Tarihe göre süzülmüş ögeler: Mart 2019

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği, Genel Başkanı Sn. Hamza Dürgen ve Genel Başkan Yardımcısı Sn. Mustafa KOCAEREN, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü faaliyetleri kapsamında Çanakkale’de düzenlenen törene katılmıştır.

Gün boyu süren törenlerde TEMAD Başkanı Sn. Hamza DÜRGEN, Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN ve  Milli Savunma Bakanı Sn. Hulusi AKAR ile görüşmeler gerçekleştirmiştir.

Yapılan görüşmelerde Tazminat ve Başlangıç Derecesi konusu gündeme gelmiştir.  Sn. Bakan; ‘Tazminat konusunu bizzat takip ettiğini ve seçimden sonra Maliye Bakanlığı ile konu hakkında görüşeceğini” belirtmiştir.

Ayrıca Sn. Hulusi AKAR tarafından, “emekli astsubayların sözleşmeli personel statüsünde TSK’da görev alabilmeleri yönünde yasa teklifi hazırlandığı” ifade edilmiştir.

Yayınlandığı Kategori HABERLER
Çarşamba, 20 Mart 2019 11:55

27 YAŞINDA KANSERDEN ÖLEN KIZIN MEKTUBU

"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi " Kanuni Sultan Süleyman

İnsanlar hastalıklarını hissederler ama sağlıklarını hissedemezler; 27 yaşında kanser illeti ile hayatını kaybeden Galler'li genç kızın internette de yayınlanan hazin hikayesinin hepimizin hayatında etkileri olabileceğini düşünerek yaşamınızın sağlık ve mutluluk içinde geçmesi dileklerimle sizlerle paylaşıyorum. 

Galler'de yaşayan Holly Butler, henüz 27 yaşındayken ewing sarkomu adı verilen nadir bir kemik kanserine yakalandı. Mücadelesi kısa sürdü...

 3 Ocak 2018’de Facebook'tan 'hayat dersleri' başlığıyla bir yazı paylaşan Holly, ertesi gün hayata veda etti. Artık aramızda değil... 
Ancak arkasında bıraktığı bu 'hayat dersleri', sadece ailesi ve arkadaşlarına değil; hepimize ilham verecek türden...
 
Çoğumuz geleceğe dair planlar yapar, yeni kararlar verir, hayatın bize getireceklerini merakla beklemeye başlarız.

Holly için ise durum çok farklıydı. O, kendisi için bir gelecek olmadığının ve bunun yaşadığı son yılbaşı olduğunun farkındaydı. 

Ancak durumunun çaresizliğine üzülmek yerine, güçlü bir mesaj yayınlamaya karar verdi. 3 Ocak'ta Facebook'a 'hayat dersleri' başlığıyla bir yazı yazdı. Ertesi gün hayatını kaybetti...
 
Aslında bu son mesajı arkadaşları ve ailesi için yazmıştı Holly. Ancak yaşadığımız her anın ne kadar değerli olduğunu anlamamız için, belki de hepimize verilen bir mesajdı bu...
 
Holly'nin metni, hayatının aşkıyla bir yuva kurup yaşlanmayı hayal ettiğini söylemesiyle başlıyor. "Bunu o kadar çok istiyorum ki"sözleriyle devam ediyor ve daha ilk cümlede yüreğimizi yakıyor. Sonrasında şunları söylüyor:
 
"Hayatta anlamsız stresler içinde kayboluyoruz, başkalarına da kötü davranıyoruz. Umarım ben, hayatınızdan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için bir hatırlatıcı olurum. Unutmayın ki, sadece nefes aldığınız için bile çok şanslısınız...
 

Hayat böyle bir şey: Kırılgan, değerli ve sürprizlerle dolu. Her yeni gün, bize verilen bir hediye!
 

27 yaşındayım, gitmek istemiyorum, hayatımı seviyorum, mutluyum... Bunu sevdiklerime borçluyum. Ancak bazı şeyler artık elimde değil.
 

Bugün sizler trafiğe yakalandığınız, iyi uyuyamadığınız, gece bebeklerinizin ağlamasından rahatsız olduğunuz için ya da kuaförünüz saçlarınızı çok kısa kesti diye üzülüp duruyorsunuz.
 

Hepsini boşverin! Gitme sırası size geldiğinde yemin ediyorum ki bu küçük şeyleri hiç düşünmeyeceksiniz... Hayatın bütününe baktığınızda bu tip şeyler çok önemsiz kalıyor. Benim vücudum gözlerimin önünde çürüyor ve elimden hiçbir şey gelmiyor. Artık hayattan istediğim tek şey, ailemle birlikte tek bir doğum günü ya da yılbaşı daha geçirebilmek. Eşimle sadece bir gün daha vakit geçirebilmek..."
 

Holly yazısına, "Kendinizi mutlu etmek için ne yapıyorsanız, iki katını başkalarını mutlu etmek için yapın. Bunun daha fazla mutluluk getirdiği doğru" sözleriyle devam ediyor.
 
"Arkadaşınıza hediye olarak elbise, güzellik ürünü veya mücevher yerine başka bir şey satın alın. Unutmayın ki aynı şeyi iki kere giyip giymediğinizi kimse umursamıyor. Onlara kendilerini iyi hissedecekleri bir şey verin. Örneğin yemeğe çıkarın, daha da iyisi, kendi ellerinizle yemek pişirin. Kahve yapın, çiçek alın, hediyenizi sunarken onları ne kadar sevdiğinizi söylemeyi de ihmal etmeyin.
 

Çevrenizdeki insanların zamanına değer verin. Söz verdiğiniz saatte orada olamama huyunuzdan vazgeçin; kimseyi bekletmeyin. Söz verdiğiniz zamanda, söz verdiğiniz yerde olun. İnsanlar sizinle vakit geçirdiği için minnettar olun.
 

Gün ışığında yolculuk yapmaya çalışın. Ayağınızı denize sokun, parmaklarınızı kuma batırın, yüzünüzü tuzlu suyla ıslatın.
 

YAŞAMAK İÇİN ÇALIŞIN, ÇALIŞMAK İÇİN YAŞAMAYIN.
 

Sizi hayatta perişan eden bir şey varsa unutmayın ki, her şeyi değiştirebilecek güce sahipsiniz! Değişime cesaret edin! Bu dünyada daha ne kadar zamanınız olduğunu bilemezsiniz. Bu zamanı boşa harcamayın. Biliyorum, bu çok sık söylenen bir cümle. Ancak o kadar doğru ki..."
 

Holly yazısının sonunda insanları kan bağışı yapmaya çağırıyor. Bunun hem kendinizi iyi hissettireceğini, hem de 3 kişinin hayatını kurtaracağını söylüyor. Sadece kan bağışı sayesinde 1 yıl daha fazla yaşadığını ve bu 1 yılın hayatının en güzel yılı olduğunu söylüyor.
 
Holly'nin mesajı kısa sürede on binlerce defa paylaşıldı ve binlerce yorum aldı. Güçlü mesajların, dünyanın her yerindeki binlerce insanı nasıl etkilediğini bir kez daha gördük.
 
Belki günün stresini bir kenara bırakıp, sahip olduğumuz her an için sizin de minnettar olmanıza vesile olur...

 

Yayınlandığı Kategori ATILGAN

 

Orta Asya’dan kalkıp Orta Doğu’yu Afrika Kıt’asının büyük bir bölümünü alıp Viyana önlerine kadar gitmenin ardındaki yüksek medeni düzey ve daha sonra geriye dönüş…

Tarihi zaferlerle, kahramanlıklarla dolu bir millet, Türk Milleti.

