12

 

  Çünkü Asubay

 

SENE: 2017, Şeb-i Yeldâ    

 

  Türkiye Cümhuriyeti Ordusunda 

 Bizlerin  Assubay  veya  Astsubay   olarak bildiği kelime hakkında 

 Bugün burada son sözü söyleyeceğiz, inşallah! 

 

 Assubay  mı diyorsunuz? 

  •  Sahtekâr zâbit Kâzım’ın ağzı ile konuşuyorsunuz! 

 

 Astsubay  diyor iseniz şâyet, 

  •  Bu kez de sahtekâr subay Rifat’ın ağzı ile konuşuyorsunuz! 
 
  •  Assubay  değil ise 

 

  •  Astsubay  da değil ise 

Peki, nedir bu kelimenin aslı kökü acap? 

Bugün, hak zuhûr edecek 

Ve dahi 

 Bâtıl, burada zâil olacak, evvel Allah! 

     Suyu, pınarın gözesinden içmeli, değil mi?     

 Yerimiz dar, vakdimiz sınırlı! 

 Haydi, buyurun öyle ise... 

 

*  *  *  *  *

 

   SENE: 1926  

 

 Türkiye Cümhuriyeti Ordusu zâbitan heyetinin 

 Arapca ve Farsca  olan rütbe isimleri aşağıdaki gibi idi. 

 

 863

 

*  *  *  *  *

 

   SENE: 1934  

 

 Birinci Reisicumhur ATATÜRK, 

Arapca  ve  Farsca  olan asker rütbe isimlerinin Türkceleşdirilmesini emretdi. 

Hazırladığı kânun teklifine TBMM,

Aşağıda gördüğünüz üçüncü maddeyi ekledi.

 

1

 1a

 

*  *  *  *  *

 

   SENE: 1935  

 

Arapca  ve  Farsca  menşeli olan asker rütbe isimlerine

"Öz Türkce" karşılık türetmek için kolları sıvayan İcrâ Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu), 

Hazırladığı Kânun taslağını Reisicumhur ATATÜRK’e arz etdi.

Reisicumhur ATATÜRK;

 Astsubay  şeklinde hazırlanıp kendisine arz edilen  rütbe ismini 

  Bizzat kendisi  Asubay  şeklinde tâdil etdi.  

  Bu tâdili de aşağıda gördüğünüz üzere şiir gibi izah etdi.  

 

2 

 

*  *  *  *  *

 

   SENE: 1935  

 

 T.C. Büyük Erkânıharbiye Reisliği

Rütbe ve Birliklerin Öz Türkce Karşılıkları” isimli kitabı neşretdi. 

Bu kitabın içine ekledikleri tamimler ile Devlet dâireleri;

Asker rütbe isimleri ve bâzı askerî terimlerin

Bu kitapda yer alan  Öz Türkcelerinin  kullanılmasını emretdi.

 

  • 19 Şubat 935: Büyük 

    Erkânıharbiye 

    Reisi Mareşal Fevzi ÇAKMAK
  • 19 Şubat 935: Büyük 

    Erkânıharbiye 

    Reisliği
  • 17/11/935-İstanbul: Türk Dili Tetkik Cemiyeti (T.D.T.C) Başkanı Saffet ARIKAN
  • Başvekil İsmet İNÖNÜ 

3

403

5

6

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu kitapdaki;

  • " Asubay " kelimesinin “ zâbit vekilliği ( asteğmen ) anlamına geldiğine,

Ve dahi bize bugün;

 Üstçavuş ” olarak yutdurulan kelimenin aslının “ üsçavuş ”,

 

  • Hemen yukarıdaki çerçevede gördüğünüz üzere, "asteğmen" olarak bildiğimiz kelimenin de o vakitde gene " asteğmen " olduğuna lutfen dikkat ediniz.

 

Aynı çalışma kapsamında Birinci Reisicumhur ATATÜRK;

 Erkânıharbiyei Umumiye ” olan askerî tâbiri de

" Genelkurmay ” olarak tâdil etdi.

 

genkur

 

Tam bir sûretini ben temin etdim.

Fakat 

Büyük Erkânıharbiye Matbaasında basdığı bu kitabın bugün itibârı ile bir nüshasının

Genelkurmay Başkanlığının kendi kütüphânesinde bile olduğunu zannetmiyorum.

 

Neşredildiği 1935 senesinden bugüne kadar geçen 82 seneden beri

  Rütbe ve Birliklerin Öz Türkce Karşılıkları  isimli bu kitabı  

  İlk kez sizler görüyorsunuz.  

 

*  *  *  *  *

 

  SENE: 1935  

 

 TBMM’de kabul edilen Ordu Dâhili Hizmet Kânunu ile

Yeni rütbe isimleri resmen kullanılmaya başlandı. 

