Tarihe göre süzülmüş ögeler: Haziran 2018
Cuma, 22 Haziran 2018 12:29

AMASYA TAMİMİ (22 HAZİRAN 1919)

“Vatanın bütünlüğü ve milletin istiklâli tehlikededir.”

Vatan elimizden kayıp düşecek.

Kırılıp bin parçaya bölünecek.

Millete ne istiklal kalacak ne de hilal.

Bin yıllık Birlikte baba ocağımız sönecek.

Biz olduk hak yolunda tek sancak,

Cepheden cepheye ölüme koşarak.

Bizi temsil eden şu resme bak.

İstanbul hükümeti aciz, korkak.

Leş kargaları üşüşmüş tepemize,

Bir hükümet konmuş başımıza.

Alçak, aciz ve korkak damada nikahlı.

Hain sarayın dış kapısının dış mandalı.

Bir hükümet ki damada nikahlı.

Taht uğruna benliğimi, bahtımı satar.

Ben nasıl ceddime derdim anlatayım.

Çareler bulur bana esaret ve mandalı.

Ey! Türk oğlu sen ne dersin bu işe!

Adam yerine koyup da soran yok.

Öyleyse ben bana çare olayım.

Kendime kendi meclisimi kurayım.

Ben varım ve hep var olacağım.

Diye sesimi dünyaya duyurayım.

Duysunlar sesimi haykırışımı.

Hatırlasınlar cesaretimi, şanımı.

Bilsinler ki

Karşılarında korkak saray değil,

Hasta adam, canlı cenaze değil,

Kendi istiklalini kendi azim ve kararıyla kurtaracak,

Güneş gibi tekrar doğacak “Türk Milleti” var.

Tesir ve baskılardan uzak bir meclis şart değil mi?

Önce Erzurum'da toplanacaktı doğu illeri temsilcileri.

Ve Anadolu’nun her sancağından Sivas'a doğru,

Üçer delege çıkar yola, Milletine yürekten samimi.

Öyleyse mülki idare silah ve cephane özenle korunsun.

Yeni işgal girişimlerine hep birlikte karşı durulsun.

Hasta adam bırakın ölsün, kula kulluktan çıkılsın.

Bir tek Allah’a kul bir MİLLET doğsun değil mi?

Güneş nereden doğacak bir işaret fişeği olarak,

Anadolu yön bilsin diye devrimin ilk bildirgesi.

Ve kurtuluş umudu doğar Milli bir sır olarak.

Cumhuriyetin doğum belgesidir Amasya tamimi.

Yedi düvelle savaştım durdum.

Umut ettim ümmet düşer mi peşime.

Hep gavurun içinde rastladım leşine.

Öyleyse artık Millet olmalı değil mi?

Bir tek biz bize ihanet etmedik.

Ortada sadece ana yurdumuz kaldı.

Gavur aldı sandık, hep ümmete kaldı,

Öyleyse bu toprak bana Vatan olsun değil mi?

Allah kuluna Resul göndermiş.

Yazılan belli yaşanan belli.

Başka kula ihtiyaç mı olur.

Allah’ın yolu ayan beyan değil mi?

İhanet edenden ümmet mi olur?

Yazılan belli yaşanan belli.

Ya ümmet Müslüman değildi.

Ya gidilen yol İslam değildi.

Kula kulluk doğru yol olsaydı.

Resulümüz ben padişahım derdi.

Öyleyse Allah yolunda egemenlik.

Kayıtsız şartsız Milletin olmalı değil mi?

O zaman kullan kulluktan çıkar.

Bir tek Allah’a kul olabilirdik.

Ancak o zaman Hak yürüyebilecektik.

Ve bir seçim yaptık Allah yolu adına.

Ya yok olacaktık ya da yeni bir Devlet kuracaktık.

Aldığımız kararlarla dünyaya bildirdik ki.

Aklı olan anlasın ki biz MİLLETİZ ve kararlıyız.

Ve Milleti kendi azim ve kararı kurtaracaktır.

