
OYAK'ın her yıl yapılan OLAĞAN kongrelerinde KURULUŞLARDA BÜYÜK ZARARLAR belirtilmesine rağmen DAİMİ üye ve DENETÇİLER farafından neden HESAP SORULMADIĞI-SORULAMADIĞI aşağıdaki GÖREVLENDİRME ve İŞE YERLEŞTİRMELERDEN daha iyi anlaşılmaktadır.
OYAK ve KURULUŞLARINDA GENERAL-ALBAY EŞLERİNİN- ÇOCUKLARININ- KIZLARININ DAMAT ve GELİNLERİNİN arpalık ve arka bahçesi gibi İSTİHDAM edildikleri ANLAŞILMAKTADIR. Yıllardır yapılan GENEL KURULLARDA ZARARLAR AÇIKLANMASINA [TUKAŞ] RAĞMEN AYAKTA ALKIŞ TEBRİK VE BAŞARILARIN devamının sebeplerinin altında bu İSTİHDAM yaratma ile AL GÜLÜM VER GÜLÜM, AL TAKKE VER KÜLAH oluşuna bağlıymış. Aldıkları ÜCRETLERİN yüksekliği DUDAK UÇURTACAK cinsten olup, Mahkemecce İSTENİP, ÇALIŞANLARIN KİMLİKLERİ KİMLERİN YAKINLARI olduğunun BELİRLENMEMESİNE ait LİSTENİN OYAK'ça verilmeyiş NEDENLERİDE ASSUBAYLARIN İDDİALARINI güçlendirmiştir.
TEMAD vakit KAYBETMEDEN bir DAVA açıp aynı KONUYU gündeme TAŞIYARAK MAHKEMECE bu KİŞİLERİN açıklanmasını İSTEMELİDİR. OYAK ve KURULUŞLARININ "GİZLİLİK" DERECESİ Mİ VAR Kİ mahkemeden bu yazı ESİRGENECEK. OYAK yönetimi vermiyorsa mahkeme YÖNETİMİ mahkemeye CELP ederek bilgileri almalı HER ŞEY ortaya çıkmalıdır.
Yıllardır VAKIF adı altında toplanan PARALAR kimlere İŞ SAHASI OLMUŞ. Yazıklar olsun! Ne GÖZÜ DOYMAZMIŞLAR. Bunların GÖZÜNÜ TOPRAĞIN DOYURACAĞINADA İNANMIYORUM.
OYAK ve KURULUŞLARINDA Assubaylara ve EMEKLİLERİNE neden GÖREV ve İŞ verilmediği artık tamamen ortaya çıkmış olup,yapılanların bizlerden GİZLENMESİ engellenerek,yapılanların öğrenilmesinin ÖNÜNE geçilmiştir.Buna SEBEP olanların RÜTBESİ MAKAMI ne olursa olsun YILLARCA HAKLARIMIZA EL UZATMIŞ OLANARIN YARGILANARAK ZARARLARIMIZIN MAL VARLIKLARINDAN TAHSİLİNİN YAPILMASI sağlanmalıdır.
OYAK ve KURULUŞLARININ artık ÇALIŞAN VE EMEKLİ OLAN PAŞALAR İLE ALBAYLARIN ARPALIĞI-ARKA BAHÇESİ OLDUĞU KESİNLİK KAZANMIŞ AİLE ÇEVRELERİYLE BİRLİK RANT ELDE ETTİKLERİ,BİZLERİNDE BU UYGULAMALARDAN ZARARA UĞRAYARAK MAĞDUR OLDUĞUMUZ KESİNLEŞMİŞ-ISPATLANMIŞTIR.
Savunma sanayi şirketleri emekli asker ve asker yakınları ile doldurulmuş. Çocukları, gelinleri, damatları, yeğenleri ‘yüksek yerlerden’ referansla bol maaşlı işlerde.
Pek çoğunun tek özelliği “asker veya asker yakını" olmaları. OYAK ve Savunma sanayi şirketlerinde işe alınmış bu kişilerin sayıları yüzlerle ifade ediliyor. Torpille, yüksek yerlerden referansla yerleştikleri bu şirketlerde 12 bin TL’ye kadar miktarlarda maaş alıyorlar.
Emekli Generaller ve yakınları krallar gibi yaşıyor.. İşte liste
ASELSAN, HAVELSAN, TAI, TUSAŞ gibi Savunma Sanayi’nin lokomotif şirketleri bugün doğrudan ya da dolaylı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı’na(TSKGV) bağlı.
Bu şirketlerde TSKGV’nin ortaklığı bulunuyor. Bu nedenle, şirketlerin yönetimi ağırlıklı olarak emekli paşalardan oluşuyor. Vakfın dolayısı ile emekli paşaların savunma sanayindeki etkinliğinden dolayı da bu kurumlara personel sevkıyatının çok kolaylaştığı ve buraların başta emekliye ayrılan TSK personeli olmak üzere, birçok asker yakınına iş imkanı sağlamak için değerlendirildiği anlaşıldı.
Personel sayısı en yüksek olan ASELSAN ve TAI TUSAŞ’TA görevli iki isim özellikle dikkat çekiyor. Bunlar personel alımlarından sorumlu yetkililer. ASELSAN’ın İnsan Kaynakları Müdürü Nihat Irkörücü, TAI TUSAŞ’ın İnsan Kaynakları Başkanı da Bora Öskiper. Her ikisi de emekli subay ve muvazzaflıklarında istihbarat subayı olarak görev almışlar..
MAAŞI 10 BİN TL
TAI TUSAŞ İnsan Kaynakları Başkanı olarak görev yapan emekli albay Bora Öskiper’in maaşının yaklaşık 10 bin TL olduğu öğrenildi.
Akit’in edindiği çok özel bilgilere göre TSKGV’ye bağlı savunma sanayi şirketlerinde çalışan emekli asker ve asker yakınlarından bazıları şöyle:
ERGENEKON STÖ SANIĞI ŞENER ERUYGUR’UN OĞLUHaluk Eruygur OYAK kurumunda, yine general yakınları olduğu tahmin edilen Güliz Kaya, Nesrin Dogan, Hasan Kuyumcu’da OYAK KURUMU’da, kurumun avukatı olarak çalışmaktadırlar.
Org. FARUK CÖMERT’İN KIZI
Korg. MEHMET OTUZBİROĞLU’NUN OĞLU
HURŞİT TOLON’UN OĞLU
TUNCER KILINÇ’IN YEĞENİ
Gnr. ARMAĞAN KULOĞLU’NUN OĞLU VE KIZI
Vatanın en önemli kuruluşları CEBREN ve HİLE ile generaller ve subaylar tarafından zapt edilmiş.
Hemen hemen oyak hariç diğer kuruluşlar Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı’na (TSKGV) bağlı olarak iş yapıyorlar. TSGV’na her yıl sk personelinden toplanan bağışların ( zorla) en büyük payını Assubaylar-Uzman çavuşlar ve Sivil memurlar karşılamalarına ragmen,bu personelin çocuklarına TSGV’na bağlı kuruluşlarda iş verilmemesi düşündürücüdür.
OYAK ve iştiraklerinde çalışan ve devlet sırrı gibi saklanan general-subay bunların eş,çocuk ve yakınlarının sayısının çok daha fazla olduğu düşünülmektedir.

Değerli arkadaşlarım
Görevdeki muvazzaf meslektaşlarım bu günlerde her günkünden daha fazla özverili çalışın, haklı olan hak arayışımıza zeval getirmeyin. Sizin maaşınızı bu millet ödüyor hizmet ettiğiniz makam bu millettir vatandır. Hak ararken size emanet edilen değerleri unutmayın. Rahat olun, bilin ki hak hukuk adalet bir gün herkese lazım olacak.
Saygılarımla.
Bizi figuran sananlar karşınızda asıl kahramanlar.
