copperfield kendisiyle yapılan bir söyleşide ABD'deki müze-evinde Zati Sungur'un gösterilerine ilişkin pek çok tarihî poster, afiş ve araç-gereç bulunduğunu özellikle belirtmiştir.

Seyfi Tekdilek, Donanma davası sanıklarındandır. Yavuz Gemisinin Gediklisi olarak görev yapmaktayken tutuklanır. Nazım Hikmet, Kemal Tahir ve Hikmet Kıvılcımlı üzerine kurulan acı senaryo nedeniyle uzun süre hapis yatar. Komünizmi merak etmiş, Nazım Hikmet’in şiirlerini okumuş ve bu süreçte assubaylara yapılan haksızlıkların farkına varmıştır. Hiçbir fiili suçu bulunmamasına, hatta okuduğu kitapların dahi kanunen yasak olmamasına rağmen kolayca harcanmıştır. Olay sonrasında komünist damgası yemiş, ailesinden ve çocuğundan dahi uzaklaşmak zorunda kalmıştır. Hayatının geri kalanında derbeder bir yaşam sürmesine rağmen hayalini kurduğu şiir kitabını yayınlamayı başarmıştır. Gemide Denize Hasret isimli şiir kitabı, Nazım Hikmet’e öykünen iddiasız şiirlerden oluşur. Fakat bir insanın hayalinin gerçekleşmesi adına çok ama çok önemli bir adımdır.

salimdndarSalim Dündar, 1954 mezunudur. Okulun 1750 numaralı ve “Kobra Salim” lakaplı öğrencisidir. Okulda bando eğitimi aldı. Kısa bir süre assubay olarak görev yaptı. Müzik tutkusu nedeniyle mesleğini erken bıraktı. Assubaylık sonrasında Hafif Batı Müziği sanatçısı olarak tanındı. Herkes onu “İspanya’yı memleketimize getiren sanatçı” olarak nitelendirdi. Aynalar, Sen Mevsimler Gibisin, İspanyol Meyhanesi ve Bir Dost Bulamadım en bilindik şarkıları arasında yer almaktadır.

yalnate1Yalçın Ateş, 1954 yılı (kesin değil)mezunlarındandır. 1938 doğumludur. Okul numarası 1894, lakabı ise “Kolyos”tur. Türk Caz Müziğinin unutulmaz isimleri arasında yer alır. Yalçın Ateş Altılısı denilince akan sular durur. Bir dönemin pek çok önemli müzik çalışmasında yer almış, onlarca plak kaydına Alto Saksafonu ile renk vermiş, kendi adını taşıyan Yalçın Ateş Orkestrası, Yalçın Ateş 5’lisi, Yalçın Ateş 6´lısı topluluklarını kurmuştur.

kamuran_yarknKamuran Yarkın; çok yakından tanıdığımız Türk Pop müziği sanatçısı Ferda Anıl Yarkın’ın babasıdır. Klasik Türk Müziği bestekârı ve yorumcusudur. Aynı zamanda tanburidir. 1938 doğumludur. Daha bebekken babasını kaybetmiş ve annesi tarafından yetiştirilmiştir. Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne uzun süre devam etmiştir. 1951 nasıplı bir deniz assubayıdır. “Sen Kimseyi Sevemezsin” adlı şarkının bestekârıdır. “ Ayrılık Rüzgarı” isimli şarkının hem bestecisi hem söz yazarıdır. Daha pek çok şarkıda imzası vardır. Eserleri, Zeki Müren ve Yıldırım Gürses gibi pek çok ünlü sanatçı tarafından seslendirilmiştir.

tarkkipTarık Kip, 1927 yılında Samsun’da doğdu. Deniz Gedikli Mektebi’nde okudu ve 1947 yılında Donanma’ya Sıhhiye Assubayı olarak katıldı. 1956 yılında mecburi hizmetini tamamladı ve Bahriye’den ayrıldı. Müzik alanında kendisini geliştirirken bir taraftan da üniversiteye devam etmesi hayli ilginçtir. Önce Gece Lisesini, ardından da Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin "Kütüphanecilik" bölümünü bitirdi. 1956 yılından 1993'e kadar viyolonsel ile Türk Mûsikîsi yayınlarına saz sanatkârı olarak katılan Tarık Kip, bu süre içinde stajyerlere öğretmenlik de yaptı. 1993 yılında emekli oldu. Türk Mûsikîsi repertuarına ikisi sözlü olmak üzere peşrev, semai, medhal ve oyun havası türünde yirmiye yakın eser kazandırmıştır.

