×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 52305
Tarihe göre süzülmüş ögeler: Mart 2018
Bizimkisi  işte tamda bu. Yaşar ne yaşar, ne yaşamaz,
 
Tamda böyle bir mesleğin mensuplarıyız ; Hem varız, Hem yokuz,  Ne varlığımızı ispat edebiliyoruz,  nede bize "siz yoksunuz" diyebiliyorlar,
 
En basit Anayasal bir hak olan eğitim diyoruz, kulaklarını tıkıyorlar,  "Emsal eğitimliden bir kademe geriden göreve başlıyoruz" diyoruz,  sanırsın karşımızdaki  Duvar,
 
Takı tasarımcısının , kanatlı hayvan üreticisinin eğitimi dahi dört yıllık lisans seviyesi diyoruz,  karşımızda dut yemiş bülbül ,  Bu kadar sorumluluğu veriyorsunuz, paralelinde Yetkide olsun diyoruz,  "Haşa, sümme haşa"   diyorlar ,
 
Uçak pistinden Hangarına ,  Takım çantasından  İt kulübesine kadar her şeyin zimmeti verilirken adımızı zikrediyorlar ,  Askerin mesaisi yirmi dört saattir deyip sabaha kadar çalışırsın ağanın iki dudağı arasından çıkan sözle,  İsterse vardiya istirahatide vermez zira o  ağadır , O zaman adını zikrederler .
 
Sınav günlerine !  denk getirirler tatbikatları özellikle ,  amaç senin okumamandır, istemezler eğitimli Assubayı, oysa Cehalettir ülkenin belası, bir anlasalar,  aslında bal gibi bilirler bilmek işlerine gelmez,  Araştıran, soran, öğrenen insan istemezler.
Sanırlar'ki bunlar olursa Hiyerarşi bozulacak,
İşte bu düşünce yüzünden bir ömürdür Sap'la  samanı karıştırırlar.
 
Oysa eğitimdeki tatlı rekabet tsk'nın  dolayısı ile ülkenin çıkarına değilmidir ? İnsanların önünü açmamanın , onların daha iyi bir bilgi beceri donanımına sahip olmasının engellenmesinin  nasıl bir izahı olabilir ?
 
Nöbet tutulacaksa Assubay var , eğitim varsa en öndesin ,  tatbikatlar zaten senin için , Cephede önde sensin, Ölünecekse önce sen öleceksin ,
Musallada senin adını zikrediyorlar , "bu işin sonunda şehadet var"  diyorlar,  gözünü kırpmadan gidiyorsun, 
 
Peygamber ocağı denmiş bu kuruma,  lakin Hz.Ömer adaletini gören duyan bilen varmı ? bilinen tek şey var,  oda Nalıncı keseri yontun kendinize yontabildiğiniz kadar,
Aksırıncaya kadar, tıksırıncaya kadar yontun .
 
Sonra çıkıp seslenin yedi düvele;  "biz bir aileyiz"  diye.   Aile olduğumuz içinmi Assubayı çaycıya, kendinizi genel müdüre benzettiniz ? , Aile olduğumuz içinmi Assubayı Mao'nun askerlerine benzettiniz ? 
Bununlada yetinmeyin yazın dağlara taşlara; "Güçlü ordu güçlü Türkiye" diye . Adaletin tesis edilmediği ordu artık nasıl güçlü olacaksa ?
 
Sezarın hakkını sezara verecek olanı arıyoruz  61  yıldır,  Lafla peynir gemisi yürümüyor, Boş vaatler hiç karın doyurmuyor.
 
Huzurlu, Güçlü TSK'yı  kimler istemez ?
 
Hadi önceden Fetö denen sümüklü vaizin kanatları altında olan komuta kademesi vardı, bunlar istemiyordu diyelim,
 
Peki  Ya şimdi ?
 
Bu günü izah edecek bir mazeretiniz varmı  bay  Akar ?
 
Gün gelecek gerçeklerle yüzleşeceksiniz, 
 
Assubaylar Varmıdır ,  Yokmudur ?
 
Varsada gereğini , yoksada gereğini  yapmadığınız / yapamadığınız için ...
 
Bu soru hep  sorulacak , 
 
Sizede , 
 
Sizden öncekilere'de, 
 
Sizden sonrakilere'de . . . 

ASSUBAYLAR VARMIDIR , YOKMUDUR ?
 
 
 
 
 
 
Yayınlandığı Kategori ADALET ARAYAN
Perşembe, 29 Mart 2018 22:42

OYAK'IN ANKETİNE KATILMALIYIZ

Türk Silahlı Kuvvetleri Kamuoyunun Dikkatine,

OYAK Genel Müdürlüğü, Algı Anketi adı ile kamuoyu yoklaması niteliğinde anket olarak tanımlayabileceğimiz sorular göndermiş, ayrıca serbest bir bölüm bırakarak düşüncelerimizi paylaşmamızı istemiştir.

OYAK, yıllarca maaşlarımızdan, çoluk çocuğumuzun boğazından keserek zorunlu ödeme yaptığımız bir kuruluştur ve “BİZİM”DİR.

OYAK’IN iyi yönetilmesi bizim ve kurum olarak OYAK’IN kendisinin yararınadır.

Bu nedenle samimi, yapıcı eleştirilerimizi, beklentilerimizi iletmek hem hakkımız hem de görevimizdir.

Biz aşağıdaki hususları belirledik. Siz de kendi düşüncelerinizi ekleyerek, size anket için SMS gelmişse On Line Hizmetlerden anket formuna, gelmemişse OYAK’A doğrudan göndermeniz hepimizin yararına olacaktır.

Takdirlerinize sunarız.

Not: Lütfen bu iletiyi ilgili olduğunuz OYAK Üyelerinin olabileceği tüm sosyal medya platformlarında paylaşınız.

1. OYAK Gereklidir, iyi düşünülmüş bir kurumdur. Ancak OYAK bir ticari kurum değil bir sosyal yardım kurumudur. Tüm tasarruflarında bu hususu göz önünde bulundurmalıdır.

> 2. OYAK dışarıdan sermaye girişi olmayan sadece üyelerinin mütevazi maaşlarından zorunlu kesintilerle oluşmuş devasa bir kuruluş haline gelmiştir. OYAK üye ve sermayesinin %60 dam fazlası Astsubaylara ait olmasına rağmen, yönetim-denetim organlarında Astsubayların yeterince söz hakkı yoktur. Temsilde adalet mutlaka sağlanmalıdır.

> 3. Üyeler arasında hizmette ayrımcılık söz konusudur. Her üyeye ödediği aidat oranında hizmet verilmesi doğaldır. Ancak üst rütbelere pozitif ayrımcılık yapılması kabul edilemez, adaletsizdir.

> 4. OYAK, yatırımları ile devasa bir kuruluş haline gelmiştir. Ne yazık ki üyelerinin büyük çoğunluğu geçim derdindedir. KISACA ZENGİN OYAK´IN FAKİR ÜYELERİYİZ. Üyelere yardım arttırılmalıdır.

