Yıllardır, ön yargılarla oluşmuş haksızlıklarımızı umutsuzca “kol kırılır yen içinde kalır” diyerek düzeltilmesini beklerken, bu kez kanadımız kırılınca, 7 yıl önce bu sitede mücadele ateşini yeniden yaktık. Her platformda, assubayların imtiyaz ve ayrıcalık değil, ADALET-EŞİTLİK VE İNSAN ONURUNA SAYGI talepleri olduğunu kamuoyuna ve ilgililere ilettik. Haklılığımızı onaylayan Genelkurmay, M.S.B. ve diğer yetkililerden gereğinin yapılacağı yönünde sözler aldık ama ne yazıkki hiç biri tutulmadı!
Aydınlık Gazetesi'nde başlayan yazı dizisi ile birden basının ilgi odağı olduk. Sn.Temad Gn. Başkanı, tüm nezaketi ile muhtelif tv kanallarında haksızlıklarımızı dile getirmeye başladı. Kamuoyu ve basın bize inanıp destek verirken, kurumumuzdan "muhtıra gibi" haddimizi bildirmeyi amaçlayan ve “Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçası olan assubaylarımızın özlük hakları, eğitim olanakları, sosyal hakları, sahip oldukları yetkiler konusunda bugüne kadar yapılan çalışmalar aşağıdadır” başlığı ile devam eden basın açıklama yapıldı. Bu açıklamadaki hususları memnuniyetle karşılamamıza rağmen, içeriğinin bizim sosyal ve ekonomik sorunlarımıza çare olmadığını üzülerek karşıladığımızı bildirdik. Tepkiler üzerine uyarı kaldırılıp bu kez sadece yapılan çalışmaları bildiren bir açıklama yapılıp, basın yoluyla kamuoyu ile paylaşıldı.
Hâttâ, haberi yapan muhabir ve gazetelerin genel yayın yönetmenleri ile yaptığım görüşmelerde, yazı içeriğinin memnuniyetle karşılanmasına rağmen bunun bir oyalama taktiği olduğunu, açıklama içeriğindeki;
"Ersen bey bunların açıklaması bile sizin haklılığınızı kanıtlıyor, bu bir başlangıç oldu" değerlendirmesi ile karşılaştım.
Peki biz haklı isek, taleplerimiz yasal ise, taleplerimiz imtiyaz değil adaleti sağlamak ise ve TSK bir bütün ise, o zaman NEDEN aşağıdaki konular hakkında bir açıklamada bulunulmamaktadır?
Bu temel konular ve diğer taleplerimiz karşılanmadığı takdirde, huzursuzluk, adaletsizlik devam ederek hizmet verimliliği düşecek, kurumumuza saygı ve aidiyet duygusu büyük zarar görecektir.
Assubaylar hizmetlerin karşılığını adaletli bir şekilde almak istiyor. Onun için masal değil, haksızlıkların giderildiğini görmek istiyor.
Saygılarımla.
Konya Hv.Üs Komutanlığında, parasını verdikleri yemeği beğenmedikleri için yemek salonuna gitmeyen assubaylara "Öyle mi? O zaman tabildotu kaldırdım" diye harika bir çözüm bulan üs komutanını kutluyorum. Orduda adalet ve disiplin böyle sağlanır! Hâttâ dışarıdan yemek getirip yemelerini de önlemelidirler. Aç kalsınlar da yemek beğenmemek nedir öğrensinler!..
Bu arada Genelkurmayın sosyal paylaşım alanlarındaki ayrımcılığın kaldırılması için emir yayınlandığı günlerde "biz sivil memurlarla aynı ortamda yemek yiyemeyiz" diyerek, muhtemelen karizmamız sarsılır düşüncesi ile yemeği protesto eden subaylar içinde tabildot hizmeti sonlandırılmışmıdır?
Açıklama bekliyoruz.
|
||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||
Son günlerde TEMAD Genel Başkanı Sn.Ahmet KESER önderliğinde sorunlarımızın çözümü için verilen mücadelede, duygusallıktan uzak ve soğukkanlı olmanın, tahriklere kapılıp işin ciddiyetini yitirmesine fırsat vermekten özellikle kaçınmanın ve gerçek çözümün; bugün yaşadığımız problemlerin ortadan kaldırılmasından daha ziyade, gelecekte benzer problemleri çıkarabilecek zihniyet, algı ve bakış açısının değiştirilmesi ile mümkün olabileceği gerçeğini bir an dahi hatırımızdan çıkarmamanın çok önemli olduğuna inanıyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle, Sn.TALU'nun ardından, sorunlarımızın kamuoyuna taşınması ve çözülmesi yolunda bizlere köşesini ve programını açan Sn.Balçiçek İLTER'e yazmış olduğum bir mektubumu sizlerin de görüşlerine arz etmek istiyorum. Saygılarımla.
Astsubayların statü ve beraberinde gelen özlük hakları problemlerine ilişkin hak arama çalışmalarına verdiğiniz katkıdan dolayı öncelikle teşekkür ederek başlamak istiyorum.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ağırlıklı nüfusunu oluşturan başta astsubay sınıfı olmak üzere, uzman er ve erbaşları da kapsayan bu problemlerin kamuoyu ve ilgili makamlara duyurulmasında, Sayın TALU'nun uzun süredir gösterdiği yakın ilgi ve desteğe sizin de ortak olma yolundaki samimi iradenizden dolayı meslektaşlarım adına şükranlarımı sunuyorum.
Bugüne kadar genelde; 1 nci derecenin 4 ncü kademesinin verilmesi, maaş farkları, çalışma koşulları, OYAK yönetiminde söz sahibi olabilme v.s. gibi başlıklar halinde özetlenen bu problemler birer realitedir ve elbette en kısa sürede, bir lütuf olarak değil, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına, evrensel değerlere inanmış, benimsemiş ve özümsemiş beyinlerce hak olarak görülüp teslim edilmesi gerekir.
