Asubay Tefrikası -11-

Aralık 27, 2020

 

 

                                    Asubay Tefrikası - 11

 

 

                                          Büyü Bozuldu;

                                 Son Yüz Senenin Yalanı!

 

   Söz Verdim!Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   08 Mart 2017 Çarşamba günü

   emekliassubaylar.org’da yayınladığımız

   Asubay Tefrikası isimli makâle silsilemizin birinci bölümünde

   Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK

   Siz muhterem okuyanlara şu sözü vermiş idim!

 

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

   Vaad etdim!

 

   4752 Sayılı Astsubay Meslek Yüksekokulları Kânununun

   2002 senesinde TBMM’de müzâkeresi esnâsında;

   Başbakandan milletvekillerine,

   Millî Savunma Bakanından Genelkurmay Başkanına kadar

   Devleti idâre eden eden zübük siyâsiler

   Ve dahi

   Subayın söylediği filfilli yalanları teşhir etdiğimiz

   Asubay Tefrikası – 10 isimli makâlemizi de 07 Ekim 2020 Çarşamba günü

   Şu vaad ile noktalamış idik;

 

 

  Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun astsubaylarını kandırmak için

                       Genelkurmay Başkanının söylediği

                          “Son yüz senenin yalanını” ise

                "Müteakip" makâlemizde anlatacağız, inşallah…

 

                                                                   ESKİ TÜFEK - 2020  

 

 

 

  *  *  *  

 

   Hamd Olsun!

 

   Şükürler olsun! Allah kısmet etdi,

   “Müteakip” makâlemizin vakdi, zamânı geldi…

   Ve dahi

   Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun astsubaylarını kandırmak için

   Genelkurmay Başkanının söylediği “son yüz senenin yalanını

   Asubay Tefrikası – 11 isimli bu makâlemizde

   Bugün Eski Tüfek’de ifşâ edeceğiz, evvelallah…

   Hem de bugüne kadar yazdığım en kısa Asubay Tefrikası ile…

 

  *  *  *  

 

   Oku!

   

   Bilmeyenler öğrensin,

   Bu makâlemizi okuyanlar da okumayanlara söylesin!..

 

   Çünkü;

   Okur isen öğrenirsin,

   Öğrenir isen anlarsın,

   Anlar isen doğru karar verirsin,

   Doğru karar verir isen şâyet

   Seni, kimse kandıramaz!..

 

  *  *  *  

 

   Büyü Bozuldu!

 

   Bilmeyenler öğrensin,

   Bu makâlemizi okuyanlar da okumayanlara söylesin!..

   

   Yalan perdesi aralandı,

   Büyü bozuldu,

   Diller çözüldü!..

 

   1956 senesinden beri gaflet, dalâlet ve hıyânet uykusunda

   Cehennemî korkular dolu kâbuslar ile sayıklayan yalanlar kendini ele verdi!..

   Biz köle astsubayları aldatmak için

   Kerizci subaylarımızın son 64 seneden beri söylediği yalanları

   Ve

   Yapdığı kânunsuzlukları

   Târihin ebedî sinesinde boğmaya ahdeden “hakikât şafağı” sökmek üzere!..

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

 

   Okuyana Tavsiye!

 

   Okumaya başlamadan evvel,

   Kıymetli okuyanlarımıza bir tavsiyem var!

   Asubay Tefrikası – 11 isimli bu makâlemiz;

   Asubay Tefrikası – 7  ve Asubay Tefrikası – 8 isimli mukaddem makâlelerimizin mütemmim cüzleridir.

 

   Bu cümleden olmak üzere;

   Asubay Tefrikası – 11 isimli bu makâlemizi lâyıkı veçhe anlamak için

   Asubay Tefrikası – 7

   Ve dahi

   Asubay Tefrikası – 8 isimli bu iki mukaddem makâlelerimizi lutfen okuyunuz.

                Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK        Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

  *  *  *  

 

 

 

 

                       TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞINA

                                                                                             ANKARA

     

                                                                                                                                                                  03 Kasım 2020

 

   Konu: Türk Ordusundaki “Astsubay” Sınıfının NATO’daki Denkliği Hakkında.

   İlgi: (a) 2771 sayı ve 10 Haziran 1935 târihli Ordu Dâhilî Hizmet Kânunu.

   (b) 5802 sayı ve 02 Temmuz 1951 târihli Astsubay Kânunu.

   (c) 926 sayı ve 27 Temmuz 1967 târihli TSK Personel Kânunu.

   (ç) 211 sayı ve 04 Ocak 1961 târihli Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kânunu.

   (d) 7179 sayı ve 25 Haziran 2019 târihli Askeralma Kanunu.

   (e) NATO NSA Standardization Agreement (STANAG 2116. Edition-6, 25 February 2010), NATO Codes for grades of military personnel, (First promulgated in 1964).

   (f) The Career Compensation Act of 1949, dtd. October 12, 1949, Public Law-351.

   (g) The Military Pay Act of 1958, dtd. May 20, 1958. (Public Law 85-422).

  (ğ) 5886 sayı ve 18 Şubat 1952 târihli Kuzey Atlantik Andlaşmasına Türkiye Cumhuriyetinin Katılmasına Dair Kanun.

   (h) 05 Şubat 2020 târih, 2000335413 sayı ve “Millî/NATO Neşriyât Talebi Hakkında” konulu CİMER dilekcem.

   (ı) 12 Şubat 2020 târih, 2000394688 sayı ve “Millî/NATO Neşriyât Talebi Hakkında” konulu CİMER dilekcem.

   (i) 20 Şubat 2020 târih, 2000464360 sayı ve “Millî/NATO Neşriyât Talebi Hakkında” konulu CİMER dilekcem.

   (j) 05 Mart 2020 târih, 2000595186 sayı ve “Millî/NATO Neşriyât Talebi Hakkındakonulu CİMER dilekcem.

  (k) 1956 ABD Silâhlı Kuvvetler Personel Kânûnu. (US Code, Title 10– Armed Forces, dtd. Aug. 10, 1956, Public Law-1028.

   (l) Genelkurmay Başkanlığı, MS 76-1(C) İngilizce-Türkce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğü, Genelkurmay Basımevi, Ankara-2007.

   (m) 6020 sayı ve 21 Ocak 1953 târihli Harb Felâketzedelerinin Himayesine dair 12 Ağustos 1949 târihli Cenevre Sözleşmelerinin Onanması Hakkında Kanun.

   (n) 334 sayı ve 27 Mayıs 1961 târihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.

   (o) 2709 sayı ve 07 Kasım 1982 târihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.

   (ö) 3269 sayı ve 18 Mart 1986 târihli Uzman Erbaş Kânûnu.

   (p) 6191 sayı ve 10 Mart 2011 târihli Sözleşmeli Erbaş ve Er Kânûnu.

   (r) 7179 sayı ve 25 Haziran 2019 târihli Askeralma Kânûnu.

  (s) 03 Aralık 2019 târih, 1902824306 sayı ve “Amerikan Ordusunda “astsubay” isimli asker sınıfının mevcudiyeti hakkında” konulu CİMER dilekcem.

   (ş) TSK İç Hizmet Yönetmeliği (R.G Târihi: 06 Eylül 1961, R.G. Sayısı: 10899).

   (t) Astsubay Sicil Yönetmeliği (R.G. Târihi: 28.12.1998, R.G Sayısı: 23567).

   (u) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânunu. 

 

                              (03 Kasım 2020 târih ve İKİ BÖLÜMLÜ CİMER DİLEKCEMİN BİRİNCİ BÖLÜMÜDÜR)

 

   1. İlgi (a)’da mezbûr 2771 sayılı Ordu Dâhilî Hizmet Kânunu; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Ordu teşkilâtını tanzim eden Cumhuriyet dönemi ilk askerî idârî Kânundur. İkinci ve dördüncü maddelerinde sarahâten tasrih ve tavzih edildiği üzere Cumhuriyetin kurucu irâdesi; 2771 sayılı işbu Kânun ile Cumhuriyet Ordusu’nu 1935 senesinde “subay” ve “erât” olmak üzere “iki sınıf asker” ile teşkil etdi.

 

   2. İlgi (b)’de mezbûr 5802 sayılı Astsubay Kânunu; “astsubay” olarak tesmiye edilen yeni asker sınıfını Türk Ordusunda ilk kez olmak üzere teşkil eden temel Kânundur. 2771 sayılı Kânunun 1935 senesinde “subay” ve “erât” olmak üzere “iki sınıf asker üzerine teşkil etdiği ” Cumhuriyet Ordusuna; 5802 sayılı işbu Kânun ile 1951 senesinde “astsubay” sınıfı “üçüncü bir asker sınıfı olarak” ilâve edildi.

 

   3. Birinci Bölüm, Genel Hükümler, “Astsubaylar” başlığı altında yer alan 5802 sayılı işbu Kânun, “astsubay” olarak tesmiye etdiği asker sınıfını birinci maddesinde şöyle târif eder;

 

 

       BİRİNCİ MADDE — Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun kara, deniz ve hava kuvvetleriyle jandarma,

   Gümrük Koruma birlikleri kadrolarının “astkomuta kademelerinde” eğitim, sevk ve idare ile diğer idari

   işlerde “subaya yardımcı olarak görevlendirilen askerî şahıslara (Astsubay) adı verilir.

 

 

   4. “Gerekçe”sinde Başbakan Adnan MENDERES’in sarâhaten tasrih etdiği üzere, TBMM’nin 1951 senesinde kabul edip meriyyete koyduğu 5802 sayılı Astsubay Kânununun maksadı şunlar idi;

     

   a. Anadolu'nun küçük kasabalarında,

  • Ortaokuldan fazla tahsil imkânını bulamamış yüksek kâbiliyetli Türk çocuklarına
  • Daha geniş hizmet imkânları verilecek

        Ve dahi

  • Liyâkatleri ile mütenasip rütbelerle taltif edilecekler idi.

   

   b. Bu maksadı tahakkuk etdirmek üzere 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile;

  • 9 senelik hizmetini tamamlayan astsubaylar,subaylığa yükselecekler”,
  • Böylece kazanılacak Teğmen-Yüzbaşı rütbesindeki sınıf subayları, ordu subay mahrutunun kaidesini teşkil edecek,
  • Subaylığa yükselmeyen astsubaylardan arzu edenler Ordudan ayrılacak,

        Ve böylece

  • Orduda “bedbin” bir zümre yaratmaktan ziyâde istekli kimselerin çalışması temin edilecek idi.

 

   5. 5802 sayılı Astsubay Kânununu tetkik etdiğimde;

       

       a. Astsubayların “erât gibi” beslendiği ve giydirildiğini (Madde-19),

    b. Astsubayların sağlık işlemlerinin “subay oluncaya kadar” ordu mensuplarına mahsus beden kâbiliyeti yönetmeliğinin “erler hakkındaki esaslarına göre” yürütüldüğünü (Madde-20),

       c. Astsubayların 9 sene fiili hizmete tâbi olduğunu (Madde-24),

       ç. Astsubayların emekli hakları konusunda 5802 sayılı işbu Kânunda hiçbir hüküm mevcut olmadığını,

   Tesbit etdim.

 

   6. Bütün hâlinde tetkik edildiğinde 5802 sayılı Astsubay Kânununun;

       

       a. “Astsubay” sınıfı için “emeklilik hakkı” derpiş etmediğini,

     b. “Emeklilik hakkı” derpiş etmediği için de işbu Kânunun “astsubay” sınıfını Ordumuzda “muvakkat” bir asker sınıfı olarak teşkil etdiği kolayca anlaşılmakdadır.

                 

   7. “Gerekçe”sinde Başbakan Adnan MENDERES’in sarâhaten tavzih ve tasrih etdiği üzere; 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile astsubay sınıfının, “subaylığa yükselmesi” esas olarak alınmış idi. Ancak ne var ki; 27 Mayıs darbesini yapan darbeci subaylar 5802 sayılı işbu İlgi (b) Kânunu, İlgi (c)’de mezbûr 926 sayılı TSK Personel Kânunu ile 1967 senesinde ilga etdiler.

 

   8. 5802 sayılı Astsubay Kânununu, 926 sayılı Kânun ile 1967 senesinde ilga eden 27 Mayısın darbeci subayları;

Başbakan Adnan MENDERES hükûmetinin “astsubay” sınıfına verdiği başda “subaylığa terfi”, “9 sene mecburî hizmet”, “askerî teknisiyenliğe nakil” vs. bugün dahi mevcut olmayan özlük ve terfi haklarını tamamen gaspetdiler.

 

   9. Başbakan Adnan MENDERES’in yapdığı 5802 sayılı Astsubay Kânununu 1967 senesinde ilga eden 27 Mayıs’ın darbeci subayları;

 

   5802 sayılı işbu Kânunun “astsubay” sınıfını târif eden sâdece birinci maddesini “ipka” etdi. Bu hakikâtın tabii neticesi olmak üzere de,

   5802 sayılı Astsubay Kânununun “subay yardımcısı” olarak 1951 senenesinde teşkil etdiği “astsubay” sınıfı; kolu kanadı kırılmış, subaylığa terfi hakkı da dâhil olmak üzere her türlü özlük ve terfi hakları gasp edilmiş olarak Türk Ordu teşkilâtında bugun de hukûki mevcudiyetini devâm etdirmekdedir.

 

   10. Sekizinci maddesi ile “astsubay” sınıfının rütbe isimlerini 5802 sayılı Astsubay Kânunu, 1951 senesinde şöyle tesmiye ve tasnif etdi;

 

      Çavuş

      Üstçavuş

      Başçavuş

      Kıdemli Başçavuş

 

   Yukarıda görüldüğü üzere; teşkil edildiği 1951 senesinde “astsubay” sınıfının rütbe sayısı “dört” idi.

 

   11. İlgi (ç)’de merkûm 211 sayılı TSK İç Hizmet Kânunu; 27 Mayıs darbeci subaylarının, 27 Mayıs darbesinden sâdece sekiz ay sonra yapdığı katıksız bir darbe Kânunudur. Hâlen meriyyetde olan 211 sayılı işbu darbe Kânunu; Türk Ordusunun iç hizmetlerini tanzim etmek üzere 1935 senesinde meriyyete konulan 2771 sayılı Kânun yerine ikâme edilen temel askerî idârî Kânundur. 211 sayılı işbu darbe Kânunu ile darbeci subaylar; “A- Esaslar, I- Tarifler” başlığı altında yer alan Madde-3 Askerler ve Rütbeler, (b) Rütbeler, (2) Astsubaylar bendinde “astsubay sınıfının rütbe isimlerini” şu şekilde tâdil, tesmiye ve tasnif etdi;

 

      Çavuş

      Üstçavuş

      Başçavuş

      Kıdemli Başçavuş

      Astsubay Çavuş

      Astsubay Üstçavuş

      Astsubay Başçavuş

      Astsubay Kıdemli Başçavuş

 

   12. Yukarıda görüldüğü üzere;

  • 1951 senesinde teşkil edilen “astsubay” sınıfı rütbe isimlerinin önüne darbeci subaylar; İlgi (ç)’de merkûm 211 sayılı TSK İç Hizmet Kânunu ile “astsubay” kelimesini ilâve etdi.
  • 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile “dört” adet olarak tesbit edilen “astsubay rütbe sayısı” ise 211 sayılı işbu darbe Kânun ile gene “dört” olarak muhafaza edildi.

 

   13. İlgi (c)’de mezbûr 926 TSK Personel Kanunu; gene 27 Mayıs darbeci subaylarının, 1967 senesinde yapdığı başka bir darbe Kânunudur. 926 sayılı bu Kânun aynı zamanda; Türk Ordusunda “muvazzaf astsubay” isimli asker sınıfını ilk kez olmak üzere teşkil eden Kânundur. 926 sayılı işbu darbe Kânunu ile 27 Mayıs’ın darbeci subayları, “muvazzaf astsubay” olarak tesmiye etdiği “yeni ve muvazzaf” asker sınıfını;

     

      a. Sanki harp okullarında 6 sene tahsil görmüş subaylar gibi,

      b. Sanki Cumhurbaşkanlığı karârnâmesi ile subay nasbedilimiş harp okulu mezunu subaylar gibi,

      c. Sanki Kuvvet Komutanlığı, Genelkurmay Başkanlığı yapacak subaylar gibi,

   Tam 10 sene “mecburî hizmete” cebretdiler.

 

   14. Hâlen meriyyetde olan 926 sayılı İlgi (c) darbe Kânunu; Türk Ordusu “muvazzaf subay” ve “muvazzaf astsubay” sınıflarının özlük haklarını tanzim eden temel askerî idârî Kânundur. 926 sayılı işbu darbe Kânunu 77’inci maddesi ile darbeci subaylar; “astsubay” sınıfının rütbe isimlerini 1967 senesinde şöyle tâdil etdi;

 

      Astsubay Çavuş

      Astsubay Kıdemli Çavuş

      Astsubay Üstçavuş

      Astsubay Kıdemli Üstçavuş

      Astsubay Başçavuş

      Astsubay Kıdemli Başçavuş

 

 

   15. Yukarıda görüldüğü üzere; 1951 senesinde “dört” adet olan “astsubay” sınıfının rütbe silsilesi; İlgi (c)’de merkûm 926 sayılı TSK Personel Kânunu ile “iki” adet arttırıldı ve “altı” adet oldu.

 

   16. İlgi (d)’de mezkûr 7179 sayı ve 25 Haziran 2019 târihli Askeralma Kanunu 62’nci maddesi ile; İlgi (ç)’de merkûm 211 sayılı TSK İç Hizmet Kânunu üçüncü maddesinde yer alan “astsubay rütbelerine”  “astsubay astçavuş” olarak tesmiye edilen yeni bir “astsubay rütbesi” ilâve edildi. 7179 sayılı işbu Kânun ile “astsubay çavuş” rütbesinin ilâve edilmesi ile birlikde; “6” adet olan “astsubay rütbeleri” “7” adet oldu.

İşbu dilekcemi gönderdiğim 03 Kasım 2020 târihi itibârı ile de cârî askerî mevzuâtımızda “7 adet astsubay rütbesi” mevcutdur.                                                                             

 

   17. Amerikan Devleti;

      a. 1949 senesinde İlgi (f)’de mezkûr Public Law-351 sayılı Meslekî Tazminât Kânununu meriyyete koydu. İşbu Kânun ile Amerikan Devleti; Ordularında aynı işi yapan “subaylar” ve “erlerin” kendi sınıfları içinde “emek/ücret” eşitliğini tesis etdi. 351 sayılı işbu Kânuna göre maaş hesaplamasında esas alınmak üzere;

       

   a.1- Muvazzaf subay rütbeleri; OF-1 OF-8 olmak üzere 8 maaş derecesi (grade)’ne,

  a.2- Mükellef Er rütbeleriE-1 — E-7 olmak üzere 7 maaş derecesi (grade)’ne taksim edildi.

 

       b. 1958 senesinde İlgi (g)’de mezbûr Public Law 85-422 sayılı Askerî Maaş Kânununu meriyyete koydu. 85-422 sayılı işbu Kânun ile Amerikan Devleti, Amerikan Ordusundaki;

           

            b.1- Muvazzaf Subay sınıfına O-9 ve O-10 maaş derece (grade)’lerini,

         b.2- Mükellef Er sınıfına ise E-8 ve E-9 maaş derece (grade)’lerini ilâve etdi.

 

       c. Amerikan Devletinin İlgi (f ve g) Kânunlar ile kendi ordularında;

          c.1- Amerikan “subayı” için tahsis etdiği “O-1:O-10” maaş derece (grade)’lerini; OF-1:OF-10” şeklinde 10 derece (grade) olarak,

          c.2- Amerikan “eri” için tahsis etdiği “E-1:E-9” maaş derece (grade)’lerini; OR-1:OR-9” şeklinde 9 derece (grade) olarak,

   NATO üyesi devletlerin kabul etmesi ile birlikde; 1964 senesinde meriyyete koyduğu İlgi (e)’de merkûm 2116 sayılı NATO STANAG Anlaşmasına aynen ithâl etdi.

 

   18. İlgi (e)’de merkûm NATO NSA Standardization Agreement (STANAG 2116); NATO üyesi devletlerin ordularında kendi iç hizmetlerine göre tasnif ve teşkil etdikleri “asker sınıflarını” NATO’da belli kurallar dahilinde eşitleyen Anlaşmadır. İlgi (ğ)’de mezkûr 5886 sayılı Kânun ile Türkiye Cumhiriyeti, 1952 senesinde Kuzey Atlantik Andlaşması (NATO) üyesi oldu. NATO üyesi olmak ile birlikde Türkiye Cumhuriyeti Devleti, İlgi (e)’de mezbûr 2116 sayılı Anlaşma hükümlerine tâbi olmayı kabul etdi. NATO üyesi devletlerin kabul etdiği işbu İlgi (e) Anlaşmanın ilki, 1964 senesinde meriyyete girdi. En son olarak 2010 senesinde tâdil edilen STANAG 2116 sayılı işbu Anlaşmanın 6’ıncı sürümü (Edition-6) hâlihazırda yürürlükdedir. 2116 sayılı işbu NATO STANAG Anlaşması ile       

      a. NATO emrinde görev yapacak askerler “iki sınıfda” tasnif ve tefrik edildi;

                               

           1. Officer Personennel (subay personel),

         2. Non-officer personnel (subay  olmayan  personel)

       

       b. NATO’da “iki sınıfda” tasnif edilen askerlerden;

 

          1. Officer Personnel (subay personel) rütbelerine denk gelmek ve OF (Officer) rumuzu ile yazılmak üzere OF-1: OF-10 arasında 10 adet subay NATO Code (grade/derece) tahsis edildi.

       2. Non-officer personnel (subay olmayan personel) rütbelerine denk gelmek ve OR (Other Ranks) rumuzu ile yazılmak üzere OR-1:OR-9 arasında 9 adet “subay  olmayan  personelNATO Code (grade/derece) tahsis edildi.

       

      c. 2116 sayılı işbu Anlaşmanın “Application” başlığı altında yer alan 9’uncu maddesi mucibince;

          c.1- NATO görevlerine tâyin edilecek personel talepleri bu STANAG’da tesbit edilmiş NATO kodu ile belirtilir.

          c.2- Üye devletlerin normalde görevlendirme belgesinde beyan edilen NATO talimatlarında belirtilen rütbeye sahip personelin tayin edildiği görevleri icra etmesi beklenir.

          c.3- Tayin evrağında belirtilen NATO kodunan farklı bir rütbe derecesine (grade) sahip askerin, millî rütbesine bakılmaksızın NATO görevini yerine getirmesi beklenir.

 

   19. İlgi (e)’de merkûm 2116 sayılı işbu NATO Anlaşmasının “Annex-D” bölümünde “NATO Codes for Non-officer personnel–ARMY” (subay olmayan personel–KARA)‘nın “millî rütbe isimleri” ve bu rütbelerin OR-1:OR-9 arasına denk gelen NATO muâdili rütbe derece (grade)’leri yer almakdadır. 2116 sayılı işbu Anlaşmanın “Annex-D” bölümü, D-3 sayfasının “NATO Codes for Non-officer personnel–ARMY” (subay olmayan personel–KARA) başlığı altında yer alan çizelgenin,

       

        a. “TUR” sütununda Türk Kara Ordusunda “subay olmayan askerlerin” türkce rütbe isimleri,

    b. “TUR” sütununun sağ bitişiğindeki “USA” sütunda ise Amerikan Kara Ordusunda “subay olmayan askerleriningilizce rütbe isimleri yer almakdadır.

 

   20. İlgi (e)’de merkûm 2116 sayılı NATO Anlaşmasının “Annex-D” bölümü, D-3 sayfasında yer alan “NATO Codes for Non-officer personnel–ARMY” (subay olmayan personel–KARA) başlığı altındaki çizelgenin;

 

       a. “TUR” sütununun ilk dört satırında Türk Kara Ordusu “astsubay” sınıfına ait aşağıda görülen 4 adet türkce astsubay rütbe isimleri yer almakdadır;

 

        Rank                                          :       NATO Code (Grade):

  • Astsubay Kıdemli Baş Çavuş                     (OR-9)
  • Astsubay Baş Çavuş                                    (OR-8)
  • Astsubay Kıdemli Üst Çavuş                     (OR-7)
  • Astsubay Çavuş                                            (OR-6)

 

       b. “TUR” sütununun sağ bitişiğindeki “USA” sütunda ise Amerikan Kara Ordusu “er” sınıfının ingilizce rütbe isimleri yer almakdadır.

       c. Yukarıda verdiğim bilginin STANAG 2116, D-3 sayfasındaki izahlı görüntüsü şöyle olmakdadır;

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  

 

       ç. Türk Hava Kuvvetleri astsubay sınıfı rütbe isimleri de;

   Aynı Anlaşmanın “Annex-F” bölümü sayfa F-3'de  Hava Kuvvetleri astsubay sınıfı rütbe isimleri de

   Şu şekilde yer almakdadır.

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  

 

   21. Türk Deniz Kuvvetleri astsubay sınıfı rütbe isimleri ise

   STANAG 2116 sayılı işbu Anlaşmanın “Annex-E” bölümünde şu şekilde yer almakdadır;

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  

 

 

   “TUR” sütununun “ilk üç satırında”;

  Türk Deniz Kuvvetleriastsubay” sınıfına ait aşağıda görülen 3 sıra türkce astsubay rütbe isimleri yer almakdadır;

 

       Rank                                                                             :    NATO Code (Grade):

  • Astsubay Kıdemli Baş Çavuş, Astsubay Baş Çavuş                (OR-8)
  • Astsubay Kıdemli Üst Çavuş, Astsubay Üst Çavuş                 (OR-7)
  • Astsubay Kıdemli Çavuş, Astsubay Çavuş                                        (OR-6)

    

 

       (03 Kasım 2020 târih ve İKİ BÖLÜMLÜ CİMER DİLEKCEMİN İKİNCİ VE SON BÖLÜMÜDÜR)

 

   22. İlgi (e)’de merkûm STANAG 2116 sayılı NATO Anlaşmasını; İlgi (h-j)’de mezkûr CİMER dilekcelerim ile Millî Savunma Bakanlığından 4 defa talep etdim. Fakat mevcut mevzuât ile hiçbir alâkası olmayan gerekceler ileri süren Millî Savunma Bakanlığı her seferinde STANAG 2116 temin talebimi reddeddi. Millî Savunma Bakanlığının işbu Anlaşmayı tarafıma vermeyi reddedmesinin; Türk astsubay sınıfının NATO’da  denkliği konusunda 1964 senesinde beri yapılan Kânunsuzluğun ortaya çıkmasını engellemeye yönelik bir hamle olmakdan başka bir ihitimâl söz konusu olamaz. İşbu dilekcemin sahibi ben Şükrü IRBIK da; Türk Millî Savunma Bakanlığının şahsıma vermediği söze konu STANAG 2116’yı Yunanistan Millî Savunma Bakanlığından talep etdim.

 

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

   Yunanistan’ın Ankara Büyükelçiliği’nin; aşağıdaki mektubumu Yunanistan Millî Savunma Bakanlığına göndermesini saygılarım ile arz ederim.

 

   I kindly request Greek Embassy, Ankara to forward the below letter of mine to Hellenic National Defence General Staff.

                                                                                                                                   

   Sincerely yours,

   Şükrü IRBIK

   (Ret.) MCPO, TUR Coast Guard

 

 

 

                                                  HELLENIC NATIONAL DEFENCE GENERAL STAFF

                                                                             

                                                                                                                                                   November 01, 2020

 

    Subject: NATO Document Request.

   Ref.: NATO NSA Standardization Agreement (STANAG 2116. Edition-6, 25 February 2010), NATO Codes for grades of military personnel.

 

   Dear Sir,

   I am a retired MCPO from Turkish Navy and Coast Guard. I have been studying military history since I had retired. I am lately interested in national ranks and their NATO equivalents. İn this respect, I need e-copy of reference NATO STANAG 2116 document.

   I have already requested it from Turkish National Defence Ministry but unfortunately, I was refused due to security concern. As a retired MCPO, I am quite aware the fact that security concerns of Turkish National Defence Ministry is not justifiable at all due to fact that classification of the document I requested is purely “UNCLASSIFIED”.

   Although Turkish National Defence Ministry did not respond positively to my reference document request, I hope that Hellenic National Defence General Staff may quite easily appreciate that this document is not a security concern at all.

   So, I kindly request Hellenic National Defence General Staff to provide and forward to me reference NATO STANAG 2116.

 

   Sincerely yours,

   Şükrü IRBIK

   (R) MCPO, TUR Coast Guard

 

   23. İlgi (e)’de merkûm 2116 sayılı NATO Anlaşmasının “Annex-D” bölümü, “NATO Codes for Non-officer personnel–ARMY” (subay olmayan personel–KARA) başlığı altındaki çizelgelerde mevcut rütbe isimleri için; 2116 sayılı işbu Anlaşmanın 4’üncü sayfasındaki “National References”, “Non-officer personnel” başlığı altında;

       

      a. “TUR” rumuzu ile ifade edilen Türk Ordusu “subay olmayan askerlerin” türkce rütbe isimleri için T.S.K İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliği’nin,

       b. “TUR” sütununun hemen altında yer alan “USA” rumuzu ile ifade edilen Amerikan Ordusu “subay olmayan askerlerininingilizce rütbe isimleri için ise “Title 10, US Code”’un,

Kaynak olarak beyan edildiğini gördüm.

 

   24. STANAG 2116 sayılı NATO Anlaşmasının 4’üncü sayfasındaki “National References”, “Non-officer personnel” başlığı altında yer alan “USA” rumuzu ile ifade edilen Amerikan Ordusunun “subay olmayan askerlerininingilizce rütbe isimleri için kaynak olarak beyan edilen İlgi (k)’da mezbûr Title 10, US Code; Amerikan Devleti Silahlı Kuvvetleri Personel Kânunudur. Amerikan Devletinin 1956 senesinde tâdilen meriyyete koyduğu işbu İlgi (k) Kânunun; Chapter – I, 101. Definitions, (b) Personnel Generally) başlığı altında, Amerikan Silahlı Kuvvetlerinde mevcut ve müstahdem “asker sınıfları” tesmiye, tasnif ve tefrik edilmiş.

 

   25. Amerikan Devleti Silahlı Kuvvetleri Personel Kânunu olan işbu İlgi (k) Kânunun; Chapter – I, 101. Definitions, (b) Personnel Generally) başlığı altında yer alan Amerikan Silahlı Kuvvetleri askerleri şu “iki sınıfda” tasnif edilmiş;

       

      a. Officer (Commissioned Officer and Warrant Officer); Muvazzaf/Gedikli Subay

     b. Enlisted Member; Gönüllü Er

 

   26. İlgi (l)’de mezbûr sözlük; Türk Genelkurmay Başkanlığının 2007 senesinde neşretdiği İngilizce-Türkce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğü’dür. Genelkurmay Başkanlığının  ücreti mukâbili piyasada satdığı MS 76-1(C) RAY sayılı işbu sözlüğün neşrinden maksat; “Amerikan Silahlı Kuvvetlerinin neşriyâtından şimdiye kadar yapılan çevirmelerde standart terimlerin mevcut olmaması yüzünden meydana gelen yanlışlık ve aykırılıkları önlemek” idi. İşbu İlgi (l)’de mersûm işbu İngilizce-Türkce sözlüğün 183’üncü sayfasında yer alan ingilizce “enlisted” kelimesini Genelkurmay Başkanlığının; “Erat sınıfına mensup şahıs, er, asker” şeklinde türkceye tercüme etdiğini tesbit etdim.

 

   27. İlgi (m)’de mezbûr 6020 sayılı Harb Felâketzedelerinin Himayesine dair 12 Ağustos 1949 târihli Cenevre Sözleşmelerinin Onanması Hakkında Kânun ile Türkiye Cumhiriyeti; işbu Kânuna merbut Cenevre Sözleşmelerini 1953 senesinde kabul etdi. Birleşmiş Milletler’de gözlemci üyel olan Milletlerarası Kızılhaç Komitesi’ne ait işbu Cenevre Sözleşmelerini kabul etmek ile birlikde Türkiye Cumhuriyeti Devleti; harp esiri askerlere işbu Cenevre Sözleşmeleri ahkâmı mucibince muamele edeceğini taahhüt etdi. İşbu Sözleşmeye konu olan “iki sınıf asker” mevcutdur;

 

        a. Subay esirler,

      b. Diğer esirler

 

   Fakat ne var ki;

   6020 sayılı Kânuna merbut işbu Cenevre Sözleşmeleri metininde “astsubay” kelimesi mevcut dahi değildir. Bu cümleden olmak üzere; muhtemel bir esâret durumunda Türk astsubaylar, “diğer esirler” sınıfına dahil olan Erbaş ve erler ile bir ikâme ve ibâte edilecek. Bu durum ise; 1632, 211 ve 926 sayılı Kânunlar ile tahrih edildiği üzere temelinde “kıdem” ve “disiplin” olan askerlik san’atına esasdan aykırıdır.

 

   28. İlgi (n)’de mezbûr 334 sayılı Kânun, 1961 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’dır. İşbu Anayasa’nın “b. Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlığı altında yer alan Madde 65, şu ahkâmı âmirdir;

       a. (1) Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı Devletlerle ve milletlerarası kurullarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir Kanunla uygun bulmasına bağlıdır.

       b. (4) Türk Kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında 1’nci fıkra hükmü uygulanır.

       c. (5) Usûlüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar Kanun hükmündedir.

       ç. (6) Bunlar hakkında 149 ncu ve 151 nci maddeler gereğince Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.

 

   29. İlgi (o)’da mezbûr 2709 sayılı Kânun, 1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’dır. İşbu Anayasa’nın “D. Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlığı altında yer alan Madde 90, şu ahkâmı âmirdir;

    a. (1) Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir Kanunla uygun bulmasına bağlıdır.

       b. (4) Türk Kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında 1’nci fıkra hükmü uygulanır.

       c. (5) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar Kanun hükmündedir.

      ç. (6) Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.)

    d. (7) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla Kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.

 

   30. İlgi (e)’de mezkûr 2116 sayılı STANAG’da mevcut “Türk astsubay sınıfının rütbe isimleri konusunda” benim ortaya çıkardığım neticeler şunlardır;

       a. Türk Ordusunda “astsubay” sınıfı ilgi (b)’de mezkûr 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile teşkil edilmiş olup astsubay” sınıfı işbu aynı Kânun ile “subay yardımcısı” olarak tavzif edilmiş,

         b. İlgi (c ve ç) Kânunlar ile tesbit edilen “astsubay” sınıfının “7 adet” rütbesinin son durumu şöyledir;

 

      Astsubay Astçavuş

      Astsubay Çavuş

      Astsubay Kıdemli Çavuş

      Astsubay Üstçavuş

      Astsubay Kıdemli Üstçavuş

      Astsubay Başçavuş

      Astsubay Kıdemli Başçavuş

 

 

       c. NATO üyesi devletlerin ordularındaki asker sınıflarını ve rütbelerini belli koşullarda denkleşdiren İlgi (e)’de mezkûr 2116 sayılı STANAG’da; Türk astsubay sınıfının “sâdece en kıdemli son 4 rütbe isimleri” yer almakda,

 

       ç. Ve fakat; Türk astsubay sınfıının “ilk üç rütbe isimleri” 2116 sayılı işbu STANAG’da yer almamakdadır.

     d. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin NATO’ya  bildirdiği böylesi yarım yamalak bir rütbe beyanı ise NATO üyesi başka hiçbir devletde söz konusu değildir.

 

   31. NATO’ya beyan etdiği “asker sınıfları” kapsamında işbu dilekcemin ilk 30 maddesinde verdiğim

   bilgi ve beyân etdiğim NATO ve Millî mevzuât muvacehesinde,

   Dilekce sahibi ben Şükrü IRBIK’ın ortaya çıkardığım neticeler  de şunlardır;

 

     a. NATO üyesi devletler;

- İlgi (e)’de mezkûr NATO STANAG 2116 isimli Anlaşma’nın “Non-officer personnel” (subay olmayan personel) bölümünde kendi ordularında müstahdem “er” sınıfı askerleri NATO’ya beyan etmiş.

 

     b. Ve fakat Türkiye Cumhuriyeti Devleti,

- İlgi (e)’de mezkûr NATO STANAG 2116 isimli Anlaşma’nın “Non-officer personnel” (subay olmayan personel) bölümünde;

5802 sayılı Astsubay Kânuna tâbi ve bu Kânunun “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği “Türk astsubayları”, İlgi (ö, p ve r)’de mezbûr Kânunlara tâbi olan “uzman çavuşlar/onbaşılar” ve “erbaş ve erler” ile birlikde işbu Anlaşmanın “Non-officer personnel” (subay olmayan personel) sınıfına dâhil etmiş.

   

   c. Türk Ordusunda “astsubay sınıfı”, “uzman çavuş sınıfı” ve “erbaş/er sınıfı” olmak üzere her biri kendi özel Kânunlarına tâbi olarak teşkil edilen ve birbirinden tamamen farklı olan bu üç asker sınıfını; STANAG 2116 isimli NATO Anlaşması’nın “Non-officer personnel” (subay olmayan personel) bölümünde, toptancı bir zihniyet ile tek kalemde beyan eden Türkiye Cumhuriyetinden başka NATO üyesi başka hiçbir devlet yokdur.

 

 

  *  *  *  

 

   TESBİTLER:

 

   NATO’ya beyan etdiği “asker sınıfları” kapsamında işbu dilekcemin ilk 31 maddesinde verdiğim bilgi

   Ve dahi

   Beyân etdiğim NATO ve Millî mevzuât muvacehesinde,

   İşbu dilekce sahibi ben Şükrü IRBIK’ın ortaya çıkardığım tesbitlerim şunlardır;

 

   1. 211 ve 926 sayılı Kânunlar ile tesbit edilen “subay” sınıfının türkce rütbe isimlerini ingilizceye tercüme etdiğimizde;

      - Türk Ordusundaki “subay” sınıfının muâdili olarak NATO üyesi devletlerin ordularındaki muâdili olarak “subay” sınıfına tekâbül etdiğini görüyoruz.

     Ve fakat

  • 5802, 211 ve 926 sayılı Kânunlar ile teşkil, tasnif ve tefrik edilen “astsubay” sınıfının türkce rütbe isimlerini ingilizceye tercüme etdiğimizde ise; Türk Ordusundaki “astsubay” sınıfının STANAG 2116 sayılı NATO Anlaşmasına göre muâdili olarak ingilizce konuşan NATO üyesi devletlerin ordularındaki muâdili olarak “er” sınıfına tekâbül etdiğini görüyoruz.

   

   Bu çapraz mukâyese neticesinde ise ortaya şu rezâlet durum çıkıyor;

      a. Türk Ordusu “subay” sınıfının, NATO üyesi devlet ordularındaki “muâdili subay sınıfı” ile eşitlendiğini

         Ve fakat

    b. Türk Ordusu “astsubay sınıfının” ise yabancı devletlerin ordularında muâdili asker sınıfı mevcut olmadığından dolayı NATO üyesi devlet ordularında “er sınıfı” ile eşitlendiğini görüyoruz.

      c. Türk Ordusunda “astsubay” olarak tesmiye edilen asker sınıfının, NATO üyesi devlet ordularında “muâdili” asker sınıfı mevcut değildir,

    ç. Bu cümlenin devamı olmak üzere; NATO’da “muâdili” olmayan Türk Ordusundaki “astsubay” sınıfını, NATO’ya “er” sınıfı olarak beyan etmek uluslararası mütekâbiliyet ilkesine temelden aykırıdır.

      d. Kurs, eğitim, tatbikat, toplantı ve NATO görevinde Türk astsubayları; NATO üyesi ülke ordularının “erleri” ile eşitleniyor. 5802 sayılı Astsubay Kânununun “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği Türk astsubayları; yurtdışı müşterek görevlerde “er” kadrolarında ve NATO üyesi devlet orduları “erlerinin” emrinde çalışdırılıyor. Askerlik sanatının asla kabul ve izah edemeyeceği bu rezâlet durum sâdece Türk Ordusunda mevcutdur. Bu rezâlet durum, Türk Ordusunun; Kânunsuz olarak NATO’nun emrinde ilk kez görev yapdığı Kore Harbinden buyana böyledir. Türk Devletinin NATO emrinde Kore’ye ilk asker gönderdiği 1949 senesinde Türk Ordusu; “subay”, “gedikli erbaş” ve “er” sınıfları ile görev yapdı. Bunlardan “gedikli erbaş” sınıfı, 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile Temmuz 1951 senesinde “astsubay” olarak tesmiye ve “subay yardımcısı” olarak tavzif edildi. Kurulduğu 1777 senesinden beri Amerikan Ordusunda ise hep iki sınıf asker mevcutdur; “subay” ve “er”. Kore Harbi esnasında Türk Ordusunun subayları; muâdili olan Amerikan subayları ile görev yapdı. Fakat Türk “gedikli erbaşları” ise muâdili olan Amerikan “erleri” ile görev yapdı. 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile Türk Ordusundaki “gedikli erbaş” sınıfı; Temmuz 1951 senesinde “astsubay” olarak tesmiye ve “subay yardımcısı” olarak tavzif edildi. Türk Ordusunda 1951 senesinde ihdâs edilen ve “subay yardımcısı” olarak tavzif edilen “astsubay” sınıfı Temmuz 1951 senesinden itibaren Amerikan “er” sınıfı ile eşitlendi. “Astsubay” olarak tesmiye ve “subay yardımcısı” olarak tavzif edilen asker sınıfı; 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile ihdâs edildiği 1951 senesinden beri yurtdışı müşterek görevlerde ve NATO görevlerinde; NATO üyesi devlet ordularının “er sınıfı” ile eşitlenmekde, “er kadrolarında” çalışdırılmakda ve yabancı “erlerin” emrinde görev yapdırılmakdadır.

 

   2. İlgi (a-t)’de mezbûr 24 adet NATO/Millî Kânun, Yönetmelik ve Andlaşmalarda yapdığım tafsilâtlı tetkik neticesinde, işbu dilekcenin sahibi ben Şükrü IRBIK’ın tesbit etdiğim en çarpıcı neticeler ise şunlardır;

 

 

     a. Millî Kânunlarımızın “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği “Türk astsubayları”;

Sınıf eşitlemesi konusunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Amerikan Ordusu “erleri” ile denkleşdirmiş.

     

     b. Amerikan Devleti; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin “astsubay” dediği askerine, Amerikalı “er” muamelesi yapıyor.

   

     c. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise; Amerikan Devletinin “er” dediği askerine Türk “astsubay” muamelesi yapıyor. Bunun en çarpıcı son iki örneği ise şunlardır;

          c.1- 2007 senesinde neşretiği İlgi (l)’de mezkûr İngilizce-Türkce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğünün sûreti aşağıda görülen (C-1) sayfasında Genelkurmay Başkanlığı; Amerikan ve İngiliz Ordularında “astsubay” isimli asker sınıfının mevcut olduğu “yalanını” söylemekdedir.

 

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   

   Amerikan Ordusunda “astsubay” isimli asker sınıfının mevcut olduğunu isbatlaması için 03 Aralık 2019 târihinde gönderdiğim 1902824306 sayılı İlgi (s) dilekceme; Millî Savunma Bakanlığının iki kere emretmesine rağmen Genelkurmay Başkanlığı cevap vermemekde ısrar etmekdedir.

       c.2- 22 Eylül 2019 târih ve 1902194475 sayı ile 13 Nisan 2020 târih ve 2001481251 CİMER dilekcelerim ile iki defa gündem etdiğim; 03 Nisan 2013 Çarşamba günü Anıtkabir’i ziyareti esnasında, USEUCOM “Kıdemli Eri”  ABD Deniz Kuvvetleri’nden Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’a Genelkurmay Başkanlığının Anıtkabir’de tertip etdiği  “II Numaralı tören”’dir.

 Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

        Ön sırada ABD Deniz Kuvvetleri’nden  Er Kıdemli Başçavuş  Roy M. MADDOCKS Jr.,

        Arkasında ise Genelkurmay Başkanlığı Astsubayı, Kara ve Deniz Kuvvetleri Kuvvet Astsubayları ile

        Jandarma Genel Komutanlığı Kıdemli Astsubayı…

 

        Karargâhda, kışlada ve gemide;

        Türk Er'in sıçdığı helâya sıçmaya tenezzül etmeyen bu kıdemli astsubay güruhu

        Anıtkabir Aslanlı Yol’da hiç utanmadan  Amerikalı Er’in arkasında seyirtiyor gerzekler!..

 

                                                                                                     ESKİ TÜFEK - 2020  

 

 

   ABD Deniz Kuvvetleri’nden  Er Kıdemli Başçavuş  Roy M. MADDOCKS Jr.’ın

   Görevli olduğu USEUCOM’a servis etdiği bu haberi Genelkurmay Başkanlığı, Türk kamuoyundan saklamışdır.

   Amerikalı er” için 2013 senesinde Anıtkabir'de tertip etdiği bu rezil tören hakkında gönderdiğim dilekcelerime Genelkurmay Başkanlığı inatla cevap vermiyor.

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

        ABD Deniz Kuvvetleri’nden  Er Kıdemli Başçavuş  Roy M. MADDOCKS Jr.,

        Ve

        Genelkurmay Başkanlığı Astsubayı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Kuvvet Astsubayları ile

        Jandarma Genel Komutanlığı ve Sâhil Güvenlik Komutanlığı Kıdemli Astsubayları,

        03 Nisan 2013 Çarşamba günü Genelkurmay Başkanlığı Kararğâhında

        Aynı masanın etrafında hemhâl olmuşlar!..

 

        Karargâhda, kışlada ve gemide;

        Türk Er ile aynı masada oturmaya tenezzül etmeyen bu kıdemli astsubay güruhu

        Oturmuşlar diz dize; Amerikalı Er’e yalakalık ediyor dangalaklar!..

 

 

***  Yalakalık: Kendisine saygısını kaybetmiş insanların; şahsî menfaatleri uğruna başkalarına gereksiz yere saygı gösdermesi ya da hak etdiğinden fazla iltifât etmesidir.

 

                                                                                                     ESKİ TÜFEK - 2020  

 


   

   3. İlgi (ç)’de mezbûr 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kânunu’nun;

       

       a.  “I – Tarifler” başlığı altında yer alan Madde 10’da “üst” ve “ast” kavramı şu şekilde târif edilir:

             - Üst tabiri, rütbe veya kıdem büyüklüğünü gösterir.

             - Ast, üstün rütbece veya kıdemce aşağısında bulunan kimsedir.

       

       b. Aynı Kânunun “II – Disiplin” başlığı altında yer alan Madde 13’de “disiplin” şu şekilde târif edilir:

             -  Kânunlara, nizâmlara ve âmirlere mutlak bir itaat ve astının ve üstünün hukukuna riayet demektir.

             -  Askerliğin temeli disiplindir.

 

  • Kânunların “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği Türk Ordusundaki “astsubay” sınıfını; NATO üyesi devletlerin ordularında “er sınıfı” ile dekleşdiren ve “er” muamelesi yapdıran Genelkurmay Başkanları;

 

  • Ast’ı olan “astsubayların” hukukuna riâyet etmediler

       Ve

  • Türk Ordusunda askerliğin temeli olan disiplini bozdular.

 

   4. İlgi (ç)’de merkûm 211 sayılı  Kânuna müsteniden Millî Savunma Bakanlığının 1961 senesinde meriyyete koyduğu İlgi (ş)’de mezbûr TSK İç Hizmet Yönetmeliği; “3 - Amirin vazifeleri” başlığı altında yer alan Madde 13’de Ȃmirin birinci vazifesini şöyle tahvzih eder;

 

   “(…) Amir de maiyetinin şeref ve haysiyetlerini, sağlığını ve özlük haklarını gözetmeğe mecburdur.