Vatan millet sevgisidir bizi yücelten,
Hiçbir zaman küsmedik dimdik durduk,
Bizi yok sayan zihniyetten.
Bugün örnek olsun herkese,
Hak ararken nasıl haksız olmanın.
Osmanlıda bile yoktu bu saltanat,
Koyup önünüze şapkanızı
Dönüp bakın bir geçmişe,
Sorgulayın kendinizi neden geldik bu güne ?
Yoktur bizim koltuk sevdamız,
Vatan sevgisidir bizim tek saltanatımız.
Sus konuşma konuşturma dersiniz,
Yıkın aramızdaki setleri duvarları.
Bakın birde bizim penceremizden
Biz varsak ancak sizde varsınız
Atın iyi niyet toğumlarını
Yeşersin hakkın adaletin fidanları
İster şah olun ister piyon,
Konacak taşlar oyun bitince aynı kutuya.
Sistem dönüştü kast ta,
Bilinmedi kadri kıymetimiz.
Zincirin bir halkasıyız hepimiz,
Sağlamdır zincir ancak en zayıf halkası kadar.
Attık hep içimize sustuk dinledik
Hazırlıktır ,devrimdir, yasadır, tekliftir dediniz
İnandık oyalandık bekledik.
Bizde sabır sizde artık mazeret kalmadı.
Kollarımız kırıldı hep yen içinde kaldı,
Kangren oldu artık kol kanat.
Aza kanaat ettik çoğu bilmedik,
Yurdun her köşesine aynı heyecanla şevkle gittik.
Vazgeçmem ne payımdan nede imanımdan,
Ölçünüz olsun hakkaniyet paylaştırın eşit hak adalet.
Çıkmadık hiçbir zaman doğru çizgimizden,
Hakkımızı arıyoruz artık demokratik biçimde sizden.
Üniforma deseler de olacak kefenin,
Bakmam ardıma giyerim yine vatanım için.
Nedir bu dargınlık bu kin bu vatan millet hepimizin,
Cehennem olsun mekanı, kim yaparsa vatana millete ihanet.
Ne kar ne fırtına nede ayaz donduramadı kanımızı,
Yaktı güneş yandı tenimiz,aktı alnımızdan helal terimiz.
İlahi bir güç kolladı korudu bizi,
Takdir-i ilahi dedik kaybettik sevdiklerimizi.
Zaman oldu gidemedik hakkımızı helal edemedik,
Bizler gerçek vatanseverler cesur yürekler.
Atam sen rahat ol ,gerçek emanetçin bizleriz,
Verilmese de hakkımız yine de sapmayız izinden
Ümit Memiş
E.Hv.Kd.Bşçvş.
1. Çeşitli basın ve yayın organlarında Türk Silahlı Kuvvetlerinde verilen eğitimin değişmesi konusunda yer alan haberlere ilişkin olarak; Türk Silahlı Kuvvetleri eğitim kurumlarında uygulanan eğitim sistemini anlatan açıklayıcı bilgi notu ile ders çizelgeleri ve askerî ders içerikleri, şeffaflığın bir göstergesi olarak, 17 Eylül 2011 tarihinde Genelkurmay internet sitesinde yayımlanmıştır.
2. Söz konusu açıklamaya rağmen, bazı basın ve yayın organlarında Türk Silahlı Kuvvetlerinin eğitim sistemine ilişkin çeşitli haber ve yorumlar yer almaya devam etmektedir. Bu sebeple; Türk Silahlı Kuvvetlerinin eğitim sistemiyle ilgili konularda kamuoyunun daha ayrıntılı şekilde bilgilendirilmesi maksadıyla aşağıdaki hususların paylaşılması gereği duyulmuştur.
3. Türk Silahlı Kuvvetleri eğitim ve öğretim sisteminin temel hedefi; her zaman muharebeye ve göreve hazır, kazanmaya azimli, yüksek vazife şuuruna, mutlak itaate, üstün fizik ve moral gücüne, çağın gerektirdiği bilgi ve beceriye sahip, çok iyi yetişmiş personele sahip olmaktır.
4. Türk Millî Eğitim Sisteminin bir parçası olan Türk Silahlı Kuvvetleri eğitim kurumlarının sistemi, subaylara insani, millî, ahlaki ve mesleki niteliklerin kazandırılması ve bu niteliklerin, “yaşam boyu eğitim” felsefesi ışığında personelin kariyer planlamasına uygun olarak idamesini hedeflemektedir.
5. Türk Silahlı Kuvvetleri subay eğitim sistemi, orta dereceli askerî okullar (Askerî Liseler) ve yükseköğretim kurumlarından (Harp Okulları ve Harp Akademileri) oluşmaktadır.
6. Askerî Liselerde, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı hazırlık sınıfı bulunan Anadolu Liselerine denk eğitim verilmektedir.
a. Ders çizelgeleri, Kuvvet Komutanlıklarının yapısına uygun seçmeli dersler dâhil edilerek, MEB tarafından onaylandıktan sonra uygulanmaktadır. Seçmeli dersler; Gemicilik, Astronomi ve Uzay Bilimi, Temel Değerler, Havacılığa Giriş gibi her kuvvet komutanlığının kendi yapısına uygun dersler yanında, öğrencilerin duygusal ve sosyal farkındalıklarını artırmaya yönelik Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Demokrasi ve İnsan Hakları, Sosyoloji, Psikoloji ve Mantık gibi derslerden oluşmaktadır.
b. MEB tarafından onaylanan ders çizelgeleri haricinde herhangi bir ders okutulmamaktadır.
7. Harp Okullarında; ders çizelgeleri YÖK Kanunu ile Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyaçlarına göre düzenlenmiştir.
a. Kara Harp Okulunda; Sistem Mühendisliği bölümünün yanı sıra, 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren ilave edilecek Elektronik Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Kamu Yönetimi ve İşletme,
b. Deniz Harp Okulunda; Endüstri Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Gemi İnşa Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği ve Elektrik/Elektronik Mühendisliği,
c. Hava Harp Okulunda ise; Havacılık Mühendisliği, Elektronik Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinde, lisans seviyesinde eğitim verilmektedir.
ç. Lisans programlarının denklikleri, Yüksek Öğretim Kurumunun standartlarına uygun olacak şekilde belirlenmektedir. Harp Okullarında, YÖK paralelindeki mesleki ve bilimsel derslere ilave olarak askerî eğitimin gereği olan dersler de verilmekte ve eğitim-öğretim dönemi içinde derslerden sonra ve yaz mevsiminde askerî eğitimler planlanıp icra edilmektedir.
d. Ayrıca her Harp Okulunun bünyesinde bulunan enstitülerde, sivil müdavimlere de açık olan, yüksek lisans ve doktora programları devam etmektedir.
8. Harp Akademilerinde; YÖK tarafından denkliği tanınmış yüksek lisans programı, Stratejik Araştırmalar Enstitüsünde ise sivil müdavimlerin de iştirak edebildiği yüksek lisans ve doktora programları yürütülmektedir.
9. Ayrıca, subay ve astsubaylar, yurt içi ve yurt dışındaki üniversitelerde gerek kendi nam ve hesaplarına gerekse Türk Silahlı Kuvvetleri nam ve hesabına yüksek lisans ve doktora eğitimlerini sürdürmektedir.
Sonuç olarak:
a. Türk Silahlı Kuvvetleri eğitim kurumları, 21’inci yüzyıldaki gelişmeleri de dikkate alarak sürekli değişim ve gelişimi esas alan bir yapıda, teknolojik gelişmeleri kavrayabilecek, üstün teknoloji ürünü her türlü silah sistemini etkinlikle kullanıp komuta edebilecek şekilde personelini yetiştirmeyi hedeflemektedir.
b. Türk Silahlı Kuvvetleri Ortaöğretim kurumlarında eğitim öğretim faaliyetleri, MEB Askerî Liseler Haftalık Ders Çizelgesi’ne uygun olarak sürdürülmektedir.
c. Yükseköğretim kurumlarının ders çizelgeleri ise ulusal ve uluslararası standartlara uygun bir biçimde, YÖK Kanunu ve askerî ihtiyaçlar dikkate alınarak hazırlanmaktadır.
