×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 6532

Sevgili Dostlar,

15 Eylül 2017 tarihinde TEMAD'ın internet sitesinde bir duyuru yayınlandı. 

 Yapılan duyurunun ilk iki cümlesi aynen şöyleydi;

"TEMAD Genel Merkezi 15 Eylül 2017 tarihinde TEMAD Genel Merkezinde yapılan toplantıda,seçim startını vermiştir.

   Genel Merkezde,Yönetim Kurulu Üyeleri ve Genel Merkez Delegeleri ile birlikte 3 saat süren toplantıda, Genel Başkan Sayın Ahmet KESER 2017 TEMAD Olağan Genel Kurulunda aday olacağını açıklamıştır."


Ardından, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 'bir kişinin istediği kadar aday olmasını yol açan' tüzük değişikliği kararını iptal ederek, tüzükteki eski hali ile 'bir kişinin en fazla 3 kez aday olabileceğine dair kesin ve son kararı' vermesine üzerine, KESER çıkış yolu aramaya başladı. 

TEMAD YENİ BİR DUYURU DAHA YAPTI! 


Bu kez de 3 Ekim 2017 tarihinde TEMAD'ın internet sitesi sanki kendilerinin malıymış gibi, diğer adaylar hakkında hiç bir bilgi verilmediği, duyuru yapılmadığı halde kendileri için; "Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Yönetim Kurulu 02 Ekim 2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,mevcut Yönetim Kurulu olarak içerisinde Genel Başkan Sayın Ahmet KESER'in de bulunduğu listeyle yapılacak olan TEMAD Olağan Genel Kurulunda yönetime yeniden aday olmayı oybirliği ile kararlaştırmışlardır." şeklinde  bir duyuru daha yaptı.


Bunu daha önce yazmıştım;  KESER her ne pahasına olursa olsun seçilmek için  mücadele edecek. Evet, KESER başkan adayı olamaz ama yönetim kurulu içinde görev alabilir. Hülle, hile filan yaparsa da bunun bedelini kanun karşısında öder ki, kanunen hülle vs. yasak. Kanun ve tüzük bu konuda ona bir şans vermiyor. 

KESER, KOLTUK İÇİN VERDİĞİ MÜCADELEYİ HAKLARIMIZ İÇİN VERSEYDİ! 

İnanın KESER, başkan seçilmek için harcadığı çabayı, haklarımız için gösterseydi şimdiye kadar tüm haklarımızı almıştık. 

Bakınız;' MSB sadece 3 kez başkanlık seçilme şartını' onaylamamakla kalmadı, 'Kadın kolları kurulmasını ve   muvazzaf astsubaylarını eşlerinin TEMAD'a üye olmasını sağlayan tüzük değişikliğini de' onaylamadı.


Bay KESER ne yaptı?

Bu konuları mahkemeye taşımak yerine, sadece Başkan seçilmesini sağlayacak madde için 3 yıl uğraştı ve kaybetti. Peki kadın kolları ve muvazzafların eşlerinin TEMAD'a üye olması konusundaki tüzük değişikliği delegelerin iradesi değil mi? Bu konuda neden bir çıkış yapmadı? Hep kendine mi çalışması gerekirdi. 

TEMAD SEÇİM TARİHİNİ NEDEN AÇIKLAMIYOR VEYA AÇIKLAYAMIYOR?

15 Eylül'de seçim startı veren KESER, nedense seçim tarihini bir türlü açıklayamıyor. Dikkat ediniz "açıklamıyor" demiyorum. AÇIKLAYAMIYOR! 

Neden mi? 

Tulumbada su bitti, şenlik başladı. Yani sanırım seçim yapacak bütçe kalmadı.  Şimdi onu da size açıklayayayım; 

Bilançoya göre, 2014 yılı TEMAD bütçesinden 2015'e devreden nakit para;  268.897 TL.  (268 Bin 897 TL.)

2015 yılı TEMAD bütçesinden 2016 yılına devreden nakit para; 94.630 TL (94 Bin 630TL.)

2016 yılı TEMAD Bütçesinden 2017 yılına devreden nakit para sadece 38.298 TL.  (38 bin 298 TL.) 

Bırakın bağışı, otomatik ödemeyi  filan mevcut yönetim son 6 yılda MSB'den 970 Bin lira (eski para ile neredeyse bir trilyon) ödenek aldı. 

Görüldüğü üzere son 3 yılda TEMAD'ın nakit varlıkları hızla erimiş. 2014 genel kurulundan sonra, 2015'e devreden yaklaşık 268 Bin liradan bu güne sadece 38 Bin lira kalmış. 

Eee şimdi 5 yıldızlı bir otelde genelkurul yapmak kaça patlar?

yaklaşık 500 delege gelse, delegelerin 2 günlük kalacak oda, yemek vs. masrafları için 38 Bin lira yeter mi?  Yetmez! 

Şimdi neden 5 yıldızlı otelde yapılsın ki, normal bir yerde yapılsın dediğinizi duyar gibiyim... Yaklaşık 6 yılda 4-5 trilyonluk bir bütçeyi kullanan, MSB'den 970 Bin lira ödenek alan  mevcut yönetim, hatırlarsanız 5 yıldızlı otellerde kutlamalar, kokteyler, konserler eğlenceler yapmıştı.  

O günlerde hep böyle sürecek sanan yönetim, adeta har vurup harman savurmuştu. Şimdi  5 yıldızlı bir otelde seçim yapamazlarsa, bunu delegelere, il başkanlarına nasıl açıklayacaklar? 

Bu arada belirteyim;  bizim aldığımız bilgilere göre TEMAD Olağan Genel Kurulu 19 Kasım 2017 tarihinde, çoğunluk sağlanamazsa 27 Kasım 2017 tarihinde yapıalcakmış. 


KESER MSB'DEN GELECEK ÖDENEĞİ Mİ BEKLİYOR? 

Peki seçimi nasıl yapacaklar? 

İşte püf nokta burası.

Kanımca, Keser ve ekibi, tüm umutlarını MSB'den gelecek olan ödeneğe bel bağlamış durumda. MSB'nin ödeneği ne zaman vereceğini bilmedikleri için, seçim tarihini de net olarak açıklayamıyorlar.

 MSB  bu yıl TEMAD'a  170 Bin lira ödenek tahsis etti. İlk dilim olarak 88 Bin 500 lira ödeneği verdi. Bu günlerde kalan 88 Bin 500 liralık ikinci dilim ödenek  beklenmekte. 

Kanımca KESER,  başkan seçilmek için 3 yıldır mahkemelik olduğu MSB'den gelen ödeneğe bel bağlamış durumda. Şimdi bu şahsın hala assubay haklarını alacağını sanan varsa söyleyecek söz bulamuyorum. 

Umarım MSB bir an önce ödeneği verir de,  assubaylar Keser yönetiminin oluşturduğu bu belirsizlikten kurtulur. 

Sadece bu  neden bile KESER'in oradan gitmesi için çok bile. 

KENDİ SEÇİLME HAKKINI BİLE ALAMAYAN ADAM MI ASSUBAYLARIN HAKKINI ALACAK? 

Bu arada TEMAD'ın 'Tüzük ve TESUD davasını kaybettiğini' PES24 mahkeme kararlarını açıklayarak yazmıştı.  Meğer tek kaybettikleri davalar bunlar değilmiş. KESER'in eski kadim dostu, sırdaşı olan ve daha sonra da ihraç edilen eski Genel Başkan Yardımcısı açıkladı, maalesef KESER ve ekibi, 


1.Lojman davasını, 
2. Sosyal Tesisler ve Ordu Evleri davasını, 
3. Adana Şube davasını, 
4. Taner Haydar KOÇAK davasını, 
5. Özgür ÖRS davasını da kaybetmiş ama açıklayan yok. 

Kazanılması kolay olan ve neredeyse kazanılacağı belli olan basit davaları kazanarak  sosyal medyada paylaşım yapan Hukuk Komisyonu Başkanı, kaybettiği bu davalarla ilgili hiç konuşmuyor, hiç yazıp çizmiyor.  Video klipleri ile görüyoruz kendini. 

TEMAD HUKUK KOMİSYONU BAŞKANININ YOUTUBEDE YAYINLANAN KLİBİ

 

 

 

Kaybedilen bu davalar için, TEMAD'ın kasasından kime? ne kadar? ödeme yapılmış hepsi yeni yönetimce inceleneceği bilinmelidir. 

Sadece  bu davalar ile sonuçları, KESER ve ekibinin TEMAD'dan gönderilmesi için yeterlidir. 

****

Sevgili Dostlar; 

Dünya Astsubaylar Günü Kutlaması, konser,  5 yıldızlı otellerde kokteyl, konser,  seçimler vs.  derken eski para ile yaklaşık 4-5 trilyon civarında bir para eridi gitti. 

Zamanında kendilerini çok uyardık, "böylesine büyük paralar varken, bırakın kutlamayı, kokteyli konseri, TEMAD'a bir yer alın dedik. TEMAD Genel Merkezi şu anda kiralık ve TEMAD  kira ödüyor dedik. "  ama dinlemediler. Hala kira ödemeye devam ediyorlar.

Biz bu konularda uyardığımızda, '17 Ekim Dünya Astsubaylar Gününü' icat eden ve ısrarla protokole girdiğini belirten Sn. Yüksel BİNİCİ şimdi yeniden aday.


 Bu güne kadar yapılan Dünya Astsubaylar Günü faaliyetlerinde yaklaşık 700 Bin Lira (eski para ile 700 Milyar), civarında bir harcamanın yapıldığı o dönemde iddia edilmişti. 


5 Yıldır TEMAD'da olan ve hemen hemen tüm faaliyetlerde ve  ihraçlarda imzası olan Yüksel BİNİCİ'de TEMAD Genel Başkan adayı.

Dün tüm ihraçlarda imzası olan Sn. Binici'nin bu gün "ihraçları kaldıracağım" demesi çok manidar.  Ya dün yaptığın yanlıştı, ya da bu gün yaptığın doğru.  Aslında doğru olan tek şey Sn. BİNİCİ'nin politikacı olması.

Bu gün "tüm ihraçları kaldıracağım" diyen Sn. BİNİCİ,  o günlerde neden ihraca şerh koymayıpta, onay verip  imza attı? 

  5 Yıl boyunca, devasa harcamalar içeren projelere imza atan bir kişinin yeniden aday olması,  yeni bir ekibin gelmesi değil, eski ekipteki ikinci adamın birinci adam olmasıdır.  Bence yönetimsel anlamda KESER ile BİNİCi arasında hiç bir fark yoktur.

Sn. BİNİCİ'nin kendi ifadesiyle;   "milletvekilliği adaylığından dolayı, TEMAD'dan istifa ettirilmeseydi", bu seçimde kiminle beraber olurdu?

İşte İstanbul İl Başkanı Sn. İbrahim KOLDAMCA'nın ihracı ve karar defteri .Lütfen inceleyin kimlerin imzası olduğunu görün. 

Bu sözlerim, zamanında KESER'in en sadık adamları olan ve bizlere arkadaşlarımıza, dostlarımıza en ağır hakaretlerle yazılar yazan  Sami BAŞKAYA,  her daim başkanın yanında  olan Tamer YILMAZ  ve diğerleri için de geçerli.

 Zamanında ihraçlar yapılırken, kurşun asker gibi davranan, hemencecik karar defterine imzayı çakıveren,  İstanbul Şubesini kapatmak için elinden geleni yapan hatta karakolluk olan bu arkadaşların sonradan ihraç elmeleri durumu da ibretlik.

Biz başından beri aynı çizgideydik?

Yaz siz, Ne oldu sizide mi kandırdılar? 

Kısacası, TEMAD'ın son 6 yıldaki maddi ve manevi konulardaki  bilançosu ve hesabının sorulması için, yeni bir yüze ve  yeni bir lidere ihtiyaç vardır. 


TEMAD'da kan  değişimi şart. Ne KESER, ne de onun 5 yıllık yol arkdaşı Yüksel BİNİCİ'nin, assubay toplumunun sorunlarına çözüm üreteceğine inanmıyorum. Yapsalardı, ellerinde devasa bütçe ve olağanüstü destek varken, 5 yıllık yönetimleri döneminde yaparlardı. 

Sn. BİNİCİ, AKP'den milletvekili aday adayı olması ve faal olarak politikada olması nedenyile assubay sorunlarının çözümünde anahtarın kendilerinde olduğunu öne sürüyor. Peki Sn. BİNCİ,  5 yıldır TEMAD yönetimin de ve AKP'de değilmiydi?  Madem bu anahtar çözüm getirecekti, 5 yıldır neden bu anahtarı kullanmadı?


 Bir de, "Ben AKP'liyim, partim iktidarda, beni seçerseniz sorunlar çözülür" gibi ifadeler asla kabul edilemez. Bizler siyasi parti grubu değil, meslek grubuyuz.  İçimizden her görüşte insan var. Sorunların çözümü için parti göstermek, işaret vermek  çözüm değil, partizanlıktır.  Eğer partiden birini seçerek bizim sorunlarımız çözülecekse hiç çözülmesin! 

Emekli bir assubayın milletvekili olmasına asla karşı değilim!  öğretmenden doktordan, avukattan oluyor da assubaydan neden olmasın? Ama bunun yolu da TEMAD'dan geçmesin. Özel kanunla kurulmuş askeri bir dernek olan TEMAD başkanının parti üyesi olması etik değildir. 

Sn. BİNCİ'yi tüm bu olumsuzluklara rağmen severim sayarım, sık sık görüşürüz.  Sağolsun ihraç edildiğimiz zamanlarda dahil olmak üzere sık sık arar. Ama biz kalbimizden ve gönlümüzden geçeni yazmak, söylemek zorundayız.  Kamuoyuna yön veren insanlarız. Bizlerin en önemli görevi doğru bildiklerimizi yazarak kamuoyunu aydınlatmak. Kusura bakmayın ama Sn. BİNİCi ile bu iş olmaz. 


MEHMET ERKAN AKKUŞ;  "TEMAD  GENELKURMAY KABUL ETMEDİ "

TEMAD'ın Hukuk Komisyon Başkanı yazmıştı, 15 TEMMUZ Darbe girişimi sonrası STÖ'lerin Genelkurmaya Geçmiş olsun ziyaretine TEMAD kabul edİlmemişti.  TEMAD'ın Hukuk Komisyon Başkanı, bunu facebook sayfasından yazmış, asubaylar isimli sitede haber yapmıştı ama hemen apar topar bu haberi simişti. 

Şimdi gelelim asıl mevzuya; Ahmet KESER; "hadi önceden FETÖ, Partigöç, falan filan engel oldu" diye  diye zırvaladı, peki kardeşim,  darbeden sonra Genelkurmay TEMAD'ı neden kabul etmedi? 


Bahane gösterdiğiniz tüm generaller, adamlar kodeste ama Genelkurmay  sizi yine kabul etmedi.

 Neden? 

Çünkü TSK üzerinde,  FETÖ, ABD yabancı istihbarat örgütleri operasyon çekmeye çalışırken siz ne yaptınız? 

TSK'yı mı savundunuz?

 Yoksa "Genelkurmay Kapatılsın, KKK ek görevle bu işi yürütsün, Genelkurmay Başkanının bir tek asker yok, subayın beygiri, askerin traş sabunu" gibi ipe sapa gelmez sözlerle televizyonlara çıkıp açıklamalar mı yaptınız? 


Ve hala kimin neden yaptırdığını merak ettiğimiz "Ölüm Orucunu" hangi amaçla hangi hakkı almak için yaptınız? 

İşte bu saydığım basit örnek bile , assubayların ve TEMAD'ın neden yeni bir yüze ihtiyacı olduğunun göstergesidir. 

