Tarihe göre süzülmüş ögeler: Ocak 2019
Pazar, 20 Ocak 2019 17:14

YILDIZ YÜREKLİ İNSANLAR

Ezenlerle ezilenlerin mücadelesi insanlık tarihi kadar eskidir.

Kimi zaman efendi-köle, kimi zaman ağa-maraba, kimi zaman işçi-işveren, kimi zaman zengin-fakir ayrımı olarak, isim ve şekil değişse de özü asla değişmeyen bir düzendir bu.

Hiç olmaması gereken bir yerde var olan ve açık haksızlık olarak yıllardır süregelen Subay-astsubay özlük hakları ayrımcılığı (hiyerarşiye kimsenin diyeceği bir şey olamaz) bir başka şeklidir.

1971 ve 1975 yıllarında saygıyla andığımız meslektaşlarımız çok ağır ve asla hak etmedikleri bedeller ödeyerek belli kazanımlar elde etmiş olsalar bile, o günden bu yana astsubay toplumu özlük hakları açısından sürekli geriye gitmiş, o gün bedel ödenip elde edilen kazanımlar ne yazık ki yavaş yavaş kaybedilmiştir.

TEMAD Yönetimlerinden tüm meslektaşlarımızın beklentisi TAMAMEN YASAL ZEMİNDE KALARAK GÜNÜMÜZÜN KOŞULLARINDA, KAMU OYU OLUŞTURARAK, SORUNLARIMIZI SİYASİ ZEMİNLERE TAŞIYARAK sorunlarımıza çare bulmalarıdır.

Aşağıda ABD zencilerinin ibret verici mücadele öyküsünü bulacaksınız. Sondaki cümleyi buraya alalım;

Tarih kendiliğinden değişmez, onu değiştirmek için yüreği tutuşmuş insanlar gerekir. Yıldız yürekli kadın Rosa Parks gibi…”

Bir kadın, ufak tefek bir zenci kadın, Amerikadaki zencilerin kaderini değiştirmiştir.

“1 Aralık 1955 Perşembe… ABD’nin Alabama eyaletinin Montgomery şehrinde Rosa Parks adında 42 yaşındaki ufak tefek siyahi bir kadın terzi şehir fuarındaki işinden akşam saat 6’da çıktı. Çok yorgundu ve tek istediği bir an önce evine ulaşmaktı. Belediye otobüsünün ortasındaki “değişken” statülü koltuklardan birine oturdu. Montgomery belediye otobüslerindeki ilk 4 sıra koltuklar beyazlara aitti. Siyahlara en arka koltuklar ayrılmıştı. Ortadaki değişken statülü koltuklarsa beyazların sıraları doluncaya kadar siyahların da oturabilecekleri koltuklardı. Beyazların sıraları dolduğunda siyahlar oturdukları bu koltukları boşaltıp daha arkaya geçmek zorundaydılar. Eğer arkada da yer yoksa ayakta durmaları, eğer ayakta duracakları yer de yoksa otobüsten inmeleri gerekiyordu.

O akşam bazı beyazlar ayakta kalınca şoför arkaya doğru yürüyerek değişken statülü koltuklardaki siyahlara “kalkın” şeklinde bir el işareti yaptı. Değişken statülü koltukların ilk sırasındaki üç siyah erkek kalkıp arkaya yöneldi. Rosa Parks’ın yanında cam kenarında oturan siyah erkek de kalktı. Rosa Parks ise cam kenarındaki koltuğa kaydı ve kayıtsızca şoförün gözlerine bakmaya başladı. Herkes büyük bir şok yaşıyordu. Şoför kızgınlıkla neden kalkmadığını sordu. Rosa Parks yerini bir başkasına vermesi gerektiğine inanmadığı söyledi. Şoför polis çağırdı, Rosa Parks tutuklandı ve 5 Aralık Pazartesi günü mahkemece kamu düzenine itaatsizlikten 14 dolar para cezasına çarptırıldı.

381 gün boyunca Montgomery’de bir tek siyah bile otobüse binmedi. İşlerine, okullarına yürüdüler. Buldukları her özel araçla belediye otobüsü bileti fiyatına siyahları taşımaya başladılar. Bazı beyaz ev kadınları da arabalarıyla destek verdi. Belediye otobüslerini işleten şirket büyük maddi zarar yaşadı. Bazı otobüsleri adeta çürüdü. Şehirde öfke yükseldi. Beyaz çeteler işe yürüyerek giden siyahlara saldırmaya başladı. Bazılarını linç ettiler. Ancak siyahlar boykota devam etti. Eylem sonunda zafere ulaştı ve 21 Aralık 1956’da Yüksek Mahkeme’nin siyahların otobüslerde istedikleri yere oturabilecekleri yönünde karar vermesiyle siyahlar otobüs boykotunu sona erdirdiler. Beyaz ırkçıların tepkisi sert oldu. Otobüslere silahlı saldırılar gerçekleştirdiler. Siyahları dövdüler. Rosa Parks 1957’de ölüm tehditleri ve beyazların ona iş vermemesi nedeniyle önce Virginia’ya, bir yıl sonra da Detroit’e taşındı. Bir yandan çalışmaya bir yandan da sivil haklar hareketinde mücadelesine devam etti. Martin

Luther King’in başını çektiği hareket giderek büyüdü ve 1964’te çıkarılan yasa ile başarıya ulaştı. Direnişin sembolü haline gelen Rosa Parks 24 Ekim 2005 günü 92 yaşında hayatını kaybetti.

Rosa Parks’ın o akşam bindiği otobüs günümüzde Detroit’teki “Henry Ford Müzesi”nde sergileniyor.

Amerikanın bir önceki başkanı bir siyahi idi.

Tarih kendiliğinden değişmez, onu değiştirmek için yüreği tutuşmuş insanlar gerekir. Yıldız yürekli kadın Rosa Parks gibi…”

Tarih ne yazık ki “5 yıldızlı otellerde ” değişmiyor.

 

Yayınlandığı Kategori EMEKLI ASSUBAYLAR
Cumartesi, 19 Ocak 2019 22:04

TSK. ASSUBAYLARDAN UZAK DURUN TALİMATLARI

TSK DA ASSUBAYLARDAN UZAK DURUNUZ TALİMATLARI.

ÇALIŞIRKEN DE,EMEKLİLİĞİMİZDE DE GÖRDÜĞÜMÜZ, DUYDUĞUMUZ, BİLDİĞİMİZ ;

VE SİZ TSK NIN DEĞERLİ KOMUTANLARININ ;
YAŞAMLARI BOYUNCA SÜRDÜRDÜĞÜ BÜYÜK OYUNUNUZ OLAN ;

BİR TARAFTAN TSK BİR AİLEDİR ,
PERSONEL AYIRIMSIZ OLARAK DEĞERLENDİRİLİR, HAKLARI VERİLİR YALAN VE RİYA KOKAN SÖYLEMLERİ,

DİĞER TARAFTAN DA ;
PERSONELİ BÖLEN, 
PERSONEL ARASINDA SOĞUKLUK YARATAN, DAYANIŞMAYI, 
ÇALIŞMA VE GÜVEN ORTAMINI BOZAN, 
ASSUBAYLARIN KURUMA OLAN AİDİYET DUYGULARINI YOK EDEN,

ASTĞM.LER DAHİL GENÇ SUBAYLARA ;

"ASSUBAYLARA YÜZ VERMEYİN,ONLARDAN UZAK DURUN" ŞEKLİNDEKİ SÖYLEM VE EMİRLERİNİZ.

BU NASIL BİR RİYAKARLIK VE SAMİMİYETSİZLİKTİR.

NEDEN BU DÜŞÜNDÜKLERİNİZİ ASSUBAYLARIN KARŞISINDA SÖYLEYEMİYORSUNUZ.

KOMUTAN OLAN, İŞLERİ BİLEN VE YÜRÜTECEĞİNE İNANAN, GÜVENEN KİŞİ,
ASSUBAYLARA İHTİYACINIZ YOKSA ,
ÇIKAR GENÇ SUBAYLARA SÖYLEDİĞİNİZ BU SÖZLERİ ASSUBAYLARA DA DİREK SÖYLERSİNİZ

ATĞM dahil GENÇ SUBAYLARA SÖYLEDİĞİNİZ ,
" ASSUBAYLARA YÜZ VERMEYİN,ONLARDAN UZAK DURUN " SÖYLEMLERİNİZİ ;

TERS ÇEVİRSEK ,

ASSUBAYSIZ TSK ASLA OLAMAYACAĞINA GÖRE

TSK DA BÜTÜN İŞLERİN FAAL OLMASINI SAĞLAYAN ASSUBAYLAR OLDUĞUNA GÖRE ,

"ASSUBAYLAR GENÇ SUBAYLARDAN UZAK DURSALAR"

ONLARA YARDIMCI OLMAYIP,
SADECE KENDİ İŞLERİNİ YAPSALAR, 
TSK DA GÖREV YAPABİLİR MİSİNİZ ?

HANGİ GÖREVİ DÜZGÜN YAPABİLİRSİNİZ ?

ÖRNEK VERECEK OLURSAK ;

UÇAĞIN PİSTE ÇIKMASI İÇİN HAZIR HALE GETİREBİLİR MİSİNİZ ,
GEMİLERİ YÜZDÜREBİLİR MİSİNİZ ?
TANKLARI , ARAÇLARI YÜRÜTEBİLİR MİSİNİZ ?
SİLAHLARI ÇALIŞIR VE FAAL HALE GETİREBİLİR MİSİNİZ ?
KURUM VE GARNİZONLARIN EMNİYETİNİ SAĞLAYABİLİR MİSİNİZ ?
KURUMLARDA İDARİ İŞLERİ YÜRÜTEBİLİR MİSİNİZ ?
HER ŞEYDEN VAZGEÇTİM ;
ASKERİN KARNINI DOYURABİLİR MİSİNİZ ?

FARKINDAYSANIZ YUKARIDA SAYILANLAR DIŞINDA TSK DA GÖREV KALMIYOR GİBİ BİR GERÇEK ORTAYA ÇIKIYOR.
NEYMİŞ,GÖRDÜĞÜNÜZ VE ÇOK İYİ BİLDİĞİNİZ GİBİ , 
TSK ASSUBAYSIZ OLMAZ MIŞ.

BUNU GÖRECEK,
BİLECEK,
KABUL EDECEKSİNİZ.

ZATEN BİLDİĞİNİZ VE KABUL ETTİĞİNİZ İÇİN ,

" ASSUBAYLAR TSK NIN VAZGEÇİLEMEZ ÖNEMLİ TEKNİK UNSURUDUR " DİYE GENELKURMAY BŞK.LARI SÖYLEMİYORLAR MI ?

BUYURUNUZ CEVAP VERİNİZ. 
BEKLİYORUZ..
"ASSUBAYLARDAN UZAK DURUN MUŞ " .

BU KADARINA GERÇEKTEN DE PES. 
BU KADAR İKİYÜZLÜLÜK GERÇEKTEN OLMAZ.
VİCDANI OLAN,UTANIR,SIKILIR.
Böyle DÜŞÜNCEDE olanlarla TSK da BİRLİK , DİRLİK ve GÜVENLİ BİR ÇALIŞMA OLUR MU ?

ASSUBAYLARDAN UZAK DURSAYDINIZ !

ASSUBAYLARIN OMUZLARINA BASARAK KAÇ TANENİZ BUGÜNKÜ RÜTBE VE MAKAMLARA GELEBİLİRDİNİZ ?
BİR DÜŞÜNÜN BAKALIM.
SİZ BUNLARI DA İNKAR EDERSİNİZ.

 

Yayınlandığı Kategori ÜLKENİN NABZI

Kendilerininde varlığını kabul ettikleri, ancak   öncesinden vaz geçtik 1951 den beri asla  bile - isteye çözüme kavuşturmadıkları kangrenleşmiş sorunları sosyal medyada  ibretlik  belgeleri   cümlemizin gözünün için soka soka yazan, bu belgelerin çözüm için müspet değerlendirilmesi gerekirken , bu sorunları YOK sayarak kafalarını her geçen gün biraz daha kuma gömen , BİZ değil sadece BEN diyen , her darbeden sonra kendilerine imtiyazlar kotaran , her ahvalde  gelmiş geçmiş bütün hükümetlere SADECE kendileri için teklifler veren ve hepsini'de hayata geçiren , ölüsünün varisine dahi  kılıç  vermek için kanun çıkarttıran , Konu Assubay oluncada  "sizin muhatabınız biz değiliz" diyen , sonrada koro halinde hep bir ağızdan  "TSK; Subay - Assubay bir bütündür, biz bir aileyiz" diyerek  eylemleri ile söylemleri  çelişen ve bu aymazlıkları su yüzüne çıkartan meslektaşımız,

 Assubay  Şükrü Irbık ;
 
 
Yazdığı her yazıda  geçmişten günümüze silahlı kuvvetlerdeki BENCİLLİĞİNİZİ , NALINCI KESERİ zihniyetinizi , KARINCANIN BELİNİ İNCİTMEYEN becerinizi  , 1951 den beri söylediğiniz birbirinden güzel  ninnilerle bu toplumu nasıl uyuttuğunuzu  Belgeleri  ile gözünüzün içine  içine sokan , hiç birisine'de  " bu belgeler gerçek dışı" diyemediğiniz  için çaresizliğinizden topunuzun birlikte  şahsınıza hakaretten mahkemeye verdiği  ve  neticede kazandığınız 250 tl  tazminatı ağız tadı ile yiyebilecekmisiniz  hukuksuz orduevi yasaklarından dolayı vicdanınız rahatmı acaba  ? 
 