İşte bu yüzdendir ki

Cumhuriyetin doğum belgesidir Amasya tamimi.

 

Dr. ÖZGÜR EKER

20 .02.2018

Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR
Çarşamba, 20 Haziran 2018 09:01

ASSUBAY OLARAK 24 HAZİRANDA NEYİ OYLAYACAĞIZ?

24 Haziran seçimlerine  az bir  zaman kaldı , 
Biz Assubaylara  bu güne kadar  verilen sözlerin ne kadarının tutulup tutulmadığını seçim öncesi bir kere daha hatırlayalım istedim . . .
 
* * * 
  " Bizim sözümüz senettir, Assubaylarımızın sorunlarını hallediyoruz"  Diye Malatya - Konya mitinglerinde söz veren , ama bu güne kadar sözünü yerine getirme iradesi gösteremeyen ve bir daha kendisinden haber alınamayan Müstafi Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu oylayacağız ,
 
*   Mesaj alındı "   Diyerek aldığı mesajın gereğini bu güne kadar yerine getirmeyen ve bir daha bu konuda  sesi çıkmayan eski savunma bakanı  İsmet Yılmaz'ı oylayacağız ,
 
*  Şehit Assubayın evinde Bu işin takipçisi olacağım, maliye ile aramızda az bi tıkanıklık kaldı "  Diyen  ama o tıkanıklığa asla aşma iradesi gösteremeyen ve bir daha sesi soluğu çıkmayan  eski savunma bakanı Fikri Işık'ı oylayacağız ,
 
 "Onlara verirsek başkaları da ister"  diyen, sıra Assubaya gelince ipe un seren  bu günkü 16 yıllık AKP iktidarını oylayacağız ,
 
*  Toplumun her kesimine bol kepçe dağıtıp , sıra Assubaya gelince Bütçe imkanları kısıtlı " diyen AKP'nin  16 yıllık iktidarını oylayacağız ,
  " Asker havyar dahi istese verilecek "  deyip , TSK'nın  2/3 ünü  bu güne kadar görmezden gelen , CHP  Cumhur başkanı adayının meydanlarda defalarce bu konuyu zikretmesi üzerine kerhen  "Assubay"   adını ilk defa telafuz eden  Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan'nı oylayacağız ,
 
  "Assubaylar için çalışmalar devam ediyor" demelerine rağmen 16 yıldır ne hikmetse bu çalışmaları bir türlü sonuçlandırma becerisi gösteremeyen  16 yıllık AKP iktidarını  oylayacağız ,
 
  "Assubayların yaptığı görev çok önemli, intibakların yapıldığı gibi tazminatların ve başlangıç dereceleri konusunda mutlaka çalışma yapacağız". diyen ama o çalışmalardan bir netice çıkartamayan , o gün bu gündür kulağının üstüne yatan maliye bakanı Naci Ağbal'ı  oylayacağız ,
 
  "Assubaylar için bu defa iş tamam" demesine rağmen bir türlü bu lafın arkasında duramayan eski bakan Nabi Avcı'yı oylayacağız ,
 
  "Bize Ömer Halisdemir'ler lazım, onun gibi yürekli aslan gibi delikanlılara ihtiyacımız var".  deyip Onların özlük hakları konusunda gereğini bu güne kadar yapamayan Başbakan Binali Yıldırım'ı oylayacağız ,
 
* " Assubay intiharlarının araştırılmasına gerek yok"  Diyerek bu sorunun aydınlığa kavuşmasına engel olan bu günkü iktidarı oylayacağız ,
 
* " PKK Birkaç Mehmedi şehit etti diye meclisi toplayamayız " diyen 16 Yıllık AKP iktidarını oylayacağız ,
 
* 16 Yıldır sesimize kulaklarını tıkayan, duymazdan gelen ama suriyelilere gözünü kırpmadan 40 milyar dolar harcayan mevcut hükümeti  oylayacağız ,
 
* Tam 16 yıl önce MYO.  Seviyesine çıkartılan Assubay okullarının göreve başlangıç derecelerini emsal eğitimliden bir kademe geriden göreve başlaması hatasını 16 yıldır düzeltmeyen  AKP  iktidarını  oylayacağız ,
 
