Tarihe göre süzülmüş ögeler: Temmuz 2018

ANEKDOTLARLA ATATÜRK 

ÖNSÖZ

Atatürk: Gelmiştir, destanını yaratmıştır, tarihe intikal ettirmiştir ve her fani gi-bi bu dünyayı terk etmiştir.

Bu yaşam yolculuğu içine sıkışan ise: emsali görülmemiş bir destandır. Onun hayat hikâyesi: Doğumundan ölümüne kadar olanlar ile sınırlandırılamayacak ka-dar köklü ve muhteşemdir. Onun devrimleri ile ilkelerini, yerleştirdiği doktrinler ile ilelebet yaşatmak, yüce Türk Milletinin ebedi görevidir.

Her Türk, Atatürk’ü her şeyden önce duygu ve heyecan açısından görür. Hâl-buki Atatürk bir duygu ve heyecan adamı değildi. Yargılarına, kararlarına ve davra-nışlarına daima mantık hâkimdir. Ancak Türk gençliğinin onu bir duygu ve heyecan açısından görüşleri de son derece haklıdır.

Atatürk; ne insanlarla insanlar, ne milletlerle milletler arasında bir kin, bir düşmanlık kaygısı gütmeden eserini veren belki de tek liderdir. Düşmanını daha yendiği anda affetmiştir. Esir ettiği generallere daha savaş meydanında mertçe el uzatan tek adam o dur. Bu generalleri kendi yurduna salan, önderleri devlet, hü-kümet başkanlarını ülkesine dost olarak çağıran, onları kendi toprağında dost ola-rak karşılayan, ağırlayan ve onların hepsinin istisnasız gönlünü fetheden de o dur. “Yurtta Barış, Dünyada Barış” bir tek onun sloganıdır. O yalnız kudretli bir asker, kudretli bir devlet kurucusu ve çağdaş devrimci değil, çağımızın ölçüsüne de sığma-yan bir dehadır.

Bir ilahi hüküm şöyle diyor:

“Bütün canlılar bir gün ölümü tadacaklardır.” Atatürk için de kaçınılmaz olan bu son tecelli etmiştir. Ancak diğer fanilerden farklı olarak: Atatürk milletine, taşı-dığı isme layık bir miras bırakmıştır.

Maddi mirası, birer tarım okulu olarak düşündüğü ve yoktan var ettiği çiftlikle-rini zaten gözlerini kapamadan millet hazinesine armağan etmiştir. Kalanları da hayrına ve faydasına inandığı iki kuruma, DİL ve TARİH kurumlarına bıraktı. An-cak; onun asıl mirası “HER BAKIMDAN BÜYÜK BİR TÜRKİYE CUMHURİYETİ”dir. Onu da Türk Gençliğine emanet etmiştir.

Sayın İlber Ortaylı’nın Gazi Mustafa Kemal Atatürk adlı eserinde; (Kronik kitap 2018)

“Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mani olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir. Türklerin her asırda büyük mareşallerinin ve büyük devlet adamlarının olduğu bilinmektedir ve Türkiye böylesi bir zenginliğe sahiptir; fakat Atatürk nadiren görülen bütünleyici bir yönetici, bir dahidir.

Bununla beraber Atatürk’le ilgili –Atatürk kurucumuzdur- ve –Atatürk 20. Yüzyılın büyük devlet adamıdır- gibi devamlı kullanılan klişelerimiz var. Bunlar doğrudur ama elzem olan bu sloganları maalesef kullanmıyoruz.

Birincisi Atatürk, Türkiye Mareşal’idir. Büyük mareşaldir çünkü başka mareşalleri takdir etmeyi bilmiştir. Bunlar onun en büyük özelliklerindendir. Büyük ve yaratıcı adamlar bu geçiş-leri kolaylıkla yaparlar.

İkincisi Atatürk bir organizatördür. Hem askeri alanda hem de politikada başarı göster-miştir. Büyük bir devlet adamı olduğunun göstergesi olarak monarşiyi Cumhuriyet’e dönüş-türmüş ki bu gerçek bir inkılâptır. Bu büyük inkılâbı başka hangi inkılâplarla besleyeceğini de bilmiştir. Cumhuriyet’i ilan etmiş olsa bile eski vagonda gitmeye devam edebilirdi. Ancak böy-le yapmamıştır ve dolayısıyla kendisinden -Halaskar gazi, Gazi Paşa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Gazi Paşamız- unvanıyla bahsedilmesi uygundur.” Diyor.