Geliştirdiği silahlarıyla, lojistiğiyle karşısındakine üstünlük sağlayabilen yetenekli bir ordu, Türk ordusu.

Bizans İmparatorluğu’nu ortadan kaldıran komutan ve askerlere sahip bir ordu.

Ordu-Millet, Asker Millet, Her Türk Asker Doğar!

Türk ordusu yeni yerler alırken karşısındaki milletler boş mu durdu, ne yaptılar?

İstanbul’un fethinden sonra Avrupa’ya kaçan Bizanslı bilim insanları Bizans’ın yıkılış nedenlerinden elde ettikleri tecrübeleri de beraberlerinde götürmüşlerdi.

İstanbul’un fethinden sonra Orta Doğu kaynaklı felsefi alanda başlayan gerilemenin etkileri…

Bizans’tan Avrupa’ya kaçan bilim insanlarının etkisiyle 150-200 yıl sonra Avrupa’da başlayan Rönesans hareketleri.

İstanbul’un fethinden sonra aklı yasaklayan felsefi gerilemenin Osmanlı İmparatorluğu’nda başlattığı gerileme dönemi hemen hemen Rönesans’a denk…

Viyana’yı fethetmek için ilerleyen ordudan, Karlofça’yı imza eden, Kırım’ı, Yunanistan’ı, Mısır’ı, Balkanları’ı kaybeden orduya…

Ta ki Çanakkale’ye kadar.

Alman parasıyla, Almanların yanında acelece girilen bir savaş, ilk dünya savaşı.

Sanayide gelişmiş, harp silahları - gemileri, topları, uçaklarıyla milletlerin elindeki yer altı ve yer üstü kaynakları, toprakları almak isteyen bir Batı ve Rusya.

İngiltere ve Fransa sömürgelerinden topladığı askerleri ile Çanakkale Boğazında…

Türk ordusu Alman general Liman von Sandres komutasında

Çanakkale Deniz ve Kara Savaşları

18 Mart 1915’de Deniz Savaşı kazanılır fakat ardından düşman karadan çıkartma yapar.

Kara savaşı son durumu belirleyecektir.

Çanakkale’yi farklı kılan ise 1881 yılında Selanik’te dünyaya gelen kaybedilmiş toprakların çocuğu Mustafa Kemal.

Vatan-Millet işleriyle ilgilendiği, görüş bildirdiği için kurmay subay olarak mezun olduktan sonra Bekir Ağa koğuşunda hapiste tutulan, Suriye’ye sürgüne gönderilen, Trablusgarp’ta kahramanlık gösteren, İttihat ve Terakki Cemiyetinde “askerlik ve siyasetin ayrı olması gerektiğini” söylemiş, son olarak Sofya’ya ateşe olarak atanmış, Osmanlı İmparatorluğunun savaşa girmede aceleci davranmaması gerektiğini, Almanların yenileceğini saraya rapor etmiş olan Mustafa Kemal, Çanakkale Cephesinde görevlendirildiğinde henüz 34 yaşında bir yarbay.

Düşman saldırısı için Gelibolu yarımadasında mevzilenmiş Yahya Çuvuşlar, Seyit Onbaşılar…

Savaş’ın kaderini değiştiren an, Conk Bayırı’nda.

Yıllardır savaş kaybetmekte olan Türk askeri mermileri tükendiği için Anzak askerlerinden kaçmaktayken Mustafa Kemal bunları görür.

Buradan sonrasını Bayram AKÇA’nın “Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi(İLKE) Atatürk’ün Doğumunun 125. Yılı ve Cumhuriyetimizin 83. Yılı Özel Sayısı”nda yayımlanan “MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLİK HAYATINDA ÇANAKKALE SAVAŞLARI’NIN YERI” araştırmasından okuyalım:

19.Tümen Komutanlığı’na da 20 Ocak 1915 tarihinde Yarbay Mustafa Kemal atandı ( Türk İstiklal Harbine Katılan…,1989: 2).

İtilaf Devletleri Çanakkale’yi önce denizden donanma ile geçmeye karar veridi.. Bu amaçla 18 Mart 1915 tarihinde İtilaf Devletleri donanması Çanakkale Boğazı’nı geçmek için büyük bir taarruz başlattı. Ancak bu taarruz Türk Tarihine “18 Mart Zaferi “olarak geçerken İtilaf devletleri için büyük bir bozgun olarak sonuçlandı (A.Thomazi, 1997: 35-40).

18 Mart 1915’de İtilaf Devletleri’nin Çanakkale Boğazı’nı geçme girişimi Enver Paşa’nın boğazı doğrudan savunacak yeni bir ordu kurma kararı vermesine neden oldu Bu amaçla Enver Paşa Çanakkale’de 5.Ordu’yu kurarak başına da Liman Von sanders’i atadı. Mustafa Kemal’in başında olduğu 19.Tümen de 5.Ordu’ya bağlı olarak Eceabat-Bigali yakınlarında 3.Kolordu ihtiyatında tutulmak üzere görevlendirildi (Erickson, 2003: 111).

5.Ordu Komutanı Liman Paşa İtilaf Devletleri’nin Gelibolu Yarımadası’na çıkarma yapabileceği üç yer tespit etti. Bunlar; Kuzeyde Saros Körfezi, yarımadanın güney ucu Seddülbahir ve Anadolu yakasında Kumkale idi( Erickson, 2003: 113).

İtilaf Devletleri’nin savaş planı ise şöyleydi; Önce Kuzeyde Saros Körfezi ile Anadolu yakasında Kumkale’ye birer şaşırtma çıkarması yapılacaktı.

Ancak esas çıkarma Kabatepe’nin kuzeyine yani Arıburnu Bölgesine yapılacaktı ve buraya Anzak birlikleri çıkacaktı. Bu çıkarmanın amacı; Seddülbahir ile Kabatepe arasındaki Türk birliklerini saf dışı bırakmak ve yarımadanın en dar yeri olan Conkbayır-Kocaçimen hattından Kilitbahir’e ulaşarak boğazı filoya açmaktı (Karal, 1999 : 460-461).

25 Nisan 1915 tarihinde İtilaf Devletleri Gelibolu Yarımadası’nın altı yerine birden çıkarma yaptılar.5.Ordu Komutanı Liman Paşa ilk anda esas çıkarma yerini tespit edemedi. Yukarıda verilen plan dâhilinde İtilaf Devletleri’nin esas çıkarma yeri Kabatepe’nin kuzeyi yani Anzakların çıktığı yer olan Arıburnu Bölgesi oldu. Bu çıkarma Çanakkale Savaşları’nda sahne ışıklarının Mustafa Kemal’in üzerine çevrildiği bir an oldu (Hickey, 1995 :109-120).

Bigali Bölgesi’nde yedek kuvvet olarak bekletilen Yarbay Mustafa Kemal’in komutasındaki 19.Tümen ordu komutanının emri olmadıkça asla kullanılmayacaktı. Ancak bölgenin önemini sezen Yarbay Mustafa Kemal hiç vakit kaybetmeden 57.Alay ile 1.Süvari bölüğü ve 1.Dağ Bataryası’ndan oluşan müfrezesinin önüne geçerek Conkbayırı’na hareket etti. Sarıbayır’a ulaştığı zaman kıyıdan iç bölgeye doğru çekilen erlerle karşılaştı. Mustafa Kemal bizzat bu askerlerin önüne geçerek; “Niçin kaçıyorsunuz?” dedi. “Efendim düşman” dediler. Nerede?” dedi. İşte! diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler. Filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı tepeye doğru rahatça ilerlemekteydi.

