Tarihe göre süzülmüş ögeler: Kasım 2018
SARAYIN KONUKLARI : 
 
"Nur Yerlitaş , kimdir bu hatun ? "  -  Bağlama işini bağlayan  bağlamacı  "Yavuz Bingöl",   -  Emel Sayın , 
 
Bu devirde sultan'da sensin padişahta "Sibel Can "  -   Haydi abbas , "Mustafa Keser"  ,
 
Ne iş yapar "Esra Erol ? " - Kaç koca eskitti  "Seda Sayan" ? -  "Orhan Gencebay"  -  Necidir Sevim Emre ? ,   
 
Aykut Kocaman  -  Ümit Besen , -  Ne demeli , kimdir  "Wilma Elles ? "  -  Megri megri İbrahim Tatlıses, 
 
12 yaşında bir çocuk "Emir berke Zincidi   -  Ufuk Sarıca  - Tanju Çolak - " Eser Yenenler  ne iş yapar ? " ,
Klarnetçi Serkan Çağrı    -  Murat Dalkılıç - Berdan Mardini -  Kah açılıp kah kapanan  hatun Niran Ünsal  ,
 
İbrahim  Sadri -  Osman Sınav - Kenan İmirzalıoğlu - Tolga Zengin -  Harun Erdenay -  Turgay Demirel ,
Muazzez Ersoy  -  Muazzez Abacı  -  Ne demeli "Bülent Ersoy!a  ?   -   İşini bilen hatun "Hülya Avşar   -  Özdemir Erdoğan , 
 
Hasan Kaçan  -   Bilen varmı necidir "Ece Erken  ? "  -  Mustafa Sandal  -  "Cem Belevi ? "  -  "Sinan Akçıl ? "  -  Bülent Uygun ,  
 
İşini bilen şeytan  "Rıdvan Dilmen"  - Şoray Uzun  -   Bülent İnal  -   Kadir Çöpdemir  -   Safiye Soyman  -  Necidir "Faik Öztürk  ? " , 
 
Işın Karaca  -  Coşkun Sabah  -  Tamer Yiğit  -  Ajda Pekkan  - Perihan Savaş  -  Ahmet Özhan , 
 
Yonca Evcimik  -  Kutsi - "Alişan ? "  -  "Necati Şaşmaz ? "  -  Nereden nereye "Gamze Özçelik "  -  Burcu Çetinkaya ,
 
Cengiz Kurtoğlu  - Murat Yıldırım  -  Fas'lı hatun "İmane Elbani "  -  Magazin yorumcusu  Hakan Ural , 
 
Hakan Peker  -  Hande Yener ,  - Dombıra  dedi yetmezmi  "Uğur Işılak "  -  Nurettin Sönmez  -  Cemal Hünal   , 
 
Serdar Gökhan  - Linet  -  Sinan Özen -  Tolgahan Sayışman  -  Seçkin Piriler  -  "Şafak Sezer , buna ne demeli ? ",  
 
Sanırsın katillerin korkulu rüyası "Müge Anlı "  -  Basketbol tayfası  -  Damadının aldığı konyaaltı plaj ihalesi ile Hülya Koçyiğit ,
 
23 Nisan'da kabul edilen çocuklar - Galatasaray futbol takımı ,  Gizemli zengin tv.  sahibi ,  boşanması  şehit haberinden çok ses getiren Acun Ilıcalı ,
Yargı mensupları -  Akademisyenler  -  Taksiciler -  "Ramazan davulcusu ? "  - "Güzellik uzmanları ? " ,
 
Değişmeyen konuk : Muhtarlar  -  "Mülteciler ? ? ?  "  -   vede " FESLİ'LER ? ? ? " ,
Ve , sayamadığımız daha kimler  kimler  kimler  ?,
 
Adı ;  Magazin dünyası , spor dünyası , sanat dünyası , sahne dünyası , sinema dünyası , Televizyon dünyası , moda dünyası  denilen süslü , süslü olduğu kadar Çok büyük çoğunluğunun ülke gerçeklerinden bi haber ,  çoğunun bedelli   askerlik yaptığı veya raporla askerlikten yırttığı  bu yığınların kabul gördüğü Saray'a  sadece bir toplumun ulaşamamasının  sebebi hikmeti nedir acaba ?
 
En acısıda  ; Banka dekontu ile askerlik yapanların , veya ÇÜRÜK raporu ile hiç yapmayanların el üstünde tutulduğu saraya , onlar için can verenlerin kabul görmemesi . 
Ömer'e övgüler dizip ,  yukarıdaki  şahıslar kadar değerli olmadıklarını hissettirmenizdeki  çelişki  nedendir ?
 

