Tarihe göre süzülmüş ögeler: Şubat 2018
Çarşamba, 28 Şubat 2018 11:42

KAHRAMANLARIMIZ AFRİNDE

GELEN NEBİ ASKERİ

İnliyordu meydanlar, Allah Allah sesiyle

Top sadâları ile, girdi Mehmet Afrin'e

Kalk ayağa oturma, selamla artık sen de

Son ordusu İslâm'ın, kurtardı seni işte

Gelen Nebî askeri, sakın artık üzülme

Bağrındaki pislikler, temizleniyor işte

Açacak umut çiçek, bağ ve bahçelerinde

Son ordusu İslâm'ın, kurtardı seni işte

Bırak kara bağlama, artık gül biraz sen de

Mesutça çocukların, gezsin caddelerinde

Şenlensin hüzün dolu, pazarların senin de

Son ordusu İslâm'ın, kurtardı seni işte

Geldi vefalı TÜRK'ler, Anadolu'dan yine

Barış dostluk getirdi, zeytin dalları ile

Yan bakamazlar asla, düşmanın istese de

Son ordusu İslâm'ın, kurtardı seni işte

Bırak haydi kederi, hedef şimdi Münbiç'e

Bekliyorlar onlar da, barış ve dostluk ile

Yiğit Mehmetçikleri, gelecek hemen diye

Son ordusu İslâm'ın, kurtardı seni işte


ÖMER KESKİN 28 şubat 2018


 






Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR

TEMAD GENELMERKEZ YÖNETİMİ MİLLİ SAVUNMA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜNÜ ZİYARET ETMİŞTİR

TEMAD sitesinden yapılan açıklamaya göre MS rektörüne aşağıdaki konular aktarılmıştır. 

TEMAD'ın bu ziyaretini önemsiyoruz bu görüşmede assubaylar için büyük önem arzeden Asb.Meslek Yüksek okullarının fakülte düzeyine çıkarılımasının da gündeme hassasiyetle getirildiğine inanıyor  ve assubayların sorunlarına çözüm getirmesini diliyoruz 

 

Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Sn. Prof. Dr. Erhan AFYONCU ile yapılan görüşmede;

  1. Astsubayların göreve başlama derecelerinin 9/2 olması,
  2. Astsubayların lisans mezunu olarak göreve başlamaları,
  3. Askeri okullarda Emekli Astsubaylardan öğretmen olarak görevlendirilmesi hususlarındaki taleplerimiz iletilmiştir.          

     

    Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Hamza Dürgen ve Cemal Başer dahil, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Yayınlandığı Kategori HABERLER
Pazartesi, 26 Şubat 2018 12:53

HOCALI KATLİAMINI UNUTMA

HOCALI'YI UNUTMA

Hocalı'da çocuğa, kadın ve ihtiyara

Kıyanları hatırla, unutma onu asla

Sarıp etraflarını, katil acımasızca

Katlederken onları, baktılar hâyâsızca

Seyretti bu vahşeti, dünya acımasızca

Tıkadı kulağını, çığlıkları duymaya

Saf tuttu Haçlılar da, ermeninin yanında

Silahsızdı Hocalı, o gece katliamda

Yüzdüler derileri, utanmadan arsızca

Deştiler karınları, acımadan insana

Kirletilmiş namuslar, vahşiler kin kusmada

Yakılmış canlı canlı, ateşlerin nârında

Azeri kardeşine, mezâlimi unutma

Yapılan soykırımı, kimseye unutturma

Ömer böyle diledi, kabul etsin

Hûda'da Geldiğinde kutlu gün, al intikamını da

Ermeninin yaptığı, kâr kalmasın yanına


Ömer KESKİN 26.02.2018

 



Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR
Cumartesi, 24 Şubat 2018 12:01

SAHİ KİMDİR BU ASSUBAYLAR

Sahi, kimdir bu Assubaylar  ?