O zaman bu kaçan askerlere bağırarak; “Düşmandan kaçılmaz” dedi.

“Cephanemiz kalmadı” dediler. “Cephaneniz yoksa süngünüz var” dedi.

Ve bağırarak bunlara süngü taktırdı ve yere yatırdı. Aynı zamanda gerideki birliklerin oraya gelmeleri için de yanındaki zabitlere emir verdi. Sonra da hızla ileri gelmesini emrettiği 57.Alay ile düşmanın kuzey kanadından kuşatıcı bir şekilde taarruza geçti. Bu taarruz sırasında Mustafa Kemal askerlere şu emri verdi; “Size ben taarruzu emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde, yerimize başka kuvvetler ve komutanlar kaim olabilir. 57.Alayın başlattığı bu taarruz karşısında şaşkına dönen 15.000 kişilik düşman kumsala döküldü. Bu sırada düşman donanmasından yapılan şiddetli bombardıman nedeniyle Türk birlikleri de önemli kayıplar verdi (Arıburnu Muharebeleri…,1990 :22 ;Karatay, 1987 :57).

Diğer taraftan Yarbay Mustafa Kemal 27.Alayı’nda Kemalyeri üzerinden taarruz etmesini istedi.27.Alayın bu taarruzu karşısında Anzak birlikleri geri çekilmek zorunda kaldı. Hatta Anzak Komutan general Birdwood bu durum karşısında General Hamilton’a birliklerinin hemen çekilerek gemilere alınmasını istediyse de Hamilton bu isteği ret etti(Karatay, 1987 :194).

Yukarıdaki başarısından dolayı 1 Haziran 1915 tarihinde Mustafa Kemal Yarbaylık rütbesinden Albaylık rütbesine terfi etti (Türk İstiklal Harbine Katılan…,1989 :2).

Sonuçta Liman Paşa’nın stratejik önemini daha önceden kavrayamadığı Conkbayır ve Sarıbayır Bölgeleri düşman eline geçmekten kurtuldu. Eğer burası İngiliz-Anzak birliklerinin eline geçseydi Türk savunma sistemi çökecek ve daha savaşın başında savaşın sonu belli olacaktı.6 Mayısta ise Türk birlikleri düşmanı bölgeden tamamen atmak için yeni bir taarruz yaptıysa da bunda başarılı olamadı be bu tarihten sonra bölgede Ağustos ayına kadar sürecek olan mevzi savaşları başladı. ( Karal, 1999 :463-464). (*)

***

Çanakkale’de başarılı olmak İngilizleri, Fransızları ve hatta Almanların arzularını kesmemişti. İttifak bile olsa her birinin gözü Osmanlı topraklarında, yer altı ve yer üstü kaynaklarda. Dünya Savaşı’nın bittiği 1918 yılına değin olanca şiddetiyle süren savaş, Osmanlı İmparatorluğu’na dayatılan Sevr, Mondros…

Ve Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal ile birlikte Türk milletinin başlattığı, Lozan ile sonuçlanan bağımsızlık mücadelesi…

Sonrası,

Sonrası Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün hiçbir iş yapmadığını söyleyenler mi dersiniz, keşke Yunan galip gelseydi diyenler mi dersiniz, eğitimi bilimsel temellerden dini temellere geçirmek isteyenler mi dersiniz, BOP yoluyla halifelik peşinde koşan Amerikancılar mı dersiniz, kaçan askerlere savaşmayı-ölmeyi emreden Mustafa Kemal’i anmayan Diyanet mi dersiniz, sözlerini alaya alarak çarpık düşüncelerine uyduranlar mı dersiniz,

Bir milletin geleceği için sonrası başından ve ortasından daha önemli…

***

Bayram AKÇA’nın araştırmasında geçen kaynaklar:

-Arıburnu Muharebeleri Raporu, Mustafa Kemal, Haz. Uluğ İğdemir, Ankara, 1990.

-Erickson, Edward J, Size Ölmeyi Emrediyorum, Birinci Dünya Savaşı’nda

-Türk İstiklal Harbine Katılan Tümen ve Daha Üst Kademelerdeki Komutanların Biyografileri, Ankara, 1989. (*) http://dergipark.gov.tr/download/article-file/21736

Yayınlandığı Kategori YANKI

Zamanın kıymetini bilmek ve doğru kullanmak akıl işidir.

Yaşam, iş, işlem, emek, sonuç elde etmek.

Her işin anahtarı, zamana zaman ayırmak...

Zaman, içinde bulunulan Çağ.

İşleyen zamanı işlemeyenler ile boş boş duranlar hiç bir olur mu!

Zamanı işleme hali bir akıl işinden başka ne olabilir?

Aklını keşfetmek bile başlı başına bir medeni düzey.

O halde akıl bir medeniyet işidir.

Günümüzde aklını teslim etmişler düşünüldüğünde en basitinden aklını keşfetmek bile büyük bir adım kişi için.

Kişi;

Toprağı işleyerek toprağın dilini,

Toprağa tohum ekerek tohumun dilini,

Kişilerle istişarede bulunarak kişilerin dilini,

Madenleri işleyerek madenlerin dilini,

Havayı işleyerek havanın dilini,

Bitkileri, ağaçları, kuşları, denizi, suyu, velhasıl gözle görülen, elle tutulan ne varsa işlemeli ki medeniyet meydana gelsin ve kuşaktan kuşağa yükselerek ilerlesin.

Havasını soluyup, suyunu içtiğimiz, toprağından elde ettiğimiz ürünleriyle yaşadığımız dünya üzerinde akıl düşmanı kişilerin elinde akılsızca, aklından utanarak, beden gücünü kullanarak kız çocuklarını hor görüp üzerlerinde baskı oluşturarak yaşam süren ve bu halleriyle canlılardan aşağılık hale gelenler… Bunlara “gelenler”den başka yazacak bir kelime yerine ”kişi, insan” demek güç.

Aklını teslim etmiş,

Akılsızlıklara,

Akılsızca,

Yaşamı yorumlama yeteneğinden yoksun fakat yaşamın sundukları nimetleri “fırsat” bilerek istifade edenlerin yaşadığı coğrafyalar ile aklını kullanma yeteneğine sahip olanlar hiç bir mi?

Zamanı doğru kullanmak,

Zamanın ötesine ulaşmayı öğretir.

Zamanı akılsızca sarf etmek ise zamanın gerisine götürür.

Eğer zamanı kullanmama hali toplumsal olmaya başlamışsa toplumu Çağ’ın gerisine atar.

Zaman, akıl, medeniyet…

Yayınlandığı Kategori YANKI
Cuma, 15 Mart 2019 10:31

GAZOZ TAZMİNATI (!)

Vermeyi düşündükleri (!) tazminatın adını dahi son üç yılda koyamayanların samimiyetine ne kadar inanılır? En gencimiz ikinci baharında , masal dinleme yaşını çoktan geçtik  efendiler . . .

Assubay da kim ?

Öyle ya ,  daha  sırada  Tesud  başkanının dediği gibi   " ağız tadı ile gazoz içemeyen binbaşılar var "  , bi durun hele sabırsız olmayın . 

* * * 

Kaç yıldır uyutuluyoruz ? 

