Cuma, 30 Aralık 2011 00:34

GÜZEL İNSANLARDIK BİZ...

takim-ruhu

Aradan 38 yıl geçmiş. Halıcıoglu/Lv.Ok.K'lıgından mezun olmuşuz. Türkiye'nin dört bir yanına kur'alarımızı çekmişiz. Yıl 1973, CUMHURİYET'imizin 50 nci yılı. Mezuniyet fotograflarımızı gururla taşımışız bu yılın amblemiyle birlikte hatıra panomuza. Ve kimimiz Topkapı garajından, kimimiz Haydarpaşa garından dagılmışız güzel yurdumuzun dört bir köşesine. Faruk Ardahan'a, Nejdet Erzurum/Dadaşköy'e, Hacı Bekir Diyarbakır'a. İçimizde yeni mezun olmanın heyecanı ile ayrılıyoruz İstanbul'dan. Ama birbirimize sarılıp aglayarak. Kimse gidecegi kasabanın, kentin nerede, nasıl, nice oldugunu bilmeden, sorgulamadan, korkmadan, çekinmeden...

Katıldığımız birliklerin bulundugu kasabalarda ev bulamadık. "Bekara ev vermeyiz" en sık karşılaştıgımız sorundu. Birliklerde, mesai yaptığımız odalarda tek kişilik portatif karyolalarda sabahları bekledik. Erzurum'du, Palandöken dumanlıydı, sekiz ay kış sürerdi. Servislerin kalkmadıgı evlere gidilmedigi günler olurdu. Televizyonlarda haftada üç gün paket programlar olurdu uçaklar iniş yapıp kasetleri getirebildilerse! Degilse memlekette kalmış uzak aşk anıları ile birbirimizi avutur izbe bekar odalarında esrik düşlerle uyurduk. Güzel insanlardık biz. Her asker astımız degil kardeşimizdi. Dövmeyi ve sövmeyi kaldıracaktık TSK'dan. Daglar taşlarca halkçıydık, Ecevit'çiydik. Dogruluk, dürüstlük, vatanseverlik hiç taviz vermeyecegimiz ilkelerimizdi. Atatürk'e hiç bir zaman poster olarak bakmadık. Gözünü hep üstümüzde hissettik.

1975 yılında huzurumuz kaçtı. O güne kadar duymadıgımız yan ödemelerin adını duyduk. Bizim iş güçlülügü ile iş riski ile bir ilgimiz yoktu. Kimin nereden çıkardıgını bilmiyorduk. Ama gördügümüz manzara şu idi. Sabahtan akşama kadar soguk baraka ikinci, üçüncü kademelerde arkadaşlarımız ellerine 13-14 anahtarlar yapışarak motor indiriyor ve iş güçlülügü olarak 100 puan alırken kapıdaki postasının yaktıgı sobasının ısıttıgı odasından çıkmayan Tgm. Ütgm.ve Yzb.'lar 400 puan alıyor! Kendisinde zimmetli bir kurşun kalem bile olmayan Tk., Bl.ve Tb.K.'ları 400 puan alırken üzerinde bütün Tb. Veya Tk. ve Bl.'lerin zimmeti bulunan ve boş kovanlar için bile mahkemeye verilen Assubaylar  100 puan alıyordu... SADECE EMİR VERİP İMZA ATAN BUYURGANLAR bir yıl önceden geçerli olan yasa ile birikmiş paraları ile bir son model (1975) Renault alırken biz Assubayların kısmetine de ancak bir siyah-beyaz Tv. düşüyordu. İlginçtir iktidarda halkçı Ecevit ve yasa onay makamında eski bir Amiral olan Fahri Korutürk vardır. Biri emekçiden yanadır digeri TSK'da kimin çalışıp kimin emir vererek maaş aldıgını çok iyi bilen biridir.

Haksızlıklar karşısında susmamız beklenemezdi. 22-23 yaşlarındaydık. Civa gibiydik. Dogruyduk dürüsttük, vatanseverdik ama aptal degildik. Emegin, ücretin, eşitligin ne oldugunu Fransa'dan başlayıp dalga dalga bütün Avrupa'ya yayılan 68 olaylarının etkisiyle ögrenmiştik. Öyle "Celebin sopasını görünce adeta magrur salhaneye koşan koyunlardan" degildik!

Kaldıgımız izbe bekar odalarında örgütlenmeye başladık. Ögle yemegi paydoslarında neler yapabilecegimizi tartışmaya, konuşmaya başladık.TEMAY'ı duyduk, ögrendik. Eskişehir, Malatya, İzmir, Bandırma, Ankara gibi yogun oldugumuz yerlerde eylemler planlandıgını duyduk. Erzurum Radarı'ndaki agabeylerimiz çok kalabalıktılar. Onlarla diyalog kurduk. Pankartlar yazdık sabahlara kadar. Birligimizdeki bazı Agabeylerimiz "Ben 1956'dan beri emekli olacagım günü bekledim. Emekliligime bir yıl kaldı. Atılırsam üç çocuguma bakacak kimsem yok. Kafamı sokacak bir evim yok. Kusura bakmayın ben size katılamam" dediler. Kızdık, gücendik, kendimizi terkedilmiş sandık ama daha sonra hak verdik. Buyurganlarımız da boş durmadılar. Tehdit ettiler, uyardılar, hatta bizim Bl.K.'mız yerine vekalet eden Bnb. Y... "Üç Assubayı yan yana konuşurken görürsem toplu isyan sayar savcıyı çagırırım" diye emir yayınladı ve teblig edildi. Çok güldük kendisine...

Eylemler sonrası eşlerimizin saglık karneleri toplandı. Mitinge katılanların bir kısmı tespit edildi. 9'uncu Kor. Foto-film merkezindeki  muhabereci agabeyimiz sayesinde bir çok arkadaşımızın eşinin resmi tanınmaz halde basıldı. Bütün Türkiye'nin eylemlerimizden haberi oldu. TBMM yaptıgı yanlışı düzeltmek için yasayı geri çekti. Yeni düzenleme yapıldı. Eylemleri biz yapmış, biz magdur olmuştuk ama buyurganlarımız eylemlerimize karşı çıkmış olmalarına karşın onlar da bu işten sebeplenmişlerdi. Yasa, hatırladıgım kadarı ile şöyle düzenlenmişti; "İş riski Assubaylar 100 puandan 300 puana çıkarıldı. Sb.'lar ise 400 puandan 500 puana çıkarıldı. İş güçlügü de Assubaylarda 100 puandan 300 puana Sb.'larda 400 puandan 500 puana çıkarıldı". Bu rakamlar yaklaşık olarak yazılmıştır. Ama mantıgında bir yanlışlık yoktur.