İşte tüm bunlar yaşanırken, Sn. Binici, Tamer YILMAZ ve Sami BAŞKAYA'da,  KESER ile birlikteydi. Hatta beraber televizyon programına bile çıktılar. 


BAŞKAN ADAYLARINDAN, SADECE HAMZA DÜRGEN'DEN SOMUT VAADLER VAR!

Adayların paylaşımlarına bakıyorum, Sn. BİNİCİ'nin somut tek bir vaadi yok.  Sadece  "beğen paylaş" türü telkinler var.  KESER ve Sami İNAN'da öyle.  Şunu çözeceğim diyen yok.

 
Aynı şekilde diğer aday Hamza DÜRGEN'in vaatleri ise oldukça tatminlar ve önemsenecek türde.  Sn. DÜRGEN'in vaatleri somut ve tabanın istediği türden. 


Sn. DÜRGEN'in net şekilde açıkladığı hedefleri; 

Öncelikli hedeflerinin ilk bir yıl içerisinde 9/2 derecesi ve görev tazminatının alınması,

Astsubayların görevde aldığı maaşın %85'i üzerinden emekli maaşı ödenmesi için çalışılacağı, 

1/4'ün içinin doldurulması ve maaş dereceleri arasındaki aşırı uçurumun, kapatılması için uğraşacağı, 

 "Kirada olan tüm TEMAD Şubelerinin sorunlarının çözüleceği ve  genel merkez bütçesinden TEMAD şubelerine yardım yapılacağı yönünde. 

Maalesef diğer adaylardan ise somut bir açıklama yok. 

Sonuç olarak bu seçimler TEMAD ve assubaylar için çok önemli.  

Ya yeni bir yüz ve yeni bir ekip ile devam edeceğiz ya da eskilerle sürünerek kaderimize razı olacağız. 

Büyük bir olay, büyük bir başarı! Bir dakikalık bu görüşmede herhalde assubay toplumunun tüm beklentilerine yanıt bulunmuş ve büyük müjdeler alınmıştır.

Bay Ahmet Keser, Temad Başkanlığı'na aday olduğu zaman tüzükteki amaçların gerçekleştirilesi dışında topluma birçok vaatlerde bulundu. Mesela, astsubay toplumuna açıkladıkları deklerasyonun birinci maddesinde;

Birinci önceliğimiz, yıllardan beri çözüm bekleyen özlük haklarımızı almak olacaktır.
a. Özlük haklarının alınması için ilgili, yetkili ve etkili kurumlarla sonuç alınıncaya kadar müzakereler kararlılıkla yürütülecektir.
b. Gerektiğinde meslektaşlarımız ve kamuoyunun desteği alınarak kararlılık ve güç gösterisi olacak yürüyüş, gösteri ve her türlü eylemleri yapacak ve bu eylemlere sonuç alınıncaya kadar kararlılıkla devam edilecektir.

demişlerdi. Bunları gerçekleştirmek için çok çalıştı, çok cabaladı zannediyorduk değil mi?

İlk seçildikleri dönemde Genelkurmay Başkanı'nı ziyaret ettiklerinde zamanın Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel bizzat yönetim kurulundaki arkadaşların ifadesine göre “haklarınızı sokakta aramayın. Geçmişi yargılamanın kimseye faydası yok. Sorunları birlikte çözeceğiz. Bunun için, birlikleri dilediğinizde ziyaret edin. Sorunları Personel Başkanı'na iletin. O'nun çözemedikleri olursa, bana geleceksiniz” demişti.

Bu açıklama Bay Ahmet Keser’in tüm hesaplarını alt üst etti. Oysa O'nun kafasındaki tek düşünce milletvekili olmaktı! Bu düşünce mücadelede başarıların arkasından gelseydi, toplum bir vefa duygusu olarak bunu kuvvetle desteklerdi. Bu yüzden karargahtaki bazı engellemeler ipleri koparmak için  bahaneyi hazırladı. Kafasındaki düşünceleri hayata geçirmek için A.F.Özdemir arkadaşımızın değerlendirmelerinde belirtiği gibi, 2012 de MHP ile sıcak ilişki kurmayı denedi. Sonra CHP'ye gidildi. Her iki partide  özel beklentileri ve milletvekilliğine dair şartları dikkate almadı. Assubay toplumunun meselelerini kullanarak medyatik olma, bu makamdan siyasete sıçrama niyetini anlayıp uzak durdular. Bu yüzden AKP'ye yanaşmak, fırsatlar partisi haline gelen 13 yıllık iktidardan nemalanmak ve hızlı yol almak daha mantıklı idi!

Temad Başkanı ve yardımcısını AKP'den aday yapmak, hem iktidarın hem Genelkurmayın işini kolaylaştıracaktı!

Ancak bir çığ gibi büyüyen astsubay hareketi, hakların kazanılması halinde tabandaki statü farklılığı yaşayan diğer meslek grupları içinde bir başkaldırı örneği olacaktı. Üstelik, assubay camiasının büyük bölümünün Atatürkçü, laik cumhuriyete bağlı olması endişeleri arttırıyordu. Bunu önlemek adına, liderlerine bağlılığı arttıracak bir eylem türü yaratılmalı idi. Hiç kimsenin aklına gelmeyecek ÖLÜM ORUCU EYLEMİ ortaya atıldı. Ortam ve zemin oluşturuldu. Ancak hesaplar tutmadı! Eylem bir süre sonra hükümet aleyhtarı bir havaya girdi ve şalter kapattırıldı. Eylem fiyasko ile sona erdi. Ancak, bu eylem emekli assubay tabanına kahramanca bir fedakarlık girişimi olarak empoze edildi. Oysa toplumun gazını almak, yaratılan prometeus vari Temad Genel Başkanı üzerinden 2015 haziran seçimlerinde camianın oyunu almaktı. Temad Genel Başkanı ve yönetim kurulu anonslarla AKP'nin grup toplantılarına, vizyon toplantısı ve seçimli genel kurullarına  katılmaları özellikle sağlandı. Oysa Bay Ahmet Keser

Hiç kimsenin (siyasi partinin) arka bahçesi olmayız. Buna ben izin vermem. Eğer şüpheniz varsa gelir yakamıza yapışırsınız. Bizim üzerimizden öyle ucuz şeylerle insanlar çıkıyor...

dememişmiydi? Yanlış hesaplar, ucuz statejiler ve cemaatle iktidarın düşman olması hesapları altüst etti. Sonuçta astsubay toplumunun kaderi ile oyanmasına neden oldu!

Amacına hizmet etmek, birilerine mesaj vermek için Assubay toplumunun hiç bir derdine çare olmayan "Güzin Paşa", "Şezlong Albayı", "Rezerve Paşa", "Genelkurmay lağv edilmeli" tarzındaki maksadı aşan eleştirilere; Assubay toplumu için yüzkarası olan Başkan Yardımcısı'nın gündem değiştirmek amaçlı yargılandığı "Y.A.Ş. üyelerinin mezarına tüküreceğiz" hakaretleri ardından muhtemel yargılanacağı Genelkurmay Başkanı'na

Komutan olmak için önce adam olacaksın

Ben sana general olamazsın demedim, adam olamazsın dedim

Basiretsiz ve yönetimsel aciziyetsiz

Şehit cenazelerinde göstermelik tabut taşıyan aymaz, vatan evlatlarının gözünde zerre kadar kıymetin yoktur

TSK manevi şahsiyetini temsil görevin bitmiştir, yazıklar olsun

tarzındaki hakaretleri bu topluma sadece tepkiyi ve hakların askıya alınmasını Genelkurmay ile iplerin kopmasını sağlamıştır.

Genelkurmay Nizamiyesi'nden giremeyen, siyasi ve askeri otorite tarafından muhatap alınmayan Bay Ahmet KESER saltanatını devam ettirmek adına assubaylar ve Temad adından yararlanarak bir yandan ticaret ve komisyonculukla saltanatı sağlamaya çalışırken, diğer yandan kendisi ve algıcı, çalgıcı, nemacı yalakalarıyla yılların mücadelesi ve özverili arkadaşlarımızın gayretleri ile alınacak başarıları sahiplenmek adına algı operasyonlarına devam ederek genelkurmay ve hükümet ile görüşmelere devam edildiği masalını anlatıyor!

Mücadeleden nemalanan narsist, biatçı takımı sürekli olarak topluma empoze etmeğe çalıştıkları gibi, neymiş; sorunları iletmişler. Şimdi sıra, çözüm görevini  verdikleri Genelkurmay'da imiş (!) Bre gafiller, Genelkurmay ile pastahanede mi görüşüyorlar ayrıca sanki Genelkurmay düne kadar sorunları bilmiyormuydu!

Siz, hiç bir riski olmayan sigortacılıkla bile kar elde etmeyen ticari yetenekten yoksun iken, piyasının iki misli fiyatla pazarlamaya çalıştığınız yurtdışı turlarınızla, arsa diye dağ başındaki tarlayı yüz misli fiyatla pazarlayan komisyonculuğunuzla, assubay toplumuna ne faydanız var?

Geçenlerde kendi kendine Astsubay Haber Portalı Genel Yayın Yönetmeni ünvanı veren bir riyakar çanak sorularla  Ahmet KESER’le mülakat yapıyor. Yine aynı üslup, yine ayni kibirle Bay KESER, kendisinin yapması gerekeni yapan, Genelkurmay'a, bakanlara, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'na  özveri ile bu toplumun sorunlarını ilgililere iletenleri müstehzi bir ifade ile 'sözde' hafife alıyor! Hala, eleştiri yerine Genelkurmay'ı 'sözüm ona' dışlamaya çalışarak  Genelkurmay ve siyasi otorite ile görüşememenin, muhatap alınmamanın acizliğini gizlemeğe çalışıyor!

  • Kedinin ulaşamadığı ciğere mundar dediği gibi, kendisini muhatap almayan, Cumhuriyet tarihinde ilk kez insani düşüncelerle şehit assubayın tabutunu omuzlayan Genelkurmay Başkanı'nın bu insani davranışını eleştirerek, trübünlere oynadığını düşünüyor!
  • "İzmir'den biri yüksek okul mezunu 1nci dereceye yükselememiş, 9/2 diye tutturmuş" derken 9/2 nin binlerce kişinin sorunu olduğunu, ayrıca görev koşulları ve sorumlukları asssubayların görev koşulları ve sorumluluklarıyla kıyaslanamıyacak memurlardan değersiz görülmesinin yarattığı psikolojik baskıdan haberi yok!
  • Yüreğini ortaya koyarak bakanlarla kişisel dostluklar kuran, onlara assubayın adaletsizliğine inandırıp desteğini alan Sn. Yılmaz Demir Özçelik gibi bir cesur yüreği kutlamak,  teşekkür etmek yerine, yaptığının kişisel tatmin olduğunu söyleme talihsizliğinde bulunuyor!
  • Assubayların sorunlarına inanan, destek veren eski M.E.B. şimdiki Kültür ve Turizm Bakanı Sn. Prof. Dr. Nabi Avcı’nın hükümetteki saygınlığını yok sayarak, üstelik kendisini beceriksizlikle, İç İşleri bakanını laf salatası yapmakla suçlayacak kadar aymazlık gösteriyor!
  • Temad'ın ticari faaliyetlerinde Oyak ve Torku'yu geçeceğini, böylece assubayların  9/2 ve tazminatlardan daha karlı olacağını, refaha kavuşacaklar masalınıı anlatıyor!

Bay Ahmet KESER, 

Yalakaların büyük başarı gibi sunduğu, sıradan halkın katıldığı bir iftar yemeğinde Başbakan'a ulaşmaya çalışanların arasına kaynak yaparak girmek, iki resim çektirip bir dakikada astsubay sorunlarını anlattım diyerek hiçbir yere varamazsınız. Bu ancak sizi ve göreviniz bittiğinde etrafınızda göremiyeceğiniz Minatomani Yalakaları'nı tatmin eder.

Bu toplumun masallara ihtiyacı yok, sizi başımıza kral olarak seçmedik!

Bizler, gel dediğinizde gelen kurşun askerleriniz değiliz. Milyonlarca maddi ve manevi desteği çevrenizle saltanat sürün diye değil, bizi temsil edin, sorunlarımıza çare bulun, uzmanlar derneği gibi çalışın diye verdik.

Bu aymazlıklar, bu kişisel hesaplar devam ettiği sürece Temad Genel Başkanı olarak kaldığınız her dakika bu toplumun haklarının önündeki engeldir.

Siz önce becerebilirseniz yitirdiğiniz güveni sağlayın. Asb. adı ile kurulan kooperatife kendini 4 yıllığını başkan seçerek kendi refahını sağlamış olabilirsin.  Bir çok şube başkanının "rahatım bozulmasın" diyerek sessiz kalması seni bulunmaz hint kumaşı yapmıyor.

Seçilmeden önce günde iki kez arayıp danıştığın, seçildikten sonra kişisel hesapların ortaya çıkıncaya kadar sana destek veren bir ağabeyin olarak benim sözümü dinle. Yalakaların, biatçıların ile birlikte TENAD’ı (Türkiye Emekli Nemacı Assubaylar Derneği) kur! Tüzükte kendini ömür boyu başkan, yalakalarını yönetim kurulu üyesi seçtir. Sende kurtul, bu mazlum zümre de kurtulsun!

Not: Bu yazım üzerine yine yalaka gürühu kendileri ve sanal isimleri ile saldırıya geçeceklerdir. Hiç umursamıyorum! Sizde biraz yürek, biraz ahlak, biraz vicdan varsa daha önce de belirttiğim aşağıdaki konuları sorulayın;

  • Temad’ın aidat, gayrimenkul, bağış gelirleri, hazine yardımları ticari faaliyetlerden aldığı komisyonlar nedir, nereye harcanmıştır?
  • Astsubay ve Temad adı kullanılarak pazarlanan, emsallerinden yüzde yüz pahalı turlardan ve arsa diye dağ başındaki imarsız tarlanın yüz misli fiyatla pazarlanmasından,milyonluk ev satışından kim, ne kazanmıştır?
  • "Harcamaları sordum ihraç edildim" diyen Keser’in sadık yardımcısı Taner Yılmaz ve çantacısı, sırdaşı Sami Başkaya ile Fikret Parlak neden istifa etmişlerdir?
  • Başlangıç derecesindeki adaletsizlik yüzünden binlerce meslektaşımızın mağdur olduğu intibaklar konusunda kimlerle görüşüldü?
  • Bu adaletsizlikteki ısrarı kime, nasıl anlattınız? Nasıl bir tepki ile karşılandınız? Ya da "sırada 9/2 var" derken bunu neye dayanarak  söylüyorlar?
  • Tazminatlar büyük bir olasılıkla sadece 1'inci derecedeki assubaylara verilecek. Başka sürprizler var mı? Yoksa tazminatlarda intibaklar gibi binlerce kişinin mağduriyetine neden olursa bunu da emekleri olmayan diğer konulardaki  gibi  başarı diye lanse etmeye devam edeceklermi, Diyalog olmadan temsiliyet olmaz. Genelkurmay Nizamiyesi'nden içeri alınmayanlar bu görüşmeleri nasıl, kiminle yapacaklar ?
  • Hiçbir başarı elde etmeyen, etmesi de mümkün olmayan bu yönetime hangi amaçla destek veriyorsunuz? Bu desteğinizin Temad tüzel kişiliğine ve mücadelemize zararını biliyormusunuz?

Yanıtınızı bize vermeseniz bile belirttiğim gibi biraz ahlak, biraz vicdanınız varsa aynaya bakıp kendinize verin.

Kendisine ve mesleğine saygısı gereği mücadeleyi amaç edinmiş arkadaşlarıma saygılarımla....