Hepsinin tek ortak noktası aynı dili çok güzel kullanmaları , çok güzel masallar anlatmaları , haklarını inkar etmeyelim çok da inandırıcı oluyorlar , öyle olmasa "Aileyiz " masalı yarım asırdır  "En çok dinlenenler" kategorisinde  bir numara olur muydu ? 

Yeri geldi Ana üslerin uçuş hat binalarında dinledik bu masalları  kuvvet komutanının emir ve talimatları ile gelen heyetten  yıl 1977 ... 

Yeri geldi  Asb. tabldot'unda dinledik bu emsalsiz "Aile"  masalını en yetkili ağızdan , ballandıra ballandıra hem de bol  " hakaretli " cinsinden  Tahsin Şahinkaya'nın ta kendisinden  Yıl 1978... 

Yeri geldi Karargahların orta yerinde dinledik bol inandırıcılı cinsinden masalın kralını , çok yıldızlı bir generalden Yıl 2001... 

Yeri geldi  29 Ekim 2015'de  Etiler ordu evinde dinledik bu masalı en yetkili ağızdan , bir numaradan  "Bu sorunu halledeceğim " diyerek... 

Eee , Masal güzel olunca , bir de anlatan en etkili en yetkili olunca aynı mekanda ikinci  masal seansı  düzenledim. Bu kez daha inandırıcı olması  adına olsa gerek cümbür cemaat geldiler masal anlatmaya , 2019'un 22 Ocağında dumanı üstünde... 

Hem 2015'de hem de 2019'da konuşulanlara , verilip de  tutulmayan sözlere  sadece bu toplum değil  Etiler Ordu Evinin duvarları şahittir eyy Assubay toplumu... 

Üç yıl önce  "Bu sorunu çözeceğim " diyen en yetkili ,  Üç yıl sonra geldiğimiz noktada "Tazminatın adına " karar veremediklerinden bahsedebiliyorsa , ne kadar "Aile ?" olduğumuzun da itirafı gibidir  bu sözler ,  bu sorunu ne kadar " ciddiye "  aldıklarının da  itirafıdır. 

 Önce de yazmıştım ,

Amaç ,  Assubayları suya sabuna  dokundurtmadan  dernekleri "Tesud"un genel başkanının da söylediği gibi araya  "Ağız tadı ile gazoz içemeyen binbaşıları sıkıştırmak" diye ,

Mesele,  asla 1970'den beri uyutulan Assubay toplumu değil , mesele  asla ve kat'a  bütçe meselesi  hiç değil , mesele  sap'la samanı birbirine karıştırarak   " Kendileri ile sidik yarıştırdıklarımızı "  düşünen beyinlerin  "At gözlüklerinden "  kurtulamama meselesidir , mesele kendilerinden başkasını YOK sayma meselesidir ... 

Mesele ,  Vazgeçemedikleri beyinlerindeki  Ağa - Maraba  zihniyetidir. 

Mesele ,  Korktukları gibi  " Hiyerarşi "  meselesi hiç değildir. 

Hanginizi yazalım , kaç kere daha yazalım ? 

Yıllar önce "Mesaj alındı " diyen ama o mesajı bu güne kadar  bir türlü alamayan , öte yandan 31 Mart yerel seçimleri  için vatandaşa  hitaben " adayımıza verdiğiniz oy, kıyamet günü beraat belgeniz olacak " diyerek  oy karşılığı cennet vadeden bu yüzden insanı dinden - imandan soğutan  eski bakan İsmet Yılmaz mı diyelim  

Bu işin takipçisi olacağım, maliye ile aramızda az bi tıkanıklık kaldı " diyen eski bakan Fikri Işık mı diyelim? 

"Assubaylar için bu defa iş tamam" diler bakan Nabi Avcı mı diyelim? 

"Bizim sözümüz senettir,Assubaylarımızın sorunlarını hallediyoruz" diyen verdiği senet karşılıksız çıkan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Ahmet Davutoğlu mu diyelim? 

VE ;

" Başkomutan benim " diyen Cumhurbaşkanının milyonlara hitap eden televizyon ve   8 Haziran Kayseri Komando tugayında assubayların gözlerinin içine bakarak verdiği sözlerin üzerinden geçen sekiz aydan mı bahsedelim , Hangisinden  ?

 Sayın Bakan,

"Onlara verirsek başkaları da ister " diyenlere verilecek iki çift cevabınız  yoksa , diliniz  dönerse  tek kelime edin , onlara sadece "Halisdemir " deyin  yeter ,  diyebilir misiniz ?

2002'den bu güne iktidar kimlere ne güzellikleri  sorunsuz yapmış  geriye bi bakın hele... 

* * *  

Verilecek tazminatın adının dahi  son üç yılda konulamaması, ciddiyetin boyutunu da göstermektedir . . .

Sizin derdiniz ; Assubaylar değil,  sizin derdiniz  Assubayları yeni bir masalla uyutup , ağız tadı ile gazoz içemeyen binbaşılara gazoz parasını kotarmaktır. 

 

Size bir öneri ;

Üç yıldır adını koyamadığınız  tazminatın adı ,  "GAZOZ TAZMİNATI " olsun , hiç olmazsa ağız tadı ile gazoz içemeyenlerin de sorununu çözmüş olursunuz , kaynak kalırsa araya  yüzbaşılar'ı -  üsteğmenler'i - teğmenler'i  sıkıştırırsınız ,

Zaten bu toplumun acelesi yok ,  1951'den beri  bekliyor , bir 68 yıl daha bekler ,    hele önce bunların da Gazoz paralarını halledin , sonrası Allah kerim ,  biz gazoz içmesek de  olur...

Ne demişti  "Netekim evren "

" Bir Başçavuş benim teğmenimden fazla maaş alamaz "  ,  seksenden beri onun  çizgisinden  sapmadığınıza göre ,

Uçanın Şehzade - uçuranın Maraba olarak ayrıştırıldığı TSK'da ,  

Geri dönmeleri için uçana tek kalemde  üç bin - dört bin tl  zam yapıp , uçurana gazoz kapağı  denildiği  TSK'da ,

Ölen'in zenci - ölüm emri verenin Beyaz olarak kabul gördüğü TSK'da  ,   

İtibar  hazretlerinin  rütbeye göre ayrıştırıldığı  TSK'da ,

Birinin dört yumurta  için altı ay kodese gittiği - diğerinin  Skorsky  ile maile pikniğe gittiği TSK'da  , 

Son üç yılda 53 Assubayın intihar ettiği  ,  zati-alinizin kılını kıpırdatmadığı TSK'da ,

Kendinize altı çeşit tazminatta hiç İSİM  (!)  sorunu yaşamayıp , sıra Assubaya gelince  1951'den beri  dili LAL olan  TSK'da ,

Bir merminin fiyatına gösterilen hassasiyetin , O mermiyi atanlara gösterilmediği TSK'da ,

550 Çeşit yemeğin gırtlaklarından geçtiği sözüm ona benim temsilcilerimin olduğu söyleyenlerin var olduğu ülkemde ,

Mıçtığınız helayı dahi ayırdığınız  TSK'da  "Aileyiz"  sözü sadece Etiler ordu evinin duvarlarında yankılanır , O kadar.

 

Samimiyet testinde hepiniz dibe vurdunuz ,  istisnasız HEPİNİZ . . .