Sayın Cumhurbaşkanı ,

 
Size oy veren vermeyen toplumun tüm kesimlerinin Cumhurbaşkanı değilmisiniz ? ,
 
Ara ara taksi durağına , esnaf dükkanına , vatandaş evine ziyaretler yapıyorsunuz ,  sorunlarını dinleyip  bir emirle anında çözümler buluyorsunuz,
 
Sarayda kabul edip sorunlarını dinlemediğiniz sivil toplum örgütü neredeyse  "yok "  gibi ,
VE,
Sayamadığım daha çok çeşitli meslek mensuplarının , sorunsuz ulaştığı   saraya  Asla ulaşamayan ,  hiç şüphem yokki  ulaşılması engellenen bir toplumun ferdi olarak  , Türkiye Cumhuriyetinin bir vatandaşı olarak ,

bir kere daha sormak istiyorum ,
 
Siz, sayın Cumhurbaşkanı,
 
Biz ,  size neden ulaşamıyoruz ?,  neden sesimizi duyuramıyoruz ?
HANİ ; "DİCLE'NİN KENARINDA KURDUN KAPTIĞI BİR KOYUN BİLE BENİM MESULİYETİM ALTINDADIR "  Demiştiniz'ya ,
 
İster istemez düşünüyorum, 
 
Demeki bu toplum sizin mesuliyetinizin altında değil ,   Öylemi ? ,
 
NEDEN SADECE BİZ  ULAŞAMIYORUZ  ZATİ ALİNİZE ?
 
SEKSEN BİR MİLYON VATANDAŞIN TAMAMININ CUMHURBAŞKANI DEĞİLMİSİNİZ ?
 
Yayınlandığı Kategori ADALET ARAYAN
Çarşamba, 28 Kasım 2018 17:06

ASSUBAYLAR, İSİMSİZ KAHRAMANLAR

Assubay olmak ne kadar zor bir meslektir yaşayan bilir. Ne vatan için ölmekten ne de bazılarının macera olsun diye 24 saat katlanamayacağı şartlarda çalışmaktan șikayet ettik, bu ülkede en çok şehit ve gazisi olan mesleğin mensuplarıyız. 
Görev dediler tek kuruş fazla mesai almadan 24 saat esasına göre dağda, bayırda, denizde kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde çalıştık. Vatan dediler gözümüzü kırpmadan ölüme koştuk, sesimizi sağır sultana duyurduk da bizi göreve ve ölüme gönderenlere duyuramadık, duymak istemediler... 
Çünkü zaten adaletsizliğin kaynağı onlardı....  Oysa biz hiyerarşiye saygı içinde sadece adalet istedik. 
Şu an bu kadar haksızlık karşısında isyan etmeyecek kimse yoktur, vatan sevgisi her şeyin üzerinde oldu, ama o da istismar edildi. 
Kimse, TSK'yı sırtında taşıyan bu özverili insanlar ordunun hamalı mıdır, hizmet verimlilikleri, moral motivasyonları, aidiyet duyguları zedeleniyor mu diye düşünmedi . Her şeyi bırakın bu ayrımcılığın, adaletsizliğin olduğu bir orduya peygamber ordusu denir mi onu bile düşünmediler. Derelerin altından onca sular geçti, verilen sözler, vaatler, övgüler şehit cenazelerindeki hüzünlü duygular unutuldu. 
Arşivimde Sn. Soner YALÇIN'ın yazısına rastladım sizce Assubay cephesinde değişen yeni birşey var mı ? 
                 *         *      *         *       *        *       *

İSİMSİZ KAHRAMANLAR 

Şu anda en ön cephede savaşıyorlar.
Özel timler onlardan oluşuyor.
Her tarafı tuzaklanmış yollarda yürüyen, evlere ilk giren onlar.
Onlarca cana mal olan el yapımı patlayıcılara ilk müdahaleyi de onlar yapıyor.
Toplam mevcutları 110 bin kadar.
Türk Ordusu'nu savaşan bir beden olarak düşünürseniz, onlar bu bedenin omurgası.
Evet. Astsubaylardan söz ediyorum…
Tanıdığımızı sandığımız ama haklarında pek az şey bildiğimizastsubaylardan…
Taşıdıkları rütbenin Göktürk Veziri Tonyukuk'a kadar gittiğini bilir misiniz?
Tarih kitaplarında pek rütbeleri yazılmaz. Kurtuluş Savaşı'nın ilk uçuşunu yapan kahraman pilotumuz Vecihi Hürkuş veya Antep savunmasının önder askeri Kılıç Ali'nin astsubay olduğunu pek kimse bilmez. Ya Seddülbahir kahramanı Bigalı Mehmet Çavuş'u bilir mi? Sanmam.
Hangi birini yazayım, o kadar çok ki…
Ya dünya tarihi?
İşte Kızıl Ordu'nun Genelkurmay Başkanı Gedikli Çavuş Krilenko.
Bolşevik Devrimi, Çarlık döneminden kalan bütün askeri sistemi yerle bir etti. Ordudaki bütün subayların komuta etme yetkisini ellerinden alındı. Bütün rütbeler, apoletler, madalya ve rozetler kaldırıldı. Herkes aynı sade üniformayı giydi. Rütbeler yerine, tabur komutanı, kolordu komutanı gibi unvanlar kullanıldı.
Şaşıracaksınız: Milli Mücadele yıllarında Sovyetler ile sıkı bir ittifak yapan Türk Ordusu üzerinde de ciddi etkiler oldu. Türk askerleri; apoletlerini sökmeye, rütbeleri astsubaylar gibi kollara takmaya ve hatta üniformalarına orak-çekiçli, kızıl yıldızlı armalar diktirmeye başladı. İş o noktaya varmıştı ki, bu duruma engel olamayan Kazım Karabekir, bu armaların takılması için günlük emir yayınladı.
Neyse, tarihe dalmayayım; konumuz astsubaylar!