> 5. Asker kişiler yalnızca emeğini değil aynı zamanda canını ortaya koyan kişilerdir. Kendi parasıyla oluşturduğu Sosyal Güvenlik Kurumu meslekteki ve emekli personele yaşamlarını kolaylaştırmak için örneğin 5 yılda araba, 10 yılda ev edinmesini sağlamalıdır.

> 6. OYAK’IN son yıllarda ürettiği konutların kimlere hitap ettiği anlaşılamamaktadır. 400-500 bin ₺ mertebesindeki evi kaç astsubay, subayın alabileceği düşünülmelidir. Kaldı ki aynı koşullarda aynı özellikteki konutu piyasadan bulmak mümkündür. OYAK’IN bu durumda üyesine sağladığı imkan öncelikle OYAK Yönetimi tarafından sorgulanmalıdır.

> 7. Bilişim teknolojisi ve yazılım önümüzdeki çağın mesleğidir. OYAK mutlaka bu alanda atılım yapmalıdır.

> 8. OYAK İştiraklerinde astsubay subay çocukları benzerleri arasından öncelikle istihdam edilmelidir.

9. OYAK Sosyal sorumluluk kapsamında büyük şehirlerde öğrenci yurtları yaparak gençlerimizin tarikatların, Atatürk düşmanlarının kucağına düşmekten kurtarmalı. Rütbe esas alınmadan ihtiyaç durumuna göre burs sağlanmalıdır.

10. Bir çok şehrimizde ORDU Evlerimiz ne yazık ki askeri personelin sosyal statüsüne uygun değildir ve yetersizdir. Sosyal sorumluluk kapsamında ORDU Evlerine destek sağlanmalıdır.

11.Kurum iştiraklerinde tüm üyelerin hakları vardır Kurulduğundan itibaren emekli olan  her üyeye katılımları nispetinde hisse senedi verilmeli Dileyen birikimini kurumda değerlendirmeye devam etmelidir 

 

Yayınlandığı Kategori EMEKLI ASSUBAYLAR
Perşembe, 29 Mart 2018 11:48

GÖZ YAŞI DEĞİL ADALET İSTİYORUZ

Ulu önderimiz ATATÜRK ve silah arkadaşlarının ülkemizi parçalayan topraklarımızı, özgürlüğümüzü elimizden alan SEVR anlaşmasını  tüm mazlumlara örnek olan kurtuluş savaşı sonucu yırtıp emperyalistlerin suratına attığı günden beri bu ahlaksız vicdansız adalet yoksunu emperyalistlerin ülkemiz üzerindeki emelleri bitmedi ;

Terör örgütlerini onlar kurdu onlar besliyor ve biz 40 yıldır emperyalist maşası hainlerin kahpelikleri yüzünden çileler çekiyor evlatlarımızı şehit veriyoruz

Şehit haberlerini ne yazık ki o kadar kanıksadık  vicdan sahiplerinin vatanseverlerin yüreğini yakan şehit haberleri gazetelerin 3-5 sayfalarında bazı televizyonlarda da alt yazı olarak veriliyor birçoğumuzda birkaç gün sonra unutup gidiyoruz  

Ateş düştüğü yeri yakıyor,  oysa o ateşi söndürmez isek o ateş gün gelecek bizim de yüreğimizi yakacaktır

Hiç şehit evinde bulunduğunuz mu ,hıçkırıklarınızı içinize gömüp boğazınız düğümlendi mi?

Allah’ım bu gerçek olmasın diye haykıranların feryadı yüreğinizde deprem yaratımı?

Evlatlar kime baba diyecek, ilk adımını atarken kime tutunacak, kiminle koşturacak ,gelinlerin kuşağını kimler saracak.hayat mücadelesinde yanında kimler olacak hiç   düşündünüzmü?

Şehidin aziz hatırasını anarken en duygusuz insanların bile yüreğine bir fil otururcasına zor nefes aldığını gördünüzmü? Biz bu duyguyu yaşarken onlar neler yaşıyor  hiç düşündünüzmü?

Ya o yüreği volkan gibi yanan evladını,eşini,babasını kaybedenlerin tüm metanetleri ile vatan sağolsun dediklerinde  duygulanmamanız mümkün mü?

Ülkemiz için ileride büyük tehlikelere neden olacak emperyalist uşakları hainleri  temizlemek için yapılan ZEYTİN DALI operasyonun da onlarca vatan evladımız  şehit oldu ; Bu kahramanlardan bir uzman çavuşumuz ve meslekdaşımız Canbolat Usta’nın evladı ,evladımız üsteğmen Oğuz Kaan Usta’ın aziz naaşlarına iki ay sonra ulaşılabildi ve onları törenle cennete uğurladıktan sonra Oğuz Kaan Usta’nın baba evinde aziz hatırası anılırken Başbakan ve genelkurmay başkanımızın  insani duygularla göz yaşları döktüklerini yazılı ve görsel basında ayni duyguları yaşayarak izledik;

Çok merak ediyorum Sn.Başbakan ve Genelkurmay başkanımız şehit cenazelerinde.taziye evlerinde  bu kahramanların hatıralarını dinlerken  onlara reva görülen haksızlıkları adaletsizlikleri akıllarına getiriyorlarmıdır ? En azından hiçbir değerin geri getiremiyeceği canlarını bu ülke için feda eden kahramanların büro memurlarından daha değersiz görülüp alt kademeden göreve başlatılmaları hak ettikleri tazminatların ödenmemesi  ve diğer haksızlıklar hukuksuzluklar gözlerinin önünden geçer de pişmanlık duygusu ile yürekleri sızlarmı?

Sızlamaması mümkün değil başbakan ve genelkurmay başkanı olmak duygusuz olmak demek değildir   

O halde sayın yetkililer birlikte savaşan,birbirinin kucağında şehit olanlar arasında hiyerarşi dışında  ayırımcılık adaletsizlik  yaşanmasın; Unutmayın adaletin olmadığı yerde hiç birşey olmaz

Biz sizlerden bizi sadece göreve ve ölüme gönderirken hatırlamanızı ,şehit cenazelerinde  yüreğinizden dökülen  gözyaşından ziyade  adalet sözü ve uygulaması  istiyoruz

Bunu sağlarsanız bizim moral motivasyonumuzu,hizmet verimliliğimizi aidiyet duygumuzu arttırıp şehitlerimizin ruhunu şad edeceksiniz aksi halde  terimizin kanımızın hiçbir değerin geri getiremeyeceği canımızı n vebali üzerinizde olacaktır

Allah şehitlerimize rahmet, ailelerine sabırlar, yaralılarımıza şifalar versin ordumuzu korusun

 

Yayınlandığı Kategori KARDELEN
Perşembe, 29 Mart 2018 09:57

BİZ KİMİZ NE İSTİYORUZ

Saygıdeğer Üyelerimiz;

Sitemiz, assubay onur mücadelesinde büyük katkıları olan bir meşaledir. Henüz muhataplarımızı değiştiremesek bile bizler olumlu yönde değiştik. Yıllardır tayin, sicil ve ceza baskısı ile susan - susturulan zümremiz, "HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK!" sloganı ile eleştirmeye, sorgulamaya kamuoyu ve ilgililere gerçekleri anlatmaya başlamış, bir çok taşın yerinden oynamasına vesile olmuştur. Mücadelemizi adalet, eşitlik ve insan onuruna saygıyı sağlayıncaya kadar, her geçen gün artan bir güçle sürdürmeye devam edeceğiz. Bu anlamda, zaman  zaman ilgilileri ve basın mensuplarını bilgilendirme çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Arkadaşlarlarımızın da bu konuda kişisel gayretleri olmakta, konu bütünlüğünü sağlamak için yazılacak metni hazırlamamızı talep etmektedirler. Arzu eden arkadaşlarımız aşağıdaki metni aynen veya kendi duygu ve düşünceleri ile sorunlarımızı ilgililere gönderebilirler. Tüm engellere rağmen mutlaka başaracağız.