* Birçok ildeki kışlalarda yaşanan Asker zehirlenmelerini araştırma önergelerini RED eden bu günkü iktidarı oylayacağız ,
 
* Tam 88 Yıl önce (1930) Türkiye'ye gelen buzdolabı ile evlerimizdeki refah(!) seviyesini kıyaslayan zihniyetin, Assubaylara hangi gözle baktığı gerçeğini  oylayacağız ,
 
Ben, bir Assubay olarak  24 Haziranda sandığa giderken bunları düşüneceğim ,
 
Ya siz ?
 
Yayınlandığı Kategori ADALET ARAYAN
Cumartesi, 09 Haziran 2018 13:17

KORUCUDAN ALBAY-GENERAL

İç işleri bakanı Süleyman Soylu ; " Eğer bir güvenlik korucusu sistemi iyi korursa(!), albay'da olacak general'de olacak" .

https://www.cnnturk.com/turkiye/bakan-soylu-korucular-albay-da-olacak-general-de

 

* * *

 
Koskoca bir toplum , Tsk'nın profesyonellerinin üçte ikisi Assubaylar   Yıllardır Lisans eğitimi diyor , Teknoloji diyor , Bilim diyor , Uzay çağı diyor , Birden fazla  yabancı dil diyor , Adalet diyor , İnsanca yaşam diyor ,
 
Dünya günümüzde  Boing 737 türü yolcu uçağını kaldırıp indirebilen   robot üretirken ,
 
Dünyada Sürücüsüz otomobiller tasarlanırken ,
 
İnsan beyni gibi düşünen yapay zeka'da kayda değer gelişmeler elde edilirken ,
 
Boeing firması uçakların kalkış ve inişlerindeki çıkarttığı sesten elektrik elde etmenin planlarını yaparken ,
 
Çinli bilim adamları, " tüy kadar hafif olmasına karşın çelikten güçlü " süper bir madde geliştirirken ,
 
Hollanda'da trenler 1 ocak 2017 tarihi itibarı ile tamamen rüzgar enerjisinde üretilen elektriği kullanmaya başlamış iken ,
 
İrlanda , Barrow nehri'nin kıyısında verimsiz topraklarda yetiştirilecek çimlerden hem elektrik üretecek, hemde karbondioksit depolayacak ise ,
 
Çek Cumhuriyeti Bilim adamları günümüzde kullanılan biyolojik yakıttan daha temiz ve ucuz yakıt üretmeyi başarmış ise ,
 
Japonya , Hidrojen ile çalışan otomobilleri Avrupada satışa başlamış ise ,
 
Tam'da bu dönemde,
 
İç işleri bakanı  Köy korucularının  Generalliğe kadar yükseleceğini söyleyebiliyor ,  
 
Bakanın bu söylemlerin ayak sesleri  bundan iki yıl önce gelmeye başlamıştı zaten ,
 
Bundan iki yıl önce Gen.Kur.  ilanlar vermişti çarşaf çarşaf ;
 
" İlk okul mezunu sözleşmeli er alınacak "diye ,  Demek'ki bu günlerin hazırlığı imiş o ilanlar,
 
TSK: Eğitim seviyesini  iyice düşürerek Dünya orduları ile hangi alanda nasıl rekabet edeceği meçhul olan bir yapıya dönüştürülmüş olmuyormu acaba ? ,
 
İlk okul mezunu sözleşmeli er'in başında İlk okul mezunu  Korucudan albay - general'mi olacak ? ,
 
Korucular Generalliğe kadar yükselecekse; 
 
Ne gerek vardı kapattığınız askeri okulların yerine yeniden açtığınız Milli savunma üniversitesine ?,
 
Ya,
 
Assubayın lisans eğitimini engelleyen, istemeyen ,Bu konuda  sessizliğini koruyanlara ne demeli ? , 
 
Zerre kadar askeri - teknik eğitim almamış , disiplinden bi haber olan korucular nasıl General olacak ?  diye sormaları gerekmezmi ?
 