Güzel insanlardık biz. Birbirimizin açıgını hep kapamaya çalıştık. Hep dayanışma içinde olduk. Hasta ve hapis arkadaşlarımızı hiç yalnız bırakmadık. Belki bir paket sigaraydı götürdügümüz. Ama götürdük. Aynı Bl.'teki arkadaşımın sagdıçlıgını yapmak için Erzurum'dan kalkıp Bodrum'a gittim. Eylemlerimizde atılan arkadaşlarımız için birlik birlik dolaşıp para topladık. TEMAY nerede idi adresi neresiydi bilmiyorduk. Ama bu paraları ulaştırdık. Hiç bir zaman atılan Agabey ve Kardeşlerimizi unutmadık. Saygı ve sevgiyle andık. Hâlâ hepsine binlerce kez teşekkür ediyorum.

Şimdi yokuş aşagı seyreden yaşamda mücadeleye daha bir sıkı sarıldık. Artık hapis yok (olsa da ziyanı yok). Daha bir nicel ve nitel olarak güçlendik. İletişim mükemmel. Örgütümüz 89 il ve ilçede örgütlenmiş. Örgüt üyelerimizin sayısı binlerle ifade ediliyor. Ama nedense 1975'lerdeki vurdugumuz yerden ses getiren eylemleri yapamıyoruz. Bir araya gelmekte zorlanıyoruz. "Sosyolojinin yasası olmaz" denir. Oysa işte ortada yasa: Toplum büyüyüp geliştikçe mücadele arzusu deger kaybediyor!.. Birlik ve beraberlik bağları gevşiyor, zayıflıyor.

Sonlarken; "Biz Assubaylar bir araya gelemeyiz." diyen arkadaşlara seslenmek istiyorum. Kültürü, mezuniyeti (İlkokul, Ortaokul, Lise ve nihayet MYO), cografi Bölgesi, ekonomik durumu, sosyal durumu, eşinin emekli olup olmaması, farklı sınıflardan oluşu (Kara, Deniz, Jandarma ve Hava Kuvvetleri), farklı siyasi görüşlerden, farklı mezheplerden oluşu biz Assubayları birlikte hareket etmekten alıkoyan etkenler olarak görülmektedir. Oysa ortak tek paydamız Assubay oluşumuz ve ekonomik çıkarlarımızdır. Bu denli çok farklılıgımız karşısında bu kadar az ortak paydamızı giderecek faktör örgütümüz olmalıdır. Bütün bu farklılıgımızı bir potada eritmek kolay degildir tabii. İşte bu nedenle Ankara'da olmak, TEMAD yönetiminde olmak hem çok çok onurlu hem de çok zor bir görevdir diyoruz. Bu zorlukları hep birlikte aşacagımıza inanıyor bütün meslektaşlarımı örgütlü mücadeleye çagırıyorum. Saygılarımla...!

Yayınlandığı yer GÜNEY RÜZGARI
Pazar, 25 Aralık 2011 10:33

AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE

al-birini-vur-otekini

Günümüzde hâlâ geçerli olan bir çok atasözü vardır. Yaşadığımız olaylarda ve konuşmalarımızda hep kullanırız. Kimisi güldürür kimisi düşündürür bizleri. Yaşam akıp giderken de bir çok yeni gelişmeler,  haberler,  olaylar sürüp gider etrafımızda.

Bildiğiniz gibi biz assubaylar yıllardır onur mücadelesi vererek, sınıfımıza uygulanan haksızlıkları yasal platformlarda askeri terbiyemiz ile sürdürüyoruz. Sayın İsmail TURAN beyin bir dönemdir devam eden davası gibi, bu mücadele zaman zaman mahkeme koridorlarında da olmaktadır. Bu ve bunun gibi hukuk mücadelelerimiz, haklarımız elde edilinceye dek sürecektir.

Şu günlerde devam eden ve yargıtaya gönderilen davamızın masrafları ile ilgili olarak gündeme gelen bir destek kampanyasına, bazı başkanların takındığı tavır aslında bir utanç tablosudur!

Dernekler bir çok insanın bir araya gelip aralarından bazı kişileri yönetim için seçtikleri oluşumlardır. Bir çatı altına toplanarak ve kendilerine "buyurun, bu toplumu sizler yönetin. Sizlere güveniyoruz!" denmiş ise, o yönetim kurulu tüm birimleri ile verilecek her türlü karardan sorumludur!...

Bu destek kampanyası ile ilgili olarak acaba kaç başkan toplantı yaparak bu konuyu yönetimdeki arkadaşları ile paylaştı, ortak karar aldı ve defterine işledi? Kaç başkan ise "istemezükkk" diyerek karşı çıktı dersiniz? Genel Merkez; "davanın içeriğini desteklediğini, hukuken bu harcamayı yapamayacağını ama kişisel destek verdiklerini" açıkladığı halde hangi başkanlar kralcı kesilerek tek başlarına konuya olumsuz cevap verdiler? Sessiz kalanlara, karşı çıkanlara dikkat edin, bugüne kadar mücadele için kıllarını kıpırdatmadıklarını göreceksiniz! Bu durum biz assubay kamuoyu vicdanını rahatsız etmektedir!

Tek cümle ile açıklamak gerekirse; bu tutum ve yaklaşım, yönetimde monarşi ve oligarşi demektir!

Atalarımızın dediği gibi; 'at sahibine göre kişnermiş'. Temad eski yönetiminin statükocu ve kişisel davranış alışkanlıkları devam ediyor! Bazı başkanlar ve onların bu tutumuna sessiz kalan yönetimdekiler, emeğe saygı duymadıkları, mücadeleye destek verenlerin yaptıklarını yapamadıkları ve 'çalışanı, ön plana çıkanı baltalamazsam benim yerimi alır' endişesi ile ne yazık ki üyelerinin saygılarını kaybedip, mücadeleye engel oluyorlar! Onların düşündükleri tek şey; taşıdıkları etiket, yararlandıkları imkan ve çalışanın şevkini kırmaktır!

Bazı şubelerimizde de örneklerini gördüğümüz gibi, kendisine ve üyelerine saygısı olan başkan ve yöneticilerimiz takdirle karşılanmaktadır. Sorunumuzun aynı olduğu, bunlara sessiz kalmanın yeni sorunların habercisi olacağını bilen yöneticiler, üyelerinin bilgi ve önerilerinden azami istifade eder.

Konunun ne olduğunu dahi derinlemesine bilmeyen ama 'ben ne dersem o olur' düşüncesindeki başkan veya yöneticiler ise bu destek kampanyasının sonuçlarından ders çıkarmak zorundadır. Bu dava kişisel olarak açılmış olsa dahi, hepimizi ilgilendiren, kazanılması halinde bir çok meslektaşımızı ekonomik olarak 'nispeten!' rahatlamasını sağlayacak ve emsal kararla da herkesin yararlanacağı bir davadır. Maddi durumun müsait olmaz, yapamadığını yapanları kıskanabilirsin ama susmanın, pişmiş aşa su katmamanın da fazilet olduğu unutulmamalıdır!