EFENDİLER ;

TSK'da  AİDİYET DUYGUSUNU  YOK ETTİNİZ , 

1951'DEN BERİ  BÖYLE DÜŞÜNMEMİZİN SORUMLUSUNU UZAKLARDA ARAMAYIN , AYNAYA BAKIN  GÖRÜRSÜNÜZ . . .

 

 

Yayınlandığı Kategori ADALET ARAYAN
Perşembe, 14 Mart 2019 15:15

TAZMİNATLAR KONUSUNDA BİLGİLENDİRME

İLAVE TAZMİNAT" HAKKINDA NELER SÖYLEYEBİLİRİZ ?
 
Öncelikle TSK Personel Kanunu'nun en teknik, anlaşılması en zor olan bölümlerinin "Astsubaylar için Aylık Gösterge Cetvelleri ve Normal Rütbe Bekleme Süreleri" olduğunu ifade etmek istiyorum. Anlaşılması zor olan bu konulara bir de "Tazminatlar-İntibaklar-Göreve Başlama Derecesi (9/2-8/1) v.b." girince konu daha da karmaşık bir hal alıyor ve spekülasyonlara neden oluyor.
 
Şimdi, elimizde ismi "İLAVE TAZMİNAT" olarak tespit edilen taslak bir çalışmaya ait ÜÇ adet belge mevcut. Bu üç adet belgenin birbirinin ALTERNATİFİ değil, birbirini tamamlayan bölümler olduğunu söyleyelim. (1-3 // 2/3 // 3/3)
 
Bu belgelerin "Teklif" olduğunu ve "Taslak" bir çalışma olduğunun altını bir kez daha çizerek açıklamalarımıza geçelim ve neler amaçlanmış görelim; bu arada bir kez daha hatırlamakta fayda var. "Özlük Haklarına" ait bu tür konuların emeklilere de yansıması için öncelikle muvazzaf personel için gerçekleştirilmesi şarttır...
 
926 SAYILI TSK PERSONEL KANUNU'NDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEKLİF (1-3)
a) Bu sayfadaki (1-3) taslak çalışma "Muvazzaf Personel" için yapılmış ve GEREKÇE bölümünde de "Muvazzaf kıdemli binbaşılar ile 24 üncü hizmet yılını tamamlamış Muvazzaf astsubayların aylıklarını artırarak tecrübeli personelin meslekte kalmalarının sağlanması hedeflenmektedir" denmiş.
b) Astsubayların "Normal Rütbe Bekleme Süreleri" farklı olduğu için doğal olarak bu durum göz önüne alınarak ayrı ayrı puanlandırma yapılmış.
c) Muvazzaf TSK Personeline "İLAVE TAZMİNAT" olarak belirlenen Gösterge rakamları, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu ortaya çıkan tutar ilave tazminat olarak aylıkları ile birlikte tahakkuk ettirilecek.
 
(01.01.2019 - 30.06.2019 arası tutarlar)
Kıdemli Binbaşı: 4.000 Puan = 522,00 TL.
II Kad.Kd.Bçvş.: 3.500 Puan = 457,00 TL.
Kad.Kd.Bçvş.: 3.500 Puan = 457,00 TL.
Kd.Bçvş.: 3.500 Puan = 457,00 TL.
 
NOT: 01.07.2019 - 31.12.2019 arası tutarlar yılın ikinci yarısı için belirlenecek Aylık Katsayısı üzerinden belirlenecektir.
 
 
EMEKLİ TSK PERSONELİNİ İLGİLENDİREN SAYFADAKİ (2-3) TEKLİFİ İNCELEYELİM.
a) Normal Rütbe Bekleme Sürelerinin yanısıra rütbelerin de zikredilidiği bu bölümde ayrıca astsubaylıktan subaylığa geçen ve emekli olan subaylar için de hizmet yıllarına göre belirlenmiş gösterge rakamları mevcut.
b) Emekli TSK Personeline "İLAVE TAZMİNAT" olarak belirlenen Gösterge rakamları, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu ortaya çıkan tutar ilave tazminat olarak aylıkları ile birlikte tahakkuk ettirilecek.
 
(01.01.2019 - 30.06.2019 arası tutarlar)
Kıdemli Binbaşı: 4.000 Puan = 522,00 TL.
Binbaşı: 3.750 Puan = 490,00 TL.
(Üçvş.-Kd.Üçvş.'lukta Bekleme Süresi ÜÇ yıl olanlar)
II Kad.Kd.Bçvş. : 3.500 Puan = 457,00 TL.
Kad.Kd.Bçvş. : 3.250 Puan = 425,00 TL.
Kd.Bçvş. : = 3.000 Puan = 391,00 TL.
 
(Üçvş.-Kd.Üçvş.'lukta Bekleme Süresi ÜÇ yıl olanlar)
II Kad.Kd.Bçvş. : 3.500 Puan = 457,00 TL.
Kad.Kd.Bçvş. : 3.500 Puan = 457,00 TL.
Kd.Bçvş. : = 3.500 Puan = 457,00 TL.
Kad.Bçvş. : 3.250 Puan = 425,00 TL.
Bçvş. : 3.000 Puan = 391,00 TL.
 
Astsubaylıktan subaylığa geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanmış olan subaylara hizmet yıllarına göre aylıklarıyla birlikte İLAVE TAZMİNAT ödenecek.
 
a) 24 (Dahil) yıl üzeri: 3.500 Puan = 457,00 TL.
b) 21 (Dahil) - 24 yıl: 3.250 Puan = 425,00 TL.
c) 18 (Dahil) - 21 yıl: 3.000 Puan = 391,00 TL.
 
ÖNEMLİ NOT: Makam Tazminatı alamayan personel için tahakkuk ettirilen 100 TL.'ler kesilmeyecektir. Çünkü 100 tl. "Makam Tazminatı Almayanlar" için tahakkuk ettirilen bir ödemedir. Dolayısıyla, taslaktaki tazminatın adı "Makam veya Görev Tazminatı" değil "İLAVE TAZMİNAT"olarak belirlenmiştir.
 
SON SAYFA (3-3)'DEKİ ÖNEMLİ BÖLÜME DE BAKALIM;
Söz konusu muvazzaf ve emekli subay ve astsubaylara ödenecek bu tazminat damga vergis hariç herhangi bir vergiye tabi turulamaz. Bu maddenin yürürlüğe girdiği (Ek Madde-XX) tarihten önceki dönem için geçmişe dönük herhangi bir ödeme yapılmaz.
 
Bu tazminat, ölen emeklilerin 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda belirtilen aylığa müstahak dul ve yetimlerine ilgili Kanun'da belirtilen oranlar üzerinden ödenir.
 
S O N U Ç: "Tazminatlar Konusunda" teklif edilecek TASLAK çalışmanın ayrıntıları bu şekildedir. TBMM'nin Nisan'da açılması ile birlikte gündeme gelmesi ve bir an önce yürürlüğe girmesini umut ediyoruz. Sağlıklar dilerim...
 
Fahrettin BAĞRI
(E) Maliye Astsubayı
 
Fotoğraf açıklaması yok.
Fotoğraf açıklaması yok.
Fotoğraf açıklaması yok.
 