* * * 

Adına ister üniforma diyin ister aynı zamanda onun kefeni  diyin , bir kıyafeti vardır sivil vatandaştan ayrılan ,  2 Temmuz 1951 de çıkartılan bir kanunla  subayın yardımcısı denilmiş ,

Subay'la  Er arasında bir köprü ,  İzin - ödül - taltif vs. iyi haberlerin dışında  kalan  ceza - çarşı yasağı  vs. bütün olumsuz haberleri subayın yerine Er'ata veren kişi  olmuş , dolayısı ile  düşünmeyen, sorgulamayan Er'atın gözündeki kötü adamdır ,

Ayda  4-5 nöbet tutan , duruma göre nöbet istirahati kullanmayan / kullanamayan / kullandırtılmayan (!) bir Ademdir ,

Sekiz saat mesaiyi hiç bilmeyen  bir taşeron marabasıdır ,

Uçağın uçuş saatinden saatler önce uçak başı yapan bakım- arıza-yükleme- ikmal vs. yapan kocaman bir ekibin neferidir ,

Uçak hangarlarında ,Kademede yağlı tulumun içinde uzaktan bakınca sanayideki tamirci ustasına benzetilendir ,

Her türlü silah , araç, gereç bakım - arızasını yapan işinin ehli bir uzmandır ,

Memleketin Kuş uçmaz, kervan geçmez dağ başında bir karakola  3-5 askerin başına Komutan diye atanandır ,

Avuç içi kadar denizaltıda subayla omuz omuza çalışıp,  birlikte tüketilen oksijenin ortağıdır ,

Aynı görevlerde yanındaki subay kadar özlük haklarından eşit  yararlandırılmayan ayrıştırılandır ,

TSK'daki her şeyden sorumlu olan tek canlıdır ,

Peygamber ocağında adaletten nasibini alamayan tek ademoğludur  ,

Ayakkabısı - postalı boyasız diye ceza verilen ,  kendini ifade etmesine izin verilmeyen baştan suçu sabit görülen ülkenin  tek mahkumudur ,

Eğitimde anayasanın fırsat eşitliği ilkesi tanınmayan tek  T.C  vatandaşıdır ,

Lisans eğitimi isteyince önüne Çin seddi çekilen yurdum insanıdır ,

Okumaması için sınav tarihlerinde; görev, mesai, nöbet ,tatbikat planlanan tek öğrencidir ,

Eğitimli olmasından korkulan tek Öcüdür ,

Hiç bir savunmasından asla haklı çıkamayan hep suçlu olandır ,

Etrafı tel örgülerle çevrili çiftliğin tek marabasıdır ,

Subay olan oğlu tarafından baba mesleği gururla söylenemeyen bu sistemin bir utanılanıdır ,

67 Yıldır anlatılan masallara inanan / inandırılan iyi niyetli , temiz kalpli bir saftır ,

Baskılardan, aşağılanmalardan, hakaretlerden kafasına sıkacak kadar gururlu bir çaresizdir ,

Musallası dahi, Hacıbayram - Kocatepe diye ayrılan bir meftadır ,

Suçlu görülmesi için, gözünün üstünde kaşının olması yeterli görülen mahkumdur ,

Subay gelince, kış ortasıda olsa lojmandan çıkacağı tahaahhüt ettirilendir  bir gariptir ,

Paşanın- hanımefendinin her türlü özel işlerini yaptırdıkları bir emir kuludur ,

Assubay olduğu için evladından özür dilediği mektubu, T.B.M.M Kürsüsünden okunan babadır ,

Teskereye gün  sayar gibi emekli olacağı günü iple çeken / çektirilen bir kader mahkumudur ,

O güne kadar yaşayıp emekli olabilirse ikinci iş aramaya başlayan, rızk peşinde koşmak zorunda bırakılan üvey evlattır ,

Ömrübillah yoksullukla terbiye edilmek istenilen bir aslandır ,

Kimse görmesede  o , bu ülkenin  siyah derilisidir ,

Subaya hastalık bulaştırmaması için helası ayrılan, bulaşıcı mikrop taşıyan bir hastadır ,

Mültecinin kabul edildiği saraya sesini duyuramayan  toplumun tek Emekçisidir ,

Askeri hastanelerde farklı odalarda yatırılan cüzzamlılardır ,

67 Yıldır damarlarına  uyuşturucu gibi masal enjekte edildiğinden sürekli uyku halinde yarı uyanık, yarı baygın  gezen gezgindir ,

Yeri gelir hamala , yeri gelir çaycıya,yeri gelir Mao'nun askerlerine  benzetilen bir meslek mensuplarıdır ,