Hiç bir assubay, TEMAD’ın tüzel kişiliğine saygısızlık etmez! Çünkü, TEMAD emekli assubayların temsilcisidir.

Bay Ahmet KESER’den önceki yönetimin temsil misyonunun yeterli olmaması nedeniyle, iletişim çağının nimetlerinden yararlanan assubaylar  yıllardır ön yargılarla oluşun haksızlıkları, hukuksuzlukları kamuoyu ve ilgililere duyurmak adına örgütlenerek, bu sitenin koordinasyonunda çok yararlı hizmetlerinin yanısıra, bizleri temsil edecek yeni bir yönetimi belirleme çalışmaları içine girdiler.

Bizlere güven veren, ayakları yere basan ANKARA PLATFORMU’nun mücadelede yaşanan olumsuzluklardan dolayı adaylıktan ayrılmaları üzerine, Ahmet Keser ve ekibini umut görerek seçilmelerine destek verdik.

Yönetime talip olan Ahmet KESER, TEMAD tüzüğündeki en önemli amaçlardan olan;

Dernek üyelerinin sorunlarının çözümü için gereken yasal ve idari girişimlerde bulunur

maddesine ek olarak;

Birinci önceliğimiz; yıllardan beri çözüm bekleyen özlük haklarımızı almak olacaktır. Özlük haklarının alınması için ilgili, yetkili ve etkili kurumlarla sonuç alınıncaya kadar müzakereler kararlılıkla yürütülecektir.

Bu ahlaksızca hakaretlerinin hesabını artık yargı önünde verecekler.

tarzında onlarca reform niteliğinde vaatlerde bulundular. Peki gerçekleştirdiler mi? Elbette gerçekleştiremediler!

Assubaylar olarak, bu yönetime tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini verdik. Bu yönetimin kişisel hesaplarla mücadelede başarı sağlamaması üzerine yaptığımız önerilerden, eleştirilerden ders almak yerine, yönetim destekli riyakar takımı ile eleştirenlere hakaret ve iftiralarda bulunuyorlar. Elbette bunları adamdan sayıp muhatap almıyoruz!

Bu güruh, bizlerin okuma ve yanıt hakkını engelleyip destek vermeyenlere sistematik bir şekilde saldırıyorlar!

Bunların başı olan 'TEMAD yönetiminde olması büyük bir şansızlık olan' Sami Boşkaya denilen kişi yazdığı bir yazıda “sosyal medyada özellikle başını Ersen Gürpınar’ın çektiği bir kısım kişiler tamamen show’a dönük kişisel çıkar amaçlı yapmaya çalıştıkları saçma sapan kampanya ve eylemlerinin Temad kurumsal yapısı ile hiç bir alakası yoktur. Bu tip kampanyaları sık sık düzenleyen Ersen Gürpınar'ın tek amacı reklam kampanyasından pay kapmaktır. TEMAD’a olan husumeti yaptığı kampanyalara malzeme olmadığımızdandır” buyurmuşlar!

Ah be assubay nosyonundan mahrum tosunum, sen bir kapıdan bir kapıya menfaat için koşarken, TEMAD ve mücadele adını telaffuz edemezken hiç bir kişisel çıkarı olmayan assubay sevdalıları tüzel kişilikleri, aidat, gayrimenkul ve hazine yardımı gelirleri, sekreterleri, makam araçları, binası olmadan çocuklarının, torunlarının harçlıkları ile mücadelede bir çok taşın yerinden oynamasını sağladılar.

17-EKIM-2009

Yukarıdaki resme iyi bakın. Bu resim, bizlerin koordine ettiği cumhuriyet tarihinde ilk kez bir cesur yürek arkadaşımızın, haksızlıklarımızı protesto etmek için MERZİFON-ANKARA yürüyüşünün sona erdiği Ankara Anıtpark'ta benim yaptığım basın açıklamasına katılanların resmidir.

  • Madem ben mücadeleye destek değil de kişisel hesap peşinde koşuyordum, Bay Ahmet Keser orada ne arıyordu?
  • Bu sitenin yaptığı birçok mail kampanyasından en önemlisi olanını sahiplenip "17 bin mektupla Genelkurmay'da ses getirdik" açıklamasını neden yaptı?
  • Kişisel gayretlerle bir çok ulusal gazetede günler ve haftalarca süren yazı dizilerimiz, Assubaya hakaret edenler için açtığımız davalar,mail kampanyaları bize ne gibi bir kişisel çıkar sağladı?

Kaldı ki, bunlar bizim görevimiz değildi. Bunları fedakar arkadaşlarımızın kendilerine ve mesleklerine saygısının gereği yapıldığını mücadeleye destek için gönderdiğimiz paralar ile ziyafet sofralarında, 5 yıldızlı otellerde ağırlanan satılık kalemler, görevden tanıdığımız yalaka takımı anlayamaz!

Yapılan her çalışma bu mücadeleye bir katkıdır. Bırakın ona buna laf yetiştirip aciziyetinizi gizlemeye çalışmayı, bu çalışmaları siz yapın, elinizi kolunuzu bağlayan mı var? Merak etmeyin bizler assubay adının geçtiği her konuya müdahil olur, her çalışmayı destekleriz.

Sizler, görevinizi yapmadığınız için bizler o boşluğu dolduruyoruz.

Genelkurmay nizamiyesinden giremeyen, Başbakanlık tarafından muhatap alınmayanların yapacakları bir şey yoktur!

Başbakan ve Genelkurmay Başkanı tarafından vaatler açıklandığında "40 yılda bir ele geçen fırsatı kaçırmayalım. Muhataplarınızla görüşün süprizler yaşamayalım, siz görüşemiyorsanız şubelerden bir heyet oluşturulsun" teklifimizi her zamanki gibi umursamadan 'nasılsa torbada keklik' diyerek; Genelkurmayı rol ve başarıyı çalmakla suçlayıp "Genelkurmayı devre dışı bıraktık, siyasi otorite ile hallediyoruz" açıklamaları ile şubelere emeğin olmadığı başarıyı sahiplenerek koştunuz.

Peki sonuç ne oldu? Hani halletmiştiniz? Hâlâ neyin karşılığı bu yalakalığı yapıyorsunuz? Sizde hiç vicdan yok mu?

Bu inadın, bu kibirin, bu aymazlığın sürmesinin bedelini assubaylar ödüyor!

İntibaklar, adaletsiz başlangıç dereceleri ile yapıldı. 3'üncü derecedeki ve yüksek okul bitirip 2'nci derecede bulunanlar mağdur edildi. Tazminatlardan haber yok. Ortalıkta bilgi kirliliği yaşanıyor. Ağa babanız ve TEMAD nerede? Neden açıklama yapılmıyor?

Tabii, patronunuz bay Ahmet KESER’in assubay sorunu çözme gibi bir derdi, gayreti yok. O, dağ başındaki tarlanın yüz misli fiatla assubaylara pazarlanıp alıncak komisyonla ve hayali şirketlerle gündem değiştirmeye çalışıyor!

Algıcı, çalgıcı, nemacı yalakalar, satılık kalemler nema peşinde olduğu için bunları eleştirmeye yüreği yetmeyince, assubay sevdalılarının takdir edilecek gayretlerini hakaretlerle, iftiralarla gündem değiştirip kişisel hesapları başarısızlıkları, aymazlıkları gizlemeyi amaçlıyorlar!

Sahi siz aynaya bakabiliyor musunuz? diyeceğim ama yüzü olmayan aynaya baksa ne olur, bakmasa ne olur!...

BU ZİHNİYETİNİZ DEVAM ETTİĞİ SÜRECE BUNUN VEBALİNİ VE AYIBINI YAŞAYACAKSINIZ.

Mücadeleyi kişisel hesaplardan uzak amaç edinmiş assubay sevdalılarına minnet ve teşekkürlerimi sunuyorum.

3-fotograf-fark

Kıymetli meslektaşlarım;

 İntibaklar kör topal geçmişken, malum tazminatlar ve 9/2 konusu gündemdeyken, sadece bu konulara yoğunlaşmamız  gerekirken, TEMAD yönetimi, bu kez kendi içinde birbirine düşerek, yönetim kurulunda, birbirlerini ihraç eder duruma gelmiştir.

Evet, TEMAD tarihinde ilk kez,  bir yönetim kurulu üyesi ve Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ihraç ediliyor. Hem de Ahmet KESER'e en sadık, en yakın  kişilerden biri. 

12509867_797405483704764_7997650446499561055_n.jpg

Hele ki, sosyal medyada yaptığım bir yorum nedeni ile şahsımı,  çok değerli onlarca arkadaşımın ihracında rol oynayan ve bu konuda bizi bir kaç kez arayan, Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan yardımcısının da,  sosyal medyadaki beğeni ve yorumlar nedeni ile ihraç edilmesi,  kaderin cilvesi olsa gerek. 


İşte Tamer Yılmaz Beyin açıklamaları;

1-197.jpg


Peki, TAMER bey neden ihraç edildi?

5 yıldır can ciğer kuzu sarması olanların arasına ne girdi?

Tamer bey açıklamış;

2-175.jpg


Yani Tamer Bey,  yönetim kurulu toplantısında, son bir yılın geliri ve giderini sormuş. 

Gezilerden, ajandadan, faaliyetlerden ne kazandık, nereye harcadık, ne yaptık demiş?

Yönetim Kurulu Üyesi olarak hakkı var mı ? Var!

Peki Ahmet KESER  ne cevap vermiş?

Onu da Tamer Bey açıklamış;

3-135.jpg


Yani, her zamanki gibi, Ahmet KESER, para hesabı sorulunca, hemen agresifleşmiş. Tıpkı bir önceki Başkan Yardımcılarından Sn. Naim Örengül ve Sn. Yalçın Kaçar'ın yorumundaki gibi;

5-065.jpg
Tabi,  bizde bu hususlara o dönemde yazılarımızla değinmiştik. Biraz maddi konularda sorular sormuştuk.  Şahsım  ve Foça TEMAD'ın eski Başkanı ve halen delege olan,  Sn. Şeref Alkoç' da maddi konulara değinince Ahmet KESER yine agresifleşmiş, derhal TEMAD Hukuk Koms. Başkanının eşi ve Hukuk Koms. Üyesi Av. Meral AKKUŞ aracılığı ile haklarımızda suç duyurusunda bulunmuştu.

6-044.jpg

Ancak, değerli Cumhuriyet Savcılarımız, Ahmet KESER ve avukatı gibi düşünmemiş ve Sn. Şeref Alkoç ve şahsım  hakkımda takipsizlik kararı vermişlerdi.

7-040.jpg

 

8-033.jpg

Yalnız değerli savcılarımız, bizler için verdikleri Takipsizlik Kararında da, Ahmet KESER'e ve avukatına adeta hukuk dersi verdiler.

İşte o karardan bir bölüm;

9-031.jpgYani savcımız Ahmet KESER'e şeffaf ol, bunları kolaylıkla açıklayabilecekken dava açmak ne demek diyor?

Neyse,  kaldığımız yerden devam edelim,

adsiz-016.jpg

Tamer Bey, Yönetim kurulu toplantısında birazcık maddi konuları sorunca ortalık karışıyor, ve diyor ki;"Büyük Genel kurulda konuşurum!"

Peki,  Tamer Beyin,  büyük genel kurulda konuşması, nasıl engellenir?

Cevabı kendisi vermiş; tıpkı bizler gibi, " Üyelikten çıkartılarak ve ihraç edilerek."

Ahmet KESER de ihraçla tam da bunu yapıyor işte. Genel Kurulda açıklama yapmak isteyen kendi yardımcısını ihraç ederek konuşmasını engel koyuyor adeta!

11-038.jpg

Demek ki Tamer Beyin konuşmasından, korkuyor ve çekiniyor. Yoksa neden ihraç etsin?

Yani,  bunlar kolaylıkla açıklanabilecek hususlarken, tazminatların 9/2'nini gündemdeyken neden böyle agresif bir davranış sergiliyor?

TEMAD'ın gelir ve giderlerinin sorulması, para işi, assubayların tazminat ve 9/2 meselesinden daha mı önemli?

Tam da, birlik ve beraberlik içinde olduğumuzu göstermeye çalıştığımız bu günlerde, TEMAD tarafından ihraç edilen ve istenmeyen kişiler olarak, Tazminatlar ve 9/2 meselesi çözülünceye kadar, TEMAD yönetimini eleştirmeyeceğimizi açıklamışken, Teşkilat Başkanının ihracı çok mu uygun?

Yani assubayların temel konuları gündemdeyken, bu bölünmüşlük, parçalanmışlık  çok mu yakıştı?

AÇIKLAMA GENEL BAŞKAN YARDIMCISINDAN!

Eee bu durumda, TEMAD'ın 2 numarası, Ahmet KESER'in en gözde yardımcısı,  Sami Başkaya durur mu?

TEMAD Genel Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu üyesi Sami Başkaya, her zamanki gibi kendine has, ağırbaşlı, saygılı, efendi!  ve makamına yakışır tarz üslubu ile meslektaşlarına hitaben;  "Bırakın yaşıyorken bir araya gelmeyi, öldüklerinde mezarı yan yana gelmeyecek, bilumum, yalaka, uzantı, maşa ve general seviciler,.." diye aynı zamanda kitap yazarı olarak da, kalemini hemen oynatıverdi. 

 Zaten, bu zat, saygılı, efendi, temiz üslubundan dolayı, Ahmet KESER tarafından aday listesine alınarak, TEMAD yönetimine seçilmemiş miydi?

Her neyse, TEMAD yönetim Kurulu üyesi ve  Genel Başkan Yardımcısına değer üslubundan dolayı  tebrik ediyorum, tam da kendine yakışan türde yazmış. İşte tek yasal temsilcinizim diyenlerin edebi seviyesi;

12-028.jpg

Kimse kusura bakmasın, edebi seviyesi, bu tipte olan şahsiyetler, hangi makama gelirse gelsin, asla benim temsilcim olamaz. Beni temsil edecek kişi, meslektaşları olan assubaylara,

"...Bilumum yalaka, uzantı, maşa, general sevici, Temad düşmanı, assubay düşmanı, Genel Başkan düşmanı, ilkezisler, omurgasızlar, lan..." gibi sıfatları kullanmaz.

Herkes kendi edep ve seviyesine göre yazar...! 

Hadi onun edebi ve seviyesi belli de, meslektaşlarına karşı bunca hakareti beğenen, 119 kişiye ne demeli?

Bir de,  TEMAD'ın resmi internet sitesinden sorumlu bu kişi, henüz Tamer Beyin yerine atanan kişiyi, henüz bulamadı sanırım. 2 gündür TEMAD sitesinde Teşkilat Başkanı yok görünüyor! 

YANDAŞLARIN NEFESİ KESİLDİ. TEK SATIR YAZAMIYORLAR !

Aman Allahım, bu korku nedir? Yandaş yazarlar, kalemşörler, bu konuda  tek satır yazamıyor. Koca koca adamlar, anlı şanlı dava adamları, "süt dökmüş kedi" gibi uysal ve sessiz sedasız, görmüyorlar, duymuyorlar.

Assubay davasına sevdalı, "Saygıdeğer hanımefendileri, bar kadının gibi lanse eden karikatürlerde paylaşan",  olmadık hakaretlerde bulunan, gücü sadece meslektaşının eşine yeten bu kişiler, (assubay demeye utanıyorum) ne yapıyor?

Siz hiç meslektaşının eşine, hakaret eden bir meslek grubu gördünüz mü? Ne subaylarda ne uzman çavuşlarda? Var mı böyle bir densizlik?

Bu davayı yeniden canlandıran, değerli büyüğümüz Sn. Ersan Gürpınar'a bile, en ağır saldırıları yapan, en kötü hakaretleri yazan sözde büyük dava adamları bu olayı neden ele almıyor? 