Sn. İsmail Turan yıllardır mahkemelerde bizimle ilgili mücadele verirken kişisel hiç bir harcamasını karşılamamızı kabul etmedi. Fakat, bu dava giderlerini bu fedakar insanın karşılamasının güç olduğu, buna sessiz kalmanın haksızlık olduğunu düşünen arkadaşlarımız 'gönüllülük esasına dayanan' bir destek kampanyasını 'Temad Genel Merkezimizin de kişisel destekleri ile' hayata geçirdiler. Sn. Ersen Gürpınar www.emekliassubaylar.org sitesinde de bu durumu bizlerle paylaştı.

Bu konuda; Kurtuluş Savaşı'nda ilk kurşunu sıkan İzmir'imizde "görevli olduğum şubemin yönetiminin hoşgörüşüne sığınarak destek vereceğimi açıklıyorum" mesajı ile kampanyanın bayraktarlığı yapan Sn.Abdullah Zengin "engellere kişiselliğe, patronluğa yeter" diyerek yönetimden istifa etmiş, Sn.Gürpınar da "kampanyanın sonuçlanmasını bekliyorum. Benim de söyleyeceklerim var" diyerek, bu zihniyeti protesto etmiştir.

Bulunduğu yeri sadece kahvehane olarak gören, bir kaç gezi düzenleyip yerel yönetimlerin katkılarını kendisine mâl edenler kendilerini bulunmaz kumaş sanarak yanılmaktadır. Kimse bulunmaz değildir! Bunu denemek isteyenlere onurlu istifa müessesini hatırlatmak isterim!

Böylesi ciddi konularda, bu tutumların bir an önce son bulmasını şarttır!

Statüko ve kişisel hesaplarla bu toplumun sorunlarının çözülemeyeceği daha önceki Temad yönetiminin 9 yıllık icraatında kanıtlanmıştır. O yönetimin değişmesi, bizim de değişmemiz için bir şanstır. Statükolardan ve bencillikten kurtularak, el ele, gönül gönüle hak ettiğimiz yere gelme gayreti içinde olmalıyız.

Biz, bu çorbada tuzunuz olsun derken, sizler çorbaya acı katıyorsunuz beyler!

Değerli arkadaşlarım, lütfen bulunduğunuz yerlerde bu gibi yaklaşımları 'yönetimde olmasanız dahi' sorgulayın. Hesap sormak hakkınızdır. Bu kampanyanın sınıfımızın mücadele dayanışması için çok açık bir gösterge olacağı kesindir. Vereceğimiz üç-beş liranın anlamı çok önemlidir. Bırakın birinin önderlik yapmasını, sizler de bir öndersiniz. Ses olmayan yerlerde, siz ses ve baş olun!

Unutmamak gerekir ki; insanlar sadece konuştukları şeylerden değil, suskun kaldıkları şeylerden de sorumludurlar!

Dertlerde de, mutluluklarda da hep birlikte olabilme dileğiyle...

İKİ YAŞLI ADAMIN HİKAYESİ

İleri derecede hasta iki adam aynı hastane odasındaydılar. Adamlardan birinin her öğleden sonra 1 saatliğine oturmasına izin veriliyordu, ciğerlerindeki suyun süzülmesi için. Bu hastanın yatağı odadaki tek pencerenin tam yanındaydı, diğer hasta ise hep sırtüstü yatmak zorundaydı.

Bu iki hasta saatlerce birbiriyle konuşur, eşlerini, ailelerini, evlerini, işlerini, askerlik anılarını, tatilde gittikleri yerleri anlatırlardı birbirlerine. Pencerenin yanındaki hasta, her öğleden sonra oturmasına izin verdikleri saati diğer hastaya pencereden görebildiklerini anlatarak geçiriyordu. Diğer hasta hep bir sonraki günü iple çekmeye başladı, dışarıdaki renkli ve hareketli dünyayı dinlemek için. Pencere, içinde çok güzel bir göl olan parka bakıyordu. Ördekler ve kuğular gölde yüzerken çocuklar model bot'larını suda yüzdürüyorlardı. Genç aşıklar, gökkuşağının tüm renklerindeki çiçeklerin arasında kol kola dolaşıyorlardı. Ulu ağaçlar etrafı süslüyor, uzaktan şehrin silueti görünebiliyordu.

Pencere kenarındaki adam bunları muhteşem bir detayla anlatırken, odanın diğer ucunda yatan adam gözlerini kapar ve bu muhteşem manzarayı hayalinde canlandırırdı.

Sıcak bir öğleden sonra, pencerenin yanındaki adam geçmekte olan bir şenlik alayını tarif etti. diğer adam bando seslerini duyamasa bile hayalinde canlandırabiliyordu, pencere kenarındaki adamın tasviriyle. Günler ve haftalar geçti.

Bir sabah banyo yaptırmak için su getiren gündüzcü hemşire pencere kenarında yatan hastanın cansız bedeniyle karşılaştı; uykusunda, huzur içinde ölmüştü. Hüzünlendi, hastane görevlilerini cesedi dışarı taşımaları için çağırdı. Uygun zaman geçtiğine kanaat getirir getirmez, diğer hasta pencerenin kenarındaki yatağa taşınmasının mümkün olup olamayacağını sordu. Hemşire memnuniyetle isteğini yerine getirdi, hastanın rahat olduğundan emin olduktan sonra onu yalnız bıraktı. Yavaşça, duyduğu acıya aldırmadan, bir dirseğine yaslanarak dışarıdaki dünyaya bakmak üzere yatağından doğruldu adam. Sonunda, dışarıyı kendi gözleriyle görme zevkini yasayabilecekti. Pencereden dışarı bakabilmek için yavaşça dönmeye zorladı kendisini. Pencere, boş bir duvara bakıyordu. Adam hemşireye, vefat eden oda arkadaşının pencerenin dışında görünen harika şeylerden bahsetmesine sebep olan şeyin ne olabileceği sordu. Hemşirenin cevabı, ölen adamın kör olduğu ve pencerenin önündeki duvarı görmediğiydi.

"Sanırım seni cesaretlendirmek istedi" dedi.

Diğer insanları mutlu etmek çok büyük mutluluk getirir, kendi durumunuz ne olursa olsun. Paylaşılan dertler yarısı kadar üzüntü verir, paylaşılan mutluluklar ise iki katı artar.

Atilla ABAYLI

Yayınlandığı yer KONUK YAZAR
Çarşamba, 21 Aralık 2011 16:51

HELVA YAPMAK

bozguncu

Hani bir söz vardır; "Un var, şeker var ama helva yapacak adam yok" denir, halk arasında. İsmail TURAN isminde bu mesleğin sayın çınarlarından birisi çıkmış ortaya "ben helva yapacağım" diyerek, o mahkeme senin, bu mahkeme benim, assubay toplumunun Türkiye'de olmayan hukukunu aramak adına hiç bir çıkarı da olmadan koşuşturup duruyor. Hem de yaşına başına bakmadan!