“MAO'NUN ASKERLERİ”

Deniz Gezmiş de onların hak arayışlarını savundu.
Onlar dediğim, astsubaylar.
Cumhuriyet Devrimi'nin eşit yurttaşlık ilkesi zamanla unutuldu. Katı toplumsal sınıflaşma ilk olarak orduda başladı. Padişahı gönderenler, Paşa'yı yasaklayanlar yıllar içinde nüfuza/rütbeye yenik düştü!
Bundan en çok etkilenenler ordunun emekçisi astsubaylar oldu.
Önce, küçük zabittiler, yani subaydılar. Zamanla rütbeleri ellerinden alındı. Gedikli Zabit, Gedikli Çavuş ve Gedikli Erbaş oldular. En sonunda 1951'de astsubay!
1950'lili yıllar Demokrat Parti dönemi olduğu için “Menderes'in Askerleri” olarak tanındılar!
Oysa sadece isimleri değişmişti; ezilmişlikleri değil!
1960'lı yılların hak arama rüzgarından etkilendiler. Eşleriyle meydanlara çıkıp seslerini duyurdular. Bu kez 12 Mart 1971 askeri darbecileri tarafından “Mao'nun Askerleri” diye suçlandılar!
Ve, NATO kafası 12 Eylül 1980 darbesiyle birleşince
ortaya Kenan Evren çıktı; şöyle dedi: “Bir başçavuş
benim teğmenimden fazla maaş alamaz.”
Oysa, mesele para değildi. Fakat dönem neoliberalizm dönemiydi ve tek ölçü birimi vatanseverlik değil, paraydı! Astsubaylar hep fedakarlık yaptı.
Böyle, böyle bugünlere gelindi.
Bugün astsubaylar, emperyalizmin taşeronu teröristlere karşı ön cephede savaşıyor. Polis ile aynı mevzide şehit olup, aynı mezarlığa gömülüyorlar. Ama… Yüksekokul mezunu polis mesleğe 9/2 maaş derecesinden başlarken, aynı tahsil derecesindeki astsubay ondan bir adım geriden, 9/1'den başlıyor!
Astsubay ikinci sınıf insan muamelesi görmek istemiyor.
Buna benzer birçok sorunları var astsubayların. Örneğin, IŞİD tarafından pusuya düşürülüp kaçırılan astsubayı, “ordunun şanına leke sürdüğü” için ordudan atan sistem, ona normal zamanda temsil tazminatı vermeyi reddediyor! Subaya verip astsubaya verilmeyince de silah arkadaşlığı zarar görüyor.
Örnekleri sıralamaya gerek yok. TSK'da “Mehmetçik Ruhu”nu canlı tutmak için sistemli bir değişikliğe gitmek şart.

ASTSUBAYLAR HAKKINDA

Gazi Astsubay Oktay Yıldırım, Silivri Cezaevi'nde koğuş arkadaşım.
Samizdat kitabımda yazmıştım:
“Koğuş önündeki avlu, tarih mektebi oldu bizi için. Oktay Yıldırım konuyu hep haklı olarak yazmakta olduğu kitabına getiriyor: Harp okullarının müfredatı nasıl, hangi ihtiyaçtan değiştirildi? NATO'nun bunda etkisi neydi? Türk Ordusu'ndaki Prusya ekolü neden yok
edildi? Soruları ardı ardına geliyordu…”
Oktay Yıldırım o dönem, “Tarihsel ve İdeolojik Yönüyle Mehmetçik” kitabına çalışıyordu.
Bugün elimde yeni kitabı var: “Astsubay Hakkında Her Şey.”
Bir çırpıda merakla okudum. Gördüm ki, TSK'da sistem sorunu var.
Ancak Oktay Yıldırım salt şikayet etmiyor; öneriler sıralıyor.
Örneğin, ortak askeri okullar öneriyor. Lise düzeyinde aynı okullardan mezun olup başarılarına göre subay ve astsubay olarak ayrılmış bir ordu komuta kademesi üzerinde duruyor. Böylece silah arkadaşlığının daha da güçleneceğini söylüyor.
Örneğin, çifte sicil sisteminin büyük bir nitelik sıçramasına neden olacağını iddia ediyor.
Bu konularda, İngiltere ve Amerika'da yapılan araştırmaları, röportajları sıralıyor.
Aslında…
Kitabı sadece subay ve astsubayların değil, toplumsal sorunlara duyarlı herkesin okuması gerekiyor. Önerilen yeni sistemi mutlaka tartışmalıyız. Çünkü var olan sistem, sorun yaratmaya uygun bir sistem.
Bu nedenledir ki, Ergenekon ve Balyoz da savaşılmadan kaybedilmiştir!..

KAYNAK : https://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/soner-yalcin/isimsiz-kahramanlar-1269043/

Yayınlandığı Kategori ATILGAN
Çarşamba, 28 Kasım 2018 12:17

TSK. ADİ MALÜL'E ALTERNATİF

"ADİ MALUL" YERİNE <<ORDİNAR MALUL>>
 
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanun tasarısı ve Geçici Komisyon raporu (1/462)
 
Büyük Millet Meclisi Yüksek Başkanlığına
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı hakkında Maliye Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Ku­rulunca 20.12.1948 tarihinde Yüksek Meclise sunulması kararlaştırılan kanun tasarısının gerek­çesiyle birlikte ilişik olarak sunulduğunu saygılarımla arzederim.
 