Ben, bu hak arama çabaları kapsamında dile getirilen hususların olumlu olarak çözüme bağlanması halinde dahi sorunların biteceğine inanmadığımı, asıl temelde yatan sorunun bir kültür ve hazım problemi olduğunu ifade etmek istiyorum. Zira, dile getirilen bu sorunlar, mevcut tartışmaların bir sebebi gibi görünse de aslında sadece birer sonuçtur ve bu sonucu doğuran anlayış, bakış açısı değişmediği sürece en kısa zamanda kurum mensuplarının yine benzer problemler ile karşı karşıya geleceği iddiası ile izninizle bu konudaki düşüncelerimi sizinle paylaşmak istiyorum.Daha önce, MİT Müsteşarı Sn.Hakan FİDAN'ın, (bildiğiniz gibi öncesinde TSK'nde astsubay olarak görev yapmıştır) söz konusu görev için isminin geçmesi üzerine malum çevrelerce koparılan kıyamet sonrası Sn.TALU'ya göndermiş olduğum bir mektubumda da belirttiğim gibi; batılı olmayı sadece dış görünüşüne endeksleyen, batılıyı batılı yapan değerleri içine sindirememiş, bir yaşam tarzı haline getirememiş beyinlerin söz sahibi olduğu Türkiye gibi ucube ülkelerde, insanlar büyük olmak ve büyük kalmak için kendi niteliklerini yükseltmek yerine, karşısındakini küçülterek büyük hissetmek kolaycılığına kaçıyor. Bunun bir sonucu olarak da "ben farklı olmalıyım" diye özetleyebileceğim, kompleks dolu ve akıl dışı bir anlayış üzerine bina edilmiş, düzenlenmiş ve hayata geçirilmiş bir sistem içinde ezilen, hakkı yenen, aşağılanan ve hor görülen bir kesimin olması maalesef kaçınılmaz oluyor.
Çıkış noktanız, "farklı olmalıyım" olunca;
Sn.İLTER,
Başında da söylediğim gibi, talep edilen haklar sadece yukarıda anlatmaya çalıştığım bir zihniyetin şekil verdiği çarpık sistemin ortaya çıkardığı sonuçlardır. Bugün bu hak talebi karşılığını görür ve bazı düzenlemeler yapılır mı bilemem. Yapılsa dahi, bu zihniyet devrimini gerçekleştiremezse Türk Silahlı Kuvvetleri, bugün sorunun adı derece/kademe olur, yarın başka bir şey.
Sorunun tek çözümü, TSK yönetim kademesinin ve günü geldiğinde o yönetimde söz sahibi olacak takipçilerinin bu olgunluğa erişmesinden, belli normları yerleştirebilecek irade ve samimiyeti göstermesinden geçiyor.
Amerikalı, bizdeki karşılığı "Başçavuş/Kıdemli Başçavuş" olan "Chief/Master Chief" rütbesine ulaşmış personelini nereye koyacağını bilemiyor. Yeri geldiğinde bilir kişi, yeri geldiğinde tek yetkili, yeri geldiğinde ayrı bir makam odası veya benzeri ayrıcalıklar tanıyabileceği bir personel olarak görüyor. Bizim TSK idaresi ise, aynı rütbedeki bir astsubayı, kendisinden 15 sene kıdemsiz bir astsubayın yerine atayabilme başarısını(!) gösteriyor. Bunu yaparken, "madem böyle, niye rütbe veriyorum ben bu insanlara?" diye sormayı akıl bile edemiyor. Eğer, bu sistemin daha akılcı, daha doğru olduğunu iddia ediyorlarsa o halde Amerika niye Amerika, Türkiye niye Türkiye?
Astsubaylar, ne bir subayın yetkilerini ne de maaşını talep ediyor. Astsubaylar sadece ve sadece, kendilerini sistem içinde yok sayan, görmezden gelen bu yakışıksız zihniyetten rahatsız. Bu zihniyet değiştiği takdirde konunun ekonomik veya sosyal boyutu zaten bir şekilde çözülecektir. Çünkü ekonomik veya hukuki sorunların böyle bir sarmal haline gelmesine sebep olan tek şey bu anlayış. "Benimle eşit olamaz, benim farkım olmalı" diyen bu zihniyet, beni kendisine ait görmesinin, benim de kendimi onlara ait görmemin önünde engel. Beni kendinden birisi görebilmeyi başarabilirse bu insanlar, zaten benim hakkımı teslim edecektir. Ancak, bu zihniyetin değişmesi için astsubayların yapabileceği çok fazla bir şey yok. Zira bu ayıp ve kusur ne mutlu ki bizlere ait değil.Konuya gösterdiğiniz ilgi ve samimi desteğinizden dolayı bir kez daha teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
Murat TÜLAY
(E) Kd.Bçvş.
Arkadaşlar duydunuz mu? Yeni anayasa yapacaklarmış. Bu anayasa yapılınca bireysel özgürlükler artacakmış. Özgüven artacakmış!
Sayın arkadaşlar anayasa yapıp bireysel özgürlükleri arttıracağını söyleyen hükümet ve iktidar yanlısı medya astsubay sorunlarını yok sayıyor. Neden mi? Çok basit. Menfaatleri için. Aksi taktirde Sayın Başbakan kendisi assubayların sorunlarını bildiğini ve haklı olduklarını zaten açıklamış idi.
Nerede O ağlamuk suratlı ve aynı zamanda Jandarma Assubayı çocuğu Bülent ARINÇ. Neden susuyor?
Nerede o Menderes’in izinden giden kahraman başbakan?
Neredesiniz?
Orada kimse var mı?
Adaletin terazisini dengelemeye çalışırken bir keseye Ergenekon öbür keseye para koymak size yakışıyor mu?
Biz assubaylar aynen TEMAD Genel Başkanımızın anlattığı şekilde zor durumdayız.
Biz assubaylar aynen Genelkurmay Başkanımızın yaptığı şekilde baskı ve tehdit altındayız.
İnanmıyorsanız takla atalım mı? Yoksa oynayalım mı?

DEĞERLİ ARKADAŞLARIM.
hemen TSK'da ASTSUBAY olacaksın.