 
Assubay Şükrü Irbık'a  babanızın malıymış gibi ,  sadece siz çok yıldızlıların şahsi malıymış gibi "Ömür boyu sosyal tesisleri yasaklamak " çaresizliğinizin dışa vurumu değilde nedir ?,
 
 
Anlamak istediğimiz ,
Daha düne kadar  "geleceğin cumhurbaşkanı adayı"  zihniyeti ile yetiştirildiğiniz mektepten mezun olurken diploma beraberinde Ordu evlerinin - Askeri kampların - Gazinoların ve diğer sosyal tesislerin  TAPULARI'DA  sizlere verildi'de biz'mi bilmiyoruz ? ,
 
 
Şahsınıza hakaretten tazminat davası açtığınız Assubay Şükrü Irbık'a   makalesinde   sizlere sunduğu belgelerin  keşke GERÇEK OLMADIĞINI söyleyebilseydiniz ve bunu ispatlayabilseydiniz , ( Tabiki  o bilgi ve donanıma sahip iseniz ) ,   bu yolu seçmek yerine "HAKARETTEN" tazminat davası açmanız  , o makalede yazılanlardan TEK KELİME edememeniz  TSK'nın varlığından beri VAR olan adaletsizliklerin kabulü anlamına gelmektedir,
 
 
 
KEŞKE ;
 
Assubay Şükrü Irbık'ı   vede  gazeteci Umur Talu'yu   hakaretten mahkemeye  vereceğinize ,
 
Sadece son üç yılda 53 Assubay neden intihar etmiş ? onu araştırsaydınız ,
 
Keşke , bu tür yazılar neden yazılıyor ? ,  onu araştırsaydınız ,
 
 
Şükrü  Assubayı mahkemeye vereceğinize "Aileyiz- biriz - bütünüz " dediğiniz kurumda , 15 Ağustos 2016 da Kıbrıs'ta Assubayına sözlü - fiziki şiddet uygulayan albay Mustafa Serdar Sevgili'yi mahkemeye verseydiniz , ama siz bırakın bu şahsı mahkemeye vermeyi, ilk şurada generalliğe terfi ettirdiniz .  
Ve , o Assubayın dava açmaması için sus payı çikolata ikram eden generalinizi mahkemeye verseydiniz ,
 
 
Afyon cephanelik patlamasında oğlu şehit olan annenin  "Ben oğlumu  askere 70 kilo gönderdim, 750 gram et parçası verdiler" diyen anneye  izah edemediğiniz , şehit yakınlarının vicdanlarını asla rahatlatamadığınız  , yasak olmasına rağmen gece yarısı kamyon farı ışığında cephaneliğe görev emri verenleri mahkemeye verseydiniz ,
 
 
Görevden geç dönüp yemek kalmadığı için dört yumurta kırıp yiyen assubay'a 6 ay hapis ödülünde (!)  gösterdiğiniz hassasiyeti , helikopter ile pikniğe gidenler için gösterebilseydiniz ,
 
Suriye sınırında kaçakçılara karşı görev yaparken alıkonulan astsubay için  ( İhraç) ile gösterdiğiniz hassasiyeti (!),  15 temmuzda düğünde yerlerde derdest edilenlerde gösterseydiniz , malum söz konusu  Ülkenin - TSK'nın itibarı ,
 
 
14 Temmuz 2011 Silvan saldırısı; (13 Askerin şehit edilmesi) bilirkişi raporunda "Emir - komuta edenlerin tamamı suçlu" denmesine rağmen,4 subayın  7. kolordu askeri mahkemesinin ihmalleri olmadığı gerekçesi ile beraat ettirilmesinde aynı hassasiyeti gösterseydiniz ,
 
 
Keşke ; "Askerin görevi ölmek,bunun için maaş alıyorlar,bana ekstra bir iyilik yapmıyorlar" diyen eski vekil Muhsin Kızılkaya'yı bırıkan mahkemeye vermeyi,iki çif sözle cevap verebilseydiniz,  
 
Gazisine  "Çakma gazi " diyebilen sözüm ona gazetecileri mahkemeye verme cesareti göstererek  personelinize - başında  bulunduğunuz kurumunuza sahip çıkabilseydiniz ,
 
 
Sizler , TSK'da var olan kangrenleşmiş sorunları gücünüz olmasına rağmen çözme iradesi göstermeyip / gösteremeyip  bu insanları mahkemeye vermekle sadece kafanızı biraz daha kuma gömmüş oldunuz , 
 
 
"Şah -Fırat operasyonunun ilk şehidi Assubay Halit Avcı nasıl şehit olmuş onu araştırsaydınız'da  peş peşe basına farklı açıklamalar yapmasaydınız , Cebinden çıkan 5.75 tl'nin ayıbını yüreğinizde yaşayan komutan olabilseydiniz ,
 
 
"TSK'da  Daha düne kadar  cenazelerini dahi HACIBAYRAM - KOCATEPE diye ayırmanın ayıbını yüreğimde yaşıyorum" diyebilme erdemini gösterebilseydiniz ,
 
Hastanelerde daha düne kadar odaların ;  subay - asubay - erbaş,er  diye ayrıştırıldığının ayıbını  itiraf edebilseydiniz ,
 
Neden emsal eğitimliden bir kademe geriden göreve başlıyoruz , bunun cevabını verebilseydiniz , 
 
Assubayların LİSANS eğitimi almasını neden istemediğinizi  itiraf edebilecek yüreğe sahip olabilseydiniz ,
 
Keşke 1970 - 1975 in nedenlerini araştırsaydınız'da bu günleri görmeseydiniz ,
 
 
Keşke K.K.K'lığından 1 Ağustos 1992  saat ; 16.48 de dönemin K.K.K'nının ve eşinin Adana 6. kolordu Komutanlığına yapacağı ziyaretle ilgili çekilen Faks'ta talep edilen iki sayfalık istekler içinde bir kelam edebilseydiniz ,  (Gazeteci sormuş ; "Başka bir emriniz varmı paşam ?" ) diye , belliki bu soru  26 yıldır cevapsız kalmış ,
 
 
Gücünüz olmasına rağmen bunları yapmadınız  ne siz nede sizden öncekiler , kolay yolu seçtiniz tıpkı diğerleri gibi , kazandığınız 250 tl tazminatı afiyetle yiyin ,
 
 
Sizlere  tavsiyem ,   mahkemeye verdiğiniz  Şükrü Irbık Assubayın  "Assubay tefrikası"  yazı dizisini noktasına, virgülüne kadar hatim edin , sadece siz değil  Milli savunma üniversitesinde yetiştireceğiniz her subay adayının "El kitabı" olsun ,   malum eğitim şart ,
 
* * *
 
 
Ve biz , bu zihniyetten hala çözüm bekliyoruz , hala verdikleri sözlerin arkasında durmalarını bekliyoruz , Peygamber sabrı varmış meğer bu toplumda ,
 
Assubay Şükrü Irbık'a ,
 
Sadece doğruları belgeleri ile yazdığı için ömür boyu  sosyal tesisleri yasaklamak yetmez, mahalle bakkalına söyleyin  EKMEK'de vermesin ,
 
Ah be Şükrü  Assubayım,
 
Senin neyine ,  yüz yıldır halının altına süpürülen pislikleri  gün  yüzüne çıkartmak , senin neyine arı kovanına çomak sokmak ,
 
OH OLSUN  SANA  . . .
Yayınlandığı Kategori ADALET ARAYAN

3795 SAYILI KANUN TSK PERSONELİNE NEDEN UYGULANMADI

BAZI LİSE, OKUL VE FAKÜLTE MEZUNLARINA UNVAN VERİLMESİ HAKKINDA KANUN

Kanun Numarası: 3795
Kabul Tarihi: 29/4/1992

Amaç:
Madde 1– Bu Kanunun amacı, mühendis ve mimarlar dışında kalan teknik personelin; eğitim seviyelerine göre unvan, yetki ve sorumluluklarını belirlemektir.

Kapsam:
Madde 2– (Değişik: 2/12/2016–6764/49 md.)
Bu Kanun, endüstriyel mesleki teknik öğretim veren yükseköğretim kurumları mezunları ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı mesleki ve teknik öğretim veren ortaöğretim kurumlarından mezun olanlar,denkliği Millî Eğitim Bakanlığınca kabuledilen diğer mesleki ve teknik öğretim veren ortaöğretim urumlarından mezun olanlar ve bu okullara denk mülga okul mezunlarının unvan, yetki ve sorumlulukları ile ilgili esasları kapsar.

Unvanlar:
Madde 3–Gördükleri mesleki teknik öğretim alanlarına göre;

a) (Değişik: 2/12/2016–6764/50 md.)
Mesleki ve teknik öğretim veren ortaöğretim kurumlarından mezun olanlar ile denkliği Millî Eğitim Bakanlığınca kabul edilen diğer mesleki ve teknik öğretim veren ortaöğretim kurumlarından mezun olanlar ve bu okullara denk mülga okullardan mezun olanlara “teknisyen”,

b) Lise üstü iki yıl süreli yüksek teknik öğretim görenlere, “tekniker”,

c) Lise üstü üç yıl süreli yüksek teknik öğretim görenlere, “yüksek tekniker”,

Yetki ve Sorumluluk:
Madde 6-
 Mühendislik unvanını alanlar, kendi meslek alanlarında denk öğrenim görmüş diğer meslek mensuplarının yetki ve sorumluluklarına sahip olurlar.(Değişik:2/122016–6764/51 md.)
Bu Kanun kapsamında unvana sahip personelin yetki ve sorumlulukları, ulusal ve uluslararası meslek standartları ve yeterlilikler çerçevesinde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı,Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı,Devlet Personel Başkanlığı ve Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Mesleki Yeterlilik Kurumunca hazırlanan yönetmelikle belirlenir.

Geçici Madde 1–Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce 3üncü maddede belirtilen kurumlardan mezun olanlara da, aynı maddede öngörülen unvanlar verilir.
Madde 7–Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 8– Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

GEREKÇE

Bilindiği gibi Meslekî Teknik Eğitim yurdumuzda asırlardan beri mevcut olmasına rağ­men eğitim disiplini içerisinde meslek okullarının açılışı 19ncu asrın sonlarına rastlar. Bu okullardan mezun olanlar ard arda geçirdiğimiz savaşlarda Teknik eleman olarak büyük hiz­metler görmüşler, Cumhuriyetin kuruluşundan sonra açılan okullarında ilk meslek öğreticileri olduğu gibi, yurdun onarılmasında da büyük görevler ifa etmişlerdir.

Yurdun kalkınmasında Meslek okullarının önemini dikkate alan Cumhuriyet hükümetle­ri Sanat Enstitüleri, Endüstri Meslek Liseleri ile diğer Teknik Okul ve Üniversiteler açmışlar­dır. Ancak pahalı bir eğitim sistemi olan bu okullar büyük arzuya rağmen bütün vatan sathına doyurucu bir şekilde yayılamamıştır. Başlangıçtan beri orta öğretim ve yüksek okul seviyesinde açılan bu okulların unvanları da sık sık değişmiş, dolayısıyla mezunlarına istikrarlı bir unvan verilememiştir. Böylesi bir du­rum unvan, yetki kargaşasına ve mezunların mağduriyetine sebep olmuştur, kanaatimizce istikrar kesbetmiş bu okulların yüksekokul ve fakültelerin mezunlarına verilecek unvan, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde, Ulaştırma Bakanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı ve diğer bakanlıklarla özel sektörde çalışan mezunların görevlerini rahatça ve liyakatla yapmalarına, haklarının belirlenmesine ve gelişen sanayimizdeki katkıları­nın artmasına sebep olacaktır.

Teknisyen Unvanı: Sanat Enstitüsü, Endüstri Meslek Lisesi ve Teknik Lise mezunlarına verilecek bir unvandır. Teknik Lise ve Teknisyen Okulu, Sanat Enstitüsü ve Teknik Lise me­zunlarına verilecek en güzel unvan Teknisyenlik unvanıdır. Mevcut Kanunlara ve uygulamalara da açıklık getirecektir.

Tekniker ve Yüksek Unvanı: Mülga Tekniker ve Yüksek Tekniker okullarının yerine açılan üniversitelere bağlı Meslek Yüksek Okullarının Teknik dallarından mezun olanlara verilecek bir unvandır. Teknisyen üstü ve mühendis öncesi bir unvan olan teknikerlik, kamu kurum ve kuruluşlarında, serbest piyasada sanayide geçerli ve anlaşılır bir unvandır. Piyasada kullanılan bu isim kanuni olarak da tescil edilmiştir.

 

Yayınlandığı Kategori TSK. ASSUBAYLAR MESELESİ
Perşembe, 17 Ocak 2019 17:57

MÜCADELEDEKİ ADRESİMİZ TEMAD

Bahtsız bedeviyi deve üstünde yılan sokarmış; bir vatansever de bahtsız olursa assubaylığı seçer ömür boyu adaletsizlikle karşılaşırmış.

Biz assubaylar orduyu sırtımızda taşıyoruz. Öl diyorlar ölüyoruz ama ne hikmetse baş tacı yapılmamız gerekirken kabul edilemez haksızlığa hukuksuzluğa uğratılıyoruz. Üstelik bu peygamber ocağı milletin ordusunda oluyor.

Peygamberimizin, Haksızlığa sessiz kalan dilsiz şeytandır buyurmuşlar; ne yapalım isyan mı edelim, işi mi aksatalım, önce sen öl sen çalış sonra ben mi demek gerekiyor? Lakin vatanseverlik duygularımız buna engel oluyor  vatanseverlik duygumuz da kendi kurumumuzca istismar ediliyor.

Kurulduğu günden beri hiçbir yetkili "bunlar biz en yakın yardımcımız orduyu sırtlayan emektarımız" diye sahip olmak yerine  çoğu zaman hukuka, vicdana aykırı uygulamalarla  bu güzelim mesleği çekilmez hale getirmişler. Üstelik bunu yaparken de çoğu kez hileye hurdaya üç kağıtçılığa başvurmuşlar.  Zaman gelmiş ilgisiz yasaların arasına hile ile aleyhte maddeler eklenmiş (Bknz.Sn.Şükrü Irbık’ın Asubay Tefrikası yazı dizisi)  zaman gelmiş alenen Amiral kökenli Cumhurbaşkanı ile Anayasa Mahkemesi yanıltılmış, AYİM hukuku guguk yapan kararları ile Assubaylar büro memuru sayılmış  5802 sayılı yasa şirazeden çıkmış adalet kantarının ayarları bozulmuş. 

Tüm bu hukuksuzlukları hukuk içinde halletmek için  assubaylar zaman,zaman TEMAD koordinatörlüğünde demokratik haklarını kullanarak eylem ve protestolar yapmışlardır.

TEMAD bizim mücadelemizde koordinatördür, mücadeleye gönül vermiş assubayların maddi ve manevi destekleri ile faaliyetlerini sürdürmektedirler. Ne yazık ki bizi temsil etmekle görevli olanlar çoğu kez kendilerini bu toplumun üzerinde onların amiri  olarak görmüşler çoğu kez de mücadeleyi kişisel çıkarlarına alet etmişlerdir.

Kendi haklarından bile haberdar olmayan yönetimlerden sonra bir umut bir ışık bir kurtuluş olarak gördüğümüz Ahmet KESER yönetimine şahsen elimden gelen tüm desteği verdim, gemi rotadan çıkınca birçok  assubay sevdalısı gibi uyardım.