Başbakan
Hasan Saka
 
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu tasarısının gerekçesi
Teklifin gayesi;
 
1— Genel Bütçeden aylık alan memur, subay ve askerî memurlarla gediklilerin emekliye ayrılmalarında, âdi ve görev sakatlıklarında, kendilerine ve ölümlerinde dul ve yetimlerine bütçeden aylık bağlanmasını ve muayyen hizmet süresini
doldurmaksızın bu durumlara girenlerle bunların dul ve yetimlerine de görev aylıkları üzerinden toptan ödeme yapılmasını kabul etmiş bulunan 1683 sayılı Kanun, 1.VI.1930 tarihinde yürürlüğe girmiş ve o tarihten sonra geçinme şartlarında vukuagelen değişmeler sebebiyle hayat pahalılaştıkça bu aylıklara çeşitli kanunlarla ve muhtelif ad ve şekillerle zamlar yapılagelmiştir.
 
Bütün enerjisini görevinde iken harcamış ve ömrünün büyük kısmını Devlet hizmetinde geçir­miş bir kimsenin emekliye ayrıldıktan sonra çalışarak değil, iktisap ettiği görev aylığı tutarı üze­rinden ve hizmet süresine göre alacağı mâkul ve uygun bir emekli aylığı ile rahatça yaşayabilmesi kadar tabiî ve haklı bir şey olamaz iken, bu aylıkların bütçeden ödenmesi ve bütçenin ise daha faz­lasını vermeye müsait olmaması hasabiyle bu gayenin tahakkukuna, maalesef şimdiye kadar, imkân bulunamamıştır.
 
Y O R U M: O yıllarda da emekliye 'Kaynak yok" palavrası atılıyormuş şimdi de atılmaya devam ediliyor...!!!
 
 
ASIL ÖNEMLİ KONU İLE DEVAM EDELİM İZNİNİZLE;
 
6— Âdi ve görev sakatlığı aylıkları:
Tasarının 44 - 63 ncü maddelerinde âdi ve görev sakatlıkları ve bu sakatlıklardan dolayı bağ­lanacak aylıklarla ilgili hükümler yer almıştır.
 
Görevini yapamayacak derecede âdi sakatlığa uğrayanlar hariç olmak üzere hastalıkları ne kadar sürenler hakkında âdi sakat işlemi yapılacağı, yürürlükte bulunan hükümler tevhit olunmak ve bu arada Devlet Ekonomi Kurumları hizmetlerinin aksamasına mahal bırakılmamak, aynı za­manda da bu yüzden Sandığa yüklenecek külfet nazara alınmak suretiyle, teklif edilmiştir.
 
Gerek 1683 sayılı Kanunda, gerek emekli sandıkları kanunlarında âdi sakat durumuna giren­lerin hizmet süreleri 20 yılı doldurmuşsa kendilerine emekli aylığı bağlanmakta, aksi takdirde her hizmet yılı için son aylık veya ücret tutarının,3656 sayılı Kanundaki tutarları üzerinden bir aylık tazminat verilmekte ve emekli sandıklarında ayrıca kesenekler de iade olunmakta iken, tasarıda 15 yılı dolduranlara da âdi sakatlık aylığı bağlanması, doldurmayanlara da toptan ödeme yapılması teklif olunmuştur.
 
Y O R U M: "Adi ve Vazife Malullüğü" ifadesi 1949'da Emekli Sandığı Kanunu kabul edildiğinde "Âdi ve görev sakatlığı" olarak ifade edilmiş...
 
Sakatlık
MADDE 44— Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hâsıl olan arızalar veya du­çar oldukları tedavisi imkânsız hastalıklar yü­zünden görevlerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere (Sakat) denir. Ve haklarında bu kanunun sakatlığa ilişkin hükümleri uygulanır.
 
MADDE 45— 44 ncü maddede yazılı sakatlık;
a) iştirakçilerin görevlerini yaptıkları sıra­da görevlerinden doğmuş olursa;
b) Görevleri dışında kurumların verdiği yine kuruma ait başka işler yaparken, bu işlerden doğmuş olursa;
c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken, o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şarrtiyle);
ç) Fabrika, atelye ve benzeri iş yerlerinde, işe başlamadan evvel, iş sırasında veya işi bitir­dikten sonra; o iş yerinde husule gelen ve yine o iş yerinin mahiyetinden ve çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa;
Buna (Görev sakatlığı) ve bunlara uğrayan iştirakçilere de <Görev sakatı> denir.
 
MADDE 46— 44 ncü maddede yazılı sakat­lık 45'nci maddede gösterilenler dışında kalan sebep ve hallerden doğmuş olursa (âdi sakatlık) ve bunlara uğrayan iştirakçilere de <âdi sakat> denir.
 
S O N U Ç: Günümüzden 69 yıl önce MALULİYETLER konusu bu ifadelerle tanınmış. Aradan geçen bunca zaman içinde bu ifadeler de değişmiş ama gel gelelim <<ADİ>> kelimesinin yerine uygun Türkçe bir kelime bulunamamış. Türkkçemizde uygun bir kelime bulamadanız ama aklınıza hiç mi yabancı kelime gelmedi? Örneğin <<ORDİNAR MALUL>>
Sağlıklar dilerim...
 