Yayınlandığı Kategori TSK. ASSUBAYLAR MESELESİ
Salı, 12 Mart 2019 19:45

SN.MSB. BAKANIMIZ SÖZ NAMUSTUR

YİNE MSB Sn AKAR ;

YİNE GENKUR BŞK.LIĞI,

YİNE ASSUBAY SORUNLARI,

YİNE VERİLİP TUTULMAYAN SÖZLER…

GENKUR. BAŞKANI’NIN AİLE VE AYIRIMSIZ DEDİĞİ, ASLINDA AYIRIM VE HAKSIZLIĞIN ARŞA ÇIKTIĞI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE  ;

ASSUBAYLARA YAPILAN AYIRIM VE HAKSIZLIKLAR MİLLETİMİZCE ÖĞRENİLMESİN DİYE , YILLARCA SADECE SUBAYLARA YAPILAN ZAM VE İYİLEŞTİRMELER ;

 TÜM PERSONELE YAPILMIŞ GİBİ GÖSTERİLEREK, AİLE VE AYIRIMSIZ OLAN (!) TSK. DA , ASSUBAYLARA YAPILAN AYIRIM VE HAKSIZLIKLARIN ÜSTÜ ÖRTÜLDÜ.

ASSUBAYLARIN SORUNLARI YOK GİBİ GÖSTERİLDİ,GENKUR BŞK.LIĞINCA YOK KABUL EDİLDİ. GENELKURMAYIN  BU UYGULAMALARINDA DOLAYIDIR Kİ ;

TSK NIN AYIRIMSIZ , AİLE OLMADIĞINI, ASSUBAYLARI OYALAMAK İÇİN İÇİ BOŞ VE GERÇEĞİ YANSITMAYAN BU İFADELERİN KULLANILDIĞINI, ASLINDA TSK DA YAPILAN AYIRIM VE HAKSIZLIKLARLA ASSUBAYLARA VE ASSUBAY HAKLARINA KIYIM YAPILDIĞINI, ASSUBAYLAR HAKLARI VERİLMEYEREK HEM MAĞDUR EDİLMİŞLER, HEMDE AİLEMİZ, EVİMİZ DEDİKLERİ TSK.DAN SOĞUMUŞ, KURUMA OLAN AİDİYET DUYGULARI TÜKENMİŞ, SUBAY ,ASSUBAY ARASINDA GÜVEN VE YARDIMLAŞMA YOK EDİLMİŞTİR.

TÜM BUNLARIN SORUMLULARI DA , YILLARDIR ASSUBAYLARA HAKLARINI VERECEĞİZ SÖZLERİ VEREN, GENELKURMAY BŞK.LARI VE KOMUTA KADEMELERİNDE OLANLARDIR. BUNUN EN SON ÖRNEĞİ, ÖNCENİN GENKUR BŞK, GÜNÜMÜZÜN, MSB Sn AKAR'DIR.

Sn AKAR ; MSB  İKİ YARDIMCISI, GENKUR. BŞK, KUVVET KOMUTANLARINI DA , YANINA ALARAK , ETİLER ASSUBAY ORDU.EVİNE GELMİŞ, BAŞLANGIÇ DERECELERİ YASALAŞMAK ÜZERE TAZMİNAT VE DİĞER HAKLARINIZI VERECEĞİZ SÖZÜ VE TEMİNATINI VERMİŞ, ANCAK HALA SÖZÜNÜN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMEMİŞTİR.

İŞTE , AİLE, AYIRIMSIZ, PERSONEL HAKLARI BİRLİKTE DEĞERLENİR VE UYGULANIR DENİLEN TSK NIN GERÇEĞİ BUDUR.

TÜRK MİLLETİNİN ,BUNDAN SONRA ASSUBAY OLACAKLARININ , BİLMESİ, ÖĞRENMESİ İÇİN, SORUMLULUK SAHİBİ TÜM ASSUBAYLARIN BU KONUYU GÜNDEMDE TUTMALARI , BİRİNCİ VE ÖNCELİKLİ GÖREVLERİDİR.

Yayınlandığı Kategori ÜLKENİN NABZI
Ağalık'ta,  Marabalık'ta  keşke 33 yıl öncesinin Efsane Züğürt Ağa  filminde kalsaymış,  Hasadın , (cukkanın)   " altı "  payınıda kendilerine ayıran  , 
Ağanın  pohunun  üstüne  poh  olmasın diye   s...tığı  helayı  dahi ayıran ,  
Kendisinden gayrısını  "İnsan " yerine koymayan ,  "cüzzamlı"  muamelesi yapan , 
70 Yıldır "İnsan hakları"nın kutlandığı dünyada ,  69,5 yıl önce altına imza koyan ülkemde bu hakkı kendinden başkasına layık görmeyen ,
Görev yaptığı kurumu  babasının mülkü gibi görüp , keyfi uygulamalara imza atan  ,
"İnsanca yaşam"  isteyen marabaya (!)   "Bilerek - isteyerek maraba oldunuz"   diyen  ,
"Maraba " olarak gördüklerinin  " eğitimli "  olmasından  hiç haz etmeyen  günümüz Ağalarına  ,
VE ,  BÜTÜN BUNLARA RAĞMEN  ;
Ağası yaşasın diye Canlarını  seve seve veren , ama Ağanın gözünde  Marabalıktan  öteye gidemeyenlere ithaf olunur . . .   
* * *
Kim demiş " ülkede Ağalık  yok "  diye ?
 
AHANDA  AĞA . . .
Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi
 
 
 
O,  AĞADIR;
 
Tel örgülerle çevrili çiftliğin, hatta memleketin sahibidir, Yediği , içtiği ,  s..... tığı ayrıdır .Her yıl hasattan aslan payını alır. Yukarısı ile ilişkileri sıcak tutar orada kim olursa olsun, yeterki kendi çıkarlarına halel gelmesin ,
 
Binlerce çalışanı vardır emrinde adına  "Maraba"  dedikleri, 
 
Yıllardır  hasat taksim edilir,  Ağa'ya  göre son derece adil ! ,
 
Ağa'nın pay taksimindeki adalet anlayışı  budur ;  6 pay ağaya - sıfır pay marabaya ,
 
Önceden  altı pay vardı Ortada, Hepsini de kendine alıyordu Ağa,  kolay değil ağa'da kursak geniş , mide sanırsın dört gözlü ,
 
Varsın  Marabalar perişan olsun,  varsın maraba doymasın, Ağanın umurunda mı? ,
 
Marabasından dört yumurtayı esirgeyen günümüz  ağası , kendi kursağından "Deveyi hamuduyla yutmak"ta hiç sakınca görmemiş ,
 
Nede olsa nalıncı keseri her daim elinde  , elbette ağa'dan yana yontacak ,
 
Ağa mide fesadına uğrarken  ,marabasının  mide gurultusunun sesini duyacak değilya ,
 
Ağayı kızdırmaya gelmez,
Satıverir tüm köyü Marabası ile birlikte , olmadı koyuverir kapının önüne marabasını  tek sözü ile ,
 
Ağa'dır o , aynı zamanda  Hekim , aynı zamanda Kadı , 
 
Lakin,
 
Zamanla O'da yetmez oldu  ağaya,
 
Ağada gırtlak geniş, lenger gibi  değil altı pay, on altı pay olsa  Rab bana-hep bana diyecek,
 
Baktı ki olmuyor,
 
Sonra yakın geçmişte bir pay daha icat etti Ağa,   yukarısı ile tutulan sıcak ilişkilerin sonucu,  
 
Adı; "Yedinci pay",
 
Onuda taksim ettiler geleceğin Ağaları arasında ileride kavga çıkmasın diye "Adilce" !
 
