Tarihe göre süzülmüş ögeler: Mayıs 2019
Cumartesi, 25 Mayıs 2019 22:31

ASSUBAYLAR ALDATILMAYA DEVAM EDİYOR

Hanginizden başlamalı bilemedim , hanginizden ?  

O kadar fazlasınız'ki , o kadar muktedirsiniz'ki , o kadar yaldızlı - yıldızlısınız'ki , hepinizin elinde sihirli değnek dokunduğunuz yerleri ihya ediyorsunuz maşallah ,
Bir dokunuyorsunuz Yargı mensupları ihya oluyor , bir dokunuyorsunuz Akademisyenler mutlu ,
Eee,  eldeki değnek sihirli olunca dokunmadan duramıyorsunuz artık , nasıl olsa dağıtılan cepten değil .
Dokunmak alışkanlık olunca devam ediyorsunuz, 
Bir dokunuyorsunuz  bu kez değneğin ucundaki şanslılar Emniyet mensupları ,
Sihirli değneğin gücü inanılmaz,
Nasibini alanlar kervanına Sağlık çalışanları giriyor sonra, oldukça iyi bir dokunuş'ta onlara. muktedir keyifli , sağlıkçı keyifli .
Malum sihirli değnek çok uzun, icabında  ülkenin taa bir ucuna kadar uzanıyor, dokunuveriyor oralara Köy korucuları anında mutlu oluyor ,
Sonra değneğin ucundaki  bir başka şanslılar çıkıyor ortaya, ballı maaşla sivil hava yollarına giden pilotlara geri dönmeleri için okkalı bir dokunuş yapılıyor , dokunan memnun dokunulan haydi haydi memnun ,
Muktedir almışken hızını, devam ediyor keyifle dokunmaya,
Torun bakan Babaanne - Anneanne değneğin ucunda , o'da kısmetini alıyor .  Öyle ya, kolaymı evde torun bakmak değilmi ?
Sonra evinde hastasına bakan çıkıyor ortaya, " benim başım kelmi, banada dokun" diyerek , elbet onada dokunuluyor hemde okkalı  kısmından ,
Sonra sırada sarayın değişmez kahramanları çıkıyor sahneye : Muhtarlar ,
Adamlara hizmette sınır yok,
Değnek bir dokunuyor  sigorta primleri ödeniyor ,  sonra bu yetme bize diyorlar  "bize'de silah verin ! " , bu istekte belliki emir kabul edilmiş anında  " Atış gücü yüksek tabanca " veriliyor görev bitimi bir daha geri almamak üzere ,
Muhtarlar  çok önemli elbet,
Kadayıf kaymaksız olmaz diyorlar   ver elini İspanya tatiline , Endülüs'ü görmek lazım elbet ,  neticede kültür alış verişi , sarayda kep giyen muhtarın tabiki her şey hakkı ,
Buda yetmez muhtarıma,  olmuşken haydi birde umre ziyareti olsun derler,  o'da kabul görür elinde sihirli değneği tutan muktedir tarafından ,
Sen, Beylik tabancası diye verilen çakaralmazların değiştirilmesini istersin,  yaldızlı - yıldızlı muktedir bunu bile ayrım yaparak yerine getirir yarım yamalak,
Şu tarihten önce emekli olanlar - şu tarihten sonra emekli olanlar diye ayırır, tüm personeli kapsamaz , Ağa'da maksat üzüm yemek olmayınca,
Belli'ki ;
Meğer 1984 den beri terörle mücadelede muhtarlar en öndeymiş'te haberimiz yokmuş ,  Diyarbakır'da pazar yerinde hamile eşinin yanında arkadan vurulmanın ne önemi var ? ,  Şah Fırat şehidi Asb.Halit Avcı'nın cebinden çıkan beş liranın ne önemi var , Muhtarlara istediği silahı verdik'ya daha ne istiyorsun ? ,
Ülke sadece bir kesime güzel,
Bir yanda  Meydanlarda , Kayseri komando tugayında sözünü yerine getirmeyen , verdiği senet karşılıksız  çıkan sivil muktedirler , 
Öte yanda Ordu evlerinde verdiği sözü yerine getiremeyen   yaldızlı - yıldızlı muktedirler , 
El birliği ile bu toplumu aldattınız ,  verdiğiniz sözlerinizi yerine getirmemek aldatmak değilde nedir ?
" Ezilenlerin , Fakir fukaranın ,Garip gurebanın, ötekileştirilenlerin , zencilerin iktidarıyız" deyip , öte yandan  şatafatlı  sofralarda  iftar açtınız , sanırmısınız'ki  kabul olur ?
Bu toplumun umudunu hayallerini en önemliside Aidiyet duygusunu yok ettiniz ,
İşsiz vatandaşın kendini yaktığı  , iki üniversite mezunu kadının iş için çığlık attığı ülkede  mülteci dediğiniz suriyeliler kaçtığı ülkelerine  topukları kıçlarına değercesine koşarak  bayram tatili için gidebiliyorlar'sa  belli'ki, sihirli değnekten aslan payını onlar almış ,  
Gülmeyi unutturdunuz bu topluma , 
Sivil muktedirler , Yaldızlı - yıldızlı muktedirler ,
Hikmetinden sual olunmayan muktedirler ,
Bu toplumu hep birlikte ,
Aldattınız . . .  
Yayınlandığı Kategori ADALET ARAYAN
19 Mayıs 2019:YÜZ YIL SONRA YENİDEN ÖZGÜRLÜĞE, BAĞIMSIZLIĞA YÜRÜME ZAMANI … 
 