Saygılarımızla...

Saygıdeğer Kamuoyu'na 

Biz; emeği ile yaşayan, emeğinden başka gücü olmayan, sonu başından belli, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tüm yükünü sırtında taşıyan sessiz bir toplumuz. Hükümetlere muhtıra verme gücümüz, omuzlarımızda yıldızlarımız yoktur. Ama muhtıra verenler bize güvenerek muhtıra verirler, ihtilal yaparlar. Pek kimsenin dikkatini çekmeyiz. Bizler ne daha fazlasını,  ne de imtiyazı talep etmekteyiz. Tek arzumuz adalet, eşitlik ve insan onurunun gerçekleşmesidir. Bu nedenle, bize insan olduğumuz için ve insanca yaklaşan herkese minnet duyarız. Saygılarımızla.

BİZ KİMİZ?

Biz; Türk Silahlı Kuvvetleri'nin teknik ve idarî kadrosuyuz. “Teknik” sözcüğü yalnızca teknoloji anlamında değildir. Belki  teknokrat demek daha doğru olur. Tankların, uçakların, gemilerin, tüm silah ve sistemlerinin  bakımı, sevk ve idaresi bizim sorumluluğumuzdadır. Uçağa silahı biz yükler, bakımını biz yapar, uçuşa biz hazır eder, pist başına kadar biz getirir, son kontrolünü biz yaparız. Uçağın, sadece havada uçurulması pilota aittir. Hava Kuvvetleri'nin ilk kuruluş yıllarında Türk Hava Kuvvetleri'nin pilotları, pilotların da hocalarının çoğu assubaydı. Sonradan kaldırıldı. Günümüzde Hava Kuvvetleri K.lığı yapan generaller, öğretmen assubaylara saygı ile yaklaşırlardı. Tanklarda da, askerî gemilerde de durum aynıdır ...

Bizler; görevimizi en üst düzeyde yapmamız gerektiğinin bilincinde bir toplumuz. Biz biliriz ki, yeterince sıkılmayan bir vida, en ucuzu 55 milyon dolar olan bir uçağın düşmesine, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne hayli maliyetli olan bir pilotun hayatına, bir cana mâl olacağını çok iyi biliriz. Bu bilinçle görevimizi en iyi biçimde yapmanın sorumluluğunu taşırız.

Görev için yola çıkacak bir tankın, denize açılan bir geminin her an göreve hazır olması  gerektiğini, en az bir uçak kadar hassas sistemlere sahip gemi, tank ve silah sistemlerinin  en üst düzeyde  göreve hazır tutulması gerektiğini biliriz. Ve bu görevi biz, yalnızca biz yaparız.

Her bölgeden, ekonomik ve kültür seviyesinden gelen mehmetçikleri, belli bir düzen içinde eğitmek, onları bir arada tutmak, sağlıklarından insan ilişkilerine ve askerlik hayatlarından sonraki dönemde hayata hazırlamak da bizim görevimizdir. Bu kadar karmaşık bir toplumu omuz omuza ve kardeşçe bir arada tutmak için neler yaptığımızın sırrını zaman zaman biz bile bilemeyiz.

İç güvenlikte, asayişte, depremde, sel felaketinde, kargaşada, anarşide, bölücü terörle mücadelede biz hep ön plandayız

Ordumuzun kahraman  mehmetçiğine  en yakın olan biziz. Onlardan birine bir şey olduğunda kendi evladımız gibi içimiz yanar. Şehit düşen bir evladımızın cansız bedenini topraktan ilk biz kaldırırız. İçimizdeki öfkeyi, taşan sabrımızı kontrol etmek bize düşer. Mesleğimizin en zor yanı budur. Yanımızda yaralanmış, umutla gözlerimize bakan bir mehmetçiğin yaşaması için sadece dua etmekten başka çaremizin olmadığı anlar uykularımızı böler, rüyalarımıza girer..

Bir mehmetçiğin cansız bedenini anne-babasına teslim ederken, hani basında tek satırlık bile haber olamayan, hani hangi mankenin o gece kiminle eğlendiği kadar toplum ve basın nezdinde haber değeri taşımayan bir yiğit vatan evladının cansız bedenini sevdiklerine teslim ederken küçülüp kaybolmak isteriz. Gözlerimizi kaçıracak yer ararız. Dilimiz damağımız kurur. Gözlerimiz yanar. Ama gene de dik durmamız gerektiğini biliriz.

Mesai saatimiz yoktur. İş bitince gideriz evlerimize. Ayda ortalama 5 gün 24 saat esasına göre nöbet tutarız, haftanın bir günü gece eğitimine katılırız. Tatbikatlar, özel görevler bunun dışındadır ve bir kuruş fazla mesai tazminatı alamayız. Göreve 24 saat hazırız. Görev gerektiğinde zaman kavramı yoktur.

Biz; Yunan sınırında,biz Irak sınırında,biz GABAR Dağında,biz Bosna’da,biz Lübnan’dayız.Biz Şemdinli’de,biz Hakkari’deyiz... Biz;göklerde,biz,yedi deniz dört iklimdeyiz.

Biz; Kuşadası’nda, Bodrum’da Çeşme'de masa başında klimalı,kaloriferli ofislerinde oturan büro memurları ile aynı kefeye konulan insanlarız. Görev koşullarımız ve sorumluluklarımız büro memurları ile kıyas kabul etmese de aynı maaş derece ve kademesinden göreve başlatılırız.

Meslek hayatımızın neredeyse üçte biri nöbette,tatbikatta, gece eğitiminde, özel görevlerde ve evimizden uzakta geçer. Biz; eşlerimizin hamileliğini, çocuklarımızın bebekliğini, diploma günlerini, ana-babamızın hastalıklarını görmeyiz. Biz; vatana hizmet etmek olan işimizle evliyiz.

Biz; Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tüm yükünü omuzlarında taşıyan onurlu emekçileri, biz Assubaylarız.

NE İSTİYORUZ ?
Biz; hiyerarşiye saygılıyız, ne daha fazlasını ne de imtiyaz istiyoruz. Bizler; sadece adalet,eşitlik ve insan onuruna saygı  istiyoruz.

Ne kimsenin aldığı maaşta, ne flamalı arabalarında, ne eşlerine tahsis edilen sivil plakalı ve sivil şoförlü makam araçlarında, ne  de saltanatlarında gözümüz var...