Şöyle ki;
 
Senin  fotörü  giymene  " bir yıl var "  Al bir pay,
 
Senin iki yıl var,  "Al iki pay" ,
 
 
Senin üç yıl var,  "Al üç pay "  şeklinde,
 
Alan memnun - veren memnun,
 
Maksat; İleride  Ağalar yığılması olmasın, Karıncanın belini incitmeme misali, sessiz ve derinden,
 
Hasat taksiminde kendi aralarında hiç bir sorun yaşamayan Ağaların tek sorunu kaldı;  Genç ağalar,
 
Öyle demişti  büyük ağanın biri , "Benim küçük ağam ağız tadı ile bir gazoz dahi içemiyor"  diye ,
 
Ahanda işte Ağız tadı ile  Genç Ağaların  gazoz işinide  hallettilermi  iş tamamdır , Yeterki  marabasının bu işten haberi olmasın , Sessiz ve derinden .
 
Kim demiş ülkede marabalık yok diye ?
 
AHANDA  MARABA:
Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, şapka
 
 
O, MARABA'DIR.
 
Ağanın gözünde sadece sayıdan ibarettir, hiç bir değeri yoktur,  20 yaşındakide 50 yaşındakide aynı işi yapar ağanın emri ile ,
 
Sadece Çalışırken adı vardır,
 
Hele birde Çalışırken can verirsen  Tarlada  Tapanda, İşte o zaman Ağanın gözüne girmen içten bile değildir,
 
Musallada en önde Ağa vardır, herkesten önce hakkını helal eder Marabasına , timsah gözyaşı ile .
 
Ara ara marabasının mekanlarını ziyaret eder ağa , maksat marabanın "Gazını almaktır"  , maksat  Masal dolu enjektörü bir seferde  marabasının damarına isabet ettirmektir , zaten bu konuda hiç sorun yaşamamaktadır , zira  serde 68 yıllık tecrübe var ,
 
Sağlığında Karın tokluğuna çalışırsın, Ağa için gece gündüz,
 
" Öl "   derse gözün kapalı gidersin ölmeye , esas olan ağa'nın sağ olmasıdır ,
 
Ağanın mutlu olmasıdır her şeyden önce gelen ,
 
Zira:
 
Kızdırmaya gelmez Ağayı,
 
İster döver, İstek küfreder, İster Hakaret , çünkü  "Kadı'da  bir başka ağa'dır nede olsa , kadı'yı kime şikayet edeceksin değilmi ey maraba ,
 
Ağaya serbest,
 
Adı üstünde;  Ağa...  Kim ne diyebilir?
 
İki dudağından çıkan  zaten Kanun değil mi?
 
Böyle davranınca birde ödüllendirilir üstüne üstlük,
 
Eskiden 
 
Ağustos sıcağında  Ağaların Ağası olurdu,
 
Şimdilerde, 365 gün her an Ağaların ağası olma hakkıda mevcut ,
 
Ağa'dır o,
 
Görevi;
 
Marabasını,  Açlıkla - Yoksullukla  Terbiye etmek,
 
Maksat; Ne oldurmak, ne öldürmektir,
 
Ne doyacaksın, ne açlıktan öleceksin,
 
Öyle öğretilmiştir kendinden önceki ağalar tarafından, 
 
İçlerinde yokmu iyisi ?  dersen,
 
Elbet vardır, lakin bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az,  zaten öylelerini'de  pek barındırmazlar aralarında ,
 
Dolayısıyla Onlarda düzene uymak zorunda,
 
Yoksa; Ne ağalık kalır, ne   P....... lık ?
 
* * *
 
Ne;  Ağa Şener Şen'dir, Nede Erdal Özyağcılar  Maraba ,
 
" Züğürt Ağa filminden  çıktık yola , derdimiz günümüzün ağalarına bir mesaj vermekti ,  
 
Lakin  68 Yıldır  Günümüzün ,
 
AĞASI DA  BELLİ,   MARABASI'DA .
 
Ne demişti  en büyük ağa ? ,
 
ÜLKEDE  EN EŞİTLİKÇİ YER : AĞA'NIN ÇİFTLİĞİDİR . . .
 
ÖYLE DEĞİLMİ  LO  BİLO ?
 
 
 
Yayınlandığı Kategori ADALET ARAYAN
Perşembe, 07 Mart 2019 10:31

AYDINLANMA DEVRİMİ VE KADINLARIMIZ

Yıl 1913 Binbaşı Mustafa Kemal Sofya Askerî Ataşesi… Yakın arkadaşı Sofya Sefiri Fethi Okyar ile birlikteler.

Mustafa Kemal, Balkanlar’ın en Prusyalı başkenti Sofya’da Balkan tipi hayatı, Osmanlı’nın henüz buram buram koktuğu bu ülkedeki modernleşmeyi yakından büyük bir ilgi ve dikkatle izliyor, gözlüyor.

Diplomatik misyonların davetleri, ziyafetler, açılışlar, akşam yemekleri ve hayranlığı gizleyemediği opera…

Bir hanım arkadaşı var Mustafa KEMAL'in Sofya’da... Bir generalin kızı: Dimitrina Kovaçeva ya da kısaca Miti…

Şimdi sözü O’na bırakalım:

“…Onunla sık sık beraber olmak durumundaydık. Babası Bulgar müdafaa vekiliydi, beni davet eder, her seferinde davetine icabet ederdim. Kızıyla dans ederdik, ondan çok hoşlanırdım, parklarda, pastanelerde sohbet ederdik…

Konu dönüp dolaşıp siyasete gelince, "Kadın erkek eşitliği Dimitrina...” derdim. “Seçim hakkı, seçilme hakkı, kadınların her türlü özgürlüğü olmalı …”

Dimitrina da "bu Avrupa'da bile yok ki Mustafa, Türkiye'de ne zaman olur?"

"…çok yakında," derdim " “Dimitrina...hem de çok yakında...kadınlar, yeniden doğuracaklar kendilerini”.(1)

Ve ''Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.'' şeklinde veciz üslubu ile ifade ettiği emekçi Anadolu kadınına minnetini 20 yıl sonra güncesine uygun biçimde yaşama geçirdi büyük devrimci… Yıl 1930 kadınlara belediye seçimlerinde seçme hakkı, Yıl 1933 çıkarılan Köy Kanunu'yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı, Yıl 1934 Anayasa'da yapılan bir değişiklikle milletvekili seçme ve seçilme hakları .

Yıl 1935 devrimci kalkınmanın öncülerini yetiştiren kızlı erkekli üreterek öğrenilen Köy Enstitüleri

Yıl 1937 haklar verildikten sonra ilk seçim, kadınlar 18 temsilci ile Mecliste.. Bu hakların uzunca mücadeleler sonucu kadınlar tarafından elde dilmesi Fransa ve İtalya’da 1946’da, İsviçre’de ise 1971’de…

Evet, aydınlanma devrimi ile Türkiye, özellikle kadını toplumsal yaşamda hak ettiği yerde konumlandırma açısından bir zamanlar tüm dünyaya parmak ısırtıyor, örnek oluyordu…

Kadın odaklı karşı devrim:

Aydınlanma devriminin Anadolu’ya yayılmasını engellemek için karşı devrim ilk büyük adımını Köy Enstitülerinin kapatılmasıyla attı. Marshall yardımlarının olumsuz etkisi ile adam gibi bir sanayileşme sürecinin sekteye uğratılması ile Aydınlanma ateşinin yavaş yavaş söndürülmesi Anadolu’nun, özellikle Anadolu Kadının üzerine çökmüştür.