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

Ve ipek bir halıya benzeyen toprak,

Bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

yok edin insanın insana kulluğunu,

Bu dâvet bizim...

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

Bu hasret bizim...

30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi imzalandığında, Osmanlı’nın  Kafkasya, Suriye-Filistin,Irak, Hicaz-Yemen, Çanakkale, İran, GaliçyaMakedonya cephelerinde savaşmış, neredeyse sıfırlanmış bir ekonomiye dayanan 400 bin yorgun ve bitkin gaziden oluşan, donanımsız ve donanmasız bir askeri gücü vardı. 

5 Kasım 1918’de Düvel-i Muazzama ya da  İtilaf Devletleri, ilk terhis kararnamesini mevcut hükümet ve Sultan Vahidettine imzalatarak orduyu önemli ölçüde küçültme yönünde ilk adımını atmış oldu. Silahlar ve mühimmat da İtilaf Devletleri yetkililerine teslim edilmeye başlandı.

Bu kayıtsız şartsız teslimiyete karşı çıkan bazı  komutanlar, emirlerindeki erlerin terhisine ve silahların düşmana teslimine yanaşmayınca hemen ertesi günü Akdeniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Calthorpe, İstanbul Hükümeti aracılığıyla  Sina-Filistin, Irak, Hicaz-Yemen cephelerindeki komutanlara  derhal maiyetindeki erleri terhis etmeleri ve kendilerinin de en yakın İngiliz Birliklerine teslim olmaları emrini gönderdi.

Teslim olmayı reddeden komutanlar için, 1 Ocak 1919’ da İstanbul Hükümeti 2nci terhis kararnamesini yürürlüğe koydu. Kararname uyarınca silahlarını teslim etmeyen komutanlara "İmzalanan Barış(!)anlaşmasına uymalarını, derhal erleri terhis ,silahları teslim etmelerini aksi takdirde en ağır şekilde cezalandırılacakları”  telgrafla bildirildi.

Düvel-i Muazzamanın dostluk, barış ve huzur getirdiğini ileri süren mütareke basını da ordunun küçültülmesine, terhis ve giderek asayiş gücüne indirgenerek lağvedilmesine alkış tuttu.

Önce ordular lağvedilerek kolordulara dönüştürüldü; daha sonra bir çok kolordu azaltılarak tümen ve tugaylara indirgendi. 