1. Assubayların bir üniforması da kefendir, bir ayın 8-10 gününü 24 saat esasına göre tek kuruş fazla mesai ücreti almadan kışlada geçirirler buna rağmen ön yargılarla;  Görev koşulları ve sorumlulukları assubaylarla kıyaslanamayacak birçok devlet memurundan daha alt derece ve kademeden göreve başlatılmaktayız. Tek neden assubay oluşumuzdur. Bu durum akla, mantığa, anayasaya ve hatta insanlık anlayışına aykırıdır. MYO mezunu Emniyet Hizmetleri, meclis stenografları, ziraat ev ekonomistleri teknik hizmetler ve  Lisans mezunu olan daha  birçok devlet memuru 657 sayılı Devlet memurları kanununun ortak hükümlerinde belirtilen derece ve kademelerin (görev koşulları dikkate alınarak) bir üst derecesinden göreve başlarlar. Oysa Meslek Yüksek Okul mezunu assubaylar büro memurları ile aynı derece ve kademeden göreve başlamaktadır. Adalet ve eşitlik gereği  MYO mezunu assubaylar 9/2 Lisans mezunları 8 'nci  dereceden göreve başlatılarak adalet ve eşitlik  sağlanmalıdır.

2. Aynı süre görev yapan, aynı tahsil düzeyine tabi bir emekli subayla bir emekli assubay kıyaslandığında aradaki maaş farkı %300' dür. Haksızlık yapılırken bile bir insaf olmalı.

3.Silahlı Kuvvetler'de sayısal oran ¼ civarındadır. Yani bir subaya karşı  dört assubay mevcudu vardır. Daha açık bir deyimle Türk Silahlı Kuvvetleri'nde  100 subay varsa 400 assubay vardır. Ancak sosyal tesisler söz konusu olunca bunun tam tersi söz konusudur. Ordu evlerinden askerî kamplara kadar tüm sosyal tesislerde hem nitelik,hem nicelik hem de sayısal olarak assubaylara sağlanan imkanlar subaylara tanınan imkanların üçte biri bile değildir. Sayısal durum göz önüne alındığında aradaki korkunç uçurum çok daha iyi fark edilecektir.

4.Türk Silahlı Kuvvetleri'nden halen Lise Mezunu olup, emekli olan albaylar mevcuttur. Daha sonra harp okulları iki, üç ve son olarak dört yıla çıkartılmıştır. Görevdeki ve emekli olan subayların intibakları da yeni duruma göre hemen düzeltilmiştir. Assubay okulları da Yüksek Okul seviyesine çıkartılmış olmasına rağmen, tüm kapılar çalınmış ancak Assubayların intibakları konusunda 2002 senesinden beri sonuç alınamamıştır. Subay intibakları vakit kaybedilmeden yapılmışken intibakları yapılmayan assubaylar tam 11 seneden beri mağdur edilmektedir.

5.Hastanın emeklinin rütbesi olur mu? Ancak birçok askeri hastanede A-B-C poliklinik hizmetleri ile subaylar lehine  ayrımcılık yapılmaktadır. Tepkiler üzerine bu hususun ortadan kaldırılacağı bildirilmesine rağmen ön yargılar aşılamamıştır.  Hastanelerde hastaya verilen sevk kağıtlarında "statü" hanesinde hâlâ hastanın rütbesi yazılmakta ve doktor,sivil kıyafetli olsa bile hastaya rütbesine göre muamele yapmaktadır. 

6. Lojman konusu daha da iç karartıcıdır. Burada bir oran neredeyse söz konusu bile değildir.Lojmanların %40' ı assubaylara %55 'i subaylara % 5' i (Jandarma'da % 15 'i) uzman jandarma erbaş ve sivil memurlara tahsis edilir.  Kısaca subaylardan arta kalan lojmanlar assubaylara verilir.Faydalanma oranları ayni olsa bile subay sayısının az olması sebebiyle lojmandan faydalanan subay sayısı assubayların dört katı olacaktır. Bu haksızlık hangi değer yargısı ile haklı gösterilebilir.

7. Emekli Sandığı Kanununun EK-70 Maddesi 1 'nci fıkra (b) bendinde yer alan gruplardaki oranlar belli bir seviyede azalmasına rağmen 3'ncü ve 2'nci derecedeki personelin oranları orantısız bir şekilde azaldığı için bu dereceden maaş alan personel 1-3 yıllık eksik hizmet için ömür boyu % 30-40 oranında eksik emekli maaşı almaktadır. Genelkurmay Başkanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı müteaddit defalar bu konunun düzeltileceğine dair söz vermesine rağmen haksızlık ve adaletsizlik hâlâ düzeltilmemiştir.

8. Yürürlükteki İç Hizmet ve Askerî Ceza Kanunu 1930’lu yıllardan kalma ve çağın çok gerisindedir. Personel Kanunu'ndaki hükümler  de subaylara imtiyaz ve ayrıcalık tanımaktadır. Bu kanunlar insan haklarına uygun; adalet,eşitlik ve insan onurunu tesis edecek şekilde düzenlenmelidir...

9. Türkiye Cumhuriyeti bir Hukuk Devletidir. En yüksek makam olan Cumhurbaşkanı’nın hürriyeti bağlayıcı ceza vermeye, yani hapis cezası vermeye yetkisi yoktur. Ancak Ordu’ya yeni katılmış, mesleği hukuk olmayan bir  subayın kendi kararı ile hapis cezası verme yetkisi vardır. İddia makamı ve yargıç aynı kişidir. Olağanüstü durumlarda olağanüstü kararlar alınması gereği elbette ve özellikle de görevi savaşmak olan ordu için kabul edilebilir bir durumdur. Ancak, olağanüstü durumlarda olağanüstü mahkemeler oluşturulması gerekir. İnsan hak ve özgürlükleri olağanüstü durumlar söz konusu edilerek göz ardı edilemez. Barış koşullarında olunduğu halde savaş koşullarına göre yargılama ve ceza uygulanamaz. Kaldı ki hapis cezası yetkisi olağanüstü durumlarda değil, olağan durumlarda ve barış konuşlanması içinde de geçerlidir. AİHM bir assubayın başvurusu üzerine şahsî hürriyetin sadece mahkemelerce ve hâkim kararı ile  kısıtlanabileceğine hükmederek Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkum etmesine rağmen yeni hazırlanan Askerî Disiplin Ceza Kanunu'nda sadece cezaların adı değiştirilmesine rağmen nitelik olarak cezalar daha ağır hükmelerle şahsın ordudan tart edilmesine kadar giden bir hukuksuzluğu beraberinde getirmiş olup  şahsî hürriyetin kısıtlanmasına ve bu cezanın  yine amirlerin keyfine bırakılmasına devam edilmektedir.

10. Askerlikte hiyerarşik yapı gerekli ve hâttâ zorunludur. Bunu üniforma taşıyan herkes bilir ve kabul eder. Ancak, askerî garnizonlarda eşlerin ve çok acıdır ki çocukların da rütbesi vardır. Karşılıklı insanî saygıdan kimsenin rahatsızlık duyması söz konusu değildir. Ancak, senin baban assubay sen arka sıraya geç.. Benim babam subay ben senden önde oturacağım. Burası subayların sosyal tesisi sen assubay eşi çocuğusun giremezsin,benim eşimin rütbesi seninkinden yüksek. Hizmet önceliği benim  mantığı, ne yazık ki genç beyinlere kardeşlik yerine husumeti, sınıf ayrımcılığı yerleştirmektedir.Bu çağ dışı düşünce ve tahakküm arzusu derhal terk edilmelidir.