Bu konuları neden görüp, duyup, tek satır dahi yazmıyorlar?

Çünkü onlar kendileri yazamaz. "Kız arkadaşının terk ettiği, yüzü bol sivilceli ergen oğlanlar" gibi, "özelden en aşağılık yalanlarla iftiralarla insanları karalayan gönül adamları" gibi,  ağababalarının verdiği  talimat dışına çıkamazlar.

Bir gün gelecek, onların da yaptıkları aheste aheste çıkacaktır. Tıpkı, Tamer Paşanın başına gelenler  gibi.

TAMER YILMAZ ÇOK MU MASUM?

Tamer Yılmaz,  ihraçlarda önemli rol oynayan birisi. 1600 küsur üyeli,  TEMAD'ın ilk şubelerinden 31 Yıllık İstanbul TEMAD  Şubesini kapattırmak için her türlü işi yapmıştı.

 TEMAD Hukuk Komisyonu Başkanı, Av.  M.Erkan AKKUŞ ile beraber, İstanbul TEMAD'a kadar gidip, çilingir marifeti ile şubeye girmek istemişler, daha sonrada karakolluk olmuşlardı.

Üstelik Tamer Beyin, görevleri arasında; " derneklerin yurt sathına yayılması,asil üyelikleri teşvik ve artırma,büyüme için çalışma ve planlama yapma görevi" varken şube kapatma, üyeleri ihraç etme işlerine girmiş, imzalar atmıştı.

Demek ki, "Başkanım odanızdaki boş kolonya şişelerini doldurttum, sehpadaki çikolataları tamamlattım, arabanızı temizlettim deposunu da fullettim" demekle olmuyormuş bu işler. Birazcık sesini çıkarınca, sorular sorunca,  adamın sesini kesiveriyorlarmış.

Kısacası, TEMAD'ın generallerinden, Tamer Paşa, rüzgar ekti fırtına biçti.


TEŞKİLAT BAŞKANI GİTMİŞ, TEŞKİLAT UYUYOR!'

2-176.jpg

İyi de, Teşkilattan  Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ihraç edilirken, teşkilat, şubeler, şube başkanları, delegeler,  Teşkilat Başkanının ihracı konusunda  ne yapıyor?

Tık yok!

 Başkanlıklarını,  etiketlerini, delegeliklerini kaybetmemek için sessizce izliyorlar. Ne de olsa sesini çıkarınca, Balıkesir ve İstanbul'un başına neler geldiğini biliyorlar.

Seslerini çıkarırlarsa,  belki de burunlarının dibinde,  Eskişehir TEMAD, da olduğu gibi, bir kaç yandaşa, mevcut TEMAD'ın 500 m. ilerisine de, hemen bir şube kurduruverdiler. 

Tıpkı, İstanbul'da kurdukları ve 1 ay geçmeden kapanan,  şimdilerde tabeleası ve direği, kurana, kurduranlara hatıra olarak kalan! Bakırköy Temad şubesi  gibi.

İşte böyle, çakma şubelerin mimarlarından birisi de, Tamer Beydir.

Değerli meslektaşlarım, sizlere, hak alacağız diye lanse ettikleri 100 şubenin acınacak hali budur...

Bir diğer husus, 2013 yılında, emekli olduğumda Kahramnamaraş'ta TEMAD Şubesi yoktu. TSK'dan ilişik kestiğim gün, Genel Merkeze üye oldum. Daha sonra yazılı olarak, Antalya TEMAD'a üyelik başvurusu yaptım.

 O dönemde Antalya İl Başkanı Mustafa Değirmenci, Genel Merkezden gelen talimatlar gereği,   bizi üye kayıt edemedi.

Bu talimatları veren kimdi?

Tabi ki, Keser'in en sadık adamı Tamer Yılmaz!

Mustafa Değirmenci'nin üyelik konusunda verdiği cevap "Ersel Bey, sizin ile ilgili özel bir durum var, Tamer bey ile çok tartıştık, o nedenle üye kaydedemiyoruz" demişti. Özel durum dediği bizim ihraç işlemi. O günlerde Mustafa Değirmenci ile sert tartışmalar yaşayan ve bizi üye kaydettirmeyen Tamer bey de, bizim ile aynı akibeti paylaştı.

Her zaman kusursuz itaat, biat ve sadakat gösterenlerin sonunda olduğu gibi, hepsinin sonu aynı olacak. 

Allah yarına bırakır ama yanınıza bırakmaz!

Buradan Tamer Yılmaz'a açık bir çağrı yapıyorum; madem bir soru sordunuz ve karşılığında ihraç edildiniz, bunu da sosyal medyada yazdınız, elinizde ne varsa gidin hukuka ve hesabını sorun.

Yok bütün kavganız,  2. adam olmak için ise zamanlamanız çok yanlış. Yanlış yerde, yanlış zamanda, yanlış kişilere, doğru sorular sormuşsunuz.

Size "oh olsun" demiyoruz, geçmiş olsun diyoruz. İnşallah yaşadıklarınızdan ders alır da, size hakkı geçen  tüm meslektaşlarınızdan kuru bir özür dileme erdemini gösterirsiniz.  

Size, sizin gibi davranmayacağız. Güç elinizdeyken, ihraç ettiğiniz, bizim gibi onlarca Keser'zade meslektaşınızın arasına hoşgeldiniz diyoruz.

Hayırlı olsun.

Ne zaman adam oluruz?

"MAKAMLARLA, MAKAMLARI İŞGAL EDEN KİŞİLERİ AYIRT EDEBİLDİĞİMİZ ZAMAN.."

NOT : Temsilcinizim diyen TEMAD ve yetkilileri,  intibaklarımızın maaşlara yansıması ve gereken işlemin yapılması için  SGK'ya müracaat edilecek mi? Genel Başkan yardımcısı, sosyal medyadan millete laf  yetiştireceğine, konumunun farkına vararak  biraz sınıfına hizmet et de cevap ver. Her şeyi muhalif dedikleriniz mi duyuracak? Bari böylesine basit bir işi TEMAD'ın sayfasından duyurun.  Az işe yarayın be kardeşim! 

Saygılarımla

Dede Ersel AKSU

KAYNAK:https://www.facebook.com/photo.php?fbid=797405483704764&;set=a.356608914451092.1073741825.100003059582308&type=3&theater

YAZARIMIZI TAKİP ETMEK İÇİN ;

FACEBOOK :https://www.facebook.com/dedeersel.aksu.1

TWITTER: https://twitter.com/DedeErselAksu

Saygıdeğer Meslektaşlarım

Her zaman belirttiğimiz gibi assubaylar bu ülkeye ve ordumuza sadakatlerini teri, kanı ve canı ile kanıtlamış, karşılığında sadece adalet talep etmişlerdir.

Bizlere ön yargılarla yapılan haksızlıklar için mücaadelemizde elbette yasal temsilcimiz TEMAD yönetimidir. Bizim için umut olduğunu düşündüğümüz bu yönetime tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini verdik. Ancak tüzükteki görevlerini verdikleri vaatleri unutan Sn.Ahmet KESER  ne yazık ki kişisel hesaplarla hiç bir başarı elde  etmediği gibi uyarılarımızı dikkate almak yerine sırtını sıvazladığı kişilerin mücadele gönüllülerine hakaret ve iftiralarda bulunmasını adeta teşvik etti. Bir yıl önceki mücadele coşkusu, umut ve birbirimize tahammülden eser kaldı mı?

Bizlerin dışında hükümet, genelkurmay, OYAK yönetimlerine maksadı aşan eleştiriler, yardımcısının ve yandaşlarının hakaretleri sonucu kurumlarla olan ilişkilerimiz askıya alındı. Bizlerle ilgili hiç bir konuya çalışmaya müdahil olamadık.

Ben sizden sorun çözmek için yetki almadım” itirafı ile hiç bir kazanım elde edilemeyeceğini itiraf eden, "siyasi partilere deklarasyon yayınlayalım, mail kampanyalarına destek verin, muhataplarımızla görüşemiyorsak TEMAD’ın normal gelirleri dışında gönderdiğimiz milyonlarca liramız olması gerekiyor, ulusal gazetelere bilboardlara ilan verip haksızlıklarımızı yazıp kamuoyu oluşturalım, hatalardan ders alıp toplumu yeniden kucaklayın" tarzındaki tekliflerimiz yanıtsız kaldı. Yönetim adeta sessizliğe büründü!

Hoca verir talkımı kendi yutar salkımı“ dedikleri gibi "bizler tüm siyasi partilere eşit mesafedeyiz" diyen Sn.Başkan bizlerle ilgili mecliste yasa teklifi, soru ve araştırma önergesi veren CHP ve MHP'nin kapısını açmaz iken AKP'nin grup toplantılarına, İstanbul Kongre Merkezi istişare toplantılarına, seçimli genel kurullarına  anonslarla katıldı. Belki iktidara yakın olup sorunlarımızı çözer diye düşünürken iktidar partisi ile de ilişkilerini kopardı. Sn. Başkan ne düşündü ise seçimlerden önce çıktığı televizyon programında Genelkurmay ve İç İşleri Bakanı'nı kabul edilemez üslupla eleştirdi. Tüm kapıları kapatan Sn. Keser amacınız nedir? Siyaset yapacaksanız yardımcınız Yüksel Binici gibi istifa edin, siyaset yapın. Yolunuz açık olsun.

Başbakanımız 28 Ekim Malatya Mitinginde bir çok memur gibi uzman ve assubayların da sorunlarının çözüleceği, intibaklarının yapılacağı sözünü verdi. Sn.Dede Ersel Aksu yazısında Genelkurmay başkanımızın 29 Ekim resepsiyonundan sonra tüm kuvvetlerin temsilcisi assubaylarla Etiler Asb.Orduevinde bir toplantı yapıp "sorunlarınızın takipçisiyim, merak etmeyin" açıklaması yaptığını yazdı.

Bu açıklamaları duyan Sn.Keser destekçileri koro halinde "işte başkan, işte başarı", "haklarımızı alacağız", "daha güçlü olmak için üye olun, aidat yatırın", "bağışta bulunun", "her konuya itiraz edenlere bu başarı kapak olsun" tarzında kendi yalanına kendi inananlar gibi parsa kapma yarışına girdiler!

Sn.Keser fırsatı ganimete çevirmek için şube başkanlarına müjde vermeye koştu ama kendisine tazminatlar, başlangıç dereceleri gibi sorulan sorulara yanıt yerine basından hepimizin duyduğu konuları aktarıp genelkurmay ilişkileri sorgulanmasın diye de “konunun Genelkurmay ile ilgili bir durumun kalmadığını konunun siyasi otoritede olduğunu” belirtmekle yetinmiştir.

Bizi temsil edenler diplomatik bir dil kullanmak ilişkileri devam ettirmek mecburiyetindedir. Hiç kimseye hakaret ederek, maksadı aşan eleştirilerde bulunarak düşüncemizi kabul ettiremeyiz. Sn.Keser, bilinçli veya bilinçsiz olarak bu hataya düştü. Bunu tamir etmek mümkündür. Kendisi görüşemiyorsa Genelkurmay ve siyasi otorite nezdinde temaslarda bulunmak yapılan çalışmalara müdahil olmak, hızlandırmak, adaletin sağlanmasına katkı sağlayanlara minnet ve teşekkürlerimizi iletmek için TEMAD şube yönetimlerinden bir komisyonun seçilmesini ve görev almasını sağlamalıdır. Bu hizmeti  esirgemesin.

Genelkurmayın katılmadığı bir teklifin kabul edileceğini düşünmek bile abesle iştigaldir. TEMAD Gn.Başkanının açıklamadığı konu ile ilgili  Genelkurmaydan Sn.Genelkurmay assubayımız Hv.Sav.Kd.Bşçvş. Harun AĞPAK‘ın tarafıma gönderdiği bilginin ilgili bölümünü sizlere sunuyorum.

29 Ekim töreninde de Sn.Gnkur.Bşk.mızın dile getirmiş olduğu hususların içeriğini sizlere arz ediyorum;
  • 2’nci dereceden emekli olanların 1’inci dereceye, 3’üncü dereceden emekli olanların 2’nci dereceye düşürülerek intibakının sağlanması
  • Yarbay, Albay ve Generallere ödenen makam (temsil) tazminatının Kd.Bçvş.lara da ödenmesi (emeklilikte dahil),
  • Asb. MYO mezunlarının 9/2, lisans mezunlarının 8’inci dereceden göreve başlamaları, eski mezunların intibaklarının MYO mezunu gibi yapılması,

ile diğer mesleki, sosyal, maddi ve konum/algısal konular titizlikle takip edildiği Genelkurmay Başkanımız tarafından 29 Ekim 2015 tarihinde Etiler Astsubay Orduevinde vurgulanmıştır. Ayrıca yukarıda belirtilen üç konunun bizzat kendisi tarafından takip edildiği, seçim öncesi başbakana iletildiği ve sonuna kadar gerçekleşmesi için mücadelesinin verileceği belirtilmiştir.

Teklifin genelkurmay tarafından hazırlanması, komutanımızın başbakan ile görüşmesi meslektaşlarımıza takipçisi olacağım sözünü vermesi bizler için bir teminattır, minnettarlığımızı sunuyorum. Adaletin gerçekleşmemesi için hiç bir sebep kalmamıştır. Yine de komisyonlarda değişikliklere uğramaması için takibi gerekiyor.

 TÜM MESLEKTAŞLARIMIZA HUZUR, REFAH VE ADALET GETİRMESİNİ DİLİYORUM. Saygılarımla...

Saygıdeğer Meslektaşlarımız

Her zaman belirttiğimiz gibi ”assubay olmadan bırakın ordunun savaşmasını asker karnını doyuramaz“. Peki bu gerçeğe  ve taleplerimizin de sadece adalet, eşitlik ve insan onuruna saygıdan ibaret olmasına rağmen neden ön yargılarla ve özellikle kendi kurumumuz tarafından sosyal,ekonomik ve insani haksızlıklara uğratılıyoruz? Tek nedeni var; Gücümüzün farkında değiliz ve birlik olamıyoruz.

Görevde iken tanıdığımız içimizdeki bir avuç ahlak yoksunu küçük menfaat sahipleri ile bizleri aynı kefeye koymak istediklerini acı tecrübelerle öğrendik ve ne yazık ki bir yere yaslanmadan ayakta duramayan, kişisel hesapları olan bu kişiler küçük çıkarları uğruna umutlarımıza birliğimize dinamit atarak aynı tavrı emekli olunca da devam ettiriyorlar. TEMAD önderliğindeki mücadelemizde başarısızlığımızın tek nedeni budur... 

Mücadelemizde bir milat olan 1971-1975 olaylarında günün antidemokratik ortamı yüzünden mücadele azmimizi devam ettiremedik, o fedakar meslektaşlarımıza sahip olamadık. Buna bir de sicil, tayin, ceza baskısı eklenince mücadele ateşimiz ne yazık ki küllenmek zorunda kaldı.

İletişim çağının internet'in  nimetlerinden yararlanarak bir araya gelen assubay sevdalısı arkadaşlarımızla yaptığımız “Emeğinin, alın terinin, akıttığı kanın karşılığında sadece adalet isteyen çocuklarına aydınlık yarınlar bırakmayı ve insanca yaşamayı isteyen meslektaşım,  haksızlıklara tepkisizlik yeni haksızlıklara davetiyedir, derneğimiz TEMAD önderliğinde bizler için onur olan mücadeleye desteğinizi bekliyoruz“ çağrılarımız yanıt buldu.

