Asubay Tefrikası-9

Mart 23, 2020

 

 

 

                                Asubay Tefrikası - 9

              Ordumuzun Kölesi: Muvazzaf Asubaylar

 

 

   Balık, başdan kokmuş!

 

    Memleketde nâmussuzluk, hırsızlık hiç bu kadar azgın olmamış idi!

 

    Adamın birisi, Ankara’nın kalabalık caddelerinden birinde dönerci dükkânı açmış.

    İçindeki müşderinin haddi hesâbı yok!

 

   Fakat bu dükkânı işletenlerde vicdân, ar duygusu, Allah korkusu hiç yok!

   Dönerci ile kasacı bir olmuşlar müşderileri kaz gibi yoluyorlar.

   Satdıkları her dönerde hırsızlık yapmakdan utanmıyorlar. Nasıl mı? İşde, şöyle…

 

   Biraz yürüyelim diye hanım ile birlikde dışarı atdık kendimizi.

  Yaklaşık bir saat kaldırım arşınladıkdan sonra hanım, şuradan döner al da yiyelim dedi.

  Etrâfa şöyle bir bakdım, her zamân önünden geçdiğimiz dönerci dükkânı, tam da karşımda. Tamam, dedim hanıma. Bu arada hemen şu geliverdi aklıma… Evlenmeden önce hanım, yavan somunu bile bölüşürüm senin ile demiş idi bana. Hakikâten, bugüne kadar çok defâlar katıksız somun bölüşdük de...

   Ben de şurdan bir döner dürüm alırım ve hanım ile bölüşürüm diye aklımdan geçirdim. Girdim içeri. Fiyât lisdesine bakdım. 200 gıramlık döner dürümü gözüme kesdirdim. Kasadaki kel kafalı, zulmet suratlı gence, 200 gıram döner ver usda, dedim. Parayı da kredi kartı ile ödedim.

   Ücreti ödedikden sonra döner tezgâhının önüne ilerledim. Elimdeki fişi döner usdasına uzattım ve 200 gıram döner dürüm yap usda dedim. Tezgâhın önünde bekler iken kasadaki kelaj genç bana dedi ki abi sen otur isdersen, döneri ben masaya getiririm. Bu lafı duyunca ben, vehleten işkillendim! Ben de O’na mahsuru yok, beklerim dedim. Bu arada dönercinin eti tartacağı terâzinin ekranını iyi görebileceğim şekilde mevkilendim.

   Döner usdası başladı bizim döneri kesmeye… Kesdiği döneri elindeki küçük kefeye doldurdukdan sonra o kefeyi hemen önündeki tezgâhın üzerinde duran elektronik terâzinin üzerine koydu. Terâzinin ekranında 152 rakamını çok iyi bir şekilde gördüm. Fakat sesimi çıkartmadım! Döner usdası; kefedeki eti dürümün üzerine dökdü, dürdü ve dürümü bana uzatdı. Dürümü almadım de usdaya dedim ki; Usda, 200 gıram et vermen gerekiyor idi fakat sen 152 gıram tartdın. Usda bana, yok abi 200 gıram tartdım dedi. Peki öyle ise elindeki o dürümü aç ve içindeki eti tekrar tart bakalım, dedim. Kasadaki genç, sanki yanlış bir şey yokmuş gibi bizi öylece seyrediyor idi. Dönerci, elindeki dürümü açdı ve dürümün içindeki eti, sâkin bir tavır ile döner tepsisine dökdü. Dökdüğü bu eti, eline aldığı uzun saplı tahta kaşık ile tepsideki diğer etlerin arasına çarçabuk karışdırdı. Ve böylece bizim usda, kendi aklınca hırsızlık delilini ortadan kaldırdı. Bakdım ki bizim usdanın, müşderinin gözü önünde böyle alenen hırsızlık yapacak kadar ar damarı çatlamış. Ben de hemen kasadaki genci yanıma çağırdım.

   Olup biteni başından beri sanki bir şey yok imiş gibi takip eden kasacıya bak, dedim, genç! Usda 200 gıram et tartması gerekiyor idi fakat 152 gıram tartdı. Senin usda bizim dönerden 48 gıram çaldı. Dönerci usdası, tartıp dürümün içine koyduğu eti, ben tart dediğim hâlde beni dinlemedi. Bunu söylediğimi sen de işitdin! El çabukluğu ile tartdığı eti, tepsideki etlerin içine karışdırdı ve yapdığı hırsızlığın belgesini ortadan kaldırdı.

Dönerci usdası, yapdığı bu hırsızlıkdan hiç utanmadan, sanki hiçbir şey olmamış gibi ve gâyet pişkin tavır ile tekrâr et tarmaya başladı. Fakat ben usdaya döner kalsın dedim. Kasadaki gence, öfkeli bir tavır ile ver paramı, dedim. Kredi kartı ile ödediğim ücreti kasacı genç, kartıma iâde etdi.

İşde, döner için ödediğim fiş ve iâde fişi yanyana... 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Döneri tartan usdanın yapdığı bu gıramaj hırsızlığına kasacının sanki hiçbir şey olmamış gibi sessiz kalması aslında bu hırsızlığı berâber yapdıklarını çok açık bir şekilde gösderiyor. Abi sen otur isdersen, döneri masaya ben getiririm diye kasacı, meğerse bizi boşuna pışpışlamamış! Bu dönerci dükkânı, Etlik, Tevfik Sağlam Caddesindeki Nar Dönerci. Yolunuz düşer ise şâyet dikkatli olmanızı tavsiye ederim size.

   Akşamüzeri ayağımıza dolanan bu nâhoş olaydan sonra

   Hanım ile dönerciyi öfkeli bir şekilde terk etdik!

 

   Eve gelir iken yaşadığımız bu rezâleti konuşur iken

   Bu kez de kendimizi simit fırını önünde bulduk!

   Döner yiyemedik! Bâri, şurdan iki simit al da yiyelim dedi, hanım.

   Niyet döner dürüm idi! Fakat bu akşam kısmetde çıtır simit var imiş!

 

   "Diplomasız" devlet adamlarının idâre etdiği şu memleketde,

   Hırsızlık, ahlâksızlık ve nâmussuzluk mahalledeki dönerciye kadar bulaşmış!

 

   Yazıklar olsun be!

   Demek ki balık, hakikâten "başdan" kokuyor imiş!..

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

 

   Muhterem asubay meslekdaşlarım;

 

   Asubay Tefrikası rezâletler silsilemizin,

   Dokuzuncu bölümünü terkib eden bu makâlemizde

   Genelkurmay Başkanları ve Millî Savunma Bakanlarının

   Kendi paşa keyiflerine göre yapdığı elvân çeşit fitne kânunlar ile tezgâhladığı

   Ve bizlere “muvazzaf” kılıfı ile yutdurduğu “mecburî hizmet süresinin;

 

  •  İç hukukumuzdaki

         Ve dahi

  •  Uluslararası Andlaşmalar ile devletimizin bağlandığı dış hukukdaki yerini

 

   Zamân, olay, mevzuât müsellesi dâhilinde görüp öğreneceğiz, evvelallah…

 

 

  *  *  *  

 

   Nedir bu mesele?

 

   TEMAD yönetim kurullarında görev yapan Başkan ve yardımcılarından hiçbirisi,

   Bu bugüne kadar tek kelime etmedi!..

   Çünkü genel merkezde bu konuda henüz bir şuurlanma dahi yok!

 

   Emeklilierin umurunda değil! Kendileri Ordudan paçayı sıyırdılar nasıl olsa!..

   Kalanların da canı çıksın diyorlar!..

 

   Muvazzaflar ise ne yazıkdır ki, hâlâ farkında bile değil!..

 

   Nedir bu mesele?

   “Mecburî hizmet” meselesi…

 

  *  *  *  

 

   Muharip Orduların Gevur Subayları Cephede Ölür İken,

   T.C Ordusunun Müslüman Subayları Ne Yapmışlar?

 

   Birinci Cihân Harbine;

   Osmanlı Devleti, Almanya, Fransa, İngiltere, Amerika vs. iştirâk etdi.

   Bu harbde, muharip ordulardan en az 10 milyon "subay ve er" cephede öldü.

 

   Birincisinden çok daha şedit cereyân eden İkinci Dünyâ Harbine;

   T.C Devleti ve Ordusu iştirâk etmedi…

    

   İkinci Dünyâ Harbinde;

   Muharip devletlerin ordularından en az 15 milyon "subay ve er" cephede ölür iken,

   Kışlada mıntıka temizliği yapdıran T.C Devletinin ibiş "subayları" ise

   Ordumuzun “mecburî hizmet” süresi ile köşe kapmaca oynamışlar…

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

  

 

 

   27 Mayıs darbeci subaylarının 1967 senesinde tertip etdiği

   Ve bir darbe kânunu olan 926 sayılı TSK Personel Kânununa bakdığınızda

   “Yükümlülük” alt başlığı altında yer alan “mecburî hizmet” konusunda şu cilâlı cümleyi görürsünüz;   

                                 

                                       TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU(1)

 

      Kanun Numarası : 926                                                                     Kabul Tarihi : 27/7/1967

 

     ONUNCU KISIM

 

     Yükümlülük

 

     I – Subayların ve astsubayların yükümlülüğü: (2)

 

       Madde 112  – (Değişik: 26/3/1982 - 2642/15 md.)

 

  Muvazzaf subay  ve  astsubaylar 

subay ve astsubay nasbedildikleri tarihten itibaren

   fiilen onbeş yıl hizmet etmedikçe istifa edemezler.   (1)(2).

 

 

 

   Yüzündeki şirinlik maskesini kaldırınca,

   Bu cilâlı cümle bize kısa olarak şunu anlatır;

 

    Kendi ayakların ile gelirsin karşıma,

   Şu kağıda bir imzâ atarsın!

   15 sene köle gibi çalırsın!

 

   Kimdir köle olan?

   Subay ve astsubay…

   Peki,

   Mâdemki burada bir kölelik var! Bu köleliğin şartları nedir?

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Peki,

   “Astsubay” dedikleri “bendeler” cenâhında manzara-i umumiye nasıldır?

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   İnsan ömrünün en güzel, en kıymetli, en kavi, en tâze 15 senesi söz konusu ise şâyet

   Ki, şüphesiz öyle,

   Bu 15 senelik “mecburî hizmet” konusunda nimet-külfet bakımından bu kadar fark var ise şâyet,

   Ki, şüphesiz var,

   Bu orduda silâh arkadaşlığından söz edebilir miyiz?

   Biz bir aileyiz diyen subay emeklisi Bakan Hulusi AKAR’a, kim bakar?..

 

  *  *  *  *  *  

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Mülâzım-ı Evvel Mustafa Kemâl’in bu hârika vecizinden aldığı ilhâm ile

   Eski Tüfek de bugün şöyle diyor;

   Ordumuzun efendileri beyaz subaylarımızın

   Ordumuzun içinde çevirdiği filfilli orostopollukları “anlamak” için de

 

  • Araşdıracak kadar merâklı ve azimli,
  • Okuyup anlayacak kadar da akıllı olmalı!..

 

   Kitapsız yazar Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK, merâk ve azim ile araştırdım ve “anladım.

   Ve dahi

   “Muvazzaf kölelik” konusunda beyaz subaylarımızın bugüne kadar çevirdiği orostopollukları

   Asubay Tefrikası 9 isimli bu makâlemizde “anlatdım.

 

   Benim ortaya çıkartdığım bu acı hakikâtleri okuyup anlayacak kadar "akıllı" olmaya gelince…

   “Muvazzaf kölelik” konusundaki hakikâti ben Şükrü IRBIK, kendim okumak için yazmadım, elbetde!..

 

   Yirmi birinci asıra bir kala şöyle dedi, sürgün şâir Ataol GÜRUS;

   “Aşk iki kişiliktir. 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Aşk, iki kişilikdir; Ȃşık ile Mâşuk!

   Aşk gibi,

   Hakikât de iki kişilikdir; Söyleyen ile anlayan.

 

   Lübnan asıllı Amerikalı şâir Halil CİBRAN da

   Şöyle dedi, yirminci asırın yirmi altıncı senesinde;

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Yazan kişiden, okuyan kişi ârif gerek!

   

   Hakikâti Eski Tüfek bugün, burada söyledi!

   Anlamak da bu makâleyi okuyan siz “astsubay” meslekdaşlarımın meselesi oluyor!..

 

  *  *  *  *  *  

 

   Meşrû kabul edip hayvan pazarında “mal” gibi alıp satdığı köle emeği üzerinde neşvünemâ eyleyen

   Sömürgen Roma İmparatorluğundan bahsetmiyorum!

 

   Dünyâya “özgürlükler ülkesi ve insan hakları” yalanını pazarlar iken,

   Afrikalı zenci kölenin alın teri, kanı ve canı üzerine inşâ etdikleri Amerika’dan da bahsetmiyorum!

 

   İçine doğduğumuz,

   Üzerinde yaşadığımız,

   Vatandaşı olduğumuz,

   Kaderini paylaşdığımız memleketimizden,

   Türkiye’den

   Ve dahi

   Ömrümüzü hasretdiğimiz Türk Ordusundan söz ediyorum…

 

   Devlet ve subay tahakkümüne mahkûm edilen Türk Ordusu olarak sen,

   Hukûken henüz reşit bile olmamış 15 yaşındaki süt kuzusu erkek çocuğa bir kağıt imzâlatıyorsun!

   Ve sen, hiç utanmadan o çocuğa diyorsun ki;

    

   Kendi ayakların ile geldin ve imzâyı atdın, nasıl olsa!..

   Ey Türk çocuğu!

   İşde, kafesledim seni artık!..

 

   1986 senesinde neşretdiği Emret Komutanım isimli düzmece kitabında

   Yalancı ve sünepe gazeteci Mehmet Ali BİRAND’ın

   Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Mustafa Necdet ÜRUĞ’un ağzından akdardığı gibi,


Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

  “Herkesin okula girerken ne olacağı belli…

   Sonradan ortaya çıkan bir şey yok!”   

 

    Sen, şu andan itibâren bu Ordunun kölesi oldun!

   Hem de gönüllü kölesi…

 

 

 

 

        Ve sonra da

 

 

  • Ordu olarak sen bu çocuğu 15 sene tepe tepe köle olarak kullanıyorsun!

 

  • Subay yardımcısı oldun diyorsun, subayın görevini yapdırıyorsun,

 

  • Subay olarak emrediyorsun ve erin görevini de yapdırıyorsun,

 

  • Subayın yardımcısı yapdım diyorsun ve harbde subayın yerine öldürüyorsun…

 

  • Esir kampında da sen; subayın çorabını yıkatıyorsun, odasını temizletiyorsun!

 

 

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Bu satırları yazan Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK da

Bu devletin o kağıdını imzâlayan kölelerden birisiyim…

 

 

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Ölenleri, şehit niyetine gömdük ve çokdan unutduk da!

   Peki,

   15 senelilk “gönüllü kölelikden” sonra ne yapacak bu çocuk ?

   Devlet ve subayın ordusu diyor ki; Bu, benim meselem değil! Ne bok yersen ye!..

 

  *  *  *  *  *  

 

   Aşağıda gördüğünüz çerçevenin altındaki resime dikkat ile bakınız!..

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Subay;

   Elinde deri "eldiven", eğninde birinci sınıf yünden mâmül "palto" ile

   Hayvan pazarından mal seçen kasap gibi talebelerin arasında seyirtiyor!..

 

   Köle astsubay talebesi sübyan da;

   Eğininde sâdece gömlek ile

   Teftiş taburunda kış soğuğu ile imtihâna çekiliyor…

 

   Aşağıdaki resimin çekildiği okul bahçesinde 1978-1981 seneleri arasında

   Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK da

   İşde, bu köle sübyan mektebinin "astsubay" talebeleri gibi

   Subayların 5 dakikalık teftişleri için kış soğuklarında saatlerce titredim...

 

 Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Sene 2002 oldu,

   Dünyânın hiçbir ordusunda mevcut olmayan Hazırlama Okullarını” feshetdiler…

 

    Reşit bile olmayan ağzı süt kokan tâze çocuklarımızı

   Kendilerine “muvazzaf bende” etmek için beyaz subaylarımızın tezgâhladığı

   Bu "köle sübyan mekteblerinin" devir-i saltanâtı çok şükür, sona erdi!..

  

   Fakat

   “Mecburî hizmet” ismi altında 15 sene “kölelik

   2020 senesinde bile, bugün de hâlen ve aynen devâm ediyor!..

 

   Peki,

   Kim bu “kafeslenen çocuk?

   Kim bu “gönüllü bende?

   Hem de “muvazzaf bende.

 

  *  *  *  *  *  

 

   Bildik suâller, bilinmedik cevâplar!

 

   Asubay Tefrikası -9- isimli bu makâlemizde inşallah,

   Aşağıda gördüğünüz şu 5 suâlin cevabını arayacağız!..

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  * 

 

    Ahır, Öküz ve Maraba Teslisi

 

     Ahır, öküz ve maraba meyânında

     Şöyle bir vaziyet tasavvur edelim!

     Ve şu suâlleri soralım;

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   İşde,

   Yukarıdaki çerçevelerin içinde gördüğünüz şu beş suâlin cevâbını bulduğunuz anda

   Müntesibi olduğunuz mesleğin ruhûnu hakikâten anlayacaksınız!..

 

 *  *  *  *  * 

 

   Kıymetli vatandaşlarım!

   Muhterem "astsubay" meslekdaşlarım,

 

   Ordumuzun beyaz efendileri karanlık suratlı subaylarımızın

   1890 senesinden beri içinde yaşadağımız 2020 senesine kadar geçen son 130 senede

   “Mecburî hizmet” konusunda karârgâhlarda çevirdiği fitne ve rezillikler tiyatrosu fasılından,

   Asubay Tefrikası -9- isimli yeni bir oyun makâlemizi daha okumaya hoş geldiniz!..

 

 *  *  *  *  * 

 

   Osmanlı Donanma-yı Hümâyûn (Padişah Donanması)’da “astsubay” dedikleri sözde ilk "gedikli" sınıfı

   Sanki 1 Nisan şakası imiş gibi,

   Aşağıda gördüğünüz şu Nizâmnâme ile 1890 senesinde teşkil edildi.

 

   Bu Nizâmnâmede;

   Donanma "Gedikli" sınıfı için herhangi bir “mecburî hizmet” şartı yok idi.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

   Dönemin Bahriye Nâzırı Bozcaadalı Mürteşi Müşür Hasan Hüsnü Paşa,Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Der Saadet ahalisi etfâlinden devşirdiği bıçkın “gedikli” namzetlerine;

 

  •  Donanma zâbiti kadar tahsil verdi,
  •  Donanma neferinin yapdığı bütün işleri yapdırdı,
  •  Donanma zâbitinin yapdığı bütün işleri yapdırdı,
  •  Donanma zâbitinin yapması gereken fakat yapmadığı bütün işleri de yapdırdı,

 

   Lâkin

   Donanma zâbiti kadar tahsilli, bilgili ve kâbiliyetli olduğu hâlde;

   Donanma zâbiti gibi iâşe, ibâte ve ilbâs edilmediklerini

   Ve en mühimi de

   Donanma zâbiti kadar ücret almadıklarını gören Donanma Gediklileri,

   Kandırıldıklarını hemen anladılar…

 

   Hırsız Bahriye Nâzırı Hasan Hüsnü Paşa’nın Donanma-yı Hümâyûn zâbitinin götünü kaşıtmak

   Ve dahi

   17 sene boyunca “aynı güvertede voltalatmak” için teşkil etdiği Donanma Gedikli sınıfına

   Sokakda aç biilâç dolaşan Der Saadet’in fakir gençleri bile rağbet etmedi.

 

   Bugünkü “astsubay” sınıfı asla olmayan bu Donanma Gedikli sınıfı konusunda

   Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız, bugüne kadar pek ucuz ve âdî yalanlar üfürdü. Bu konu, şimdilik bir yana!..

 

   1890 senesinde teşkil edilmesinden kısa bir süre sonra,

   Sözde meşrutiyetçi

   Ve fakat

   Aslında İngiliz muhibi olan Osmanlı zâbitân heyetinin tertiplediği 31 Mart darbesinin arefesinde

   Donanma’nın sözde ilk Gedikli sınıfı, kendi iflâs bayrağını kendi toka etdi!..

 

 *  *  *  *  * 

 

   Osmanlı (Kara) Ordumuzda "küçük zâbit" (astsubay) sınıfı ilk kez olmak üzere 1909 senesinde teşkil edildi.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   05 Ekim 1909 târihli (Kara) Küçük Zâbit Mektebi ve Küçük Zâbit İbtidâî Mektebi Nizâmnâmesi,

   31 Mart darbecibaşı Gürcü Müşür Mahmud Şevket Paşa’nın,

   Türk milletinin yüksek irâdesinin yegâne tecelligâhı olan;

  • Meclis-i Mebusân’dan
  • Meclis-i Ȃyan’dan

        Ve en feci olanı da

  • 31 Mart öncesinin padişahı II. Abdülhamid’e rağmen

        Ve dahi

  • 31 Mart sonrasının padişahı Mehmet Reşad’ın haberi olmadan gizlice yapılmış bir darbe kânunudur.

   

   Darbe kânunu olduğundan dolayı da

   05 Ekim 1909 târihli Küçük Zâbit Mektebi ve Küçük Zâbit İbtidâî Mektebi Nizâmnâmesi;

  •    Hem gayri meşrû ve bir darbe kânundur,
  •    Hem de bu kânun ile Kara Ordumuzda teşkil edilen “küçük zâbitlik” “gayri meşrû” bir asker sınıfıdır,

   

   Rüşvetin “belgesi” olmaz da, lan pezevenk!

   Darbeci zâbitin tertiplediği darbe kânununun “gerekcesi” olur mu, Allah aşkına?..

 

 *  *  *  *  * 

 

   Yeri gelmiş iken,

   Ordumuza bugüne kadar subay-asubay yetişdiren;

  •    Askerî okullar,
  •    Tahsil seviyeleri ve
  •    Tahsil süreleri hakkında

   

    Siz kıymetli okuyanlara şu bilgileri ikrâm edelim;

 Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  

 

   Hemen yukarıdaki çizelgede gördüğünüz üzere

   Bugün “astsubay” ismi ile bildiğimiz asker sınıfı, târih sırasına göre;

  •    Donanma Gediklisi,
  •    Küçük Zâbit, (Kara kıdemli küçük zâbit, kıdemsiz küçük zâbit)
  •    Gedikli Küçük Zâbit,
  •    Gedikli Erbaş 

           Ve en son olarak da

  •    1951 senesinde kânunda “hile” yapılarak “astsubay” olarak tesmiye edildi.  

   

      Osmanlı ve Türk Ordusunun sidik yarışdığı devletlerin ordularında

   “Mükellef asker” sınıfı içinde teşkil etdikleri bu sınıfa verdikleri isimler hep aynı kalmış!

 

  • İngilizce: Noncommissioned officer
  • Fransızca: Sous officier
  • Almanca: Unteroffizier

 

   Fakat

 

   Muvazzaf  asker” sınıfına tavhil etdikleri bu köle askere isim vermek konusunda

    Bizim her boku bilen gerzek subaylarımız ise resmen cır cır olmuş!

 

 

      Astsubay yetiştiren okullar;

  •    İbtidâî (Sıbyan mektebi),
  •    İhzârî,
  •    Hazırlama,
  •    Sınıf Okulları,
  •    Ve en son olarak da 2002 senesinden beri Meslek Yüksek Okulları isimleri ile hizmet gördü.

   

   Dönemine göre “hazırlık+sınıf okulları” olmak üzere 1 ilâ 5 sene arasında değişen sürelerde tahsil verdi.

   Harb Okullarına talebe hazırlayan okullara Genelkurmay Başkanları;

  •     İptidâi,
  •     Rüşdiye,
  •     İdâdî,
  •     Lise isimlerini verdi.

 

   Fakat

   “Astsubay Sınıf Okullarına” talebe hazırlayan ve aynı seviyede tahsil veren “astsubay” okullarına ise

   Aynı Genelkurmay Başkanları niyeyse

  •    İhzârî
  •    Hazırlama
  •    Sınıf Okulu isimlerini verdi.

   

   Subay-asubay “mecburî hizmet” süresini gösdermek için hazırladığım çizelgelerde

   Mukâyese kolaylığı temin etmek gâyesi ile;

   İlkokul, ortaokul, lise, sınıf okulu ve Harp okullarnda verilen toplam tahsil sürelerini yazdım.

 

 *  *  *  *  * 

 

   31 Mart darbesinin gayri meşru çocuğu kara küçük zâbit sınıfı nedir?

 

   Osmanlı Devletini yıkmak ve Türk milletini târihden silmek için tertip etdiği

   31 Mart darbesinin elebaşı Müşür Mahmut Şevket Paşa’nın

   Darbe kânunu ile Osmanlı (Kara) Ordu Komutanlıklarında “kânunsuz” olarak teşkil etdiği

   Kara küçük zâbitliği iki sınıfda tefrik ediliyor idi;

 

      1. Kıdemsiz küçük zâbit

     2. Kıdemli küçük zâbit

 

   1. Kıdemsiz Küçük Zâbit; Nizâmiye (mükellef) askerlik dâhilinde görev yapıyor idi. 1909 senesinde nizâmiye (mükellef) askerlik süresi; Alman Kara Ordusunda olduğu gibi, Osmanlı Kara Ordusunda da 3 sene idi. 3 senelik nizâmiye (mükellef) askerliğini tamamlayan isdekli neferlerden seçilen “alaylıkıdemsiz küçük zâbitinmecburî hizmet” süresi Nizâmiye (mükellef) askerliğin iki katı olan 6 sene idi.

 

   2. Kıdemli Küçük Zâbit; Ordu Komutanlıklarında teşkil edilen Küçük Zâbit İbtidâî Mektebi ve Küçük Zâbit Mektebinden mezun olan “mektebliküçük zâbitdir. İlkokul seviyesinde olan Küçük Zâbit İbtidâî Mektebi’nin tahsil süresi 1 ilâ 3 sene idi. Ortaokul seviyesindeki Küçük Zâbit Mektebi’nin tahsil süresi de 2 ilâ 3 sene idi. 3+2 olmak üzere 5 senelik taalim-tahsili başarı ile tamamlayıp mezun olan talebeler,

Kıdemli küçük zâbit onbaşı rütbesi ile mezun oluyor ve kıt’alarına sevk ediliyorlar idi.

Toplam 5 senelik taalim-tahsile karşlık olarak da kıdemli küçük zâbit‘in “mecburî hizmeti” de 8 sene idi.

   

 

   Verdiği 5 senelik tahsile karşılık olarak,

   Osmanlı Devleti, küçük zâbite 8 sene “mecburî hizmet” yapdırıyor idi.

 

   Fakat

   Verdiği 2 senelik tahsile karşılık olarak Millî Savunma Bakanı,

   “Astsubay” dediği ortada sandık askerden 2020 senesinde tam 15 sene “mecburî hizmet” isdiyor!

 

 

   Osmanlı Devleti,

   Verdiği her 1 senelik tahsile karşılık olarak “küçük zâbitden” dün 1,6 sene “bedel” isdiyor idi.

 

   Fakat

   Verdiği her 1 senelik tahsile karşılık olarak Millî Savunma Bakanlığı,

   “Astsubay”dan bugün 7,5 sene “bedel” isdiyor!

   1909 senesinden beri içinde yaşadığımız 2020 senesine kadar geçen 110 senede;

   “Astsubay” dediği biz köle askere verdiği tahsil karşılığında aldığı “bedel” bakımından,

   Türk Devleti tam 5 kat daha kötüye doğru gitmiş!

 

   Ne diyeyim!

   Devletin açıkladığı fakirlik sınırının bile yarısı kadar emekli maaşı ile yaşamayı mârifet belleyen “astsubay” meslekdaşlarıma,

   “Bedel” konusundaki bu 5 kat “bedel giydirme” hayırlı, uğurlu olsun!..

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

   Osmanlı (Kara) Ordusunda ilk kez olmak üzere

   1909 senesinde teşkil etdiği “küçük zâbit” sınıfını,

   31 Mart darbecisi zâbitân heyetimiz, Prusya Almanya’sı Kara Ordusundan hırsızladı!

 Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   İhtiyât Zâbitânı Teşkilât Kânunu 1909 senesinde Meclis-i Mebusân’da müzâkere edilir iken

   Taşlıca mebusu olan Kara Piyâde Binbaşı Ali Vasfi Bey,Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Encümen-i Askerî Mazbata Muharriri (MSB Komisyon üyesi) sıfatı ile

   22 Kasım Pazartesi günü meclisde söz aldı.

 

   Ve ruznâme (gündem)’de olmadığı hâlde,

   Osmanlı (Kara) Ordusunda küçük zâbit sınıfının teşkil edilmesi hakkında bir konuşma yapdı.

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Gündem;

   Osmanlı askerî târihinde ilk kez teşkil edilmesi tasarlanan İhtiyât Zâbitânlığı idi.

   Aslında gündemde yok idi.

 

   Fakat “Ömer diyecekmiş gibi” ağzını domaltan Ali Vasfi Bey,

   Henüz üç ay evvel meclislerden kaçırarak darbeci Mahmud Şevket Paşa’nın Harbiye Nezâretinde yazdığı

   Bir “darbe Nizâmnâmesi” ile teşkil etdikleri Berrî (Kara) “Küçük Zâbitliği” hakkında şu incileri dökdü;

  Sayfa: 62

 

   ALİ VASFİ BEY (Taşlıca (Üsküp) Mebûsu (Devamla);

 

   Şimdiye kadar bizde “küçük zabitlik” yoktu.

 

   Vakıa Dahiliye Kanunnamemiz kırküç (Milâdî 1827. IRBIK) senesinde tercüme edilmiş kırkbeşte (Milâdî 1829. IRBIK) tadil edilmiş, yani Sultan Mahmut zamanında kabul edilmiş.

   Bu nizamnamenin bazı yerlerinde “küçük zabit” tabiri vardır. Bunun aslı Fransızcadan tercüme edildiği için (sou-officier)’den aynen alınmıştır.

   Fakat orası bizde unutulmuş. Belki “onbaşı, çavuş, bölük emini” yerinde kullanılmıştır. Bundan dolayı şimdi “küçük zabit” tabirini kabul etmeli ve Ordu kabul etti.

 

   Bugün her orduda hemen hemen Almanya tensikatının aynı caridir. Avusturya keza. Hep “küçük zabit” kadrosu vardır.

 

   O orduların vakti hazarda en büyük ve mühim uzvu, cüz'ütâmı bölüktür. Bölükteki heyeti muallime, “küçük zabitan” heyetidir.

 

   “Küçük zabitan” efratla beraber yatarlar, onlarla beraber hem haldirler. Seviyei irfanları yekdiğerine daha karib (yakın) olduğundan, onun için kuvvei muavine ile talebe arasında bulunurlar.

   Binaenaleyh bugün Ordu, hakikî bir terakki etmek için o mühim tensiki yapmak şartıylaküçük zabitan” kadrosunu kabul etti.

 

   “Küçük zabitan” yetiştirmek için şurada bir mektep küşad edildi. “Küçük zabitan” kabul ediliyor, yetiştirilecektir. Şimdi Avrupa devletleri ne yapıyor? Bir defa hizmeti muvazzafai askeriye üç senedir, sonra bir de ihtiyat vardır. Beş sene bir “küçük zabit” manen, fıtraten, ahlaken tabiatı saniye hükmüne gelmiş silâh endazlıktan şöyle yıkanıp çıktıktan sonra talebeyi teşkil eden efrada karşı zabitlik haysiyetini, etvârını, evsafını takınabilir. Zabitin bulunmadığı bir zamanda gaybubetini (yokluğunu) hissettirmeyecek; efrad üzerine maddî tesir icra edilmek için bir defa sinnen (yaş olarak) azıcık ziyade olması lâzım gelir.Küçük zabit” 28 yaşında olmalı. Hiç olmazsa celî (bilinen) bir tabirimizle «Ağabey» dedirtecek kadar olmalı. Bunların zaten tahsilleri; terbiyeleri iptidai olduğu halde, kendileri müddeti medîde (uzun süre) ameliyat ve tecrübe görerek zabitleşmeli. Zabitlik, kendilerine kumandan vazifesi, tabiatı saniye hükmüne gelmeli. Fakat yirmisinden otuzuna kadar temini maişet edemeyeceğinden ondan sonra hiçbir iş tutamaz.

 

   Fakat Şarkî Avrupa devletleri ne yapıyorlar? Bilfarz Almanya'da oniki senedir istikamet ve iffet dairesinde iktidar ve maharet göstererek, iyi muallim ve mürebbi olduğunu ispat ederek, bir çok efrad yetiştirerek bir gün şahadetname alacak olursa, ki biz bunu daha teklif etmiyoruz, çünkü bütçemiz fakirdir - kendisine senede bir defa zengin bir ordu, bin mark yani elli tane İngiliz lirası veriyor. Bu şahadetname ile polis memuriyeti, telgraf memurluğu ve posta memurluğu gibi hizmetlerde istihdam olunur. Bu hizmetinden istifade edilmek için kendisine her gün öğleden sonra ikişer saat müsaade olunur. Ait olduğu mevakii askeriyede isbatı vücut eder. Meselâ hukuk müntesibininden birisi her gün öğleden sonra iki saat ders alır, sonra dört senede bir şahadetname alıp devairi adliyede (adliye dâirelerinde) kâtiplikle vesair hizmetlerde istihdam edilir. Veyahut Polis Dairesine devam eder. Cezaya, kavanini adliyeye ait icabeden malumatı tederrüs eder. İşte Avrupa hükümetleri “küçük zabitana” böyle muaveneti nakdiye vesairede bulunur. Şimdi biz muaveneti nakdiyede bulunamayız. Komisyon burayı düşünmüş, teemmül etmiş (düşünmüş). Buraya konmamış, sonra bu kanunda böyle bir madde yoktur. Fakat Ciheti Askeriye, tabiî diğer bir kanun ile sureti saniyede bunu teklif eder, talep eder.

 

Şimdi “küçük zabit” iyi bir muallim, mürebbi olabilmek için sekiz on sene işlemeli, yoksa yetiştiririz, terhis ederiz, vücudundan istifade edemeyiz.

 

O noktai nazardan sair devletlerin oniki sene olduğu halde bizde on sene kabul edilmiş. O halde bu haddi asgarî diye telâkki edilmelidir.

 

 

 

   İşde,

   Osmanlı Ordusunda küçük zâbitl sınıfının teşkil edilmesi konusunda

   Yukarıda gördüğünüz incileri yumurtalayan mebus Ali Vasfi Beyin künyesi.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Yukarıdaki beyaz çerçeve içinde bir kısmını gördüğünüz bu konuşmasında

   Binbaşı Ali Vasfi Bey, çok büyük bir nâmussuzluk yapdı!..

 

   Prusya Ordusundaki küçük zâbit sınıfının “mecburî hizmet” süresi konusunda,

   Bilerek eksik bilgi verdi ve Meclis-i Mebusan’ı kandırdı.

 

   Sahtekâr Binbaşı Ali Vasfi Bey’in meclisin dikkatinden kaçırdığı çok önemli bu bilgiyi de

  111 sene sonra ilk defâ olmak üzere; Türk milletine kaynağından burada, Eski Tüfek veriyor.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

     Eski Tüfek Tercümesi;

 

   Postdam küçük zâbit mektebine 17-20 yaşınlarındaki Prusyalı gençler kabul ediliyor idi. Gençler, mektebde aldıkları her 1 senelik tahsile karşılık olarak 2 sene “mecburî hizmet” edeceğine dâir sözleşme imzâlıyor idi.

   Mükellef küçük zâbit olmayı tercih edenler “mükellef askerlik hizmetinden” muaf tutuluyor idi. Küçük zâbit mektebinin tahsil süresi, talebenin bilgisi seviyesine göre 1 ilâ 3 sene idi.

   “Mükellef askerlik” kapsamında yapılan 9 senelik hizmetden, mektebde geçen 3 senelik tahsil süresi mahsup edildiğinde, küçük zâbitin “mükellef asker” olarak yapdığı “mecburî hizmet” süresi 6 sene oluyor idi.

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   

 

   19 maddeden mürekkep 03 Eylül 1814 târihli Prusya Askerlik Kânunu’na göre;

 

   20 yaşını ikmâl eden her Prusya erkek vatandaşı, memleket müdafaası için 5 sene “askerlik” vazifesi ile mükellef idi. Bu sürenin 3 senesini tamamlayan er, harb yok ise şâyet, isdediği takdirde geri kalan 2 seneyi redif (ersatz, yedek) olarak izinde tamamlıyor idi. Prusyalı gençlerin ekserisi de böyle yapıyor idi.

 

   Bu kânun ile ihtiyâcı kadar “mükellef er” tedarik edemeyen Prusya Kralı,

   Gençleri askerliğe teşvik etmek için çeşitli çârelere başvurdu.

   Daha fazla “er” istihdam etmek gâyesi ile Kral,

   “Mükellef askerlik” hizmeti kapsamında görev yapdırmak üzere “unteroffizier” isimli bir “mükellef er” sınıfı teşkil etdi.

 

   Burada, yeri gelmiş iken subaylarımızın yapdığı bir orospuluğa işâret etmeliyim!

  “Unteroffizier” kelimesini 31 Mart darbecibaşı Müşür Mahmut Şevket Paşa ve kuklası Piyâde Binbaşı Ali Vasfi Bey, 1909 senesinde türkceye “küçük zâbit” şeklinde tercüme etdi.

 

 

 

   Fakat;

 

   1935 senesinde ATATÜRK’ün bizzat hazırladığı Türkce Rütbe isimleri kitabında

   Ve dahi

   Gene aynı sene içinde TBMM’nin meriyyete koyduğu 2771 sayılı Ordu Dâhili Hizmet Kânunu’nda,

   “Küçük zâbit” tâbiri türkceye “erbaş” olarak tercüme etdi.

 

   1953 senesinde meriyyete koyduğu 6020 sayılı Kânun ile de

   İngilizce “non-commissioned officer” tâbirini TBMM, türkceye “erbaş” olarak tercüme etdi.

 

      “Erbaş” kelimesinin zamân içinde sırası ile;

 

  •    Küçük zâbit
  •    Astsubay

           Ve en son olarak da

  •    Muvazzaf astsubay

   Yapılması konusunda nâmussuz subaylarımızın yapdığı öylesine orospuluklar var ki!..

 

   Bu konuda söyleyecek sözüm var fakat burada yazacak yerim yok!

   Lâkin,

   Asubay Tefrikası 9 isimli bu bölüm daha şimdiden bir kitap kadar uzun oldu!..

 

 

 

   Prusya Krallığı’nın Başkenti olan Postdam’daki

   Kara küçük zâbit mektebinin tahsil süresi, gencin o anki tahsil durumuna göre 1 ilâ 3 sene idi.

 

   17-20 yaşlarındaki Prusya vatandaşı, “mükellef askerlik” yapmak yerine küçük zâbit mektebine kayıt yapdırabiliyor idi. Kayıt yapdırır iken de mektebdeki her 1 senelik tahsile karşılık olarak 2 sene “mükellef askerlik” edeceğine dâir sözleşme imzâlıyor idi.

   Küçük zâbit olmayı tercih edenlerin mektebde geçen 3 senelik talebelik süresi, “mükellef askerlik”den sayılıyor idi. Bir başka ifâde ile; küçük zâbit olmayı tercih eden Prusyalı gençler, “mükellef askerlik” hizmetinden muaf tutuluyor idi.

 

   31 Mart darbecisi Harbiye Nâzırı Müşür Mahmut Şevket Paşa’nın,

   1909 senesinde kânunsuz olarak tertip etdiği küçük zâbit nizâmnâmesindeki “kıdemli küçük zâbitlik

 

   İşde, Prusya Krallığındaki bu “mükellef küçük zâbitliğin” aynısıdır.

   Mektebden mezun oldukdan sonra “mükellef küçük zâbit” olarak 6 sene “mecburî hizmet” şartı var idi. Bu 6 senelik “mecburî hizmetin” gerekcesi de gâyet basit idi. Mektebe girmeden evvel imzâtdığı sözleşmeye göre Prusya Kralı; kendi vatandaşına verdiği tahsilin bedeli olarak 2 kat “mecburî hizmet” isdiyor idi. Postdam küçük zâbit mektebinin tahsil süresi, talebenin bilgi seviyesine göre 1 ilâ 3 sene idi.

 

   Postdam küçük zâbit mektebinde: 

  •      1 sene tahsil edenler 2 sene “mecburî hizmet”,
  •      2 sene tahsil edenler 4 sene “mecburî hizmet”,
  •      3 sene tahsil edenler ise 6 sene “mecburî hizmet” edecek idi.

 

     6 sene “mecburî hizmeti” tamamladıktan sonra,

 

     İkinci bir 6 sene hizmet etmek için sözleşme imzâlayan “mükellef küçük zâbite” ise

     Toplam 12 senelik mükellef askerlik hizmetinin sonunda devlet dâirelerinde memurluk veriliyor idi.

 

   

 

   Darbeci Mahmut Şevket Paşa’nın kânunsuz olarak tertip etdiği

   Osmanlı kara küçük zâbit nizâmnâmesine göre;

   Mektebde tahsil süresi, namzetin bilgi seviyesine göre 3+2 sene olmak üzere yekûn 5 sene idi.

   Namzet, giriş imtihânında aldığı nota göre 1 ilâ 5 sene arasında değişen sürede tahsil görüyor idi.

   Prusya Kralı, verdiği tahsil süresinin “2 katı” hizmet isdiyor idi.

 

   Fakat

   Toptancı bir zihniyet ile hareket edip

   Türk küçük zâbitine “sığır” muamelesi yapan çetebaşı ve darbecibaşı Mahmut Şevket Paşa

   Dersaadet küçük zâbit mektebinde; 

  •      1 sene tahsil eden talebeye de
  •      5 sene tahsil eden talebeye de

   

   Cebren ve hile ile 8 sene “mecburî hizmet” yapdırdı.

 

   Prusya Kara Ordusu "küçük zâbit" sınıfı ile 

   Osmanlı Kara Ordusu "küçük zâbit" sınıfı arasındaki en çarpıcı fark ise şu idi;

 

   Prusya Kara Ordusundaki küçük zâbit sınıfı, “mükellef er” sınıfına dâhil idi.

 

   Fakat

   Kânunsuz olarak tertip etdiği Osmanlı küçük zâbit sınıfını ise

   Darbeci Mahmut Şevket Paşa “muvazzaf er” sınıfa dâhil etdi.

 

   Darbeci Mahmut Şevket Paşa sâyesinde(!) Osmanlı Devleti ve Osmanlı Kara Ordusu

   Dünyâ askerlik târihinde ilk defâ olmak üzere “muvazzaf er” sınıfını icâd eden devlet ve ordu oldu.

 

    İşde, Prusya adâleti,

   İşde, darbecibaşı Mahmut Şevket Paşa adâleti,

 

 

 

 

   Sahtekâr Binbaşı Ali Vasfi Bey,

   Osmanlı Kara Ordusunun küçük zâbit sınıfı için şart koşduğu 8 senelik “mecburî hizmet” süresini kendi aklınca mâkul ve meşru gösdermek için

   Alman Kara Ordusunun kendi küçük zâbiti için meşrut olan 12 senelik “mecburî hizmet” süresini örnek olarak gösdermiş. Ve tabi ki Ali Vasfi Bey, bu konuda büyük bir nâmussuzluk yapmış!..

 

   Çünkü;

     3 sene küçük zâbit mektebinde “talebelik”,

     6 sene de mükellef küçük zâbit olarak “mecburî hizmet” olmak üzere

   Prusya Ordusunun kendi küçük zâbiti için şart koşduğu “mecburî hizmet” süresinin tamamı  9 sene idi.

 

   Fakat

   Osmanlı Ordusunun kendi “muvazzaf küçük zâbiti” için şart koşduğu 8 senelik “mecburî hizmet” ise sâdece küçük zâbitin “fiilî hizmet” süresini kapsıyor.

   3+2 sene olmak üzere küçük zâbit mektebinde geçen 5 senelik “tahsil süresini” de hesâba ilâve etdiğinizde,

   Osmanlı Ordusu muvazzaf küçük zâbitinin toplam “askerlik süresi” 13 sene oluyor.

 

   İşde,

   Nâmussuz Binbaşı Ali Vasfi Bey,

   Bu önemli hakikâtleri Meclis-i Mebusan’ın dikkatinden kaçırmış!..

 

 

 

 *  *  *  

 

   Küçük zâbit mekteblerine hapsetdikleri talebelere

   Darbeci Mahmut Şevket Paşa'nın verdiği yemeklerin nasıl olduğunu öğrenmek için de

   Dersaadetli piyâde küçük zâbit Süleyman Nuri Efendi’nin şu sözlerinin bize anlatacağı çok şeyler var;

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  • Mektebde kara ekmek yiyorduk!

 

  • Zâbit mekteblerindeki talebelere verdiklerinden daha az yemek veriyorlardı bize.

 

  • Rütbe farkını anlıyordum da!..

 

  • Mide farkını aklım bir türlü almıyor idi!..

 

 

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Ne vaad etdiler? Ne yapdılar?

 

   Demi ve yeri gelmiş iken bir hakkı sahibine teslim edelim,

   Ve dahi

   Osmanlı Devletinin kara küçük zâbit sınıfına verdiği şu hakları da buraya yazalım.

   T.C Devletinin ise küçük zâbit sınıfına bugün dahi bu hakları vermediğini de buraya şerh düşelim.

 

 

          1909- Küçük Zâbit Mektebi ve Küçük Zâbit İbtidâî Mektebi Nizâmnâmesi

 

   Hicrî 21 Ramazan 1327- Rûmî 22 Eylül 1325 (Milâdî 05 Ekim 1909)

 

      Madde 47:  Küçük zâbit mekteblerinden veya alay mektebinden yetişerek kıt’ada toplam 9 sene hizmet etmiş olanlar polis, jandarma, saray, müze dâireleri muhafızlığı, koruculuk, tahsildârlık, şimendifer ve şirket idârelerinde, yol ve köprülerde, askeriyeye ait fabrika, fırın, anbarlarda ve dâirelerde kâbiliyetlerine göre istihdam olunurlar.

      12 sene hizmet etmiş olanlardan imtihanla liyâkatlarını ispatlayanlar yedek subaylığa nakil edilecekleri gibi genellikle en az 300 kuruş maaşlı memuriyetlere de tercihen tayin edilirler.

 

 

   Yukarıda gördüğünüz 1909 Küçük Zâbit Mektebi Nizâmnâmesi hakkında

   Yeri gelmiş iken şu hususu söyleyelim.

 

   Bu nizâmnâmenin Madde 48’inde “diğerleri” dedikleri küçük zâbitândan birisi de;

   İstiklâl Madalyası sâhibi Gâzi Piyâde Pilot Küçük Zâbit Kıdemli Başçavuş Vecihî (HÜRKUŞ) Efendi idi.

   Vecihî Efendi, 1910-1918 seneleri arasında talebelik dâhil Osmanlı Berrî (Kara) Ordusunda; 

  • Piyâde,
  • Tayyâre makinist ve
  • Pilot küçük zâbit olarak,

 

   Vatanına tam 9 sene kelle koltukda “fiilî hizmet” etdi.

   Birinci Cihân Harbinde zâbitimizin yerine ölmesi için tertip edilen küçük zâbitliği seçen;

  •    546 “mekteblikıdemli küçük zâbit ve
  •    2.564 “alaylıkıdemsiz küçük zâbit olmak üzere
  •    Toplam 3.110 küçük zâbitândan

   Tam 10 sene devam eden bu harbden sağ salim kurtulan çok az sayıdaki küçük zâbit ise

   Harbden sonra yukarıda gördüğünüz devlet dairelerinde görev aldı.

 

   ALİ VASFİ BEY (Encümen Mazbata Muharriri) (Devamla) —

   (…)

   Fakat Şarkî Avrupa devletleri ne yapıyorlar? Bilfarz Almanya'da (küçük zâbitlik.IRBIK) oniki senedir istikamet ve iffet dairesinde iktidar ve maharet göstererek, iyi muallim ve mürebbi olduğunu ispat ederek, bir çok efrad yetiştirerek bir gün şahadetname alacak olursa, - ki biz bunu daha teklif etmiyoruz, çünkü bütçemiz fakirdir - kendisine senede bir defa zengin bir ordu, bin mark yani elli tane İngiliz lirası veriyor.