ç. Eğitim sürecinin hiçbir safhasında darbeler, devlet yönetimine müdahale vb. konuları içeren veya bu yönde yorumlara yol açacak şekilde bir eğitim verilmemektedir.
Açıklama yukarıda. Bu açıklama bana değil GENKUR'un kendisine ait. AKLI OLAN ve DÜŞÜNEBİLENLER TARAFSIZ bir GÖZLE açıklamayı okusunlar. Açıklamanın ÖZÜNDEN çıkan SUBAY-SUBAY HAKLARI-SUBAY TAHSİLİ VE GELİŞİMi KISACASI SUBAY HAKLARI... Sanki TSK'da SUBAYDAN başka personel yok. Gerçi Asb. sınıfına ZATEN YOK gözüyle BAKIYORLAR.
5'inci Md.Askeri liseler-Harp okulu ve Harp akademilerinden bahsetmekte,
7'nci Md. Harp okullarında YÖK'e uygun olarak düzenleme ifade edilmişi, KARA-HAVA-DENİZ Harp okullarında eğitim-dersler ve branşlar gösterilmiştir.
8'inci Md. Harp Akademilerindeki PROGRAMLARI belirtmiştir.
9'uncu Md. Sb-Asb (LÜTFETMİŞLER ASB. ADIDA zikredilmiş, SÜS olsun diye konulmuştur) Yurt içi ve Yurt dışı Üniversitelerde gerek kendi NAM ve hesaplarına gerekse TSK nam ve hesabına Yüksek LİSANS ve DOKTORA eğitimlerinin sürdürdükleri ifade edilmiştir.
9'UNCU Md.'de adı geçen ve kendi namına veya TSK namına YURT DIŞINDA YÜKSEK LİSANS ve DOKTORASININ sürdüren ASSUBAYLARIN sayısının AÇIKLANMASI ELZEM olmuştur. Bu da iNANIYORUM Kİ bir GÖZ BOYAMA ve YANILTMADIR. Belki SB.sayısının 1/50'si kadar vardır. Yine de ŞÜPHELİYİM.
Assubayların tahsillerinin YÜKSELTİLMESİ günümüzün gereği MYO satülerinin LİSANS seviyesine ÇIKARILMASI KONUSU HİÇ GÜNDEMDE OLMAYIP, bu konuyla ilgili BİR cümleye YER verilmemiştir.
Acaba ASB. ların STATÜSÜNÜ MYO seviyesine ÇIKARDIK HAK aramak için bu KADAR GÜRÜLTÜ çıkardılar, LİSANS SEVİYESİNE ÇIKARIRSAK MESLEKLERİNİ ELLERİNDEN ALIRIZ diye KORKU krizine mi YAKALANDILAR ?..
Ama biz ONLARIN yüreklerine su serpelim. Bizim KİMSENİN ne MESLEĞİNDE ne de ALDIĞI parada GÖZÜMÜZ vardır. Biz sadece ve sadece HAKKIMIZI istiyor, onun MÜCADELESİNİ veriyoruz. İyi NİYETLİ OLANINIZ bizim yanımızda olmalı BİZLERİ desteklemelidir.
İşte yukarıda yaptığı açıklama ile GENKUR. kendisi TSK'da İKİLİK ÇIKARILDIĞI-AYIRIM ve ÖTEKİLEŞTİRME yapıldığını AÇIKLAMIŞ ve KABUL etmiştir.
Allah'ın SOPASI yok ki BİZZAT YANLIŞI yapanlarla İLGİLENSİN ama SİZLERİ öyle bir ŞASIRTIYOR Kİ ELİNİZ AYAĞINIZA DOLANIYOR, GERÇEKLERİ BİLMEDEN İSTEMEDEN TOPLUMA KENDİNİZ AÇIKLIYORSUNUZ....
Lütfen AÇIKLAMALARINIZI sürdürünüz ki YAPILAN AYIRIM VE ÖTEKİLEŞTİRMEYİ TOPLUMUMUZ-MİLLETİMİZ BİZZAT SİZİN AĞZINIZDAN DUYSUN GÖRSÜN.
Değerli arkadaşlarım.
Camiamıza yapılan HAKSIZLIKLAR konusunda yıllardan beri yazıyor, çiziyoruz. Haksızlıkları YETKİLİ olduğuna inandığımız kişilere anlatıyor, dosyalar halinde veriyoruz. Onlardan YETKİLİ MAKAM diye RANDEVU talep ediyor, yapılan YANLIŞ ve HAKSIZLIKLARI anlatıyoruz. Bazıları SORUNLARINIZI biliyor ve takipçisiyiz (MSB) diyor, BAZILARI yeni duyuyormuş gibi GÖZLERİNİ AÇIP hayretler İÇİNDE KALARAK yanındaki görevlilere "BİZ BU YANLIŞLARI NASIL YAPARIZ" diyerek TALİMATLAR vererek derhal "DÜZELTİN" en kısa zamanda bana getirin (Başbakan) diyor, istediği İKMAL edilip getirilince "BÜTÇE UYGUN DEĞİL" diyerek elinin tersiyle itiyor, Kimileri de BALIKESİR MYO'da "ASTSUBAY DEVRİMLERİ" yaparak HAKSIZLIKLARI sonlandıracağını İLAN edip BASIN ve YAYIN organlarında ARZI ENDAM ediyor sessizce E.oluyor.
GENKUR. BŞK. olan sayın ÖZEL TEMAD yönetimini kabulünde OLUMLU ve YAPICI tavırlar SERGİLEMİŞ ancak son çıkan TAZMİNATLARDA TSK içinde ASTSUBAYLARIN olduğunu UNUTUP, GÖZARDI ederek TAZMİNATLARDA da önce olduğu gibi ASSUBAYLAR yine DIŞLANIP, ÖTEKİLEŞTİRİLEREK YOK SAYILMIŞLARDIR.
Assubayların TSK'da unutulduğu ne İLK ne de SON olacaktır. Bildiğiniz gibi "KAN UYKUSU" operasyonları da sadece Sb,Yd.Sb'larla yapılmış, Assubaylar operasyon dışında TUTULMUŞ, ASB. İSMİNİ GÖRMEKTEN RAHATSIZ olan bu operasyonların EFSANE K.nı daha sonra siyasi parti LİDERİ olarak görevdeyken YOK saydığı ASSUBAYLARDAN OY istemeye de YÜZÜ kızarmadan GELEBİLMİŞTİR.
GENKUR. BŞK. sayın ÖZEL 'in ise yazılı basına YANSIDIĞI şekilde son TAZMİNATLARA ulaşması ve BAŞBAKAN'a onaylatması gerçekten TAKDİRE ŞAYAN bir şekilde gerçekleşmiştir.
Hepimiz her gün görüyor ve okuyoruz ki BAŞBAKANIN gözünde TSK darbecilerin kaynağıdır. Son konuşmasında MECLİSİN artık DARBELERE MÜSADE ETMEYECEĞİNİ, GEÇMİŞTE olduğu gibi ERKEN KALKANIN DARBE yapamayacağı bir ülke haline geldiğimizi ifade etmiştir.
Konu ASSUBAY HAKLARI olunca BAŞBAKANIN BÜTÇEYE YAKLAŞIMI ile SUBAYLAR SÖZ KONUSU OLUNCA BÜTÇEYE BAKIŞ açısını HAKSIZLIKLARI ÖNLEYECEĞİM diye İKTİDARA gelmiş, tabelasında ADALET yazan parti ve Bşk.nın BU İKİ DAVRANIŞI arasındaki YORUM farkının taktirini de SİZLERE bırakıyorum..