 

  • Kânunların “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği Türk Ordusundaki “astsubay sınıfını”; NATO üyesi devletlerin ordularında “er sınıfı” ile dekleşdiren, “er muamelesi” yapdıran ve “er kadrolarında” çalışdıran Genelkurmay Başkanları; astları olan “astsubayların” şeref ve haysiyetlerini gözetmediler.

 

   5. İlgi (ç)’de mezbûr 211 sayılı aynı Kânunun 37’nci maddesi mucibince her asker;

     “Her zaman ve her yerde kanunlara ve nizamlara itaat edeceğine namusu üzerine and içer"

  • Kânunların “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği Türk Ordusundaki “astsubay” sınıfını; NATO üyesi devletlerin ordularında “er sınıfı” ile dekleşdiren
  • Er muamelesi” yapdıran ve “er kadrolarında” çalışdıran Genelkurmay Başkanları, subay nasbedildikleri gün namusları üzerine içdikleri andı ihlâl ve inkâr etdiler.

 

  *  *  *  

 

     SONUÇ:

 

   1. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin;

       a. 1952 senesinde imzâladığı 5886 sayılı Kânuna merbut olarak kabul etdiği Cenevre Sözleşmeleri

          Ve dahi

       b. 6020 sayılı Kânun ile 1953 senesinde kabul etdiği NATO Andlaşmasına istinaden 1964 senesinde onayladığı İlgi (e)’de mezkûr NATO STANAG 2116 isimli Anlaşma’ya göre NATO’da şu “iki sınıf asker” mevcut ve müstahdemdir;

 

  • Officer personnel; subay personel
  • Non-officer personnel; subay olmayan personel

 

   2. Yukarıda görülen bu hükümlerden ortaya çıkan istidlâl muvacehesinde şu biricik suâli sormalıyız;

      - İlgi (b)’de mezkûr 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile teşkil edilen ve bu Kânunun “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği Türk Ordusundaki “astsubay” sınıfı;

STANAG 2116 isimli NATO Anlaşması’nda tasnif edilen “iki asker sınıfından” hangisine tâbidir?

 

  • Officer personnel; subay personel sınıfına mı?
  • Non-officer personnel; subay olmayan personel sınıfına mı?

 

   3. Deniz Kuvvetleri ve Sâhil Güvelik Komutanlığında 30 sene bilfiil hizmet etdikden sonra

2011 senesinde kendi isdeği emekli olmuş emekli bir astsubay olarak işbu dilekcenin sahibi ben Şükrü IRBIK’ın

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığından talebim şunlardır;

 

       a. 5802 sayılı Kânun ile 1951 senesinde teşkil edilen ve bu Kânunun “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği Türk Ordusundaki “astsubay sınıfı”;

        “İki sınıf asker” ile teşkil edilen NATO’nun askerî teşkilâtına uygun olmayan bir asker sınıfıdır.

 

       b. 5802 sayılı Kânun ile 1951 senesinde teşkil edilen ve bu Kânunun “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği Türk Ordusundaki “astsubay sınıfına”; uluslararası kurs, eğitim toplantı vs. ortak askerî çalışmalarda ve NATO görevlerinde türk astsubaylarına STANAG 2116 sayılı NATO Anlaşmasının meriyyete konulduğu 1964 senesinde “er muamelesi” yapılmaktadır.

 

     c. 926 sayılı Kânuna müsteniden Millî Savunma Bakanlığının meriyyete koyduğu İlgi (t)’de mezkûr Astsubay Sicil Yönetmeliği Madde 17 mucibince;

   “Yurt içi veya yurt dışı kıt’a, karargâh ve kurumlarda görevli yabancı Silâhlı Kuvvetlere mensup subay veya astsubaylar, Türk Silâhlı Kuvvetlerine mensup astsubayların sicil üstü olamaz.” Bu hakikâte rağmen Türk astsubaylarına;

           c.1- NATO üyesi devletlerin ordularının “erlerinin” emrinde görev yapdırılmakta

          c.2- Sicil bağı olan “yabancı orduların erleri”, Türk astsubaylarına sicil vermekdedirler. İşbu dilekcenin sahibi 1982-2085 sicili emekli astsubay ben Şükrü IRBIK’a da 1992-1994 senelerinde NATO daimî görevim esnasında NATO üyesi devletin erleri sicil (IER: International Evaluation Report) verdi.

 

       ç. Türk Ordusunun astsubaylarına “er muamelesi” yapılması;

          ç.1- Uluslararası diplomatik bir rezâletdir,

          ç.2- Uluslararası karşılılık (mütekâbiliyet) ilkesine esâsdan aykırıdır,

       

       d. Türkiye Büyük Millet Meclisinin meriyyete koyduğu;

           d.1- 5802, 211 ve 926 sayılı Kânunlara,

           d.2- 5886 ve 6020 sayılı Kânunlara,

           d.3- Ve bu Kânunlar ile T.C. Devletinin bağlı olduğu 1949 Cenevre Sözleşmelerine,

           d.4- 1964 NATO STANAG 2116’ya,

            d.5- 1961 Anayasası’nın 65’inci maddesine,

            d.6- 1982 Anayasası’nın da  90’ıncı maddesine temelden aykırıdır.

 

    İşbu dilekcemin konusu hakkında ilgili makâma sözlü olarak da izahât vermek isderim. 

 

 

 

  *  *  *  

 

    

      TALEP:

 

   Sâhil Güvenlik Komutanlığından emekli astsubay ben Şükrü IRBIK’ın,

   İşbu dilekcem ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığından talebim şudur;

  • Türk Ordusunda bugün mevcut ve müstahdem olan “astsubay sınıfı” 5802 sayılı Kânun ile 1951 senesinde “subaya yardımcı olması için” teşkil edildi. “Subay sınıfına yardımcı olması için” Kânun ile teşkil edilmiş bir asker sınıfı, dünyânın hiçbir ordusunda bugün dahi mevcut değildir. Bugün çağdaş devletlerin ordularını sâdece “muvazzaf subay sınıfı” sevk ve idare etmekdedir.
  • Fakat ordumuzu idare etmeye yardımcı olması için “muvazzav astsubay” isimli asker sınıfı sâdece Türk Ordusunda mevcutdur. Türk subayları ordumuzu idare etmekden âciz, kâlibiyetsiz ve eğitimsiz değildir. Bu hakikâtin tabii neticesi olarak da ordumuz, “muvazzaf astsubay” sınıfına muhtaç değildir.
  • 5802 sayılı Kânun ile teşkil edilen ve bu Kânunun “subay yardımcısı” olarak tavzif etdiği,
  • “İki sınıf asker” ile müteşekkil NATO’nun askerî teşkilâtına uygun olmayan
  • Ve işbu dilekcenin sahibi emekli astsubay ben Şükrü IRBIK’ın da mağduru olduğu Türk Ordusundaki “astsubay sınıfının” mevcut gayri hukûkî durumunu;

 

       a. İşbu dilekcemin İlgi (a-t)’sinde beyan etdiğim 24 adet NATO/Millî mevzuât ve Andlaşmalar muvacehesinde tetkik etmesini

           Ve dahi

       b. “İki sınıf asker” ile müteşekkil NATO’nun askerî teşkilâtına uygun hukûkî düzenleme yapmasını,

     Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığından saygılarım ile arz eylerim.03.11.2020.

 

                                                                                                                                           (İmzâ)

                                                                                                                                      Şükrü IRBIK

 

 

 ***   Yukarıda okuduğunuz 03 Kasım 2020 târih ve iki bölümlü bu dilekcemin;

                       Birinci bölümü 2004860089 sayı ile

                       İkinci ve son bölümü de 2004870123 sayı ile

                       Şükrü IRBIK'ın e-devlet CİMER’deki hesabında kayıtlıdır.

 

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  *  *  *  

 

    Bugüne kadar yazdığım 21 makâlenin en kısa Asubay Tefrikası olan bu on birinci bölümü,

   Bugün burada târihin eskimez unutmaz hafızasına emânet etdim.

 

   Konusu itibarı ile Cumhuriyet târihimizde bir astsubayın devlete verdiği “ilk dilekce" olan

   Ve dahi

   Devletin arşivinde ebediyyen duracak Asubay Tefrikası – 11 isimli bu makâlemin özü şudur.

   

   T.C. Devletinin imzaladığı ve Türk Anayasasının bile üstünde olan uluslararası andlaşmalara göre;

   Türk Ordusunda mevcut ve müesses olan “astsubay” isimli asker sınıfı “gayri meşrudur!”

   Ve dahi

   “Astsubay” isimli asker sınıfının Türk Ordusundaki hukukî durumu konusunda ben Şükrü IRBIK,

   Genelkurmay Başkanlarının bugüne kadar söylediği yalanların doğrudan mağduruyum!

   

   Bu mağduriyetime sebep olan Millî Savunma Bakanlığını dâva etmek hakkım da mahfuzdur!..

 

  *  *  *  

 

   2020 senesi Karakış ayının şu yirmi yedinci gününde yayınladığım

   Asubay Tefrikası – 11 isimli bu makâlemiz ile Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK;

   Mensubu olduğum “astsubay” mesleğine borçlu olduğum maddî, manevî ve fikrî diyetimi ödedim.

   

   Hokkada mürekkeb, elde kâğıt, sabırda vakit, serde fikir, dilde söz bitdi...

 

      Şu anda okuduğunuz Asubay Tefrikası – 11 isimli bu bölüm;

      Sâhil Güvenlik Komutanlığından emekli asubay Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK‘ın

      2017 senesinden beri  son 4 senede yayınladığı

      10 bölüm ve 10 kısımdan mürekkep olan Asubay Tefrikasının şâhikasıdır, özüdür.

 

      Şu vakitden sonra sizlere yazacaklarım da

      ATATÜRK’ün deyişi ile ancak “teferrruât” olacak!.. 

 


   
Beyaz subayların yapdığı

   Ve dahi

   Ben Şükrü IRBIK’ın bugüne kadar Asubay Tefrikası’nda ortaya çıkardığı

   Bu haksızlıklara, nâmussuzluklara, kânunsuzluklara sâhip çıkmak da

   Siz “astsubay” meslekdaşlarımın meselesi oluyor!..

 

  *  *  *  

 

 

     Ya uyduruk “astsubay” sınıfı lağvedilecek!

     

     Ya da astsubaylar Türk Ordusunun köle askerleri olmaya devam edecek!

 

                                                                                         ESKİ TÜFEK - 2020  

 

 

 

  *  *  *  

 

          Son Söz!

 

   Genelkurmay Başkanlığının NATO görevimde bana “er” muamelesi yapması sâdece ben astsubay Şükrü IRBIK’ın meselesi değildir.

   

   Türk Ordusundaki “astsubay” isimli asker sınıfının NATO nezdinde “gayri meşru” olması bütün astsubayların müşterek meselesidir.

   

   Bugüne kadar yapdığım çalışmalarım ile;

   Türk Ordusundaki “astsubay” isimli uyduruk asker sınıfının NATO nezdinde “gayri meşru” olduğunu dâva konusu yapacak olgunluğa getirdim.  Mensubu olduğumuz “astsubay” sınıfının NATO nezdinde “gayri meşru” olduğunu mahkemede isbatlamak için elimizde her türlü delil vardır.

 

   Bu cümleden olmak üzere;

 

  • Türkiyenin sidik yarışdırdığı hiçbir devletin ordusunda mevcut olmayan,

        Ve

  • 1960 senesinden bugüne kadar yapdığı nâmussuzluklar ve Kânunsuzluklar ile 27 Mayıs'ın karanlık suratlı darbeci subaylarının kuşa çevirdikleri

        Ve dahi

  • Türk insanının fıtratına uymayan ve şerefini yok sayan uyduruk “ astsubay sınıfı lağvedilmelidir.

    

    Şu aşamadan sonra yapılacak iş ise;

   Müşterek bir çalışma ile “astsubay” sınıfının bu “gayri meşru” durumunu  astsubaylar olarak mahkemeye götürmekdir.

 

 

  

  *  *  *  

 

 

 

                         Vaktidir, ya şimdi konuş!     

 

 

                                                                               Ya da ölesiye kadar sus!              

 

                                                                                          Eski Tüfek - 2020   

 

 

 

  *  *  *  

 

   Kıymetli vatandaşlarım,

   Muhterem astsubay meslekdaşlarım;

   Yukarıda sizlerin de okuduğunuz

   Türk Ordusundaki “Astsubay” sınıfının NATO’daki denkliği hakkındaki “şikâyet” dilekcemi,

   İcraraâtın başı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’a 03 Kasım 2020 Salı günü gönderdim.

   Hemen ertesi gün de CİMER bu dilekcemi; işlem yapması için Millî Savunma Bakanlığına gönderdi.

   

   Bu dilekceme Millî Savunma Bakanlığının vereceği cevapları da

   Asubay Tefrikası – 11 isimli bu makâlemizin bu kısımlarında

   Sizlere, bütün dünyâya ve Türk kamuoyuna ilan edeceğim, evvelallah…

Bröve isimli 07d11 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                              Evvelki bölümleri ve kısımları okumak için resimleri tıklayınız                                   

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKSahil Güvenlik Komutanlık BrövesiKapak 5

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Sahil Güvenlik Komutanlık Brövesi

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKSahil Güvenlik Komutanlık Brövesi

Asubay Tefrikası _10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK   Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK   Asubay Tefrikası _10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası _11 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

 

 

 

 

Asubay Tefrikası-7

Eylül 24, 2019

 

  Aldatanlar Ülkesinin

  Aldatılmaya Doymayan Askeri; Asubaylar  -7-

 

 

  2013 senesinde Ankara öylesine rezil bir tiyatroya sahne olmuş ki!..

  Anlatılır gibi değil…

 

  Bu rezâlet tiyatrosunun oyuncuları şunlar;

  Baş oyuncu; Genelkurmay Başkanı,

  Esas oğlan;  Amerikalı Er,

  Figüranlar; Genelkurmay Başkanı Astsubayı ve Kuvvet Kıdemli Astsubayları

 

  Evet, yanlış duymadınız!..

  Oynanan bu rezil tiyatronun figüranları da bizim “Astsubaylar”…

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Bilmece Bildirmece,

   Astsubayları Kandırmaca!..

 

  Peki,

  Aynı helâya bile sıçmakdan ikrâh eden,

  Bir elin parmakları gibi beş benzemez türünden bu oyunculara

  Aynı sahnede toz yutduran sebep nedir acap?..

 

  Ankara’nın göbeğinde oynanan bu ucuz tiyatronun konusunu anlamak için evvelâ

  Aşağıdaki şu resime bir dikiz atın!

 

 Kaynak: (https://www.eucom.mil/media-library/photo/24822/fleet-master-chief-petty-officer-roy-m-maddocks-jr-spoke-with-more-than-100-students-of-the-sixth-class-at-the-sergeants-major-academy)

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    Sonra da

    Konuşma baloncuklarının içindeki yazıları bir okuyun hele!..

    Bakalım, kim ne demiş!

 

    Lutfen dikkat buyurunuz!

 

  • USEUCOM “Kıdemli Er”’i Amerikalı  " Er "  Roy ne diyor?

 

  • AÜKHE talebesi şu bizim Türk “ Astsubay ” kime ve niye küfür ediyor?..

  

 

 

  

 *  *  *  *  * 

 

 

  

   Bir de şu resime bakın!..

 

  • Kimin rütbesi, sınıfı, görev unvânı ne? 
  • Kim, kim olmuş da bu rezâlet tiyatrosunda kimi oynuyor? 
  • Hangi asker, kimin önünde

        Ya da

  • Hangi asker, kimin arkasında mevkilenmiş? 
  • Erlerimizin elinde taşıdığı kırmızı-beyaz karanfilden çelengin üzerinde ne yazıyor?
  • Mutedil bir ihtirâm hissi ile piyâde yürüyen bu askerler kim?..  Burada ne yapıyorlar?..

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    Yukarıda gördüğünüz şu resimde bir de kepazelik var! Ve birileri birilerini kandırıyor!..

 

  • Size göre bu kepazelik nedir acap?..
  • Kim, kimi kerizliyor?..
  • Kurnaz ve cingöz subaylar kendi menfaatleri için biz asubayları kandırıyor mu?

        Yoksa!

  • Biz asubaylar kandırılmaya dünden teşne mi olmuşuz?..

 

 

 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

 

 

 

   Havva-Ȃdem’den Subay-Asubay’a Kandırmacalar Târihi…

 

   Yalan söylemek, biliyoruz ki insanlık târihi kadar eski bir tıynet…

   İlk aldatan insan, anamız Havva; ilk aldanan insan da babamız Ȃdem (as.)…

 

   İnsan sıfatına bürünmüş kişilerin oynadığı “aldatanlar-aldananlar” oyununda;

   Sıfatı, yaşı, unvânı ve rütbesi ne olursa olsun! İnsanoğlu her devirde yalan söylemişdir.

 

   İşde,

   Yalan söyleme konusunda bizim subaylarımız da hiç de sütden çıkmış ak kaşık değildir!..

 

   Bu filfilli "aldatan-aldanan" oyunu bugün bile hâlâ hükümünü sürmeye devam etse de

   Çok şükür ki züğürt tesellisi cinsinden de olsa bir avuntumuz var…

 

   Çünkü;

 

  • Söylenen her yalanın bir miadı

            Ve bir de

  • Kendini teşhir etme tıyneti var.

 

    Demi-devri zuhûr eyleyince de

   Her yalan, iyot gibi kendini hemen ele veriyor.

 

   Biz asubayları kandırmak için

   Subaylarımızın söylediği rezâlet kıvamında filfilli bir yalan daha

   Asubay Tefrikası -7- künyeli bu makâlemizde

   İyot gibi kendini burada ele verecek, inşallah!..

 

   Haydi, buyurun!..

   Türk subay ve astsubayları ile Amerikalı erlerin oynadığı tek perdelik aldatanlar-aldananlar tiyatrosuna…

 

 

 *  *  *  *  * 

 

    Boyalı matbuâtımızın yüz akı(!) gazetelerinden birisi olan Haber Turk

   11 Şubat 2014 Salı günü şu "manşet" ile karisine günaydın dedi;

 

   “Astsubaya ilk kez karargâh açıldı! 

 

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   

    Aynı manşetin alt başlığında ise şu haber yer aldı; 

 

 

  “2. sınıf” muamelesi görmekten yakınan “astsubaylar için G.Kurmay’da ilk kez seminer düzenleniyor. 200 kıdemli “astsubay”, karârgâhda toplandı.

 

  “Astsubaylar” 2 günlük seminerde maaş, lojman, subay gibi yan ödeme ve tazminat alma taleplerini ilk ağızdan aktarmış olacak.”

 

 

 

Yukarıdaki haberinde gördüğünüz üzere

Haber Turk gazetesi,

 “Astsubay” dedi.

 

 

 *  *  *  *  * 

 

 

   Haber Turk gazetesinin bu haberi kışkışlamasından iki gün sonra

   Aşağıda gördüğünüz örütbağ ana sayfasında

   TSK Genelkurmay Başkanlığı şu haberi dünyâ kamuoyuna fâş eyledi.

 

    Kaynak: (http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_1_basin_aciklamalari/2014/ba_03.htm)

 

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Ana Sayfa » Basın Yayın Faaliyetleri » Basın Açıklamaları

 

   TARIH   : 13 Şubat 2014

   SAAT    : 11:05

   NO        : BA - 03 / 14

 

 Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan personelin, gerek Genelkurmay Başkanlığı/Kuvvet Komutanlıkları/Jandarma Genel Komutanlığı/Sahil Güvenlik Komutanlığı Karargâhlarındaki toplantılara çağırılarak gerekse kendilerine bilgi notları yayımlanarak hem yürütülmekte olan faaliyetlerle ilgili hem de görevlerini daha iyi yapmalarına yönelik bilgi güncellemesi belirli aralıklarla yapılmaktadır.

 

      Bu kapsamda planlanan Kıdemli Astsubaylar Semineri de; Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapan Kıdemli Astsubayların katılımı ile 10-12 Şubat 2014 tarihleri arasında Genelkurmay Karargâhında icra edilmiştir. Seminerde, aşağıda sunulan programa göre konularında yetkili personel tarafından bilgilendirme faaliyeti icra edilmiştir. Seminere katılan personele, mensubu oldukları Kuvvet Komutanlıkları tarafından da bir program uygulanmış ve bu program kapsamında Kuvvet Komutanları tarafından kabul edilmişlerdir.

 

      Seminerin müştereklik kültürünün yaygınlaştırılması, mesleki gelişimin sağlanması, Kuvvetler arası iletişimin güçlendirilmesi ve karşılıklı görüş alışverişi açısından son derece faydalı olduğu görülmüş ve seminer Genelkurmay II nci Başkanı'nın yaptığı kapanış konuşması ile sona ermiştir.

 

   

       1’inci Gün (10 Şubat 2014)

 

      2’nci Gün (11 Şubat 2014)

       3’üncü Gün (12 Şubat 2014)

- Anıtkabir’e çelenk koyma
- Açılış konuşması
- Personel konularına ilişkin bilgilendirme

Astsubayların misyonu ve vizyonu
- Mesleki gelişim yol haritası
Astsubayların branşlaşması
- OYAK hakkında bilgilendirme

- Vakıflar hakkında bilgilendirme
- TSK’da modernizasyon faaliyetleri
- Sosyal medyanın kullanımı
- Kaza ve olaylarla ilgili bilgilendirme
- TSK’nın yeniden yapılandırılması çalışmaları
- Kapanış konuşması


 

   NOT : Seminere 260 astsubay (Kara Kuvvetleri Komutanlığı:97, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı:101, Hava Kuvvetleri Komutanlığı:29, Jandarma Genel Komutalığı:19, Sahil Güvenlik Komutanlığı:14) katılmıştır.

 

   

   Seminer sona erdikden ve misafirler karargâhı terk etdikden sonra yayınladığı bu basın açıklamasında

   TSK Genelkurmay Başkanlığı şöyle dedi;

 

  • Karargâhda 3 günlük bir “TSK Kıdemli Astsubaylar Semineri” tertip edilmişdir,

 

  • Bu seminerin son derece faydalı olduğu görülmüşdür,

 

        Ve dahi

 

  • Genelkurmay II nci Başkanı'nın yaptığı kapanış konuşması ile işbu seminer sona ermişdir.

 

Yukarıdaki haberde gördüğünüz üzere

Seminere dâvet etdiği misafirlere

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,

Astsubay” dedi.

 

   

 

 *  *  *  *  *

 

 

   TSK Genelkurmay Başkanlığı‘nın tertip etdiği seminerin ismi şu idi;

 

   TÜRK  SİLAHLI  KUVVETLERİ  KIDEMLİ  " ASTSUBAYLAR "  SEMİNERİ

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 Kendi hazırladığı seminer müfredâtında

   Karargâhına kendi dâvet etdiği misafirlere

    Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,

   “Astsubay” dedi.

 

   

 

 *  *  *  *  * 

 

 

 

 

Seminer müfredâtına göre birinci günün öğleden evvelinde

Anıtkabir’e intikâl etmek üzere

Aslanlı Yol’da piyâde yürüyenlerin de hepsi

Astsubay” idi.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

 

Misâk-ı Millî Kulesinde “hazır ol!”da bekleyenler

Ve dahi

Bu kuledeki kürsünün üzerinde duran

“Anıtkabir özel defteri”ni imzâlayan da

Astsubay” idi.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

 

Atatürk’ün kabrine çelenk koyan karacı şu asker de

Astsubay” idi.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

 

Kara, Deniz, Hava ile Jandarma ve Sâhil Güvenlik…

O gün Atatürk’ün kabri önünde içtimâ edip

İhtirâm duruşunda selâm verenler de

Astsubay” idi.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

 

Anıtkabir merdivenlerinde içtima etdikden sonra

“toplu” resim çekdirenler de

Astsubay” idi.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

 

          TSK Kıdemli Astsubaylar Semineri’nin ilk günü

                             Karargâh binasının önünde

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in

Toplu resim çekdirdiği misâfirler de

Astsubay” idi.

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

 

Genelkurmay Karargâhı toplantı salonunda

TSK Kıdemli Astsubaylar Semineri’nin

Açılış konuşmasını yapan

Ve

Toplantıya iştirak edenler de

Astsubay” idi.

 

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

 

Genelkurmay Karargâhı toplantı salonunda

TSK Kıdemli Astsubaylar Semineri’nin

Kapanış konuşmasını yapar iken hitap etdiği askerlere

II. Başkan Orgeneral Yaşar GÜLER de Astsubay” dedi.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 *  *  *  *  * 

 

TSK Kıdemli Astsubaylar Semineri’den beş gün sonra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’i

Makâmında ziyâret edenler de

Astsubay” idi.

 

    

   Kaynak: (http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_4_tsk_haberler/2014/tsk_haberler_09.htm#1)

 

17 Şubat 2014, Pazartesi 

 

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDEN HABERLER - 1

 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL, 14 Şubat 2014 tarihinde, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Kıdemli Astsubaylarını makamında kabul ederek, bir süre görüşmüştür. 

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL

   Ve dahi

   II. Başkan Orgeneral Yaşar GÜLER’in buraya kadar söylediklerini ve yapdıklarını resimlediğimizde

   Ortaya şöyle bir manzara çıkıyor;

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 *  *  *  *  * 

 

 

 

   Asubay Tefrikası -7- künyeli bu makâlemizin yukarıdaki sayfalarında

   Buraya kadar okuduğunuz faaliyetler, 2014 senesinde cereyân etmiş idi.

   

   Şimdi, şâyet iltifât buyurur iseniz,

   Folim makarasını bir sene geriye, 2013 senesine çevirelim.

   Bıldır neler yaşamışız da haberimiz olmamış,

   Şöyle bir tahattur edelim hele!

 

   

 *  *  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

    Genelkurmay Karargâhını Ziyâret Eden Amerikalı Esrarengiz Asker

 

   Faaliyet sona erdikden saatler sonra bile olsa

  TSK Genelkurmay Başkanlığı isimli örütbağ’da yayınladığı basın açıklaması ile

  2014 senesinde icra etdiği TSK Kıdemli Astsubaylar Seminerini

  Genelkurmay Başkanı kamuoyuna duyurmuş idi.

 

  Fakat

  USEUCOM (Avrupa Komutanlığı)’un “Kıdemli Er”’i olan Deniz Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,’ın,

  2013 senesinde Genelkurmay Başkanlık Astsubayına yapdığı bir günlük ziyâret hakkında

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL, kamuoyuna tek kelime bilgi vermedi.

 

  Bizim Genelkurmay Başkanı Türk kamouyunu bilgilendirmeye tenezzül etmese de

  ABD Avrupa Komutanlığı (USEUCOM) bu ziyâreti kendi örütbağ sayfasında dünyâ âleme ilan etdi.

 

  Bu ziyâret hakkında makâlemizde gördüğünüz bilgileri ben,

  ABD Deniz Kuvvetlerinden Deniz Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın “Kıdemli Er” olarak görev yapdığı    USEUCOM (Avrupa Komutanlığı) isimli örütbağ sitesinden aldım.

 

  Genelkurmay Başkanı ve II. Başkanın ziyâreti söz konusu olduğunda davul zurna ile  cümle âleme duyuran Genelkurmay Başkanı,

  USEUCOM “Kıdemli Er”’i olan Deniz Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın 03 Nisan 2013 Çarşamba günü   Genelkurmay Başkanı Astsubayı Astsubay III Kademeli Kıdemli Başçavuş Harun AĞPAK’a yapdığı bir günlük   ziyâret hakkında dut yedi, bülbül oldu!

 

  İşde bu sebepden dolayı

  Türk kamuoyu bu ziyâreti sâdece Eski Tüfek’in yayınladığı makâlelerden öğrendi.

 

 

 *  *  *  *  * 

 

 

  EUCOM (USEUCOM) Nedir?

 

  1952 senesinde Stuttgart/Almanya’da teşkil edilip hizmete başlamış. SAC (SACEUR)’a bağlı olarak görev yapan ve   Amerikalı bir hava orgeneralin komuta etdiği EUCOM (USEUCOM), tamamı Amerikalı 1.000 sivil/asker ile hizmet   veren müşterek ve NATO’ya tahsisli bir müttefik komutanlıkdır.

 

  EUCOM (USEUCOM) Kıdemli Er’i Ne İş Yapar?

 

  EUCOM karargâhının kıdemli eri ise; İncirlik’de görevli Amerikan erleri de dahil olmak üzere,

  51 ülkede görevli toplam 88.000 Amerikan erinden sorumlu olarak ve doğrudan komutana bağlı olarak görev yapar.

 

  Genelkurmay Başkanı Astsubayı Astsubay III Kademeli Kıdemli Başçavuş Harun AĞPAK’ı  ziyâret etmek için   03 Nisan 2013 Çarşamba günü Ankara’ya gelen

  ABD EUCOM Kıdemli Er’i olan ABD Deniz Kuvvetlerinden Deniz Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın özgeçmişi de

   İşde, şöyle;

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Yukarıda gördüğünüz özgeçmişine bakdığımızda

   Meslekî gelişim ve eğitim durumu bakımından

   USEUCOM “Kıdemli Er”’i olan Amerikalı Deniz Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın

   Bizim Genelkurmay Başkanlarından bile daha iyi ve üst düzeyde olduğunu görüyoruz.

 

  Yeri gelmiş iken burada bir hususu daha hatırlatayım;

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,

  İki senelik harp okulundan asteğmen rütbesi ile mezun olan son devre subaydır.

 

 

 *  *  *  *  * 

 

 

   2013 senesi Nisan ayının ilk Çarşamba gününde

   Genelkurmay Başkanlığımız, karargâha gizlice yabancı üç asker dâvet etdi.

   Türk kamuoyundan saklanan bu dâvetin misafirlerinden birisi olan asker,

   ABD Deniz Kuvvetlerinden Deniz Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr. idi.

 

   Almanya/Stuttgart’da konuşlu olan

   USEUCOM’un “Kıdemli Er”’i olan Deniz Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,

   Aynı günün sabahında

  • Evvelân, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in kahvesini içdi,

 

  • Sâniyen ,“mevkidaşı(!)” “Genelkurmay Başkanı AstsubayıAstsubay Kıdemli Başçavuş Harun AĞPAK’ı ziyâret etdi.

 

  • Sâlisen de Genelkurmay Başkanı Astsubayı ve Kuvvet Kıdemli Astsubayları ile birlikde Anıtkabir’i ziyâret etdi.

 

 

   Kaynak: (https://www.eucom.mil/media-library/photo/24823/fleet-master-chief-petty-officer-roy-m-maddocks-jr-visited-antkabir-the-mausoleum-the-country-of-turkeys-founder-mustafa-kemal-ataturk)

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

   Fleet Master Chief Petty Officer Roy M. Maddocks, Jr. visited

  Anıtkabir, the mausoleum the country of Turkey's founder,

  Mustafa Kemal Atatürk.

 

  Fleet Master Chief Petty Officer Roy M. Maddocks, Jr. visited Anıtkabir, the mausoleum of the nation's founder,   Mustafa Kemal Atatürk, and laid a wreath and observed a minute of silence, April 3, 2013 during his visit to   Turkey. The command senior enlisted leader for European Command was here as part of a counterpart visit   with the Senior Enlisted Leader of the Turkish General Staff Harun Ağpak where he discussed NCO and   SNCO professional development and military education, met with senior enlisted leaders of the Turkish   military services and visited the Sergeants Major Academy.

 

  By TURKISH GENERAL STAFF PUBLIC AFFAIRS   Apr 08, 2013

 

 

  Yukarıda gördüğünüz bağlantısında neşretdiği 08 Nisan 2013 Pazartesi günlü resimde EUCOM;

  Aynı bağlantıdaki haberin kaynağının Genelkurmay Başkanlığı olduğunu yazdı.

 

 

 *  *  *  *  * 

 

   Aşağıda gördüğünüz bu haberde ise EUCOM;

  “Kıdemli ErDeniz Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın

  “MevkidaşıGenelkurmay Başkanı Kıdemli Er”’i Harun AĞPAK’ı ziyâret etmek için Ankara’ya geldiğini yazdı. 


  USEUCOM “Kıdemli Er”i Deniz Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,

  Aynı gün öğleden sonra da

  “Astsubay Üst Karargâh Hizmetleri Eğitimi” ismini verdiğimiz ucube mektebe gitdi.

 

 

  Kaynak: (https://www.eucom.mil/media-library/photo/24822/fleet-master-chief-petty-officer-roy-m-maddocks-jr-spoke-with-more-than-100-students-of-the-sixth-class-at-the-sergeants-major-academy)

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  Bu uyduruk mektebin AÜKHE talebesi “Kıdemli Astsubayları” er gazinosunda içtima eyledi.


  Sonra, USEUCOM Kıdemli Er”’i Roy M. MADDOCKS Jr.,

  Kahraman ordumuzun bu necip “Kıdemli Astsubaylarına

  Amerikan ordusundaki ve NATO’daki “kıdemli erliğin” fâzilet ve nimetlerini anlatdı…

 

 *  *  *  *  * 

 

  Yaşar;

  Karakolda Doğru Söyler,

  Mahkemede Şaşar!

 

  Burada bir nefes alalım!..

  Ve dahi

  Genelkurmay Başkanlarının iki yüzlü davranıp “ikili kıvırmasına” bir örnek verelim…

 

 *  *  * 

 

  Devletlerarası yazışmalarda doğru kelime kullanmak ve ifâde birliği temin etmek gâyesi ile

  Genelkurmay Başkanlığı; İngilizce-Türkce ve Türkce-İngilizce Askerî Terimler Sözlükleri yayınlar.

 

  “Genelkurmay Başkanlığı Astsubayı” ibâresinin ingilizce tercümesini öğrenmek için

  Genelkurmay Başkanlığının 2007 ve 2008 senelerinde yayınladığı

  İngilizce-Türkce ve Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlükleri’ne bakdım.

 

  Fakat

  “Genelkurmay Başkanlığı Astsubayı” ibâresinin türkcesi ve ingilizcesinin

  Bu sözlüklerin her ikisinde de mevcut olmadığını gördüm.

  Kadrosunu ihdâs edeli şu güne kadar handiyse 10 sene oldu.

 Fakat Genelkurmay Başkanlığı;

  “Genelkurmay Başkanlığı Astsubayı”’ ibâresinin türkce ve ingilizcesini bu sözlüklere hâlâ ilave etmemiş!..

 

  Genelkurmay Başkanlığının yayınladığı İngilizce-Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlükleri’nde

  “Genelkurmay Başkanlığı Astsubayı” ibâresinin türkce ve ingilizcesini öğrenmek için ben Eski Tüfek de

  26 Haziran 2019 Çarşamba günü,

  Elden bir dilekce teslim etdim, Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR’a

  Ve dedim ki;

  “Genelkurmay Başkanı  Astsubayı” unvânının “ingilizce tercümesi” nedir? 

 

 

  KONU: Bâzı Türkce Askerî Terimlerin İngilizce Tercümesi Hakkında.

  İLGİ: (a) (http://www.eucom.mil/media-library/photo/24821/fleet-master-chief-petty-officer-roy-m-maddocks-jr-spoke-with-more-than-100-students-of-the-sixth-class-at-the-sergeants-major-academy) bağlantısında münteşir 08 Nisan 2013 târihli haber.

  (b) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânunu.

  (c) 2004/7189 sayı ve 19 Nisan 2004 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânununun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

 

  1. İlgi (a)’da mezkûr haberde

     a. ABD Deniz Kuvvetleri “Kuvvet Kıdemli Er”’i Roy M. MADDOCKS JR.’ın 03 Nisan 2013 târihinde Genelkurmay Başkanlığımızı ziyâret etdiğinden

        Ve dahi

     b. Söze konu şahısın AÜKHE eğitimi alan 100’den fazla “astsubayımıza” bir konferans verdiğinden bahsedilmektedir. İşbu haberin ekran görüntüsü Ek’dedir.

 

  2. Aynı haberde Genelkurmay Başkanlığımızın;

      a. “Genelkurmay Başkanlık Astsubayı” dediği “Astsubaydan” “Senior Enlisted Leader”,

      b. “Astsubay Üst Karargâh Hizmetleri Eğitimi” (AÜKHE ) ismini verdiği okuldan da Kıdemli Er MADDOCKS’un “Akademi” olarak bahsetdiği görülmektedir.

 

  3. İlgi (a)’da mezkûr haber ve yukarıdaki ilk iki maddede verdiğim bilgiler muvacehesinde benim suâllerim şöyledir;

     a. İlgi (a)’da mezkûr haberde, “Genelkurmay Başkanlık Astsubayı” için ABD Deniz Kuvvetleri “Kuvvet Kıdemli Er”’i Roy M. MADDOCKS JR.’ın kullandığı “Senior Enllisted Leader” ve “AÜKHE” için kullandığı “Akademi” tâbirâtı konusunda Genelkurmay Başkanlığımız ne düşünmektedir?

     b. Genelkurmay Başkanlığımızın;

           b.1- “Genelkurmay Başkanlık Astsubayı” olarak tesmiye etdiği unvânın “ingilizce tercümesi” nedir?

           b.2. “Astsubay Üst Karargâh Hizmetleri Eğitimi” (AÜKHE ) olarak tesmiye etdiği okulun “İngilizce tercümesi" nedir?

 

  4. Yukarıda mezkûr madde 3’de tevcih etdiğim suâllerimi İlgi (b ve c) mevzuât kapsamında cevâplamasını Millî Savunma Bakanlığımızdan saygılarımla arz ederim. 24.06.2019. (CİMER kayıt: 26.06.2019. 1901433131.

                                                                     

                                                                                Şükrü IRBIK

 

   

 *  *  * 

 

  Sağolsun,

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar GÜLER şu cevabı gönderdi bana;

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 *  *  * 

 

  NATO ve ABD’ye başka kıvır,

  Türk astsubayına daha başka kıvır!..

 

  Birkaç sayfa yukarıdaki satırda resimini gördüğünüz

  08 Nisan 2013 Pazartesi günü bir NATO karargâhı olan USEUCOM’a jurnallediği haberde

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,

  “Genelkurmay Başkanı  Astsubayı” Harun AĞPAK’ın ingilizce unvânın;

  “Senior Enlisted Leader” olduğunu söylüyor,

 

  Fakat

  2019 senesinde bana gönderdiği cevapda

  Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar GÜLER ise bu kez

  “Genelkurmay Başkanı  Astsubayı” Harun AĞPAK’ın ingilizce unvânın;

  “Chief of Turkish General Staff Non-Commissioned Officer” olduğunu söylüyor.

 

 *  *  * 

 

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar BÜYÜKANIT’ın 2007 senesinde yayınladığı

  İngilizce-Türkce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğüne bakdığımda;

 

  Non-Commissioned Officer” ibâresinin türkce tercümesinin

  “Astsubay” olduğunu görüyorum.

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 *  *  * 

 

  Enlisted” ibâresinin türkce tercümesinin de

  “Er” olduğunu görüyorum.

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 *  *  * 

 

  Fakat ne rezil bir durumdur ki;

  Hem “Non-Commissioned Officer” ibâresini

  Hem de “Senior Enlisted Leader” ibâresini,

  1944 senesinde icat eden Amerikan Ordusunun askerî terimler sözlüğüne bakdığımda ise;

 

  Hem “Non-Commissioned Officer” ibâresinin türkce tercümesinin

  Hem de “Enlisted” ibâresinin türkce tercümesinin

  Aslında “Er” olduğunu görüyorum.

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 *  *  * 

 

  Ne demiş atalarımız;

  Alışmış, kudurmuşdan beterdir!..

 

  1956 senesinden beri

  Gömleklerinin ilk düğmesini hep yanlış iliklemeye alışmışlar bir kere!..

 

  Yaşar gibi kıvıran Türk Genelkurmay Başkanları

  Aslında hem karakolda hem de mahkemede yalan söylüyorlar.

   

  Söyledikleri bu yalan ile bizim herbokolog Genelkurmay Başkanları;

  Kânunun “subay yardımcısı” dediği  askerleri yurt içinde “astsubay” olarak pazarlıyor,

 

  Fakat

  Yurt dışında ise Amerika’ya ve NATO’ya “er” olarak pazarlıyor!..

 

 *  *  *  *  * 

 

  Kaynağı Genelkurmay Başkanlığı olan

  Ve dahi

  USEUCOM’un kendi örütbağ sayfasında neşretdiği bu haberin can alıcı iki noktası var.

 

  Birincisi;

  USEUCOM “Kıdemli Er”’i Deniz Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,

  “Genelkurmay Başkanı AstsubayıAstsubay III Kademeli Kıdemli Başçavuş Harun AĞPAK’ın kendisinin   “mevkidaşı” olduğunu söylüyor.

 

  İkinci husus da şudur;

  “Genelkurmay Başkanı AstsubayıHarun AĞPAK’ın görev unvânının “Kıdemli Er” olduğunu söylüyor.

  Yukarıda gördüğünüz bilgileri resimlediğimizde ise

  Ortaya şöyle bir manzara çıkıyor;

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 *  *  *  *  * 

 

  Burada şu suâlleri sormamız icâb ediyor;

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in “Astsubay” dediği Harun AĞPAK’a

  USEUCOM “Kıdemli Er”’i Deniz Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr., nasıl oluyor da “Er” diyor?

 

  Kaynağı Genelkurmay Başkanlığı olan yukarıdaki bağlantıda münteşir haberde EUCOM

  Deniz Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın;

 

  • Görev unvânının Kıdemli Er” (Senior Enlisted) olduğunu,

 

  • Ve kendisinin, Harun AĞPAK’ın “mevkidaşı” olduğunu beyan ediyor.

 

 

  “Mevkidaşlık”; iki muhtar, iki kaymakam, iki başbakan, iki subay, iki asubay, iki er gibi

  Ancak eşit mevkiye sahip şahıslar arasında söz konusu olabilir.

 

  Protokolün ve saygının birinci şartı bunu emreder iken

  Görev unvânı “Kıdemli Er” olan Deniz Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,

  Görev unvânı “Astsubay” olan Harun AĞPAK’ın nasıl “mevkidaşı” olabiliyor?

 

 

 *  *  *  *  * 

 

  Yalandan Kim Ölmüş?..

 

  İşde,

  Yalandan ölmeyenlerden birisi olan Orgeneral Bekir KALYONCU da

  2013 senesinde Ankara’da oynanan “yalan tiyatrosunda” sahneye çıkmış!..

  Ve dahi

  Emekli günlerinde torunlarına anlatacağı yalanlara bir yenisini daha eklemiş.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


  Jandarma Genel Komutanı
Orgeneral Bekir KALYONCU,

  ABD EUCOM “Kıdemli Er”i Amerikalı Deniz Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın

  “Mevkidaşım” dediği Genelkurmay Başkanı Astsubayı Astsubay Harun AĞPAK’ı

  03 Nisan 2013 Çarşamba günü ziyâretini haber yapmış…

 

  Ve Mayıs ayında neşretdiği “Jandarma Dergisi” isimli derginin 136’ncı sayısında,

  Amerikalı denizci “ErRoy’un bu ziyâretini Türk kamuoyuna "gururla" duyurmuş!..

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Aşağıdaki resimde gördüğünüz üzere;

  Sol tarafda misafir Amerikalı "Er" Roy

  Sağ tarafda ise ev sahibi Türk "Astsubay" Harun...

 

   Oturmuşlar aynı masada karşı karşıya

    Şu bizim Türk "astsubaylarının" hâl-i pür melâlini istişâre ediyorlar.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir KALYONCU;

  Bu derginin 70’inci sayfasındaki haberde filfilli bir yalan üfürmüş!..

 

  Subaylarımız her boku bilirler ya!..

  Tıpkı komutanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in yapdığı gibi

  Orgeneral Bekir KALYONCU da bir kerâmet gösdermiş ve

  Amerikalı Deniz “ErKıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın “Astsubay” olduğunu söylemiş.

 

  Bekir KALYONCU;

 

  •   Evvelâ, harbiye’de şişe şişe mürekkep yalamış ve subay olmuş,

 

  •   Sonra girmiş Harp Akademisine, gece-gündüz dirsek çürütmüş ve kurmay subay olmuş,

 

  •   Daha sonra da okumuş, öğrenmiş. Sadâkat ve liyâkatını isbat edip Orgeneral subay olmuş!..

 

  •   En son olarak da gelmiş Jandarma Genel Komutanı koltuğuna çöreklenmiş!..

 

 

  Fakat

  Aynı Orgeneral Bekir KALYONCU,

  Amerikan Ordusunda “astsubay” sınıfının mevcut olduğu yalanını söylemiş...

 

  Kendi “astsubayı” ile aynı masada yemek yemeyi zul addeden Orgeneral Bekir KALYONCU,

  Amerikanın “Er”ine Ankara’da “Astsubay” muamelesi etmiş!..

 

  Yazık!..

  Orgeneral rütbesi ile piyasa yapan subay Bekir KALYONCU’nun düşdüğü şu rezil duruma bakar mısınız?..


 *  *  *  *  *  


  İkinci Rüştü ERDELHUN Vak'ası...

 

 

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL;

  Amerikalı “ErRoy M. MADDOCKS Jr.’a “Astsubay” muamelesi ediyor

  Ve kendisi için Anıtkabir’de "II numaralı askerî tören" tertip ediyor.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   51’inci Tümen Komutanı iken 1952 senesinde Tümgeneral Rüştü ERDELHUN,

 

  • Amerikalı Çavuş’a "subay" muamelesi etmiş;

 

  • Erzurum subay mahvelinde ve kendi masasında yemek yedirmiş,

 

  • Mahvele girer iken bu Amerikalı Çavuş’un parkasını kendi elleri ile alıp askıya asmış,

 

  • Mahvelden çıkar iken de askıdaki parkayı alıp gene bu Amerikalı Çavuş’a giydirmiş idi.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Genelkurmay Başkanı iken 2013 senesinde Orgeneral Necdet ÖZEL de

  Amerikalı “Er” Roy M. MADDOCKS Jr.’a Ankara’da “Astsubay” muamelesi etdi.

 

  Sonra da

  Üzerinde “Kıdemli Er” yazan çelenk ile Aslanlı Yol’da,

  Hem de Ebedî Başkomutan ATATÜRK’ün mânevî huzurunda,

  Türk astsubaylarının önünde yürütdü!..

 

  Kim bilir?..

  Kendi astsubayının sıçdığı deliğe sıçmakdan ikrah eden Orgeneral Necdet ÖZEL

  Karargâhda bu Amerikalı Er’in belki ceketini de tutup sırtına giydirmişdir!..

 

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in

  Devletlerarası mütekabiliyet ilkesini de ayaklar altına alan bu işgüzârlığı

  Ve

  2013 senesinde Amerikalı Er Roy M. MADDOCKS Jr.’ye bu yapdıkları

  Ve dahiAsubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  Türk Ordusunu

  Ve en vahimi de

  Türk Astsubaylarını düşürdüğü bu rezil durum

  Türk Ordusunun târihinde

  İkinci Rüşdü ERDELHUN vak’asıdır!

 

 *  *  *  

 

 

 

   51’inci Tümen Komutanı iken 1952 senesinde Tümgeneral Rüştü ERDELHUN’un;

 

  • Subay” muamelesi etdiği Amerikalı "Çavuş’a"  subay mahfelinde yemek ısmarladığını,
  • Subay mahfeline girer iken Amerikalı "Çavuş'un ceketini sırtından kendi elleri ile alıp askıya asdığını,
  • Subay mahfelinden çıkar iken de askıdaki ceketini alıp Amerikalı "Çavuş' a kendi elleri ile giydirdiğini,

        

    Gözleri ile gören 27 Mayıs darbeci subayı Topcu Üsteğmen Şefik SOYUYÜCE,

    Anlatdığı bu rezilliğin resimini ortaya koyamamış ve bu vak'a, şehir efsânesi olarak kalmış idi...

 

   Fakat

   Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK,

   2013 senesinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in,

   Amerikalı Er Roy M. MADDOCKS Jr.’a  Anıtkabir’de “astsubay” muamelesi etdiğinin resimini,

   Türk kamuoyunda ilk defâ olmak üzere bu makâlemde bir kez daha târihe kayıt ediyorum.