Her zaman "önce vatan" diyen kadirşinaslardır ,

Cephede - görevde hep en önde olan vatanseverlerdir ,

Emirle gözünü kırpmadan ölüme giden toplumun tek  vatan aşıklarıdır ,

Himayesindeki kendisine emanet Mehmetlerin karnının doyurulmasını sağlayan babadır ,

Bayramlarda torunlarına harçlık verememenin ezikliğini yüreğinde yaşayan dededir ,

Ucuz ekmek almak için Halk ekmek büfesi önünde kuyruğa giren biçare emeklidir ,

Devlet memurlarının defalarca , Hırsızın, namussuzun,  vergi yüzsüzlerinin , uyuşturucu baronlarının af edildiği memlekette sicil affı uygulanmayan  tek kader mahkumlarıdır ,

1951 den bu güne kandırılan ülkenin en saf vatandaşlarıdır ,

Üniversiteye adı verilen, adı bir daha zikredilmeyen unutulan çıplak bir adem oğludur ,

Tek amacı subayın omuzuna bir yıldız daha koymak olan, üstün hizmet ödülü almak olan bir yıl önceden planlı (!) tatbikat için gece gündüz  7/24 çalışan robottur ,
Evi, ailesi, çocukları hep ikinci planda kalmak zorunda olan, sayelerinde kötü aile reisidir ,

1984 den beri terör belasına en fazla şehit veren sahipsizlerdir ,

Dirisine hiç değer vermeyip, ölüsüne değer verilir gibi yapılan riyakarlık mağdurlarıdır ,

Dediklerine göre, bünyesinde "intihar" gibi bulaşıcı (!)  bir virüs taşıyan tsk'nın hasta adamıdır ,

Terörist kovalarken sınırı geçince ordudan atılan, bu sayede tsk'nın itibarını kurtaran(!) tek gönüllüsüdür ,

Hiçbir gerekçe göstermeksizin emsal eğitimliden bir kademe geriden göreve başlatılan sebepsizlerdir ,

Subay terfi etsin diye omuzlarını basamak olarak kullandırmak zorunda(!) bırakılan bir garip merdivendir ,

Cepheye - göreve giderken sırtı sıvazlanan , gaz verilen bir İnanandır ,

Yeri gelir birilerinin Ağabeyi - hocası olan Bilgedir ,

Size sesini bir türlü duyuramayan dilsiz ahrazdır ,

Ölümünün ardından doğan altmış üç bin çocuğa adı verilen ülke kahramanıdır ,

Evindekinden  bir bardak su isteme cesareti olmayanların , kışlada kendini onun üzerinde tatmin ettiği bir şamar oğlanıdır ,

Başbakan tarafından övgü dolu sözlerle karnı doyurulan, öte yandan karnının gurultusu duyulmayan bir  Adem oğludur ,

Kısaca : Aslanın ,  kediye boğdurulduğu bir çarkın kadir kıymet bilinmez en önemli dişlisidir ,

DİCLENİN KENARINDA BİR KURDUN AŞIRDIĞI KUZUNUN SORUMLULUĞUNU ÜSLENEN  , 
ÜLKEDE YAPRAK KIPIRDASA HABERİ OLAN CUMHUR BAŞKANININ   ,  
HABERDAR OLMADIĞI (!), SAHİPLENMEDİĞİ TEK MESLEKTİR :  ASSUBAYLAR . . . 


Yayınlandığı Kategori ADALET ARAYAN
Cumartesi, 24 Şubat 2018 10:37

ÖNGÖRÜSÜZLÜK

Asssubaylar  4 yıllık fakülte statüsüne kavuşmalı diye bıkmadan usanmadan yazdık çizdik.

Bir arkadaş yorumda demiş ki;

“ 4 okuyacaksam niye Assubay olayım ki....."

Bir arkadaş ta ;

 " biz 4 yıllık fakülteli subaylara bu halimizle de kurs verir, öğretmenlik yaparız

ne varmış ki eğitim standardımızda " demiş.

Yine bir arkadaş " Assubaylık kalksın o zaman " demiş.

Bir başkası " zaten çoğumuz 4 yıllık fakülteyi bitirdik ya ne gerek var ki " demiş.

Bir başkamız "ne gereği bu şimdi durup dururkenben bu talepten bir şey anlamadım.  

anlayan var mı söylesin "  demiş.