Günümüzde; bu büyük “Deha” sahibi Türk önderi; kimi gaflet içindeki hainler tarafından fütursuzca saldırıya uğramaktadır. Bunun yanında onları cesaretlendi-ren davranışlara göz yuman yetkili, etkili ve görevli kişilerin de olduğu bilinmekte-dir. Ancak bu hain fikir sahibi aymazların da Atatürk sayesinde bu makamlara ge-lebildikleri ve özgürlüklerini yaşadıkları unutulmadan, bu büyük önderimizin, ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucusu ve bekçisi olarak manevi huzurunda saygı ve minnetle eğiliyorum.

Bu kitapta; Yüce Atatürk’ün dünya görüşü, yaşam tarzı, yurt ve millet sevgisi, azim ve çelik iradesi ile dehasının yansımalarından” kırıntı”lar bulacaksınız.

BİYOGRAFİM

Refazettin Çığır;

1950 Yılında Ordu-Mesudiye Erik köyünde dünyaya geldi. İlkokul eğitimini 4 sınıfa kadar bu köyde, 4 ve 5 sınıfları Samsun-Terme'nin İnesül köyünde tamamladı.

1963 yılında Deniz Astsubay Hazırlama Ortaokuluna girerek 1969 yılında mezun oldu. Deniz Kuvvetlerinin çeşitli Yüzer - uçar ve Kara birliklerinde ve Sahil Güvenlik Komutanlı-ğında görevler yaptı. 1983 Yılında subay naspedildi ve 2005 yılında emekli oldu.

Çeşitli mesleki eğitim ve kurslar yanında birçok Seminer, panel ve konferanslara katıldı. Orta – kademe ve üstü yöneticilik eğitimleri aldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Tarihçe ça-lışmalarında da görev aldı.

Tarih araştırma ve incelemelerine olan merakı ile Mesudiye yöresinin tarihi geçmişi, ar-keolojik buluntuları, şifalı bitkileri, folklorunu da kapsayan MELET ve biyografik bir çalışma olan MAVİ YILLAR isimli yayınlanmış iki kitabına ilaveten, ANEKDOTLARLA ATATÜRK kitabının yazarıdır.

Ülkü hanımla 1973 yılından beri evli ve hayata beraber yürüyor. Aslı ve Arzu adında iki kız evlat sahibi, Metin Boray, Adil Aslan adında iki erkek ve Duru adında da bir de kız torunu vardır.

Halen Kocaeli Değirmendere’de, yaz aylarında ise Çanakkale Küçükkuyu’da yaşamını sürdürmektedir.

 

 

Yayınlandığı Kategori EMEKLI ASSUBAYLAR
Cumartesi, 28 Temmuz 2018 11:25

ASKERLİKTE YENİ SİSTEM

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, salı günkü grup toplantısı sırasında “Gereken hazırlıkların ve planlamaların yapılmasının ardından Türkiye’yi bir daha bedelli kanunlarına ihtiyaç duyulmayacak bir askerlik sistemine kavuşturmuş olacağız” dedi. Bunun üzerine dikkatler yeni sistemin ayrıntılarına çevrildi.

TARTIŞMALARI SONLANDIRACAK

AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, yeni sistemin amacını, ihtiyaçları karşılayıp tartışmaları sonlandıracak ve herkes için öngörülebilir olacak diye açıkladı. Bostancı, Hürriyet’e şu açıklamayı yaptı:

“Askerlik toplumun tümünü ilgilendiren önemli bir konu. Bu konuda yeni bir düzenlemeye giderken göz önünde bulundurduğumuz önemli hususlar var. Bu konudaki çalışmada da bütün bu hususlar dikkate alınıyor. Türkiye’nin milli ordu gerçeği, vatandaşla ordu arasındaki ilişki, yani aralarındaki gönül köprüsünün korunması, Türkiye’nin terörle mücadelesi ve bu çerçevedeki ihtiyaçlar, Türkiye’nin nüfus artış hızı ve gelecek perspektifi ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) kapasitesi ve ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran bir çalışma yürütülüyor. Bir başka gerçek de, askerliğin ordu dışında ilgilendirdiği alanların da bulunması. Ayrıca, yığılmaları eritmek için zaman zaman çıkarılan bedelli gibi düzenlemelerin yol açtığı tartışmalar da var. Bütün bunlar bu çalışma kapsamında değerlendiriliyor.

