×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 2207

Hiç bir assubay, TEMAD’ın tüzel kişiliğine saygısızlık etmez! Çünkü, TEMAD emekli assubayların temsilcisidir.

Bay Ahmet KESER’den önceki yönetimin temsil misyonunun yeterli olmaması nedeniyle, iletişim çağının nimetlerinden yararlanan assubaylar  yıllardır ön yargılarla oluşun haksızlıkları, hukuksuzlukları kamuoyu ve ilgililere duyurmak adına örgütlenerek, bu sitenin koordinasyonunda çok yararlı hizmetlerinin yanısıra, bizleri temsil edecek yeni bir yönetimi belirleme çalışmaları içine girdiler.

Bizlere güven veren, ayakları yere basan ANKARA PLATFORMU’nun mücadelede yaşanan olumsuzluklardan dolayı adaylıktan ayrılmaları üzerine, Ahmet Keser ve ekibini umut görerek seçilmelerine destek verdik.

Yönetime talip olan Ahmet KESER, TEMAD tüzüğündeki en önemli amaçlardan olan;

Dernek üyelerinin sorunlarının çözümü için gereken yasal ve idari girişimlerde bulunur

maddesine ek olarak;

Birinci önceliğimiz; yıllardan beri çözüm bekleyen özlük haklarımızı almak olacaktır. Özlük haklarının alınması için ilgili, yetkili ve etkili kurumlarla sonuç alınıncaya kadar müzakereler kararlılıkla yürütülecektir.

Bu ahlaksızca hakaretlerinin hesabını artık yargı önünde verecekler.

tarzında onlarca reform niteliğinde vaatlerde bulundular. Peki gerçekleştirdiler mi? Elbette gerçekleştiremediler!

Assubaylar olarak, bu yönetime tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini verdik. Bu yönetimin kişisel hesaplarla mücadelede başarı sağlamaması üzerine yaptığımız önerilerden, eleştirilerden ders almak yerine, yönetim destekli riyakar takımı ile eleştirenlere hakaret ve iftiralarda bulunuyorlar. Elbette bunları adamdan sayıp muhatap almıyoruz!

Bu güruh, bizlerin okuma ve yanıt hakkını engelleyip destek vermeyenlere sistematik bir şekilde saldırıyorlar!

Bunların başı olan 'TEMAD yönetiminde olması büyük bir şansızlık olan' Sami Boşkaya denilen kişi yazdığı bir yazıda “sosyal medyada özellikle başını Ersen Gürpınar’ın çektiği bir kısım kişiler tamamen show’a dönük kişisel çıkar amaçlı yapmaya çalıştıkları saçma sapan kampanya ve eylemlerinin Temad kurumsal yapısı ile hiç bir alakası yoktur. Bu tip kampanyaları sık sık düzenleyen Ersen Gürpınar'ın tek amacı reklam kampanyasından pay kapmaktır. TEMAD’a olan husumeti yaptığı kampanyalara malzeme olmadığımızdandır” buyurmuşlar!

Ah be assubay nosyonundan mahrum tosunum, sen bir kapıdan bir kapıya menfaat için koşarken, TEMAD ve mücadele adını telaffuz edemezken hiç bir kişisel çıkarı olmayan assubay sevdalıları tüzel kişilikleri, aidat, gayrimenkul ve hazine yardımı gelirleri, sekreterleri, makam araçları, binası olmadan çocuklarının, torunlarının harçlıkları ile mücadelede bir çok taşın yerinden oynamasını sağladılar.

17-EKIM-2009

Yukarıdaki resme iyi bakın. Bu resim, bizlerin koordine ettiği cumhuriyet tarihinde ilk kez bir cesur yürek arkadaşımızın, haksızlıklarımızı protesto etmek için MERZİFON-ANKARA yürüyüşünün sona erdiği Ankara Anıtpark'ta benim yaptığım basın açıklamasına katılanların resmidir.

  • Madem ben mücadeleye destek değil de kişisel hesap peşinde koşuyordum, Bay Ahmet Keser orada ne arıyordu?
  • Bu sitenin yaptığı birçok mail kampanyasından en önemlisi olanını sahiplenip "17 bin mektupla Genelkurmay'da ses getirdik" açıklamasını neden yaptı?
  • Kişisel gayretlerle bir çok ulusal gazetede günler ve haftalarca süren yazı dizilerimiz, Assubaya hakaret edenler için açtığımız davalar,mail kampanyaları bize ne gibi bir kişisel çıkar sağladı?

Kaldı ki, bunlar bizim görevimiz değildi. Bunları fedakar arkadaşlarımızın kendilerine ve mesleklerine saygısının gereği yapıldığını mücadeleye destek için gönderdiğimiz paralar ile ziyafet sofralarında, 5 yıldızlı otellerde ağırlanan satılık kalemler, görevden tanıdığımız yalaka takımı anlayamaz!

Yapılan her çalışma bu mücadeleye bir katkıdır. Bırakın ona buna laf yetiştirip aciziyetinizi gizlemeye çalışmayı, bu çalışmaları siz yapın, elinizi kolunuzu bağlayan mı var? Merak etmeyin bizler assubay adının geçtiği her konuya müdahil olur, her çalışmayı destekleriz.

Sizler, görevinizi yapmadığınız için bizler o boşluğu dolduruyoruz.

Genelkurmay nizamiyesinden giremeyen, Başbakanlık tarafından muhatap alınmayanların yapacakları bir şey yoktur!

Başbakan ve Genelkurmay Başkanı tarafından vaatler açıklandığında "40 yılda bir ele geçen fırsatı kaçırmayalım. Muhataplarınızla görüşün süprizler yaşamayalım, siz görüşemiyorsanız şubelerden bir heyet oluşturulsun" teklifimizi her zamanki gibi umursamadan 'nasılsa torbada keklik' diyerek; Genelkurmayı rol ve başarıyı çalmakla suçlayıp "Genelkurmayı devre dışı bıraktık, siyasi otorite ile hallediyoruz" açıklamaları ile şubelere emeğin olmadığı başarıyı sahiplenerek koştunuz.

Peki sonuç ne oldu? Hani halletmiştiniz? Hâlâ neyin karşılığı bu yalakalığı yapıyorsunuz? Sizde hiç vicdan yok mu?

Bu inadın, bu kibirin, bu aymazlığın sürmesinin bedelini assubaylar ödüyor!

İntibaklar, adaletsiz başlangıç dereceleri ile yapıldı. 3'üncü derecedeki ve yüksek okul bitirip 2'nci derecede bulunanlar mağdur edildi. Tazminatlardan haber yok. Ortalıkta bilgi kirliliği yaşanıyor. Ağa babanız ve TEMAD nerede? Neden açıklama yapılmıyor?

Tabii, patronunuz bay Ahmet KESER’in assubay sorunu çözme gibi bir derdi, gayreti yok. O, dağ başındaki tarlanın yüz misli fiatla assubaylara pazarlanıp alıncak komisyonla ve hayali şirketlerle gündem değiştirmeye çalışıyor!

Algıcı, çalgıcı, nemacı yalakalar, satılık kalemler nema peşinde olduğu için bunları eleştirmeye yüreği yetmeyince, assubay sevdalılarının takdir edilecek gayretlerini hakaretlerle, iftiralarla gündem değiştirip kişisel hesapları başarısızlıkları, aymazlıkları gizlemeyi amaçlıyorlar!

Sahi siz aynaya bakabiliyor musunuz? diyeceğim ama yüzü olmayan aynaya baksa ne olur, bakmasa ne olur!...

BU ZİHNİYETİNİZ DEVAM ETTİĞİ SÜRECE BUNUN VEBALİNİ VE AYIBINI YAŞAYACAKSINIZ.

Mücadeleyi kişisel hesaplardan uzak amaç edinmiş assubay sevdalılarına minnet ve teşekkürlerimi sunuyorum.

3-fotograf-fark

Ölümü gösterip sıtmaya razı ettiniz o değerli zamanları boşa harcadık. Paramız da vardı. Çok büyük kitlesel katılım gücümüz de. Sosyal medyada pes gurubu ile, Temad Genel Başkanı'na her gün gelen, televizyon kanallarına davetlerle, her hafta bir haber bülteniyle ülkenin tam göbeğindeki gündem idik.

Ne acıdır ki, özellikle emekli assubayların açlık sınırındaki yoksulluğunu, muadili emekli subay karşısında hukukta sorgulatamayan, hesaplaşamayan, bir dava olsun açamayan sadece görüntü yönetmeni bir genel başkanla şu *** kadar hiç bir kazanım sağlayamadık.

Bu ülkenin iktidarını, yürütmesini, yargısını; assubayın emeklisinin yokluğuna ve yoksulluğuna inandırmamız gerekirken; tam tersini yapıp, eşlerimizi, kendimizi makosen takım elbiselerle, tuvaletlerle donatıp hiltonlarda, açık büfeli, cazlı, valsli, bol menülü lüks resepsiyonlar verdik.