11. Kamu düzeninin işleyişi bellidir. Polisin özlük hakları İçişleri Bakanlığı tarafından takip ve teklif edilir. Öğretmenlerin özlük haklarına ilişkin kanun ve teklifler Milli Eğitim Bakanlığı tarafından takip edilir. Assubayların da haklarının da Genelkurmay Başkanlığı ve MSB tarafından takip edilmesi gerekir. Ancak hem görevde olan assubaylara hem de emeklilerine ne yazık ki üvey evlat muamelesi yapılmakta, yukarıda ana hatları ile özetlenen haklara ilişkin hiçbir çalışma yapılmadığı gibi, ne yazık ki meclise kadar gelen teklifler bizzat Genelkurmay tarafından engellenmektedir !

12. Üyelerinin % 60 'ını oluşturan assubaylar OYAK ve şirketlerinde denetim ve yönetim kurullarında temsil edilmemektedir. Oysa kendi imkanları ile yüksek lisans doktora yapmış assubay mevcuttur. Oyak, emekli olanlara birikmiş aidatlarına cüzî  bir nema ödeyerek kurumla ilişiklerini kesmektedir. Aidat miktarı ile orantılı hisse senedi verilmelidir. Bu konuda TEMAD (Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği) tarafından açılan dava maalesef  red edilmiştir.  İç Hukuk yolları tüketildiği için TEMAD davayı AİHM'ne götürmüştür...

13.Orduda sadece subaylara ödenen MAKAM-TEMSİL-KADROSUZLUK-GÖREV –KOMUTANLIK tazminatından assubaylar yararlanamaktadır. Komutanlık tazminatı ise göstermelik olarak binde bir oranında assubaya verilmiştir; Özellikle  Assubaylar 631 sayılı KHK gereği almaları gereken temsil tazminatını  Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu  631 sayılı KHK özüne aykırı olarak uygulama içeren 2002/3546 sayılı BKK 1 'nci maddesinin adil olmadığı gerekçesi ile iptaline karar vermiş olmasına rağmen alamamışlar yeni düzenlemede aynı haksızlık devam ettirilmiştir.

14. Olağan üstü ve kalkınmada öncelikli bölgelerde 2 yıl görev yapan devlet memurlarına verilen kademe hakkından TSK personeli yararlandırılmamıştır. Bu adaletsizlik bir an önce giderilmelidir.

15.Anayasamız ve AİHS angaryayı yasaklamıştır. Angarya zorla çalıştırmaktır, Askerlik mesleğini yapmak istemeyerek ayrılmak  isteyenlerin önündeki 15 yıllık  mecburî hizmet tepkiler üzerine 10 yıla indirilmiştir; Ancak Devlet hesabına 1-10 yıl okuyanların aynı hizmet süresine tabi olması hukuksuzluktur. Bu sürelerin yeniden düzenlenmesi ve bu süreyi doldurmayanların devlete tazminat ödeyerek ayrılmaları sağlanmalıdır.

16.Tam teşekküllü hastaneden SAĞLAM raporu alarak orduya giren personel yıllar sonra görevin koşullarının da etkisi ile sağlıkların kaybetmekte ve TSK.GÖREV YAPAMAZ raporu ile emekli edilmektedirler. TSK dışında sağlık sebebiyle re'sen emekli edilen başka kamu görevlisi yoktur. Bu durumdaki personel emsallerinin derece ve kademesine ulaşamadıkları için mağdur olmaktadır. Bu personelin de vazife malülleri gibi emsallerinin bulunduğu derece ve kademeyi geçmemek kaydı ile yükselmelerinin sağlanması ya da adaletin bir gereği olarak asgari bir üst dereceden emekli edilmelidirler.

17.Günümüzün koşulları ve lisans mezunlarının er olarak askerlik yapmaları dikkate alınarak, assubay MYO Lisans seviyesine çıkarılmalıdır.

E.ASSUBAYLAR GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU 

 

AÇIKLAMA :Bu deklerasyon 28 Aralık 2016 tarihinde hazırlanmış askeri,siyasi otorite,basın ve kamuoyu ile muhtelif tarihlerde paylaşılmış,29 Mart 2018 tarihinde güncellenmiştir 

 

Yayınlandığı Kategori HABERLER
Çarşamba, 28 Mart 2018 15:38

ASSUBAY HAKLARINDAKİ YASAL DAYANAKLAR

YASAL DAYANAĞI OLMAYAN TALEBİMİZ YOK Kİ
 
"Haklı Taleplerimizin" tamamının YASAL dayanakları mevcut olup, dile getirdiğimiz konuları işte bu yasal dayanakları ile birlikte ortaya koymaktayız. "Sicil Affı" olarak da telaffuz edilen talebimizin yasal dayanaklarını aşağıda göreceksiniz.
 
Hiç kimse karanlıkta göz kırpmasın.! Bu konulardan sürekli olarak kaçmaya çalışılıyor. Ancak siz kaçtıkça biz kovalayacağız, hem de daha hızlı koşarak...
 
TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU
Kanun Numarası: 926
Kabul Tarihi: 27/7/1967
 
IV – Terfi zamanı:
Madde 81 – Astsubayların terfi zamanı hakkında 33 üncü madde hükmü uygulanır.
 
IV – Terfi zamanı:
Madde 33 – Muvazzaf subayların terfileri her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılır.

(NOT: Terfii - Terfii etmek: Derece-Makam bakımından yükselmek,
Bir görevde derecesi yükselmek demektir.)
VIII – Kademe ilerlemesi şartları:
Madde 45 – (Değişik: 7/7/1971 - 1424/15 md.)
Subaylar aşağıda yazılı esaslara göre her yıl kademe ilerlemesi yaparlar.
a) Kademe ilerleme şartları şunlardır:
1. Bulunduğu kademede bir terfi yılını doldurmuş olmak,
2. Bulunduğu rütbede ilerliyebileceği bir ileri kademe bulunmak,
3. Sicil notu, sicil tam notunun % 60 ve daha yukarısı olmak,
Yukarıdaki şartları haiz olan subaylar, her yıl kademe ilerlemesi yaparlar.
 