İşte bu olayda Genkur. Bşk. sayın ÖZEL'in ASSUBAY haklarına verdiği DEĞER ve CİDDİYET ile SUBAY HAKLARINA VERDİĞİ ÖNEM ve YAKLAŞIMI da gün yüzüne ÇIKMIŞTIR.RİYAKARLIK TSK'da BÜNYEYE yerleşmiş olup, KİŞİLERİN değişse de UYGULAMALARIN aynen süreceği KANITLANMIŞTIR.
Acaba sayın ÖZEL BİR GÜN Başbakanı ASSUBAY MYO'da bir konuşama yapmak için davet edip, YILLARDIR KANAYAN YARA DURUMUNA GELEN SORUNLARIMIZIN ÇÖZÜMÜNÜ düşünür mü? Yoksa KOSKOCA GENKUR. BŞK. Ülkenin BAŞBAKANINI ASSUBAY MYO götürmeyi ZUL olarak mı değerlendirir? Sizce GENKUR.BŞK. ASSUBAYLARIN DA komutanı mıdır?
Hazırlanması YILLAR alan ve hazırlandıktan sonra bir TÜRLÜ MECLİSE GELMEYEN VE MECLİSTEN ÇIKARILAMAYAN ASSUBAYLAR hakkındaki YASALARDAN TSK'da artık ASSUBAYLARIN YERİNİN OLMADIĞI ve KABUL GÖRMEDİĞİ DE AÇIKÇA TESCİLENMİŞTİR.
Bu TESCİLLE ASSUBAYLARIN ANAYASAL HAK VE GÜVENCELERDEN DE MAĞRUM KALDIĞI, KALACAĞI, YASALAR TARAFINDAN HAKLARININ KORUNMAYACAĞI ANLAŞILMIŞTIR.
Assubayların TC vatandaşlarının SAHİP olduğu HAKLARA SAHİP OLMADIĞI, BU UYGULAMALAR DEVAM ETTİĞİ SÜRECE OLAMAYACAĞI DA GÜN GİBİ ORTAYA ÇIKMIŞTIR.
Daha neyin peşinde KOŞUP,NE ARAYACAĞIZ? Yapılacak bir şey kalmamıştır.
Saygılarımla.
Mesleğe başladığımda Assubay olmakla aslında ne olduğumu içten içe sormuştum. Statüm kariyerim neydi? Kısa bir anıyla anlayıvermiştim her şeyi…
Henüz Assubay Çavuş idim. Bir teğmen ile arkadaş olmuştum. Beraber gezerdik. İkimiz de aynı gemide çalışıyorduk. Onun diğer teğmenler varken benimle arkadaşlık etmesi, benim de diğer assubaylar varken onunla arkadaşlık etmem doğrusu o zamanlar bana çok sıra dışı gelmemişti. Farkındalıkları öğreneceğimizin ilk derslerini almaya başlamıştık.
Arkadaşımla limanda geziyorduk. Sonra kamarada sohbetler ediyorduk. Onun kamarası dört kişilik idi. Benimki 46 kişilik. Kamarasında bazen çay içer ve tost yerdik. Asker hemen getirirdi. Ama benim kamarama hiç girmezdik. Diğer subay ve assubaylardan oluşan arkadaşlık ortamlarına pek girmezdik. Aramızda alınganlık veya kırılganlık yaşansın istemezdik. Aramızdaki farklılıkları sessizce geçiştirirdik. Bir gün beraber otururken aklına yapması gereken bir iş geldi. “-Gel gidelim diğer gemiye arkadaşların yanına, hem şu işi halledeyim hem de beni beklersin.” Dedi. “-Tamam” dedim biraz ürkek, biraz korkakça… Sonra diğer teğmenlerin bulunduğu diğer gemideki arkadaşlarının yanına gittik. Ben assubay çavuştum. Onlar teğmen idi. Sohbetleri çok hoşuma gitse de onlar ve ben sanki ayrı dünyaların insanı olmalıymışız gibi bir kabulleniş içime sindiği için kendimden nefret etmiştim. Bir an önce kurtulmalıydım bu kompleksli halimden. Kurtuldum da… O gün sohbet esnasında yine bir sürü tost ve çay geldi. Yedik içtik. Gemide çalışanlar bilir ne demek istediğimi. Bir assubayın kamarasına böyle bir servis yapılması imkansızdır. Yatakları bile asker nizamı gibidir. Ancak teğmenlerin kamarası o kadar şamatalıydı ve o kadar özgürdü ki… Arkadaşım ve ben statüko denilen, insanları birbirinden uzaklaştıran bir nehirin ayrı kollarına doğru akıyorduk. Ona kızmak istiyordum ancak kızamıyordum. Çünkü hangimiz farklı davranabilirdik? Hangimiz sunulan imkanları dirseğimizle itebilirdik? Başlama aşamasındaki bir arkadaşlık hafif hafif, havada uçuşan bir tüy gibi yok oldu gitti.
Meslek hayatı bizi yavaş yavaş pişiriyordu. Derken tayin oldum. O zamanlar Assubay Kıdemli Çavuştum. Yani insanın yeni yeni kolundaki rütbesini hissettiği, Assubay çavuşluk korkak ve ürkekliğini atarak, ataklaştığı yıllar geldi. Şakalar ve sohbetler arasında gençlik yılları başlamıştı. Ancak tokat bu… Nereden ne zaman geleceği belli değil.
Yeni tayin olduğum Ankara’da kulaklığımı takıp otururken ihtiyar yaşlı, aklı başında yüzlerce kişinin üzerine amir diye konulan bir teğmen odamıza girdi. Botlarını gıcırdata gıcırdata yanıma geldi. “- Revire çıktın mı?” diye sordu. “-Evet çıktım. Geldim.” dedim. “-Benimle gel” dedi. Ben de kulaklığımı çıkardım ve bir mahkum misali peşine düştüm. Sonra Land Rower’a bindik. Hiç konuşmuyordu. Beraber revire gittik. Doktora beni gösterdi. Doktor teğmeni azarladı ve “Hayır be adam. Ben sana ne diyorum, sen bana kimi getiriyorsun?” diye teğmene çıkıştı. Anlaşıldığı kadarıyla gözlüklü olmam sebebiyle tarif üzerine oraya getirilmiş yanlış biriydim. Teğmen oracıkta beni bırakıp beraber geldiğimiz arabaya atladı ve gitti. Ben Ocak ayında, yerde yarım metre kar var iken revirden birliğime kadar olan yaklaşık iki kilometre yolu yürüyerek tekrar görevime başladım. İlk saatlerde “ne olacak delikanlı adamım.” Dedim. Ancak daha sonra neye yanacağımı şaşırmıştım. Kırılan onurum ve gururuma mı? Soğukta yürüdüğüm yola mı? Hastalanıp faranjit olup yediğim iğnelere mi?
Sonraları ilgi alanlarım değişti. Artık filmlerdeki başrollerdeki artistlere bakmıyordum. “Rüzgar gibi geçti” filmindeki Bayan O Hara veya Clark Gable değil, uyuyan beyaz bayanların yataklarının başındaki yelpaze sallayan zenci çocuklar dikkatimi çekiyordu.
Rafet El Roman’ın sahne performansındaki vokalistlerin başarısını alkışlıyordum. Ekmeğimi en küçük ve en az satan bakkaldan almaya çalışıyordum. Arkadaşlarımla yaptığım tartışmalarda asla ve asla kişilerin etki veya nüfuzlarını düşünmeden direkt doğru bildiğimi fütursuzca söylemeyi öğrenmiştim. Kalıpların çevrelerini öğreneceğim gençlik yıllarında kalıpları yıkma isteğim aslında kendi durumuma bir isyandan ibaretti. Evet ben artık assubay olmuştum.