   Bu şahadetname ile polis memuriyeti, telgraf memurluğu ve posta memurluğu gibi hizmetlerde istihdam olunur. Bu hizmetinden istifade edilmek için kendisine her gün öğleden sonra ikişer saat müsaade olunur. Ait olduğu mevakii askeriyede isbatı vücut eder. Meselâ hukuk müntesibininden birisi her gün öğleden sonra iki saat ders alır, sonra dört senede bir şahadetname alıp devairi adliyede kâtiplikle vesair hizmetlerde istihdam edilir. Veyahut Polis Dairesine devam eder. Cezaya, kavanini adliyeye ait icabeden malumatı tederrüs eder.

   İşte Avrupa hükümetleri küçük zabitana böyle muaveneti nakdiye vesairede bulunur. Şimdi biz muaveneti nakdiyede bulunamayız. Komisyon burayı düşünmüş, teemmül etmiş. Buraya konmamış, sonra bu kanunda böyle bir madde yoktur. Fakat Ciheti Askeriye, tabiî diğer bir kanun ile sureti saniyede bunu teklif eder, talep eder. Şimdi küçük zabit iyi bir muallim, mürebbi olabilmek için sekiz on sene işlemeli, yoksa yetiştiririz, terhis ederiz, vücudundan istifade edemeyiz. O noktai nazardan sair devletlerin oniki sene olduğu halde bizde on sene kabul edilmiş. O halde bu haddi asgarî diye telâkki edilmelidir.

 

 

   Bir tarafda Prusya Almanyası,

   Diğer tarafda Devleti Ȃliyei Osmanî!..

 

   Sen; Ey 31 Mart darbesinin çetebaşı

   Ve dahi

   Osmanlı Kara Ordusunda "küçük zâbit" sınıfının tertipçisi Müşür Mahmut Şevket Paşa;

   Prusya Almanyasına bakıyorsun!

   Ve diyorsun ki,

 

   Komşum sikişdi, canım çekişdi!

   Alman Ordusunda olduğu gibi

   Ben de Osmanlı Ordusunda "küçük zâbit" sınıfını tertip edeyim!...

 

   Mâdemki “küçük zâbit” sınıfını Almanya’dan hırsızlayıp ithâl ediyorsun!

   O vakit;

   Alman Ordusunun kendi “küçük zâbitine” verdiği hakları sen, kendi küçük zâbitine niye vermiyorsun?..

 

   Mâdemki Alman Ordusu gibi sikişmek isdiyorsun!

   Almanya gibi niye nâmuslu davranmıyorsun?

 

   Kıymetli vatandaşlarım,

   Muhterem asubay meslekdaşlarım!

   Görüyorsunuz, değil mi?

 

   Alman Ordusu;

   Küçük zâbit sınıfını kendi vatandaşına “meslek edinme kursu” vermek için teşkil etmiş.

 

   Peki Osmanlı Ordusu küçük zâbit sınıfını hangi maksat ile teşkil etmiş?

   “Vücudundan istifade etmek için!..

   Bu cümlenin açık anlamı şu oluyor;

   Harbde zâbit yerine ölmesi için küçük zâbit sınıfını teşkil etdik!..

   Yazıklar olsun, hepinize be!..

 

 *  *  *  *  * 

 

   Aşağıda gördüğünüz kânun lâyihasında 12 sene olarak teklif edilen “zâbit mecburî hizmet” süresini,

   Meclis-i Ȃla 10 seneye tenzil etdi.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Kânunun kabul edildiği 1910 senesinde, zâbit olmak için bir genç;

 

  • 3 sene Rüşdiye,
  • 4 sene İdâdî ve
  • 3 sene de Harbiye olmak üzere 10 sene tahsil yapıyor idi.

 

   Kânunun kabul edildiği 1910 senesi,

   Osmanlı Devletinin ismi henüz bilinmeyen büyük bir harbe hazırladığı sene idi.

   Böylesi bir durumda dahi Osmanlı Devleti, zâbitinden sâdece 10 sene mecburî hizmet isdedi.

   Mecburî hizmetin 10  sene olarak tesbit edilmesinin “gerekcesi” de gâyet basit idi;

   Devletin verdiği her “1 sene tahsile” karşılık “1 sene mecburî hizmet.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Aşağıda gördüğünüz kânunun kabul edildiği 1910 senesinde,

   Osmanlı (Kara) Ordusunda  bir tek dahi olsun “küçük zâbit” henüz mevcut ve müstahdem değil idi.

 

   Çünkü

   1909 senesinde teşkil edilen (Kara) Küçük Zâbit Mektebleri,

   İlk mezunlarını 10 Temmuz 1911 târihinde 173 kıdemli çavuş rütbesi ile verdi.

   Bu târihde bile Osmanlı neferâtı, 20 sene hizmetden sonra “tam maaaş ile” emekli olabiliyor idi;

 

 

   03.07.1910 târihli Askerî Tekâüt ve İstifa Kânunu;

 

   OTUZDÖRDÜNCÜ MADDE — Yirmi sene  bilafasıla silâh altında ifâyı hizmeti askeriye eyleyen neferât, rütbei hâzırası (son aldığı. IRBIK) maaşıyla tekaüt edilir.

 

 

 

   “Astsubay” olduğunu söyleyen muhterem meslekdaşlarım,

   Bir de bugün kendi aldıkları emekli maaşına baksınlar hele!..

 

 *  *  *  *  * 

 

   Osmanlı Bahriyesinde “gedikli” sınıfı,  ikinci kez olmak üzere 1915 senesinde teşkil edildi.

   Bu “gedikli” sınıfı, “zâbit” sınıfına dâhil idi.

   Deniz Kuvvetleri Komutanlığının son 100 seneden beri “astsubay” diye yutdurmaya çalışdığı asker sınıfı,

   Bahriye gedikli zâbit sınıfının ta kendisidir.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Birinci Cihân Harbinin en şedit bir şekilde devâm etdiği 1915 senesinde bile Osmanlı Bahriyesinde;

 

  • Bahriye neferi,
  • Bahriye küçük zâbiti ve
  • Bahriye gedikli zâbiti sınıflarında toplam olmak üzere

 

   Bahriye gedikli zâbit sınıfının toplam “mecburî hizmet” süresi sâdece 12 sene idi.

 

 *  *  *  *  * 

 

   Asubay Tefrikası -9- isimli bu makâlemizde kullandığımız kânunlardan

   T.C. Devletinin “mecburî hizmet” konusunda kabul etdiği ilk kânun,

   29 Nisan 1925 târih ve 638 sayılı

   Askerî Tekaüt ve İstifâ Kânununun Elinci Maddesini Muaddil Kânunun Son Fıkrasının Lâğvı Hakkında Kânun’dur.

   

   Aşağıda gördüğünüz bu kânun ile T.C Devleti,

   Kara zâbitin mecburî hizmetini” 10 senedem 15 seneye terfi etdirdi.

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

   31 Mart isyânının elebaşı Harbiye Nâzırı Müşür Mahmud Şevket Paşa’nın,

   Meclislerden kaçırdığı

   Ve dahi

   Padişahlardan izin almadan 1909 senesinde teşkil etdiği

   “Kara küçük zâbit” sınıfının “mecburî hizmet” süresi

   Birinci Cihân Harbinin başladığı senede bile 8 sene idi.

 

   Türk Milleti;

   Topyekûn bir seferberlik neticesinde Birinci Cihân Harbini muzaffer bir millet olarak tamamladı

   Ve dahi

   1923 senesinde T.C Devletini teşkil etdi. Harb-darb hitam buldu.

 

   Lâkin

   Ordumuzun “muvazzaf kölesi” küçük zâbitin çilesi bitmek bilmedi…

   1925 senesinde meriyyete koyduğu aşağıda gördüğünüz 648 sayılı kânun ile T.C. Devleti;

   1 senelik tahsile karşılık olarak kara küçük zâbitden tam 10 sene “mecburî hizmet” almaya başladı.

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Ordumuzun “muvazzaf kölesi” küçük zâbite” biçilen 10 senekik “mecburî hizmet” gömleğini

   Dönemin Müdafaai Milliye Veliki tekâüt zâbit Recep (PEKER) Bey, şöyle izâh etdi;

 


   MÜDAFAAİ MİLLİYE VEKİLİ (Millî Savunma Bakanı) RECEP BEY —  (Kütahya);

   Efendim;

     (…)

   Müdafaai Milliye Encümeni kıdemsiz olan sınıfı kaldırmış ve kıdemli olan sınıfı kabul etmiştir. Onu da şu farkla:Kıdemli küçük zabitan için on sene hizmeti mecbureyi kabul etmiştir. Bir defada on sene hizmeti mecbureyi tekeffül etmeyi kabul edecek küçük zabitan az bulunur. On sene hizmet mecburiyetini kabul ederek orduya girmek ağır bir şeydir. Dört buçuk sene hizmet etmeyi kabul ederek aynı maaşı almak üzere girerse ondan sonra tekrar temdit eder.

   Binaenaleyh safha safha icabında beş sene, on sene kalabilir. Fakat bir kerede ben on sene kalacağım diye senet vermesi, haleti ruhiye ve insanların serbestiye iştiyakından dolayı o kadar tabiî ve mümkün değildir.

   (…)

    Encümenin maddesi kabul edilirse o zaman on sene hizmet edecektir.

  Böyle olursa küçük zabit bulamayacağız,

  Kimse rağbet etmeyecektir ve ihtiyaç temin edilmeyecektir.

    İhtiyaç hâsıl olmayacaktır.

 

 

   Netekim, benim teğmenim!

 

    Ordumuzdaki “en kıdemli asubayın” “en kıdemsiz subaydan” daha az maaş aldığı konusunda

   Zottirik Kenan EVREN’in şöyle bir laf etdiği söylenir;

    “Başçavuş bile olsa, benim teğmenimden fazla maaş alamaz!

   Zorti’nin hakkını zorti’ye teslim edelim;

   Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan EVREN’nin böyle bir söz etdiğine dâir olmak üzere

   Ben Eski Tüfek bugüne kadar bir belge bulamadım!

 

    Lâkin,Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   “Başçavuş, asteğmenden fazla maaş alamaz!” sözünü  

   İlk olarak kimin yumurtaladığını söyleyeceğimi

   Asubay Tefrikası -1-‘de 3 sene evvel sizlere muşdulamış idim.

 

   Şimdi okuduğunuz Asubay Tefrikası -9-‘da Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK

   Bu sözü ilk olarak kimin söylediğini bugün, burada size fâş eyleyeceğim.

 

   Küçük Zâbitân Maaşı Hakkında Kânun TBMM’de 109’uncu inikadda müzâkere edilir iken

   Müdafaai Milliye Vekili (Millî Savunma Bakanı) mütekait zâbit Mehmet RECEP (PEKER) Efendi şöyle dedi;

 

            “Başçavuş, asteğmenden fazla maaş alamaz!

 

   İşde belgesi;

 

   MÜDAFAAİ MİLLİYE VEKİLİ (Millî Savunma Bakanı) RECEP BEY —  (Kütahya);

   (…)

   Yalnız bunda bendeniz bir şey derpiş ettim. Bin kuruş alan bir başçavuşun iaşe i ilbas i ciheti askeriyece temin edildiği için kendisine sarfedilen miktar en küçük rütbedeki zabitin maaşını biraz aşıyor.

 

   Onun için en yüksek küçük zâbitin alacağı para,

   En küçük rütbede olan zâbitin alacağı paradan yüz kuruş az olsun.

 

   Onun için Vekâlet (Müdafaai Milliye Vekâleti/ Millî Savunma Bakanlığı.IRBIK) dokuz yüz olarak tespit etmiştir. Mamafih bin derseniz de olur. Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi?

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   13 sene taalim ve tahsil etdirdiği,

   Birinci sınıf levâzım ile ibâte, iâşe ve ilbâs etdiği Harbiye mezunu zâbitin “mecburî hizmeti” 15 sene.

 

   Fakat

   Talimgâhda verdiği 1 senelik talim-taallüme

   Ve dahi

   Yedirdiği “kara ekmek” ve sâde suya tirit cinsinden karavanaya “bedel” olarak

   Küçük zâbitin “mecburî hizmeti” 10 sene!..

 

   Bu devlet, ne gözel devlet!

   Bu ordu, ne gözel ordu,

   Bu adâlet, ne gözel adâlet, değil mi?..

 

 *  *  *  *  * 

 

   T.C Devletinin kurucu irâdesi,

   Cumhuriyeti teşkil etdikden 3 sene sonra

   Türk Kânunu Medenisi isimli kânunu meriyyete koydu.

   İsviçre Medenî Kânununu esas alarak hazırladığı bu kânun ile T.C Devleti, şunu emretdi;

 

   Türk Kânunu Medenisi

 

   Şahsiyetin Himayesi, Ferağ ve Takyit Edilememesi;

 

   YİRMİ ÜÇÜNCÜ MADDE   

   Kimse, medenî haklardan ve onları kullanmaktan kısmen olsun ferâgat edemez.

   Kimse, hürriyetini ferağ edemediği gibi kânuna veya adabı umumiyeye mugayir surette takyit dahi edemez.

 

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


   Kurucu Reisicumhur Mustafa Kemâl ATATÜRK’ün 1926 senesinde Türk milletine verdiği bu hak;

   4721 sayılı aynı kânunun aynı maddesi ile

   İçinde yaşadığımız 2020 senesinde bile bugün dahi aynı şekilde muteberdir.

 

   2 senelik tahsile karşılık olarak astsubaydan bugün isdenen “15 senelik mecburî hizmet”,

   ATATÜRK’ün 1926 senesinde verdiği emirine ve irâdesine karşı alenen işlenmiş bir suçdur.

 

 *  *  *  *  * 

 

   Aşağıda gördüğünüz 18 Mart 1926 târih ve 788 sayılı Memurin Kânunu ile T.C. Devleti,

   Devlet adına “yurt içinde” tahsil verdiği memurun “mecburî hizmet” süresini tâyin ve tesbit etdi.

 

   Bu kânuna göre yurt içinde 5 sene orta tahsil yapıp memur olan vatandaş;

   Bu tahsil karşılığında devlete 5 sene “mecburî hizmet” edecek,

   4 sene yüksek tahsil yapıp memur olan vatandaş da;

   Bu tahsil karşılığında devlete 8 sene “mecburî hizmet” edecek idi.

   Osmanlı Devletinin kendi zâbiti için yapdığı gibi,

   T.C. Devleti de kendi memuruna verdiği;

 

  • Her 1 senelik “orta tahsile” karşı “bedel” olarak “1,6 sene mecburî hizmet”,
  • Her 1 senelik “yüksek tahsile” karşı “bedel” olarak da “2 sene mecburî hizmet” taleb edecek idi.

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

   T.C Devletinin kurucu irâdesi,

   Cumhuriyeti teşkil etdikden 3 sene sonra

   Borçlar Kânunu isimli kânunu meriyyete koydu.

   İsviçre Medenî Kânununu esas alarak hazırladığı Borçlar Kânunu ile T.C Devleti, şunu emretdi;   

 

     Sözleşmenin sona ermesi

    Belirli süreli sözleşmede

 

    MADDE 430- Taraflardan her biri, 10 yıldan uzun süreli hizmet sözleşmesini 10 yıl geçtikten sonra, altı aylık fesih bildirim süresine uyarak feshedebilir.

 

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Kurucu Reisicumhur Mustafa Kemâl ATATÜRK’ün 1926 senesinde Türk milletine verdiği bu hak;

   6098 sayılı Türk Borçlar Kânunu madde 430 ile

   İçinde yaşadığımız 2020 senesinde bile bugün de aynı şekilde muteberdir.

 

   2 senelik tahsile karşılık olarak astsubaydan bugün isdenen “15 senelik mecburî hizmet”,

   ATATÜRK’ün 1926 senesinde verdiği emirine ve irâdesine karşı alenen işlenmiş bir suçdur.

 

 *  *  *  *  * 

 

   Asubay Tefrikası -9-‘un en çok çiçek açan kânunu,

   Aşağıda gördüğünüz şu 1001 sayılı Gedikli Küçük Zâbit Menbalarına Dâir Kânun’dur.

 

 

   İsimi her ne kadar gedikli küçük zâbit olsa da

   Bizim köle gedikli küçük zâbit ile hiçbir ilgisi, akrabalığı yok!..

 

   Konu; Harbiye, Askerî Tıbbiye ve Baytar Mekteblerinden tard edilen zâbit namzedi talebeler…

   Evet, konu, zâbit yetiştiren mekteblerden tard edilen talebeler…

 

   Beyaz subaylarımızın;

   Asubay okullarının başarılı talebelerini harb okullarına nakledip

   “Zâbit” yapdıklarına dâir ben şu güne kadar bir “kânun” görmedim!

 

   Fakat subaylarımız;

   Harp Okullarında başarılı olamayan talebeleri,

   “Gedikli küçük zâbit mekteblerine” nakletmek için elvân çeşit kânunlar yapmışlar.

   Ve dahi

   “Zâbit” olmak için harbiyeye giren talebeleri “gedikli küçük zâbit” yapmışlar!..

 

   Müdafâi Milliye Vekili (Millî Savunma Bakanı) tekaüt zâbit Mehmet Recep (PEKER) Efendi,

   Bu kânun teklifinin meclisde müzâkere edildiği 46’ncı inikâdda

   Kânunun“mecburî hizmet” emreden maddesinin “gerekcesini” şöyle “müdafaa” etmiş;

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Müdafâi Milliye Vekili tekaüt zâbit Recep (PEKER) Efendinin bu hesâbında korkunç bir hatâ var idi.

 

   Şöyle ki;

   Zâbit mekteblerinden tard edilen talebeler için olduğu gibi,

     1 sene tahsile bedel olarak 1 sene “mecburî hizmet” yapılıyor ise;

     3 sene tahsil verilen “gedikli küçük zâbitin” de 3 sene “mecburî hizmet” yapması gerekiyor idi.

 

   Fakat

   1927 senesinin Erkânıharbiyei Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Mareşal Fevzi ÇAKMAK,

   Köle asker yerine koyduğu “gedikli küçük zâbiti

   Aldığı tahsilin “iki misli mecburî hizmete” mahkum etdi!

   Zâbitine şevkât kollarını açan dönemin Erkânıharbiyei Umumiye Reisi Mareşal Fevzi ÇAKMAK,

   

   Sıra “gedikli küçük zâbit”e gelince, köle sâhibi beyaz efendi gibi davranmakda hiç beis görmedi!..

   Bu dönemde “gedikli küçük zâbit” sınıfının “mükellef asker” sınıfına dâhil olduğunu da bilelim.

 

 *  *  *  *  * 

 

   1923 senesinde teşkil edilen Cumhuriyetimizin fâzilet ve nimetleri

   T.C. Ordusu zâbitân heyetimizin omuzlarına yıldız yıldız yağar iken,

   Aynı T.C. Ordusunun köleleri olan gedikli küçük zâbitân heyetinin sırtındaki “mecburî hizmet” kamburu,

   Habis bir ur gibi her geçen sene biraz daha azgınlaşarak büyüdü!..

 

   Deverân ve güzerân eyleyen seneler içinde Cumhuriyetimiz,

   Gedikli küçük zâbitin maaşına zammeylemedi!..

 

   Lâkin,

   1925 senesinde 6 sene olan gedikli küçük zâbitin “mecburî hizmetine

   1929 senesinde 9 sene birden zammeyledi!..

 

   Aşağıda gördüğünüz 1446 sayılı Kânun ile;

   Ordumuzun köle askeri olan gedikli küçük zâbitin “mecburî hizmeti” 15 sene oldu!..

 

   Gedikli küçük zâbite verdikleri 3 senelik tahsile karşılık olarak

   Dönemin Erkânıharbiyei Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Mareşal Fevzi ÇAKMAK,

   Köle asker sınıfı olan gedikli küçük zâbit‘den bu tahsilin tam “5 katı mecburî hizmet” isdedi.

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Daha 4 sene evvel, 1925 senesinde,

   Harbiyeli “beyaz” talebelerimiz söz konusu olunca;

   “Tahsil süresi kadar mecburî hizmet” diyen bülbüller,

   Ordumuzun “mükellef gedikli küçük zâbit” heyeti söz konusu olunca 1929 senesinde;

   Başka makâmlardan ve başka nakarât şakımaya başladılar…

 

   Gedikli küçük zâbite verdikleri “3 senelik” tahsile karşılık olarak tam “5 misli bedel” isdediler.

 

   Gedikli küçük zâbit‘in “mecburî hizmet” bu kânun ile 15 seneye “terfi(!)” etdirildi.

 

   Cumhuriyetimize,

   Cumhuriyet Ordusuna

   Ve

   Gedikli küçük zâbitâna hayırlı olsun!..

 

 *  *  *  *  * 

 

   1930 senesinde 1675 sayılı kânun ile

   Hava Makinist Mektebi mezunu gedikli küçük zâbitinmecburî hizmet” süresi gene 15 sene idi.

   Aşağıda gördüğünüz bu kânunun meriyyete konulduğu 1930 senesinde

   Hava Makinist Mektebinin tahsil süresi de “2 sene” idi.

   Dönemin Başvekili Mustafa İsmet (İNÖNÜ)

   Ve dahi

   Erkânıharbiyei Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Mareşal Fevzi ÇAKMAK,

   Köle asker sınıfı olan gedikli küçük zâbit‘den “2 senelik” tahsilin tam “7,5 katı mecburî hizmet” isdedi.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1930’lu senelere vâsıl olduğumuz zamânlarda

   Askerî ortaokul ve askerî liselerde başarılı olamayan zâbit adayları, mekteblerinden tard ediliyor

   Ve dahi

   Cebren gedikli küçük zâbit okullarına nakledilip cebren gedikli küçük zâbit celb ediliyor idi.

   Askerî ortaokul ve askerî liselerde 6 sene tahsil eden bu gençlerin “mecburî hizmeti” 15 sene idi.

 

   Fakat

   Hava Makinist Mektebinde verdiği 2 senelik taalim-taallüme

   Ve dahi

   Yedirdiği sâde suya tirit cinsinden karavanaya bedel olarak

   Cumhuriyet Ordusunun “gönüllü “kölesi gedikli küçük bitinmecburî hizmeti” de 15 sene!..

 

   Bir ordu düşünün!

   6 senelik tahsil ile 2 senelik tahsili aynı kefeye koyup aynı muameleyi yapabilsin!

   Bu devlet, nasıl bir devlet!

   Bu ordu, nasıl bir ordu?

   Buna karar veren zâbit, ne cins bir zâbit?

   Bu adâlet, nasıl bir adâlet?..

 

 *  *  *  *  * 

 

   1930 senesinde kabul edilen Askerî ve Mülkî Tekaüd Kânunu ile

   Zâbit ve askerî memurlara 15 sene “mecburî hizmet” yüklendi.

   Bu kânun teklifini Mâliye Vekâleti (Bakanlığı) hazırlamış idi.

   Kânunun “mecburî hizmet” getiren 20’nci maddesi,

   Hiçbir gerekce gösterilmeden komisyonda  ve meclisde aynı şekilde kabul edildi.

 

   1930 senesinde aâbit yetiştiren;

 

  • Askerî Rüşdiye,
  • Askerî Lise ve
  • Harbiye’de toplam tahsil süresi 10 sene idi.

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Subaylarımıza 1930 tahmil edilen 15 sene “mecburî hizmet” senesi,

   2020 senesinde tahmil edilen “mecburî hizmet” süresi ile birebir aynı!..

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

   Aşağıda gördüğünüz 1934 seneli ve 2505 sayılı kânun ile Cumhuriyet Ordumuz;

   Askerî lise,

   Askerî orta mektep,

   Harbiye ve deniz harp mekteplerinden tard edilen zâbit namzetlerini

   Cebren gedikli küçük zâbit yapmaya son verdi.

 

   Bu kânun ile artık butalebelerden “arzu edenlergedikli küçük zâbit nasb edilecekler idi.

   Ordu hesâbına Üniversite ve Baytar fakültesinde tahsildeki talebelerin ise

   Cebren gedikli küçük zâbit celb edilmesine devâm edilecek idi.

   Ve bu gedikli küçük zâbitânın cümlesi ordumuza 8 sene “mecburî hizmet” edecek idi.

   

 

   Bu kânunun meriyyete konulduğu 1934 senesinde;

   Askerî orta mektepler (Rüşdiye)’de tahsil süresi 3 sene,

   Askerî liselerde tahsil süresi 3 sene,

   Harbiye ve deniz harp mektebinde tahsil süresi 3 sene,

   Ve dahi

   Ordu hesabına Üniversite ve Baytar fakültesindeki talebelerin tahsil süresi de 4 sene idi.

 

 

 

   Bu zâbit mekteblerinden tard edilen talebenin;

   En az tahsil süresi 1 sene,

   En fazla tahsil süresi de 9 sene idi.

 

   Fakat

   Gedikli küçük zâbit olanların hepsi için “mecburî hizmet” tek tip idi;

   Deniz, hava ve sanâtkâr sınıflarında 12 sene,

   Sâir sınıflarda ise 8 sene idi.

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Dönemin meclis zabıtlarını okur iken;

   Akıl, vicdân ve günün koşullarından uzak ve koyu bir irticâî zihniyet ile alelacele hazırladıkları

   Ve dahi

   Peşpeşe piyasaya sürdükleri yarım yamalak cır cır kânunlar ileAsubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Cumhuriyet Ordumuza gedikli küçük zâbit temin etmek için

   Dönemin Başvekili Mustafa İsmet (İNÖNÜ)

   Ve dahi

   Erkânıharbiyei Umumiye Reisi Mareşal Fevzi ÇAKMAK’ın

    Derin bir çelişki ve târifsiz bir çâresizlik içine düşdüklerini gördüm!

   ATATÜRK’ün müdâhalesi olmadan sıçmaya bile gidemeyen bu kurmay zâbit heyetinin şaşkınlığı,

   ATATÜRK’ün delâlet etdiği Ordu Dâhili Hizmet Kânunu 1935 senesinde hazırlanasıya kadar devâm etmiş!

 Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Başvekil Mustafa İsmet (İNÖNÜ)

   Ve

   Erkânıharbiyei Umumiye Reisi Mareşal Fevzi ÇAKMAK,

   1492 sayılı kânun ile 1929 senesi Cumhuriyet Ordusunda;

   Cihân Harbinde beyaz zâbitin yapmadığı bütün pis ve tehlikeli işleri sırtına yüklediği “gedikli zâbit” sınıfını cebren ve hile ile tasfiye etmiş,

   

   Bilâhire

   Alman bahriyesinde olduğu vech üzre bir “baş gediklilik” rütbesi ihdâs etmiş,

   Ve bu sûretle

  “Deniz zâbitân heyeti” ile “deniz gedikli küçük zâbitânı” arasında “sarih bir hattı fasıl çizmiş”,

Küçük zâbit” sınıfını ise

   Cebren “gedikli küçük zâbit” sınıfına tahvil etmiş ve 12 sene “mecburî hizmete” mahkûm etmiş idi.

 

   Bir anda âdetâ sudan çıkmış balığa dönen gedikli zâbitlerin düşürüldüğü zelil durumu gören türk gençleri,

   Küçük zâbit olmakdan köşe bucak kaçmaya başlamış idi.

 

  • 1927 senesinde 1001 sayılı kânun,
  • 1929 senesinde 1446 sayılı kânun,
  • 1930 senesinde 1675 sayılı kânun,
  • 1934 senesinde 2505 sayılı kânun,
  • 1942 senesinde 4260 sayılı kânun
  • 1947 senesinde 5100 sayılı kânun,

 

   Birer ikişer sene fasıla ile peşpeşe pisayasa sürdükleri bu “cır cır” kânunlar ile

   Başvekil Mustafa İsmet (İNÖNÜ)

   Ve

   Erkânıharbiyei Umumiye Reisi Mareşal Fevzi ÇAKMAK’ın emir-gomutasındaki Cumhuriyet Ordusu âdetâ linet olmuş idi…

 

   Ancak şu tâlihsizliğe bakınız ki

   Cumhuriyet Ordusu zâbitân heyetinin götünü kaşıtacak “ortada sandık” asker sınıfı tertipleme tezgâhı hep geri tepmiş idi…

 

   İsmet-Fevzi ikilisi;

   “Zâbit” olmak için harbiyeye giren talebeleri bile “gedikli” yapacak kadar gözünü ve vicdânını karartmış idi.

 

   Fakat

   1934 senesinde piyasaya sürdükleri 2505 sayılı kânun ile İsmet-Fevzi ikilisi;

   Birden bire irşâd oldular ve insâfa geldiler!..

   Zâbit mekteblerinden tard etdikleri talebeleri cebren “gedikli küçük zâbit” celbetmekden vazgeçdiler.

 

   Aynı İsmet-Fevzi ikilisi;

   Sâdece 2 sene tahsil verdikleri Cumhuriyet Ordusunun köle askeri “gedikli küçük zâbit”lerinden

   Davşanın götünden gıl yolar gibi tam 12 sene çatır çatır “bedel” yolmaya devâm etdiler.

    Birinci Cihân Harbi meydân muharebelerinin muzaffer gomutanları,

   Cumhuriyet Ordumuz beyaz zâbitân heyetinin götünü kaşıtacak bir asker sınıfı teşkil etmek için girdikleri muharebelerinin mutlak mağlup gomutanları oluverdiler…

 

   Çünkü;

   İsimi ne olur ise olsun, “zâbit ile er arasında” görev yapdırmak için tezgâhladıkları asker sınıfı,

   “Alışmadık götde don durmaz” misâli Türk milletine bir türlü uymuyor idi.

 

   Çünkü;

   Türk evlâdının hilkâti ve mizâcı,

   Teşbihde hatâ câizdir, “zâbit ile er arasında”, “kuma” görevi yapmayı asla kabul etmiyor idi!

   Ya içinde yaşadığımız 2020 senesinde durum ne merkezde acap?..

 

  *  *  *  

 

   Yukarıdaki “kuma” teşbihimizden rahatsız olan “astsubay” var ise şâyet,

   Bu meslekdaşlarım şu suâlin cevabını versinler!

   Ne diyor beyaz subaylarımız; “Biz bir aileyiz

   Ailede;

  • Karı,
  • Koca

        Ve

  • Çocuk vardır,

        Değil mi?

 

   Peki,

   “Astsubay” olarak senin bu ailedeki yerin ne?

   Çocuğu olmadığın belli de!..

 

   Ey sen “astsubay” meslekdaşım! Sen, bu ailede nesin?

  •    Koca mısın?
  •    Karı mısın?..

 

    Astsubay” meslekdaşım, söyle bana!

   Bu suâle verecek cevâbın var mı?..

 

 *  *  *  *  * 

 

   1942 senesinde aşağıda gördüğünüz 4260 sayılı kânun piyasaya sürüldü.

 

   Bu kânunun maksadı;

   Ordu nâmına üniversitede okur iken tard edilen talebelerden “isdekli” olanları gedikli küçük zâbit yapmak idi.

 

   Kara ve Deniz Harp Okulları tahsil süresi 4+4 = 8 sene,

 

   Ordu nâmına talebe okutan üniversite ve veteriner fakültelerinin tahsil süresi 4 sene idi.

 

   Bu zâbit mekteblerinden tard edilen taleberlerden “arzu edenlergedikli küçük zâbit celb edilecekler

   Ve aldıkları 4-8 sene tahsil için 12 sene “bedel” ödeyecekler idi.

 

   Fakat

   Ortaokulda aldığı sâdece 3 senelik tahsile karşılık olarak,

   Köle gedikli küçük zâbitler ise 8 sene dike dike “bedel” ödeyecek idi.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

   Genelkurmay Başkanının 1947 senesinde tezgâha sürdüğü aşağıda gördüğünüz kânun,

   Harb okullarının târihcesinde hiç bahsedilmeyen bir hakikâti fısıldıyor bize…

   Askerî liseler, harb okulları ve üniversitelerde başarılı olmayan subay adaylarımız

   1927 senesinden beri cebren ve hile ile gedikli küçük zâbit celbediliyor idi.

   Meğerse Genelkurmay Başkanlarımız subay mekteblerinde başarılı olamayan harbiyelileri

   Askerî Muamele ve Hesap Mekteblerine naklediliyor ve askerî memur yapıyorlar imiş!

   Askerî memur sınıfını niye tertip etdikleri de bugun bu makâlemizde ortaya çıkıyor!

 

   Askerî lise,

   Askerî orta okullar,

   Harb ve deniz harb okulları ile

   Ordu hesabına diğer Yüksek Öğrenim Kurumlarından tard edilen öğrencilerden

   “İsteyenler”, gedikli erbaş  celb edileceker

   Ve dahi

   Ordumuza gedikli erbaş olarak 12 hizmet edecekler idi.

   Cumhuriyet Ordumuza hayırlı olsun!..

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  * 

 

   Türkiye Cumhuriyeti Devleti,

   İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi’ni 1948 senesinde imzâladı.

 

     Bu beyânnâmenin dördüncü maddesine göre T.C. Devleti;

       1. Hiç kimseyi kölelik veya kulluk altında bulunduramayacak,

 

       2. Kölelik ve köle ticâretini her türlü şekliyle yasaklayacak idi.

 

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  * 

 

   1948 senesinde imzâladığı İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi’ni,

   T.C Devleti, aşağıda gördüğünüz Bakanlar Kurulu Karârı ile kabul etdi ve meriyyete koydu.

   Bu Beyannâmenin dördüncü maddesi mucibince T.C Devleti;

   Kölelik ve köle ticâretinin her türlüsünü yasaklayacağını

   Ve dahi

   Memleketde hiç kimseyi kölelik veya kulluk altında bulunduramayacağını dünyaya taahhüt etdi.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Bakanlar Kurulu Kararı

 

   Karar  Sayısı: 3 / 9119

 

   Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 10/12/1948 tarihli ve 217 (111) sayılı karariyle kabul edilen ilişik “İnsan Hakları Evrensel Beyanname”sinin;

     Resmî Gazete ile yayınlanması ve

     Yayımdan sonra okullarda ve diğer eğitim müesseselerinde okutulması ve yorumlanması ve

     Bu beyanname hakkında radyo ve gazetelerde münasip neşriyatta bulunulması,

   Dışişleri Bakanlığının 28/3/1949 tarihli ve 36084/122 sayılı yazısı üzerine

   Bakanlar "Kurulunun 6/4/1949 tarihli toplantısında kararlaştırılmıştır. 6/4/1949

   CUMHURBAŞKANI

   İSMET İNÖNÜ

 

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  * 

 

   T.C Devleti, 5434 sayılı T.C Emekli Sandığı Kânununu 1949 senesinde meriyyete koydu.

   Bu Kânunun maksadı, o vakde kadar elvan çeşit kânunlara tâbi olan devlet memurlarını

   Tek bir emekli çatısı altında toplamak ve teadül etmek idi.

   5434 sayılı bu kânun, 1930 sene ve 1683 sayılı Askerî ve Mülkî Tekaüd Kânununu ilga etdi.

   Bu kânunun zâbit ve askerî memur için şart koşduğu 15 senelik “mecburî hizmet” süresi,

   Emekli Sandığı Kânununa aynen ithâl ve ipka edildi.

 

   1949 senesi itibârı ile;

   Harp okullarındaki toplam tahsil süresi 9 sene, “mecburî hizmet” süresi 15 sene,

   Gedikli erbaş okulllarındaki toplam tahsi süresi 3 sene, “mecburî hizmet” süresi de tıpkı subaylar gibi 15 sene idi.

   Subaylarımız için 9 senelik tahsile bedel olarak 15 sene “mecburî hizmet”,

   Ordumuzun köle askerleri gedikli erbaşlar için 3 senelik tahsile bedel olarak da gene 15 sene, “mecburî hizmet”,

 

   Bu Ordu, ne şanlı ordu,

   Bu Ordunun subayları ne gahraman subay,

   Bu ordunun gedikli erbaşları ne “köle” askerler be!..

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  * 

 

   Bir askerin,

   Bedelini ancak kanı ve canı ile ödeyebileceği “mecburî hizmet” konusunda,

   T.C Ordusu, linet olmuş idi bir kere…

   Karargâhda cır cır,

   Kışlada cırt pırt!...

   Kıt’a cart curt!..

   Sahrada zart zurt!..

 

   1950 senesine vâsıl olduğumuzda,

   Şanlı Ordumuzun gahraman subayları,

   Bir sabah uyandıktan sonra helâda cır cır makâmından kıllı zurna ötdürür iken

   Yeni bir asker sınıfı icâd etdiklerinin farkına vardılar, vehleten; Gedikli erbaş!..

 

   5619 sayılı kânun ile teşkil etdikleri

   Ve dahi

   Dünyânın hiçbir ordusunda mevcut olmayan bu “gedikli erbaş” sınıfını,

   Düşman ordusunda bile olmayan budaklı bir kazığın üzerine oturtdular; 15 sene “mecburî hizmet”

 

   Bir devletin bir ordusunda bir kânun;

   Ancak bu kadar nâmert,

   Ancak bu kadar nâmussuz,

   Ancak bu kadar ahlâksız,

   Ancak bu kadar rezil bir kânun olabilir idi!..

   Oldu da! Hem de T.C Ordusunda…

 

   5619 sayılı bu Gedikli Erbaş Kânunu, sâdece 15 ay yaşamış en kısa ömürlü ve en rezil kânundur.

   Meclisden bir kânun çıkartmak için en az 15 aylık süre gerekir.

   Bu kânunun meriyyete girer girmez ölü doğduğunu anlayan bizim dangalak subaylarımız,

   Hemen peşinden 5802 sayılı Astsubay Kânununu tezgâha sürmüşler.

   Nâmussuz ve ahlâksız subaylarımız 1950 senesinde;

   “Gedikli erbaş” olarak tesmiye etdikleri köle bir asker sınıfı teşkil etdiler

   Ve dahi

   Bu köle gedikli erbaş sınıfını nâmussuz bir şekilde tam 15 sene “mecburî hizmete” mahkûm etdiler.

   Subaylarımız için 8 senelik tahsile “bedel” olarak 15 sene “mecburî hizmet”,

   Gedikli erbaşlar için 3 senelik tahsile “bedel” olarak da gene 15 sene “mecburî hizmet”,

   Yazıklar olsun, sizin gelmişinize, geçmişinize be!..

 Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   İşde,

   Gahraman subaylarımızın “gedikli erbaş” dedikleri köle askerleri

   Sanki harbiye mezunu subaylar imiş gibi tam 15 sene “mecburî hizmete” mahkum etmelerinin

   Osdurukdan gerekcesi!..

   Ey bu kânunu hazırlayan ve pazarlayan beyaz subaylar! Mezarlarınızda ters dönün, inşallah!..

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Subaylarımız için 8 senelik tahsile bedel olarak 15 sene “mecburî hizmet”,

   Gedikli erbaşlar için 3 senelik tahsile bedel olarak da gene 15 sene “mecburî hizmet”,

   Yazıklar olsun, sizin gelmişinize, geçmişinize be!..

 

  *  *  *  *  * 

 

   5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânunu,

   Meriyyete konulduktan sâde 15 ay sonfa iflâs edince,

   Dönemin Başbakanı Adnan MENDERES,

   Genelkurmay Başkanını siklemeden 5802 sayılı Astsubay Kânununu meriyyete koydu.

   Bu Astsubay Kânunu;

   Aşağıda gördüğünüz gâyet sağlam gerekce ve hüsniyet ile hazırlanmış temel bir kânun idi.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Fakat

 

   27 Mayıs’ın zulmet suratlı darbeci subayları,

   Bu kânunu hiç tatbikâta koymadan 1967 senesine kadar beklediler.

   Başbakan Adnan MENDERES’i idam eden

   Ve dahi

   Vatandaşın seçdiği milletvekillerinin teşkil etdiği hükümeti yıkan cellât ve ceberrut subayları,

   1967 senesinde tezgâhladıkları 926 sayılı kânun ile,

   5802 sayılı bu kânunu idam sephasında sallandırdılar.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Subaylarımız için 8 senelik tahsile bedel olarak 15 sene “mecburî hizmet”,

   Köle astsubaylar 2 veya 4 senelik tahsile bedel olarak 9 sene “mecburî hizmet”,

   Yazıklar olsun, sizin gelmişinize, geçmişinize be!..

 

  *  *  *  *  * 

 

   T.C Devleti NATO’ya üye olmadan bir sene evvel,

   Kendisi bir hukukcu olan Demokrat Parti Tokad Vekili Muzaffer ÖNAL,

   28 Mayıs 1951 Pazartesi günü TBMM’ye bir kânun teklifi verdi.

   Gerekcesi itibârı ile târihe altın harfler ile yazılacak kıymetde olan bu teklifinde Muzaffer ÖNAL,

   Subay ve askerî memurların 15 sene olan “mecburî hizmet” süresinin 8 seneye indirilmesini talep etdi.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Türk Ordusuna bugüne kadar biçilen binbir çeşit “mecburî hizmet” süresi hakkında

   Bugüne kadar bilinen bütün askerlik târihimizde ifâde edilmiş en mükemmel gerekce olduğu için

   Ve dahi

   “Mecburî hizmet” hakkında bugünlerde laf geveleyenlere "ibret" olması için,

   Tokad Vekili hukukcu Muzaffer ÖNAL’ın bu teklifini

   Ve

   Bu teklifini TBMM’de nasıl da reddedilemez gerekceler ile  savunduğunu izhâr etdirmek için

   Vekil Muzaffer ÖNAL’ın bu mükemmel kânun teklifini bugüne kadar ilk defâ duyurmak üzere

   Bu kânun teklifinin tamamını

   Ve dahi

   Komisyon Raporlarını makâlemize misâfir ediyorum.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

                                                                                 28.V.1951

                                                    Yüksek Başkanlığa

 

 Subay, askerî memur re gedikli erbaşların mecburi hizmet müddetleri ve istifaları hakkındaki kanun teklifimi ilişik olarak sunuyorum.

   Gereken işlemin yapılmasını saygılarımla arzederim.

 

   Tokad Milletvekili

   Muzaffer Önal

 

   Subay, askerî memur ve gedikli erbaşların mecburi hizmet müddetleri ve istifaları hakkındaki kanunun gerekçesi;

 

   Subay, askerî memur ve askerî mektep talebelerinin ordudan istifaları hakkındaki hükümler (1683) numaralı Askerî ve Mülki Tekaüt Kanununun 14, 20 ve 21 nci maddeleriyle tanzim edilmişti. 1683 numaralı Kanunun 5434 numaralı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile ilgası üzerine mezkûr hükümler 5434 numaralı Kanuna geçici 83 ncü madde olarak konulmuştur.

   Askerî istifa hükümlerinin Emekli Sandığı Kanununa geçici bir madde olarak ithali de gösteriyor ki, mezkûr hükümler eskimiş ve artık bugünün ihtiyaçlarına cevap veremez hale gelmiştir.

   Nitekim bahis mevzuu olan geçici 83 ncü maddedeki esas hükümlere göre, muvazzaf subaylarla askerî memurlar, subay veya askerî memur olduklarından itibaren fiilen on beş sene askerî hizmet yaptıktan sonra istifa edebilirler. Ancak, yabancı memleketlerde tahsil edenlerin veya staj görenlerin istifalarının kabulü, masrafları kendi taraflarından ödenmişse tahsil veya staja azimet ve avdet tarihleri arasında geçen müddet kadar, Devlet tarafından ödenmişse, bu müddetin iki misli kadar fazla hizmet etmeleriyle mümkündür.

   Askerî okullar talebelerinden istifa etmek istiyenlerin istifaları, Devletçe yapılan bütün okul masraflarının ödenmesine bağlıdır. Ancak, bunların emeklilik hakları başladıktan sonra, okul masraflarını verseler bile, istifaları kabul edilemez.

   Görülüyor ki bu hükümler hem gayriâdil, hem hukuk sistemimize aykırı ve hem de antidemokratiktir.

   Şöyle ki:

    788 numaralı Memurin Kanununun 2919 numaralı Kanunla değiştirilen 64. maddesine göre, Devlet, özel idare ve belediyeler hesabına memleket içinde tahsil görenlerden orta tahsili bitirenler beş ve yüksek tahsili bitirenler ise sekiz sene müddetle; ve aynı idareler hesabına ecnebi memleketlerde Hükümetin tâyin ettiği müesseselerde tahsilini bitirenler de tahsil müddetlerinin iki misli kadar meslek ve ihtisasları dâhilinde hizmete mecburdurlar. Bunlardan hizmete alınmak için müracaat etmiyenlerle mecburi hizmet müddetlerini ikmal etmeden evvel vazifeden ayrılanlar tahsil müddetlerince kendilerine yapılan masrafı faizi ile birlikte ödemeye mecburdurlar.

   5434 numaralı Kanunun geçici 83. ve 788 numaralı Kanunun 64. maddelerinin mukayesesinden de anlaşılacağı üzere, Devlet, özel idareler ve belediyeler hesabına tahsil yapan sivil memurların istifaları hakkındaki hükümlerle subay ve askerî memurların istifaları hakkındaki hükümler arasında bariz bir ahenksizlik ve adaletsizlik mevcuttur.

   Nitekim;

    Devlet, özel idareler ve belediyeler hesabına memleket içinde orta tahsil yapan sivil memurlar (5) ve yüksek tahsil yapanlar da (8) senelik mecburi hizmete tâbi tutuldukları halde, subaylar ve askerî memurlar, gedikli erbaşlar subay, askerî memur ve gedikli erbaş oldukları tarihten itibaren (15) senelik mecburi hizmete tabidirler.

    Devlet, özel idareler ve belediyeler hesabına tahsil yapanlar (Orta veya yüksek) tahsil müddetlerince kendilerine yapılan masrafı faizi ile birlikte ödemek şartiyle mecburi hizmetten aflarını temin edebildikleri halde subay ve askerî memurlara böyle bir hak tanınmamıştır. Onların mecburi hizmetleri bedenî mükellefiyet şeklindedir.

    Devlet, özel idareler ve belediyeler hesabına tahsil gören talebeler kendilerine yapılan masrafı faizi ile birlikte ödemek şartiyle her zaman istifa hakkını haiz oldukları halde askerî talebeler tekaüt hakları başladıktan sonra istifa edemezler.

   II - Kontinantal Avrupa devletlerinin en medenisi olan İsviçre'den alınmış bulunan Borçlar Kanununun 343 ncü maddesi (10) seneden fazla bir müddet için yapılan hizmet akitlerinde işçiyi bile bu akitte bağlı saymamaktadır. Bu hüküm her ne kadar hususi hukukta mevcut bulunan bir hüküm ise de âmme intizamına taallûk etmekte olduğundan kanun vâzıınca âmme hukukuna mütaallik kanunların tedvini sırasında da göz önünde tutulması icabeden bir kaidedir. Medeni mevzuat bir kimsenin çalışma hürriyetinde (10) seneden fazla feragatini bağlıyıcı bir esas olarak kabul etmemektedir. Esasen, Türk Kanunu Medenisi de hiçbir kimsenin medeni haklarından ve onları kullanmaktan kısmen olsun feragat edemiyeceğini, hiçbir kimsenin hürriyetini ferağ edemediği gibi kanuna veya genel âdaba aykırı olarak takyit dahi edemiyeceğini kabul etmiştir. Halbuki, yukarda arzedilen askerî istifa hükümleri medeni mevzuatın âmme intizamına mütaallik olarak kabul ettiği esas prensiplerle demokratik prensiplere ve Hükümetimizin iltihak ettiği İnsan Hakları Beyannamesine tamamiyle aykırı bulunmaktadır.