Sayın İsmail TURAN'ın bu çabalarına "hiç değilse olası masraflarının bir bölümünü üstlenelim" diyerek bir gurup Assubay sevdalısı da omuz verme çabasına girmiş. TEMAD Genel Merkezinin "dernek olarak bazı hukuki sakıncaları" olmasına rağmen  şahsi desteği de sağlanmış. Ama bazı Şube Başkanları bunları görmezden gelerek, bırakın destek olmayı tam aksine destek verecek olanlara köstek olma gayreti içine girmişler.

Sayın Konya il Başkanı ve yönetimine  bu konudaki tutumu için şükranlarımı sunuyorum. Ama köstek olan, helva yapmaya uğraşan sayın İsmail TURAN'ın paçasından çekme gayreti içinde olanlara da yaptıkları RESTORANT ve Oyun Salonu İşletmeciliğinde hayırlı işler bile dilemiyorum!

Kendilerinden başka hiç kimsenin ön plana çıkmasını içine sindiremiyenler, kendilerinden başka hiç kimsenin o işleri yapamayacağını düşünenleri ŞİDDETLE KINIYORUM. Unutmasınlar ki, mezarlıklar kendilerini VAZGEÇİLMEZ olarak görenlerle dolup taşmaktadır ama bu dünyanın işleri de hiç durmadan yürüyor.

Bir de yönetiminde bulundukları şubelerde kendilerini Emekli Assubayların Komutanıymış gibi görüp böyle davrananları da yine ŞİDDETLE PROTESTO ediyorum. Bir fıkrayı alıntılayıp uyarlayarak yazıma son veriyor, hepinize saygılar sunuyorum.

"Dünyanın sonu gelmiş, herkes cennete ve cehenneme doluşmuş. Cehenneme en son gelenlerden biri zebânilerin arasında hücresine götürülürken, yol boyunca grup grup kazanlar görmüş. Hepsinin başlarında da ellerinde gürzleriyle birer zebâni, fokur fokur kaynayan kazanların içinden dışarı çıkmaya çalışanların kafasına kuvvetlice vurarak, onları yeniden kazanın içine atmaktaymış... Dayanamayıp sormuş yeni gelen:

-“Yahu, nedir bu kazanlar böyle sıra sıra? Niçin zebâniler bir de gürzlerle habire vuruyorlar başlarında bekleyip?”

Yanındaki zebânilerden biri cevaplamış:

-“Dünyadaki günahkâr kişileri ülkelerine göre gruplandırarak bu dev kazanlara attık, cezalarını çekiyorlar. Kaçmaya kalkışan olursa da görevli zebâniler ellerindeki gürzlerle onları yeniden kazana geri gönderiyorlar.”

-“Hımmm... Anladım” demiş yeni gelen.

Bir süre yürüdükten sonra yine dev bir kazanın yanından geçmişler. Ama bu sefer bu kazanın içi insan dolu olduğu halde, başında tek bir zebâni dahi yokmuş.

-“E, peki bu kazanın içi tıkabasa dolu olmasına rağmen, başında neden zebâniler beklemiyor?”

Yanındaki zebâni gülmüş:

-“Onların başına nöbetçi zebâni dikmemize gerek yok. Çünkü kazanın içine doldurulanlar Türk Assubaylarından oluşuyor. Şayet kaçmaya kalkarak kazana tırmanmaya çalışan birini görürlerse, kendileri kazanın dibinden bunun paçasını tutarak derhal aşağıya çekiyorlar. Hiç kimse yukarı yükselemiyor. Biz de bu yüzden başlarına zebâni dikmeye gerek görmedik” demiş..."

Mustafa Savaş EVRAN
Yayınlandığı yer KONUK YAZAR
Cumartesi, 17 Aralık 2011 17:11

TUZU KURULAR VE ÇORBAYA TUZ KOYANLAR

tuzu-kurular

Değerli Meslektaşlarım;

Bilindiği üzere Sayın İsmail TURAN'ın "Fiili hizmetlerimizle" ilgili açmış olduğu dava yerel Mahkemece reddedildi. Sayın TURAN'ın çok haklı gerekçelerine bir bilirkişinin (Bence kraldan çok kralcı bir bilirkişinin) yeteri kadar incelemeden hâttâ mantık süzgecinden bile geçirmeden aynı görüşünde ısrar etmesi nedeniyle bu karar verildi. Buna karşılık Sayın TURAN'ın Temyize gitme hakkı doğdu. Ancak temyize başvurmadan önce detaylara kadar inerek temyizde ve temyizde de kaybedilmesi durumunda AİHM'ne başvurulması durumunda karşılaşacağı maddi giderleri bir yazı ile kamuoyumuza duyurdu. Yanılmıyorsam yaklaşık 7-11 binTL. civarında bir mahkeme masraflarından söz ediliyordu.

Bunun üzerine "emekliassubaylar.org" sitemiz bu davada güne kadarki birçok giderlerini kendi bütçesinden karşılayan Sayın TURAN'a hukuki destek için TEMAD Gen.Bşk.lığına,maddi destek içinde "ÇORBADA BİZİM DE TUZUMUZ OLSUN" başlığı altında kamuoyumuza bir çağrı yaptı.

Değerli Meslektaşlarım; Gerek Assubay'lar olarak gerek Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olarak çok sıkıntılı bir dönemden geçmekteyiz. Bir yanda Darbe iddiası ile General ve Subaylar üzerinden diğer yandan ekonomik cendereye alıp açlık sınırı altında yaşamaya mahkum edilerek biz Assubaylar üzerinden Türk silahlı Kuvvetleri düşmanlığı bütün hızıyla devam ediyor. Bu yetmiyormuş gibi bir de yüzlerce asırlık koca çınar ordumuz, bizlere yapılan haksızlıklar nedeniyle içten içe çürüyor kan kaybediyor. Türk Silahlı Kuvvetlerini yalnız General ve subaylardan oluştuğu yanlışına düşen gazeteciler, yazarlar, kimin o sıfatı verdiğini bilmediğimiz terör uzmanları, stratejistler, ağzı köpük köpük liberal yazarlar, nereden çıktığı bilinmeyen kadın yorumcular yerden yerre vurmaya devam ediyorlar. Gen-Kur.Bşklığı, bir yandan bu ne idiğü belirsiz saldırganlarla bir yandan sırtına yüklenen terörle bir yandan da kendi iç çekişmeleriyle boğuşmaktan kimsenin derdine derman olacak durumu yoktur. Kendi derdiyle boğuşmaktadır.