IX – Kademe terfii esas ve şartları:
Madde 93 – (Değişik: 7/7/1971 - 1424/32 md.)
Astsubaylar aşağıda yazılı esaslara göre her yıl kademe ilerlemesi yaparlar.
a) Kademe ilerleme şartları şunlardır:
1. Bulunduğu kademede bir terfi yılını doldurmuş olmak,
2. Bulunduğu rütbede ilerliyebileceği bir ileri kademe bulunmak,
3. Sicil notu, sicil tam notunun % 60 ve daha yukarısı olmak.
Yukarıdaki şartları haiz olan astsubaylar, her yıl kademe ilerlemesi yaparlar.
==========================================
 
1424 SAYILI KANUN'UN KOMİSYON RAPORUNA BAKALIM VE İLGİLİ MADDELER HAKKINDA NELER SÖYLENMİŞ GÖRELİM İZNİNİZLE;
 
Kabul Tarihi : 07/07/1971
Resmi Gazete Tarihi ve No : 14.07.1971 No: 13895
MM 364 no'lu Komisyon Raporu
 
MİLLET MECLİSİ S. Sayısı : 364
27. 7.1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel
Kanununun bâzı maddelerinin değiştirilmesi ve bu Kanuna bâzı maddeler eklenmesi hakkında kanun tasarısı ile, Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun bâzı maddelerinin değiştirilmesi ile bâzı mad­delerine fıkralar eklenmesi hakkında kanun teklifleri ve Millî Savunma, İçişleri ve Plân komisyonlarından seçilen 5'er üyeden kurulu 46 numaralı Geçici Komisyon raporu.
 
27.7.1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun bâzı maddeleri­nin değiştirilmesi ve bu kanuna bâzı maddeler eklenmesi hakkında kanun tasarısı (1/479)
Madde 13— Bu madde ile; «Kademe terfii şartları» madde başlığını taşıyan 45'nci madde değiştirilmektedir.
 
45'nci madde ile, kademe terfii deyimi yerine, rüitbe terfii ile benzeşim hâsıl edeceği düşünülerek, 657 sayılı Devlet memurları Kanununun, «Kademe ilerlemesi» deyimi alınmakta ve kademe ilerlemesi şartları yeniden düzenlenmektedir.
(a) bendi, kademe ilerleme şartlarını saymaktadır.
 
Madde 30— Bu madde ile, astsubayların kademe ilerlemesi esas ve şartları ile ilgili 93'ncü madde, subayların kademe ilerlemesi esas ve şartlarını düzenliyen 45'nci maddeye paralel olarak değiştirilmektedir.
 
S O N U Ç: Tüm bu uyarılara ve DİKKAT çekmelere rağmen yine de büyük bir HATA yaptınız (bilerek yaptınız tabi) ve subaylarla ilgili olan Madde 45'e "VIII – Kademe ilerlemesi şartları:" dediniz, assubaylarla ilgili olan Madde 93'e ise;
" IX – Kademe terfii esas ve şartları: " dediniz.
İşte..!! Burada TERFİİ kelimesi geçtiği için de "Aleyhde Nasıp Düzeltme" "Kademe İlerlemesinin Durdurulması" konusunda bize hep Madde 33 ve Madde 81'i işaret ediyorsunuz...!!!
 
Arkadaş.! "Aleyhde Nasıp Düzeltme" "Kademe İlerlemesinin Durdurulması" gerçekleştiğinde bulunduğum derecenin son kademesinde değildim ve dolayısıyla bir üst dereceye yükselerek TERFİİ etme durumunda da değilim. Örneğin; sadece 7/2'den 7/3'e ilerleyeceğim, TERFİİ etmeyeceğim...
Tam da burada "TERFİ ve TERFİ ETMEK" ne demektir bir kez daha açıklayalım;
Terfii - Terfii etmek: Derece-Makam bakımından yükselmek,
Bir görevde derecesi yükselmek demektir.
 
Tüm bunları anlayıp sıkıntı ve azapları ortadan kaldırmak için bir şeyler yaparsınız İnşallah. Sağlıklar dilerim...
 
Fahrettin BAĞRI
(E) Maliye Assubayı
 
 
 
 
Yayınlandığı Kategori TSK. ASSUBAYLAR MESELESİ
Çarşamba, 28 Mart 2018 15:36

GASPEDİLMİŞ HAKLARLA KOMUTAN OLUNMAZ

Milli Savunma Bakanı Sn.Nurettin Canikli ve Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Sn.Erhan Afyoncu
''GELECEĞİN KOMUTANI SİZ OLUN'' sloganı ile twitter'de paylaşımlar yapıyorlar.
 
Bu paylaşımlarda ''Türk Silahlı Kuvvetleri’nin acil ihtiyacını karşılamak için 9 bin 753 asker adayının
alınacağını, bugünden (9 Ocak) başlayarak 15 Şubat’a kadar ÖSYM’ye yapılacak başvuruların ardından
18 Mart’ta 81 ilde merkezi yazılı sınav yapılacağı ve başvurularla ilgili detayların bulunduğu ilanları gösteriyorlar.
 
Slogan güzel, cazip ''GELECEĞİN KOMUTANI SİZ OLUN''
Güzel de ''Gasp Edilmiş Haklarla Komutan Olunmaz, Ancak MAĞDUR Olunur''
 
Komutan olacaklara hiç bir sözüm yok.
Onların bu işe soyunurken gelecekteki ünvanları ve özlük hakları hakkında fazla bilgi edinmelerine gerek
yok,zaten onlar için her şey adeta ''TIKIR-TIKIR'' yürüyüp gidecektir.
 
Benim derdim ''Gasp edilmiş haklarıyla'' komutan olma düşüncesinde olupda bu işe soyunanlardır.
Çünkü; çeşitli vasıtalarla açıklanan başvuru ilanlarında özlük hakları ile ilgili tek kelime yok.
 
Aynı fakültenin aynı bölümünü aynı gün bitirip mezun olan iki gençten biri subay olursa ağzına kadar
doldurulmuş haklarla KOMUTAN olurken, astsubay olan diğer genç ''Gasp edilen'' onlarca hakkı ile
uğraşmaktan bırakın KOMUTAN olmayı neredeyse insan olduğunu unutur hale geliyor.
 
Belli ki; çok fazla sayıda subay ve astsubay ihtiyacı var. Bu işi aceleye getirmeyiniz.
Esaslı bir çalışma yapmak, daha başlangıçta iken bu mağduriyetleri ortadan kaldırmak zorundasınız.
Yazık, günah değil mi bu kadar genç, tertemiz vatan evladına..!!
 
S O N U Ç: ***Geleceğin Komutanı Siz Olun*** demek maharet değil.
Maharet, HAKLARI GASP EDİLMEMİŞ komutanlar yetiştirmektir. Sağlıklar dilerim...
 
Fahrettin BAĞRI
(E) Maliye Astsubayı
 
Yayınlandığı Kategori TSK. ASSUBAYLAR MESELESİ
''KAFA YORMAYAYIM HAZIRA KONAYIM'' DERSEN ORTAYA GÜZEL SONUÇ ÇIKMAZ..!! TAZMİNATLAR KONUSUNDA DA SINIFTA KALDILAR...
 
 
Jandarma ve Sahil Güvenlik Personel Kanunu Taslağı üzerindeki tespitlerimiz ve yorumlarımıza devam edelim izninizle; yıllardan beri ''TAZMİNATLAR MESELESİ'' hakkında yazıyor, çiziyor ve konuşuyoruz. Bunların sonucunda astsubaylar için de MAKAM ve GÖREV TAZMİNATI verilmesinin gerekli olduğunu ve bunun yasal gerekçelerini ortaya koymaya çalıştık.
 