   III - Askerî istifa hükümlerinin sivil memurların istifa hükümlerine mütenazır olarak yeniden tedvini demokratik inkişafın zaruri bir icabıdır. Zira:

    Bugünkü demokratik inkişaf, vatandaşlar arasında külfet ve nimetlerde müsavat bulunmasını gerektirmektedir. Devlet hesabına dört sene yüksek tahsil gören bir sivil memur (8) senelik mecburi hizmete tâbi ve masrafını vermek suretiyle her an istifa hakkını haiz iken, bilfarz bir yüksek tahsil müessesesinde tahsilinin son senesinde orduya intisap suretiyle bir sene veya yalnızca bir gün müddetle ordu hesabına tahsil yaparak subay veya askerî memur çıkan bir vatandaşın hiçbir veçhile istifa hakknı haiz olmadan ve hiçbir mâkul gerekçeye istinat etmeden (15) sene bilfiil mecburi hizmete tâbi tutulması demokrasinin adalet, nısfet ve müsavat prensibine uygun düşemez.

   Ordunun subay ve memur ihtiyacının temini bu ıslahat ve adalet hareketine engel teşkil edemez. Zira, demokratik bir idare ordu kadrolarını vatandaşların bir kısmına fevkalâde ve gayriâdil külfetler tahmili suretiyle değil, demokratik ve mesleke cezbedilen vasıtalarla temin ve tedarike çalışmalıdır. Bunun aksi totaliter bir zihniyetin ifadesi olur.

    Mecburi hizmet Devletin yaptığı masrafların bir karşılığı bulunduğundan yapılan masrafla mecburi hizmet müddetinin mütenasip bulunması en basit bir hukuk prensibidir. Şurasını da esefle zikretmek icabeder ki, bugünkü askerî mecburi hizmet müessesesi Osmanlı Saltanatı zamanındakinden daha geri ve daha anti demokratiktir. Zira: 11.VIII.1325 tarihli Askerî Tekaüt ve İstifa Kanununun 50, 51 ve 52. maddelerine göre, Subaylarla askerî memurlar duhullerinden itibaren (10) sene hizmet etmek suretiyle istifalarını istiyebilirler. Daha evvel istifa etmek istiyenler mektepte bulundukları müddetçe kendilerine sarfolunan masrafı tamamen ödemek şartiyle yine istifa hakkını haizdirler.

   Yabancı memleketlere gönderilen subay ve askerî memurlar da (10) sene hizmetten sonra ecnebi memlekette kendilerine yapılan masrafı iade etmek suretiyle istifa edebilirler. Görülüyor ki, bu hükümler bugünkülerden daha âdil ve insan hak ve hürriyetlerine ve ordu ihtiyaçlarına daha uygundur. Bu hükümlerin mer'i olduğu İmparatorluk devrinde ordunun personelsiz kalmadığı ve bugün sivil memuriyette de durumun böyle olduğu bir vakıadır. İstifa hükümleri âdil bir şekilde tanzim edilecek olursa ruhan askerlikle imtizaçları gayrimümkün bir hal almışolanlar çekilme hükümlerinden istifade ederek ordudan ayrılmak ve memlekete yararlı olabilecekleri başka bir hizmet sahasına atılmak imkânını bulurlar;  bu da hem memleketin menfaatine olur ve hem de askerî disiplin ve otoritenin daima sağlam bünyeli olarak kalmasını temin eder.

   Ordu disiplininin kendine has bir ruhî karakterin mevcudiyetini şart kıldığı tabiîdir. Bu cihet, adlî tıp heyetinin verdiği muhtelif raporlarla da ilmen sabit bir hale gelmiştir. Mecburi hizmet müddeti (15) sene gibi uzun bir müddet olunca ruhan askerî disiplinle imtizaç edemiyecek durumda bulunanlar bu disiplin çemberinden kendilerini bir an evvel kurtarabilmek için muhtelif vesilelerle suç işlemek, ezcümle metres hayatı yaşamak ve yahut da intihara teşebbüs etmek gibi elîm ve feci ruh dalâletleri göstermektedirler. Bu husus Millî Savunma Bakanlığının ilgili dosyalarının tetkikiyle kolayca, anlaşılabilir. Bu itibarla, askerî mecburi hizmet müessesesininordu disiplin ve kriminalite ile olan münasebeti gayrikabili inkârdır.

   IV - Askerî istifa hükümlerinin mâkul ve âdil bir hadde indirilmesi halinde orduya müracaat edeceklerin miktarı da artacaktır. Bu da tabiî bir istifa rolü oynamak suretiyle ordu kudretinin genç, dinamik ve enerjik ellerde kalmasını ve binnetice ordu personel kalitesinin yükselmesini temin edecektir.

   İşte yukarda arzedilen mülâhazalar sebebiyle ve sivil Devlet memurlarına muvazi bir Askerî İstifa Kanunu tedvini maksadiyle 788 numaralı Memurin Kanuniyle (4489) numaralı Yabancı Memleketlere Gönderilecek Memurlar hakkındaki Kanun ve 5434 numaralı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun muvakkat 83 ncü maddesi ve 5619 numaralı Gedikli Erbaş Kanununun 15 nci maddesi hükümleri göz önünde tutularak bu kanun tasarısı hazırlanmış,Askerî mektep talebeleri mukavele ile orduya intisap ettiklerinden ve mukavelelerinde mecburi hizmete dair hükümler bulunduğundan bunlar hakkında ayrıca bir hüküm sevkına lüzum görülmemiştir.

   İlgili komisyona havale edilmek üzere Yüksek Başkanlığa sunulur.

   Tokad Milletvekili

   Muzaffer ÖNAL

   

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   (…)

   Teklif, subay ve askerî memurların mecburi hizmet müddetlerini sekiz sene olarak derpiş eylemiş ise de komisyonda vâki müzakere ve münakaşalarda teklif sahibinin rızasının da inzimamiyle bu müddet on sene olarak    kabul edilmiştir.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Tokad Milletvekili Muzaffer Önal’n subay, askerî memur ve gedikli erbaşların mecburi hizmet müddetleri ve istifaları hakkında kanun teklifi Maliye ve Millî Savunma Bakanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı temsilcilerinin huzuriyle komisyonumuzca incelendi.

   Gerekçede belirtilen hususlar ve Hükümet temsilcilerinin verdikleri izahat nazara alınarak teklifin lüzumu üzerinde tam bir mutabakata varıldı ve Millî Savunma Komîsyonuu raporu esas ittihaz olnunarak maddelerin müzakeresine geçildi.

   Başlık, ve birinci madde Mîllî Savunma Komisyonundaki gibi aynen kabul olundu.

 

 

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   MADDE 1. — Muvazzaf subaylar ile askerî memurlar, subay ve askerî memur olduklarından itibaren fiilen (10) yıl askerî hizmetlerini yaptıktan sonra istifa edebilirler.

 

 

 Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  * 

 

   T.C Devleti;

   İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi’ni 1948 senesinde imzâlamış idi.

   Bu Beyannâmenin dördüncü maddesi mucibince T.C Devleti;

   Kölelik ve köle ticâretini her türlüsünü yasaklamış idi

   Ve dahi

   Memleketde hiç kimseyi kölelik veya kulluk altında bulunduramayacak idi.

   1954 senesinde geldiğimizde,

   T.C. Devleti bu kez de İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi’ni imzâladı.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

      Bu Sözleşmenin dördüncü maddesi mucibince T.C Devleti;

 

    1. Hiç kimseyi “köle” ve “kulluk” hâlinde tutmayacak,

        Ve dahi

    2. Hiç kimseyi zorla çalıştırmayacak veya “mecburî çalışmaya” tâbi tutmayacak idi.

 

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  * 

 

   T.C Devleti NATO’ya üye oldukdan dört sene sonra,

   NATO’nun okyanus ötesindeki ağababası bir kânun meriyyete koydu.

 

   Bu kânun ile NATO’nun ağababası,

   Coni Harp okullarında verdiği 4 senelik tahsile bedel olarak

   Kendi subaylarından sâdece 5 sene “mecburî hizmet” isdedi.

 

   3 senelik süre için de “ihtiyât” olarak izinli sayılacak idi.

 

   Türk Ordusunda bizim her boku bilen beyaz subaylarımızın bugün dahi yapdığı gibi;

   Coni Ordusundan ayrılanlara dayatılan tazminât yok, hapis cezâsı hiç yok!

   

   Nerede olur ise olsun!

   Zor ile güzellik olmuyor, değil mi?..

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   

   Coni harp okulundan mezun olup da Amerikan Ordusuna giren bir subay,

   Haysiyetsiz bir şekilde ordudan ayrılmak isdiyor ise şâyet;

   Teğmen nasbedildiği gün subaylıkdan istifa edebilir!

 

   Haysiyeti ile ordudan ayrılmak isdiyor ise şâyet,

   5 sene görev yapar. 5 senenin sonunda da ertesi gün istifa edip orduya son selâmını verir!

   Amerikan subayının “mecburî hizmet” kuralı bu kadar basitdir. 1956 senesinden beri de böyledir…

 

   İşde,

   Coni subay ve erinin,

   Göreve başladığının ertesi gününden itibâren ordudan tel tel ayrılışlarını gösderen çizelge…

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

                         §4348. Cadets: agreement to serve as officer;

           Bölüm 4348- Harb okulu öğrencisi; Subay hizmet sözleşmesi;                

 

   (a) Each cadet shall sign an agreement with respect to the cadet's length of service in the armed forces.

       Harb okulu öğrencisi, Orduda yapacağı görev süresine dair olmak üzere sözleşme imzâlar. 

 

       The agreement shall provide that the cadet agrees to the following:

       İmzâladığı bu sözleşme ile harb okulu öğrencisi aşağıdaki şartları kabul eder.

 

   (1) That the cadet will complete the course of instruction at the Academy.

   (2) That upon graduation from the Academy the cadet—

   (A) will accept an appointment, if tendered, as a commissioned officer of the Regular Army

   or the Regular Air Force; and

 

   (B) will serve on active duty for  at least five years  immediately after such appointment.

   (B) Göreve başladıkdan sonra muvazzaf subay olarak  en az beş sene  hizmet eder.

 

   Amerikan “erinin” "gönüllü hizmet süresi"  ise “sözleşme” ile karşılıklı olarak tesbit ediliyor.

   Bu süre de kuvvetlere göre 2 sene ile 5 sene arasında değişiyor.

 

   Amerikan Ordusunda “astsubayların” mecbûrî hizmet süresi nedir diye sormayın!

   Çünkü;

   Amerikan Ordusunda “astsubay” isimli “kuma” cinsinden bir asker sınıfı hiçbir zamân mevcut olmadı.

   Mevcut diyenler de götlerinden uyduran câhil ya da âdi yalancılardır.

 

  *  *  *  *  * 

 

   27 Mayıs darbesinin çetebaşı subayları,

   Bu darbeden 16 sene sonra bir kânun tezgâha sürdüler; TSK Personel Kânunu.

 

   Bu darbe kânunu ile cuntacı subaylarımız;

   Başbakan Adnan MENDERES’in 1951 senesinde yapdığı 5802 sayılı Astsubay Kânununu ilga etdi,

   Bu kânun ile MENDERES’in “astsubaya” verdiği bütün hakları da gasp etdiler.

 

   926 sayılı bu kânun piyasaya sürülesiye kadar astsubayın “mecburî hizmeti” 9 sene idi.

   Darbeci subaylarımız, astsubayların maaşına zam yapmadı!

 

   Fakat

   Bu darbe kânunu ile beyaz subaylarımız;

   Ordumuzun köle askeri olan “astsubayın” “mecburî hizmeti”ne 1 sene zam yapdı…

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Şimdi,

   Muhterem “astsubay” meslekdaşlarım;

   27 Mayıs darbeci subaylarının 1967 senesinde tertip etdiği

   Ve dahi

   Bir darbe kânun olan 926 sayılı TSK Personel Kânunu’nun

  “Mecburî hizmet” süresini tesbit eden 112 maddesinin

   Kânun teklifinde 115’nci madde olarak müzâkere etdiği 111 sayılı Birleşimine,

   01 Haziran 1967 Perşembe gününe gidelim

   Ve dahi

   “Muvazzaf subay” ve aslında “muvazzaf olmayan astsubayın” “mecburî hizmet” süresi konusunda

   Hangi milletvekili ibretlik ne laflar etmiş, kendi ağızlarından bir işitelim hele!..

   

 

 

    Meclisi B : 111, 1.6.1967. O : 1

 

   ONUNCU KISIM

 

 

   Yükümlülük

 

   I - Subayların ve astsubayların yükümlülüğü

 

              Madde 115. —   Muvazzaf subaylar ,   astsubaylar, 

              subay ve astsubay naabedildüklerinden itibaren,

                fiilen 10 yıl hizmet etmedikçe istifa edemezler. 

 

 

 

   BAŞKAN — Madde hakkında söz istiyen?

   Buyurun Sayın Yılanlıoğlu

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

İSMAİL HAKKI YILANLIOĞLU (Kastamonu)

— Muhterem arkadaşlarım, madde «Muvazzaf subaylar, astsubaylar, subay ve astsubay nasbedildiklerinden itibaren fiilen 10 yıl hizmet etmedikçe istifa edemezler» diye kesin bir hüküm var. Evvelâ bu hükmü Anayasanın kişi dokunulmazlığı maddesine aykırı bulmaktayım.

Madde 14 diyor iki, «Herkes, yaşama, maddi ve mânevi varlığını geliştirme haklarına ve kişi hürriyetine sahiptir.» Şimdi, istifa etmesin, etti istifa, ne olacak, hapis mi yapacağız, zorla tutup eline kelepçe vurup hizmet mi gördüreceğiz?

İstifa edemez, ederse, zorla bir subayı, hele Silâhlı Kuvvetler gibi, ordu gibi çok daha mühim müessesede zorla çalıştırabilir miyiz ve  bunu Yüce Heyetiniz doğru bulabilecek mi? İstifa ettiği takdirde birtakım tazminatı, müeyyidesi konulur. Bu şekilde katî olarak hüküm konmaz. Bu durumda maddeyi tatbik etmek de zordur. Ne yapacaksın istifa edene. Binaenaleyh, bu hususta Komisyon izahat vermek lûtfunda bulunurlarsa mesele açıklığa kavuşmuş olur.

Aksi takdirde bu maddenin değiştirilmesi daha uygun olur. Hürmetlerimle.

 

   BAŞKAN — Buyurun llyas Kılıç.

 

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

İLYAS KILIÇ (Samsun) — Muhterem arkadaşlarım, Sayın Yılanlıoğlu'nu dinlememiş olsaydım söz almayacaktım. Şimdi arkadaşlar, arkadaşlarımız zannediyor ki, hep şahsın hakkı vardır.

Devlettin hakkı yok mu? Devletin de hakkı vardır. Şahsın hakkı olduğu yerde Devletin vazifesi, Devletin vazifesi olduğu yerde şahsın hakkı vardır. Şimdi bu umumi bir hüküm ve mecburi hizmettir, bütün kanunlarda buna muvazi olarak 3-5 sene gibi hükümler vardır. Siz alıyorsunuz bir kişiyi, Devlete ait okullarda okutuyorsunuz, diğer mekteplerden ayrı olarak birtakım haklar ve statüler tatbik ediyorsunuz, ondan sonra Devlete hizmet vermeye başlıyor e, onun okuduğu müddetçe Devlete hizmet etmesi Anayasaya mugayir değil, onun asğari bir müddetle yükümlü olması esasen okumuş olduğu mekteplerde Devletin kendisine sarf etmiş olduğu masrafların emeği karşılığı olarak kabul edilmiştir. Peşinen kabul edilmiş, buna ait mektebe girerken de şartname imza etmiştir.

Binaenaleyh, buradaki on sene Anayasanın kişi haklarını tanzim ederken öngördüğü hükümlere bence asla mugayir değildir.

Çünkü hak ve vazifeler karşılıklı olduğuna göre, sayın arkadaşım burada benim anlayışıma göre haksız gibi geliyor. Asgari müddettir bu ve normaldir. Benim hukukî anlayışımla da Anayasaya asla aykırı değildir.

Şimdi ya istifa ederse, evet edebilir. Ama diğer kanunlarda da buna muvazi hükümler vardır. Onlara tabi olacaktır, istifa ederse. O zaman cezai hüküm giyecektir. Yani cezayı müstelzim bir fiil işlediği zaman ona ait kanun var arkada, yanda ona ait kanun var, o kanun kendisine elbette ki tatbik edilecek. Yabancı ile evlense. Evlenemez diyor, müstafi sayılacaktır.

Şimdi şu anda aklıma gelmiyor, fakat buna mümasil birtakım hükümler var, yapılamaz, yapılırsa cezası var; Ceza kanunlarından bu müesseselerin çalışmasını tanzim eden ve çalışma esnasında işlemiş olduğu fiillerin hukukan suç veya suçun cezayı müstelzim olduğu hallerde de kendisinin hesap vereceğine ait ayrıca kanunlar vardır. Binaenaleyh 10 senelik bir müddet asla Anayasaya mugayir değildir. Normal kabul edilmiş ve diğer kanunlarımızda buna ait hükümler vardır. Ben üzülerek söyliyeyim ki, bir arkadaşımla aynı fikirde değilim.

Tahmin ediyorum ki diğer arkadaşlarım da benimle beraberdir. Saygılar sunarım.

 

 

   

 

   BAŞKAN — Sayın Akalın buyurun.

 

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

MUSTAFA AKALIN (Afyon Karahisar) — Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri, tüm Silâhlı Kuvvetler Personel Kanununun 115 nci maddesinin getirdiği hüküm ilk bakışta Anayasaya aykırı gibi görünür. Hakikaten arkadaşımız Yılanlıoğlu'nun dediği gibi, on sene gibi bir mecburiyet koymak, istifa edememesi için tahdit koymak ilk bakışta insana hürriyeti tahdid ediliyor gibi ve Anayasaya aykırı gibi geliyor.

Ama hepimizin bildiği üzere nihayet Türk Devleti kuruluşundan bu güne kadar askerî bir Devlet olarak kurulmuş, ve binaenaleyh askerliği mecburi olarak kabul etmiş bir Devlet için eğer subay ve astsubayların 10 sene hizmet etme mecburiyetni Anayasaya aykırı görürsek, o takdirde mecburi hizmet olarak vatan evlâdını alıyoruz, evinden getiriyoruz, askersin diyoruz ve onu kanunların tâyın etdiği müddet kadar 1,5 - 2 sene hattâ bir zamanlar, 4 yıl askerlik yaptırılıyordu. Asker, kalkıp da hayır ben yapmıyacağiım diyebiliyor mu? Hayır diyemez.

Kaldı ki diğer maddelerde yeri gelecek o zaman yine filkrimizi beyan edeceğiz, belki ileride 118 nci madde gelecektir, orada bahis mevzuu oluyor.

Harb okulu ve yüksek okullardaki talebelerin, astsubay öğrecilerinin ve bir aylık intibak devresinden sonra istifa edemiyecekleri hususu üzeninde belki tartışılabilir. Ancak, artık subay çıkmış, astsubay olmuş, Devlet ona birtakım sırlarımı açmış, bir takım bilgiler öğretilmiştir.

Elbette bumun karşılığı 10 yıl mecburî hizmet görürcesine istifa edememesi şartının konulması Anayasaya aykırı olmaz kanaatindeyim.

Bu itibarla maddenin yerinde olduğunu ve aynen Ikalbulü gerıeiktüğini arz etmek isterim. Saygılarımla.

   

 

   BAŞKAN — Sayın İşgüzar, buyurun.

 

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

HİLMİ İŞGÜZAR (Sinop) — Muhterem milletvekilleri, ben, benden önce konuşan arkadaşlarımın bâzı fikirlerine iştirak etmekle beraber bir noktaya temas etmek için huzurunuza geldim. 115 inci madde Anayasaya aykırı bir madde değildir. Çünkü kamu yararı olduğu yerde özel şahıs ve kişilerin menfaatleri ondansonra gelir. Her şeyde bir vazife hak ve mükellefiyetler karşılıklı birbirlerine çeşitli tâvizler venmek mecburiyetindedir. Burada «Muvazzaf subaylar, astsubaylar, subay ve astsubay nasbından itibaren 10 sene hizmet etmedikten sonra istifa edemezler» kaydı, esasında askerliğin icabatıdır. Benden önce konuşan sayın arkadaşım Mustafa Akalın'ın da söylediği gibi, bâzı zaman memleket menfaatlerinin korunmasını sağlamak için şahısları askere alıyoruz, iki sene, üç sene, beş sene; bunları hizmet servisinde çalıştırıyoruz. Bu bakımdan Anayasa ile ilgisini şahsan bendeniz göremiyorum.

Yalnız bu maddenin biraz daha elâstiki olabilmesi için; On yıl hizmet etmedilkçe istifa edemezler, ancak Devletin bunlara yaptığı çeşitli yardımlar vardır, çeşitli masraflar vardır, ödeme yapılır, masrafları ödeme yapmak suretiyle istediği zaman ayrılabilir imkânının maddede yer alması yerinde olurdu. Benim görüşüm bu merkezdedir. Hürmetler ederim.

 

   

 

   BAŞKAN — Başka söz istiyen?... Buyurun efendim.

 

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

GEÇİCİ KOMİSYON BAŞKANI İSMAİL SARIGÖZ (Rize) — Muhteremi arkadaşlar, 115 nci madde subaylarla, astsubayların yükümlülüklerini tanzim etmektedir. Takdir buyuracağınız veçhile Silahlı Kuvvetlere lüzumlu personel yetiştirebilmek için Devlet harb okulları, astsubay okulları, harb akadamileri ve çeşitli okullar açmış ve bunlara talebe almak suretiyle Silahlı Kuvvetlerin çeşitli bölümlerine personel yetiştirmektedir. Bu personeli yetiştirebilmesi için Devletlin giriştiği türlü külfet vardır. Devlet buna mukabil âdeta hizmet akdi gibi bir akidle bu personelle kendisine bir yükümlülük tahmil etmek suretiyle bir akit yapmış durumuna girmekledir. Şimdi eski arkadaşlar hatırlıyacaklardır. Silâhlı Kuvvetlerde istifa süresi 15 yıldır.  O zaman bu, sürenin Anayasaya aykırılığı iddia edilmedi,  fazla, uzun olduğu iddia edildi ve bilâhara çıkarılan bir kanunla on yıla indirildi.

   

 

   Eski Tüfek:

 

   İsmail SARIGÖZ burada yalan söylüyor! “O zaman” dediği, 1953 senesi.

   1953 senesinde 6077 sayılı kânun ile 15 senelik "mecburî hizmetin";

 

  • İnsan Hakları Evrensel Beyânnâmesi’ne,
  • Borçlar Kânunu

      ve

  • Medenî Kânuna aykırı olduğunu Tokad vekili Muzaffer ÖNAL iddia etdi.

 

 

   1953 senesinde Teşkilât-ı Esâsiye Kânunu meriyyetde idi.

 

   Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş kânunu olan bu kânunda;  askerin “mecburî hizmet” süresine dâir hükümler olduğunu söylemek, süzme aptallıkdan ya da  nâmussuz bir yalancılıkdan başka bir şey olamaz.

 

   "Astsubay" dediği köle askere karşı bitmek tükenmek bilmeyen bir nefret ve hınç ile tavır alan mâlûl emekli subay İsmail SARIGÖZ’ün astsubaylardan kaynaklanan şiddetli bir kuyruk acısı olduğu besbelli...

 

 

Yılanlıoğlu arkadaşımız bu sürenin fazla olduğunu iddia etseydi belki bir başka şekilde düşünmek mümkün olurdu. Ama Anayasaya aykırılığı İddia edildikte bunun Anayasaya aykırılığı ile uzaktan yakından bir alakası olduğunu kabul edemiyoruz. (1961 Anayasası, Md.65. IRBIK)

Şimdi Sayın İşgüzar arkadaşım dediler ki; biz prensip itibariyle ve bir yükümlülük olması bakımından bunun muhafazasında zaruret görürüz.

Ancak masrafları ödediği takdirde, Devletin yaptığı masraflar ödendiği takdirde bu kimselere istifa edebilme imkânlarını her sürede tanıyalım. Böyle anladım, yanlış anlamadıysam.

Takdir buyuracağınız veçhile Silâhlı Kuvvetlerin bir personel plânlaması vardır. Bu suretle harb okullarında, çeşitli askerî okullarda okuyup, okullarını bitiren vatandaşlara, Devletin masraflarını ödediği takdirde istifa etme imkânını tanırsak, ona bir yükümlülük teklif etmezsek o takdirde Devletin personel plânlaması, Silâhlı Kuvvetlerim personel plânlaması alt üst olacaktır. Kaldı ki, komisyonumuzun verdiği bir önerge ile 5434 sayılı Kanunda özel olarak tanzim edildiği bâzı hallerde subaylar, istifa etmiş kabul edilmekte ve Devletim yaptığı masraflar da maddenin fıkralarında tesbit edilen hadler içerisinde kendilerinden tazminat olarak ödettirilmektedir. Bu yükümlülüğü şahsi haklar takyidediliyor diye kabul ettiler. Biz bunu böyle düşünmüyoruz. Meselâ şahsi hakların bâzı hallerde buradaki durumdan daha ileri nisbetlerde takyidedildiği vâkıdır. Fıkralarda gelecektir, yabancılarla evlenenler ayrı bir muameleye tabi tutuluyorlar. Bugün dışişleri memurları yabancı memurlarla evlendikleri takdirde istifa etmiş sayılıyor ve kendilerinden Devlettin yaptığı masraflar tahsil ediliyor. Bu itibarla burada bir zaruret varıdır. Anayasa ile uzaktan yakından aykırılık bakımdan bir alâkası yok. Maddenin aynen kabulümü istirham ederiz.

 

FERDA GÜLEY (Ordu) — Söz istiyorum.

 

BAŞKAN — Komisyon önergesi üzerinde mi?

 

FERDA GÜLEY (Ordu) — Evet.

 

BAŞKAN — Buyurun efendim.

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

C.H.P. GRUPU ADINA FERDA GÜLEY (Ordu) — Muhterem arkadaşlarım, evvelâ bundan evvelki birleşimlerde kabul edilmiş olan bir usule bu birleşimde de riayet edilmesinin kanunun müzakeresinde çok faydalı olacağını hatırlatmak istiyorum. Komisyon, şimdi dinlediğiniz veçhile, bu madde de 5434 sayılı Kanunun bu mesele ile ilişkin maddenin iki hükmünü, iki fıkrasını getirerek, diğer yönlerden düzeltmeler yaparak, maddeye hakikaten güzel şekil vermiştir.

Metnin 115 nci maddesi okunmadan evvel komisyonun 115 nci maddesi okunsa ve müzakereye mevzu o olsaydı, bâzı arkadaşlarımız daha bu madde üzerinde aydınlanmış olacakları için ve bendeniz de bu sözü şimdi değil o vakit alacaktım.

Muhterem arkadaşlarım, bu maddede subaylar ve astsubaylar istifa yönünden birleştirilmektedir.

Çünkü, bu iki sınıf birbirinden istifa yönünden ayrı idiler. 5802 sayılı Astsubay Kanununa göre astsubaylar, dokuz yıl hizmet etmedikçe, subaylar da on yıl hizmet etmedikçe istifa edememekte idiler. Şimdi astsubaylar, subaylar gibi on yıl hizmet etmedikçe istifa edemez durumu getirilmektedir. Komisyonun değiştirgesinde de metindeki bu had muhafaza edilmiştir. Anayasaya aykırı değildir, tabiî hiçbir alâkası yoktur. Elbette ki Devlet, akdin iki tarafından biri olarak böyle bir şey getirebilir.

Karşı taraf kabul etmezse mesele yoktur. Ancak, bu hizmet süreleri getirilirken bu işin hukuku, mantığı ne idi, ne olabilir? Evet Devlet bir şart koşuyor, kabul eden vatandaş gelir, kabul etmiyen gelmez. Ama, bunun bir mantığı, bir hukuku vardır. Bu da o şahsa Devletin yaptığı masraf ile izah edilebilir, hizmetin ağırlığı ile izah edilebilir. Yani unsurları vardır. Biri, 15 sene iken, öbürü değildi, biri 10 sene iken öbürü dokuzdu. Şimdi astsubaylara, ona da on sene diyoruz.

Astsubay dediğiniz,

  • Ortaokulu bitirdikten sonra veya sanat enstitüsünü bitirdikten sonra veya muadili bir okulu bitirdikten sonra iki sene sınıf okulunda, astsubay sınıf okulunda okuyan gençtir.

 

Subay, harb okuluna eğer doğrudan doğruya alınmışsa veya bir fakülteye doğrudan doğruya alınmışsa düşününüz

  • Fakültede okuyacak,
  • Yüksek harçlıklar alacak,
  • 6 sene talebelik yapacak, altı sene sonra subay olacak. Masrafı ağır.

 

Hele ortaokuldan itibaren, liseden itibaren harb okulundan, kaynaktan böyle gelen bir subay, Devlete pahalıya mal olmuştur.

Mecburi hizmet kıstası, nihayet böyle bir mantıktan hareket etmek iktiza eder. İkisi de on sene. Birine çok masraf yapıldığı için evet on sene, öbürüne o kadar masraf yapılmamış. Denilebilir ki, harb okuluna birden alsak... Hiç masrafsız geliyor, ona on sene diyoruz. Askerî mektepten gelen? Ona da on sene diyoruz. Evet, Devlet olarak, mukavelenin bir tarafındaki Devlet diyor ki, liseyi bitiren bir genç, on sene mecburi hizmetin vardır, gel.

Şimdi...

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   BAŞKAN —;

 

   Sayın Güley,

 

   Müddetin beş dakika ile tahdid edilmiş olduğunu hatırlatırım efendim.

 

 

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

FERDA GÜLEY (Devamla) — Biliyorum efendim. Şimdi nihayet bunun astsubaylar için eski kanunda olduğu gibi dokuz seneye indirilmesi kanaatimce nasafete, madelete uygundur.

Eğer bu plânlamayı bozuyor, işte hepsi on sene olsun falan diye bir direnme, efendim on senede birleştirme yoluna gidilecekse, ki ben bunu tervic edemiyorum, (tervic; bir fikire katılma, desteklemek.IRBIK) bu takdirde işte Anayasa  ve kişi hürriyetlerine değinen arkadaşlarım için bilhassa söylüyorum, bunu da 5802 sayılı Kanunun dokuz seneyi tanzim eden hükmüne göre astsubay olmuşları, yani, halen bu tasarı çıkmadan evvel, kanunlaşmadan evvel, astsubaylık vazifesi yapmış olanları mutlaka bu hükmün dışına çıkarmak lâzımdır, işte Anayasaya ilişkin hüküm budur, müktesep hak vücut bulmuştur.

Ben dokuz sene üzerinden hizmet yapacağım diye astsubay olmuşum. Bu kanun dolayısiyle on sene çalışana yeni bir hüküm getiriyor.

Benden sonrakiler için tatbik edilebilir, benim için tatbik edilmemesi lâzımdır. Ya bu maddenin metninde bu gelmeliydi, ben bunu bekliyordum değiştirge önergesinden, yahut da daha evvelki bir maddede olduğu gibi, geçici maddelere bu madde ile ilişkin bir hüküm getirilmelidir. Komisyon eğer böyle getireceğiz derlerse hiç önerge filân verımiyerek kendilerine teşekkür ederim. Bu metnin oylanmasını rica ederim. Cumhuriyet Halk Partisi Grupu olarak bu iki husus dışında komisyonca gelen önergeyi tasvibettiğimizi saygılarla arz ederiz.

 

   

 

   BAŞKAN — Komisyon, buyurun efendim.

 

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

GEÇİCİ KOMİSYON BAŞKANI İSMAİL SARIGÖZ (Rize) — Muhterem arkadaşlarım;

Sayın Güley, astsubaylarla subayların mecburi hizmet sürelerinin onar sene olarak tesbitini, kendilerine Devletin yaptığı masraflar itibariyle bir kademeye tabi tutmak gerekir gibi, ben böyle anladım, beyanda bulundular ve dediler ki, meselâ askerî liselerde okumuş bir talebenin bilâhara harb otkıulunu bitirerek subay çıkması takdirinde Devletin yapacağı masraflar doğrudan doğruya astsubay okuluna girmiş ve astsubay çıkmış bir vatandaşa Devletin yaptığı masraflar arasında fark vardır. Bu fark doğrudur. Yalnız, biz burada Devletle bu okullara girip subay veya astsubay çıkacak olan vatandaşlar arasındaki akitte tek hizmet haddini de nazarı itibara aldık. Eğer, Devletin yaptığı masrafları nazarı itibara alarak, bu masrafların derecesine göre dereceli bir hizmet mükellefiyeti yükleseydik bu takdirde, Silâhlı Kuvvetlerde bir personel buhranına, bir personel plânlamasının intacına imkân kalmazdı.

Mesele doğrudan doğruya harb okuluna girmiş, harb okulunu iki yılda veya üç yılda bitirmiş bir vatandaşın mükellefiyeti ile, o zaman askerî liseye girmiş bir vatandaşın mükellefiyeti arasında fark olacak ve bu personel plânlaması alt, üst olacaktı. Biz buna gitmedik. Her iki zümreyi de on yıl mecburi hizmete tabi tutmak suretiyle bir had içerisinde yükümlülüğe tabi tuttuk.

   

 

 

    BAŞKAN — Muhterem arkadaşlarım; Geçici Komisyonun önergesini oylarınıza sunuyorum.

Kabul edenler... Kabul etmiyenler... Geçici Komisyonun önergesi kabul edilmiştir.

 

Geçici Komisyonun maddeye vermiş olduğu yeni şekli, 115 nci madde olarak oylarınıza

arz ediyorum. Kabul edenler... Kabul etmiyenler...

115 nci madde yeni şekli ile kabul edilmiştir.

 

 

  • Subaylarımız için 6 senelik tahsile bedel olarak 10 sene “mecburî hizmet”,

 

  • Köle astsubaylar için 2 senelik tahsile bedel olarak 10 sene “mecburî hizmet”

 

 

  • Subaylarımız için 6 senelik tahsile bedel olarak 1,6 kat “mecburî hizmet”,

 

  • Köle astsubaylar için 2 senelik tahsile bedel olarak tam 5 kat “mecburî hizmet.”

 

   Ey, “astsubaylara” bu 15 senelik “mecburî hizmet” gömleğini giydiren 27 Mayıs'ın darbeci subayları!..

   Mezarlarınızda şimdi ters dönün, inşallah!..

 

  *  *  *  *  * 

 

   1971 senesine vâsıl olduğumuzda,

   TSK’nın gahraman gomutanları subayları,

   Silâhlı Kuvvetler nâmına tıpda uzmanlık, mühendislik vs. eğitim almak için

   Yurt içi ve yurtdışına subaylar gönderdiğini keşfetdi…

   Aşağıda gördüğünüz 1424 sayılı kânunun 36’ncı maddesi ile de

   Bu “talebe” subaylarımızın “mecburî hizmet” süresini tesbit edecekler idi.

   İyi bir teklif olduğunda “astsubay” sınıfını hukukda yok sayan subaylarımız,

   Konu budaklı cinsinden “mecburî hizmet” kazığı sokmak olunca,

   Köle asker astsubayları da kendi düşdükleri bok çukuruna çekdiler…

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Bir astsubayın;

   Silâhlı Kuvvetler nâmına tıpda uzmanlık ve mühendislik eğitimi için

   Yurtiçinde veya yurtdışında kursa gönderildiği ne zamân görüldü?

 

   İşde, nâmussuz subaylarımız,

   Yuriçi ve yurtdışında tıpda uzmanlık, mühendislik vs. eğitimleri için kendilerine kesilen 15 senelik “mecburî hizmet” cezâsına,

   Hiçbir alâkası olmadığı hâlde, Ordumuzun köle askeri olan “astsubayları” da dâhil etdiler…

   Köle astsubay sınıfına hayırlı olsun!..

 

  *  *  *  *  

 

   Sözde Kıbrıs Barış Harekâtının ertesi senesinde;

   Eskişehir milletvekili Ayşe Aliye KÖKSAL ve vekil 33 arkadaşı meclise bir kânun teklifi verdi.

 

   Bu teklif ile;

   Yurt içi ve yurtdışında Silâhlı Kuvvetler nâmına tıpda uzmanlık, mühendislik vs. eğitim almak için gönderilen subayların bu eğitimlerde geçen sürelerinin “mecburî hizmetden” mahsub edilmesini isdediler

   Hiç alâkası olmadığı hâlde “astsubayları” da bu kânun teklifine, boşlukları doldurmak için “safra” niyetine eklemişler!

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  * 

 

   Meclisdeki harâretli münâkaşalara bakdığımda;

   Bu kânun teklifinin kabul edilmesi için götünü yırtan vekillerden bâzılarının,

   İç oğlanı dâmatlarının

   Ya da

   Daşşağı doğuşdan incili mahdumlarının bu eğitimleri alan “torpilli subaylar” olduğu hissine kapıldım.

   

     Sömürgen subaylarımız;

   Bu eğitimleri alan subayların kuyruğuna takdıkları “muvazzaf subayların” da “mecburî hizmet” süresini bu tufada 15 seneden 10 seneye indirmeye çalışmışlar!..

 

   Fakat

   Kendisi de tekâüd bahriye zâbiti olan sabık Deniz Kuvvetleri Komutanı

   Ve dahi

   Dönemin Cumhurbaşkanı olan Fahri Sabit KORUTÜRK bu zokayı yutmamış!

   Şimdilik de olsa zor, oyunu bozmuş!

 

   TBMM’nin kabul etdiği bu kânunu Cumhurbaşkanı;

   27 Mayıs darbeci subayların yapdığı 1961 Anayasa’sı 93’üncü maddesinin kendisine verdiği yetkiye müsteniden reddetmiş.

   Böylece mamacı subaylarımızın kendi zâdegân iç oğlanları ve daşşağı incili mahdumları için verdikleri bu tezgâhda hevesleri kursaklarında kalmış!

   Ve meclisin kabul etdiği bu kânun da böylece “kadük” olmuş!

 

  *  *  *  *  * 

 

   1976 senesinde kabul edilen 2028 sayılı kânun ile

   Yurt içi ve yurtdışında Silâhlı Kuvvetler nâmına tıpda uzmanlık, mühendislik vs. eğitim almak için gönderilen subayların bu eğitimlerde geçen sürelerinin 15 senelik “mecburî hizmetden” mahsub edilmesi için

   1975 senesinde meclise verilen kânun teklifini

   Kendisi de tekâüd bir deniz subay olan sabık Deniz Kuvvetleri Komutanı

   Ve dahi

   Dönemin Cumhurbaşkanı olan Fahri Sabit KORUTÜRK veto etmiş idi!

   Daha aradan bir sene bile geçmeden,

   Kendi zâdegân iç oğlanları ve daşşağı incili mahdumlarının “mecburî hizmetinin” azaltılması için

   TBMM’ye bir hücum daha yapdılar.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Aynı kânun teklifini daha şunun şurasında

   Geçen sene reddeden Dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Sabit KORUTÜRK, birden bire irşâd oldu!

 

   Artık bundan böyle;

   Kendi zâdegân iç oğlanları ve daşşağı incili mahdumları olan subaylarının;

   Silâhlı Kuvvetler nâmına tıpda uzmanlık, mühendislik vs. eğitim için yurt içi ve yurtdışında geçen süreleri, 15 senelik “mecburî hizmetden” mahsub edilecek idi.

 

   Bir buçuk senelik kısa bir süre içinde 180 derecelik bu keskin dönüş için

   Cumhurbaşkanı Fahri Sabit KORUTÜRK‘ü irşâd eden hakikât ne idi acap?..

 

  *  *  *  *  * 

 

   27 Mayıs darbesi bahânesi ile T.C devletinin üzerine çullanan cuntacı subaylar,

   Darbenin hemen ertesinde 1961 Anayasası’nı tezgâha sürmüşler idi.

 

   Bu darbeden sâdece 20 sene sonra

   Aynı suratlı fakat sâdece isimleri farklı başka darbeci subaylar

   Bu kez de 12 Eylül’de T.C devletinin üzerine çullandılar.

 

   Ve darbenin hemen ertesi senesinde de 1982 Anayasası’nı piyasaya sürdüler.

 

   Darbecibaşı subay Zottirik Kenan, artık Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmuş idi…

   Aynı sene içinde piyasaya sürdükleri 2642 sayılı aşağıda gördüğünüz şu kânun ile de

   Devleti ele geçiren “muvazzaf subaylar” ile birlikde,

  “Muvazzaf olmayan köle astsubayların” “mecburî hizmet” süresini 15 sene olarak tahkim etdiler.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  * 

 

   TSK’nın muhteşem subay gomutanları,

   Subay ve astsubay okullarından temin etmeyi beceremedikleri subayları,

   Sivil piyasadan tedarik etmek için 2001 senesinde bir kânun tertip etdiler.

 

   Bu kânun ile TSK’da ilk defâ olmak üzere “sözleşmeli subay ve astsubay” sınıflarını icâd etdiler.

   Sayısını Genelkurmay Başkanlarının bilmediği "subay ve astsubay sınıflarına" ilâve olarak,

   Artık ordumuzu “sözleşmeli subay ve astsubay” kurtaracak idi...

 

   Gerzek subaylarımızın 2001 senesinde tertip etdiği

   “Sözleşmeli subay ve astsubay” sınıfı hakkındaki düşüncelerimizi izhâr etdirmeden evvel,

   Bu konuda gönderdiğim CİMER dilekceme

   Ve dahi

   Bu dilekceme Millî Savunma Bakanlığının verdiği cevâbı sizlere bildireyim.

 

   Dönemin Genelkurmay Başkanının, dönemin siyâsî gerzeklerine dayatdğı

   Ve dahi

   2001 senesinde piyasaya sürdükleri “sözleşmeli subay ve astsubay” kânunu hakkında

   Bıldır şöyle bir dilekce gönderdim CİMER’e; 

 

      KONU: TSK’de İstihdam Edilen Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında.

   İLGİ: (a) 4678 sayı ve 13 Haziran 2001 târihli TSK’de İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve    Astsubaylar Hakkında Kânun.

   (b) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânunu.

   (c) 2004/7189 sayı ve 19 Nisan 2004 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânunun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

 

   1. İlgi (a)’da merkûm kânun; TSK’de ihtiyaç duyulan sınıflarda istihdam edilmek üzere sözleşmeli olarak alınacak subay ve astsubayların hukukunu tanzim eden temel kânundur. S. Sayısı : 579 ile TBMM’ye takdim edilen işbu kânunun Komisyon Rapor sayısı ise 1/698’dir. Plan ve Bütçe ve Millî Savunma Komisyonlarının hazırladığı işbu Komisyon Raporlarının “Genel Gerekce” başlığı altında; 4678 sayılı işbu kânunun hedefleri şöyle tefrik ve tavzih edilmekdedir;

   (…)

   Belirtilen sebepler çerçevesinde bir zaruret olarak ortaya çıkan sözleşmeli subay ve astsubay istihdamının;

   a) Kıt'aların takım komutanı ve küçük rütbeli subay ve astsubay ihtiyacının, harp okulu ve astsubay okulu kaynaklı subay ve astsubaylara nazaran daha ekonomik olarak karşılanması

   b) Yedek subaylara nispetle, daha uzun süre istihdam edileceklerinden birçok hizmetin kısmen profesyonel personel ile yürütülmesine imkân verilmesi,

     c) Harp okulu mezunu subayların daha etkin ve kritik görev yerlerinde kullanılması,

     d) Yedek subay istihdamının zamanla azaltılmasına ve hatta kaldırılmasına imkân verilmesi,

   e) İleride, dış kaynaktan subay alımı uygulamasının durdurularak denenmiş çalışkan, istikbal vadeden sözleşmeli subayların muvazzaf subay kaynağına aktarılarak, dış kaynağın getirdiği olumsuz personel problemlerinin asgari seviyeye indirilmesi,

   f) Üst kademelerde arzu edilen subay ve astsubay mahrutunun teşekkülünde idareye elastikiyet sağlanması,

   g) Kısmen profesyonel ordunun teşkiline bir adım daha yaklaşılması,

   h) Diğer subay ve astsubay kaynaklarında meydana gelecek değişikliklerin telafisinde elastikiyet sağlanması,

   ı) İstihdam alanında, ülke çapında yeni bir iş sahası açılması,

   j) Sözleşmeli astsubayın sırasıyla önce muvazzaf astsubay daha sonra da muvazzaf subay olabilmesi,

 Mümkün olduğundan motivasyon ve verimlilik açısından da herhangi bir problemle karşılaşılmayacağı değerlendirilmektedir.

 

   2. İlgi (a)’da mezbûr işbu kânunun bugüne kadar geçen 18 senelik süre içindeki saha tatbikatı neticesinde;

   a. Kânunun yukarıda görülen temel hedefleri tahakkuk etdirilmiş midir?

   b. Tahakkuk etdirilmiş ise şâyet;

   b.1. Hangi hedefleri

   b.2. Hangi ölçü/derecede tahakkuk etdirilmişdir?

   c. İşbu kânun mucibince bugüne kadar istihdam edilen sözleşmeli subay ve sözleşmeli astsubay sayısı nedir?

   ç. İşbu kânun, hangi ülke kânunundan iktibas edilmişdir?

   d. Dünyanın hangi devletlerinin silahlı kuvvetlerde “sözleşmeli astsubay” istihdam edilmekdedir?

 

   3. İşbu dilekcemin yukarıda görülen ikinci maddesinde tevcih etdiğim beş suâlimi İlgi (b ve c) mevzuât muvacehesinde Millî Savunma Bakanlığının cevaplamasını saygılarım ile arz eylerim.10.09.2019. 1902077502.

 

 

   “Sözleşmeli subay ve astsubay” sınıfı hakkında yukarıdaki dilekcemde gördüğünüz suâllerime

   30 Mart 2020 Pazartesi günü (bugün) Millî Savunma Bakanlığı aşağıda gördüğünüz şu cevâbı verdi.

 

 

   CİMER Başvuru Cevabı

   Translate message to: English | Never translate from: Turkish

   CM

   Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi <This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.;

   Mon 3/30/2020 5:39 PM

   To: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.


   Sayın 
ŞÜKRÜ IRBIK,


   T.C Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER)’ne 10.09.2019 tarihinde yapmış olduğunuz 1902077502 sayılı başvurunuz 30.03.2020 tarihinde PERSONEL TEMİN DAİRESİ BAŞKANLIĞI tarafından cevaplanmıştır.

 

   CİMER başvurunuz incelenmiştir.

 

   Bilgi edinme talebiniz , 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ;

   Madde 7- Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır.

    Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler. 

   Madde 25- Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.

   Kapsamında değerlendirildiğinden cevap verilememektedir.

   İyi günler.

 

 

   Yukarıda gördüğünüz cevâbına bakdığımda;

   Sözleşmeli subay ve astsubay kânununun kabul edilmesi için

   Millî Savunma Bakanlığı’nın 2001 senesinde TBMM’ye beyân etdiği “gerekceleri” çokdan unutduğunu

   Ve aslında TBMM’deki konuşmalarında “osdurup osdurup” ipe dizdiğini gördüm!..

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Aslında “sözleşmeli subay ve astsubay” kânununun yukarıda gördüğünüz “gerekcesi”, bahâne idi…

 

   Fakat

   Bu kânun ile subaylarımızın “mama” hânesine yazılacak “irâd” şahâne idi…

 

   Bakınız,

   Bu kânun ile nâmussuz subaylarımız, aslında ne "halt" etmek isdemişler;

 

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE İSTİHDAM EDİLECEK SÖZLEŞMELİ SUBAY VE ASTSUBAYLAR HAKKINDA KANUN;

 

      Dönem : 21, Yasama Yılı : 3. T.B.M.M.    (S. Sayısı : 579).

 

    Türk Silâhlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında

           Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe ve Millî Savunma Komisyonları Raporları (1/698);

 

          (…) 

                               Sözleşmeli subay ve astsubay sistemi ile; 

 

                                   harp okullarına alınacak öğrenci miktarı azaltılacak,        

                                                                    ve

   mevcut öğrencilerin de kurmaylık ve yükselme şansları daha da artacak...   

 

 

 

  27 Mayıs’ın karanlık suratlı darbeci subayları

  1967 senesinde tertip etdiği 926 sayılı darbe Kânunu Madde 14 ile

  Fakülte mezunu subaylara harp akademisinin kapısını çokdan kapatmış idi nasıl olsa!

 

 

  • Sözleşmeli subaylar, çayınızı getirecek,

 

  • Sözleşmeli astsubaylar, çorbanızı pişirecek,

 

  • Muvazzaf astsubaylar, götünüzü kaşıyacak,

 

  • Mükellef er, şehit olacak!..