Bu kötü koşullarda geçtiğimiz bu günlerde birlik ve beraberliğimizin göstergesi olacak bu çağrıya bundan önceki dayanışmalarda katkı veren çok az sayıdaki arkadaşımızın katkılarının yetmeyeceği açıktır. Yüz binin üzerindeki kitlesel bir güçten söz ediyoruz yeri gelince. Sadece hepimizin 10 TL.lik katkılarının ulaşacağı rakama bakar mısınız? Hiç değilse bunu bir kez yapamaz mıyız? Bu, Sayın TURAN'ın açtığı davada elimizi güçlendireceği gibi kasası tam-takır olan TEMAD'ın ve Sayın KESER yönetiminin de yapacağı işlerde elini güçlendirecektir.

Biliyorum bu çağrılarımız herkese ulaşmayacaktır. Ama ben kendi adıma duyamayan dört veya dokuz arkadaşım adına da bu 10 TL.lik katkıyı yapacağım. Bizim sıkıntımız sanıyorum her aybaşında bankaya gidip Assubaylıktan hak ettiği maaşını alıp (Bazen de birinci dereceden emekli oldum diye övünerek) cebine koyduktan sonra köşe başında karşılaştığı meslektaşını görmezden gelen tuzu kuru arkadaşlarımızın davamıza destek vermemesinden kaynaklanıyor.

Bu yardımlaşma kampanyası tuzu kuru olanlarla çorbaya tuz koyanların belirginleşeceği tuz koyanların bunun onurunu yaşarken çorbanın pişmesini bekleyenlerin de tuzlarını kurutmaya devam edeceğinin belirgenleşeceği bir kampanya olacaktır.Bize yakışan sınıf bilinci içinde bu kampanyaya omuz vermektir.Örgüt de bizimdir dava da bizim. Hadi dostlar  pamuk eller cebe.Hiç değilse bu sefer...!

NOT. Gönüllü katkılarınız için Sn.Turan'ın Hesap No. İNGBANK Denizli Ş. 116-C-3069649-MT-1 veya  İsmail Turan Denizli Mrk. PTT şubesi 

Yayınlandığı yer GÜNEY RÜZGARI
Perşembe, 15 Aralık 2011 15:11

ÇORBADA BİZİM DE TUZUMUZ OLSUN

team_servizio

Saygıdeğer Meslektaşlarım,

Haksızlıklara sessiz kalmak haksızlık kadar suçtur ve kabullenmektir. Bizler ülkemiz ve Türk Silahlı Kuvvetleri'mize sadakatimizi terimiz, kanımız ve canımızla ispat ettik.

Önyargılılar herhalde bizim terimizi, kanımızı şaşal suyu zannettiler ki, bizlere tahakküme varan haksızlıklar yaptılar. Örneğin bir üniforması da kefen olan bizleri klimalı ofislerinde günde 8 saat görev yapan büro memurları ile aynı statüde düşündüler! Başlangıç derecelerimiz mahalle bekçilerinin, ziraat ev ekonomistlerinin, meclis stenoğraflarının altında kaldı. Tüm yüksek okul mezunlarının, hatta lise mezunu subayların yükseldiği 1/4 derece sadece assubaylardan esirgendi. Birçok hak ettiğimiz tazminatları alamadık. Sosyal tesislerde sayılarımızla ters orantılı ve kalitesiz hizmete mecbur bırakıldık.

Bunun sonucu olarak, görevdeki arkadaşlarımızın moral motivasyonu ve hizmet verimliliği olumsuz etkilendi, emeklilerimiz kurumlarına olan aidiyet duygusunu kaybetmek üzeredir.

Görevdeki arkadaşlarımız sicil, tayin ve ceza baskısı altında ve haksızlıklar karşısında çaresizdirler. Ama biz emeklilerin, haklarını yasal yollardan araması için hiçbir engel yoktur. Bu satırları okuyan arkadaşlarımız dışında ki meslekdaşlarımızın mutsuzluk ve boşvermişlik duygularından sıyrılmaları haksızlıklara "dur" demeleri  gerekiyor.

Bu siteyi kurduğumuz zaman misyonumuzun “TEMAD VE MÜCADELEMİZE DESTEK” olduğunu deklare ettik. Bugüne kadar bu ilkemizden ve tarafsızlığımızdan ödün vermeden, yaptığımız çalışmalarla bir çok taşın yerinden oynamasını sağladık. TEMAD eski yönetimi bu rüzgarı arkasına alacağı yerde, kişisel hesaplarla hareket etmeseydi birçok sorunumuz çözümlenmiş olacaktı.

Yeni seçilen Sn.Ahmet KESER başkanlığındaki yönetim, çalışmaları ve davranışları ile bizlerin güvenini kazanmaya başlamıştır. Bu bayrak yarışını birlikte başaracağız.

Değerli Meslektaşlarım, bu site ve üyeleri olarak haksızlıklarımızı ve yasal taleplerimizi muhtelif platformlarda dile getirmeye devam ediyoruz. Yürekli arkadaşlarımız davalar açıyorlar. Bunlardan biri de Sn.İsmail Turan’ın açtığı davalardır.

OYAK konusundaki davamız  sizlerin de  desteği ile AİHM'ne intikal etmiştir.

Ankara İş Mahkemesi'nde açılan intibaklar ve fiili hizmet zamlarının maaş göstergelerinde dikkate alınması talebi bilirkişinin talep edilen yasal durumları dikkate almaması neticesinde verdiği rapora istinaden ret edilmiş ve Yargıtay'da temyiz edilmek üzeredir.

Bu davalara üniversite sınavlarına hazırlanan bir genç, olimpiyatlara hazırlanan bir sporcu heyecanı ile koşturan Sn.Turan’a bu vesile ile bir kez daha minnet ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Fiili hizmet zamları karşılıkları kurumlarımızca Em.Sandığı hesabına yatırıldığı için bizim maaş bağlanma oranlarımızda, hizmet süremizde ve emekli ikramiyesinde dikkate alınmasına rağmen maaş gösterge çizelgesinde dikkate alınmamaktadır. Kısaca 20 yıl hizmet edip 5 yıl fiili hizmet kazanan bir arkadaşımız 25 yıl hizmet etmiş sayılmakta, maaş bağlama oranı 25 yıllık hizmet olarak dikkate alınmakta ve emekli ikramiyesi 25 yıllık memur gibi ödenmektedir. Buna mukabil 25 yıllık memurun maaş göstergesini değil 20 yıllık memurun maaş göstergesi uygulanmaktadır. İşte itirazımız budur.
Bu davanın kazanılması büyük olasılık olarak düşünülmektedir. Es kaza davayı kaybetsek bile bizim haklarımız konusunda artık susmayıp haklarımızı sorgulayacağımızın bir kanıtı olması bakımından  çok büyük önem taşımaktadır.