Direnen tutsak komutanların bir bölümü Nemrut  Mustafa Paşa Divan-ı Harbinde yargılanarak, Bekirağa Bölüğü namı ile anılan Harbiye Nezaretinin askeri hapishanesine kapatıldılar. Diğer bir bölümü ise, özellikle D. ve G.Doğu Anadoluda askerlerini ve silahlarını teslim etmeyerek Mustafa Kemal’in 19 Mayısta Samsuna ayak basması ile başlayan, coşku ve kıvançla anacak ve kutlayacağımız Kurtuluş Savaşı Destanı’nın halkla birlikte ilk nesnel(maddi) ve öznel(manevi) temellerini attılar. 

Lakin, tarihin garip cilvesi her zamanki gibi tecelli etti. 16 Mart 1920’de Meclis Muhafız Bölüğü komutanı, toplantı halindeki Meclis-i Mebusan salonuna girerek, bir İngiliz müfrezesinin kuvvacı mebusları teslim almaya geldiğini bildirdi. Böylece, “bana dokunmayan yılan…”mantığıyla davranan kuvvacı olmayan mebuslar da gerçekten kuvvacı olanlarla birlikte ilkönce tutuklandılar. Sonra bir grup aydın ve subayla birlikte Malta zindanlarına gönderildiler ve orada onlar da kuvvacı oldular…

19 Mayıs 1919 başlayan kutlu süreç, nasıl dünya aleme parmak ısırtan, tüm mazlum ülkelere örnek olan bir kurtuluş ve bağımsızlık savaşı sonrası “Mutlakiyete” son vermekle noktalanmışsa, yüz yıl sonra 19 Mayıs 2019’da aynı süreci maalesef yeniden yaşıyoruz…

Şimdi de yeniden kuvvacı olma zamanı…Tıpkı 19 mayıs 1919’da olduğu gibi 19 Mayıs 2019’da da, ülkenin, mutlakiyetle çözülemeyeceği artık açıkça görülen ağır ve ciddi sorunlarına etkin çözümler üretilebilmesi için herkesin yeniden kuvvacı olmasına gerçekten çok ihtiyaç var…

Neyse ki; gençler var, gençler…

Her yaştan gençler…

Sivas kongresindeki Tıbbiyeli Hikmet gibi Mustafa Kemal’e   "Paşam siz de burada bazılarının dile getirdiği gibi manda fikrini kabul ederseniz sizi de reddederiz” diyebilen gençler

Gazinin cumhuriyeti emanet ettiği yediden yetmişe gençler…

Korku İmparatorluğuna gülüp geçmekteler…

Yürekli, hak, hukuk, adalet özlem ve umuduyla dolu  gençler…

19 Mayısta yeniden aydınlık geleceğe, cumhuriyete, demokrasiye yürüyecekler…

 

HERŞEY'İN ÇOK GÜZEL OLMASI İÇİN YOLUMUZ ve BAHTIMIZ  AÇIK OLSUN…

19 Mayıs 2019:YÜZ YIL SONRA YENİDEN ÖZGÜRLÜĞE, BAĞIMSIZLIĞA YÜRÜME ZAMANI …

Dr.Noyan UMRUK

Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR

Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Filistin ve Katar’ın Türkiye’nin KKTC ve Doğu Akdeniz mücadelesinde sessiz kalmakla yetinmeyip, karşı cephemizdeki ülkelerle hareket ettiğini söyledi.

Fotoğraf açıklaması yok.

Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Filistin ve Katar’ın Türkiye’nin KKTC ve Doğu Akdeniz mücadelesinde sessiz kalmakla yetinmeyip, karşı cephemizdeki ülkelerle hareket ettiğini söyledi.

Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de attığı adımlara karşı Türkiye’nin her daim destek olduğu ülkelerden Filistin ve Katar’ın tutumlarına dikkat çekti. 