Sonuçta yandaşların hakaretleri ve ihraçla TEMAD üyeliğimiz sonlandırıldı. Mücadeleyi  TEMAD yapar diye bir kural yok, değerli bir meslektaşımın ifade ettiği gibi “Kendimize ve mesleğimize saygının gereği mücadeleye destek veriyoruz.”

Kendi içimizdeki haksızlığı çözmeden mesleki haksızlıklarımızı çözmek mümkün olamaz. Özeleştiri yapmak zorundayız.  Bugün birçok yönetici şubelerinde lokal olmasa yönetimde olmazlar nedense sivil işletmelerden avantajlı olan şubeler mücadelenin amiral gemisi genel merkeze katkı sağlamıyor  ya çok cüzi karlar elde ediyor ya da nedense zarar ediyorlar... 

Sayın başkanım Hamza DÜRGEN ile zaman zaman uzun konuşmalar yaparım. Konu her şeyin başı TÜZÜK ve bilinen konular.

Aldığımız bilgilere göre Gn.Mrk. Afyon’daki temsilçiler kurulunda bu durumu masaya yatırmış. Nedense bu toplantıda mücadele ile ilgili öneriler kararlar kamuoyu ile net paylaşılmamıştır. TEMAD, mutlaka ama mutlaka yeniden yapılanmanın önünü açacak tüzük değişikliklerine gitmeli, İHRAÇ  toplumun gündeminden çıkarılmalı.

Elbette ihraç yok diye kurumu yıpratacak zarar verecek faaliyetlerde bulunanlar geçici sürelerle uzaklaştırılmalı hakaret edenler için de yargıya başvurulmalıdır.

Bunun ilk adımı tüm toplumu kucaklayacağız bu nedenle KESER döneminde uygulanan ihraçlar kaldırılacak sözüne vardır, esasen tüzük gereği ihracımın geçersiz olmasına rağmen bunun yönetim tarafından gerçekleştirilmesini bekliyoruz, başta şahsım olmak üzere kişisel ilişkilerle devam ettirilen ihraçlar kaldırılmalıdır, aksi halde toplumu kucaklama imkanı olmamaktadır.

Sayın DÜLGER bu konuda konunun tümden çözümü için tüzükteki bu konunun kısa surede çözümünün mümkün oldugunu ifade ettiler. Bu bilgi 15 Ocak günü kendisinin beni araması ile bilgilendim.

Sayın arkadaşlarım Mehmet Emin ATILGAN ve Ersen GÜRPINARIN önceki yıllarda uzun ugraşlarla hazırladıkları Tüzük bu yönetim tarafında dikkatle incelenmeli ve delege profili yeniden şekillendirilmelidir. İl başkanlığı konusu çok yönlü bir şekilde kriterler belirlenmeli ilk kurulan şube il başkanlığını temsil eder gibi mantık ve hukuktan yoksun uygulamalar sonlandırılmalıdır.

SONUÇ OLARAK .

“KESER döneminde uygulanan tüm ihraçlar kaldırılacak sözüne rağmen şahsımın ve bazı arkadaşların kaldırılmayan ihraçları kaldırılıp meslektaşlarımızın TEMAD çatısı altında mücadeleye destek vermeleri sağlanmalıdır."

Geçmişten ders alarak kimsenin kişisel hesap içine girmeden, ufak hesaplara dalmadan,  “Tencere dibin kara“ "seninki benden kara" demeden gerektiğinde özür dileme erdemi gösterilerek toplumda birlik sağlanmalıdır. 

Bu yazımdan herkesin kendine dersler çıkarmasını diliyorum. 

Saygılarımla. 

Atilla ABAYLI 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR

 

ÖNEM VE ÖNCELİK SIRASINA GÖRE ASTSUBAY SINIFI VE EMEKLİLERİNİN YASAL OLARAK ÇÖZÜLMESİ GEREKEN ACİL SORUNLARI AŞAĞIDADIR.

TEMADIN DA BU SIRALAMAYI AJANDASINA ALMASINI, VİZYONU İLE TOPLUMUNUN EN ÖNÜNDE OLMASINI, TABANIN ACİLİYETİNE GÖRE EYLEM VE FAALİYET PLANLAMASI YAPMASINI DİLİYOR VE BEKLİYORUM.

İLK ANA ACİL SORUN:

MİLLİ SAVUNMA ÜNİVERSİTESİNDE OKUYAN ASTSUBAY ADAYLARININ  HALEN GÖRMEKTE OLDUKLARI 2 YILLIK “MESLEK YÜKSEK OKULU “ ADI ALTINDAKİ EĞİTİM VE ÖĞRENİM SÜRELERİNİN 4 YILLIK LİSANS DÜZEYİNDEKİ “ ASTSUBAY MESLEK YÜKSEK FAKÜLTESİNE “ DÖNÜŞTÜRÜLMESİ ANA KONUSUDUR.



BU ANA  KONU,

ASTSUBAYLARIN GÖREVE  BAŞLANGIÇ DERECELERİNİ,

ASTSUBAYLARIN KADRO, RÜTBE, GÖREV ,MAKAM, KOMUTANLIK  ALANLARINDAKİ STATÜDE YAŞADIKLARI   SIKINTI VE YANLIŞLIKLARI,

ASTSUBAYLARIN SUBAYLARA EMSAL MAĞDURİYET İFADE EDEN  HAKLI VE YASAL TÜM TAZMİNAT KALEMLERİNİ,

ASTSUBAYLARI  AİLELERİ  İLE BİRLİKTE YILLARDIR AŞAĞILATAN  SOSYAL TESİS VE İŞLETMELERDE YAŞANAN AŞAĞILANMAYI,

ASTSUBAYLARI, TSK DAKİ HİZMETLERİNDE TALTİF, TAKDİR, YÜKSELME İLE  RÜTBE İLERLEMESİNE BAĞLI UCU AÇIK KOMUTANLIK MAKAMLARINA ULAŞABİLMEDE ASKERİ AKADEMİK YETERLİLİĞE SAHİP OLMAYI.

TSK DA BAŞARI ADALETİNE DAİR KENDİ İÇİNDE VE KAMUOYUNDA OLUŞTURULAN VEYA OLUŞTURULACAK OLAN  FİTNECİLİĞE ,BOZGUNCULUĞA ORTAM VE KOZ YARATMAYA YÖNELİK AJİTASYON VE KÖTÜ PROPAGANDAYI ENGELLEMEYİ,

HAK EDEN HER ASKERİN EN UCA KADAR BİLEĞİNİN HAKKI İLE YÜKSELEBİLMEYİ,

MAAŞ, ÖZLÜK, EMEKLİLİK  UYGULAMALARINDA TEK TİP CETVEL UYGULAMASINI BAŞLATMAYI

ASTSUBAYLARIN MEVCUT KAYNAK TEDARİKİ YÖNETMELİĞİNE GÖRE HALEN KENDİ İÇİNDE OLUŞAN EMSAL FARKLILIĞIN VE AYIRIMIN GİDERİLMESİNİ,

ASTSUBAYLARIN BU ÖĞRENİM STATÜSÜ,  TSK NIN İLERİYE YÖNELİK PROFESYONEL TEKNOLOJİK YENİ YAPILANMASINA NE ACI Kİ GÜÇLÜ  KATKI SAĞLAMAKTAN ÇOK UZAK OLUP;  4 YILLIK DÜZENLEME İLE  TSK NIN  % 70 ÇEKİRDEK GÜCÜNÜN   2030 LU DÖNEMLERE DAİR  SİLAHLI KUVVETLER YAPISINDA  TEKNOLOJİK, TEKNİK, LOJİSTİK, ANA OMURGAYI  OLUŞTURMASINI,

YUKARIDA ANA MESELE OLARAK ÖNERİLEN  4 YILLIK YÜKSEK ÖĞRENİM KANUNU DEĞİŞİKLİĞİ İLE YAKALAYABİLECEĞİMİZ BİLİNMELİDİR.

4 YILLIK M.S ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENİM STATÜSÜ BU KİLİTLERİN HEPSİNİ  AÇACAK TEK ANAHTARDIR.

BİZLERİ RİNGE HAZIRLAYAN MUCİZEDİR.

 

İKİNCİL ANA ACİL SORUNUMUZ :

BU ANLAMDA ASTSUBAYLIĞI YUKARIDAKİ YAPIYA MONTE EDECEK OLAN  “YENİ TSK DA YENİ ASTSUBAY TANIM VE KİMLİĞİNİN ORTAYA ÇIKARILACAĞI “YENİ PERSONEL KANUNU ÇALIŞMASIDIR.

BU ÇALIŞMANIN İÇİNDE ASTSUBAYLARIN RÜTBE İSİMLERİNİN  21. YÜZYILA YAKIŞAN, ÇAĞDAŞ, ANLAŞILIR, TSK NIN BÜYÜKLÜĞÜNE YAKIŞIR DERECEDE ONORE EDİLİR TARZDA DÜZENLENMESİ GEREKİR.

TEMAD ASKERİ PERSONEL KANUNUNA DAİR TÜM  ÇALIŞMAYA DAİR BİR BÜTÜNLÜKLÜ RAPOR HAZIRLATMALIDIR. (ÇOK ÖNEMLİDİR )

 

ÜÇÜNCÜL ANA MESELEMİZ:

ASTSUBAYLARIN 4 YILLIK ÖĞRENİM STATÜSÜNE BAĞLI OLARAK,

GÖREVE BAŞLANGIÇ DERECE VE KADEMELERİ İLE EK TAZMİNATLARININ;  SUBAYLARIN HİZMET YIL VE SÜRELERİNDEKİ ARTIŞLA AYNI PARALLELDE VE EŞİTLİKTE OLUŞTURULMASIDIR.

BUNUN İÇİNDE SUBAY RÜTBELERİNDEKİ BEKLEME SÜRELERİ NE KADAR İSE ASTSUBAY RÜTBELERİNDEKİ SÜRELERDE AYNI OLMALIDIR.

AŞAĞIDA ÖRNEKLEME YAPILIRKEN ASTSUBAYLARIN MEVCUTTAKİ SAÇMA SAPAN RÜTBELERİ DEĞİL DE ESKİ RÜTBELERİ ESAS VE BAZ ALINMIŞTIR. BU RÜTBELERE TEKRAR DÖNÜLMESİ  RÜTBENİN ŞAHSİYETİ VE TABİRİ  ADINA ÇOK GEREKLİDİR

TEĞMEN:       3 YIL =  ASB. ÇVŞ        : 3 YIL

ÜSTĞM :        6 YIL = ASB. KD.ÇVŞ :   6 YIL

YÜZBAŞI :     6 YIL = ASB. ÜÇVŞ. :      6 YIL

BİNBAŞI :      5 YIL = ASB. KD. ÜÇVŞ: 5 YIL

YARBAY :      3 YIL = ASB. BÇVŞ :       3 YIL

ALBAY :         4 YIL = ASB.KD. BÇVŞ : 4 YIL

OLMALIDIR.

HER İKİ SINIFIN DA TOPLAM HİZMET SÜRESİ 27 YIL OLMALIDIR.

ASTSUBAYLAR  ;

KENDİ HESAPLARINA YÜKSEK OKUL BİTİRMELERİNİ ENGELLEMEK ADINA HUKUKU GUGUK YAPAN KARARLARLA BAŞLANGIÇ DERECELERİNİ 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDAKİ GENEL İDARİ HİZMETLERLE İLİŞKİLENDİRİLMELERİNE DERHAL SON VERİLEREK YENİ ASKERİ PERSONEL KANUNU TASLAĞINDAKİ GİBİ TÜM TSK.PERSONELİNİN DERECE VE KAEMELERİ TEK CETVEL OLARAK DÜZENLENMELİDİR.

BU ANLAMDA DA;

BAŞÇAVUŞ RÜTBESİNİN 2. YILINDA ASTSUBAYLAR  1/1 DERECEYE DÜŞÜRÜLMELİ EK GÖSTERGELERİ DE  3600 OLMALIDIR.

BU GÜN İTİBARİYLE SUBAYLARA UYGULANAN TAZMİNAT KALEMLERİ İÇİNDEKİ MAKAM VE GÖREV TAZMİNATI DA  , BAŞÇAVUŞLUĞUN 2. YILINDAN BAŞLAYARAK  DAHA ÜST RÜTBEDEKİ TÜM ASTSUBAYLARA DOĞRU AYNEN YARBAY VE ALBAYLARA ÖDENDİĞİ ŞEKLİ İLE AYNI GÖSTERGE RAKAMI VE AYLIK KATSAYI ÇARPIMI ÜZERİNDEN ÖDENMELİDİR.

TAZMİNATLAR BU ANLAMDA TAZMİNATA HAK KAZANAN MUADİL SUBAYLARA RÜTBE VE HİZMET YILI OLARAK ÖDENDİĞİ ŞEKLİ İLE AYNI İBARE İLE  ASTSUBAYLARA DA ÖDENMELİDİR.



DÖRDÜNCÜ ANA MESELEMİZ

ASTSUBAYLARIN DA SUBAYLAR GİBİ RÜTBELERİ VE HİZMET YILLARINA PARALEL OLARAK MAKAM VE KOMUTANLIK YETKİ ALANLARININ GENİŞLETİLİP BÜYÜTÜLMESİDİR.

ASTSUBAY TANIMI İTİBARİYLE SUBAY YARDIMCISIDIR. SUBAYIN GÖREV VE KADROLARINA YARDIMCI KOMUTANLIK OLARAK ATAMALARI YAPILMALIDIR.

ÖZELLİKLE TEKNİK VE LOJİSTİK, İDARİ KADROLARDA DİREKT SORUMLU KOMUTANLIK KADROLARI VERİLMELİDİR.

DOĞU VE GÜNEYDOĞUDA SUBAYIN ASLİ GÖREVİNİ SUBAY İLERİ YAŞINDA BİR DAHA ŞARK HİZMETİ YAPMASIN DİYEREK ONUN YERİNE O BÖLGEYE ASTSUBAY ATAMASI YAPILARAK BİRLİK VE GARNİZON İÇİ  GEÇİCİ GÖREVLE SUBAYIN KADRO GÖREVİ ASTSUBAYA VERİLMEKTE ; NE VAR Kİ,  O ASTSUBAYA GÖREV YAPTIĞI MAKAMIN DEĞİL, GENEL ATAMADAKİ ASTSUBAY  MAAŞI ÖDENMEKTEDİR.

ASTSUBAYLARIN DA SUBAYLAR GİBİ BELİRLİ BİR HİZMET SÜRESİNE TAKİBEN KITA GÖREVLERİ SONLANDIRILIP KARARGAH GÖREV VE KADROLARINA ATANMALARINI SAĞLAYACAK KADRO DÜZENLEMELERİNİN DE ACİLEN  YAPILMASI GEREKMEKTEDİR.