Bir diğerimiz ise;

“ O zaman subaylık ne olacak, onların durumuna yazık olmayacak mı " demiş.

Bir başkası da;

“ ben zaten 1. dereceye 19 yılda bu halimle de çıkıyorum sizin fakülte kanunu ile kazanılacak

olan 8/1( veya hazırlık sınıfı da eklenirse 8/2 ) başlangıç hesabınızda bir yanlışlık var " demiş.

Birisi, " böyle bir saçmalık duymadım. hiç Assubayı subay seviyesine çıkarırlar mı " demiş.

Bir başka arkadaş;  subayın statüsüne acımış,

 “ onların ki 6 yıl bizim ki 4 yıl olsun o zaman ses çıkarmazlar " demiş.

İyi ki de bir çok arkadaşımız da

"4 yıllık fakülte kanunu Assubayların insani eğitim hakkıdır.

Görev, makam ve statü ayrı şeyler, öğrenim ve eğitim eşitliği ayrı şeyler "demiş.

 

Ne yazık ki bu gün dünyanın tam 130 ülkesinde hem  kamuda hem de özel de iş yaşamında ,

ticaret yaşamında  öğrenim statüsü 4 yıllık fakülte denkliğinden başlıyor.

 

Yukarıdaki yorumlara tabi ki saygı duymalıyız.

Bunun adı demokrasi.

Fikirlerin özgürce ifadesi.

Algı, öngörü, vizyon gücü.

Herkese teşekkür ederim.

 

AMA UNUTMAYALIM Kİ,

 

O Subaylar da 1971 yılına kadar 2 yıllık yüksek okullu idiler.

Dediler ki,

“  Biz Cumhurbaşkanı çıkaran makamlarız.

Ülkeye darbe ve muhtıralarla yön veren toplumuz.

Medyanın, basının, iş adamının, siyasetçinin, hukukçunun, öğretim görevlisinin, sanatçının muhataplarıyız.

Ekonomiyi, hukuku, anayasayı, sosyolojiyi, kamu yönetimini iyi bilmeliyiz. Eğitimini almalıyız.

Akademisyen hüviyetli olmalıyız.

Ona göre de sosyal ve mali gelirimiz yüksek olmalı.

Tatillere, gezilere, kulüplere, balolara, törenlere, gösterişle katılabilmeli, eşlerimizle vals ve dans yapabilmeliyiz.”

Algısını görev addettiler.

 

Kuleli Askeri lisesine komşu olan kandilli kız lisesini kanki yaptılar.

Kızlarla dans ve vals yaptılar. Tiyatrolara, resim sergilerine gittiler.

Dario Morenonun o ünlü “deniz ve mehtab”  şarkısını tarabyada, bebekte ay ışığında öpüşerek dinlediler.

 

Assubay adayı öğrenci  genç;

Konyanın ,Çankırının bozkırında dişi sinek kovalarken, ıssız köy meydanıkadar yoksul, sokaklarında gezerken;

Çatal kaşık tutmayı öğrenemezken, çağdaş, sosyal yaşam ne demek bilmezken.

Kulelinin o 15 lik mağrur çehreli askeri öğrencileri, 16 sında, çakıl gazinosunun yolunu öğrendiler.

Sessizce de  1972 de önce 3 yıla 1978 de de 4 yıla ,fakülte denkliğine kendilerini çıkarıverdiler.

Akademik lisans aldılar.

İki diploma.

Çift ana dal eğitim.

Yüksek lisans

Tez, doktora.

Önce kariyer, beraberinde de para pul.

 

Bunun adı vizyon beyler.

Bunun adı öngörü.

Onlar, tam 42 yıl önce YÖK kayıtlarında mühendislik fakültesi ayarında diploma statüsüne kavuştular.

 

YA BİZ ASSUBAYLAR.

Oysa dedemiz o dünyanın hayranı olduğu  Vecihi Hürkuş.

Toprağımız o kadar sağlam hani.

Asaletimiz o kadar belgeli.

Öyleyse bu yakıştırmamak niye.

Bu alçalma, küçülme….

Oysa orada duran koskoca TC Anayasasının eşitlik içeren 12. ci  ve 130-131 nci. maddesi.

İnsan hakları evrensel beyannamesinin yüksek öğrenimden yararlanma hakkı gözeten 25-26.cı maddesi.