 

 

   

 *  *  *  *  * 

 

   Amerikalı asker Roy M. MADDOCKS Jr.,

   Kendisinin “Er” olduğunu söylüyor. Bu söylediklerine delil olarak da şu mevzuâtı beyan ediyor;

 

  • 1949 Cenevre Sözleşmesi (GC-III)

 

  • 1951 Kuzey Atlantik Andlaşmas’ına merbut STANAG 2116,

 

  • 1956 ABD Anayasa’sı, Silâhlı Kuvvetler Personel Kânûnu. (US Code Title 10 – Armed Forces, dtd. August 10, 1956. Chapter – I, 101. Definitions).

 

   Bu mevzuâtın resmini çizdim. Ortaya şu manzara çıkdı;

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1777 senesinde kurulduğu günden beri

   Amerikan Ordusunda 2 sınıf asker var;

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

    1. Er

 

    2. Subay

 

 

 *  *  *  *  * 

 

   Bizim Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL ise;

   Aşağıda gördüğünüz şu kânunları ihlâl etdi;

 

  • 22.05.1930 târih ve 1632 sayılı Askerî Cezâ Kânunu,

 

  • 02.07.1951 târih ve 5802 sayılı Astsubay Kânunu,

 

  • 04.01.1961 târih ve 211 TSK İç Hizmet Kânunu (Md-10, kıdem),

 

  •  27.07.1967 târih ve 926 sayılı TSK Personel Kânunu (Ek Md.21),

 

   Amerikalı Eri, Türk Astsubaylarının önünde yürütmek fiili ile

   Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL aynı zamânda

   T.C Devletinin taraf olduğu şu uluslararası andlaşmaları ve Anayasaları iğfal etdi;

 

  • 1949 Cenevre Sözleşmesi (GC-III)

 

  • 1951 Kuzey Atlantik Andlaşmas’ına merbut STANAG 2116,

 

  • 1956 ABD Anayasa’sı, Silâhlı Kuvvetler Personel Kânûnunu. (US Code Title 10 – Armed Forces, dtd. Aug.10, 1956. Chapter – I, 101. Definitions).

 

  • 334 sayı ve 27/05/1961 târihli T.C. Anayasası, Md. 65.

 

  • 2709 sayı ve 18/10/1982 târihli T.C. Anayasası Md. 90.

 

   Bu mevzuâtın resmini çizdim. Ortaya şu rezil manzara çıkdı;

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


   1777 senesinden beri Amerikan Ordusunda olduğu gibi

   T.C. Devletinin kurucu Reisicumhuru Mustafa Kemâl ATATÜRK de

   1935 senesinde T.C Ordusunu 2 sınıf asker ile teşkil etdi;

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1. Mükellef Er

 

   2. Muvazzaf subay

 

 

   Fakat

   ATATÜRK’ün ölümünden sonra tezgahladıkları fitne kânunlar ile

   Hâin subaylarımız bugüne kadar ordumuza tam 6 sınıf asker doğurtdu!..

 

 

 *  *  *  *  * 

 

  Her Boku Bilen Asker; Bizim Subaylar!..

 

  Subaylarımız her boku bilirler ya!..

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL de

  İngilizce “Enlisted” kelimesinin Türkce karşılığının “Er” demek olduğunu pekâkâ biliyor idi.

  Bu cümlenin neticesi olarak Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL;

  Yüzüne karşı “Astsubay” olduğunu söylediği Harun AĞPAK’a bilerek ve isdeyerek “Er” dedi

  Ve dahi

  Amerikalı “Er” Roy’un yanında “Astsubay” Harun AĞPAK’a bilerek “Er” muamelesi etdi.

 

  Dahası,

  Hani, subaylarımız her boku bilirler ya!

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL de

  03 Nisan 2013 Çarşamba günü karargâha dâvet etdiği Amerikalı askerin

  “Er” (Enlisted) olduğunu da pekâlâ biliyor idi.

  İşde, belgesi…

  Genelkurmay Başkanlarının hazırladığı İngilizce-Türkce sözlük…

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

    İşde,

   Bu sebepden dolayı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,

   USEUCOM’a gönderdiği yukarıda gördüğünüz 08 Nisan 2013 târihli haberde

   Yüzüne karşı  “Astsubay”  dediği Harun AĞPAK’ın aslında  “Er”  (Enlisted) olduğunu yazdı.

 

 

 *  *  *  *  * 

 

   Yüzüne karşı  “Astsubay”  dediği Harun AĞPAK’ın aslında  “Er”  (Enlisted) olduğunu bilen sâdece;

 

  • Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,       
  • Genelkurmay II. Başkanı Orgeneral Yaşar GÜLER 

         Ve 

  • Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir KALYONCU değil idi, elbetde…

 

 

   Yukarıda gördüğünüz İngilizce-Türkce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğünün

   Aşağıdaki resimin sol tarafında gördüğünüz numarasız şu sayfasında peşin olarak beyan etdikleri üzere;

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  • Millî Savunma Bakanı İsmet YILMAZ, 
  • Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hayri KIVRIKOĞLU, 
  • Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Emin Murat BİLGEL, 
  • Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet ERTEN 

        Ve dahi

  • Sâhil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hasan UŞAKLIOĞLU da

 

   Yüzüne karşı “Astsubay” dedikleri askerlerin NATO'da  “Er”  (Enlisted)  olduğunu bal gibi biliyor idi…

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

 

   İsimlerini gördüğünüz bu subay güruhu üç yalan birden söylemişler;

 

  •    Amerikan Ordusunda “astsubay” isimli asker sınıfı mevcut demişler ve yalan söylemişler,

   

  •    Türk “astsubay” rütbelerini Amerikalı “erlere” giydirmişler; Amerikalı “erleri”, Amerikan Ordusunda mevcut olmayan "astsubaylığa” terfi etdirmişler ve yalan söylemişler,

   

  •    Amerikalı “er” rütbelerini de Türk “astsubaya” giydirmişler; "Subay yardımcısı" dedikleri Türk "astsubayları" da “erliğe” tenzil etmişler ve yalan söylemişler…

   

 

   Yukarıda kapak resimini gördüğünüz sözlüğün EK-C’sine ekledikleri aşağıdaki şu sayfa ile de

   Gözlerimizin içine bakarak söyledikleri bu filfilli yalanlarını gene bu subaylar kendileri tescil etmişler!.. 

 

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 2013 senesinin 03 Nisan Çarşamba günü

 Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in

 Türkiye’nin başkenti Ankara’da

 Hem de

 Başkomutanı ATATÜRK'ün huzurunda sahneye koyduğu bu rezillikler tiyatrosunda

 Yukarıda isimlerini gördüğünüz bakan ve subaylar da

 Kendi paylarına düşen "ikili kıvırma" görevini oynamak için sahneye çıkdılar… 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

  Yukarıdaki resimde kimlerin hangi sırada yürüdüklerini görebilmek için

  Aşağıdaki şu temsilî resimi çizdim.

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  • Protokolün birinci sırasında, Amerikalı denizci bir “Er

  • Amerikalı bu denizci "Er"’in arkasında saf tutmuş 4 Türk “Astsubay

  • En arka sırada ise Amerikalı bir karacı “Er” ve bir de havacı “Er”.

 

 

    262 metre uzunluğundaki Aslanlı Yol’da piyâde yürüyorlar!..

    Protokolun baş misafiri olan Amerikalı denizci Er

    Biraz sonra Misâk-ı Millî Kulesine vâsıl olacak.

    Ve oradaki kürsünün üzerinde duran 2 numaralı Anıtkabir Özel Defterini imzâlayacak.

    En son olarak da

    ATATÜRK’ün kabrine çelenk koyacak ve bir dakikalık ihtirâm duruşu gösderecek!..

 

   Peki,

   Amerikalı bu denizci Er kim?

   Anıtkabir’de ne işi var?

   Üzerinde " ABD Avrupa Komutanlığı Kıdemli Eri " yazılı çelenk de ne oluyor?

   Amerikalı denizci Er’in arkasında yayaklayan dangalak Türk Astsubayları kim?

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Fleet Master Chief Petty Officer Roy M. Maddocks, Jr. visited Anıtkabir, the mausoleum of the nation's founder, Mustafa Kemal Atatürk, and laid a wreath and observed a minute of silence, April 3, 2013 during his visit to Turkey. The command senior enlisted leader for European Command was here as part of a counterpart visit with the Senior Enlisted Leader of the Turkish General Staff Harun Ağpak where he discussed NCO and SNCO professional development and military education, met with senior enlisted leaders of the Turkish military services and visited the Sergeants Major Academy.

 

 

  Genelkurmay Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı

  “Kıdemli Er”  Roy M. MADDOCKS Jr.’ın bu ziyâret haberini hemen EUCOM’a kışkışladı…

  ABD Avrupa Komutanlığı (USEUCOM) da bu haberi

  EUCOM isimli resmî örütbağ sayfasında 08 Nisan 2013 Pazartesi günü bütün dünyâya ilan etdi...

 

 

  Kaynak: (https://www.eucom.mil/media-library/photo/24823/fleet-master-chief-petty-officer-roy-m-maddocks-jr-visited-antkabir-the-mausoleum-the-country-of-turkeys-founder-mustafa-kemal-ataturk)

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  EUCOM’un örütbağ ana sayfasında teşhir edilen bu haberde

  Genelkurmay Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı şöyle dedi;


    ABD Avrupa Komutanlığı “Kıdemli Er”’i Deniz Er Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,

    “Mevkidaşı” olan Genelkurmay Başkanı “Kıdemli Er”’i  Harun AĞPAK’ı  ziyâret  etmek için Türkiye’de idi.”

 

 

  *  *  *  *  * 

  

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Bizim her boku bilen subaylarımız;

  Türk Milletinin önüne çıkıyor ve

  1951 senesinden beri şöyle diyorlar;

 

  “Harun, Astsubay’dır”

 

 

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Sonra da

  Yeldir yepelek Amerika’ya ve NATO’ya gidip

  Oralarda laf geveliyorlar.

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

     Türk Milletine söylediklerinden çok farklı konuşuyorlar

     Ve şöyle diyorlar;

 

    “Harun, Er’dir”

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  Türk Ordusunda devşirdiği Türk(!) subaylar sâyesinde

  Soros, işin sırrına ermiş idi bir kere…

 

  Türkiye’nin “ en iyi ihraç malı, askeri ” idi nasıl olsa!..

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  İşde,

 

  Bu adamın bu aşağılık sözünü yalayıp yutmuş olmalılar ki

  Her boku bilen Amerikan perestiş subaylarımız,

  Biz asubayları Amerika ve NATO’ya bu kez de hiç utanmadan “Er” olarak pazarlıyorlar.

 

 *  *  *  *  * 

 

  Ey Türk Astsubayı!..

  Söyle Bana, Allah Aşkına! Sen Nesin?..

  Astsubay mı?

  Er mi?..

 

  Kıymetli vatandaşlarım ve muhterem asubay meslekdaşlarım;

  Asubay Tefrikası isimli makâle silsilesinin yedincisi olan işbu makâlemizde

  Buraya kadar verdiğimiz bilgi ve beyan etdiğimiz belgeler şâhidliğinde

  Bu “aldatanlar-aldananlar” tiyatrosunun son rezâlet perdesi de

  İşde, şöyle oluyor;

 

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

    Sâhil Güvenlik Komutanlığından emekli Asubay

    Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK,

    Bu kepâzeliği

    Türk milletine

    Ve dahi

    Dünyâ  kamuoyuna

    Bugün bir kere daha teşhir ve ilân ediyorum;

 

    Dünyânın hiçbir ordusunda;

 

  • Böyle "ikili kıvıran subaylar" yokdur!..

 

  • Böyle köle muamelesi edilen “astsubay” isimli bir asker sınıfı yokdur,

 

  • Böyle bir rezillik de yokdur!..

 

     Duyduk duymadık demeyin!..

 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

   27 Mayıs darbecisi subayların 1967 senesinde tertip etdiği

   Ve bir darbe kânunu olan 926 sayılı TSK Personel Kânununun 84’üncü maddesi

   Astsubayların “kıdem sırasını” mufassal bir şekilde şöyle tanzim eder;

               

         TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU (1)

         

          Kanun Numarası            : 926

          Kabul Tarihi                    : 27/7/1967

          Yayımlandığı R. Gazete : Tarih  : 10/8/1967   Sayı : 12670

          Yayımlandığı Düstur       : Tertip : 5   Cilt : 6   Sayfa : 2352

   I – Kıdem ve kıdem sırası:

             Madde 84 – (Değişik: 2/7/2000 - KHK - 607/10 md.; Değiştirilerek kabul: 10/5/2006-5497/7 md.)

             Kıdem ve kıdem sırası aşağıdaki esaslara göre düzenlenir:

    a) Rütbelerde kıdemler, onay metninde yazılı tarihten başlar. (1)

    b) Aynı günde astsubaylığa nasbedilenler arasında kıdem sırası, okullarda kazanılan not ortalamalarına göre tespit edilir ve bunlar kendi aralarında sıralanırlar.

   c) Aynı rütbe ve nasıplılar arasında kıdem sırası, her yıl tespit edilen yeterlik derecesine göre saptanır. Aynı rütbe ve nasıplı olup, değişik kaynaklardan yetiştiğinden yeterlik derecesi kıyaslanamayan astsubaylar arasındaki kıdem sırası aşağıda belirtilmiştir:

    1. Astsubay meslek yüksekokulu mezunları.

    2. Uzman jandarmalıktan astsubay olanlar.

    3. Uzman erbaşlıktan astsubay olanlar.

    4. Kıt'a erbaş ve erlerinden astsubay olanlar.

    5. Sözleşmeli astsubaylıktan  muvazzaf astsubay olanlar.

    6. Sivil kaynaktan muvazzaf astsubay olanlar.

    7. Sözleşmeli astsubaylar.

    d) Çeşitli sınıflara mensup, aynı rütbe ve nasıplı astsubaylar arasındaki kıdem sırası aşağıdaki önceliğe göre;

    1. Yeterlik dereceleri,

    2. Astsubaylık hizmet süreleri,

    3. Bir önceki rütbeye yükselme tarihleri,

    4. Bir önceki rütbenin son yılında tespit edilen yeterlik dereceleri,

    5. Bu durumda da eşitlik varsa, eşitlik bozuluncaya kadar sıra ile bir önceki rütbenin son yılında tespit edilen yeterlik dereceleri,

  dikkate alınarak belirlenir.

    e) Her ne sebeple olursa olsun sınıfı değiştirilenler, yeni sınıflarındaki yeterlik dereceleri tespit olununcaya kadar, yeni sınıfının aynı nasıplılarının sonunda sıralanırlar.

    f) Kuvvetleri ayrı olan aynı rütbe ve aynı nasıplı astsubayların kıdem sırası;

    1. Aynı yıl terfi edenlerden kıdem almadan yükselenler,

    2. Her ikisi de kıdem alarak yükselmiş ise bir önceki rütbeye yükselme tarihi önce olanlar,

    3. Bütün şartlar aynı ise mensup olduğu kuvvete göre sıra ile kara, deniz, hava, jandarma, sahil güvenlik,

        diğerlerine nazaran kıdemlidir.

             Yukarıda belirtilen ilkelere göre kıdem ve kıdem sırasının belirlenmesine ilişkin diğer usûl ve esaslar Astsubay Sicil Yönetmeliğinde gösterilir.

 

    TSK Personel Kânuna göre;

   Önce “subay yardımcısıdır” deyip pışpışladığı

   Sonra da kendi sınıf arkadaşları arasında “kıdem sırasına” göre hizaya getirdiği astsubayları

   Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,

   Anıtkabir’de Amerikalı “Er”’in arkasında yürütdü!..

   

   Bu fiili ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,

   TSK Personel Kânununun yukarıda gördüğünüz 84’üncü maddesini bütün dünyânın gözleri önünde ihlâl etdi.

 

 

 

   Her boku bilen subaylarımız protokol konusunda şöyle der;

   “Protokolde yüzde doksan dokuzluk başarı, başarı değildir!

 

   Bu söze Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK da bugün burada şu söz ile mukabele ediyorum;

   Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in kendi astsubayına yapdığı bu saygısızlık da

   2013 senesinin 03 Nisan Çarşamba günü târihin Anıtkabir'de kaydetdiği

   “Yüzde yüzlük bir protokol rezâletidir!

 

 

 

 

 *  *  *  *  * 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

  Ey, Çadırcı!

 

  İçdiğin şarap, sevdiğin güzel idi.

  Gitdin câmiye, niyetin kilim aşırmak idi!..

 

  Lâkin;

  Dilinden dökülen hiçbir kelâm yalan,

  Sen de yalancı değil idin, be!..

 

 

 *  *  *  *  * 

 

  Şimdi de hakikâti konuşmanın vakdi geldi...

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 *  *  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

      Evvelki bölümleri ve kısımları okumak için resimleri tıklayınız        

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKSahil Güvenlik Komutanlık BrövesiKapak 5

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

  

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

   

 

Aldatanlar Ülkesinin Aldatılmaya Doymayan Askeri; Asubaylar 6-7

 

 

 

   Ey muhtrem vatandaşlarım,

   Ey kıymetli meslekdaşlarım; İşitin bu sözlerimi!...

   Çünkü daha evvel hiçbir yerde duymadınız, görmediniz, okumadınız!

   Bugüne kadar da hiç kimse bilemedi ya da söyleyemedi bu hakikâti…

 Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   600 küsûr sene hüküm süren saltanât döneminde;

   Osmanlı devletinin avam (reaya) sınıfı, padişahlarımızın kulu, kölesi idi.

   Kendisinin “Zillullah-ı fi’l-arz” olduğuna inanan padişahımız “urun kellesini!” dedikde;

   Kelime-i şahâdet bile getiremeden o zavallı kulun kellesi hemen oracıkda urulur idi!..

 

   Cumhuriyet idâresi başladıktan sonra Türk Milleti;

   ATATÜRK sâyesinde padişahın kulu-kölesi olmakdan kurtuldu.

 

   Hâkimiyet, bilâ kayd ü şart milletin oldu!

   Millet; kendi akıbetine, kendi istikbâline sâhip çıkdı.

   Hür bir fert ve müstakil bir yurtdaş olarak

   T.C devletinin bütün haklarından eşit olarak istifâde etmeye başladı.

 

   Fikri hür, vicdânı hür, irfânı hür hâkim ve savcıları olan Cumhuriyet mahkemelerinde

   Kendini müdafaa etmek hakkını elde etdi.

 

   En düşük dereceden devlet hizmetine giren bir vatandaş,

   Anayasamızdan neşet eden “kendini geliştirme hakkını” kullandı.

 

   Devletin  işcisi ve memuru olarak hem görevine devâm etdiler

   Hem de aynı zamânda yüksek tahsil yapdılar.

   Örnek mi?

   Devletde memur olarak çalışmaya başlayan

   Abdüllatif ŞENER ve Bekir BOZDAĞ bunlardan sâdece ikisi.

   Devletde maaşlı imamlık yapar iken birincisi siyâset, ikinci hukuk okudu.

 

   Bekci ise şâyet okudu ve polis olabildi.

   Hemşire ise şâyet okudu ve doktor olabildi.

   İmam ise şâyet okudu ve avukat oldu. Kaymakam, vâli olabildi.

   Amele ise şâyet okudu ve mühendis olabildi.

 

   Bunları yaparken de kimseden himmet, merhamet dilenmedi.

 

   Çevrenizdeki konu komşuya bakarsanız buna benzer örnekleri sizler de görebilirsiniz.

 

   Fakat

   İnanması pek zor olsa da Cumhuriyet idâresine geçiş,

   “Astsubay” denilen askerler üzerinde tam aksi yönde tesirler yapdı.

 

   Osmanlı Ordusundaki haklarını “astsubaylar”,

   Cumhuriyet döneminde bir bir kaybetmeye başladılar.

 

   İşde,

   Şimdi okuyacağınız Asubay Tefrikası’nın 6'ncı bölüm 7’nci kısımını teşkil eden bu makâlemizde inşallah

 

   “Astsubay” denilen askerlerin ATATÜRK sonrası Cumhuriyetinde gasp edilen bir hakkından söz edeceğiz…

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 2

   2016 senesine kadar

   Ordumuzu sevk ve idâre eden Genelkurmay Başkanlığımızın

   Bugün “astsubay” dediği askerleri;

   Deniz Kuvvetlerimizde nasıl kandırdığını burada belgeleri ile isbat etdik!

 

*  *  * 

 

Asubay Tefrikası 6 3

   Hava Kuvvetlerimizde nasıl kandırdığını

   Burada belgeleri ile isbat etdik!

 

*  *  * 

 

Asubay Tefrikası 6 4

   Kara Kuvvetlerimizde nasıl kandırdığını da

   Burada gene belgeleri ile isbat etdik!

 

*  *  * 

 

   “Subaylığa nakil edilmek şartı” ile

   1951 senesinde Başbakan Adnan MENDERES’in

   5802 sayılı kânun ile teşkil etdiği “astsubay” dedikleri askerlerin

   “Sicilen subaylığa terfi” edilmesi konusunda Genelkurmay Başkanlarımızın; 

Asubay Tefrikası 6 5

  • Hem Başbakan Adnan MENDERES’i,
  • Hem TBMM’yi,
  • Hem de “astsubay” dedikleri askerleri nasıl kandırdığını belgeleri ile isbat etdik!

 

*  *  *  

 

   27 Mayıs’ın karanlık suratlı darbeci subaylarınınAsubay Tefrikası 6 6

   1967 senesinde tertip etdiği 926 sayılı kânun ile

   Astsubayların “tahsilen subaylığa terfi” hakkını

   TBMM’de nasıl da hâince gasp etdiğini belgeleri ile isbat etdik!

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

   Asubay Tefrikası’nın altıncı bölüm yedinci kısımını terkip edecek bu makâlemizde gene

   “Astsubay” ismi verilen köle askerlere atılan başka bir kazığı daha teşhir edeceğiz evvel Allah…

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

   Bu makâleyi ben 2018 Kasım ayında yazmaya başladım.

   Fakat 2019 senesinin ilk ayı olan Ocak’da tamamlayabildim.

   1076 sayılı kânun makâlemizin bu kısımının konusu.

   ATATÜRK’ün 92 sene evvel yapdığı bu kânunun 2019 senesindeki son durumunu görüyorsunuz aşağıda.

   Temiz bir kâlp ve iyi niyet ile bakdığımda; gözlerini dünyâya yeni açmış bebek mâsumiyetine bürünmüş bir kânun gördüm karşımda.

   Fakat

   Subay var ise şâyet mutlaka bir çapanoğlu vardır içinde dedim kendi kendime.

   Çünkü bugüne kadar bu kâide hiç değişmedi!..

   Bilim aklı, sağlam bir vicdân ve hür bir irâde ile tetebbu edince de gördüm ki

   Hakikâten şeytânî bir hile gizlenmiş bu kânunun içine…

   İşde; sûreti, bebek mâsumiyeti ile bize bakan bu kânunun 2019 Ocak ayındaki tâze ekran görüntüsü!

   Bu mâsum sûretin arkasında gizli olan şeytânî suratı da makâlemizin aşağıdaki bölümlerinde göreceksiniz.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   1927 seneli bu kânundaki “gedikli küçük zâbit” denilen askerlerin

   2019 senesinde “astsubay” dediğimiz asker kişiler olduğunu hatırlatalım.

   Yeni adı ile 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kânununun

   Yukarıdaki çerçeve içindeki ikinci maddesinin sarı boyalı kısımlarını okuduğumuzda şunu öğreniyoruz;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Kânunun bu hükmü, içinde yaşadığımız 2019 senesinde de aynı şekilde yürürlükde!..

   Fakat

   Uygulamaya bakdığımızda gedikli küçük zâbitlerin;

 

  • Yedek subay (ihtiyât zâbiti)

 Ve dahi

  • Yedek askerî memur yapılmadığını görüyoruz, biliyoruz.

 

   O vakit burada durmak ve şu suâli sormak geliyor aklımıza;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Bu suâllerin cevaplarını bulmak için

   Kandırmacalar foliminin 1909-1910 senelerine ait makarayı oynatmamız gerekecek.

   Senelerin, şâhısların ve kânunların şâhidliğinde bir folim bekliyor bizi bugün, evvel Allah.

   Haydi, Eski Tüfek! Bu kadar tıraş, Zemheri ayında cilde zarar…

   Oynat bakalım şu folimi!...

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

   Sene, 1910… Tıpkı 15 Temmuzcuların yapdığı gibi;

 

   31 Mart Vak’asını bahâne eden zâbitân, siyâset ve münevver gürûhu

   Osmanlı Devletini evvelâ yıkdılar!

   Sonra da Meclis-i Mebusân’ı, Meclis-i Ȃyan’ı, askerini ve devletin tekmil teşkilâtını ele geçirdiler.

   Bu darbeciler;

   Kukla olarak oynatacaklarını iyi bildikleri Sultan Mehmed Reşad’ı da padişah tahtına oturtdular.

   Saltanât başı ve başkomutanımız Sultan Mehmed Reşad idi.

   31 Mart darbecibaşı Müşir Mahmut Şevket Paşa;

   Meclisleri ilga edip kapılarına kilit vurmuş

 

   Ve dahi

   Tertip etdiği bir nizamnâme ile Berrî (Kara) Küçük Zâbitliği (Asubaylığı) 1909 senesinde cebren ve hile ile ihdâs etmiş idi.

   Kara ordumuzda ilk kez “küçük zâbit” yetiştirmek üzere teşkil etdiği Dersaadet Küçük Zâbit Mektebi;

   İlk mezun 173 "kıdemli küçük zâbiti" "kıdemli çavuş" rütbesi ile 1911 senesinde vermiş idi.

 

   Bir başka ifâde ile;

   1909 senesine kadar Berrî (Kara) ordumuzda “küçük zâbit” denilen köle askerler henüz mevcut değil idi.

   Çünkü

   Osmanlı padişahları, ordumuzda böyle “ortada sandık” bir asker sınıfını asla isdemiyorlar idi.

 

*  *  *  *  *

 

   1910 senesinde Osmanlı Devletinde iki kademeli bir meclis var idi;

 

1. Meclis-i Mebusân

 

2. Meclis-i Ȃyan

 

   Bizim padişahlarımız girişdiği harblerde muvaffak olmak için saray müneccimlerinden medet umar iken

   Avrupa devletleri akıllı bilim adamları ve zâbitânı sâyesinde sanayi devrimini çokdan başlatmış

   Ve dahi

   Dünyâyı sömürmek için ölümüne bir yarışa başlamışlar idi.

   Bu yarış öyle acımasız bir hızla artarak devâm etdi ki.

   Aklı başında devlet adamları ve subaylar eşi benzeri görülmemiş bir harbin mukadder olduğunu görebildiler.

 

   Bizim “mektebli” zâbitân heyetimiz ise;

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  • Evvelâ 1908 İkinci Meşrutiyet İhtilâli,

  • Akabinde 1909 31 Mart Vak’ası,

  • Ahiren de 1913 Bab-ı Ȃli baskınından sonra “hasta adam” Osmanlı Devletini yıkdılar.

 

   Osmanlı Ordusunda tam anlamı ile bir cadı avı başladı.

   Zâten 31 Mart Vak’asından hemen sonra orduda müthiş bir tasfiye başlamış idi.

   Darbeciler, kendilerine karşı duran “mektebli” ve “kalın kafalı” dediği “alaylı” zâbitân heyetinin handiyse nıfsını ordudan tard etdiler.

   Geri kalan yarısının da rütbelerini tenzil etdiler.

   Tükenmiş Osmanlı Devletinin ölüsünü ele geçiren darbeci Mahmut Şevket Paşa ve dışarıdan beslemeli-feslemeli siyâsetciler,

   Başlamak üzere olan büyük harbe orduyu hazırlamak için peşpeşe kânunlar tertip etdiler.

   Ve bu kânunlar ile ordumuzda daha evvel mevcut olmayan iki yeni asker sınıfı teşkil etdiler;

 

    1. Küçük zâbitlik

 

    2. İhtiyât zâbitliği

 

   İşde bugün biz burada ihtiyât zâbitliği kânununa kalem batıracağız inşallah.

 

*  *  *  *  *

 

   Sözde 31 Mart Vak’asının efsane(!) komutanı Müşir Mahmut Şevket (KETHÜDAZȂDE) Paşa,

   Bu isyanı basdırmada gösderdiği kahramanlıkdan(!) dolayı hemen Harbiye Nâzırlığına terfi etdi.

 

 

   Orduyu Osmaniyi zapdu rapt altına alan Harbiye Nâzırı Müşir Mahmut Şevket Paşa;

   “Küçük zâbit” ismini verdiği asker sınıfını Berrî (Kara) Ordumuzda ilk defâ olmak üzere 1909 senesinde teşkil etdi.

   09 Ekim 1909 târihli Dersaadet Küçük Zâbit Mektebi Nizamnâmesi Madde- 47’de şu hüküm var idi;

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1909 senesinde küçük zâbitliği” icâd etmesinden aylar sonra Mahmut Şevket Paşa bu kez de

   1910 senesinde Avrupa’dan aşırma yeni bir “zâbit” sınıfı teşkil etdi.

   İhtiyât zâbitliği ismini verdiği bu yeni zâbit sınıfının meclislerde kabul edilen sekizinci maddesi şöyle diyor idi;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1910 seneli İhtiyât Zâbitânı Kânununun,

   Yukarıdaki çerçeve içinde gördüğünüz sekizinci maddesini okuduğumuzda şunu öğreniyoruz;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   İhtiyât Zâbitânı Kânununun yukarıdaki çerçeve içindeki dokuzuncu maddesini okuduğumuzda şunu öğreniyoruz;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Aşağıda gördüğünüz sarı çerçeve içindeki kânun maddesinde gizli olan çok önemli iki husus var;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    Birinci husus şudur;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   İkinci husus da şudur;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Bu bilgiyi ilk defâ burada sizler duydunuz.

   Bir de bugün kimler ve nasıl yedek subay (ihtiyât zâbiti) oluyor, ona bakın hele!

   Bırak gâzi olanı, hele şehid olanı!..

   1927 senesinden beri askerliğini “er” olarak yapmış bir tek Genelkurmay Başkanı mahdumu var mıdır acap?

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Osmanlı Berrî (Kara) Ordusunun “küçük zâbit” ismi verilen askerleri 10 sene başarılı hizmetlerinden sonra

   1910 seneli İhtiyât Zâbitânı Kânununa göre ihtiyât mülâzim sâni (asteğmen) oluyorlar idi.

   Bu uygulama, Osmanlı Devletinin teslim olduğu 1918 senesine kadar devâm etdi.

   Evvelâ teslim olan sonra da yıkılan Osmanı Devleti’nin mirâsı üzerine Cumhuriyeti kurduk ve ilân etdik.

   600 küsûr seneden beri padişahın kölesi olan reaya, Cumhuriyet ile birlikde fikri hür, vicdânı hür ve irfanı hür birer yurtdaş oldu.

   ATATÜRK gibi nâmuslu, âdil, basiretli, haksever ve halksever bir devlet adamının kılavuzluğunda medeniyete yürüyen millet;

   Eğitim, sağlık ve adâlet gibi temel vatandaşlık haklarından eşit olarak faydalanmaya başladı.

   İnsan haklarındaki bu tekâmül ve inkişâfdan T.C Ordusunun askerleri de nasiblerini aldılar.

   1927 senesinde TBMM,

   1076 sayılı İhtiyât Zâbitleri ve İhtiyât Askerî Memurları Kânûnunu meriyyete koydu.

   Aşağıda, bu kânunun birinci ve dördüncü maddelerini görüyorsunuz.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1076 sayılı kânunun yukarıda gördüğünüz birinci maddesini izah etmeye zannederim ki hâcet yok!

   Dördüncü maddesinin özeti de şöyle oluyor;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Her şey yerli yerinde… Kânunun muhtevasına bakdığımızda;

   1910 seneli kânuna göre gedikli küçük zâbitlerin  ihtiyât zâbitliğine  terfi etmesinin daha kolay hâle getirildiğini görüyoruz.

   Bu kânundan neşet eden hakkını kullanan gedikli küçük zâbitlerin, ihtiyât mülâzımlığına terfi edildiğine dâir belgeleri

   Makâlemizin ilerleyen bölümlerinde fâş eyleyeceğiz.

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

   Kurucu Reisicumhurumuz ATATÜRK,

   1927 senesinde başka bir kânun daha meriyyete koydu.

   Mükellef askerlik hizmetini tanzim eden bu kânunun ismi

   Askerlik Mükellefiyeti Kânunu idi.

   Bu kânunun birinci maddesi şöyle diyor idi;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   5802 sayılı Astsubay Kânununa göre;

   1951 senesinden beri “astsubay” dediğimiz asker sınıfı, işde tam da bu târife uymakdadır.

 

   Netice itibârı ile;

   Bugün “astsubay” dediğimiz asker kişiler aslında 1927 senesinden beri efrâd (erât)’dır.

 

   Yukarıda sizlerin de gördüğü üzere;

   Bu kânun, her erkek vatandaşın istisnasız olarak askerlik yapmasını emrediyor idi.

   Yeri gelmiş iken bir hakkı sâhibine teslim edelim.

   ATATÜRK’ün yapdığı bu kânunu ilk delen kişiler;

  • 1980 senesinin Cumhurbaşkanı emekli subay darbeci zottirik Kenan EVREN

        Ve dahi

  • Başbakan darbeci paragöz Turgut ÖZAL’dır.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   ATATÜRK’ün hazırladığı bu kânunun en önemli tarafı da şudur;

   1927 senesi itibârı ile T.C Ordusunda iki sınıf asker var idi.

   Bu kânuna göre “mükellef” askeri saymaz isek şâyet ordumuzda sâdece  muvazzaf zâbit  (subay) var idi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

   Askerlik Mükellefiyeti Kânununun Türk askerlik mesleğine getirdiği yeniliklerden birisi de

   Bu kânunun onbirinci maddesinde söz edilen “gönüllü askerlik” idi.

   Buradaki “gönüllü askerlik”, ABD ordusunun bugün uyguladığı “gönüllü” (enlisted) askerliğin ta kendisi idi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

   ATATÜRK dönemi Türk Ordusunda askerlere verilen haklar sürekli olarak inkişâf etdi.

   Cumhuriyetin kurucu irâdesi;

   Askerlik mesleğini câzip hâle getirmek için askerlere peşpeşe yeni haklar ve terfi fırsatları verdi.

   1927 senesinde gedikli küçük zâbitâna, ihtiyât zâbitânı olma hakkını vermişler idi.

   1932 senesinde bu kez de

   Bir kısım gedikli küçük zâbitâna askerî memurluğa nakil hakkı verildi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1931 sayılı bu kânun ile;

   Sıhhıye,

   Nalbant,

   Müzika,

   Tüfekci

   Ve emsâli meslek mensubu gedikli küçük zâbitler, yedinci sınıf ihtiyât askerî memurluğuna nakil edildi.

   (T)B.M.M Yüksek Reisliğine takdim etdiği kânunun esbâb-ı mucibesinde Başvekil İsmet (İNÖNÜ) şöyle dedi; 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

   1910 seneli İhtiyât Zâbitân Kânûnu

   Ve dahi

   1927 sene ve 1076 sayılı İhtiyât Zâbitleri ve İhtiyât Askerî Memurları Kânûnundan neşet haklarını kullanan gedikli küçük zâbitler, ihtiyât zâbitliğine (yedek subay) terfi etdiler.

   İşde;

   Bu gedikli küçük zâbitândan piyade gedikli başçavuş Hüseyin oğlu M. Kemal’in

   İhtiyât asteğmenliğine terfi etdiğine dair Reisicumhur M. Kemal ATATÜRK’ün 1937 senesinde imzâladığı kararnâme.

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

   1932 senesine vâsıl olduğumuz günlerde; ATATÜRK sonrası Cumhuriyetini idâre eden eşhâs şunlar idi;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   ATATÜRK vefat etdikden bir ay sonra TBMM, aşağıda gördüğünüz kânunu kabul etdi.

   Bu kânun;

  • 1927 senesinde kabul edilen 1076 sayılı kânun ile

  Ve dahi

  • 1932 senesinde kabul edilen 1931 sayılı kânun ile

 

   Gedikli küçük zâbitlere verilen ihtiyât zâbitliği ve ihtiyât askerî memurluğuna nakil hakkını bir kerte daha ileriye götürdü.

 

   Önceki kânunlara göre “asteğmen” rütbesine nakil edilen gedikli küçük zâbitler;

   Bu kânunun meriyyete konulması ile bir rütbe yukarıdan olmak üzere artık “yedek teğmen” rütbesine nakil edilecekler idi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Bu kânundaki “gedikli erbaş” tâbiri dikkatinizi çekmişdir.

   Gedikli küçük zâbitlikden bahseder iken “gedikli erbaş” nereden çıkdı diye haklı bir suâl sorabilirsiniz.

   Bunun sebebini öğrenmek için Çünkü Asubay isimli makâlemizi okumanızı tavsiye ederim. Bu, birinci husus...

   İkinci hususa gelince;

   Bu kânunun kabul edilmesinin asıl maksadı;

   Ordumuzun “mükellef asker” sınıfına dâhil olan “gedikli küçük zâbit” tâbirini “gedikli erbaş” olarak değişdirmek idi.

   Bunun ise uluslararası andlaşmalardan kaynaklanan haklı bir gerekcesi var idi.

   Çünkü

   Napolyon’un 1798 senesinde mükellef (mecburî) askerliği ihdâs etmesinden buyana

   Askerlik “mükellef vemuvazzaf” olmak üzere iki sınıf hâlinde teşekkül etmeye başlamış idi.

   Devletimizin taraf olduğu milletlerarası andlaşmara göre de askerlik iki sınıf olarak tekâmül etmiş idi.

   Bu andlaşmalardan birisi de 1929 Cenevre Sözleşmesi idi.

   Bu sözleşmeye göre harp esirlerine yapılacak muamele konusunda askerler iki sınıf hâlinde tasnif ediliyor idi.

   Bu asker sınıfları şunlar idi;

 

 images/stories/sukru-irbik/asubay-tefrikasi-6-7/36.jpg

   1949 senesinde teşkil edilen

   Ve dahi

   Türkiye’nin 1952 senesinde taraf olduğu NATO’ya göre de askerler yukarıda görülen iki sınıf hâlinde tasnif ve tefrik edilir.

   Bugün bizim ordumuzdaki “muvazzaf astsubay” ismi verilen

   Ve dahi

   Bu andlaşmalara göre aslında “mükellef asker” sınıfına dâhil olan uyduruk asker sınıfının kânunsuz oluşu,

   Hem de Anayasa’ya göre kânunsuz oluşunun temel kaynağı da işde, gene bu milletlerarası andlaşmalardır.

   Bu konuda daha fazla bilgi edinmek için;

   Sözün Doğrusu

   Ve dahi

   Beterin Beteri isimli makâlelerimizi okuyunuz.

   3543 sayılı bu kânun için Başvekil Celal BAYAR’ın

   (T)BMM Yüksek Reisliğine takdim etdiği mucip sebep ise şöyle idi;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

   1910 seneli İhtiyât Zâbitân Kânûnu

   Ve dahi

   1927 sene ve 1076 sayılı İhtiyât Zâbitleri ve İhtiyât Askerî Memurları Kânûnundan neşet haklarını kullanan gedikli küçük zâbitler,

   İhtiyât zâbitliğine (yedek subay) terfi etdiler.

   İşde;

   Bu gedikli küçük zâbitândan piyâde gedikli başçavuş Eyüğ oğlu Ahmet AKINERİ’nin

   Yedek piyâde teğmenliğine terfi etdiğine dâir Reisicumhur İsmet İNÖNÜ’nün 1944 senesinde imzâladığı kararnâme.

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

   1950 senesi Mart ayına vâsıl olduğumuz günlerde devletin başında aşağıdaki devlet adamları oturuyor idi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Bingöl milletvekili Feridun Fikri DÜŞÜNSEL, 18 Şubat 1950 Cumartesi günü TBMM’ye bir kânun teklif verdi.

   “Gedikli” olarak söz etdiği askerler hakkında verdiği kânun teklifinin gerekcesi de şöyle idi;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Fikri DÜŞÜNSEL’in yuvarladığı bu kânun teklifine,

   Dönemin Başbakanı Şemsi GÜNALTAY yolda bulmuş gibi sevindi. Hemen bir dilekce yazdı.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Gedikli Erbaş Kanun Tasarısı (1/732)

T.C.

Başbakanlık

Muamelât Genci Müdürlüğü

Tetkik Müdürlüğü

Sayı: 71 -1591    

                                                                                                                                  1.3.1950

 

Büyük Millet Meclisi Yüksek Başkanlığına

 

   Millî Savunma Bakanlığınca hazırlanan ve

   Bakanlar Kurulunca 28.11.1950 tarihinde Yüksek Meclise sunulması kararlaştırılan

   Gedikli Erbaş Kanunu tasarısı ile gerekçesinin ilişik olarak sunulduğunu saygılarımla arzederim.

   Başbakan

   Şemsettin Günaltay

 

 

 

*  *  *  *  *

 

   Ve Başbakan GÜNALTAY, bu bu dilekcesini aşağıda gördüğünüz “gerekce” ile BMM’ye arz etdi.

 

Gedikli Erbaş Kanunu tasarısının gerekçesi

   1. Ordunun gedikli erbaş eksiği pek çok olup gedikli erbaş kaynaklarının bugünkü verimi ile bu ihtiyacın kısa zamanda tamamlanmasına imkân olmadığı, gedikli erbaşlığa istekli sayısının çok az bulunduğu görülmüş ve bunun sebepleri araştırıldığında;

Ortaokul öğrenimini bitiren ve daha yüksek öğrenime katılmak imkânı, fırsat ve gücünü bulamıyan gençlerin, daha çok Devlet memurluğunu tercih eyledikleri veya istikballerini, daha iyi bir şekilde sağlıyacak istikametlerde aradıkları anlaşılmıştır.

Çünkü, ortaokul mezunu Devlet memurları üç yılda bir terfi eylemekte, polislerin ve ortaokul öğrenimi üzerine bir meslek tahsili yapanların aylıkları 20 liradan başlamakta, baremin I. derecesine kadar yükselebilmekte, Devlet memurları 65 yaşına kadar memuriyete devam hakkına malik bulunmakta, gedikli erbaşların tâbi bulunduğu yaş haddi, evlenme ve başka türlü kayıt ve şartlara bağlı ve mahrumiyetlere mâruz bulunmamaktadır. Millî Eğitim Bakanlığının köy ve sanat enstitülerinin sağladığı istikbal de gedikli erbaşlara nazaran daha elverişli bulunmaktadır.

Bu sebeplerle; gedikli erbaşları meslekî ve hukuki yönlere yükseltmek ve kendilerini terfih eyliyerek gedikli erbaşlığa teşviki sağlamak için; gedikli erbaşlara, en az orta okul mezunu bir Devlet memur statüsü vererek aynı derecede öğrenim görmüş ve Devletin türlü hizmetlerinde çalışan memurlara eşit haklara sahip kılmak gerekli görülmüş (demek ki bu târihe kadar eşit haklar verilmiyor idi.Eski Tüfek) ve bu kanun tasarısı bu esasa göre hazırlanmıştır.

   2. Bu tasarının hazırlanmasında:

    a) Gedikli erbaşlara ait bütün mevzuatın bir kanun içinde toplanması

    b) Muhtelif sınıf gedikli erbaş okulları sürelerinin birleştirilmesi ve ortaokul öğrenimi üzerine bir yıllık staj ve iki yıllık bir meslek tahsili verilerek aylıklarının 20 liradan başlanması ve böylece muhtelif sınıf ve meslek gedikli erbaşları arasında eşitlik sağlanması,

    c) Gedikli erbaş aylıklarının birer derece yükseltilmesi dolayısiyle, sanat enstitülerinden çıkan gedikli erbaşların da üstçavuş olarak değil gedikli çavuş olarak çıkarılması ve eşitlik sağlanması,

    d) Gedikli erbaşların muadil tahsili Devlet memurları gibi her rütbede asgari bekleme süresinin üç yıl olması,

   e) Gedikli erbaşların temdit esası kaldırılarak, subaylar, gibi 15 yıl mecburi hizmete tâbi tutulması,

   f) Gedikli erbaşların yükselmelerinin, sicil ve ehliyet yoliyle bakanlıklarca yapılması,

   g) Gedikli erbaşların yükselmelerinin subaylar gibi her yılın 30 Ağustos Zafer Bayramı yapılması,

   h) Gedikli erbaşların aylıklarının ordunun diğer mensupları gibi ay başlarında teşmil edilmesi, 60 lira asli maaşa kadar yükseltilmesi,

   i) Çekilme veya emekliye çıkarılma suretiyle ordudan, ayrılan gedikli erbaşların yedek gedikli erbaşlığa nakilleri,

   Gibi önemli esasları ihtiva etmek ve başkaca müteferrik kısımlara da tasarıda yer verilmek suretiyle ilişik kanun tasarısı hazırlanmıştır.

 

 

 

 

*  *  *  *  *

 

   Başbakan Şemsettin GÜNALTAY’ın bu dilekcesi aslında;

   “Gedikli” dediği köle askerlerin 1950 senesindeki perişân hâlini gösderen iyi bir itirâfnâmedir.

   Aynı zamânda burada dikkat çeken çok önemli husus da şudur. Bu tasarının gerekçesinde, “gedikli erbaş” dedikleri askerlere;

   1910 senesinde Padişah Sultan Mahmud Reşad

   Ve dahi

   1927 senesinde ise 1076 sayılı kânunun 4’üncü maddesi ile Kurucu Reisicumhur ATATÜRK’ün verdiği,

   “İhtiyât zâbitliği ve ihtiyât askerî memurluğuna nakil hakkının” iptal edildiğine dâir bir tek kelime dahi yokdur.

   1076 sayılı kânunun dördüncü maddesinin iptâl edilmesi tam anlamı ile 5619 sayı ile kânuna aykırıdır.

   Netice itibârı ile;

   5619 sayılı kânunun 29’uncu maddesi ile iptal edilen “gedikli erbaşların

   “Yedek ihtiyât zâbitliği ve yedek ihtiyât askerî memurluğuna nakil hakkını” iptal eden devlet adamları ve subaylar;

   Hem Padişah Sultan Mahmud Reşad’ın irâdesine

   Hem de Kurucu Reisicumhur ATATÜRK’ün bu karârına meclis çatısı altında ihânet etdiler.

 

   Zâbit ile nefer arasında “ortada sandık bir asker sınıfı olarak teşkil edilen “kara küçük zâbitler”;

   Mektebden mezun oldukları 1911 senesinden, harbin sona erdiği 1920 senesine kadar geçen 10 senede

Zâbitimizin yerine ölmesi için neferimiz ile birlikde cephenin en önünde harbe sürüldü.

 

   Fakat

   Harb sona erdikden sonra Genelkurmay Başkanlığımızın beyaz subayları;

   Kara küçük zâbitleri kullanılmış kağıt mendil gibi bir kenara atdılar.

   Ve 1950 senesine vâsıl olduğumuz günlerden bir günde de

   “Gediki erbaş” isimini verdikleri kara küçük zabitlerin “yedek subaylığa terfi hakkını” işde böyle gasp etdiler.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

   1/732 sayılı Gedikli Erbaş Kânûn tasarısının 40’ncı maddesi olarak meclise gelen

   Ve fakat

   Millî Savunma Komisyonunun 29’uncu madde olarak aynen tâdil etdiği bu madde,

   Hiçbir gerekce gösderilmeden meclisde kabul edildi.

   Hem de bu celseye katılan 242 vekilin tamâmının reyi ile…

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Bu tasarıdaki 29’ncu maddede söz edilen 1076 sayılı kânunun 4’üncü maddesinin ne olduğunu

   Bu maddeye kabul reyi veren 242 vekilden acaba kaç dânesi biliyor idi?