HAVA KUVVETLERİNDEKİ TÜM TEKNİK ASTSUBAYLARA UÇUŞ PİLOTAj EĞİTİMİ MUTLAKA VERİLMELİDİR.

 

BEŞİNCİ ANA MESELEMİZ:

TSK DA, GÖREVLERİ ESNASINDA DİSİPLİN MAHKEMELERİ VEYA ASKERİ MAHKEMELERDEN ALDIKLARI CEZALAR SEBEBİYLE EMSALLERİNDEN 1.2,3 YIL VE DAHA FAZLA GEÇ SÜRE TERFİ EDEN VE BUNA BAĞLI EKSİK DERECE KADEMEDEN MAAŞ ALARAK MAĞDUR OLAN VE BU MAĞDURİYETİ EMEKLİLİKTE DE DEVAM EDEN;  ÇALIŞAN  VE EMEKLİ KONUMUNDA YAŞAYAN VEYA EŞİ EKSİK VE ADALETSİZ MAAŞ ALAN 24 BİN SİCİL NASIP KAYIPLI İNSAN MEVCUTTUR.

BU GÜN BU SAYININ ASTSUBAYLARA TEKABÜL EDEN ORANI % 82 DİR.

 

BU UTANÇ AYIBININ TEMİZLENMESİ ELZEM DİR.

 KHK. İLE CUMHURBAŞKANINA TANINAN RÜTBE TERFİ TARİHİNİN DEĞİŞTİRİLMESİNE DAİR YETKİYE İSTİNADEN BİR DEFAYA MAHSUBEN TÜM MAĞDURLARA ÖZELLİKLE DE  EMEKLİLERE EMSALDEKİ DERECE VE KADEMESİNE  KAVUŞACAĞI BİR NASIP KAYBI AFFI ÇIKARILMASI KONUSU ÇOK ÖNEMLİDİR.

 

ALTINCI ANA MESELEMİZ.

OYAK KURUMUNUN TÜM AKTÜARYEL VARLIKLARININ BU KURUMA ÇALIŞMA HAYATI BOYUNCA AİDAT YATIRAN TÜM ÜYELERE HİSSELENDİRİLMESİ YAPILMALIDIR.

BU ANAYASAL HAKTIR.

YÖNETİM VE DENETİM KURULLARINDA SAYISAL TEMSİL ADALETİNİN SAĞLANMALIDIR.

 

YEDİNCİ  ANA MESELE

İÇ HİZMET KANUNU İLE ASKERİ PERSONEL KANUNU DÜZENLEMELERİNDE OLSUN,

 TSK NIN PROFESYONEL YAPILANMASINDA OLSUN,

TSK İLE İLGİLİ HER TÜRLÜ YASAL DÜZENLEMELERDE OLSUN,

TSK NIN TÜM KUVVETLERİNDEKİ  TAKTİK HAREKATIN HER TÜRDEN  PLANLAMA SAFHALARINDA OLSUN,

TÜM KARARGAH ÇALIŞMALARINDA VE SİMÜLESİNDE OLSUN,

SUBAYIN GÖRÜŞ, FİKİR, TASARIM, SUNUM, EYLEMSEL KATKILARININ YANINDA;

ORADA ,

MUTLAKA AYNI KONUM VE YETKİYE SAHİP ASTSUBAYLARINDA BULUNMASININ SAĞLANMASI  GEREKİR.

ABD. DEKİ KUVVET VE KARARGAH ASTSUBAYLIKLARI GİBİ.

ASTSUBAYLARIN HER KONUDA,HER KANUN ÇALIŞMASINDA, HER KARARDA  MUTLAK SURETTE FİKRİ, DESTEĞİ ALINMALIDIR.

 

SEKİZİNCİ ANA MESELE

NORMAL EMEKLİLİK HAKKINA DEĞİŞİK SEBEPLERLE KAVUŞAMAYAN, RESEN DURUMDAKİ, ADİ MALUL DURUMDAKİ TÜM ASKERİ PERSONELİN ÖZLÜK HAKLARININ İYİLEŞTİRİLMESİ VE ASTSUBAY HAK VE ADALETİ İÇİN 70-75 DÖNEMİNDE TSK DEN İLİŞİKLERİ KESİLEN  DAVA  MAĞDURU 2562 ASTSUBAYIN AİLELERİNE ÖZLÜK HAKLARI İLE İADEİ İTİBARLARININ İADESİDİR.

Görüntünün olası içeriği: Adnan Fuat Özdemir, gülümsüyor, yakın çekim

SAYGIMLA.

ADNAN FUAT ÖZDEMİR

16.01.2019

 

Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR

Bugüne kadar GENKUR MAKAMINDA oturan ,tüm genkur bşk.ları ,

YAPTIĞINIZ AYIRIM ile TSK nın AYRILAMAZ ÖNEMLİ UNSURU dediğiniz ASSUBAYLARI ,
HANGİ MESLEK GURUPLARININ DA ALTINDA MAAŞ ALMAYA MAHKÜM ETTİĞİNİZİ BİR ARAŞTIRTIN.

BU MAAŞ GURUPLARINDAN MAAŞ ALANLARLA, ASSUBAYLARIN YAPTIKLARI İŞİ, RİSKLERİNİ, ZORLUKLARINI ,
VE HİÇ BİR ZAMAN ALMADIKLARI FAZLA MESAİLERİ DE DEĞERLENDİRİNİZ.

MESLEKTE YÜKSELMENİZ İÇİN VERDİĞİNİZ ;
MESAİ İKİNCİ BİR EMRE KADAR DEVAM EDECEKTİR ,
DİYE ZORLA VE KEYFİ YAPTIRDIĞINIZ MESAİLERİ DE DÜŞÜNÜN, 
İLAVE EDİN.
HİÇ VİCDANINIZ SIZLAMADI MI ,

SORUMLULUĞUNU BİLEN,
HAKKA,
HUKUKA İNANAN,
BULUNDUĞU MEVKİDE ADALETİ TEMSİL ETMESİ ,ADALETLİ DAVRANMASI GEREKEN BİRİ ZATEN BÖYLE BİR EMİR VERMEZ,
UYGULAMA YAPTIRMAZ.

KISACASI BUNU YAPANLARDA VİCDAN DİYE BİR ŞEY OLAMAZ.

ESERİNİZİ ,
GÖRÜNÜZ,
YAPTIKLARINIZLA 
ÖVÜNÜNÜZ.
KENDİNİZ DOLGUN MAAŞLAR İÇİN SINIFINIZIN HAKLARINI DÜŞÜNÜP, KORURKEN,
ALDIĞINIZ YEDİ TAZMİNATTAN BİRİNİ DAHİ ,
ÜLKESİ, MİLLETİ İÇİN EN ÇOK ŞEHİT VE GAZİYİ VEREN ,
KÖTÜ GÜNDE ,ZORA DÜŞTÜĞÜNDE VE ONA İHTİYACIN OLDUĞUNDA SİLAH ARKADAŞIM DEDİĞİN,
İYİ GÜNDE UNUTTUĞUN ,
HAKLARINI YOK SAYIP GÖRMEZDEN GELDİĞİN,
ASSUBAYLAR İÇİNDE DÜŞÜNÜP ,
VERDİRMEMENİZ ,
HANGİ VİCDANA VE ADALET DUYGUSUNA SIĞAR.

SİZLERDE VİCDAN OLMADIĞI GİBİ,
ADALET DUYGUSUDA YOKMUŞ Kİ ,
BU YAPTIRIM , AYIRIM VE HAKSIZLIKLARI 60 YILDIR ASSUBAYLARA UYGULUYOR,
UYGULATIYORSUNUZ.
BU YAPTIKLARINIZI DÜŞMAN OLANLAR BİLE BİRBİRİNE BU KADARINI YAPMAZ,
YAPAMAZLAR,
YAPTIRTMAZLAR.

YARATTIĞINIZ BU TABLO İLE NE KADAR ÖVÜNÜRSENİZ BU SİZİN HAKKINIZDIR.
BÜYÜK BAŞARINIZDIR.

SİLAH ARKADAŞIM VE TSK NIN VAZGEÇİLEMEZ UNSURU dediğiniz ASSUBAYLARA ,
ANCAK BU KADAR ZARAR VEREBİLİR,
YAPTIKLARINIZLA ASSUBAYLARI ANCAK BU KADAR TSK DAN SOĞUTABİLİR,
UZAKLAŞTIRABİLİR,
BİRLİK VE DİRLİĞİ BU KADAR BOZABİLİR,
TSK DA Kİ ÇALIŞMA ORTAMINI VE PERSONEL ARASINDA Kİ DAYANIŞMA VE GÜVENİ YOK EDEBİLİRSİNİZ.

DURMADIĞINIZ SÖZLERİNİZDE,
BUNDAN SONRA ASSUBAYLARA VERİLECEK HAKLARDA SİZLERİN OLSUN,
ASSUBAY HAKLARINI VERDİRMEYENLERİN,
ENGELLEYENLERİN GÖZÜNÜ DE TOPRAK DOYURSUN.

SN MSB VE GENKUR BŞK.LARI ;
ASSUBAYLAR ARTIK SİZLERİN VERECEĞİ HİÇ BİR SÖZE İNANMAZ,
SİZLERE GÜVENMEZLER.
TSK DA YARATILAN BU TABLO SİZİN ESERİNİZDİR.

TSK DAN ASSUBAYLARI UZAKLAŞTIRAN,
AYIRAN ,
YARATTIĞINIZ GÜVENSİZ BU TABLO ORTAMIYLA NE KADAR GURUR DUYUP, ÖVÜNSENİZ ,
SİZİN İÇİN AZDIR.

 

Yayınlandığı Kategori ÜLKENİN NABZI
Cumartesi, 12 Ocak 2019 22:06

BU KEZ SAĞDUYU GALİP GELSİN...

Yerli yersiz eleştiririz, bu Türk Milletinin özelliğidir, sokaktan geçen sıradan bir vatandaşı çevirip sorun, Fatih Terim’den daha fazla Galatasaraylı, Ersun Yanal’dan daha fazla Fenerbahçeli, Şenol Güneş’ten daha fazla Beşiktaşlıdır ve hepsinden daha iyi taktik-teknik bilgiye sahiptir. Ve ekler; ah o takımı benim elime bir verseler!

Zaman zaman bu sitede de kimi zaman çaresizlikten, kimi zaman bir umutla, kimi zaman yönetimleri motive etmek için, kimi zaman bizce bariz bir yanlışı gördüğümüz için eleştirmişizdir. Kimi zaman da amiyane tabirle boş atıp dolu tutmuşuzdur.

Zaman zaman da çözüm odaklı somut önerilerimiz olmuştur.

Ancak ne yazık ki, yönetimlerimiz de normal vatandaşlarımız gibidir. Seçilene kadar “ortak akıl” derler, “birlikte yönetim” derler, seçildikten sonra birden bire bir sihirli değnek dokunur ve her şeyi kendileri bilmeye başlarlar. Yanlış anlaşılmasın, söz konusu olan sadece bu yönetim değil, hatta TEMAD Yönetimleri de değil, seçilip gelen hemen her kurumda bu anlayış söz konusudur.

Siz partisini bırakıp giden bir parti Genel Başkanı gördünüz mü?

Ya ite kaka koltuktan düşürülecek, ya da rahmete kavuşacak, rahmete kavuşursa da gözü açık gidecek, parti başkalarına kaldığı için.

Asıl konumuza dönelim; bütçe geldi geçti, TEMAD Yönetimi bütçenin son günlerinde bizce TBMM’ de gecelemesi gerekirken, termal otellerde geceledi, onlar seçilmiş yöneticiler, seçildiklerine göre her şeyi herkesten daha iyi biliyor olmalılar.

Termal Sonuç Bildirgesine baktığımızda, termal havuzların çok da fayda sağladığını göremiyoruz.

Bizim somut, uygulanabilir, açık bir önerimiz var:

       1. Sayın TEMAD Yönetiminden dileğimizdir, Lütfen sağduyulu olun ve bu kez önerinin kimden geldiğine değil, önerinin kendisine odaklanın.

       2. Sayın Cumhurbaşkanımızın Astsubaylara kameralar önünde, Kayseri Komando Tugayında verdiği sözler var. Bildiğimiz kadarı ile TEMAD Yönetimi Sayın Cumhurbaşkanımıza sözlerini hatırlatmaya uğraştı, ancak; görüldüğü kadarı ile başarı sağlanamadı.

       3. TEMAD Öncülük etsin, ayrı bir hesap açsın, bu hesaba herkes gücü oranında para yatırsın. Bu para ile ulusal bir gazetede gücümüz oranında yarım ya da tam sayfa ilan verilsin, ilanda Sayın Cumhurbaşkanı’nın resmi ve altında birebir orada söylediği sözler olsun.

Altına;

Sayın Cumhurbaşkanımız, Kd.Bçvş.Ömer Halis Demir’in meslektaşları sözlerinizi hatırlatıyor, takdir sizin” denilsin

Sayın TEMAD Yönetimi, lütfen önerimizi ciddiye alın!

Şu anda yapılacak en güzel ve en etkili şey bu, öncülük edin, doğru çığır açarsanız bu toplum peşinizden gelir.

Bu toplum bunu daha önce başardı, yine başarır.

Önümüzde bıçak sırtı bir seçim var, kredi kartı borçlularından küçük esnafa herkesin gönlü alınmaya çalışılıyor. Biz de küçük bir toplum değiliz.

TEMAD Üyesi bütün meslektaşlarımız, lütfen ama lütfen siz de bu konuda TEMAD Yönetimini destekleyin.

Kamuoyumuzun dikkatine saygıyla sunarız.