Köy Enstitülerinin kapatılması tekil bir olgu değildir; halkevleri ve halkodalarının kapatılması çok daha önemlisi 1950 sonrasında eğitimin bütün olarak aydınlanmadan adım adım, kurbağanın yavaşça ısıtılan suda haşlanması gibi uzaklaştırılmasıyla birlikte düşünülmelidir.

Giderek hızlanan bu süreçte günümüzde;

*Karşı devrimin günah keçisi,

*3’de yetmez 5 tane tekerlemesi ile bir kuluçka makinesi,

*Tercihleri, görünümü ve davranışları sıkı denetim altında tutulması gereken mahlukat,

*Yaşı ne olursa olsun taciz ve tecavüze müstehak,

* Öldürülmesi ya da dövülmesi “hafifletici nedenlerle” neredeyse caiz görülebilen bir yaratık haline dönüştürülmek üzere olan kadınlarımız…

Sizce hala toplumsal yaşamda hak ettiği yere ulaşamamış olan kadınlarımız(2) için Aydınlanma Devrimini yeni bir heyecanla canlandırmaktan başka çare var mıdır? Ne dersiniz?

ÇAĞDAŞ CUMHURİYET KADINLARIMIZIN KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN 

 

KAYNAK  (1) Sn.Dr. Noyan UMRUK'a teşekkürler

(2) Liliana Serafimova, Mustafa KEMAL ve Miti Kovaçeva, Doğan Yayıncılık, 1999, s.41-62 ve Atatürk’ün Özel Mektupları, Varlık Yayınları,s:12

Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR
Çarşamba, 06 Mart 2019 16:52

LANET OLASI AYRIMCILIK

HİZMET ORTAMI AYNI. 
DEVLETE VERİLEN HİZMET BENZER, 
AYNI.

GEREKTİĞİNDE EĞİTİM SÜRESİ AYNI.
BAZEN ASSUBAYLARIN EĞİTİMLERİ AYNI 
VEYA ÜSTÜN. 
BEN GİBİ.
VE ARTILI.

ASSUBAYLARIN BİTİRDİĞİ ÜNİVERSİTELER.
NEDEN DEĞERSİZ SAYILIR?

HARP OKULUNUN.
DİĞER OKULLARDAN NE ÜSTÜNLÜĞÜ VAR?.

ORAYI BİTİREN ORDUNUN ŞEHZADESİ KONUMUNDA.

ASTSUBAY İSE KAPI KULU KONUMUNDA,

HİZMET İÇİN VAR.

OLANAKLARDA. ALT STATÜ.

SUBAY, OLANAKLARI, 
NEDEN EN ÜST DÜZEYDE KULLANIR DURUMDA?

EMEKLİ MAAŞLARI 2 KAT. 
NEDEN.?

MAAŞLARI VE EKONOMİSİ NEDEN AYRICALIKLI?

İHTİSASA YÖNELİK LİSANS VEREN OKULLARIN,, 
BİLİNÇLİ, 
HİZMET KATKILARI ALINIR.

ASSUBAY OLURSA !...... 
NEDEN KARŞILIĞI VERİLMEZ.

YENİ MEZUN TEĞMEN’ İN, 
YAŞININ İKİ KATI HİZMET VERMİŞ ÜSTÜN DENEYİMLİ.
“İŞİNİN UZMANI….” 
SORUMLULUĞU FİİLİ VE ZİMMETLİ.

EĞİTİM SÜRESİ YÖNÜNDEN, 
DONANIM YÖNÜNDEN,
MESLEKİ DENEYİM, YÖNÜNDEN ÜSTÜN OLAN ASSUBAY.

BABASI YAŞINDAKİ ASSUBAYA AMİR OLUR DURUMDA?

İLGİLİ,,, İLGİSİZ.
VE TÜM ASSUBAY TOPLUMUNA, MEVCUDUNA KUMANDA EDER DURUMDA..

NEDİR BU TARAFLI, HER ORTAMDA ,
TAHAKKÜM EDEN SINIF YARATIMI, 
KAST SİSTEMİ BENZERİ.
İNSAN KAYIRMA

BU SUBAY ÜSTÜNLÜĞÜNÜN, 
SEBEBİ TEAMÜLÜN OLUMSUZLUĞUNU SUBAY YANLI KULLANIM İÇERİKLİ.,
YASALAR OLMALI.

YASALAR….
YASALAR İLAHİ KURAL MI?

DEĞİŞEMEZ Mİ?, 
DEĞİŞTİRİLEMEZ Mİ?

BEN YAPTIM OLDULAR NEDEN ?

6413 HANGİ ÇAĞDAŞ, NATO ÜLKESİNDE VAR MI ?

6413. ÜN UYGULAMA SONUÇLARI ,OLUMSUZ. İNCELENSİN.

HAKSIZLIK İÇEREN , EŞİT HAKLARA TERS.
YASALAR MUTLAKA ANAYASA MAHKEMESİNE GİTMELİ.
GÖTÜRÜLMELİ.

ÜLKEDE DEMOKRASİ DİYE BİR YÖNETİM VAR.

HAKSIZLIKLARA YER OLMAMALI.

OLUMSUZLUĞUN..
GEREKÇESİ VE ÜLKEYE KAZANIMI NEDİR?

FİİLİ, HİZMETİ VEREN ASTSUBAY, 
OLANAKLARI EN ÜST DÜZEYDE, 
HAK ETMESE DE HAKSIZ KULLANAN SUBAY. 
ÖLÜME BAĞLI DA OLSA VE AFADI.

NEDİR BU 6 TANE TAZMİNAT.?

DEVLETE VEREBİLECEĞİ MENAFİ HİZMET KATKISI NE OLABİLİR ?.

NEDEN, BU GEREKSİZ AYRICALIKLI YAPMACIK, BEN YAPTIM OLDU,
ÜSTÜNLÜK?.

ÜLKEYE, KAZANIMI NEDİR?
İNSAN EZMEKTEN,
DIŞLAMAKTAN ÖTE.

MAĞDUR YARATMA BOZUK SİSTEM.

KAZANDIRDIĞININ SONUÇLARI VAR MI? 
ORTAYA KONSUN.

NEDEN, OSMANLI ALIŞKANLIĞININ 
ÇAĞDAŞ OLMAYAN 
OLUMSUZLUĞUNUN SÜRDÜRÜLMESİ?.

ÇAĞDAŞ, NATO ÜLKELERİNDE BU TÜRDE BİR UYGULAMA VAR MI?

BENİM ÜLKEMİN, DOLU, DOLU HİZMET VEREN .

KAHRAMANLARI BU OLUMSUZLUKLARI 
ALT STATÜ İTİLMELERİNİ HAK ETMİYOR.

İNSAN OLAN, İNSANLARIN EZİLMESİNE, NEDEN İZİN VERİLİR?

VAR OLAN HAKSIZLIKLAR ÇAĞDAŞLIKTA, VAR MI,

OLMALI MI?.

BM. İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ,

AVRUPA İNSAN HAKLARI BİLDİRGESİ..

NEDEN GÜNDEMDEN UZAKLAŞTIRILIR?

NEDEN , BİR GÜNLÜK İLE,
35 YILLIĞIN, ASSUBAY ( ÇAVUŞ ) HAVUZUNA DOLDURMA..
YAŞATILDI BANA ?
HİZMETİ ALINIP YETKİSİZ KILINMA.

BU DIŞLAMA , NEDEN ?.

SAYGILARIMI SUNARIM.

MEHMET KAYALI 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR
Page 1 of 2