Yetmedi, bakın ne kadar soylu ve asil bir toplumuz deyip, kıtalar arası gezintiler. Turlar, yemeler içmeler tertip ettik asillerin, beyzadelerin itibar locasına, dünyasına, algısına böyle girilir zannettik. “Dağ ne oldu?“ “Yandı bitti kül oldu!

Bu toplumun yokluğunu, acısını, perişanlığını bilmeyen, anlamak istemeyen, mesleğini kuvvet karargahlarında, genelkurmay katında, “emredersiniz paşam“ havası ile koklamış, toplumundan kopuk, paşa itibarı meraklısı bir assubay emeklisini pul gibi getirip bu derneğin tepesine yapıştırdık. Sonra da bir güzel manikürleyip, pedikürleyip, vücut dili kursuna, aksiyon dersine gönderip kalabalığa ve büyüklerine üç gömlek tepeden bakan bir jön yarattık.

Velhasıl koca 3.5 yılı yiyip bitirdik. Beyzademiz, şimdi Afyon şehitlerinin ruhlarının feryadına yetişmenin telaşını yaşamaktalar. Peki ya yaşayan 125 bin emeklinin yoksullukla ezilen ruhları ne oldu? Ne olacak eyy Sultan Ahmet?... Bundan sonra ne olacak?

Buradan Temad Genel Başkanı'na soruyorum;

  • Kaç lira emekli maaşı alıyorsunuz?
  • Üzerinize kayıtlı bir şirketiniz veya ticari bir tüzel varlığınız var mı?
  • Varsa buradan aylık kazancınız ne kadar?
  • Temad genel başkanlığı görevinden aylık ne kadar huzur hakkı ücreti alıyorsunuz?
  • Toplamda aylık geliriniz nedir ? Yurt dışı gezilere nasıl gidebiliyorsunuz?
  • Birinci sınıf otellerde, restaurantlarda nasıl yiyip içebiliyorsunuz, yatıp kalkıyorsunuz?
  • Genel kurullarda sizin ve yönetiminizin aylık ücretleri tek tek neden ibra edilmiyor?
  • Giderlerde ayrıca neden gösterilmiyor?
  • Neden şirketler gibi holding kuruluşları gibi anonim bilançolar yaptırıyorsunuz?

Neticede aidat geliri ile beslenen ve harcamaları tahditli bir derneksiniz. Neden üyelerinize genel kurullarda açık net sade ve apaçık gelir ve gider ile harcama bilançoları hazırlatmıyorsunuz?

Bunları assubay toplumunun huzurunda onlar adına soruyorum ki, yaklaşık 4 yıldır onların genel başkanı sıfatı ile; nerede ise 4/3 ünün 1600 tl emekli utanç aylığı alması sizi hele ki bu toplumun seçerek temsilci olarak atadığı bir yöneticiyi neden zerrece ilgilendirmiyor? Acaba bu yüzden mi?

Bizlerden çok mu farklısınız ki; “burası hak arama yeri değil, temsil makamıdır“ diyebiliyorsunuz! Altınızda makam aracı, rahat bir ofis keyfe keder vakit öldürüyorsunuz. Canınız sıkılınca akdenize, egeye turistik illere gidip istişare ve bilgilendirme gezileri yapıyorsunuz. Neyi istişare ediyorsunuz? Assubay toplumunun temsilciye değil, altın arayıcıya değil, hak arayıcıya ihtiyacı olduğunu, bu yüzden o makamın nimetlerine haiz olduğunuzu hala anlayamadınız mı?

Velev ki, ne acı ki artık balık kaçtı. 2015 te bitti. Ülke kana , ateşe, iç karışıklığa, belki de bir iç savaşa kadar geldi. Ekonominin çivisi çıktı. Gelirle, maaşla, ücretle yaşam sürdüren çalışanlar yandı, emekliler ise hepten bitti. 2015 in sonunda alın size bir erken seçim daha. Yani aslında 2016 da bitti. Artık mazeretinizde hazır. 2017 de siz de bitip gideceksiniz. 4 yıllık sultanlığınız da yanınıza kar kalarak. Sıfır elde var sıfır bir karne notu ile.

Hani tüzüğümüzde değişimi istediğiniz o çok önemli tek madde bakanlıkça kabul görse idi, bir 3 yıl daha kalacaktınız. Ama açlık ve yoksulluğumuzdan daha önemli ve vahim olan “genel başakanın süresiz seçilebilme" maddesi ne yazık ki kabul edilmedi. Astsubay düşmanı M.S.B. Size hiç acımadı. Bir cevheri, bir başkomutanı harcadı. Ne büyük bir kayıp!

Hepimiz Ahmet Keser'iz“ sloganı deliniverdi. Vah ki vah. Kimsenin artık assubayların feryadını, çığlığını duyacak hali kalmadı. Çünkü bizden daha acısı asgari ücreti 1000 tl olan onca emekçi yandı bitti. Orayı, o vehameti görmeyen zalim bir iktidar artık bizi zinhar görmeyecektir. Hani sizin kadim partiniz olan, aday verdiğiniz, yoluna çiçek ve gülsuyu döktüğünüz. Canım iktidarınız.

Bu gün; işssizlik çığ oldu. Siyaset kilitlendi. Mezhep ve din ile sınıf ayırımcılığı tavan yaptı. Tsk.nın yapısı değişti. İçindeki assubayın iskeleti çöktü. Ne resmi bir hükümet ne de muhatap kaldı. Assubay camiasında ve emekli toplumunda ise; ne kasada para, ne heyecan, ne de o inanılmaz büyük öfke seli kaldı. Hepsi de Ahmet Bey'in “gösteri yasak, pankart yasak, bağırmak yasak, öfke yasak, siyah kurdele de yasak", dörtlü yürüyüş kolunda “daha dün annemizin şarkısı ile türk bayrağı serbest“ algısı ile cehaletine heba olup gitti. Meclisin dikmen kapısında bile assubayın hukuksuzluğu ile emeklinin insanlık dışı ücret uygulaması protesto edileceğine, dayak yiyen assubayın meselesi protesto edildi.

Ne disiplin yasası, ne de personel yasası düzeltildi. Şimdi hepimiz çalışanı emeklisi 7/24 dayak yiyip duruyoruz şehitlere dair bile ne bölücü örgüte, ne de bu örgüte taşeron olan bu hükümete onca mazlumun ahı adına bir kelimelik te olsa, bir infial ile bir nefret açıklaması yapılmadı! Bu mazlum orduya ve askerimize sahip çıkılmadı. “Ölen, vurulan, o fidanların hesabını bir gün bu emekli toplumu ile Temad olarak gerekirse biz soracağız“ denilemedi.

Ekmek adaletimiz için bir emsal dava olsun açılamadı. Oysa okyanusla boğuşacağınıza, adliye koridorlarında emsal güçlü davalar açacağınıza, dernek avukatınızla kıtalardaki assubayların davalarında koşup durdunuz. Onu da yapın. Ama önce kanunlarla, yasalarla, anayasa nezdinde hukukla hesaplaşın. 1977 de dönemin cumhuru Fahri Korutürk'ün M.S.B.nını da yanına alarak astsubay toplumu ile mahkemede hesaplaştığı gibi siz de çıkıp aynı yolla hesaplaşın.

Onca milyarları kutlamalarda, Dünya Assubaylar Günü'nde yürüyüşlerle heba edeceğinize, yargıda, adliyede harcayın. Hiç olmazsa çıkarıp sayın İsmail Turan'a üç beş kuruş yardım edin. 125 bin insan her gün eriyip giderken , utanmazca yurt dışlarına gidip samba yapmayın.

Azıcık haysiyetiniz var ise, bu toplumun açlığını görüntüleyin, belgeleyin, resimleyin. Bir emekli assubay ile bir emekli albayın resmini çekip iktidara dağıtın. Birisinin kaf dağında iken; diğerinin çamur deryasında nasıl debelendiğini utanmazlara, yüzsüzlere gösterin. Sakın ha kendi resminizi değil, gerçek emekli assubayınkini.

Ne var ki artık zaman bitti. Assubay ekmek kavgasının heyecanı da. Medyanın, siyasetin ilgi alanı da. Çünkü Bay Ahmet, bizler ve bu toplum; tazminatımız, intibakımız, derecemiz eksik, *** derdimiz bu dedikçe, siz, beş yıldızlı resepsiyonlarda Dünya Assubaylar Günü kutlamalarında kurtlarınızı döktünüz. Ordu evlerini boykot edip “bakın bu toplum mağdur olduğu halde oralara girmiyor, bu kadar fedakarlık ediyor“ dediniz. Ülkenin öğretmenini, memurunu, emeklisini, çalışanını, sendikasını, S.T.K. sını acı acı güldürdünüz.