TC Devletinde HAKSIZLIĞA UĞRAMAK, İKİNCİ SINIF İNSAN MUAMELESİ GÖRMEK, HERKESE TANINAN ANAYASAL HAKLARIN VERİLMESİNİ, AYIRIMA TABİ TUTULMAYI, ÖTEKİLEŞTİRİLEREK YALNIZLAŞMAYI, TBMM'DE HAKLARININ ARANMAYARAK, KORUNMAMASINI, EN YAKINLARININ CENAZE, DOĞUM, EVLENMELERDE BULUNMAMA İLE BAYRAM VE YILBAŞINDA SEVDİKLERİNDEN AYRI KALMAYI, TÜRKİYEDE SIRALAMADA BİRİNCİ OLAN ÜNİVERSİTEYİ BİTİRSEN, MASTIR, DOKTORA DA YAPSAN, BİTİRDİĞİN FAKÜLTE İLE İLGİLİ MESLEĞİNİ YAPMAMAYA VE KARŞILIĞINI ALMAMAYI İSTİYORSAN "TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'NDE " ASTSUBAY OLACAKSIN. BU HAKSIZLIKLARA UĞRAMAK İÇİN ASTSUBAY OLMAN YETERLİ VE GEREKLİDİR.
BU HAKSIZLIKLAR TOPLUMUN BAŞKA HİÇ BİR KESİMİNDE GÖRÜLMEZ, GÖRÜLEMEZ. BU BÜYÜK HAKSIZ VE ÖZELLİKLİ UYGULAMALAR TSK'DA SADECE ASSUBAYLARA UYGULANIR.
BU HAKSIZLIKLARA MUHATAP OLACAĞININ KESİN GARANTİSİ DE SENİN ÖZLÜK HAKLARINI KORUMAK VE TAKİP ETMEKLE SORUMLU OLAN TSK'NIN TEMİNATINDADIR.
Bunun YAPILACAK ve TAKİP olunacağından ADIN kadar EMİN olabilirsin. Çünkü TSK ASSUBAYLARA bu HAKSIZLIKLARI yapmayı GÖREV ADDETMİŞ ve YILLARCA KOMUTA kademesinde DİLE getirilmesine rağmen ISRARLA sürüdürülmektedir. Ayrıca bu HAKSIZLIKLARIN uygulanma ve SÜRDÜRÜLMESİNİN onaylandığı makam da TBMM'dir. Bugüne kadar ASSUBAYLARA YAPILAN haksızlıklara "DUR" diyemeyen TBMM'nin BİR GÜN önce "EVET" dediği ASTSUBAYLARLA ilgili YASANIN kabulüne 24 saat geçmeden TSK'dan gelen BASKI üzerine "HAYIR" diyerek HÜR İRADELERİNİ ! ortaya koymuşlar ve bugüne kadar yapılan HAKSIZLIKLARI ONAYLADIKLARI SABİT hale gelmiştir.
Astsb ÇALIŞANLARINA yapılan HAKSIZ uygulamalar PERSONEL EMEKLİ olduktan sonra da PEŞİNİ bırakmamakta, MEZARA girene KADAR DEVAM EDEREK yakasını BIRAKMAMAKTADIR.
Yukarıda belirtilen HAKSIZ, AYIRIMCI davranışlar TSK'nın BİRLİK BERABERLİĞİNİ GÖZETMEK ve KORUMAKLA görevli KURUM olan GENKUR tarafından BİZZAT İTİNA ile yapılmaktadır.
GENKUR Astsb. HAKLARININ KAZANIMI konusunda DESTEK olması gerekirken SİYASİLER tarafından verilen YASA teklifini BASKI yoluyla GERİ çektirerek TSK'nın SAYISAL olarak en büyük ve önemli AYAKLARINDAN biri olan ASTSUBAYLARA ÜVEY evlat muamelesi yaparken, ÖZ evlat olan SUBAY ve EMEKLİLERİNE her yıl farklı İSİMLER altında MAAŞ, TAZMİNATLAR alması için TEKLİFLER vererek istediklerini RAHATLIKLA alarak uygulamalarını sürdürmektedir.
Konu ASTSB. hakları olunca 10 yıla YAKIN süredir TEKLİF hazırlandı-Komisyonda-Mecliste denilerek OYALAMA, ALDATMA-KANDIRMA yolu seçilerek PERSONELİN mağduriyeti sürmekte, HÜKÜMET cephesinde de BÜTÇE imkanları öne sürülerek MAĞDURİYET devam ederken, konu TSK'nın ÖZ evlatları olunca BÜTÇE imkanları HİÇ dile gitirilmeyerek ONAYLANMAKTADIR.
TBMM -BAŞBAKAN-BAKANLAR ile SİYASİ PARTİ BAŞKANLARI-GURUP BAŞKANLARI ile M.VEKİLLERİNE HAKSIZ, TARAFLI uygulamalar anlatılmış, yapılanların ANAYASAYA AYKIRILIĞI, KİŞİLERE AYRICALIKLI davranıldığı belgelerle ISPATLANMIŞ, ASTSUBAYLARA AYIRIM yapılarak TSK'da ÖTEKİLEŞTİRİLİP, İKİNCİ sınıf muameleye tutuldukları bildirilmiş, TBMM'de yapılan bu HAKSIZ uygulamalara DUR diyememiş, BASKI ile VESAYETİ kabul edercesine GENKUR'CA SÖYLENİLENLER yerine getirilerek TBMM ve M.VEKİLLERİNİN BAĞIMSIZLIĞI ŞAİBE ALTINDA BIRAKALMIŞTIR.
Tüm bu UYGULAMALARDA TC Devleti'nde ASTSUBAY olmanın SUÇ olduğu, ASTSUBAYLARIN MESLEKLERİNDEN DOLAYI CEZALANDIRILDIĞI, İNSAN HAKLARI VE ANAYASAL HAKLARDAN YOKSUN BIRAKILARAK mağdur oldukları ortaya çıkmaktadır. Astsb.lara yapılan bu uygulamalarla TC Devleti'nde İNSANLIK suçu İŞLENEREK, HÂLÂ mani OLUNAMAMASI ÜLKEMİZDE CUMHURİYET REJİMİ hakkında TEREDDÜTLER oluşturmaktadır.
Astsubaylara YILLARDIR yapılan HAKSIZ UYGULAMA ve ayırımcılığın sonlandırılarak, TSK'nın ŞEREFLİ bir MENSUBU olarak HUZUR içinde GÖREV yapması isteniliyor, TSK'da BİRLİK, BERABERLİĞE önem veriliyorsa PERSONELİ AYRIŞTIRAN-ARALARINDA UÇURUMLAR YARATAN-BÖLÜCÜLÜĞE SEBEP OLAN VE ÖTEKİLEŞTİREN UYGULAMALAR sonlandırılmalıdır.