Sonra kendi kurallarımı koymaya başladım. Kanunlar, yönetmelikler ve benim uygulamalarım… Karar almıştım ve yapacaktım. Veee yaptımda…
Vatan görevini yapmaya gelmiş anne baba kuzularına en şefkatli ve en arkadaş yanımı gösterecektim.
Onların eğer harçlıkları olmayanları varsa destek olacaktım.
Üzüntülü zamanlarında espriler yaparak onları güldürecektim.
Ve yıllar işte böyle geçti…
Geriye dönüp baktığımda artık ben değil, biz vardık.
Çünkü bu yaşadıklarımı her assubay yaşamıştı.
Çünkü çevremdeki bir çok assubay ya cebinden şeker çıkarıp askerlere dağıtır, onlarla şakalaşır, ya da muhakkak bir derdine ilaç olmaya çalışırdı.
Galiba Assubay olmak buydu.
Saygılarımla…
Değerli arkadaşlarım.
Kişilerin bulundukları MAKAM ve taşıdıkları RÜTBELER ne kadar büyürse, kendilerinin o kadar alçak gönüllü ve tevazu sahibi olmaları gerekir. Saygı görmek isteyenlerin kurumlarında HAK ve HUKUKU gözetmeleri, HAKSIZLIK yapmamaya da ÖZEN gösteren davranışları göstermeleri esastır.
Bu makamlarda olanların ÇİNGENEYE verilen YETKİ konumuna düşmemeleri, bu KONUYU da hiç UNUTMAMALARI gerekir. Unutulmaması gereken bir diğer husus da halen bulunduğu GÖREVDE daha önceden KİMLERİN gelip geçtiği ile bu MAKAMIN kendisine de KALMAYACAĞININ bilinmesidir.
Makam sahipleri her şeyi BEN merkezinde görür ve yaparlarsa HAKSIZLIKLARIN baş odağı durumuna düşer, SEVİLEN değil, KİN duyulan biri haline gelirler.
Bu konular CAMİAMIZ mensuplarının en çok MUHATAP olduğu konular olup, YILLARDIR mağdur olduğumuz HAKSIZLIKLARIN TEK sebebi BEN merkezli DAVRANIŞLARDIR.
Ben YAPAR, ben BİLİRİM, ben BAŞLATIR, ben BİTİRİRİM, İŞİNİZE GELİRSE türü davranış ve UYGULAMALAR PERSONEL arasındaki ilişkileri bitirir, UÇURUMLAR ve AŞILAMAZ DUVARLAR örür. FOTOĞRAFIN tamamına baklıdığında bu YANLIŞLAR sonunda BİTİRİLENİN TSK olduğunun hâlâ görülememiş olması işin en KORKUNÇ, vahim olan yanıdır.
Bu ne HIRS, bu ne KİNMİŞ ki GÖZLER KÖRERTMİŞ. Assubaylar bu KADAR AYIRIM ve ÖTEKİLEŞTİRİLMEK için ne yapmışlarki, bu kadar KARŞIYA alınmış, adeta DÜŞMAN ilan edilmişlerdir.
Sizden TEK istediğimiz, HÜKÜMETTEN istediğimiz YASAL HAKLARIMIZA GÖLGE etmeyin YETER. Bakın açıkça söylüyoruz, taleplerimiz SİYASİ İLKTİDARDANDIR, sizden istediğimiz sadece ve sadece bizden UZAK durmanız ve GÖLGE etmemenizdir.
Bu HAKSIZ, YANLIŞ TUTUM ve DAVRANIŞLAR devam ettirilirse DIŞ BASIN tarafından da DİLE getirilen TSK'da GÜVEN ZAAFİYETİ ile AYIRIMCI davranışlardan oluşan İKİLİĞİN TSK'ni daha da GÜÇSÜZLEŞTİRECEĞİ kaçınılmazdır. Bu yanlışlardan dolayı TSK'da birtakım DUMANLARIN görünmesi, bir yerlerde YANGIN olduğunun HABERCİSİDİR. Bu yangını YABANCILAR görürken, sizler neden görmüyor, görmek istemiyorsunuz? Gözleriniz bu kadar mı KÖRELDİ?
"ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ" ATASÖZÜMÜZde belirtilen DUMAN yabancılar tarafından bile görüldüğüne göre ATEŞ bacayı SARMAKTADIR. İnşallah SONA gelinmeden bu YANGIN görülür ve SÖNDÜRÜLMESİ için GEREKLİ doğru adımlar atılır. Hepimizin bildiği gibi "MUM YANARKEN DEĞİL, SÖNERKEN DUMAN VERİRMİŞ".
Umarım TSK'daki YANGIN, DUMAN durumuna gelmemiş, yangın bitmiş hale gelmemiş, ÖNLEM alınmada da GEÇ kalınılmamıştır.
Bildiğiniz gibi TOPLUMLARDA KİŞİLER arasındaki BAĞ ve DAYANIŞMALAR, BİRBİRLERİNE VERDİKLERİ DEĞER NİSPETLERİNDE SAĞLAM OLUR. FARKLI ve AYRICALIKLI uygulamalar TOPLUM içindeki bağları KOPARIR, YOK eder. Bugüne kadar TSK'daki UYGULAMALAR VAZGEÇİLMEZ İKİ AYAK OLDUĞU SÖYLENİLEN SUBAY-ASSUBAYLAR arasındaki BAĞI GÜÇLENDİRİR Mİ? KOPARARAK YOK MU EDER, bunun cevabını bugüne kadar UYGULAMALARI gerçekleştirenler GÖRSÜN, VERSİNLER.
Tüm bu yanlışlar DÜŞÜNCESİZCE sürdürülürse artık Bizler de SORUNLARIMIZIN ÇÖZÜMÜ konusuna ÜNLEM koyma(!) yerine NOKTA koyarak tüm bunların ve olacakların SORUMLULARINI HALKIMIZA anlatmak, bilgilendirmek için meydanlara İNELİM, halkımızla bütünleşerek bu işe ÇÖZÜM bulmayı GERÇEKLEŞTİRELİM.
Bunu gerçekleştirebilmek için de SİYASİ yön ve DÜŞÜNCELERİNİ bir yana BIRAKARAK, DERNEK ve SENDİKALARLA durum değerlendirmelerine gidelim. Gerekirse MEYDANLARA BİRLİKTE ÇIKALIM. Çünkü artık SORUN CAMİA sorunu olmayı AŞMIŞ, ÜLKE SORUNU haline gelmiştir. Saygılarımla.

DEĞERLİ ARKADAŞLARIM.
hemen TSK'da ASTSUBAY olacaksın.
TC Devletinde HAKSIZLIĞA UĞRAMAK, İKİNCİ SINIF İNSAN MUAMELESİ GÖRMEK, HERKESE TANINAN ANAYASAL HAKLARIN VERİLMESİNİ, AYIRIMA TABİ TUTULMAYI, ÖTEKİLEŞTİRİLEREK YALNIZLAŞMAYI, TBMM'DE HAKLARININ ARANMAYARAK, KORUNMAMASINI, EN YAKINLARININ CENAZE, DOĞUM, EVLENMELERDE BULUNMAMA İLE BAYRAM VE YILBAŞINDA SEVDİKLERİNDEN AYRI KALMAYI, TÜRKİYEDE SIRALAMADA BİRİNCİ OLAN ÜNİVERSİTEYİ BİTİRSEN, MASTIR, DOKTORA DA YAPSAN, BİTİRDİĞİN FAKÜLTE İLE İLGİLİ MESLEĞİNİ YAPMAMAYA VE KARŞILIĞINI ALMAMAYI İSTİYORSAN "TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'NDE " ASTSUBAY OLACAKSIN. BU HAKSIZLIKLARA UĞRAMAK İÇİN ASTSUBAY OLMAN YETERLİ VE GEREKLİDİR.