 

   Peki,

   Sen, kurnaz kurmay subay ne yapacaksın?

 

   Gebeş beylik beygiri gibi karargâhda; 

  • Reyisin dediği gibi yan gel yat,
  • Arpa ye,
  • Su iç

      Ve

  • Bok sıç, öyle mi?..

 

   Vay sizi, nâmussuzlar vay!..

 

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  *  * 

 

   2002 seçimlerinde devleti ele geçiren AK Parti isimli fırka;

   Evvelâ “iktidâr” olmuş,

   Muayyen bir zâman sonra da “muktedir” olmuş idi.

 

   15 Temmuz’a giden meş’um ve dönülmez yolda;

   Hem rakiplerini bir an evvel saf dışı bırakmak

   Hem de

   Akdaşlarını bir an evvel isdediği mevki ve makâmlara yerleştirmek için

   2012 senesinde bir kânun piyasaya sürdü!..

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Bu kânun ile;

   "Muvazzaf subaylar"

   Ve dahi

   "Muvazzaf olmayan astsubayların" “mecburî hizmet” süresi 15 seneden 10 seneye tenzil edildi.

 

   Gerekce mi?

   Dört sene sonrasının 15 Temmuz akşamına bakmak kâfi olur!..

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  *  * 

 

   Devletin üzerine çullanan AK Parti fırkası,

   15 Temmuz akşamı abdestsiz yakalanmış ve kelleyi teslim etmesine ramak kalmış idi!

 

   2012 senesinde piyasaya sürdüğü 6318 sayılı kânun ile

   15 Temmuz’un kozmik odasının kilidini açan hükûmet,

   Aynı kapıdan rakiplerin girmesini engellemek için

   6318 sayılı kânun ile açdığı kozmik kapıyı

   15 Temmuz'un ertesi senesinde bu kez de 681 sayılı KHK ile kapatdı.

 

   Bu KHK ile bıldır olduğu gibi Ak Parti fırkası;

   Muvazzaf subayların

   Ve dahi

   "Muvazzaf olmayan astsubayların" “mecburî hizmet” süresini 10 seneden 15 seneye terfi etdirdi.

 

   Gerekce mi?

   Adama laf bir kere söylenir,

   Biz de söyledik ya!...

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  *  * 

 

   AK Parti fırkası;

   Daha bıldır, 681 sayılı KHK ile alelacele,

   15 seneye terfi etdirdiği “muvazzaf subay” ve “muvazzaf olmayan astsubay” “mecburî hizmet” süresini

   15 Temmuz’dan iki sene sonra tezgâha sürdüğü 7073 sayılı kânun ile tahkim etdi.

 

   "Gerekcesi", bir kânunun nâmusudur!..

 

   Darbe dönemlerinde darbeci subaylarımızın yapdığı kânunların bile

   İyi kötü “gerekcesi” var idi.

 

   Peki,

   Ak Parti fırkasının 2018 senesinde yapdığı bu kânunun “madde gerekcesi” nerede?

 

    "Madde gerekcesi bulunamadı!.."

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  *  *  *  *  * 


   Ne idüğü belli olmayan corona virüs ile çalkanan içinde yaşadığımız şu senenin

   İçinde yaşadığımız ayının 11’nci gününde

   “Muvazzaf olmayan astsubayların” “mecburî hizmet” süresinin tenzil edilmesi için

   CHP milletvekili Murat BAKAN, TBMM’ye bir kânun teklifi tevdi etdi.

 

   2/2714 Esas Numaralı bu kânun teklifi ile Murat BAKAN,

   “Muvazzaf olmayan astsubayların” 15 sene olan “mecburî hizmetinin” 10 seneye indirilmesini talep etdi.

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Kendisi de bir “astsubay” mahdumu olan CHP milletvekili Murat BAKAN,

   TBMM’ye verdiği kânun teklifinin “genel gerekcesi”nde şu savları ileri sürdü.

   

 

          GEREKÇE

 

   Astsubayların eğitim süreleri Meslek  Yüksekokulu mezunu oldukları için 2 yıl ve önlisans, subayların ise Harp Okulu mezunu oldukları için 4 yıl ve lisans düzeyidir.

   Türk Silahlı Kuvvetleri’nin subay ve astsubay yetiştirme süresi ve birinin önlisans, diğerinin lisans düzeyinde olması ve bu eğitim için harcanan bedelin de farklı olması ancak eğitim süreleri farklı olan astsubay ve subayların aynı sürede mecburi hizmete tabi tutulmaları Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olup, toplum vicdanını da zedelemektedir.

   Bu nedenle astsubaylar ile subaylar arasındaki mecburi hizmet yükümlüğü süresinin farklılaştırılması amacıyla bu kanun teklifi hazırlanmıştır.

 

 

   Aynı zamânda hukukcu olan Murat BAKAN’ın kânun teklifinin “madde gerekcesi” de şöyle idi;

 

 

     MADDE GEREKÇELERİ

 

   MADDE 1- 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda, 681 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Milli Savunma İle İlgili Bazı Düzenlemeler Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 29. Maddesi ile değişiklik yapılarak 926 sayılı Kanunun 112. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan “Muvazzaf subay ve astsubaylar subay ve astsubay nasbedikleri târihden itibaren fiilen onbeş yıl hizmet etmedikçe istifa edemezler.” cümlesi “Muvazzaf subaylar subaylığa nasbedikleri tarihten itibaren (fiilen kelimesi burada yok. IRBIK) on beş yıl, muvazzaf astsubaylar astsubaylığa nasbedildikleri tarihten itibaren fiilen on yıl hizmet etmedikçe istifa edemezler.” şeklinde değiştirilerek; astsubay ve subayların eğitim süreleri arasındaki farktan kaynaklanan eşitsizlik giderilmeye çalışılmaktadır.

   Astsubayların eğitim süreleri 2 yıl, subayların ise 4 yıldır, bu eğitim için harcanan bedel de farklıdır.

   Dolayısıyla eğitim süreleri farklı olan astsubay ve subayların aynı sürede mecburi hizmete tabi tutulmaları Anayasa’nın eşitklik ilkesine aykırı olup, toplum vicdanını da zedelemektedir.

 

 

 

 

   Madde 1- 27.7.1967 tarihli 926 sayılı kanunun 112. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan “ “Muvazzaf subay ve astsubaylar subay ve astsubay nasbedikleri târihden itibaren fiilen onbeş yıl hizmet etmedikçe istifa edemezler.” cümlesi “Muvazzaf subaylar subaylığa nasbedikleri tarihten itibaren fiilen on beş yıl, muvazzaf astsubaylar astsubaylığa nasbedildikleri tarihten itibaren fiilen on yıl hizmet etmedikçe istifa edemezler.” şeklinde değiştirilmiştir.

 

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   “Muvazzaf olmayan astsubayların” 15 sene olan “mecburî hizmet” süresinin 10 seneye indirilmesi için

   “Astsubay” mahdumu ve hukukcu CHP milletvekili Murat BAKAN,’ın

   TBMM’ye verdiği kânun teklifine “gerekcesi” açısından bakdığımda;

   Bu kânun teklifinin “ölü doğmuş ve kadük” bir kânun olduğunu şimdiden ilan ediyorum.

 

   “Muvazzaf olmayan astsubayların” “mecburî hizmet” süresinin 10 seneye indirilmesi konusunda

   Murat BAKAN, sâmimî ise şâyet;

 

  •    Meslekdaşı Tokad Milletvekili rahmetli Muzaffer ÖNAL’ın,

           6077 sayılı kânunu TBMM’deki savunmasını kendine "örnek" alarak okumasını,

 

  •    926 sayılı darbe kânunu 112’nci maddesinin 1967 senesinde TBMM’de müzâkere edildiği

           111 sayılı Birleşimi kendisine "ibret" alarak okumasını,

 

            Ve dahi

 

  •    Babasının meslekdaşı olan ben Şükrü IRBIK'ın yazdığı bu makâleyi de "tenezzülen" okumasını,

   Önemle tavsiye ederim.

 

   Birincisi bu!...

 

 

          Milletvekili Murat BAKAN’ın billmesi icâb eden ikinci husus da şudur;      

 

   Murat BAKAN, kusura bakmasın!

   Hem “gerekcesi”nin zayıflığı ve hattâ içinin "boş" olması bakımından

   Hem de "astsubay" için talep etdiği 10 senelik “mecburî hizmet” süresinin "çok olması" bakımından

   Bu kânun teklifini, bir hukukcu hazırlamışa hiç benzemiyor!

 

   Yoldan geçen herhangi bir vatandaşı çevirsen ve durumu anlatsan!

   Desen ki;

-  Hacı, durum beyle iken beyle... Astsubayın mecburî hizmet” süresi kaç sene olsun?

 

   O vatandaş şöyle der;

-   "7,5  sene olsun, be müslüman!.."

 

      Hukukcu Milletvekili Murat BAKAN; 

  • Astsubay” ismi verilen köle askerin “mecburî hizmet” süresinin 10 sene olmasına nasıl karâr verdi?
  • Türk gencinin ömründen çaldığı 10 seneyi “mecburî hizmet” kılıfı içinde kimden almış da kime bağışlıyor?

 

    Astsubay mahdumu Milletvekili Murat BAKAN mecburî hizmet” konusunu; 

  • Emekli astsubay babasına sordu mu?
  • Nezâket gösderip de TEMAD ‘a danışdı mı?
  • TBMM’de bu konuda kim, ne zâman, ne lakırdı etmiş?
  • Dünyânın hangi ordusunda şu târihde 15 sene “mecburî hizmet” var? 

   Zahmet edip de araşdırdı mı acap?..

 

   200 sene evvelinin Prusya Ordusundaki terâziye bile vursak,

   Türk astsubayına bugün verilen 2 senelik tahsilin bedeli en fazla 4 sene “mecburî hizmet” olabilir!

 

   Sen kendi oğlunu 10 sene “mecburî hizmet” ile köle “astsubay” yapar mısın, Murat?

   Astsubay çocuğu olan Murat BAKAN'da Prusya Kralındaki kadar da mı vicdân ve insâf yok?

   Yazıklar olsun sana, Murat!.. 

   

   Sevr Anlaşmasını Osmanlı Devletine dayatan yedi düvelin düşman gevuru bile

   1920 senesinde Osmanlı küçük zâbiti için "12 sene mecburî hizmeti" şart koşuyor idi!..

 

   Fakat

   Murat BAKAN, hovarda bir mirâsyedi gibi davranmış!

   Ve dahi

   Astsubaya 10 sene “mecburî hizmet” mahkûmiyeti giydirmiş.

   Köle “astsubaya” bir darbe de "astsubay çocuğu" olduğunu söyleyen Murat BAKAN vurmuş!

 

   Murat BAKAN’ın cevâbını bilmesi icâb eden en iç gıcıklayıcı suâl de şudur;

 

   Türkiye’nin sidik yarışdırdığı hangi ordularda “astsubay” ismi verilen “kuma” bir asker sınıfı var?..

 

   Tanıyan var ise şâyet, kendisine söylesin!

 

   Elindeki bu uyduruk kânun teklifi ile Murat BAKAN, züccaciye dükkânına girmiş file benziyor...

 

   Astsubay çocuğu Murat BAKAN, bu kânun teklifi ile kaş yapayım der iken ancak göz çıkartabilir!.. 

 

  *  *  *  

 

   Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKOrdumuzun köle askerleri olan sözde “muvazzaf astsubay” sınıfının

   Hâlen 15 sene olan “mecburî hizmet” süresini 10 seneye indirmek için

   Astsubay çocuğu olan CHP milletvekili Murat BAKAN’ın TBMM’ye verdiği bu kânun teklifini

   Bize bildiren kıymetli meslek büyüğümüz Fahrettin BAĞRI’ya bu vesile ile teşekkür ederim.

 

  *  *  *  

 

   Yeri geldiğinde bizim her boku bilen Genelkurmay Başkanları;

   NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sâhibiz diyerek dübürden üfürmeyi pek iyi bilirler!..

 

   Peki,

   Senin o birinci dediğin ordu ne durumda, sen ne durumdasın?

 

   Amerikan Genelkurmay Başkanları;

   1956 senesinden beri subayının "mecburî hizmet" süresini değişdirmemiş.

 

   Erini de 1973 senesinden beri sözleşmeli olarak askere alıyor! 

 

  *  *  *  

 

   İngiltere’nin yazılı Anayasası bile yok!..

 

   Yazılı Anayasa’sı olmayan bir devletin ordusu,

   Askerinin "mecburî hizmet" süresini değişdirmek için linet göt gibi cırt pırt kânun yapar mı?..

 

   Üniversite mezunlarını kabul eden İngiliz Harp Okullarındaki tahsil süresi sâdece 11 ay.

   Bu tahsilin karşılığı "mecburî hizmet" ise sâdece 3 sene.

 

   Erini de,

   Amerikan Ordusunun yapdığı gibi 2 ilâ 5 sene arasında değişen süreler ile "gönüllü" olarak askere alıyor.

 

   İngiliz ve Amerikan Ordularında;

   “Astsubay” olarak tesmiye edilmiş kuma” bir asker sınıfı olmadığını söylemeye hâcet yok!..

 

   Fakat

   Bizim her boku bilen Genelkurmay Başkanları;

   Hem kendilerinin

   Hem de kuyruklarına takdıkları ve “muvazzaf astsubay” dedikleri köle askerlerin mecburî hizmet süresini

   1909 senesinden 2018 senesine kadar geçen 110 senede tam 28 kere değişdirmişler.

   Bu yapdıkları ile beyaz subaylarımız, ordumuzu resmen bozmuş!

 

   Bozulan sâdece ordumuz olmamış, elbetde,

   Ordumuzu bozan subaylarımızın kendileri de bozulmuş. Bundan hiç şüphem yok!

 

   Peki,

   Nerede, subaylarımızdaki bu bozukluk?

  •    Soyunda, sopunda,
  •    Sütünde, kanında, kalbinde, damarında,
  •    Aklında, vicdânında, kafasında,

           Ya da

  •    Nâmusunda mı?..

 

  *  *  *  

 

 

   T.C Devletinin son 120 senede meriyyete koyduğu kânunlar ile

   “Muvazzaf subay

   Ve

   Ordumuzun köle askerleri “muvazzaf olmayan astsubay” sınıfına

   Bugüne kadar takdir edilen “mecburî hizmet” süresini mukâyese etmek için

   Kânunlardan topladığım rakamları çizelgeye havâle etdim.

 

   İşde, karşıma şöyle rezil bir manzara çıkdı!..

 


Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK
Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

 

        27 Mayıs darbeci subaylarının tertiplediği 926 sayılı darbe kânunu ile

        “Astsubay” dedikleri köle askerlere giydirilen 15 senelik “mecburî hizmet” isimli deli gömleği;

 

  • 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi’ne,

 

  • 1949 sene ve 3/9119 karar sayılı Bakanlar Kurulu Kârarı’na,

 

  • 6366 sayı ve 11.03.1954 târihli İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi ve Buna Ek Protokolün Tasdiki Hakkında Kânun’a,

 

  • Darbeci subayların cebren ve hile ile tertiplediği 1961 ve 1982 darbe Anayasa’larına,

 

  • 4721 sayı ve 21.11.2001 târihli Türk Medenî Kânunu’na

 

        Ve dahi

 

  • 6098 sayı ve 21.11.2001 târihli  Türk Borçlar Kânunu’na,

 

   Temelden aykırıdır.

   

   "Köle astsubaylara" kesilen bu “15 senelik mecburî hizmet” cezâsının hemen iptâl edilmesi için

    Daha ne olsun, Allah  aşkına?..

 

 

  *  *  * 

 

 

 

     Muhterem okuyanlar,

     Kıymetli "astsubay" meslekdaşlarım,

     Şimdi, şu suâllerin cevâblarını bulun bakalım;

 

 

     Türk Ordusunun köle askeri olan “astsubayın” T.C Devleti nazârında; 

 

  •  Köydeki kiralık ahır kadar bile olsa, kıymeti yok mu?

 

  •  Köydeki o ahırın içindeki öküz kadar bile olsa, itibârı yok mu?

 

  •  Köydeki o ahırın içindeki öküzü besleyen maraba kadar bile olsa, hakkı yok mu?..

 

     

 

  *  *  * 

 

   Dünyânın her ordusunda askerin,

   Bedelini ancak kanı ve canı ile ödeyebileceği “mecburî hizmet” konusunu

   Sâhil Güvenlik Komutanlığından emekli asubay ben Şükrü IRBIK;

   Almanya’dan Fransa’ya,

   İngiltere’den Amerika’ya,

   Osmanlı Devletinden T.C Devletine kadar olan ordulardaki vaziyetini

   Asubay Tefrikası 9 isimli bu makâlemizde tetkik etdim ve anladım.

   Ve dahi

   Bugüne kadar hiç bilinmeyen belgeler ile ilk defâ olmak üzere bugün, burada anlatdım!..

 

 Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   

   Makâlemizin ilk sayfalarında sizlere sorduğum 5 suâlin cevâbını da

   Buraya kadar yazdığım cümlelerimde sizlere fâş eyledim

   Ve dahi

   Ben Eski Tüfek Şükrü IRBIK vazifemi tamamladım.

 

   Okuyup bilmek ve anlamak da siz kıymetli meslekdaşlarıma kalıyor…

 

  *  *  * 

 

   Ordumuzun köle askeri olan "astsubaylara"

   Bu "mecburî hizmet” kefenini giydiren subaylarımıza ben

   Şimdi mezarlarında ters dönsünler, diye beddua etdim!

 

   Siz okuyan mesleklaşlarım da ne diyeceklerini en iyi kendileri bilir!..

Bröve isimli 07d11

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

                                             Evvelki bölümleri ve kısımları okumak için resimleri tıklayınız                                   

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKSahil Güvenlik Komutanlık BrövesiKapak 5

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Sahil Güvenlik Komutanlık Brövesi

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Sahil Güvenlik Komutanlık Brövesi

Asubay Tefrikası 7 7828c

Sahil Güvenlik Komutanlık Brövesi

Asubay Tefrikası _9 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

Asubay Tefrikası -8-

Şubat 02, 2020

 

 

 

                                   Asubay Tefrikası -8-

  

 

 

   Bir Genç, İki Sene ve Üç Unvân; Ahmet KISA

 

   16 Ekim 2019 Çarşamba, Balgat-ANKARA…

   O gün emir, büyük yerden geldi!..

   Kendisi, aradı beni…

   Uzun bir telefon görüşmesinden sonra,

   TEMAD Aydın İli Kurucu Başkanı,

   (E) Hava Telsiz Asb.Kd.Bçvş. Ahmet KISA şöyle dedi bana;

   Bizim oğlan ile birlikde bugün Ankara’ya geldim!.. Bir kutu da incir getirdim sana!..

   Sohbet için yarın bekliyorum seni! Gelebilir misin, Şükrü Bey?

 

   Hoş geldiniz, Ahmet Bey.

   Ellerinizden öper, incir için de teşekkür ederim size dedim, evvelâ…

   Akabinde, memnuniyet ile Ahmet Bey, tabi ki gelirim efendim, dedim!

   

   Yarın, sanki hemen geldi…

   Siyâset-rüşvet-ihânet-ihtirâs-kumpas çirkefi ile;

   Hem bedeni hem de rûhu kirlenen başkent Ankara’nın mânevî havasına inat

   Ilık, sâkin, âsûde ve hârika günlerinden birisini daha bize bahşeden kadim Anadolu bozkırının

   Bir sonbahar mevsiminde,

   16 Ekim Çarşamba günü öğleden sonra “balın gatıldığı” semtde buluşduk!..

   Elini öpdükden ve kısa bir hasb-ı hâlden sonra meslekdaşlarım Fikret PARLAK, Sami İNAN ve ben

   Ahmet Beyin etrafında mevkilendik…

   Dördümüz de aynı yere bakıyormuşuz gibi görünsek de aslında öyle değil!..

   Hepimiz sâdece aynı konuya bakıyoruz!..

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    Ahmet  Beyin ikram etdiği çörekden bir gıdım,

   Çaydan da bir yudum aldıkdan hemen sonra da

   Dördümüz birlikde bu hârika resimi, târihin eskimez hâtırasına emânet etdik!..

 

  *  *  *  

 

   Sayın Ahmet KISA,

   1949 senesinde “ Gedikli Küçük Zâbit Onbaşı ” olmak için intisâb etdiği Eskişehir Hava Okulu’ndan

   04 Temmuz 1951 Çarşamba günü “ Gedikli Erbaş Onbaşı ” rütbesi ile mezun olmayı bekler iken

   Sâdece bir gün sonra, 05 Temmuz 1951 Perşembe günü;

   “ Astsubay Çavuş ” rütbesi ile

   Hava Kuvvetlerine intisab eden ilk dönem hava astsubaylarımızdandır.

 

  *  *  *  

 

   Ortaokul mezunu 15 yaşında bir genç olarak Ahmet KISA,

   “ Pilot ” olmak için Çanakkale’den güzün yollara düşdü…

 

   Tahrirî, şifâhî, sıhhî ve bedenî imtihânların hepsini muvaffakiyyet ile geçdi... 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   1949 senesi sonbaharının ayaz bir gününde,

   Eskişehir’deki Hava Okuluna kaydını yapdırdı…

 

   Fakat

   Kayıt olduğu okulun aslında “ pilot ” okulu değil de

   “ Telsiz ” okulu olduğunu dersler başladıkdan haftalar sonra fark edebildi.

   Ahmet KISA için memlekete geri dönüş yok idi artık!

 

   Başladığı okulun “ zâbit ” değil de “ gedikli küçük zâbit ” okulu olduğunu anlaması da birkaç ayını daha aldı…

   Taalim-tahsil-terbiye başladıkdan aylar sonra Hava Okulu, Eskişehir’den İzmir’e nakledildi.

 

   Fakat

   İzmir’de tahsil edecek ne sınıf, taallüm edecek ne atelye; yatacak ne yatak, sıçacak ne helâ, ne de gusledecek hamam var idi…

   Amerikan Ordusunun İkinci Dünya Harbinde kullanıp hurda hâline getirdikden sonra

    “Marşal Planı” kisvesi altında yenisinin mâliyetinin beş katı bahaya

   “Müttefik” dediği Türk Devletine kakaladığı

   Suntadan mâmûl sobasız, derme çatma, buz gibi barakalara

   Arkadaşları ile birlikde balık istifi tıka basa doldurulan

   Ve dahi

   Talim-taallüm-ibâte-ikâmete cebredilen Hava Telsiz Küçük Zâbit namzeti Ahmet KISA,

   Bu bâdireleri de sağ salim atlatdı...

   Yarım yamalak; bir var üç yok ile gelip geçen iki senelik taalim ve tahsilden sonra Ahmet KISA,

   1951 senesinde okulundan “ gedikli küçük zâbit onbaşı ” rütbesi ile mezun olmayı bekliyor idi.

   Fakat ordumuzdaki “gedikli küçük zâbit ” sınıfı 1950 senesinde lağvedildi.

   Ve dahi

   “Gedikli küçük zâbit ” sınıfı yerine “ gedikli erbaş ” sınıfı ikâme edildi.

 

   “ Gedikli küçük zâbitler “ bir günde “ gedikli erbaş ”,

   “ Gedikli küçük zâbit talebeleri ” de “ gedikli okur ” oluverdi…

 

   Ordumuzun Ahmet KISA’ya yapdığı zulüm bu kadar ile kalmadı.

   İki senelik talim ve tahsilini,

   04 Temmuz 1951 Çarşamba günü tamamlayan “ Gedikli Okur Ahmet KISA,

   Ertesi gün “ Gedikli Erbaş Onbaşı ” nasbedilmeyi bekliyor idi.

 

   Fakat

   Bu kez de ordumuzdaki “ Gedikli Erbaş ” sınıfı lağvedildi ve yerine “ Astsubay ” sınıfı ikâme edildi.

 

   “ Gedikli Erbaş Onbaşı ” rütbesi ile Hava Kuvvetleri Komutanlığında göreve başlamayı bekleyen Ahmet KISA’ya komutanı olan subaylar,

   Ertesi gün, 05 Temmuz 1951 Perşembe günü, “ astsubay ” olduğunu söylediler.

 

   Bütün bu alavere-dalavere, kap-kaç, med-cezirden sonra Ahmet KISA,

   Hava Kuvvetleri Komutanlığının ilk dönem mezun “astsubay” larından birisi olarak

   Ve dahi

   “Hava Telsiz Astsubay Çavuş” rütbesi ile 1951 senesinde göreve başladı.

 

 

                  İki senelik talebelik süresinde;

 

  • İki farklı şehirde talim-taallüm etmek

       

  • Üç kere hüviyet değişdirmek

 

        Ve dahi

 

  • Üç farklı unvâna bürünmek!..  

 

 

  İnsana şaka gibi geliyor! Fakat hakikâtin ta kendisi…

   Üsdelik, bunların hepsi de bizim ordumuzda vuku bulmuş!..

   Hekimden sorma, çekenden sor demiş, atalarımız!..

 

   Yaşadığı bu tiyatroyu Sayın Ahmet KISA’ya o gün orada bir kez daha sordum!..

   Biraz şaşkın, biraz kızgın, biraz nâdim!..

   Fakat aynı heyecan ile ve çok çok da öfkeli bir üslup ile

   Yaşadığı kâbus dolu o tebdil-tebeddül-tensik-tenzil-tefeyyüz günlerini bir kez daha anlatdı bize…

 

   Fikri Bey, Sami Bey ve ben ise

   Ahmet Beyin yaşadığı ve 69 sene sonra bize anlatdığı bu hazin tiyatroyu

   Soluksuz, merak ve hayret dolu bakışlar ile dinlemekden başka bir şey yapamadık!..

   Hikâyesini, çayını, çöreğini ve incirini bizim ile paylaşdığı için kıymetli büyüğümüz Ahmet KISA’ya,

   Vakitlerini paylaşdığı için de

   Meslekdaşlarım Sami İNAN ve Fikret PARLAK’a teşekkür ederim…

   İnşallah, tekrar buluşmak umudu ile… 

 

 

 

  

  *  *  *  *  *  

  

 

 

   Ne Öğrendik?


Asubay Tefrikası 7 c5cd3

   Asubay Tefrikası  -7- isimli mukaddem makâlemizde;

   İngilizce “ enlisted ” kelimesinin türkce anlamının “ er ” olduğunu,

 

   Türkiye Cumhuriyeti Kânunlarının “ subay yardımcısı ” dediği 

   Ve dahi

   Türk kamuoyuna “ astsubay ” olarak takdim etdiği biz “ asubayları

   Genelkurmay Başkanının NATO ve Amerika’ya “ er ” olarak pazarladığını öğrendik!

 

   Gene o makâlemizde;

   Genelkurmay Başkanının “ astsubay ” dediği “ sahte kelimeden ” söz etdik!

 

  *  *  *  *  *  

 

   Ne Öğreneceğiz?

 

   Asubay Tefrikası  -8- isimli işbu mütemmim makâlemizde ise bugün biz;

   Bu sahte “ astsubay ” kelimesine karşılık olarak,

   Genelkurmay Başkanlarının götlerinden uydurduğu

   “ noncommissioned officer ” teriminin aslını kökünü araşdıracağız,

   Ve dahi

 

   Bu sahte “ noncommissioned officer ” terimini;

 

  • Kimlerin,

 

  • Ne zaman ve

 

  • Nerelerden hırsızladığını,

 

  • Hırsızladıkları ordudaki hakikî anlamının ne olduğunu,

 

  • Türk Ordusunda ise ne anlama tahvil, tebdil ve tağşiş edildiğini,

 

   Fâil fiilnesne üçgeninde

   İlk defâ olmak üzere belgeleri ile bugün burada görüp öğreneceğiz, inşallah…

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Bizim dolmacı Genelkurmay Başkanı; 

  •    1956 senesinde bir “tercüme hilesi” yapmış!
  •    Yapdığı bu “tercüme hilesi” üzerine "gayri meşru fiilî ” bir durum inşa etmiş!

 

   İnşa etdiği bu "gayri meşru fiilî ” durum ile;

  •    Amerikan Ordusundaki “er” sınıfının “astsubay” sınıfı olduğu yalanını söylemiş.

 

   Sonra da

  •    Amerikan Ordusunda “er” olan bu asker sınıfını “astsubay” sınıfı olarak Türk Ordusuna yamamış!..

 

   Genelkurmay Başkanının söylediği bu yalanın

   Ve dahi

   Yapdığı bu tercüme hilesinin delillerini karartmak için de;

  •    Halefleri olan hileci Genelkurmay Başkanları peş peşe “uyduruk” askerî terimler sözlükleri neşretmiş.

 

   

   Neşretdikleri bu askerî terimler sözlükleri ile bizim müntehil Genelkurmay Başkanları;

   Kendi akıllarınca gayri meşru “ hukukî ” bir durum tezgahlamış.

 

   Tezgahladıkları bu gayri meşru “ hukukî ” durum ile;

   Amerikan Ordusunda sözde tertip etdikleri bu “sahte” “ astsubay ” sınıfı üzerinden

   Türk Ordusundaki “uyduruk” “ astsubay ” sınıfının mevcudiyetini meşrulaşdırmaya tevessül etmişler.

 

   Bizim kurnaz ve sömürgen Genelkurmay Başkanlarımızın;

   1956 senesinden beri yapdıkları bu hileler neticesinde

   Kabak gene “ astsubay ” dedikleri biz köle askerlerin başına patlamış!

    Eski Tüfek 2020  

 

 

   Asubay Tefrikası -7- isimli makâle tefrikamızda fâş eylediğimiz üzereAsubay Tefrikası 7 c5cd3

   Bizim dolmacı Genelkurmay Başkanları;

   Amerikan Ordusunun “ erlerine ” Türkiye’de “ astsubay ” muamelesi yapmış!

 

   Kânunlarımızın “ subay yardımcısı ” dediği Türk “ astsubayları ” da

   Amerika ve NATO’da yabancı “ erlerin ” emrine “er” olarak tayin etmişler.

 

   Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan GÜREŞ de “ astsubay ” ben Şükrü IRBIK’ı

   NATO dâimî görevimde “er” kadrosunda ve İtalyan bir “er”in emrinde çalışdırdı…

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

    Makâlemizin Konusu; “ Astsubay ” Sorusu!..

 

   Subaylarımız, “ astsubay ” kelimesine 1951 senesinde hile karışdırmışlar idi.

   Bu hileli “ astsubay ” kelimesinin ingilizcesi olduğunu söyledikleri “ noncommissioned officer ” terimine de

   Sahtekâr subaylarımız bu kez de 1956 senesinde elvan çeşit hileler karışdırmışlar!..

 

  *  *  *  *  *  


Asubay Tefrikası 7 c5cd3

   “ Subay yardımcısı ” dediği  biz “ astsubaylara

   Esir kampında “ subayın hizmet erliğini ” yapdıran Genelkurmay Başkanının,

   “ Astsubay ” sınıfı mevcut olmayan Amerikan Ordusunun “ erlerine ” utanmadan Ankara’da “ astsubay ” muamelesi yapdığını,

   Eski Tüfek’de sahnelediğimiz Asubay Tefrikası -7- isimli “ yalanlar tiyatrosunda ” seyretdik ve öğrendik!

 

  *  *  *  *  *  

 

   Asubay Tefrikası -8- isimli bu makâlemizde ise bugün biz;

   Amerikan Ordusunda “ er ” sınıfına dâhil olan

   Ve dahi

   “ Muvazzaf olmayan subay ” anlamına gelen ingilizce “ noncommissioned officer ” terimini,

   Genelkurmay Başkanının hile ile nasıl da “ astsubay ” şeklinde sözde “tercüme” etdiğini

   Ve dahi

   İngilizcede karşılığı olmayan bu sahte “ astsubay ” terimini de

   Türk Ordusunda “ subay yardımcısı ” dediği askerlere yamamak için

   Oynadığı “ hileler tiyatrosunu ” seyredeceğiz, evvel Allah!..

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Kıymetli asubay meslekdaşlarım;

   Türk Ordusunun köle askerleri olan “ astsubay ” sınıfına mensup iseniz şâyet

   Bu dünyâ; subaylara olduğu gibi, dikensiz gülistan değil size!..

 

   Kendi saltanâtını tesis ve kendi haklarını tahakkuk etdirmek için

   Ve dahi

   Kendi rahatlarını temin, tahkim ve idâme etdirmek için mütemadiyen tezgâhlar çeviren beyaz subaylarımız

   Biz “ asubayları ” ordumuza “ müebbet köle ” etmek için ellerinden gelen her türlü hileyi yapmışlar!..

 

     Asubay Tefrikası isimli makâle silsilemizin sekizincisini teşkil eden bu bölümde,

     Türkcesi “ muvazzaf olmayan subay ” demek olan

     Amerikan Ordularında ise “ er ” demek olan ingilizce “ noncommissioned officer ” terimini

  •    Hem “ astsubay

  •    Hem de “ muvazzaf astsubay ” şeklinde “bozmak” ve “düzmek” için

     Beyaz subaylarımızın 1956 senesinden beri yapdığı hileler silsilesini fâş eyleyeceğiz, inşallah…   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

  

  *  *  *  *  *  

 

  •    İhânet,

 

  •    İğfâl,

 

  •    İsyân,

 

  •    İntihâl,

 

  •    İhtilâs,

 

  •    İnkâr,

 

  •    İftirâ,

 

  •    İrtikâp

 

  •    Ve hakâret!..

 

   Bu haltların hepsini,

   Her boku bilen bizim beyaz subaylarımız etmiş!..

 

   En nihâyetinde de

   “ Subay yardımcısı ” dediği biz “ astsubayları ”;

  •    Hem sahte “ muvazzaf astsubay ” sıfatına boyamış

           Hem de

  •    Sanki harp okulu mezunu “ muvazzaf subay ” imişiz gibi 15 sene mecburî hizmete “ köle ” etmişler…

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

  

 

 

   *  *  *  *  *  

 

   Yapdıkları subay darbeleri

   Ve dahi

   Halkın reyleri ile işbaşına gelmiş hükûmetlere verdikleri muhtıralardan sonra

   Karargâhda boş kalan zamanlarında Genelkurmay Başkanları,

   Sağolsunlar, erinmemişler!..

   Oturup, Türkce-İngilizce-Almanca Müşterek Askerî Terimler ve Kısaltmalar Sözlükleri yazmışlar(!)…

 

   İşde,

   Bu Askerî Terimler Sözlüklerinden dördü bir arada…

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Sözde tercüme edip yayınladıkları bu İngilizce-Türkce-Almanca Müşterek Askerî Terimler Sözlüklerinin

   Numarası olmayan şu sayfasında da Genelkurmay Başkanları şöyle demişler;

 

      “Bu Yönergenin hazırlanmasında;

      MS 76-1(B) İngilizce-Türkce Müşterek Askeri Terimler Sözlüğü (2002) “ ana kaynak ” olup

      Milli Savunma Bakanlığı,

      Kuvvet Komutanlıkları,

      Jandarma Genel Komutanlığı,

      Sahil Güvenlik Komutanlığı,

      Harp Akademileri Komutanlığı görüşleri ve

      Genelkurmay Başkanlığı Karargâhındaki Karargâh Başkanlıklarının görüşleri ile

      Toplam 9 (dokuz) adetkaynak yayından” yararlanılmıştır.”

 

  

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Millete “subay darbesi” vurmak

   Ve hükûmetlere “subay muhtıraları” vermekden arda kalan boş zamanlarında

   Genelkurmay Başkanlarının sözde yazdıkları ingilizce-türkce sözlüklerin sayfalarını karışdırıp da

   İngilizce “ commissioned officer ” teriminin anlamına bakdığımda

   Aşağıda görüldüğü üzere bu kelimeyi,

   Genelkurmay Başkanlarının türkceye “ muvazzaf subay ” olarak tercüme etdiklerini görüyorum.

 

         Commissioned officer = Muvazzaf subay

 

   “ Commissioned officer ” terimini Genelkurmay Başkanı,

   İngilizce diline uygun olarak türkceye “ muvazzaf subay ” şeklinde “ doğru tercüme ” etmiş.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

      Aynı sözlüklerde yer alan ingilizce “ noncommissined officer ” terimini de

      Gene aynı Genelkurmay Başkanlarının nâmuslu davranıp

      Türkceye “ muvazzaf olmayan subay ” şeklinde “ doğru tercüme ” etmesini bekliyor idim.

 

     Çünkü;

     “ Commissined officer ” terimi ile “  non  commissined officer ” terimi arasındaki tek fark “ non ” ön ekidir.

     İngilizcedeki bu “ non ” ön eki (prefix)’nin;

     Önüne eklendiği sıfat ya da isime “ olumsuz bir anlam katdığını

     Ve dahi

     Türkceye “ siz, sız, dışı, gayri, olmayan ” şeklinde tercüme edildiğini de gâyet iyi biliyorum.

 

     Subaylarımızın her zaman yapdığı gibi

     Bu kez de ben Şükrü IRBIK derenin daşı ile derenin guşunu vurayım!..

 

     Genelkurmay Başkanının 2007 senesinde neşretdiği

     MS 76-1(B) İngilizce-Türkce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğünün

     Aşağıda gördüğünüz 353’üncü sayfasında yer alan şu üç örnek ile,

     “ Non ön eki (prefix)’nin, önüne eklendiği kelimeye katdığı anlamı gösdereyim sizlere;

 

 

   Nonbattle CasualityMuhabere dışı zayiât

 

   Nonboresafe fuse: Namlu emniyetsiz tapa.

 

   Non-combatant: Gayri muharip, muharip olmayan.

                                                           

                                                                                                    Eski Tüfek – 2020    

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

     Fakat gel gör ki;

     Bizim Genelkurmay Başkanı böyle yapmamış!..

     “ Noncommissined officer ” terimini türkceye “ astsubay ” şeklinde tercüme etmiş!

 

    Noncommissioned officer = Astsubay

 

     İngilizce “ Non  commissioned officer ” terimini Türkceye tercüme eder iken

     Aynı Genelkurmay Başkanı bu kez “ hile ” yapmış!..

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Yapdığı bu “ tercüme hilesi ” ile Genelkurmay Başkanı,

   1956 senesinden beri dünyâdaki bütün insanları kandırmış!..

   Amerikan Ordusunun kullandığı “ noncommissined officer ” teriminin ingilizce eş anlamlısı olan iki terim daha var ki

   Bu terimlerin türkce tercümesini de

   Makâlemizin müteakip sayfalarında “kaynakları” ile birlikde görüp öğrenceğiz, inşallah…

 

  *  *  *  *  *  

 

   Yukarıda kapak sayfalarının resimlerini gördüğünüz

   Aynı sözlüklerin EK-G’sinde yer alan “ kaynakca ” sayfalarına da

   Genelkurmay Başkanları şu “ kaynakları ” yazmışlar;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

   Makâlemizin buraya kadar okuduğunuz sayfalarında verdiğimiz bilgi ve belgelerden

   Ve dahi

   Bu sözlükler yayınlandıkdan 64 sene sonra

   Aklımız ve vicdânımız bize şu suâlleri sormamızı emrediyor;

 

 

   Suâl -1;

 

   Yukarıda gördüğünüz numarasız o sayfada,

   Bu sözlüklerin hazırlanmasında istifade edilen “ kaynak sayısının 9 adet olduğu yazıyor!

   Fakat o sayfada sâdece sekiz kaynak ” var!..

 

   Peki,

 

   Ey, Genelkurmay Başkanı!

 

   Bu  dokuzuncu  kaynak ” nedir?..

 

  

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

            Mükemmel cinâyet yokdur da!

     Siz ahmak subaylarımıza göre,

     Mükemmel hırsızlık var mıdır acap?..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  

 

   “Kaynakca” sayfalarına bakdığımda;

   Genelkurmay Başkanlarının yayınladığı Türkce-İngilizce-Almanca sözlüklere,

   “Kaynak” teşkil eden bir tek dahi olsa “ ingilizce kaynağın ” mevcut olmadığını görüyorum.

 

   Üsdelik;

   Neşretdiği Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlüklerinde

   Mevcut olan ingilizce kelime sayısını Genelkurmay Başkanları, bu sözlüklerin hiçbirine yazmamış!

   Belki bu sözlükleri tertip eden ebleh subaylarımız bile farkında değil!

 

   Fakat

   Bu sözlüklerin beherinde 10.000 civarında ingilizce kelime/terim olduğunu söyleyebilirim.

   Bu bilgiyi verdikden sonra da

   Şimdi, şu suâli sormaya mecburum!

 

   Peki,

   Bugüne kadar dünyâ askerlik târihinde kabul görmüş ingilizce bir makâle dahi yazamayan bizim sömürgen Genelkurmay Başkanları,

   Onbin kelimelik bu sözlükleri yazmayı nasıl becermişler?..

 

   Suâl -2;

 

   Bugüne kadar yayınladığı sözlüklere “ kesip-yapışdırdığı ” binlerce ingilizce kelime ve terimi

   Bizim kemirgen Genelkurmay Başkanları nereden hırsızlamışlar acap?..

 

    

  *  *  *  

 

   Genelkurmay Başkanlarının yayınladığı Türkce-İngilizce-Almanca sözlükleri tetkik edince gördüm ki

   Bu sözlüklerin sayfalarında başka hileler de mevcut;

   Meselâ aşağıda gördüğünüz şu sayfadaki “ tercüme ” hilesi!..

 

   Aşağıdaki resimin;

 

   Sol üst tarafında türkce olarak şöyle yazmışlar;

 

    Muvazzaf Subay Rütbeleri

 

   Aynı resimin sağ üst tarafında ise gene türkce olarak şöyle yazmışlar;

 

         “…………  Astsubay Rütbeleri

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

    Suâl -3 ve 4;

 

    Peki,

    Subaylarımız “ muvazzaf ” asker, biliyoruz da

    Astsubaylarımız bu sözlükde niye “ muvazzaf ” asker değil acap?..

 

    “ Astsubayların” “ muvazzaf” olduğunu kânunlara kalın harfler ile yazıyorsunuz da

    Bu resimde sağ tarafda gördüğünüz sayfanın üst tarafına “ muvazzaf astsubay ” terimini yazmayı,

    Siz Genelkurmay Başkanlarının götü niye yemiyor?..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Yukarıda sorduğumuz suâllerin cevâbını bulabilmek için,

   İtalya’nın bilge şâir ve yazarı Umberto ECO’nun kapısını çaldım, ferhande!

   Ve Umberto Hoca, şunu tavsiye etdi bana;

 

     Ey, Eski Tüfek! Bilmez misin ki sen;

     Kitaplar, okuyup körü körüne inanmak için değil,

     Fakat

     Araşdırıp soruşdurmak için yazılır!..

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Umberto Hoca’nın bu sözünü bu makâlemiz muhtevasında şöyle de tercüme edebiliriz;

 

   Ey, Eski Tüfek;

   “Türk subaylarının yazdığı kitapları okuyup inanır isen şâyet,

   Sen; O subayların götlerinden uydurduğu resmî târihin mankurt’u olursun!..”

 

    Sen, Eski Tüfek de

    Genelkurmay Başkanlarının yazdığı kitaplara sakın ha, inanma!..

    Araşdır, soruşdur, hakikâtı bul!..

    Bak, sizin subaylar ne boklar karışdırmış, göreceksin!..

 

      İşde, bu sebepdendir ki ben Eski Tüfek de;

      Umberto ECO’nun bu sözünü kendime kılavuz edinip

      Araşdırıp soruşdurmak için başladım, dirsek çürütüp göz feri dökmeye…

 

      Senelerce devam eden araşdırma ve soruşdurmalarım neticesinde

      Karşıma çıkan rezâlet dolu manzarai hakikât işde, şunlar oldu;

 

  *  *  *  

 

    İhânet;

 

   Amerikan Kara Ordusuna ait ingilizce askerî terimler sözlüklerinden hırsızladığı

   Ve

   Amerikan Kara Ordusunda “ er ” sınıfının “ en kıdemli ilk dört rütbesini  ” târif eden

   Ve dahi

   Türkce anlamı “ muvazzaf olmayan subay ” demek olan “ noncommissioned officer ” terimini;

 

  • Hem ingilizcede karşılığı olmayan “ astsubay ” şeklinde “ hileli tercüme etmek ” sûreti ile

 

  • Hem de bu noncommissioned officer ” terimini, Türk Ordusunda müstakil bir asker sınıfının ismi olan “astsubay" kelimesi yerine  "kânunsuzolarak ikâme etmek sûreti ile

 

     Genelkurmay Başkanı, Türk Ordusuna “ihânet” etmiş!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

  

 

 

  *  *  *  

 

    İğfâl;

 

   Türk Ordusunda kullanılan “ subay ” ve “ muvazzaf subay ” terimlerinin;

   İngilizce, Fransızca ve Almanca dillerinde karşılıkları mevcut.

 

   Fakat

   “ Astsubay ” ve “ muvazzaf astsubay ” terimlerinin bizim ordumuzda kullanıldığı “ıstılâhı” ile

  •    Hiçbir devletde,
  •    Hiçbir dilde

         Ve

  •    Hiçbir orduda anlamı ve karşılığı mevcut değil.

 

 

   “ Astsubay ” kelimesini sahtekâr subaylarımız,

   1951 senesinde götlerinden uydurmuşlar idi.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKBu  sahte “ astsubay ” kelimesine karşılık olarak

Ortaya sıçdıkları ingilizce “ noncommissioned officer ” terimini de

Her boku bilen subaylarımız 1956 senesinde gene götlerinden uydurmuşlar.

 

 

   1956 senesinde;

   Amerikan Kara Ordusuna ait ingilizce askerî terimler sözlüklerinden hırsızladığı

   Ve

   Amerikan Kara Ordusunda “ er ” sınıfının “ en kıdemli ilk dört rütbesinin ” ortak ismi olan

   Ve dahi

   Türkce anlamı “ muvazzaf olmayan subay ” demek olan “ noncommissioned officer ” terimini,

   İngilizcede anlamı ve karşılığı olmayan “ astsubay ” şeklinde “ hileli ” tercüme etmek sûreti ile

 

     Genelkurmay Başkanı, ingilizceyi “iğfâl” etmiş!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   *  *  *  

 

   İsyân;

 

   Amerikan Kara Ordusundan aşırdığı

   Ve dahi

   Amerikan Kara Ordusunda “ er ” sınıfının “ en kıdemli ilk dört rütbesinin ” ortak ismi olan “noncommissioned officer ” terimini,

   TBMM’den izin almadan “ müstakil bir asker sınıfının ismi ” olarak “ astsubay ” şeklinde türkceye tercüme etmek sûreti ile

   Genelkurmay Başkanı, T.C. Devletine “isyân” etmiş!

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

     

 

 

  *  *  *  

 

   İntihâl;

 

   Bugün ordumuzda kullanılan

   Ve

   Sahte birer kelime olan “ astsubay ” ve “ muvazzaf astsubay ” ibârelerine karşılık olarak seçdiği

   Ve dahi

   Amerikan Kara Ordusunun 1953 senesinde yayınladığı İngilizce Askerî Terimler Sözlüğünden     hırsızladığı “noncommissioned officer ” teriminin “kaynağını”,

   Sözde yazdıkları İngilizce-Türkce sözlükerin “kaynakcasına” yazmamak sûreti ile

 

   Genelkurmay Başkanları cebren ve hile ile “intihâl” etmiş!

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

  

 

  *  *  *  

 

 

    İnkâr;

 

   Genelkurmay Başkanı; “ noncommissioned officer ” terimini,

   Amerikan Kara Ordusuna ait ingilizce askerî terimler sözlüklerinden “ iktibas ” etdiğini,

   1956 senesinde yayınladığı İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğünde beyân etmiş.

 

   Fakat

   Genelkurmay Başkanları;

   1956 senesinden sonra bugüne kadar yayınladığı askerî terimler sözlüklerinde

   Bu “ noncommissioned officer ” terimini Amerikan Kara Ordusuna ait sözlüklerden “ iktibas ” etdiğini beyân etmemiş.