Değerli meslektaşlarım, TEMYİZ sonunda kazanırsak sorun yok, ama kaybetmemiz durumunda Sn.Turan’ın yazısında belirttiği mahkeme masrafları ve karşı tarafın avukatlık ücretleri ödemesi gerekecektir;

Bu kadar özveri ile dava açan Sn.Turan’ın bu masrafı karşılaması elbette düşünülemez. "Bu konuda TEMAD yönetimine bizler katkıda bulunalım. Bu giderlerin gerçekleşmesi halinde bu ödeme TEMAD tarafından yapılsın. Kazanılması ya da toplanan desteğin artması halinde  bu destek TEMAD tarafından mücadelemiz için kullanılsın" önerisini sizlerden gelen talepler  üzerine dile getirdik.

Konuyu TEMAD Gn.Bşk. Sn.Ahmet KESER, Bşk.Yrdc. Sn. Yüksel Binici, Hukuk bürosundan Av.Sn.Fevzi Aksoy ve kişisel dostlarım meslektaşımız Av.Sn.Gürbüz Ejder  ile Av.Sn.Adem DEMİR ile site yönetimi sözcüsü sıfatı ile görüştüm.

Daha önceki iş birliği taleplerimize TEMAD eski yönetimi karşı çıkıp hâttâ engellemesine karşı; Sn.Ahmet KESER başkanlığındaki TEMAD yönetiminin davanın içeriğine katıldıklarını ve arkadaşımıza kişisel destek vereceklerini açıklamalarını  memnuniyetle ifade etmeliyim.

Ancak, TEMAD’ın yardım toplama yetkisi olmasına rağmen, harcamaları "tüzük ve yasa gereği (dava içeriği hepimizi ilgilendirse de)" kendileri tarafından açılmayan, kişilerin açtıkları davaların giderleri için harcama yapmaları mümkün değil! Site yönetimimizin de tüzel kişiliği olmadığı için yasa gereği yardım toplayamıyoruz! Site yönetimi olarak da valilikten izin alması da uzun bir süreci gerektirmektedir.

Bu nedenle arzu eden arkadaşlarımız hepimizi ilgilendiren bu davanın giderlerine gönüllü katkıda bulunabileceklerdir.

Ben şahsen kendi namıma Sn.Turan’ın aşağıdaki hesabına mücadelemiz ve kendime saygım adına karınca kararınca katkıda bulundum. Destek veren meslektaşlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

GÜNEŞİN DOĞMADIĞI GÜN YOKTUR. BİRGÜN MUTLAKA YASAL MÜCADEMİZİ BİR BAYRAK YARIŞI GİBİ BİRLİKTE KAZANACAĞIZ.

İSMAİL TURAN
İNGBANK DENİZLİ ŞUBESİ
HESAP NUMARASI: 116-C-3069649-MT-1
İBAN NO: TR100009900306964900100001
Yayınlandığı yer KARDELEN
Pazartesi, 12 Aralık 2011 00:12

HAK ARAMANIN KAZANCI VE BEDELİ

yardim-eli

Değerli Meslektaşlarımın ve Sn.TEMAD Gn.Mrk.Yönetimi'nin dikkatine:

Malumunuz olduğu gibi OYAK konusundaki haklı taleplerimizi içeren davamız iç hukuk yolları tükendiği için AİHM taşınmıştır. Fiili hizmet zamları ve intibaklar konusundaki davamız temyiz safhasındadır.

KAZANDIĞIM TAKDİRDE;
  • 1 milyondan fazla sivil memur  emeklileriyle ve  emekli Astsubaylarla hak sahiplerinin fiili hizmet süreleri aylık bağlanma göstergelerine yansıtılıp bunu sonucu olarak  aylıkları  her ay 75 ile 500 lira arasında artacaktır.
  • Bu hak sahipleri dava başlangıcından itibaren geçmiş 5 yıllık birikmiş haklarını da ayrıca alacaklardır.
TEMAD Genel Başkanlığı'nın kazancı;
  • TEMAD Genel Başkanlığı tarihinde ilk defa büyük bir başarı ile ekonomik sorunlarımızından  önemli bir konunun halledilmesinin onurunu ve  assubayların güvenleri ile  saygınlıklarını  kazanacaktır
  • 1 milyondan fazla sivil ve emekli astsubaydan en az 50 bin kişinin, TEMAD ın devam ettireceği hukuki sürece katılma ihtimali yüksektir. TEMAD üyesi olmayan, üye olup aidatlarını muntazam ödemeyen emekli Astsubayların aidatlarını ödemesi sivil emeklilerin de ortalama 50 lira bağış yapması yada fahri üye olmasıyla TEMAD en az 2.5 tirilyon liralık maddi kazanca sahip olacaktır.
  • TEMAD yeni aktif üyeleriyle ve büyük mali gücü sayesinde çok güçlü bir Sivil Toplum Kuruluşu olacaktır.
DAVAYI KAYBETTİĞİM TAKDİRDE;

2011 yılı resmi tarifesine göre, Birinci safhada;

  • İş mahkemesindeki ret edilen dava nedeniyle  karşı tarafa ödenecek avukatlık bedeli 550 lira,
  • Yargıtay Hukuk Dairesinde kaybedildiği takdirde, karşı tarafa ödenecek avukatlık bedeli 2200 lira+ duruşma bedeli 825 lira olmak üzere 3025 lira,

İkinci safhada;

  • Tekrar İş Mahkemesinde görülecek davada, mahkeme kararında direnerek kaybettiğim takdirde karşı tarafın avukatlık bedeli 550 lira,
  • Benim lehime bozması halinde kaştı taraf temyiz edeceğinden ikinci defa Yargıtay da kaybedersem ayrıca ödeyeceğim 2200+ 825= 3025 lira,

Üçüncü safhada;

  • Yargıtay Genel Kurulunda yapılacak temyiz davası için 3025 lira,
  • Her biri için dava açma ve temyiz etme harcı olarak en az 1000 lira,
  • Olmak üzere en az 11.000 lira (11 Milyar) masrafımız  doğacaktır.

Sayın arkadaşlarım, bundan sonraki iş mahkemesinde bir sefer dava görülecek olsa bile resmi vezne alındısı ve avukat ücreti olarak masraflar 8.000 liradan (8 milyar) aşağı düşmeyecektir.

Dava dilekçesini hazırlama, Ankara gidiş dönüş masrafları ile fiziki yorgunluk ve ruhi stresten hiç çekinmiyorum ve severek katlanmaya hazırım.

TEKLİFİM
Davanın kazanılmasıyla TEMAD yukarıda arz ettiğim maddi ve manevi kazancı sağlayacaktır. Kazancın sağlanabilmesi için elin taşın altına sokularak risk alınması şarttır. Her safhanın başında, kaybedilmesi halinde TEMAD yönetimi bu miktarı karşılama taahhüdünde bulunmalıdır.

Önceki TEMAD yönetimi destek olmadığı için hiç bir katılım payı da talep etmedim. OYAK davasının sürecindeki maddi ve manevi harcamaları kişisel olarak karşıladım dava ve karar düzeltme talepleri ile ilgili tazminat ve avukat ücretini talep etmememe rağmen  www.emekliassubaylar.org sitesi üyelerinin desteği ile karşılanmıştır.