Avrupa insan hakları sözleşmesinin yüksek öğrenim şartı ve gerekliliğine dair 26.cı maddesi.

Unesconun eğitimde eşit fırsat içeren ve eğitimde eşitsizliği yasaklayan  1-2-3-ve 5.ci. maddesi.

Daha saymakla bitmeyecek kadar insan hakkı düzenlemesi.

 

KİM İÇİN  ?

İnsan için tabi ki……

Bizler insanız. Bireyiz. Yurttaşız.

Onurlarımız var. Aklımız, bilincimiz.

Yaratıcı gücümüz, fikrimiz.

Heyecanımız. Tadılmamış başarılarımız.

Nankör devletin değil,

 

EŞLERİMİZİN VE ÇOCUKLARIMIZIN TAM YÜREĞİMİZİN ORTASINA SEVGİ İLE KOYDUKLARI HAYSİYET VE GURUR MADALYALARIMIZ VAR.

 

İnsanın gelişimi, yetenekleri, eğitimi için var edilen her bilgiye ve kaynağa ulaşmak ta hakkımız.

 

 BİZ ÖNCE İNSANIZ. SONRA ASSUBAYIZ.

 ADALET İNSAN HAKKIDIR. KUL HAKKI DEĞİL.

 VERMEZLER İSE,

 SÖKE SÖKE ALIRIZ.

 

 SAYGIMLA

Adnan Fuat ÖZDEMİR

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

 

Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR
Cuma, 23 Şubat 2018 16:38

AH DERECE VAH KADEME

 

Bir  genç  liseyi bitirip üniversite sınavlarına girdi.

Taban puanına göre Assubay meslek yüksek okuluna kayıt oldu.

Yök statüsünde ve Astsubay Meslek Yüksek Okulu kanununda öğrenim süresi iki yıl

olduğundan  9/1 dereceden hizmete başladı.


Başka bir genç  yine liseyi bitirip üniversite sınavına girdi.

Aldığı taban puanına göre  4 yıllık Subay Harp Akademisini kazandı.

2 yıl daha fazladan öğrenim görüp  8/1 den başladı.

(bir ay önce  çıkan kanun hükmünde kararname ile bir yıllık dil hazırlık sınıfı da eklenince    

4+1 olarak  artık 2018 yılı itibariyle 8/2 den başlayacak.)


Yani şu an itibariyle başlangıç derecesinde bir Subaybir  Assubaya tam  1 derece+1  

kademe fark atmış oldu.

Meslekte iken örn.yarbaylığa 2 yılda terfi ederek ,harp akademesini bitirip aldıkları

derece kademeyi saymıyoruz bile 

Biz hala 9/2 nin peşinde avuntudayız.


Subay ne olursa olsun tüm kaynak tedariklerinde göreve başlangıç derecesi olarak

mali tablolarda 8/2 (yeni)ile muhatap olur ikenbakın Assubaylarda ne kepazelik yaşanıyor.


Milli Savunma Üniversitesinde  Assubayın öğrenim statüsü 2 yıl olduğundan

buradan mezun olan bir genç yukarıdaki örnekte olduğu 9/1 den mesleğe başlıyor.

Bu resmi başlangıç derece ünvanımız.

Dışarıdan kendi nam ve hesabına 4 yıllık bir fakülteyi bitirip te iş bulamadığı için

yine başka bir kaynak tedarik metodu yolu ile Assubay olmak isteyen bir genç te

8 aylık bir intibak sınıf eğitimine müteakip göreve başlatılıyor.

Ama bu arkadaş intibak düzenlemesi ile  9/1 yerine9/3 den başlangıç derecesine kavuşuyor.

Yani Assubaylar  kendi içinde aynı yıl mezunları da olsalar en az 2 kademelik

bir farklılık yaşıyorlar.

Sosyal medyada kendi içimizde bu çatışmanın ve farklılığınörneklerini her gün artarak yaşıyoruz.


KENDİ İÇİMİZDE DAVADA VE HEDEF ALGISINDA HIZLA BÖLÜNÜYORUZ.


Daha ilginç olanı ise bu gün Subay gibi 4 yıllık lisans mezuniyeti olan tüm Assubaylar

ise o subayla yine 2 kademelik bir başlangıç derecesi mağduriyeti yaşıyorlar.