   Çünkü

   Bu kânun tasarısı için yapılan meclis müzâkerelerinde “gedikli erbaş” olarak tesmiye edilen askerlerin

   “Yedek ihtiyât zâbit” ve “yedek askerî memur” olma haklarının iptal edildiğine dâir olmak üzere bir tek cümle bile söz edilmemiş!

 

*  *  *  *  *

 

   Bingöl milletvekili hukukcu Feridun Fikri DÜŞÜNSEL’in teklif etdiği

   Başbakan Şemsettin GÜNALTAY’ın meclise arz etdiği

   Ve dahi

   BMM’nin 1950 senesinde kabul etdiği 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânununun 29’uncu maddesi şöyle diyor idi;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

   Sene 1953…

   Birinci “demir gırat” hükümeti devr-i icraatının üçüncü senesine vâsıl olmuş idi…

   Yarısı okuma yazma dahi bilmeyen “seçmen” vatandaşımız;

   Kendilerini idâre etmesi için devleti, aşağıda gördüğünüz şu “devlet adamları”nın ellerine teslim etmiş idi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   TBMM, 10 Temmuz 1953 Cuma günü ictimâ eyledi.

   Gündem;

   Köy enstitüsü ve sanat enstitüsü mezunu vatandaşlara “yedek subaylık” hakkı verilmesi idi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

 

   Bu rezil durumu ilk fark eden kişi Muğla vekilimiz Mustafa Nâtık POYRAZOĞLU idi.

   Köy enstitüsü ve sanat enstitüsü mezunu vatandaşların,

   Askerlik mükellefiyetini “yedek subay” olarak yapması için bir kânun teklifi hazırladı.

   Ve bu kânun teklifi hakkında 1953 senesi 10 Temmuz’da o mübârek Cuma günü söz aldı.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Kore harbine iştirâk etmiş gâzi ve aynı zamânda emekli bir subay olan Mustafa Nâtık POYRAZOĞLU;

   Konuşması esnâsında “yedek subaylık” konusunda meclisde şu sözlerini târihe şerh düşdü;

 

   1953_6137_B_106, 10.VII.1953 Cuma.

 

   NÂTIK POYRAZOĞLU (Muğla) — (…)

   Hemen hepiniz yedek subay olduğunuz için, memleketin bütün münevver kitlesi yedek subay olduğu için, bundan sonra da bu münevver kitle yedek subaylık vazifesini alacağı için, bugünkü statü üzerinde biraz konuşmak istiyorum.

   Müsaadenizi rica edeceğim.

   Çünkü millî ve mühim bir dâvadır. Beni dinledikten sonra siz de tahmin ediyorum, kaani olacaksınız ki

 

   Bugünkü yedek subay statüsü kökünden değişmesi icabeden bir statüdür.

 

   Medenî milletlerin, muharip milletlerin, modern ordulara sahip milletlerin ordularında bugün bizde mevcut yedek subay statüsü kalmamıştır.

 

 

   Muğla vekili Mustafa Nâtık POYRAZOĞLU’nun konuşmasından sonra

   Aynı konuda başka bir vekil meclisde söz aldı; Ahmet Rıfat ÖZDEŞ.

   Kırşehir vekilimiz Ahmet Rıfat ÖZDEŞ de emekli deniz subayı idi…

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

   Bu vekilimiz Ahmet Rıfat ÖZDEŞ de

   “Yedek subaylık” konusunda şu hakikâtleri târihe şerh düşdü;

 

 

 

   1953_6137_B_106, 10.VII.1953 Cuma.

 

   BÜTÇE KOMİSYONU ADINA RİFAT ÖZDEŞ (Kırşehir) — Muhterem arkadaşlar (…);

   Bugün Nâtık Poyrazoğlu arkadaşımızın söylediği gibi,

   asıl ve mühim olan, orduda “yedek subaylık” mefhumunu kaldırıp muvazzaf subaylık, personel subaylık koymak lâzımdır.

   Bu esas halledilmeye muhtaçtır.

 

   Ben bu mevzuda Millî Savunma Vekiline şükranlarımı arzederim, kendileri bu kanunu Teşrinievvele kadar yetiştireceğini komisyonumuzda vait buyurmuşlardı.

 

Bugün cari bulunan Yedek Subaylık Kanunu muazzam bir adaletsizliğe meydan vermektedir. (…)

 

 

 

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

   Biz bugün, 2019 senesinin birinci ayındayız.

 

   Her ikisi de emekli subay olan;

   Muğla vekili Mustafa Nâtık POYRAZOĞLU

   Ve dahi

   Kırşehir vekili Ahmet Rıfat ÖZDEŞ’in,

   “Yedek subaylık” konusunda söylediklerinin üzerinden tam 66 sene deverân eyledi.

 

 

 

 

   “Yedek subaylık mefhumunu kaldırmak” için dönemin Millî Savunma Bakanı Ali Seyfi KURTBEK;

 

   1953 senesinden bugüne kadar çalışmayabaşlayalı tam 66 sene deverân eyledi.

 

 

  


   Selefi emekli subay Ali Seyfi KURTBEK’in 1953 senesinde başlatdığı bu çalışmadan

 

   Bugünün Millî Savunma Bakanı emekli subay Hulusi AKAR’ın haberi var mı acap?..

 

 

   

 

1953 Senesinden Beri;

 

  •  Medenî milletlerin,

  • Muharip milletlerin

 

  • Modern ordulara sahip milletlerin ordularında 

 

 

Yedek subaylık mevcut değil.

 

 

 

Bu can yakıcı hakikâti de

Meclisde söylendiği günden bugüne kadar geçen 66 sene sonra

İlk defâ işiten de bu makâleyi okuyan sizler oluyorsunuz!

   

 

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK 2019 senesinin Zemheri ayında soruyor!

 

Türkiye  Cumhuriyeti Devleti;

 

  •  Medenî bir millet ise şâyet,

 

  • Muharip bir millet ise şâyet,

  • Modern ordulara sahip bir millet ise şâyet,

 

 

      Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR,    

 

       Yedek subaylığı bugün hâlâ niçin lağvetmiyor?        

 

 

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

   Seneler, 27 Mayıs darbesine üç’ü gösderiyor idi!..

   Cumhurbaşkanı Mahmut Celâl BAYAR ve Başbakan Adnan MENDERES’in idâresindeki hükûmet,

   Coni’nin kucağına oturmuş,

   Zengin daha zengin olur iken

   Fakir, kuru soğana muhtaç olmuş idi.

   Vatandaş, akşam sofrasına ne koyacağını kara kara düşünür iken

   TBMM’de 1957 senesi bütçesi müzâkere ediliyor idi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Fakat ATATÜRK’den sonra ordumuzda yedek subaylık; 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  • Cumhurbaşkanları,
  • Başbakanlar,
  • Bakanlar,
  • Genelkurmay Başkanları,
  • Ordu komutanları
  • Kalınbok ekâbir takımı

  Ve dahi

  • Milletvekili mahdumları için kolay yoldan askerlik yapmanın adı oldu.

 

   Hattâ bu konuda vekiller TBMM’de birbirlerine girdiler.

   1957 senesine geldiğimizde TBMM’de mide bulandıran bir iddia ortaya atıldı.

   1957 senesi bütçesi için hazırlanan 6937 sayılı kânunun müzâkeresi esnâsında söz alan milletvekili Salâhattin TOKER,

   Başvekil Adnan MENDERES’in oğlunun askerliğini “yedek subay” olarak yapdığını söyledi.

   Üsdelik askerlik(!) süresi içinde Başvekilin oğlu, kıt’aya hiç gitmedi.

   Ve bu iddia karşısında şaşkın tavuğa dönen Başvekil Adnan MENDERES, dut yedi bülbül oldu!..

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   957—6937_1957 Bütçe Kanunu, İ: 46, 25.2.1957, C.1;

 

   SALÂHATTÎN TOKER (Devamla) — Muhterem arkadaşlar, NATO'nun bellibaşlı bir kaidesi de şudur: NATO devletleri askerî birliklerinin sayısını artırmadan evvel, kalitesini artırmalıdırlar.

   Kuvvetlerimizin kalitesinin yükseltilmesi bahsinde karşılaştığımız en büyük zorluk uzun hizmetli subay ve asstsubay ile teknisiyen darlığıdır. Bunun, sebebi; sivil sektöre nazaran, silâhlı kuvvetlerimizde ücretlerin çok düşük olmasıdır.

   Arkadaşlar, herkes bilmektedir ki, askerî mekteplere ve harb okullarına taliplerin sayısı maalesef azalmaktadır.

   Bundan başka, muvazzaf subaylar arasında ordudan ayrılanların sayısı bilhassa teknik sınıflarda çok fazladır.

   Hükümetin, gerek subaylık meslekine talebi çoğaltmak, gerek ordudan ayrılmaları önlemek için, alması gereken tedbirlerin başında enflâsyonu durdurmak gelmelidir.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

   

 

BAŞVEKİL ADNAN MENDERES (İstanbul) — Yok enflâsyon.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

   SALÂHATTÎN TOKER(Devamla) — Bü­tün devlet hizmetleri gibi, enflâsyon, muvazzaf ordu mensuplarının da gelirlerini her yıl kemirmektedir. Muvazzaf subaylardan, bilhassa teknik bilgileri icabı, sivil sektörlerde iş bulmak imkânına kolaylıkla sahibolanların, bu durumda, pek sevdikleri mesleklerinden, sırf geçim mülâhazalariyle ayrılmak zorunda bırakılmaları, mesuliyeti tamamen bugünkü hükümete ait olan çok elem verici bir hâdisedir.

   Garnizon yakınlarında subay aileleri için evler inşasının plânlı bir surette, kısa zamanda tamamlanması ve bu evlerin subay ailelerine tahsis edilmesi zaruridir. Subayların bulundukları birçok garnizonlar, mektepten de mahrumdur. Subayların kız ve erkek çocuklarına yurtlar açmak suretiyle, mektep bulunan yerlerde, okumalarının temin edilmesi, zarureti vardır. Bu ev ve mektep kolaylıklarının, astsubaylara da teşmili lâzımdır.

 

   SELÂHATTİN TOKER (Devamla) — Yedek subaylar arasında, kıta hizmeti bakımından, hiçbir şekilde tefrik yapılmaması lâzımgeldiği kanaatindeyiz. Birtakım kimseleri, tercümanlıkta veya eski resmî vazifelerinde çalıştırarak fiilen askerlik yaptırmadan, vatani vazifelerini ifa etmiş saymak Anayasamızın icaplarına aykırıdır. Bâzı hariciyeci yedek subayların da NATO dairesinde çalışmak üzere Hariciye Vekâletine her nasılsa verildiği halde, aynı Vekâletin Ticaret Dairesinde, eski vazifelerinde istihdam edildiklerini ve hattâ hariçte bâzı dış temas ve konferanslara iştirak ettirildiklerini işitmekteyiz.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

 

DEVLET VEKİLİ VE MİLLΠMÜDAFAA VEKÂLETİ VEKİLİ ŞEMİ ERGİN (Manisa)Kimdir?

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

SELÂHATTİN TOKER (Devamla) — Başvekilin oğlu.

 

 

*  *  *  *  *

 

 

MURAD ALİ ÜLGEN (Afyon Karahisar)  Hah... Şöyle söylesene.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

   SALÂHATTÎN TOKER (Devamla) — Millî Müdafaa Vekâletinden, askerî hizmette, tefrika yaratıcı ve morali bozucu bu gibi yolsuzluklara sebebolan kimseler hakkında, her kim olurlarsa olsunlar, derhal kanuni takibata girişmesini talebederiz.

   Muvazzaf astsubaylardan, subaylığa geçemiyenlerin, kaldıkları başgedikli rütbesinde muntazaman terfih edilmelerinde fayda görürüz. Millî Müdafaa Vekâletinden, uzun hizmetli subay, astsubay ve teknisiyenlerin, mukavele ile temini yollarını araştırmasını istiyoruz.

   Muhterem arkadaşlar; Personel darlığının halli, her şeyden evvel, NATO'nun istediği gibi kalitenin sayıya tercih edilmesiyle mümkündür. Bu da, aslında NATO 'nun da 1954 te talebetmiş olduğu şekilde, birliklerimizin, ezcümle kadro ve kuruluşları bakımından, atom harbinin icaplarına uygun olarak, yeniden teşkilâtlandırılması ile kabil olacaktır.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

   Maşşallah! Allah, kem gözlerden esirgesin…

   27 Mayıs subay darbesinin hemen ertesinde

   Evinden picaması ile kaldırılıp getirilen Cemal Aga,

   Darbeci subaylarımızın teşkil etdiği darbe hükümetinin nerede ise “herşeyi” oldu.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   ATATÜRK;

   1927 senesinde Askerlik Mükellefiyeti Kânununu yapdı.

   Bu kânun ile, her erkek vatandaşa istisnasız olarak askerlik yapmak görevi verdi.

   Bu kânunun birinci maddesinde aynı zamânda ATATÜRK, şöyle dedi;

   Neferden zâbit vekiline (hariç) kadar olanlara efrad denir.

   Bu cümle ile ATATÜRK, T.C ordusunda iki sınıf asker olduğunu emretdi;

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Fakat

   27 Mayıs darbesini yapan Coniperestiş karanlık suratlı subaylarımız,

   ATATÜRK’ün bu emrini de ayaklar altına aldı.

   Darbeyi yapdıkdan daha bir sene bile geçmeden bir kânun tertip etdiler. 211 sayılı bu kânuna TSK İç Hizmet Kânunu ismini verdiler.

   Ve bu kânunun 199’uncu maddesi ile 1111 sayılı Askerlik Mükellefiyeti Kânununun birinci maddesindeki

   “Neferden zâbit vekiline (hariç) kadar olanlara efrad denir” hükmünü iptal etdiler.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

 

 

 

   Meclisde yapdıkları hile ile de bu darbeci subaylarımız;

   “Mükellef asker” olan “çavuşları” subayların dâhil olduğu “muvazzaf asker” sınıfına dâhil etdiler.

    Ve dahi

   “Mükellef asker” olan “çavuşların” sırtına “muvazzaf asker” olan subayların görevlerini yüklediler.

 

    Fakat

   “Muvazzaf subay” görevi yapdırdıkları “çavuşlara” hiç utanmadan “mükellef er” maaşı verdiler.

 

 

   Böyle bir kalpazanlığı da dünyâda yapan tek ordu, ne yazık ki sâdece ve hâlâ bizim ordumuzdur.

   Dünyânın bilmem kaçıncı ordusuyuz diye çemkirip caka satan beyaz subaylarımıza sesleniyorum;

   Ahlâk, akıl, vicdân, iz’an ve şeref sâhibi iseniz şâyet çıkın ortaya!

   Ve dahi

   Bu sahtekârlığı Eski Tüfek'e izâh edin!..

 

 

*  *  *  *  *

 

   Karavanam bakırdandırAsubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Yemen yolu çukurdandır

   Zenginimiz bedel verir

   Askerimiz fakırdandır.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

   Kurşun atanın da kurşun yiyenin de bir olduğu 1994 senesine vâsıl olduk, vesselâm!..

   Türkiye, ilk defâ olmak üzere dişi bir başbakana teslim edildi. Daha doğrusu, babası Çoban Sülü etdi.

   Üsdelik hem Amerikan ve hem de Türk vatandaşı olan bir dişiye…

   Başbakanı olduğu devleti kasdederek;

   “Dünyânın son sosyalist devletini yıkdık” diyecek kadar küstahlaşan Hallüsinasyoncu Tansu UÇURAN ÇİLLER;

69xBaşbakan koltuğunda manikür, pedikür ve sir ağda yapıyor

Bunları yapar iken de laf olsun torba dolsun diye “her aileye iki anahtar” veriyor(!) idi.

Başbakan Tansu UÇURAN ÇİLLER bunları yapar iken

Tosuncuklarından birisi olan büyük oğlu Mert UÇURAN ÇİLLER de

Deniz Kuvvetlerinde “yedek subay” dümeni ile “askerlik” yapıyor idi!..

Yedek subay adayı Mert UÇURAN ÇİLLER, SAS kursuna katıldı.

Fakat derslere bile girmeden kursu birinci olarak tamamladı.

Çünkü;

Bu kursu veren denizci yavşak subaylar; kursu birinci olarak tamamlayan “astsubayın” hakkını yediler.

Ve Yedek subay adayı Mert UÇURAN ÇİLLER’i birinci yapdılar.

Mert UÇURAN ÇİLLER iki kere bile denize dalmadan SAS olmuş idi de!..

 

   Peki,

   Yedek subay Mert, hakikaten askerlik yapıyor mu idi?.. 

   Bu suâlin cevâbını bulmak için;

   1994 senesinin “% 10’cu” vekillerin ihâle kovaladığı TBMM’ye kadar şöyle bir uzanmamız gerekecek.

    Rize milletvekiki Ahmet KABİL 06 Ekim Perşembe günü meclise bir soru önergesi verdi.

   Bu önergenin iki ve üçüncü sırasındaki sorular oldukca câlib-i dikkat idi. 

images/stories/sukru-irbik/asubay-tefrikasi-6-7/70.jpg

 

   Mükellef askerlik için Askerlik Şubelerine müracaat eden bu çocukların sınıflandırılmasının

   Bilgisayar ile yapılıp yapılmadığını anlamak isdeyenlerin işi zor değil.

   Aşağıda gördüğünüz sarmaş dolaş kuzu sarması misâli şu resimlere bakın, yeterli…

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

   İkinci bin yılın birinci senesine vâsıl olduğumuz günlerde

   Devletimizin muhterem idâre heyeti aşağıda gördüğünüz şu zevâtdan mürekkep idi…

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

 

 

Şeyh Edebalı;

Osmanlı Devletinin kurucu padişahı ve dâmadı Osman Bey’e 700 sene evvel şöyle hasihât etdi;

 

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!

 

 

 

 

 

Fakat Devletimizin başına 50 sene tebelleş olan Çoban Sülü ise dün şunu itirâf etdi;

 

İnsanı öldür ki devlet yaşasın!

 

 

   İslamköylü Çoban Sülü;

   Föterini alıp 6 defâ gitmiş

   Fakat yedinci defâ gelişi muhteşem olmuş idi.

   Ve dahi

   Bu seferinde devletin en yüksek makâmı olan Cumhurbaşkanlığı koltuğuna köskelmiş idi.

   Ülkemiz; devletin, devlet politikası olarak adam öldürdüğü günlere düşegelmiş idi…

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Çoban Sülü ve sözde Kıbrıs Fâtihi Karaoğlan ECEVİT kafa kafaya verdiler

   Ve

   4551 sayılı kânun ile Askerî Cezâ Kânununda ve diğer kânunlarda geçen;

   “Başgedikli", "Gedikli" ve "Küçük Zabit" ibarelerini "Astsubay" olarak değiştirdiler.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Fakat

   Aynı kânunlarda geçen “gedikli küçük zâbit” ibâresine dokunamadılar!..

   Bunu yapmak için meclisde kimin nasıl kıvırtdığını öğrenmek için de Yalancının Mumu’nu tıklayın yeter.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

   2019 senesinde ilk günlerini idrâk etdiğimiz Zemheri ayının şu günlerde kendi hükümünü sürdüğü gibi;

   1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kânununun aşağıda gördüğünüz ikinci maddesi

   Ve dahi

   Bu kânundaki “gedikli küçük zâbit” ibâresi bugün de aynı şekilde kendi hükümünü sürüyor...

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

    Hukuken mevcut olsa da Yedek Askerî Memurlar ordumuzda bugün artık fiilen yok! 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Bilim aklı, sağlam bir vicdân ve hür bir irâde ile tetebbu edince

   Bebek mâsumiyeti ile size bakan şu kânunun içine şeytânî bir hile gizlendiğini şimdi görebildiniz mi?..

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Sahi Güvenlik Komutanlığı brövesi_Asubay Tefrikası-6-6 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.

 

                   

 

 

      Evvelki bölümleri ve kısımları okumak için resimleri tıklayınız        

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKSahil Güvenlik Komutanlık BrövesiKapak 5

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Asubay Tefrikası 6-5

Şubat 12, 2018

Aldatanlar Ülkesinin Aldatılmaya Doymayan Askeri; Asubaylar 65

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 Gel vatandaş, gel!

Dünyânın başka hiçbir memleketinde göremezsin böylesini...

Aldatmanın en alçak ve en ahlâksızı; kandırmanın en kalleşi bu tefrikada...

 

 

 

 

 

 

      Ve

 

 

  En çok aldatılan, en çok sömürülen ve hakları en çok gasp edilen vatandaş zümresi,

 

  Bu memleket ordusunun “köle askerleri” olan “asubaylardır.

 

 

Yazması sünnet, okuması farz; bunu böyle bilesiniz!

Sünnete râzı olan  Eski Tüfek gündüzünü gecesine eş eyledi ve yazdı!

Okuması da siz muhterem karilerin üzerine farz oluyor gayrı!

 

*  *  *  *  *

 

 

 

   Hayât;

 

  • İleri doğru bakılarak tanzim edilir,

 

  • Günün koşullarına bakılarak yaşanır, 

 

  • Fakat ve ancak geriye bakılarak anlaşılır!

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay dedikleri köle askerleri “kandırmak” ve “aldatmak” için yapdıkları şerefsizliği anlamak için

Asubay Tefrikası ismi ile Eski Tüfek’de neşretdiğimiz evvelki bölümlerde bugüne kadar yapdığımız gibi

Bugün de gene öyle yapacağız, inşallah! 

   Çünkü;

   Bugün biz asubayları mahkûm etdikleri insanlık dışı ve aşağılık koşulları;

  • Kimlerin,
  • Ne zamân,
  • Nasıl,
  • Ne maksat ile tertiplediğini anlamak isdiyor isek şâyet,

        Ki isdiyoruz,

  • Geriye bakmaya mecburuz!

 

*  *  *  *  *

 

Usta Katır, Sırtındaki Yükü Atmasını Bilir!..

 

Teşbihde hatâ câizdir; Genelkurmay Başkanları da tıpkı usta katır misâli

1951 senesinden beri sırtında taşıdığı “astsubayları subaylığa nakletmek” yükünü,

Usta “kumpaslar” ile sırtından atmasını öyle bilmişler ki!

Duyanlara dodak ısırtacak cinsden. Helâl olsun vallahi...

 

 

 

  • 1951 senesinde başlayıp

 

 

  • 1961 senesine kadar geçip giden 10 senede

 

 

   Genelkurmay Başkanlığı  — Millî Savunma Bakanlığı — TBMM üçgeninde çevirilen kumpasları seyreylemek için

   Apaz dolusu para verip de akabinde tiyatroya kadar taban tepmenize lüzum yok!

 

   Çünkü;

   Kitapsız yazar ben Şükrü IRBIK bu kumpaslar tiyatrosunu;

 

  • Hem yazdım,
  • Hem de Eski Tüfek’de oynatdım.

 

   Seyreylemek için sizin de yapmanız gereken biricik şey var;

   Beleşinden okumak!

 

 

 


*  *  *  *  *

 

Memleketimizde Demirgırat Partisinin iktidâr borusunu aşk ve şevk ile üfürdüğü

Ve dahi

Adnan MENDERES ve Celal BAYAR ikilisinin “Türkiye’yi küçük Amerika yapmak” için yarışdığı günlerde;

 

Amerikan Marşal Yardımı_Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK Amerikan Marşal Yardımı_Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK Amerikan Marşal Yardımı_Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK Amerikan Marşal Yardımı_Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK Amerikan Marşal Yardımı_Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK Amerikan Marşal Yardımı_Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK Amerikan Marşal Yardımı asker posdalı_Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

  • Milletimize Amerikan savaş artığı vita margarin yağını yedirmek için cennet meyvesi zeytin ağaçlarını önce vahşice kesdiğimiz sonra da oturup arkasından yakdığımız "zeytin yağlı yiyemem amman, basma da fisdan giyemem amman" türküsünü de Nurettin SARISÖZEN'e çığırtdığımız,

 

  • Amerikan süt tozundan imâl süt ve Amerikan unundan mâmûl pasdanın ilkokul bebelerine güyâ beleşinden dağıtıldığı,

 

  • Sümerbank imâli beş çift postal fiyatına hergele meydânında peynir ekmek gibi satılan “Ruzvelt” ismini verdiğimiz Coni eskisi Amerikan postalını ayağımıza giymek için can atdığımız,

 

  • Mehmetciğimizin canı ve kanının günlüğü sâdece 23 cent’e Amerika’ya satıldığı,

 

  • Genelkurmay Başkanı olmuş tümen kumandanı subayımızın, “Amerikalı çavuşa parkasını giydirdiği”,

 

  • Eli, kolu, bacağı kopmuş Mehmetciğimizin de kendisini mayın tarlasına ölüme süren Amerikalı Coni generalinin elini öpdüğü,

 

  • Silâh, cihaz, tank, motor, cemse, silgi, parka, pil, pikap, kaput bezi, kalem, kola, kondom şöyle dursun,

 

  • Sanki memleketimizde yok imiş gibi; Amerikan doları ödeyip Amerika’dan ithâl etdiğimiz Amerikan “katır”larına Amerikan mıhı ile Amerikan nalı çakdığımız,

 

      Ve dahi 

 

   Gahraman subaylarımızın da “kendi kumandanlarına bile saygı duymadığı” günlerdeyiz...

 

  • Çoban Sülü siyâset meydânına henüz duhûl eylememiş idi lâkin,

 

  • Demirgırat’ın şaha kalkdığı 1950’lerdeyiz!..

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Astsubay” ismini verdikleri köle askerlere;

Subaylarımızın bugüne kadar atdığı elvan türlü kazığı şimdilik bir kenâra bırakıp

Akabinde de

Aşağıda gördüğünüz şu itirafnâme hakkında bir iki kelâm edeceğim, müsaadeniz ile... 

 

*  *  *  *  *

 

Genelkurmay Başkanlığı yapmış Orgeneral Mustafa Rüştü ERDELHUN’un,

Amerikalı bir “çavuş”’a parkasını giydirdiği son 65 seneden beri sokaklarda söylenir durur idi.

Bu püsküllü tevâtürün doğru olduğunu iddia edenler kadar inkâr edenler de az değil idi.

Meğerse şehir efsânesi filan değil, fakat hakikâtın ta kendisi imiş!..

Tümgeneral rütbesi ile Tümen Kumandanı Mustafa Rüştü ERDELHUN Erzurum’da Amerikalı bir “çavuş”’un;

 

  • Hem parkasını sırtından alıp vestiyere vermiş,

 

  • Hem de vestiyerden aldığı o parkayı Amerikalı bu “çavuş”’un sırtına giydirmiş...

 

İşde belgesi...

 


Asubay Tefrikası 6_5 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Şefik SOYUYÜCE isimli süvâri subayımızın, 1960 subay darbesini İnceleme Alt Komisyonu’na

Daha şunun şurasında 6 sene evvel verdiği ifâdesi;

Subaylarımızın “ast subaylar” hakkında ne düşündüğüne dâir çok önemli ip uçları veriyor bize.

Bu cümleden olmak üzere;

Üsteğmen Şefik’in ifâdesinde dikkatimi celbeden üç husus var ki bir şeyler söylemeye mecbûrum.

1952 senesinde üsteğmen rütbesinde bir subay olan Şefik SOYUYÜCE, yaşadığı olayları anlatırken

Amerikan Ordusunda bile astsubayın, general ile aynı masaya oturamayacağını” iddia etmiş!

 

  • Bu subayımız Amerika’ya gidip, Amerikan ordusundaki asker sınıflarını tetkik etdi mi?

 

  • Bir iki Amerikan subayı ile ya da Amerikan çavuşu ile oturup iki kelimelik muhabbet etdi mi?

 

           Ya da

 

  • Amerikan Anayasası’nı ve Amerikan Ordusunun Personel Kânununu okudu mu, bilemiyorum.

 

Fakat

Bunların hepsini yapmış ya da yapmamış olsa bile fark etmez!

 

Zere,

Üsteğmen Şefik’in üç şeyi bilmediğini ben Şükrü IRBIK gâyet iyi biliyorum;

 

1. Şefik Üsteğmen, Amerikan Ordusunda “astsubay” ismi ile uyduruk bir asker sınıfı mevcut olmadığını bilmiyor.

 

2. “Astsubay” dediği o askerin de aslında “erbaş” sınıfına dâhil olduğunu bilmiyor.

 

3. Amerikan ordusunda çavuşun bile yerine göre general ile aynı masaya pekâlâ oturduğunu da bilmiyor.

 

Darbe komisyonuna ifâde verdiği 2012 senesinde 88 yaşında idi! Kendisi bugün zihayât er kişi ise şâyet;

 

      Ve

 

   

   Bu makâlelerimizi okumaya tenezzül eder ise şâyet, Şefik üsteğmen görecek ki

   İlk Anayasa’sını yazdığı 15 Kasım 1777 senesinden beri Amerikan Ordusunda sâdece 2 sınıf asker var;

 

     1. Er

 

     2. Subay

 

 

27 Mayıs'ın "karakutusu" darbeci üsteğmen Şefik’in bilmesi gereken bir başka husus da şudur;

Kendisinin yaşadığı ve anlatdığı olaylar, 1952 senesine aitdir. 5802 sayılı Astsubay Kânunu, Şefik üsteğmen’in yaşadığı bu olaylardan bir sene evvel, 1951 senesinin Temmuz ayında meriyyete girmiş idi. 2012 senesinde komisyona verdiği ifâdesinde “astsubay” tâbirini kullandığına göre Şefik üsteğmen, “astsubaylığın” ne olduğunu biliyor idi.

Fakat

Bu konuda Şefik üsteğmen’in bilmediği başka bir husus daha var. O da şudur; 5802 sayılı Astsubay Kânununun daha birinci maddesinde, “astsubay” dedikleri askerlerin, “subay yardımcısı” olduğu yazılıdır. Bu kânunu da yüce Türk milletinin yüksek irâdesinin yegâne tecelligâhı olan TBMM kabul etdi ve meriyyete koydu.

Açsın,  baksın, okusun, öğrensin!

 

 

   Amerikan Ordusunun Personel Kânununda bile böyle hüküm yokdur.

   Bu hakikâtı serdetdikden sonra Üsteğmen Şefik’e şu suâlleri sorayım, izini ile;

  • Astsubay” olarak tesmiye etdiğiniz uyduruk asker sınıfını sizin zamânınızda, sizin Genelkurmay Başkanınız ve sizin Millî Savunma Bakanınız ihdâs etdi mi? Etdi?

 

  • Astsubay” olarak tesmiye etdiğiniz uyduruk askerlere sizler “subay yardımcısı” dediniz mi? Dediniz.

 

  • Subay yardımcısı” olmasında mahsur görmediğiniz astsubayın, kendisi de subay olan “generalin masasına oturmasında” ne mahsur olabilir?..

 

 

*  *  *  *  *

 

Amerikan Er Coni Ne Yapıyor, Bizim Türk Er Mehmetcik Ne Yapıyor?

Coni erinin Amerikan Ordusu ile,

Mehmetcik erinin Türk Ordusunu mukâyese etmesi için

Darbeci Üsteğmen Şefik’e bir çift suâl daha sorayım;

Lâkin, evvelâ ben emekli Asubay Şükrü IRBIK’ı bir yol dinlesin hele!..

Doğuşdan iyi bir asker olan ve İkinci Dünyâ Harbi esnâsında HİTLER Almanya’sını nerede ise tek  başına ele geçirecek kadar gözü kara davranan Amerikalı Korgeneral PATTON’u kendisi herhâlde biliyordur.

Kıtaların ötesinden Avrupa’ya gelen tâze kuvvet Coni’ler, HİTLER ile İtalya’da harb ediyor idi. Daha önce hiç harp yüzü görmemiş Coni’lerde kısa zamanda savaş yorgunluğu başladı. Cephe Komutanı Korgeneral PATTON, Sicilya’da kurduğu bir sahra hastahânesinde yatan yaralı askerlerini ziyâret ederken orada duran iki er dikkatini çekdi. Yarası beresi olmayan bu erlere niye savaşmadıklarını sordu. Erler, savaş yorgunu olduklarını ve savaşmakdan korkduklarını söylediler. Aynı çadırda eli ayağı kopmuş yaralı erlerin inlemesinin yanında bu lafları işiten PATTON, aldığı cevâp karşısında hiddetine mâni olamadı. Ve bu iki ere birer tokat aşketdi.

 

Asubay Tefrikası 6-5_ US Army General PATTON_  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

PATTON’un iki eri tokatladığını duyan ordu,

Hemen durdu...

HİTLER’i piyâde kovalayan Coni, düşmanı tâkip etmeyi hemen durdurdu!..

Tanklar, toplar, cipler, cemseler kontak kapatdı, hemen durdu!..

PATTON’un yanındaki gazeteciler

Haberi ânında okyanus ötesine uçurdu.

Coni Genelkurmayı ve Amerikan halkı bu haber karşısında kelimenin tam anlamıyla ayağa kalkdı.

Bütün millet savaşı ve savaşda ölen evlâtlarını bir yana bırakdı

Ve tokat yiyen bu iki eri konuşmaya başladı.

Amerikan Genelkurmay Başkanı meşhur MARSHALL şöyle dedi;

 

  • Tokatlanan bu iki erimizin gururu incinmişdir. Gururu incinen er, harp edemez!

Tokat, gurur ve er...

  • Er, bizde var,
  • Tokat da bizde var da...
  •  Gurur nerede?..

 

Demek ki erin olduğu yerde tokat ve gurur aynı anda olamıyormuş!...

Komutanının dövdüğü o iki er,

Harbde ölen yüzbinlerce erden daha fazla tesir bırakdı Amerikan halkının üzerinde...

Amerikalı analar şöyle haber gönderdi PATTON’a;

 

  • Biz, çocuklarımızı harp etsinler diye verdik sana. Tokat atasın diye değil!
  • Çocuklarımız, düşmân ateşiyle ölürse bunu anlarız.
  •  Fakat onları dövmeni asla kabul edemeyiz!” 

 

PATTON’un âmiri olan EISENHOWER, aynı gün bir telgraf çekdi.

Ve şöyle dedi; “Tokatladığın o iki erden derhâl özür dile!

PATTON’un önünde iki tercih var idi;

 

  • Ya istifâ edip çok sevdiği askerlik yaşantısına böyle kötü bir şöhret ile vedâ edecek idi.

 

  • Ya da tokatladığı iki erden özür dileyecek idi.

 

Askerlik mesleğini tutku derecesinde seven ve aslında iyi bir subay olan Korgeneral PATTON

İkincisini tercih etdi.

HİTLER’in uçaklarının gökden yağdırdığı bomba sağanağı altında PATTON,

Bütün subay ve erlerini hemen orada, harb meydânında ictimâ eyledi.

Ve binlerce subay ve erinin huzurunda,

Tokatladığı o iki Coni erinden özür diledi...

Ve dahi

Ordu, tekrâr yürüdü...

 

 

 

   Bu târih dersinden sonra, darbeci Üsteğmen Şefik!

   Şimdi, şu bir çift suâlime cevâp ver bakayım!

   Asteğmen olarak rütbeyi takdığın ilk günden, ordudan ayrıldığın son güne kadar sen;

 

  • Kaç Mehmetciğimizi tekme-tokat dövdün, ana avrat küfür etdin?..

 

  • Dövdüğün o Mehmetciklerden birisi için bile olsa Genelkurmay Başkanı, seni özür dilemeye mecbur etdi mi?..

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

 

 

   Tümen Kumandanı Tümgeneral Mustafa Rüştü ERDELHUN'a olan kin ve öfkesini kusar iken,

   Zıvınadan çıkıp nefret zehirlenmesine uğrayan Şefik üsteğmen;

   “Astsubay” dediği köle askerler hakkında zihninin gerisinde birikdirdiği kokuşuk nefreti kusmuş!Asubay Tefrikası 6-5_ Orgeneral Mustafa Rüştü ERDELHUN_  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Genelkurmay Başkanlığı karargâhındaki yarısı FETÖ’cü olduğu 15 Temmuz’da ortaya çıkan Amerikan uşağı beyâz subaylarımızın da

   Tıpkı Şefik üsteğmen gibi, astsubaylara bugün dahi aynı kin ve aynı nefret ile bakdığını kendileri biliyor,

 

   Biz asubaylar da biliyoruz!..

   1951 senesinden beri subaylarımızın, köle asker olan asubaylara karşı beslediği

   Ve dahi

   Bir türlü bitip tükenmeyen bu kin ve nefretlerinin temelinde yatan hakikât ise şudur;

  • Kendilerinden daha kâbiliyetli,
  • Daha zeki,
  • Daha ferâsetli,
  • Daha hamiyyetli,
  • Daha şerefli,
  • Daha şahsiyetli,
  • Daha ahlâklı

     Ve

  • Daha yiğit asubaylara karşı duydukları derin ve sonsuz hazımsızlıkdır.

 

   Tanıdığım ve kardeşim kadar sevdiğim çok sayıda subayımız elbetde bu sözümden münezzehdir. Çünkü bu subaylarımız; hakikâtin hakkını verdiler ve beni takdir etdiler.

   Fakat

   Kendisinden daha iyi İngilizce konuşduğum her subayımızın bana karşı beslediği gizli kıskançlığı ve derin nefreti görevde iken her dâim hissetmişimdir. Bu subaylarımızın beni kendilerine karşı rakip olarak görmeleri ise beni hep güldürmüşdür.

   Netice itibârı ile; Acar tazı çullu da belli olur, çulsuz da!.. Kahramanlık ile rütbe arasında mutlak bir bağlantı olamaz! İşde bu sebepden dolayı “Astsubay” dedikleri köle asker sınıfını lağvetmek, en başda subaylarımızın işine gelecek.

   Çünkü

   Kendilerinden her bakımdan daha üstün vasıflı ve çaplı “astsubay”lardan ancak böyle kurtulacaklar.

 

 

*  *  *  *  *

 

 

   

   Asubay Tefrikası isimli makâlemizin 6’ıncı bölüm 5’inci kısımında bugün inşallah,

   Bir tek konuya kalem batıracağız;

   Astsubay dediğimiz köle askerlerin “sicilen subaylığa nakil hakkının” nasıl gasb edildiğini göreceğiz.

 

 

Kumpaslar ile süslediğimiz “kaşkarikolar” ve “aldatmacalar” tiyatromuzu seyretmeye başlamadan evvel

Meselenin kolay anlaşılması için Demirgırat partisinin saltanât sürdüğü 1950’li senelerde

Türkiye’nin içine düşürüldüğü “siyâsî, itibârî ve askerî bataklık” hakkında kısa bilgi verelim.

1948 senesinde Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ ile başlayan Coni’ye yamanma sevdâsının neticesi olarak

5802 sayılı Astsubay Kânununun kabul edildiği 1951 senesinde Türkiye, Amerika’nın dümen suyuna çokdan girmiş idi bile...

TBMM’den izin almaya tenezzül bile etmeyen Coniperestiş Başbakan Adnan MENDERES,

NATO’ya girmenin bedeli olarak; günlüğü 23 cent’e mâl olan 5.000 Mehmetciğimizi,

Amerika’nın kuyruğunda dünyânın öbür ucundaki Kore’ye ölüme göndermiş idi.

Türkiye'de bizim Türk general, Amerikalı Coni Çavuşuna parkasını giydirir iken

Amerikalı Coni yerine mayın eşşeği gibi mayın tarlasına sürülen ve kolu bacağı kopan bizim Mehmetciğimiz ise 

Kendisini hastahânede ziyârete gelen Amerikalı Coni generalinin elini öpüyor idi.

 

Asubay Tefrikası 6-5_US Army General MATTHEW_  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

 

İkinci Dünyâ Harbinden sonra elinde kalan silâhları Amerika, bir an evvel başından savmak isdiyor idi.

Çünkü;

Gemilere ve uçaklara doldurup dünyânın dört bir bucağından Amerika’ya geri getirdiği dağlar kadar çok mikdardaki bu silâhları depolamanın bile milyarlarca dolar mâliyeti var idi. Ekserisi hurda olan bu silâh dağlarını Amerika için elden çıkartmanın en ucuz yolu, bu silâhları henüz rüyâsında bile göremeyen Türkiye gibi geri kalmış ülkelere, yenisi fiyatına kakalamak idi. Amerika’ya dâvet edip bir kaç gün gezdirip yedirip içirdiği ve sırtını sıvazlayıp eline üç-beş dolar harcırah sıkışdırdığı göbekden besleme, belden gıvırtmalı Coniperestiş subaylarımız vasıtası ile de bu işi pekâla yapabilir idi. Truman Doktrini ve Marşal Planı ismini verdiği dümenler ile öyle de yapdı...

Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanı;

Rüyâsında bile görmediği Amerikan artığı bu silâh ve cihazları, gözlerini kırpmadan yenisi fiyâtına almasına satın aldılar. Çünkü, parasını kendi ceplerinden ödememişler idi nasıl olsa!

Lâkin,

O vakitlerde ordumuzda bu silâhları kullanmasını bilen askerimiz yok idi, bu bir!

Sen paşa, ben aga! Bu inekleri kim saga?..

Hangi askerimizin kullanacağını da bilmiyorlar idi, bu da iki...

Soba borusu değil ya!

İmâl etmediğin, içini görmediğin ve teknolojisini, dilini, dişini bilmediğin silâhı nasıl kullanacaksın?

Bu silâhların kullanılmasını öğretmek için Coni’nin Amerika’da verdiği eğitimlere de

Coni doları ile ödenen harcırahları cebe indirmek, Amerika’da gezip tozmak için can atan subaylarımız gitdi. Bu kurnaz subaylarımız Amerika’ya varınca gördükleri karşısında pek şaşırdılar. Çünkü, subaylarımızın rüyâsında bile görmediği bu müthiş silahları, Amerikan Ordusunun tek pırpırlı er Coni’leri kullanıyor idi. Memlekete gelir gelmez verdikleri tekmilde Genelkurmay Başkanına da anlatdılar. Fransızca bilen Genelkurmay Başkanının kendisi de bu duruma epeyi şaşırdı ve Fransız kaldı.

Hurda dahi olsa rüyâmızda bile görmediğimiz silâhları Amerika, yenisi fiyâtına bize kakalamış idi.

Bu silâhları kullanmasını öğrenmek için verilen eğitimlere de

Üç beş Coni doları harcıraha teşne olan subaylarımızı göndermiş idik bir kere...

Ancak ne var ki;

Amerika’nın verdiği bu silâhları, Amerikan ordusunun subayları değil fakat Amerikan erleri kullanıyor idi.

Amerika’da, Amerikan silâhlarını kullanma eğitimi alan subaylarımız, orada bir şey daha fark etdi!

 

 

 

   Amerikan ordusunda sâdece iki sınıf asker var idi;

 

     1. Alaylı Mükellef Er

 

 

     2. Mektebli Muvazzaf Subay

 

 

 

Memlekete gelir gelmez verdikleri tekmilde, Genelkurmay Başkanına bu durumu anlatdılar.

İşde tam da bu konuda;

Bizim her boku bilen subaylarımız, kesdaneyi çizdirmek durumu ile karşı karşıya geldiler.

Amerika’dan satın aldığımız Amerikan silâhlarını Türk subaylarına Amerika’da, Amerikan Coni erleri öğretdi.

Fakat

Amerikan silâhlarını, Amerika’da, Amerikan erlerinden öğrenen subaylarımız memleketimize gelince,

Amerika’da kullanmayı öğrendiği Amerikan silâhlarını Türkiye’de, kendi ordusunda kullanmayı reddetdi.

 

 

   Tüyü bitmemiş yetim rızkından kesip Amerikan doları ile satın aldığımız İkinci Dünyâ Harbi artığı hurda silâhlar

 

  • Amerikan silâhı,

 

  • Bu silâhları Amerikan ordusunda kullanan askerler, Amerikan Coni erleri,

       

        Fakat

  • Bu silâhların kullanmasını öğrenmek için Amerika’ya gönderdiğimiz askerler ise bizim subaylarımız idi.

 

 

Amerikan Coni erlerinden “tak-çıkart”, “indir-kaldır”, “doldur-boşalt” ve “otur-kalk” şeklinde emir almakdan utanmayan, gocunmayan beyaz subaylarımız,

Türkiye’ye geldiklerinde, eğitimini aldıkları bu silâhları kullanmayı gururlarına yediremedi.

İşde, tam da bu noktada Genelkurmay Başkanı ve MSB, derin bir yol ayırımına geldiklerini fark etdiler;

Ordumuzu “hayt- huyt, cart-curt, sus-konuşma!” diyerek ceberrut emirler ile idâre etmek dönemi artık sona ermiş,

Bizim subaylarımız isdemese de; sadâkat ve rütbe değil fakat bilgi, kâbiliyet ve liyâkat dönemi başlamış idi.

 

 

 

   Bir başka ifâde ile ordumuzun;

 

  • Elinde göt gezdirip sağa sola kuru emir veren, omuzu bol rütbeli ve fakat boş kafalı subaylara değil

 

    Bilâkis,

 

  • Yeni silâhları kullanmayı öğrenecek ve erâtımıza öğretecek askerlere ihtiyâcı olduğunu anladılar.

 

 

 


Şu hâlde, Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanımızın önünde kaçamayacağı iki tercih var idi;

1. Amerika’dan satın aldığımız Amerikan silâhlarını kullanmak üzere o vakit ordumuzda mevcut olan “muvazzaf gedikli erbaş” denilen askerimizi eğitmek

Ya da

 

2. Zâten iflâs etmiş durumda olan bu “muvazzaf gedikli erbaş” sınıfını;

 

  • Evvelâ yeni teşkil edecekleri uyduruk “muvazzaf astsubay” sınıfına terfi(!) etdirmek,

 

  • Akabinde ise kıdemli başçavuş rütbesine terfi eden bu astsubaylardan;
  • İsdeyenleri, “teğmenliğe” nakletmek ve kıdemli yüzbaşılığa kadar terfi etdirmek,
  • İsdeyenleri, subay sınıfına dâhil olan “askerî teknisiyen” ya da “askerî kâtipliğe” nakletmek,
  • Orduda bedbin bir zümre yaratmamak” ve istekli kimselerin çalışmasına imkân vermek için; bu tercihlerin hiçbirisini isdemeyenleri de 9 senelik mecburî hizmet sonunda “terhis etmek” idi.

 

   Nasıl? Gözel mi?.. 

 

*  *  *  *  *

 

5802 sayılı Astsubay Kânun tasarısının esâs hedefleri, işde yukarıda gördüğünüz gibi idi. Bu hedeflerin merkezinde ise “kıdemli başçavuş” rütbesine terfi eden astsubayların “teğmenliğe nakledilmesi” şartı ve hakkı var idi.

 

 

Başbakan Adnan MENDERES hükûmeti;

 

  • Astsubay Kânununu işde, bu maksat ile “hazırladı”,

 

  • Vekilllerimiz, bu maksat için meclisde ellerini kaldırıp “evet dedi”,

 

  • Meclisimiz de bu maksat için kabul edip “meriyyete koydu.”

 

 

 

Bu kânun, maksadına uygun olarak tatbik edilse idi şâyet biz asubaylar;

Sırf “asubay” olduğumuz için son 67 seneden beri bugüne kadar yaşadığımız binbir türlü itilme-kakılma, haksızlık, ıstırap, kalleşlik, nâmussuzluk ve mağduriyetlere mâruz kalmayacak idik!

 

Fakat

1951 senesinde tatbikata koydukdan hemen sonra peşpeşe çıkartdırdığı yeni kânunlar ile;

Genelkurmay Başkanı ve MSB, 5802 sayılı Astsubay Kânununun bu hükümlerini işlemez hâle getirdi.

Bu kânunun en temel hedefi olan ve astsubaylara verdiği “teğmenliğe nakil” hakkını da

Genelkurmay Başkanı ile el ele veren Millî Savunma Bakanı, gözlerimizin içine baka baka gasp etdi.