 

 Bu kânun ile Türkiye Cümhuriyeti Ordusunun askeri;  

1. Erbaş 

2. Subay  olmak üzere  iki sınıfa  tefrik edildi. 

7

 

Yukarıda gördüğünüz bu kânundaki  Asubay ” tâbiri;

  •  Yarsubay ,
  •  Asteğmen ,
  •  Teğmen ,
  •  Yüzbaşı  rütbelerinin “ ortak isimi ” oldu.

 

*  *  *  *  *

 

   SENE: 2014  

 Yukarıdaki sayfada gördüğünüz rütbe isimleri kitabının sâhibi ve 

 Türk Dil Kurumunun 11 sene Başkanlığını yapan 

 Prof.Dr. Sayın Şükrü Hâlûk AKALIN ile 

 Görevli olduğu üniversitedeki kendi makâmında bizzat  görüşdüm 

 Ve dahi 

Bu sayfada okuduğunuz bilginin bir kısmını Sayın AKALIN’dan aldım.

  

8

 

 Asubay  kelimesi hakkındaki hakikâtin

 gün ışığına çıkartılması için 

 Gösderdiği yakın ve samimi alâkadan dolayı 

 Bütün Asubaylar adına Şükrü Hocama teşekkür ediyorum. 

 

*  *  *  *  *

 

   SENE: 1938  

 

 Reisicumhur ATATÜRK’ün bizzat kendisinin   Asubay  şeklinde türetdiği kelimeye 

 Ne hazindir ki ilk tecâvüz eden kişi de 

 ATATÜRK’ün zâbiti oldu.  

 

Aşağıda gördüğünüz kânunun esbâbı mucibesi (gerekcesi) şu idi;

 Assubay ” rütbe kümesine dâhil olan;

 Teğmen  tâbirini  üstteğmen, 

  •  Asteğmen  tâbirini  teğmen, 
  •  Yarsubay  tâbirini de  asteğmen  olarak tebdil etmek idi.

 

  Fakat ne var ki;  

 Mirlivâ Kâzım SEVÜKTEKİN isimli İngiliz çaşıtı bir zâbit,

Meclisde binbir türlü sahtekârlıklar yapdı

 Ve dahi

  Asubay  kelimesindeki  “ s ” harfinin yanına 1938 senesinde bir “ s ” harfi ilâve etdi. 

" Asubay tâbirini de böylece " Assubay "  yapdı.

 

Bu kânun ile ilk defâ uydurdukları " Assubay " tâbiri bu kez de;

 

  •  Asteğmen, 
  •  Teğmen, 
  •  Üstteğmen, 
  •  Yüzbaşı  rütbelerinin "ortak ismi" oldu.

 

9

9a

 

*  *  *  *  *

 

   SENE: 1951  

İnsan, ölmeye

Hâin de hâin olmaya görsün!

Sırtını döndüğü zâbitler;

ATATÜRK’ün bu emânetine hıyânet etmekde birbiriyle yarışdı...

 Ne de olsa ağacın kurdu, kendi gövdesinde idi. 

 Çaşıt ve sahtekâr  Mirlivâ Kâzım’dan sonra 

 Bu kez de Askerî Hâkim unvânlı bir Korgeneral, harama uçkur çözdü! 

 

Aşağıda gördüğünüz 5802 sayılı kânunun esbâbı mucibesi (gerekcesi);

 

" Gedikli Erbaş "  dedikleri “ortada sandık” askerleri “ Assubay "lığa terfi(!) etdirmek idi.

 

   Fakat ne var ki;  

 

TBMM’de, vekillerin gözü önünde kıvrak bir kalem hareketiyle sahtekârlık yapan Korgeneral Rifat TAŞKIN

 Assubay  kelimesindeki iki “ s ” harfinin arasına “ t ” harfini,

Paslı bir hançer gibi sapladı.

 

10

 

*  *  *  *  *

 

  SENE: 1951  

 

 Aşağıda gördüğünüz Kânun TBMM’de görüşülür iken 

 Türk Milletini temsil eden vekillerden bir dânesi dahi 

 Astsubay  kelimesini nerenden uydurdun, ey subay Rifat TAŞKIN, diye sormadı...

 

 Eski Tüfek; 

 "Astsubay"  kelimesini sahtekâr subay Rifat TAŞKIN’ın neresinden uydurduğunu biliyor da!

Şimdi aklından geçenleri şuraya bir dökse hani!..

Ortalık toz duman olur!..

 

Rifat TAŞKIN'ın sahtekârlık ile bu kânuna sokuşdurduğu “ Astsubay ” kelimesi bu kez de;

 

  •  Çavuş ,
  •  Üstçavuş ,
  •  Başçavuş ,
  •  Kıdemli başçavuş   rütbelerinin “ ortak isimi ” oldu.