zcanzgrÖzcan Özgür, 1936 doğumludur. Türk sinemasının eski oyuncularından birisidir. Aynı zamanda tiyatro sanatçılığı da yapmıştır. Deniz Assubayı olarak donanmada görev yapmış ve bir kaza sonrasında malulen emekli olmuştur. Tanınmasını sağlayan filmleri; Kardeşim Benim, Köşeyi Dönen Adam, Beş Parasız Adam, Üç Halka Yirmi Beş ve Kapıcılar Kralı’dır. Erotik Komedi filmlerinde de roller almıştır. Yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle 1995 yılında vefat etmiştir.

namkekinNamık Ekin; 1942 doğumludur. 1961 mezunu deniz assubayıdır. 1963 yılına kadar donanma gemilerinde Güverte Assubayı olarak görev yaptı. 1963 yılında SAT Komandosu ve Kurbağa Adam Kursuna katıldı. SAT Komandosu olarak özellikle ABD’de çeşitli kurslar ve eğitimler gördü. Judo’da dereceler aldı. Jimnastik, Güreş, Halter ve Vücut çalıştı. Karate ve Yakın Dövüş konusunda da eğitimler aldı. Türk halkı onu daha çok sualtı rekor denemeleri ile tanımaktadır. Aslında çeşitli spor dallarında rekorları ve başarıları vardır. SAT Komandoluğunu ve Deniz Assubaylığını halkımıza tanıtan ve sevdiren en önemli isimdir. Fakat daha çok komandoluğunu ön planda tutmaktadır. Hani ailemizin SAT Komandosu desek yeridir. Halen azim ve inançla rekor denemelerine devam etmektedir.

yaaratankazanr1Yaşar Atankazanır; 1929, İstanbul doğumludur. Deniz Gedikli Mektebinden mezun olur ve denizaltıcı bir assubay olarak donanmada göreve başlar. İki yıl sonra görevi bırakır. Mersin İdmanyurdu’nda Mersinli Ahmet’in himayesinde güreşe başlar. Daha sonra bir taraftan nakliyecilik işi yaparken bir taraftan da halter yapmayı dener. Halter’de 267,5 kilo kaldırmak suretiyle Balkan halter rekorunu kırar. 1955’te İstanbul’a gelir ve Kasımpaşa Güreş Kulübüne devam eder. Üç kez milli takıma seçilir. Tam hayatı spor üzerine sürerken, 1960 İhtilalı sonrasında girdiği bir iddia sonucu fotoğraf çekmeye başlar. Oysa hayatında bir kez bile eline makine almamıştır. Fotoğrafçılık onda bir tutku haline gelir. İşi öğrenmek için bir fotoğrafçının yanında iki yıl bedava çalışır. İstanbul’da Taç Fotoğraf Stüdyosunu kurar. Artık fotoğrafçılığı bir sanat olarak görmeye başlar ve kendisini daha da geliştirmek için yurt dışına açılır. Amerika’da mesleğinin okulu olan “School of Modern Photography”e devam ederek, oradan mezun olur. Ününü kısa zamanda Avrupa ve Amerika fotoğraf camiasına duyurur. Atankazanır, fotoğrafçılığa tesadüfen başlayan ama onu Türkiye’de bir sanat haline getiren, Türk Fotoğraf Sanatının duayen ismidir. Mimar Sinan Üniversitesi Fotoğraf Bölümü kurucularından olan Yaşar Atankazanır, 16 yıl öğretim görevlisi olarak burada görev yaptı. İlerlemiş yaşına rağmen halen bağımsız olarak fotoğraf çalışmalarını sürdürmektedir.