Pâye devşirip parsa toplamaya gelince övüngen, böbürgen, üfürgen, kemirgen ve semirgen,

Ve fakat iş yapmaya gelince sömürgen oluveren bizim beyaz subaylarımız,

Hakkını verelim, saksıyı iyi çalışdırdı!

Amerika’dan satın aldığımız Amerikan silâhlarını kullanmak ve kendi erlerimize öğretmek görevini,

Astsubay” dedikleri ve söz verdikleri hâlde “teğmenliğe naklet -me- dikleri” köle askerlerin sırtına yıkdı.

ATATÜRK, Osmanlı saltânatını yer ile yeksân etdi ve yerine Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurdu.

 

 

 

   Fakat

   ATATÜRK’ün goltuğuna tüneyen ve ATATÜRK’ün zâbiti olduğunu söyleyen beyaz zâbitan heyetimiz,

   Osmanlı’dan tevârüs etdirdiği saltanâtın tatlı nimetlerini; astsubay menşeli bu subaylar ile paylaşmak isdemedi. 

   5802 sayılı Astsubay Kânunu ile Genelkurmay Başkanları;

 

  • Askerî memurların” yapdığı bütün işleri “astsubayların” sırtına yıkdı,

 

  • Subay muadili olan “askerî memurluğu” fiilen ilgâ etdi. Ve böylece subay lojmanları ve subay sosyal tesislerinin yegâne sâhibi oldu,

 

  • Askerî teknisiyen” ve “askerî kâtiplik” sınıfını maksatlı olarak ilgâ etdi. Ve böylece astsubayların, subay sınıfına dâhil olan bu sınıflara naklini de kasıtlı olarak engelledi.

 

 

 

 

Yapılan bu şerefsizliklerin ve hak gasplarının neticesinde de;

  • Bugün artık kendini çekemez duruma gelen

Ve dahi

  • Fiilen ömrünü tamamlayıp iflâs eden uyduruk “astsubay” sınıfının ortaya çıkmasına sebep oldular.

 

*  *  *  *  *

 

  • Mâdemki Amerikan Ordusunda “er ve subay” olmak üzere iki sınıf asker var,
  • Mâdemki Amerikan silâhlarını satın alıyoruz,
  • Mâdemki Amerikan ordusunda aynı silâhları Amerikan Coni erleri kullanıyor,
  • Mâdemki Amerikanca’dan tercüme etdiğimiz Sahra Tâlimâtı (ST/FM) ile yatıp kalkıyoruz,
  • Mâdemki Amerikan askeri gibi yürüyüp, Amerikan askeri gibi tâlim-taallüm ediyoruz,
  • Mâdemki Amerikan askeri gibi giyinip, Amerikan askerleri gibi yeyip-içip, sıçıyoruz... 

 

Öyle ise;

Amerikan Ordusunun yapdığı gibi

Biz de kendi ordumuzu “er ve subay” olmak üzere iki sınıf olarak teşkil edelim diyen cesur, basiretli ve nâmuslu bir tek subayımız çıkmadı ortaya...

Her zamân yapdıkları gibi, 

Amerikan silâhlarını kullanacak asker temin etmek konusunda da gene; 

  • Kendi menfaatlerini,
  • Kendi keyiflerini,
  • Kendi rütbelerini,
  • Kendi istikbâllerini,
  • Kendi midelerini düşündüler.

 

Ve çâre olarak da kendi akıllarınca; 

  • Astsubay” dedikleri gedikli erbaş’dan bozma “sözde yeni bir asker sınıfı” teşkil etdiler.

Aslında yeni teşkil etdikleri “astsubaylık” her ne kadar Amerikan ordusunda mevcut değil ise de

5802 sayılı Astsubay Kânunu ile astsubaylara verilen haklar, bugünkü haklardan bile daha iyi idi.

 

Peki,

5802 sayılı Astsubay Kânunu ile Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanımız,

1951 senesinde astsubaylara verdiği sözleri, acap tutdu mu?

Gereken koşulları hâiz astsubayları hakikâten “teğmenliğe nakil” etdiler mi?

Şimdi iltifât buyurur iseniz şâyet,

Devletimiz ve ordumuzun “astsubay” olarak tesmiye etdiği askerlere;

 

  • Sicilen subaylığa nakil” hakkının 1951 senesinde nasıl verildiğini,

 

  • 1951 senesinden sonra peşpeşe peydahlanan kânunlar ile bu hakkın gizlice nasıl “gasp edildiğini”,

 

 İlk defâ Eski Tüfek’de olmak üzere fâş eyleyelim, inşallah.

 

*  *  *  *  *

1951

 

 

 

 

   14 Mayıs 1950 Pazar günü yapılan milletvekili seçiminde reylerin %55’ini alan Demokrat Parti, CHP’nin 27 senelik iktidârına son verdi. Ezeli rakip olan selef Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ ile halef Cumhurbaşkanı Celal BAYAR arasındaki sidik yarışını, ikincisi kazandı.

   Devleti ele geçiren Demokrat Partisi; Türkiye Devletini Amerika’ya verdiği söz doğrultusunda yeni başdan tasarlamaya başladı. Bu değişim-dönüşüm-benzeşim çabalarının ilk deneme tahtası ise ordumuz oldu. Amerika’dan aldığı söze güvenerek uzun süre iktidârda kalacağına inanan DP Hükûmeti, kendi iktidârına tehdit olarak gördüğü ordumuzu hemen rapt-u zapt altına almaya başladı. Başbakan Adnan MENDERES, kendilerini devletin sâhibi zanneden Genelkurmay Başkanı, Genelkurmay İkinci Başkanı, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile ordu komutanlarına foter şapkalarını giydirdi. Çünkü Sam Amca öyle emretmiş idi. Bu ekâbir takımının yerine de Amerika’nın yazıp ellerine verdiği reçeteye göre devleti idâre etmeye söz veren Başbakan Adnan MENDERES “tak diye söylediğini şak diye yapacak etekli paşalar” arıyor idi. Filhakika buldu da..

 

 



 

Asubay Tefrikası 6-5_Etekli Paşa Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan GÜREŞ ve Başbakan Tansu ÇİLLER_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

İkinci kez Başbakan seçilen Adnan MENDERES, 20. Hükûmeti 09 Mart 1951 Cuma günü teşkil etdi.

Aynı gün itibârı ile;

Sam Amcanın intihâb ve tâyin etdiği T.C. Devleti idâre heyeti aşağıda gördüğünüz eşhâsdan müteşekkil idi.

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Celal BAYAR_ Adnan MENDERES_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

İkinci kez başbakan goltuğuna oturdukdan sâdece 3 ay sonra Adnan MENDERES;

6/7 Haziran 1951 târihinde TBMM’ye şöyle bir dilekce verdi.

Ve dahi

Ordumuzda “astsubay” ismi ile sözde “yeni bir asker sınıfı” ihdâs edilmesini meclisden arz etdi.

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Astsubay” olarak tesmiye etdiği “yeni” asker sınıfının ihdâs edilmesinin gerekcesini de

Adnan MENDERES, târih huzûrunda şöyle izah etdi, yüce meclisimize;

 

 

GEREKÇE

   1. Modern harb silâh ve araçları ile teçhiz edilen silâhlı kuvvetlerimizde, bu modern harb silâh ve araçlarını kullanacak ve erlere öğretecek muharip ve yardımcı sınıf astsubay ve takım komutanına olan ihtiyaç çok fazladır. Evvelce küçük zabit denilen ve daha sonra gedikli erbaş olarak adlandırılan bu sınıfın statüsünde zaman zaman değişiklikler yapılmak ve hukuki durumlarının çeşitli kanunlarla tesbiti suretiyle bu sınıfa rağbet teminine çalışılmışsa da tatbikatta edinilen tecrübeler bütün bunların bilhassa muharip sınıflara rağbeti sağlamak için kâfi olmadığını göstermiştir.

   Bu kanun tasarısı ile muharip astsubaylara aylıkla birlikte, liyakat gösterenlerin subay nasbedilmeleri ve kıdemli yüzbaşılığa kadar yükselmeleri sağlanmak suretiyle rağbetin arttırılması düşünülmüştürBu suretle Anadolu'nun küçük kasabalarında ortaokuldan fazla tahsil imkânını bulamamış yüksek kabiliyetli Türk çocuklarına daha geniş hizmet imkânları verilmiş ve liyakatleri ile mütenasip rütbelerle taltif edilmeleri de imkân dâhiline girmiş olmaktadır.

   Böylece kazanılacak Teğmen-Yüzbaşı rütbesindeki sınıf subayları ordu subay mahrutunun kaidesini teşkil edecek ve Harb Okulunda yetiştirilecek subayların daha uzun süreli bir tahsile tâbi tutularak yüksek komuta için daha yüksek kapasitede eleman yetiştirilmesi de sağlanmış olacaktır.

   Muharip astsubay ve takım komutanı ihtiyacını sağlıyarak ordu hizmetlerinin mükemmelleştirilmesi ve bu elemanların durumlarının normal bir hale getirilerek çalışma azim ve şevklerinin artırılması düşüncesi ile mevcut kanun üzerinde yeniden çalışmalar yapılmasına mecburiyet duyulmuş ve bu kanun tasarısı hazırlanmıştır.

   2. Bu kanun tasarısında (Gedikli erbaş) tâbiri kaldırılmış ve bunların subaylığa da yükselecekleri göz önünde tutularak (Astsubay) denilmesi uygun görülmüştür. Keza Başçavuştan sonraki (Başgedikli) rütbesi de (Kıdemli Başçavuş) olarak değiştirilmiştir.

   3. Gedikli erbaşların evvelâ mecburi hizmetleri 12 yıl idi. 5619 sayılı Kanunla bu süre subaylar gibi 15 yıla çıkarılmışsa da astsubayların başçavuş rütbesi dâhil olduğu halde; 

  • Bütün rütbelerdeki bekleme sürelerini 9 yılda tamamlamış bulundukları ve

 

  • Bu tarihten sonra subaylığa yükselmeleri ve

 

  • Subaylığa yükselmiyerek kıdemli başçavuş durumunda kalanların arzu ettikleri takdirde çekilmelerini temin

 Ve dahi

  • Orduda bedbin bir zümre yaratmaktan ziyade istekli kimselerin çalışmaları hedef tutulduğundan yeni kanun tasarısında mecburi hizmet süresinin de 9 yılı aşmaması yerinde görülmüştür. 

 

   (....)

   6. Diğer taraftan halen orduda askerî memurlar tarafından yapılan görevlerin bu hizmetler için yetiştirilmiş astsubaylar tarafından yapılması daha faydalı mütalâa edildiği için tasarıda buna imkân sağlıyacak hükümlerden başka

  • Bu sınıfların kıdemli başçavuşlarından, muharip sınıflardan teğmen yetiştirilmesi esasına mütenazır olarak sınıf ve kıyafeti ayrıca tesbit olunacak  yeni bir sınıf ihdası daha derpiş olunmuş ve 

 

   Maaş durumları ile muadeletleri göz önünde tutularak yedinci sınıftan başlamak ve kıdemli beşinci sınıfa ve 80 lira asli maaşa kadar yükselmeleri imkân dâhiline alınarak ordunun bu ihtiyacının sağlanması esasları temin olunmak istenmiştir. Bu suretle kaynağı kapatılmış olan askerî memurlar bugün için bizzarure bu görevlerde çalıştırılan sivil memurlar zamanla tasfiye edilebilecek ve orduda bu hizmetleri görecek disiplinli bir sınıf meydana getirmek mümkün olabilecektir.

 

   7. Astsubaylardan yetiştirilecek; 

  • Subay,
  • Askerî teknisiyen ve
  • Askerî kâtiplerin 

 

   Astsubaylıkta geçirmek zorunda kaldıkları süreler göz önünde tutularak bu sınıflara geçerken maaşlarının 40 lira aylık aslından başlatılması hem zaruri ve hem de rağbeti temin bakımından faydalı görülmüştür.

 

   9. Astsubay Kanun tasarısı ile astsubaylar için kurulmak istenen hukuki statü ile diğer devlet memurları statüsü hemen hemen aynı durumda bulunduğundan tasarıda birçok hükümlerin bu umumi esaslara atfedilmek suretiyle tesbiti tercih olunmuş hususiyet gösteren mevzular için ayrı hükümler sevkedilmiş ve bu arada bugünkü kanun hükümlerinde noksan görülen hususlara yeni tasarıda yer verilmiştir.

 

 


Yukarıda gördüğünüz GEREKÇE’de Başbakan Adnan MENDERES’in sarahâten ifâde etdiği üzere;

Anadolu'nun küçük kasabalarında ortaokuldan fazla tahsil imkânını bulamamış yüksek kabiliyetli Türk çocukları;

  • Astsubay okulunda 2 sene eğitim aldıkdan sonra “çavuş” rütbesi ile ordumuza intisâb edecek, 

9 sene muvazzaf hizmetin sonunda;

 

  • Teğmenliğe

 

      Ya da

 

  • Subay sınıfına dâhil olan askerî teknisiyen veya askerî kâtip sınıfına nakledilecek idi.

 

   5802 sayılı Astsubay Kânununda “Astsubay” ismini verdikleri askerler hakkında iki önemli husus daha var idi;

   Birinci husus şu idi;

   Başbakan Adnan MENDERES’in, kânun                 “Gerekce”’sinin 6’ncı maddesinde söylediği üzere; subay sınıfına dâhil olan “askerî memurların” yapdığı bütün işleri “astsubay” ismini verdikleri sözde yeni askerler yapacak ve bunun neticesinde de lüzumsuz gördükleri “askerî memur” sınıfını lağv edecekler idi.

   İkinci önemli husus da şu idi;

   Astsubay Kânun tasarısının “Gerekce”’sinin 9’uncu maddesinde ifâde edildiği üzere, astsubayların “hukuki statü”sü,  diğer devlet memurları statüsü  ile “ hemen hemen aynı duruma ” getirilecek idi.

 

*  *  *  *  *

 

Millî Savunma Bakanlığının hazırladığı ve aşağıda gördüğünüz kânun tasarısından da anlaşıldığı üzere

Astsubay Kânunu” ismi ile meclise gelen kânunun esâs amacı,

Astsubay” dedikleri askerleri 9 senelik muvazzaf hizmetin sonunda “teğmenliğe nakletmek” idi.

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 Yüksek Başkanlığa

   Ast subaylar hakkında Millî Savunma Bakanlığınca hazırlanıp Bakanlar Kurulunun 20.IV.1951 tarihli karariyle Yüksek Meclise sunulan ve Komisyonumuza havale buyurulmuş olan kanun tasarısı, gerekçesiyle birlikte Millî Savunma Bakanı Hulusi Köymen ve Bakanlık temsilcileri de hazır oldukları halde incelendi.

   Yeni silâh ve araçlarla teçhiz edilmiş ve muhtelif sanayi kolları ile sıkı sıkıya ilgilenmiş olan modern ordularda, bu silâhları kullanmak usullerini erlere öğretmek maksadiyle, 19 ncu asırdan beri kıtadan yetişmiş onbaşı ve çavuşlarla subay sınıfı arasına teknik bilgilerle mücehhez yardımcı bir sınıf vücude getirilmiş ve asrımızda bu sınıfa ciddî bir ehemmiyet ve kıymet atfedilmiştir.

   Günden güne inkişaf etmekte ve yeni silâh ve araçlarla ve bunlara muktazi sanayi branşlariyle teçhiz edilmekte olan ordumuzun her türlü hizmetlerinde de bu tarzda yardımcı bir sınıf yetiştirmek amaciyle husûsi okullar ve enstitüler açılmış ve önceleri küçük zabit ve sonraları gedikli erbaş isimleriyle hususi bir sınıf da teşkil edilmiştir.

   Hükümetin gerekçesinde de izah edildiği veçhile bu sınıfa personel temini için muhtelif kanunlarla alınan çeşitli tedbirler maksadı ve bin-netice memleket müdafaasının hakiki bir ihtiyacını sağlıyamamıştır. Bu ihtiyacı karşılamak ve ordu hizmetlerini mükemmelleştirmek amaciyle mevcut mevzuat üzerine yeniden bâzı tedbirler alınmak zarureti hasıl olmuş ve bu maksatla hazırlanmış olan kanun tasarısında: aranılan rağbeti önliyen maddi ve mânevi âmillerin bertaraf edilmesi düşüncesi ile bu sınıfın hal ve istikbalini sağlıyacak yeni bir statü tesisi hedef tutulmuştur. Bu statünün koyduğu yeni esaslara göre, şimdiye kadar bu sınıf mensupları üzerinde ruhan menfi tesirler yaratan (gedikli erbaş) tâbiri değiştirilerek bunlara da gördükleri hizmetle mütenasip olmak üzere (ast subay) adı verilmiş ve mecburi hizmetleri 15 yıl iken 9 yıla indirilmiş ve bu kanun tasarısı ile tesbit edilen hukuki durumlarına göre bu sınıf mensuplarının idare hukuku bakımından bir Devlet memuru  mahiyetini aldığı göz önünde tutularak birçok cihetlerde memur ve subaylar hakkındaki ahkâma tâbi tutulmuş ve bunların ordu içinde her türlü muharip ve yardımcı sınıf hizmetlerini görebilecek kabiliyetlerde yetiştirilmeleri esas tutularak muayyen müddetlerle hizmetten sonra ehliyet ve kabiliyetlerini ispat edenler için; subay, askerî teknisiyen ve askerî kâtip sınıflarına geçmelerini  mümkün kılan esaslar ve prensipler vaz'edilmiş ve 80 lira asli aylığa kadar yükselmeleri temin ve yaş hadleri her rütbe için subaylara nispetle üçer yıl fazla tesbit edilmiştir.

   Bu tedbirlerle ordunun ast kademe komuta ve hizmet heyetinde kazanılacak teğmen - yüzbaşı rütbesindeki subaylar ordu mahrutunun devamlı bir surette kaidesini teşkil ederek harb okulundan yetişecek subayların kemmiyet itibariyle daha az sayıda ve fakat keyfiyet itibariyle daha yüksek kalitede yetişmelerini de sağlıyacağına ve bu suretle subay mahrutunun zirvesine doğru daralarak hakiki şeklini muhafaza edeceğine komisyonumuzca kanaat getirilerek tasarının tümü, 28, 29, 30, 31 nci maddeleri hariç olmak üzere diğer bütün maddeleri oy birliğiyle ve adı geçen dört madde ekseriyetle kabul edilmiştir.

   (......)

 

   6. 20 nci maddedeki küçük subayların sağlık durumlarına ait hükmün subay oluncaya kadar erler hakkındaki hükümlere tâbi tutulması, görecekleri hizmetlerin mahiyeti bakımından, komisyonumuzca daha uygun görülmüş ve madde bu suretle değiştirilmiştir.

   (......)

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Yukarıda gördüğünüz raporu hazırlayan MSB’li kaşalotlar,

Astsubay” sınıfının teşkili hakkında 1951 senesinde şöyle demişler idi;

 

"Yeni bir statü tesisi hedef tutulmuştur.”

 

Fakat

27 Mayıs subay darbesinden bir kaç ay sonra peydahladıkları 211 sayılı İç Hizmet Kânunu meclisde müzâkere edilirken bu söylediklerini yalayıp yutacaklar idi.

 

*  *  *  *  *

 

   

   5802 sayılı Astsubay Kânununu müzakere etmek üzere

   29 Haziran 1951 Cuma günü tertip edilen Birleşim 96’da,

   Kânun tasarısı hakkında söz alan Elâzığ milletvekili Mehmet Şevki YAZMAN söz aldı.

   Hem mühendis hem de emekli subay olan Mehmet Şevki YAZMAN,

   Adnan MENDERES’in teşkil edeceği “astsubay” sınıfı hakkında TBMM’de şunları söyledi;

 

Asubay Tefrikası _6-5 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

    M. ŞEVKİ YAZMAN (Elâzığ)Kanunun Umumi Heyeti üzerinde birkaç söz söylemek istiyorum. Çünkü kanun, hemen çıkmasını beklediğimiz Orman Kanununu, Yol Kanunu ve saire derecesinde hakikaten mühim ve bir an evvel çıkarılması lâzımgelen bir kanundur. Tasarı hayli zaman evvel hazırlanmış, tekemmül ettirilmiş, fakat Meclise sevki için bu zamanı bulmuştur.

 

   Mesele cok mühimdir. Zira kanun doğrudan doğruya ordunun bünyesine ve dolayısiyle Millî Müdafaamızın bünyesine tesir edecek tertipte ehemmiyetlidir.

 

   Orduların umumiyetle meslekleşmesine ve makineleşmesine doğru gidiyoruz. İki senelik hizmet süresi içinde bu yalnız neferlerle tahakkuk ettirilemez. Binaenaleh, o ordunun heyeti umumiyesi, sağlam, iyi yetişmiş bir kitleye ve esasa sahip almalıdır.

 

   Sabıkta nasıl donanma, birtakım “gedikli küçük zabitlere” bilâhara terfi ederek “zabit” olan elemana mâlik idiyse orduyu da bugünkü şekli ve haliyle o mertebeye ulaştırmak lâzım gelir. Kanun bu maksatla sevkedilmiştir.

 

   Maddelere geçildiği zaman söz söylemek hakkımız baki kalmak şartiyle bu kanunun çok yerinde ve lâzım olduğunu arzetmek isterim. Bu kanunu bir an evvel huzurunuza getirmiş olan Millî Savunma Bakanına da şahsan teşekkür ederim. Mâruzâtım bu kadardır.

 

 

*  *  *  *  *

 

   02 Temmuz 1951 Pazartesi günü TBMM’nin kabul edip

Aynı gün tatbikata koyduğu Astsubay Kânununun aşağıda gördüğünüz daha birinci maddesine de

Astsubay” ismini verdikleri asker kişilerin, “subay yardımcısı” olduğunu yazdılar.

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

    Kanun No: 5802                                                    Kabul tarihi: 2/7/1951

 ASTSUBAY KANUNU 

B İ R İ N C İ BÖLÜM

Genel hükümler

   Astsubaylar:

 

   Madde 1 — Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun kara, deniz ve hava kuvvetleriyle jandarma, gümrük koruma birlikleri kadrolarında astkomuta kademelerinde eğitim, sevk ve idare ile diğer idari işlerde “subaya yardımcı” olarak görevlendirilen askerî şahıslara (Astsubay) adı verilir.

 

 

 

Yeri gelmiş iken bir hususu fâş eylemem gerekiyor.

 

  • Gedikli dediği ortada sandıkasker sınıfını Donanmamız, 1890 senesinde kânun ile teşkil etdi.

 

  • Küçük zâbit dediği ortada sandık asker sınıfını da Kara Kuvvetlerimiz, 1909 senesinde gene kânun ile teşkil etdi.

 

Fakat

1462 sayılı Harp Okulları Kânunu 1971 senesinde kabul edidi.

Bir başka ifâde ile Harp Okullarını;

1971 senesine kadar Genelkurmay Başkanlığı ya da MSB’nin hazırladığı

Ve dahi

Meclis denetiminden kaçırıp meriyyete koydukları tâlimâtnâmeler ile “kânunsuz” olarak teşkil ve idâre etdiler.

 

Astsubay dedikleri uyduruk askerler için çifte mühürlü kânunlar tertip eden şerefsiz subaylar,

Böyle yapmak ile Harp Okullarını işlerine nasıl geldi ise öyle idâre etdiler.

 

Hele Hava Harp Okulunun durumu tam bir rezâlet!

1951 senesinde hizmete açılan bu okulumuz da;

Harp Okulları Kânununun kabul edildiği 1971 senesine kadar “kaçak” olarak subay mezun etdi.

 

 

 

   Yukarıdaki hükûmet “GEREKÇE”’sinde Başbakan Adnan MENDERES’in de ifâde etdiği üzere

   “Subay yardımcılığına” lâyık görüp ordumuzda 9 sene görev verdikleri astsubayları;

  • Teğmen

      Ya da

  • “Askerî teknisiyen veya “askerî kâtipnasbetmek” şu hâlde zor olmasa gerek idi.

 

 

Yukarıdaki hükûmet “GEREKÇE”’sinde Başbakan Adnan MENDERES’in de ifâde etdiği üzere

Subay yardımcılığına” lâyık görüp ordumuzda 9 sene görev verdikleri astsubayları;

 

  • Teğmen
      Ya da
 
  • “Askerî teknisiyen veya “askerî kâtipnasbetmek” şu hâlde zor olmasa gerek idi.

 

 

5802 sayılı Astsubay Kânununun 28’inci maddesine de bu hükümleri

Aşağıda gördüğünüz şu cümleler ile yazdılar.

 

 

BEŞİNCİ BÖLÜM

Astsubaylardan subay, teknisiyen ve askerî kâtip yetiştirilmesi

 

   Astsubayların subaylığa, askerî teknisiyen ve kâtipliğe geçirilmesi:

 

   Madde 28 Kıdemli başçavuşlukta ikinci ve üçüncü senesini ikmal etmiş bulunan astsubaylardan (Muzika astsubayları hariç) aşağıdaki nitelikleri taşıyanlar alâkalı Bakanlıkların inhası üzerine yüksek tasdik ile;

  • Teğmen

       Veya

  • Maaşça muadili askerî teknisiyen veya askerî kâtip nasbedilirler.

 

   Bunlardan teğmen nasbedilenler Subay Terfi Kanunu hükümlerine göre kıdemli yüzbaşılığa (dâhil) ve diğerleri muadil maaş derecesine kadar yükselebilirler.

   A ) Kıdemli başçavuşluğa kadar her rütbeye normal şartlar altında yükselmiş bulunmak,

   B) Umumi, meslekî bilgileriyle karakter ve ahlâk bakımından subay, teknisiyen ve askerî kâtipliğe lâyık bulunduğu tasdik edilmiş olmak,

   C) Sağlık durumları müsait bulunmak,

   D) Yapılacak seçim imtihanlarında ve mütaakiben gönderilecekleri sınıf okullarında ve özel kurslarda başarı göstermek,

   Bu hususa ait esaslar Bakanlar Kurulu karariyle tesbit olunur.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Derviş'in Fikri Ne ki, Zikri Ne Ola?..

 

5802 sayılı Astsubay Kânununu, 1951 senesinde meclis görüşdü ve kabul etdi.

Fakat

Astsubay Yönetmeliğini ise Millî Savunma Bakanı hazırladı. Aşağıda gördüğünüz ekâbir takımı da bu yönetmeliği okumadan imzâladı.

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Astsubaylıkdan subaylığa nakil şartı, kânunda üç beş madde idi.

Fakat

Yönetmeliğe öyle şartlar giydirdiler ki. Görsen, tıp fakültesinin seçme sınavına giriyorsun zannedersin!

Kânunun kenârından dolaşarak hazırladığı yönetmelik ile aslında,

Genelkurmay Başkanlığımız niyetini alenen fâş eylemiş idi; astsubaylarısubaylığa naklet -me- mek!

Genelkurmay Başkanlığımız;

 

  • Sanat enstitisü” mezunu bir genci alıyor.

 

  • 1 veya 2 sene eğitim verip “çavuş” nasbediyor.

 

  • Bunun üzerine  de astsubay olarak 9 sene vazife yapdırıyor.

 

  • Kıdemli başçavuş rütbesine kadar terfi etdirdiği bu astsubayı, toplam 11 senelik hizmetinin sonunda “teğmen nasbetmek” için bir imitihân yapıyor.

 

  • Bu imtihânda yukarıda gördüğünüz derslerden âhiret suâlleri soruyor.

 

 

 

   Burada ise benim aklımda şu suâller tebellür ediyor;

  • Bu senelerde, Harp Okullarımızın talebeleri hangi dersleri tedris ediyorlar idi acap?

 

  • Mâdemki sorduğun bu dersleri astsubay bilmiyor idi. O zamân bu çocuklara boş yere 9 sene nesi kime astsubaylık yapdırdın?

 

  • Mâdem ki atsubay olarak 9 sene boyunca bu derslere ihtiyacı olmadan vazifesini yapdı. Bugüne kadar ihtiyâcı olmayan bu derslerden şimdi niye sıygaya çekiyorsun?

 

  • Bu astsubaylar, teğmen olunca da bugün yapdığı işlerin gene aynısını yapacak. Bu derslerden sorguya çekmek ile astsubayları sen, prof. mu yapacaksın?

 

  • En mühim suâl de şudur; Maçan yiyor ise şâyet Harp Okulundan 9 sene evvel mezun etdiğin bir subayı çağır ve bu derslerden bir imtihân yap! Bakalım, senin o subayın bu imtihânda, bu suâlleri cevâplayıp muvaffak olup da “teğmenliğe” terfi edebilecek mi?

 

 

 

*  *  *  *  *


5802 sayılı Astsubay Kânunu ile 1951 senesinde astsubaylara verilensubaylığa nakil hakkını

Sonraki senelerde tertip etdikleri kânunlar ile nasıl da kıymık kıymık gasp etdiklerini,

Buyurun, şimdi hep berâber görelim...

 

*  *  *  *  *

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_Genelkurmay Başkanı Orgeneral Mehmet Nuri YAMUT_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Başbakan Adnan MENDERES hükûmetinin daha bıldır meclisde kabul edip de

Hemen meriyyete koyduğu 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile teşkil etdikleri astsubaylara verdiği “sicilen subaylığa nakil” hakkını

Neşretdiği resmî kitaplarda Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Mehmet Nuri YAMUT,

Şu yaldızlı cümle ile ilan etdi, bütün dünyâya;

* Gediklilerin yetiştirilme usulü değiştirilecek,

** Sayıları arttırılacak

*** Yüzbaşılığa kadar terfi edebilecek.
 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Orgeneral Mehmet Nuri YAMUT’dan sonra Genelkurmay Başkanlığı goltuğuna gıçını goyan başkanlarımız,

Astsubaylara verdiği bu sözü, tutdular mı dersiniz?

 

*  *  *  *  *

 

 1954

  

 

 

Takvimler 1953 senesini gösderir iken

İkinci kez Başbakan seçilen Adnan MENDERES’in 20. Hükûmeti hâlâ görevde idi.

Millî Savunma Bakanı değişen hükûmetin idâre heyeti de aşağıda gördüğünüz eşhâsdan müteşekkil idi.

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Aynı senelerde ilkokuldan sonra 5 sene veya ortaokuldan sonra 2 sene eğitim veren “sanat enstitüsü” mezûnu öğrenciler,

Aşağıda gördüğünüz 6137 sayılı kânuna istinâden;

 

  • Mükellef askerliğini “yedek subay” olarak yapıyor idi.

 

Mükellef askerliğini “yedek subay” olarak tamamlayan asteğmenlerden arzu edenler ise;

  • Teskere bırakıp” orduda muvazzaf subay olarak kalabiliyor idi... 

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

   Fakat garâbete bakınız ki;

   5802 sayılı Astsubay Kânununa göre, Astsubay Okulları da “sanat enstitüsü” mezûnu öğrencilerini de kabul ediyor idi.

   Buradaki rezilliği şöyle izah etmek mümkün.

 

 

           

     Dün Genelkurmay Başkanlığı, bugün de Millî Savunma Bakanlığı;

  • Lise mezunu çocuklarımızı Harp Okulunda 4 sene okutup subay nasbediyor mu? Ediyor!

     

   Fakat

 

  • 4 senelik üniversite mezunu çocuklarımızı lisans diplomasının üzerine 2 sene de MYO’larda olmak üzere toplam 6 sene okutup “astsubay çavuş” nasbediyor mu? Ediyor!

 

  • 6 sene yüksek tahsilli bu çocuklarımıza "çavuş" deyip "ortada sandık" misâli 15 sene hizmete icbâr ediyor mu? Ediyor!

 

  • Liseden sonra Harb Okulunda 4 sene oku, subay ol!

 

  • Liseden sonra 4 senelik üniversiteden mezun ol. 2 sene de MYO’da oku. 6 sene oku ve asubay ol!

 

   Böylesi bir rezâlet dünyânın hiçbir ordusunda yokdur!

   Anadolu’nun yüksek kâbiliyetli Türk çocuklarına;

   5802 sayılı Astsubay Kânunu ile 1951 senesinde yapdıkları işde, tam da böyle rezil bir şey idi...

 

 


Asubay Okulundan istifa edip “yedek subay” olmak isdeyen asubay adayı öğrencilere ise

Bu kânunun aşağıda gördüğünüz şu geçici dördüncü maddesi ile yasak getiriliyor idi.

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bu cümlelerden de anlaşılacağı üzere Adnan MENDERES hükûmeti, Genelkurmay Başkanı ve MSB;

1950’lerde  bu şekilde “subaylığa nakil hakkı”nı sâdece “astsubay” dedikleri askerlere vermediler.

Asubaylara verilen bu saçma yasak senelerce devâm etdi ve bu haksızlığa kimse de çıkartmadı.

Başbakan Adnan MENDERES’in 1951 senesinde astsubaylara verdiği “subaylığa nakil hakkı”nı

Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanının maksatlı olarak engellemesinin sebebi ise

Millî Savunma Komisyonunun hazırladığı aşağıda gördüğümüz şu raporunda gizli...

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

   Sanat Enstitüsü mezunlarının yukarda izah ve teşrih edilen durumları muvacehesinde teklif edilen kanun lâyihasının kabulü halinde; 

   5802 sayılı kanun hükmüne göre dokuz yıl mecburi hizmetle orduya intisap etmiş olan on bini mütecaviz muharip astsubaylara da yedek subay olmak hakkının tanınması zaruri olacak

   Ve şu hâle göre 5802 sayılı Kanun hükümleri ile bu kanunun gözettiği maksatlar ve teşkilât tamamiyle bozulacak

   Ve astsubay sınıfına girmiş olanlar da yedek subay olmak hakkını kullanarak muharip astsubay kadrolarında çok vahim boşluklar hâsıl olacaktır.

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 


Sanat enstitüsü mezunu astsubayların subaylığa nakledilmesine itiraz edenlerden birisi de

Kerizci Rifat TAŞKIN idi.

Bakınız Kerizci Rifat, astsubayların subaylığa nakledilmesinin sakıncasını kendi aklınca nasıl izah etmiş!..

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_Yalancı emekli subay Rifat TAŞKIN_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 


Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

   RİFAT TAŞKIN (Kastamonu) — Efendim,

   (....)

   Bugün orduda astsubaylık ihdas edilmiştir.  Astsubay membalarından biri sanat enstitüleri mezunlarıdır. Bu sanat enstitüsü mezunlarını astsubay olarak kabul ediyoruz. Astsubay olunca 9 sene hizmet etmek mecburiyetindedir. Şimdi bunlara yedek subay olmak hakkını verirsek 9 sene hizmet yapmaktansa 2 sene hizmet ederek ordudan çekilmeleri ihtimalleri vardır. Bu itibarla silâhlı kuvvetlerimiz aleyhine bir zarar tevlit etmektedir. Bu durum karşısında tamamen bu vaziyetin silâhlı kuvvetlerimiz aleyhine bir netice doğuracağına kaani olan komisyonumuz bunu itifakla reddetmiştir.

 

 

 

 

  • Evvelâ köy enstitüsü mezunlarına “yedek subay” olma hakkı ver,

 

  • Akabinde, bu okullarda öğretmenlik yapan sanat enstitüsü mezunlarına “yedek subay” olma hakkı ver,

 

  • 5430 sayı ve 1949 seneli kânununa göre uzman çavuş yapdığın sanat enstitüsü mezunlarına “yedek subay” olma hakkı ver,

 

  • Askerliğini mükellef er olarak yapmakda olan vatandaşlara “yedek subay” olma hakkı ver,

 

  • Ve hattâ askerliğini yapıp da bitiren vatandaşlara bile “yedek subay” olma hakkı ver,

 

  • Fakat aynı sanat enstitüsü mezunu olan astsubay adaylarına “yedek subay” olmayı yasak et!..

 

  • Astsubaylara “yedek subay” olma hakkını vermeyişinin sebebini de “silâhlı kuvvetlerimiz zarâr görür” diye açıkla!

 

 

 

 

  • Ulan şerefsizler! Siz gerzek subaylar silâhlı kuvvetlerini, "astsubay" dediğiniz askerlere güvenip de mi kurdunuz?

 

  • Bu astsubay adaylarının yerinde siz olsa idiniz şâyet, okulunuzdan istifa edip “yedek subay” olmaz mı idiniz, yavşaklar?

 

  • Astsubay dediğiniz asker kişilerin, sizlerinki kadar da olsa aklı yok mu sanıyorsunuz, kaşalotlar?

 

  • Astsubay Kânununu şunun şurasında daha iki sene evvel meclisde konuşurken, bu kânunun gerekcesini Anadolu’nun yüksek kâbiliyetli Türk çocuklarına “subaylığa nakil hakkı veriyoruz” diye ağzında laf geveleyen ben mi idim, şavşaklar?

 

Subay yapacağız diye aldatdığın bu çocuklara şimdi de “yedek subaylığa” geçişi yasak et!

Yazıklar olsun hepinize!..

 

*  *  *  *  *

 

Genelkurmay Başkanlığı, yukarıda gördüğünüz 6137 sayılı kânun ile astsubay ismini verdiği askerlerin 1953 senesinde “yedek subay” olmasını yasaklamak ile kalmadı...

Zamân içinde meclise kabul etdirdiği kânunlar ve aynı zamânda 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile 1951 senesinde Başbakan Adnan MENDERES'in verdiği “teğmenliğe nakil” müktesep hakkını da kasıtlı olarak engelledi. 

 

 

   Genelkurmay Başkanları;

  • 5802 sayılı Astsubay Kânununda “subay yardımcısı” olarak tefrik ve târif etdiği

        Ve dahi

  • 9 senelik hizmetin sonunda “teğmenliğe nakletmek” vaadi ile kafeslediği astsubaylara;

 

  • Ne “subay yardımcısı” gibi muamele etdi,

 

  • Ne de “teğmenliğe nakil” etdi.

 

 

   10-15 sene mecburî hizmet ile sağmal inek gibi orduya bağladığı astsubayları; ne öldürdü ne de güldürdü.

   Tıpkı sömürgen devletlerin İkinci Dünyâ Harbinden beri Türkiye’yi sömürdüğü gibi,

   Aynı târihlerden beri subaylarımız da;

   “Subay yardımcısı” dedikleri ve “teğmenliğe nakledeceğiz” yalanı ile aldatdıkları astsubayları sömürdü.

 


 

*  *  *  *  *

 

 1954

 

1954 senesini yaşadığımız o günlerde

İkinci kez Başbakan seçilen Adnan MENDERES’in 20. Hükûmeti hâlâ görevde idi.

Millî Savunma Bakanı değişen hükûmetin idâre heyeti de aşağıda gördüğünüz şu eşhâsdan ibâret idi.

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

5802 sayılı Astsubay Kânununun 20’inci maddesine göre;

Astsubay dedikleri askerlere “subay oluncaya kadar” sağlık hizmetlerinde “er” muamelesi yapacaklar idi.

9 senelik hizmetin sonunda da “astsubayları subaylığa nakil edecekler” idi nasıl olsa.

Başbakan Adnan MENDERES hükûmetinin 02 Mart 1954 Salı günü meclisde kabul etdiği aşağıda gördüğünüz şu kânun ile;

Sağlık hizmetlerinde astsubaylara “subay gibi” muamele edilmesi hakkını “bahşetdiler.

Ve böylece

Astsubaylara “subay oluncaya kadar” sağlık hizmetlerinde “er gibi” muamele yapılması için Astsubay Kânununda ileri sürdüğü gerekceyi de hep berâber yalayıp yutdular.

Hüsniyetli bir bakış ile sağlık hizmeti konusunda yapılan bu “iyileşdirmeyi” astsubaylar için bir kazanç olarak değerlendirmek mümkün.

Fakat

Subaylarımızın, biz asubaylar hakkında bugüne kadar hüsniyetle düşünüp karar verdiğini hiçbir zamân görmedik ki. Aşağıdaki kânunun gerekcesini okudum. Subaylarımız osdurup osdurup ipe dizmişler. Dönemin Başbakanı Adnan MENDERES de bu osdurukdan gerekceleri aynen yemiş!..

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Astsubay ismini verdiğin askerlerin mâdemki “subay yardımcısı” olduğunu söyledin,

O zamân Astsubay Kânununu hazırlarken astsubaylara niçin subaylar ile aynı sağlık hizmetini vermedin?

Mâdemki astsubaylara sağlık hizmetlerinde “er” muamelesi yapmanızın sebebi “subaylığa nakledilmesi” idi. Öyle is astsubayları 9 senelik hizmetin sonunda subaylığa niye nakil etmediniz?

Genelkurmay Başkanının bu hamlesinin, astsubaylara yeni bir hak vermek değil fakat; 

  • Hem “askerî memurların”,
  • Hem “erlerin”,
  • İşine geldiği durumlarda hem de “subayların”,

Yapdığı işlerin hepsini birden yapdırmayı başardığı bu “köle” asker sınıfının

Subay ile er arasındaki” bu “ortada sandık” yerini tahkim etmesi için kurnazca ve alçakca yapılmış bir hamleden başka bir şey değil idi. 

 

*  *  *  *  *

 

Beyaz subaylarımızın biz astsubaylara bakışındaki en kadim, en temel ve en şaşmaz kural şudur; 

  • Astsubay dedikleri “ortada sandık” ve “köle” askerlere ne zamân bir hak verdin,

 

  • Verdiğin bu hakka “bedel” olarak başka bir hakkı astsubayın elinden mutlaka geri al! 

 

Astsubaylara sağlık hizmetlerinde “subay gibi” muamele edilmesi “hakkı verdiğine” göre

  • Astsubayların o anda sâhip olduğu haklardan birisini de “gasp etmek” şart olmuş idi!

Peki,

Beyaz subaylarımızın köle asker olan astsubaylardan “gasp edecekleri bu hak” ne idi dersiniz?..

 

*  *  *  *  *

 

 

 1956

 

Astsubaylara, sağlık hizmetlerindesubay gibi” muamele etmeye başlayalı henüz bir buçuk sene olmuş idi.

1956 senesine geldiğimiz günlerde;

İkinci kez Başbakan seçilen Adnan MENDERES’in 20. Hükûmeti gene hâlâ görevde idi.

Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanları foter şapkalarını giymiş ve evlerinin yolunu tutmuş,

Orgeneral İ. Hakkı TUNABOYLU yeni Genelkurmay Başkanı olarak bıldır göreve başlamış,

Başbakan Adnan MENDERES aynı zamânda Millî Savunma Bakanı Vekili de olmuş,

1956 Türkiye’sinin hükûmet idâre heyeti de aşağıda gördüğünüz şu eşhâsdan teşkil etmiş idi.

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

6744 sayılı kânun ile Başbakan Adnan MENDERES hükûmetinin asubaylara yapdığını anlatmadan evvel

Aşağıdaki şu kısa bilgiyi vermemiz gerekiyor.

İlkokuldan sonra en az 5 sene veya ortaokuldan sonra en az 2 sene tahsil süresi olan meslekî ve teknik öğretim müesseselerinden mezûn olan gençlerimize,

1953 senesinde kabul edilen 6137 sayılı kânuna istinâden “yedek subay” olma hakkı verilmiş idi.

  • Mükellef askerlik için orduya girip “asteğmen” oluyorlar,
  • Mükellef askerlik görevini tamamlayınca da câmi avlusuna bebe terk eder gibi “teskere terk eden” “asteğmenler”, sivil hayâtı terk edip “muvazzaf subay” olarak orduda kalıyorlar idi. Yakın zamâna kadar ordumuzda böyle “terk-i teskere” etmiş çok sayıda “meslek liseli teknisiyen subayımız” mevcut idi. 

 

Fakat

Aynı senelerde Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanı,

Aynı okullardan mezûn olan gençlerimizi “subaylığa nakletmek” vaadi ile kandırıp “astsubay” nasbediyor idi.

 

 

 

   “Çavuş” rütbesi ile ordumuza intisâb eden astsubaylara;

  • Askerî memurların, 
  • Erlerimizin 
  • Ve ellerinde  göt gezdiren subaylarımızın yapdığı işlerin hepsini yapdırıyorlar idi.

 

 

   Bu tutumu ile Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanı;

 

  • Anadolu’nun yüksek kâbiliyetli Türk çocuklarını aptal 

 

      Fakat  

 

  • Kendilerini ise akıllı zannediyorlar idi.

 


Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanı’na inanıp astsubay okullarına kayıt yapdıran astsubay adayı öğrenciler, kandırıldıklarını anlamakda hiç gecikmediler. Bu sebepden dolayı, teşkil edilmesinin daha ertesi senesinde, astsubay okullarına müracaat, birden bire dibe vurdu. Durum o kadar vahim idi ki Donanmamız, gazetelere çarşaf gibi ilanlar verip öğrenci tavlamaya mecbur kaldı.

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_Cumhuriyet Gazetesi _ Gedikli Erbaş ilanı_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Astsubay Okullarına rağbetin sıfıra inmesinin ikinci ve daha önemli sebebi ise şu idi;

Astsubay” sınıfından evvel ordumuzda bu sınıfın yapdığı işleri “gedikli erbaş” ismi verilen askerler yapıyor idi.

Gedikli Erbaş Kânunu daha şunun şurasında 23 Mart 1950 senesinde, bıldır tezgahlanmış idi.

Ve “gedikli erbaşlar”; kölelik demek olan 15 senelik mecburî hizmet ile “sağmal inek gibi” ordumuza rapdedilmiş idi.

 

 

   O zamânki dünyânın kalbur üsdü ordularında “gedikli erbaşlık”;

  • Alaylı,
  • Mükellef,
  • Muvakkat,
  • Harçlıklı

        Ve

  • Teskereli

 

   Askerler olarak görev yapıyorlar idi.

   “Gedikli erbaşlık” sınıfı, bu koşullar ile teşkil edilse idi şâyet mesele yok idi. Çünkü devletimizin o zamânlar imzâ atıp taraf olduğu 1929 Cenevre Sözleşmesine göre işin doğrusu da bu idi.

   Fakat

   “Mükellef” sınıf olarak ordumuza hizmet eden “gedikli erbaş” sınıfını,

   1950 senesinde “muvazzaf” sınıfa tebdil etmek ile Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanı,

   Askerlik târihimizin en aptalca karârını vermiş ve en büyük hatâsını yapmış idi.

   Çünkü

   Bizim her boku bilen beyaz zâbitân heyetimiz;

  • Mükellef erlerimizi eğitmek için er tâlimgâhlarında güneş altında ter döküp gırtlak patlatmak,

       Ve dahi

  • Sıçmasını bile bilmeyen “mükellef erlerimizin” boku püsürü ile uğraşmak isdemiyorlar idi.

 

 


   5802 sayılı Astsubay Kânununun  gerekcesinde Başbakan Adnan MENDERES’in alenen fâş eylediği üzere

   Sadr-ı âzam daşşağından düşme beyaz zâbitân heyetimizin asıl ve gizli maksatları şunlar idi; 

  • Harb Okulunda yetiştirilecek subayları daha uzun süreli bir tahsile tâbi tutmak

         Ve dahi

  • Yüksek komuta için daha yüksek kapasitede eleman yetiştirmek. 

 

   Anadolunun yüksek kâbiliyetli Türk çocuklarına deli gömleği gibi giydirilen “muvazzaf gedikli erbaşlık

   Zamânın koşullarına göre “istikbâl vaad etmediğinden dolayı” bu sınıfa kimse rağbet etmemiş idi.

   Çünkü;

  • Ortaokul mezunu gençleri alıp “gedikli erbaş” yapan ordumuz, bu askerlere “mükellef er” muamelesi yapıyor,
  • Kışlada  yatıp kalkan gedikli erbaşlara yüksek tahsil yapması ve hattâ evlenmesi bile yasak ediyor,
  • En düşük maaş alan devlet memuru kadar bile maaş alamıyor,
  • Devlet memuru olduğu kabul edilmiyor,
  • Devlet memuru sayılmadığı için de 3338 sayılı kânun ile 1940 senesinde devlet memuruna vermeye başladıkları yakacak, yiyecek vs. “aynî yardımları” alamıyorlar idi.