 

   Yapdığı bu hile ile;

   “ Noncommissioned officer ” terimini Amerikan Kara Ordusuna ait sözlüklerden hırsızladığını,

   Genelkurmay Başkanları “inkâr” etmiş!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  

 

 

   İftirâ;

 

   Amerikalı Coni’nin kucağına oturmak zevkinden kuduran Amerikanperestiş beyaz subaylarımız,

   Amerikan Ordusuna “ iftirâ ” atmakdan da geri durmamış!

 

   Amerikan Ordusunda “ er ” olan askerlere “ astsubay ” diyen  bizim arsız ve gerzek subaylarımız

   Amerikan Ordusunda “ astsubay ” isimli bir asker sınıfı mevcut olduğu yalanını söylemiş!..

 

   Götlerinden uydurdukları bu “ âdi yalan ” ile de

    Amerikan sevici arsız subaylarımız,  atsubay ” sınıfı var dediği;

 

  •    Amerikan milletine,

 

  •    Amerikan Anayasasına

 

         Ve dahi

 

  •    Amerikan Ordusuna “iftirâ ” atmışlar!..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  

 

   İrtikâp;

 

   Amerikan Kara Ordusunun hazırladığı ingilizce askerî terimler sözlüklerinden “ hırsızladığı

   Ve dahi

   Amerikan Kara Ordusunda “ er ” sınıfının “ en kıdemli ilk dört rütbesinin ” ortak ismi olan   “noncommissioned officer ” terimini

   İngilizcede anlamı ve karşılığı olmayan “ astsubay ” şeklinde tercüme etmek sûreti ile

 

   Genelkurmay Başkanları “irtikâp” etmiş!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  *  *  *  

 

      Bizim Genelkurmay Başkanları;

      Ordumuzun bir subayını, meselâ bir “ asteğmeni ”; yurtiçinde “ astsubay ” kadrosunda çalışdırır mı?

      Yurtdışında, Amerika’da veya NATO’daki “ er ” kadrosunda çalışdırır mı?

      Dünya tersine dönse de çalışdırmaz!..

 

      Peki,

      Gene bizim aynı Genelkurmay Başkanları;

      “ Subay yardımcısı ” deyip yurtiçinde “ subay görevi ” yapdırdığı “ astsubayı

      Amerika’da ve NATO’daki yurtdışı görevlerde;

  • Er ” kadrosunda ve

  • Yabancı “erlerin” emrinde niye çalışdırıyor?..

 

 

  *  *  *  

 

   Hakâret;

 

   Türk Ordusunda “ subay yardımcısı ” dediği “ astsubayları

   Amerika’da ve NATO’da yabancı orduların “ erlerinin ” emrinde çalışdırmak sûreti ile

 

   Genelkurmay Başkanı bütün astsubaylara “hakâret” ediyor!

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Beyaz Subaylarımız; İhânet, Hile ve Kandırmaca…

 

   Hem de üçü bir arada…

   Hem de Türkiye’de ve Türk Ordusunda…

   Hem “astsubay” dedikleri köle askerlerin,

   Hem de bütün dünyânın gözlerinin içine baka baka…

 

  *  *  *  *  *  

 

   İhânet;

 

 

   2771 sayılı Ordu Dâhilî Hizmet Kânunu ile 1935 senesinde

   ATATÜRK’ün bizzat türetdiği “ asubay ” kelimesini hâin subaylarımız;

  • Evvelâ 3387 sayılı kânun ile 1938 senesinde “ assubay ” şeklinde tahrif ve tebdil etdi.

        Sonra da

  • 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile 1951 senesinde “ astsubay ” şeklinde tahrif ve tebdil etdi.

 

   ATATÜRK’ün koltuğuna tüneyen bu hâin subaylar;

   ATATÜRK’ün ordumuzun nâmusuna emânet etdiği “ asubay ” vediasına ihânet etdiler…

 

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

ATATÜRK’ün askeri olduğunu söyleyen sahtekâr subaylarımızın,

Bu konuda çevirdiği dolapları

Eski Tüfek’de yayınladığımız Çünkü Asubay isimli makâlemiz ile

21 Aralık 2017 Perşembe günü

 

    Tafsilâtlı olarak bütün dünyâya teşhir etmiş idik!..

 

      1956 senesinde;

      Hazırladığı İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğündeki

     İngilizce “ noncommissioned officer ” tâbirine türkce karşılık olarak

     “Astsubay  kelimesini, Genelkurmay Başkanı kendisi tercüme etdi.

      Genelkurmay Başkanının şahsen yapdığı bu tasarrufda TBMM ve Türk milletinin irâdesi yokdur!

 

      Yapdığı bu “kânunsuz” işlem ile Genelkurmay Başkanı,

      TBMM ve dolayısı ile T.C. Devletine isyân etmiş!

 

  *  *  *  *  *  

 

   Hile ve kandırmaca;

 

   Karârgâhda daşşaklarını ovuşdurup,

   Ellerinde göt gezdirmekden başka bir şey yapmayan kerizci subaylarımız,

   Türkcesi “ muvazzaf olmayan subay ” demek olan ingilizce “ noncommissioned officer ” terimini,

   1956 senesinde türkceye “ astsubay ” şeklinde “ hileli tercüme ” etdiler.

 

   Bizim kerizci subaylarımızın “ astsubay ” kelimesine yüklediği anlama karşılık olabilecek bir kelime İngilizcede mevcut değildir.

   Bu hakikati ilk defâ olmak üzere bugün, burada, Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK söylüyorum…

 

  *  *  *  *  *  

 

   “ Noncommissioned officer ” terimi konusunda

   İngilizceden türkceye yapdıkları bu “ sahte tercüme ” ile beyaz subaylarımız;

   Hem âdice bir “ tercüme hilesi ” yapmışlar.

   Hem de

   Türk milletini,

   Türk “ astsubayları ”,

   İngilizce sözlükleri

   Ve dahi

   Dünyâdaki bütün insanları “ kandırmışlar.

 

  *  *  *  *  *  

 

     Hitler’in Propaganda Bakanı Doktor Joseph Goebbels 78 sene evvel şöyle dedi;

 

 

     “Söylediğin yalan ne kadar büyük olur ise ve ne kadar çok tekrar eder isen

      İnsanlar o yalana o kadar çok inanır!

 

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   İşde,

   Bizim yalancı subaylarımız da

   Coni’den aşırdığı “ noncommissioned officer ” terimini türkceye tercüme eder iken;

   Büyük yalan söylemişler!

   Ve söylediği bu büyük yalanı da bugüne kadar hep tekrar etmişler!

 

   Netice olarak da

   Tıpkı Nazi subayı Doktor Goebbels’in dediği gibi

   Biz asubaylar ve insanlar bu koca yalana hepden inanmışlar!...

 

   Tabi ki Eski Tüfek,

   Beyaz subaylarımızın söylediği bu koca yalanı

   2020 senesinin Zemheri ayında bu yalancı subaylarımızın başına çalasıya kadar!..

 

  *  *  *  *  *  

 

   “ Muvazzaf astsubay ” tâbirinin ingilizcesini sözlüklere yazmaya götleri yemeyen Genelkurmay Başkanlarına

   Ve dahi

   Doktorundan, mühendisinden, öğretmeninden, kurmayından, hâkiminden, savcısından…

   Emeklisi ile muvazzafı ile ordumuzun bütün subaylarına,

   Eski Tüfek Şükrü IRBIK buradan meydan okuyorum!..

 

   Emekli asubay ben Şükrü IRBIK’a bu konuda söyleyecek bir tek dahi olsun sözleri var ise şâyet,

   Rütbelerini, ilimlerini, unvânlarını ve akıllarını da alsınlar!..

   Ve buyursunlar, gelsinler karşıma hele!..

 

  *  *  *  *  *  

 

   “Muvazzaf Astsubay” Nedir?

 

   Cârî askerî mevzuâtımıza bakdığımızda,

   T.C. Ordusunda “ muvazzaf astsubay ” tâbirinin anlamının şunlar olduğunu görüyoruz;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Bu hakikâtlerin neticesi olmak üzere;

   Asubay Tefrikası-8  künyeli işbu makâlemize konu etdiğim “ muvazzaf astsubay ” tâbirinden,

   Yukarıda gördüğünüz târiflerin hepsini birden bir bütün olarak anlamalıyız.

 

  *  *  *  *  *  

 

   Bizim Genelkurmay Başkanının yayınladığı;

   Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğünde yer alan

   “muvazzaf subay ” teriminin ingilizcesi “commissioned officer ”dir. Ve bu tercüme doğrudur.

 

   Fakat

   Bizim her boku bilen subaylarımız aynı sözlüğe türkce “ muvazzaf astsubay ” terimini yazamamış.

 

   Bu gödlekliğin sebebi de şudur;

   Çünkü “ muvazzaf astsubay ” teriminin ingilizce karşılığı yok.

   Ey, 1956 senesinden beri uyumaya doymayan astsubay!

   Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK, sana tekrâr söylüyorum;

   “ Muvazzaf astsubay ” teriminin ingilizcede karşılığı yok.

 

   Çünkü;

   “ Subay yardımcısı olan

   Ve

   “ Subay görevini yapan

   Ve fakat

   Subayın aldığı özlük haklarının “yarısını” bile alamayan

   Ve daha da kötüsü

   “ Subayın hizmet eri ” olan,

   “ 15 sene mecburî hizmete”mahkûm edilen

   Ve hattâ

   “ Köle ” muamelesi gören bizim ordumuzdaki gibi “ muvazzaf astsubay ” sınıfı, dünyânın hiçbir ordusunda yok!

   Bunun aksini iddia eden şerefli bir subayımız var ise şâyet!

   Bilgisini, belgesini ve rütbesini alsın da gelsin karşıma!..

 

   Genelkurmay Başkanının ilk kez 1956 senesinde yayınladığı İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğününkaynağı” olan

   Ve

   Amerikan Kara Kuvvetlerinin kendi iç hizmetlerinde kullanmak için hazırladığı

   Ve dahi

   1944 ve 1953 senelerinde ayrı ayrı neşretdiği İngilizce Askerî Terimler Sözlüklerini,

   Türkceye tercüme edip 1956 senesinde yayınlayan Genelkurmay Başkanının;

   İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğü isimli sözlükde,

   “ Muvazzaf astsubay ” terimine karşılık olan ingilizce bir terim mevcut değildir.

 

   2007 senesinde yayınladığı

   Ve dahi

   Bugün hâlâ kullanılan İngilizce-Türkce ve Türkce-İngilizce askerî terimler sözlüklerinde de

   “ Muvazzaf astsubay ” terimine karşılık olarak ingilizcede bir terim mevcut değildir.

 

   Çünkü;

   Amerikan Ordularında;

   “ Astsubay ” olarak tesmiye edilen “ortada sandık” bir asker sınıfı yok!

   “ Muvazzaf astsubay ” olarak tesmiye edilen “ uyduruk ” bir asker sınıfı da yok!

 

   Kendi neşretdiği İngilizce-Türkce ve Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğüne Genelkurmay Başkanı,“ muvazzaf astsubay ” terimini ilave etse idi şâyet,

   “ Muvazzaf astsubay ” terimine karşılık olarak götünden uyduracağı “ commissioned noncommissioned officer ” şeklinde saçma bir terime bütün dünyâ alem götü ile gülecek

   Ve dahi

   Bunu yazan Genelkurmay Başkanları da rezil ü rüsvâ olacak idi.

 

   Çünkü;

   İngilizce kelime dağarında ve sözlüklerde “ commissioned noncommissioned officer ” şeklinde bir terim hiçbir zaman mevcut olmadı.

   Böyle uyduruk ve sahte bir terim bugün de mevcut değil.

 

  *  *  *  *  *  

 

 

      Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (sav) 1.400 sene evvelinden şöyle buyurdu;

 

      “Güzel suâl sormak ilimin yarısıdır.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   Ben Eski Tüfek de haddim olmasa da şöyle desem nasıl olur?

   Güzel cevap vermek de zannımca ilimin diğer yarısı olmalıdır.

 

   Doğru şeyler düşünmek de

   Doğru şeyler söylemek de

   Doğru şeyler yazmak da

   Bugüne kadar kimseye zarar vermedi…

 

     Öyle ise;

     Yalan dolan sözler söyleyenler utansın!..

 

  *  *  *  *  *  

 

   Astsubay Kelimesinin Aslı Nedir, Kökü Nedir?

 

   Kurucu Reisicumhur Mustafa Kamâl ATATÜRK,

   “ Asubay ” kelimesini 1935 senesinde bizzat kendisi terkip etdi.

 

   Fakat

   ATATÜRK’ün subayları olduğunu söyleyen hileci subaylarımız bu “ asubay ” kelimesini;

   1938 senesinde evvela “ assubay ” şeklinde bozdu,

   1951 senesinde de “ astsubay ” şeklinde ikinci kez tahrif ve tebdil etdi.

 

   Peki,

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

900

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Evvelâ,

   İngiliz yazar George ORWELL‘in şu sözünü işitin;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    Sonra da

   “Astsubay” olan sizler aynaya bakın ve aşağıdaki şu sözleri bir okuyun hele…

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

     Yalancının mumu yatsıya kadar,

     Bizim yalancı subayların yalanı da

     Asubay Tefrikası-8- isimli bu makâlemize kadar imiş!..

     İşde,

     Bütün bu suâllerin cevâbını bugün, bu makâlede öğreneceğiz inşallah…

 

  *  *  *  *  *  

 

   Fransız milletinin yetişdirdiği en büyük devlet adamı ve subaylardan birisi olan Napolyon,

   İki yüz küsur sene evvelinden şöyle seslendi, bütün dünyâya;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

     Dinimizin peygamberi Hz. Muhammed (sav),

     Bin dört yüz sene evvelinden şöyle nasihat etdi mu’minlere;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

     İşde,

     Bugünlere kadar sözde yazdıkları Türkce, İngilizce ve Almanca Askerî Terimler Sözlüklerinde de

     Bizim Genelkurmay Başkanları hiç utanmamışlar ve

     Kânunları ayaklar altına almak bahasına “isdediklerini yapmışlar…”

 

  *  *  *  *  *  

 

   Tercüme Sahtekârlığı

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    1956 senesinde Türk Genelkurmay Başkanı;

    Anlamı “ er ” demek olan ingilizce “ noncommissioned officer ” teriminden

    “ Astsubay ” ismini verdiği “ ortada sandık ” ve “ sahte ” bir asker sınıfı peydahladı.

 

 

  *  *  *  

 

   Hile-1;

 

   Amerikan Kara Ordusu;

   Kendi iç hizmetlerinde kullandığı İngilizce-İngilizce askerî kelime ve terimleri derledi

   Ve

   1944 ve 1953 senelerinde iki ayrı sözlük hâlinde neşretdi.

 

   Bizim Türk Genelkurmay Başkanı da;

   Amerikan Kara Ordusunun neşretdiği bu “İngilizce Askerî Terimler Sözlüklerini” “kaynak” alarak hazırladığı “İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğü”nü ilk defa 1956 senesinde neşretdi.

   Genelkurmay Başkanı, “ Başemir ” sayfasına yazdığı açıklamada;

   1956 senesinde neşretdiği İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğünün “kaynağının” Amerikan Kara Ordusuna ait 1944 ve 1953 seneli ingilizce sözlükler olduğunu yazdı.

 

   Fakat

   Bizim diğer Genelkurmay Başkanları;

   1969 ve daha sonraki senelerde neşretdiği İngilizce-Türkce ve Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlüklerine “kaynak” olarak

   Amerikan Kara Ordusunun 1944 ve 1953 senelerinde neşretdiği İngilizce-İngilizce Askerî Terimler Sözlüklerini kullandığını yazmamış!

 

    Böylece bizim sömürgen Genelkurmay Başkanları;

   Amerikan Kara Ordusunun terkip etdiği binlerce askerî terimleri,

  •    Hem intihâl etmiş,

  •    Hem de mal bulmuş mağribi gibi bu terimlerin üzerine oturup sahiplenmiş.

 

 

   Amerika Kara Ordusuna ait bu “sözlükleri”,

   Kendi neşretdiği sözlüklere kaynak olarak yazmamak sûreti ile

   Bizim Türk Genelkurmay Başkanları delil ve “kaynakları” karartmış!..

   Ve böylece yapdığı asılsız ve yalan dolan ingilizce tercümelerin izini ve delilini de

   Kendi akıllarınca ortadan kaldırmaya tevessül etmişler.

   Türk Genelkurmay Başkanlarının yapdığı bu işin adı, alenen “ilmî ahlâksızlık” ve “ilmî hırsızlık”dır.

 

   Son 100 seneden beri “Türk astsubaylarının” emeğini sömürmeye alışık olan beyaz subaylarımız,

   1956 senesinde hedef büyütmüş ve okyanus ötesine kadar gitmişler.

   Bu kez de Amerikan Kara Ordusunun hazırladığı ingilizce askerî terimler sözlüğünü hırsızlamışlar.

   Ve dahi

   Bu sözlükleri hazırlayan

   Ve dahi

   Aşağıda rütbe ve isimlerini gördüğünüz “Amerikalı subayların ve erlerin” emeğini sömürmüşler...

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Helâl olsun vallahi, şu bizim kemirgen, semirgen ve sömürgen beyaz subaylarımıza…

 

  *  *  *  

 

   Hile-2;

 

   Bizim Genelkurmay Başkanı,

   1956 senesinde ilk defâ neşretdiği İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğünde bir “hile” yapdı.

   Bu sözlükde yer verdiği “Er rütbe dereceleri”ni gösderen “Enlisted grade structure” terimini açıklayan ingilizce cümlenin sonunda yer alan

   Ve

   Türkcesi “(Ek-I)” demek olan ingilizce “(appendix-I)” ibâresini makasladı

   Ve dahi

   Yayınladığı İngilizce-Türkce sözlüğe dâhil etmedi.

   Yapdığı bu “hile” ile Erkânıharbiyei Umumiye Reisi Orgeneral İsmail Hakkı TUNABOYLU;

   Amerikan Ordusunda “astsubay” ismi ile bir asker sınıfı mevcut olduğu “yalanını” söyledi.

 

  *  *  *  

 

   Hile-3;

 

   Amerikan Kara Ordusunun;

   1944 senesinde neşretdiği TM 20-205

   Ve

   1953 senesinde neşretdiği SR 320-5-1 sayılı Askerî Terimler Sözlüklerinde

   “Rütbe ve kıdem” olarak “ ast “ manâsına gelen “ subordinate ” kelimesi yok!

   Bu her iki sözlükde “ astsubay ” manâsına gelebilecek “ subordinate officer ” terimi de yok.

 

   Çünkü;

   Bizim beyaz subayların bizim ordumuza sokuşdurduğu

   Ve

   “ Astsubay ” olarak tesmiye etdiği böyle bir “sahte” asker sınıfı,  Amerikan Ordularında mevcut değil.

 

   Fakat

   Türk Genelkurmay Başkanlarının bugüne kadar neşretdiği ingilizce-türkce sözlüklerde

   “Rütbe ve kıdem” olarak “ ast ” anlamına gelen “ subordinate ” kelimesi mevcut.

   Bizim kurnaz ve sömürgen Genelkurmay Başkanları;

   “ Subordinate ” ve “ officer ” kelimelerini “astsubay ” anlamına gelebilecek şekilde “ subordinate officer ” olarak bir araya getirip de bu sözlüklere yazamamışlar!..

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK1951 senesinin Türk Genelkurmay Başkanı “astsubay” kelimesini götünden uydurmuş idi.

1956 senesinin Türk Genelkurmay Başkanı da bu “kânunsuz” “ astsubay ” kelimesine karşılık olarak ingilizce “ noncommissioned officer ” terimini götünden uydurmuş.

  

   Kaldı ki ingilizce “ subordinate officer ” terimi de fransızca “ sous - officer ” teriminden neşet eder.

   Fransızcadaki “ sous - officier ” terimini de

   1935 senesinde yazdığı rütbe isimleri kitabında ATATÜRK, “ erbaş ” olarak türkceye tercüme etdi.

 

    Netice itibârı ile sahte “ astsubay ” kelimesinin aslı-kökü;

  • Fransızca “ sous - officier ” terimi

      Ve

  • Almanca “ unteroffizier ” terimi üzerinden

    Dönüp dolaşıp 1935 senesinde ATATÜRK’ün türetdiği “ erbaş ” kelimesine gelip dayanıyor…

 

  *  *  *  *  *  

 

   1956 senesinin Amerikan Ordusunda iki sınıf asker mevcut idi.

   İçinde yaşadığımız 2020 senesinde bugün de iki sınıf asker mevcutdur.

 

   Fakat 1956 senesi Türkiye Cumhuriyeti Ordusunda ise;

   Dört sınıf asker

   Ve

   Birisi “ astsubay çavuş” olmak üzere üç ayrı sınıf “çavuş” mevcut idi…

 

 

         1956 senesinin Türk Ordusunda mevcut olan

         "Dört asker" "üç çavuş" sınıfları şunlar;  

 

 

   1. 1111 sayı ve 21.06.1927 târihli (Mükellef) Askerlik Kânunu; Kıt’a Çavuşu.

 

    2. 4273 sayı ve 19.06.1942 târihli Subaylar Heyetine Mahsus Terfi Kânunu; Subay.

 

    3. 5802 sayı ve 02.07.1951 târihli Astsubay Kânunu, Astsubay Çavuş.

 

    4. 320 sayı ve 03.01.1954 târihli Çavuş ve Uzman Çavuş Kânunu; Çavuş ve Uzman Çavuş.

                                                              

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Tercüme Yalanı

 

   Havva Anamız cennetde haram yedi, bok sıçdı!..

   Fakat bizim her boku bilen beyaz subaylarımız,

   Yirminci asırın ikinci yarısından bugüne kadar geçen 70 senede

   Ordumuzda bol bol hile yemişler ve çok çok “yalan” sıçmışlar…

 

  *  *  *  *  *  

 

   Türkiyenin en iyi “ihraç malı” olan askeriniAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   NATO’ya pazarlamak için kolları sıvayan dönemin Genelkurmay Başkanları

   Amerikan milletini,

   Türk milletini,

   Bütün dünyâyı,

   Ve en nihâyetinde de

   “Astsubay” dedikleri biz köle askerleri köküne kadar kerizlemişler…

 

   Nasıl mı?

 

   Ne Eski Tüfek tiyatro yazmaya doydu,

   Ne de siz astsubaylar, tiyatro seyretmeye!..

 

   Yazmanın sıhhî, bedenî, maddî ve manevî bedelini sâdece Eski Tüfek ödüyor da 

   Siz okuyanlar için mevsim her dâim bahar! Nasıl olsa okuması bedava!..

 

   Siz muhterem “asubay” meslekdaşlarım ve kıymetli okuyanlar;

   Bedava makâle baldan datlıdır diyor iseniz şâyet,

   Buyurun, elvan çeşit bok dolu yeni bir rezillikler tiyatrosuna…

 

  *  *  *  *  *  

 

     Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurdu:

     “İlim hazinedir. Anahtarı da suâl sormaktır.

     Suâl sorun ki, Allahü teâlâ size merhamet etsin.

 

     Çünkü suâl sormak ile dört kişi mükâfat alır:

  • Soran,

  • Cevap veren,

  • Dinleyen,

  • Ve bunları seven.” [Ebu Nuaym].

 

     “Âlimin bildiğini söylememesi; câhilin de bilmediğini sormaması helâl değildir.

      Çünkü Allahü teâlâ, “Bilmiyorsanız, ilim ehline sorun” buyurdu. [Taberani].

     Bu hadis-i şeriflerden aldığım ilhâm ile

     Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK da şu güzel suâlleri soruyorum;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Asubay Tefrikası -7- isimli makâlemizin oyuncuları;Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  •    Türk Ordusunun Genelkurmay Başkanı,

 

  •    Amerikalı denizci “ er ” Roy ve

 

  •    Bizim kendini bilmez dangalak kıdemli “ astsubaylarımız ” idi…

 

  *  *  *  *  *  

 

   Asubay Tefrikası -8- künyeli bu makâlemizin oyuncuları ise

   İşde,

   Aşağıda resimlerini gördüğünüz şu Amerikalı ve Türk subaylar;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  *  *  

 

   İngilizce askerî terim sözlüklerinin “ yazılması ” konusunda Amerikalı bu subayların

   Ve dahi

   Türkceye “ tercüme edilmesi ” hususunda da bizim şu Türk subayların yapdıklarını

   Şimdi, evvelâ kısa cümleler ile okuyalım ve öğrenelim…

 

  *  *  *  

 

   Kânun İle Yapılan Kânunsuzluk!

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKKânun ile “kânunsuzluk” yapılır mı?

Yapılır imiş meğer! Çünkü yapmışlar!..

 

5802 sayılı Astsubay Kânunu 1951 senesinde TBMM’de görüşülür iken; Kastamonu milletvekili ve emekli hâkim korgeneral Rifat TAŞKIN şöyle demiş;

Astsubay” tâbiri bizim İçhizmet Kanunumuzda mevcutdur” ve tabi ki yalan söylemiş.

 

   Rifat TAŞKIN’ın bu yalanı üzerine aslı “asubay” olan kelimeyi TBMM,

   1951 senesinde “kânunsuz” olarak “astsubay” şeklinde “kânunlaşdırmış.”

   İşde, bu sebepden dolayı “astsubay” kelimesi “kânunsuz” bir kelimedir.

   Bu  kânunsuzluğu yapan da 5802 sayılı Astsubay Kânununu kabul eden 1951 senesinin TBMM’sidir.

   “Kânunsuz” olarak türetilen “astsubay” kelimesine karşılık olarak Genelkurmay Başkanının 1956 senesinde “uydurduğu” ingilizce “noncommissioned officer” terimi de “kânunsuz” bir terimdir.

 

   Çünkü;

   İngilizce “noncommissioned officer” teriminin türkce tercümesinin “astsubay” kelimesi olduğuna dâir T.C. Devletinin bugüne kadar kabul etdiği bir kânun yokdur.

   Bu “kânunsuzluğu” yapan subay da

   İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğünü ilk kez 1956 senesinde yayınlayan dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı TUNABOYLU’dur.

 

  *  *  *  *  *  

 

   Tercüme  İntihâli ve Kaynak  İhtilâsı  

 

   Askerî Terimler Sözlüğünü yayınlayan Türk Genelkurmay Başkanlarının yapdığı hileler;

 

   1Gerçek anlamı “muvazzaf olmayan subay” olan ingilizce “noncommissioned officer” terimini türkceye “sahte” bir anlam ile “astsubay” şeklinde tercüme etmişler. İngilizce “noncommissioned officer” teriminin anlamdaş (synonym) terimleri şunlar;

Amerikan Kara Ordusunun;

a. 1944 senesinde neşrediği ingilizce askerî terimler sözlüğünde “enlisted man”,

b. 1953 senesinde neşretdiği ingilizce askerî terimler sözlüğünde ise “enlisted member” olarak tesbit edilmiş.

 

   2Enlisted member” ve “enlisted man” terimlerinin her ikisinin de türkcesi “er” demek oluyor. Hem Amerikan Kara Ordusunun hazırlayıp neşretdiği hem de Türk Genelkurmay Başkanlarının tercüme edip yayınladığı askerî terimler sözlüklerinde bu iki ingilizce terimin eş anlamlısının ve türkcesinin “er” olduğu sarih bir şekilde ifâde edilmiş. Netice olarak; ingilizce “noncommissioned officer” teriminin de türkcesi “er”’dir. Bu sebepden dolayı Asubay Tefrikası -8- isimli bu makâlemizde, “noncommissioned officer” teriminin türkce tercümesi olarak, Amerikan Ordularının kullandığı “er” kelimesini kullanacağım.

 

   3Türk Genelkurmay Başkanları; “ private ” kelimesinin açıklamasının ikinci cümlesinde yer alan “See Comparative Grade Table” (Bakınız: Derece Mukayese Çizelgesi) cümlesini türkceye tercüme etmemişler ve yayınladıkları sözlüklere eklememişler.

   Ve böylece bizim kerizci Genelkurmay Başkanları;

   Amerikan Ordusunda “subay ve er” olmak üzere “ iki sınıf asker olduğu hakikâtini ” örtbas etmeye yeltenmişler.

 

    4. Türk Genelkurmay Başkanları;

   Yayınladıkları askerî terimler sözlüklerine “kaynak” olarak Amerikan Kara Ordusunun neşretdiği askerî terimler sözlüklerini kullandıklarının izini kaybetdirmişler. Bir başka ifâde ile bizim Genelkurmay Başkanları hem “ intihâl ”  hem de “ ihtilâs ” yapmışlar. Böyle sinsi bir “intihâl ” ve “ ihtilâs ” yaparken türk milletinin hâfızasını bulandırmak için şöyle hâince bir yol takip etmişler. Hırsız Türk Genelkurmay Başkanları yayınladıkları İngilizce-Türkce askerî terimler sözlüklerinin;

 

  • Evvelâ; “ yayın sayısını ” değişdirmişler; “Ö/T” iken “MS” yapmışlar.

 

  • Akabinde de; yayınladıkları askerî terimler sözlüklerine “kaynak” olarak Amerikan Kara Ordusunun neşretdiği askerî terimler sözlüklerini kullandıklarına dair ifâdeyi, kendilerinin imzaladığı “Başemir”’deki açıklamadan silmişler!

 

 

 

 

 

     

   Siz muhterem kariler iltifât buyurur iseniz şâyet,

   Amerikan Kara Ordusuna ait ingilizce askerî terimler sözlüklerinin türkceye tercüme edilmesinde

   1956 senesinden beri Genelkurmay Başkanlarının yapdığı hırsızlıkları

   Zaman/olay sırasına göre şimdi, şöyle bir görelim, hele!..

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   

   Amerika Kara Ordusunun 1944 senesinde yayınladığı İngilizce Askerî Terimler Sözlüğünün

   213’üncü sayfasında yer alan

   Ve türkcesi “er” demek olan ingilizce “private” kelimesinin açıklmasındaki son cümle şöyledir;

 

        “See Table of Comparative Grades on p.125.

 

   Bu ingilizce cümlenin türkce tercümesi de şöyledir;

 

     “Sayfa 125’de yer alan Derece Mukayese Çizelgesine bakınız.

 

   Bu İngilizce Askerî Terimler Sözlüğün 125’inci sayfasına bakdığımda ise şu çizelgeyi gördüm.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Kolay anlaşılması için;

   Yukarıda gördüğünüz Derece Mukayese Çizelgesi’ni asker sınıflarına göre kısımlara ayırdım.

   Bu çizelgeye göz ucu ile şöyle bir bakarsanız şâyet,

   1944 senesinde Amerikan Ordusunda “subay ve er” olmak üzere iki sınıf asker mevcut olduğunu görürsünüz.

 

   1956 senesinden beri yayınladıkları onlarca İngilizce-Türkce-İngilizce Askerî Terimler Sözlüklerine

   Bu çizelgeyi maksatlı olarak eklemeyen hileci ve yalancı Türk Genelkurmay Başkanları

   Bugün sizlerin 2020 senesinde gördüğü bu resimi tam 64 seneden beridir

   Türk milletinden, Türk Ordusundan ve biz Türk “astsubaylardan” saklamışlar!..

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

  *  *  *  

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

 Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

 Asubay Tefrikası _8_ Eski Tüfek Şükrü IRBIKe2a ab6ae

 

  *  *  *  

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Kaynak Hırsızlığı

 

   Amerikan sözlüklerini “kaynak” olarak kullandıklarını gizlemek için

   Türk Genelkurmay Başkanlarının;

   1956

   1969

   Ve dahi

    2007 senelerinde yapdığı kaynak hırsızlığını” da şimdi fâş eyeleceğiz, inşallah.

 

   Kendi iç hizmetlerinde kullanmak üzere hazırladığı İngilizce Askerî Terimler Sözlüklerini

   Amerikan Kara Kuvvetleri 1944, 1950 ve 1953 senelerinde ayrı ayrı yayınladı.

 

   Amerikan Kara Kuvvetlerinin 1944, 1950 ve 1953 senelerinde yayınladığı

   Bu İngilizce Askerî Terimler Sözlüklerini tercüme eden Türk Genelkurmay Başkanları,

   Bu sözlükleri İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğü isimi ile 1956, 1969 ve 2007 senelerinde yayınladı.

 

   İlk kez 1956 senesinde yayınladığı İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğüne;

   Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı TUNABOYLU, kendi imzaladığı “Başemir”e;

   Bu sözlüğün “kaynağının” Amerikan Kara Kuvvetlerinin 1944, 1950 ve 1953 senelerinde yayınladığı bu üç İngilizce Askerî Terimler Sözlükler olduğunu yazdı.

   Yayınladığı bu sözlüğün kaynağının Amerikan Kara Kuvvetlerinln yayınladığı bu sözlükler olduğunu belirtmek için de

   Bu sözlüklere atfen, kendi yayınladığı sözlüğe Amerikan sözlük numarasının aynısı olan “Ö/T 302-5-1” numarasını verdi.

 

   Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Ahmet Cemal TURAL;

   “Ö/T 302-5-1” numaralı İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğü 1969 senesinde yeniden yayınladı.

   Orgeneral Ahmet Cemal TURAL, bu sözlüğün yayın numarası olan “Ö/T 302-5-1”’i değişdirmedi.

   Fakat

   Yayınladığı bu sözlüğün kaynağının Amerika Kara Kuvvetlerinin 1944, 1950 ve 1953 senelerinde yayınladığı sözlükler olduğunu bu sözlüğün “Başemir”indeki bilgiden sildi.

   Böylece.

   Orgeneral Ahmet Cemal TURAL ve kendisinden sonra görev alan Genelkurmay Başkanları;

 

    1. Amerika Kara Kuvvetlerinin fikrî mülkiyetinde olan ingilizce askerî sözlükleri hırsızladı,

 

    2. Hırsızladığı bu ingilizce sözlüklerdeki bâzı terimleri ahlâksızca tebdil ve tahrif etdi.

 

   3. Amerikan Ordusunda “subay ve er olmak üzere iki sınıf asker mevcut olduğunu” gösderen “Table of comparative gradesRütbe mukayese çizelgesini yayınladıkları sözlüklere hiç yazmadı.

 

   4.İngilizce “noncommissioned officer” terimini türkceye sahte olarak “astsubay” şeklinde tercüme etdi.

 

   5. İngilizce “noncommissioned officer” teriminin türkce tercümesinin “astsubay” olduğuna dâir TBMM’nin kabul etdiği bir kânun yokdur. Bir başka ifâde ile; Amerikan Ordusuna ait ingilizce “noncommissioned officer” teriminin türkce tercümesinin “astsubay” kelimesi olduğu tamamen yalandır.

 

   6.Amerikan Ordusunda “er ve subay” olmak üzere iki sınıf asker olduğu hakikâtini Türk Genelkurmay Başkanları; Türk Milletinden, Türk Ordusundan ve Türk asubaylarından gizledi.

 

   7. Amerikan Ordusunda “astsubay” isimli asker sınıfı mevcut olduğu yalanını söylemek sûreti ile Türk Genelkurmay Başkanları;

  • Amerikan Devletine,
  • Amerikan milletine ve
  • Amerikan Ordusuna iftirâ atdı.

8. En önemli husus da şudur; Amerikan Ordusunda “astsubay” isimli asker sınıfı mevcut olduğu yalanını söyleyen Türk Genelkurmay Başkanları; Türk asubaylarını kandırdı. Bu kandırmacanın neticesi olarak da; 2014 senesinde Türkiye’ye dâvet etdiği Amerikalı “erlere ” Ankara’da “astsubay” muamelesi yapdı.

 

9. Subay yardımcısı” dediği Türk “astsubayları” bizim Genelkurmay Başkanları; Amerika’da ve NATO görevlerinde Amerikalı “erlerin” emrinde çalışdırdı ve hâlâ da çalışdırıyor.

 

 

 

 


 

 

 

   *  *  *  *  *  

 

   Sözlük kaynağı konusunda Genelkurmay Başkanlarının yapdığı iğrenç hileleri de

   Şu zaman/olay silsilesi içinde görelim…

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

          1956 tercümesine “kaynağı” yazmışlar.           

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1969 tercümesine “kaynağıyazmamışlar.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  *  *  

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

     2007 tercümesine “kaynağı” yazmamışlar;

     İntihâlci ve emek hırsızı Genelkurmay Başkanı Mehmet Yaşar BÜYÜKANIT.

     Yapdığı bu hırsızlığın parmak izlerini kaybettirmek için

     Genelkurmay Başkanı, Sözlüğün yayın numarasını değişdirmiş; MS 76-1(C); Ö/T 320-5-1; S/R 302-5-1.

 

 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

      Şimdi, muhterem asubay meslekdaşlarım ve kıymetli vatandaşlarım;

      Tercüme konusunda bizim Genelkurmay Başkanlarının yapdığı hileleri

      Zaman ve olay silsilesi içinde şöyle bir görelim hele!..

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

   *  *  *  *  *  


 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


   1777 senesinden beri Amerikan Ordusunda olduğu gibi

   Türkiye Cumhuriyetini teşkil eden Kurucu Reisicumhur Mustafa Kemâl ATATÜRK de

 

   Cümhuriyet Ordusunu 1935 senesinde iki sınıf asker ile teşkil etdi.

   1. Muvazzaf "subay"

   2. Mükellef "erât"

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   İki sınıflı askeri olan T.C. Ordumuza ilk darbeyi

   ATATÜRK’ün subayları olduğunu söyleyen 1960 darbesinin darbeci subayları vurdu!..

   “Erbaş” sınıfından doğurtup “astsubaylar” dedikleri askerleri de

   Darbeden hemen bir sene sonra “üçüncü asker sınıfı” olarak ordumuzun demirbaşına kayıt etdiler.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Târih öğretmenimiz Kara Doktor Öğretmen Albay Tahsin ÜNAL 1965 senesinde keşfetmiş idi;

   “Bölüğün Anası” var idi nasıl olsa!..Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Coni’den terfili, belden gıvırmalı, omuzu püsküllü Amerikanperestiş subaylarımız,

   Ordumuza “yeni köle asker sınıfları doğurtmaya” devâm etdiler.

 

 

  *  *  *  *  *   

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Orduyu Humayûn askerine ait Osmanlıca rütbe isimlerine

   Türkce karşılıklar türeten ATATÜRK’ün "tasvip buyurduğu" türkce rütbe isimleri

   Aşağıda gördüğünüz 2/2295 sayılı Karârnâme ile

   1935 senesinde Cumhuriyet Ordusu askerî mevzuâtına dâhil edildi.

   

   Bu Karârnâme ile ATATÜRK;

   Osmanlıca “küçük zâbit” tâbirini Türkceye “erbaş” olarak tercüme etdi.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   1935 senesinde bizzat hazırladığı “Rütbe ve Birliklerin Öz Türkçe Karşılıkları” isimli kitapda

   Kurucu Reisicumhur ATATÜRK, “ Erbaş ” kelimesini işde böyle, şiir gibi izah etdi.

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

     

      Yukarıda gördüğünüz gibi

      Bizim her boku bilen zâbitânımız

      “ Erbaş ” kelimesinin aslı olan;

  • Sous-Officier” terimini Fransız Ordusundan,

  • Unteroffizier” terimini de Alman Ordusundan hırsızlamışlar…

 

   “ Erbaş ” kelimesinin de hile ile “ astsubay ” yapıldığını görmek için

   Bir “subay darbesi kânunu” olan

   Ve dahi

   27 Mayıs darbeci subaylarının 1961 senesinde tezgaha sürdüğü

   211 sayılı TSK İç Hizmet Kânununa bakacağız.

 

  *  *  *  *  *  

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    Amerika Kara Kuvvetlerinin kendi iç hizmetlerinde kullanması için;

   TM 20-205 sayılı ABD Kara Ordusu Terimler Sözlüğünü

   Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral George Catlett MARSHALL 1944 senesinde yayınladı.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

İşde, aşağıda bu sözlüğün kapak resimini görüyorsunuz.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Amerikan Kara Ordusunun bu askerî terimler sözlüğünü hazırlanmasındaki gâyesi,

   Aşağıda gördüğünüz “Maksat /Purpose” başlığı altında ifâde edildiği üzere;

  • Amerikan Ordusu askerî yazışmalarında ve eğitiminde ifâde birliği temin etmek

  • Ve bu sûret ile eğitimden azâmî fayda elde etmek idi.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Amerika Kara Ordusunun 1944 senesinde neşretdiği bu sözlükden,

 

   Ben Şükrü IRBIK sâdece dört “terim” hakkında söz söyleyeceğim;

   1. Noncommissioned officer ; Muvazzaf olmayan subay.

   2. Enlisted Man; Er,

   3. Private ; Er,

   4. Table of Comparative Grades ; Derece Mukayese Çizelgesi.

 

   Çünkü;

   Bu ingilizce  terimlerin dördü de, “astsubay” dedikleri askerleri köle yapmak için

   Genelkurmay Başkanlarının sinsice ve hâince hileler yapdığı terimlerdir. 

 

 

                          İşde, Genelkurmay Başkanlarının yapdıkları bu hileler;                        

 

   1. Noncommissioned officer (Muvazzaf olmayan subay) teriminin içini Genelkurmay Başkanı 2007 senesinde tamamen boşaltmış,

 

   2. Enlisted man (Er) terimdeki son cümleyi 1956 senesinde yayınladığı sözlüğe Genelkurmay Başkanı yazmamış. Yapdığı bu hile ile Genelkurmay Başkanının; Amerikan Ordusunda “subay ve er” olmak üzere iki sınıf asker olduğu hakikâtini gizlemeye çalışmış. İngilizce-Türkce sözlüğü 2007 senesinde yayınlayan Genelkurmay Başkanı ise bu Enlisted man (Er) terimininin içini tamamen boşaltmış.

 

   3. Private (Er) kelimesinin son cümlesinde atıf yapılan “Table of Comparative Grades (Derece Mukayese Çizelgesi)”ni yayınladıkları sözlüklere Genelkurmay Başkanlarının hiçbirisi eklememiş. Sinsice yapdıkları bu hile ile Genelkurmay Başkanları; Amerikan Ordusunda “subay ve er” olmak üzere iki sınıf asker olduğu hakikâtini bütün dünyadan, hattâ Amerikan Ordusundan bile gizlemeye çalışmışlar. Yapdıkları bu âdi hile Türk Genelkurmay Başkanları; uyduruk bir asker sınıfı olan “astsubaylığı” kendi akıllarınca meşrulaşdırmaya çalışmışlar.

 

  

     İşde,

   Türk Genelkurmay Başkanlarının 1956 senesinden beri tercüme hileleri yapdığı ingilizce o dört terim;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

   *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Harb esiri askerlere yapılacak muamele kurallarını tesbit eden Cenevre Sözleşmesi’ni

   Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 12 Ağustos 1949 târihinde imzâladı.

 

   Bu sözleşme ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti;

   Harb esiri askerlere Cenevre Sözleşmesi kurallarına göre muamele edeceğini taahhüt etdi.

   Cenevre Sözleşmesi‘nde “subay” hâricindeki askerler için kullanılan kelime ve terimler şunlar;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

ŞŞ

 

       Çok can yakıcı bir hakikâti de yeri gelmiş iken burada sizlere fâş eyleyelim.     

 

      1949 Cenevre Sözleşmesi‘ne göre esir mübâdalesi şu esasa göre yapılır;     

 

    Esir subaylar rütbelerine göre yegân yegân “perakende” olarak değiş tokuş edilir.  

 

                                Subay hâricindeki askerler ise                                

      “kelle” hesâbına göre “mal gibi toptan” değiş dokuş edilir.      

 

                                      Astsubay meslekdaşlarımın haberi olsun!..                                 

 

 

 

 

   İsbâtı da bugün dahi böyle meriyyetde olan

   22 Mayıs 1930 sayılı Askerî Cezâ Kânununun aşağıda gördüğünüz şu maddesi;

 

      Askeri şahıslar (1)   

 

   Madde 3 – (Değişik : 22/3/2000 - 4551/1 md.) Askerî şahıslar;

 

  • Mareşalden asteğmene  kadar subaylar,

 

  • Astsubaylar,

 

  • Uzman jandarma,

 

  • Uzman erbaş,

 

  • Sözleşmeli erbaş ve er,

 

  • Erbaş ve erler.

 

 

   Subaylarımızı; en küçük ve en büyük rütbe ile târif etmişler.

 

   Ve fakat astsubaylarımızı “tek” kelimede geçmişler!

 

   

   Türk "astsubaylarının" böyle mal gibi "kelle" ile sayılmasının sebebini de gene Eski Tüfek’den işitin!

   

   Çünkü;

   

   Dünyânın bütün ordularında erlere "kelle" hesâbı "toptan" muamele yapılır.

   

   Çağdaş ordularda “astsubay” isimli uyduruk ve “ortada sandık” bir asker sınıfı yok!

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Amerikan Devleti, 1949 senesinde Meslekî Tazminât Kânununu meriyyete koydu.

   Bu kânunun amacı;

   Amerikan Ordularında aynı işi yapan “subaylar” ve “erlerin” kendi sınıfları içinde “emek/ücret” eşitliğini tesis etmek idi.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Bu kânuna göre;

   Muvazzaf subay rütbeleri; OF-1 OF-8 olmak üzere 8 maaş derecesine,

   Mükellef Er rütbeleriE-1 — E-7 olmak üzere 7 maaş derecesine taksim edildi.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Türkiye Cumhuriyeti Ordusunu;

   NATO’nun yatak odasında Amerika’nın kucağına oturtmak için

   1947 senesinde kolları sıvayan dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa İsmet İNÖNÜ,

   Ve dönemin Başbakanı Şemsettin GÜNALTAY

   1950 senesi Mart ayında bir kânun sürdü tezgaha; Gedikli Erbaş Kânunu.

   Bu kânun tasarısının gerekçesinde Başbakan Şemsettin GÜNALTAY işde, gıçını böyle yırtıyor idi; 

 

 

             Gedikli Erbaş Kânunu tasarısının gerekçesi           

 

 

   Ordunun “gedikli erbaş” eksiği pek çok olup

   “Gedikli erbaş” kaynaklarının bugünkü verimi ile bu ihtiyacın kısa zamanda tamamlanmasına imkân olmadığı,

   Gedikli erbaşlığa istekli sayısının çok az bulunduğu görülmüş ve bunun sebepleri araştırıldığında;

   Ortaokul öğrenimini bitiren

   Ve daha yüksek öğrenime katılmak imkânı, fırsat ve gücünü bulamıyan gençlerin, daha çok Devlet memurluğunu tercih eyledikleri

   Veya istikballerini, daha iyi bir şekilde sağlıyacak istikametlerde aradıkları anlaşılmıştır.

 

   Çünkü;

   Ortaokul mezunu Devlet memurları üç yılda bir terfi eylemekte,

   Polislerin ve ortaokul öğrenimi üzerine bir meslek tahsili yapanların aylıkları 20 liradan başlamakta,

   Baremin I. derecesine kadar yükselebilmekte,

   Devlet memurları 65 yaşına kadar memuriyete devam hakkına malik bulunmakta,

   Gedikli erbaşların tâbi bulunduğu;

   Yaş haddi,

   Evlenme ve

   Başka türlü kayıt ve şartlara bağlı ve mahrumiyetlere mâruz bulunmamaktadır.

   Millî Eğitim Bakanlığının köy ve sanat enstitülerinin sağladığı istikbal de (yedek subaylık ve askerî memurluk hakkı. Eski Tüfek) gedikli erbaşlara nazaran daha elverişli bulunmaktadır.

 

   Bu sebeplerle;

   Gedikli erbaşları meslekî ve hukuki yönlere yükseltmek ve

   Kendilerini terfih eyliyerek gedikli erbaşlığa teşviki sağlamak için;

   Gedikli erbaşlara, en az orta okul mezunu bir Devlet memur statüsü vererek

   Aynı derecede öğrenim görmüş ve Devletin türlü hizmetlerinde çalışan memurlara eşit haklara sahip kılmak gerekli görülmüş ve bu kanun tasarısı bu esasa göre hazırlanmıştır.

 

   

    Bu tasarı o kadar berbat ve rezil bir kânun idi ki!.. Târifi mümkün değil…

 

   Köy ve sanat enstitüsü mezunu gençler bu senelerde;

 

  • Yedek subay olarak askere gidiyor,

 

  • Askerlik süresi bitince de teskere bırakıp subay olarak orduda kalıyorlar idi.