İşte geldik bu güne. Bu gün de havuzu tükettiniz. Emeklinin bir atleti, fanilası kalmıştı, onu da çıkarttırıp çırılçıplak yaptınız. Bazı arkadaşlarımız yazmışlar. “muhalif olma, yazıp eleştirip durma, biliyorsan gel koy elini ateşin altına“ gitmesi gereken hala utanmıyorsa, hala orası benim çiftliğim diyorsa, entrika ve dalavere çevirip derneğin kasasını kullanıyorsa, dürüst insanlara çamur atıp, dernek kapatıp, ihraç edip çilingircilerde sabahlıyorsa, adil ve eşit bir seçime yanaşmıyorsa, "ben 3 yıl denedim, bir de bu ekip denesin" diye tevazu göstermiyorsa, arkasına iktidarın gücünü alıyorsa, şubelere ve delegeye, dava başarısı sözü değil, para yardımı sözü veriyorsa, bu toplumun aciliyeti, vehameti nedir diye düşünemiyor; günü birlik düzene uyuyorsa, ben iyi biliyorum ki bu davanın ateşi bize, ipeksi gömleği de Sayın Başkan'a düşmekte.

Saygımla.

Adnan Fuat Özdemir

Herkese merhaba

Nezih bir paylaşım ortamı olan sitemize, ben de zaman zaman yazılarımla katkı yapmaya çalışacağım. Sitemizin yöneticileri tarafından köşe yazarlığı önerisi gelince hem şaşırdım hem sevindim. Çünkü böyle bir tecrübeye sahip değildim ama dünyevi işlere ait söyleyecek sözlerim de vardı. Umarım, bana güvenenleri mahcup etmem ve okuyucuların ilgisine mazhar olacak yazılar çıkarmayı başarırım. Bu vesileyle, herkesi saygıyla selamlıyorum.

Asıl olmazsa olmaz kural ise, kitleleri peşinden sürükleme iddiasındaki kişilerin sürekli eğitime açık olmalarıdır.

Bugün sürdürülebilir liderlik konusunu irdelemeye çalışacağım; liderlik, kimilerinde doğuştan gelen bir meziyet olabildiği gibi, kimilerinde de eğitilerek kazanılmış bir özelliktir. Doğuştan bu özelliğe sahip olanların da, sonradan bu özelliği eğitim yoluyla kazananların da her daim eleştiriye, yeni fikirlere açık olmaları gerekir.

Bu kişiler bir ülkeyi yönetmeye talip siyasetçiler de olabilir, bir derneği yöneten kişiler de olabilir, hâttâ bir mahalledeki çocukları örgütleyen diğer çocuklar bile bu kategoridedir. Eğitime açıklık, öncelikle eleştiriye açıklığı gerektirir.

Her yönetici her daim doğruyu bilemez, burada devreye kişinin müspet/menfi kişilik yapısıyla, çevresindeki kişilerin onu doğru yönlendirip yönlendirmediği veya yönlendiremediği kriterleri girer. Bu kriteri zamanında ve doğru yönlendirmelerle yapmayan/yapamayan yönetici, ipin ucunu yavaş yavaş kaçırmaya başlamıştır. Hele özür dileyebilme ve geri adım atabilme erdeminden yoksunluk da söz konusuysa, o yöneticiye bel bağlamış insanların hüsran ve hâttâ belki de kabus dolu günleri de göz kırpmaya başlar.

Yönetici kendisini kusursuz meşrepte görüyorsa, önce çevresindekileri değiştirir. Bilmez ki, bu işlem sadece zaman kazandırır, yanlış anlaşılmasın, kazanılan zaman yöneticinin yöneticilik sıfatının sürebilmesine ilişkin bir tabirdir, oysa yönetilenler için o yönetici artık bir zaman kaybıdır.

Saygıdeğer Meslektaşlarım,

TEMAD tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini alan Sn.Ahmet Keser'in  kişisel hesapları ve yanlış mücadele stratejileri yüzünden mücadele tarihinin en büyük umutsuzluğu yaratılmış, sorgulamayı engellemek adına görevlendirip bilahare ödüllendirdiği tetikçilerle yarattığı kavga ortamı ise assubayların birbirine tahammülsüzlüğüne ve ayrışmalarına neden olmuştur. Tüm bunlardan ders alınması için yaptığımız eleştiriler aynı taktiklerle engellenmek istenmiş, yönetime yapılan eleştiriler TEMAD ve mücadeleye zarar veriyor algısı yaratılıp  assubay sevdalıları ve şahsım hedef alınınca gerçeklerle yüzleşmek adına MOLA isimli yazımı bu platformda sizlerle paylaştım.

Sn.Başkan olumsuzluklardan ders alıp toplumu yeniden kucaklamak, öz eleştiri yapmak yerine  Mustafa C.Sadakoğlu'na yazımla ilgili gerçekleri, emeği ve vefa duygusunu yok sayan mesnetsiz değerlendirmelerde bulunduğundan  son kez yanıt hakkımı kullanıyorum.

Kişisel hesaplara dayalı yanlış mücadele stratejisi değişmezse hiçbir sorunumuzun çözülmesi mümkün değildir. Bizler, umutsuzluğa haksızlığa mahkum olurken tek kazanan mücadeleden nemalananlar olacaktır.

Sevgi ve saygılarımla.


Sayın Başkan

1. Delege sizi kral seçmedi. Bir sivil toplum örgütüne başkan seçti. Süreniz bitince toplum vicdanı sizi de, beni de değerlendirecektir. Kimin oksijen çadırına ihtiyacı olacağını zaman gösterecektir!

2. Kaf Dağı'nın anka kuşu değilsiniz. Size abi tavsiyesi; daha önce de özelden yazdığım gibi tetikçilerinizin sıktığı kurşunlar sizin hesabınıza yazılıyor. O makam kimsenin malı değil. O makamdan ayrıldığınızda bu gün sizi pohpohlayanlar size ilk taşı atacak olanlardır.

3. Bu gün vermediğiniz hesap mutlaka sorulacaktır. Delege oyları sizi aklamaz, toplum vicdanında aklanmalısınız...

4. Her muhalif sesi ihraç etmek, her eleştiriyi taşa tutmak, şube kapatmak diğer şubelere kapatmayı tehdit unsuru olarak göstermek, kusursuzluğa soyunmak sonun başlangıcıdır. Geçmişe bakın, sayısız örnekleri var...

5. Ersen Gürpınar makam değil, misyon adamıdır. Dün neyse bu gün de odur. Yaşadığı sürece de aynı olacaktır. En büyük makam bu toplumun gönlünde yer edinebilmiş ise orasıdır. En büyük ödülü de bu mazlum toplumun mücadelesine bir nebze sunduğu katkıdır.

6. Bunca maddi ve manevi desteğe rağmen toplumun önüne koyabileceğiniz bir tek başarınız olmadığı için sizin psikolojinizi de anlamak mümkün. Kişisel ikbal için angaje olduğunuz kesimlerden de eliniz boş döneceksiniz, hiç kuşkunuz olmasın...

7. Zararın neresinden dönerseniz kârdır. Yeni şubelerden bahsediyorsunuz. İhraçlardan, mahkemelerden, şube kapatmaktan, hayal kırıklığından  hiç söz etmiyorsunuz! Toplumu kucaklamak, sırça sarayınızdan çıkmak, Cumhurbaşkanı gibi sözcü kullanmak yerine toplumumuzla kucaklaşmak için halen geç değil..

8. Benim ne kişisel beklentim ne de topluma borcum var. Kendime, mesleğime saygının gereği mücadeleye 40 yılı aşkın bir süredir destek veriyorum ama sizin topluma borcunuz var. Tüzükteki amaçlar ve verdiğiniz vaatleri gerçekleştirmek sizin göreviniz olduğunu unutmayın...

9. Ersen Gürpınar ne dün, ne de bu gün kimsenin müridi, kurşun askeri, şakşakçısı olmamıştır, olmayacaktır. Aklı, vicdanı, tecrübesi ile yapan kim olursa olsun doğruya doğru, yanlışa da yanlış diyecek sağduyuya sahiptir. Bu toplum için alkışlanacak bir başarınız olursa ilk alkışlayan yine ben olurum.

10. Meslekten de tanıdığımız, kişilik sorunu olan, kendisine bir efendi bulup ona yaslanmadan ayakta duramayan, yalakalık ruhunda var olan kişilikte olmadığım için size uygun biri değilim ve bu durumdan da memnunum. Zaten etrafınızda da yeterince var. Bu nedenle de mücadeleyi kişiselleştirdiğiniz andan itibaren yanınızda  olmadım...

11. Mücadele ve TEMAD'a destek misyonunu üstlenen ve gerçekleştiren www.emekliassubaylar.org sitesi elbette sadece benden ibaret değil, bunu hiçbir zaman iddia etmedim. Özverili arkadaşlarımla başarılı bir şekilde yıllardır aynı çizgide devam ediyoruz. Unutmayın ki sizin grubunuzun kurduğu 2 site tarih oldu, site kurmak önemli değil yaşatmak önemlidir...

12. Para kazanmak için roman yazmadım. Aşırma şiirlerle övünmedim. Çiçek, böcek, aşk hikayesi yazmıyorum. Elbette sorunlar aynı, çözümler aynı olunca kalıplaşmış ifadeler kullanmak zorundayım!