Bu GÖREV GENKUR BŞK, BAŞBAKAN, TBMM ile BAŞKOMUTAN sıfatına haiz oluşu nedeniyle CUMHURBAŞKANI'NIN DA ilgi ve görevleri arasındadır. ÜLKEMİZ ve TSK'nın geleceği, BİRLİK ve BERABERLİĞİN sağlanması için gerekli adımların atılarak, NETİCE alınana kadar takip edilmesi büyük ÖNEM arz etmektedir. Yapılan YANLIŞ UYGULAMALARDAN dönülürse İNSANLIK ve ANAYASAL suçların işlenmesi de SON bulmuş olacaktır. Saygılarımla.
Türk insanı misafirperverdir, evine misafiri geldiğinde eli ayağına dolanır, bütün aile misafirimi nasıl memnun edeceğim diye adeta misafirinin gözünün içine bakar, onu başköşeye oturtur. Misafirperverliğinin yanı sıra; Türk insanı yardım severdir, paylaşmayı seven bir milletin çocuklarıdır. Elinde avucunda ne varsa bir güzel söze verir hepsini. Hele bir de yere düşmüş birisini görsün, elindeki işini bırakıp derhal onun yardımına koşar. Ne olduğunu bilmese bile ezilenin, mağdur olanın safında hemen yerini alır, onu koruma altına alır. Bunu ona, düşman saldırıları, tabiat olayları, birlikte olmaktan kaynaklı başarıları, imece usulü yardımlaşarak işleri kolay edişler öğretmiştir.
Dünyaya nam salmış olan Türk insanının insana has bu insani özellikleri ne yazık ki demokrasiyle birlikte siyasette yer alan duygulara hitap etmesini iyi bilen politikacının avı olagelmiş.
Siyasetçi demiyorum, ama politikacıdan yana çok aldanmış, Türk insanı.
Oy almak için kılıktan kılığa giren politikacı, olmayacak vaatlerle, gün gelmiş (belki de bilerek) mağdur edilmiş ve bundan kaynaklı mağdur söylemleriyle, halk içindeki ifadesiyle mağdur edebiyatı yapmış, kapmış halktan oyları.
Politikacı bütün bunları yaparken peşine taktığı mağdurlardan habersiz bildiğini okumaya, bilindik düzeni sürdürmeye devam etmiş. Seçim zamanı gelince de “dediklerimi yapacaktım ama sürem yetmedi, bana bir mühlet daha verin” diyerek almış süreleri…
Sonunda olan hep mağdura olagelmiş. Mağdur hep mağdur kalırken bazen de bir önceki mağdurluğunu arar hale gelmiş. Tıpkı ezilmeyi, mağduriyeti iliklerine kadar yaşamış ve halen yaşayan astsubaylar gibi.
Astsubaylar ve beraberinde uzman jandarmalar ve uzman erbaşlar…
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin çıkışlarını, mağdur beyanlarını gerçek kabul eden Astsubaylar ve beraberinde uzman jandarmalar, uzman erbaşlar… Bu saydığımız camiaların içinden, onun söylemlerine inanan, güvenenler tabana yönelik olarak belki de birer gönüllü gibi çalışmışlardır, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kazanması için… Böyle olmasaydı şayet, askeri lojmanlardan AKP bu kadar yüksek oy alabilir miydi hiç, ya ona oy verenlerin köyde, kentte yaşayan ailelerine olan etkileri…
Türk insanı misafirperverdir, yardımseverdir, paylaşımcıdır, mazlumun, mağdurun, ezilenin her daim yanında ve yapılan iyiliği de kötülüğü de unutmayandır…
Değerli arkadaşlarım.
Bir kurum doğrulara ve başarıya çalışanları, memuru, amiriyle ulaşır. Bu kurumlarda birlik, bareberlik de EŞİTLİK, HAKKANİYET VE HUKUKA DAYANAN davranışlarla sağlanır.
Bir kurumda AMİR'in görevi PERSONEL arasında ayırım gözetmeden İKİLİK yaratmayacak şekilde o kurumu yönetmektir. AYIRIMSIZ ve FARKLI düşüncelere kapılmadan, SINIF farkı gözetmeden çalışan personel ÖDÜLLENDİRİLMELİ, KURUMA AYAK UYDURAMAYAN PERSONEL DE MAKAM VE RÜTBESİNE BAKILMADAN HAK ETTİĞİ CEZAYI görmelidir.
Yönetim konusunda ACZE düşmüş, GÜVEN konusunda PERSONEL nezdinde itibarını ve güvenilirliğini kaybetmiş amirlerin kurumları da başarılı olamaz.
TSK, Türk milletinin en çok İTİBAR ettiği ve GÜVENDİĞİ kurumdur. Bu kurumda KOMUTA kademesine gelenler ayrıcalıklı ve çok şanşlı kişilerdir. Kaç kişiye bu GÖREV nasip olur?
TSK'da Komutanlık yapan kişiler kurumun BİRLİK ve BERABERLİĞİNE zarar verecek SÖZ ve DAVRANIŞLARDAN kaçınmalıdırlar. SÖZ vermeden sözlerini yerine getirip getiremeyeceklerini çok iyi ÖLÇÜP-BİÇMEK durumundadırlar. Yapacağım dediklerini YAPMAZ veya YAPAMAZLARSA kendilerinden başka TEMSİL ettikleri makamı da GÜVENSİZ ve İTİBARSIZ konuma düşürürler.
Bu kurum halkımız ve yasalarda TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ olarak BİLİNİR ve TANINIR. Uygulamalarla başka isim ve adla düşünülecek davranışlardan ÖZENLE kaçınılmalıdır.
TSK Erinden-MAREŞALİNE kadar bir bütündür, ayrılamaz. Genkur Bşk.lığı yapanlar bu konu üzerinde ISRARLA ve ÖNEMLE durmalıdır. Bölünme, ikilik çıkaracak, bozguna sebep olacak SÖZ ve DAVRANIŞ sergileyenleri tesbit ettirerek TSK bu kişilerden ARINDIRILMALIDIR. HAK ve YETKİLERİN dağılımında TSK açılımının BİLİNENİN aksine TÜRK SUBAY KUVVETLERİ gibi olmasını düşündürecek SÖZ ve davranışlardan ÖZELLİKLE kaçınılmalı, böyle düşünülmesine sebep olan UYGULAMALARIN KESİNLİKLE önüne geçilecek tedbirler alınmalıdır. Aksi durumda DAYANIŞMA ortadan kalkar, GÜVENSİZLİK ortamı oluşur.