Bu fedakar arkadaşlarımızın katkıları ile Cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak SABAH gazetesine haksızlıklarınızı dile getiren ilan verdik. Bir çok yazı dizisi ve davamıza inandırdığımız yazarların (Özellikle Sn. Umur TALU) desteği adaletsizlikleri dile getiren yazıların yayınlanmasını sağladık. Meslektaşımız Sn.Tuncer Küçük'ün MERZİFON-ANKARA arasında gerçekleştirdiği haksızlıkları protesto yürüyüşünü sağladık. Mail kampanyaları ile haklı taleplerimizi ilgililere ilettik. Bunlar ve diğer çalışmalarımız sunucu oluşan coşku ile çığ gibi büyüdük. Derecemizden, kadememizden habersiz olan genel merkez yönetiminin değişmesi için bu sitenin önderliğinde kurulan TEKYÜREK grubu ile YENİ OLUŞUM grubunun temellerini atıp Sn.Keser ve ekibinin göreve gelmesine katkılar sağladık.

Tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini alan bu yönetim, önce yola çıktıkları idealistleri yolda buldukları menfaatperestlerle değişerek 11 kişilik yönetim kurulundan 8 kişinin istifası ile bizleri ilk hayal kırıklığına uğrattı. Bu arkadaşlarımız kendilerini, istifa gerekçelerini tam olarak anlatamadıkları ve alternatif bir yönetim oluşmadığı için Sn.Keser yeniden genel başkan seçildi. Bir işareti ile binler bölge toplantılarında, onbinler Ankara'da toplandık;  hamasi nutuklar, verilen  sözlerle tavan yapan umutlarımız 2014 seçimini tekrar kazanmanın güven ve  kibiri ile göreve yeniden seçilen Sn.Keser’in kişisel hesapları ile hayal kırıklığına dönüştü!

Göreve seçilmek için;

-Önceliğimiz özlük haklarının alınması için ilgili, yetkili ve etkili kurumlarla sonuç alınıncaya kadar müzakereler kararlılıkla yürütülecektir.

-TEMAD; İl, İlçe Başkanlıkları ve üyelerinin de katılımını sağlayacak demokratik bir yönetim anlayışıyla yeniden yapılandırılacaktır."

gibi vaatlerini, tüzükteki görevlerini unutan sayın genel başkan hangi amaca hizmet ettiyse Genelkurmay ile bizlerin hiç bir yarasına merhem olmayan maksadı aşan eleştirilerle diyaloğu sonladırdı. Orduevi yasağı ile ilişkiler tamamen bitirildi. Buna rağmen bu siteden verdiğimiz, şu an çevresindeki nemacıların katılmadığı toplum desteğinden kuvvet alarak hatalarını tamir etmek yerine ne yazık ki kişisel hesaplarla yanlış üstüne yanlış yaparak ve  “Ben sizden sorun çözmek için yetki almadım” açıklaması ile umutlarımızın tamamen kaybolmasına neden oldu.

Haksızlıklar karşısında susmanın yeni haksızlıklara davetiye çıkaracağı bilinci ile mücadelemizde yaşanan bu umutsuzluk ve kaos ortamına sessiz kalamazdık. Bir tek satırında hakaret olmayan yapıcı eleştirilerimize tahammül edemeyen ve başarısızlıkları olumsuzlukları gizleyip gündem değiştirmeyi amaçlayan, bu nedenle eleştirenlere hakaret ve iftiralarda bulunan haysiyet yoksunları konusunda meslektaşlarımızın duygularına tercüman olarak Sn. Ahmet KESER’e (http://www.emekliassubaylar.org/component/k2/item/1034-temad-genel-baskanligina-cagri) uyarıda bulunduk. Bu kişilerin düşük profilli, seviyesiz davranışlarının mücadeleye ve TEMAD’a zarar verdiğini, gereğinin yapılmasını rica ettik. Uyarılarımızı dikkate almak bir yana, Sn.Keser tarafından korunup ödüllendirilen, mücadeleden nemalananlar sistematik bir şekilde meslektaşlarına, genelkurmaya, OYAK yöneticilerine, YAŞ üyelerine hakaretleri hız kesmeden devam etti.
Genelkurmay'ı elbette eleştireceğiz, ancak hiç kimse düşüncesini hakaret ederek karşısındakine kabul ettiremez. Bu haysiyet yoksunlarının iddia ettiklerinin aksine, Genelkurmay diz çökmedi! Bu aymazlığın faturasını görevdeki meslektaşlarımızın geleceğini pamuk ipliğine bağlayan Askeri Disiplin Yasası, Kadrosu assubay olan komutanlıklar ve şube başkanlıklarının subay yapılması, bizler için umut olan personel yasa taslağının askıya alınması gibi olumsuzluklarla ödemek zorunda bırakıldık!

YAŞ üyelerine hakaretten yargılanan Gn. Başkan yardımcısı Sami Başkaya ve hakareti şiar edinen tayfası, hakaretten sabıkalı ısmarlama yazı yazan sözde yazar bu aymazlıkları eleştirenlere hakaretlerle "çamur at, izi kalsın" düşüncesi ile mesnetsiz  iftiralarda bulunmaktadırlar.

Son olarak bu mücadelede önemli bir misyon üstlenen, görevde iken mücadele katkıları nedeniyle çileler çeken,  sitemiz yönetimi üyesi ve yazarı Sn. Ersen Gürpınar’ı 1975 olaylarında Rize Askerlik Şubesi'nde tek assubay olarak görev yapmasına rağmen meslektaşlarını ihbar etmekle suçlayacak kadar basitleştiler. Yetmedi, TEMAD’ın Facebook resmi sayfasında ve kendi sayfalarında, tüm televizyonlarda, hepimizin facebook sayfasında, internet siteleri ve gazetelerinde irade dışı Gooole tarafından yayınlanan reklamlarda HDP reklamını (montaj da olabilir) bahane ederek aklın, mantığın, vicdanın, ahlakın kabul etmeyeceği bir şekilde site yönetimini değil, sadece yıpratmayı, bezdirmeyi amaçladıkları Ersen Gürpınar'a PKK sempatizanı suçlamasında bulundular!

Sn.Gürpınar’ın vatanseverlik duygularını sorgulamak kimsenin haddi olamaz. Üstelik TEMAD yönetiminin seçimler dolayısıyla sesimizi duyurması gerekirken bu boşluğu dolduran, sitede SİYASİ PARTİLERE DEKLARASYON kampanyasında HDP'nin yasal ve mecliste grubu bulunan bir parti olmasına rağmen teröre destek verdiği inancı ile mail kampanyasına bu partiyi dahil etmeyerek gösterdiğimiz hassasiyetimizi tüm assubay kamuoyu bilmektedir.

Her konuda ahkam kesip maydonoz olanlar, TEMAD'ın normal gelirleri dışında çocuklarımızın, torunlarımızın harçlıklarından keserek mücadeleye destek için gönderdiğimiz milyonlarca lira maddi desteğin, hazineden tanıtım için alınan yüzbinlerce liranın nereye harcandığı konusunda assubay kamu vicdanında oluşan endişeleri, başarısızlıkları, aymazlıkları sorgulamaya cesaret edemeyenlerin, yıllarca site giderlerini cebinden ödeyen yönetimin harcamalara katkı için aldığı google reklamlarından ayda ortalama 100 (yüz) lira cüzi reklam gelirini sorgulamaya hakları ve hadleri olamaz! Kaldı ki bu gelirde assubayların tek kuruş katkısı olmamasına rağmen meslektaşlarımıza saygımızın gereği bu harcamaları kuruşu, kuruşuna site mesaj panosunda her yıl sonu yayınlıyoruz. Kimse bulanık suda balık avlamaya, ahlaksızlığa tevessül etmesin. Bu açıklamaları meslektaşlarımıza saygımızın gereği yapıyoruz. Yoksa hakareti şiar edinen bu kişileri muhatap almayı, onların seviyesine inip onlara hak ettikleri yanıtı vermeyi bile zul addediyoruz!

Sn.Gürpınar’ın girişimleri ile kurulan bu sitede, adını duyuran delege ve yönetimlere seçilenlerin bir kısmının bu ahlaksız saldırıya sessiz kalmalarına "herkes kişiliğinin gereğini yapar" diyerek sadece üzüldük; ancak sudan bahanelerle fikren uyuşamadıklarını, muhalif kabul ettikleri kişileri ihraç eden, şube kapatan genel merkezin umutlarımızı, birliğimizi dinamitleyen bu kişiler için   sessiz kalmasını kabul etmek mümkün değildir.

Sn.Keser, bu kişilere ne borçlusunuz, neyi amaçlıyorsunuz? Anlamak mümkün değil! Amacınız kendine ve mesleğine saygısı gereği sorgulayan, eleştiren assubay sevdalılarını susturmak ise bu gayretiniz beyhudedir. Her hakaret, yapana ve destekleyenlere bumerag gibi geri dönüyor. Ayağınıza sıkılan kurşunun farkında değilsiniz. Sizin için fazla üzüldüğümüz söylenemez de, şahsınızda TEMAD kan kaybediyor! Bir kez daha hatırlatıyoruz; delege sizi kral olarak seçmedi. Verdiğiniz vaatleri ve tüzükteki görevleri yerine getirmeniz için bir STK örgütüne başkan seçti. Bunca maddi ve manevi desteğe rağmen toplumun önüne koyacağınız bir tek başarınız yok. Bugün sitelerinde, sayfalarında övgüler dizen, algı operasyonları yapan bu riyakar takımı ile lokal işletip para kazanmayı, assubay adından siyasi ve ticari çıkar sağlamayı amaçlamış olabilecek bir kısım yöneticilerin  alkışları ve kurucuları dahil toplam 120 kişiden oluşan KAMU-DER adlı dernek tarafından 'kişisel dostluklar nedeniyle' yılın derneği seçilmenizle kendinizi tatmin edebilirsiniz, ama yarın görev süreniz bitince sizi önce bunlar terk edecekler. İnanın adınız bile anılmayacak...

Tanınmanıza, seçilmenize büyük katkılar sağlayan, mücadele fırtınaları estiren, sosyal medyayı lütfedip muhatap almayabilirsiniz. Şubelerinize sorun, umuttan, birlik ve beraberlikten bahseden var mı? 

Yüzbinlerce kişinin vebalini yüklendiniz. Daha fazla toplumun nefretini, lanetini üzerinizde taşımayın. Hatalardan ders alarak, görev süreniz bitmeden kendilerine yeni bir efendi bulacak olan bu haysiyet yoksunlarını etrafınızdan temizlemeye başlayarak yeni bir başlangıç yapın. Ya da istifa edin.

Meslektaşlarımıza sevgi ve saygılar sunuyoruz.  

SİTE VE ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ

Önce 9 yıllık Mustafa Erol dönemini bitirmek için yeni oluşum adı altında seçime aday oldular.

Tüm çağdaş ve modern yapıya dair vaatleri sıraladılar.

Hani Sovyet politbürosunun unutulmaz ismi Leonid Brejnev'in yetmiş yaş üzeri kızıl ordu savaş kahramanları ile otuz yıl sürdürdüğü katı ve eski rejimi, yeni oluşum olarak büyük bir rüzgarla gelip yıkan yeni devrimin sesi Mihail Gorbaçov gibi;

Yeni oluşum gurubu; eski yönetimi eski yönetimin delegelerini dahi etkileyerek saf dışı bıraktılar.

Ünlü bolşevik atasözüdür. "Her devrim önce devrimi yapan evlatlarını yer.

Temad'da devrim falan olmadı tabii ki,sadece bir genç kuşak rüzgarı esti.

Sayın Cengiz Erten'in sayfa ismi misali. Eski algı ve bakış gitti.

Temad'da genç kuşak bir yeni oluşum değişim ve dönüşüm dönemi başladı.

Çağdaş, vizyonel, genç; üstelik 84 emekli kuşağı gepegenç bir nesil Temad yönetimine oturdu.

Seçime girerken yayımladıkları ilkeler ve vaatler Temad adına bir devrimdi.

Bir ilkti.

Katılımcılık, paylaşımcılık, kitlesel hareket birliği ve en önemlisi ise mutlak eylem ve kararlılıktı.

İlk üç aydaki çıkış müthişti. “Ayrı camilerden kalkan cenazeler”, “Kast sistemi" “Yarım kanatlı uçucu bröveleri“, “Bu kadarına da pes“ tişört ve şapkaları bir anda yarım asırdır bildik genelkurmay basın açıklamalarından sıkılan medyada reyting patlaması yaşanmasına sebep oldu.

Onca şube ve binlerce emekli silkinecek, harekete geçecek, sınıf mücadelesine ve hak davasına baş kaldıracaktı.

İlk üç ay sosyal medyada iyi bir örgütlenme ve organizasyon sağlayan yeni yönetim, kurduğu pes gurubunun başına mükemmel derecesinde başarılı ve organizel bir kaabiliyete sahip sayın Bülent Civan'ı getirdi. Sayın Civan rüzgar ekip fırtına biçti.

200 bin insanı sosyal medyada örgütledi ve aktif hale getirdi.

Yıllardır tv.'lerde bir kanalı dahi göremeyen Temad flaması yeni oluşum ve başındaki genç dinamik, sözünü sakınmayan dili arı gibi keskin genel başkan sayın Ahmet Keser sayesinde medya kanallarına yetişemez oldu. Ülkenin gündemi bir anda assubaylar ne istiyor İnfialine ve nerede ise bir assubay devrimine hâttâ patlamasına dönüştü.

Gündem o kadar hızlı gelişti ki Genelkurmay dahi ne tür bir önlem geliştireceğini kestiremez ve tedbir alamaz oldu. Başbakan, Assubay kökenli mit müsteşarı sayın Hakan Fidan'ı acilen bu konuya görevlendirdi.

Ergenekon ve Balyoz davasının tutuklamalarının getirdiği öz güvenle hükümet; TSK. hiyeraraşik yapısının ve katı statükosunun dağılmasında bir gedik daha açılmasından oldukça memnun ve mutlu olarak bakanlıkları vasıtasıyla Temad genel başkanlığını, meselelerinin halli adına görüşmelere davet ederek hem hükümet hem de parlamento kanadında en içten ve samimi konukları arasına aldı.

Bu tavır pamuk ipliğine bağlı durumdaki genelkurmayı harekete geçirdi. Tepki sert oldu, karşılığı da gecikmedi. Temad genel başkanı hakkında TSK personeli arasında ayırımcılık yapmak, manevi birlik ve beraberliği tehdit ve tahrik etmek, çalışan assubayları üst, amir ve ordudan soğutmaya çalışmak suçlaması ile hakkında genelkurmay askeri savcılığınca suç duyurusunda bulunuldu.

Osmanlı’nın Avrupa’da en son gittiği ve büyük Kanuni’nin o toprakta vefatı ile görebildiği en son yer olan Zigetvar kalesi misali bu suç duyurusu da Temad’ın çığ gibi büyüyen nefesini ve sesini bir anda kesmeye yetti, ilerleme ve şahlanış birden durdu.

Hükümet vahameti görünce acilen Genelkurmay başkanına giderek, bir protokol yapma ihtiyacı hissetti. Bundan böyle Assubayların ve emeklilerin tüm hak ve insani talepleri Genelkurmayın alacağı bir tedbir ile doğrudan MSB.lığı üzerinden hükümete iletilecekti. Asla dışarıdaki dernek ve oluşumlar kaale alınmayacaktı.

Genelkurmay acilen ve apar topar ordudaki assubayları dizginleme ve Temad’dan uzaklaştırma adına iyi düşünülmemiş, her zamanki kurmay ve şablon çalışması ürünü bir projeyi medyaya açıkladı.