TÜRKİYE FİLİSTİN POLİTİKASINI GÖZDEN GEÇİRMELİ

Filistin ve Katar’ın Türkiye’nin KKTC ve Doğu Akdeniz mücadelesinde sessiz kalmakla yetinmeyip, karşı cephemizdeki ülkelerle hareket ettiğine vurgu yapan Kumbaroğlu, Filistin yönetiminin, Kıbrıs Rum kesimi ile yakın işbirliği geliştirirken KKTC’nin davetlerini geri çevirdiğini ve son olarak da Kıbrıs Rum Kesimi’nin Türkiye’yi ve KKTC’yi dışlayarak kurduğu Doğu Akdeniz Gaz Forumu’na katılan öncü ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Kumbaroğlu, “Düştükleri tüm sıkıntılı dönemlerde Filistin yönetiminin ve halkının yanında olduğunu tüm dünyaya ilan eden tek ülke Türkiye. Buna rağmen Filistin’in Türkiye ve KKTC karşıtı politika yürütmesi ne dostluğa ne kardeşliğe ne de müttefikliğe sığar. Filistin yönetiminin Türk Dünyası için kabul edilemez bu tutumu değişmezse Türkiye Filistin’e yönelik dış politikasını gözden geçirmelidir” dedi. 

KATAR DA SIRTIMIZDAN VURUYOR

Prof. Dr. Kumbaroğlu, Türkiye’nin yakın müttefiklerinden biri olan Katar’ın da ülkemiz ve KKTC aleyhinde adımlar attığının altını çizerek, “Katar Milli Petrol Şirketi, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile sözleşme imzaladı. Rum Kesimi’nin sözde 10’uncu parselinde doğalgaz arama faaliyetlerine katılıyor” dedi. 

Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR
Cumhurbaşkanı  Sn: Recep Tayyip Erdoğan ;

 Biz onların  (Suriyeli sığınmacılara yardım etmeyeceğini açıklayan Bolu Belediyesini kastediyor)  eline  bırakmadan  valiliklerimiz  yoluyla  aynen yedirmeye , içirmeye , giydirmeye  devam  edeceğiz. " (Basın).

* * * 
Sekiz  yıldır bu ülkenin 40 milyar dolarını  ( 230 katrilyor  tl. ) harcadığınız ,  birden fazla kanaldan yardım adı altında para verdiğiniz , yetmezmiş gibi  sadece Türkiye'de kalsınlar, Avrupa'ya gitmesinler diye kısacası Avrupa ülkeleri rahatsız olmasınlar diye  üç beş kuruş paraya Avrupa birliği için bekçilik yapan ve bu bekçiliğin bedeli olarak  gelen  cüzzi  yardım paralarınıda bunlara verdiğiniz  suriyeliler ,
 
Sayın Cumhurbaşkanı,
Aylar önce Kayseri komanda tugayında yaptığınız konuşma aklımızda iken , TSK'nın fedakar, cefakar, mazlum ,  bir emirle gözünü kırpmadan ölüme giden  bu topluma verdiğiniz sözünüzün üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen şüphesiz'ki  her zamanki gibi  sadece bu toplum için kaynak sorununu bahane ederek  ötelediğiniz belki'de 31 Mart öncesi  yerel seçim yatırımı olarak konuştuğunuz ve ne hikmetse sadece bu topluma her seviyede  (Siyasetçisi - Askeri ) her kademede söz verenlerin  bu güne kadar yerine getirmemek için  adeta ayak direttiğiniz  bu toplum şüpheniz olmasın'ki  hiç birinizi unutmayacak ,
 
Sizin sözünüzle; " Yedirmeye - içirmeye - giydirmeye devam edeceğiniz " suriyeliler yedi yirmi dört  tam gaz üremeye - çoğalmaya devam edip, bizlerin maddiyatsızlıktan  gidemediği sahillerimizde nargile keyfi yapmaya devam edecekler ,
 
 Öte yandan  bu güne kadar verilen şehitlerin ve  Irak sınırında son veriler şehitlerimizin baba ocaklarına bir bakın ,  ne demek istediğimiz belki daha iyi anlaşılır ,  2011  yılından beri  suriyelilerin ülkelerine gönderilmesi hakkında kaç defa ne konuşmuşsunuz bir bakın ,
 
2011 den bu güne 230 Katrilyon parayı  sorunsuzca üreme şampiyonlarına harcayıp ,  öte yandan bu topluma "bütçe meselesi" , "size verirsek başkalarıda ister"  sözünüze sadece siz inanırsınız ,
 
Bu ülkede öncelik kim ?
 