Saydığımız bu isimler bir şekilde kendisini başarılarıyla Türk halkına tanıtmış isimlerdir. Aslında biliyoruz ki, daha pek çok meslektaşımız meslek sonrası ikinci yaşamında yüreğinin sesini dinlemekte ve yepyeni başlangıçlara ve bu başlangıçlarda mütevazı başarılara imza atmaktadır. Örneğin karikatürist Özgün Uysal, Roman yazarı Ünver Kardeşler (Mehmet ve İsmail Ünver) aklımıza gelen ilk isimlerdir.

Genç meslektaşlarımızın asla unutmamaları gereken şey, hayatın zorlu ve çetin bir mücadele olduğudur. Fakat bilsinler ki; en umutsuz anlar, şafağın en yakın olduğu zamanlardır. İşte bu yüzden, tüm yaşamları boyunca hangi zorlukla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, asla pes etmesinler. Yüreklerindeki ışığı hiçbir zaman söndürmesinler. Çünkü karanlığı aydınlığa çevirecek en büyük güç, yüreğimizde taşıdığımız direncimiz, yarınlara ertelediğimiz umutlarımızdır.

Umudun türküsünü kaybetmeyenlere ne mutlu!

Aydın Kulak

(Kaynak gösterilerek ve yazar adı  belirtilerek kullanılmasında bir sakınca yoktur.)

NOT: Emekli Deniz Assubayı İlhami Kemal Atayolu’nun hikâyesi üzerinde, metine uyacak şekilde ama özüne sadık kalınarak, küçük düzeltmeler yapılmıştır.
KAYNAKÇA
  1. Kendi yazılarım ve yazılardaki kaynaklarım, Kişisel Yorumlarım/ Aydın Kulak
  2. www.emekliassubaylar.org /Gurur Duyduklarımız
  3. Ece Ayhan/Meçhul Öğrenci Anıtı Şiiri
  4. Ece Ayhan’ın Şiirinde Çocuk ve Eğitim Teması ve Felsefi Temelleri/Hulusi Geçgel
  5. http://anarrest.blogcu.com/ece-ayhan-siirinde-oznenin-halleri/3125883
  6. 1983 Mezunları Okul Yıllığı
  7. Okul Tarihçesine Ait Kendi Kişisel Notlarım/Aydın Kulak
  8. Emekli Deniz Assubayı İlhami Kemal Atayolu’nun Anıları
  9. Tarih Araştırmacısı Ergun Hiçyılmaz’ın bilgi ve görüşleri
  10. Aşık Ali Tanburacı ve Kırklareli Halk Müziği/Dr. Hüseyin Yaltırık/TRT İzmir
  11. Dr. Hüseyin Yaltırık’ın Açıklama ve Notları
  12. Yazar Yağmur Atsız’ın Yazıları
  13. Emekli Deniz Assubayı Halil Ergenli’nin Bilgi ve Yazışmaları
  14. www.damyo.edu.tr /Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu İnternet Sitesi
  15. http://45devir.com/yalcin-ates / Yalçın Ateş Hakkında
  16. http://yenisafak.com.tr/arsiv/2003/mayis/31/g10.htmlAli Murat Güven /Haber (Zati Sungur)
  17. http://www.fotoforum.org.tr/index.php?p=etkinlik&id=43 /Y. Atankazanır Hakkında
  18. Fotoğraflarla geçen yarım yüzyıl/ Özer Kanburoğlu ( Y. Atankazanır Hakkında)
  19. Sinema Bilgi Siteleri
  20. www.milliyet.com.tr Gazete Arşivi
  21. www.dunya.com /haber (Salim Dündar)
  22. http://www.posta.com.tr/yasam/HaberDetay/Donanmanin_seyir_defteri.htm?ArticleID=35535 /Ergun Hiçyılmaz’ın Yazısı
  23. http://www.haberpan.com/haber/enver-pasa--e2-80-98askerlik-kisaltilsin /Enver Paşa Hakkında
  24. Çıpa Dergisi Özel Sayısı/Aralık 2003
  25. Kişiler Hakkında Çeşitli Sitelerden İnternet Araştırmaları
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