BU HAKSIZLIKLAR TOPLUMUN BAŞKA HİÇ BİR KESİMİNDE GÖRÜLMEZ, GÖRÜLEMEZ. BU BÜYÜK HAKSIZ VE ÖZELLİKLİ UYGULAMALAR TSK'DA SADECE ASSUBAYLARA UYGULANIR.
BU HAKSIZLIKLARA MUHATAP OLACAĞININ KESİN GARANTİSİ DE SENİN ÖZLÜK HAKLARINI KORUMAK VE TAKİP ETMEKLE SORUMLU OLAN TSK'NIN TEMİNATINDADIR.
Bunun YAPILACAK ve TAKİP olunacağından ADIN kadar EMİN olabilirsin. Çünkü TSK ASSUBAYLARA bu HAKSIZLIKLARI yapmayı GÖREV ADDETMİŞ ve YILLARCA KOMUTA kademesinde DİLE getirilmesine rağmen ISRARLA sürüdürülmektedir. Ayrıca bu HAKSIZLIKLARIN uygulanma ve SÜRDÜRÜLMESİNİN onaylandığı makam da TBMM'dir. Bugüne kadar ASSUBAYLARA YAPILAN haksızlıklara "DUR" diyemeyen TBMM'nin BİR GÜN önce "EVET" dediği ASTSUBAYLARLA ilgili YASANIN kabulüne 24 saat geçmeden TSK'dan gelen BASKI üzerine "HAYIR" diyerek HÜR İRADELERİNİ ! ortaya koymuşlar ve bugüne kadar yapılan HAKSIZLIKLARI ONAYLADIKLARI SABİT hale gelmiştir.
Astsb ÇALIŞANLARINA yapılan HAKSIZ uygulamalar PERSONEL EMEKLİ olduktan sonra da PEŞİNİ bırakmamakta, MEZARA girene KADAR DEVAM EDEREK yakasını BIRAKMAMAKTADIR.
Yukarıda belirtilen HAKSIZ, AYIRIMCI davranışlar TSK'nın BİRLİK BERABERLİĞİNİ GÖZETMEK ve KORUMAKLA görevli KURUM olan GENKUR tarafından BİZZAT İTİNA ile yapılmaktadır.
GENKUR Astsb. HAKLARININ KAZANIMI konusunda DESTEK olması gerekirken SİYASİLER tarafından verilen YASA teklifini BASKI yoluyla GERİ çektirerek TSK'nın SAYISAL olarak en büyük ve önemli AYAKLARINDAN biri olan ASTSUBAYLARA ÜVEY evlat muamelesi yaparken, ÖZ evlat olan SUBAY ve EMEKLİLERİNE her yıl farklı İSİMLER altında MAAŞ, TAZMİNATLAR alması için TEKLİFLER vererek istediklerini RAHATLIKLA alarak uygulamalarını sürdürmektedir.
Konu ASTSB. hakları olunca 10 yıla YAKIN süredir TEKLİF hazırlandı-Komisyonda-Mecliste denilerek OYALAMA, ALDATMA-KANDIRMA yolu seçilerek PERSONELİN mağduriyeti sürmekte, HÜKÜMET cephesinde de BÜTÇE imkanları öne sürülerek MAĞDURİYET devam ederken, konu TSK'nın ÖZ evlatları olunca BÜTÇE imkanları HİÇ dile gitirilmeyerek ONAYLANMAKTADIR.
TBMM -BAŞBAKAN-BAKANLAR ile SİYASİ PARTİ BAŞKANLARI-GURUP BAŞKANLARI ile M.VEKİLLERİNE HAKSIZ, TARAFLI uygulamalar anlatılmış, yapılanların ANAYASAYA AYKIRILIĞI, KİŞİLERE AYRICALIKLI davranıldığı belgelerle ISPATLANMIŞ, ASTSUBAYLARA AYIRIM yapılarak TSK'da ÖTEKİLEŞTİRİLİP, İKİNCİ sınıf muameleye tutuldukları bildirilmiş, TBMM'de yapılan bu HAKSIZ uygulamalara DUR diyememiş, BASKI ile VESAYETİ kabul edercesine GENKUR'CA SÖYLENİLENLER yerine getirilerek TBMM ve M.VEKİLLERİNİN BAĞIMSIZLIĞI ŞAİBE ALTINDA BIRAKALMIŞTIR.
Tüm bu UYGULAMALARDA TC Devleti'nde ASTSUBAY olmanın SUÇ olduğu, ASTSUBAYLARIN MESLEKLERİNDEN DOLAYI CEZALANDIRILDIĞI, İNSAN HAKLARI VE ANAYASAL HAKLARDAN YOKSUN BIRAKILARAK mağdur oldukları ortaya çıkmaktadır. Astsb.lara yapılan bu uygulamalarla TC Devleti'nde İNSANLIK suçu İŞLENEREK, HÂLÂ mani OLUNAMAMASI ÜLKEMİZDE CUMHURİYET REJİMİ hakkında TEREDDÜTLER oluşturmaktadır.
Astsubaylara YILLARDIR yapılan HAKSIZ UYGULAMA ve ayırımcılığın sonlandırılarak, TSK'nın ŞEREFLİ bir MENSUBU olarak HUZUR içinde GÖREV yapması isteniliyor, TSK'da BİRLİK, BERABERLİĞE önem veriliyorsa PERSONELİ AYRIŞTIRAN-ARALARINDA UÇURUMLAR YARATAN-BÖLÜCÜLÜĞE SEBEP OLAN VE ÖTEKİLEŞTİREN UYGULAMALAR sonlandırılmalıdır.
Bu GÖREV GENKUR BŞK, BAŞBAKAN, TBMM ile BAŞKOMUTAN sıfatına haiz oluşu nedeniyle CUMHURBAŞKANI'NIN DA ilgi ve görevleri arasındadır. ÜLKEMİZ ve TSK'nın geleceği, BİRLİK ve BERABERLİĞİN sağlanması için gerekli adımların atılarak, NETİCE alınana kadar takip edilmesi büyük ÖNEM arz etmektedir. Yapılan YANLIŞ UYGULAMALARDAN dönülürse İNSANLIK ve ANAYASAL suçların işlenmesi de SON bulmuş olacaktır. Saygılarımla.
Türk insanı misafirperverdir, evine misafiri geldiğinde eli ayağına dolanır, bütün aile misafirimi nasıl memnun edeceğim diye adeta misafirinin gözünün içine bakar, onu başköşeye oturtur. Misafirperverliğinin yanı sıra; Türk insanı yardım severdir, paylaşmayı seven bir milletin çocuklarıdır. Elinde avucunda ne varsa bir güzel söze verir hepsini. Hele bir de yere düşmüş birisini görsün, elindeki işini bırakıp derhal onun yardımına koşar. Ne olduğunu bilmese bile ezilenin, mağdur olanın safında hemen yerini alır, onu koruma altına alır. Bunu ona, düşman saldırıları, tabiat olayları, birlikte olmaktan kaynaklı başarıları, imece usulü yardımlaşarak işleri kolay edişler öğretmiştir.
Dünyaya nam salmış olan Türk insanının insana has bu insani özellikleri ne yazık ki demokrasiyle birlikte siyasette yer alan duygulara hitap etmesini iyi bilen politikacının avı olagelmiş.
Siyasetçi demiyorum, ama politikacıdan yana çok aldanmış, Türk insanı.
Oy almak için kılıktan kılığa giren politikacı, olmayacak vaatlerle, gün gelmiş (belki de bilerek) mağdur edilmiş ve bundan kaynaklı mağdur söylemleriyle, halk içindeki ifadesiyle mağdur edebiyatı yapmış, kapmış halktan oyları.