 

   Fakat,

   Aynı köy ve sanat enstitüsü mezunu gençleri, Başbakan Şemsettin GÜNALTAYgedikli erbaş” yapmak için bu rezil kânunu tezgaha sürdü. TBMM’de bir oldu-bittiye getirip iç tüzüğe aykırı olarak meclisden geçirdiği bu Gedikli Erbaş Kânunu ile Genelkurmay Başkanları;

   Yedek subay olma hakkına sahip olan köy ve sanat enstitüsü mezunu gençleri “gedikli erbaş” yapmaya çalışdı.

   Bu kadar hâince davranan Genelkurmay Başkanları;

   Gedikli erbaşları harp okulu mezunu subaylar gibi 15 sene mecburî hizmete mahkûm etdiler.

   Dünyâ askerlik târihi ve memleket gerçekleri ile hiçbir alâkası olmayan bu rezil kânun yüzünden Türk gençleri,

   Haklı olarak 1950 senesinde “köle gedikli erbaş” olmak isdemedi.

   İşde bu sebeplerden dolayı 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânunu, Cumhuriyet târihinin o vakde hazırlanmış en aptalca ve yapılmış en rezil kânunudur. “Köle” askerler arayan beyaz subayların hevesleri de 1950 senesinde böylece kursaklarında kaldı.

   Fakat sömürgen subaylar, götlerini kaşıtacak köle askerler tertip etmek ihtirasından alsa vazgeçmediler.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Türkiye Büyük Millet Meclisi;

   1951 senesinde Astsubay Kânununu kabul etdi ve meriyyete koydu.

 

   “Astsubay” olarak tesmiye etdiği yeni(!) asker sınıfını bu kânun, birinci maddesinde şöyle târif etdi.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

      5802 sayılı bu Astsubay Kânununun aşağıda görülen Geçici Madde-1’i ile;

     “Gedikli Erbaş” adı “astsubay ” olarak değişdirildi.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1951 senesinde kabul edilen Astsubay Kânununu hazırlayan dönemin Başbakanı Adnan MENDERES,

   Teklif gerekcesinde şöyle dedi; 

 

 

          GEREKÇE      

 

    1. Modern harb silâh ve araçları ile teçhiz edilen silâhlı kuvvetlerimizde, bu modern harb silâh ve araçlarını    “kullanacak” ve “erlere öğretecek” muharip ve yardımcı sınıf astsubay ve takım komutanına olan ihtiyaç     çok fazladır.

 

   2. Bu kanun tasarısı ile;

   a. Muharip astsubaylara aylıkla birlikte,

   b. Liyakat gösterenlerin subay nasbedilmeleri,

   c. Ve kıdemli yüzbaşılığa kadar yükselmeleri sağlanmak suretiyle rağbetin arttırılması düşünülmüştür.

 

    3. Bu suretle;

   a. Anadolu'nun küçük kasabalarında ortaokuldan fazla tahsil imkânını bulamamış yüksek kabiliyetli Türk     çocuklarına daha geniş hizmet imkânları verilmiş,

   b. Ve liyakatleri ile mütenasip rütbelerle taltif edilmeleri de imkân dâhiline girmiş olmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

         Dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Millî Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı,

   Yeni bir “statü” diye 1951 senesinde “astsubay” ismi ile “ortada sandık” bir asker sınıfı peydahladılar.

    “Gedikli Erbaşları” da bir günde sözde “astsubaylığa ” terfi(!) etdirdiler.

 

   Fakat

   Görev tanımlarına bakdığımda Genelkurmay Başkanının

   “Gedikli erbaş”ların yapdığı işlerin hepsini “subay yardımcısı” dediği köle “astsubayların” üzerine yıkdığını gördüm.

 

   Dönemin ekâbir güruhunun Astsubay Kânunu ile yapdığı iş, meğer tam da şu imiş;

   “Gedikli erbaşlara” sâdece “astsubay ” kıyafeti giydirmişler!..

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   5802 sayılı Astsubay Kânununu 1951 senesinde hazırlayan Genelkurmay Başkanı;

   Amerika Kara Ordusunun 1944 senesinde neşretdiği TM 20-205 ve 1953 senesinde neşretdiği SR 320-5-1 sıra sayılı İngilizce Askerî Terim Sözlüklerinden bal gibi haberi var idi.

   

   5802 sayılı Astsubay Kânunu’nda söz edilen “astsubay” rütbelerinin önünde “astsubay” kelimesinin olmayışı da buna en güzel delildir.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

      Bugün kendi rütbelerinin önüne “astsubay” yazmayan dangalak astsubay meslekdaşlarımız,

      Kendilerinin “astsubay” değil de aslında “er” olduklarını bizzat kendileri zımnen itiraf ediyorlar.

 

      Bugün dahi Genelkurmay Başkanı; NATO’ya “er” olarak pazarladığı Türk astsubaylarının,

      Rütbelerinin ingilizce isimlerinin önüne sözde “astsubay” demek olan “NCO” ibâresini eklemiyor.

 

      Fakat

      Gördüğü her hıyara tuzluk koşduran Kara Kuvvetleri Komutanlığı

     NATO’ya göre “er” olan Türk astsubay rütbelerinin ingilizce isimlerinin önüne sözde “astsubay” demek olan “NCO” ibâresini ekliyor.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

(http://www.kkk.tsk.tr/en/KKKHakkinda/AstSbRutbe.aspx)    

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Amerika Kara Ordusu kendi iç hizmetlerinde kullanmak üzere

   İki ayrı Askerî Terimler Sözlüğü hazırladı. Ve bu sözlükleri 1944, 1950 ve 1953 senelerinde neşretdi.

 

   Bu sözlüklerde mevcut olan “ noncommissioned officer ” terimini Amerika Kara Ordusu,

   Bu senelerde kendisinde mevcut olan “yedi” rütbe derecesini ihtiva eden “ erat ” sınıfının “en kıdemli ilk dört derecesini” târif eden bir zümre ismi olarak tefrik, tasrih ve târif etdi.

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Harb esiri askerlere yapılacak muamele kurallarını tesbit eden Cenevre Sözleşmesi’ni

   Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 12 Ağustos 1949 târihinde imzâlamış

   Ve dahi

   Harb esiri askerlere bu Sözleşme kurallarına göre muamele edeceğini taahhüt etmiş idi.

 

   21 Ocak 1953 târihinde kabul etdiği 6020 sayılı kânun ile TBMM;

   T.C Devletinin 12 Ağustos 1949 târihinde imzâladığı 1949 Cenevre Sözleşmesini  “onadı”.

 

   Bu Sözleşmede bahsedilen “noncommissioned officer” terimini TBMM,

   “Erbaş” ve “gedikli” olarak türkceye tercüme etdi.

 

 

   “Astsubay” kelimesini 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile 1951 senesinde TBMM türetdi.

   Bu cümlenin mütemmim cüzü olarak da

   TBMM’nin kânun ile türetdiği türkce “astsubay” kelimesinin ingilizcesini de

   Gene kânun ile ve ancak TBMM tesbit ve tefrik edebilir.

 

   Ayrıca,

   “Astsubay” kelimesinin ingilizce karşılığı hakkında TBMM’nin şu târihe kadar yapdığı bir kânun da yokdur.

   1949 Cenevre Sözleşmesi (GC-III)’ndeki “noncommissioned officer” terimini TBMM,

   6020 sayılı kânun ile 1953 senesinde türkceye “erbaş” şeklinde tercüme etdi.

   

   Fakat

   Aynı “noncommissioned officer” terimini Genelkurmay Başkanı, türkceye “astsubay” şeklinde tercüme etdi.

   “Erbaş” terimi ile “astsubay” terimi arasında hiçbir şekilde illiyet bağı yokdur.

   

   Cârî askerî kânunlarımızda “erbaş” sınıfı ve “astsubay” sınıfı,

   Kendi müstakil kânunlarına müsteniden teşkil edilmiş ve birbirinden tamamen farklı asker sınıflarıdır.

   

   Bugüne kadar neşretdiği İngilizce-Türkce/İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüklerine yazdığı “astsubay” kelimesini ingilizceye “noncommissioned officer” şeklinde uydurma ve kânunsuz olarak tercüme etmek sûreti ile Genelkurmay Başkanlığının;

      a. Türk milletinin yüce irâdesinin yegâne tecelligâhı olan TBMM’nin “yasama erkine” doğrudan müdâhale etdiği

     Ve dahi

      b. “Astsubay” kelimesinin ingilizce tercümesi olduğu beyân etdiği “noncommissioned officer” teriminin de “kânunsuz”  ve “kaçak” bir terim olduğu bugün burada ortaya çıkıyor.

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Hile, sömürü ve emanete hıyânet!.. Belki de hepsi…

   Atatürk’ün kendilerine emânet etdiği T.C. Ordusunu

   Evvelâ Amerika’nın kucağına oturtup

   Sonra da

   Amerika’nın arka bahçesi NATO’ya köle etmek için

   Amerikan perestiş subaylarımızın eteklerinin zil çaldığı 1956 senesindeyiz…

 

   Amerika Kara Ordusu kendi iç hizmetlerinde kullanmak üzere üç ayrı Askerî Terimler Sözlüğü hazırladı

   Ve bunları 1944, 1950 ve 1953 senelerinde neşretdi.

 

   İşbu sözlüklerde mevcut olan “ noncommissioned officer ” terimini Amerikan Kara Ordusu;

   Kendisinde mevcut olan “yedi” dereceli “ erat ” sınıfının “en kıdemli ilk dört derecesini” târif eden bir zümre ismi olarak tefrik, tasrih ve târif etdi.

   Amerika Kara Ordusunun kendi iç hizmetlerinde kullanmak üzere 1944, 1950 ve 1953 senelerinde neşretdiği bu her üç İngilizce Askerî Terimler Sözlüğünü,

   Erkânıharbiye Umumiye Riyaseti (Genelkurmay Başkanlığı) 1956 senesinde türkceye tercüme etdi

   Ve dahi

   Türk Ordusunda kullanılmak üzere “ İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğü “ ismi ile neşretdi.

   Amerika Kara Ordusunun 1944 ve 1953 senelerinde neşretdiği Askerî Terimler Sözlüklerinde alenen görüldüğü üzere;

   İngilizce “ noncommissioned officer ” terimi, Amerika Kara Ordusunda mevcut olan “yedi” dereceli “erat” sınıfının “en kıdemli ilk dört derecesini” târif eden bir zümre isimidir.

 

   1982 Anayasasının 124’üncü maddesi mucibince bakanlığın çıkaracağı Yönetmelik, kânuna aykırı olamaz.

   27 Mayıs darbeci subaylarının piyasa sürdüğü 1961 Anayasası’nın 113’üncü maddesi de aynı hükümü âmirdir.

   Erkânıharbiye Umumiye Riyaseti (Genelkurmay Başkanlığı)’nin 1956 senesinde neşretdiği Ö/T 320-5-1, sayılı sözlük, Anayasa’nın bu hükmüne aykırıdır. İşbu Özel Talimât (Ö/T)’ın “Başemir”’inde de bu aykırılık itiraf edilmiş.

 

   Bu talimâtı esâs alarak Genelkurmay Başkanlığının şu târihe kadar hazırlayıp neşretdiği İngilizce-Türkce ve Türkce-İngilizce Askerî Terimler Sözlüklerinde mevcut olan ingilizce “ noncommissioned officer ” terimini türkceye “ astsubay ” şeklinde tercüme eden sözlükler de 1982 Anayasasının 124’üncü maddesine aykırıdır.

 

   Çünkü;

   5802 sayılı Astsubay Kânunu ile askerî mevzuâtımıza 1951 senesinde duhûl eyleyen sahte “astsubay” kelimesinin;

   İşbu kânunu kabul edip meriyyete koyan yasama erki olan TBMM’nin tesbit etdiği resmî ingilizce tercümesi mevcut değildir. 

 

 

      Netice olarak;         

 

   Genelkurmay Başkanlığının “astsubay” kelimesinin terücmesi olduğunu iddia etdiği

   İngilizce “noncommissioned officer” terimi kânuna ve Anayasa’ya aykırıdır.

 

   Ayrıca;  “astsubay” kelimesinin ingilizcede karşılığı mevcut değildir.

 

   İngilizce “noncommissioned officer”  terimini türkce tercümesi “ muvazzaf olmayan subay”’dır.

 

   Genelkurmay Başkanlığı sözlüğündeki;

   “Astsubay” kelimesinin ingilizcede karşılığı mevcut değil.

   “Muvazzaf astsubay ” ibâresinin de ingilizcede karşılığı mevcut değil.

 

 

Ö/T 320-5-1, İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğü Başemri’nin birinci cümlesi şöyle diyor;

1. Kara, Hava ve Deniz Kuvvetlerimiz ile Amerikan Yardım Kurulunun temsilcilerinden mürekkep olmak üzere E. U. Rs.ce kurulan bir komisyon tarafından, 1944 basımlı TM 20-205 ve 1950, 1953 basımlı SR-320-5-1 seri numaralı Amerikan Askerî Terimler Sözlükleriesas tutulmak suretile hazırlanan” (Ö/T 320-5-1, İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğü) basılmış ve Silâhlı Kuvvetlerimizce İngilizceden türkceye yapılacak çevirmelerde esas tutulmak üzere yayımlanmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   1787 Anayasası Madde-I, Bölüm-8 ile “ordu teşkil etme” hakkını ihrâz eden Amerikan meclisi (senato),

   “Başlık-10” (Title-10) altında Coni Silâhlı Kuvvetler Personel Kânûnunu terkip etdi. (US Code Title 10 – Armed Forces, dtd. Aug.10, 1956).

   Ve 1956 senesinden beri bu kânûnun aşağıda gördüğünüz maddelerinin tek kelimesine dahi dokunmadı;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Chapter – I / Bölüm – I                                                                                                 Page/Sayfa 18 & 19

   101. Definitions / Tanımlar;

 

   (b) PERSONNEL GENERALLY. — The following definitions relating to military personnel apply in this title:

   (b) Personel: Bu başlık altında sözü edilen askerî personel için aşağıdaki tanımlar geçerlidir.

 

   (1) The term "officer/subay" means a commissioned or warrant officer.

   (2) The term "commissioned officer/muvazzaf subay" includes a commissioned warrant officer.

   (3) The term "warrant officer/gedikli subay" means a person who holds a commission or warrant in a warrant officer grade.

   (4) The term "general officer/general" means an officer of the Army, Air Force, or Marine Corps serving in or having the grade of general, lieutenant general, major general, or brigadier general.

   (5) The term "flag officer/amiral" means an officer of the Navy or Coast Guard serving in or having the grade of admiral, vice admiral, rear admiral, or rear admiral (lower half).

 

     (6) The term "enlisted member/ gönüllü er " means a person in an enlisted grade. 

 

   (14) The term "medical officer/tabip subayı" means an officer of the Medical Corps of the Army, an officer of the Medical Corps of the Navy, or an officer in the Air Force designated as a medical officer.

   (15) The term "dental officer/dişci subayı" means an officer of the Dental Corps of the Army, an officer of the Dental Corps of the Navy, or an officer of the Air Force designated as a dental officer.

                                                                                                                                     Eski Tüfek 2020   

 

    İşde, siz de gördünüz!

 

   Coni Anayasası’na göre Coni ordusunda   iki sınıf asker  var;

 

  • Subay 

 

  • Er

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   25 Şubat 1957 Pazartesi günü meclisde Bütçe Kânunu müzakere edilir iken

   Partisi adına söz alan Kırşehir Milletvekili Mehmed MAHMUDOĞLU,

   Türk Ordusunun teşkili hakkında TBMM’den şunları talep etdi; 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

CUMHURİYETÇİ MİLLET PARTİSİ MECLİS GRUPU ADINA MEHMET MAHMUDOĞLU.

 

(Kırşehir) — Muhterem arkadaşlar, Millî Müdafaa bütçesi hakkındaki Cumhuriyetçi Millet Partisi Meclis Grupunun görüş ve temennilerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum.

    1. (…)

    d) Silâhlı kuvvetlerimizde kemmiyet yerine keyfiyet prensibinin tatbiki

   Ve böylece aded üzerinde tasarrufun sağlanmasını

   Ve keza talim ve terbiye, sevk ve idare hususlarında olduğu gibi,

   Her türlü ikmal idare ve muhtelif meseleler üzerindeki esasların Amerikan     usullerine göre tedrici bir surette kanunlaştırılmasını temenni ediyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Aynı gün meclisde söz alan Elazığ Milletvekili Selâhattin TOKER,

Türk Ordusunun teşkili hakkında TBMM’den şunları talep etdi;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Selâhattin TOKER (Devamla) — (…)

 

Muhterem arkadaşlar; Personel darlığının halli, her şeyden evvel, NATO'nun istediği gibi kalitenin sayıya tercih edilmesiyle mümkündür. Bu da, aslında NATO'nun da 1954 te talebetmiş olduğu şekilde, birliklerimizin, ezcümle kadro ve kuruluşları bakımından, atom harbinin icaplarına uygun olarak, yeniden teşkilâtlandırılması ile kabil olacaktır.

 

 

 

 

 

             

    Sayın vekillerin bu sözlerinin özeti şu oluyor;

    Mâdemki NATO’ya üye olduk,

    Ordumuzu da “başdan aşağı” NATO’nun agası olan Amerikan Ordusu gibi teşkil etmeye mecburuz!..

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    1958 senesinde meriyyete koyduğu ve sizlerin de aşağıda gördüğünüz 85-422 sayılı kânun ile

    Amerika Devleti, Amerikan Ordusundaki;

    Subay sınıfına O-9 ve O-10 rütbelerini,

    Er sınıfına ise E-8 ve E-9 derecelerini ilâve etdi.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Bu kânun ile Amerikan Ordusundaki “er rütbe derece” sayısı “dokuz” oldu.

   Ve böylece;

   “Enlisted Grade Structure” (Er Derece Çizelgesi)’da “en kıdemli ilk 4 rütbeyi” ifâde eden “noncommissioned officer (NCO)” teriminin anlamı da

   “En kıdemli ilk 5 derece” olan (E-5 - E-9) derecelerini kapsayacak şekilde genişletildi.

 

   Amerikan Genelkurmay “Kıdemli Eri” ve Kuvvet (Kurmay Başkanlıkları) Komutanlıkları “Kıdemli Er” kadroları için “E-10” derecesini ihdâs etmeyi gündeme aldılar.

   Amerikan Ordusu “er” derecelerinin “en üst” kademesi olarak “E-10” derecesini de yakın bir zamanda göreceğiz.

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   5802 sayılı Astsubay Kânununu TBMM, 1951 senesinde meriyyete koymuş idi.

   Bu kânuna göre;

   9 senelik mecburî hizmetini tamamlayan astsubaylar, teğmenliğe nakil edilecekler idi.

 

   Fakat Genelkurmay Başkanları, bu hakka sâhip olan astsubayları, teğmenliğe nakil etmedi.

 

   6137 sayılı kânunu da TBMM, 1953 senesinde meriyyete koydu.

   Bu kânuna göre 9 senelik mecburî hizmetini tamamladıkdan sonra istifa ederek ordudan ayrılan atssubaylar; “yedek asteğmen” veya “sekizinci sınıf askerî memur” nasbedilecek idi.

 

   Fakat sömürgen Genelkurmay Başkanları, bu kânunu da tatbik etmedi.

   Kabul etdiği kânunlar ile TBMM’nin astsubaylara verdiği hakları Genelkurmay Başkanları bir bir gasp ederken günler geldi geçdi,

   Ve dahi

   Târih geldi dayandı 27 Mayıs 1960 Cuma gününe...

   İktidâra geldiği 1950 senesinden beri Başbakan Adnan MENDERES’e

   Kendisinin terfi etdirdiği Coniperestiş subaylar gizliden gizliye darbe hazırlıyorlar idi.

 

   Bu gizli darbe hazırlığı;

   Tıpkı 2016 senesi Temmuz ayının 15’indeki mübarek bir Cuma günü zuhûr eylediği gibi,

   1960 senesi Mayıs ayının 27’sinde, gene mübarek bir Cuma günü koku verdi…

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

27 Mayıs darbesini ordu içindeki bir avuç “küçük rütbeli subay” tertiplemiş idi.

Bu “küçük rütbeli subaylar”;

Darbeye karşı olan “büyük rütbeli subayları

Ya ikna,

Ya hapis,

Ya da yurtdışına sürgün etmişler idi.

Darbeci subaylar, 1 saat içinde devletin önemli mevkiilerini hemen ele geçirdiler.

 

 

 

    28 Mayıs 1960 Cumartesi günü saat 04;30’da darbe beyannâmesini

   O dâvudî sesi ile radyoda okuyan darbeci Kara Piyâde Kurmay Albay Alpaslan TÜRKEŞ,

   Şöyle demiş idi;

 

        “Gayemiz Birleşmiş Milletler Anayasası’na ve İnsan Hakları Prensiplerine tamamıyla riayettir.

 

 

 

 

 

 

 

 

   28 Mayıs 1960 Cumartesi günü Türkiye’de hükûmetin manzara-i umumiyesi,

   Maşşallah, Allah nazardan saklasın,

   Sakın ha! Foto-şaka filân zannetmeyiniz!

   Tam da aşağıda gördüğünüz gibi;

   Şu altısı bir yerde,

   Ve fakat dördü aynı subay olan “berrî” üç orgeneralden müteşekkil idi.

900

  Yukarıda resimlerini gördüğünüz bu darbeci subaylarımız;

   28 Mayıs 1960 Cumartesi günü sabahın seher vakinde T.C. Devletinin üzerine çöreklendiler

   Ve dahi

   TBMM dâhil olmak üzere devletin bütün dâirelerini cebren ve hile ile işgal edip ele geçirdiler.

   Cumhurbaşkanı ve başbakan sıfatına ilâve olarak

   Kara Kuvvetleri Komutanlığından emekli “AgaCemal GÜRSEL aynı zamânda;

   Millî Birlik Komitesi Başkanı ve TSK Komutanı makâmlarını da cebren ve hile ile şereflendiriyor(!) idi.

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

     1961_ 27 Mayıs 1961 târih ve 334 sayılı T.C. Anayasası, madde-65:

    II – T.B.M.M.nin görev ve yetkileri

     b) Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma

    MADDE 65. –  (…)

    Usûlüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar  kanun hükmündedir.

    Bunlar hakkında 149 uncu ve 151 inci maddeler gereğince Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

     Madde 37 – Silahlı Kuvvetlere katılan her asker andiçer. And sureti aşağıdadır:

 

 

   "Barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada her zaman ve her yerde milletime ve cumhuriyetime doğruluk ve muhabbetle, hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve amirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu Türk Sancağının şanını canımdan aziz bilip icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatımı feda eyliyeceğime namusum üzerine andiçerim."

 

 

 

        Amerika Kara Kuvvetlerine ait ingilizce “ noncommissioned officer ” teriminin

        Türkce tercümesinin “astsubay” olduğuna dair hiçbir kânunda hüküm yokdur.

        “ Noncommissioned officer ” terimini Genelkurmay Başkanları

        1956 senesinden beri kânunsuz olarak “astsubay” şeklinde türkceye tercüme etdiler.

         Ve Genelkurmay Başkanlanlarının hepsi yukarıda gördüğünüz asker yeminine ihânet etdiler.

 

                                                                                        Eski Türek - 2020     

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   https://discovery.nationalarchives.gov.uk/details/r/C2552470

   NATO üyesi devletlerin 1964 senesinde kabul  etdiği bu Anlaşma Muhtırasının maksadı şu idi;

   NATO üyesi ülke ordularının;

   Kendi iç hizmetlerine göre tasnif ve teşkil etdikleri elvan çeşitli asker sınıflarını ve rütbelerini belli kurallar dâhilinde eşitlemek.

   İşbu Anlaşma Muhtırası’nın “Uygulama” (Application) başlığı altında yer alan sekizinci madde şöyle diyor idi; 

 

    8. Personnel requisitions to fill NATO posts shall indicate the NATO code herein specified in conjunction with the approved manning document.

 

    Nations will normally be expected to fill allocated posts by personnel holding the grade indicated by the NATO code reflected in the manning document.

 

    Personnel holding a rank different from that stated in the manning document are expected to perform the duties of their post irrespective of their national rank.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   8. NATO kadrolarına yapılacak tayin taleplerinde; tasdik edilmiş tayin belgelesi ile birlikde bu NATO rumuzları da belirtilir.

 

   Üye milletlerin; kendilerine tahsisli kadrolara, tasdik edilmiş atama belgelerinde belirtilen dereceye sahip personel tayin etmesi beklenir.

 

   Tasdik edilmiş atama belgesinde belirtilen rütbeden faklı rütbede olan personelin, kendi millî rütbesi ne olursa olsun tayin edildiği kadrodaki görevini yapması beklenir.

 

 

 

   NATO’nun 1964 senesinde yazdığı bu emir,

   STANAG 2116’nın son sürümü olan Edition 6’da dokuzuncu madde olarak bugün de hâlen aynı şekilde geçerlidir.

   Yukarıda gördüğünüz sekizinci maddenin son fıkrasındaki cümlenin anlamı şu oluyor;

 

   NATO’da iki sınıf asker vardır;

      1. Subaylar,

       2. Subay olmayanlar (Er).

 

   Sen kendi millî kânunlarına göre isdediğin asker sınıfları ve rütbeleri  teşkil ve tesmiye edebilirsin.

 

   Fakat

   NATO’ya gönderdiği askerlerin sınıf ve rütbesi ne olursa olsun,

   Üye devletlerin askerleri “subay” veya “er” kadrosunda çalışmaya mecbur olursun.

 

   STANAG 2116’nın bu emrini bir örnek ile meseleyi anlatayım size;

   Amerika, İngiltere ve Yunaninstan dâhil olmak üzere NATO üyesi bâzı ülkelerin ordularında “gedikli subay” (warrant officer) isimli asker sınıfı mevcut.

   

  • İngiliz “gedikli subayları” “er” sınıfına dâhildir.

 

  • Fakat Amerikan ve Yunan gedikli subayları” “subaysınıfına dâhildir.

 

   NATO üyesi devletler, kendi askerlerini “subay” ya da “er” olarak NATO’ya mertce beyan ediyorlar.

 

   Fakat bizim Genelkurmay Başkanları ise hâince, nâmertce ve sinsice davranıp

   Ne “subay” ne de “er” olan Türk “astsubay”larını Amerika ve NATO’ya “er” olarak pazarlıyorlar!..

 

   5802 ve 926 sayılı kânunların “subay yardımcısı” dediği Türk Ordusundaki “astsubay” sınıfı;

   NATO’nun kabul etdiği “subay” ve “er” sınıflarının dışında kalan uyduruk ve sahte bir asker sınıfıdır.

 

   İşde bu sebepden dolayı Amerika ve NATO görevlerine tayin edilen Türk “astsubayları” tayin edildikleri kadrolarda “OR” derecesi daha yüksek olan yabancı “erlerin” emrinde görev yapmaya mecbur edilirler.

   Astsubay kıdemli üstçavuş” ve “astsubay başçavuş” rütbeleri ile NATO dâimî görevimde iken

   Ben Şükrü IRBIK da İtalyan “er”in emrinde çalışdırıldım.

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    TSK Personel Kânunu Madde-11’de “”muvazzaf subay” kaynakları şöyle tesbit edilmiş;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

    Aşağıda gördüğünüz TSK Personel Kânunu Madde-34’e göre;

   “Muvazzaf subay”ların nasıp ve terfilerini kararname ile Cumhurbaşkanı yapıyor.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   TSK Personel Kânunu Madde-67’de “”muvazzaf astsubay” kaynakları ise şöyle tesbit edilmiş;

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   TSK Personel Kânununun yukarıda gördüğünüz 67’nci maddesi, “muvazzaf” ve “astsubay” kelimelerinin “muvazzaf astsubay” şeklindebir arada kullanıldığı ilk kânun maddesidir.

 

 

   Astsubaylık konusunda her zaman hatırımızda tutmamız gereken en önemli hakikât de şudur;

   5802 sayılı Astsubay Kânunu ile “astsubay”lara 1951 senesinde verilen bütün hakları gasp eden 926 sayılı bu kânunu, 27 Mayıs darbeci subayları 1967 senesinde tezgaha sürdü.

                                                                                                                                                     Eski Tüfek 2020

 

  

   Aşağıda gördüğünüz TSK Personel Kânunu Madde-82’ye göre;

   “Muvazzaf astsubay”ların nasıp ve terfilerini ise “bakan” yapıyor.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   

   Nasıp ve terfilerini “Bakanın” onayladığı “astsubay”lar nasıl “muvazzaf” olabiliyor?

   Nâmuslu ve şerefli bir subayımız var ise şâyet! Gelsin ve bu hileyi bize açıklasın bakalım!..

 

  *  *  *  *  *  

 

   Genelkurmay Başkanlığının 2008 senesinde neşretdiği Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğünün aşağıda gördüğünüz sayfa 365’de;

   Bizim her boku bilen subaylarımız “muvazzaf subay” terimini ve “ingilizce tercümesini” yazmışlar.

 

   Peki,

   Bu sayfaya yazmaları gereken “muvazzaf astsubay” terimini ve “ingilizce tercümesini” yazmayı

   Bizim her boku bilen gene o subaylarımızın götleri niye yememiş?.. 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   

 

                      Amerikan Ordusu Erinin Rütbe Terfisi Şu Esaslara Göre Yapılır;         

 

 

   Seviye –1

 

   (E-1, E-2, E-3 ve E-4), (Decenterilized):

 

   Hizmet süresine göre “kıta” içinde yapılan terfi.

 

 

   Seviye –2

 

   (E-5 ve E-6), (Semicenterilized):

 

   Sicil, hizmet süresi ve kadroya göre “ordu” içinde yapılan terfi.

 

 

   Seviye –3

 

  (E-7 ve E-8), (Centerilized):

 

  Sicil, hizmet süresi ve kadroya göre “kuvvet” seviyesinde yapılan terfi.

 

 

     

  *  *  *  

 

   Amerikan Ordusunda Erin “Kadrosu” ve “Makâmı” Var!

 

   Fakat

   “Subay Yardımcısı” Olan Türk Muvazzaf Astsubayın “Kadrosu” ve “Makâmı” Yok!

 

 

     1967 senesinde meclisde cebren ve hile ile tertip etdiği 926 sayılı TSK Personel Kânunu ile

     27 Mayıs darbeci subaylarının “muvazzaf astsubay” olarak tesmiye etdiği askerlerin

     Üst rütbeye terfi etmesi için iki temel şart var;

 

      1. Rütbe bekleme süresini tamamlamak,

 

     2. Terfiye yetecek asgarî sicil almak.

 

 

   Bu iki şartı hâiz olan her Türk "astsubay", “otomatik” olarak bir üst rütbeye terfi eder.

   Çünkü

   “Kadro” ve “makâm” tahsis edilmediği için Türk "astsubayının" terfi edeceği rütbede “kadro” ve “sayı” tahdidi yok!

   Türk “muvazzaf astsubayın” “kadrosu” ve “makâmı” olmadığı için;

   Karargâhlarımız tam bir palamut "kıdemli başçavuş" mezarlığıdır.

   Elini sallasan beş yüz “kıdemli başçavuşa” değer!

 

   Hâl böyle olunca da

   Bu “kıdemli başçavuş” bolluğunu ganimete çeviren fırsatcı subaylarımız;

   Kıçının kılı ağarmış palamut “kıdemli başçavuşlara” vasıfsız işçinin yapabileceği sıradan işleri yapdırır.

   Bu "kıdemli başçavuşları" subaylarımız, “çavuş” kadrolarına bile tayin eder.

 

   Subaylarımızın yapdığı bu köle muamelesini ise

   "Kıdemli başçavuşlarımız”, kendilerine yapılmış bir "iltifât" telakkî ederler.

 

   Fakat

   Amerikalı "erin" “kadrosu” ve “makâmı” vardır!

   Bir üst dereceye terfi etmek de Türk Ordusunda olduğu gibi “otomatik” değildir!..

   Bu sebepden dolayı Amerikan Ordusunda bir üst dereceye terfi etmek her “erin” harcı değildir.

 

 

     E-1’den E-9’a kadar derecelerdeki Amerikalı "erlerin" bir üst dereceye terfi etmesi için üç şart vardır;

 

           1. Rütbe bekleme süresini tamamlamak.

 

         2. Terfiye yetecek asgarî sicil almak.

 

         3. En mühimi de terfi edeceği derecede “kadro boşluğu” olması.

   

 

    E-1 ve E-4 arasındaki “er” derecelerinde herhangi bir "kadro" tahdidi yokdur.

   Aşağıdaki çizelgede gördüğünüz üzere;

   E-5 derecesindeki muhtemel kadro boşluklarını doldurmak üzere

   E-1 ile E-4 arasındaki dereceler, “yedek er deposu” olarak hep dolu tutulur.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

      

   Amerikan Ordusuna ait yukarıdaki personel mevcudundaki “er” sayılarına dikkatli bakılır ise şâyet

   E-5’den sonraki “er” mevcutlarında yukarı doğru hızlı bir "azalma" olduğu görülür.

   E-5 ile E-9 derecelerindeki "er mevcudunun" azalmasının sebebi;

   E-5’den sonraki derecelerdeki "er" terfilerinin “kadro boşluğuna” göre yapılmasıdır.

 

  *  *  *  

 

   Biz Türk "muvazzaf(!)  astsubaylar” hepimiz iyi biliriz ki;

   Türk Ordusunda en çok “astsubay” mevcudu “kıdemli başçavuş” rütbesindedir.

 

   Fakat

   Amerikan Ordusunda ise en az “er” mevcudu “kıdemli başçavuş” derecesindedir.

   

 

 

   Amerikan Ordusuna ait yukarıdaki “mevcut çizelgesinde” gördüğünüz üzere

   Amerikan Ordusundaki “er” sınıfı içinde “kıdemli başçavuş” mevcudu ve oranı şöyle;

 

   Toplam Amerikalı “er” mevcudu: 1.088.127

 

   Toplam Amerikalı “kıdemli başçavuş” mevcudu: 10.431

 

   Er” mevcudu içindeki “kıdemli başçavuş” yüzdesi: 10.431x100/1.088.127=%0,9.

 

 

 

 

 

   Amerika Genelkurmay Başkanı daha iki evvelki “subay ve er” mevcudunu dünyâya ilan etmiş!

 

   Fakat Türk Ordusundan hangi rütbede kaç “astsubay” var, ben dahi bilmiyorum!

 

   Amerikan Ordusundaki “er” sınıfının “Türk mevkidaşı” olan “astsubay” sınıfı içindeki palamut “kıdemli başçavuş” oranını ise

   Bir zahmet, Müdür Yaşar GÜLER söylesin de Türk kamuoyu öğrensin!.. 

 

 

 

 

 

   Türk Ordusunda "subay ve astsubayların" her rütbede “bekleme süresi” sâbitdir.

   Bir başka ifâde ile;

   “Rütbe bekleme süresi” dolunca bizim "subay ve astsubayın" bir üst rütbeye terfisi” çantada keklikdir.

 

   Fakat

   Amerikan Ordusunda "subay ve erler" için belli bir “rütbe bekleme süresi” yokdur.

   Subay ve erin terfi etmesi için üst rütbe/derecede “boş kadro” olma şartı vardır.

 

   E-4 derecesindeki Amerikalı "erin" terfi etmesi için E-5 derecesindeki "kadroda boşluk" olma şartı aranır.

 

   Bir başka ifâde ile;

   Emeklilik, istifa ve tard gibi sebepler ile üst kadrolarda boşluk olmadığı sürece,

   Diğer şartları yerine getirseler bile Amerikalı "subaylar ve erler" bir üst rütbe/dereceye terfi edemezler.

 

   Cumhuriyet öncesi bizim ordumuzda da "zâbitânımız" için durum aynen böyle idi.

 

   Fakat

   ATATÜRK’den sonra tertip etdikleri fitne kânunlar ile beyaz subaylarımız;

   Subay terfilerini bugün olduğu üzere “otomatiğe” bağladılar.

 

   Kendileri için teritp etdikleri bu nâmert tezgâh fark edilmesin diye de

   “Astsubayları” da “kılıf” olarak subaylarımız, kendi kuyruklarına bağladılar.

 

  

    Yukarıdaki bilgileri ve çizelgeyi resime çevirdiğimizde

   Şöyle bir manzara çıkıyor karşımıza;

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

     Amerikan Ordusun en kıdemli er derecesi olan E-9’a terfi edebilmek için

     19 sene hizmet etmek yeterli olur.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Netice;

   Hükümrân olan her devletin;

   Kendi ordusunu kendi iç hukûkuna göre tanzim etme vardır. Elbetde bu doğru bir tesbitdir.

 

   Fakat

   İç hukûku ile dış hukûku arasında “ iki yüzlülük ” var ise şâyet,

   Bir devlet, uluslarası vasatsa meşruiyyetini nasıl izah edebilir?

 

   Bir yandan Anayasanız, devletinizin bir “ hukûk devleti ” olduğunu emreder iken

   Diğer tarafdan iç hukûkunuza göre tertip etdiğiniz 211 ve 926 sayılı darbe kânunları

   Hem kendi Anayasanıza

   Ve hem de

   Kendi hür iradeniz ile imzâlayıp taraf olduğunuz uluslararası sözleşmlere aykırı ise,

   Devletinizin bir “ hukûk devleti ” olduğunu dünyâya nasıl izah edebilirsiniz?

 

   NAPOLYON, “İnsanın yapamayacağı işlere tevessül etmesi ahlâksızlıkdır” dedi.

 

   Peki,

   Uluslararası sözleşmelerde verdiği sözü yerine getirmeyen T.C Devletinin, Millî Savunma Bakanlığının ve Genelkurmay Başkanlığının “ muvazzaf astsubay ” asker sınıfı konusunda bugüne kadar yapdığı kânunlarda

   Ve dahi

   “ Muvazzaf astsubaylara ” yapdıklarında ve yapmadıklarında “ hukûkî ahlâhsızlık ” ve “ hukûk ihlâli ” yok mu acap?..

   “ Subay yardımcısı ” deyip;

   Sulh zamânında subay maaşının yarısına “ subay görevi ” yapdırdığı,

 

   Harp zamânında ise;

   Esir kampında “ er maaşı verdiği ” ve “ subaylara hizmet erliği ” yapdırdığı “ muvazzaf astsubaylara ” Genelkurmay Başkanlarının yapdıkları bu insanlık dışı muamelenin hukûkî bir müeyyidesi yok mu?

   Genelkurmay Başkanları "astsubaylara" böyle beyaz efendi gibi davranıp köle muamelesi yapmakdan hiç utanmıyorlar mı?..

 

 

   1935 senesinde 2771 sayılı Kânun ile;

   “Asubay” kelimesi hem ATATÜRK’ün hem de  TBMM’nin irâdesi ile terkip edildi.

 

   1938 senesinde 3887 sayılı kânun ile;

   “Assubay” kelimesi hile ile de olsa TBMM’nin irâdesi ile tahrif ve tebdil edildi.

 

   1951 senesinde 5802 sayılı Astsubay Kânunu ile;

   “Astsubay” kelimesi hile ile de olsa TBMM’nin irâdesi ile tahrif ve tebdil edildi.

 

    Fakat

   1956 senesinde;

   Hazırladığı İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüğündeki ingilizce “noncommissioned officer” tâbirine     Türkce karşılık olarak “astsubay” kelimesini, Genelkurmay Başkanı kendisi tercüme etdi.

 

   Genelkurmay Başkanının bu işleminde “yasama”’nın irâdesi yokdur.

   Yapdığı bu kânunsuz işlem ile Genelkurmay Başkanı,

   TBMM’ye ve dolayısı ile T.C. Devletine isyân etdi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Genelkurmay Başkanlığının neşretdiği Askerî Terimler Sözlüğündeki “Non-commissioned officer” kelimesinin türkce tercümesi hakkında

   Aşağıda gördüğünüz şu dilekcemi CİMER vasıtası ile gönderdim.

 

 

   KONU: Genelkurmay Başkanlığının Neşretdiği Askerî Terimler Sözlüğündeki “Non-commissioned officer” kelimesinin Türkceye Tercümesi Hakkında.

   İLGİ: (a) Harb Esirleri Hakkında Tatbik Edilecek Muameleye Dâir 12 Ağustos 1949 Târihli Cenevre Sözleşmesi.     (Geneva Convention Relative To The Treatment Of Prisoner Of War Of 12 August 1949, (GC-III).

   (b) 6020 sayı ve 21/1/1953 târihli, 12 Ağustos 1949 târihli Cenevre Sözleşmelerinin Onanması Hakkında Kânun.

   (c) 2709 sayı ve 07.11.1982 târihli T.C. Anayasası.

   (ç) Genelkurmay Başkanlığının neşretdiği Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğü, MS 76-6(A), Genelkurmay Basımevi, Ankara-2008.

   (d) Genelkurmay Başkanlığının neşretdiği İngilizce-Türkce Müşterek Askerî Kısaltmalar Sözlüğü, MS 76-5(B), Genelkurmay Basımevi-2010.

   (e) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânunu.

   (f) 2004/7189 sayı ve 19 Nisan 2004 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânununun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

 

   1. İlgi (a) Sözleşmeler silsilesinin üçüncü bölümünü terkip eden sözleşme; esâsı itibârı ile esir kamplarında temerküz edilen harp esiri askerlere yapılacak muameleleri tanzim ve tavzif eder.

 

    2. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 12 Ağustos 1949 târihinde imzâlayıp taraf olduğu işbu İlgi (a) sözleşmeyi TBMM, İlgi (b) kânun ile 1953 senesinde tasdik ederek meriyyete koydu. Aynı sözleşmenin birinci maddesinin hükmüne göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti, işbu sözleşmeye “bilcümle hallerde riayet etmeyi ve ettirmeyi taahhüt” etdi.

 

   3. Yukarıda mersûm ikinci maddede vaz edilen aynı hükümü tahkim etmek üzere, İlgi (c) Anayasamızın “D. Milletlerarası Andlaşmaları Uygun Bulma” yan başlığı altında yer alan madde 90 ise şu sarih ve kuvvetli hükümü emreder; “Usûlune göre meriyyete konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir.

 

   4. Gerek 1953 senesinde meriyyete konulan İlgi (b) kânunda gerekse işbu kânuna merbut ve işbu kânun ile meriyyete konulan İlgi (a) sözleşme metininde şu güne kadar geçen 65 senede hiçbir değişiklik yapılmadı. Bu cümleden olmak üzere İlgi (b) kânunun meriyyete koyduğu İlgi (a) sözleşmenin;

      a. “Section III, Labour Of Prisoner Of War, General Observations” yan başlığı altında yer alan 49’uncu maddenin ikinci paragrafında mevcut olan İngilizce “Non-commissioned officer” tâbiri

Ve dahi

      b. “Section III, Labour Of Prisoner Of War, Advances Of Pay” yan başlığı altında yer alan 60’ıncı maddenin üçüncü paragrafında mevcut olan İngilizce “Non-commissioned officer” tâbiri,

EK-A’da görüldüğü üzere, ilk defa olmak üzere 6020 sayılı İlgi (b) kânun ile “Erbaş” olarak Türkceye tercüme edildi ve böylece iç hukukumuza duhûl eyledi.

 

    5. Kânun ile ihdâs edilen bir kavram, ancak başka bir kânun ile tashih, tebdil ya da tahvil edilebilir. Ancak ne var ki İlgi (ç ve d) ile kamuoyunun istifadesine arz etdiği Türkce-İngilizce ve İngilizce-Türkce sözlüklerde mevcut olan İngilizce “Non-commissioned officer” tâbirini; işbu dilekcemin EK-B ve EK-C’sine merbut sayfalarında görüldüğü üzere Genelkurmay Başkanlığımız “astsubay” şeklinde Türkceye tercüme etmiş.

 

    6. Gerek 6020 sayılı İlgi (b) kânunun meriyyete girdiği 1953 senesi itibârı ile gerekse de İlgi (ç ve d) sözlükleri Genelkurmay Başkanlığımızın neşretdiği seneler itibârı ile “Erbaş” ve “Astsubay” tâbirâtının farklı kânunlara müsteniden ihdâs edilmiş ve birbirinden çok farklı askerî kavramlar olduğunu söylemeye zannederim ki burada hâcet dahi yokdur.

 

    7. Bu hükümler muvâcehesinde işbu dilekcemin özü mütalaa edildiğinde, yukarıda görülen ilk altı maddede bahsetdiğim üzere; İlgi (a) Sözleşmenin 49 ve 60’ıncı maddelerinde mersûm İngilizce “Non-commissioned officer” tâbirini de Genelkurmay Başkanlığımızın bir kânuna müstenidenAstsubay” şekline tahvil etmiş olması gerekir.

 

    8. İşbu dilekcemin yukarıda mersûm ilk yedi maddesinde verdiğim bilgi ve arz etdiğim mevzuât muvâcehesinde benim suâlim şöyledir;

      a. İlgi (a) Sözleşmede “Non-commissioned officer” şeklinde ifâde edilen

Ve dahi

      b. İlgi (b) kânun ile “Erbaş” şeklinde Türkceye tercüme edildiği mukarrer ve mukannen olan işbu tâbiri,

İlgi (ç ve d) sözlüklerde görüldüğü üzere Genelkurmay Başkanlığımız; hangi kânun ile ve hangi târihde, “Astsubay” şeklinde Türkceye tercüme etmişdir?

 

    9. İşbu dilekcemin yukarıda mezbûr sekizinci maddesinde tevcih etdiğim biricik suâlimi İlgi (e ve f) mevzuât muvâcehesinde Genelkurmay Başkanlığımızın cevâplamasını saygılarımla arz eylerim.30.06.2018.

 1801117179 

 

EKLER              :

EK-A: Harb Esirleri Hakkında Tatbik Edilecek Muameleye Dâir 12 Ağustos 1949 Târihli Cenevre Sözleşmesi. (Geneva Convention Relative to the Treatment of Prisoner of War of 12 August 1949, (GC-III)’de “Non-commisioned officer” kelimesinin söz edildiği 49 ve 60’ncı maddeleri.

EK-B: Genelkurmay Başkanlığı, MS 76-6(A) Türkce-İngilizce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğü, Genelkurmay Basımevi, Ankara-2008’in 39’uncu sayfası.

EK-C: Genelkurmay Başkanlığı, MS 76-5(B) İngilizce-Türkce Müşterek Askerî Kısaltmalar Sözlüğü, Genelkurmay Basımevi-2010’un 457’nci sayfası.

 

 

 

 

 

   Yukarıda gördüğünüz dilekcem cevap olarak Genelkurmay Başkanlığı,

   Aşağıda gördüğünüz şu cevâbı gönderdi. 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

SAYIN ŞÜKRÜ IRBIK

 

İLGİ : (a) Haziran 2018 tarihli 181117179 sayılı BİMER müracaatı.

          (b) 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri.

          (c) 02 Temmuz 1951 tarihli ve 5802 sayılı Astsubay Kanunu.

(ç) 21 Ocak 1953 tarihli 6020 sayılı 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Sözleşmelerinin Onanması Hakkında  Kanun.

         (d) 04 Ocak 1961 tarihli ve 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu.

         (e) Türkçe-İngilizce Müşterek Askeri Terimler Sözlüğü (MS 76-6 (A)).

         (f) İngilizce-Türkçe Müşterek Askeri Kısaltmalar Sözlüğü (MS 76-5 (B)).

 

    1. İlgi (a) ile gönderilen BİMER müracaatınız inclenmiştir. 

 

    2. Yapılan inceleme neticesinde :

    a. İşviçre Federal Hükümetinin davetiyle, 21 Nisan -12 Ağustos tarihleri arasında Cenevre'de Türkiye Cumhuriyetin'nin de içinde bulunduğu 63 ülke temsilcisinin katılımıyla yapılan diplomatik konferans neticesinde ilgi (b) sözleşmeler 12 Ağustos 1949 tarihinde kabul edilmiştir.

      b. İlgi (c) Kanun'un ;

        1. Birinci Bölüm, Genel Hükümler Astsubay Alt Başlıklı Kısmında yer alan 1'inci Madde'de ''Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun kara deniz ve hava kuvvetleriyle  jandarma gümrük koruma birlikleri kadrolarının ast komuta kademelerinde eğitim sevk ve idare ile diğer idari işlerde subay yardımcı olarak görevlendirilen askeri şahıslara Astsubay adı verilir. Belirtilerek Kanun'da Astsubayın tanımı yapılmıştır.