Günlerden pazartesi idi. NTV kanalında iki kıdemli başçavuş öğlen saatinde bir ilk olarak resmi üniformaları ile basın açıklaması yapıyor; Genelkurmay başkanının özel görevi ile assubayların özellikle kıtalardaki assubayların sorunlarının tespit ve tayini işine ombudsman olarak atandıklarını, bu sebeple bundan sonra hiç bir çalışanın Temad’ı kaale almamasını, artık yeni teşkil ve yetkili birimin kendileri olduğunu açıklıyorlardı.

O gün NTV. televizyonunun öğlen verdiği bu flaş haberle hem MSB.lığı hem de genelkurmay başkanlığı Temad’ın ipini bir günde çekiveriyor;  bu tedbire; ne gariptir ki Temad genel merkezi de bütün frenlerine basarak bir anda adeta destek veriyor, İlk etapta sayın Bülent Civan görevden alınıyor, iki yüz bin kişilik pes gurubu dağıtılıyordu.

Bir anlamda yelkenlerin şişmiş bezleri alabanda edilerek kapatılıyordu. Büyük olasılıkla da burada Mit müsteşarı devreye giriyor, Temad  Genel başkanını  başına gelebilecekler konusunda  ciddiyetle  uyarıyor,  “yeter, tamam artık dur“ diyordu.

Tehlikenin boyutunu gören sayın Keser assubay hareketinde frene basma sözünü verince de suç duyurusu geri çekiliyor ve soruşturmaya şimdilik gerek yok gerekçesi ile infaz durduruluveriyordu.

Temad’ın dışlanması ve hızının kesilmesi kendi kamuoyunda sert bir iç çekişme ve kavgaya dönüşüyor, bu kavga büyüdükçe genel merkezdeki huzursuzluk da o oranda artıyordu.

En sonunda assubay tabanının ve güçlü, etkili sözü dinlenen, genel  merkezin “azılı muhalif“  ilan ettiği kesiminin, artan huzursuzluğu ve yükselen seslerini  yatıştırmak adına bir eylem planlandı, bu ilk pasif eylemin adresi muvazzaf assubaylardı.

Tüm askeri kantinler, işletmeler, gazinolar ile özellikle ordu evleri ailecek boykot edilecek tam bir ay alış veriş yapılmayacaktı.

Planlayan genel merkezdi, ama genelkurmayın sopası her an genel başkanın tepesinde Hz. Ali’nin küheylanı gibi duruyordu. Bu eylem tabanı rahatlatmalı, gazını almalı, ama genelkurmaya verilen Ahmet Keser sözüne de uygun olmalı idi.

Onun da çaresi hemen bulundu. Bu eylemi Temad genel başkanlığı değil; küçültülmüş haliyle yeni pes gurubu üstlendi, sorulduğunda cevap tek idi.

Temad ın ve genel merkezin bu boykotla hiç bir ilişkisi yoktur. muvazzaf personelin bir eylemidir.

Bu savunma medyaya beyanla verilince bu sefer de muvazzafların öfkesi sel oldu taştı. Öyle ya emekli koskoca insanlar bu eyleme girmeyecek, hele ki Temad genel merkezi üstlenmeyecek, eşinin kolundaki bilezikleri bozup da bağış yapan ve Temad’ı gözünde bir kahraman haline getiren , yasal ve hukuki açıdan cezai sorumluluğu olan çalışan Assubaylar eylem yapacak, üstelik bir de ordudan atılma, ceza alma mesleğini kaybetme pahasına ortada yalnız ve sahipsiz, savunmasız kalacaktı.

Bu yanlış ve bencil anlayış çalışanı Temad’a bir anda küstürüverdi. Çalışan binlerce assubay, derneklerinin kendilerini bir anda böyle ortada bırakmasını anlayamadılar ve bu durumu hazmedemediler.

Bu iki yüzlü davranış Genelkurmayın da gözünden kaçmayacak ve Temad genel başkanı hakkındaki kesin hükmünü verecekti. Toplumunu ve çalışanını öne itip kendisini  derneğinin tüzel  konumunun arkasına gizleyen ,  kurumunu  ve emeklileri ile çalışanlarını ortada bırakan “benim haberim yok“ diyen bir şahsi hükmiyet  ve kişi  asla assubaylar adına genelkurmay ile istişarede bulunamaz ve assubayları temsil ederek bize muhatap olamaz algısına dayanarak Temad’ın ipini çekiverdi.

Yaptığı yanlışın sonunda etkisizleşen genel başkan  sonrasında ise zaten hiç birlikte çalışmadığı  on iki kişilik ekip bütünlüğünü ve blok çalışma anlayışını artık tamamen terk ederek, yanındaki sadık ve biatçi üç adamı ile beraber, derneği ve çalışmaları verilen taviz oranında tamamen durgunluğa, sessizliğe, suskunluğa söylemsizliğe  doğru yönlendirmeye başladı.

Alel acele planlanan ve hükümetin de buna sıcak bakarak “sizi ve emekliyi oyalar sevindirir, gazınızı da alır“ dediği “17 ekim dünya assubaylar günü“ projesi eldeki son koz ve gönül alma eylemi olarak durumu ve günü kurtarma adına devreye sokuldu.

Ne var ki bu  “U“  dönüşünün ve bir anda toplumu ile her türlü irtibatı kesmenin yarattığı huzursuzluk gün geçtikçe artarak, durdurulamaz boyutlara varınca, bunu önleme adına “bilgilendirme toplantıları” adı altında Konya, İstanbul, Balıkesir, İzmir, Samsun, gibi büyük illerde kapalı salon toplantıları yapılarak bildik, aynı söz ve ifadelerle toplumun enerjisi boşaltılarak emeklilerin gazı alınmaya başlandı.

Gelinen nokta itibariyle Temad hem siyaseten  hükümet nezdinde , hem de Genelkurmay katında artık dışlanmıştı,  Astsubay sınıfının, eylemsel gücünün  ve coşkusunun defteri dürülmüştü.  Temad da artık kamu yararına  statülü eski tas eski hamam bir usülen ehven bir dernekti.

Aynı sayın Erol dönemindeki gibi tekrar çok eleştirdikleri o noktaya geri gelip oturmuşlardı.

Eski vizyonuna ve eylemsel söylemlerine döndüğünde genel başkanı bekleyen cezanın düğmesine anında basılacağı kendisine gizli uyarı ile defaten anlatılmıştı. Artık Temad’ın manevra alanı daralmış, Genelkurmay ile köprüler radikal çıkış ve söylemler ile muvazzaflara yaptırılan bu saçma ve komik eylem sebebiyle çoktan atılmıştı.

Nihayetinde; toplumun hak ve adalet taleplerindeki artan şiddetteki yüksek sesler genel merkezde büyük sıkıntılara sebep olunca  sayın Keser’in yönetimdeki arkadaşlarının sadece bir kısmı ile oluşturduğu otoriter yönetim ve ben bilirim şeklindeki (T.Erdoğan kopyalı) tavrı  ve dışlamayı daha fazla kaldıramayan yönetim kurulunda önce kapılar herkesin karşılıklı yüzüne kapanacak,  sonunda ipler kopacak büyük bir kavga ile genel sekreter ile  genel başkan yardımcısı istifa edecekti.

Bu iki önemli yönetici; istifa sebeplerini yönetim adına genel başkanın değiştirmeden okuyarak toplumu ile paylaşması taleplerine genel başkan  yasak koyacak ve ikisi de toplumları karşısında Temad’a ihanet eden kişiler olmayı kabullenmek durumunda kalacaklardı.

Sosyal medya ve platformların tüm ısrarlarına karşın bu iki yönetici istifa sebeplerini uzunca bir süre açıklamayacaklardı.

Ne var ki,  bu iki istifa genel merkezde suları durultmaya yetmiyordu;  çünkü sorun iki kişi değil genel başkan ve çevresindeki üç kişinin   kurduğu otoriter, kendi bildik, doğru ve bakış  algısından  derneği yönetmek zaafiyeti idi.

Nasıl olsa T.Erdoğan modeli vardı ve iyi çalışıyordu. Genel başkan da bu modeli benimsedi, ne de olsa taban da Ak parti tabanı gibi şükürcü ve sessizdi. Bir iki yırtık ve yalnız kalemin, söylemin kaale alınmayacağını sayın genel başkan iyi biliyordu. Her gittiği yerde “ben sosyal medyayı görmemeye çalışıyorum ve okumuyorum, gayet rahatım“ diyerek kopan taban bağının izahını böyle savunmaya çalışıyordu.

Coşku ve heyecan sönüp köz bitince,  tabandaki hesap tuttu, toplum sustu.

Yeniden beklemeye ve umut tüketmeye başladı, ne var ki genel başkanın yanındaki ekip toplumu susturmaya ve eylemden soğutarak davaya sırt çevirmeye yönelik bu güdülen taktik ve stratejinin farkındaydı.

Yönetim kurulu çoğunluğu, susmak yerine son sözü söylemeyi tercih etti. Genel başkan; ekibinin  büyük kısmının defalarca yaptığı uyarıyı da kaale almayınca ipler yeniden koptu ama bu sefer kökünden.

Önce altı yönetim kurulu üyesi arkasından da dernek avukatı olan hukuk müşaviri üyesi istifa edince Temad yönetimi de düşmüş oldu.

22 Ağustos tarihinde yapılan seçimli olağan üstü genel kurula bulaştırılan entrikalar ile oda ve kulis faaliyetleri, divan heyetinin hataları, genel merkezin seçimi tarafsız bir ciddiyetle savunmayıp; yönetmeye kalkması seçimlere gölge düşürdü ve sonunda derneği belki de bir kayyum atamasına götürecek talihsiz bir sürecin başlamasına sebep oldu.

Üç ayda yıldızı parlayan derneğin çöküş ve yıpranma süreci o kadar hızlı oldu ki; hiç kimse gelinen bu vahametin sorumluluğuna yanaşmaya tenezzül etmedi, sorumlu ve cesur davranmadı.

Kendisine 2011’de 36 ay süre verilen bir genel başkan dava arkadaşlarına ve yeni oluşum birlikteliğine ancak 22 ay dayanabildi.

Bildiğini okudu. Sezar gibi kendisi yönetmeye kalkıştı ve ekibin yarısını yok saydı.

2011’de yapılan seçime genç kuşak emekli assubaylar adına başkan adayı sıfatı ile katılan ve alkış alan sayın Cengiz Erten seçime az bir süre kala kendisi başkan adaylığından vazgeçip Astsubay davasının mücadelesine en hazır olan tek ekibini güven ve strateji amacı ile  yardımcısı Zafer Çimen’e  teslim edince, zayıf ve iradesiz olan Zafer Çimen de bu hazır ekibi başka ittifakların sahte barış eline teslim ediverdi. Güç ve blok çökünce seçim arenası yine  sayın Keser’in avuçlarına teslim edildi.

Sekiz kişilik istifa bayrağını açan ve seçimi ortaya getiren sayın Ayhan Yıldırım ve gurubu genel başkanın onca ağır itham ve suçlamalarına bir tek kelime dahi edemeden salonu terk ettiler, doğru olduğuna inandıkları etik değerleri izah edemediler. Ahmet Keser’in tüm yanlışlıklarını bir kelime olsun seçim salonunda bu topluma açıklayamadılar.

Neticede bu seçimi de Ahmet Keser’e pasta kutusu ile ikram ettiler.

Ne acıdır ki AHMET KESER yönetimi, 4 yıl boyunca hep kendilerine güç veren, destek veren, uyaran, tüm vefalıları bir bir öğütüp başlarını yedi.

Bu davanın en saygılı ve sevgili büyükleri ağır ithamlarla aşağılandı, hedef gösterildi. Sayın ERSEN GÜRPINAR ve sayın ATİLLA ABAYLI ihraç edildi, düşman ve hain ilan edildi. 200 bin kişinin birliğini sağlayan sayın  BÜLENT CİVAN   ilçe başkanı  sayın HAMDİ ÖYKE, yine bir başka ilçe başkanı sayın ŞEREF ALKOÇ,  bu davanın gelmiş geçmiş en büyük mücadele insanlarından olan sayın ADİLHAN ŞANLI, yine bir başka ilçe başkanı olan sayın CANAN BIYIKLI, Balıkesir il başkanı sayın ZAFER ÇİMEN,  assubay meselesini en ciddi anlamda irdeleyip kitapçık haline getiren sayın DEDE ERSEL AKSU, başarılı ve pırıl pırıl bir sima olan İstanbu il başkanı sayın İBRAHİM KOLDAMCA, bilahare  onun yönetim kurulu üyeleri olan sayın ŞENER ÖZMERAL, sayın YAKUP TAŞDEMİR, sayın ERGÜN SEVİMSOY, sayın REYHAN YETİŞ,

Bilahare asker sendikasına dair çalışma yürütmemiz  sebebiyle, şahsım ben ADNAN FUAT ÖZDEMİR ve GENÇ KUŞAK EMEKLİ ASSUBAYLAR HAREKETİ kurucusu ve Temad genel başkan adayı sayın CENGİZ ERTEN,  yine güçlü bir kalem ve dava insanı olan sayın LEVENT ULUCAN  tek tek ihraç edildiler.

TEMAD, tarihinin en büyük üye kıyımı bu başkanla gerçekleşmiş oldu, hem de savunmalar alınmadan, disiplin kurulları çalışmadan, sultan keyfiyeti ile.

Oysa çok değil daha iki yıl önce bir yemin etmişti bu oluşum.

Biz yeni oluşum hareketiyiz, yeni umut ve vizyonuz”   diyerek.

  • Şubelere telekonferans sistemleri getireceklerdi.
  • İl ve ilçe başkanlıklarını yeniden yapılandıracaklardı.
  • Genel merkezde bir üst danışma kurulu kuracaklardı.
  • Yönetim kurulu üyeleri hep birlikte çalışacaklar, dışarıdan kimseyi birbirlerinden üstün olarak yönetimin içine sokmayacaklardı.
  • Yönetim kurulunun 12 adamı evet demeden hiç bir kararı almayacaklardı.
  • Etkin ve katılımcı bir internet sitesi kuracaklar, hâttâ Temad adına tescilli bir radyo istasyonu kiralayıp tüm assubaylarla buluşacaklardı.
  • İç işleyiş ve bürokrasi dahil tüm hizmetler mükemmel paylaşılacak herkesin yetki ve sorumlu olduğu alana saygı duyularak müdahale edilmeyecekti.
  • Tüm öncelik özlük hakları ile emeklinin maaş adaletsizliğine yönelik olacak asla bu öncelikten vazgeçilmeyecekti.

Ama hiç birisi olmadı, olamadı!

  • Ne disiplin yasasına ne de personel yasasına müdahale edilebildi.
  • Oyak konusunda hiç bir çalışma yapılamadı.
  • Özlük hakları ile ilgili kapsamlı bir çalışma dosyası asla hazırlanmadı.
  • Yönetim kurulunun fikir ve düşüncelerine katılımcı anlamda asla başvurulmadı.
  • Tüm faaliyet ve organizasyonlar genel başkan ile aynı iki kişi arasında yürütüldü ve paylaşıldı. hiç bir denetleme kurul raporu yönetim kurulunda hiç görüşülmedi.
  • Bilanço ve harcamalar hiç bir zaman yönetim kuruluna sunulmadı.
  • Gayrimenkullerle ilgili olarak ne şube başkanlıklarına ne de emekli kamuoyuna hiç bilgilendirme yapılmadı, hâttâ bazılarının eşya deposu olarak kullanıldığı dahi gizlendi.
  • Yapılan büyük harcamalara ve alımlara ilişkin olarak ihale usul ve yönetmeliği asla uygulanmadı.
  • 10 bin adet olarak basılan yeni yüzyıl dergisi depolarda bekletildi ve geliri hakkında ne yönetim kuruluna  ne de genel kurula hiç bir açıklama yapılmadı.
  • Yapılan ve satılan ajandaların gelirleri de ne yönetim kuruluna  ne de genel kurula hiç açıklanmadı.
  • Özlük hakları konusundaki çalışmalar, ötekileştirici ve nefreti daha da körükleyici  kıstas ifadelerle yapılarak genelkurmay ile ipler lüzumsuz yere gerildi.
  • Asla hukuki ve sosyal açlık yönünden hukuk ilkelerine değinilerek Hak ve adalet talebinde bulunulmadı, direkt subaya yöneltilen bu nefret söylemleri çalışan muvazzaf kardeşlerimiz üzerinde şiddetli bir baskı kurulmasına yol açtı.
  • Subayın değil subaya sağlanan hukuki ve anayasal argümanlar üzerinden bir hak talebi yapılmadı, yanlış strateji izlendi.
  • Sosyal medyada sınıfsal hak ve taleplerimizi ifade etmede hangi dil ve iletişim metodlarını hangi sosyal etkileşim yolları ile ifade etmeliyiz“  tarzında bir genel kurul karar ve konuşması ile fikir birliği hiç konuşulmadı.