Bir GENKUR BŞK.'I "HİÇ BİR ASTI BENİM TEĞMENİMDEN DAHA FAZLA MAAŞ ALAMAZ" deme HAKKINA VE LÜKSÜNE sahip olmamalıdır. Bunu söyleyenlerin EMEĞE, LİYAKATA, KIDEME saygıları olmadığı gibi TSK'da BİRLİK ve BERABERLİĞİ de düşünmedikleri ortaya çıkar. Bunu söyleyenin, Teğmenin astı durumunda olanların HAKLARINI düşünmediği ve HİÇ ettiğinin BİLGİ ve TECRÜBESİNE sahip olmadığını gösterir. Bu tür yanlış söz, davranış ve uygulamalardan TSK'da İKİLİK çıkacağı, ÖTEKİLEŞTİRİLMEDEN dolayı KIRGINLIK ve GÜVENSİZLİKLERİN oluşacağını BİLMELERİ, TÜM BU OLUMSUZLUKLAR SONUCUNDA DA "GÜVEN" ortamının bozularak YOK olacağını GÖRMELERİ temsil ettikleri MAKAM için en ÖNEMLİ görev olmalıdır.
Bir Genkur Bşkı'nın "ASSUBAYLARIN MAKAMI MI VAR Kİ MAKAM TAZMİNATI İSTİYORLAR "deme hakkı hiç yoktur. Bunu söyleyen GENKUR Bşkn'ı KURUMUNU bilmiyor ve tanımıyor demektir. Kurumunu bilmeyen ve tanımayanın da o kuruma bir faydası olamaz. TSK'da Assubayların TMK kadrolarında gösterilmemesine rağmen hangi GÖREVLERİ yaptıklarını araştırarak en azından bu konuda emir verme ZAHMETİNDE bulunarak gerçeği görmeyi bilmelidirler.
GENKUR BŞK.LIĞI yapmış bir kişinin RÜTBELİ personel için "İYİ ÇOCUKTUR" demesiyle Ast rütbede olan birinin de GENKUR BŞK için"TONTON DEDE" diyebileceği TSK'da UYGULANAN HİYERARŞİK sistem içinde uygun değildir. ÇOCUK denilen kişi RÜTBELİDİR ve TSK hiyerarşisinde yeri vardır. ÇOCUK ise TSK'da NE İŞİ VARDIR? Üstelik İYİ denilerek TAKTİR görülen bir kişi olduğu da ortaya çıkmaktadır. Bunlar bir çelişki ve davranış bozukluğu değil midir?
TSK içinde ön yargılı ve kasıtlı davranışlardan dolayı oluşan İKİLİK ve GÜVENSİZLİK ortamı her geçen gün büyümektedir. Bu çatlak daha fazla büyümeden, kurum daha çok zarar görmeden SORUMLULUK makamında olanlar yanlışlardan dönmeli, doğru adımlar atılmalıdır. ANAYASAYA VE YASALARA RAĞMEN İNSAN HAKLARINA AYKIRI bu hatalardan dönülmelidir.
Tüm T.C. vatandaşlarına HAK olarak verilen YASAL haklar, ASSUBAYLARA VERİLMEYECEKSE; Genkur Bşkı'nın ASSUBAY olmanın SUÇ olduğunu, ASSUBAYLARIN cezalandırılarak bu HAKLARDAN mağrum bırakıldıklarını, ve bundan dolayı bu YASAL HAKLARIN verilmeyerek, ASSUBAYLARIN İKİNCİ sinif insan muamelesine tabi olacaklarını, bunun TSK'da uygulanan HİYERARŞİK düzenin gereği olduğu konusunda açıklama yapmalıdırlar.
Bir kurumda GÜVEN ve DAYANIŞMA SEVGİ ve SAYGIYA dayanmıyorsa o kurumun AYAKTA kalması mümkün değildir. Hele bu KURUM ileride birbirleriyle AYNI MEVZİDE SAVAŞACAK ve ÖLÜMÜ GÖZE ALACAK PERSONELLERDEN oluşuyorsa KONUNUN ÖNEMİ DAHA DA ARTMAKTADIR. Bunu görmeyen ve düşünemeyenlerin TEDBİR alacakları yerde, aksine PERSONEL arasında AYIRIM ve İKİLİK yaratacak davranışlarda bulunmaları daha da VAHİM bir tutum ve davranıştır. Bu davranışlarıyla ya bu TEHLİKENİN farkında değiller ya da BİRLİK ve BERABERLİK konusu ve Ülkenin GELECEĞİ UMURLARINDA değildir.
Bir kurumda SEVGİ, SAYGI BASKIYA dayanıyorsa o kurumda GÜVENSİZLİK SORUNU çok önemli bir BOYUTA gelmiş demektir. İşler isteyerek ve gönüllü yapılmaz, en küçük bir RİSKTE kimse kendisine bu davranışlarda bulunan KİŞİLERİN yanında BULUNMAZ, onları DESTEKLEMEZ. Böyle ortamlarda personel gizli gizli KİN ve NEFRET duygularının esiri durumuna gelir.
Hiyerarşinin BASKI ve ZOR yönüyle uygulanması yerine YASALARA dayandırılarak ASTIN ve ÜSTÜN HUKUKUNUN tarafsız ve art niyetsiz olarak uygulanması o kuruma HUZURU VE GÜVENİ GETİRİR.Ancak karşılıklı SEVGİ ve SAYGININ uygulandığı SİSTEM ve KURUMLAR ayakta kalırlar. Bunu görebilmek için ÖN YARGILARDAN ARINMAK YETERLİDİR.
Genkur bşklığı'nın yapacağı tek bir iş vardır. Halen çalışan ve emekli olan personel arasında bir ANKET yaptırarak bu konulardaki tüm yanlış ve doğrulara ulaşmalıdırlar. Bunu yapmaktan ÇEKİNMEMELİ, GERÇEKLERLE YÜZYÜZE gelmekten korkulmamalıdır. Amacımız ülkemizin geleceği için TSK'da BİRLİK ve BERABERLİĞİN en üst düzeyde sağlanmasıdır.
Bazılarının gideceği ülkeleri olabilir ama bizim yaşayacağımız tek ülkemiz vardır. O da; T.C. devletidir.