13. Genelkurmayla diyaloğun sonlandırılmasının mahzurlarını belirtmek adına Genelkurmay'da 'ki, o toplantıda sizinle bulunan ve despot tutumunuz nedeniyle sizinle yollarını ayırdığını belirten 7 yönetim kurulu üyesinin toplumla paylaştıkları bilgileri aktardım' Sn.Genelkurmay başkanına görüşmede verdiğiniz yanıtları da siz açıklayın; hatta assubayların hiçbir yarasına merhem olmayan sağduyu sahiplerinin onaylamadığı genelkurmay ile köprülerin atılmasına neden olan maksadı aşan eleştirilerinizin kaynağını ve amaçlarını açıklayın Ayrıca zahmet olmaz ise nizamiyesinden içeriğe alınmadığınız halde görüşmelerimiz devam ediyor dediğiniz genelkurmay ile nerede, hangi konuları konuşup, neleri karara bağladığınızı da açıklayın. Bunun için elinizi tutan ağzınızı kapatan kimse yok...

14. Kişisel ego ve ikballeri için yönetim amigoluğu yapanların kullanıp atılan kağıt mendilden farkı olmadığı için cevap vermeye lüzum dahi görmezdim. Sizin adınıza sözcülük ettikleri için ilk ve son kez cevap veriyorum.

15. Toplum için, bu toplumun yararı için size ve yönetim riyakarlarına rağmen çabalarım sürecektir. İşgal ettiğiniz makama verdiğim değere istinaden, saygılarımla..

Değerli Meslektaşlarım

Bu yazının içerisinde, hakaret, küfür, ayrıştırma, nefret söylemi, siyasi bir düşünceyi empoze etme, bir gurubun mensubu gibi hareket etme söz ve düşüncesi bulunmamaktadır. Bu tür kavramları arayanlar için yazı çok sıkıcı olabilir. Bu nedenle  bu tür beklentiler içinde olan   meslektaşlarımı  boşuna  hayal kırıklığına uğratmak istemem.

Umutlanmıştık. Gururlanmış, sevinçli, huzurlu ve mutluyduk. Çünkü yeni bir lidere, yeni yönetim ekibine, yeni anlayışa yeni bir bakış açısına sahiptik. Bu nedenle birleşmiş, tek yumruk olmuştuk. Bir anda sosyal medyada çığ gibi büyümüş, seven sevmeyen herkesin ilgi odağı olmuştuk.  En gözde meslek mensupları dahi bizlere gıpta ile bakar hale gelmiş, bunu açıkça beyan etmeye başlamışlardı.  Örgütümüzle, başkan ve  ekibi ile gurur duyuyor,  hak ettiği övgülerle kendilerini koşulsuz desteklediğimizi ve sahip çıktığımızı yazılarımızla beyan ediyorduk.

Uzunca bir süreden beri bizleri sosyal medyada takip eden, meslek mensubu olan ya da olmayanların olup bitenleri, birbirimize karşı tutum ve davranışlarımızı izledikten sonra, varacağı sonuç;  bu insanlar  bu ortamlarda yazarak asıl amaçları, hak arama çabası içinde olmak mıdır? Yoksa hakaretleşme, karşılıklı hınç alma veya aşiret grupları gibi,  öç alma  amacıyla toplanmış kişiler mi olduğu konusunda kafalarının iyice karışacağını sanıyorum.

Halbuki, aynı haklı amaç doğrultusunda birlikte hareket etmek için bir araya gelerek, ses getirmiş, muhataplarımızın dikkatini çekmeyi başarmıştık.

Bugün neden ayrışma içine girdik? Birbirimize karşı çoğunlukla neden  hakaret ve nefret söylemleri geliştirdik?

Bu aşamadan sonra bu ayrışma, nefret ve hakaret söylemlerini yazmayacağım. Ancak  tespit edebildiğim sebeplerden birkaçını belirtmek istiyorum.  Ayrıştırma ve hakaret sözlerini  tekrar etmenin, birilerinin diğer birilerine karşı neler yaptığını  veya söylediklerini açıklamanın,  haklı ya da haksız ayrımına gitmenin artık ne faydası olacağına, ne de gerekli olduğuna inanmıyorum. Çünkü  ayrıştırmanın  ben de bir parçası olmak istemiyorum.   Hepimiz, başkanından sade bir üyesine, hatta üye dahi olmayan bir meslektaşımızın sağduyu ile hareket ederek, hatalardan ders çıkartarak yeni baştan tek yumruk haline gelebiliriz.

Bunun için yalnızca iyi niyetli olmak yeterlidir.  Önceki TEMAD  yönetiminin hatalarından çıkardığımız ders sonucu, yeni yönetimin seçildiği tarihten itibaren belirtilen hususların ısrarla nerede ise  her yazımda   önerildiği halde, geldiğimiz sonuç itibariyle, son  bir kez daha önerme zorunluluğu  hissettim.

Yeni bir başlangıç yapalım. Önce TEMAD Genel Merkez Yönetim Kurulu olarak;
  • Yönetici konumunda olanların haklı eleştirileri dikkate almalı ve bunlardan yararlanmalıdır.
  • Yöneticilerin üyelerine karşı açık, yeri ve zamanı geldiğinde hesap verebilir, kararlı, yönlendirici, birleştirici, haklı konularda eleştirenleri (hakaret eleştiri değildir)  dışlama,  övgüler düzenleri kollama kolaycılığından vazgeçilmelidir.
  • Yönetim Kurullarının kendi aralarında uyum içinde olmalı sorunlarını diyalogla çözmelidirler.
  • Çeşitli medya kanallarından, yetkili kurumlarla ilgili olarak kamuya yapılan açıklamalarda bir tarafa ağır ve bazen lüzumsuz eleştirilerde bulunurken, diğer tarafı görmezlikten gelmek, meramın hak arama değil, siyasi düşünce nedeniyle yanlı davranıldığı kuşkusu  yaratılmamalıdır.
  • Çok çeşitli nedenlerle TEMAD’ı eleştirenlerin ve bu eleştiriler nedeniyle savunma ihtiyacı hissedenlerin, hakaret, aşağılama  vb, söz ve söylemlerden ısrarla kaçınmalarını, (art niyetle yapılan hiçbir eleştirinin ömrü zaten fazla olmayacaktır.)
  • TEMAD Genel Merkezi;  her ne sebeple olursa olsun, üyelerin kendi aralarındaki gereksiz polemik,  hakaret, aşağılama, küçük düşürme söylemlerine müsamaha göstermemelidir. Gerek görüldüğünde açıklamaların bizzat yetkili kurulları vasıtası ile yapılacağını ilan etmesi  artık kaçınılmaz, gözardı edilemez bir zorunluluk haline gelmiştir.
  • Önceki TEMAD Yönetiminin sıklıkla başvurduğu üyelikten çıkarma uygulamalarının devam ettiği üzülerek gözlenmektedir. Yöneticiler daha hoşgörülü ve sabırlı olmak zorundadırlar.  İç barışın sağlanması için bu meslektaşlarımızın  üyeliklerinin tekrar gözden geçirilerek, iyi niyetli bir yönetim anlayışı içinde bulunulduğunu göstermek için yeniden  bir başlangıç yapılmalıdır.

Yukarıda bahsedilen hususlarla ilgili olarak TEMAD Genel Merkezi hiçbir kusuru ve sorumluluğu bulunduğunu düşünmüyorsa, bildiği gibi hareket etmeye devam edebilir. Fakat assubaylar kendi temsilcileri ile mahkeme önlerinde dahi birbirlerine saldırmaya devam edeceğe benzemektedir.

Sosyal Medyada yazan her meslektaş için:
  • Yalnızca  başkalarının mücadelesinden medet uman meslektaşlarımı birlikte hareket etmeye ikna etmeliyiz.
  • Fiilen yaşadığı sıkıntılar nedeni ile  acilen çözüm bekleyen meslektaşlarımızı suçlamak büyük bir  haksızlıktır.

Sorunların çözülmesi ile ilgili kararlı, etkili bir mücadele yöntemi sergilenmesini TEMAD Şubelerinden ve Genel Merkez Yönetiminden beklemek   en doğal haklarıdır.

Bununla birlikte:   Sorunların bir an önce çözülmesi için hep birlikte ve aynı amaç etrafında bütünleşmek,  temsilcilerin yasalara uygun, haklı,  meşru kararlarını  desteklemek ve katkı sunulması gerekir.    Her meslektaşın  kendi hakları ve onuru  için mücadele etmesi, aynı zamanda  ahlaki bir zorunluluktur.

Ayrıştırmayı kaçınılmaz kılan siyasi söylemler, bu söylemlerin arkasından gelen hakaretamiz sözler  doğal olarak karşıtlık yaratmaktadır. Hepimizin siyasi bir dünya görüşü var.  Bizler, hak ve onur mücadelesinde siyasi düşünce tarzımıza göre değil, hukuk, adalet ve hakkaniyet anlayışını esas alarak elbette sorumlularını eleştireceğiz. Bu bizzat oy verdiğimiz ya da üyesi olduğumuz siyasi parti de olabilir. Haksızlık ve hukuksuzluğu kim yapıyorsa elbette eleştiriyi hak edecektir. Ancak haklı olunan bir konuda hakaret ve küfürle hak aranamayacağı gibi suç işleneceği unutulmamalıdır. Hakaret, küfür, aşağılama hiç kimsenin hakkı olamaz.