                 E. ASSUBAYLAR GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU 

Yayınlandığı Kategori EMEKLI ASSUBAYLAR
Cuma, 11 Ocak 2019 16:19

SİCİL AFFI KONUSUNDA SON DURUM

9 Temmuz 2018'de; 

=============
Karar Sayısı: KHK-703 (9 Temmuz 2018) Başbakan Binali YILDIRIM imzalı… 
MADDE 127- 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun; 
e) 33 üncü maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. 
Y O R U M: 926'daki Madde-33'ün (1. fıkrasına) bakalım; 
IV — Terfi zamanı:
Madde 33 — Muvazzaf subayların terfileri her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılır.
 — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — —--------------------------------
10 Temmuz 2018'de; 
===============
3 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi 10 Temmuz 2018 (30474 nolu Resmi Gazete) 
İKİNCİ BÖLÜM 
Türk Silahlı Kuvvetleri Personeli Terfi zamanı 
MADDE 8- (1) Muvazzaf subayların terfileri her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılır. Bu tarih Cumhurbaşkanı tarafından farklı bir tarih olarak belirlenebilir.
 — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — -------------------------------------------
926 sayılı TSK Personel Kanunu’nun 81 inci maddesi;
 “V — Terfi zamanı: 
Madde 81 — Astsubayların terfi zamanı hakkında 33 üncü madde hükmü uygulanır.” 
926 sayılı Kanun’un 33 üncü madde hükmüne atıf yapılmış olan bu madde, 9 Temmuz 2018'de 703 sayılı KHK ile 33 üncü madde yürürlükten kaldırıldığına göre hükümsüz kalmıştır. Her ne kadar 10 Temmuz 2018'de (1 gün sonra) 3 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Karanamesi ile “Muvazzaf subayların terfileri her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılır. Bu tarih Cumhurbaşkanı tarafından farklı bir tarih olarak belirlenebilir.” dense de; 81 inci madde yine de hükümsüzdür. Çünkü; 3 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Karanamesinin 8 inci maddesinde sadece “Muvazzaf subaylar” ifadesi yer almıştır.
 
Madde 81'in tekrar uygulanabilir hale gelebilmesi için; 
a) 926 sayılı TSK Personel Kanunu’nun 81 inci maddesi; 
“V — Terfi zamanı: 
Madde 81 — Astsubayların terfi zamanı hakkında 3 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin “Terfi Zamanı” ile ilgili 8 inci madde hükmü uygulanır.” ,

b) 3 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 8 inci maddesi; 
“Terfi zamanı MADDE 8- (1) Muvazzaf subay ve astsubayların terfileri her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılır. Bu tarih Cumhurbaşkanı tarafından farklı bir tarih olarak belirlenebilir.” ,

c) 3 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 8 inci maddesi; 
“Terfi zamanı MADDE 8- (1) 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na tabi personelin terfileri her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılır. Bu tarih Cumhurbaşkanı tarafından farklı bir tarih olarak belirlenebilir.” 
ifadelerinden birinin (a, b, c) olması gerekirdi. Ancak böyle bir madde hükmü olmadığına göre; mahkeme kararıyla hükümleşmiş cezadan dolayı hükmün yerine getirilmesinden sonra, 926 sayılı Kanun’un 36 ıncı madde hükümlerine göre “Nasıp Düzeltmesi” hangi tarihe götürülmüşse o tarihte Derece/Kademe ilerlemesinin yapılması gerekir.
 
NOT: Kanunların durumunu ve “Nasıp Düzeltmesi” konusunu bu şekilde inceledik. Yönetmelik hükümlerinde daha farklı hükümler varsa durum ne olur? Sağlıklar dilerim…

Fahrettin BAĞRI 
(E) Maliye Astsubayı

 

SİCİL AFFI KONUSUNDAKİ YASA TEKLİFİ 

Sicil Affı konusunda hazırlayıp Sn.Murat BAKAN’a gönderdiğim Kanun Teklifi şu anda 2/1127 Esas Numarası ile Milli Savunma Komisyonu’ndadır…


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifım gerekçesi ile birlikte ekte sunulmuştur. Gereğini arz ederim. Saygılarımla,
Murat BAKAN
İzmir Milletvekili

GENEL GEREKÇE
Cumhuriyet tarihi boyunca çeşitli zamanlarda suçlara ait af kanunu çıkarıldığı halde TSK personeli ve 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununa tabi personel sicil affından hariç tutulmuş olup, bu zamana kadar Devlet hizmetinde olmanın gururu içerisinde bulunan personelin çalışmasının teşviki için bu Kanun Teklifi hazırlanmıştır.

Bilindiği üzere, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin disiplin cezalarının affedilmesine yönelik olarak 25.12.1985 tarihli ve 3249 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun, 18.6.1992 tarihli ve 3817 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun ve son olarak da 28.8.1999 tarihli ve 4455 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun yürürlüğe konulmuştur.

1. 25.12.1985 tarihli ve 3249 sayılı,
2. 18.6.1992 tarihli ve 3 817 sayılı,
3. 28.8.1999 tarihli ve 4455 sayılı,
4. 22.6.2006 tarihli ve 5525 sayılı 
Kanun olmak üzere periyodik olarak her yedi yılda bir “AF” Kanunu çıkarılmıştır. Yürürlüğe giren bu kanunlar TSK personeli ve 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununa tabi personele uygulanmamıştır. Gelinen durum itibariyle TSK’nın yapısında çok önemli değişiklikler olurken daha da önemlisi Askeri Mahkemeler, Askeri Savcılıklar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) v.b. kaldırılmıştır.

Askeri Mahkemelerce hükümleşmiş ceza alanlar,bu cezalardan dolayı nasıpları aleyhte düzeltildi ve yıllarca nasıplarının götürüldüğü tarihte değil de daima bir sonraki 30 Ağustos’ta “Derece Yükselmesi” veya “Kademe İlerlemesi” yapıldı. Dolayısıyla bu durumda olan TSK Personeli bu cezayı ömrü boyunca çektiler ve hatta öldükten sonra geriye bıraktıkları da bu cezayı çektiler, çekmeye de devam ediyorlar. Ayrıca bu Kanun Teklifi ile bu konuda mağduriyet yaşayan emekli TSK personelinin de faydalanması amaçlanmaktadır.

MADDE GEREKÇELERİ
MADDE 1-
 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda aşağıdaki geçici madde eklenmek suretiyle;

GEÇİCİ MADDE 46: “Çeşitli suçlardan dolayı Askeri Mahkemelerce hükümleşmiş ceza alanlar hükmün veya kararın kesinleşmesini, şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalar bakımından, cezanın tamamen infazını müteakip aleyhde nasıp düzeltesi yapılanların nasıpları hangi tarihe götürülmüşse, o tarihte derece yükselmesi veya kademe ilerlemesi yaparlar. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu görevleri üzerinden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı ile dul ve yetim aylığı alanlar için de uygulanır.”

Devlet hizmetinde olmanın gururu yanında çalışmalarının teşviki suretiyle verimliliğin artırılması, personele kendisine istihdam eden Devlete olan güven duygusunun aşılaması ve hükümleşmiş cezalarının belli süreler sonunda sicilden silinmesine ilişkin uygulamalardaki farklılıkların ortadan kaldırılması öngörülmekte ve bu Kanundan yararlananların disiplin cezalarının silinmesinde ilgililerin müracaat şartının aranmayacağı hükme bağlanmaktadır.

Kanuna göre emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanmış olanların da faydalanması amaçlanmıştır.

MADDE 2- Yürürlük maddesidir.
MADDE 3- Yürütme maddesidir.

926 SAYILI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 46: “Çeşitli suçlardan dolayı Askeri Mahkemelerce hükümleşmiş ceza alanlar hükmün veya kararın kesinleşmesini, şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalar bakımından, cezanın tamamen infazını müteakip aleyhde nasıp düzeltesi yapılanların nasıpları hangi tarihe götürülmüşse, 0 tarihte derece yükselmesi veya kademe ilerlemesiyaparlar. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu görevleri üzerinden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı ile dul ve yetim aylığı alanlar için de uygulanır. ”

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

 

Yayınlandığı Kategori TSK. ASSUBAYLAR MESELESİ
Salı, 08 Ocak 2019 12:32

Asubay Tefrikası 6-7

 

Aldatanlar Ülkesinin Aldatılmaya Doymayan Askeri; Asubaylar 6-7

 

 

 

Ey muhtrem vatandaşlarım,

Ey kıymetli meslekdaşlarım; İşitin bu sözlerimi!...

Çünkü daha evvel hiçbir yerde duymadınız, görmediniz, okumadınız!

Bugüne kadar da hiç kimse bilemedi ya da söyleyemedi bu hakikâti…

 Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

600 küsûr sene hüküm süren saltanât döneminde;

Osmanlı devletinin avam (reaya) sınıfı, padişahlarımızın kulu, kölesi idi.

Kendisinin “Zillullah-ı fi’l-arz” olduğuna inanan padişahımız “urun kellesini!” dedikde;

Kelime-i şahâdet bile getiremeden o zavallı kulun kellesi hemen oracıkda urulur idi!..

 

Cumhuriyet idâresi başladıktan sonra Türk Milleti;

ATATÜRK sâyesinde padişahın kulu-kölesi olmakdan kurtuldu.

 

Hâkimiyet, bilâ kayd ü şart milletin oldu!

Millet; kendi akıbetine, kendi istibâline sâhip çıkdı. Hür bir fert ve müstakil bir yurtdaş olarak T.C devletinin bütün haklarından eşit olarak istifâde etmeye başladı.

 

Fikri hür, vicdânı hür, irfânı hür hâkim ve savcıları olan Cumhuriyet mahkemelerinde kendini müdafaa etmek hakkını elde etdi.

 

En düşük dereceden devlet hizmetine giren bir vatandaş, Anayasamızdan neşet eden “kendini geliştirme hakkını” kullandı.

 

Devletin  işcisi ve memuru olarak hem görevine devâm etdiler hem de aynı zamânda yüksek tahsil yapdılar.

Örnek mi?

Devletde memur olarak çalışmaya başlayan Abdüllatif ŞENER ve Bekir BOZDAĞ bunlardan sâdece ikisi. Devletde maaşlı imamlık yapar iken birincisi siyâset, ikinci hukuk okudu.

 

Bekci ise şâyet okudu ve polis olabildi.

Hemşire ise şâyet okudu ve doktor olabildi.

İmam ise şâyet okudu ve avukat oldu. Kaymakam, vâli olabildi.

Amele ise şâyet okudu ve mühendis olabildi.

 

Bunları yaparken de kimseden himmet, merhamet dilenmedi.

 

Çevrenizdeki konu komşuya bakarsanız buna benzer örnekleri sizler de görebilirsiniz.

 

Fakat

İnanması pek zor olsa da Cumhuriyet idâresine geçiş, “astsubay” denilen askerler üzerinde tam aksi yönde tesirler yapdı.

 

Osmanlı Ordusundaki haklarını “astsubaylar”, Cumhuriyet döneminde bir bir kaybetmeye başladılar.

 

İşde, şimdi okuyacağınız Asubay Tefrikası’nın 6 bölüm 7’nci kısımını teşkil eden bu makâlemizde inşallah

 

Astsubay” denilen askerlerin ATATÜRK sonrası Cumhuriyetinde gasp edilen bir hakkından söz edeceğiz…

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 2

2016 senesine kadar ordumuzu sevk ve idâre eden Genelkurmay Başkanlığımızın bugün “astsubay” dediği askerleri;

Deniz Kuvvetlerimizde nasıl kandırdığını burada belgeleri ile isbat etdik!

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6 3

Hava Kuvvetlerimizde nasıl kandırdığını burada belgeleri ile isbat etdik!

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6 4

Kara Kuvvetlerimizde nasıl kandırdığını da burada gene belgeleri ile isbat etdik!

 

*  *  *  *  *

 

Subaylığa nakil edilmek şartı” ile 1951 senesinde Başbakan Adnan MENDERES’in 5802 sayılı kânun ile teşkil etdiği “astsubay” dedikleri askerlerinAsubay Tefrikası 6 5

Sicilen subaylığa terfi” edilmesi konusunda Genelkurmay Başkanlarımızın;

 

  • Hem Başbakan Adnan MENDERES’i,

 

  • Hem TBMM’yi,

 

  • Hem de “astsubay” dedikleri askerleri nasıl kandırdığını belgeleri ile isbat etdik!

 

*  *  *  *  *

 

27 Mayıs’ın karanlık suratlı darbeci subaylarınınAsubay Tefrikası 6 6

1967 senesinde tertip etdiği 926 sayılı kânun ile

Astsubayların “tahsilen subaylığa terfi” hakkını

TBMM’de nasıl da hâince gasp etdiğini belgeleri ile isbat etdik!

 

 

 

*  *  *  *  *

 

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası’nın altıncı bölüm yedinci kısımını terkip edecek bu makâlemizde gene

Astsubay” ismi verilen köle askerlere atılan başka bir kazığı daha teşhir edeceğiz evvel Allah…

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

Bu makâleyi ben 2018 Kasım ayında yazmaya başladım. Fakat 2019 senesinin ilk ayı olan Ocak’da tamamlayabildim.

1076 sayılı kânun makâlemizin bu kısımının konusu.

ATATÜRK’ün 92 sene evvel yapdığı bu kânunun 2019 senesindeki son durumunu görüyorsunuz aşağıda.

Temiz bir kâlp ve iyi niyet ile bakdığımda; gözlerini dünyâya yeni açmış bebek mâsumiyetine bürünmüş bir kânun gördüm karşımda.

Fakat subay var ise şâyet mutlaka bir çapanoğlu vardır içinde dedim kendi kendime.

Çünkü bugüne kadar bu kâide hiç değişmedi!..

Bilim aklı, sağlam bir vicdân ve hür bir irâde ile tetebbu edince de gördüm ki

Hakikâten şeytânî bir hile gizlenmiş bu kânunun içine…

İşde; sûreti, bebek mâsumiyeti ile bize bakan bu kânunun 2019 Ocak ayındaki tâze ekran görüntüsü!

Bu mâsum sûretin arkasında gizli olan şeytânî suratı da makâlemizin aşağıdaki bölümlerinde göreceksiniz.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

1927 seneli bu kânundaki “gedikli küçük zâbit” denilen askerlerin

2019 senesinde “astsubay” dediğimiz asker kişiler olduğunu hatırlatalım.

Yeni adı ile 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kânununun

Yukarıdaki çerçeve içindeki ikinci maddesinin sarı boyalı kısımlarını okuduğumuzda şunu öğreniyoruz;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Kânunun bu hükmü, içinde yaşadığımız 2019 senesinde de aynı şekilde yürürlükde!..

Fakat uygulamaya bakdığımızda gedikli küçük zâbitlerin;

 

  • Yedek subay (ihtiyât zâbiti)

 Ve dahi

  • Yedek askerî memur yapılmadığını görüyoruz, biliyoruz.

 

O vakit burada durmak ve şu suâli sormak geliyor aklımıza;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Bu suâllerin cevaplarını bulmak için

Kandırmacalar foliminin 1909-1910 senelerine ait makarayı oynatmamız gerekecek.

Senelerin, şâhısların ve kânunların şâhidliğinde bir folim bekliyor bizi bugün, evvel Allah.

Haydi, Eski Tüfek! Bu kadar tıraş, Zemheri ayında cilde zarar…

Oynat bakalım şu folimi!...