 
Elimizde tazminatlar konusunda bu denli çok yazılı bilgi ve belge mevcut olduğu halde büyük umutlar bağlanan Jandarma ve Sahil Güvenlik Personel Kanunu Taslağı'nın 100 üncü maddesindeki MAKAM TAZMİNATI madde hükmünde astsubaylarla ilgili neden hiç bir ifade yok?
 
 
Haydi.! Diyelim ki; ''Makam Tazminatını zaten alamayız'' dediniz. Pekala, GÖREV TAZMİNATI hakkında bir-iki satır ayrıntı yazarak içine de astsubayları ilave etseydiniz olmaz mıydı?
 
 
TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU
Kanun Numarası: 926
Kabul Tarihi: 27/7/1967
 
Ek Madde 18 -(Ek:12/2/1982-2596/3 md.;Değişik:24/12/1986-KHK 265/3 md.)
a) (Değişik:9/4/1990 - KHK - 418/22md.;İptal:Ana.Mah'.nin 5/2/1992 tarih ve E.1990/22, K.1992/6 sayılı Kararı ile;Yeniden
düzenleme:18/5/1994 - KHK - 527/15 md.) Bu Kanuna ekli V sayılı makam tazminatı cetvelinde yazılı rütbe ve görevlerde
bulunanlara hizalarında gösterilen gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda makam tazminatı ödenir. Makam tazminatı
damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ödemelerde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır.
 
b) (Değişik: 22/11/1995 - 4137/1 md.) Bu rütbe ve görevlerde çalıştıktan sonra emekliye ayrılanlara, yukarıdaki fıkraya göre bulunacak miktarın tamamı hayatta bulundukları sürece her ay T.C. Emekli Sandığınca ödenir. T.C. Emekli Sandığı bu ödemeleri üç aylık devreler halinde faturası karşılığında Hazineden tahsil eder.
 
 
JANDARMA VE SAHİL GÜVENLİK PERSONEL KANUNU TASLAĞI
 
MADDE 100- Aşağıda yer alan makam tazminatı cetvelinde yazılı rütbe ve görevlerde bulunanlara hizalarında gösterilen gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile
çarpımı sonucu bulunan miktarda makam tazminatı ödenir. Makam tazminatı damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ödemelerde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır.
 
Bu rütbe ve görevlerde çalıştıktan sonra emekliye ayrılanlara, yukarıdaki fıkraya göre bulunacak miktarın tamamı hayatta bulundukları sürece her ay T.C. Emekli Sandığınca ödenir. T.C.Emekli Sandığı bu ödemeleri üç aylık devreler halinde faturası karşılığında Hazineden tahsil eder.
 
 
Kadro ve Rütbe Ünvanı Tazminat Göstergeleri -Subaylar
Jandarma Genel Komutanı
(Orgeneral ve Oramiral olmak şartıyla) 20.000
Orgeneral ve Oramiral 15.000
Korgeneral ve Koramiral 10.000
Tümgeneral ve Tümamiral 8.000
Tuğgeneral ve Tuğamiral 7.000
Kıdemli Albay 4.500
Albay 3.500
Yarbay 2.000
 
NOT: 926'daki V SAYILI MAKAM TAZMİNATI CETVELİ'NİN aynısı. Bir de ''Subaylar'' ifadesi yazılmış.
''Astsubaylar'' ifadesi taşıyan ayrı bir CETVEL daha neden yazmadınız? Taslak metine siz yazmayacaksınız da Maliye Bakanı mı yazacak?
 
 
Fahrettin BAĞRI
(E) Maliye Astsubayı
 
Yayınlandığı Kategori TSK. ASSUBAYLAR MESELESİ

''KAFA YORMAYAYIM HAZIRA KONAYIM'' DERSEN ORTAYA GÜZEL SONUÇ ÇIKMAZ..!!

 

Hazırlanan Jandarma ve Sahil Güvenlik Personel Kanunu Taslak Metni yayınlandı. İlk değerlendirme olarak; fazla kafa yormadan, 926 sayılı TSK Personel Kanunu'nda ne varsa adeta ''kopyala/yapıştır'' usulü ve biraz da 657'den ithal maddelerle ortaya çıkarılmış özensiz bir taslak diyebilirim.

Taslakta hemen gözüme çarpıveren özensiz çalışmalardan bazı örnekler sunmak istiyorum izninizle;


JANDARMA VE SAHİL GÜVENLİK PERSONEL KANUNU TASLAĞI

MADDE 52 - f) Astsubay meslek yüksekokulu mezunları ve kendi nam ve hesabına fakülte,yüksekokul veya meslek yüksekokulunu bitirerek temel kolluk eğitiminde başarılı olup astsubay çavuşluğa naspedilenler, EK-3 sayılı cetvellere göre 9 uncu derecenin birinci kademesinden göreve başlarlar.

 

Y O R U M: Bu bir taslak metin olduğuna göre; en önemli ''Haklı Taleplerimizden'' biri olan MYO mezunlarının göreve başlama derecesi

 

NEDEN ''9 uncu derecenin ikinci kademesinden göreve başlarlar.'' olarak değil de '' 9 uncu derecenin birinci kademesinden göreve başlarlar.'' diye yazılmış?

Aynı Bakanlığa (İçişleri Bakanlığı) bağlı olan Polis Akademisi MYO'dan mezun olanlar dokuzuncu derecenin ikinci kademesinden göreve başlarken siz NEDEN 1 (BİR) kademe geriden başlamayı taslak metninize aldınız?

Taslak metine dahi ''Haklı Taleplerimizin'' nasıl olması gerektiğini yazmıyor/yazamıyorsanız bu şekilde kanunlaştığında ne yapacaksınız? Sil baştan yine en başa mı döneceksiniz?

 

Ayrıca bu madde hükmüne göre fakülte mezunu (LİSANS) bile 9/1'den göreve başlayacak...!!!
Madde içinde geçen ifade aynen şöyle; ''ve kendi nam ve hesabına fakülte,yüksekokul veya meslek yüksekokulunu bitirerek...''

TASLAK METİNE AŞAĞIDAKİLERİ KOYURSUNUZ DA GÖREVE BAŞLAMA DERECESİNDEKİ ADALETSİZ DURUMU NEDEN DÜZELTEREK KOYMUYORSUNUZ?

c) Sürekli görevle sıralı hizmet bölgesine atananlara veya geçici görevle gönderilenlere, buralarda fiilen çalışmak suretiyle geçirilen her iki yıl için bir kademe ilerlemesi daha verilir. Yıllık izinde geçirilen süreler ile teröristle mücadele kapsamında yaralanan personelin hava değişimi,istirahat ve tedavide geçen süreleri fiilen çalışılmış sayılır. İki yıldan az süreler dikkate alınmaz.
Sıralı hizmet bölgelerine birden çok kez atananların veya geçici görevlendirilenlerin, önceki hizmetlerinden artan süreleri yeni hizmetindeki iki yılın hesaplanmasında dikkate alınır.
ç) Son sekiz yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almayanlara bir kademe ilerlemesi uygulanır.

 

Aylıkların ödenme esasları

 

MADDE 87-(1) Bu kanunun aylık ödemeleri ile ilgili hükümleri 14/7/1965 gün ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi ve bu kanuna bazı maddeler eklenmesine ve bu kanunun kapsamı dışında kalan kamu personelinin aylık ve ücretlerine dair Kanun’un aylık ödemelerinin yürürlüğü ile ilgili hükümleri ile birlikte ve aynı usul ve esaslara göre uygulanır.