Eli kalem tutan çoğunluğun  sağduyu ile düşünüp hareket etmesi halinde, aykırı davranışlar içinde bulunanlar ile yalnızca kişisel çıkarları için hareket edenler  zaman içinde zaten yok olup gideceklerdir.

Aklı başında her meslektaşım, başka bir hesap içinde değilse, geçmişe gerçekten sünger çekerek;   
  • Kurumlara, emeğe, yaşa, deneyime,verilen hizmete ve mücadele için özverili çabalara  saygı göstermelidir.
  • Her söylediği söz, yaptığı her türlü davranış, hukuka, adalet ve hakkaniyet anlayışına ve ahlaka uygun olması için azami titizliği göstermelidir. Aklımıza gelen her düşünceyi veya eylemi çok iyi düşünmeden, kurumlara, makam ve kişilere nasıl zarar vereceğini hesap etmeden bu ortamlarda uluorta kullanmamalıyız.

Bizler birbirimizi bağışlamalı, birbirimizden gerekirse özür dileyerek el sıkışmalıyız. Birlik olmak için gerekli çabayı göstermez ve kısaca birbirimize saygı duymaz isek, hiçbir kurum ve makamın bizleri dikkate almasını bekleyemeyiz.  İçine düştüğümüz bu çıkmazdan acilen kurtulmamız gerekmektedir. Aksi takdirde mücadelemizde başarılı olmamız boş bir hayalden öte gitmeyecektir. Sosyal medyada  kör dövüşü yaparak zaman öldürmekten ve kendi kendimizi bitirmekten başka bir sonuç elde edemeyeceğiz.  Artık sinirlerimizle değil, akıl ve sağduyu ile hareket etmek bizler için zorunluluktur. Başarısızlığı sadece bu neslimize değil, bundan sonraki nesillerimize dahi anlatmakta zorlanacağımız gibi, sorumlularının da pek hayırla anılmayacağı açıktır. Saygılarımla…

Meslek hayatın boyunca horlandın, haklı haksız azarlandın…

Dışlandın, yok sayıldın!

Kaderin kanunlarla değil, birilerinin iki dudağından çıkacak sözlerle çiziliyordu…

Sustun, çünkü ekmek parasıydı…

Sustun, 15 yıla mahkûmdun!

Emekli olunca, “kazasız belasız emekli oldum” diye kurban kesen tek meslek bizimkisi!

Emekli oldun, çile devam ediyor!

Seni anlıyorum, hıncını, hırsını, öfkeni anlıyorum!

Emek senin, yemek başkasınındı, külfet sana nimet başkasınaydı, haklısın!

Yıllar boyu sustun, yıllar boyu içine attın, tamam!

Ama Allah aşkına, insanlık adına bunun acısını senin gibi, seninle aynı, belki de senden daha fazla acı çekmiş meslektaşından çıkarma!

Meslektaşların tüm bu yaşananların ne sebebi ne de sonucu, sadece senin gibi mağduru!

Meslektaşlarınla uğraşma, çünkü sorunlarının çözümü meslektaşlarınla uğraşmakta değil!

Ola ki bir tartışma çıktı meslektaşlar arasında, taraf olma, ortada kal ve uzlaştır!

Haklısın, haklı kal!

Kimseye hakaret ederek bir yere, bir sonuca varamazsın!

Meslektaşının farklı düşüncesi olabilir, olmalıdır da… En fazla ben de “şöyle” düşünüyorum de… Bildiğin doğru varsa paylaş, olmadı görmezden gel!

Yıllardan beri, birbirimizi kırmaya, incitmeye, üzmeye doymadık mı?

Yetmedi mi?

Yetmez mi?

Yönetimler gelir geçer, kimse koltuğu mezara götürmüyor… Göreve adaysan bile kırmadan, dökmeden, hakaret etmeden, kutuplaşmadan, kutuplaştırmadan aday ol!

Yönetimdeysen sonsuza kadar orada kalmayacağını unutma!

Seçimden sonra yine yüz yüze bakabilesin!

Koca dünyada yalnızsın, esnafı, memuru, mühendisi, okumuşu, okumamışı hep seni hedefe koyar!

Assubaylığı herkes kötüler, ama aldığın üç kuruş da herkesin gözüne batar. Hep seni örnek gösterirler, “astsubay kadar maaş alamıyoruz” diye…

15 Ay askerliği yapmamak için de kaçacak sıçan deliği ararlar!

Tek dayanağın, seni anlayacak, derdini paylaşacak yine meslektaşın!

Güldürme birilerini sana malum yeriyle!

Adamsan, yiğitsen, yürekliysen vurma emekli assubaya, hedefini iyi belirle!

Unutma, meslektaşına attığın taş döner sana gelir.

Ettiğin hakaretin bir parçası da sana gider!

Unutma!

Derneğimiz üyesi ve Ankara Delegesi olan Sami Başkaya’nın aşağıdaki Facebook sosyal medya paylaşımını esefle okuduk

Bizler zaman zaman yorum, mesaj  yazarak davamıza katkı sağlamaya çalışırken, zaman zaman da eleştirel tavır takınabiliriz. Bu tavrımız hiçbir zaman edep sınırlarını aşmamıştır. Ancak Prangalı Düşler kitabının yazarının bu düzeyde bir yazı yazması, bizlerde kitap yazmış bir kişinin seviyesi açısından derin bir düş kırıklığı yaşatmıştır. Ancak konu bu kadarla sınırlı değildir. Şahıs yazısının belirli bölümlerinde TEMAD üyelerine hakaret ederken, belirli bir kısmında ise maalesef sinirlerine yenik düşerek Genelkurmay Başkanlığının manevi şahsiyetine zarar vermektedir. Bir emekli Assubayın Sefer Görev Emrini Genelkurmay Başkanlığının kapısına koyması ve reddetmesi kanuni bir suçtur. Çünkü hiç kimse kanunlardan üstün değildir. Sefer Görev Emrini reddetmek “vicdani red” kavramına denk düşmektedir.  Vicdani red tartışılabilir. Ancak şu an için suç teşkil etmektedir. Devletin kurumuna “Kıytırık” sıfatı yakıştırması da bunca yıl ekmeğini yediği kuruma olan saygısının seviyesini göstermektedir. Oysa ki kendisine orduevi yasağı uygulanmasına gösterilecek doğru tepki ve mücadele yöntemi bu değildir. Türk Silahlı Kuvvetlerine, kendi içinden çıkmış bir personelin böylesi cümleler kurması ve TCK. 318 kapsamına girecek ifadelerde bulunması hem kendi adına hem de yazısında biz diyerek kendisini özdeşleştirdiği TEMAD Yönetimi adına üzücüdür...

Bu şahsın, Genel Merkezle Şubeler arasındaki özel yazışmalar, mesajlaşmalar ve görüşmeler dahil olmak üzere bir çok bilgiye vakıf olması ve bunları yazılarında paylaşması nedeniyle Genel Merkez Yönetiminin bilgisi ve yönlendirmesi ile bu tür yazıları yazdığı algısı oluşmakta ve yaygın şekilde dile getirilmektedir.

Örneğin, İstanbul Şubesi ile girdiği tartışmada, İstanbul Şube Başkanının her iki telefonunun Genel Merkez tarafından arandığını ulaşılamayınca mesaj bırakıldığını iddia edebilmektedir.

Yine, onay bekleyen Tüzük hakkında hiçbir şube hâttâ tüzük komisyonu üyeleri bile haberdar değilken tüm safahatı yine bu malum şahıs ilan edebilmektedir.

Bu şahsın belirli isimler üzerine yüklenerek, küçük düşürme amaçlı kellime oyunları yapması belki bir kıvrak zekâ ürünü gibi gözükse de maalesef çok yanlış adreslerdir. Nitekim emekliassubaylar.org sitesi yöneticilerinden Sayın Ersen Gürpınar’ın ve diğer adı geçenlerin kişiliğine bu şekilde saldırılması şık durmamıştır. Aynı zamanda yazarımız olan Sayın Adilhan beye “Hadilan” ismi takması bile TEMAD kültürünün düzeyi açısından acı bir örnektir. TEMAD’ın bu tarihi hatayı affetmeyeceğine inanıyoruz...

TEMAD yönetimine uygulanan Orduevi yasaklarına ilk tepki sitemizde yapılan mail kampanyası ile genelkurmay ve kuvvet komutanlıklarına iletilmiş buna katkı sağlamayan bu kişi ve yandaşları hepimizce mücadeleye katkıları ile tanıdığımız Sn.Ersen Gürpınar orduevi yasağına tepkisi sitemizde yayınladığı yazısında ortaya konulmuşken orduevi yasağına karşı dava açmamakla suçlanmış tamamen ahlak dışı ifadelerin kullanıldığı yazıda Sn.Gürpınar ve diğer meslekdaşlarımızla ilgili olarak sağduyulu herkesin esefle değerlendireceği gibi ; 

-Ayrıca ateş yakan mangalcı başı Ersen Efendi,
-MSB' na sonuna kadar yanındayım diyen bu şöhreti kendinden menkul dalkavuk,
-Üç tane yavşak yalakanın
-Yani azıcık adam olmak lazım. Bu özellikler de bu ŞEKER OĞLAN‘da yok.
-Bilmiyor ki, onun güttüğü koyun kadar bizim öptüğümüz çoban var.
-Sn. Ahmet KESER'i eleştiren lavuk, kucağında oturduğu paşasının verdiği yasaktan dolayı dava açamıyor

Şeklindeki ifadeler, Genel Merkez Delegesi olan ve kendince Genel Merkez Sözcüsü gibi davranan birisine ne derece yakışmaktadır?