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

Sene, 1910… Tıpkı 15 Temmuzcuların yapdığı gibi;

31 Mart Vak’asını bahâne eden zâbitân, siyâset ve münevver gürûhu

Osmanlı Devletini evvelâ yıkdılar!

Sonra da Meclis-i Mebusân’ı, Meclis-i Ȃyan’ı, askerini ve devletin tekmil teşkilâtını ele geçirdiler.

Bu darbeciler;

Kukla olarak oynatacaklarını iyi bildikleri Sultan Mehmed Reşad’ı da padişah tahtına oturtdular.

Saltanât başı ve başkomutanımız Sultan Mehmed Reşad idi.

31 Mart darbecibaşı Müşir Mahmut Şevket Paşa;

Meclisleri ilga edip kapılarına kilit vurmuş

Ve dahi

Tertip etdiği bir nizamnâme ile Berrî (Kara) Küçük Zâbitliği (Asubaylığı) 1909 senesinde cebren ve hile ile ihdâs etmiş idi.

Kara ordumuzda ilk kez “küçük zâbit” yetiştirmek üzere teşkil etdiği Dersaadet Küçük Zâbit Mektebi;

İlk mezun 173 "kıdemli küçük zâbiti" "kıdemli çavuş" rütbesi ile 1911 senesinde vermiş idi.

 

Bir başka ifâde ile 1909 senesine kadar Berrî (Kara) ordumuzda “küçük zâbit” denilen köle askerler henüz mevcut değil idi.

Çünkü Osmanlı padişahları, ordumuzda böyle “ortada sandık” bir asker sınıfını asla isdemiyorlar idi.

 

*  *  *  *  *

 

1910 senesinde Osmanlı Devletinde iki kademeli bir meclis var idi;

 

1. Meclis-i Mebusân

 

2. Meclis-i Ȃyan

 

Bizim padişahlarımız girişdiği harblerde muvaffak olmak için saray müneccimlerinden medet umar iken

Avrupa devletleri akıllı bilim adamları ve zâbitânı sâyesinde sanayi devrimini çokdan başlatmış

Ve dahi

Dünyâyı sömürmek için ölümüne bir yarışa başlamışlar idi.

Bu yarış öyle acımasız bir hızla artarak devâm etdi ki. Aklı başında devlet adamları ve subaylar eşi benzeri görülmemiş bir harbin mukadder olduğunu görebildiler.

 

Bizim “mektebli” zâbitân heyetimiz ise;

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  • Evvelâ 1908 İkinci Meşrutiyet İhtilâli,

  • Akabinde 1909 31 Mart Vak’ası,

  • Ahiren de 1913 Bab-ı Ȃli baskınından sonra “hasta adam” Osmanlı Devletini yıkdılar.

 

Osmanlı Ordusunda tam anlamı ile bir cadı avı başladı.

Zâten 31 Mart Vak’asından hemen sonra orduda müthiş bir tasfiye başlamış idi.

Darbeciler, kendilerine karşı duran “mektebli” ve “kalın kafalı” dediği “alaylı” zâbitân heyetinin hemen hemen yarısını ordudan tard etdiler.

Geri kalan yarısının da rütbelerini tenzil etdiler.

Tükenmiş Osmanlı Devletinin ölüsünü ele geçiren darbeci Mahmut Şevket Paşa ve dışarıdan beslemeli-feslemeli siyâsetciler,

Başlamak üzere olan büyük harbe orduyu hazırlamak için peşpeşe kânunlar tertip etdiler.

Ve bu kânunlar ile ordumuzda daha evvel mevcut olmayan iki yeni asker sınıfı teşkil etdiler;

 

1. Küçük zâbitlik

 

2. İhtiyât zâbitliği

 

İşde bugün biz burada ihtiyât zâbitliği kânununa kalem batıracağız inşallah.

 

*  *  *  *  *

 

Sözde 31 Mart Vak’asının efsane(!) komutanı Müşir Mahmut Şevket (KETHÜDAZȂDE) Paşa,

Bu isyanı basdırmada gösderdiği kahramanlıkdan(!) dolayı hemen Harbiye Nâzırlığına terfi etdi.

 

Orduyu Osmaniyi zapdu rapt altına alan Harbiye Nâzırı Müşir Mahmut Şevket Paşa;

Küçük zâbit” ismini verdiği asker sınıfını Berrî (Kara) Ordumuzda ilk defâ olmak üzere 1909 senesinde teşkil etdi.

09 Ekim 1909 târihli Dersaadet Küçük Zâbit Mektebi Nizamnâmesi Madde- 47’de şu hüküm var idi;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

1909 senesinde küçük zâbitliği” icâd etmesinden aylar sonra Mahmut Şevket Paşa bu kez de

1910 senesinde Avrupa’dan aşırma yeni bir “zâbit” sınıfı teşkil etdi.

İhtiyât zâbitliği ismini verdiği bu yeni zâbit sınıfının meclislerde kabul edilen sekizinci maddesi şöyle diyor idi;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

1910 seneli İhtiyât Zâbitânı Kânununun,

Yukarıdaki çerçeve içinde gördüğünüz sekizinci maddesini okuduğumuzda şunu öğreniyoruz;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

İhtiyât Zâbitânı Kânununun yukarıdaki çerçeve içindeki dokuzuncu maddesini okuduğumuzda şunu öğreniyoruz;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Aşağıda gördüğünüz sarı çerçeve içindeki kânun maddesinde gizli olan çok önemli iki husus var;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Birinci husus şudur;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

İkinci husus da şudur;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Bu bilgiyi ilk defâ burada sizler duydunuz.

Bir de bugün kimler ve nasıl yedek subay (ihtiyât zâbiti) oluyor, ona bakın hele!

Bırak gâzi olanı, hele şehid olanı!..

1927 senesinden beri askerliğini “er” olarak yapmış bir tek Genelkurmay Başkanı mahdumu var mıdır acap?

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Osmanlı Berrî (Kara) Ordusunun “küçük zâbit” ismi verilen askerleri 10 sene başarılı hizmetlerinden sonra

1910 seneli İhtiyât Zâbitânı Kânununa göre ihtiyât mülâzim sâni (asteğmen) oluyorlar idi.

Bu uygulama, Osmanlı Devletinin teslim olduğu 1918 senesine kadar devâm etdi.

Evvelâ teslim olan sonra da yıkılan Osmanı Devleti’nin mirâsı üzerine Cumhuriyeti kurduk ve ilân etdik.

600 küsûr seneden beri padişahın kölesi olan reaya, Cumhuriyet ile birlikde fikri hür, vicdânı hür ve irfanı hür birer yurtdaş oldu.

ATATÜRK gibi nâmuslu, âdil, basiretli, haksever ve halksever bir devlet adamının kılavuzluğunda medeniyete yürüyen millet;

Eğitim, sağlık ve adâlet gibi temel vatandaşlık haklarından eşit olarak faydalanmaya başladı.

İnsan haklarındaki bu tekâmül ve inkişâfdan T.C Ordusunun askerleri de nasiblerini aldılar.

1927 senesinde TBMM,

1076 sayılı İhtiyât Zâbitleri ve İhtiyât Askerî Memurları Kânûnunu meriyyete koydu.

Aşağıda, bu kânunun birinci ve dördüncü maddelerini görüyorsunuz.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

1076 sayılı kânunun yukarıda gördüğünüz birinci maddesini izah etmeye zannederim ki hâcet yok!

Dördüncü maddesinin özeti de şöyle oluyor;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Her şey yerli yerinde… Kânunun muhtevasına bakdığımızda;

1910 seneli kânuna göre gedikli küçük zâbitlerin  ihtiyât zâbitliğine  terfi etmesinin daha kolay hâle getirildiğini görüyoruz.

Bu kânundan neşet eden hakkını kullanan gedikli küçük zâbitlerin, ihtiyât mülâzımlığına terfi edildiğine dâir belgeleri

Makâlemizin ilerleyen bölümlerinde fâş eyleyeceğiz.

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

Kurucu Reisicumhurumuz ATATÜRK,

1927 senesinde başka bir kânun daha meriyyete koydu.

Mükellef askerlik hizmetini tanzim eden kânunun bu ismi

Askerlik Mükellefiyeti Kânunu idi.

Bu kânunun birinci maddesi şöyle diyor idi;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

5802 sayılı Astsubay Kânununa göre 1951 senesinden beri “astsubay” dediğimiz asker sınıfı, işde tam da bu târife uymakdadır.

 

Netice itibârı ile;

Bugün “astsubay” dediğimiz asker kişiler aslında 1927 senesinden beri efrâd (erât)’dır.

 

Yukarıda sizlerin de gördüğü üzere;

Bu kânun, her erkek vatandaşın istisnasız olarak askerlik yapmasını emrediyor idi.

Yeri gelmiş iken bir hakkı sâhibine teslim edelim.

ATATÜRK’ün yapdığı bu kânunu ilk delen kişiler;

  • 1980 senesinin Cumhurbaşkanı emekli subay darbeci zottirik Kenan EVREN

Ve dahi

  • Başbakan darbeci paragöz Turgut ÖZAL’dır.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

ATATÜRK’ün hazırladığı bu kânunun en önemli tarafı da şudur;

1927 senesi itibârı ile T.C Ordusunda iki sınıf asker var idi.

Bu kânuna göre “mükellef” askeri saymaz isek şâyet ordumuzda sâdece zâbit (subay) var idi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Askerlik Mükellefiyeti Kânununun Türk askerlik mesleğine getirdiği yeniliklerden birisi de

Bu kânunun onbirinci maddesinde söz edilen “gönüllü askerlik” idi.

Buradaki “gönüllü askerlik”, ABD ordusunun bugün uyguladığı “gönüllü” (enlisted) askerliğin ta kendisi idi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

ATATÜRK dönemi Türk Ordusunda askerlere verilen haklar sürekli olarak inkişâf etdi.

Cumhuriyetin kurucu irâdesi;

Askerlik mesleğini câzip hâle getirmek için askerlere peşpeşe yeni haklar ve terfi fırsatları verdi.

1927 senesinde gedikli küçük zâbitâna, ihtiyât zâbitânı olma hakkını vermişler idi.

1932 senesinde bu kez de

Bir kısım gedikli küçük zâbitâna askerî memurluğa nakil hakkı verildi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

1931 sayılı bu kânun ile;

Sıhhıye,

Nalbant,

Müzika,

Tüfekci

Ve emsâli meslek mensubu gedikli küçük zâbitler, yedinci sınıf ihtiyât askerî memurluğuna nakil edildi.

(T)B.M.M Yüksek Reisliğine takdim etdiği kânunun esbâb-ı mucibesinde Başvekil İsmet (İNÖNÜ) şöyle dedi; 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

1910 seneli İhtiyât Zâbitân Kânûnu

Ve dahi

1927 sene ve 1076 sayılı İhtiyât Zâbitleri ve İhtiyât Askerî Memurları Kânûnundan neşet haklarını kullanan gedikli küçük zâbitler, ihtiyât zâbitliğine (yedek subay) terfi etdiler.

İşde;

Bu gedikli küçük zâbitândan piyade gedikli başçavuş Hüseyin oğlu M. Kemal’in

İhtiyât asteğmenliğine terfi etdiğine dair Reisicumhur M. Kemal ATATÜRK’ün 1937 senesinde imzâladığı kararnâme.

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

1932 senesine vâsıl olduğumuz günlerde; ATATÜRK sonrası Cumhuriyetini idâre eden eşhâs şunlar idi;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

ATATÜRK vefat etdikden bir ay sonra TBMM, aşağıda gördüğünüz kânunu kabul etdi.

Bu kânun;

  • 1927 senesinde kabul edilen 1076 sayılı kânun ile

Ve dahi

  • 1932 senesinde kabul edilen 1931 sayılı kânun ile

 

Gedikli küçük zâbitlere verilen ihtiyât zâbitliği ve ihtiyât askerî memurluğuna nakil hakkını bir kerte daha ileriye götürdü.

 

Önceki kânunlara göre “asteğmen” rütbesine nakil edilen gedikli küçük zâbitler;

Bu kânunun meriyyete konulması ile bir rütbe yukarıdan olmak üzere artık “yedek teğmen” rütbesine nakil edilecekler idi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Bu kânundaki “gedikli erbaş” tâbiri dikkatinizi çekmişdir. Gedikli küçük zâbitlikden bahseder iken “gedikli erbaş” nereden çıkdı diye haklı bir suâl sorabilirsiniz.

Bunun sebebini öğrenmek için Çünkü Asubay isimli makâlemizi okumanızı tavsiye ederim. Bu, birinci husus...

İkinci hususa gelince;

Bu kânunun kabul edilmesinin asıl maksadı ordumuzun “mükellef asker” sınıfına dâhil olan “gedikli küçük zâbit” tâbirini “gedikli erbaş” olarak değişdirmek idi. Bunun ise uluslararası andlaşmalardan kaynaklanan haklı bir gerekcesi var idi.

Çünkü Napolyon’un 1798 senesinde mükellef (mecburî) askerliği ihdâs etmesinden buyana askerlik “mükellef vemuvazzaf” olmak üzere iki sınıf hâlinde teşekkül etmeye başlamış idi.

Devletimizin taraf olduğu milletlerarası andlaşmara göre de askerlik iki sınıf olarak tekâmül etmiş idi.

Bu andlaşmalardan birisi de 1929 Cenevre Sözleşmesi idi. Bu sözleşmeye göre harp esirlerine yapılacak muamele konusunda askerler iki sınıf hâlinde tasnif ediliyor idi.

Bu asker sınıfları şunlar idi;

 

 images/stories/sukru-irbik/asubay-tefrikasi-6-7/36.jpg

1949 senesinde teşkil edilen

Ve dahi

Türkiye’nin 1952 senesinde taraf olduğu NATO’ya göre de askerler yukarıda görülen iki sınıf hâlinde tasnif ve tefrik edilir.

Bugün bizim ordumuzdaki “muvazzaf astsubay” ismi verilen

Ve dahi

Bu andlaşmalara göre aslında “mükellef asker” sınıfına dâhil olan uyduruk asker sınıfının kânunsuz oluşu, hem de Anayasa’ya göre kânunsuz oluşunun temel kaynağı da işde gene bu milletlerarası andlaşmalardır.

Bu konuda daha fazla bilgi edinmek için;

Sözün Doğrusu

Ve dahi

Beterin Beteri isimli makâlelerimizi okuyunuz.