(Subayın yeni KHK ile bir yıl hazırlık sınıfı sonucu artık 8/2 oldu).

Daha da garibi Subay Assubaydan 2 yıl fazla okumasına rağmen aradaki kademe

farkının da 2 olması gerekirken bu gün bu fark 3 kademe olarak özlük haklarına yansıyor.

(hazırlık sınıfı şu an sadece harp okullarında başlatıldı).

Assubaylara da hazırlık sınıfı konulup konulmayacağı henüz belirsiz.


Tek bir Cumhuriyet Anayasadan hele ki o Anayasanın 12. maddesinden nasıl böyle bir

faşizan ayırım ve aşağılama çıkıyor kimse de izah edemiyor.


BAŞTA KURUMSAL TEMAD OLMAK ÜZERE ASSUBAY TOPLUMU BİR BÜTÜN OLUP TA

BU GÜNE KADAR  BU KONUDA ANAYASAL EŞİTSİZLİK ADINA BİR DAVA OLSUN

AÇMAYI BECEREMİYOR.

Aynı beceriksizliği öğrenim hakkına dair eşitsizlik konusunda da,

Anayasal ve uluslar arası sözleşmelere dayanarak ta 4 yıllık askeri öğrenim statüsü için

yine bir  anayasal  eşitsizlik davası açamayarak ta yapamıyor.

Bir çorba sistemi almış başını gidiyor.


Subaylar ömrü hayatlarında hiç bir zaman ne derece, ne kademe,

ne de tazminat adına hiç sorun yaşamamışken ;

Assubaylar  inanılmaz bir kargaşa ve karışıklığın içinde hastane ambulans aracı

sireni gibi bağıra çağıra dönüp duruyorlar.

1951 Astsubay kanunundan beri.

1984 TEMAD kuruluşundan beri.

2002 Astsubay meslek yüksek okulu kanunundan beri.

Tam 16 yıl önce alınması veya verilmesi gereken sınıf okulu kaynaklı

bir kademeyi dahi başlangıç derecesine ekletemiyorlar.

Saçma sapan bir bürokrasi trafiğinde ikram izzet protokolle mest olup uyutuluyorlar.

Ne zamandan beri derseniz.

Aslında taa Vecihi HÜRKUŞ tan beri.

Kendilerini ve ne olduklarını ifade edemiyorlar.

Kendilerini tanımlayamıyorlar.

Anlatamıyorlar.

Ne olduklarını da anlamıyorlar.

Sanıyorlar ki Statünün tarifindeyiz…

Nedir o algı, bakış derseniz.

“ Subay ile erat arasındaki basamak, bağ, ince bağırsak.”


Bu günde bu toplum hala bir fikir ve akıl birliği içinde olmayı başaramıyor.

Ne derecesinde, ne öğrenim ve eğitiminde, ne de tazminatında hala

ne durumda olduğunu dahi kavrayamıyorlar.

Bu işler düzelir mi…

Elbet ki düzelecek.

Biz düzelteceğiz. Akli, ve teknik, vizyon , öngörü sahipleri.Mali danışmanlarımız,

Anayasal ve hukuki insanlarımız, sendikal örgütlenmede deneyimli STK cı  

dostlarımız , sosyal uzmanlarımızla.İdare veya sistem veya vesayet ile değil.

4 yıllık fakülte denkliği mezuniyeti şartı ve kanunu ile.

Yeter ki durumumuzu bilelim. ne yapmamız gerektiğini de…

Kafamızı azıcık bulutlara değdirelim.

Fincancı katırları ne kadar uzaklara gitmiş, biz nerede kalmışız görelim.

O mesafe nasıl kapatılacak, nasıl aşılıp deve kervanına karışılacak anlayalım.


Ata mı bineceğiz, eşekle mi yola devam edeceğiz kara kara düşünelim.

Kafa kafaya verip bir yol haritası yapalım.


Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

 


Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR
Cuma, 23 Şubat 2018 00:15

TEMAD

Merhaba,

Önceleri umut olan, kısa sürede ise acilen kurtulunması gereken Sn. Ahmet Keser’den son genel kurulda kurtulmuş

bulunuyoruz.

Onu seven ve ona oy verenlere haksızlık etmek istemem, her tercihe saygı duymak zorundayız ama yaşananları

hatırladıkça “kurtulma” fiilini kullanmaya karar verdim.