 

        2. Altıncı Bölüm Geçici 1'inci Maddesinde ise Bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce gedikli erbaş olarak yetiştirilmiş ve yetiştirilmekte olan askeri şahıslara da (Astsubay) denir. Muhtelif kanunlarda geçen gedikli erbaş adı Astsubay başgedikli adı kıdemli başçavuş ve astsubay adı subay olarak değiştirilmiştir. denilmek suretiyle ünvanların yeni karşilıklarına yer verilmiştir.

    c. İlgi (b) Sözleşmelerin onay sürecinde Başbakanlık tarafından 04 Ağustos 1951 tarihinde ilgi (b) sözleşmelerin onanması hakkında Büyük Millet Meclisi Yüksek Başkanlığına sunulmuştur. ilgi (ç) Kanun ;

              a. 02 Mayıs 1952 tarihinde Dışişleri komisyonunda 

              b. 31 Mayıs 1952 tarihinde Milli Savunma Komisyonunda

            c. 18 Haziran 1952 tarihinde Sağlık ve Sosyal Yardım Komisyonlarında değerlendirilerek 6020 Kanun Numarası ile 21 Ocak 1953 tarihinde yasalaşmiştir.

            ç. İlgi (d) 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanun'un 3'üncü Mddesi Askerler ve rütbeler başlığında a) Askerler kısmında 2. Erbaş İhtiyaçları Devlet tarafından deruhte ve temin olunan onbaşı ve çavuş rütbelerine haiz askerdir. (Değişiklik 10.03.2011/10 md.) ve 3. Astsubay: Hususi Kanuna göre Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbeyi haiz olan askerdir. şeklinde ifade edilerek Astsubay ve   Erbaş tanımları yapılmıştır.

       d. Ayrıca NATO terminolojisinde astsubay ifadesinin yerine non-commissioned officer ifadesi kullanılmaktarı. Bu ifade NATO AAP-15 NATO GLOSSARY OF ABBREVIATIONS USED IN NATO DOCUMENTS AND PUBLICATIONS İsimli NATO Kısaltmlr Sözlüğünde astsubay karşılığı olrak kullananılmaktadır.

 

       3. Sonuç olarak ;

   

      a. Sizin de belirttiğiniz üzere ilgi (b) Cenevre Sözleşmelerinde non-commissioned officers ifadesi Astsubay yerine kullanışmış ancak sözleşmelerin metinleri ilgili komistonlarda değerlendirilirken non-commissioned ifadesi erbaş olarak tercüme edilmiş söz konusu sözleşme metinleri ilgi (ç) ile 21 Ocak 1953 tarihinde kabul edilmiştir.

       b. Ancak; halen yürürlükte olan ilgi (c) 02 Temmuz 1951 tarihli Astsubay Kanununda Astsubay ve ilgi (d) 04 Ocak 1961 tarihli TSK İç Hizmet Kanununda ise Astsubay ve Erbaş tanımlamaları yapılmıştır.

 

     c. İlgi (e) Türkçe-İncilizce Müşterek Terimler Sözlüğü (MS 76-6 (A)) VE İLGİ (f)

İngilizce-Türkçe Müşterek Askeri Terimler Sözlüğü (MS76-5 (B) oluşturulurken: ilgi (c)

02 Temmuz 1951 tarihli 5802 sayılı Astsubay Kanunu ilgi (d) 04 Ocak 1961 tarihli ve

211 sayılı TSK iÇ Hizmet Kanunu ve NATO Kısaltmalar sözlüğü esas alınrak non-

commissioned officers ifade Astsubay olarak tercüme edilmiştir.

           Sağlık ve esenlikler dileriz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

  *  *  *  *   

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Genelkurmay Başkanlarının yayınladığı 

   İngilizce-Türkce Askerî Terimler Sözlüklerinde mevcut olmayan “muvazzaf astsubay” tâbirinin ingilizce tercümesini öğrenmek için

   Aşağıda gördüğünüz dilekcemi CİMER vasıtası ile gönderdim.  

 

    KONU: “Muvazzaf Astsubay” Tâbirinin İngilizce Tercümesi Hakkında.

   İLGİ: (a) 17 Temmuz 2018 târih, 1801231298 sayı ve aynı konulu CİMER dilekcem.

   (b) Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığının 09 Ağustos 2018 Perşembe gün ve 18:28 saatli e-posdası.

   (c) Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığının 28 Mayıs 2019 Salı gün ve 09:24 saatli e-posdası.

   (ç) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânunu.

   (d) 2004/7189 sayı ve 19 Nisan 2004 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânununun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

 

    1. İlgi (a) ile 17 Temmuz 2018 târihinde gönderdiğim CİMER dilekcemin altıncı maddesi ile Millî Savunma Bakanlığına aşağıda mezkûr şu üç suâli tevcih etmiş idim;

      a. İlgi (d) (926 sayılı) kânun ile “muvazzaf” olduğu mukarrer ve mukannen olan ve dahi aynı kânunun hükümüne uygun olarak “muvazzaf astsubay” şeklinde yazılması icâb eden işbu tâbiri, Genelkurmay Başkanlığımız neşretdiği İlgi (a-c) sözlüklerin C-1 sayfalarında hangi gerekce ile “astsubay” şeklinde yazmışdır?

      b. İlgi (a-c) sözlüklerin C-1 sayfalarında “astsubay” olarak yazılan kelimenin, İlgi (d) (926 sayılı) kânuna istinâden “muvazzaf astsubay” olarak yazılması gerekmekdedir. Söze konu sözlüklerin C-1 sayfalarındaki “astsubay” tâbirini; işbu sözlükleri neşreden Genelkurmay Başkanlığımız, İlgi (d) (926 sayılı) kânun mucibince “muvazzaf astsubay” olarak tashih etmeyi düşünür mü?

       c. Tashih etmeyi düşünür ise şâyet, İlgi (d) (926 sayılı) kânundaki “muvazzaf astsubay” tâbirinin İngilizce tercümesi olarak Genelkurmay Başkanlığımızın ikâme edeceği İngilizce terim nedir?

 

    2. İlgi (b) ile tarafıma gönderdiği 09 Ağustos 2018 Perşembe gün ve 18:28 saatli e-posdasının ikinci maddesinde Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığı, şöyle demiş idi;

Başvurunuzda yer alan hususların ilgi (b, c ve ç) sözlüklerde belirttiğiniz şekilde olduğu görülmüştür.

       a. Başvurunuzun 6'ncı maddesi, a ve b fıkralarında yer alan sorularınızla ilgili olarak; güncelleme çalışmaları devam eden ilgi (b,c ve ç) sözlüklerde, ilgi (d) Kanun'da da belirtildiği gibi ''Astsubay'' ifadesinin, ''Muvazzaf Astsubay'' olarak güncellenmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir.”

      b. Başvurunuzun 6'ncı maddesi, c fıkrasında yer alan sorunuzla ilgili olarak; ''Muvazzaf Astsubay'' ifadesinin karşılığı olarak, gerek NATO bünyesinde, gerekse diğer yabancı ülkelerde kullanılan terimler yeniden araştırılarak gerekli görülen güncellemeler tüm sözlüklerde yapılacaktır.

 

    3. İlgi (c) ile tarafıma gönderdiği 28 Mayıs 2019 Salı gün ve 09:24 saatli e-posdasının ikinci maddesinde de Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığı şöyle demekdedir;

   “Yapılan inceleme neticesinde;

         a. Başvurunuzda yer alan sorularınızla ilgili olarak ilgi (c) cevap yazımızda ''Muvazzaf Astsubay'' ifadesinin karşılığı olarak, gerek NATO bünyesinde, gerekse diğer yabancı ülkelerde kullanılan terimler yeniden araştırılarak gerekli görülen güncellemelerin tüm sözlüklerde yapılacağı bildirilmiştir.

         b. Söz konusu çalışma tamamlanmıştır. ''Muvazzaf Astsubay'' tabirinin İngilizce tercümesi olarak ''Non-Commissioned Officer'' “deyimi” kullanılacak olup bundan sonra bu deyim yapılmakta olan sözlük çalışmalarına da dahil edilerek dokümanların güncel olması sağlanacaktır.”

 

    4. İşbu dilekcemin yukarıda mersûm ilk üç maddesinde verdiğim izahât kapsamında Millî Savunma Bakanlığına benim suâllerim şunlardır;

      a. İlgi (c) cevabının ikinci maddesinde Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığı; ''Muvazzaf Astsubay'' tabirinin İngilizce tercümesi olarak ''Non-Commissioned Officer'' deyimi kullanılacağını bildirmekdedir. Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığına göre ''Muvazzaf Astsubay'' tabirinin İngilizce tercümesi ''Non-Commissioned Officer” “deyimi” olduğuna göre “astsubay” kelimesinin İngilizce tercümesi ne olmakdadır?

      b. Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığı; ''Muvazzaf Astsubay'' ifadesinin karşılığı olarak, gerek NATO bünyesinde, gerekse diğer yabancı ülkelerde kullanılan terimleri yeniden araştırdığını beyan etmekdedir.

Muvazzaf astsubay” tâbirinin karşılığını öğrenmek üzere Genelkurmay Başkanlığı;

      b.1. NATO bünyesindeki ordulardan ve diğer yabancı ülke ordularından hangilerini incelemişdir?

      b.2. İncelediği bu NATO üyesi ve diğer yabancı ülke ordularının hangilerinde “muvazzaf astsubay” isimli asker sınıfı mevcut olduğunu tesbit etmişdir?

      b.3. “Muvazzaf astsubay” isimli asker sınıfı olduğunu tesbit etdiği NATO üyesi ve diğer yabancı ülke ordularındaki “Muvazzaf astsubay” tâbirinin, ülkelerin kendi resmî dillerindeki karşılığı nedir?

 

    5. İşbu dilekcemin yukarıda görülen dördüncü maddesinde tevcih etdiğim dört suâlimi İlgi (ç ve d) mevzuât muvacehesinde Millî Savunma Bakanlığının cevaplamasını saygılarım ile arz eylerim.31.05.2019. 1901259578.

 

   EKLER               :

   EK-A: Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığının 09 Ağustos 2018 Perşembe gün ve 18:28 saatli e-posdası.

   EK-B: Genelkurmay Merkez Dairesi Başkanlığının 28 Mayıs 2019 Salı gün ve 09:24 saatli e-posdası.

 

 

 


 

 

       Bu dilekceme cevap olarak da Genelkurmay Başkanlığı şu cevabı gönderdi. 

   

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

        Sayın ŞÜKRÜ IRBIK,

   T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER)’ ne 31.05.2019 tarihinde yapmış olduğunuz 1901259578 sayılı başvurunuz 21.06.2019 tarihinde MERKEZ DAİRESİ BAŞKANLIĞI tarafından cevaplanmıştır:

 

        SAYIN ŞÜKRÜ IRBIK

 

     İlgi : ŞÜKRÜ IRBIK'ın 31/05/2019 tarihli başvurusu.

 

     1. İlgi ile göndermiş olduğunuz CİMER müracaatınız incelenmiştir.

 

    2. Başvurunuzun 4'üncü maddesinde yer alan sorularınızla ilgili olarak;

           a. "Muvazzaf Astsubay" ve "Astsubay" tabirlerinin İngilizce tercümesi olarak

''Non-Commissioned Officer'' deyimi kullanılacak olup bundan sonra bu deyim,

yapılmakta olan sözlük çalışmalarına da dahil edilerek dokümanların güncel olması

sağlanacaktır.

 

          b. ''Muvazzaf Astsubay'' ifadesinin karşılığı olarak NATO bünyesinde genel

anlamda bir inceleme yapılmış olup söz konusu deyimin yaygın bir şekilde

kullanıldığı değerlendirilmiştir.

 

Sağlık ve esenlikler dileriz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

     Ordumuzda kullanılan “muvazzaf astsubay” tâbirinin ingilizce tercümesi hakkında

     31 Mayıs 2019 târih ve 1901259578 sayılı CİMER dilekcem ile tevcih etdiğim 4 suâlime

     21 Haziran 2019 Cuma gün ve 2:37PM saatli yukarıda gördüğünüz e-posdası ile

    Genelkurmay Başkanlığının verdiği bu ibretlik cevaplar konusunda söyleyecek sözüm elbetde var…

 

    Fakat

    Sekizinci bölümü teşkil eden bu makâlemiz,

    Asubay Tefrikası isimli yazı silsilemizin bugüne kadar yazdığım en uzun bölümü oldu!..

    İşde bu sebepden dolayıdır ki,

    Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK, bu konudaki sözlerimi şimdilik bir kenara bırakıyorum…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

  *  *  *  *  *  

 

   Sâhil Güvenlik Komutanlığından emekli Asubay Eski Tüfek mahlaslı ben Şükrü IRBIK;

   1978 senesinde 957 okul numarası ile kayıt yapdırdığım

   Beylerbeyi Deniz Astsubay Hazırlama Okulu’nun 1981 senesi, 92’nci dönem mezunuyum.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 1978 Haziran ayında yapdığı okul giriş imtihânına

   40.000’den fazla orta okul mezunu aday iştirak etdi. Bu sayıdan sâdece 223 aday okula kabul edildi.

 

 Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Okuldan ayrılan, tard edilen ve sınıfda kalan 15 sınıf arkadaşımızdan sonra       

   Üç senelik eğitim-öğretimin hitamında, 1981 senesinde 208 talebe okulumuzdan mezun olduk!..

   Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Asubay Tefrikası -8- isimli bu makâlemizin konusu “ingilizce” bilgisi ile ilintili olduğu için

   41 sene evvelki talebelik günlerim gözlerimin önüne geliverdi, vehleten…

   Tam da yeri gelmiş iken,

   Beylerbeyi Deniz Astsubay Hazırlama Okulundaki ingilizce öğretmenimden bahsetmeden geçemem!

   Üç senelik talebeliğim süresince, 957 numara ile “C” şubesinde okudum.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   İngilizce öğretmenimiz ise Deniz Öğretmen Üsteğmen Mehmet Müştak YAĞUŞ idi…

   Dersde öğretmen koltuğuna oturmayan nerede ise tek öğretmenimiz, Müştak Hocam idi…

   Ders vermek için sınıfa girince yerinde bir an bile duramaz,

   Sınıfın her yerini defâlarca kez arşınlar, her öğrencisi ile ayrı ayrı ilgilenir idi…

 

   İngilizce öğretmede emeğini esirgemeyen ve öğretmek konusunda çok cömert olan Müştak Hocamın,

   Sıra not vermeye gelince birden bire elleri titrer ve dünyânın en cimri öğretmeni olur idi…

   Borç para isdesek verir; not istemeye gelince canını verir fakat fazladan bir gıdım not vermez idi.

 

   Böylesi titiz; daha doğrusu, hakkâniyetli davranmasından dolayı,

   Müştak hocamızın not defterleri, 10 rakamını hiç görmedi…

 

   İngilizce öğretmenliğimizi yapdığı 3 sene boyunca herhangi bir imtihandan öğrencisine 9 not verdiğini de ben işitmedim.

   

   8 not vermek ise Müştak Hoca için çok zor, biz talebeleri için ise imkânsız gibi idi.

 

   Fakat “C” lşubesinden 957 numaralı talebesi ben Şükrü IRBIK,

   3 senenin ortalaması olarak ingilizce dersinden “8 bitirme notu” alarak okulumu tamamladım!..

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1978-1981 senelerinde okulumuzda ben talebe iken

   Müştak Hocamdan öğrendiğim ingilizce sayesinde;

   1987 senesinde iştirak etdiğim ÖSYS’den aldığım ingilizce yabancı dil puanı ile

   Ankara Üniversitesi, Dil ve Târih Coğrafya Fakültesi, Amerikan Kültürü ve Ebebiyatı bölümünü kazandım.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Subaylarımıza verilen haklar gibi asubay ben Şükrü IRBIK da

   Hem görevime devam etmek

   Hem de kazandığım üniversitede okumak için dilekce verdim.

  Fakat dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı gönderdiğim dilekceme cevap bile vermedi…

 

  *  *  *  *  *  

 

   Müştak Hocamdan öğrendiğim ingilizce sayesinde;

   Genelkurmay Başkanlığının tertip etdiği İngilizce Genel Dil Sınavlarından yüksek notlar aldım.

   Ve yurtdışı dâimî göreve tayin edilmeye hak kazandım.

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   “Asb.Kd.Üçvş.” olan rütbemi, kurs belgesine “Kd.Üçvş.” şeklinde eksik yazan Genelkurmay Başkanı;

   Yurtdışı dâimî göreve tayin söz konusu olunca,

    Astsubay” dediği ben Şükrü IRBIK’ın sınıfının “subay” olduğunu yazmış!

 

  *  *  *  

 

   Müştak Hocamdan öğrendiğim ingilizce sayesinde;

   ÖSYM’nin tertip etdiği KPDS’lere iştirak etdim ve yüksek notlar aldım.

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  

 

   İngilizce “noncommissioned officer” teriminin Türkceye tercümesi konusunda

   Genelkurmay Başkanlarının bugüne kadar yapdığı “tercüme hilelerini” fâş eyleyen

   Sâhil Güvenlik Komutanlığından emekli Asubay Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK;

   Asubay Tefrikası -8- isimli bu makâlemi,Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Beylerbeyi Deniz Astsubay Hazırlama Okulunda

   1978-1981 senelerinde ingilizce öğretmenim olan

   Ve

   Hem ingilizceyi bize sevdiren

   Ve dahi

   Hem de temel ingilizce bilgimi borçlu olduğum çok kıymetli hocam

   Deniz Öğretmen Üsteğmen Mehmet Müştak YAĞUŞ’a ithaf ediyorum.

 

  

   Bu vesile ile;

   Beylerbeyi Deniz Astsubay Hazırlama OkuluC” şubesinden 957 numaralı talebesi

   Ve

   1981 senesi, 92’nci dönem mezunu ben Şükrü IRBIK,

   Muhterem Müştak Hocamın ellerinden hörmet ile öpüyorum.

 

Bröve isimli 07d11

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

                                             Evvelki bölümleri ve kısımları okumak için resimleri tıklayınız                                   

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKSahil Güvenlik Komutanlık BrövesiKapak 5

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Sahil Güvenlik Komutanlık Brövesi

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Sahil Güvenlik Komutanlık Brövesi

 

 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası _8 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası -7-

Eylül 24, 2019

 

  Aldatanlar Ülkesinin

  Aldatılmaya Doymayan Askeri; Asubaylar  -7-

 

 

  2013 senesinde Ankara öylesine rezil bir tiyatroya sahne olmuş ki!..

  Anlatılır gibi değil…

 

  Bu rezâlet tiyatrosunun oyuncuları şunlar;

  Baş oyuncu; Genelkurmay Başkanı,

  Esas oğlan;  Amerikalı Er,

  Figüranlar; Genelkurmay Başkanı Astsubayı ve Kuvvet Kıdemli Astsubayları

 

  Evet, yanlış duymadınız!..

  Oynanan bu rezil tiyatronun figüranları da bizim “Astsubaylar”…

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Bilmece Bildirmece,

   Astsubayları Kandırmaca!..

 

  Peki,

  Aynı helâya bile sıçmakdan ikrâh eden,

  Bir elin parmakları gibi beş benzemez türünden bu oyunculara

  Aynı sahnede toz yutduran sebep nedir acap?..

 

  Ankara’nın göbeğinde oynanan bu ucuz tiyatronun konusunu anlamak için evvelâ

  Aşağıdaki şu resime bir dikiz atın!

 

 Kaynak: (https://www.eucom.mil/media-library/photo/24822/fleet-master-chief-petty-officer-roy-m-maddocks-jr-spoke-with-more-than-100-students-of-the-sixth-class-at-the-sergeants-major-academy)

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    Sonra da

    Konuşma baloncuklarının içindeki yazıları bir okuyun hele!..

    Bakalım, kim ne demiş!

 

    Lutfen dikkat buyurunuz!

 

  • USEUCOM “Kıdemli Er”’i Amerikalı  " Er "  Roy ne diyor?

 

  • AÜKHE talebesi şu bizim Türk “ Astsubay ” kime ve niye küfür ediyor?..

  

 

 

  

 *  *  *  *  * 

 

 

  

   Bir de şu resime bakın!..

 

  • Kimin rütbesi, sınıfı, görev unvânı ne? 
  • Kim, kim olmuş da bu rezâlet tiyatrosunda kimi oynuyor? 
  • Hangi asker, kimin önünde

        Ya da

  • Hangi asker, kimin arkasında mevkilenmiş? 
  • Erlerimizin elinde taşıdığı kırmızı-beyaz karanfilden çelengin üzerinde ne yazıyor?
  • Mutedil bir ihtirâm hissi ile piyâde yürüyen bu askerler kim?..  Burada ne yapıyorlar?..

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

    Yukarıda gördüğünüz şu resimde bir de kepazelik var! Ve birileri birilerini kandırıyor!..

 

  • Size göre bu kepazelik nedir acap?..
  • Kim, kimi kerizliyor?..
  • Kurnaz ve cingöz subaylar kendi menfaatleri için biz asubayları kandırıyor mu?

        Yoksa!

  • Biz asubaylar kandırılmaya dünden teşne mi olmuşuz?..

 

 

 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

 

 

 

   Havva-Ȃdem’den Subay-Asubay’a Kandırmacalar Târihi…

 

   Yalan söylemek, biliyoruz ki insanlık târihi kadar eski bir tıynet…

   İlk aldatan insan, anamız Havva; ilk aldanan insan da babamız Ȃdem (as.)…

 

   İnsan sıfatına bürünmüş kişilerin oynadığı “aldatanlar-aldananlar” oyununda;

   Sıfatı, yaşı, unvânı ve rütbesi ne olursa olsun! İnsanoğlu her devirde yalan söylemişdir.

 

   İşde,

   Yalan söyleme konusunda bizim subaylarımız da hiç de sütden çıkmış ak kaşık değildir!..

 

   Bu filfilli "aldatan-aldanan" oyunu bugün bile hâlâ hükümünü sürmeye devam etse de

   Çok şükür ki züğürt tesellisi cinsinden de olsa bir avuntumuz var…

 

   Çünkü;

 

  • Söylenen her yalanın bir miadı

            Ve bir de

  • Kendini teşhir etme tıyneti var.

 

    Demi-devri zuhûr eyleyince de

   Her yalan, iyot gibi kendini hemen ele veriyor.

 

   Biz asubayları kandırmak için

   Subaylarımızın söylediği rezâlet kıvamında filfilli bir yalan daha

   Asubay Tefrikası -7- künyeli bu makâlemizde

   İyot gibi kendini burada ele verecek, inşallah!..

 

   Haydi, buyurun!..

   Türk subay ve astsubayları ile Amerikalı erlerin oynadığı aldatanlar-aldananlar tiyatrosuna…

 

 

 *  *  *  *  * 

 

    Boyalı matbuâtımızın yüz akı(!) gazetelerinden birisi olan Haber Turk

   11 Şubat 2014 Salı günü şu "manşet" ile karisine günaydın dedi;

 

   “Astsubaya ilk kez karargâh açıldı! 

 

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   

    Aynı manşetin alt başlığında ise şu haber yer aldı; 

 

 

  “2. sınıf” muamelesi görmekten yakınan “astsubaylar için G.Kurmay’da ilk kez seminer düzenleniyor. 200 kıdemli “astsubay”, karârgâhda toplandı.

 

  “Astsubaylar” 2 günlük seminerde maaş, lojman, subay gibi yan ödeme ve tazminat alma taleplerini ilk ağızdan aktarmış olacak.”

 

 

 

Yukarıdaki haberinde gördüğünüz üzere

Haber Turk gazetesi,

 “Astsubay” dedi.

 

 

 *  *  *  *  * 

 

 

   Haber Turk gazetesinin bu haberi kışkışlamasından iki gün sonra

   Aşağıda gördüğünüz örütbağ ana sayfasında

   TSK Genelkurmay Başkanlığı şu haberi dünyâ kamuoyuna fâş eyledi.

 

    Kaynak: (http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_1_basin_aciklamalari/2014/ba_03.htm)

 

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Ana Sayfa » Basın Yayın Faaliyetleri » Basın Açıklamaları

 

   TARIH   : 13 Şubat 2014

   SAAT    : 11:05

   NO        : BA - 03 / 14

 

 Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan personelin, gerek Genelkurmay Başkanlığı/Kuvvet Komutanlıkları/Jandarma Genel Komutanlığı/Sahil Güvenlik Komutanlığı Karargâhlarındaki toplantılara çağırılarak gerekse kendilerine bilgi notları yayımlanarak hem yürütülmekte olan faaliyetlerle ilgili hem de görevlerini daha iyi yapmalarına yönelik bilgi güncellemesi belirli aralıklarla yapılmaktadır.

 

      Bu kapsamda planlanan Kıdemli Astsubaylar Semineri de; Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapan Kıdemli Astsubayların katılımı ile 10-12 Şubat 2014 tarihleri arasında Genelkurmay Karargâhında icra edilmiştir. Seminerde, aşağıda sunulan programa göre konularında yetkili personel tarafından bilgilendirme faaliyeti icra edilmiştir. Seminere katılan personele, mensubu oldukları Kuvvet Komutanlıkları tarafından da bir program uygulanmış ve bu program kapsamında Kuvvet Komutanları tarafından kabul edilmişlerdir.

 

      Seminerin müştereklik kültürünün yaygınlaştırılması, mesleki gelişimin sağlanması, Kuvvetler arası iletişimin güçlendirilmesi ve karşılıklı görüş alışverişi açısından son derece faydalı olduğu görülmüş ve seminer Genelkurmay II nci Başkanı'nın yaptığı kapanış konuşması ile sona ermiştir.

 

   

       1’inci Gün (10 Şubat 2014)

 

      2’nci Gün (11 Şubat 2014)

       3’üncü Gün (12 Şubat 2014)

- Anıtkabir’e çelenk koyma
- Açılış konuşması
- Personel konularına ilişkin bilgilendirme

Astsubayların misyonu ve vizyonu
- Mesleki gelişim yol haritası
Astsubayların branşlaşması
- OYAK hakkında bilgilendirme

- Vakıflar hakkında bilgilendirme
- TSK’da modernizasyon faaliyetleri
- Sosyal medyanın kullanımı
- Kaza ve olaylarla ilgili bilgilendirme
- TSK’nın yeniden yapılandırılması çalışmaları
- Kapanış konuşması


 

   NOT : Seminere 260 astsubay (Kara Kuvvetleri Komutanlığı:97, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı:101, Hava Kuvvetleri Komutanlığı:29, Jandarma Genel Komutalığı:19, Sahil Güvenlik Komutanlığı:14) katılmıştır.

 

   

   Seminer sona erdikden ve misafirler karargâhı terk etdikden sonra yayınladığı bu basın açıklamasında

   TSK Genelkurmay Başkanlığı şöyle dedi;

 

  • Karargâhda 3 günlük bir “TSK Kıdemli Astsubaylar Semineri” tertip edilmişdir,

 

  • Bu seminerin son derece faydalı olduğu görülmüşdür,

 

        Ve dahi

 

  • Genelkurmay II nci Başkanı'nın yaptığı kapanış konuşması ile işbu seminer sona ermişdir.

 

Yukarıdaki haberde gördüğünüz üzere

Seminere dâvet etdiği misafirlere

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,

Astsubay” dedi.

 

   

 

 *  *  *  *  *

 

 

   TSK Genelkurmay Başkanlığı‘nın tertip etdiği seminerin ismi şu idi;

 

   TÜRK  SİLAHLI  KUVVETLERİ  KIDEMLİ  " ASTSUBAYLAR "  SEMİNERİ

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 Kendi hazırladığı seminer müfredâtında

   Karargâhına kendi dâvet etdiği misafirlere

    Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,

   “Astsubay” dedi.

 

   

 

 *  *  *  *  * 

 

 

 

 

Seminer müfredâtına göre birinci günün öğleden evvelinde

Anıtkabir’e intikâl etmek üzere

Aslanlı Yol’da piyâde yürüyenlerin de hepsi

Astsubay” idi.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

 

Misâk-ı Millî Kulesinde “hazır ol!”da bekleyenler

Ve dahi

Bu kuledeki kürsünün üzerinde duran

“Anıtkabir özel defteri”ni imzâlayan da

Astsubay” idi.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

 

Atatürk’ün kabrine çelenk koyan karacı şu asker de

Astsubay” idi.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

 

Kara, Deniz, Hava ile Jandarma ve Sâhil Güvenlik…

O gün Atatürk’ün kabri önünde içtimâ edip

İhtirâm duruşunda selâm verenler de

Astsubay” idi.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

 

Anıtkabir merdivenlerinde içtima etdikden sonra

“toplu” resim çekdirenler de

Astsubay” idi.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

 

          TSK Kıdemli Astsubaylar Semineri’nin ilk günü

                             Karargâh binasının önünde

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in

Toplu resim çekdirdiği misâfirler de

Astsubay” idi.

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

 

Genelkurmay Karargâhı toplantı salonunda

TSK Kıdemli Astsubaylar Semineri’nin

Açılış konuşmasını yapan

Ve

Toplantıya iştirak edenler de

Astsubay” idi.

 

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

 

Genelkurmay Karargâhı toplantı salonunda

TSK Kıdemli Astsubaylar Semineri’nin

Kapanış konuşmasını yapar iken hitap etdiği askerlere

II. Başkan Orgeneral Yaşar GÜLER de Astsubay” dedi.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 *  *  *  *  * 

 

TSK Kıdemli Astsubaylar Semineri’den beş gün sonra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’i

Makâmında ziyâret edenler de

Astsubay” idi.

 

    

   Kaynak: (http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_4_tsk_haberler/2014/tsk_haberler_09.htm#1)

 

17 Şubat 2014, Pazartesi 

 

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDEN HABERLER - 1

 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL, 14 Şubat 2014 tarihinde, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Kıdemli Astsubaylarını makamında kabul ederek, bir süre görüşmüştür. 

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL

   Ve dahi

   II. Başkan Orgeneral Yaşar GÜLER’in buraya kadar söylediklerini ve yapdıklarını resimlediğimizde

   Ortaya şöyle bir manzara çıkıyor;

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 *  *  *  *  * 

 

 

 

   Asubay Tefrikası -7- künyeli bu makâlemizin yukarıdaki sayfalarında

   Buraya kadar okuduğunuz faaliyetler, 2014 senesinde cereyân etmiş idi.

   

   Şimdi, şâyet iltifât buyurur iseniz,

   Folim makarasını bir sene geriye, 2013 senesine çevirelim.

   Bıldır neler yaşamışız da haberimiz olmamış,

   Şöyle bir tahattur edelim hele!

 

   

 *  *  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

    Genelkurmay Karargâhını Ziyâret Eden Amerikalı Esrarengiz Asker

 

   Faaliyet sona erdikden saatler sonra bile olsa

  TSK Genelkurmay Başkanlığı isimli örütbağ’da yayınladığı basın açıklaması ile

  2014 senesinde icra etdiği TSK Kıdemli Astsubaylar Seminerini

  Genelkurmay Başkanı kamuoyuna duyurmuş idi.

 

  Fakat

  USEUCOM (Avrupa Komutanlığı)’un “Kıdemli Er”’i olan Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,’ın,

  2013 senesinde Genelkurmay Başkanlık Astsubayına yapdığı bir günlük ziyâret hakkında

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL, kamuoyuna tek kelime bilgi vermedi.

 

  Bizim Genelkurmay Başkanı Türk kamouyunu bilgilendirmeye tenezzül etmese de

  ABD Avrupa Komutanlığı (USEUCOM) bu ziyâreti kendi örütbağ sayfasında dünyâ âleme ilan etdi.

 

  Bu ziyâret hakkında makâlemizde gördüğünüz bilgileri ben,

  ABD Deniz Kuvvetlerinden Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın “Kıdemli Er” olarak görev yapdığı    USEUCOM (Avrupa Komutanlığı) isimli örütbağ sitesinden aldım.

 

  Genelkurmay Başkanı ve II. Başkanın ziyâreti söz konusu olduğunda davul zurna ile  cümle âleme duyuran Genelkurmay Başkanı,

  USEUCOM “Kıdemli Er”’i olan Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın 03 Nisan 2013 Çarşamba günü   Genelkurmay Başkanı Astsubayı Astsubay III Kademeli Kıdemli Başçavuş Harun AĞPAK’a yapdığı bir günlük   ziyâret hakkında dut yedi, bülbül oldu!

 

  İşde bu sebepden dolayı

  Türk kamuoyu bu ziyâreti sâdece Eski Tüfek’in yayınladığı makâlelerden öğrendi.

 

 

 *  *  *  *  * 

 

 

  EUCOM (USEUCOM) Nedir?

 

  1952 senesinde Stuttgart/Almanya’da teşkil edilip hizmete başlamış. SAC (SACEUR)’a bağlı olarak görev yapan ve   Amerikalı bir hava orgeneralin komuta etdiği EUCOM (USEUCOM), tamamı Amerikalı 1.000 sivil/asker ile hizmet   veren müşterek ve NATO’ya tahsisli bir müttefik komutanlıkdır.

 

  EUCOM (USEUCOM) Kıdemli Er’i Ne İş Yapar?

 

  EUCOM karargâhının kıdemli eri ise; İncirlik’de görevli Amerikan erleri de dahil olmak üzere,

  51 ülkede görevli toplam 88.000 Amerikan erinden sorumlu olarak ve doğrudan komutana bağlı olarak görev yapar.

 

  Genelkurmay Başkanı Astsubayı Astsubay III Kademeli Kıdemli Başçavuş Harun AĞPAK’ı  ziyâret etmek için   03 Nisan 2013 Çarşamba günü Ankara’ya gelen

  ABD EUCOM Kıdemli Er’i olan ABD Deniz Kuvvetlerinden Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın özgeçmişi de

   İşde, şöyle;

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Yukarıda gördüğünüz özgeçmişine bakdığımızda

   Meslekî gelişim ve eğitim durumu bakımından

   USEUCOM “Kıdemli Er”’i olan Amerikalı Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın

   Bizim Genelkurmay Başkanlarından bile daha iyi ve üst düzeyde olduğunu görüyoruz.

 

  Yeri gelmiş iken burada bir hususu daha hatırlatayım;

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,

  İki senelik harp okulundan asteğmen rütbesi ile mezun olan son devre subaydır.

 

 

 *  *  *  *  * 

 

 

   2013 senesi Nisan ayının ilk Çarşamba gününde

   Genelkurmay Başkanlığımız, karargâha gizlice yabancı üç asker dâvet etdi.

   Türk kamuoyundan saklanan bu dâvetin misafirlerinden birisi olan asker,

   ABD Deniz Kuvvetlerinden Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr. idi.

 

   Almanya/Stuttgart’da konuşlu olan

   USEUCOM’un “Kıdemli Er”’i olan Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,

   Aynı günün sabahında

  • Evvelân, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in kahvesini içdi,

 

  • Sâniyen ,“mevkidaşı(!)” “Genelkurmay Başkanı AstsubayıAstsubay Kıdemli Başçavuş Harun AĞPAK’ı ziyâret etdi.

 

  • Sâlisen de Genelkurmay Başkanı Astsubayı ve Kuvvet Kıdemli Astsubayları ile birlikde Anıtkabir’i ziyâret etdi.

 

 

   Kaynak: (https://www.eucom.mil/media-library/photo/24823/fleet-master-chief-petty-officer-roy-m-maddocks-jr-visited-antkabir-the-mausoleum-the-country-of-turkeys-founder-mustafa-kemal-ataturk)

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

   Fleet Master Chief Petty Officer Roy M. Maddocks, Jr. visited

  Anıtkabir, the mausoleum the country of Turkey's founder,

  Mustafa Kemal Atatürk.

 

  Fleet Master Chief Petty Officer Roy M. Maddocks, Jr. visited Anıtkabir, the mausoleum of the nation's founder,   Mustafa Kemal Atatürk, and laid a wreath and observed a minute of silence, April 3, 2013 during his visit to   Turkey. The command senior enlisted leader for European Command was here as part of a counterpart visit   with the Senior Enlisted Leader of the Turkish General Staff Harun Ağpak where he discussed NCO and   SNCO professional development and military education, met with senior enlisted leaders of the Turkish   military services and visited the Sergeants Major Academy.

 

  By TURKISH GENERAL STAFF PUBLIC AFFAIRS   Apr 08, 2013

 

 

  Yukarıda gördüğünüz bağlantısında neşretdiği 08 Nisan 2013 Pazartesi günlü resimde EUCOM;

  Aynı bağlantıdaki haberin kaynağının Genelkurmay Başkanlığı olduğunu yazdı.

 

 

 *  *  *  *  * 

 

   Aşağıda gördüğünüz bu haberde ise EUCOM;

  “Kıdemli ErDeniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın

  “MevkidaşıGenelkurmay Başkanı Kıdemli Er”’i Harun AĞPAK’ı ziyâret etmek için Ankara’ya geldiğini yazdı. 


  USEUCOM “Kıdemli Er”i Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,

  Aynı gün öğleden sonra da

  “Astsubay Üst Karargâh Hizmetleri Eğitimi” ismini verdiğimiz ucube mektebe gitdi.

 

 

  Kaynak: (https://www.eucom.mil/media-library/photo/24822/fleet-master-chief-petty-officer-roy-m-maddocks-jr-spoke-with-more-than-100-students-of-the-sixth-class-at-the-sergeants-major-academy)

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  Bu uyduruk mektebin AÜKHE talebesi “Kıdemli Astsubayları” er gazinosunda içtima eyledi.


  Sonra, USEUCOM Kıdemli Er”’i Roy M. MADDOCKS Jr.,

  Kahraman ordumuzun bu necip “Kıdemli Astsubaylarına

  Amerikan ordusundaki ve NATO’daki “kıdemli erliğin” fâzilet ve nimetlerini anlatdı…

 

 

 *  *  *  *  * 

 

  Kaynağı Genelkurmay Başkanlığı olan

  Ve dahi

  USEUCOM’un kendi örütbağ sayfasında neşretdiği bu haberin can alıcı iki noktası var.

 

  Birincisi;

  USEUCOM “Kıdemli Er”’i Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,

  “Genelkurmay Başkanı AstsubayıAstsubay III Kademeli Kıdemli Başçavuş Harun AĞPAK’ın kendisinin   “mevkidaşı” olduğunu söylüyor.

 

  İkinci husus da şudur;

  “Genelkurmay Başkanı AstsubayıHarun AĞPAK’ın görev unvânının “Kıdemli Er” olduğunu söylüyor.

  Yukarıda gördüğünüz bilgileri resimlediğimizde ise

  Ortaya şöyle bir manzara çıkıyor;

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 *  *  *  *  * 

 

  Burada şu suâlleri sormamız icâb ediyor;

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in “Astsubay” dediği Harun AĞPAK’a

  USEUCOM “Kıdemli Er”’i Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr., nasıl oluyor da “Er” diyor?

 

  Kaynağı Genelkurmay Başkanlığı olan yukarıdaki bağlantıda münteşir haberde EUCOM

  Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın;

 

  • Görev unvânının Kıdemli Er” (Senior Enlisted) olduğunu,

 

  • Ve kendisinin, Harun AĞPAK’ın “mevkidaşı” olduğunu beyan ediyor.

 

 

  “Mevkidaşlık”; iki muhtar, iki kaymakam, iki başbakan, iki subay, iki asubay, iki er gibi

  Ancak eşit mevkiye sahip şahıslar arasında söz konusu olabilir.

 

  Protokolün ve saygının birinci şartı bunu emreder iken

  Görev unvânı “Kıdemli Er” olan Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,

  Görev unvânı “Astsubay” olan Harun AĞPAK’ın nasıl “mevkidaşı” olabiliyor?

 

 

 *  *  *  *  * 

 

  Yalandan Kim Ölmüş?..

 

  İşde,

  Yalandan ölmeyenlerden birisi olan Orgeneral Bekir KALYONCU da

  2013 senesinde Ankara’da oynanan “yalan tiyatrosunda” sahneye çıkmış!..

  Ve dahi

  Emekli günlerinde torunlarına anlatacağı yalanlara bir yenisini daha eklemiş.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


  Jandarma Genel Komutanı
Orgeneral Bekir KALYONCU,

  ABD EUCOM “Kıdemli Er”i Amerikalı Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın

  “Mevkidaşım” dediği Genelkurmay Başkanı Astsubayı Astsubay Harun AĞPAK’ı

  03 Nisan 2013 Çarşamba günü ziyâretini haber yapmış…

 

  Ve Mayıs ayında neşretdiği “Jandarma Dergisi” isimli derginin 136’ncı sayısında,

  Amerikalı denizci “ErRoy’un bu ziyâretini Türk kamuoyuna "gururla" duyurmuş!..

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Aşağıdaki resimde gördüğünüz üzere;

  Sol tarafda misafir Amerikalı "Er" Roy

  Sağ tarafda ise ev sahibi Türk "Astsubay" Harun...

 

   Oturmuşlar aynı masada karşı karşıya

    Şu bizim Türk "astsubaylarının" hâl-i pür melâlini istişâre ediyorlar.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir KALYONCU;

  Bu derginin 70’inci sayfasındaki haberde filfilli bir yalan üfürmüş!..

 

  Subaylarımız her boku bilirler ya!..

  Tıpkı komutanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in yapdığı gibi

  Orgeneral Bekir KALYONCU da bir kerâmet gösdermiş ve

  Amerikalı Deniz “ErKıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.’ın “Astsubay” olduğunu söylemiş.

 

  Bekir KALYONCU;

 

  •   Evvelâ, harbiye’de şişe şişe mürekkep yalamış ve subay olmuş,

 

  •   Sonra girmiş Harp Akademisine, gece-gündüz dirsek çürütmüş ve kurmay subay olmuş,

 

  •   Daha sonra da okumuş, öğrenmiş. Sadâkat ve liyâkatını isbat edip Orgeneral subay olmuş!..

 

  •   En son olarak da gelmiş Jandarma Genel Komutanı koltuğuna çöreklenmiş!..

 

 

  Fakat

  Aynı Orgeneral Bekir KALYONCU,

  Amerikan Ordusunda “astsubay” sınıfının mevcut olduğu yalanını söylemiş...

 

  Kendi “astsubayı” ile aynı masada yemek yemeyi zul addeden Orgeneral Bekir KALYONCU,

  Amerikanın “Er”ine Ankara’da “Astsubay” muamelesi etmiş!..

 

  Yazık!..

  Orgeneral rütbesi ile piyasa yapan subay Bekir KALYONCU’nun düşdüğü şu rezil duruma bakar mısınız?..


 *  *  *  *  *  


  İkinci Rüştü ERDELHUN Vak'ası...

 

 

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL;

  Amerikalı “ErRoy M. MADDOCKS Jr.’a “Astsubay” muamelesi ediyor

  Ve kendisi için Anıtkabir’de "II numaralı askerî tören" tertip ediyor.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   51’inci Tümen Komutanı iken 1952 senesinde Tümgeneral Rüştü ERDELHUN,

 

  • Amerikalı Çavuş’a "subay" muamelesi etmiş;

 

  • Erzurum subay mahvelinde ve kendi masasında yemek yedirmiş,

 

  • Mahvele girer iken bu Amerikalı Çavuş’un parkasını kendi elleri ile alıp askıya asmış,

 

  • Mahvelden çıkar iken de askıdaki parkayı alıp gene bu Amerikalı Çavuş’a giydirmiş idi.

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Genelkurmay Başkanı iken 2013 senesinde Orgeneral Necdet ÖZEL de

  Amerikalı “Er” Roy M. MADDOCKS Jr.’a Ankara’da “Astsubay” muamelesi etdi.

 

  Sonra da

  Üzerinde “Kıdemli Er” yazan çelenk ile Aslanlı Yol’da,

  Hem de Ebedî Başkomutan ATATÜRK’ün mânevî huzurunda,

  Türk astsubaylarının önünde yürütdü!..

 

  Kim bilir?..

  Kendi astsubayının sıçdığı deliğe sıçmakdan ikrah eden Orgeneral Necdet ÖZEL

  Karargâhda bu Amerikalı Er’in belki ceketini de tutup sırtına giydirmişdir!..

 

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in

  Devletlerarası mütekabiliyet ilkesini de ayaklar altına alan bu işgüzârlığı

  Ve

  2013 senesinde Amerikalı Er Roy M. MADDOCKS Jr.’ye bu yapdıkları

  Ve dahiAsubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  Türk Ordusunu

  Ve en vahimi de

  Türk Astsubaylarını düşürdüğü bu rezil durum

  Türk Ordusunun târihinde

  İkinci Rüşdü ERDELHUN vak’asıdır!

 

 *  *  *  

 

 

 

   51’inci Tümen Komutanı iken 1952 senesinde Tümgeneral Rüştü ERDELHUN’un;

 

  • Subay” muamelesi etdiği Amerikalı "Çavuş’a"  subay mahfelinde yemek ısmarladığını,
  • Subay mahfeline girer iken Amerikalı "Çavuş'un ceketini sırtından kendi elleri ile alıp askıya asdığını,
  • Subay mahfelinden çıkar iken de askıdaki ceketini alıp Amerikalı "Çavuş' a kendi elleri ile giydirdiğini,

        

    Gözleri ile gören 27 Mayıs darbeci subayı Topcu Üsteğmen Şefik SOYUYÜCE,

    Anlatdığı bu rezilliğin resimini ortaya koyamamış ve bu vak'a, şehir efsânesi olarak kalmış idi...

 

   Fakat

   Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK,

   2013 senesinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in,

   Amerikalı Er Roy M. MADDOCKS Jr.’a  Anıtkabir’de “astsubay” muamelesi etdiğinin resimini,

   Türk kamuoyunda ilk defâ olmak üzere bu makâlemde bir kez daha târihe kayıt ediyorum.

 

 

   

 *  *  *  *  * 

 

   Amerikalı asker Roy M. MADDOCKS Jr.,

   Kendisinin “Er” olduğunu söylüyor. Bu söylediklerine delil olarak da şu mevzuâtı beyan ediyor;

 

  • 1949 Cenevre Sözleşmesi (GC-III)

 

  • 1951 Kuzey Atlantik Andlaşmas’ına merbut STANAG 2116,

 

  • 1956 ABD Anayasa’sı, Silâhlı Kuvvetler Personel Kânûnu. (US Code Title 10 – Armed Forces, dtd. August 10, 1956. Chapter – I, 101. Definitions).

 

   Bu mevzuâtın resmini çizdim. Ortaya şu manzara çıkdı;

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1777 senesinde kurulduğu günden beri

   Amerikan Ordusunda 2 sınıf asker var;

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

    1. Er

 

    2. Subay

 

 

 *  *  *  *  * 

 

   Bizim Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL ise;

   Aşağıda gördüğünüz şu kânunları ihlâl etdi;

 

  • 22.05.1930 târih ve 1632 sayılı Askerî Cezâ Kânunu,

 

  • 02.07.1951 târih ve 5802 sayılı Astsubay Kânunu,

 

  • 04.01.1961 târih ve 211 TSK İç Hizmet Kânunu (Md-10, kıdem),

 

  •  27.07.1967 târih ve 926 sayılı TSK Personel Kânunu (Ek Md.21),

 

   Amerikalı Eri, Türk Astsubaylarının önünde yürütmek fiili ile

   Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL aynı zamânda

   T.C Devletinin taraf olduğu şu uluslararası andlaşmaları ve Anayasaları iğfal etdi;

 

  • 1949 Cenevre Sözleşmesi (GC-III)

 

  • 1951 Kuzey Atlantik Andlaşmas’ına merbut STANAG 2116,

 

  • 1956 ABD Anayasa’sı, Silâhlı Kuvvetler Personel Kânûnunu. (US Code Title 10 – Armed Forces, dtd. Aug.10, 1956. Chapter – I, 101. Definitions).

 

  • 334 sayı ve 27/05/1961 târihli T.C. Anayasası, Md. 65.

 

  • 2709 sayı ve 18/10/1982 târihli T.C. Anayasası Md. 90.