Fahrettin BAĞRI
(E) Maliye Astsubayı
 
Yayınlandığı Kategori TSK. ASSUBAYLAR MESELESİ
Pazar, 25 Kasım 2018 18:28

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERDE TERFİ'LER

TEMAD GENEL MERKEZİ HUKUK KOMİSYONU'NUN DİKKATİNE..!!

3 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi
10 Temmuz 2018 (30474 nolu Resmi Gazete)

İKİNCİ BÖLÜM
Türk Silahlı Kuvvetleri Personeli

Terfi zamanı
MADDE 8- (1) Muvazzaf subayların terfileri her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılır. Bu tarih Cumhurbaşkanı tarafından farklı bir tarih olarak belirlenebilir.
-------------------------------------------------------------------------------------------

Karar Sayısı: KHK-703 (9 Temmuz 2018) Başbakan Binali YILDIRIM imzalı...

MADDE 127- 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun;
e) 33 üncü maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

Y O R U M: 926'daki Madde-33'ün (1. fıkrasına) bakalım;
IV – Terfi zamanı:
Madde 33 – Muvazzaf subayların terfileri her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılır.
=================================================

Naim Kürt arkadaşımızın "Aleyhde Nasıp Düzeltme" ile ilgili olarak K.K.K.'lığına yazdığı dilekçesine verilen cevap;

2. 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 81 inci maddesinin atıfta bulunduğu 33 üncü maddesi 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak; ilgi (b) kararname İkinci Bölüm 8 inci maddesi ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personelinin terfi zamanı düzenlenmiş ve 30 Ağustos günü esas alınmıştır.

HEMEN BU MADDEDEKİ ÇELİŞKİLERİ YORUMLAYALIM;
a) Bir gün ara ile çıkarılan Bakanlar Kurulu KHK'si ile yürürlükten kaldırılan madde hükmü, Cumhurbaşkanlığı 3 Nolu Kararnamesi ile daha önce "Muvazzaf subayların terfileri her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılır." şeklinde olan cümleye; "Bu tarih Cumhurbaşkanı tarafından farklı bir tarih olarak belirlenebilir." cümlesini eklemek amacıyla mı yürürlükten kaldırıldı?

b) ilgi (b) kararname İkinci Bölüm 8 inci maddesi şöyle;
"Terfi zamanı
MADDE 8- (1) Muvazzaf subayların terfileri her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılır. Bu tarih Cumhurbaşkanı tarafından farklı bir tarih olarak belirlenebilir."

Y O R U M: K.K.K.'lığınadan gelen cevabi yazıda "Ancak; ilgi (b) kararname İkinci Bölüm 8 inci maddesi ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personelinin terfi zamanı düzenlenmiş ve 30 Ağustos günü esas alınmıştır."

Görüldüğü üzere K.K.K.'lığının cevabi yazısında "Türk Silahlı Kuvvetleri Personelinin terfi zamanı" ifadesi yer almış ama, ilgi (b) kararname İkinci Bölüm 8 inci maddesindeki madde hükmünde ""Türk Silahlı Kuvvetleri Personeli" diye bir ifade yok. "Muvazzaf subayların terfileri" ifadesi var.
Astsubaylarla ilgili bir ifade yok. Daha önce astsubaylarla ilgili olan 81 inci maddesinin hükmü 33 üncü maddeye atıfta bulunuyordu ancak; 33 üncü madde KHK 703 ile yürürlükten kaldırıldı.

S O N U Ç: Astsubayların da "ilgi (b) kararname İkinci Bölüm 8 inci madde" hükümlerine tabi olması için; 926 sayılı TSK Personel Kanununda
"V – Terfi zamanı:
V – Terfi zamanı:
Madde 81 – Astsubayların terfi zamanı hakkında 33 üncü madde hükmü uygulanır.
şeklinde olan madde hükmünün;
"V – Terfi zamanı:
Madde 81 – Astsubayların terfi zamanı hakkında Cumhurbaşkanlığı 3 Numaralı Kararnamesinin İkinci Bölüm 8 inci maddesi hükmü uygulanır." şeklinde değiştirilmesi gerekmez mi? Sağlıklar dilerim...

Fahrettin BAĞRI 
(E) Maliye Astsubayı

Yayınlandığı Kategori TSK. ASSUBAYLAR MESELESİ
Cuma, 23 Kasım 2018 00:14

HAKLARIMIZI HUKUK'TA ARAMALIYIZ

SAYIN TEMAD GENEL BAŞKANI HAMZA DÜRGEN’E AÇIK ÇAĞRI

İnsanoğlu yaradılış olarak çok zayıftır.