Politikacı bütün bunları yaparken peşine taktığı mağdurlardan habersiz bildiğini okumaya, bilindik düzeni sürdürmeye devam etmiş. Seçim zamanı gelince de “dediklerimi yapacaktım ama sürem yetmedi, bana bir mühlet daha verin” diyerek almış süreleri…
Sonunda olan hep mağdura olagelmiş. Mağdur hep mağdur kalırken bazen de bir önceki mağdurluğunu arar hale gelmiş. Tıpkı ezilmeyi, mağduriyeti iliklerine kadar yaşamış ve halen yaşayan astsubaylar gibi.
Astsubaylar ve beraberinde uzman jandarmalar ve uzman erbaşlar…
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin çıkışlarını, mağdur beyanlarını gerçek kabul eden Astsubaylar ve beraberinde uzman jandarmalar, uzman erbaşlar… Bu saydığımız camiaların içinden, onun söylemlerine inanan, güvenenler tabana yönelik olarak belki de birer gönüllü gibi çalışmışlardır, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kazanması için… Böyle olmasaydı şayet, askeri lojmanlardan AKP bu kadar yüksek oy alabilir miydi hiç, ya ona oy verenlerin köyde, kentte yaşayan ailelerine olan etkileri…
Türk insanı misafirperverdir, yardımseverdir, paylaşımcıdır, mazlumun, mağdurun, ezilenin her daim yanında ve yapılan iyiliği de kötülüğü de unutmayandır…
Ömrüm boyunca, ne zaman sokakta ayağına otuz altı numara ince topuklu zarif bir ayakkabı giymiş doksan beş kiloluk bir bayan görsem, kendimi bayanın ayağındaki şık ayakkabının yerine koyup, üzülmüşümdür. Eziyet çeken bu zarif ayakkabı, elli kilo ağırlığında hafif siklet bir başka bayanın ayağını süslüyor olabilirdi derim. Şık ayakkabılardan birinin işkence çekmesinin tek nedeni sadece ayakkabıyı satan tezgahtarın satış anında rafta ona uzanmış olmasıdır der hayıflanırım.
Tabii bu dediklerim işin şakası. İşin ciddi yönüne gelince; son yıllarda her gün, doksan kiloluk bayanın ayağındaki zarif ayakkabının kaderinden çok bir emekli astsubay olarak kendi kaderime üzülür oldum. Kırk beş yıl önce, ekonomik şartlar nedeniyle fazla seçme şansım yoktu. Başvuru aşamasında zarf ve pul masrafı en az olduğu için tercih edip kendimi çocuk yaşımda askerlik mesleğinin ve astsubaylığın içinde buldum. Ömrüme yön verecek olan mesleğimi seçeneksizlikler içinde seçmiş olsam da benimsedim ve sevdim. Bu günler için konuşamam ama benim kuşağım meslektaşlarımın büyük bölümünün de bu mesleği seçiminde hikayeleri birbirine çok benzer. Tüm meslektaşlarım bu ülkeyi çok sevdik, verilen görevleri zevkle ve itirazsız yerine getirip görevimizi tamamlayıp emekli olduk. Son yıllarda biz emekli astsubaylara mali yönden reva görülen uygulamalar ve yapılan ayrımcılıklar nedeniyle astsubaylığa başvurduğum güne lanet eder hale geldim. Bu üzüntümün birinci derece müsebbibi, başta Genelkurmay ilgilileri olmak üzere devleti yönetenlerdir.
Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları’na kadar geri gitmeye gerek yok. Kıbrıs Barış Harekatı’nda ve Güneydoğu Mücadeleleri’nin ilk yıllarında bile, düşmanla çarpışma anında, vurulan astın üstüne, “Komutanım benimle uğraşmayı bırakın, siz arkadaşlarımın başına geçin, çarpışmaya devam edin” diyen mensupları olan ordu bu Türk Ordusu’dur. Son yıllara kadar da bu ordunun mensubu olmaktan, bu ocaktan yetişmiş olmaktan hep gurur duydum. Bu gün aynı şeyi söylemekte zorlanıyorum. Değil mensubu olmaktan gurur duymak, maalesef bu ocağa girdiğim güne lanet eder duruma geldim.
Televizyonlarda gazetelerde her gün izliyoruz. Polis, öğretmen, imam emeklilerinin sorunlarına, politikacısından üst düzey bürokratına sahip çıkan var. Biz astsubay emeklilerinin sıkıntılarına sahip çıkanı yok. Biz ordunun orta direği astsubay emeklileri, içinde bulunduğumuz sıkıntıları yıllardır haykırıyoruz, sesimizi kimselere duyuramıyoruz. Biz astsubay emeklilerinin sorunlarına emekli olduğumuz ocağın yetkilisi Türk Ordusu'nun Genelkurmayı mı, yoksa İspanyol veya Rus Ordularının Genelkurmayının mı sahip çıkması gerekir?
Sözüm bizim sorunumuzla ilgilenme konusunda baş sorumlu olan Genelkurmay ilgililerine. Sayın ilgiler bu ülkeye hizmet eden astsubayları şehit eden kurşunlar KOMKARSU eğitimi alıp almadığını sorar hale geldi de bizim haberimiz mi yok? KOMKARSU Eğitimi almış olanların çocuklarının lokma geçen boğazları, bu eğitimi almamış olanların çocuklarından daha mı geniş? Bizim bu ocaktan yetişmiş kişiler olarak hiryerarşiye karşı asla itirazımız yoktur. Kimsenin aldığı parada da gözümüz olamaz. Biz bu ülkeye zor şartlarda hizmet etmiş yurttaşlar olarak ayrımcılık yapılmamasını, hakkımızın teslim edilmesini, istiyoruz. İçinden yetiştiğimiz ocağa karşı yapılan en küçük yıpratıcı bir harekette en başta üzülen yine biz oluyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin moral motivasyonunu yüksek tutmak, birlik beraberliğini sağlamanın da görevleriniz arasında olduğunun bilincinde değil misiniz? Bu kadar ayrımcılığın, bu kadar “hep bana hep bana” uygulamasının TSK’ne zarar verdiğinin, bu gidişatın iyi bir gidişat olmadığının ne zaman farkına varacaksınız? Bu uygulamalarla birbirleri için ölüme gitme en büyük özelliği olan bir mesleğin, ülkenin ordusunun içine nifak sokup ikililik çıkarılması için elinizden geleni yaptığınızın ve TSK’nın birlik beraberliğini yok etmeye and içmiş olanların ekmeğine yağ sürdüğünüzün farkında değil misiniz?
Sayın İlgiler..
Sayın Sorumlular....
Günümüz ortamında hiçbir şey gizli kalmıyor. Herkes ülkede olup biten her şeyin farkında. Bu ülke bir gurubun değil hepimizin. Tarihe karşı da sorumlu olduğunuzu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın..
Değerli arkadaşlarım.
Bir gölge gibi ASSUBAY camiasının üzerine yapışmış olup, yıllardır yakamızı bırakmayan HAKSIZ ve EŞİTLİĞE dayanmayan uygulamalardan kurtulamayacak mıyız? Bu HAKSIZLIKLAR bizlerin kaderi mi olacak? Bizler de bu kadere sessiz kalıp RAZI MI olacağız?
TSK'nın en tepesinde bulunan GENKUR BŞK'ı sayın ÖZEL yapılan bu HAKSIZLIKLARI bilmiyor mu?
TSK'daki önemli ve en büyük gurubu oluşturan ASSUBAYLARA yapılan ÖTEKİLEŞTİRİLMEDEN-İKİLİKLERDEN habersiz olabilir mi ?
Yıllardır dile getirilen YANLIŞ uygulamalardan, ANAYASAYA rağmen verilmeyen HAKLARDAN, personel arasında TSK içinde yaratılan AŞILAMAZ duruma gelen UÇURUMLARDAN, oluşan GÜVENSİZLİK sorununu hala görememiş ve habersiz olabilir mi ?