3543 sayılı bu kânun için Başvekil Celal BAYAR’ın BMM Yüksek Reisliğine takdim etdiği mucip sebep ise şöyle idi;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

1910 seneli İhtiyât Zâbitân Kânûnu

Ve dahi

1927 sene ve 1076 sayılı İhtiyât Zâbitleri ve İhtiyât Askerî Memurları Kânûnundan neşet haklarını kullanan gedikli küçük zâbitler, ihtiyât zâbitliğine (yedek subay) terfi etdiler.

İşde;

Bu gedikli küçük zâbitândan piyâde gedikli başçavuş Eyüğ oğlu Ahmet AKINERİ’nin

Yedek piyâde teğmenliğine terfi etdiğine dâir Reisicumhur İsmet İNÖNÜ’nün 1944 senesinde imzâladığı kararnâme.

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIKAsubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

1950 senesi Mart ayına vâsıl olduğumuz günlerde devletin başında aşağıdaki devlet adamları oturuyor idi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Bingöl milletvekili Feridun Fikri DÜŞÜNSEL, 18 Şubat 1950 Cumartesi günü TBMM’ye bir kânun teklif verdi.

Gedikli” olarak söz etdiği askerler hakkında verdiği kânun teklifinin gerekcesi de şöyle idi;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Fikri DÜŞÜNSEL’in yuvarladığı bu kânun teklifine,

Dönemin Başbakanı Şemsi GÜNALTAY yolda bulmuş gibi sevindi. Hemen bir dilekce yazdı.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Gedikli Erbaş Kanun Tasarısı (1/732)

T.C.

Başbakanlık

Muamelât Genci Müdürlüğü

Tetkik Müdürlüğü

Sayı : 71 -1591

1.3.1950

Büyük Millet Meclisi Yüksek Başkanlığına

Millî Savunma Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca 28.11.1950 tarihinde Yüksek Meclise sunulması kararlaştırılan Gedikli Erbaş Kanunu tasarısı ile gerekçesinin ilişik olarak sunulduğunu saygılarımla arzederim.

Başbakan

Şemsettin Günaltay

 

 

*  *  *  *  *

 

Ve Başbakan GÜNALTAY, bu bu dilekcesini aşağıda gördüğünüz “gerekce” ile BMM’ye arz etdi.

Gedikli Erbaş Kanunu tasarısının gerekçesi

1. Ordunun gedikli erbaş eksiği pek çok olup gedikli erbaş kaynaklarının bugünkü verimi ile bu ihtiyacın kısa zamanda tamamlanmasına imkân olmadığı, gedikli erbaşlığa istekli sayısının çok az bulunduğu görülmüş ve bunun sebepleri araştırıldığında;

Ortaokul öğrenimini bitiren ve daha yüksek öğrenime katılmak imkânı, fırsat ve gücünü bulamıyan gençlerin, daha çok Devlet memurluğunu tercih eyledikleri veya istikballerini, daha iyi bir şekilde sağlıyacak istikametlerde aradıkları anlaşılmıştır.

Çünkü, ortaokul mezunu Devlet memurları üç yılda bir terfi eylemekte, polislerin ve ortaokul öğrenimi üzerine bir meslek tahsili yapanların aylıkları 20 liradan başlamakta, baremin I. derecesine kadar yükselebilmekte, Devlet memurları 65 yaşına kadar memuriyete devam hakkına malik bulunmakta, gedikli erbaşların tâbi bulunduğu yaş haddi, evlenme ve başka türlü kayıt ve şartlara bağlı ve mahrumiyetlere mâruz bulunmamaktadır. Millî Eğitim Bakanlığının köy ve sanat enstitülerinin sağladığı istikbal de gedikli erbaşlara nazaran daha elverişli bulunmaktadır.

Bu sebeplerle; gedikli erbaşları meslekî ve hukuki yönlere yükseltmek ve kendilerini terfih eyliyerek gedikli erbaşlığa teşviki sağlamak için; gedikli erbaşlara, en az orta okul mezunu bir Devlet memur statüsü vererek aynı derecede öğrenim görmüş ve Devletin türlü hizmetlerinde çalışan memurlara eşit haklara sahip kılmak gerekli görülmüş (demek ki bu târihe kadar eşit haklar verilmiyor idi.Eski Tüfek) ve bu kanun tasarısı bu esasa göre hazırlanmıştır.

2. Bu tasarının hazırlanmasında:

a) Gedikli erbaşlara ait bütün mevzuatın bir kanun içinde toplanması

b) Muhtelif sınıf gedikli erbaş okulları sürelerinin birleştirilmesi ve ortaokul öğrenimi üzerine bir yıllık staj ve iki yıllık bir meslek tahsili verilerek aylıklarının 20 liradan başlanması ve böylece muhtelif sınıf ve meslek gedikli erbaşları arasında eşitlik sağlanması,

c) Gedikli erbaş aylıklarının birer derece yükseltilmesi dolayısiyle, sanat enstitülerinden çıkan gedikli erbaşların da üstçavuş olarak değil gedikli çavuş olarak çıkarılması ve eşitlik sağlanması,

d) Gedikli erbaşların muadil tahsili Devlet memurları gibi her rütbede asgari bekleme süresinin üç yıl olması,

e) Gedikli erbaşların temdit esası kaldırılarak, subaylar, gibi 15 yıl mecburi hizmete tâbi tutulması,

f) Gedikli erbaşların yükselmelerinin, sicil ve ehliyet yoliyle bakanlıklarca yapılması,

g) Gedikli erbaşların yükselmelerinin subaylar gibi her yılın 30 Ağustos Zafer Bayramı yapılması,

h) Gedikli erbaşların aylıklarının ordunun diğer mensupları gibi ay başlarında teşmil edilmesi, 60 lira asli maaşa kadar yükseltilmesi,

i) Çekilme veya emekliye çıkarılma suretiyle ordudan, ayrılan gedikli erbaşların yedek gedikli erbaşlığa nakilleri,

Gibi önemli esasları ihtiva etmek ve başkaca müteferrik kısımlara da tasarıda yer verilmek suretiyle ilişik kanun tasarısı hazırlanmıştır.

 

 

*  *  *  *  *

 

Başbakan Şemsettin GÜNALTAY’ın bu dilekcesi aslında;

Gedikli” dediği köle askerlerin 1950 senesindeki perişân hâlini gösderen iyi bir itirâfnâmedir.

Aynı zamânda burada dikkat çeken çok önemli husus da şudur. Bu tasarının gerekçesinde, “gedikli erbaş” dedikleri askerlere;

1910 senesinde Padişah Sultan Mahmud Reşad

Ve dahi

1927 senesinde ise 1076 sayılı kânunun 4’üncü maddesi ile Kurucu Reisicumhur ATATÜRK’ün verdiği,

İhtiyât zâbitliği ve ihtiyât askerî memurluğuna nakil hakkının” iptal edildiğine dâir bir tek kelime dahi yokdur.

1076 sayılı kânunun dördüncü maddesinin iptâl edilmesi tam anlamı ile 5619 sayı ile kânuna aykırıdır.

Netice itibârı ile 5619 sayılı kânunun 29’uncu maddesi ile iptal edilen “gedikli erbaşların” “yedek ihtiyât zâbitliği ve yedek ihtiyât askerî memurluğuna nakil hakkını” iptal eden devlet adamları ve subaylar;

Hem Padişah Sultan Mahmud Reşad’ın irâdesine

Hem de Kurucu Reisicumhur ATATÜRK’ün bu karârına meclis çatısı altında ihânet etdiler.

 

Zâbit ile nefer arasında “ortada sandık bir asker sınıfı olarak teşkil edilen “kara küçük zâbitler”;

Mektebden mezun oldukları 1911 senesinden, harbin sona erdiği 1920 senesine kadar geçen 10 senede

Zâbitimizin yerine ölmesi için neferimiz ile birlikde cephenin en önünde harbe sürüldü.

 

Fakat

Harb sona erdikden sonra Genelkurmay Başkanlığımızın beyaz subayları;

Kara küçük zâbitleri kullanılmış kağıt mendil gibi bir kenara atdılar.

Ve 1950 senesine vâsıl olduğumuz günlerden bir günde de

Gediki erbaş” isimini verdikleri kara küçük zabitlerin “yedek subaylığa terfi hakkını” işde böyle gasp etdiler.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

1/732 sayılı Gedikli Erbaş Kânûn tasarısının 40’ncı maddesi olarak meclise gelen

Ve fakat

Millî Savunma Komisyonunun 29’uncu madde olarak aynen tâdil etdiği bu madde,

Hiçbir gerekce gösderilmeden meclisde kabul edildi.

Hem de bu celseye katılan 242 vekilin tamâmının reyi ile…

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Bu tasarıdaki 29’ncu maddede söz edilen 1076 sayılı kânunun 4’üncü maddesinin ne olduğunu

Bu maddeye kabul reyi veren 242 vekilden acaba kaç dânesi biliyor idi?

Çünkü

Bu kânun tasarısı için yapılan meclis müzâkerelerinde “gedikli erbaş” olarak tesmiye edilen askerlerin

Yedek ihtiyât zâbit” ve “yedek askerî memur” olma haklarının iptal edildiğine dâir olmak üzere bir tek cümle bile söz edilmemiş!

 

*  *  *  *  *

 

Bingöl milletvekili hukukcu Feridun Fikri DÜŞÜNSEL’in teklif etdiği

Başbakan Şemsettin GÜNALTAY’ın meclise arz etdiği

Ve dahi

BMM’nin 1950 senesinde kabul etdiği 5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânununun 29’uncu maddesi şöyle diyor idi;

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

Sene 1953…

Birinci “demir gırat” hükümeti devr-i icraatının üçüncü senesine vâsıl olmuş idi…

Yarısı okuma yazma dahi bilmeyen “seçmen” vatandaşımız;

Kendilerini idâre etmesi için devleti, aşağıda gördüğünüz şu “devlet adamları”nın ellerine teslim etmiş idi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

TBMM, 10 Temmuz 1953 Cuma günü ictimâ eyledi.

Gündem;

Köy enstitüsü ve sanat enstitüsü mezunu vatandaşlara “yedek subaylık” hakkı verilmesi idi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

 

Bu rezil durumu ilk fark eden kişi Muğla vekilimiz Mustafa Nâtık POYRAZOĞLU idi.

Köy enstitüsü ve sanat enstitüsü mezunu vatandaşların,

Askerlik mükellefiyetini “yedek subay” olarak yapması için bir kânun teklifi hazırladı.

Ve bu kânun teklifi hakkında 1953 senesi 10 Temmuz’da o mübârek Cuma günü söz aldı.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Kore harbine iştirâk etmiş gâzi ve aynı zamânda emekli bir subay olan Mustafa Nâtık POYRAZOĞLU;

Konuşması esnâsında “yedek subaylık” konusunda meclisde şu sözlerini târihe şerh düşdü;

 

1953_6137_B_106, 10.VII.1953 Cuma.

 

NÂTIK POYRAZOĞLU (Muğla) — (…)

Hemen hepiniz yedek subay olduğunuz için, memleketin bütün münevver kitlesi yedek subay olduğu için, bundan sonra da bu münevver kitle yedek subaylık vazifesini alacağı için, bugünkü statü üzerinde biraz konuşmak istiyorum. Müsaadenizi rica edeceğim. Çünkü millî ve mühim bir dâvadır. Beni dinledikten sonra siz de tahmin ediyorum, kaani olacaksınız ki

 

Bugünkü yedek subay statüsü kökünden değişmesi icabeden bir statüdür.

 

Medenî milletlerin, muharip milletlerin, modern ordulara sahip milletlerin ordularında bugün bizde mevcut yedek subay statüsü kalmamıştır.

 

Muğla vekili Mustafa Nâtık POYRAZOĞLU’nun konuşmasından sonra

Aynı konuda başka bir vekil meclisde söz aldı; Ahmet Rıfat ÖZDEŞ.

Kırşehir vekilimiz Ahmet Rıfat ÖZDEŞ de emekli deniz subayı idi…

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

Bu vekilimiz Ahmet Rıfat ÖZDEŞ de “yedek subaylık” konusunda şu hakikâtleri târihe şerh düşdü;

 

 

1953_6137_B_106, 10.VII.1953 Cuma.

 

BÜTÇE KOMİSYONU ADINA RİFAT ÖZDEŞ (Kırşehir) — Muhterem arkadaşlar (…);

Bugün Nâtık Poyrazoğlu arkadaşımızın söylediği gibi, asıl ve mühim olan, orduda “yedek subaylık” mefhumunu kaldırıp muvazzaf subaylık, personel subaylık koymak lâzımdır. Bu esas halledilmeye muhtaçtır.

 

Ben bu mevzuda Millî Savunma Vekiline şükranlarımı arzederim, kendileri bu kanunu Teşrinievvele kadar yetiştireceğini komisyonumuzda vait buyurmuşlardı.

 

Bugün cari bulunan Yedek Subaylık Kanunu muazzam bir adaletsizliğe meydan vermektedir. (…)

 

 

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

Biz bugün, 2019 senesinin birinci ayındayız.

 

Her ikisi de emekli subay olan;

Muğla vekili Mustafa Nâtık POYRAZOĞLU

Ve dahi

Kırşehir vekili Ahmet Rıfat ÖZDEŞ’in,

Yedek subaylık” konusunda söylediklerinin üzerinden tam 66 sene deverân eyledi.

 

 

 

 

Yedek subaylık mefhumunu kaldırmak” için dönemin Millî Savunma Bakanı Ali Seyfi KURTBEK;

 

1953 senesinden bugüne kadar çalışmayabaşlayalı tam 66 sene deverân eyledi.

 

 

  


Selefi emekli subay Ali Seyfi KURTBEK’in 1953 senesinde başlatdığı bu çalışmadan

 

Bugünün Millî Savunma Bakanı emekli subay Hulusi AKAR’ın haberi var mı acap?..

 

 

   

1953 Senesinden Beri;

 

  •  Medenî milletlerin,

 

  • Muharip milletlerin,

 

  • Modern ordulara sahip milletlerin ordularında 

 

 

Yedek subaylık mevcut değil.

 

 

Bu can yakıcı hakikâti de

Meclisde söylendiği günden bugüne kadar geçen 66 sene sonra

İlk defâ işiten de bu makâleyi okuyan sizler oluyorsunuz!

   

 

 

Eski Tüfek Şükrü IRBIK 2019 senesinin Zemheri ayında soruyor!

 

Türkiye  Cumhuriyeti Devleti;

 

 

  •  Medenî bir millet ise şâyet,

 

 

  • Muharip bir millet ise şâyet,

 

  • Modern ordulara sahip bir millet ise şâyet,

 

 

      Millî Savunma Bakanı Hulusi AKAR,    

 

       Yedek subaylığı bugün hâlâ niçin lağvetmiyor?        