 

Y O R U M: AYLIKLARIN ÖDENME ESASLARINDA 657'NİN MADDE HÜKÜMLERİNİ ESAS ALDIĞINIZA GÖRE GÖRE, BAŞLAMA DERECESİNİ

 

NEDEN 926'DAN AYNEN KOPYALAYARAK ALDINIZ?

 

Fahrettin BAĞRI 

(E) Maliye Assubayı

 

Yayınlandığı Kategori TSK. ASSUBAYLAR MESELESİ
Çarşamba, 28 Mart 2018 15:21

ASKERİ OKULA GİRECEK GENÇLERİMİZE

Sevgili gençler, Milli Savunma Üniversitesi ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisini öğrenci alımı ile ilgili ilanlarını okuyorsunuzdur.

Her şeyden önce bu sınav ve mülakatlara giren tüm gençlerimize başarılar diliyorum.

Bu Üniversite ve Akademinin Astsubay MYO'ları ve Harp okullarına öğrenci alınacağı gibi Lisans ve Önlisans mezunları da ''Temel Askerlik Eğitimi''nden sonra Subay-Astsubay olabileceklerdir.

 

Şimdi, özlük haklarınız (MALİ) konusunda NET anlaşılabilir bazı örnekler vermek istiyorum izninizle; Devlet memurları kanunlarında Aylık Gösterge ve Ek Gösterge tabloları vardır.
1. Üniversite ve Akdeminin harp okullarında okuyanlar subay olarak mezun olduğunda göreve sekizinci derecenin birinci kademesinden (8/1) başlayacaklar.
2. Üniversite ve Akademinin Astsubay MYO'nda okuyanlar Atsubay olarak mezun olduğunda dokuzuncu derecenin birinci kademesinden (9/1) göreve başlayacaklar.
3. İçişleri Bakanlığı bünyesinde iki (2) Akademi var. Polis MYO mezunları (Önlisans) göreve dokuzuncu derecenin ikinci kademesinden (9/2) başlarken Jandarma Akademisi Astsubay MYO'dan mezun (Önlisans) olanlar ise göreve dokuzuncu derecenin birinci kademesinden (9/1) başlayacaklar.

4. Hem subaylık hem de Astsubaylık sınavlarına girme hakkı olan LİSANS mezunu olan gençlerden sınav ve mülakatlarda başarılı olup temel askerlik eğitimine alınanlardan; Temel askerlik eğitiminden sonra subay olanlar göreve sekizinci derecenin birinci kademesinden (8/1), astsubay olanlar ise bir kademe geriden yani; dokuzuncu derecenin üçüncü kademesinden (9/3) göreve başlayacaklar.
5. Milli Savunma Üniversitesi ve Jandarma ve Sahil Güvenlik akademisinin sınav ve mülakatlarında başarılı olup Astsubaylık temel askerlik eğitimine alınan ÖNLİSANS mezunları eğitimden sonra göreve dokuzuncu derecenin birinci kademesinden (9/1) başlayacaklar. İçişleri B.'lığının diğer Akademisinde polis MYO'dan mezun olan ÖNLİSANS mezunu gençler ise göreve dokuzuncu derecenin ikinci kademesinden (9/2) başlayacaklar.

 

Bu konular hakkında bilgi sahibi olarak mesleğe girmekte fayda var.;Yoksa bize söylediklerinin aynısını size de söylecekler, yani;

''Mesleğe girerken bunları bilerek girdiniz'' diyecekler. Oysa ki; 14-15 yaşında bu ayrıntıları bilmek mümkün mü?
İster subay olsun ister astsubay olsun o yaşlarda bu konuları bilmenin ve öğrenebilmenin imkanı yok. Sağlıklar dilerim...

Fahrettin BAĞRI

(E) Maliye Assubayı

Yayınlandığı Kategori TSK. ASSUBAYLAR MESELESİ
Çarşamba, 28 Mart 2018 15:16

YOKMU BUNUN ÇARESİ

Milli Savunma Üniversitesi Meslek Yüksekokullarına öğrenci temin faaliyeti kapsamında başvuran adayların başvuruları ve tercihleri değerlendirilmiştir.
 
Harp Okulları sınavları henüz tamamlanmadığından HO ve MYO’ya ortak başvurusu olan adaylara da çağrı yapılmıştır.
Harp Okulu sınav sonuçları MYO sınavlarının değerlendirilmesinde de geçerli olacaktır.
 
H.O sınavlarına katılan adaylardan birinci tercihi Bando MYO olan ve kontenjana giren adaylar sadece Müzik Yeteneği Sınavına çağırılacaktır.
 
 
 
Y O R U M: Çok sıklıkla dile getirdiğimiz, adeta ''Haykırdığımız'' mağduriyetlerimizden biri, MSÜ'nin resmi açıklamasında da tüm çıplaklığı ile gözler önüne serilivermiş!!!
 
Şimdi sırasıyla ''Gaspedilen Haklar''a tekrar bakalım izninizle;
a) Hem Harp Okulu hem de Asb. MYO sınavlarına girme hakkı olan bir genç yapılan yazılı-sözlü sınav ve mülakattan sonra H.O'nu bitirip subay olduğunda göreve 8/1'den başlayacak. Aynı genç Asb.MYO'nu bitirip astsubay olursa, arada 2 yıllık eğitim-öğretim farkı olmasına rağmen göreve üç kademe geriden yani; 9/1'den başlayacak.
 
b) Aynı fakülteden aynı tarihte mezun olan (lisans) iki gençten biri, temel askerlik eğitiminden sonra Sb. olurken göreve 8/1'den başlarken, yine temel askerlik eğitiminden sonra Asb. olan genç ise 9/3'den göreve başlayacak.
(NOT: Bu şekilde de Sb. - Asb. kaynağı olduğu için böyle bir örnek verdim)
 
c) Asb.MYO mezunu olursa göreve 9/1'den başlayacak olan genç, Polis MYO'nu tercih ederse, mezun olduğunda göreve 9/2'den başlayacak. Fakülte (lisans) mezunu olarak temel eğitime alınıp polis A. olursa göreve 8/1'den başlar.
(NOT: İçişleri B.'lığı bünyesinde bir Akademi varken OHAL KHK'si ile ikinci bir Akademi; Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi kuruldu. Dolayısıyla bu iki Akademiden mezun olacaklarla ilgili de bir örnek verdim)
 
d) Görüldüğü üzere subay olunduğunda Göreve Başlama Derecesi ile ilgili hiç bir mağduriyet söz konusu olmuyor ama astsubay olunduğunda?!!!
 
 
S O N U Ç: TSK'nın en büyük meselesi #astsubaylar meselesidir, hallolmadıkça sıkıntı ve azaplar bitmeyecektir. Sağlıklar dilerim...
 
Fahrettin BAĞRI
(E) Maliye Assubayı
 
Yayınlandığı Kategori TSK. ASSUBAYLAR MESELESİ
Page 1 of 5