GENKUR'un son olarak TSK personeli için teklif ettiği TAZMİNATlardan sonra TSK'da AYIRIM yapıldığı, ASSUBAYLARIN YOK sayılarak ÖTEKİLEŞTİRİLDİĞİ, TSK'DA İKİLİĞİN tamamen su yüzüne çıktığı görülmüştür. HAKLAR hep daha çok alanlara düşünülürken TSK'nın OMURGASINI oluşturan sınıf yine YOK sayılmıştır. UÇAKLARIN uçması, TANKLARIN yürümesi, SİLAHLARIN çalışması, Karargah ve Kurumlarda hizmetin yürümesi yine ÖNEMSENMEMİŞ, ikinci planda bırakılmıştır. Bu davranışlarla TSK'da ASSUBAYLAR daha da ÖNEMSİZ hale getirilmek istenmiş ve CAMİAYA sizler bir HİÇSİNİZ, OLMASANIZ DA olur, mesajı verilerek OTURUN OTURDUĞUNUZ YERE verilene RAZI olun, HAK aramaktan da vazgeçin DENİLMİŞTİR.
Tabelasında ADALET ve KALKINMA yazan parti de bu komedinin DESTEKÇİSİ ve İKİNCİ oyuncusu konumuna düşerek, HAKSIZLIKLARA karşı çıkacağına, aksine DESTEK vermiştir. Yeni ZAMLAR hem HÜKÜMETE hem de HAK edip alan PERSONELE hayırlı olsun. SAĞLIKLI günlerde yesinler!
Son olarak TSK personeli için çıkarılan TAZMİNATLAR ile de artık bu tamamen açıklığa KAVUŞMUŞ, ASSUBAYLAR ÖTEKİLEŞTİRİLEREK AYIRIM ve YARATILAN UÇURUM daha da BELİRGİNLEŞTİRİLEREK, "siz HAKLARINIZI istediğiniz kadar İSTEYİN, ANCAK biz verir UYGUN görürsek ALABİLİRSİNİZ" diyerek ABA altından SOPA gösterilmişitir.
Bugüne kadar yapılan bunca iyi niyetli ÇAĞRI ve MÜRACAATLARA rağmen hâlâ ISRARLA sürdürülen bu DAVRANIŞLARIN başka izahı olabilir mi? Anlaşılan o ki TSK gerçekten TÜRK SUBAY KUVVETLERİDİR. Son yapılan ZAM uygulamasıyla da bu yapılan GÖZÜMÜZÜN içine sokularak "İSTERSENİZ" denilmekte, HAKLARIMIZI elde etmek için bizlere de MEYDANALARA çıkmaktan başka İHTİMAL görülmemektedir.
Saygılarımla.
Komutanım, Emekli Assubaylar bildiğiniz gibi rütbeli iken olabildikleri kadar etkilidirler. Ancak son zamanlarda Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik asimetrik saldırı yapanlar emekli assubaylardan da faydalanmaktadırlar. Özellikle mali konular bahane ederek, her konuda Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta yapısını hedef almaktan çekinmeyen artan dozda bir eleştiri söz konusudur.
Komutanım, önce bu yapılanmayı daha sonra da, mücadele yöntemleri konusunu anlatacağım.
Emekli Assubaylar bildiğiniz gibi TEMAD çatısı altında dernekleşmişlerdir. Ancak dernek bu yıla kadar yüzde yüz bizim kontrolümüz altında idi. Seksen yedi şubesi olan bu dernek aslında şube sayısı kadar güçlü değildir. Bu dernek faaliyetlerini ağır aksak idare edebilmektedir.
Emekli Assubaylar birazcık da internet sayesinde kendi aralarında değişik yapılanmalar altında toplanmaktadırlar. Bunlardan en göze çarpanı ise Emekli Assubaylar Güçbirliği Platformu'dur. Bu platform kurucularının yanı sıra bu platforma otomatik olarak kendini ait gören emekli assubaylardan oluşmaktadır. Sayıları aslında çok fazla değildir. Bazen kendi aralarında da derin fikir ayrılıklarına düşmektedirler. Son zamanlarda ayrılık konularını bir kenara bırakarak müşterek olarak bazı konularda fikir birliğine vararak bir takım aktivitelerde başrolü oynamışlardır. Bu yapılanmaya yakın olanlar;
Tüm bu eylemleri subaylarla kendilerini kıyaslayarak, eşitlik adına yaptıklarını söylemekle birlikte zaman zaman hakarete varan üsluplar kullanmaktadırlar.
Komutanım bu oluşumlar daha fazla derinleşmeden birtakım tedbirler alınmalıdır. Direkt olarak yasaklama, hukuksal süreç başlatma veya korkutma yöntemleri daha fazla taraftar toplayacağından kesinlikle uygulanmamalıdır.
Assubaylar aslında son zamanlarda hiç olmadıkları kadar hükümetten ümitli olmuşlardır. Ancak hükümetten somut bir destek göremeyecekleri malumdur. Zira hükümet zaten Osmanlı Statükosu özlemi içerisindedir. Zaten böyle bir düzende Prusya ordularında olduğu gibi assubayın yeri yoktur. Oligarşik bir yapılanmanın içinde subayların önemi daha fazladır. Dolayısıyla Cumhuriyet döneminde haksızlığa uğradıklarından söz eden assubaylar hükümetten medet umarak, aslında yılana sarılmaktadır. Bu nedenle siyasal arayışlarına karşı bir önlem almaya gerek yoktur.
Emekli assubaylar Platformu'nu yok etmenin en geçerli yolu eskiden olduğu gibi TEMAD yönetimine destek vermekten geçer. TEMAD’a yardım etmek, başkan ve yönetim kurulu üyelerine birtakım taltif ve imkanlar sağlamak sanırım yeterli olacaktır. Sonuçta bunlar kabul edilirse birlikte hareket etme güçleri de yok olur. Derneğe rağmen ileri geri birtakım hareketlerde bulunanlar da hizip olarak kalır.
Konu bugünkü haliyle orta ve uzun vadede bir tehlike arz etmemektedir. Ancak özlük haklarında birtakım iyileştirmeler yapılırsa, ileride daha büyük bir tehlike olarak karşımıza çıkarlar. Bu nedenle kesinlikle özlük haklarının arttırılması önlenmelidir.
Arz ederim.