Refah seviyesini evdeki buz dolabı ile ilişkilendirilen  bir ülkede yaşıyoruz ,
 
İçi Boş  olsada , Çok şükür evimizde buzdolabı var , 
 
Hele birde çamaşır makinesi , bulaşık makinesi'de varsa değmeyin keyfimize  desenize ,
 
"Eğitim seviyesi yükseldikçe akp'nin oyları düşüyor" diyen bir zihniyet hakimse iktidara , 
 
 
Eğitim - Teknoloji  -  bilim düşünmek  bizim neyimize ,
 
İlk okul mezunu korucuyu General yapacaklarına  göre ,
 
Yarın  "  ilk okul mezunu korucu'dan Gen.Kur. başkanı'da yapacağız " derlerse hiç şaşırmayalım ,
 
O günleri görmemek dileği ile ,
 
Ne demişti Cem Yılmaz ? ,
 
EĞİTİM ŞART . . .
 
Yayınlandığı Kategori ADALET ARAYAN
Pazar, 03 Haziran 2018 18:53

PİLOT ASSUBAY VECİHİ HÜRKUŞ

Vizyona yeni giren “Hürkuş: Göklerdeki Kahraman” filmini izleyince, meslektaşımız olan Vecihi Hürkuş hakkında yazmak istedim.

Buyrun efendim…

Gümrük Müfettişi, İstanbullu Ali Feham Bey ile Bulgaristan’ın Vidin’inden Zeliha Niyir Hanım’ın çocuğu olarak 1896 yılında İstanbul’da başlayan hayat öyküsüdür, anlatacağım öykü!

Babacığını kaybettiğinde henüz üç yaşındadır, annesinin geniş ailesi içinde devam edecektir öyküsü. 1912 yılında ve on altı yaşındayken, eniştesi Kurmay Albay Kemal Bey’in yanında Balkan Harbi’ne katılır.

Tayyarecilik ilgisini çeker ve bu işe daha çocuk yaşlarda gönlünü kaptırır.

Yaşı tutmadığı için Tayyare Makinist Mektebi’ne kaydı yapılır ve bu okuldan Küçük Zabit (Gedikli/Astsubay) olarak mezun olur. Ardından, Ayastefanos’taki (Yeşilköy) Tayyare Mektebi’ne gider. Pilot olarak ilk uçuşunu 21 Mayıs 1916’da gerçekleştirir ve bu okuldan da 15 Kasım 1916’da mezun olarak pilot diplomasına kavuşur.1917 yılında katıldığı Kafkas Cephesi’nde bir Rus uçağını düşürerek, düşman uçağı düşüren ilk asker unvanının da sahibi oldu.

8 Ekim 1917’de yaralanarak düştü; yaralı olduğu halde, uçağı Ruslar tarafından ele geçirilmesin diye, önce onu yaktı.

Savaş esiri olarak götürüldüğü Hazar Denizi’ndeki Nargin Adası’ndan, yüzerek kaçmayı başardı.

İstanbul işgal edilince Mudanya, Bursa ve Eskişehir güzergahıyla Konya’ya giderek, Kurtuluş Savaşı’na katıldı. Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve son uçuşlarını yapmış olma şerefine de nail oldu ve TBMM’den üç kez takdirname alarak, kırmızı şeritli diye tabir edilen İstiklal Madalyası’nın sahibi oldu.

 

Akşehir’de karşılaştığı Jandarma Komutanı Ratıp Bey’in kızı Hadiye Hanım’a sevdalandı, tuttuğunu koparan mizacı sayesinde amacına ulaştı ve sevdiğiyle evlenerek, iki kız evlat babası oldu.

Savaştan sonra İzmir’de göreve başladı, artık havacılığı millileştirmeyi düşünmeye başlamıştı. O yıllarda Edirne’ye yanlışlıkla inen bir yolcu tayyaresini almakla görevlendirildi ve bu tayyareye “Vecihi” adı verildi.