ÖNGÖRÜLEBİLEN SİSTEM

Hürriyet Gazetesi'nden Turan Yılmaz'ın haberine göre, Ekim ayından sonra gündeme gelecek bu çalışmayla yapmak istediğimiz, bütün bunlara cevap verecek bir askerlik düzenlemesini gerçekleştirmek ve sonuçta da her bir vatandaşımız için askerlik konusunda ileriye baktığında kendisi açısından öngörülebilen bir sistem oluşturmak. TSK’nın asker ihtiyacına ilişkin belli bir kapasitesi var. Ancak şu anda askerlik çağındakilerin sayısı 5 milyonu aşmış durumda. Askerlik çağına yeni gelenlerle birlikte her yıl bu sayı daha da artıyor. Bu sayıyı mevcut sistem içinde eritmenin güçlüğü karşısında da konuya kalıcı bir çözüm bulunması zorunlu hale geliyor.”

3 AY ASKERLİK 6 AY İÇİN ÜCRET

Yeni sisteme ilişkin kulislerde farklı seçenekler dillendiriliyor. Bu seçenekler arasında, uzun ve kısa dönem askerliğin yerine 9 ay süreli tek tip askerlik sistemi öne çıkıyor. Bu sistemde 3 aylık temel askerlik eğitiminin ardından 6 aylık süreye ilişkin ise isteyenlerin bedelini ödeyerek terhis olabileceği, isteyenlerin ise belirlenecek aylık ücret karşılığında askerlik hizmetine devam edebileceğinden söz ediliyor. Bunun asgari ücret üzerinden belirleneceği bildirilirken, temel askerlik eğitimi sonrasına ilişkin ihtiyaç duyulan alanlarda kamu hizmeti seçeneğinin gündeme getirilebileceği de konuşuluyor. Kulislerde buna ilişkin, “Kamu hizmeti seçeneği, öğretmenlik ve doktorluk gibi ihtiyaç duyulan alanlar için düşünülebilir” değerlendirmesi yapılıyor.

HAZIRLAYAN : Mete YANIKÇI

KAYNAK .https://www.haberturk.com/askerlikte-yeni-sistem-3-ay-sonra-2079502

 

Yayınlandığı Kategori HABERLER
Salı, 24 Temmuz 2018 11:01

ERZURUM KONGRESİ  (23 Temmuz 1919)

Bitmedi korkak sarayın, ihanetleri.

Gözden çıkarıldı doğu vilayetleri.

Beden parçalanır da can duymaz mı?

Gövdesinin uzvunun parçalanmasını

hissetmeyen başta, can var mı?

Umursamaz, aymaz, karşı koymaz…

Ya baştan bana baş değildi,

Ya öldü ya da hastalandı delirdi.

Boynu kıldan ince kulun değil miydik senin…

Al koptu iste kıl kadar bağın varmış bizimle…

Bir daha ne işimiz olur seninle…

BEN ARTIK BEN OLACAĞIM.

Kendi meclisimi hükümetimi kuracağım.

Kuvayı milliyeyi amil ve irade-i milliyeyi hâkim kılacağım.

Ne korkup azınlıklara ayrıcalık vereceğim.

Ne bölünüp parçalanacağım.

Sen değil misin benden iyisi mandalık diyen.

Sen değil misin hıyanetimden, ihanetimden

başkasının himayesine sığının diyen.

Bana dersen kalleş sarayından,

“Parçaladım sizi, oldu bitti.”

Bende sana derim dadaş diyarından

“Boynumuz kıldan inceydi sana koptu gitti.”

Bu artık millete ait bir kutlu davadır.

Yunan İzmir’e ayak başmış,

Milli mücadele çoktan başladı.

Ümmet ihanet etti,

sen ihanet ettin bize.

Bizde mi bize ihanet edeceğiz.

Ne sana ne kendimize ihanet ederiz.

Biz artık kendi kaderimizi yaşarız.

Bu ihanet değil,

Bu hıyanet değil,

Bir kutlu çabadır.

Bu meşru mutafadır.

Bu artık var olma çabasıdır.

Bu millet kendi meclisini kuracak.

Kendi idaresine kendi iradesi hakim olacak.

Kendi kendisi için, kendi kararıyla, kendi kendine.

Millet olmaktır kararım.

Kimseye verilecek ayrıcalık yok.

Allah’tan başka yok kimseye verilecek hesabım.