En büyük sorunları özlük hakları. Emekli Astsubaylar Güçbirliği Platformu Sözcüsü Emekli Personel Başçavuş Ersen Gürpınar'la emekli ve muvazzaf astsubayların sorunlarını konuştuk, bir dokunduk bin ah işittik.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin en büyük yükünü omuzlayan astsubaylar çok ciddi sorunları olduğunu haykırmak için defalarca protesto eylemi düzenledi. Ancak astsubayların sorunları ordunun kanayan bir yarası olarak varlığını sürdürüyor. TSK'da her an her görevi büyük bir özveriyle yerine getiren, kimi zaman eğitimci, kimi zaman komutan, kimi zaman da kahraman bir savaşçı olan astsubayların dertlerini Emekli Astsubaylar Güç-birliği Platformu Sözcüsü Emekli Personel Kıdemli Başçavuş Ersen Gürpınar'dan dinledik
Biz, Türk Silahlı Kuvvetlerinin teknik ve idari kadrosuyuz. Tankların, uçakların, gemilerin, tüm silah ve sistemlerinin bakımı, sevk ve idaresi bizim sorumluluğumuzdadır. Uçağa silahı biz yükler, bakımını biz yapar, uçuşa biz hazır eder, pist başına kadar biz getirir, son kontrolunu biz yaparız. Astsubay yeri geldiğinde işçi, yeri geldiğinde memurdur. Yeri geldiğinde lider ve komutan yeri geldiğinde öğretmendir. Astsubaylar olmadan gemilerin, tankların hareket etmesi, uçakların uçması mümkün olmadığı gibi askerin karnını doyurması da mümkün değildir. İç güvenlikte, asayişte, depremde, sel felaketinde, kargaşada, anarşide, bölücü terörle mücadelede biz hep ön plandayız. Yasaya göre astsubay subayın yardımcısıdır. Subayın görev yaptığı her yerde görev alır. Biz, Yunan sınırında, Irak sınırında, GABAR Dağında, Bosna'da, Lüb-nan'dayız. Biz Şemdinli'de, Hakkari'deyiz...
Mesai saatimiz yoktur. İş bitince gideriz evimize. Ayda ortalama 5 gün 24 saat esasına göre tek kuruş fazla mesai ücreti almadan nöbet tutarız, haftanın bir günü gece eğitimine katılırız. Tatbikatlar, özel görevler bunun dışındadır. Görev gerektiğinde zaman kavramı yoktur. Ayağımızdan postal çıkarmadan, sıcak bir yatak görmeden günlerce 24 saat esasına göre çalıştığımız olur; bu ülke için en cok şehit ve gazisi olan meslek grubu astsubaylardır.
Sosyal tesisler söz konusu olunca subay ve astsubay tamamen birbirinden ayrılır. Aynı yerde yatamaz ve yemek yiyemezler. Orduevlerinden askeri kamplara ve lojmanlara kadar tum sosyal tesislerde hem nitelik yönünden hem sayısal olarak astsubaylara sağlanan imkanlar subaylara tanınan imkanların üçte biri bile değildir. Askerlıkte hiyerarsik yapı gerekli ve hatta zorunludur. Bunu üniforma taşıyan herkes bilir ve kabul eder. Ancak, askeri gazinolarda eşlerin ve çok acıdır ki çocukların da rütbesi vardır. Karşılılı insani saygıdan kimsenin rahatsızlık duyması szö konusu değildir. Ancak, senin baban astsubay sen arka sıraya geç... Benim babam subay senden önde oturacağım, burası subayların sosyal tesisleri sen astsubay eşi çocuğusun giremezsin, benim eşimin rütbesi seninkinden yüksek hizmet önceliği benim mantığı terk edilmelidir.
Üyelerinin yüzde 60 ını oluşturan astsubaylar OYAK ve şirketlerinde denetim ve yönetim kurullarında temsil edilmemektedir. OYAK, emekli olanlara birikmiş aidatlanna cüzi bir nema ödeyerek kurumla ilişiklerini kesmektedir. OYAK, adeta emekli general ve subayların istihdam edildiği bir kurum olmuştur, kurum iştiraklerinin yönetim ve denetim kurullarında sayılarımızla orantılı temsil hakkı tanınmalı kurum iştiraklerinde suistimal ve kayırmacılığı önlemek için kesinlikle emekli subay ve astsubay istihdam edilmeyip buralarda belli kriterlere dayanan personele yer verilmelidir. Aynı şekilde emekli subaylara Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı 6 vakıfta yönetim ve idari iş verilirken astsubaylara verilmiyor. Emekli astsubaylar TSK vakıflarına ait onlarca şirkette de çalışamıyor.
Evet doğru. Hastanın emeklinin rütbelisi olur mu? Ancak birçok askeri hastanede A-B-C poliklinik hizmetleri ile subaylar lehine ayrımcılık yapılıyor. Subayın muayene olduğu doktora emekli ve muvazzaf astsubaylar muayene olamıyor.
Lojman konusu daha da iç karartıcıdır. Subaylann tamamı lojmandan faydalanırken arta kalan lojmanlar astsubaylara verilir, Mevcut lojmanların tahsisinde kalorifersiz eski lojmanlar astsubay ve diğer personele tahsis edilir. Lojman bulamadığı için birçok astsubay ve uzman personel ailelerini Güneydoğu'ya götürmemektedir. Cizre'de güvenliksiz bir ortamda ev tutan iki uzman çavuş, Hakkari'de sokakta, yine Cizre'de sivil evde oturmak zorunda kalan Levent astsubay evini basan PKK'lılarca evlatlarının, eşinin gözü önünde şehit edilmiş evladı ise yaralanmıştır.