Ne aslan gibi öldürücü pençeleri vardır, ne bir serçe kadar bile uçabilir. Hatta, küçücük bir sivrisinek bile insanı dakikalarca uğraştırır. Gelip kan emip gitmez, tam kulağınıza yakın bir yerden pike yapıp alçak geçiş yapar, o ince, o rahatsız edici ses beyninizde yankılanır. Tam elinizi kaldırıp vuracakken radarları olmalı ki fark edip uzaklaşır. Siz tam hareketsiz kaldığınızda ve uykuya kaldığınız yerden devam edecekken ikinci bir sorti yapar, yine alçak geçiş ve yine bölünen uyku. Çaresiz kalkıp ışığı açarsınız, o küçük muzır yaratık öyle bir yere saklanır ki, arar bulamazsınız.

Yaz gecelerinin kabusu yaratıktan kurtulmak için sheltox ya da bir başka sinek ilacını iki kere odaya “pıst” dedirtirseniz olay biter.

Yaradan bu zayıf insanoğluna eksikliğini tamamlasın diye olmalı; “akıl” vermiştir. Bir çok insan “aklını” kullanarak doğayı ve zorlukları yenmeyi başarmıştır.

Dereyi geçemeyince köprü, nehri geçemeyince sal, denizi geçemeyince gemi yapmıştır.

Kendisinden öncekilerin başarılarının üstüne yeni başarılar eklemiş, geçmişteki yaşanan hataları tekrar etmeden yoluna devam etmiştir.

Akıl dedik ya, zaman içinde toplumlar genişleyip amaçlar-ihtiyaçlar farklılaşmış, “ortak aklı” harekete geçirecek “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ” ortaya çıkmış, kişinin tek başına yetemediği konularda fikir birliği ve güç birliği yapıp, bireyin başaramadığını toplum olarak başarma amacına yönelinmiştir.

TEMAD da bir sivil toplum örgütüdür ve emekli astsubayların birey olarak başaramadığını ortak akıl ve güç birliği oluşturarak başarması amacına yönelik çalışmalar yapıyor yapmak  durumundadır.

Geçmişi sorgulamanın,yargılamanın kimseye faydası yok;Mevcut yönetimin de çaba göstermediğini söylemek insafla bağdaşmaz

Ancak;Geçmişte defalarca denenen,sonuç alınmayan şeyleri yeniden denemenin bir anlamı da yok. 

Muhataplarımız sorunlarımızı bizden iyi biliyor,çünkü sorunlarımızın kaynağı bizzat kendileri,
 
Suyu geçmek için ilk atalarımız gibi pantolan paçalarını sıvamak yerine "köprü" yapma zamanı geldi de geçiyor. 

Denenmemiş yolları deneyelim; bu sitenin yıllardır ısrarla vurguladığı “HUKUK” yolu denenmeli artık. Arşivlerimizde var, arzu eden geri dönüp bakabilir.

Yıllar önce hukuk yoluyla çözüm bulmak için meslektaşlarımızdan “taahhüt” topladık, hala hatırladıkça içimiz burkulur,bir meslektaşımız  “param yok, ama tabancamı satın, parasını hukuk mücadelesi için yatırayım” demişti. Dönemin TEMAD Yönetimine, “öncülük edin, liderlik edin, en iyi avukatları tutun, bu toplum her türlü fedakarlığa hazır” demiştik ama dinleyen, ilgilenen olmamıştı. Oysa bu toplum fedakarlığa, desteğe hazır bunu bir önceki yönetime milyonlarca lira bağışta bulunarak kanıtlamıștı.

Sorunlarımızı, bizi bilen Barolar Birliği Başkanı Sayın Metin Feyzioğlu’na, ya da askeri konularda oldukça etkin Sayın Turgut Kazan gibi hukukçulara  yetki verip dava açtırılabilir.

Tazminatlar konusu açık haksızlık, hukuksuzluk!

Başlangıç dereceleri yine aynı, iyi bir avukatla kazanılabilecek davalar.

Devlet memurlarına sağlanan bizlerden esirgenen sicil affı,kalkınmada öncelikle bölgelerde görev yapanlara verilen kademe,

Sayın İsmail TURAN’ın bu konudaki bireysel çabaları sonucu kazanımları dikkate değer, hatırlanmalıdır.

SAYIN TEMAD GENEL BAŞKANI HAMZA DÜRGEN’e açık çağrımızdır.

Son gelişmeleri dikkate alarak,hukuk komisyonumuzun araştırması sonunda uygun görüldüğünde  emekli ve muvazzafların katılacağı kampanyayı biz başlatalım,şubelerimizin de katılımı ile  süreci siz yönetin, bağışlar TEMAD hesabınızda toplansın, TEMAD sitesinde her gün yapılan bağışlar yayınlansın. Bu hesapta toplanan para yalnızca bu amaçla kullanılsın. Avukatlarla siz görüşün, sözleşme imzalayın.

DENENMEMİŞİ DENEYELİM, BU SİZİN TOPLUMA VİCDAN BORCUNUZ  Saygılarımızla 

                                                                   SİTE VE EMEKLİ ASSUBAYLAR GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU 

 

Yayınlandığı Kategori EMEKLI ASSUBAYLAR
Salı, 20 Kasım 2018 19:37

SORMAYALIM MI ?

Bu site kurulurken çıkış noktamız “Assubayın Özgür Sesi” olmaktı.

Hakaret içermediği sürece her görüşe açık olmak, özgürce herkesin kendisini ifade edebilmesini sağlamak, asla sansür uygulamamak, ancak; kişilerin kendi kendilerine oto sansür uygulamaları için ilkelerimizi ana sayfamızda yayınlamak, istedik ki meslektaşlarımız asgari düzeyde bu ilkeleri gözeterek yazsın, yorum yapsın.