 

İşde bu sebeplerden dolayı teşkil edilmesinden birkaç ay sonra “gedikli erbaş” asker sınıfı iflâs etdi.

Müracaat olmadığı için de “gedikli erbaş ortaokulları” bomboş kaldı...

5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânunu ile teşkil edilen

Ve dahi

Teşkil edilmesinden bir kaç ay sonra iflâs eden “muvazzaf gedikli erbaşlık” yerine

Bu kez de mektebli muvazzaf subay ile mükellef alaylı er arasında ortada sandık misâli “muvazzaf mektebli astsubay” sınıfını teşkil etdiler.

5802 sayılı Astsubay Kânunu ile 1951 senesinde ihdâs etdikleri “muvazzaf astsubay” sınıfı aslında “muvazzaf gedikli erbaşlığın” boyalı-cilâlısından başka bir şey değil idi.

Fakat

Astsubay” sınıfının, “gedikli erbaşlık”dan nerede ise tek farkı şu idi;

 

    

   9 sene hizmet eden astsubaylar, “teğmenliğe” nakil edilecekler idi

 

 

 *  *  *  *  *

 

5802 sayılı Astsubay Kânununun aşağıda gördüğünüz Geçici birinci maddesi ile;

Bu kânunun yürürlüğe girdiği 2 Temmuz 1951 târihinde ordumuzda “gedikli erbaş” unvânı ile görev yapan askerler de “astsubay” lığa  terfi(!) etdiler.

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Gedikli erbaşlıkdan astsubaylığa terfi(!) eden bu askerlerden 5802 sayılı Astsubay Kânununun 28’inci maddesindeki şartları hâiz olanlar, “teğmenliğe nasbedilmek için” dilekce verdiler.

1951 senesinde gedikli erbaşlıkdan astsubaylığa terfi (!) eden bu askerlerin

Şimdi de “teğmenliğe terfi” etmek isdemesini işiten subayların dübürlerindeki tüyleri bile ters döndü!

Her boku bilen subaylar, bu astsubaylarımızı açgözlü olmak ile ithâm etdi ve şöyle dediler;

 

  • Gedikli” idiniz sizleri “astsubay” yapdık!

 

  • Yetmedi, şimdi de subay olup başımıza mı sıçacaksınız?

 

  • “Astsubaylık” bile sizlere fazla! Gözünüze, dizinize dursun, e mi!” 

 

Kimi subay gomutanlarımız da şu meşhur vecizi yumurtaladı;

 

  • Ayakdan, baş; sürmeden, gaş; gedikliden, subay olmaz arkadaş!

 

*  *  *  *  *

 

İşde, yukarıda anlatdığımız sebeplerden dolayı;

Amerika’dan satın aldığımız silâhları kullanacak asker bulamayan Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanı, tekrâr Başbakanın kapısına dayandı.

Başbakan Adnan MENDERES’in 1951 senesinde kendisinin ihdâs edip “astsubay” ismini verdiği askerlere 

  • 1951 senesinde verdiği,
  • 1956 senesinde de ikinci kere verdiği “subaylığa nakil” müktesep hakkının, 

 

Tatbikata geçirilmesi konusunda Genelkurmay Karargâhında hâlâ ayak direyen beyâz subaylarımız var idi.

Başbakan Adnan MENDERES astsubaylara “subaylığa nakil” hakkını 1951 senesinde vermiş idi vermesine.

Fakat o seneden beri geçen 5 senede, “subaylığa nakil edilen” astsubay sayısı 5 bile değil idi.

 

 

   Beyâz subaylarımız;

  • Askerî memurun yapdığı bütün işleri yapdırdığı,

 

  • Amerika’dan satın aldığımız silâhları kullandırdığı ve kullanmasını erlerimize öğretdirdiği,

 

  • Subayların yapdığı ve yapmadığı bütün işleri yapdırdığı

 

        Ve dahi

 

  • 5802 sayılı Astsubay Kânununa göre “subay yardımcısı” dediği askerleri,

 

  Sanki cüzzamlı imiş gibi “subaylığa nakletmeyi” bir türlü hazmedemedi.

   1951 senesinden beri ordumuzdaki “subay ile astsubay” arasındaki görev-yetki karmaşası ve özlük haklarındaki ölçüsüzlük, sonunda patlama noktasına geldi.

   Ordumuz, içden içe ve derinden kaynamaya çokdan başlamış idi...

 

 

*  *  *  *  *


Başbakan Adnan MENDERES söz verdiği ve hâlde subaylığa nakledil -me- yen astsubaylar,

Bu kez de Adnan MENDERES’in vekillerinin kapısına dayandı.

Astsubayların bu haklı feryâdına koca meclisden 6 vekil ses verdi!..

Denizli İlimizden Beşi Bir Yerde Beş Zeybek!

Aşağıda resimlerini, isimlerini ve cisimlerini gördüğünüz Demokrat Parti Vekili Baha AKŞİT ve dört arkadaşı

1956 senesinde meclise şöyle bir kânun teklifi verdi.

  

Asubay Tefrikası 6-5_Milletvekili Baha AKŞİT ve milletvekili arkadaşları_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

    Devre: X         İçtima: 2

 

   S. SAYISI : 151

   Denizli Mebusu Baha Akşit ve 4 arkadaşının, Astsubay Kanununa ek kanun teklifi ve Elâzığ Mebusu Hüsnü Göktuğ'un, Astsubay Kanununun bâzı maddelerinin değiştirilmesi hakkında kanun teklifi ve Millî Müdafaa ve Bütçe encümenleri mazbataları (2/180, 2/225)

 

   Denizli Mebusu Baha Akşit ve 4 arkadaşının, Astsubay Kanununa ek kanun teklifi (2/180)

T.B.M.M. Yüksek Reisliğine

5802 sayılı Astsubay Kanununa ek kanun teklifimi takdim ediyoruz. Gerekli muamelenin yapılmasını arz ve rica ederiz.

 

Denizli                 Denizli                                 Denizli                 Denizli                 Denizli

B. Akşit               R. Tavaslıoğlu                     O. Ongun          A. R. Karaca         A. H. Sancar

 

 

ESBABI MUCİBE

 

   Türk Ordusunun teknisiyenlere olan ihtiyacı aşikârdır, hele son yıllarda motorize birliklerin ve silâhların inkişafı karşısında teknisiyen sınıfı büsbütün ehemmiyet kesbetmiştir. Bu sınıfı cazip bir hale getirmenin zarureti aşikârdır, hal böyle iken Astsubay olarak başarı ile hizmet görmek suretiyle kıdemli başçavuşluğa kadar yükselmiş olanlar arasında yapılan imtihan neticesinde muvaffak olanlar yeni bir tedrisata tâbi tutulmakta ve sonunda kazananlar teknisiyen sınıfına alınmaktadırlar. Bunların teknisiyen okullarından itibaren giyim ve iaşe bedelleri kesilmektedir. Bu vaziyet karşısında teknisiyenliğin cazip hale gelmesine imkân yoktur. Bu sınıfın ehemmiyetini göz önüne alan Yüksek Meclis aynı tahsili yapan sanat enstitüsü mezunlarına “yedek subaylık” hakkını tanımıştır.

   Teknisiyen sınıfının durumlarının ıslahı maksadı ile ilişik kanun teklifimi takdim ediyorum.

 

 

*  *  *  *  *


Elazığ İlimizden Tümgeneral Bir Gakgoş!

5802 sayılı Astsubay Kânunu ile “subaylığa nakil” hakkı verildiği hâlde

Genelkurmay Başkanı ve MSB’nin astsubayları “subaylığa nakletmediğini” gören vekillerden birisi de

İktidârdaki Demokrat Parti Elazığ Vekili Hüsnü GÖKTUĞ idi.

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_Milletvekili emekli subay Hüsnü GÖKTUĞ_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

   Elâzığ Mebusu Hüsnü Göktuğ'un, Astsubay Kanununun bâzı maddelerinin değiştirilmesi hakkında kanun teklifi (2/225)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Yüksek Reisliğine

   5802 sayılı Astsubay Kanununun bâzı maddelerinin değiştirilmesine mütedair olan kanun teklifimi eklice sunuyorum.

   Gereğinin yapılmasına müsaadelerini rica ederim.

13.1.1956

Elâzığ Mebusu

H. Göktuğ

 

ESBABI MUCİBE

   1. 5802 sayılı Astsubay Kanununun 28’nci maddesi, kıdemli başçavuşlukta ikinci ve üçüncü senesini ikmal etmiş bulunan astsubaylardan (bando astsubayları hariç) kanunda yazılı şartları haiz bulunanların;

  • Teğmen

          Ve

  • Askerî teknisiyen, askerî kâtip

   Nasbedilmeleri hükmünü ihtiva etmektedir.

 

   Kanunun bu hükmüne göre;

  Piyade, topçu, tank gibi sınıflara mensup astsubayların teğmenliğe nasbedilerek subaylık hak ve statüsü iktisab etmelerine mukabil,

   Teknisiyen (sanat enstitüsü mezunu) astsubayların da askerî teknisiyen nasbedilmeleri,

   Bando astsubayları için de hiçbir hak tanınmamış olması,

   Bu sınıf mensupları için bir mağduriyet ve adaletsizlik yaratmış bulunmaktadır.

   Esasen, ordunun küçük rütbeli subay kadrosunun tamamlanmasında fayda yaratacağı mülâhaza edilerek tedvin edilmiş bulunan bu hükmün astsubaylar arasında ayrılık yaratmış olması, teknisiyen sınıfına karşı alâkayı azaltmakta ve dolayısiyle ordunun teknik personel ihtiyacını artırmaktadır.

   Bu mahzurlu neticeyi bertaraf etmek ve teknisiyen sınıfına rağbeti artırmak maksadiyle:

   a) Teknisiyen astsubayların da teğmen nasbedilmeleri,

   b) Bando astsubaylarının 7’nci sınıf bando öğretmenliğine geçirilmeleri.

   Uygun olacağı mülâhaza edilmiştir.

   2. Kanunun 30’ncu maddesi tadil edilerek astsubaylıktan subaylığa ve bando öğretmenliğine geçirileceklerin yaş hadleri daha âdil bir esasa bağlanmak suretiyle, bunların ordudaki hizmet müddetlerinin fazlalaştırılması uygun mülâhaza edilmiştir.

   3. Astsubay Kanununun, askerî teknisiyen ve askerî kâtiplerin kıyafetlerini tanzim eden 30 ucu maddesi de bu tadilâtın tabiî neticesi olarak lüzumsuzluğundan yürürlükten kaldırılmıştır.

 


Kendisi de hukukcu ve emekli subay olan Gakgoş Hüsnü GÖKTUĞ,

Asubayların bu “müktesep hakkının” tahakkuk etdirilmesi talebini,

Yukarıda gördüğünüz harika cümleler ile kânun teklifi olarak yazdı

Ve dahi

Gereğini yapmasını meclisden rica etdi.

 

*  *  *  *  *

 

Astsubay dedikleri askerlere 1951 senesinde verilen

Ve fakat

Bir türlü tahakkuk etdirilmeyen “subaylığa nakil” müktesep hakkın tahakkuk etdirilmesi için

Başbakan Adnan MENDERES’in 6 vekilinin hazırladığı kânun teklifini

İsimlerini aşağıda gördüğünüz Millî Müdafaa Encümeniaynen ve mevcudun ittifakiyle” kabul etdi.

 

 

Millî Müdafaa Encümeni mazbatası

 T. B. M. M.

Milli Müdafaa Encümeni 1 . II . 1956

Esas No. 2/180, 2/225

Karar No. 12

Yüksek Reisliğe

   Denizli Mebusu Baha Akşit ve 4 arkadaşının, Astsubay Kanununa ek kanun teklifi ile aynı mahiyette olan, Elâzığ Mebusu Hüsnü Göktuğ'un, Astsubay Kanununun bâzı maddelerinin değiştirilmesi hakkında kanun teklifi hükümet temsilcilerinin iştirakiyle encümenimizde tetkik ve müzakere olundu.

   Denizli Mebusu Baha Akşit'in de iltihakiyle, aynı mahiyette olan mezkûr teklifler birleştirilmek ve müzakereye esas olarak Elâzığ Mebusu Hüsnü Göktuğ'un teklifi alınmak suretiyle yapılan tetkikat sonunda, esbabı mucibede serdedilen hususlar encümenimizce de yerinde görüldüğünden teklif aynen ve mevcudun ittifakiyle kabul edildi.

   Havalesi gereğince Bütçe Encümenine tevdi buyurulmak üzere Yüksek Reisliğe sunulur.

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 


Amerika’dan satın aldığımız silâhları kullanacak askerleri bir türlü tedârik edemeyen

Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanı’nın gıçlarını yırtarak ağlaşması üzerine,

Aşağıdaki kânunu tertip eden Başbakan Adnan MENDERES;

  • 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile “subay sınıfına dâhil olmak üzere” 5 sene evvel teşkil etdiği “askerî teknisiyen” ve “askerî kâtiplik” sınıflarına hiç astsubay nakil yapmadığından dolayı 6744 sayılı bu kânunun birinci maddesi ile lağv etdi.

 

 

 

 

   6744 sayılı aynı kânun ile astsubayların;

  • Teğmen,

       Ve

  • Bando astsubayların da “7’nci sınıf bando öğretmeni” nasbedilmesine karar verdi.

 

   5802 sayılı kânun ile 1951 senesinde “subaylığa nakil hakkı” verilmeyen bando astsubaylarına; 6744 sayılı bu kânun ile “subay olma hakkı vermese de” “7’nci sınıf bando öğretmenliğine nakil hakkı” vererek bando astsubaylarının 1951 senesiden beri uğradığı mağduriyeti bir nebze de olsa telâfi etdi.

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 


Yukarıda görülen hükümler, 1956 senesinde meriyyete konulan 6744 sayılı kânunun sâdece teferruâtıdır.

Bu kânun ile Başbakan Adnan MENDERES aslında şunu yapdı;

Astsubaylara 1951 senesinde verdiği “subay olma hakkını” bir kez daha teyit, tasdik ve teslim etdi.

Subaylığa nakil hakkı” verilen astsubaylar hakkında hazırlanan yeni kânunun metinini de

Astsubayların “subaylığa nakledilmelerini” çok açık ve mutlak bir hüküm ile emredecek şekilde yazdı.

 

 

   Başbakan sıfatı ile Adnan MENDERES’in 1956 senesinde kabul etdiği kânunun sâdece bu hükmünü;

  • Genelkurmay Başkanı ve MSB bugüne kadar samimî ve dürüst olarak tatbik edip de
  • Astsubayları, subaylığa nakletse idi şâyet,
  • Bugün artık iflâs etmiş durumda olan astsubaylık, böylesi rezil bir vaziyetde olmayacak

       Ve dahi

  • Biz asubaylar, bugün kendi devletimize karşı isyân eden askerler durumuna düşürülmeyecek idik.

 

   Şöyle bir düşünün bakalım!

  • Asubayları bugün kendi devletine karşı isyân eden askerler durumuna düşürmüşler ise şâyet,

       Ki, düşürdüler,

 

  • Bu vahim durum kimlerin, hangi cemaatlerin, hangi sömürgen devletlerin işine geldi acap?

 

 

 

*  *  *  *  *

 

   5802 sayılı Astsubay Kânunu ile;

   Subay sınıfına dâhil olan “askerî memurların” yapdığı bütün işleri, yeni ihdâs etdikleri “astsubayların” yapmasına karâr vermişler idi. Bu sebepden dolayı da “askerî memur” sınıfının ilgâ edilmesi gerekiyor idi.

 

   Fakat bizim subay cenâhında kazın ayağı öyle oynamamış!..

   Aşağıda gördüğünüz 6801 sayılı kânuna bakdığımızda;

   5802 sayılı kânunun kabul edildiği 1951 senesinden bugüne kadar geçip giden 6 sene içinde,

   “Askerî memur” sınıfını ilgâ etmek için Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanları hiçbir şey yapmamışlar.

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Ekseriyetini bir baltaya sap olamış subay mahdumlarının teşkil etdiği askerî memur sınıfını lağv etmek şöyle dursun,

 Bu hazır yeyici taifesini Millî Savunma Bakanının onayı ile subaylığa terfi etdirmişler.

 

*  *  *  *  *

 

Astsubay dedikleri askerlere 5802 sayılı kânun ile verdikleri “subaylığa nakil hakkını” kimlerin ve nasıl gasp etdiğine kısa bir fâsıla verelim.

Çünkü burada dikkat çekmem gereken mühim bir durum daha var.

Şu anda, 1956 senesi hakkında konuşuyoruz. 27 Mayıs subay darbesine 4 sene var...

Subaylığa nakletmek şartı ile “astsubay” sınıfının teşkil edilmesi ile devlet üzerindeki hâkimiyetini paylaşmak isdemeyen beyâz subaylarımızın karşısına gizli bir rakip ve subayların erkine yeni bir ortak getiren Adnan MENDERES’in, Genelkurmay Başkanı ile ilk çekişmeyi bu konuda yaşadığını söylemek yanlış olmaz. Bu duruma bakdığımızda Adnan MENDERES’in “Ben orduyu asubaylar ile de idâre ederim!” dediğine şaşmamak gerekir.

Adnan MENDERES’i kimlerin idâm etdiği de sır olmadığına göre bu sözü ile rahmetli MENDERES’in aslında kendisini idâma götüren yola kendi elleri ile taş döşediğini ve süreci hızlandırdığını anlamak hiç de zor değil.

 

*  *  *  *  *

 

 1957

  

 

Astsubaylara, “subaylığa nakil hakkı” “ikinci kez” verileli şunun şurasında henüz bir sene değişmiş idi.

Fakat

1957 Türkiye’sinin hükûmet idâre heyeti, bıldırki kadrosu ile, maşşallah, aynen görev başında idi.

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

   Başbakan Adnan MENDERES’in 1951 senesinde kendisinin ihdâs edip “astsubay” dediği asker kişilere

  • 5802 sayılı kânun ile 1951 senesinde verdiği,

 

  • 6744 sayılı kânun ile 1956 senesinde de “ikinci kere” verdiği “subaylığa nakil” hakkının,

   Tatbikata geçirilmesi konusunda Genelkurmay Karargâhında hâlâ ciddî bir direnme var idi...

 

 


Başbakan Adnan MENDERES
astsubaylara “subaylığa nakil” hakkını 1951 senesinde verdi vermesine.

Lâkin

O seneden bu seneye kadar geçen 6 senede, subaylığa nakil edilen astsubay sayısı 6 bile değil idi.

Beyâz subaylarımız; 

 

  • Askerî memurun yapdığı bütün işleri yapdırdığı,

 

  • Amerika’dan satın aldığımız silâhları kullandırdığı ve kullanmasını erlerimize öğretdirdiği,

 

  • Subaylarımızın yapdığı ve yapamadığı bütün işleri sırtına yıkdığı,

     

 Ve dahi

 

  • Astsubay Kânununa göre “subay yardımcısı” dediği köle askerleri,

 

Sanki cüzzamlı imiş gibi “subaylığa nakletmeyi” bir türlü hazmedemiyorlar idi.

1951 senesinden beri ordumuzdaki subay-astsubay arasındaki görev-yetki karmaşası ve özlük haklarındaki uçurum seviyesindeki ölçüsüzlük, patlama noktasına gelmiş idi. Ordumuz, içden içe ve derinden kaynamaya çokdan başlamış idi...

Başbakan Adnan MENDERES’in söz vermesine rağmen “subaylığa nakledilmeyen” astsubaylar,

Meclisin kapısına bir kere daha dayandı.

Yüce meclisden 1957 senesinde bu kez de 1 vekil ses verdi, astsubayların bu “hak”lı feryâdına...

Ana muhalefet partisi CHP’den Darende’li Avukat Nuri OCAKCIOĞLU

 “Sanat enstitüsü mezunu astsubaylar” hakkında TBMM’ye verdiği 22 Nisan 1957 târihli dilekcesinde,

Nuri OCAKCIOĞLU şöyle dedi, Millî Müdafaa Vekâleti’ne; 

 

 

4. - SUALLER VE CEVAPLAR TAHRİRÎ SUALLER VE CEVAPLARI

 

   1. — Malatya Mebusu Nuri Ocakcıoğlu'nun, erkek sanat enstitüsü mezunu teknisiyen astsubayların durumuna dair sualine, Millî Müdafaa Vekâleti Vekili Şemi Ergin'in tahrirî cevabı (7/327)

22 Nisan 1957

Türkiye Büyük Millet Meclisi Yüksek Reisliğine

   6137 sayılı Kanuna göre erkek sanat enstitüsü mezunlarına yedek subaylık hakkı verildiği halde kendileri de erkek sanat enstitüsü mezunu teknisiyen astsubay olduklarından 4’ncü madde ile ayrı muameleye tâbi tutulmaları mağduriyetlerini mucibolduğundan bahsile ordudaki teknisiyen astsubaylar mütemadiyen müracaat etmektedirler.

   5802 sayılı Kanunun bâzı maddelerinin tadili ile orduda teknisiyen subay sınıfı 9 yıl sonra imtihana tâbi tutulmaları müddetini çok görmektedirler.

   Temadi eden yazı ve telgraflar karşısında ne düşündüğünün Sayın Millî Müdafaa Vekili tarafından tahrirî olarak cevap verilmesine delâlet buyurulmasını saygı ile rica ederim.

Malatya Mebusu

Nuri Ocakcıoğlu

 

 


Malatya Mebusu Nuri OCAKCIOĞLU
'nun tahrirî suâline,

Millî Müdafaa Vekâleti Vekili sıfatı ile Şemi Ergin, şu tahrirî cevâbı verdi, meclis huzûrunda; 

 

Asubay Tefrikası 6-5_Milletvekili Hasan Şemi ERGİN_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

T. C.

M.M. V.

22 . VI . 1957

Hususi Kalem Müdürlüğü

Ankara

13

Konu : Malatya Mebusu Nuri Ocakcıoğlu'nun tahrirî sual takriri

Büyük Millet Meclisi Reisliğine

25 Mayıs 1957 gün ve Kanunlar Müdürlüğü 7-327, 4103/18776 sayılı yazıya cevaptır:

Malatya Mebusu Nuri Ocakcıoğlu'nun «Erkek sanat enstitüsü mezunu teknisiyen astsubayların durumlarına dair» tahrirî sual takririne verilen cevabın ilişikte sunulduğunu saygı ile, arz ederim.

Millî Müdafaa Vekâleti V.

Şemi Ergin

Erkek sanat enstitüsü mezunu teknisiyen astsubayların durumu

6137 sayılı Kanunla sanat enstitüsü mezunu olanların yedek subay olmaları kabul edilmiş ve bu kanunun muvakkat 4’ncü maddesinde de orduda vazifeli sanat enstitüsü mezunu teknisiyen astsubayların bu kanun hükümlerinden  faydalanamıyacakları belirtilmiştir. Ancak bunların 5802 sayılı Kanunda yazılı mecburi hizmetlerini bitirdikten sonra ayrılanlar sınıfları “yedek asteğmenliğine” veya “8’nci sınıf yedek askerî memurluğa” nasbolunmaları hüküm altına alınmıştır.

Orduda vazifeli sanat enstitüsü mezunu astsubayların 5802 sayılı Astsubay Kanunu hükümleri dairesinde muvazzaf subay olmaları mümkündür. Burdur Mebusu Mehmet Özbey (YILMAZ olmalı.IRBIK) tarafından 6137 sayılı Kanunun muvakkat 4’ncü maddesinin tadili hakkındaki kanun teklifinin B. M. M. Maarif Encümeninde müzakeresi sırasında vekâletimizce 5802 sayılı Kanunun 6744 sayılı Kanunla muaddel 28’nci maddesi tadil olunarak sanat enstitüsü mezunu teknisiyen astsubaylardan 6’nci yılını bitirenlerin subay olabilmelerinin sağlanması hususu mütalâa olarak ileri sürülmüş, mezkûr encümence bu mütalâa muvafık görüldüğünden;

 

  • Kanun teklifinin bir üst komisyona havale edilerek orada müzakeresi kararlaştırılmış olup

 

  • Bu husustaki çalışmalara devam edilmektedir.

 

 


Millî Müdafaa Vekâleti Vekili Şemi ERGİN’nin yukarıda gördüğünüz cevâbı konusunda bir hususu izah etmem gerekiyor.

Her mesleğin kendine has bir yazı uslûbu vardır. Meclisin ve hükûmetin de... Kurulan cümle, cümledeki her kelime, kelimedeki her harfin gizli ya da açık hedefi ve maksadı vardır. Hükûmet, kendisine rey getirecek bir teklifi aynı gün içinde müzâkere eder ve kânunlaşdırır. Zere, 5802 sayılı kânunu böyle yapdı. Sâdece iki günde kânunlaşdırdı.

Fakat işine gelmeyen bir teklifi kucağında bulursa da hükûmetin yapacağı bellidir. Hemen bir komisyon teşkil eder ve burnuna dayanan teklifi bu komisyona havâle eder. Komisyona havâle edilir ise ya da Şemi ERGİN’in yukarıdaki cevâbında yapdığı gibi teklif, bir üst kurula havâle edilir ise şâyet, o teklife geçmiş olsun!

CHP Malatya Mebusu Nuri OCAKCIOĞLU'nun meclis gündemine getirdiği

Ve dahi

TBMM Maarif Encümeninin de “muvafık” gördüğü,

Sanat enstitüsü mezûnu teknisiyen astsubaylardan 6’ncı yılını bitirenlerin subay olabilmeleri teklifini de

İktidârdaki Demokrat Parti hükûmeti işde, böyle “iğdiş”etdi.

 

*  *  *  *  *

 

     

      İki çeşit târih vardır;

 

  • Birisi yazılı târih 
  • Diğeri de canlı târih

 

  • Her iki târihin ortak yanı şudur; öğrenmek için yapmanız gereken ilk iş, araşdırmak ve bulmakdır.
  • Her ikisi arasındaki tek fark ise şudur; birincisini okursunuz, ikicisini ise dinlersiniz.

 

Ben de öyle yapdım. “Subay yapacağız” vaadi ile Genelkurmay Başkanı ve MSB’nin aldatdığı astsubaylardan bugün belki de hayâtda olan bir tek meslek büyüğümüz var; 1951 neşetli Hava Telsiz Asubay Kıdemli Başçavuş Ahmet KISA. Bu konuda dağarında bir şeyler kalmışdır belki diyerek 06 Şubat 2018 Salı akşamı kendisini aradım. Evvelâ hatırını sorup bir süre sohbet etdim. Sonra sadede geldim ve Sayın Ahmet KISA’ya şöyle bir suâl tevcih etdim.

 

 

   Şükrü IRBIK: Ahmet Bey,  efendim, siz 1951 târihli Astsubay Kânunu ile “Hava Astsubay Çavuş” nasbedilen ilk dönem mezûn astsubaylardan birisiniz. Ortaokul mezunu bir asubay idiniz. Göreviniz esnâsında  kendi paranız ile okuyup lise diploması aldınız.

   Mâlumunuz, Astsubay Kânununun 28’inci maddesi ile 1951 senesinde astsubaylara, “sicilen subaylığa nakil” hakkı verilmiş idi. Bu maddeye göre 9 sene fiilî hizmetini tamamlayan astsubayların “subaylığa nakil edilmesi” gerekiyor idi. Bu konudaki bilgilerinizi bize anlatır mısınız? 

   Her zamânki heyânlı, babacan ve fakat o nazik tavrı ile Ahmet KISA, hiç duralamadan şunları söyleyiverdi.

   Ahmet KISA: 1951 senesinde Hava Telsiz Astsubay Çavuş nasbedildim. Ve Hava Kuvvetlerimizde muvazzaf astsubay olarak görevime başladım. Çok başarılı bir astsubay idim. Mesleğim telsizciliği çok iyi öğrendim. O senelerde biz telsiz asubayları, pilot ile birlikde uçuyor idik. Maaşımız da pilot maaşına çok yakın idi. Bu sebepden dolayı subaylarımız ile aramızda her zaman bir tesânüd ve birlik vardı. Hepimiz kardeş gibi idik. 

Emekli Hava Asubay Kıdemli Başçavuş Ahmet KISA_Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Fakat sâdece mesleğimde iyi olmak ile yetinmedim. Aynı zamânda asubay olarak kendimi de tekâmül etdirmek istiyor idim. Gerek kendi mesleğim gerekse askerlik ile ilgili mevuzâtın hepsini buldum ve okudum. 5802 sayılı Astsubay Kânununu da okumuş ve çok iyi biliyor idim.

   Sizin de bahsetdiğiniz üzere Şükrü Bey, bu kânunun 28’inci maddesi mucibince; 9 sene fiili hizmetini tamamlayıp kıdemli başçavuşluğun ikinci veya üçüncü senesinde olanlara “subaylığa nakil hakkı” verilmiş idi. Bu hakkı, dönemin Başbakanı merhum Adnan MENDERES’in verdiğini gâyet iyi hatırlıyorum. 1959 senesine vâsıl olduğumda ben de bu koşulların hepsini hâiz idim. Birlik komutanımızın da teşvik etmesi ile ben de 1960 senesinde yapılacak “subaylığa nakil” imtihânına iştirak etmek için aynı senenin Mart ayında dilekce verdim.

   Fakat ne yazık ki dilekcem işlem görmeye devâm ederken 27 Mayıs darbesi vuku buldu. Ordumuzda emir-komuta zinciri alt üst oldu. O vakit görev yapdığım hava üssünün komutanı olan mühendis tuğgeneral, üsdeki bütün personeli 28 Mayıs günü meydânda içtima etdi. Ve Ankara’dan gelen darbeci bir binbaşıya, evet binbaşıya, yüzlerce personelin gözleri önünde tekmil verdi ve şöyle dedi; “Binbaşım, personelim ile birlikde emrinizdeyim!

   Darbe ile hiçbir ilgim ve hattâ haberim dahi olmadığı hâlde ordumuzdaki emir-komutanın alt üst olmasından ben de nasibimi aldım. Hava Kuvvetlerimizin 30 gün içinde cevâp vermesi gerekiyor idi. Fakat ne yazık ki “subaylığa nakil” imtihânına iştirâk etmek için verdiğim dilekceme menfi ya da müsbet bir cevâp dahi alamadım.

   1980 darbesinde ben, emekli idim.

   Fakat sizin de gördüğünüz üzere, 1951 neşetli Hava Telsiz Asubay Kıdemli Başçavuş ben Ahmet KISA,

   27 Mayıs subay darbesinin mağdur etdiği asubaylardan birisi oldum.

 

 

*  *  *  *  *

 

27 Mayıs’ı tertipleyen Şefik YÜCESOY ve O’nun gibi darbeci subaylarımız,

Darbeden sâdece 2 ay sonra tezgâhladıkları şu kânun ile;

  • Yüksek Kumanda Akademisi müdâvimlerini

        Ve dahi

  • Harp Akademilerinde okuyan “kurmay subay aday öğrencilerini”,

Eğitimlerini henüz tamamlamadığı hâlde;

 

  • Dönemlerini muvaffakiyetle ikmâl etmiş,
  • Stajlarını sona ermiş addetmiş,

        Ve dahi

  • Kurmay” unvânı vermiş idi.

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Fakat

27 Mayıs’ın aynı darbeci subayları, gene aynı günlerde;

Unvânı “Asubay” olan Ahmet KISA’nın ise

5802 sayılı kânundan neşet eden “subaylığa nakil” için verdiği dilekceye

Cevâp vermeye bile tenezzül etmedi.

Bugüne kadar yapdığım araşdırmaların hiçbirinde bulamadığım bu çok kıymetli bilgiyi verdiği için 

Aydın İlimiz efelerinden 86 yaşındaki Sayın Ahmet KISA’ya teşekkür ediyor,

Bu vesile ile ellerinden öpüyor, kendisine sağlık ve esenlikler temenni ediyorum.

 

*  *  *  *  *

 

 

Genelkurmay Başkanı ve MSB’nin subay yapacağız” vaadi ile aldatdığı asubaylardan bir başkası da

1956 neşetli Jandarma Asubay Kıdemli Başçavuş Mehmet KAYALI.

 

 

Emekli Jandarma Asubay Kıdemli Başçavuş Mehmet KAYALI_Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Keşişdağı’nın eteğinde mola verir iken 85 yaşında olmasına rağmen “asubay meselesine” bugün bile hâlâ kafa yoran Sayın KAYALI’yı 07 Şubat 2018 Çarşamba akşamı aradım. Uzunca bir hâl-hatır faslından sonra bir fırsatını buldum ve kendisine şöyle bir suâl tevcih etdim.

 

   Şükrü IRBIK: Efendim, siz 1956 neşetli jandarma asubay olarak memleketimize 22 sene hizmet etdiniz. Göreviniz esnâsında kendi paranız ile yüksek tahsil yapdınız ve Gâzi Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği bölümünden lisans diploması aldınız. Emekli oldukdan sonra Devlet liselerinde uzun süre Fransızca öğretmenliği yapdınız.

   Astsubay Kânununun 28’inci maddesi ile 1951 senesinde astsubaylara, “sicilen subaylığa nakil” hakkı verilmiş idi. Bu maddeye göre 9 sene fiilî hizmetini tamamlayan astsubayların “subaylığa nakil edilmesi” gerekiyor idi. 1956 neşetli olduğunuza göre siz, 9 senelik hizmetinizi 1965 senesinde tamamladınız.

   Peki,

   Astsubay Kânunu ile size subay olma hakkı verdiğini biliyor muydunuz?

   Biliyor idi iseniz şâyet, subay olmak için müracaat etdiniz mi?

   Sanki eski günlerini yaşıyormuş gibi heyecânlanan Sayın Mehmet KAYALI, o gür ve tok sesi ile gürleyiverdi...

   Mehmet KAYALI: Evlâdım, biliyorsunuz ben, Jandarma Astsubayı idim. Jandarma, ATATÜRK’ün de o hârika deyişi ile “bir kânun ordusu”’dur. Kânun Ordusunun bir astsubayı olarak benim de 5802’den elbetde haberim var idi.

   İkinci suâlinize cevâp olarak da şunları söyleyebilirim. Sizin de sarahât ile ifâde etdiğiniz üzere, 1965 senesinde kıdemli başçavuş idim ve “subaylığa nakil” için müracaat hakkını kazanmış idim. Lisans mezunu bir astsubay olarak, 1965 senesi Mart ayında subaylığa nakil için dilekce verdim. Ben, 1936 doğumluyum. Yaşımın 30 seneden “2 ay 29 gün fazla olduğu” gerekcesi ile bu müracaatımı reddetdiler. 5802 sayılı kânunda subaylığa nakil için yaş sınırı yok idi. Dilekceme verilen red cevâbına itirâz etdim. Fakat bu dilekceme bu kez hiç cevâp vermediler.

 


Sayın Mehmet KAYALI’ının anlatdıklarına inanamadım. 5802 sayılı Astsubay Kânunu ve bu kânuna istinâden 1952 senesinde meriyyete konulan Astsubay Yönetmeliğini bir kez daha okudum. Hem kânunda hem de yönetmelikde, subaylığa esâs olarak “kıdemli başçavuşluğun birinci veya ikinci senesinde olmak” şeklinde “rütbe” şartı mevcut. Her iki mevzuâta göre Sayın Mehmet KAYALI’ya “rütbe” şartı tatbik edilmesi gerekir idi. Ve şâyet öyle yapsalar idi hiç şüphe etmiyorum ki kendisi subay olacak idi. Fakat “rütbe” yerine mevzuâta aykırı olarak 30 senelik “yaş sınırını” tatbik etmişler kendisine.

Elinde lisans diploması ile bekleyen Sayın Mehmet KAYALI’yı da işde, böyle “kânunsuz” bir gerekce ile aldatmış şerefsizler.

   Kıymetli meslekdaşım (E) Deniz Asubayı Aydın KULAK şöyle demiş idi;

   “Subay darbeleri asubayları iki kere vurur!

   Sayın Mehmet KAYALI’ya da subaylarımız bu konuda iki kere darbe vurmuşlar!

Bu vesile ile Sayın Mehmet KAYALI’ya da sağlıklı ve uzun ömürler diliyor ve ellerinden öpüyorum.

 

*  *  *  *  * 

 

 

Başbakan Adnan MENDERES;

Bizzat kendisinin ihdâs edip ismine “astsubay” dediği askerlere verdiği “subaylığa nakil” sözünü,

Kendi vekili olan Şemi ERGİN’in yukarıda gördüğünüz cevâbı ile tamâmen yedi, yaladı ve yutdu.

Memleketde harb yok, darb yok, darbe yok! Milletin hür irâdesi ile seçdiği bir hükûmet var meclisde.

Fakat,

Genelkurmay Başkanının gizli ya da açıkdan yapdığı tehditlere teslim olan

Ve dahi

Kendi kabul etdiği kânunu, kendisi yeyip yutan bir iktidâr var memleketde.

27 Mayıs subay darbesinin postal sesleri meclisden meğerse duyulmaya çokdan başlamış bile...

Astsubayları subaylığa nakil konusunda rahmetli MENDERES,

Bugünkü Cumhurbaşkanının bıldır itirâf etdiği gibi; 

  • İktidâr oldu,

        Ve fakat

  • Mukdedir olamadı!..

Astsubayları “subaylığa nakil” konusunda;

 

  • 1951,
  • 1956,

        Ve dahi

  • 1957 senelerinde, 

 

Genelkurmay BaşkanıMSBTBMM arasında tertiplenen kumpaslar savaşının üçünde de muzaffer olarak çıkmasını beceren bir tek kişi var!

O da MSB’yi kuyruğuna takan Genelkurmay Başkanları...

Astsubayların “sicilen subaylığa naklini” bir türlü hazmedemeyen Genelkurmay Başkanları,

Son ve “netice alıcı” darbeyi de astsubaylara, 6744 sayılı kânun ile bu sene vurdu.

Astsubayların “tahsilen subaylığa nakil” meselesini de

27 Mayıs subay darbesinin meşum rüzgârının esdiği 1967 senesinde vuracağı darbe ile halledecek idi.

 

*  *  *  *  * 

 

 

 1961

  

 

 

1961 senesindeyiz.

Amerika, aya gideli 2 sene olmuş idi.

Astronot Coni’ye göre “aya ayak basmak”, kendisi için küçük fakat insanlık için büyük bir adım idi!..

Lâkin bizim memleketimizde ise sömürgen, böbürgen ve kemirgen subaylarımız;

Cumhuriyet târihimizin ilk subay darbesini yapmışlar ve devleti ellerine geçirmişler idi.

Genelkurmay Başkanlığı gotluğundan gıçını galdıran Aga Cemal GÜRSEL

Bu kez hem Cumhurbaşkanlığı hem de Başvekil goltuna oturmuş idi.

27 Mayıs darbesinin ertesinde, 1961 Türkiye’sinin hükûmet idâre heyeti işde, şu eşhâşdan müteşekkil idi. 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Cemal Aga_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

"Yeni bir statü” diye yutdurmaya çalışdıkları

Ve dahi

Muvazzaf gedikli erbaşlığı” yalap şap boyadıkdan sonra “muvazzaf astsubay” ismi verdikleri uyduruk asker sınıfının teşkil edilmesi için

5802 sayılı Astsubay Kânun tasarısının gerekcesinde dönemin Başbakanı Adnan MENDERES,

Yüce meclise şöyle demiş idi; 

  • Orduda askerî memurlar tarafından yapılan görevleri bu hizmetler için yetiştirilmiş astsubayların yapması daha faydalı mütalâa edilmişdir.
  • Bu suretle kaynağı kapatılmış olan askerî memurlar zamanla tasfiye edilecektir.

 

Başbakan Adnan MENDERES, 1951 böyle demiş idi demesine...

Fakat

27 Mayıs darbesini yapan darbeci subaylarımız, darbenin tozu dumanı tüterken bir kânun hazırladı; 211 sayılı İç Hizmet Kânunu.

Adnan MENDERES’in 1951 senesinde 5802 sayılı kânun ile ilğa etdiği “askerî memur” sınıfını

1961 senesinde piyasaya sürdüğü 211 sayılı kânun ile darbeci subaylarımız tekrâr hortlatdılar.

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Bu kânunun meclisde müzâkeresi esnâsında

Subay sınıfına dâhil edilen “askerî memurlar” sınıfının tekrâr ihyâ edilmesi için

Şu saçma ve aptalca gerekceyi ileri sürdüler;

 

 

   (B:58, 22.12.1961, O:1, s.10, 11) HÂKİM BİNBAŞI AHMET KERSEBuraya askerî memur olarak konuşunun sebebi şu: ileride belki yardımcı bir sınıf olarak ihdas edilebilir.

   O zaman, Dahilî Hizmet Kanununda bir tadilât yapmadan, bu sınıfın yeri bulunmuş olur, muamele buna göre yapılır diye düşündük.

 

 


Bir baltaya sap olmayan subay mahdumlarının orduya “askerî memur” olarak kapak atdığını gören dönemin Başbakanı Adnan MENDERES, doğru bir karâr vermiş ve bu sınıfı 1951 senesinde lağv etmiş idi.

Fakat

Mahdumlarının göt gezdirip dolgun maaş aldığı bu arpalıkların kapatılmasını hazmedeyen yeyici subaylarımız

Adnan MENDERES’den intikâm almakda gecikmediler.

Tertip etdikleri 27 Mayıs darbesi ile Adnan MENDERES’i idâm sephasına gönderen darbeci subaylar,

Darbeden aylar sonra piyasaya sürdükleri İç Hizmet Kânunu ile “askerî memur” sınıfını tekrâr hortlatdılar.

18 Haziran 1951 târihli MSB Komisyon Raporunu hazırlayan kaşalot subaylar ve siyâsetciler,

Astsubay” sınıfının teşkil edilmesine gerekce olarak şöyle dediler;

Yeni bir statü tesisi hedef tutulmuştur.”

 

Fakat

27 Mayıs subay darbesinden bir kaç ay sonra peydahladıkları 211 sayılı İç Hizmet Kânunu meclisde müzâkere edilirken bu söylediklerini 1961 senesinde yalayıp yutdular.

Yalan söylemeyi alışkanlık hâline getiren kişiler her şeyden evvel kuvvetli bir hâfızaya sâhip olmalıdır.

Ayrıca,

Devleti idâre edenlerin olmasa bile devlet idâresinin ortak bir şuuru ve müşterek bir hâfızası olsa gerekdir.

Fakat

Bunca kânunu ve zabıtlarını okudukdan sonra şunu gördüm;

 

  • Ne devlet idâresinin ortak bir şuur ve müşterek hâfızası kalmış,
  • Ne de devleti idâre eden kaşkarikocuların sağlam bir hâfızası var.

 

İşde, 1951 senesinden sâdece 10 sene sonra,

Astsubay” dedikleri uyduruk asker sınıfının “yeni bir statü” olmadığını 1961 senesinde Millî Savunma Bakanlığının kendisi itirâf edecek idi.

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

   GÜVENLİK KOMİSYONU ARAŞTIRMA VE

   İNCELEME KURULU ÜYESİ HȂKİM BİNBAŞI AHMET KERSE – Efendim,

   (....)

   Önce astsubayların erattan ayrılması meselesini izah edeyim. Astsubaylar eski İç Hizmet Kanununa göre erattan sayılırlardı. İç Hizmet Kanununda bir değişiklik yapılmadı, değişmedi, ama, 5802 sayılı ayrı bir kanunla astsubayların statüsü değişti. Buna rağmen astsubaylar erlerle aynı tâbir içinde sayılmakta devam etti.

   Gediklilere astsubay dendi ama, İç Hizmet Kanununa göre gene erbaş tâbiri içinde kaldı. Şimdi biz bunu çıkarıyoruz, erattan ayırıyoruz. Erbaş tâbirini kıtadan yetişen onbaşı, çavuş, uzatmalı, uzman çavuşa inhisar ettiriyoruz. Bunların tariflerini yapıyoruz, hudutlarını gösteriyoruz.

 

 

MSB’den tasdiknâmeli Hâkim Binbaşı Ahmet KERSE konuşdukca konuşmuş!

Fakat konuşdukca Pinokyo gibi burnu da uzadıkca uzamış!..

 

*  *  *  *  * 

 

 5802 sayılı kânunu 1951 senesinde meclisde vekillere kabul etdirmek için

Kimlerin ve ne yalanlar söylediğini bir iki kelime ile anlatmalıyım.

Meclise arz ettdiği 5802 sayılı Astsubay Kânun tasarısında

Başbakan Adnan MENDERES ve Millî Savunma Bakanı Hulusi KÖYMEN’in ileri sürdüğü gerekcelerden üçü şöyle idi;

1. Silâhlı kuvvetlerimizin modern harb silâh ve araçlarını kullanacak ve erlere öğretecek muharip ve yardımcı sınıf astsubay ve takım komutanına olan ihtiyaç çok fazladır.

 

2. Ordunun ast kademe komuta ve hizmet heyeti kadrolarını astsubaylardan terfi edecek teğmen-yüzbaşı rütbesindeki subaylar ile tamamlayacağız.

 

3. Ve böylece harb okulundan daha az sayıda subay yetiştireceğiz.

 

Yukarıda gördüğünüz suâlleri, sondan başlayıp cevâplayalım;

Üçüncü suâlin cevâbını öğrenmek için hazırladığım şu çizelgeye bakmak kâfi gelecek!

İşde, 1951, 1986 ve 2014 senelerine ait asubay-subay mevcudâtı;

 

Sene

Subay

(Kara, Deniz, Hava)

Asubay

(Kara, Deniz, Hava)

Kaynak

1951

24.000

11.000

KARAKUZU-NAMAL, 2016

1986

32.000

38.000

Emret Komutanım, 1986. M.Ali BİRAND

2014

47.377

97.975

Genelkurmay Başkanlığı, Nisan 2014

Artış (%)

% 100

% 900

 Eski Tüfek - 2018

 

 

   Yukarıdaki çizelgede gördüğünüz üzere;

 

  • 1951 senesinde asubay sayısı, subay sayısının yarısı imiş,

 

  • 2014 senesinde ise asubay sayısı, subay sayısının tam 2 katı olmuş,

 

  • 1951-2014 arasında geçen 63 senede subay sayısı sâdece 1 kat artmış,

 

  • Fakat aynı süre içinde asubay sayısı tam 9 kat artmış!

 

  • Genelkurmay Başkanları ordumuza 63 senede tam 9 kat asubay doğurtmuş!..

 

 

 


Bir düşünün bakalım! Bu rakamlar size ne hikâyeler, ne dümenler anlatıyor acap?..

2014 senesine ait subay sayısına bakdığımızda 1951 senesinin Millî Savunma Bakanı Hulusi KÖYMEN’in

Subay sayısının azalacağı konusunda meclise koca bir yalan söylediğini görüyoruz.

Çünkü

1951 senesinden 2014 senesine kadar geçen 63 senede azalmak şöyle dursun,

 

  • Tam aksine subaylarımızın sayısı %100 artmış, iyi mi?

 

Zannedersin Türkiye, Üçüncü Dünyâ Harbine hazırlanıyor...

 

*  *  *  *  *

 

 

   Millî Savunma Bakanı Hulusi KÖYMEN, 1951 senesinde Yüce Meclise şöyle dedi;

  • Amerika’dan aldığımız silâhları kullanmak ve erlere öğretmek üzere “astsubay” sınıfını ihdâs etdik,
  • Bunun neticesinde de subay sayısını tedricen azaltacağız.

 

   Fakat

   Ismarlama kitap “Emret Komutanım”’ı 1986 senesinde yazdıran Encümen-i Danişci Genelkurmay Başkanı İ. Hakkı KARADAYI ise

   Subay orduevine götürüp “bir balık-iki duble rakı” ile tavladığı sünepe gazateci M. Ali BİRAND’a şöyle dedi;

 

  • Harp Okulları'ndan çıkan subay sayısı, ordunun gerçek subay ihtiyacının çok altındadır,
  • Erlerimizi, Harp Okulu mezunu subaylarımız ve yedek subaylarımız ile eğitiyoruz(!)