 

   Bu mevzuâtın resmini çizdim. Ortaya şu rezil manzara çıkdı;

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


   1777 senesinden beri Amerikan Ordusunda olduğu gibi

   T.C. Devletinin kurucu Reisicumhuru Mustafa Kemâl ATATÜRK de

   1935 senesinde T.C Ordusunu 2 sınıf asker ile teşkil etdi;

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1. Mükellef Er

 

   2. Muvazzaf subay

 

 

   Fakat

   ATATÜRK’ün ölümünden sonra tezgahladıkları fitne kânunlar ile

   Hâin subaylarımız bugüne kadar ordumuza tam 6 sınıf asker doğurtdu!..

 

 

 *  *  *  *  * 

 

  Her Boku Bilen Asker; Bizim Subaylar!..

 

  Subaylarımız her boku bilirler ya!..

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL de

  İngilizce “Enlisted” kelimesinin Türkce karşılığının “Er” demek olduğunu pekâkâ biliyor idi.

  Bu cümlenin neticesi olarak Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL;

  Yüzüne karşı “Astsubay” olduğunu söylediği Harun AĞPAK’a bilerek ve isdeyerek “Er” dedi

  Ve dahi

  Amerikalı “Er” Roy’un yanında “Astsubay” Harun AĞPAK’a bilerek “Er” muamelesi etdi.

 

  Dahası,

  Hani, subaylarımız her boku bilirler ya!

  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL de

  03 Nisan 2013 Çarşamba günü karargâha dâvet etdiği Amerikalı askerin

  “Er” (Enlisted) olduğunu da pekâlâ biliyor idi.

  İşde, belgesi…

  Genelkurmay Başkanlarının hazırladığı İngilizce-Türkce sözlük…

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

    İşde,

   Bu sebepden dolayı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,

   USEUCOM’a gönderdiği yukarıda gördüğünüz 08 Nisan 2013 târihli haberde

   Yüzüne karşı  “Astsubay”  dediği Harun AĞPAK’ın aslında  “Er”  (Enlisted) olduğunu yazdı.

 

 

 *  *  *  *  * 

 

   Yüzüne karşı  “Astsubay”  dediği Harun AĞPAK’ın aslında  “Er”  (Enlisted) olduğunu bilen sâdece;

 

  • Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,       
  • Genelkurmay II. Başkanı Orgeneral Yaşar GÜLER 

         Ve 

  • Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir KALYONCU değil idi, elbetde…

 

 

   Yukarıda gördüğünüz İngilizce-Türkce Müşterek Askerî Terimler Sözlüğünün

   Aşağıdaki resimin sol tarafında gördüğünüz numarasız şu sayfasında peşin olarak beyan etdikleri üzere;

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  • Millî Savunma Bakanı İsmet YILMAZ, 
  • Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hayri KIVRIKOĞLU, 
  • Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Emin Murat BİLGEL, 
  • Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet ERTEN 

        Ve dahi

  • Sâhil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hasan UŞAKLIOĞLU da

 

   Yüzüne karşı “Astsubay” dedikleri askerlerin NATO'da  “Er”  (Enlisted)  olduğunu bal gibi biliyor idi…

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

 

   İsimlerini gördüğünüz bu subay güruhu üç yalan birden söylemişler;

 

  •    Amerikan Ordusunda “astsubay” isimli asker sınıfı mevcut demişler ve yalan söylemişler,

   

  •    Türk “astsubay” rütbelerini Amerikalı “erlere” giydirmişler; Amerikalı “erleri”, Amerikan Ordusunda mevcut olmayan "astsubaylığa” terfi etdirmişler ve yalan söylemişler,

   

  •    Amerikalı “er” rütbelerini de Türk “astsubaya” giydirmişler; "Subay yardımcısı" dedikleri Türk "astsubayları" da “erliğe” tenzil etmişler ve yalan söylemişler…

   

 

   Yukarıda kapak resimini gördüğünüz sözlüğün EK-C’sine ekledikleri aşağıdaki şu sayfa ile de

   Gözlerimizin içine bakarak söyledikleri bu filfilli yalanlarını gene bu subaylar kendileri tescil etmişler!.. 

 

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

      2013 senesinin 03 Nisan Çarşamba günü

      Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in

      Türkiye’nin başkenti Ankara’da sahneye koyduğu bu rezillikler tiyatrosunda

      Yukarıda isimlerini gördüğünüz bakan ve subaylar da

      Kendi paylarına düşen "ikili kıvırma" görevini oynamak için sahneye çıkdılar… 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

  Yukarıdaki resimde kimlerin hangi sırada yürüdüklerini görebilmek için

  Aşağıdaki şu temsilî resimi çizdim.

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  • Protokolün birinci sırasında, Amerikalı denizci bir “Er

  • Amerikalı bu denizci "Er"’in arkasında saf tutmuş 4 Türk “Astsubay

  • En arka sırada ise Amerikalı bir karacı “Er” ve bir de havacı “Er”.

 

 

    262 metre uzunluğundaki Aslanlı Yol’da piyâde yürüyorlar!..

    Protokolun baş misafiri olan Amerikalı denizci Er

    Biraz sonra Misâk-ı Millî Kulesine vâsıl olacak.

    Ve oradaki kürsünün üzerinde duran 2 numaralı Anıtkabir Özel Defterini imzâlayacak.

    En son olarak da

    ATATÜRK’ün kabrine çelenk koyacak ve bir dakikalık ihtirâm duruşu gösderecek!..

 

   Peki,

   Amerikalı bu denizci Er kim?

   Anıtkabir’de ne işi var?

   Üzerinde " ABD Avrupa Komutanlığı Kıdemli Eri " yazılı çelenk de oluyor?

   Amerikalı denizci Er’in arkasında yayaklayan Türk Astsubayları kim?

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Fleet Master Chief Petty Officer Roy M. Maddocks, Jr. visited Anıtkabir, the mausoleum of the nation's founder, Mustafa Kemal Atatürk, and laid a wreath and observed a minute of silence, April 3, 2013 during his visit to Turkey. The command senior enlisted leader for European Command was here as part of a counterpart visit with the Senior Enlisted Leader of the Turkish General Staff Harun Ağpak where he discussed NCO and SNCO professional development and military education, met with senior enlisted leaders of the Turkish military services and visited the Sergeants Major Academy.

 

 

  Genelkurmay Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı

  “Kıdemli Er”  Roy M. MADDOCKS Jr.’ın bu ziyâret haberini hemen EUCOM’a kışkışladı…

  ABD Avrupa Komutanlığı (USEUCOM) da bu haberi

  EUCOM isimli resmî örütbağ sayfasında 08 Nisan 2013 Pazartesi günü bütün dünyâya ilan etdi...

 

 

  Kaynak: (https://www.eucom.mil/media-library/photo/24823/fleet-master-chief-petty-officer-roy-m-maddocks-jr-visited-antkabir-the-mausoleum-the-country-of-turkeys-founder-mustafa-kemal-ataturk)

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  EUCOM’un örütbağ ana sayfasında teşhir edilen bu haberde

  Genelkurmay Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı şöyle dedi;


    ABD Avrupa Komutanlığı “Kıdemli Er”’i Deniz Kıdemli Başçavuş Roy M. MADDOCKS Jr.,

    “Mevkidaşı” olan Genelkurmay Başkanı “Kıdemli Er”’i  Harun AĞPAK’ı  ziyâret  etmek için Türkiye’de idi.”

 

 

  *  *  *  *  * 

  

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Bizim her boku bilen subaylarımız;

  Türk Milletinin önüne çıkıyor ve

  1951 senesinden beri şöyle diyorlar;

 

  “Harun, Astsubay’dır”

 

 

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  Sonra da

  Yeldir yepelek Amerika’ya ve NATO’ya gidip

  Oralarda laf geveliyorlar.

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

     Türk Milletine söylediklerinden çok farklı konuşuyorlar

     Ve şöyle diyorlar;

 

    “Harun, Er’dir”

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  Türk Ordusunda devşirdiği Türk(!) subaylar sâyesinde

  Soros, işin sırrına ermiş idi bir kere…

 

  Türkiye’nin “ en iyi ihraç malı, askeri ” idi nasıl olsa!..

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  İşde,

 

  Bu adamın bu aşağılık sözünü yalayıp yutmuş olmalılar ki

  Her boku bilen Amerikan perestiş subaylarımız,

  Biz asubayları Amerika ve NATO’ya bu kez de hiç utanmadan “Er” olarak pazarlıyorlar.

 

 *  *  *  *  * 

 

  Ey Türk Astsubayı!..

  Söyle Bana, Allah Aşkına! Sen Nesin?..

  Astsubay mı?

  Er mi?..

 

  Kıymetli vatandaşlarım ve muhterem asubay meslekdaşlarım;

  Asubay Tefrikası isimli makâle silsilesinin yedincisi olan işbu makâlemizde

  Buraya kadar verdiğimiz bilgi ve beyan etdiğimiz belgeler şâhidliğinde

  Bu “aldatanlar-aldananlar” tiyatrosunun son rezâlet perdesi de

  İşde, şöyle oluyor;

 

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

    Sâhil Güvenlik Komutanlığından emekli Asubay

    Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK,

    Bu kepâzeliği

    Türk milletine

    Ve dahi

    Dünyâ  kamuoyuna

    Bugün bir kere daha teşhir ve ilân ediyorum;

 

    Dünyânın hiçbir ordusunda;

 

  • Böyle "ikili kıvıran subaylar" yokdur!..

 

  • Böyle köle muamelesi edilen “astsubay” isimli bir asker sınıfı yokdur,

 

  • Böyle bir rezillik de yokdur!..

 

     Duyduk duymadık demeyin!..

 

 

 

 *  *  *  *  * 

 

   27 Mayıs darbecisi subayların 1967 senesinde tertip etdiği

   Ve bir darbe kânunu olan 926 sayılı TSK Personel Kânununun 84’üncü maddesi

   Astsubayların “kıdem sırasını” mufassal bir şekilde şöyle tanzim eder;

               

         TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU (1)

         

          Kanun Numarası            : 926

          Kabul Tarihi                    : 27/7/1967

          Yayımlandığı R. Gazete : Tarih  : 10/8/1967   Sayı : 12670

          Yayımlandığı Düstur       : Tertip : 5   Cilt : 6   Sayfa : 2352

   I – Kıdem ve kıdem sırası:

             Madde 84 – (Değişik: 2/7/2000 - KHK - 607/10 md.; Değiştirilerek kabul: 10/5/2006-5497/7 md.)

             Kıdem ve kıdem sırası aşağıdaki esaslara göre düzenlenir:

    a) Rütbelerde kıdemler, onay metninde yazılı tarihten başlar. (1)

    b) Aynı günde astsubaylığa nasbedilenler arasında kıdem sırası, okullarda kazanılan not ortalamalarına göre tespit edilir ve bunlar kendi aralarında sıralanırlar.

   c) Aynı rütbe ve nasıplılar arasında kıdem sırası, her yıl tespit edilen yeterlik derecesine göre saptanır. Aynı rütbe ve nasıplı olup, değişik kaynaklardan yetiştiğinden yeterlik derecesi kıyaslanamayan astsubaylar arasındaki kıdem sırası aşağıda belirtilmiştir:

    1. Astsubay meslek yüksekokulu mezunları.

    2. Uzman jandarmalıktan astsubay olanlar.

    3. Uzman erbaşlıktan astsubay olanlar.

    4. Kıt'a erbaş ve erlerinden astsubay olanlar.

    5. Sözleşmeli astsubaylıktan  muvazzaf astsubay olanlar.

    6. Sivil kaynaktan muvazzaf astsubay olanlar.

    7. Sözleşmeli astsubaylar.

    d) Çeşitli sınıflara mensup, aynı rütbe ve nasıplı astsubaylar arasındaki kıdem sırası aşağıdaki önceliğe göre;

    1. Yeterlik dereceleri,

    2. Astsubaylık hizmet süreleri,

    3. Bir önceki rütbeye yükselme tarihleri,

    4. Bir önceki rütbenin son yılında tespit edilen yeterlik dereceleri,

    5. Bu durumda da eşitlik varsa, eşitlik bozuluncaya kadar sıra ile bir önceki rütbenin son yılında tespit edilen yeterlik dereceleri,

  dikkate alınarak belirlenir.

    e) Her ne sebeple olursa olsun sınıfı değiştirilenler, yeni sınıflarındaki yeterlik dereceleri tespit olununcaya kadar, yeni sınıfının aynı nasıplılarının sonunda sıralanırlar.

    f) Kuvvetleri ayrı olan aynı rütbe ve aynı nasıplı astsubayların kıdem sırası;

    1. Aynı yıl terfi edenlerden kıdem almadan yükselenler,

    2. Her ikisi de kıdem alarak yükselmiş ise bir önceki rütbeye yükselme tarihi önce olanlar,

    3. Bütün şartlar aynı ise mensup olduğu kuvvete göre sıra ile kara, deniz, hava, jandarma, sahil güvenlik,

        diğerlerine nazaran kıdemlidir.

             Yukarıda belirtilen ilkelere göre kıdem ve kıdem sırasının belirlenmesine ilişkin diğer usûl ve esaslar Astsubay Sicil Yönetmeliğinde gösterilir.

 

    TSK Personel Kânuna göre;

   Önce “subay yardımcısıdır” deyip pışpışladığı

   Sonra da kendi sınıf arkadaşları arasında “kıdem sırasına” göre hizaya getirdiği astsubayları

   Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,

   Anıtkabir’de Amerikalı “Er”’in arkasında yürütdü!..

   

   Bu fiili ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL,

   TSK Personel Kânununun yukarıda gördüğünüz 84’üncü maddesini bütün dünyânın gözleri önünde ihlâl etdi.

 

 

 

   Her boku bilen subaylarımız protokol konusunda şöyle der;

   “Protokolde yüzde doksan dokuzluk başarı, başarı değildir!

 

   Bu söze Eski Tüfek ben Şükrü IRBIK da bugün burada şu söz ile mukabele ediyorum;

   Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL’in kendi astsubayına yapdığı bu saygısızlık da

   2013 senesinin 03 Nisan Çarşamba günü târihin Anıtkabir'de kaydetdiği

   “Yüzde yüzlük bir protokol rezâletidir!

 

 

 

 

 *  *  *  *  * 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

  Ey, Çadırcı!

 

  İçdiğin şarap, sevdiğin güzel idi.

  Gitdin câmiye, niyetin kilim aşırmak idi!..

 

  Lâkin;

  Dilinden dökülen hiçbir kelâm yalan,

  Sen de yalancı değil idin, be!..

 

 

 *  *  *  *  * 

 

  Şimdi de hakikâti konuşmanın vakdi geldi...

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 *  *  *  *  * 

 Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 *  *  *  *  * 

 

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

      Evvelki bölümleri ve kısımları okumak için resimleri tıklayınız        

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKSahil Güvenlik Komutanlık BrövesiKapak 5

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

  

Asubay Tefrikası _7 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

   

Asubay Tefrikası 6-10

Ağustos 01, 2019

 

 

      Aldatanlar Ülkesinin

     Aldatılmaya Doymayan Askeri; Asubaylar  6-10-

 


 

Astsubaylarda "onur" yok mu ki?..

 

 

  Özgürlük mücâdelesi,

  Ekmek mücâdelesi,

  Hak mücâdelesi,

  Onur mücâdelesi…

 

  İnsan; Kendisinde olmayan şeyler için mücâdele verir, değil mi?..

 

  Fakat

  Kimi “astsubay” meslekdaşımız “onur” mücâdelesi verdiğini söylüyor!..

 

  Meslekdaşlarımızın bu sözüne bakınca da şu suâli sormak icâb ediyor;

 

  Bu “astsubay” meslekdaşlarımızda “onur” yok mu ki

 

  "Onur” mücâdelesi verdiklerini söyleyip duruyorlar?

  

 

 

  

  *  *  *  *  *  

  

 

 

   Subaylarımız; 

  “Astsubay” dedikleri askerleri bugüne kadar

  Üst rütbelere yükselmek için

  Omuzlarına basılıp geçilmesi gereken “terfi taşı” olarak kullandılar.

 

 

  Siyâsiler ise “astsubay” dedikleri askerleri; 

  Kendi menfaatlerini tahakkuk etdirmek için

  Üzerine basılıp geçilmesi gereken “ceset basamağı” olarak kullandılar.  

  Bunun en son örneğini de 15 Temmuz 2016 Cuma gecesi

  Özel Kuvvetler Komutanlığında yaşadık ve gördük!

 

   

 

  *  *  *  *  *

  

 

 

 

  Subaylar; 

  Sırtına bindikleri "astsubaylar" sâyesinde

  Terfi ü tefeyyüz edip kendi yıldızlarını parlatdılar.

 

 

  Siyâsi gürûh ise; 

  "Astsubayların" kanı üzerine inşa etdikleri iktidarları sâyesinde

  Hep kendi işkembelerini doldurdular!

 

 

  Peki,

 

  Yoksulluk sınırında maaş alan “astsubaylar” bugüne kadar kendileri için ne yapdılar?

 

  Bu suâlin cevabını bugün vermek için

  Aynaya bakacak kadar cesâreti olan kaç “astsubay” var acap?..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

   *  *  *  *  *  

 

 

 

 

 

   Yukarıdaki bölümde okuduğunuz bu iki tesbitden

   Ve dahi

   Bu tesbitler çerçevesinde tevcih etdiğimiz üç suâlden sonra

   İmdi, gelelim sadede!..

 

 

 

 

 

 

 *  *  *  *  *  

 

 

 

   Ben birikdirmedim, zamân birikdirdi!

   Ben hatırlamadım, zamân hatırlatdı!

   Ben öğrenmedim, zamân öğretdi!

   Ben götümden uydurmadım, zamân itiraf etdi!

   Ben yazmadım, zamân yazdırdı!

 

 

   Zamânın ezelî sabır ve umut ile târih târih birikdirip de   

   Hâlîlerde kulağıma usûlca fısıldadığı hakâike

   Eski Tüfek mahlaslı emekli asubay ben Şükrü IRBIK

   Bugün, burada;

   Ses oldum,

   Söz oldum,

   Tercüman oldum!  

 

 

   Hepsi bu!..

 

 

 

 *  *  *  *  *  

 

 

 

 

  Bugün Ordumuzda “subay” ismi ile bildiğimiz askerlerin unvânı

  Kapıkulu ve yeniçeri ocaklarında 1.600’lü senelerde “zâbit” idi.

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   İşde, bu “zâbit” kelimesini ATATÜRK,

  1935 senesinde “subay” olarak tebdil etdi.

 

  Askerî mevzuâtımıza girdiği günden bugüne kadar geçen 400 küsur senede

  Subaylarımızın unvânı olan “zâbit” ve “subay” kelimelerinin hikâyesi sâdece bu kadar.  

 

  Fakat

  Ordumuzun “köle askeri” olan “astsubaylara” son 100 küsur senede yakışdırılan

 

  • İsim,

 

  • Sıfat,

 

  • Unvân

 

  • Ve lakaplar ise

 

  Denizde kum misâli…

 

 


 

  *  *  *  *  *  

 

 

 

  Asubay Tefrikası’nın altıncı bölüm, onuncu ve sonuncu kısımını teşkil eden bu makâlemizde bugün biz,

 

  Cârî askerî mevzuâtımızın 1951 senesinde “astsubay” olarak tesmiye etdiği askerlere;

 

  Deniz Kuvvetlerimizde teşkil edildiği 1890 senesinden beri,

  Kara Kuvvetlerimizde ise teşkil edildiği 1909 senesinden beri yakışdırılan;

 

  • İsim,

 

  • Sıfat,

 

  • Unvân

 

  • Ve lakapların hepsini ilk defâ olmak üzere

 

  Târih sırasına göre bir çırpıda cem’an görüp öğreneceğiz, inşallah!..

 

     Eski Tüfek - 2019    

 

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1890 senesinde Donanmayı Hümâyun (Padişah Donanması)’da

   “Asâkir-i Bahriye-i Şahâne” (Padişah Bahriye Askeri) mevcut idi.

   Bu askerlere “Kur’a Efrâdı” veya “Bahriye Efrâdı” ismi de veriliyor idi.

 

   Bahriyenin ihtiyâcı nisbetinde kur’a ile tesbit edilen “kur’a efrâdı” Osmanlı gençleri,

   Donanmayı Hümâyun’da 5 sene nizâmiye (mükellef) askerliği yapmaya mecbur idiler.

 

   Bu 5 senelik “mükellef askerlik” süresi içinde bahriye askerlerine,

   Harb gemilerimizde yapacakları hizmete göre çeşitli denizcilik ve meslek eğitimleri veriliyor idi.

   Bu denizcilik eğitimlerini de bahriyeli zâbitânımız veriyor idi.

 

   5 senelik “mükellef askerlik” hizmetini tamamlayan bahriye askerleri, tam işe yarayacakları anda tezkere alıp gidiyorlar idi.    Bahriye zâbitânımız, teskere alan bahriye askeri yerine gelen acemi efrâda denizciliğe dair her şeyi, her celp döneminde yenibaşdan öğretmek mecburiyetinde kalıyor idi.

 

   Ayrıca;

   İngiltere’nin buhar gücünü savaş gemilerine tatbik etmesi ile Avrupa Devletlerinin başlatdığı

   Ve dahi

   Bahriye silah ve makinelerinde meydana gelen

   Ve

   Aklın sınırlarını bile aşan gelişmelerin kapıya dayanması sebebi ile;

   Elektrikçi, torpidocu, mayıncı, kazancı, ateşçi, çarkcı ve telsizci gibi yeni bahriye meslekleri ortaya çıkmış idi.

 

   Hem uzmanlık isdeyen, hem çok tehlikeli ve hem de yağlı-paslı olan bu meslekleri,

   Padişah daşşağından düşme bahriyeli beyaz zâbitânımız bir türlü yapmak isdemedi.

 

Asubay Tefrikası 6_109 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Asubay Tefrikası 6-2

   Ve dahi

   Asubay Tefrikası 6-8 isimli makâlelerimizde

   Bu konuyu tafsilâtlı olarak işledik.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

   Bahriye zâbitânımızın yapdığı;

   Hem bahriye askerinin taalim-taallümü görevini

   Hem de ihtisas gerekdiren ve tehlikeli olan bu meslekleri,

   Zâbitânın yerine yapmak üzere;

   Hem “zâbit” olmayan,

   Hem de zâbit maaşının çeyreğine yapacak “ortada sandık” bir bahriye asker sınıfı teşkil etdiler.

 

   1890 senesinde teşkil etdikleri bu “uyduruk” ve “ortada sandık” bahriye asker sınıfına da

   Yukarıda resimlerini gördüğünüz dönemin Padişahı ve Bahriye Nâzırı “Gedikli” ismini verdi.

 

 

 

   "Donanma Gedikli" sınıfı;

 

  • İşe gelince, zâbit olacak,

 

  • Ve fakat

 

  • Aşa gelince ise

 

   Donanmanın boğaz tokluğuna çalışan “kethüda kadını” olacak idi

 

 

   Ve böylece bahriye zâbitimiz de

   Keyif ile güvertede ellerinde göt gezdirebilecek idi…

 

 

     Eski Tüfek - 2019    

 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   1909 senesinin Ordu-yu Humâyûn’una zâbit temin eden

   Harbiye, Bahriye ve Mühendishâne Mekteplerinde taalim-taallüm eden zâbit namzedi efendilerin

   Okuduğu sınıflarına göre “rütbe isimleri” şöyle idi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

   1899 senesinde Manastır Askerî İdâdisini muvaffakiyet ile ikmâl eden Mustafa Kemâl,   

   Aynı senenin 13 Mart Pazartesi günü,

   İstanbul Pangaltı'daki, Mekteb-i Harbiye-i Şahâne’ye 1283 numara ile kayıt edildi. 

 

   Mustafa Kemâl hakkında târih(!) yazan târih uğrusu yalancı subaylarımız hiç söz etmez!    

   Fakat    

   Kendi sınıfının Kısım Çavuşu olan 1283 Mustafa Kemâl’in;

 cavus mustafa kemal kapak

  • Harbiye birinci sınıfda rütbesi Onbaşı,

 

  • Harbiye ikinci sınıfda rütbesi Çavuş,

 

  • Harbiye üçüncü sınıfda ise rütbesi Başçavuş idi... 

 

 

 

 

   Beyaz zâbitân heyetimiz;

 

   1834 senesinden beri harbiye talebesi efendilerin rütbesi olan

   Silâhendaz Onbaşı, Çavuş ve Başçavuş rütbe isimlerini,

   1909 senesinde piyasaya sürdükleri bir "darbe" kânunu ile;

 

  • Zâbitin yerine ölmesi için teşkil etdikleri

 

      Ve dahi

 

  • Küçük zâbit” ismini verdikleri "ortada sandık" askerlerin üzerine yapışdırdılar…


 

  *  *  *  *  *  

 

   Bugün “astsubay” olarak bildiğimiz askerlere

   1909 senesine vâsıl olduğumuz günlerde, aşağıda gördüğünüz şu isimler verildi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

                                         

   Osmanlı Devletinin ekmeğini yiyen

   Osmanlı Ordusunun kıyafetini giyen ve rütbesini taşıyan “mektebli” zâbitân heyetimiz;   

 

  • Evvelâ 1908 senesinde İkinci Meşrutiyet İhtilâlini yapdı,

 

  • Akabinde, 1909 senesinin 13 Nisan Salı günü 31 Mart Vak’ası ile padişaha karşı isyan etdi,

 

  • Meclis-i Ȃyanı ve Meclis-i Mebusanı kapatdı,

 

  • Ahiren de 1913 senesinde Bab-ı Ȃli baskını ile “hasta adam” Osmanlı Devletini yıkdı.

 

  • Padişah Sultan II. Abdülhamid’i tahtından indirip sürgüne gönderdi…

 

  • Ruh hastası olan Sultan Reşad’ı da “kukla padişah” olarak Osmanlı tahtına oturtdu.

 

                  

 

  Asırlardan beri Osmanlı Devletini yıkmak isdeyen İngiltere ve kuyruğundaki düvel-i garbînin

 Yapmak isdeyip de yapamadığını bizim “mektepli zâbitân” heyetimiz, 31 Mart’da yapdı. 

 

 

 

   Padişahlarımız, Osmanlı Ordusunda;

 

  • Ara kademe”,

  • Ortada sandık”,

     Ya da

  • Menzil eşşeği” türünden “uyduruk” asker sınıfları  isdemediler.     

 

                                                            

 

 

   

   Çünkü;

 

   Ölmek ve öldürmek sanatı demek olan askerlikde,

 

   “Öl ve öldür” emirini veren asker ile

 

   “Öl ve öldür” emrini yerine getiren asker arasına kimse giremez idi…

  

 

  

 

   İşde, bu değişmez sebepden dolayı da padişahlarımız;

   Her askerin yüreği, bileği ve aklı nisbetinde en yüksek rütbeye kadar yükselmesini teşvik etdiler.

 Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   31 Mart darbesini tertip ve tatkbik eden “mektepli zâbitân” heyetimiz

   Bab-ı Ȃli’deki İstanbul Vâli Konağında 1909 senesinin 06 Ekim Salı günü gizlice içtima eyledi

   Ve tertip etdiği bir “darbe nizamnâmesi” ile “Küçük zâbit” ismini verdiği asker sınıfını

   Kara Ordumuzda teşkil etdi.

 

 

 

   Bugün piyasaya sürülen 06 Ekim 1909 târihli

   Küçük Zâbit Mektebi ve Küçük Zâbit-i İbtidâî Mektebi Nizâmnâmesi’nin;

 

  • Meclis zabıtları yokdur!

 

  • Meclis-i Mebusân ve Meclis-i Ȃli’de müzakere edilmedi.

 

  • Başka bir ifâde ile bu Nizâmnâmeden Osmanlı mebuslarının bilgisi ve haberi yok!

 

  • Bu Nizâmnâme Lâyihasını kimin hazırladığı meçhul,

 

  • Nizâmnâmenin hazırlandığı dönemde Padişah olan Sultan Reşad’ın irade-i seniyyesi yok!

 

  • Bu Nizâmnâmeyi meriyyete (yürürlüğe) koyan kişi de meçhul…

 

 

 

 

 

 

 

 

   Netice itibârı ile;

 

   06 Ekim 1909 târihli Küçük Zâbit Mektebi ve Küçük Zâbit-i İbtidâî Mektebi Nizâmnâmesi,

 

  • Padişahın iradesine aykırı olarak tertip edilen

 

      Ve dahi

 

  • Kimlerin hazırladığı da belli olmayan “meçhul” ve bir “darbe” kânunudur.

 

 

 

 

  

 

 

 

   Bu cümleden olmak üzere;

   Osmanlı Kara Ordusunda Küçük Zâbit sınıfının teşkil edilmesi

   Ve dahi

   Bugünkü hukûkî mevcudiyeti hâlâ gayri meşrudur. 

 

 

 

 

  

 

  *  *  *  *  *  

 

   Karesi Mebusu ve Bahriye Encümeni Ali Galip Efendi,

   1910 senesinde Meclis-i Mebusan’da

   Donanma Gediklisi için “Donanmanın kethüda kadını” dedi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   31 Mart darbesinden sonra

   Kara “küçük zâbit” sınıfını tertip eden karanlık suratlı zâbitânımızın isimleri ve cisimleri meçhul idi!

 

   Fakat darbeden bir sene sonra,

   Bu karanlık suratlı beyaz zâbitândan birisi, kendisini ele verdi;

   Alman perestiş ve darbeci Müşir Mahmut Şevket Paşa!

 

   Padişah Sultan II. Abdülhamid’e “Baykuş” diyerek hakâret den darbeci Mahmut Şevket Paşa,

   Meclis’de 1910 senesi bütçesi müzakere edilir iken

   06 Ekim 1909 târihli “Kara Küçük Zâbit” sınıfını kendisinin tertip ve teşkil etdiğini itirâf eyledi.

 

   Darbeci Müşir Mahmut Şevket Paşa;

 

  • Gayri meşru olarak tertip etdiği

   

     Ve dahi

 

  • Yaklaşan Birinci Cihân Harbinde “mektepli beyaz zâbitânımızın” yerine ölmesi için

 

   “Mayın eşşeği” niyetine cephenin en önüne sürdüğü ortada sandık” yeni asker sınıfının isminin

   “Küçük zâbit” olduğunu yumurtaladı…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   31 Mart’ı tertip eden "beyaz zâbitân heyetimiz";

   Darbeden sâdece 6 ay sonra teşkil etdikleri

   Ve dahi

   “Küçük zâbitân” ismini verdikleri “köle” askerlere

   Aynı senelerde sâdece “nefere” verilen “prangabent cezâsı” vermeye başladılar.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Mensubîn-i Askeriyyenin Siyasiyât ile Men’i İştigali Hakkında

Askerî Cezâ Kânunnâmesine Zeyl Kânun

 

 

   MMZC, İnikad:23, 18 Haziran 1328 (1912) Pazartesi

 

   Madde 1. — Siyasî içtimaat ve tecemmuat ile nümayişlere iştirak ve makalât-ı siyasiyye neşr veya o yolda alenen irad-ı nutk eyleyen ve kânunen hâiz olduğu hakkı istimalden gayri surette umur-u intihabiyye ile iştigal, Erkân ve Ümera ve Zâbıtân ile Mensubin-i Askeriyye ve Silah-endazan, iki mâhtan altı mâha kadar hapis veya hapis ile berâber mevkii tebdil olunur ve tebdilinden dolayı harcırah verilmez. Mükerrirlerden, Silah-endazandan gayrisi, dört mahtan bir seneye kadar hapis ile silk-i askeriden ihraç olunur ve Küçük Zâbit, Onbaşı ve Neferât-ı Askeriyye 2 mâhtan (aydan.IRBIK) 6 mâha (aya. IRBIK) kadar prangabend ve hizmet-i muvazzafası iki aydan iki seneye kadar tezyid (uzatılır. IRBIK) olunur.

                                 

   Eski Tüfek - 2019   

 

 

   

  *  *  *  *  *  

 

   Aşağıda gördüğünüz şu kânun ile 1915 senesinde Donanma-yı Humâyûn’da,

   “Donanma gedikli zâbit” sınıfı “müstakil” bir “zâbit” sınıfı olarak teşkil edildi.

 

   Gene aynı kânun ile başçavuş, donanma mühendisi (asteğmen)’nin “üstü” idi.

 

   “Donanma zâbitân heyetimiz”;

   Bu usûlü de o senelerde muhibi oldukları Prusya Almanyası'ndan aşırmış idi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   1915 senesinde Ordu-yu Humâyûn (Kara Ordusu)’da,

   Aşağıda gördüğünüz şu kânuna göre

   “Küçük zâbit başçavuş” “zâbit vekili” (asteğmen)’nin mafevki (üstü) idi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Bugün “astsubay” olarak bildiğimiz ve “küçük zâbit” sınıfına mensup askerler

   1916 senesinde bu kez de

   “Kıdemsiz küçük zâbit” ve “kıdemli küçük zâbit” oldular.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK


  *  *  *  *  *  

 

   Ordumuzun “ortada sandık” asker sınıfı olarak teşkil edilen “küçük zâbitlik

   1917 senesinde bu kez de “takımbaşı” oldu.

 

   Cephede götlerini kaşıtmak isdeyen beyaz zâbitân heyetimiz

   “Başçavuş” rütbesindeki “küçük zâbitâna”;

 Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  • Bir dürbün, 
  • Bir rövelver (tabanca) 

        Bir de 

 

   Padişah daşşağından düşme "beyaz zâtibin yerine ölmesi için"

   Çanakkale Cephesinin önüne sürülen Güççük Zâbit Başçavuş Emin ÇÖL’e verdikleri gibi 

    “Ucu sivrice, ağzı kör ve ham demirden 

  • Bir kılıç verdiler…

 

   Ve hemen akabinde

   “Takımbaşı” unvânı ve “Takım Kumandanı zâbit” yetkisi ile

 

   Hem de zâbitin yerine ölmesi için” düşmanın önüne “yem” olarak atdılar.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

 

  *  *  *  *  *  

 

   Dedelerimizin Harb-i Kebir dediği Birinci Cihân Harbi bütün şiddeti ile devâm eder iken,

   Ordumuzun “küçük zâbiti” 1917 senesinde bu kez de

 

  • Hem “mal” oldular, 
  • Hem de “koyun” oldular!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   1917 senesinde Ordu-yu Osmanî’de “silâhendaz” ismi verilen bir nefer (er) sınıfı mevcut idi.

 

   Silâhendaz sınıfı nefer, tıpkı bügünkü Amerikan Ordusundaki “deniz piyâdeleri” gibi idi.

 

   “Silâhendaz” tâbirini, bu sene içinde “küçük zâbit ve efrat” torbasının içine tıkışdırdılar.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Tevkir mi, tahkir mi, ben bilemedim!..

   Fakat

   “Küçük zâbitler”, 1918 senesinde Ordumuzun beyaz kargaları” oldular!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   “Küçük zâbitler;

   İlk mezunlarını verdiği 10 Temmuz 1911 Pazartesi gününden itibâren

   T.C Devletinin teşkil edildiği 23 Nisan 1920 Cuma gününe kadar

   Tam 10 sene devam eden harbler boyunca

   Hem zâbit yerine ölmesi için cephenin en önüne sürülmüş

   Hem de ölümü bahasına cenk etdiği “harbi kazanmış” idi.

 

   Fakat

 

   Kıt’a kumandanı zâbitân gürûhu takdirleri beşer-onar paypay eder iken

   Ordumuzun “cüzzamlı askeri” olan “küçük zâbitler” 1921 senesinde;

 

  • Hem “ufak zâbit” oldular

 

  • Hem de takdir yerine avuçlarını yaladılar!..

 

Asubay Tefrikası 6_10_ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

   Ölmek sırası gelince, beyaz zâbitân heyetimiz;

   “Ufak zâbit” ve efradın arkasına saklandı…

 

   Fakat

 

   Madalya paypaylamak sırası gelince beyaz zâbitân heyetimiz bu kez

   “Ufak zâbit” ve efradın önüne geçiverdi.

 

   Ordumuzda bugün de durum hâlâ aynen böyle değil mi?..

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   1925 senesine vâsıl olduğumuzda "ihtiyât" ile beraber Ordumuzda

   “Üç cins küçük zâbit” görev yapıyor idi.

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Tam 10 sene devam harpler hitam bulmuş,

   29 Ekim 1923 Pazartesi günü “Cumhuriyet” ilan edilmiş idi.

 

   Harbi uzakdan sevk ve idare eden zâbitân heyetimiz,

   Harbden sonra yüksek rütbelere “terfi” etdiler.

 

   Fakat harb devam eder iken teşkil etdilen

 

   Ve dahi

 

   Zâbitin yerine ölmesi için cephenin en önüne sürülen “gedikli zâbit” sınıfı ise

 

   Harb-darp sona erince vehleten “gedikli küçük zâbit” sınıfına “tenzil” edildi.

 

   “Beyaz zâbitân heyetimiz”, "gedikli zâbitin” sırtında "dereyi" geçmiş idi, nasıl olsa!..

 

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

 

   31 Mart darbecisi Alman perest Mahmut Şevket Paşa’nın

   Bir “darbe kânunu” ile 1909 senesinde teşkil edip

   “Küçük zâbit” dediği asker sınıfına,

   Cumhuriyeti kuranlar ne isim vereceklerini şaşırdılar!..

 

 

   1927 senesine geldiğimizde, Cumhuriyetin kurucu iradesi;

 

   “Kıdemli Küçük Zâbit” unvânını “Gedikli Küçük Zâbit”e

 

   “Kıdemsiz Küçük Zâbit” unvânını da “Küçük Zâbit”e tebdil etdi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  *  *  

 

   Tıpkı efendinin kölesini falakaya yatırdığı gibi 

   Cumhuriyet İdaresinin beyaz zâbiti de 

   "Köle asker" olan “küçük zâbiti  

 

  • Hem falakaya yatırıp "değnek ile darp" etdi 

 

  • Hem de zencir ile "prangaya" vurdu!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   1927 senesi, “küçük zâbit” denilen asker sınıfı için çok bereketli oldu...

   Peşpeşe yapılan kânunlar ile;

   “Küçük zâbitân”a elvan çeşitli isimler, unvânlar ve rütbeler verildi.

   Bu sene meriyyete koydukları Askerlik Mükellefiyeti Kânunu ile

   Cumhuriyetimizin kurucu iradesi,

   Ordumuzda “iki sınıf asker” olduğunu tasdik etdi.

 

      1. Efrâd

 

     2. Zâbit

 

   Bu iki sınıflı asker teşkilâtlanması,

   Asırlardan beri dünyada sınanmış ve kabul görmüş bir teşkilâtlanma idi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   1930 senesine geldiğimiz günlerde

   500 sene önce Viyana muhasarasında sıçmayı öğretdiğimiz Avrupa’dan

   Bu kez Askeriyemizin Ceza Kânununu aldık ve bu sene tekrar meriyyete koyduk!..

   Prusya Almanya’sından aşırdığımız Askerî Ceza Kânununda

   “Küçük zâbit” dediğimiz “içi alacalı - dışı sıracalı” askere

   Aşağıda gördüğünüz şu isimleri yakışdırdık!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   31 Mart darbecisi Alman sevici Müşir Mahmut Şevket Paşa’nın

   “Darbe kânunu” ile 1909 senesinde teşkil edip “daimî küçük zâbit” dediği asker sınıfına,

   Cumhuriyetin kurucu iradesi 1927 senesinde bu kez de “Mükellef Küçük Zâbit” dedi.

   Aslında bu “Mükellef Küçük Zâbit” tâbiri isabetli bir tesmiye ve tefrik idi…

   Çünkü;

   Bugün “astsubay” dediğimiz asker sınıfı, dünya ordularında “mükellef asker” idi.

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   1935 senesinin Türkiye Cumhuriyeti Ordusunda,

   “Küçük zâbit” olarak tesmiye edilen bahriye askerleri “mükellef” asker idiler. 

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Aşağıda gördüğünüz 1/178 sayılı şu “Encümen Mazbatası

   “Mükellef Küçük Zâbit” tâbirini hâvi tek belgedir, haberiniz olsun!.. 

 

   “Küçük Zâbit” asker sınıfının “mükellef” asker olduğuna dair ilk belgeyi de

   Gene İlk defa sizler, Asubay Tefrikası 6-9’da gördünüz, 

 

   İkinci defa ise gene sizler görüyorsunuz!

 

   Kaynak: 2851 sayılı kânunun Komisyon Raporu.

 Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   Fakat

 

   Bu seneden sonra tertip etdikleri elvan türlü tuzak kânunlar ile şerefsiz subaylarımız,

 

   “Mükellef” asker olan “küçük zâbit” sınıfını

 

   Sinsice “muvazzaf” asker sınıfına “tahvil” etdiler.

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   Dünya askerlik târihine bakdığımızda,

   Dünya askerlik târihine yön vermiş devlet ordularında,

   Asker teşkilâtının “iki sınıflı” olduğunu görüyoruz.

   Dünya çapında bir asker olan ATATÜRK,

   Dünya askerlik târihini çok iyi biliyor idi…

 

   İşde, bu sebepden dolayı da

   T.C. Devletinin kurucu Reisicumhuru Mustafa Kemâl ATATÜRK,

   1935 senesinde T.C Ordusunu “iki sınıf asker” ile teşkil etdi; 

 

     1. Mükellef Erbaş (Er)

 

     2. Muvazzaf Subay (Zâbit)

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

   İşde, kânunu… 

 

   İşin doğrusunu söylemek gerekir ise şâyet

   Fütühâtcı bir rûh ve sonsuz terfi töresine sâhip olan Türk Ordusu için

   En uygun olan askerlik de bu idi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   ATATÜRK sonrasının Cumhuriyet idaresi,

   ATATÜRK’ün öldüğü günden itibaren ATATÜRK’ün mirasına ihanet etmeye başladı!..

 

   Vaziyet, bugün de aynı ile vâkidir!..

   Yukarıda gördüğünüz 2771 sayılı kânunda  ATATÜRK,  “mükellef asker” sınıfına “Erbaş” demiş idi.

 

   Fakat

 

   ATATÜRK’ün öldüğü günün hemen ertesinde ATATÜRK’ün koltuğuna çöreklenen İNÖNÜ,

   ATATÜRK’ün “Mükellef Erbaş” dediği asker sınıfını “Muvazzaf Gedikli Erbaş” yapdı.

 

   Ve böylece Cumhurbaşkanı İNÖNÜ,

 

   Hazerde;

   Kışlada, karargahda subayımızın götünükaşıyacak,

 

   Seferde ise;

   Subayımızın yerine "mayın eşşeği" gibi ölüme sürülecek “muvazzaf” bir asker sınıfı teşkil etdi…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Askerî Muhakeme Usulü Kânununun Bâzı Madelerini Değiştiren Kânun

(Resmî Gazete ile neşir ve ilâm: 8.VIII.1942 - Sayı: 5179

 

 

No. 4280                                                           Kabul Târihi: 3 .VIII.1942

 

   BİRİNCİ MADDE — 1631 sayılı Askerî Muhakeme Usulü Kânununun 1,3,4 ve 26 ncı maddeleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

 

Dâvaların tehiri

 

   Madde 4. — 1. Muvazzaf ve ihtiyat erâtın ve yedeksubaylarla yedek askerî memurların askere girmeden veya silâh altına çağırılmadan evvel işledikleri yukarı haddi bir seneye kadar şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezayı müstehzim suçlara ait dâvalarda ilk ve son tahkikat muameleleri terhislerine kadar tehir olunur.

 

   Muvazzaf gedikli erbaşlarla askerlikten tard ve ihracı müstelzim suçlardan maznun olan yedeksubay ve askerî memurlar bu hükümden müstesnadır. 

 

 

 

  *  *  *  *  *  

 

   ATATÜRK’ün öldüğü günün hemen ertesinde

   Mal bulmuş mağribî gibi ATATÜRK’ün koltuğunua çöreklenen İNÖNÜ idaresindeki Türkiye Cumhuriyeti,

   Bir tarafdan sömürgen İngiliz, diğer tarafdan da kemirgen Amerika’nın kucağına oturmaya başladı.

 

   Moskof gelecek korkusu ile gündüz vakdi dudağı uçuklatılan İNÖNÜ ve şürekası,

   Meclisden kaçırarak imzaladıkları gizli ve sinsi ikili anlaşmalar ile

   T.C Devletini hem İngiliz hem de Amerika'nın kuyruğuna takdılar.

 

   Bu hainlikler silsilesi tezgahlanır iken

   Ordumuzun köle askerleri “Muvazzaf Gedikli Erbaş” da “Gedikli Erbaş “ oluverdi!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

  *  *  *  *  *  

 

   Gitdi tekâüd zâbit İNÖNÜ, geldi tekâüd zâbit BAYAR

   Ha, Ali-Veli! Ha, Veli-Ali…

   Al birini, vur ötekine!... Yok idi aslında birinin diğerinden alâmeti fârikası!..

 

   Tam 12 sene ATATÜRK’ün koltuğunda gurk yatan İNÖNÜ,

   1950 seçiminde BAYAR’dan yediği okgalı tokat ile irkildi. Ve Pembe Köşkü terk etdi.

 

   BAYAR da tıpkı İNÖNÜ gibi koyu bir Amerikan muhibi idi.

 

   Cumhurbaşkanı intihab edildikden sonra

   T.C. Devletini babasının sığır çiftliği zanneden BAYAR da şöyle dedi;

   “Türkiye’yi Küçük Amerika yapacağım!

 

   T.C Devletini, Küçük Amerika yapdı,

 

   Türk milletini, Küçük Amerikan milleti yapdı,

 

   Askerlik teşkilâtını da Amerikadan tam olarak alsa idi şâyet

   Ordumuzu da “Küçük Amerikan Ordusu” yapacak idi.

 

   Fakat yapamadı!..

 

   Teşkil edildği 1774 senesiden beri Amerika’da sâdece ”iki sınıf asker” var idi.

 

    1. Mükellef Er

 

    2. Muvazzaf Zâbit

 

 

   Türk Ordusunu Amerika’nın kuyruğunda NATO’ya nikahlayan BAYAR-MENDERES ikilisi

   Amerikan Ordusunda olmayan bir asker sınıfını, bizim ordumuzda teşkil etdi;

   “Mükellef astsubaylık

 

   Ve böylece beyaz subaylarımız;

 

  • Hazerde götlerini kaşıtacak,

 

  • Seferde ise kendi yerlerine ölüme sürecek “köle” asker sınıfını

 

   BAYAR-MENDERES döneminde de tertip etmeyi becerdi!..

 

   Ne diyeyim?.. Helâl olsun, efendi subay gardeşlerimize!..

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

  *  *  *  *  *  

 

 

 

 

   Yelesinden kavice kavradıkları küheylan “Demir gıratı” şahlandırıp da

   Kanser virüsü gibi en ince damarlarına kadar girdikleri devleti

   Babalarından mirâs sığır çitliği gibi hovardaca idare etmeye başlayan BAYAR-MENDERES ikilisi

   Türkiyeyi 1952 senesinde NATO’ya nikahladı.

 

   Bir sene sonra da harb esiri askerlere yapılacak muameleye dair sözleşmeyi imzaladı.

   1949 seneli Cenevre Sözleşmesinde, BAYAR-MENDERES ikilisi

   “Astsubay” dediği askerlere işde, şu kelimeleri yakışdırdı!..

 

     Eski Tüfek - 2019    

 

 

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  *  *  *  *  *  

 

   T.C Devletinin tepesinde tam 11 sene saltanât süren BAYAR-MENDERES ikilisi

   1960 senesinin 27 Mayıs sabahına “subay darbesi” ile uyandı!..

 

   Bu subay darbesi ile de

   Gitdi tekâüd zâbit Celâl Bey,  geldi tekâüd zâbit Cemal Ağa!...

 

   Al BAYAR’ı, vur GÜRSEL’e…

Asubay Tefrikası 6_10 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

    ATATÜRK ilke ve inkılâpları kılavuzluğunda

    Memleketin idaresine el koyduğunu söyleyen 27 Mayıs’ın darbeci subayları,

    Evvelâ orduyu zapd-u rapt altına almak ile işe başladı.

 

    BA