Gerçekten badireydi, gerçekten kötü bir yönetimdi ve birçok üyeyi TEMAD’dan soğuttu.


Yola çıktığı arkadaşlarının tamamıyla arası bozuk bir şekilde ayrıldı, kendini büyük bir değer olarak gördü,

eleştiriye tahammül göstermedi ve “hiç kimse yeri doldurulamaz değildir” ilkesinin doğal sonucu olarak yerini

yeni başkana, yeni umuda devretti.

Kendisine yine de yaptığı olumlu işler için teşekkür ediyorum.


Yeni başkan Sn. Hamza Dürgen’e bu vesileyle tebrik ve başarı dileklerimi iletiyorum.

Şu ana kadarki gözlemlere göre, bu iş için oldukça yetkin bir izlenim vermektedir.

Temsil yetkisini genel anlamda olumlu kullanmakta, önceki dönemin bozulan hiyerarşik düzenini yeniden

yerine oturtmaya çalışmaktadır.

Umutluyuz, destekçiyiz.


TEMAD ile arası açılanlar adına, bu ilişkilerin düzeleceği beklentimi paylaşmak isterim.

Sadece yeni başkana değil, tüm yönetim kurulu üyelerine sabır, azim, kararlılık, iyi niyet ve  üstün başarılar ile

sağlık ve huzur dilerim.


Saygılarımla…


Yayınlandığı Kategori ELBIRCE
Çarşamba, 21 Şubat 2018 00:13

KORİDORDAKİ VAKUR YİĞİT

KORİDORDAKİ VÂKUR YİĞİT

Uluyordu çakallar, bir sıcak gecede

Çevriliyordu kendi silahları

Millete

Nasıl düşülmüştü

ALLAH'ım bu zillete?

Haç ile Hilâl tutuşmuşlardı cenge

Kuklaların ipiyse, denizler ötesinde

Bir yiğit vâkûr ve dimdik koridorda

Kader-i İlâhî yüklemiş görevi omuzlarına

Yok zerresi korkunun, yüreğinde asla

Yürüyor korkusuz ve dahi imânla

Bozkurtlaşıyor, çakalları boğmaya

Sererken yerlere, mermileri hainleri

Kurtarıyor Vatan'ın kara bahtlı mâderini

İçiyor gülümseyerek şehâdet şerbetini

Minnettardır Vatanın sana

Türk'ün yiğidi

Kazırken yüreklere Assubay

Ömer Halisdemir'i


Ömer KESKİN 20.02.2018


Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR
Salı, 20 Şubat 2018 00:43

YAZAR RASİM ŞENGÜN

Drama Doksat'tan gelmiş Mübadil bir ailenin en küçük çocuğu olarak İZMİR/ÖDEMİŞ'te 1948 yılında

dünyaya geldi;Ödemiş meslek lisesinden sonra Hava assubay sınıf okulundan mezun olarak

1969 yılında memuriyet görevine başladı,

1992 yılında mesleğinden emekli olan ŞENGÜN evli ve ikisi doktor diğeri gıda mühendisi üç çocuk

babası olarak İzmir'de yaşamaktadır

Şair ve yazar olarak KOCA BİR ÖMÜR adlı şiir kitabı ile Osmanlı'nın yengilgisinden sonra büyük

ızdıraplar,ayrılıkların yaşandığı Mübadele günlerini anlatan  İZDIRAP GÜNLERİ adlı romanı yayınlanmıştır 

Yayınlanma çalışmaları devam eden 3 kitabı daha mevcuttur 

Değerli meslekdaşımızı kutluyor  sağlık ve mutluluk dolu bir yaşamda başarılarının devamını diliyoruz 

 

 Görüntünün olası içeriği: TC Rasim Şengün, gülümsüyor, çiçek, bitki ve yiyecek

YAZARIN YENİ 3 KİTABI DAHA YAYINLANDI 

YAZAR MESLEKDAŞIMIZIN YENİ KİTAPLARI

Yayınlandığı Kategori GURUR DUYDUKLARIMIZ
Pazartesi, 19 Şubat 2018 14:30

TEK HEDEF ...