 

   İşde, Genelkurmay Başkanının Emret Komutanım’daki o sözleri;

 

 

   2) TEKNOLOJİ TEHDİDİ EĞİTİM:

   Türk Silahlı Kuvvetleri'ni önümüzdeki yıllarda bekleyen diğer en büyük tehlike “teknolojik ilerlemeler” olacaktır. En Asubay Tefrikası 6-5_ Emret Komutanım_Sünepe gazeteci M. Ali BİRAND_Eski Tüfek Şükrü IRBIKbasitinden, en ilerisine kadar tüm silah sistemleri artık her yıl daha gelişmekte ve bilgisayarlar giderek artan biçimde devreye girmektedir. Artık bir uçaksavar, bir tank, bir hücumbotu veya basit bir havan topunu kullanmak için dahi, bugün Türkiye'nin genelindeki sivil eğitim sisteminde hemen hemen hiç verilmeyen bilgiler gerekmektedir. Bu silahların nasıl kullanılabileceğini önce subaylarımız ögrenecek, onlar da erata ögreteceklerdir.

Oysa, Harp Okulları'ndan çıkan subay sayısı ordunun gerçek subay gereksiniminin çok altında kalmaktadır. Bu nedenle, kısacık bir egitim gören yedeksubaylarla eratın eğitim açığı kapatılmaya çalışılmaktadır. Oysa, liseden başlayıp Harp Okulu'nun sonuna kadar eğitilmiş bir subay ile birkaç aylık eğitimden geçmiş bir yedeksubayın eğittiği er arasında önemli bir fark oluşmaktadır. Bu temel eğitim ne kadar tecrübeli üst' ler tarafından gözleniyor ise de, yine de istenen sonuç elde edilememektedir. (Sayfa 496).

 

 

 

*  *  *  *  *

 

Genelkurmay Başkanının sünepe gazeteci M. Ali BİRAND’a söyletdiği bu zehirli yalanın panzehirini bulmak için fazla uğraşmadım. Mahalleden komşum emekli bir meslek büyüğümüzün kapısını çalmak yetdi de artdı bile... Ordumuzdaki erlere kimlerin eğitim verdiği konusunu şimdi de 1979 neşetli Tank Asubay Kıdemli Başçavuş Hüseyin EBE ile görüşdüm. Ve kendisi ile aramızda şöyle bir muhâvere cereyân etdi;

Asubay Tefrikası 6-5_Emekli Tank Asubay Başçavuş Hüseyin EBE_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Şükrü IRBIK: Hüseyin Bey, siz 1979 neşetli Tank Asubay olarak ordumuza 27 sene hizmet etdiniz. Trakya’dan şarka, Diyarbakır’a; Malatya’dan Kıbrıs’a kadar memleketimizde sekiz iklim dört bir köşe görev yapdınız. Mâlumunuz olduğu üzere er sayısı en fazla olan kuvvetimiz, Kara Kuvvetlerimizdir. Gazeteci M. Ali BİRAND’ın 1986 senesinde neşretdiği ve türünün ilk örneği olan Emret Komutanım isimli kitapda Genelkurmay Başkanımız şöyle demiş; “En basitinden, en ilerisine kadar tüm silah sistemlerini nasıl kullanılacağını önce subaylarımız öğrenir, onlar da eratımıza öğretir.”

   Sizin ile bugüne kadar yapdığımız sohbetlerde, tank asubaylığından ziyâde er eğitim görevi yapdığınızdan bahsetmiş idiniz. Efendim, size suâlim şöyledir; Kara Kuvvetlerimizin acemi er eğitim ve usda birliklerinde erlerimizi, Genelkurmay Başkanımızın iddia etdiği gibi, harb okulu mezunu subaylarımız mı eğitmekdedir?

   Hüseyin EBE: Sizin de az evvel ifâde etdiğiniz üzere 1979 neşetli tank asubayı ben Hüseyin EBE, tank asubaylığından daha çok er eğitim görevlerinde çalışdım. Gerek acemi er olsun gerekse usda er olsun kışlada erlerimize eğitim veren bir tek subay görmedim. Hele, yedeksubaylar, kışlada er eğitimi veriyormuş, öyle mi? Bu yalanı yazan M. Ali BİRAND’a bir şey demiyorum da! Bu adama bu yalanı söyleten subaylar var ya! İşde, onlara diyeceğim çok şey var!...

   Rakamlar duruma göre değişmek ile berâber bir bölükde; 1 yüzbaşı, 1 üsteğmen, çok nâdir olarak 1 asteğmen, 15 asubay ve 600 er mevcudu vardır. İsder acemi isder usda birliğinde olsun; bölük ya da takımdaki subayların, erlerimizin önüne çıkıp da silâh kullanmayı öğretdiğini ya da temel askerlik eğitimi verdiğini hiç görmedim desem yalan olmaz. Hem, bölükdeki 600 erimize sâdece 3 subay nasıl eğitim veriyormuş bakayım? Bunu diyen adamın, askerlik bilgisi şöyle dursun, evvelâ aklından şüphe ederim ben.

   Er eğitiminde müfredât şöyle işler. Subaylarımız, eğitim planını hazırlar. Onu da “kopyala-yapışdır” şeklinde evvelki planlardan kopye çekerler. Fotokopisini çekdiği bu eğitim planını da uygulaması için bölük ya da takımındaki asubaylara verir. Subaylarımızın er eğitimi konusunda yapdığı işin hepsi işde, bu kadardır. Er eğitiminin geriye kalanı da yüzde doksan beşden fazladır ki hepsi de asubayların sırtındadır.

   Asubay, kışlada; sıcakda, soğukda, karda, yağmurda, çamurda, bayramda-seyrânda, gece gündüz demeden erlerimize eğitim verir. Hattâ bizim Kara Kuvvetlerinde bölük ve takım komutanlığı kadroları niyeyse, dibi delik kova gibi bir türlü dolmaz, hep boşdur! Ve bu kadrolar nâdiren atamalı olarak vekâleten ve fakat çoğu zamân da birlik içi görevlendirilen asubaylar ile tamamlanır. Ancak ne var ki birlikiçi görevlendirme ile bu görevi yapan asubaylara bölük ya da takım komutanın aldığı ek ödemelerin hiçbirisi verilmez. Kara Kuvvetlerine girdiğim 1975 senesinden beri durum hep böyledir.

   Bölük ya da takım komutanı ne iş mi yapar? Onu da söyleyeyim, Şükrü Bey.

   Bölük ve takım komutanları; 

  • Odasının penceresinden dışarı, talimgâha bakar ve
  • Asubayın erlerimize verdiği eğitimi, manda katara bakar gibi, elleri arkasında sâdece seyrederler.

 

   Erlerimize silah eğitimini harp okulu subaylarımız veriyor diyen M. Ali BİRAND, kendine yakışanı yapmış ve sunturlu yalan söylemiş, bu bir!

   Bunu söylemesine izin veren Genelkurmay Başkanı kim ise, doğruyu söylememiş, bu da iki!..

   Kurmaylık bu olsa gerek, Şükrü Bey!

   Ankara’da, karargâhdaki masanın başında otururken

   Kışlada olup biten hakkında uzakdan üfürüp ahkâm kesersen baltayı işde, böyle daşa vurursun!

   Şükrü IRBIK: Hüseyin Bey; görevde iken kendi paranız ile okudunuz yüksek tahsil yapıp lisans diploması aldınız. Görevinizde başarılı olduğunuzdan dolayı çok sayıda takdir ile taltıf edildiğinizi söylemiş idiniz. Kendi mesleğiniz olan asubaylığı çok sevdiğinizi de sohbetlerimizden biliyorum. Şu hâlde şartlar da izin için gâyet müsait görünüyor. Peki, subaylığa geçmeyi düşündünüz mü?

   Hüseyin EBE: Akl-ı selim ve kıymet verdiğim subay kardeşlerimden bu konuda ciddî desdek gördüm. Hattâ subaylığa geçiş için müracaat etmem konusunda çok ısrar etdiler. Fakat ben, asubay olmakdan memnun idim. Tank asubayı olsam da zâten atandığım birliklerin hemen hepsinde subay kadrolarında çalışdım. İcrâ görevinden ziyâde subayların yapdığı idârî görevler yapdım. Mesleğime asubay olarak başladım ve asubay olarak bitirmek isdediğim için subay olmayı aklımdan bile geçirmedim.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

5802 sayılı Astsubay Kânun tasarısının gerekcesinde Başbakan Adnan MENDERES’in ileri sürdüğü gerekcelerden ikisi de şöyle idi;

 

1. Silâhlı kuvvetlerimizin modern harb silâh ve araçlarını kullanacak ve erlere öğretecek muharip ve yardımcı sınıf astsubay ve takım komutanına olan ihtiyaç çok fazladır.

 

2. Ordunun ast kademe komuta ve hizmet heyeti kadrolarını astsubaylardan terfi edecek teğmen-yüzbaşı rütbesindeki subaylar  ile tamamlayacağız.

 

Yukarıda görüldüğü üzere Başbakan Adnan MENDERES hükûmeti, astsubaylardan terfi etdireceği teğmen-yüzbaşı rütbesindeki subayları da “çok ihtiyacımız var” dediği “takım komutanlığı” kadrolarında istihdam edecek idi.

1951 senesinde Meclisde yapdığı konuşmada Başbakan Adnan MENDERES

Ve

Millî Savunma  Bakanı Hulusi KÖYMEN, “astsubay” sınıfının ihdâs gerekcesini şöyle açıklamış idi.

Astsubaylardan terfi etdireceğimiz subaylar ile “takım komutanı” kadrolarını tamamlayacağız.

 

 

   Her iki zevâtın bu sözlerinin de bir yalan olduğunu anlamak için şu iki suâli sormak yetecek;

 

  • Astsubay Kânununu kabul etdiğiniz 1951 senesinden bugüne kadar geçen 67 senede astsubaylardan terfi eden subay sayısı nedir?

 

  • Bugün “takım komutanı” olarak görev yapan subaylarımızdan kaç kişi, astsubaydan terfilidir?

 

 

*  *  *  *  *

 

   Yalnız bilgili olmak değil adam olmak;

   Vefâlı mı değil mi insan, ona bak.

   Yücelerin yücesine yükselirsin

   Halka verdiğin sözün eri olarak.

 

   Ey, dört ile yedinin doğurduğu Hayyâm!

   Söyle, ne demeli?

   “Astsubay” dedikleri uyduruk askerlere verdiği sözleri tutmayanlara..

 

*  *  *  *  *

 

Genelkurmay Başkanı ol, Millî Savunma Bakanı ol, Başbakan ol;

 

  • Osdur, osdur ipe diz! Uydur, uydur, yalan söyle!

 

  • Uydur, uydur, “yeni sınıf” diyerek “uyduruk astsubay” sınıfını uydur!

 

 

Taa ki Eski Tüfek namlı tekâüd asubay Şükrü IRBIK çıkıp da bu yalanları yüzünüze vurana kadar...

 

*  *  *  *  *

 

Bakınız, bu yalancı dolmacılarından başka birisi ne yapmış!..

ATATÜRK’ün subayları olduğunu söyleyen 27 Mayıs darbesinin elabaşılarından birisi olan

Deniz Kurmay Binbaşı Darbeci Selahattin ÖZGÜR’ün verdiği kânun teklifi ile

ATATÜRK’ün kurduğu ve ismine 1935 senesinde “Cumhuriyet Ordusu” dediği ordunun ismini de

Hiçbir gerekce izhâr edemeden “Türk Silahlı Kuvvetleri” olarak tebdil etmiş.

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ 27 Mayıs darbeci subayı Mehmet Selahattin ÖZGÜR_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Dünyâdaki Ordular Nerede, Bizim Ordumuz Nerede?..

Dünyâda böyledir, memleketimizde böyledir, devletimizde böyledir!

Ve hattâ ordumuzda da böyledir!..

Subay yardımcısı” deyip alıp eğitmişsin ve ordu terbiyesi ile senelerce yoğurmuşsun!

Hemen hepsi subay kadar donanımlı olan asubayları,

Sâdece 3 aylık intibâk eğitimi vererek çakı gibi, en iyisinden subay yaparsın.

Hem de Harb Okulunda harcadığın paranın sâdece yüzde biri para ile...

Bu memleketde kimse kendisini bulunmaz Bursa kumaşı zannetmesin!

Çünkü hiç kimse vazgeçilmez değildir! Her selefin bir halefi vardır! Gerisi de lâf-ı güzâfdır.

Coni memleketinde rütbesiz er, kuvvet komutanı ve genelkurmay başkanı olabiliyor ise şâyet,

Ki oluyor, oldu!..

Bu vatanın her vatandaşından da herşey olur!

Yeter ki Türklük şuuru, vatan ve millet sevgisi, Allah korkusu

Ve hele bir de güzel ahlâk, temiz ve sarsılmaz bir vicdânı ola!..

Sonrası sağlık, esenlik, iyilik, güzellikdir...

 

*  *  *  *  * 

 

Ordumuza intisâb etmiş her asubayı, subay yapamazsınız!

Yapmanıza lüzum da yok! Zere, asubaylardan böyle bir talep de yok!

Çünkü,

Birincisi şudur; her asubay, subay olmak isdemez! Her subay, kurmay olmak isdiyor mu?

 

İkincisi şudur; Bugün itibârı ile biliyoruz ki bizim ordumuzda, tuğ-orgeneral mevcudu, subay sayısının %1’idir. Albay sayısı da %14 civârındadır.

Fakat

 

Sicilen subaylığa nakledilen” asubayların oranı, bütün subaylarımızın %1’i kadar bile değildir.

 

Üçüncüsü de şudur; Başbakan Adnan MENDERES hükûmetinin 1951 senesinde kabul etdiği 5802 sayılı Astsubay Kânununun temel hedefi; “teğmen-yüzbaşı” kadrolarını astsubaylardan “sicilen terfi ettirilen subaylar” ile doldurmak idi. Astsubay ismi verilen uyduruk asker sınıfının teşkil edilmesi için dönemin Millî Savunma Bakanının 1951 senesinde ileri sürdüğü bu “gerekce”, bugün için çöpe mi atıldı?

 

  • Bugün ordumuza bakdığımızda, teğmen-yüzbaşı rütbelerindeki subayların acap ne kadarı astsubaylıkdan terfi eden subaydır?

 

 

*  *  *  *  *

 

5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânunundan bozma 5802 sayılı Astsubay Kânununun en büyük eskikliği şudur;

        Türkiye;

  • 5886 sayılı kânunu 18 Şubat 1953 târihinde meclisde kabul etdi ve NATO üyesi oldu.

 

  • 6020 sayılı kânunu 21 Ocak 1953 târihinde meclisde kabul etdi ve 1949 Cenevre Sözleşmesi’ne taraf oldu.

 

  • Her iki sözleşmeye göre üye ülkelerin tamamı, ordularında iki sınıf asker olduğunu kabul etdi.

 

1. Er

2. Subay

 

5802 sayılı Astsubay Kânunu her iki sözleşmenin kabul edilmesinden bir iki sene önce meclisde kabul edildi. İşde bu sebepden dolayı Astsubay Kânunu ile 1951 senesinde ihdâs edilen “astsubay” sınıfı; esir kampında yapılacak muâmele konusunda kelimenin tam anlamı ile câmi avlusuna bırakılmış bebe gibi sâhipsiz kaldı. İkinci Dünyâ Harbine iştirak etmediğimizden dolayı bu sakâmetin farkında değiliz.

Fakat bir harp esnâsında esir düşen “astsubay” dedikleri biz askerler; 

  • Esir kamplarında erlerimiz ile aynı koğuşlarda kalacağız.
  • Bu kampda er yok ise şâyet biz “astsubaylar” “hizmet eri” olarak subaylarımıza hizmet edeceğiz.

 

 

*  *  *  *  *

 

Amerika’nın Coni’yi aya göndermeye hazırlandığı günlerde

926 sayılı kânununu hazırlayan bizim yavşak subaylarımız ise

Dünyânın gelişmiş ordularındakine benzer bir personel kânunu yapdık diye dübürlerinden üfürüyor idi.

Fakat lahâna beyinli bu subaylarımız;

Dünyânın kalbur üsdü ordularında “astsubay” denilen;

 

  • Uyduruk”,

 

  • Ortada sandık” ve

 

  • Köle” bir asker sınıfı olmadığını, utanmadan bilmezden geliyorlar idi. Bu bir yana!

 

Peki,

Bizim ordumuzda “astsubaylıkdan subaylığa nakil nisbeti” sidik yarışdırdığımız ülkelerin ordularındaki nisbet kadar niye olamıyor?

 

*  *  *  *  *

 

 

2014

 

Genelkurmay Başkanı Org. Necdet ÖZEL’e bir dilekce gönderdim 2014 senesinde.

Ve dedim ki senelik olarak “subaylığa nakletdiğiniz” asubay sayısı nedir?

 

 

   KONU: Astsubaylıkdan subaylığa terfi ettirilen astsubayların senelik olarak sayısı hakkında. 

   İLGİ:      (a) 09 Ekim 2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu.

(b) 19 Nisan 2004 tarihli ve 2004/7189 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik.

(c) 18 Kasım 2014 Salı günü icra edilen TBMM 15’inci birleşim, 6’ncı oturum.

   18 Kasım 2014 Salı günü icra edilen TBMM 15 inci birleşim altıncı oturumda; Mersin Milletvekili Sayın Ali ÖZ'ün (6/1736) ve Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt'ün (6/3052) esas numaralı sözlü soru önergelerine verdiği cevabın “Mesleki gelişime yönelik yapılan çalışmalar” başlığı altında madde 3’de Millî Savunma Bakanı Sayın İsmet YILMAZ; “Astsubayların azami yüzde 15 olan astsubaylıktan subaylığa geçiş kontenjanı 2012 yılından itibaren yüzde 25'e çıkarıldığını” ifade etmişdir.

   Sayın Bakanımıza suallerim şöyledir;

   Astsubaylıkdan subaylığa geçiş kontenjanının yüzde 15’den yüzde 25’e çıkarıldığını bildiren cümlede bahsedilen;

    1. Yüzde 15 ve yüzde 25 kontenjan oranları için esas kabul edilen “yüzde” sayısı neyi ifade etmektedir?

    2. Yüzde 15 kontenjan oranının tekabül etdiği astsubay sayısı ne idi?

    3. Yüzde 25 kontenjan oranının tekabül etdiği astsubay sayısı ne oldu?

 

    3. 2012 senesinde astsubaylıkdan subaylığa terfi ettirilen astsubay sayısı nedir?

 

   Yukarıdaki herbir sualimin ayrı ayrı olmak üzere cevaplandırılmasını arz ederim.

   Saygılarımla 25.11.2014 

   Şükrü IRBIK

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Orgeneral Necdet ÖZEL, her zamânki silâh arkadaşlığını gösderdi bana ve suâlime cevâp vermedi.

 

   974099 nolu başvurunuz hakkında. 

   This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

   12/12/2014, 6:56 PM

   To: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

40

   Sayın ŞÜKRÜ IRBIK,

   Başvuru Numaranız: 974099

   Sayın Şükrü IRBIK,

   1. 974099 sayılı BİMER müracaatınız incelenmiştir.

   2. Başvurunuz, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun "Kurum İçi Düzenlemeler" başlıklı 25'inci maddesi kapsamında değerlendirilmiştir.

   Bilgilerinize sunar, esenlikler dilerim.


   GNKUR.PER.BŞK.LIĞI 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

2018

 

 

 

 

 

 

   Hayvan Çiftliği!Asubay Tefrikası 6-5_George ORWELL_ Hayvan Çiftliği_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   İngiliz yazar George ORWELL’in 1945 senesinde neşretdiği meşhur bir kitabı vardır; Hayvan Çiftliği. Bu çiftliğin hayvanları, daha fazla yem yemek ve daha az çalışmak için bir gün isyân ederler. Canını zor kurtaran sâhibi, çiftliğini terk edip kaçmak zorunda kalır. Kendini akıllı zanneden Major isimli ihtiyar domuzun önderlik etdiği isyâncılar; bizim darbeci kaşalot subaylarımızın "memleketin idâresine el koyduğu" gibi, çiftliğin idâresine el koyarlar.

   Akabinde de bir araya gelir ve bir kânun hazırlarlar. Çiftliğin duvarına yazdıkları 7 maddelik bu kânunun özü şudur;

 

 

Bütün hayvanlar eşitdir!”

 

 

 

Emekde ve yemekde bütün hayvanların eşit olduğu yeni düzen, kısa zamânda bozulur. Gelen, gideni aratır misâli, çiftlikdeki hayvanlar eskisinden daha kötü duruma düşerler. Elebaşı domuz Major, günbegün semirirken; diğer hayvanların yemi azalır hem de daha fazla çalışırlar. Çünkü isyâncı başı domuz Major, hazırladığı kânunun işine gelmeyen maddelerini kimseye farketdirmeden kendi isteği doğrultuda geceleri bir bir değişdirir.

Çiftlikde bir gece şiddetli bir gürültü patırtı duyulur. Hayvanlar, sesin geldiği yere vardığında domuz Major’u suç üsdü yakalarlar. Bir elinde boya, diğerinde fırça ile birlikde yakalanan elebaşı domuz Major, duvarda yazılı olan kânunun birinci maddesini şöyle değişdirmişdir; 

 

 

 “Bütün hayvanlar eşitdir!

Fakat bâzı hayvanlar, ötekilerden daha fazla eşitdir!

 

 

Subaylarımız bir yandan kendi lehlerine ve fakat asubayların aleyhine yeni kânunlar peydahlamışlar,

Diğer tarafdan da mevcut kânunların asubayların lehine olan maddelerini bir bir değişdirmişler.

Asubaylar hakkında bugüne kadar çıkartılan kânunları okudukca

Hayvan Çiftliği’ni okuduğum zehâbına kapılıyorum.

Çiftlikde hayvanların birlikde hazırladığı ve Binbaşı Domuz’un değişdirdiği kânunun birinci maddesini de şöyle diyesim geliyor;

 

 

Bütün askerler eşitdir!

 

Fakat subaylar, öteki askerlerden daha fazla eşitdir!

 

 

Hikâyedeki müzevir, menfaatçi ve alçak domuzun isminin Major (binbaşı) olması da beni acı acı gülümsetiyor.

Fakat ben gülümsemekden ziyâde;

Asubayların aleyine kânunları çıkartan

Ya da

Asubayların aleyhine olacak şekilde gizlice değişdiren “Domuz Major”’lere,

Dil değmemiş, dodak dokunmamış küfürler ediyorum... 

 

*  *  *  *  *

 

 

 

   1951 senesinde kabul edilen 5802 sayılı Astsubay Kânununun 6 hedefi var idi;

    1. Ordumuzdaki silâhları “kullanmak” ve “kullanmasını erâta öğretmek” üzere “astsubay” ismi ile yeni bir asker sınıfı teşkil etmek,

 

   2. “Kıdemli başçavuş” rütbesine yükselen bu astsubayların “askerî teknisiyen” ve “askerî kâtip” nasbedilerek bu isimler ile “yeni bir subay” sınıfı teşkil etmek,

 

    3. Bu tedbirlerle ordunun ast kademe komuta ve hizmet heyetinde kazanılacak teğmen-yüzbaşı rütbesindeki subaylar ile ordu mahrutunun devamlı bir surette kaidesini teşkil etmek,

 

   4. Ve böylece harb okulundan kemmiyet (sayı) itibariyle daha az sayıda subay yetiştirmek,

   a. Askerî memurun yapdığı bütün işleri yapmak üzere “astsubay” olarak tesmiye edilen yeni bir asker sınıfı teşkil etmek ve böylece askerî memurluğu lağvetmek, (Subay sınıfına dâhil olan askerî memurun görevini yapacağından dolayı astsubaylar da subaylığa terfi ettirilecek idi.)

   b. Yüksek komuta için daha yüksek kapasitede subay yetişdirmek için subaylarımıza daha uzun süreli harbiye tahsil imkânı bahşetmek.

 

   Bu 6 hedefi tahakkuk etdirmek için aslında bir şey daha yapmaya mecbur idiler;

  • Lağvedecekleri askerî memurların bütün işlerini yapdıracak,
  • Subay sınıfına dâhil olarak yeni teşkil edecekleri “askerî teknisiyen” ve “askerî kâtip”lerin işlerini yapdıracak,
  • Teğmen-yüzbaşı rütbesindeki subaylarımızın

        Ve dahi

  • Erlerimizin yapdığı her türlü işi yapacak,

 

   “Askerî memur + subay + askerî teknisiyen + askerî kâtip + er ” karışımı yeni ve ucûbe bir asker sınıfı teşkil etmek.

   Böylesi melez ve ucûbe bir asker sınıfını keşfetmek için

   Genelkurmay Başkanlığımızın kerizci ve sahtekâr subaylarının fazla kafa yormasına da lüzüm yok idi. Çünkü henüz daha bir sene evvel peydahladıkları “gedikli erbaş” sınıfı çokdan iflâs etmiş idi bile...

    “Gedikli erbaş” dedikleri bu köle asker sınıfını; 

  • Evvelâ “astsubaylığa terfi etdimek” vaadi ile aldatmayı,
  • Akabinde de  “astsubaylıkdan subaylığa terfi etdirmek” vaadi ile aldatmayı

        Ve böylece

  • Kendi akıllarınca “bir daş ile üç guş vurmayı” o galın gafalarına goymuşlar idi bir kere...

 

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

 

   Genelkurmay Başkanlığı ve M.S.B’nin “ Astsubay ” olarak tesmiye etdiği bu sözde yeni asker sınıfı aslında;

  • Ne “askerî memur
  • Ne “subay
  • Ne de “er” sınıfına dâhil idi.
  • Fakat aynı zamânda
  • Hem “askerî memur
  • Hem “subay
  • Hem de “er” idi.

 

       Ve böylece;

  • Elleri götünde dolanan subay mahdumlarından müteşekkil askerî memurlardan kurtulacaklar idi.

 

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

 

   “ Astsubay ” olarak tesmiye etdikleri bu sözde yeni asker sınıfı; 

  • Subayın yardımcısı olacak ve subayın işlerini yapacak,
  • Askerî memurun yerini alacak ve yapdığı işleri yapacak,
  • Silah kullanmayı öğrenecek,
  • Mükellef erâtımıza da hem helâya sıçmayı hem de silah kullanmayı öğretecek,
  • Bütün bu işleri yapar iken de sağlık hizmetlerinde “er” muamelesi görecek idi.

 

   Genelkurmay Başkanı ve MSB’nin 5802 sayılı kânun ile hedeflediği aşağıdaki 6 hususu tahakkuk etdiler;

  • 1. Ordudaki silâhları kullanacak ve kullanmasını erâta öğretecek yeni bir asker sınıfı teşkil etdiler. Bu yeni ve uyduruk asker sınıfına da “astsubay” ismini verdiler.

 

  • 2. Ve böylece, erleri eğitmek görevini teğmen-yüzbaşı rütbesindeki subaylarımız, usda katır gibi sırtından atdılar. 

 

  • 3. Askerî memurun yapdığı işleri, “astsubay” ismini verdikleri bu sözde yeni asker sınıfının sırtına yıkdılar.

 

  • 4. ve böylece subay muâdili olan askerî memurlar ile subaylarımız orduevi, lojman ve sosyal tesislerin tek sâhibi oldular.

 

  • 5. Fakat fiilen olsa da askerî memurluğu hukûken lağvetmediler.

 

  • 6. Yüksek komuta için daha yüksek kapasitede subay yetişdirmek için harbiye talebesine daha uzun süreli tahsil vermek isdiyorlar idi. Bu maksada mâtuf olarak, harp okullarının tahsil süresini;

 

 

   Genelkurmay Başkanlığı ve MSB, yukarıda gördüğünüz hususların hepsini tahakkuk etdirdi. Çünkü hepsi subaylara yeni fırsat, yeni menfaatler ve yeni istikbâller getiriyor idi.

   MSB ve Başbakanın hazırlayıp TBMM’ye arz etdiği 5802 sayılı kânunun temel hedefi şu idi;

 

  • Zekî ve okumak imkânı bulamayan kâbiliyetli Anadolu çocuklarına yeni bir fırsat vermek,

 

  • Ordu içinde bedbin bir zümre yaratmamak,

 

   Teşkil etmeyi düşündükleri ve “astsubay” dedikleri askerlerden;

  • İsdekli ve gereken şartları hâiz onlarlar kıdemli yüzbaşılığa kadar terfi edecek,
  • Hâl ve durumlarından memnun olanlar temdit ederek astsubay olarak çalışmaya devâm edecek,
  • İsdekli olmayanlar ise 9 senelik mecburî hizmetden sonra astsubaylıkdan istifa edip ordudan ayrılacak idi.

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

 

   Subay muâdili olan askerî memurun görevini astsubaylar yapacağından dolayı

   Astsubayları da subaylığa nakil edecekler idi.

   Fakat nakil etmediler.

   Zamân içinde piyasaya sürdükleri kânun tezgâhları ile Genelkurmay Başkanları ve MSB'ları,

   Astsubaylara verdikleri “subaylığa nakil” müktesep hakkını kurnazca gasp etdiler.

 

 

    Başbakan Adnan MENDERES’in 1951 senesinde “Astsubay Kânununu ihdâs etmesinin hedefi şu idi;

   Ordumuzdaki 11 bin astsubaydan “bedbin bir zümre yaratmamak!"

   Lâkin

   Başbakan Adnan MENDERES’in Genelkurmay Başkanları ve Millî Savunma Bakanları

   Gizliden ya da açıkdan tezgahladıkları elvan çeşit “fitne kânunlar” ile 2014 senesine kadar

   Tam 97 bin 975 kişilik koca bir “bedbin astsubaylar ordusu yaratdılar!..

 

Terâzisi tezekden olan ordumuzun, işde böyle bokdan olmuş dirhemi!

 

*  *  *  *  *

 

5802 sayılı Astsubay Kânunu ile ihdâs etdikleri

Ve dahi

İsmine “astsubay” dedikleri biz askerlere

Bu kânunun tatbik edilmesi konusunda bugüne kadar yapılan haksızlıkları akıllara nakşetmesi için

Sâdece 20 senede girişdiği 60 savaşın 52’sinden gâlip gelen

Fransız milletinin muhteşem subayı Orgeneral Napolyon BONAPART’dan şu hârika vecizi seçdim;

 

Asubay Tefrikası 6-5_Napolyon;Ahlakın olmadığı yerde kanun işe yaramaz_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

 

 

 

   Muhterem okuyanlar!

   Kıymetli asubay meslekdaşlarım!

   Bir kitabı dolduracak kadar bilgi ve belgeleri kısa olarak derlediğim

   Ve dahi

   88 sayfaya ancak sığdırabildiğim makâlemizin altıncı bölümüne ait bu kısmının bir cümlelik özeti şudur;

   Okudunuz ve gördünüz!

 

 

 

Asubay Tefrikası 6-5_Astsubay davasının isli kandili işde, hep böyle kör yanmış! _Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 
 Asubay Tefrikası 6_5 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.

 

 

      Evvelki bölümleri ve kısımları okumak için resimleri tıklayınız        

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKSahil Güvenlik Komutanlık BrövesiKapak 5

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Çünkü Asubay!

Aralık 21, 2017

 

 Çünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 Çünkü Asubay

 

SENE: 2017, Şeb-i Yeldâ    

 

  Türkiye Cümhuriyeti Ordusunda 

 Bizlerin  Assubay  veya  Astsubay   olarak bildiği kelime hakkında 

 Bugün burada son sözü söyleyeceğiz, inşallah! 

 

 

 Assubay  mı diyorsunuz? 

  •  Sahtekâr zâbit Kâzım’ın ağzı ile konuşuyorsunuz! 

 

 

 Astsubay  diyor iseniz şâyet, 

  •  Bu kez de sahtekâr subay Rifat’ın ağzı ile konuşuyorsunuz! 
 
  •  Assubay  değil ise 

 

  •  Astsubay  da değil ise 

Peki, nedir bu kelimenin aslı kökü acap? 

Bugün, hak zuhûr edecek 

Ve dahi 

 Bâtıl, burada zâil olacak, evvel Allah! 

     Suyu, pınarın gözesinden içmeli, değil mi?     

 Yerimiz dar, vakdimiz sınırlı! 

 Haydi, buyurun öyle ise... 

 

*  *  *  *  *

 

   SENE: 1926  

 

 Türkiye Cümhuriyeti Ordusu zâbitan heyetinin 

 Arapca ve Farsca  olan rütbe isimleri aşağıdaki gibi idi. 

 

 Çünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

   SENE: 1934  

 

 Birinci Reisicumhur ATATÜRK, 

Arapca  ve  Farsca  olan asker rütbe isimlerinin Türkceleşdirilmesini emretdi. 

 

 Hazırladığı kânun teklifine TBMM, 

 Aşağıda gördüğünüz üçüncü maddeyi ekledi. 

 

Çünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 1a


 

*  *  *  *  *

 

  SENE: 1935  

 

Arapca  ve  Farsca  menşeli olan asker rütbe isimlerine

"Öz Türkce" karşılık türetmek için kolları sıvayan İcrâ Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu), 

Hazırladığı Kânun taslağını Reisicumhur ATATÜRK’e arz etdi.

 

  Reisicumhur ATATÜRK;  

 Astsubay  şeklinde hazırlanıp kendisine arz edilen  rütbe ismini 

  Bizzat kendisi  Asubay  şeklinde tâdil etdi.  

 

  Bu tâdili de aşağıda gördüğünüz üzere şiir gibi izah etdi.  

 

Çünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

 

*  *  *  *  *

 

 

  SENE: 1935  

 

 T.C. Büyük Erkânıharbiye Reisliği

Rütbe ve Birliklerin Öz Türkce Karşılıkları” isimli kitabı neşretdi. 

 

Bu kitabın içine ekledikleri tamimler ile Devlet dâireleri;

Asker rütbe isimleri ve bâzı askerî terimlerin

Bu kitapda yer alan  Öz Türkcelerinin  kullanılmasını emretdi.

 

  • 19 Şubat 935: Büyük 

    Erkânıharbiye 

    Reisi Mareşal Fevzi ÇAKMAK
  • 19 Şubat 935: Büyük 

    Erkânıharbiye 

    Reisliği
  • 17/11/935-İstanbul: Türk Dili Tetkik Cemiyeti (T.D.T.C) Başkanı Saffet ARIKAN
  • Başvekil İsmet İNÖNÜ 

Çünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Çünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIKÇünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Çünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Çünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

Bu kitapdaki;

 

  • " Asubay " kelimesinin “ zâbit vekilliği ( asteğmen ) anlamına geldiğine,

Ve dahi bize bugün;

 Üstçavuş ” olarak yutdurulan kelimenin aslının “ üsçavuş ”,

 

  • Hemen yukarıdaki çerçevede gördüğünüz üzere, "asteğmen" olarak bildiğimiz kelimenin de o vakitde gene " asteğmen " olduğuna lutfen dikkat ediniz.

 

 

Aynı çalışma kapsamında Birinci Reisicumhur ATATÜRK;

 

 Erkânıharbiyei Umumiye ” olan askerî tâbiri de

" Genelkurmay ” olarak tâdil etdi.

 

Çünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Tam bir sûretini ben temin etdim.

Fakat 

Büyük Erkânıharbiye Matbaasında basdığı bu kitabın bugün itibârı ile bir nüshasının

Genelkurmay Başkanlığının kendi kütüphânesinde mevcut olduğunu öğrendim.

 

Neşredildiği 1935 senesinden bugüne kadar geçen 82 seneden beri

  Rütbe ve Birliklerin Öz Türkce Karşılıkları  isimli bu kitabı  

  İlk kez sizler görüyorsunuz.  

 

 

*  *  *  *  *

 

 

  SENE: 1935  

 

 TBMM’de kabul edilen Ordu Dâhili Hizmet Kânunu ile

Yeni rütbe isimleri resmen kullanılmaya başlandı. 

 

 Bu kânun ile Türkiye Cümhuriyeti Ordusunun askeri;  

 

1. Erbaş 

 

2. Subay  olmak üzere  iki sınıfa  tefrik edildi. 

 

Çünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Yukarıda gördüğünüz bu kânundaki  Asubay ” tâbiri;

 

  •  Yarsubay ,
  •  Asteğmen ,
  •  Teğmen ,
  •  Yüzbaşı  rütbelerinin “ ortak isimi ” oldu.

 

 

*  *  *  *  *

 

 

  SENE: 2014  

 

 

 Yukarıdaki sayfada gördüğünüz rütbe isimleri kitabının sâhibi ve 

 Türk Dil Kurumunun 11 sene Başkanlığını yapan 

 Prof.Dr. Sayın Şükrü Hâlûk AKALIN ile 

 Görevli olduğu üniversitedeki kendi makâmında bizzat  görüşdüm 

 Ve dahi 

Bu sayfada okuduğunuz bilginin bir kısmını Sayın AKALIN’dan aldım.

  

Çünkü Asubay_ Prof.Dr. Şükrü Haluk AKALIN_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 Asubay  kelimesi hakkındaki hakikâtin

 gün ışığına çıkartılması için 

 Gösderdiği yakın ve samimi alâkadan dolayı 

 Bütün Asubaylar adına Şükrü Hocama teşekkür ediyorum. 

 

*  *  *  *  *

 

 

  SENE: 1938  

 

 Reisicumhur ATATÜRK’ün bizzat kendisinin   Asubay  şeklinde türetdiği kelimeye 

 Ne hazindir ki ilk tecâvüz eden kişi de 

 ATATÜRK’ün zâbiti oldu.  

 

Aşağıda gördüğünüz kânunun esbâbı mucibesi (gerekcesi) şu idi;

 Assubay ” rütbe kümesine dâhil olan;

 Teğmen  tâbirini  üstteğmen, 

  •  Asteğmen  tâbirini  teğmen, 
  •  Yarsubay  tâbirini de  asteğmen  olarak tebdil etmek idi.

 

  Fakat ne var ki;  

 Mirlivâ Kâzım SEVÜKTEKİN isimli İngiliz çaşıtı bir zâbit,

Meclisde binbir türlü sahtekârlıklar yapdı

 Ve dahi

  Asubay  kelimesindeki  “ s ” harfinin yanına 1938 senesinde bir “ s ” harfi ilâve etdi. 

" Asubay tâbirini de böylece " Assubay "  yapdı.

 

Bu kânun ile ilk defâ uydurdukları " Assubay " tâbiri bu kez de;

 

  •  Asteğmen, 
  •  Teğmen, 
  •  Üstteğmen, 
  •  Yüzbaşı  rütbelerinin "ortak ismi" oldu.

 

Çünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Çünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

 

  SENE: 1951  

 

İnsan, ölmeye

Hâin de hâin olmaya görsün!

Sırtını döndüğü zâbitler;

ATATÜRK’ün bu emânetine hıyânet etmekde birbiriyle yarışdı...

 

 Ne de olsa ağacın kurdu, kendi gövdesinde idi. 

 Çaşıt ve sahtekâr  Mirlivâ Kâzım’dan sonra 

 Bu kez de Askerî Hâkim unvânlı bir Korgeneral, harama uçkur çözdü! 

 

 

Aşağıda gördüğünüz 5802 sayılı kânunun esbâbı mucibesi (gerekcesi);

 

" Gedikli Erbaş "  dedikleri “ortada sandık” askerleri “ Assubay "lığa terfi(!) etdirmek idi.

 

   Fakat ne var ki;  

 

TBMM’de, vekillerin gözü önünde kıvrak bir kalem hareketiyle sahtekârlık yapan Korgeneral Rifat TAŞKIN

 Assubay  kelimesindeki iki “ s ” harfinin arasına “ t ” harfini,

Paslı bir hançer gibi sapladı.

 

Çünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

 

  SENE: 1951  

 

 Aşağıda gördüğünüz Kânun TBMM’de görüşülür iken 

 Türk Milletini temsil eden vekillerden bir dânesi dahi 

 Astsubay  kelimesini nerenden uydurdun, ey subay Rifat TAŞKIN, diye sormadı...

 

 Eski Tüfek; 

 "Astsubay"  kelimesini sahtekâr subay Rifat TAŞKIN’ın neresinden uydurduğunu biliyor da!

Şimdi aklından geçenleri şuraya bir dökse hani!..

Ortalık toz duman olur!..

 

Rifat TAŞKIN'ın sahtekârlık ile bu kânuna sokuşdurduğu “ Astsubay ” kelimesi bu kez de;

 

  •  Çavuş ,
  •  Üstçavuş ,
  •  Başçavuş ,
  •  Kıdemli başçavuş   rütbelerinin “ ortak isimi ” oldu.

 

 Çünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

ATATÜRK'ün subayları olduğunu söyleyen sahtekâr subaylarımız

ATATÜRK'ün türetdiği " üsçavuş " kelimesini de kânunsuz olarak "üstçavuş" yapdılar.

 

*  *  *  *  *

 

5802 sayılı  Astsubay ” Kânununu hazırlayan sahtekâr subaylarımız şöyle dedi;

Muhtelif kânunlarda geçen “ astsubay ” adı “ subay ” olarak değiştirilmiştir.

 

Çünkü Asubay_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

Fakat bunu diyen kerizci subaylarımızın hepsi ağızlarını domaltarak koca bir yalan söyledi.

Zere

O güne kadar yapılan “muhtelif kânunların hiçbirisinde  “ astsubay ” adı yok idi.

 

*  *  *  *  *

 

   SENE: 2017, Şeb-i Yeldâ;  

 

 Türkiye Cumhuriyeti Devleti; 

 1923 senesinde 364 sayılı kânun ile teşkil edilmiş bir kânun devletidir. 

 Hükümran devlet olmanın temel hususiyeti kânun yapabilme kudretidir. 

 Kânun ile ihdâs edilen bir husus ancak başka bir kânun ile tebdil edilebilir. 

  • " Asubay " kelimesi de kânun ile ihdâs edildi   
  • Ve dahi
  • Ancak yeni bir kânun ile tebdil edilebilir idi.

Fakat

 Kânun devletinin sahtekâr subayları, devletin kânununu tanımadılar!..

  •  ATATÜRK’ün bizzat türetdiği 

Ve dahi

  •  Askerî mevzuâtımıza 1935 senesinde 2771 sayılı kânun ile dâhil edilen “ Asubay " tâbirini; 

Kâzım isimli sahtekâr bir zâbit 1938 senesinde kânunsuz olarak “ Assubay ” şeklinde tahrif etdi.

Rifat isimli sahtekâr bir subay da 1951 senesinde kânunsuz olarak “ Astsubay ” şeklinde tahrif etdi.

 

*  *  *  *  *

 

  SENE: 2017, Şeb-i Yeldâ;  

 

 emekliassubaylar.org’daki  Eski Tüfek  isimli köşemizi

  • Hergün ilk kez duyan,
  • İlk kez gören,

Ve dahi

  • Bu köşemizdeki makâlelerimizi ilk defâ bugün okuyan insanlarımız, meslekdaşlarımız hep olacak.

 

Makâlelerimizi ilk kez görenler haklı olarak

  •  Assubay ”  veya “ Astsubay ” olması lâzım,
  • Nereden çıkdı bu “ Asubay ” diyecekdir.

 

Birisine 40 kere deli der iseniz şâyet
O kişi bile bir süre sonra kendisinin deli olduğuna inanabilir.

40 kere demek şöyle dursun, sahtekâr subaylarımız, Türk Milletine;

  • 79 seneden beri “ Assubay ”,
  • 67 seneden beridir de “ Astsubay ” diyor, dedirtiyor.

 

ATATÜRK’ün bize vediâsı “ Asubay ” tâbirini kabul ettirebilmemiz için

 

 Asubay ” kelimesini bizim en az

60 sene söylememiz, anlatmamız gerekecek.

 

*  *  *  *  *

 

  SENE: 2017, Şeb-i Yeldâ;  

 

 

 Canlar, dostlar! 

 Gözlerinden öpdüğüm kıymetli küçüklerim 

 Ve dahi 

 Ellerinden öpdüğüm muhterem büyüklerim; 

 ATATÜRK’ün zâbiti olduğunu söyleyen iki şerefsizin 

 ATATÜRK’ün vediâsı olan  Asubay   unvânına tecâvüz edişinin 

 14 kareye sığdırdığımız 80 senelik hikâyesi 

 İşde, beyle iken beyle!.. 

 

Sahtekâr iki zâbitin 1938 ve 1951 senesinde yere düşürdüğü ATATÜRK’ün bu çok kıymetli vediâsına

Eski Tüfek mahlaslı Şükrü IRBIK

2015 senesinde bir hayat öpücüğü verdi.

 

Türkiye Cümhuriyeti Ordusu

Ve dahi

 Asubay ” dedikleri “ ortada sandık ” bu asker sınıfı var oldukca da

 Asubay  unvânı,  Asubaylar  ile birlikde var olacak, evvel Allah!

 Niçin Asubay? ” diye bugün soranlara imdi söyleyelim;

  Çünkü, hep  Asubay  idi.  

 

 Asubay  unvânını bugün kullanmak bir tercih meselesi değil

Fakat

ATATÜRK’ün vediâsına sâhip çıkmak ya da inkâr etmek meselesidir.

 Kimileri için ölmek, düşünmekden bile daha kolaydır! 

 Siz, kolaycı olmayın! 

 İnsana, düşünmek yakışır! 

     Suyu, pınarın gözesinden içmeli, değil mi?     

 

 

brove

Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.

 

Asubay Tefrikası 6-4

Kasım 29, 2017

Aldatanlar Ülkesinin Aldatılmaya Doymayan Askeri; Asubaylar -6-4-

Asubay Tefrikası 6-4_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

Türkiye’nin en çok aldatılan insanlarının

Asubay” denilen askerler olduğunu anlatmak için yazmaya başladığımız

Asubay Tefrikası isimli makâlemizin altıncı bölüm birinci kısımında;Kapak-6-1

Asubay” dedikleri biz “ortada sandık” askerlerin

Ve dahi

Asubaylık sınıfının özlük hakları” konusunda;

  • İcrâ makâmı” olan Genelkurmay Başkanlığı ve M.S.B,
  • Temsil makâmı” olan TEMAD,

Ve dahi

  • Emekli ve muvazzafı ile asubayların gündemine göre,

Asubayların taleplerinin neler olduğunu gördük!

 

*  *  *  *  *

Kapak-6-2

 

Asubay Tefrikası isimli makâlemizin altıncı bölüm, ikinci kısımında;

Cârî mevzuâtımıza göre “astsubay” dediğimiz “köle” asker sınıfının

Deniz Kuvvetlerimizde teşkil edilmesinin gizli maksadını fâş eyledik!

 

 

Meğerse bahriye zâbitân heyetimizin kendileri “ gemi güvertesinde öte beri göt gezdirsin ” diye

Donanmamızda “gedikli” (asubay) olarak tesmiye etdikleri “ ortada sandık ” asker sınıfını teşkil etmişler!..

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası isimli makâlemizin altıncı bölüm, üçüncü kısımında;

kapak-6-3

Astsubay” denilen ve dahi seferdehizmet eri” olan asker sınıfının

Hava Kuvvetlerimizde teşkil edilmesinin kan dondurucu maksadını öğrendik!

 

 

  • Daha kısa sürede eğitildiğimiz için
  • Daha ucuza "mâl” olduğumuz için
  • Ve en korkuncu da
  • Beyaz zâbitin yerine ölmemiz için,
  • Biz küçük zâbitânı pilot yapmışlar!

 

  Pilot olduğumuz için; 

 

  Biz  küçük zâbitân  zannediyor idik kendimizi “ makbûl ”, 

 

  Meğerse olmuşuz beyaz zâbitânın yerine biz “ maktûl.