İş Mahkemesi tarafından ret edilen Fiili Hizmet Zamları ve İntibaklarla ilgili davanın temyiz sürecinde TEMAD yönetiminin destek sözü vermeleri üzerine bu talebimi kendilerine iletiyorum.

İş Mahkemesindeki davada bilirkişi raporuna itirazımdaki taleplerim değerlendirilmediği için dava ret edilmiştir. Temyiz sürecinde davanın lehimize olacağı inancındayım. Ancak hiçbir dava sonucu kesin belirlenemeyeceğinden kaybetmemiz halinde mahkemelere ödenecek dava ve karşı taraf avukat giderlerini TEMAD Gn.Mrk.Yönetimi karşılamayı taahhüt edeceğini 14 ARALIK 2011 Çarşamba mesai bitimine kadar bildirmesi halinde temyiz dilekçemi sunacağım. Aksi halde takdir edersiniz ki bu gideri kişisel olarak karşılamam mümkün değildir.

Konuyu takdirlerinize sunuyorum.Sevgi ve saygılarımla.

NOT: Temyiz süresi 16 Aralık 2011 tarihinde sona erecektir

Saygıdeğer Meslektaşlarımız;

Haksızlıklar karşısında sessiz kalmak haksızlık kadar suçtur! Sn.İsmail TURAN haklarımızın hukukta aranması konusunda büyük bir özveri göstermektedir. Size daha önce yapılan bilgilendirme ile davanın gerekçeleri ve ret edilme sebepleri belirtilmiştir.

TEMYİZ sürecinde TEMAD yönetimi gerekli maddi desteği sağlayacağını taahhüt edebilmesi halinde biz derneğimize katkı için davadan önce bir kampanya ile maddi destek sağlayabiliriz. Davanın kazanılması halinde ise bu destek başka bir mücadelemizde kullanılabilir. Site yönetimi ve üyeleri olarak haklarımızın ve onurumuzun korunmasında kararlıyız ve her türlü desteğe hazırız.

Saygılarımızla.

SİTE YÖNETİMİ

Yayınlandığı yer ASB.HAKLARI
Perşembe, 03 Mart 2011 20:32

TSK' DA FEDAKARLIK RUHU

cooperationDeğerli Arkadaşlarım;

Zaman zaman sizler de rastlamışsınızdır. TSK ile ilgili bazı yazılar okuduğunuzda Ordudaki FEDAKARLIK RUHUNUN sadece SUBAYLARA mahsus olduğu ifade edilir, bu yönleriyle sadece SUBAYLAR ön plana çıkarılır. Bunu belirtmekten maksadım bazıları gibi ÖN YARGILI davranarak TSK'da ayrıcalık yaratmak ve kıskanmak değil, tam tersine bu şekilde kullanılan ifadelerin MAKSADI aşan ifadeler olduğu veya bir yönlendirme amacıyla yapıldığını ifade etmek içindir. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, TSK ERİNDEN-MAREŞALINA kadar birbirinden ayrılmaz olan kişilerden TEŞEKKÜL ETMİŞ BİR KURUMDUR.

Bu tür ifadeler TSK'nın diğer önemli UNSURLARI olan ASSUBAY - UZMAN-ERBAŞ ve ERLERE KARŞI HAKSIZ bir durum yaratır.

BİRLİK, BERABERLİK, VATANSEVERLİK RUHU ve FEDAKARLIK RÜTBEYLE değil, kişilerin YÜREĞİ ile ilgili bir olgudur. Baktığında bir şeye BENZETEMEDİĞİN bir ER yeri geldiğinde bazı rütbelilerden daha fazla FEDAKARLIK yapacak RUHA sahip olabilir.

Ordunun fedakarlık ruhunun sadece SUBAYLARda olduğu HASTALIKLI ve şifa bulmaz bir düşüncedir. Bu tür düşünceler ÖN YARGI taşır ve amacı aşan davranışları oluşturur. Ordunun iki önemli ayağından biri olan ASSUBAYLAR aynı RUHU taşımıyor, aynı fedakarlığı yapmıyorlar mı?

TSK'da EMEK = ALINAN ÜCRETLERE bakılınca ESAS FEDAKARLIK RUHUNUN ASSUBAYLARDA olduğu, VATANSEVERLİK ruhunun ASSUBAYLARIN kemiklerine kadar işlediği ve bunu kalplerine NAKŞETTİĞİ görülecektir.

Assubaylar yaptıkları FEDAKARLIĞIN karşılığını YILLARDIR alamamalarına RAĞMEN VATAN VE SORUMLULUK RUHUYLA, göğüslerini siper edercesine FEDAKAR ve CEFAKAR bir tutumla GÖREVLERİNİ EKSİKSİZ SÜRDÜRMEKTEDİRLER.

BUNUN AKSİNİ İDDİA EDENLER BUGÜN ASSUBAYLARIN YAPTIKLARI İŞİ, FEDAKARLIĞI YAPARAK AYNI MAAŞI ALSINLAR, BU RUHU NEREYE KADAR, NE ZAMANA KADAR TAŞIYIP, SÜRDÜREBİLECEKLERDİR birlikte GÖRELİM.

FEDAKARLIK VE GÖREV RUHUNUN en gerçek İSPATI DA ÜLKE için verilen ŞEHİT ve GAZİ sayılarıdır. Bu sayılara bakıldığında FEDAKARLIK RUHUNUN kimlerde olduğu daha NET ve OBJEKTİF olarak görülecektir. Bu SÖZDE değil, ÖZDE olarak herkesin karşısına bir GERÇEK olarak çıkacaktır. Bu gerçekleri hala görmeyen, KONUŞABİLEN VARSA buna da artık ancak PES denilebilir.

ASSUBAYLARIN KÜÇÜMSENMESİ, KENDİLERİNE YOK gözüyle bakılması HAKLARININ VERİLMEMESİ İÇİN ISRARLA DAYATILMASI da anlaşılmaz bir tutumdur. HAK ve HUKUKU ayırd edebilenlerin HAKKI teslim etmeyi, gerçekleri kabullenmeleri gerekir. Sorumlular bu ön yargı ve psikolojiden kurtulmalıdırlar. BİRLİK ve BERABERLİK ancak böyle sağlanır.

GERÇEKLERİ GÖRMEK VE KABUL ETMEKLE KİMSENİN DEĞERİ DÜŞMEZ, AKSİNE ADİL OLABİLENLERİN DEĞERLERİ YÜKSELİR. İnkarla da bir yere varılamaz, güneş balçıkla sıvanamaz.