Gözünü kırpmadan ölüme gidenler'mi  ,  yoksa mülteciler'mi ?
 
Siz ; Suriyelileri  yedirmeye - içirmeye - giydirmeye devam edin ,  
Sonrada gelin bize Bütçe meselesini anlatın ,
 
Siz ;  " Size verirsek başkalarıda ister " sözünü anlatın ,
Biz  ;  "Kayseri komando tugayındaki konuşmanızı " anlatalım ,
 
Siz ; " Etiler ordu evinde bu sorunu halledeceğim " masalını anlatın,
Biz ;   " Altı çeşit tazminatı " anlatalım ,
 
Siz ; "Aileyiz " masalını anlatın ,
Biz ;  " Cüzzam'ı , ötekileştirmeyi  anlatalım" ,
 
Siz ;  " Oğulları Askerlik yapmayan  bakanları - vekilleri - bürokratları anlatın ,
Biz ;  " Kadın Assubayın , zengin olan asker'de olmaz, şehit te " sözünü anlatalım ,
 
Siz ;  " Bilerek isteyerek  girdiniz argümanını anlatın " ,
Biz ;  " nasıl bir şehzade olduğunuzu anlatalım " ,
 
Siz ;  " biriz - bütünüz " lafını anlatın ,
Biz ;  " masal anlatma konusundaki üstün dehanızı anlatalım " ,
 
Siz ; " sahillerde nargile içen suriyelileri anlatın " ,
Biz ; " Bir emirle nasıl ölüme gidilir " onu anlatalım,
 
Siz ;  "sınavsız üniversiteye giren suriyelileri anlatın ,
Biz ;  " boğazımızdan keserek çocuklarımızı dershaneye nasıl gönderdiğimizi anlatalım ,
 
Siz ; " Adayımıza verdiğiniz oy kıyamet günü beraat belgeniz olacak " diyen savunma bakanınızı anlatın ,
Biz ; " Askerliğin yan gelip yatma yeri olmadığını anlatalım" ,
 
Siz ; " Askerler benim için bir ekstra bir iyilik yapmıyor , ölmek için para alıyorlar diyen Muhsin Kızılkaya'yı anlatın " ,
Biz ; " Biz , size bizi anlatalım bizi , heykeli dikilecek bu cefakar fedakar bu toplumu anlatalım " ,
 
Siz ; "referandum yapmadan suriyelilere vatandaşlık vermeyi anlatın ",
Biz ; "Manisada yediği yemekten defalarca zehirlenen askerlerimizi anlatalım" ,
 
Siz ;  " Halkbank ATM'leri önünde maaş çekmek için kuyruk oluşturan suriyelileri anlatın ",
Biz ;  " İki gün içinde veriler altı şehidi  anlatalım ,
 
Siz ; "Vatan sevgisini suriyeli çocuğun gözlerinden öğreneceksiniz" sözünüzü anlatın ,
Biz ; " Ya istiklal ya ölüm diyen Mustafa Kemal'i , Çanakkalede yatan   onbeşlikleri anlatalım" ,
 
Siz ; " Avrupalılar rahat etsin diye suriyelileri neden ülkemizde tuttuğunuzu anlatın ",
Biz ;  " Önce can - sonra canan  atasözünün anlamını   anlatalım" ,
 
Siz ;  " hastanelerde bedava tedavi olan suriyelileri anlatın ,
Biz ;  " sağlıkta kaç çeşit katkı payı ödediğimizi anlatalım ,
 
Siz ;  " Ailece helikopterle nasıl pikniğe gittiğinizi anlatın ",
Biz ;  " Şah-fırat şehidi Asb.Halit Avcı'nın cebinden neden  beş lira çıktığını anlatalım ,
 
Siz ;  " 3-5 Mehmet şehit oldu diye meclisi açamayız " diyen bakanınızı anlatın ,
Biz ;  " askerlik yapmamak için çürük raporu alanları anlatalım" ,
 