  

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası isimli makâlemizin şimdi okuyacağınız altıncı bölüm, dördüncü kısımında ise;

 

Asubay Tefrikası 6-4_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Akabinde de;

Berrî (Kara) küçük zabitliğin (Asubaylığın) M.Ö bilmem kaç senesinde teşkil edildiğini söyleyen lâhanacı bosdan danası târihcilerin

Bu ısmarlama ezberini külliyen ve ebediyyen bozacağız, inşallah! 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

Asubay Tefrikası 6-4_ Ömer Hayyam_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Ey, Çadırcı! İçdiğin şarap, sevdiğin güzel idi.

Gitdin câmiye, niyetin kilim aşırmak idi!

Lâkin, dilinden dökülen hiçbir kelâm yalan,

Sen de yalancı değil idin be!..

 

Senin garbî komşu memleketdeki her boku bilen kerizci beyaz zâbitân

Ve dahi bu beyaz zâbitânın kuyruğuna takılan küçük beyinli küçük zâbitân

Bak, Allah aşkına! Ne yalanlar üfürmüşler!

 

*  *  *  *  *

 

Berrî (Kara) Ordumuzda küçük zâbitliğin (asubaylığın) teşkil edilmesine kalem batırmadan evvel

Bu köle asker sınıfının târihcesi hakkında bir iki kelâm edelim.

Târihcesine bakdığımızda

Bugün Kara Harp Okulu ismi ile bildiğimiz okulun kuruluş senesinin belli olduğunu görüyoruz.

Nasıl olmuş ise olmuş, Kara Harp Okulumuz gökden zembille inmiş de!

Babalarının minderi kendinden yaylı fayton koltuğuna “cup” diye oturur gibi

1834 senesinde “şıp” diye “kurulmuş!

 

 

Asubay Tefrikası 6-4_ Kara Harp Okulu Tarihcesi_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Amma ve lâkin Kara Asubay Okulunun târihi söz konusu olunca

Kerâmeti kendinden menkul borazancıbaşılar hoşafın yağına buz tutdurmuşlar!

Kara Kuvvetleri EDOK Komutanlığının 2009 senesinde neşretdiği kitaba, öyle bokdan şeyler yazmışlar ki!

Mesnetsiz, asılsız ve yalan dolan bilgiler ile “târih yazdığını” zanneden

Ve fakat

Târih yapanlara” ihânet etdiğinin farkında bile olmayan bu lâhanacı bosdan danaları

Kara Asubaylığı târihi” konusunda bakınız, güneş görmemiş ne inciler üfürmüşler!

 

Asubay Tefrikası 6-4_ Kara Astsubay Okulları Tarihcesi_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6-4_ Kara Astsubay Okulları Tarihcesi_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

Tarihi süreç içinde” okuma-yazma bilenlerden oluşturulan “astsubaylık müessesesi

 

 

 

Tarihin en eski döneminden itibaren var olan astsubay yetiştirme sistemi

 

 

 

Kara Kuvvetlerinin M.Ö. 209 senesinde teşkil edildiğini “şıp” diye biliveren müneccimbaşı subaylarımız

Astsubay” dedikleri asker sınıfının teşkil edildiği târihi söylemeye gelince dut yemiş garga guşu oluyorlar!

Bu kitabı yazan lâhana beyinli subaylarımız hem gelin hem de güvey olmuşlar!

Bilim adamlarımıza göre insanlığın başladığı târih bile belli.

Fakat ordumuzdaki asubaylığın ne zamân başladığını bilen yok!

Burada gevelediğin “târihî süreç” nedir? Ne zamân başladı? Sen, bu sürecin neresinde idin?

Târihin en eski dönemi” ne demek? M.Ö. mü, M.S. mi?

Böyle muğlak ifâdeler kullanan lâhana beyinli târihcilerimizin bu suâllere verecek cevâbı var mı?

 

*  *  *  *  *

 

MSÜ Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulunun örütbağda neşretdiği târihceye, bakınız neler yazmışlar.

 

 

Ordumuzun “orta” kademe yöneticileri ve teknisyenleri olan “astsubaylar

 

 

 

İlk başlarda; sürekli olarak aynı görevi yapan

ve bu nedenle bilgi ve becerisiyle sivrilmiş erbaşlarıngedikli” unvanı ile muvazzaf hizmete alınmalarıyla sağlanıyordu.

 

 

Asubay Tefrikası 6-4_ MSÜ Kara Astsubay Okulu Tarihcesi_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

İlk başlarda” tâbiri ile hangi târihi kasdediyorsun? M.Ö. mü? M.S. mi?

İlk başlarda” diye üfürdüğün o zamânda, sen nerede idin?

  • Orduda “astsubay” mı?
  • Kundakda “bebe” mi?,
  • Portakalda “vitamin” mi?
  • Senin baban, babanın babası, babanın babasının babası “nerede” idi?

Sen;

Subay yardımcısı” dediğin askerin târihcesini mi yazıyorsun?

Yoksa

Gözlüklü nene gibi dizinin dibine oturtduğun emzikli bebelere masal mı anlatıyorsun?

Ey bu cümleyi yazan “târihci” kardeşlerim benim!

Sen, târih nedir; ne ile beslenir, ne ile yaşar; nasıl yazılır, biliyor musun?..

 

*  *  *  *  *

 

İlim fukarası bu subaylarımızın yazdığı ucuz târihceye bakdıkdan sonra cezbeye tutulup da

Kendini târih yazmaya vakfeden bosdan bülbülü kimi asubay meslekdaşımız ise

Tıpkı lâhana beyinli bu subaylarımız gibi börkenekden öyle bir üfürmüşler ki!

 

 

   Tarihsel süreçte “gedikli” sınıfının ne zaman ve ne şekilde kurulduğu tarih olarak net değildir.

 

  

 

 

Asubay Tefrikası 6_4 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

Asubay Tefrikası 6-4_ Tarihci olduğunu zanneden soytarılar_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

Böyle yalanlar üfürmek ile “târih” yazdığını zanneden bosdan bülbülü asubay meslekdaşlarımız

Kendisini köle yapdığı için beyaz efendisinin elini öpen “köle” durumuna düşdüklerini bilmiyorlar mı?

 

 

Subay okullarına sahte târihce düzmek için “yontulmamış yalanlar” söyleyen bosdan gargalarının

Asubay okullarının târihi konusunda böyle dübürden laflar üfürmesinin sebebini de

Eski Tüfek fâş eylesin sizlere;

Bugüne kadar kasden ve sahtekârlıklar ile tertip etdikleri binbür türlü kânun ile

Asubayları hem madden hem de mânen nefes alamaz duruma getiren şerefsiz beyaz subaylarımız,

Kendi hatâ ve günâhlarını, ne zamân başladığı bilinmeyen bir târihin sırtına yıkmak ve hedef sapdırmak isdiyorlar!

 

*  *  *  *  *

 

Bin dört yüz sene evvelinden Hz. Ali şöyle nasihât etdi bizlere; “İlim bir nokta idi, Onu câhiller çoğaltdı!

İşde, yukarıdaki sayfalarda kimlerin ne inciler yumurtaladığını gördünüz, okudunuz!

Berrî Küçük Zâbitliği (Kara Asubaylığı) konusunda da hakikât aslında “bir doğru” idi.

Onikinci havârinin İsa (as)’yı 30 gümüş dinara satdığı gibi

Akıl ve ilim fukarası subay ve asubay meslekdaşlarımız da

Kara Asubaylığı konusunda “bir doğruyu birçok yalana satdılar!

Kara Asubaylığı konusunda ağızlarını domaltarak kerâmet buyuran târih câhili subay ve asubay mesledaşlarımız;

Hz. Ali’nin bu sözünün ne kadar isâbetli bir tesbit olduğunu bir kez daha hatırlamamıza vesile oldu!

Asubay dediğimiz “ortada sandık” asker sınıfına târihce düzme yarışında

Kimlerin ne bokdan inciler üfürdüğünü gördükden sonra

İmdi başlayalım Asubay Tefrikası isimli makâlemizin altıncı bölüm, dördüncü kısımının konusuna...

 

*  *  *  *  *

 

Küçük Zâbitlik Avrupa Devletlerinde Niçin Teşkil Edildi?

Küçük zâbit isimli “ortada sandık” asker sınıfının Osmanlı Berrî Ordusunda teşkil edilmesinin sebebini anlatmadan evvel

Avrupa devletlerinde “küçük zâbitliğin” teşkil edilmesi hakkında kısa bilgiler verelim.

Zere;

Küçük zâbit asker sınıfının Avrupa Ordularında teşkil edilmesinin sebebini öğrenir isek şâyet

Bizim ordumuzda tezgahlanmasının sebebi de kendiliğinden ortaya çıkacak.

Avusturya, Almanya ve Fransa Orduları;

Zâbit ile er arasında yer almak üzere” kendi ordularında “küçük zâbit” ismini verdikleri yeni bir asker sınıfını

19’uncu asırın başlarında teşkil etdiler.

Çünkü;

Her üç devlet de bütün dünyâyı kendi sömürgesi yapmak isdiyor idi.napolyon

II. Frederick William’ın Prusya Almanya’sı

Ve dahi Napolyon Bonapart Fransa’sının bu asırda yapdıkları harblere bakdığımızda

Bu niyetlerini açıkca görebiliyoruz.

Allah’ın kendisini bütün dünyâyı Fransa’ya köle yapması için yaratdığına inanan

batonVe dahi 

Fransa’yı “topyekûn seferberliğe” hazırlayan Napolyon,

Ordusunun erlerini coşdurmak için şöyle dedi;

İnkilâp târihleri neferlerin çantasında dâima mareşallik batonu taşımışdır!

Bu sözünü unutmayan Napolyon;

Harblerde fedâkârlık gösderen neferlerini hemen mareşalliğe terfi etdirdi.

 

*  *  *  *  *

 

Asker kıral” olarak bilinen Prusya Almanya’sının kıralı II. Frederick William dafred

Ordusu için kânunlar yapdırdı. Askerine çok iyi maaşlar verdi, iâşenin en iyisini yedirdi, kıyâfetlerin en iyisini giydirdi. Silâhın en iyisi ile donatdı. Askerini çok seven bu kıral, boylu-poslu ve kuvvetli gençleri ailelerinden para ile satın aldı. Vermeyi kabul etmeyen ailelerin çocuklarını da zorla kaçırıp asker yapdı. Kendi yapdırdığı kânuna göre mahkemeye kadar giden ve aleyhine karâr vermesine rağmen mahkemeye saygı gösderen kıral, II. Frederick William’dır. “Berlin’de hâkimler var!” dedirten, bu kıraldır. Bilime, akıla ve kânuna her zamân saygı gösderen II. Frederick William, girişdiği bütün harbleri kazandı ve “hiç mağlup edilmeyen kıral” olarak târihe geçmeyi hak etdi.

 

*  *  *  *  *

 

Aynı dönemde bizim padişahımız III. Mustafa ise

Sarayındaki dalkavuk müneccimlerin üfürüklerine göre devleti idâre ediyor idi.ııı-mustafa

Kıral II. Frederick William’ın harblerdeki başarıları karşısında şaşkına dönen bizim padişahımız III. Mustafa;

En güvendiği veziri olan Ahmet Resmî Efendiyi elçi olarak Prusya’ya gönderdi

Ve dahi

Kıral II. Frederick William’dan üç müneccim isdedi.

III. Mustafa’nın maksadı;

 

  • Harpde muzaffer olmak için uğurlu günler tesbit etmek

Ve dahi

 

  • Ordusuna, muzaffer olacak iyi kumandan seçmek idi.

 

 

II. Frederick William, bizim padişahın bu gülünç isdeği karşısında çok şaşırdı fakat alay etmedi.

Harbde muzaffer olması için III. Mustafa’ya şu üç nasihâtı verdi;

 

 

 1. Târihi iyi bilmek ve târihde yaşanmış harblerden ders çıkartmak.

 2. İyi bir orduya mâlik olmak ve sulh vakdinde dahi muharebe zamânında imiş gibi tâlim etdirmek.

 3. Her dâim dolu bir hâzineye mâlik olmak.

 

 

Ve Kıral II. Frederick William, elçimiz Ahmet Resmî Efendiye şöyle dedi;

Git, III. Mustafa’ya evvelâ selâmımı söyle! Sonra da şöyle de; “İşde, benim üç müneccimim bunlardır.” 

 

*  *  *  *  *

 

Makâlemizin bu bölümünün konusu olmadığından ötürü 18’inci asır askerliğinden bahsetmeye gerek yok!

Çünkü bu asırda dünyâda “düzenli ordu” yok idi!

Olduğunu iddia eden ve “dünyânın ilk düzenli ordusunu M.Ö 209 senesinde kurduk” diyen de “dünyâda” sâdece bizim Genelkurmay Başkanlığımızdır.

 

  • Dünyânın ilk buhar makinesini, ilk motorunu sen mi icâd etdin? Hayır!
  • Dünyânın ilk barutunu, topunu, tüfeğini, atom bombasını sen mi icâd etdin? Hayır!
  • Dünyânın ilk uçağını, ilk füzesini sen mi icâd etdin? Hayır!
  • Dünyâ askerlik târihine geçecek kadar önemli bir tek icâdın var mı? Hayır!

 

O zaman kusura bakma sen, Genelkurmay Başkanı! "Aklın yok ise hakkın da yokdur!"

Bunları icâd edecek kadar aklı olmayan ordunun, “dünyânın düzenli ilk ordusunu kurma” hakkı da yokdur.

Kibir; kibirden daha çok cehâlet; cehâletden daha çok hamâset; hamâsetden daha çok hamakât!

Her boku kendilerinin bildiğini zanneden târihci zübük subaylarımıza sesleniyorum;

Eyi, gözel!

Asker, gitdiği yere kânunu da götürür! Kânun yok ise asker de yokdur!

 

 

 

Mâdem "dünyânın ilk düzenli ordusunu" sen kurdun!

"Düzen" demek "kânun" demekdir!

 Maçan yiyor ise şâyet ;

  • Kurduğun şu “düzenli ordunun kânununu” bana bir gösder hele!..

 

 

 

Mâdem “dünyânın ilk düzenli ordusunu" kuracak kadar aklın var idi!

Öyle ise Avrupa’lının, Amerika’lının ayağına gadar gidip de;

  • İç Hizmet Kânununu, niye Prusya’dan aldın?
  • Askerî Cezâ Kânununu, niye Fransa’dan devşirdin?
  • Askerî Harcırâh Kânununu, niye Almanya'dan ithâl etdin?
  • Deniz Harp Okulunu, niye çaşıt Fransız karacı subay Baron de TOTT kurdu diye zil takıp oynuyorsun?
  • Deniz Asubaylığını, niye İngiltere’den aşırdın?
  • Kara Harb Okulunu, niye Fransa’dan örnek aldın?
  • Hava Harp Okulunu, niye gitdin Amerika’dan getirdin?
  • Kara Asubaylığını; kimlerden, nasıl aşırdığını da ilk kez bu mâkelemizde fâş eyledik!

 


Bütün bu acı hakikâtler karşımızda sırıtırken sen hiç utanmadan, sıkılmadan diyorsun ki;

Dünyânın ilk düzenli ordusunu ben kurdum!” Yuf olsun, sizin ervâhınıza be!..

Kuduruk âşık âlemi kör, etrafındakileri de dört duvar zanneder imiş!

Dünyânın ilk düzenli ordusunu biz Türkler kurduk” diyecek kadar azgınlaşan zübük subaylarımızın da

Kuduruk âşıklar gibi o “incir çekirdeği” kadar akılları da başından uğramış zâhir!..

 

*  *  *  *  *

 

19’uncu asırın büyük bir bölümü, birbirinin topraklarını ele geçirmek isdeyen Avrupa devletlerinin kendi ordularını ve vatandaşlarını sürekli olarak “topyekûn seferberlik” hâlinde tutmalarına sebep oldu.

Avusturya, Almanya ve Fransa gibi Avrupa devletleri, dünyâyı sömürmek siyâsetinden 20’inci asırda da vazgeçmedi. İkincisinin çıkacağını bilemediğimiz için “Birinci Dünyâ Harbi”’ne “Harb-i Umumî ya da Büyük Hârp” dedik. Birincisi biteli daha 20 sene bile geçmemiş idi ki bu kez de aynı sömürgen devletler İkinci Dünyâ Harbinin müsebbibi ya da muhatabı oldular. Avrupa devletlerinin bu bitmek tükenmek bilmeyen “sömürgenlik” hırsı yüzünden 20’nci asırın ilk 50 senesi de tam anlamı ile gene “topyekûn seferberlik” hâlinde geçdi.

Bizim devletimiz İkinci Dünyâ Harbine girmedi. Fakat neticesi itibâri ile mağlub devletlerden bile daha ağır bedeller ödedik. BM ve NATO gibi milletlerarası sömürgen teşkilât, mağlub devletlerde bile yapamadığı sömürüyü ve hovardalığı bizim hâin subaylarımız ve hâin siyâsetcilerimiz vasıtası ile bizim memleketimizde yapdılar. 2016, 15 Temmuz subay darbesinden sonra Türkiye’nin NATO üyeliğinden çıkmasının açıkdan konuşulması, işde bu sömürünün ve hovardalığın açık bir emâresidir. Üsdelik de kendilerini iktidâra getiren Coniperestiş siyâsetciler söylüyor bu hakikâti...

Bu Avrupa devletlerinin “küçük zâbitliği” teşkil etmesinin esâs gâyesi de

Harbiye Nâzırı Mahmut Şevket Paşa’nın 1910 senesinde Meclis-i Ȃyan’da itirâf etdiği gibi;

Yaklaşan “topyekûn seferberlikde” ölecek zâbitin yerini hemen alacak yeni bir asker sınıfı teşkil etmek idi!

  • O dönemin ordularında erâtın tamâmı okuma-yazma bilmiyor idi.
  • Okuma-yazma bilen vatandaşlar ise her orduda zâbit oluyor idi.

Bu sömürgeci devletler işde bu maksatla ve sâdece “seferde” (harbde) görev yapmak üzere “küçük zâbitliği” teşkil etdiler.

Fakat bu devletlerin aristokrat ailelerine mensup beyaz zâbitânı da

Cephenin en önüne sürdükleri fakir ve köylü ailelerin çocukları olan “küçük zâbitânın” kendileri yerine kolayca öldüğünü fark etdi.

Bu fırsatı kendi lehine ganimete çeviren zengin ve aristokrat aile çocukları olan Avrupa’lı beyaz zâbitân da;

 

  • Sefere(harbe) mahsus olarak teşkil etdikleri

   Ve dahi

 

  • Küçük zâbit” dedikleri bu asker sınıfından harbden sonra da vazgeçemediler.

 

Bu sebepden dolayı Avusturya, Almanya ve Fransa Ordularındaküçük zâbitlik” bugün de hâlen mevcutdur.

 

*  *  *  *  *

 

C. Berrî (Kara) Ordumuzda Küçük Zâbit (Asubay) Sınıfının Teşkil Edilmesinin Sebebi;

 

Şimdi gelelim “küçük zâbitliğin” bizim kara ordumuzda peydahlanmasına...

Ağacın kurdu, gövdesindedir!

Küçük zâbit ismini verdikleri askerleri aldatanlar da gene

Ağacın gövesindeki kurt misâli kendi ordumuzun zâbitânı oldu!

Çok örnek var. Fakat biz şimdilik sâdece üç zâbitin söylediklerini burada fâş eyleyeceğiz.

Târih sırasına göre bu zât-ı şahâneler şunlar; 

  • Kara Piyâde Binbaşı Ali Vasfi Bey; Taşlıca/Üsküp Mebusu.
  • Harbiye Nâzırı Müşir Mahmut Şevket Paşa; küçük zâbitliğin mucidi.
  • Harbiye Nâzırı Müşir Enver Paşa; küçük zâbitlik hakkında laf geveleyen er kişi...
 

 *  *  *  *  *

 

Târih; 1909, 22 Kasım

 

Berrî (Kara) Ordumuzda Piyâde Binbaşı rütbesi ile görev yapıyor idi. O vakitlerde zâbitân heyetimiz, askerlik görevlerine ilâve olarak aynı zamânda mebus da seçilebiyor idi. Binbaşı Ali Vasfi Bey de bu hakkını kullandı. 1908 senesinde memleketi Taşlıca/Üsküp’den seçime girdi. Ve sâdece 21 rey alarak mebus seçildi. Sonra, Millî Müdafaa Encümeni Mazbata Muharriri olarak Meclisde göreve başladı.

Meclis-i Mebusân 22 Kasım 1909 Pazartesi günü içtimâ eyledi.

 

Asubay Tefrikası 6_4_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Gündem;

Osmanlı askerî târihinde ilk kez teşkil edilmesi tasarlanan İhtiyât Zâbitânlığı idi.

Aslında gündemde yok idi.

Fakat “Ömer diyecekmiş gibi” ağzını domaltan Ali Vasfi Bey,

Henüz üç ay evvel teşkil etdikleri Berrî (Kara)Küçük Zâbitliği” hakkında şu incileri dökdü;

Söylendiği, yazıldığı ve meclis kayıtlarına girdiği günden bu buyana bu kayıtları hiç kimse görmedi.

Bugüne kadar geçen 108 seneden sonra bu belgeyi,

İlk olarak sizler görüyorsunuz.

 

 

  Sayfa: 62

  ALİ VASFİ BEY (Taşlıca (Üsküp) Mebûsu (Devamla);

Şimdiye kadar bizde “küçük zabitlik” yoktu.

Vakıa Dahiliye Kanunnamemiz kırküç (Milâdî 1827. IRBIK) senesinde tercüme edilmiş kırkbeşte (Milâdî 1829. IRBIK) tadil edilmiş, yani Sultan Mahmut zamanında kabul edilmiş.

Bu nizamnamenin bazı yerlerinde “küçük zabit” tabiri vardır. Bunun aslı Fransızcadan tercüme edildiği için (sou-officier)’den aynen alınmıştır. Fakat orası bizde unutulmuş. Belki “onbaşı, çavuş, bölük emini” yerinde kullanılmıştır. Bundan dolayı şimdi “küçük zabit” tabirini kabul etmeli ve Ordu kabul etti.

Bugün her orduda hemen hemen Almanya tensikatının aynı caridir. Avusturya keza. Hep “küçük zabit” kadrosu vardır.

O orduların vakti hazarda en büyük ve mühim uzvu, cüz'ütâmı bölüktür. Bölükteki heyeti muallime, “küçük zabitan” heyetidir.

Küçük zabitan” efratla beraber yatarlar, onlarla beraber hem haldirler. Seviyei irfanları yekdiğerine daha karib (yakın) olduğundan, onun için kuvvei muavine ile talebe arasında bulunurlar.

Binaenaleyh bugün Ordu, hakikî bir terakki etmek için o mühim tensiki yapmak şartıyla “küçük zabitan” kadrosunu kabul etti.

Küçük zabitan” yetiştirmek için şurada bir mektep küşad edildi. “Küçük zabitan” kabul ediliyor, yetiştirilecektir. Şimdi Avrupa devletleri ne yapıyor? Bir defa hizmeti muvazzafai askeriye üç senedir, sonra bir de ihtiyat vardır. Beş sene bir “küçük zabit” manen, fıtraten, ahlaken tabiatı saniye hükmüne gelmiş silâh endazlıktan şöyle yıkanıp çıktıktan sonra talebeyi teşkil eden efrada karşı zabitlik haysiyetini, etvârını, evsafını takınabilir. Zabitin bulunmadığı bir zamanda gaybubetini (yokluğunu) hissettirmeyecek; efrad üzerine maddî tesir icra edilmek için bir defa sinnen (yaş olarak) azıcık ziyade olması lâzım gelir. "Küçük zabit” 28 yaşında olmalı. Hiç olmazsa celî (bilinen) bir tabirimizle «Ağabey» dedirtecek kadar olmalı. Bunların zaten tahsilleri; terbiyeleri iptidai olduğu haldekendileri müddeti medîde (uzun süre) ameliyat ve tecrübe görerek zabitleşmeli. Zabitlik, kendilerine kumandan vazifesi, tabiatı saniye hükmüne gelmeli. Fakat yirmisinden otuzuna kadar temini maişet edemeyeceğinden ondan sonra hiçbir iş tutamaz.

Fakat Şarkî Avrupa devletleri ne yapıyorlar? Bilfarz Almanya'da oniki senedir istikamet ve iffet dairesinde iktidar ve maharet göstererek, iyi muallim ve mürebbi olduğunu ispat ederek, bir çok efrad yetiştirerek bir gün şahadetname alacak olursa, ki biz bunu daha teklif etmiyoruz, çünkü bütçemiz fakirdir - kendisine senede bir defa zengin bir ordu, bin mark yani elli tane İngiliz lirası veriyor. Bu şahadetname ile polis memuriyeti, telgraf memurluğu ve posta memurluğu gibi hizmetlerde istihdam olunur. Bu hizmetinden istifade edilmek için kendisine her gün öğleden sonra ikişer saat müsaade olunur. Ait olduğu mevakii askeriyede isbatı vücut eder. Meselâ hukuk müntesibininden birisi her gün öğleden sonra iki saat ders alır, sonra dört senede bir şahadetname alıp devairi adliyede (adliye dâirelerinde) kâtiplikle vesair hizmetlerde istihdam edilir. Veyahut Polis Dairesine devam eder. Cezaya, kavanini adliyeye ait icabeden malumatı tederrüs eder. İşte Avrupa hükümetleri “küçük zabitana” böyle muaveneti nakdiye vesairede bulunur. Şimdi biz muaveneti nakdiyede bulunamayız. Komisyon burayı düşünmüş, teemmül etmiş (düşünmüş). Buraya konmamış, sonra bu kanunda böyle bir madde yoktur. Fakat Ciheti Askeriye, tabiî diğer bir kanun ile sureti saniyede bunu teklif eder, talep eder. Şimdi “küçük zabit” iyi bir muallim, mürebbi olabilmek için sekiz on sene işlemeli, yoksa yetiştiririz, terhis ederiz, vücudundan istifade edemeyiz. O noktai nazardan sair devletlerin oniki sene olduğu halde bizde on sene kabul edilmiş. O halde bu haddi asgarî diye telâkki edilmelidir.

 

 


Kara Piyâde Binbaşı Ali Vasfi Beyin yukarıda okuduğunuz itirâfından,

İşde, şimdi en az iki yeni şey daha öğrendiniz;

 

 

  1. Küçük zâbit denilen bu melâneti biz Türklerin, kimlerden ve ne zamân aşırdığımızı,

  2. Avrupada küçük zâbitlik ne imiş!

      Fakat bizim vatan hâini subaylarımız küçük zâbitliği ne yapmışlar!..

 

  

  • Sen git, küçük zâbit ismini verdiğin yeni bir asker sınıfı tertip et!
  • Sonra tut, bunu da Fransa’dan, Almanya’dan, Avusturya’dan devşir!
  • Sen kendi küçük zâbitine; Almanya’nın kendi küçük zâbitine yapdırdığı bütün işleri fazlası ile yapdır.
  • Fakat Almanya’nın kendi küçük zâbitine verdiği hakların hiçbirisini sen, kendi küçük zâbitine verme!

Ben, Eski Tüfek Şükrü IRBIK buna; âdi, alçak ve hâince yapılmış bir şark kurnazlığı diyorum!..

İşde,

Küçük zâbitlik konusunda ordumuzun Diyârıbekir garpuzu gibi ikiye yarıldığı yer, tam da burasıdır.

Bu sakat, sapkın ve sürgün zâbit zihniyeti, bugün bile hâlâ aynen devâm ediyor.

Bu konuda söz değil fakat, bunu yapan şerefsiz zabitân heyetimize sülâle boyu öyle küfürler etmek isdiyorum ki!..

 

*  *  *  *  *

 

Kara Piyâde Binbaşı Ali Vasfi Bey’in bu konuşmasında bir kitabı dolduracak kadar ibret verici gerçek var.

Fakat makâlemizin dördüncü kısımını fazla uzatmamak için bu konuyu şimdilik kızağa çekiyorum.

 

Asubay Tefrikası 6_4_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bu esrârengiz sakâmeti suâl eden bir dilekce yolladım meclise. Bakalım ne cevâp verecekler.

 

Asubay Tefrikası 6_4_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

*  *  *  *  *

 

İşde,

Küçük zâbitlik konusunda yukarıda gördüğünüz incileri yumurtalayan mebus Ali Vasfi Beyin künyesi.

 

Asubay Tefrikası 6-4_ Ali Vasfi Bey_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bir “zâbitden”, “zâbit olmayan askerler” hakkında başka ne bekliyor idi ki?

Ve dahi

Avrupa Ordularındaki küçük zâbitliği anlatırken Ali Vasfi Beyin konuşmasına dikkat etdiniz mi?

Kara Öğ. Albay Tahsin ÜNAL’ın asubaylığı târif ederken kullandığı kelimeleri hatırladınız mı?

 

*  *  *  *  *

 

Târih; 1910, Yaz aylarında bir gün.

 

Berrî (Kara) Ordumuzun küçük zâbitânını aldatanların en başında,

Harbiye Nâzırı Müşir Mahmut Şevket Paşa var.

 

 

Çünkü, padişahın karşı koymasına rağmen,

Osmanlı Devletini yıkıp padişahı tahtından indiren ve küçük zâbitliği teşkil eden kişi, O!

  • Evvelâ, bu çok önemli hakikâti tesbit edelim.

 

  • Sâniyen, küçük zâbitliğin teşkili hakkında kısa ve fakat doğru bilgiler arz edelim,

 

  • Sâlisen de küçük zâbitânı aldatmak için bu zâbitin üfürdüğü yalanları ilk kez fâş eyleyelim...

 

 

Berrî (Kara) Ordumuzda bugün “asubay” dediğimiz “ortada sandık” asker sınıfı,

Aşağıdaki nizâmnâmesinde de görüldüğü üzere

Küçük zâbit” ismi ile 06 Ekim 1909 Çarşamba günü teşkil edildi.

Bu târihden evvel Osmanlı Kara ordusunda “Küçük zâbitlik” var idi diyen bosdan gargalarının gulağı çınlasın!

Bu asker sınıfının isminin önüne kendi akıllarınca “gedik” sıfatını ekleyen

Ve dahi

Mekteb isminin “gedikli” küçük zâbit mektebi olduğunu söyleyen karacı ve târihci(!) asubay meslekdaşlarımın da yüzleri kızarsın!

Resmî ve fakat sahte târihci subay tayfamızın gönüllü piyâdesi olan bosdan bülbülü bu meslekdaşlarımız,

Demek ki daha nizâmnâmesini bile görmeden, mezûnu oldukları mekteb hakkında târih(!) üfürmüşler!

 

 

Bizim zottirik subaylarımız daha gıdaklamadan “ortada sandık” bir asker sınıfı yumurtalıyor!

 

 

 

Bizim saftirik asubaylarımız da hidâyete erip “biz, ortada sandık yöneticiyiz!” diye piyasa yapıyor!

 

 

Ayıpdır! İnsanda biraz edep olur, hayâ olur!

Askerim diyor iseniz şâyet bu hasletlerden sizde kat kat fazlası olur, olmalıdır!

Akılları yetdiği kadarı ile hakikâti araştırıp doğru târih yazmak yerine

Bosdan danası târihci subaylarımızın dübürlerinden üfürdüğü yalana inanıyorlar.

Ve böyle davranmak ile de kendilerini köle yapan beyaz subaylarımızın elini, eteğini öpüyorlar!

 

Asubay Tefrikası 6-4_ Kara köle asubaylar ve efendi beyaz subaylar_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Laklâkiyât yapan bu meslekdaşlarımızın bir hatâsı daha var.

Bu zevât diyor ki; ordumuzun sözüm ona “orta kademe” yöneticiye ihtiyâcı var imiş!

 

  • Osmanlı Ordusunda yok idi,
  • Bugün de Amerikalı Coni’de yok!
  • İngiliz Tomi’de yok!

 

Senin ordunda niye olsun? Bunu akıl eden birisi de hiç yok!..

Amerikalı Coni’ye ve İngiliz Tomi’ye kendi devletinin, kendi ordusunun verdiği kıymeti, hakkı hukûku

Sen, kendinden niye esirgiyorsun be adam? Yoksa sen de mi bir bozukluk var?

Biraz aklı olan bir insan;

Kendi kendine “ortada sandık” bir asker sınıfının kuluyum, kölesiyim der mi, Allah aşkına?

“Ortada sandık” bu asker sınıfının mensubu olmakdan memnun isen şâyet

Meydânlara doluşup salya sümük niye ağlaşıyorsun, be adam?

 

*  *  *  *  *

 

Gedikli erbaş” tâbiri hakkında üfürdüğü yalandan dolayı Asubay Tefrikası 6-3’de

Asubay neşetli Yrd.Doç.Dr.Hv.Öğ.Yarbay Osman YALÇIN’a kısa ve fakat unutamayacağı bir ders vermiş idik!

Bu kez de bu dördüncü kısımda “gedikli” tâbiri konusunda kendi meslekdaşımıza bir ders verelim.

Aşağıda görülen makâlesinde kıymetli bir meslekdaşımız;

Laf kıtlığında asma budamış!

Ve dahi

1909 senesinde açılan mekteb isminin “Gedikli Küçük Zâbitân İptidâî Mektebi” olduğunu yazmış!

 

Asubay Tefrikası 6_4_ Bosdan danası tarihciler_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Târih yazıyorum diyerek alıp da kalemi eline yukarıdaki yazıda sözünü etdiğin;

  • Erbaş

Ve dahi

  • Gedikli Erbaş” tâbirinin

Türk askerî ıstılâhına ne zamân duhûl eylediğini biliyor musun sen?

Gedikli erbaş” tâbiri,

Askerî mevzuâtımıza ilk kez 2717 sayılı şu kânun ile 25 Mayıs 1935 Cumartesi günü hulûl eyledi.

Bu târihden evvel ordumuzda “erbaş” ve “gedikli erbaş” olarak tesmiye edilmiş bir asker sınıfı yok idi.

 

Asubay Tefrikası 6_4_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Astsubay” dedikleri uyduruk asker sınıfı hakkında bu yalanı söyleyen meslekdaşlarımız, subaylarımızın kucağından insinler artık!

Bunu götlerinden uyduran hileci subaylarımızın ilimleri yetiyor ise şâyet, buyursunlar!

Eski Tüfek’in karşısına gelsinler hele!..

Ordumuzun “orta kademe” yöneticiye ihtiyâcı olduğu yalanını üfüren bu zübükler,

Kendi işlerini “asubay” dedikleri köle askerlerin sırtına yüklemeye çalışan kurnaz zâbitânın ta kendisidir.

Bu konuda da subaylarımızın papağanı olan meslekdaşlarımız,

Subaylarımızın bu yalanına çanak tutmak ile üç halt ediyorlar;

 

 

1.  Subaylarımızın uydurduğu ordumuzun “orta kademe” yöneticiye ihtiyâcı var yalanına ortak oluyorlar,

2. Gayri meşrû ve “ortada sandık” bir asker sınıfı olan “asubaylığı” meşrûlaşdırmaya yeltenen subaylarımızın fesat değirmenine su taşıyorlar.

3.  Ȃdî bir yalan söylüyorlar; Biraz araşdırmasını bilseler! Hele bir de okuduğunu anlayabilseler idi şâyet! Bu zevât; o vakitlerde donanma gemilerimizde en düşük rütbe ile göreve başlayan bir tayfanın, kâbiliyetine ve celâdetine koşut olarak o gemiye “reis” (komutan) olabildiğini görebilecekler idi.

 

 

Yeri gelmiş iken şu şerhi de buraya hakkedelim;

Subaylarımızın üfürdüğü gibi ordumuzun “orta kademe” yöneticiye ihtiyâcı yokdur. “Yönetici” dediğiniz o zikzikli şey, mahalle derneklerinde filan olur!

Kendilerini “orta düzey yöneticiliğe” lâyık gören “kes-yapışdırcı” meslekdâşlarıma buradan söylüyorum;

Ordumuzun bir tek şeye ihtiyâcı vardır; ölmeye ve öldürmeye her an hazır “subay ve erâta.”

Kendilerini ATATÜRK’den akıllı zanneden kurnaz ve fakat hâin ve fitneci subaylarımız ile

Bu kurnaz, hâin ve fitneci subaylarımızın eteğinde dolaşan “köle rûhlu meslekdaşlarım” biraz daha laklâkiyât yapsınlar bakalım. Bu konuda bugüne kadar söylediklerini de yalayıp yutmaya şimdiden hazır olsunlar!

 

*  *  *  *  *

 

İmdi teveccüh eyleyelim, küçük zâbitliğin Osmanlı Berrî (Kara) Ordusunda duhûl eylemesine...

Küçük zâbitân ismi verilen köle asker sınıfının tâlihsizliği 1909 senesinde kânunun kabul edildiği gün başladı.

Nizâmnâmesinin daha birinci maddesine “dâimî” kaydı düşülen “küçük zâbitân

Berrî (Kara) Ordumuzamenzil eşşeği” gibi rapdedildi.

Küçük zâbitânı” niçin “menzil eşşeği”ne benzetdiğimi de aşağıdaki sayfalarda belgeleri ile göreceksiniz.

 

Asubay Tefrikası 6_4_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Bilirsiniz, harbde firâr eden asker, kurşuna dizilerek infâz edilir.

Firâr etse bedeli, Divân-ı Harp Mahkemesinde kurşuna dizilerek ölecek!

Hamiyyet gösderip yiğitce atılarak düşmân üsdüne! Bu kez de zâbitin yerine ölecek!..

Öyle bir asker sınıfı düşünün ki! Yürümeye mecbur edildiği her iki yolun sonunda da ölüme varsın!

İşde, ordumuzdaki "asubaylık" tam da bu demek oluyor...

 

*  *  *  *  *

 

Küçük Zâbit Mektebi ismi ile açılan mekteplerin kaderi de

Tıpkı Donanmagedikli” sınıfının kaderi gibi oldu.

Bu mekteplerden birisi olan Kasımpaşa’daki Dersaâdet küçük zâbit mektebi tâlime başlayalı daha bir sene bile olmamış idi.

Fakat mektebde er muamelesi gören cingöz talebeler, zâbit olmayacaklarını çokdan anlamışlar idi  bile...

Bu sebepden dolayı da küçük zâbit mekteplerine talep birden bire dibe vurdu... 

  • Parası olan talebeler mektebde geçirdiği her ay için 2 lira tazminât ödeyip mektebi terk etdi. 

    (1911 senesinde; 

    mülâzım 

    (teğmen) maaşı 2,5 lira, kıdemli çavuş 

    rütbesindeki küçük zâbitin aylık maaşı ise 2 lira idi.)

 

  • Ekserisi firâr etdi,

 

  • Kimisi de intihâr...

 

Azrâil (as)’in intihâr kisvesi ile can almak için buralarda kol gezmeye başladığı günlerden bir gün

Küçük zâbitliğin mucidi ve dönemin Harbiye Nâzırı Müşir Mahmut Şevket Paşa, bu mektebe gitdi.

Mekteb bahcesinde içtimâ eylediği talebelere şunları vaad etdi;

 

Asubay Tefrikası 6-4_ Harbiye Nazırı  Darbeci Müşir Mahmut Şevket Paşa_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  Sene: 1910

  Mekân: 1326 bütçe müzâkeresinde Meclis-i Mebûsân’a hitâben;

  Sayfa: 329

 

  Harbiye Nâzırı (Genelkurmay Başkanı)

  Müşir Mahmut Şevket Paşa 

 

  Osmanlı Ordusunda teessüf ederim ki, bugüne kadar  küçük zâbitân heyeti yoktur.

 

  Vâkıa Çavuş, Bölük Emini, Başçavuş denilen şeyler vardır fakat lafzî idi.

 

  Mânen küçük zâbit değildir.

 

   Küçük zâbit 12-15 sene hizmet etmeli ki, küçük zâbit mektebinde tahsil etmeli ki küçük zâbit olabilsin.

   Biz bunu, devr-i sabıkâda dikkate aldık.

   Defaatle teklif ettik fakat düşününüz haysiyyeti Hükümeti ki zâbitânın mektepli olmasını istemiyor.

   Nerede kaldı ki küçük zâbitânı mektebden yetiştirsin.

 

  İşde, bu fikir, devri sâbıkta küçük zâbitân heyeti teşkiline mâni oldu.

 

  Fakat meşrutiyet teessüs eder etmez can attık, bu mektepleri tesis ettik!

 

 

  Merdi kıptî gibi şecaât arz eder iken,

  Sirkatin fâş eyleyen Harbiye Nâzırı Mahmut Şevket Paşa’nın

  1910 senesi bütçe müzâkeresi esnâsında Meclis-i Ȃyan’da söylediği bu sözlerini

  Aradan geçen 107 sene sonra

  İlk gören ve ilk okuyan da gene sizler oluyorsunuz!

 

Asubay Tefrikası 6_4_ Başbakan Binali YILDIRIM_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  Mektepli zâbitânın tertip etdiği Birinci Dünyâ Harbinde ölmesi istenen askerler kim?

 

  • Küçük Zâbitân!

  Gene mektepli zâbitânın tertip etdiği 2016, 15 Temmuz subay darbesinde ölmesi isdenen askerler kim?

 

  • Küçük Zâbitân!

 

  Birisi zâbit, diğeri siyâsetci olan bu iki zevâtın

  107 sene sonra söyledikleri arasında bir fark var mı, Allah aşkına?

 

 

Meclise peşpeşe kabul etdirdiği kânunlar ile

Alaylı zâbitânı” ordudan ihrâc eden 31 Mart zâbit darbesinin sahte kahramânı Mahmut Şevket Paşa’nın maçası tutuşdu!

Hudutlarımıza dayanan düşmânların sayısı karşısında dudağı uçuklayan Harbiye Nâzırı Mahmut Şevket Paşa,

Hiçbir suçu olmadığı hâlde ordudan tard etdiği “alaylı zâbitânı” mum ile arar oldu!

Mektebli zâbitânı” ölümüne cephenin önüne sürmek isdemeyen paşamız; vatandaşın harp korkusunu ganimete çevirmesini bildi.

Ve dahi

Mektebli zâbitânın” yerine ölmesi için “mektebli küçük zâbitân” ismini verdiği yeni bir asker sınıfı teşkil etdi.

 

*  *  *  *  *

 

Der Saâdet Küçük Zâbit Mektebi;

 

  • 1901 senesinden beri İstanbul’da yaşayan

         Ve dahi

  • Osmanlı Ordusunda Mekâtib-i Askeriye Umum Müfettişi (Askerî Mektebler Umum Müfettişi) olarak görev yapan Alman zâbit Bodo Friedrich Borries Von DİTFURTH Paşa’nın nezâretinde teşkil edildi.

 

Sanki mârifet imiş gibi;

Berrî (Kara) Küçük Zâbitliğin bizim ordumuzda teşkil edilişinin bokdan şerefini

Mahmut Şevket Paşa’mıza yamamak isdeyen târih câhili zübük subaylarımız,

Bu hakikâtden niyeyse pek bahsetmezler. 

 

Der Saâdet Küçük Zâbit Mektebi isimli bu mekteb;

10 Temmuz 1911 Pazartesi günü

Kıdemli Çavuş” rütbesi ile 173kıdemli küçük zâbiti” ilk dönem olarak mezûn etdi.

 

Aşağıda;

Kağıthâne çayırında icrâ edilen

Ve

Harbiye Nâzırı Mahmut Şevket Paşa’nın da iştirâk etdiği bu törene ait bir resim görüyorsunuz. 

 

Asubay Tefrikası 6-4_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

 

Son padişahımız Sultan Vahdettin’in Başimamı Sadık Efendi’nin oğlu idi. Padişahın ikâmet etdiği Dolmabahce sarayının karşı sokağındaki konakda yaşıyorlar idi. Babasının namaz kıldırdığı camiye ve saraya gider ve Padişah Sultan Vahdetdin’i hemen hergün görür idi. Saray bahcelerinde padişah çocukları veliaht ve sultanlar ile oyunlar oynadı. 1909 senesinde 16 yaşında bir delikanlı iken Taksim Topcular Kışlası, Nişantaşı, Yıldız Sarayı ve Dolmabahce civârında cereyân eden 31 Mart Vak’asının sokak boğuşmalarına bizzat şâhidlik etdi.

 

  • Balkan Harbi,
  • Birinci Cihân Harbi,
  • Çanakkale Harbi,
  •  
  • Irak Cephelerindeki harblerde

Ve dahi

 

  • Sakarya Meydân Muharebelerinde harb etdi.

 

Bu harplerin hemen hepsinde yaralandı. Irak cephesinde harb ederken İngilizlere eşir düşdü. Hindistan’daki İngiliz esir kampına sürgün edildi.

Bu kampda tanışdığı Muhammed Ali isimli bir müslüman ile çalışarak Hintli müslümanları tek başına örgütledi. Pakistan devletinin kurulması ile neticelenen halk hareketine önderlik etdi.

Muhamed Ali isimli bu müslüman; 1947 senesinde Pakistan Devletini kuran ve ilk Cumhurbaşkanı seçilen Muhammed Ali CİNNAH idi. Küçük zâbit Nurettin Efendinin esir kampında müslümanlara yapdığı yardımları asla unutmadı. Pakistan’ın kurucu Cumhurbaşkanı Muhammed Ali CİNNAH Türkiye’ye ilk gelişinde, İstanbul’da konakladığı otele merhum Nurettin PEKER’i dâvet etdi.Peker 2a Pakistan’ın kurulmasındaki emeklerinden dolayı kendisine hediyeler verdi ve yardımları için bir kez daha teşekkür etdi.

Der Saadet Küçük Zâbit Mektebinden kıdemli çavuş rütbesi ile 1912 senesinde mezun olan Nişantaşı’lı Kıdemli Küçük Zâbit Nurettin (PEKER) Efendinin başçavuş rütbesi ile 1914 senesinde çekdirdiği bir resimi.

Peker-1

  

  

Yukarıda gördüğünüz resimleri ve bu bölümdeki bilgilerin bir kısmını;

Piyâde Kıdemli Küçük Zâbit merhum Nurettin (PEKER) Efendi'nin oğlu olan

Ve dahi

16 Aralık 2016 Cuma günü kendisini evinde ziyâret etdiğim Sayın Orhan PEKER’den aldım.

Bu vesile ile kendisinin ellerinden hörmetle öpüyor, sağlık ve esenlikler temenni ediyorum.

 

*  *  *  *  *

 

Dönemin Harbiye Nezâreti;

  • 3 sene eğitim veren Küçük Zâbit İptidâî (İlkokul) Mektebinden neşet eden küçük zâbitânı 8 sene,
  • 2 sene eğitim veren Küçük Zâbit (Orta) Mektebinden neşet eden küçük zâbitânı da 6 sene mecburî hizmet ile cepheye sürdü.

Harbiye Nâzırı (Genelkurmay Başkanı) Müşir Mahmut Şevket Paşa’nın

Berrî Ordumuzda “küçük zâbit” sınıfını teşkil etmekdeki “gizli maksadı”,

Meğerse “mektepli zâbitân” yerine cephede ölecek “ucuz” ve “küçük rütbeli” askerler tertip etmek imiş!

Cephenin en önünde, zâbit yerine ölüme sürüldüğünü gören küçük zâbitân, aldatıldığını anladı!

Ayrıca;

Berrî (Kara)  Küçük Zâbit Mektebi;

31 Martcı zâbitân heyetimizin bu sinsi maksadını bilen padişahın irâdesine rağmen tesis edildi.

Ve dahi

"Küçük Zâbit" ismini verdiği asker sınıfını darbeci zâbitân heyetimiz, Berrî (Kara) Ordumuzda gayri meşru olarak teşkil etdi.

İşde belgesi;

 

Asubay Tefrikası 6_4_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Asubay Tefrikası 6-4_ Harbiye Nazırı  Darbeci Müşir Mahmut Şevket Paşa_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Sene: 1910

  Mekân: 1326 bütçe müzâkeresinde Meclis-i Mebûsân’a hitâben;

  Sayfa: 329

&nbs