Bunları ben Adnan Fuat Özdemir söylemiyorum. Sayın Ayhan Yıldırım söylüyor, gecikmeli de olsa, çok geç kalınmış da olsa o söylüyor.

Hem de resmi tutanaklardan, belgelerden…

Sekiz arkadaşının imzalarını attığı belgelerden okuyarak gösteriyor.

Keşke zaman varken dinleyebilseydik.

Zaman varken anlayabilseydik.

Keşke hemen anlatabilseydik.

Keşke algılayabilseydik.

Keşke duyabilseydik.

Bilebilseydik.

Çünkü zaman bu toplumun tek silahı, fazla da barutumuz yok.

Bu yaşananlar,  sadece EKİM 2011-AĞUSTOS 2012  arasındaki 10 aylık kısacık bir zamanın eseridir.

Ama;

Binlerce Assubay ailesinin  6 ayda  inanılmazı gerçekleştirip  bir adalet ordusu yarattığı;

Ruhundan, umudundan, feryadından taşırıp, karlı ve terli yollarda Ankara’ya götürdüğü;

Bir çılgın şahlanışın gurur ve onur  hikayesi ile başladığı;

Bir genel başkanın egosunun, bir diktatör ruhlunun, bir sultan azametli tutkunun, haris bir kişilikle ve korku ile bir günde bitirdiği,  kutsal bir davanın geldiği, düştüğü bir hazin sonuçtur aslında…

Hayatın neresinde olursak olalım, hangi deneyim küpüne bulanırsak bulanalım, her zaman bir yerimiz noksan, bir parçamız çıplak, bir yüzümüz utanç içinde olmaya mahkum olacağız. Nihayetinde ademi beşeriz. Bazen  şaşarız, bazen de düşeriz.

Bu gün bu yanlışların üstünde doğruları, tutarlılıkları inşa etmeye çalışıyoruz. Bu toplumun çabasını yere, çamura düşürenlerin de bizlerden, içimizden  birisi olduğunu artık biliyoruz, yeniden düşmemek için de geçmişi asla sil baştan yapmıyoruz. Hep  tekrardan yaşıyor  hep anımsıyoruz.

İşte bu yüzdendir ki, Asker hakları platformu web sayfası (askerhaklari.info) kırılan küstürülen anlayışları tamir etme adına, ASSUBAYI SUBAYA,   SUBAYI ASSUBAYA nefret odaklı kılmamak adına, içtenlikli bir  sevgi adına, kalben adalet adına, bir vizyonu ve bir projeyi yürütüyor.

Tüm eksik taşları da yerine koyarken TSK. ruhu adına, birlik adına koymak üzere bir insanlık algısı yürütüyor.

 Ve bu platform  şunu söylüyor,

Dün  sizler   mutlu olurken bizler  nasıl  mutsuz görünmemeye  çalıştı isek;   bu gün de bizler mutlu olmaya çalışırken sizler mutsuz görünmeye çalışmayın.”  diyerek.

Biliyoruz ki;   aynı eşlere, aynı çocuklara babalık ediyoruz, aynı onurlu yüreklere sahibiz, aynı cesarete, aynı akla, aynı vatan ülküsüne.

Aynı şehadete,  aynı musallaya.

Aynı rızka, aynı lokmaya, aynı havaya.

Saygılarımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR.

Televizyonlardaki ateşli konuşmalarının ardından insanları umutlandırıp,

On binlerce insanı Ankara'ya mitinge çağırıp, umutlarını bir yalancı bakanın bir mesajıyla bitirip, hiç kimseye hiç bir bilgi vermeden bu camianın mahzun  insanlarını geri gönderdiğinde ilk notunu vermiştik,

Potansiyel olarak en üst noktaya ulaşmışken, haklar konusunda her şeyi göze almışken, yıllarca şehit verdiğimiz terörist gurupla simgeleşmiş eylemlerini yapma kararını aldığında endişelenmiştik,

"Ölüm orucu" diye saçma sapan bir eylemi piknik havasında geçirip, tüm Türkiye'nin gözünün içine bakarak ambulanslarda ölüyor numarası ile kandırmaya çalıştığında üzülmüş, kahrımızdan gülmüştük,

Genkur'un, gerici odakların kumpas saldırılarına hedef olduğunda "Genkur kapatılsın" ve benzeri  açıklamalarınla haklarımız ve onurumuz ile hiç bir ilgisi olmayan kimlere hizmet ettiği, kime ait olduğu belirsiz yıkıcı saçma sapan tespitler yaptığında Temad'ı nasıl bir ateş çemberine attığını anlamıştık,

Tam 13 yıl tek başına iktidarda olup hiç bir zaman assubayları görmeyen, en insancıl isteklere bile gözlerini kapatan AKP iktidarına ve onun mesaj verip yıllarca bizi oyalayan savunma bakanına tek laf edemediğinde, yardımcının da bu partiye vekil adayı olduğunda nasıl planlarının olduğunu az çok kavramıştık,

Temad'ı tam bir tur operatörüne çevirip, genel başkanlığı yeme içme gezme sanıp, ülkenin en sancılı döneminde onlarca meslektaşımızı şehit verirken  en büyük turla gizli saklı bir kaçak gibi Avrupa'ya gittiğinde nasıl bir lider seçtiğimizi göstermiş oldun,

Kendine karşı çıkan herkesi, disiplin kurulu başkanını bile by-pass ederek ihraç edip, bu konuda rekor kıran başkan olarak kara bir  tarihe geçtin, kendine karşı olan şubeyi hukuk tarihinde görülmeyecek kirli entrikalarla delegene dava açtırıp, genel merkezi davalı duruma düşürüp mahkum ettirdin, İstanbul İl Başkanlığı'nın yüzlerce üyesini kapı dışarı ettiğinde "sen yoksan bir kişi eksiğiz" yalanını tam anlamıyla anlamış olduk,

Assubay camiasının en ahlaksız adamlarını sırf sana tetikçilik yapsınlar diye kollayıp, besleyip ödüllendirdin, hakkımızda en iğrenç iftiraları atanlarını,

En küfürbazını kendine yardımcı, onun uzantılarından kendine ısmarlama yazarlar yarattın,

Senin bu 8. sınıf mafya yöntemlerinle bu davaya kafa yoran, emek veren herkesi en son olarak bu camianın en saygın, en büyük, en değerli abimizi çirkin adamlarının kirli iftiralarıyla Temad'dan uzaklaştırdın,

Bir keresinde yüzüne yardımcının yanında adamlığınla ilgili bir şey söylemiştim, bu senin için pek önemli değil biliyorum,

Ama şu bizim için çok önemli,

Assubay hiç değilsin,

TEMAD'a bu kadar açık ve net bir şekilde zarar veren bir adama bu kadar sessiz ve çaresiz kalan şube başkanlarına, üyelerine hiç bir şey söylemiyorum,

Koltuğunuzda oturun, keyfinize bakın,

Vicdanınızı içinize gömün,

Sesinizi çıkarmayın...

HADİ GÖRELİM YÜZÜNÜ, NEDEN SAKLANIYORSUN?

Assubayların estirdiği rüzgarla,

bir zamanlar bülbül gibi idin görsel basında..

Şimdi sus pus oldun, tv'ye çıkmak mahareti sendeyse, konuşsana..

Bütün assubay toplumu maddi manevi desteğindeydi o günler...

Mücadele gönüllüleri arkadaşların bir bir yanından kaçıyor Ahmet Bey!

Mesela;

Zeynel Abidin Kandemir.

O rüzgar kolay yakalanmadı.

Çok emek verildi herkes tarafından. Camia belki tarihinde ilk kez böyle büyük bir kenetlenmeye tanık oldu.

Sonra?

Hüsran...

Sebep?

Saymakla bitmez...

Sonuç?

Küsmüş onlarca meslektaş...

Kim neyi kazandı?

TEMAD ve camia neleri kaybetti?

3 gün önce bir soru sordum diye Sn. Başkaya beni siliyor.

Bundan önce soranları da, il Başkanlığı'ndan atmak, üyelikten çıkarmak, polis zoruyla şube boşaltmak suretiyle ayıkladın. Ne oldu, kazandın mı?

Son istifa neyse de, kolonyalı mendili-peçeteyi kim taşıyacak merak ediyorum!

diye yazmış sayın Kandemir.. 

Bu mücadeleye kendini adamış, size en büyük desteği veren, trilyonluk kampanyayı başlatan Ersen Gürpınar aymazlıklarınızı, kişisel hesaplarınızı görünce uyarılarda bulundu. Baktı ki olmuyor, yönetimden desteğini çekti.

Önerilerinden eleştirilerinden yararlanmak yerine kibirinize yenildiniz, ahlaksız küfürbazlarınız devreye girdi.

Adı mücadele ile anılan birçok başkan ve arkadaşımız kırıldılar umutlarını yitirdiler ve şimdi yoklar.

Bunlar sadece binlerce öfke sesinden birkaçı...

İŞTE BÖYLE!...

Murat Mungan'ın sözü seni anlatıyor sanki!

Kendinden kaçanlara
saklanacak yer kalmaz dünyada
gün gelir kendileriyle tanışırlar
asıl yalnızlık o zaman başlar
hayata geç kalmıştır kendine geç kalan...

ÇIK KONUŞ ANLAT BAKALIM BAŞARILARINI!...

Bunca zamanda hiçbirşey başaramadın; Temad'ımızı bir kiradan, sığıntıdan kurtaysaydın bari..

Ne yaptın onca trilyonluk bağışı gelirini? Yasal zorunluluğu katkı sağlayanlara saygı gereği neden açıklamıyorsun?

Daha doğrusu neden açıklıyamıyorsun?

Harcadın,  bilgilendirme,  iştişare gezilerine maliye bakanın yanında ye, iç, gez sadece anlat.

Kime?  Meslektaşlarına. Kurdunmu istişareni devletle, hele ki  Genelkurmayla?

Bir defasında İzmir'de kalmış ve suit oda tercih etmiştiniz bir gece 615.00 TL. Yakışır başkanıma bunca başarıdan, sınıfımıza katkılarınızdan bir gecelik suit uykusuna. Bu da paramı yani! Güzel uykularına feda olsun emeklilerin alın teri.

ne-bekliyorsun-2Yaşasın Büyük Avrupa Turu!

Ankara'dan bir hafta sonu, ta en batıdaki bir noktada tüm cemaat, şömine önünde ailecek!

Zevk-i sefa çoktan hak edildi, haklısınız!

Fotoğraflar maşallah pek sosyetik!

Bizlerde tabi ki "sen yoksan bir kişi eksiğiz" sloganı ile yardım ederiz sizlere.

DÜN DOST, BUGÜN DÜŞMANSINIZ. İŞTE HAYAT!...

Yaşamda fikir ayılıklarını düşmanlığa döken görüş acıskıyla yol alanlar ile fikir ayrılıklarını belirli zeminlerde olması gereken düzeyde tartışanların farklı dünyaları.

Körü körüne biat ve yanlışı göz göre göre tescillemek.

Genel merkez yönetiminden kimler geldi  kimler geçti, bir bakalım;

  • Ayhan YILDIRIM
  • Mehmet Ali SARIKAYA
  • Naim ERENGÜL
  • Yalçın KAÇAR
  • Fevzi AKSOY

arka arkaya senle olmaz diyerek yanlış rotadan çıktılar.

Sonrası belli, bir bir dökülen yapraklar misali yönetim değişiklikleri...

Hadi gari ver kararını, seninle olmayacak bu iş...

Nefret tohumlarını sökerek, sevgi tohumları ekmek için yola koyulduk. Kin, intikam ve nefret dalgaları içinde hareket eden geminin limana varamayacağını biliyorduk. Bir sevgi, hoşgörü ve dayanışma yaklaşımı ile bir çok kesime Türk Silahlı Kuvvetleri bir bütündür mesajı vererek birlikteliğimizi göstermeliyiz.

Sen orada oldukça olmaz bu iş!

BOŞALT KOLTUĞU, YETER!

Bizler mesleki sorunlarımız yanında ülke sorunlarının da takipçisiyiz. Assubayların ilk andı yemini. Vatan, millet, bayrak aşkını Atatürk ilkeleri ile yoğurarak Cumhuriyetin hizmetine sunmaktır. Rotamız, Atamızın çizmiş olduğu çağdaş ve aydınlık uygarlık yoludur.

İnanıyoruz ki; bu çatlamış, hatta kırılmış birliktelik TSK.’nın düşmanlarının en büyük hayali ve bu alçak hayalin bir paranoyasıdır. Bugüne değin sürdürülegelen, körüklenen düşmanlıkta alçakça bir komplo teorisidir.

Silivri davası ile yıpratılmaya çalışılan TSK maksadı aşan eleştirilerle katkı sağladın.

"Genelkurmay lağv edilsin, gereksizdir" dedin. Sen ne yaptın? Kime hizmet ediyorsun?

Hangi siyasi zihniyete, hangi ordu düşmanı anlayışlara farkındamısın.

Astsubay toplumunun değil, yardımcınla beraber iktidarın payandası oldun.

İktidarın toplantılarında, aday listelerinde koşturup durdun.

Yıllarca emek verildi. Gönderilen 5 teklif sümen altı edildi. Neden tek kelime etmedin?

Tüm insanlar şu günlerde terör belası için sokaklarda. Uyarılar umrunda değil.

Eyy fareli köyün kavalcısı Ahmet efendi.

Eyy TEMAD levhası taşıyan, vatana, şehide, bayrağa sahip çıkamayan ayrık otu misali yöneticileri.

Eyy Ahmet Sultan'ın kapıkulu vezirleri.

Bir kaç kahraman ve yürekli şube hariç kalan vesayet taburu, oturmaya, goy goya devam.

Okey oynamaya devam. Gezilere devam eğlenceye devam.

Başkan yardımcın bile facebookta "Temad yönetimi ne düşünüyor? Yine susacak mı?" diyorsa,

Yazıklar olsun biat eden tüm başkanlara, yazıklar olsun işgal ettiğiniz o makamlara asla yakışmayan sıfatlarınıza...

Ne beklersiniz, neyi hedefler, neyi öngörürsünüz?

Eyvah ki siz ne iş yaparsınız? Ne iş yaparsınız?

Yakaladığınız garibana rozet takıp, selfie mi yaparsınız?

Sivil toplum örgütü assubayın temsilcisi olamadıysanız o zaman o koltuklarda ne ararsınız?

O makamlara yakışmıyorsunuz.

Ülke kan ağlarken, terörün acılarını yaşarken...

  • Bugünlerde tüm vatan topraklarında binler, onbinler teröre lanet etkinliğinde haykırır iken neden diğer STK.lar ile birlikte hareket etmezsiniz?