Zihnindeki projeler de artıyor ve gelişiyordu, tayyare inşa etmeyi planlamaya başlamıştı. Yunanlardan ganimet olarak ele geçen motorlardan yararlanarak, “Vecihi K VI” adı verilen tayyareyi üretmeyi başardı.

Ancak, söz konusu tayyarenin teknik araştırmasını yapacak ve uçuş izni verecek ehliyette kimse yoktu. Sonunda heyetten biri, “sana bu konuda lisans veremeyiz, güveniyorsan bin, uç ve hepimizi kurtar” der, o da 28 Ocak 1925’te kendi imalatı olan tayyareyle başarılı bir uçuş yapar.

 

Bu konularda anlaşılmaz tutum ve davranışların sıklıkla hayata geçtiği bir ülke olduğumuzdan olsa gerek; gerekli izinleri almadan uçuş yaptığı gerekçesiyle ceza alır.

Bu duruma içi isyan etti, isyanının etkisiyle de askeriyeden istifa etti ve Türk Tayyare Cemiyeti’ne katıldı. Katılır katılmaz organize ettiği bağış kampanyalarıyla, cemiyetin faaliyetlerine hız kazandırdı.

1925 yılında eşi Hadiye Hanım’dan boşanarak, İhsan Hanım’la evlendi ve bu evlilikten de bir kızı oldu. Sonraki yıllarda Türk Hava Kurumu’nda çalışmalarını sürdürdü. Hayatının merkezinde hep havacılık oldu, hep bu uğurda efor sarf etti. 1942 yılında “Vecihi Havada” adlı kitabını yayımladı, 1947’de ise Kanatlılar Birliği’ni kurdu. 6 Ağustos 1954’te, “40. Hizmet Yılı” sebebiyle düzenlenen törenle jübile yaptı. Durmak ona göre değildi; 29 Kasım 1954’te Hürkuş Hava Yolları’nı kurdu. Bu konuda bir çok bürokratik engelle karşılaştı, buna çeşitli kaza ve sabotajlar da eklenince kapatmak zorunda kaldı. Türkiye’nin, değerlerini kolay harcama garabetini ne yazık ki meslektaşımız da yaşadı ve ömrünün son demlerini borç içinde, büyük sıkıntılarla yaşadı. Zaten son derece yetersiz olan maaşına bile haciz kondu, düşünün, bu insan İstiklal Madalyası sahibi ve bu durumlar mübah görülüyor.

 

Ankara’da, anılarını yazarken beyin kanaması geçirdi. Kaldırıldığı GATA’da kurtarılamayarak, 16 Temmuz 1969’da vefat etti ve Ankara’da defnedildi. Ölüm tarihindeki garip tesadüfe dikkatinizi çekmek isterim; vefat tarihi olan 16 Temmuz 1969’da ABD’nin Kennedy Hava Merkezi’nden havalanan Apollo-11, dört gün sonra aya varacak ve insanoğlu ilk kez aya ayak basacaktır. Sanki bir selamlama gibi, değil mi? Ruhu şad, mekanı cennet olsun…

 

Yıllar sonra da olsa, bir vefa borcu yerine getirildi ve İstanbul, Kadıköy’de benim de hazır bulunduğum bir törenle, 5 Mayıs 2013 tarihinde heykeli açıldı. Bu törende, o tarihlerde henüz yapımı başlamayan ama yapılacağı bilinen İstanbul’un üçüncü hava limanına “Vecihi Hürkuş” adının verilmesi için imza toplandı ve ben de imza verenlerden biriydim. Yazımın başında da belirttiğim gibi, şimdilerde de onu anlatan film vizyona girdi. Filmde, meslektaşımızın statüsüne neredeyse hiç (sadece bir sahnede Vecihi Astsubayım diye sesleniliyor) yer verilmemesi, jeneriğinde bu konuya hiç vurgu yapılmaması içimi burktu.