TSK'daki Sb-Asb. ayırımı kurumu BİTİRİR,GÜÇSÜZLEŞTİRİR, GÜVEN ORTAMINI YOK EDER, bu uygulamalar sürdüğü taktirde Sayın Bülent ARINÇ'ın dediği gibi "BUNLARLA MI SAVAŞA GİRECEK ve KAZANACAĞIZ" durumuna düşer.
TSK'da YETKİLİ makamlarda olanların GÖREMEDİĞİ, BİLEMEDİĞİ bu ayrılıkçı hareketler nedeniyle ortaya çıkan GÜVENSİZLİK ortamının TSK için çok büyük bir ZAAFİYET doğurduğu DIŞ kaynaklarca bilindiği ve dile getirildiği düşünülürse TSK'daki YETKİLİLERİN görev bilinci içinde olmadıkları veya TSK'da BİRLİK ve BERABERLİĞİ önemsemedikleri, dikkate almadıkları değerlendirilebilir.
Yabancı güçler tarafından Ülkemizde görevlendirilmiş ÖZEL ve RESMİ ajanlarca TESBİT edilmiş ve GÖRÜLMÜŞ olan bu GERÇEKLERİN TSK YETKİLİLERİNCE BİLİNMEDİĞİ VE GÖRÜLMEDİĞİ KABUL EDİLEBİLİR Mİ?
Eğer bu böyle işe TSK'nın zayıflamasında, dayanışmanın bitme noktasına gelmesinde yaptıkları UYGULAMALARLA rol almış olanların YARGILANMALARI gerekmez mi? TSK'yı GÜÇSÜZLEŞTİRMEK PAHASINA yapılan AYRILIKÇI davranışları bilerek ve isteyerek sürdürmek İŞLENMİŞ VE DEVAM ETTİRİLEN bir suç niteliği olarak ortaya çıkmaz mı?Ülkemiz ve Ülkemizin içinde bulunduğu coğrafyada GÜÇLÜ VE DAYANIŞMASI olan BİRLİK VE BERABERLİĞİ en üst seviyeye çıkarılmış bir TSK kimlerin işine gelir, kimlerin işine gelmez. Bunu düşünmek ve doğru karara varabilmek için KURMAY veya PROF olmak gerekli midir? Bugün bu soruyu dağdaki ÇOBANA sorsanız size doğru cevabı verebilecek iken, SORUMLULUK taşıyan makamlarda oturanların bu kadar DUYARSIZ ve SORUMSUZ davranmaları Ülkemiz ve geleceği için TEHLİKELİ bir davranış değil midir?
TSK'daki HAKSIZ ve ADALETSİZ uygulamalar BAŞBAKAN dahil tüm Bakan ve Milletvekillerine iletildiği halde, bugüne kadar bu YANLIŞ UYGULAMALARIN düzeltilmesi konusunda girişimde bulunmayan, tabelasında ADALET VE KALKINMA yazan, ancak bugüne kadar ASSUBAYLARLA ilgili hiç bir SORUNU çözme yönünde bir adım atmayan ve 10 yıldır iktidarda olan HÜKÜMETİN adalet ve hakkaniyet anlayışlarıda sorgulanmalı, ileri demokrasi ve hukukun üstünlüğü kavramlarınında bu UYGULAMALAR şeklinde anlamamız gerekip gerekmediği açık bir şekilde sorulmalıdır.
Kimsenin TSK'nın GÜÇSÜZLEŞTİRİLMESİ yönünde adım atma hakkı olmadığı gibi, böyle bir şeye cesaret edeceğini zannetmiyor, kimsenin aklından böyle bir şey geçireceğini de düşünmüyorum. En azından böyle olmasını istiyorum. Bunun için herkesin TSK'nın GÜÇLENMESİNE, BİRLİK, BERABERLİK ve SARSILMAZ bir DAYANIŞMANIN oluşturulmasına çalışacağı yönünde HEDEFLERİ olacağına, bu hedeflere varmak için Türkiye'nin menfaatleri neredeyse oraya doğru el birliğiyle, birbirini destekleyerek bu menfaatlerin gerçekleştirilmesine dönük çalışmaların sürdürülebileceğini tahmin ediyorum. Böyle olması gerektiğine inanıyorum,inanmak istiyorum.
TSK içinde GÜÇSÜZLEŞMEYE, BİRLİK ve BERABERLİĞİN bozulmasına neden olan SORUNLARIN KASITLI ve MAKSATLI hareketler olduğuna İNANMAK İstemiyorum. Ama bugüne kadar YAŞANANLAR ve (E) GENKUR BŞK'nca söylenenler bunun bu yönde olduğuna dair ÖNEMLİ GÖSTERGELERDİR.
Ülkenin ve TSK'nın geleceği açısından UMARIM bu yanlışlardan dönülür, Ülkenin ve TSK'nın bir KAOSA girmesi engellenir. Görev GENKUR BŞK sayın ÖZEL'in ÖZEL davranmasını gerektirmeyecek kadar GENEL bir durumdur ve bu yapılacak uygulamaya ACİLEN ihtiyaç vardır. Yeter ki sayın ÖZEL TSK'nın ÖZ evlatlarına uygulanan ÖZEL'den vazgeçerek GENELE ön yargısız olarak dönebilsin.
Unutmayalım DOSTLARIMIZA GÜVEN, DÜŞMANLARIMIZI DA CAYDIRACAK ve bizlere karşı yapabilecekleri bir harekettan vazgeçirtip, KORKUTACAK olan TSK'nın GÜÇLÜ KUVVETLİ, BİRLİK BERABERLİK İÇERSİNDE olmasıyla SAĞLANABİLİR. Aksi halde açıklandığı gibi MISIR veya daha başka ülkelerin orduları TSK'dan daha "GÜVENLİ VE BÜYÜK" konuma getirilir.
Bizleri bu duruma DÜŞÜRENLER FIRSAT varken, alıp gitmeden önce ŞAPKALARINI önlerine koyup son kez bir daha DÜŞÜNMELİLER. Daha vakit varken....
GENKUR BŞK sayın ÖZEL, bizler sadece ve sadece adalet, eşitlik ve insan onuruna saygı istiyoruz. Bunu da İNSAN ONUR ve HAYSİYETİNE DEĞER ve ÖNEM vereceğinize BUNDAN SONRA DEĞER verirsiniz diye düşündüğümüz için istiyoruz.
Yoksa sizler BİZİM gibi düşünmüyor musunuz? Biz SİZLERE gösterilen AYRICALIĞI ve bu AYRICALIĞIN sizlere tanıdığı ÖZEL HAKLARI değil, İNSAN olarak HAK ettiğimiz, diğer tüm T.C. vatandaşlarına tanınan, verilen HAKLARI istiyoruz.
İstediklerimiz yoksa SİZCE çok mu? Ama Kendi aldıklarınıza bakarsanız, istediklerimizin bir hiç olduğunu ve İNSANCA YAŞAM için gerekli olan YASAL HAKLARIMIZ olduğunu görür ve anlarsınız. Tabii ÖN YARGILI ve TARAFSIZ olabilirseniz!
Ah unutmadan içinde bulunduğumuz DURUM olmasını istemeyiz ama SAVAŞ kokularını getirmektedir. Biz emekli ASSUBAYLARI yani SİLAH arkadaşlarınızı da GÖREVE davet etmeyecek misiniz? Ne de olsa İYİ günde ALACAĞINIZI ALDINIZ, KREMAYI PAYLAŞTINIZ, KÖTÜ GÜN DOSTU ASSUBAYLARI BU SAVAŞTA DA YANINIZDA GÖRMEK İSTERSİNİZ. Bizler ülkemiz için yine en önde müdafaa yaparken sizler KIT'AYI ARKA ORTADAN (Emniyeti alınmış) yerden yönetirsiniz. Hadi artık DAVETLERİNİZİ bekliyoruz.
Saygılarımla.