 

 

 

 

*  *  *  *  *

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

Seneler, 27 Mayıs darbesine üç’ü gösderiyor idi!..

Cumhurbaşkanı Mahmut Celâl BAYAR ve Başbakan Adnan MENDERES’in idâresindeki hükûmet,

Coni’nin kucağına oturmuş,

Zengin daha zengin olur iken

Fakir, kuru soğana muhtaç olmuş idi.

Vatandaş, akşam sofrasına ne koyacağını kara kara düşünür iken

TBMM’de 1957 senesi bütçesi müzâkere ediliyor idi.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Fakat ATATÜRK’den sonra ordumuzda yedek subaylık;

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  • Cumhurbaşkanları,

 

  • Başbakanlar,

 

  • Bakanlar,

 

  • Genelkurmay Başkanları,

 

  • Ordu komutanları

 

  • Kalınbok ekâbir takımı

 

Ve dahi

 

  • Milletvekili mahdumları için kolay yoldan askerlik yapmanın adı oldu.

 

Hattâ bu konuda vekiller TBMM’de birbirlerine girdiler.

1957 senesine geldiğimizde TBMM’de mide bulandıran bir iddia ortaya atıldı.

1957 senesi bütçesi için hazırlanan 6937 sayılı kânunun müzâkeresi esnâsında söz alan milletvekili Salâhattin TOKER,

Başvekil Adnan MENDERES’in oğlunun askerliğini “yedek subay” olarak yapdığını söyledi.

Üsdelik askerlik(!) süresi içinde Başvekilin oğlu, kıt’aya hiç gitmedi.

Ve bu iddia karşısında şaşkın tavuğa dönen Başvekil Adnan MENDERES, dut yedi bülbül oldu!..

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

957—6937_1957 Bütçe Kanunu, İ: 46, 25.2.1957, C.1;

 

SALÂHATTÎN TOKER (Devamla) — Muhterem arkadaşlar, NATO'nun bellibaşlı bir kaidesi de şudur: NATO devletleri askerî birliklerinin sayısını artırmadan evvel, kalitesini artırmalıdırlar. Kuvvetlerimizin kalitesinin yükseltilmesi bahsinde karşılaştığımız en büyük zorluk uzun hizmetli subay ve asstsubay ile teknisiyen darlığıdır. Bunun, sebebi; sivil sektöre nazaran, silâhlı kuvvetlerimizde ücretlerin çok düşük olmasıdır.

Arkadaşlar, herkes bilmektedir ki, askerî mekteplere ve harb okullarına taliplerin sayısı maalesef azalmaktadır.

Bundan başka, muvazzaf subaylar arasında ordudan ayrılanların sayısı bilhassa teknik sınıflarda çok fazladır.

Hükümetin, gerek subaylık meslekine talebi çoğaltmak, gerek ordudan ayrılmaları önlemek için, alması gereken tedbirlerin başında enflâsyonu durdurmak gelmelidir.

 

 

*  *  *  *  *

 

BAŞVEKİL ADNAN MENDERES (İstanbul) — Yok enflâsyon.

 

*  *  *  *  *

 

SALÂHATTÎN TOKER(Devamla) — Bü­tün devlet hizmetleri gibi, enflâsyon, muvazzaf ordu mensuplarının da gelirlerini her yıl kemirmektedir. Muvazzaf subaylardan, bilhassa teknik bilgileri icabı, sivil sektörlerde iş bulmak imkânına kolaylıkla sahibolanların, bu durumda, pek sevdikleri mesleklerinden, sırf geçim mülâhazalariyle ayrılmak zorunda bırakılmaları, mesuliyeti tamamen bugünkü hükümete ait olan çok elem verici bir hâdisedir.

Garnizon yakınlarında subay aileleri için evler inşasının plânlı bir surette, kısa zamanda tamamlanması ve bu evlerin subay ailelerine tahsis edilmesi zaruridir. Subayların bulundukları birçok garnizonlar, mektepten de mahrumdur. Subayların kız ve erkek çocuklarına yurtlar açmak suretiyle, mektep bulunan yerlerde, okumalarının temin edilmesi, zarureti vardır. Bu ev ve mektep kolaylıklarının, astsubaylara da teşmili lâzımdır.

 

SELÂHATTİN TOKER (Devamla) — Yedek subaylar arasında, kıta hizmeti bakımından, hiçbir şekilde tefrik yapılmaması lâzımgeldiği kanaatindeyiz. Birtakım kimseleri, tercümanlıkta veya eski resmî vazifelerinde çalıştırarak fiilen askerlik yaptırmadan, vatani vazifelerini ifa etmiş saymak Anayasamızın icaplarına aykırıdır. Bâzı hariciyeci yedek subayların da NATO dairesinde çalışmak üzere Hariciye Vekâletine her nasılsa verildiği halde, aynı Vekâletin Ticaret Dairesinde, eski vazifelerinde istihdam edildiklerini ve hattâ hariçte bâzı dış temas ve konferanslara iştirak ettirildiklerini işitmekteyiz.

 

 

*  *  *  *  *

 

 

DEVLET VEKİLİ VE MİLLΠMÜDAFAA VEKÂLETİ VEKİLİ ŞEMİ ERGİN (Manisa)Kimdir?

 

 

*  *  *  *  *

 

SELÂHATTİN TOKER (Devamla) — Başvekilin oğlu.

 

*  *  *  *  *

 

MURAD ALİ ÜLGEN (Afyon Karahisar)  Hah... Şöyle söylesene.

 

 

*  *  *  *  *

 

SALÂHATTÎN TOKER (Devamla) — Millî Müdafaa Vekâletinden, askerî hizmette, tefrika yaratıcı ve morali bozucu bu gibi yolsuzluklara sebebolan kimseler hakkında, her kim olurlarsa olsunlar, derhal kanuni takibata girişmesini talebederiz.

Muvazzaf astsubaylardan, subaylığa geçemiyenlerin, kaldıkları başgedikli rütbesinde muntazaman terfih edilmelerinde fayda görürüz. Millî Müdafaa Vekâletinden, uzun hizmetli subay, astsubay ve teknisiyenlerin, mukavele ile temini yollarını araştırmasını istiyoruz.

Muhterem arkadaşlar; Personel darlığının halli, her şeyden evvel, NATO'nun istediği gibi kalitenin sayıya tercih edilmesiyle mümkündür. Bu da, aslında NATO 'nun da 1954 te talebetmiş olduğu şekilde, birliklerimizin, ezcümle kadro ve kuruluşları bakımından, atom harbinin icaplarına uygun olarak, yeniden teşkilâtlandırılması ile kabil olacaktır.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

Maşşallah! Allah, kem gözlerden esirgesin…

27 Mayıs subay darbesinin hemen ertesinde

Evinden picaması ile kaldırılıp getirilen Cemal Aga,

Darbeci subaylarımızın teşkil etdiği darbe hükümetinin nerede ise “herşeyi” oldu.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

ATATÜRK;

1927 senesinde Askerlik Mükellefiyeti Kânununu yapdı.

Bu kânun ile, her erkek vatandaşa istisnasız olarak askerlik yapmak görevi verdi.

Bu kânunun birinci maddesinde aynı zamânda ATATÜRK, şöyle dedi;

Neferden zâbit vekiline (hariç) kadar olanlara efrad denir.

Bu cümle ile ATATÜRK, T.C ordusunda iki sınıf asker olduğunu emretdi;

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Fakat 27 Mayıs darbesini yapan Coniperestiş karanlık suratlı subaylarımız,

ATATÜRK’ün bu emrini de ayaklar altına aldı.

Darbeyi yapdıkdan daha bir sene bile geçmeden bir kânun tertip etdiler. 211 sayılı bu kânuna TSK İç Hizmet Kânunu ismini verdiler.

Ve bu kânunun 199’uncu maddesi ile 1111 sayılı Askerlik Mükellefiyeti Kânununun birinci maddesindeki

Neferden zâbit vekiline (hariç) kadar olanlara efrad denir” hükmünü iptal etdiler.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

*  *  *  *  *

 

 

Meclisde yapdıkları hile ile de bu darbeci subaylarımız;

Mükellef asker” olan “çavuşları” subayların dâhil olduğu “muvazzaf asker” sınıfına dâhil etdiler.

 Ve dahi

Mükellef asker” olan “çavuşların” sırtına “muvazzaf asker” olan subayların görevlerini yüklediler.

 

 Fakat

Muvazzaf subay” görevi yapdırdıkları “çavuşlara” hiç utanmadan “mükellef er” maaşı verdiler.

 

Böyle bir kalpazanlığı da dünyâda yapan tek ordu, ne yazık ki sâdece ve hâlâ bizim ordumuzdur.

Dünyânın bilmem kaçıncı ordusuyuz diye çemkirip caka satan beyaz subaylarımıza sesleniyorum;

Ahlâk, akıl, vicdân, iz’an ve şeref sâhibi iseniz şâyet çıkın ortaya!

Ve dahi

Bu sahtekârlığı Eski Tüfek'e izâh edin!..

 

 

*  *  *  *  *

 

Karavanam bakırdandırAsubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Yemen yolu çukurdandır

Zenginimiz bedel verir

Askerimiz fakırdandır.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

Kurşun atanın da kurşun yiyenin de bir olduğu 1994 senesine vâsıl olduk, vesselâm!..

Türkiye, ilk defâ olmak üzere dişi bir başbakana teslim edildi. Daha doğrusu, babası Çoban Sülü etdi.

Üsdelik hem Amerikan ve hem de Türk vatandaşı olan bir dişiye…

Başbakanı olduğu devleti kasdederek;

Dünyânın son sosyalist devletini yıkdık” diyecek kadar küstahlaşan Hallüsinasyoncu Tansu UÇURAN ÇİLLER;

69xBaşbakan koltuğunda manikür, pedikür ve sir ağda yapıyor

Bunları yapar iken de laf olsun torba dolsun diye “her aileye iki anahtar” veriyor(!) idi.

Başbakan Tansu UÇURAN ÇİLLER bunları yapar iken

Tosuncuklarından birisi olan büyük oğlu Mert UÇURAN ÇİLLER de

Deniz Kuvvetlerinde “yedek subay” dümeni ile “askerlik” yapıyor idi!..

Yedek subay adayı Mert UÇURAN ÇİLLER, SAS kursuna katıldı.

Fakat derslere bile girmeden kursu birinci olarak tamamladı.

Çünkü;

Bu kursu veren denizci yavşak subaylar; kursu birinci olarak tamamlayan “astsubayın” hakkını yediler.

Ve Yedek subay adayı Mert UÇURAN ÇİLLER’i birinci yapdılar.

Mert UÇURAN ÇİLLER iki kere bile denize dalmadan SAS olmuş idi de!..

 

Peki,

Yedek subay Mert, hakikaten askerlik yapıyor mu idi?.. 

Bu suâlin cevâbını bulmak için;

1994 senesinin “% 10’cu” vekillerin ihâle kovaladığı TBMM’ye kadar şöyle bir uzanmamız gerekecek.

Rize milletvekiki Ahmet KABİL 06 Ekim Perşembe günü meclise bir soru önergesi verdi.

Bu önergenin iki ve üçüncü sırasındaki sorular oldukca câlib-i dikkat idi. 

images/stories/sukru-irbik/asubay-tefrikasi-6-7/70.jpg

 

Mükellef askerlik için Askerlik Şubelerine müracaat eden bu çocukların sınıflandırılmasının

Bilgisayar ile yapılıp yapılmadığını anlamak isdeyenlerin işi zor değil.

Aşağıda gördüğünüz sarmaş dolaş kuzu sarması misâli şu resimlere bakın, yeterli…

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

 

İkinci bin yılın birinci senesine vâsıl olduğumuz günlerde

Devletimizin muhterem idâre heyeti aşağıda gördüğünüz şu zevâtdan mürekkep idi…

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

  

 

Şeyh Edebalı;

Osmanlı Devletinin kurucu padişahı ve dâmadı Osman Bey’e 700 sene evvel şöyle hasihât etdi;

 

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!

 

 

 

Fakat Devletimizin başına 50 sene tebelleş olan Çoban Sülü ise dün şunu itirâf etdi;

 

İnsanı öldür ki devlet yaşasın!

 

İslamköylü Çoban Sülü;

Föterini alıp 6 defâ gitmiş fakat yedinci defâ gelişi muhteşem olmuş idi.

Ve dahi

Bu seferinde devletin en yüksek makâmı olan Cumhurbaşkanlığı koltuğuna köskelmiş idi.

Ülkemiz; devletin, devlet politikası olarak adam öldürdüğü günlere düşegelmiş idi…

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Çoban Sülü ve sözde Kıbrıs Fâtihi Karaoğlan ECEVİT kafa kafaya verdiler

Ve

4551 sayılı kânun ile Askerî Cezâ Kânununda ve diğer kânunlarda geçen;

Başgedikli", "Gedikli" ve "Küçük Zabit" ibarelerini "Astsubay" olarak değiştirdiler.

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Fakat aynı kânunlarda geçen “gedikli küçük zâbit” ibâresine dokunamadılar!..

Bunu yapmak için meclisde kimin nasıl kıvırtdığını öğrenmek için de Yalancının Mumu’nu tıklayın yeter.

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

 

 

2019 senesinde ilk günlerini idrâk etdiğimiz Zemheri ayının şu günlerde kendi hükümünü sürdüğü gibi;

1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kânununun aşağıda gördüğünüz ikinci maddesi

Ve dahi

Bu kânundaki “gedikli küçük zâbit” ibâresi bugün de aynı şekilde kendi hükümünü sürüyor...

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Hukuken mevcut olsa da Yedek Askerî Memurlar ordumuzda bugün artık fiilen yok! 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Bilim aklı, sağlam bir vicdân ve hür bir irâde ile tetebbu edince

Bebek mâsumiyeti ile size bakan şu kânunun içine şeytânî bir hile gizlendiğini şimdi görebildiniz mi?..

 

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

*  *  *  *  *

 

Asubay Tefrikası 6_7  Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Sahi Güvenlik Komutanlığı brövesi_Asubay Tefrikası-6-6 _ Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

 

Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.

 

                   

            Evvelki bölümleri ve kısımları okumak için resimleri tıklayınız            

 

Kapak 1

  Kapak 2  Kapak 3

Kapak 4                     Sahil Güvenlik Komutanlık Brövesi                  Kapak 5

Kapak 6 1   Kapak 6 2 kapak 6 3

Kapak 6 4    Kapak 6 5  Kapak 6 6

 

Yayınlandığı Kategori ESKİ TÜFEK
Page 1 of 2