Büyüğümüzün, yeni hava limanına isminin verilmesini halen hararetle savunuyor ve istiyorum, ancak bu, statüsü gizlenerek veya en hafif tabirle, fazla göz önünde tutmayarak olacaksa, bunu kınarım. Bir insan, neyse odur. Her insanın mesleği, sıfatı, statüsü onun şerefidir, konuyla ilgili aile bireylerinden ve Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği’nden ses gelmesi beklentimi dile getirerek, saygılarımı sunarım.

 

vecihi hürkuş filmi ile ilgili görsel sonucu

 

Yayınlandığı Kategori ELBIRCE
Cumartesi, 02 Haziran 2018 20:59

ASSUBAY YERİNE İMAM'MI OLSAYDIK ?

Mevcut Hükümet ;
 
Günlük  mesaisi   2 - 3  saati geçmeyen  imama 3600 ek gösterge verecekmiş , 
 
                         *****                    *****                        *****
 
Benim temsilcim olduğunu iddia eden ,  7/24  "aile"  masalı anlatan kurumun bu sorulara bir cevabı olmalı ,
 
* Askerin mesaisi  365 gün ,7/24  saat ise ,
 
* 24 Saat esasına göre Ayda 4 - 5  nöbet tutuyor ise ,
 
* Günlük 8 saat mesaiyi asla bilmiyor ise ,
 
* Mesai bitimi subayın iki dudağı arasında ise ,
 
* Ayağından postalı , sırtından üniformayı günlerce çıkartamıyor ise ,
 
* Günler süren bitmez tükenmez tatbikatlar her yıl tekrarlanıyor ise ,
 
* İmamın bütün teçhizatı kafasındaki sarık, sırtındaki cübbeden ibaret iken , 
 
* Sırtında 30 kilo teçhizat ile günlerce dağlarda gezen ile aynı kategoride olacak ise ,
 
* Her camide imamın lojmanı garanti ise ,
 
* Pazar yerinde, hamile eşinin yanında kahpece ensesinden  vurulan Assubay için ne diyeceksiniz ? ,
 
* Lojmana giremediği için işe giderken kapısının önünde pusuya düşürülüp, arkadan vurulan Assubay için ne diyeceksiniz ? ,
 
* 1984 den beri teröre yüzlerce şehit veren Assubaylar için ne diyeceksiniz ? ,
 
* Yılın  3,5 ayını tatil yapan ,  yarım gün derse giren öğretmenle  Assubayı birmi tutacaksınız ? ,
 
*  Gecenin kör karanlığında, kamyon farı ışığında emirle cephaneliğe sokulup, binlerce derece ısıda eritilen  her bir parçası yüzlerce metre öteye dağılan Assubayları  günde iki  üç çalışan imamla birmi tutacaksınız ? ,
 
* Yılın  1 /4 ünü tatil yapan öğretmenle , "Bu işin sonunda şehadet var" diyerek emirle ölüme gönderilen Ömer'le birmi tutacaksınız ?
 
O halde önden buyursun başta imamlar olmak üzere  tamamı , Suriye'ye , Kuzey Irak'a ,
 
Sap'la  saman karıştırılmasın ,
 
Her mesleğin elbette kendine göre zorlukları vardır ,
 
Assubayı kıyaslayacağınız tek meslek vardır , O'da yine Assubaylıktır ...
 
Elbette'ki ;
 
Sadece kendilerine 6 çeşit tazminatı layık gören bir zihniyetten bu soruları hükümete sormasını beklemek , Güneşin batıdan doğmasını   beklemek   kadar mümkünse'de ,
 
Veya,
 
Dünyanın , Öküzün boynuzu üzerinde döndüğüne inanmak kadar mümkün ise'de ,
 
Ne'mi  isterdim  ? ,
 
Bu soruları hükümete sorabilecek bir Gen.Kur.Bşk'nım olsun isterdim ...
 
29 Ekim 2015 de , Etiler ordu evinde konuşulanları  hatırlayınca insan ister istemez soruyor ,
 
VAR'MI  BUNLARI İKTİDARA SORABİLECEK BİR BABAYİĞİT  ? ? ?


 
Yayınlandığı Kategori ADALET ARAYAN