YAZIKLAR OLSUN BİZE

Memleket vatan evlatlarının kanıyla yoğruluyorken; Sivil toplum örgütlerimiz neredeler?

Rakı kadehi tokuşturup Atatürk'ün gölgesinde popolarını koltuktan kaldırmayan ahkam kesiciler neredeler?

Sadece o bildik, ukala söylemlerimizle fecebok sayfalarında geyik muhabbeti yapıyoruz.

Demokrasi platformları neredeler, tatillerinden dönmediler mi?

Yazıklar olsun bizlere. Ortak hedeflerimiz altında birleşemedik. Yazıklar olsun...

Milletsiz ordu, Ordusuz millet olmaz. TSK'leri bu milletin bağrından çıkmıştır ve gözbebeğidir.

Hangi akıl, hangi duygular ile "sefer görevini yırtıp genelkurmayın suratına atacağız. YAŞ üyelerinin mezarlarına tüküreceğiz" sözlerine sessiz kalırsın?

Sen kimsin Ahmet KESER? Özel bir provakatör olarak mı duruyorsun o koltukta?

Görevini, verdiğin vaatleri unutup "ben sizden sorun çözmek için yetki almadım" diyerek, başarısızlığı itiraf ettin!

Bu sınıfın başına gelmiş en büyük FELAKETSİN Ahmet Keser!

  • TEMADDAN NEMALANAN, HİÇ BİR ÖZELLİĞİ OLMADAN BEŞ YILDIZLI OTELLERDE ZIKIMLANANLAR...
  • TEMAD PARASI İLE GEZİP MÜCADELENİN KAHRAMANI HAVASINDA OLANLAR...
  • MÜCADELEYİ ASSUBAY ADINI TİCARİ VE SİYASİ ÇIKARI İÇİN KULLANANLAR...
  • BU MAZLUM ZÜMRENİN ÇOCUĞUNUN SÜT PARASI, TORUNUN HARÇLIĞINDAN KESTİĞİ PARALARI ÇARCUR EDEREK TEK KAZANIM ELDE ETMEDEN KOLTUĞU İŞGAL EDENLER...
  • FEDAKAR ASSUBAYLAR ORDUEVİNDE YER BULAMAYIP ANKARADA SABAHÇI KAHVESİNDE SABAHLARKEN EŞİ, DOSTU VE ÇOCUKLARINI HİLTONLARDA ASSUBAYIN MÜCADELE PARASI İLE AĞIRLAYANLAR...
  • KAMU YARARINA DERNEK GÖREVİ DİYEREK ANTALYA-ALANYA OTELLERİNDE BİRİLERİNİ MUTLU EDECEĞİNİZE OKUMA GÜÇLÜĞÜ ÇEKEN ASSUBAY YETİMLERİNE GARSONLUK YAPAN ASSUBAYLARA DESTEK OLMAYANLAR...

Bunun vebalini mutlaka ödersiniz

Kendinize  olan güvensizliğimizden bulunduğumuz ortamı, çevremizi sorumlu tutarak kalemşörlerinizi kullanıyorsunuz. Ancak, değişiklik çevrede değil sizin çevreyi nasıl yorumladığınızda, nasıl algıladığınızdadır.

Özetle, kendinize olan güvensizliğinizi, ekibinizin sessizligi ile sürdürmektesiniz.

Genel Merkez yönetim kurulları üslendikleri konular ile ilgili bugüne dek ne yaptılar?

Başkan yardımcılarınız var. Bakıyorlar, ne yapıyorlar?

Örneğin;

Sosyal Projeler Başkan Yardımcısı.

Arge Başkanlığı Yardımcısı.

Eğitim Projeler Başkan Yardımcısı bugüne dek neler yaptılar?

Temad'ı sadece daha çok paraya kavuşturdunuz, bu doğru. Ama o parayı da kendinize, kesenize, zevkinize, beş yıldızlı lüksünüze harcadınız. Var mı beş kuruşluk astsubay posteriniz, broşürünüz, filminiz, bir tek gazete ilanınız?

ne-bekliyorsun-3Yazıklar olsun ey Ahmet KESER gezine, tozuna, lüksüne ve makamına!

Üstündeki dernek kasasından giydiğin Beymen, Kığılı takımlara.

Seçilmenizde katkım olduğu için yüzüm kızarıyor bunu bil.

Ülke yangın yerindeyken Avrupa Turu kesmedi,

EMEKLİ ASKERLER FEDERASYONU'nun yurt dışı gezilerine çantacın kitap satcısı ile katılmışsın.

Her zaman ki gibi bir tek bildiri sunmadan bedava Polonya Turu'da gerçekleşti. Büyük bir eksikliğimizde böylece giderildi!

Meslekdaşlarım bu aymazlıkları lütfen iyi değerlendirsin. Her gün ömürden bir sayfa, hakları görmeden kapanıyor!

Saygı ile...

Atilla ABAYLI

Ölümü gösterip sıtmaya razı ettiniz o değerli zamanları boşa harcadık. Paramız da vardı. Çok büyük kitlesel katılım gücümüz de. Sosyal medyada pes gurubu ile, Temad Genel Başkanı'na her gün gelen, televizyon kanallarına davetlerle, her hafta bir haber bülteniyle ülkenin tam göbeğindeki gündem idik.

Ne acıdır ki, özellikle emekli assubayların açlık sınırındaki yoksulluğunu, muadili emekli subay karşısında hukukta sorgulatamayan, hesaplaşamayan, bir dava olsun açamayan sadece görüntü yönetmeni bir genel başkanla şu *** kadar hiç bir kazanım sağlayamadık.

Bu ülkenin iktidarını, yürütmesini, yargısını; assubayın emeklisinin yokluğuna ve yoksulluğuna inandırmamız gerekirken; tam tersini yapıp, eşlerimizi, kendimizi makosen takım elbiselerle, tuvaletlerle donatıp hiltonlarda, açık büfeli, cazlı, valsli, bol menülü lüks resepsiyonlar verdik.

Yetmedi, bakın ne kadar soylu ve asil bir toplumuz deyip, kıtalar arası gezintiler. Turlar, yemeler içmeler tertip ettik asillerin, beyzadelerin itibar locasına, dünyasına, algısına böyle girilir zannettik. “Dağ ne oldu?“ “Yandı bitti kül oldu!

Bu toplumun yokluğunu, acısını, perişanlığını bilmeyen, anlamak istemeyen, mesleğini kuvvet karargahlarında, genelkurmay katında, “emredersiniz paşam“ havası ile koklamış, toplumundan kopuk, paşa itibarı meraklısı bir assubay emeklisini pul gibi getirip bu derneğin tepesine yapıştırdık. Sonra da bir güzel manikürleyip, pedikürleyip, vücut dili kursuna, aksiyon dersine gönderip kalabalığa ve büyüklerine üç gömlek tepeden bakan bir jön yarattık.

Velhasıl koca 3.5 yılı yiyip bitirdik. Beyzademiz, şimdi Afyon şehitlerinin ruhlarının feryadına yetişmenin telaşını yaşamaktalar. Peki ya yaşayan 125 bin emeklinin yoksullukla ezilen ruhları ne oldu? Ne olacak eyy Sultan Ahmet?... Bundan sonra ne olacak?

Buradan Temad Genel Başkanı'na soruyorum;

  • Kaç lira emekli maaşı alıyorsunuz?
  • Üzerinize kayıtlı bir şirketiniz veya ticari bir tüzel varlığınız var mı?
  • Varsa buradan aylık kazancınız ne kadar?
  • Temad genel başkanlığı görevinden aylık ne kadar huzur hakkı ücreti alıyorsunuz?
  • Toplamda aylık geliriniz nedir ? Yurt dışı gezilere nasıl gidebiliyorsunuz?
  • Birinci sınıf otellerde, restaurantlarda nasıl yiyip içebiliyorsunuz, yatıp kalkıyorsunuz?
  • Genel kurullarda sizin ve yönetiminizin aylık ücretleri tek tek neden ibra edilmiyor?
  • Giderlerde ayrıca neden gösterilmiyor?
  • Neden şirketler gibi holding kuruluşları gibi anonim bilançolar yaptırıyorsunuz?

Neticede aidat geliri ile beslenen ve harcamaları tahditli bir derneksiniz. Neden üyelerinize genel kurullarda açık net sade ve apaçık gelir ve gider ile harcama bilançoları hazırlatmıyorsunuz?

Bunları assubay toplumunun huzurunda onlar adına soruyorum ki, yaklaşık 4 yıldır onların genel başkanı sıfatı ile; nerede ise 4/3 ünün 1600 tl emekli utanç aylığı alması sizi hele ki bu toplumun seçerek temsilci olarak atadığı bir yöneticiyi neden zerrece ilgilendirmiyor? Acaba bu yüzden mi?

Bizlerden çok mu farklısınız ki; “burası hak arama yeri değil, temsil makamıdır“ diyebiliyorsunuz! Altınızda makam aracı, rahat bir ofis keyfe keder vakit öldürüyorsunuz. Canınız sıkılınca akdenize, egeye turistik illere gidip istişare ve bilgilendirme gezileri yapıyorsunuz. Neyi istişare ediyorsunuz? Assubay toplumunun temsilciye değil, altın arayıcıya değil, hak arayıcıya ihtiyacı olduğunu, bu yüzden o makamın nimetlerine haiz olduğunuzu hala anlayamadınız mı?

Velev ki, ne acı ki artık balık kaçtı. 2015 te bitti. Ülke kana , ateşe, iç karışıklığa, belki de bir iç savaşa kadar geldi. Ekonominin çivisi çıktı. Gelirle, maaşla, ücretle yaşam sürdüren çalışanlar yandı, emekliler ise hepten bitti. 2015 in sonunda alın size bir erken seçim daha. Yani aslında 2016 da bitti. Artık mazeretinizde hazır. 2017 de siz de bitip gideceksiniz. 4 yıllık sultanlığınız da yanınıza kar kalarak. Sıfır elde var sıfır bir karne notu ile.

Hani tüzüğümüzde değişimi istediğiniz o çok önemli tek madde bakanlıkça kabul görse idi, bir 3 yıl daha kalacaktınız. Ama açlık ve yoksulluğumuzdan daha önemli ve vahim olan “genel başakanın süresiz seçilebilme" maddesi ne yazık ki kabul edilmedi. Astsubay düşmanı M.S.B. Size hiç acımadı. Bir cevheri, bir başkomutanı harcadı. Ne büyük bir kayıp!

Hepimiz Ahmet Keser'iz“ sloganı deliniverdi. Vah ki vah. Kimsenin artık assubayların feryadını, çığlığını duyacak hali kalmadı. Çünkü bizden daha acısı asgari ücreti 1000 tl olan onca emekçi yandı bitti. Orayı, o vehameti görmeyen zalim bir iktidar artık bizi zinhar görmeyecektir. Hani sizin kadim partiniz olan, aday verdiğiniz, yoluna çiçek ve gülsuyu döktüğünüz. Canım iktidarınız.

Bu gün; işssizlik çığ oldu. Siyaset kilitlendi. Mezhep ve din ile sınıf ayırımcılığı tavan yaptı. Tsk.nın yapısı değişti. İçindeki assubayın iskeleti çöktü. Ne resmi bir hükümet ne de muhatap kaldı. Assubay camiasında ve emekli toplumunda ise; ne kasada para, ne heyecan, ne de o inanılmaz büyük öfke seli kaldı. Hepsi de Ahmet Bey'in “gösteri yasak, pankart yasak, bağırmak yasak, öfke yasak, siyah kurdele de yasak", dörtlü yürüyüş kolunda “daha dün annemizin şarkısı ile türk bayrağı serbest“ algısı ile cehaletine heba olup gitti. Meclisin dikmen kapısında bile assubayın hukuksuzluğu ile emeklinin insanlık dışı ücret uygulaması protesto edileceğine, dayak yiyen assubayın meselesi protesto edildi.

Ne disiplin yasası, ne de personel yasası düzeltildi. Şimdi hepimiz çalışanı emeklisi 7/24 dayak yiyip duruyoruz şehitlere dair bile ne bölücü örgüte, ne de bu örgüte taşeron olan bu hükümete onca mazlumun ahı adına bir kelimelik te olsa, bir infial ile bir nefret açıklaması yapılmadı! Bu mazlum orduya ve askerimize sahip çıkılmadı. “Ölen, vurulan, o fidanların hesabını bir gün bu emekli toplumu ile Temad olarak gerekirse biz soracağız“ denilemedi.

Ekmek adaletimiz için bir emsal dava olsun açılamadı. Oysa okyanusla boğuşacağınıza, adliye koridorlarında emsal güçlü davalar açacağınıza, dernek avukatınızla kıtalardaki assubayların davalarında koşup durdunuz. Onu da yapın. Ama önce kanunlarla, yasalarla, anayasa nezdinde hukukla hesaplaşın. 1977 de dönemin cumhuru Fahri Korutürk'ün M.S.B.nını da yanına alarak astsubay toplumu ile mahkemede hesaplaştığı gibi siz de çıkıp aynı yolla hesaplaşın.

Onca milyarları kutlamalarda, Dünya Assubaylar Günü'nde yürüyüşlerle heba edeceğinize, yargıda, adliyede harcayın. Hiç olmazsa çıkarıp sayın İsmail Turan'a üç beş kuruş yardım edin. 125 bin insan her gün eriyip giderken , utanmazca yurt dışlarına gidip samba yapmayın.

Azıcık haysiyetiniz var ise, bu toplumun açlığını görüntüleyin, belgeleyin, resimleyin. Bir emekli assubay ile bir emekli albayın resmini çekip iktidara dağıtın. Birisinin kaf dağında iken; diğerinin çamur deryasında nasıl debelendiğini utanmazlara, yüzsüzlere gösterin. Sakın ha kendi resminizi değil, gerçek emekli assubayınkini.

Ne var ki artık zaman bitti. Assubay ekmek kavgasının heyecanı da. Medyanın, siyasetin ilgi alanı da. Çünkü Bay Ahmet, bizler ve bu toplum; tazminatımız, intibakımız, derecemiz eksik, *** derdimiz bu dedikçe, siz, beş yıldızlı resepsiyonlarda Dünya Assubaylar Günü kutlamalarında kurtlarınızı döktünüz. Ordu evlerini boykot edip “bakın bu toplum mağdur olduğu halde oralara girmiyor, bu kadar fedakarlık ediyor“ dediniz. Ülkenin öğretmenini, memurunu, emeklisini, çalışanını, sendikasını, S.T.K. sını acı acı güldürdünüz.

İşte geldik bu güne. Bu gün de havuzu tükettiniz. Emeklinin bir atleti, fanilası kalmıştı, onu da çıkarttırıp çırılçıplak yaptınız. Bazı arkadaşlarımız yazmışlar. “muhalif olma, yazıp eleştirip durma, biliyorsan gel koy elini ateşin altına“ gitmesi gereken hala utanmıyorsa, hala orası benim çiftliğim diyorsa, entrika ve dalavere çevirip derneğin kasasını kullanıyorsa, dürüst insanlara çamur atıp, dernek kapatıp, ihraç edip çilingircilerde sabahlıyorsa, adil ve eşit bir seçime yanaşmıyorsa, "ben 3 yıl denedim, bir de bu ekip denesin" diye tevazu göstermiyorsa, arkasına iktidarın gücünü alıyorsa, şubelere ve delegeye, dava başarısı sözü değil, para yardımı sözü veriyorsa, bu toplumun aciliyeti, vehameti nedir diye düşünemiyor; günü birlik düzene uyuyorsa, ben iyi biliyorum ki bu davanın ateşi bize, ipeksi gömleği de Sayın Başkan'a düşmekte.

Saygımla.

Adnan Fuat Özdemir

Page 1 of 5