Siz ;  " Aileleri kendilerinden sonra maaş alsınlar diye intihar ediyorlar " diyen savunma bakanını anlatın ,
Biz ; " TSK'da, hiyerarşi adı altındaki keyfiyeti anlatalım " , 
 
Siz ;  " Bizim seçimle işimiz olmaz " diyen , sözünde duramayan savunma bakanını anlatın ,
Biz ;  " Kamyon kasasında baba ocağına gönderilen şehit tabutlarını anlatalım " ,
 
Siz ;  " Assubay intiharlarını araştırma önergesini neden red ettiğinizi anlatın ,
Biz ;  " Bu insanlar neden canına kıyıyor onu anlatalım ,
 
Siz ; " Sarayda ağırladığınız ramazan davulcularını anlatın ",
Biz , " Cumhur "  şemsiyesi altında neden sadece bu toplum yok ?  onu anlatalım " ,
 
Siz ; " Günde iki saat mesai yapan imamlara 3600 ü  nasıl vereceğinizi anlatın " ,
Biz ; " Dağlarda günlerce ayağımızdan çıkmayan postallarımızın hikayesini  anlatalım " ,
 
Siz ;  " suriyelilere harcanan parayı anlatın ,
Biz ;  " şehidin derme çatma  barakadan bozma baba ocağının  içler acısı halini anlatalım ,
 
Siz ; "  Askerlik yan gelip yatma yeri değildir" sözünüzü  anlatın ,
Biz ;  "  Sahillerde mangal yapan suriyelileri anlatalım " ,
 
Siz ; " Saraya kabul ettiğiniz yetmiş iki buçuk milleti anlatın,
Biz ;  " Saraya  bu toplumun neden kabul edilmediğimizi anlatalım ,
 
Siz ;  " size verirsek başkalarıda ister " meselesini anlatın ,
Biz ;  " suriyelilere harcadığınız 40 milyar doları anlatalım" ,
 
Siz ;  " Kevgire dönen sınırlarımızdan sorunsuzca giren  Suriyelileri - Afganlıları - Somalileri -Iraklıları anlatın ,
Biz ;   " Bunların ileride ülkenin başına nasıl bir bela olacaklarını anlatalım ,
 
Siz  ; " 17 yılın sonunda tanzim satış kuyrukların nasıl  varlık kuyruğu olduğunu anlatın ",
Biz ; " O kuyruklarda neden tek bir varlıklı kişi olmadığını anlatalım" ,
 
Siz ; " suriyelileri yedirmeye -  içirmeye  - giydirmeye devam etmeyi  " anlatın ,
Biz ;  "Ömer Halisdemir'i  anlatalım ,
 
Siz ;  " şehidin tabutuna yaslanarak cenneti anlatın " ,
Biz ;  " Açlık - yoksulluk sınırını" anlatalım , 
 
Siz ; " Halka sormadan nimeti suriyelilerle paylaşmanızı anlatın " ,
Biz ; " Bu ülke için külfeti nasıl çektiğimizi anlatalım " ,
 
İşte  tamda bu yüzden altı çeşit tazminatı cebe indirip , sonrada bize  aileyiz masalı anlatanlara helallik yok ,
 
İşte  tamda bu yüzden  harcadığınız  kırk milyar dolardan bir vatandaş ,  bir birey olarak benim payıma düşen tek bir kuruşu helal etmiyorum , tek bir kuruşu 
Bilesiniz . . .
 
Ve , siz  bu şartlarda  hala ;
Suriyelileri yedirmeye -  içirmeye  - giydirmeye devam edin . . .
 
Sekiz yıldır ülkemizin her karış toprağında yaşayan , mantar gibi çoğalan suriyeliler  ve  kevgire dönen sınırlarımızdan her gün ülkemize dağılan afganlıların , ıraklıların , somalililerin   varlığına bir son verilmemesi ,  İşte   Ülke için gerçek  "Beka" meselesi tamda budur . . .
 
Sayın Cumhurbaşkanı ;
Suriyeliler  din kardeşiniz ise , bu ülke için can verenler neyiniz oluyor . ?
 
Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar, yazı ve açık hava
 
 
Yayınlandığı Kategori ADALET ARAYAN