Milli iradeyi hâkim kılmaktır esasım.

Adını değiştirince esaretten kurtulacak mıyım?

Neden manda ve himayeyi kabul edeyim.

Kimse ahretten önce mutluyum diyemez.

Mutlak mutluluk nedir bilemez.

Arif adam ne mutluyum de,

mutluyum demez.

Ezelden bilirim ben benim şecere mi.

Ne mutlu eder düşümü, düşüncemi.

Acep sen nerden türedin.

Esaretle bitireceksin kara gecemi.

Tehdit altın da tahtı, pahitahtı,

cesareti yok ki korkuyla yüzleşecek…

Öyleyse korktuğuyla bütünleşecek…

Sende düşman olursan vatana,

düşman elleşmez sana, ihanet ederse atana…

İçinde biraz gurur kalmış ama.

Esarette biraz dokunur ki

Akla uydurup yeni ad verecek.

Nasıl olsa çamurdan geldik,

manda olur yatarız çamura…

Esarete o mandalık diyecek,

insan olmaktan geçince,

mandalık ona hayat verecek.

Zaten camız gelmiş camız gider,

camızlıktan mandalığa geçip,

cismen olmasa da

ismen medenileşecek.

Egemenlik var olma durumu.

Allah vardanda yoktan da öte.

Egemenlik yaratılana sıfat olur.

Onda kazanıp, kayıp edilen kazanılan sıfatımı olur.

Onun sıfatları bakidir.

Vatan bizim diye Allah’ın olmaktan çıkar mı?

O yücedir her şeyi kapsar.

Şu fani dünya sınav değil mi?

EGEMENLİK,.ESARET SUALERE CEVAPTIR.

Şu dünyanın hesabı niyete, zihniyete.

Gücü yetti, yetmedi sual yok faniye.

Hesap karşı durdun mu zorbaya caniye.

Kula kulluk ettiren nereye

Kula kul olan oraya…

Öyleyse be suallere doğru cevap vereyim.

Millet olmanın emeliyle

Kuvvayı Milliyenin ameliyle

Her türlü işgale karşı koyayım.

Ya istiklal ya ölüm diyeyim.

Diyeyim ki

Bu Dünyada da Ahirette de yaşayacak yerim olsun.

Millet olacaksam eğer ilelebet yaşayacak,

varlığımın bir bedeni olsun VATAN denen.

Hiçbir vilayetim ayrılmadan bütün olarak…

Ben yaşayamam kör, topal, çolak…

“YA İSTİKLAL YA ÖLÜM”

Yeniden doğacağım tam bağımsız,

bütün ve sıhhatli olarak.

Bu yüzden

“Vatan, doğu vilayetleriyle birlikte ayrılması mümkün olmayan bir bütündür”

Sanma bu kongre alınmış üç beş karar.

“Cumhuriyete doğrumu gidiliyor acaba?”

diye soranlara cevaptır.

“HALA ŞÜPHEN Mİ VAR?”

“Bu Kongre bütün cihana karşı milletimizin mevcudiyetini
gösterdi.”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Dr. ÖZGÜR EKER 20.02.2018

Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR
Pazar, 15 Temmuz 2018 23:27

KİM BU ASSUBAY ÖMER HALİSDEMİR ?

Güzel ülkem Türkiye asırlar boyu üzerinde nice hain oyunların oynandığı güzel vatanım benim .,

Nice kahpe ellerin kahpe senaryolarıyla içten içe karıştırılmak istenen cennet anadolu torakları .,

İçeriden ve dışarıdan birleşmiş iç içe girmiş mikrop odaklarının hepsinin gözlerini diktiği , bitirmek istediği bu cennet vatan .,

Böyle bir tarihi yazgı içinde böylesine stratejik bir konumda iseniz bu belalar hep başınızda olur .,

Peki onca belanın , içinde oluşan tuzakların , üzerinde sergilenen oyunun , haince oluşmuş kurguların hepsinden nasıl sağ salim çıkarda varlığını hala büyük bir gururla bayrağının nazlı ay-yıldızında dalga dalga dalgalanırken tüm dünyaya defalarca kez özgürlüğünü onuruyla gösterir .,

Her seferinde emperyal güçlerin hevesini kursağında bırakır , her seferinde vatanı bölmek parçalamak isteyen bölücü çetelere , Cumhuriyet düşmanı gerici odaklara bir an olsun geçit vermez .,

Nedir bu ülkeyi koruyan , hangi güç , hangi inanç nasıl bir bileşimdir bu toprakları birbirine mıknatıs gibi yapıştıran ., Bu toprakların çok büyük zenginlikleri , bu milletin insanlarının çok büyük varlıkları belki yoktur ama yeri ve zamanı geldiğinde çıkacak kahramanları çoktur .,

Çok gerilere uzaklara gitmeyelim '' Kurtuluş Savaşı '' destanı ve o destansı savaşın destanların bile karşısında anlamını yitirdiği kahramanı Mustafa Kemal Atatürk o an geldiğinde oda bu topraklar dan çıkmadı mı ?