Söz konusu şahsın üslubuna ilişkin bu tür yaklaşımlar TEMAD’ın tüzüğünde kesin olarak yasaklanmıştır. Ayrıca üyeler arasında da infiale yol açmaktadır. Emekliassubaylar.org sitesi sekiz yıllık yayın hayatında her zaman Assubaylık onurunu ön planda tutarak tarafsızlık ilkesi ile TEMAD ve mücadeleye destek misyonunu üstlendiği  bireylerin daha düzeyli ve medeni ortamlarda bir araya gelip fikir paylaştığı, zaman zaman tartışabildiği bir assubay mücadele platformudur. Üye ve meslektaşlarının desteği ile  birçok ilke imza atmış mücadelemizin bu günkü seviyesine gelmesine katkılar sağlamıştır. Özel olarak hiçbir şeye karşı şartsız muhalefet etmek gibi bir ön yargı içinde olmamıştır. Davası assubayların davasıdır. Sevinci assubayların sevincidir.

Maalesef aşağıda orjinalini paylaştığımız bu yazı çok karalayıcı ve inciticidir. TEMAD Disiplin Komisyonunu yukarıda bahsettiğimiz gerekçelerle toplanıp, “TEMAD Tüzüğünün 12. Maddesinde bahsedilen Üyelerin Yükümlülüklerinin üçüncü ve dördüncü maddelerine uymamak, Dernekten çıkma şartı gerektiren ikinci ve altıncı maddesi kapsamına girmek…” gerekçesiyle, adı geçen şahsın bir an önce TEMAD’dan uzaklaştırmasının sağlanmasını  aksi halde görevde iken tanıyıp hareketlerinden hicap duyduğumuz bu ve benzeri kişilerin mücadelemize  ve yönetime büyük zararlar vereceği hepimizin malumudur, bu nedenle gereğinin yapılmasının önemini saygılarımızla TEMAD Gn.Mrk.yönetimine ve meslektaşlarımızın bilgisine sunuyoruz...

                       SİTE VE ASSUBAY GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ


Aşağıdaki metin  Sami Başkaya tarafından kaleme alınmış ve Facebook’ta yayınlanmıştır.
TOZ DUMAN OLMADAN, SÜT LİMAN OLMAZ.

1. Bu yazıyı mutlaka okuyun. Olumlu / olumsuz fark etmez, yorumlarınızı da mutlaka yazın. Çünkü bu bir savaş ve her devir de olduğu gibi içimizdeki İRLANDA‘lılarlada mücadele etmek bir mecburiyet. Çünkü, maçı kazanmak için hakemi de yenmek zorundayız.

2. Ordu Evi yasaklarıyla ilgili bundan önce birkaç yazı yazdım. Genel Kurmay Başkanının belki şahsından kaynaklı değil ama çevresinin baskısıyla bizlere reva gördüğü KİŞİSEL ve tamamen keyfiyete dayanan yasaklarını sizlerle paylaştım.

3. Sn. Genel Başkan, Sn. Selçuk İÇER ve şahsıma verilen Ordu Evi yasağının Ordu Evleri yönetmelinğinde ki şartlardan kaynaklanmadığını, konunun tamamen yazıp çizdiklerimizden kaynaklı olduğunu ve bu adaletsizlik devam ettiği sürece de yazmaya devam edeceğimizi buradan duyurduk.

4. Dedik ki, biz Ordu Evlerine giriş yasağını ihlal edecek bir kusuru oralarda işlemedik. Bunu herkez biliyor. En başta da siz biliyorsunuz. Yani bizlere verilen yasağın gerekçesini, kargaların kıçıyla güleceği bir gerekçeye dayandırdınız. Bizleri TSK aleyhinde yazan, çizen propaganda yapan insanların arasına soktunuz. Soktunuz sokmasına da, kendinizle tezata düştünüz be paşam. Zaten gitmediğimiz kıytırık Ordu Evlerine yasak koydunuz da, peki, aynı şahıslara SEFER GÖREV EMRİ göndererek kışlalarınıza sokmak hangi aklın ürünü. Bak buradan söylüyorum. Ben artık senin gönderdiğin, göndereceğin hiçbir görevlendirmeyi kabul etmiyorum. Şimdi işim var ama dönüşte bir basın açıklamasıyla, SEFER GÖREV EMRİNİZİ kapınıza bırakacağım. Hadi engelleyin bakalım.

5. Tabi, biz bu egemen güçlerle mücadele ederken, onların içimizde ki uzantılarıyla da boğuşuyoruz. HADİLAN ŞANLI yazmış, diyor ki, biz bu Ordu Evi yasağını 1 ( BİR ) ay önceden haber aldık, Genel Başkan nasıl haber alamaz, demek ki onu dikkate almıyorlar. HADİLAN‘cığım, defalarca söyledik ama anlatamamıştık. Bizim sizin gibi içeriden haber alacağımız paşa babalarımız hiçbir zaman olmadı. Peki, bir ay önceden haber aldınız da neden yazmadınız ? Yol paralarını veren yalaka şeyhin haberi alır almaz ANKARA ‘ larda kimlerin kapısına dayandı ? Ayrıca ateş yakan mangalcı başı Ersen Efendi neden bu olayı gizledi ? Ve neden, MSB na belki yasağı kaldırabiliriz düşüncesiyle sonuna kadar sizinleyim dedi ? MSB na sonuna kadar yanındayım diyen bu şöhreti kendinden menkul dalkavuk, hala Genel Kurmay hakkında neden dava açmadı ? Açmıyor. ? Kimden korkuyor ?

6. Her olaydan kendine paye kapmaya çalışan sahte hacı fırıldak Bülent, yazmış, benim mezarımın yan yana gelemeyeceği adamlarla aynı kare de olduğumu söylüyor. TANDOĞAN Ordu Evinde yanımda, Sn. Sami İNAN ve Sn. Fikret PARLAK varken geldi. Sami ‘ ciğim biraz görüşebilirmiyiz diye izin istedi. Ben de hay hay Sn. Fırıldak diyerek onunla konuşmaya başladım. 10 ( on ) dakika sonra da Cavit KAYIKÇI geldi sohbete katıldı. Hep beraber yani üçümüz bir süre sohbet ettik. Orada Cavit KAYIKÇI ‘ ya beni öve öve bitiremedi. Ama gittiği yerden yazdı. Sami BAŞKAYA, Cavit KAYIKÇI ile bir buçuk saat ne görüştün diye. Namuslu bir adam bunu yapmaz dı. Bülent CİVAN bu camianın en kaypak, en dönek, en sahtekar adamıdır. Kuyruğuna yapıştığı KAYIKÇI ‘ dan yüz bulamayınca yanındayken dünyanın yedinci harikası diye bahsettiği adamı sattı. Bakın buradan söylüyorum. KAYIKÇI ile o güne kadar hiçbir yerde yolum kesişmedi. Ama yaptıklarını izledim. Açık oynadı. CİVAN gibi her gün ayrı ipe sarılmadı. Onun için CİVAN yalakası KAYIKÇI‘nın kılı kadar bile olamaz. Ayrıca KAYIKÇI‘nın 2009 yılından bu yana AKP nin kayıtlı üyesi olduğuna dair sağlam bir kaynaktan bilgi aldım. Bunu önümüzde ki günler de belgesiyle açılayacağım.”

7. Bir de son günlerde türeyen bir ŞEKER OĞLAN var. Sahipleri buna dediler ki, sen git, çamura yat, çime bat, ama ne olursa olsun delege ol. Bu yalaka da 08 Haziran tarihine yani, ANKARA delege seçimlerinin yapıldığı tarihe kadar, her sabah ÇANKAYA Şubesini ilk açan adam oldu. Orada Genel Merkeze yakın insanlar vasıtasıyla Genel Başkana yaklaştı. Ama olmadı. Hep söylüyorum. Bu davaya hizmet etmek için, delege veya yönetime girmeye gerek yok. Azıcık dava adamı ol yeter. Yani azıcık adam olmak lazım. Bu özellikler de bu ŞEKER OĞLAN ‘ da yok. Tabi, delege olamayınca yularını elinde tutanlara sadakatini göstermesi lazım. Onun için dikkat edin, yazmaya ne zaman başlamış ? Çok akıllı ya, sahte profil açmış kendi dalkavukluğunu yapıyor. Yazdığı her yazıya otomatik, yorum yapan üç tane yavşak yalakanın yazdıklarıyla sözüm ona yazar olmuş. Dünyadan bi haber, kendinden bi haber. Bilmiyor ki, onun güttüğü koyun kadar bizim öptüğümüz çoban var. ( Şeker oğlanın kim olduğunu anlamayanlar için yazıyorum. Sn. Mehmet KAYALI bu zat _ ı muhteremi şekerli oğlan diye övüyor, adı da Levent ULUCAN. Şeker oğlan yakıştırması şahsıma ait değildir. Ama sevdim bu adı. Her şeye rağmen meslektaşımızdır. Öpüldün ŞEKER OĞLAN )

8. Bir de son günler de Ordu Evi yasaklarını ötelemek isteyen yalaka yasaklının intibaklar ile yazdığı Sn. İsmail TURAN ' ın durumundan bile TEMAD ve Sn. Genel Başkana vurmak için malzeme oluşturanların yaptığı sahtekarlığa da kanmayın. Yazdıkları intibaklar ile bizim mücadelesini verdiğimiz konunun uzaktan yakından alakası yoktur.Daha elmada vitamin değilken bile yaşanan olaylardan Sn. Ahmet KESER 'i eleştiren lavuk, kucağında oturduğu paşasının verdiği yasaktan dolayı dava açamıyor. Ama yaza yaza bu davayı açtıracağız. Açmazlarsa onların adına biz açacağız. Selamlarımla..