 

 5802-1

  

ATATÜRK'ün subayları olduğunu söyleyen sahtekâr subaylarımız

ATATÜRK'ün türetdiği " üsçavuş " kelimesini de kânunsuz olarak "üstçavuş" yapdılar.

 

*  *  *  *  *

 

5802 sayılı  Astsubay ” Kânununu hazırlayan sahtekâr subaylarımız şöyle dedi;

Muhtelif kânunlarda geçen “ astsubay ” adı “ subay ” olarak değiştirilmiştir.

 

5802-2

  

Fakat bunu diyen kerizci subaylarımızın hepsi ağızlarını domaltarak koca bir yalan söyledi.

Zere

O güne kadar yapılan “muhtelif kânunların hiçbirisinde  “ astsubay ” adı yok idi.

 

*  *  *  *  *

 

   SENE: 2017, Şeb-i Yeldâ;  

 

 Türkiye Cumhuriyeti Devleti; 

 1923 senesinde 364 sayılı kânun ile teşkil edilmiş bir kânun devletidir. 

 Hükümran devlet olmanın temel hususiyeti kânun yapabilme kudretidir. 

 Kânun ile ihdâs edilen bir husus ancak başka bir kânun ile tebdil edilebilir. 

  • " Asubay " kelimesi de kânun ile ihdâs edildi   
  • Ve dahi
  • Ancak yeni bir kânun ile tebdil edilebilir idi.

Fakat

 Kânun devletinin sahtekâr subayları, devletin kânununu tanımadılar!..

 

  •  ATATÜRK’ün bizzat türetdiği 

Ve dahi

  •  Askerî mevzuâtımıza 1935 senesinde 2771 sayılı kânun ile dâhil edilen “ Asubay " tâbirini; 

Kâzım isimli sahtekâr bir zâbit 1938 senesinde kânunsuz olarak “ Assubay ” şeklinde tahrif etdi.

Rifat isimli sahtekâr bir subay da 1951 senesinde kânunsuz olarak “ Astsubay ” şeklinde tahrif etdi.

 

*  *  *  *  *

 

  SENE: 2017, Şeb-i Yeldâ;  

 

 emekliassubaylar.org’daki  Eski Tüfek  isimli köşemizi

  • Hergün ilk kez duyan,
  • İlk kez gören,

Ve dahi

  • Bu köşemizdeki makâlelerimizi ilk defâ bugün okuyan insanlarımız, meslekdaşlarımız hep olacak.

Makâlelerimizi ilk kez görenler haklı olarak

  •  Assubay ”  veya “ Astsubay ” olması lâzım,
  • Nereden çıkdı bu “ Asubay ” diyecekdir.

Birisine 40 kere deli der iseniz şâyet
O kişi bile bir süre sonra kendisinin deli olduğuna inanabilir.

40 kere demek şöyle dursun, sahtekâr subaylarımız, Türk Milletine;

  • 79 seneden beri “ Assubay ”,
  • 67 seneden beridir de “ Astsubay ” diyor, dedirtiyor.

ATATÜRK’ün bize vediâsı “ Asubay ” tâbirini kabul ettirebilmemiz için

 

 Asubay ” kelimesini bizim en az

60 sene söylememiz, anlatmamız gerekecek.

 

*  *  *  *  *

  SENE: 2017, Şeb-i Yeldâ;  

 

 Canlar, dostlar! 

 Gözlerinden öpdüğüm kıymetli küçüklerim 

 Ve dahi 

 Ellerinden öpdüğüm muhterem büyüklerim; 

 ATATÜRK’ün zâbiti olduğunu söyleyen iki şerefsizin 

 ATATÜRK’ün vediâsı olan  Asubay   unvânına tecâvüz edişinin 

 14 kareye sığdırdığımız 80 senelik hikâyesi 

 İşde, beyle iken beyle!.. 

 

Sahtekâr iki zâbitin 1938 ve 1951 senesinde yere düşürdüğü ATATÜRK’ün bu çok kıymetli vediâsına

Eski Tüfek mahlaslı Şükrü IRBIK

2015 senesinde bir hayat öpücüğü verdi.

 

Türkiye Cümhuriyeti Ordusu

Ve dahi

 Asubay ” dedikleri “ ortada sandık ” bu asker sınıfı var oldukca da

 Asubay  unvânı,  Asubaylar  ile birlikde var olacak, evvel Allah!

 Niçin Asubay? ” diye bugün soranlara imdi söyleyelim;

  Çünkü, hep  Asubay  idi.  

 

 Asubay  unvânını bugün kullanmak bir tercih meselesi değil

Fakat

ATATÜRK’ün vediâsına sâhip çıkmak ya da inkâr etmek meselesidir.

 Kimileri için ölmek, düşünmekden bile daha kolaydır! 

 Siz, kolaycı olmayın! 

 İnsana, düşünmek yakışır! 

     Suyu, pınarın gözesinden içmeli, değil mi?     

brove

Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.