Zaman uyur , su uyur düşman uyumaz derler üzerinden daha ne geçti ki yine bir temmuz ayının gün bitiminde yine bu ülke üzerinde bu kez karanlık gerici cunta var sahnede .,

Saatler geceye doğru ilerledikçe karmaşa kaos da büyümeye başlıyor memleket tank , uçak top sesleriyle yangın yerine dönmeye başlarken ayaklanmanın merkezi konumundaki komutanlıkta bir adam koridorda sakin ve telaşsız adımlarla orayı işgale gelen karanlık cuntanın en militarist kadrosunun üzerine yürüyor ve en başındaki hain generale dur bakalım bu kadar kolay değil bu Cumhuriyeti işgal etmek demenin mermisini beynine sıkıyor .,

O da orada diğer hainlerce şehit düşüyor , zaten vatanın kurtuluşu onun şehit oluşundan geçecekti , o bunu biliyordu bile bile bir o kadar kararlılıkla ölüme gitti zaten .,

Kimdi bu kahraman bir ülkenin kaderini değiştiren bu kara yağız delikanlı , üzerinde gururla taşıdığı üniformanın sırmalı ay-yıldızında ölüme bu kadar kararlı bu kadar inanarak giden nasıl bir askerdi ne yiğit bir Assubay'dı o .,

İsmini herkes ezberledi ,

Fotoğraflarını yurdun her yanına astılar , Adını okullara verdiler , Ama geldiği yeri , yaşadıklarını kalp kırıklıklarını rütbesini sınıfını hiç anlayamadılar ,

Sesini soluğunu kısıp çığlıklarını hiç bir zaman duymayanlar , vatan sevgisini ve sadakatini anlamayanlar varlığını bir türlü göremeyenler hak ettiği her hakkı ona ,onlara çok görenler şimdi Ömer Halisdemir 'e selam duruyorlar .,

Assubay Ömer 'in geldiği yere sırtlarını dönerek sözüm ona Ömer ' e sahip çıkıyorlar ....

/Levent Ulucan/

 

 

Yayınlandığı Kategori INSIYATIF
"Onlar bir kurşunla hainlerin canını aldı hainler kurşunları ile onları ölümsüzleştirdiler "

Assubaylar tüm haksızlıklara hukuksuzluklara rağmen söz konusu vatansa gerisi teferruat diyerek vatan için severek canlarını feda eden kahramanlardır ;

15 TEMMUZ hain darbe girişiminin önlenmesinde büyük katkıları olan demokrasinin simgesi meslekdaşımız  P.Kd.Bşçvş. Ömer HALİSDEMİR  

Türkiye Cumhuriyetinin bekası için hiçbir değerin geri getiremiyeceği canınlarını feda eden  yüzlerce meslekdaşımızdan biri olarak gönlümüzdeki yerini alan HALİSDEMİR meslekdaşımızı tüm şehitlerimiz adına NİGDE'de ki kabrinin başında anacağız ;

TEMAD Genel Merkezinin koordinasyonunda yapılacak bu etkinlik için ANKARA'dan ve yurdumuzun muhtelif illerinden otobüsler kaldırılacaktır; 

Katılmak isteyen arkadaşlarımız bulundukları yada yakın oldukları TEMAD şubelerine başvurmalarını rica ediyoruz.

Şehitlerimize minnettarız ruhları şad mekanları cennet olsun 

Yayınlandığı Kategori HABERLER
Cumartesi, 07 Temmuz 2018 21:24

O BİZİM VEKİLİMİZ

O BİZİM VEKİLİMİZ .....