TEMAD'ın tüzel kişiliğine karşı olmak kesinlikle aklımızdan geçmez, eleştirilerimiz egomuzu tatmin değil sorunlara çözüm bulunması, derneğimizin gerçek STK olmasını amaçlamaktadır, kişisel beklentimiz olsaydı eleştiri yerine bazıları gibi alkışı riyakarlığı seçerdik ki bu,  mesleğimize derneğimize kişiliğimize ihanet olurdu, lütfen bu unutulmamalıdır.

Böylesi önemli koltuklarda oturanlar ''ince çizgiyi aşarak kendileri ile birlikte koskoca bir ASSUBAY sınıfını da aşağı çekerler.!

Bu yazıyı yazma düşüncem, bir dönem şahsınıza tam destek verdiğim, beraber çok konuları paylaştığım, her bir konuda gerek yazı gerek yüzlerce ikon ve icraatlar ile  günde bir kaç kez konuştuğumuz o günler için üzülüyorum sayın A.KESER.

Size ne oldu da bu ani değişim 22 Ağustos sonrası?

Siyah ile beyaz gibi !

Gece ile gündüz gibi !....

Bu noktadan sonra ''seçimi kazansanız dahi bu sınıfa verecek bir şeyiniz kalmadığını siz de biliyorsunuz .''

Film bitti.!

Şahsınıza ait perde kapanıyor ?

Belki de bu inat ve kaprisiniz,koskaca assubay sınıfının ''bütünleşme şemsiyesi TEMAD'ın yeni bir  TÜRKİYE EMEKLİ ASKERLER DERNEĞİ **TEAD** çatısı altında YENİ  bir yapılanmanın ön hazırlığı haberlerinin yoğunlaşmasına neden olmaktadır..

DİYALOG VE KAVGA...

Siz ikincisini seçtiniz sayın başkan,sonuç ortada ! ***kavga ***

Gelinen durum itibari ile ''karaya oturmuş TEMAD gemisini tekrar yüzdürme adına kısa süre önce şahsınıza iki özel mektup gönderilmiştir. Tamamen  iyi niyetli olarak bu iletilerin konusunu yönetimde tartışarak verdiğiniz yanıt ''TEMAD'ın kurumsal kimliği'' üzerinde kabul görmediği şeklinde idi.

Kapalı yönetimlerde (ki siz bunu masaya oturduğunuz günden bu yana uyguluyorsunuz) acaba gerek yönetim kurulunuz gerekse övündüğünüz yüze yakın şubelerinizden ''görüş'' alıyor musunuz diye sormuyorum,zira almıyorsunuz .!

Şeffaf yönetimler her konuda üyelerini bilgilendiriler !

ÖNEMLİ MALİ  KONULAR İLE YASA GEREĞİ DE OLSA AÇIKLAMA YAPMAMAKTA DİRENİYORSUNUZ ?

Böylesi konulardaki rakamlara resmi kurumların ''resmi açıklamaları '' geçerlidir ve bu yasal zorunluluktur aksi halde şaibe daima demoklesin kılıcı gibi derneğimiz üzerinde sallanır; bir örnek vermek gerekirse 15 mart etkinliğimizde emniyet teşkilatı 11.000 derken bu sayının 95.528 olan tüm emekli sayımızın üstünde 120.000 ve üzeri ifade edilerek ne amaçlanmıştır?

O tarihte gelen misafirlere dağıtılan ''şapka'' vs. konuları ve dosyalardaki faturalar ile ilişkilendirmek bu yönde acaba ile yorum yapanlara ne diyebilirsiniz !

Genelkurmay başkanlığı sizleri kaç kez yazısal ve görsel basındaki ifadeleriniz üzerine "gelin bu konuyu burada konuşalım" diye davet etti? Siz bu davete ne şekilde yanıt verdiniz.?

Yapılan her icraat olumlu,olumsuz yüz binlerin kaderi ile ilgilidir. Ben yaptım oldu, olmadı diyemezsiniz. Onlarca kez bir çok kalemin  sizlere yaptıkları çağrılara kulak vermediniz .!

Kendi uçağımız tarafından batırılan,kendi savaş gemimizin hazin hikayesi bilinir.!

O koltuktan ayrılmamak,devrilmemek,ayakta kalmak,koltuğu kaybetmemek adına neler oluyor, izliyor tüm umutsuz sınıf. Köprüleri yıktınız,ortada kalakaldık sayenizde.!

Hukuk düzenini tanıdığınızı söylemeyin bizlere ...

Genelkurmay son bilinen söylemlerinizden sonra, "TEMAD'ın bir çiçeği dahi bu kapıdan içeri giremez"! diyerek sadece KESER yönetimini tanımıyorum demiştir.

Elbette genelkurmayın bu günlere dek icraatlarını savunuyor anlamı taşımıyor yazdıklarım. Getirdiğiniz noktayı,son resimi anlatıyorum...

Daha önceki TEMAD yönetimlerine nasip olmayan normal gelirler,hazine yardımları dışında bu mazlum zümre size değil mücadelemize maddi destek oldu bu parayı kuruş,kuruş vicdan ve ahlakınıza mücadelede kullanılmak üzere teslim ettik, ama siz parasal konularda har vurup harman savrulması misali umutları da yok ettiniz.!

Eh şimdi ne bekliyoruz ?

Güneşin batıdan doğmasını mı ?

Soruyoruz; nasıl bir mucizevi olay olacak ?

HEDEFE GİDEN YOL; ÇAKIL TAŞLARI...

Yüz binlerin tam sessizliği,umutsuzluğa,her şeyi olduğu gibi kabullendiği günlerdi.!

Yıl hadi 2005-2006 diyelim. Bir gurup suskunluğa  dur dedi ''bu böyle gitmez ''...

Ve emekliassubaylar.org WEB sayfası kuruldu. Mücadelenin ateşi yeniden yakıldı, cumhuriyet tarihinde ilk kez bu site haksızlıkları dile getiren gazete ilanı verdi sorunlar masaya yatırıldı, yazı dizileri hazırlatıldı,  fedakar arkadaşlarımızın da katkıları ile sessizlerin sesi olmaya başladı ve takip eden yıllar... Size inanıp bir bayrak yarışı olan mücadelede bayrağı inanarak teslim ettiler, ama şimdi izleyin toplum sessiz bu umutsuzluğun işaretidir, oysa her şey inançla mükemmel başlamıştı.

Bu site arşiv sayfaları ile geçmişteki yaşananların da bir göstergesidir...

Hayatımızda başarıyı yakalamak, başarıya ulaşmak ve istenilen hedefi gerçekleştirmek için ilk başta başarısızlıkla ilgili düşünce ve tutumların değiştirilmesi gerekmektedir. Bireyler, kendileri ve başkaları hakkındaki tutum ve yargılarını değiştirirse düşünceleri de kendiliğinden değişir. Düşüncelerin değişmesi, bireyin hislerini de değiştirir. Duyguların değişmesi de davranışların değişmesi demektir. Davranışların değişmesi, varılan sonuçların kalitesini değiştirir ve yükseltir.

Üzülerek izleniyor ki ;  hâlâ birbirimizle didişmekten,yollarımıza çıkan çakıl taşlarını temizlemekten,yalakaların, çanta taşıyıcılarının ve koltuk sevdası, kartvizit başkanlığı dışında lokal işletmeciliği yapma için koltukları işgal etmiş olanlar ile yol alamıyoruz  ne yazık ki...

Saygılarımla.

Atilla ABAYLI

TEMAD Üyesi değilim, dernekten atıldım, emekli assubaylıktan atmaya da kimsenin sanırım gücü yetmez.

Neden üye olmadım?

TEMAD Genel Başkanı Sayın Ahmet KESER imzasıyla yayınlanan ve EAHP’ta yer alan bir yazıya göre “TEMAD üyeliğinden atılanların affedildiği” yazıyordu. Ben ne toplumuma, ne de TEMAD Yönetimlerine en küçük bir saygısızlıkta bulunmadım.