Assubay yetiştiren tüm Askeri yüksek okulların 4 yıllık fakülte seviyesine (lisans) çıkarılarak kaynak tedarikinin KANUNLA Askeri akademi mezunu standardına getirilmesi,

En az bir yabancı dili öğrenecek şekilde Askeri öğrenimine hazırlık sınıfı ilave edilmesini,  bilişim alanında ve  bilgisayar kullanımında ileri derecede beceriye  kavuşturulması,

Göreve başlangıç derecelerinin de kesintisiz, 8/1 den başlatılması ana hedefimiz olmalıdır.

TMk. larda Assubaylara Subay yardımcılığı tanımının  içi açılarak  yeni idari, lojistik, teknik, komutanlık makam ve sorumluluk yetki  tanımları getirilmelidir.

Bu yeni görev tanımları ile  tazminatlar meselesi de kökten çözülecek, MAKAM, KOMUTANLIK VE GÖREV Tazminatları direkt olarak almaya hak kazanılacağı gibi tüm emeklilerinde otomatik olarak 1. Dereceye çıkmalarının ve aynı tazminatları almalarının da önü açılacaktır.

 EN BÜYÜK ÇABAMIZ  4 +1 YILLIK AKADEMİK LİSANS MEZUNİYETİ BELGESİNİ  MSB. LIĞINDAN ALMAK OLMALIDIR.HAZIRLIK SINIFINI DA EKLETEREK.

 

TEMAD IN   ANA ALGI VE   TEK HEDEFİ DE BU OLMALIDIR.

 

Bu gün gecikilmişte olunsa,  Assubaylara “ profesyonel ordu yapılanması” içinde  BİLİŞİM, ELEKTRONİK,TEKNİK, LOJİSTİK VE İDARİ KOMUTANLIK “ alanlarında direkt  emir komuta görevleri ve kadroları  acilen tahsis  edilmelidir.

Bu bağlamda 4752 sayılı kanun yeniden düzenlenerek  926 sayılı TSK. PERSONEL kanununda  çağdaş, modern, ileri seviyede yapısal değişime gidilmelidir.

Fiili hizmet süresinin 22. Yılında;  Kıdemli Başçavuşluğunun 1. Yılında  bir Assubay 1. Dereceye çıkabilmelidir.

Başlangıç derecesinde olsun, tazminatlarda olsun, Subaylarla olan ücret  makasında olsun, 1. Derece ile 2. Derece arasındaki inanılmaz uçurumda olsun, sosyal tesislerden tutunda, orduevleri farklılığına kadar olsun ,her alanda tek bir konuya dikkatimizi verip çözebilirsek tek kalemde elde edilecektir.

 

 İLLAKİ   4+1   TEK TİP M.S AKADEMİSİ  KANUNU SİSTEMİ İLE.

 

4 yılın sonunda not başarısı ortalaması subay olma barajını geçenlerin subay;  geçemeyenlerin de ileride hizmet başarısına göre subaylığa geçebileceği ,ama göreve  başlangıcını  asubay olarak başlatacağı bir liyakat sistemi.

veya

Yok   “  benim Subayım hep benim;     Assubay ise hep senin “ dar kafalılığı benimsenmeye devam edilecek ise,

Assubay sınıfını da bu haliyle devam ettirip sadece askeri öğrenim ve eğitim statüsü  2+1 den çıkarılıp 4+1 asker akademisi statüsüne dahil edilip en azından özlük adaletinin tesisi sağlanmalıdır.

HER İKİ DURUMDA DA  ASLOLAN AMAÇ;    ASSUBAYIN EMEKLİSİNİ YAŞADIĞI  BU UTANILASI PİS BATAKLIKTAN KURTARMAKTIR.

bunu yapmamaksa  vatana ihanetle eş değerli sayılmak kadar alçaklıktır.


BU ANLAMDA  BAKANLIK ÇOK GENİŞ BİR ÇALIŞMA BAŞLATARAK İLERİDE ASLA SINIFSAL ÇATIŞMA VE TAHAKKÜM İLE ,VESAYETÇİ YENİ YAPILANMALARIN OLAMAYACAĞI ADALET –LİYAKAT SİSTEMLİ YENİ TİP PROFESYONEL ORDU YAPISININ VE ÇAĞDAŞ BİR ASKERİ PERSONEL  KANUNU  ÇIKARILMASI GEREKLİDİR.

SAYGIMLA.

Adnan Fuat ÖZDEMİR 


Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR
Page 1 of 3