Sizler sadece yayınlanan yazıları gördünüz, Sitenin mutfağını görseniz şaşar kalırsınız! Ölçüsüz, amacını aşan, hakaret dolu, kimi zaman küfürlü, bazen meslektaşları, bazen yetkili mercileri hedef alan ağır yazılar-yorumlar geldi, geliyor. İstisnasız hepsine, nezaket ölçüleri içinde, sabırla, kırmadan yanlışlarını anlatan cevaplar verdik. Küsenler, kırılanlar, bu kez de bize hakaret eden meslektaşlarımız (!) oldu. Sineye çektik, çekiyoruz.

İlkelerimize büyük ölçüde uyduğumuzu, eksiklerimize rağmen büyük ölçüde hedeflerimizi gerçekleştirdiğimizi düşünüyoruz.

Bir yandan assubayların özgürce görüş belirtecekleri bir Site olmayı hedeflerken, bir taraftan da BİZ assubayların sesi olalım istedik. Assubaylar adına soralım, araştıralım, öneriler getirelim, önerileri destekleyelim istedik.

Özellikle TEMAD’ın kurumsal kimliğine sahip çıkalım, yönetimlere yapıcı eleştirilerde bulunalım, ama TEMAD’ın kurumsal kimliğini özenle koruyalım istedik.

Samimi şekilde assubaylar adına yönetimleri eleştirdiğimizde, sorguladığımızda bazı meslektaşlarımız bize kızdı, kızıyor.

Doğruyu alkışlayalım, yanlışı da mı alkışlayalım?

Yanlışa yanlış demeyelim mi?

Hangi kurumda olursa olsun, hangi sivil toplum örgütünde olursa olsun, yönetime talip olanların hedefleri, planları, kilometre taşları vardır, olmalıdır. Bir önceki yönetimden “FARKLARI” olmalıdır, mevcut yönetimin yaptıklarını “aynen” yapacaklarsa, hatalarını bile tekrarlayacaklarsa yönetime gelmenin topluma ne yararı olabilir ki?

Mevcut TEMAD Yönetimi bir yılını doldurmak üzere!

TEMAD Dergisi çoktandır çıkmıyor!

Yönetimden istifalar oluyor, açıklama yok! Ne istifa eden neden istifa ettiğini açıklıyor, ne de TEMAD Kurumsal açıklama yapıyor. TEMAD Dergisinin hazırlanmasından, yani basın yayından sorumlu Sayın Osman AKTAŞ istifa ediyor. Dergi yine bir başka bahara kalıyor anlaşılan!

Lütfen araştırın, TESUD dergisi bir kere bile aksamış mı? Çıkmadığı hiç olmuş mu?

Bir yıllık süreçte yapılanlara bakıyoruz, ziyaretler ve resim çektirmeler!

Başka?

Muhalifleri budamalar!

Hem de hukuksuz bir şekilde!

Hakaret var mı?

Yok!

Sadece eleştiri, hem de çok haklı eleştiri, kişi olarak bir siyasi partiye sempatiniz vardır, buna kimsenin diyeceği olamaz, ama bir Sivil Toplum Örgütünü temsilen hangi parti olursa olsun angaje olamazsınız, çünkü temsil ettiğiniz sivil toplum örgütü içinde her partinin sempatizanı vardır.

Bu eleştirilince eleştireni İHRAÇ!

Şimdi sizin adınıza, assubay toplumu adına, mağrur ve mağdur meslektaşlarımız adına soruyoruz; bu bir yıllık sürede ne yaptınız?

Kalan sürenizde ne yapacaksınız?

Kıdemli başçavuşlara tazminat verilmesi  konusunda muhataplarınızdan kesin bilgi aldınız mı yoksa "çalışmalar devam ediyor" diyerek oyalanıyor muyuz?

Bizler için bir onur meselesi olan "Bir üniforması da kefen olan assubayın klimalı ofisteki memurdan değersiz görülme adaletsizliğini" önlenmesi konusunda bizzat Sn.Cumhurbaşkanının seçim meydanlarında ve Kayseri Komando tugayında verdiği sözün hayata geçmesini ek taleplerle kimler sulandırdırıyor da bugüne kadar neden gerçekleşmedi ? 

TEMAD bu sözün hayata geçmesi için sürekli görüştüğünü gerçekleşeceğini ifade etmesine rağmen çalışma takvimi konusunda somut bilgileri neden paylaşmıyor? 

 Sormayalım mı?