Üniversite bitirdiği halde 1. derecenin 4. kademesine düşemeyen tek kamu personeli astsubaylardır. Görev koşulları ve sorumlulukları astsubaylarla kıyaslanamayacak birçok devlet memurundan daha alt derece ve kademeden göreve başlatılıyoruz. Tek neden astsubay oluşumuzdur. Bu durum akla, mantığa, anayasaya ve hatta insanlık anlayışına aykırıdır. MYO mezunu Emniyet Hizmetleri, meclis stenograftan, ziraat ev ekonomistleri teknik hizmetleri ile lisans mezunu olan daha birçok devlet memuru 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ortak hükümlerinde belirtilen derece ve kademelerin (görev koşulları dikkate alınarak) bir üst derecesinden göreve başlarlarken bu hak astsubaylardan esirgenmiş, yüksek okul mezunu astsubaylar büro memurları ile aynı derece ve kademeden göreve başlatılmışlardır. Türk Silahlı Kuvvetleri'nden lise mezunu olup, aylığa yükselenler mevcuttur. Daha sonra harp okulları iki, üç ve son olarak dört yıla çıkartılmıştır. Emekli olanların intibakları da yeni duruma göre düzeltilmiştir. Astsubay okulları da yüksekokul seviyesine çıkartılmış olmasına rağmen, intibaklarımız konusunda verilen sözler tutulmamıştır. Kamu düzeninin işleyişi bellidir. Polisin özlük hakları İçişleri Bakanlığı tarafından takip ve teklif edilir. Öğretmenlerin özlük haklarına ilişkin kanun ve teklifler Milli Eğitim Bakanlığı tarafından personel ayırımı yapılmadan tüm personelin hakları korunarak takip edilir. Astsubayların haklarının da Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından takip edilmesi gerekir. Ancak hem görevde olan astsubaylara hem de emeklilerine üvey evlat muamelesi yapılmaktadır. Astsubayların haklarının görüşüldüğü herhangi bir kurul yoktur.
Bizler subaylarla yan yana hatta daha ağır şartlarda görev yaptık. Subaylara emekli olduklarında ödenen tazminatlar bizlere ödenmiyor. Biz de bu ülkenin üniversitesini bitirdik. Üniversite mezunu tüm devlet memurları 1/4 kademesine kadar yükselirken sadece astsubaylara bu hakkın verilmemesi ikinci sınıf vatandaş yerine konulmak değil de nedir? Bir astsubay kaç üniversite bitirirse bitirsin 1. sınıf kademesine yükselemiyor, 2. dereceden emekli oluyor. Bu 2 derece arasındaki maaş farkı 400 lira. Aynı süre görev yapan, aynı tahsi süresine tabi bir emekli subayla bir emekli astsubay kıyaslandığında da aradaki maaş farkı yüzde 300. Astsubaylar kadrosuzluktan emekli olduklarında maaşlarının yüzde 45'i kesiliyor. Subaylar görevdeymiş gibi maaşlarını alıyor.
Bir Albay 42 yaşında emekli olmaya hak kazanırken astsubaylar 48 yaşında emeklilik hakkı kazanıyor. Ayrıca tazminat alamayan emekli devlet memurlarına ödenen 100 liralık tutarın emekli astsubayların maaşlarına da yansıtılmasını istiyoruz."
631 sayılı KHK gereği almaları gereken tazminatları alamamaktadırlar. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 631 sayılı KHK özüne aykırı olarak uygulama içeren 2002/3546 sayılı BKK 1'nci maddesinin adil olmadığı gerekçesi ile iptaline karar vermiş olmasına rağmen yei düzenlemede aynı haksızlık devam ettirilmiştir. Bu tazminatı alamayan Emniyet Hizmetleri, MİT görevlileri gibi kamu görevlilerine denge tazminatı ödenmesine rağmen bu hak da astsubaylardan esirgenmiştir.
Saygıdeğer Meslektaşlarımız,
Bizler ne tahsil süremizi, ne müfredat proğramlarını, ne statümüzü kendimiz tayin ve tespit etmedik. 211 Sayılı yasada subayın en yakın yardımcısı olmamız ve assubay ünvanını taşımamıza rağmen, sanki subayın düşmanı ve rakibiyiz gibi ön yargılarla tahakküme varan sosyal, ekonomik ve insan onuruna aykırı haksızlıklara uğratıldık.
Buna rağmen özveri ile görevimizi tüm şartlarımız zorlayarak yaptık. Haksızlıklarımızın adalet ve vicdan duyguları olan birileri tarafından düzeltileceğini umarak sessizce “kol kırılır, yen içinde kalır” diyerek bekledik ama bu kez kanadımız kırıldı.
Yıllarca haklı taleplerimizin yerine gerileceği “SÖZÜN NAMUS OLDUĞU“ bilincinde olan Genelkurmay Başkanları, Milli Savunma Bakanları tarafından açıklandı. Hâttâ assubay devriminin gerçekleştirileceği için düğmeye basıldığı belirtildi ama hiçbir zaman gerçekleşmedi!
Her gün yeni bir haksızlıkla karşı karşıyayız. Asgari 25 yıl 9125 gün prim ödememize rağmen aldığımız maaş aşağı yukarı ilkokul mezunu 3600 gün prim ödeyen diğer SGK üyeleri ile aynıdır.
Emekliler arasında bir anket yapılsa %90'ımız, ünvanlarımızdan, kimlik kartımızdan vazgeçip 25 yıl kesintisiz bizim düzeyimizden daha düşük prim ödeyen ilkokul mezunu işçi emeklisinin maaş ve haklarını kabul edeceğini belirtecektir.
Bir emirle ölüme gitmedik mi? Çocuklarımızın doğumunda ana, babalarımızın ölümünde bulunamadık. Kardeş ve dostlarımızın iyi ve kötü günlerini görev başında ayrılamadığımızdan paylaşamadık.
Bizden daha ne isteniyor? SABIR mı? Sabredecek sabrımız mı kaldı? Subaylarını NATO ordularının subaylarından bir gömlek üstün seviyeye getirmek için milyon dolarlar harcayan, onların sosyal ve ekonomik haklarını, itibarlarını altın tepside sunan ordumuz bizden NATO ordularının assubaylarının standartını ve haklarımızı neden esirgiyor?
Bunun yanıtını ve haklarımızı istiyoruz. Haklarımız derken, kimse bizim imtiyaz ve daha fazlasını talep ettiğimiz düşünmesin. Biz sadece ve sadece adalet, eşitlik ve insan onuruna saygı istiyoruz.
Değerli meslektaşlarımız, haklarımızı alıncaya kadar sesimizi her platformda duyurmaya, gerektiğinde ses getirecek eylemler yapmaya kararlıyız. Saygılarımızla
NOT: Sesimizi bir kez daha AYDINLIK gazetesinde 15 Nisan 2012 Pazar günü duyuracağız desteklerinizi lütfen esirgemeyin. Haksızlığa sessiz kalmak haksızlık kadar suçtur.
SİTE YÖNETİMİ