Varlığı bu güzel memleketin can damarı olmuş , bu topraklar uğruna verdiği kan bu vatanın bekası aldığı kan memleketin bütün çocuklarının özgür geleceği olmuş ,

Yurdun her karış toprağında kendinden bir şeyler bırakmış , ailesini bırakmış kimi düşmüş adını sanını devletin bile hiç duymadığı dağların sarp geçitlerinde vatanı kollamış , kimi kolununu kimi bacaklarını bazıları gözlerini bırakmış geçtikleri yola kahpece döşenen mayınlara , Hain ellerin haince sıkılan mermilerine bedeni koymuş kimileri yine birileri çıkmış bu ulusun geleceğini karartan karanlık cuntanın başındaki en büyük haine ilk kurşunu sıkmış ,

Kim bunlar ?

Kim bu insanlar neredeler ?

Neden adını , kimliğini kimse bilmez , söylemez neden değer görmez bu insanlar bu meslek ?

Hayalet kahramanlar değil Assubaylar Onlar .,

Tel örgünün içinde ilkel , yanlı hukuk sistemi üstüne köleci ceza sistemi içinde sesleri solukları kesilmiş sesiz çığlıkların mağrur kalmışları onlar ,

Analarının ak sütü gibi helal bütün haklar onlara çok görülmüş onlarca hakkı , hukuku , imtiyazı alanlar bir tanesini bile çok görmüşler onlara .,

Askeri komuta sırtını dönmüş kendini kendinden olan öz evlatlarına sınırsız bir biçimde adamış , kollamış kendi kurdukları dünyalarında kendi mutlu ailelerini yaratmışlar .,

Biz , Assubaylar o aileden hiç olmadık , kapıda kaldık hep , hep üvey evlat olduk ailede o kapı hiç bir zaman aralanmadı bizlere .,

Devlet , siyaset desen hep kör olmuş bizlere tanımamış öğrenmemiş kim bunlar sormamış hiç , yalnızca şehit düştüğümüz cenazelere siyah takım , siyah gözlükleri ile hep ön sırada olmuşlar ama gözleri tabutun üstündeki o rütbeye hiç gitmemiş .,

Böyle talihsiz , bahtsız bir sınıfın böyle hakları bir , bir gasp edilmiş insanların ama onurlarını her şeyin üstünde tutan bu vatan evlatlarını kimse ama kimse hiç ciddiye almadı ,almamış bu güne değin .,

Bu ülkede çok seçim oldu çok insan meclise girdi her meslek gurubundan onlarca vekil seçildi ,

Doktor var , gazeteci , sendikacı , sporcu , iş adamı ,avukat genç yaşta çocuklar ve tabi ki subaylar var en büyük rütbeden en küçüğüne kadar .,

Sanki böyle kural böyle değişmeyen bir yazgı var ülkenin siyaset haritasında yıllar oldu onca seçim oldu bir arkadaşımız bir Assubay o meclise giremedi ve hiç bir parti yer vermedi verenler de vitrin misali laf olsun diye alt sıralara yazdılar arkadaşlarımızı .,

Bu gün yeni bir seçimden çıktık , ilk kez her yönü ile farklı bir seçimden belkide Cumhuriyet tarihinin en zor en önemli seçiminden ,

Ve bir Emekli Assubay arkadaşımız , meslektaşımız kardeşimiz bu kör paslı zincirleri yerle bir etti , bir başına verdiği bu onur mücadelesini hem partisi içinde hemde milletin huzurunda zafere taşıdı .,

Emekli ASSUBAY DURSUN ATAŞ O bizden , içimizden biri senin benim yaşadıklarımızı yaşayan bir asker sırtı pek gözü kara bir arkadaş , Assubay onuru ile yoğrulmuş bir meslektaşımız .,

O artık meclis de bizim sesimiz bizim nefesimiz olacak görmeyen , duymayanlara o kürsüden bizi anlatacak .,

Sevgili Dursun Kardeşim sen Assubaylık kimliğini , onurunu ve tarihini korudukça bu yüz binlerce meslektaşın hep senin yanında olacak , gözlerimiz seni hep arayacak .,

Son bir söz olsun sana bizden ; Bak güzel kardeşim artık üzerinde sivil takım elbiseler isminin önünde de vekil sıfatı var ama şunu hiç unutma ve asla değişme sen bir Assubaysın ve biz seni sen yapan hep o sırmalı AY-YILDIZLI üniformanla göreceğiz Seninle gurur duyuyoruz ,

Allah çıktığın yolda ayağına taş değdirmesin ....

/Levent Ulucan/

 

Yayınlandığı Kategori INSIYATIF