Şahısların kişiliklerine asla dil uzatmadım, icraatlardan yanlış gördüklerimi kılı kırk yararak, asla saygısızlığa vardırmadan eleştirdim.

Bu gün affedildiğimi kabul etmem demek, geçmişte suç işlediğimi kabul anlamına gelir. Mevcut yönetim atılanların hangi nedenlerden atıldığını çok iyi bilmektedir. Kararın “İhraç kararlarının yok hükmünde sayıldığı” şeklinde olması gerektiği kanısındayım. Bu yalnız benim için değil, ihraç edilenlerin hepsi için geçerlidir.

Gelelim asıl konuya, EAHP’ta çıkan yazılara!

E.Kd.Bçvş.Sayın Ahmet KESER’i, kişiliği oturmuş, geniş görüşlü, birikimli, geçmiş yönetimlerin hatalarına düşmeyecek kadar dikkatli, taraftar olanlar kadar muhalefet edenlere de sabırla, saygıyla yaklaşacağına inandığım, toplumun tüm kesimlerini kucaklayabilecek kadar hoşgörü sahibi bir meslektaş olarak tanıdım.

TEMAD Genel Başkanı E.Kd.Bçvş. Sayın Ahmet KESER’in, kimliğini, kişiliğini şahsiyetini seçildiği gün bir kenara bırakıp o makama çıktığını düşünmek dahi istemiyorum. İstemiyorum çünkü kişilik, şahsiyet vestiyere bırakılıp, sonra geri dönüp alınacak bir şey değildir.

Çelişki bu noktada başlıyor. TEMAD’ın yarı resmi yayın organı konumundaki EAHP’ta çıkan yazılara, tehditlere, ayrıştırıcı ifadelere ve kişiliğine asla yakıştıramadığım pohpohlamalara neden engel olmadığını anlamakta güçlük çekiyorum!

Sayın KESER Mahmut ERDEMLERİN faturasının Mahmut ERDEMLERE değil, TEMAD Yönetimine ve doğrudan TEMAD Başkanına kesileceğini çok iyi bilir.

Bu toplum için taş üstüne taş koyanın her zaman başımızın üstünde yeri var, iyi niyetle yapılan yapıcı (ve hâttâ yıkıcı bile olsa) eleştirilere açık olmak da TEMAD Yönetimine düşer. Hormonlu Mahmut ERDEMLERİ sahaya sürmek geçmişin hatalarını tekrar etmek olur.

Toplumumuz iyi niyetini, umudunu yitirmeden, taleplerinin muhatabı Genelkurmay ve Siyasi İktidarın ne yazık ki karşımızda olduğunun bilincinde, hukuktan ayrılmadan ve en önemlisi enerjimizi birbirimize karşı harcamadan, hiç değilse gelecek nesillere onurlu bir gelecek için çaba harcayalım.

Bize yakışan budur!

Bu günlerde hiç iyi değilim…

Halüsinasyon mu görüyorum, yaşadıklarım mı halüsinasyon, halüsinasyonlar mı yaşıyorum belli değil… Çözemedim bir türlü.

İşsiz adam ne yapar?

Eskiden olsa kahvede pişpirik oynardı, e bu sıcakta o da olmaz… En iyisi oturup bilgisayarda aylak aylak dolaşmak. Ben de öyle yapıyordum ve bir yazıya rastladım…

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Genel Başkanı Ahmet Keser Türk Astsubay tarihinde olmayacak şekilde haklarımızın kazanımına yönelik mücadeleye başlamış ve astsubayın şanlı ismini tarihin en güzel sayfalarında yerini almasını sağlamıştır.

Tam bu cümleyi okurken, klavye üzerindeki parmaklarım yağlanmıştı, sanki ekrandan yağ gibi bir şeyler akıyordu, gene halüsinasyonlar mı başlamıştı? Bilgisayarın başından kalktım, bir anda  her şey eski haline döndü.

Üç ihlâs bir Fatiha okuyup tekrar masama döndüm!

Yazıyı okumaya devam ettim.

Genelkurmay Başkanımızın  havalesiyle PERSONEL DAİRESİNE ile  sıralı başkanlarına havale edilen TEMAD ve Yönetiminin söyledikleri not alındı. Genkur'un girişinde güzel giyimli kontrol elamanının telsizinin  kulaklığında bile astsubayın beklentileri madde madde duyuldu..

Yazar arkadaş “güzel giyimli kontrol elemanının telsizinin kulaklığında bile astsubayın beklentilerinin madde madde duyulduğundan” diyordu. Demek ki oraya bile nüfuz etmişti, helal olsundu. Kendisine bir de şu Genelkurmayda bizimle ilgili bir şey var mı bi bakıversen diyesim geldi, okuduğum yazıyı bırakmak olmazdı.

Ağlaşanlar bizken memeyi başkasına vermeleri hayatın olağan akışına tersti.

İşte budur” diye bağırmışım, kendi sesimden ürktüm, eğer bu cümleyi de anlamazlarsa “yuh artık, yuh!” dedim… Ama dahası da vardı!

İşte burada TEMAD ın eliyüzü düzgün Ahlaken sağlam karakterli ne dediğin bilen özü sözü doğru sadece astsubayların sorunlarına ve beklentilerine yönelik söylemler yapan  bir dernek başkanı ortaya çıktı.

BU AHMET KESER DEN BAŞKASI DEĞİLDİ…

E, memleket münafık dolu… Bazıları da değil diyorlar demek! Ama Allah için bu cümleleri okuduktan sonra kesin fikirleri değişmiştir o münafıkların!

GERİLENLER, İSTEK VE BEKLENTİLERİMİZİ VERECEK OLAN ETKİLİ VE YETKİLİLERKEN.

DİKKAT!

GENEL BAŞKANIMIZA KARŞI AYAK OYUNLARINA BAŞLAYANLAR İSE BAZI EMEKLİ

ASTSUBAYLARDI.

Birinci cümleyi çözemedim, ama ikinci cümle çok net anlamlar içeriyordu!

Kahretsin” dedim, “gene bu emekliassubaylar yaaa!

Neler yapmışlar neler… Hele 18 MASTIR’lı olanlar… Bunlar hayvan falan da yemlememişler üstelik!

BİZ GEÇMİŞTE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE SALIRGAN TUTUMUNDA SINIR TANIMAYAN NARSİST VE ŞİZOFREN KILIKLI EMEKLİ ASTSUBAYLARDAN NASIL KURTULACAĞIMIZI BİLİYORUZ

Bu cümle hem felsefe hem de derin psikolojik değerlendirmeler içerdiğinden yorum yapabilmem mümkün değil… Ancak; şunu anladım, bu NARSİST ve ŞİZOFREN kılıklılar için planlar mevcutmuş, bence onlar hemen tedavi olmalı, titreyip kendilerine dönmeliler, yoksa tedbir hazır, benden söylemesi.

O ,AJAN PROVOKATÖR OLAN SİZLERİN DIŞINDA

İşte şimdi enselendiniz!

Provokatörü az-çok tahmin ediyorum da, bu ajanlar kim?

MUĞLA TEMAD Başkanı Sayın Halil ERGENLİ, hem bir ara sakal bırakmıştı, hem de gözlükleri var, o olabilir mi? Ama gözlükleri numaralı, siyah gözlük değil! Mehmet ATILGAN Kardeşim biraz gizemli duruyor, az konuşuyor, hem de iri kıyım o olabilir mi? Yer altı bağlantıları varsa kesin Semih KOÇ işin içindedir.

Provokatörü söylemedim değil mi? Kesin Ersen Abidir… Genelkurmay Ordu evlerini yasakladı, arkadaş da provokatör olduğunu tespit etmiş işte…

CEFAKAR VE FEDAKAR CA MÜCADELE VEREN KAHRAMAN ASTSUBAYLARIZ.

Gazan mübarek olsun yiğidim, acıma, kes kellelerini, tut saçlarından resim çektir!

BU GÜÇ SİZİ HAM YAPAR.

DENEMESİ BEDAVA

Yok artık!

Vur, kır, tepele bu emekli assubayları, ama ham da yapma artık!

Bir yerde de aynı arkadaşım “HODRİ MEYDAN” diyordu…

İşte onu okuyunca kendimi kanepenin arkasına Şahadet getirerek nasıl attıysam, dirseğim duvara çarpmış… Etrafa bakındım kimse yok!

Bilgisayarı kapattım, büyük bir vicdan azabı içindeydim.

Bir zamanların Mahmut ERDEM’ine haksızlık ettiğimi düşündüm. Heykeli dikilecek adammış, kıymetini bilmemişim. Kendisini hasretle, özlemle andım. Heykeli dikilseydi kesin bir koşu gider çelenk koyardım.

 

Not 1: Yazıdan yapılan alıntılar aynen yazıda olduğu gibi alınmıştır.

Not 2: Mizah, ciddiyetin vardığı son noktanın bir adım daha ötesidir. Artık ciddiyetle anlatılamayan şeyler mizahla anlatılır.

Not 3: Yazı devam edecek.

Page 1 of 2

Çok Okunanlar

Son Eklenenler