TSK'da bir gerçek de vardır ki o da HİYERARŞİK SİSTEMİN gerekliliğidir. Herkes de bu HİYERARŞİYE uymak zorundadır. TSK ancak bu şekilde AYAKTA kalabilir, gücünü koruyabilir. Ama HİYERARŞİYİ uygularken yanına HAKSIZLIKLARI, HUKUKSUZLUKLARI sokuşturarak PERSONEL arasında İKİLİK ve UÇURUMLAR yaratırsanız o zaman da KOCA ÇINARIN İÇİNİN YENMESİNE, zayıflamasına SEBEP olursunuz. Bu denge çok iyi kurulmalı, gözetilmelidir.

SORUMLULARIN TSK'nın AYAKTA DURMASI için uygulamalarında ADİL ve TARAFSIZ olması, HAKKA RİAYET ETMESİ TSK'nın OLMAZSA OLMAZLARINDANDIR. Bu uygulamalar hem TSK, hem de VATANIMIZ için GEREKLİDİR, ELZEMDİR.

GÜÇLÜ, BİRBİRİNE KENETLENMİŞ, GEREKTİĞİNDE BİRBİRİ İÇİN GÖZÜNÜ KIRPMADAN ÖLECEK ŞEKİLDE BİRLİKTELİĞİ SAĞLAMIŞ BİR TSK'NIN TARİHİMİZDE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ MUCİZELER DE ORTADADIR. Bunları görmemek için KÖR olmak gereklidir.

BU RUH VE FEDAKARLIK ORTAMININ YENİDEN SAĞLANMASI ÜLKEMİZ İÇİN OYNANMAKTA OLAN OYUNLARIN SONLANDIRILMASI AÇISINDAN DA SON DERECE ÖNEMLİ VE GEREKLİDİR.

Akıllı İNSANLAR ÖĞRENEBİLEN ve yaşananlardan DERS ÇIKARABİLENLERDİR.

Ülkemizin çevresinde yaşanılan olaylara bakıldığında deniz aşırı ülkeden NATO şemsiyesi altında bölgemizdeki ülkelere DEMOKRASİ ve ADALET getirmek adına oynanan oyunlara odaklanmalıyız. Sıra ne zaman bize gelecek diye beklemek yerine BİRLİKTELİĞİ SAĞLAYARAK DOSTA GÜVEN, DÜŞMANA CAYDIRICILIĞI sağlayacak GÖRÜNTÜLERİ en kısa zamanda oluşturmalıyız. Bunu bugün bizler düşünüyorsak SORUMLU MAKAMLARDA OTURAN VATANINA, MİLLETİNE BAĞLI GÖREVLİLER DE DÜŞÜNMELİ VE GEREĞİNİ DE YAPMALIDIRLAR. Yoksa zaman geçtikten sonra alınacak TERTİP ve TEDBİRLER yeterli olmayabilir. SAYGILARIMLA.

Yayınlandığı yer ÜLKENİN NABZI
Çarşamba, 23 Şubat 2011 21:32

DİYALOG

  • DialogueGünaydın Komutanım,
  • Günaydın Osman, şu bizim yardım listesine baktım senin ismin de yoktu. Duydum ki sen de yardım etmek istememişsin.
  • Evet Komutanım istemedim.
  • Osman bence tekrar düşünmelisin. Çok yanlış düşünüyorsun. Git ismini yazdır, parayı ver. Eğer paran yoksa senin yerine ben vereyim. Bu bir dayanışmadır.
  • Ben öyle düşünmüyorum Komutanım.
  • Sen nasıl düşünüyorsun?
  • Komutanım bence bir takım şeyler olduysa yargılansınlar. Bu yargılama süresince hukuki yardım için para toplamak yanlış. Daha önce de bir çok askeri personel yargılandı onlar için neden toplanmadı?
  • Osman bir çok şeyi bilmiyorsun. Her şeyden önce biz silah arkadaşıyız. Olağanüstü bir durum var ve komutanlarımız bir komplo ile karşı karşıya. Biz ister sevelim ister sevmeyelim kurumumuzu korumalıyız. Bu çok önemli. Yarın çıkıp gelip seni de alabilirler.
  • Komutanım ben bu konuda müsterihim. Her şeyden önce ben bu sembolik ücreti gücüm olmasına rağmen vermek istemiyorum. Çünkü ben tepkiliyim.
  • Neye tepkilisin?
  • Komutanım siz de kabul etmelisiniz ki bir çok astsubay çeşitli nedenlerle suçlu oldukları tam kanıtlanmadan taraflı askeri mahkemeler tarafından cezalandırıldılar. Bir çoğunun ailesi çok mağdur kaldı. Bu arkadaşlar için yardım toplandı mı? Ayrıca bizim özlük haklarımızın önüne geçiyorsunuz. Bizim birinci derecenin dördüncü kademesine düşmemizi Genelkurmay engelledi. Eski bir Genelkurmay Başkanımızın “Benim Teğmenim bir Astsubay’dan düşük maaş alamaz.” şeklinde açıklamalarını duyuyoruz. 30 yıllık Astsubay ile 1 Günlük teğmen bir olur mu? Bizi ötelediniz. Şimdi birlikten beraberlikten söz ediyorsunuz. Hangi birlik? Hangi beraberlik? Bizim sizi, sizin bizi sevmediğimizi artık herkes biliyor. Hatta bunu çok iyi de kullanıyorlar.
  • Osman sizin bir çok şikayetiniz var biliyorum. Bizim görev kapsamını aşarak sizlere haksız davranışlar içine girdiğimiz muhakkak olmuştur. Ancak şunu bil ki bir çoğumuzun babası astsubay. Görev ve TSK. Gelenekleri nasıl ise biz öyle davranmaya çalışıyoruz. Ancak sizin özlük haklarınız konusuna gelince, bu konuda yerden göğe kadar haklısın. Ama bilirsin ki bir laf vardır. “ …. İstedim sana verdiler bana….” Bu siz assubaylar arasında da vardır. Hani komutana astın için izin istemeye gidersin ancak kendine izin alır, astının iznini unutursun. Bu hiç olmuyor mu?
  • Olmaz mı komutanım. Böylelerimiz de var elbet.
  • Maalesef bir de bizim gibi muktedir bir meslekte isen belki daha da şiddetli oluyordur. Ama bu doğru değil. Ben senin neler düşündüğünü çok iyi anlıyorum. Bir çok konuda da yerden göğe kadar haklısın. Ben en azından bundan sonraki meslek hayatımda sizlerin hukukunu ve haklarını savunacağım. Sizin için mücadele edeceğim. Yapabileceğim bu . Eğer sözümde durmazsam bana da “Ali” demesinler. Ama sen de lütfen büyük resmi göremesen bile bana itimat et. Bu durum çok olağan değil. Kurum olarak sahip çıkacağız. Bence tekrar düşün. Biz de tekrar düşünüp bu durumdan kendimize ders çıkaracağız buna inan. Ben senin imzanı atmanı istiyorum.
  • Düşüneceğim komutanım.
  • Teşekkür ederim.
Yayınlandığı yer AYDINLIK