Yayınlandığı Kategori EMEKLI ASSUBAYLAR

Hanginiz'den başlayayım söze ,  bi deyin hele hanginiz'den ? ,

 
El birliği ile yok ettiniz ömrümüzün bir yılını daha ,  adaleti göremeden bu dünyadan göçüp giden her bir Assubayın vebali şüpheniz olmasın'ki üzerinizde olacak ,  Yaşam  mücadelesi vermeye  çalışanlardan aldığınız  hayır duaları (!)  kulaklarınızda her daim çınlayacak ,
 
Önce Siyasi iktidardan'mı başlayayım , yoksa  Masalcılardan'mı ? ,
 
Yıllardır sadece Assubay zümresine üç maymunu oynayan İktidaramı , Yoksa  365 gün 7/24 damarlarımıza "Aile" masalı  zerk  edenleremi diyeyim ,
 
Öncelik Masalcılara olsun :
 
Silivri'ye - Sincan'a - Hasdal'a düşünce akıllarına  ADALET gelen masalcılar ,
 
Kendileri dam'a düşünce maaş katsayısını anında 1/3 den ,2/3 e çıkarttıran masalcılar ,
 
Kendi deyimleri ile "Mesleğinde temayüz etmemiş"  albaylara  bir kaç yıl erken fötörü giydirmek için ekstra 60.000 tl'ye varan ikramiye verdiren  masalcılar ,
 
Dört yumurtaya gösterdikleri hassasiyeti , Kafaya çuval, ele ters kelepçe takılınca göstermeyen masalcılar ,
 
"Haini general yapmışız, kahramanı Assubay" diyen masalcılar ,
 
TSK' da Assubayın'da  var olduğunu sadece görevde ve musalla'da hatırlayan masalcılar ,
 
Ast'ın hakkına - hukukuna  şehla  bakan masalcılar ,
 
Bu güne kadar kendi taleplerinizi gelmiş geçmiş tüm hükümetlerden  "tereyağından kıl çeker gibi - karıncanın beline bir zarar vermeden - Mikro cerrahi uzmanlığını kıskandıracak hassasiyette " sessiz ve derinden hanelerine yazdıranlar , 2019 dada aynı türküyü koro halinde söylemeye devam edecekler şüphesiz : AİLEYİZ  diye.
 
Biz , dinleyicilerden'de bu çok sesli koroya iştirak etmemizi isteyecekler , ele - güne karşı , maksat birlik - bütünlük mesajı vermek,  YERSEN  ,
 
Sonra Plak yine başa dönecek;
"Vallahide , billahide çalışmalar devam ediyor , biz teklif ettik konu hükümetin önünde " ,
 
İyi'de  ağalar , beyler, efendiler  ve dahi paşalar ,
 
Sizin yıllar önce "Davulla toplananlarınız " dahil , lise mezunlarınız  , iki yıllık  - üç yıllık harp okulu okuyanlarınız tamamı  4 yıllık harp okulu  mezunu sayılmadınızmı ,  tamamınız bir gecede 8/1 de eşitlenmedinizmi ?,
 
Gırtlağınızdan  geçen 6 çeşit tazminatı ( havyarı)  hükümetler sizin talebiniz olmadanmı sizlere layık gördü ?,
 
Sadece kendiniz için bütün bunlar sizlerin talepleri doğrultusunda gerçekleştiğine göre ,   Olur olmaz "AİLEYİZ" diyorsunuz'ya , o halde şunu bir kere daha soralım,
 
NEDEN SADECE KENDİNİZE ?,
 
Göreve - Ölüme giderken Sizden önde olanlar , bir emirle gözünü kırpmadan ölüme gidenler , sizlerin  "dağ başı" diye gitmediğiniz yerlere "komutan" diye gidenleri  neden kendinize isterken hatırlamadınız  efendiler , NEDEN ?,
 
"Söz namustur"  ve ağızdan çıkar ,  Böyle belledik biz , Verdiğiniz sözün kaçıncı sene-i  devriyesi bay Akar ? ,
 
"Assubayları anlamaya çalışıyoruz"  diyen bay Güler ,  yarım asırdır dirsek teması  mesafesinde  bulunduğunuz , kredi kartlarınıza varıncaya kadar eslim  ettiğiniz bu toplumu  temsil ettiğiniz o makamda dahi  hala anlayamadınızmı ? ,
 
Bu toplumu anlamakta zorlandığınızı bildiğimiz için , sizin bizleri anlamanıza  yardımcı olması adına ,  belki  yararlanırsınız düşüncesi ile  25.06.2016 'da bir kılavuz yayınlamışım , bir göz atın derim ,
 
2018 De bitti ,  adaletin sağlanmadığı bir yılı daha çaldınız ömrümüzden,
 
Hak'tan adaletten , insanca yaşamdan yine eser yok, yeni yılda yeni masallarda buluşmak dileğiyle, 
 
Bizler Ölmeye , sizler 6 çeşit havyarı genişlemiş  kursaklarınızdan aşağı  kepçe ile indirmeye devam edin ,   sonrada gelin Ordu evine  demli çaylar eşliğinde gözümüzün içine baka baka masala kaldığınız yerden devam edin ;  " BU SORUNU HALLEDECEĞİM "  Diye ,
 
Belli'ki  2019 bereketi ile gelecek Yıldızlılara ,
Ve , Assubaylardan yıllardır esirgenen, saklanan tablo tamda budur ,
 
Biz , 2019 da yeni masallar dinlerken , kimlerin  hangi kaymağı  yeni yılda ne olacak,  buyurun .
 
1 Ocak 2019 - 30 Haziran 2019 Tazminat  miktarları : 
------------------------------------------------------------------------
 
Yarbay            : 1149.70 tl. 
Albay              : 1494.70 tl. 
Kd.Alb            : 1839.60 tl.   
Tuğg / Tuğa    : 2759.40 tl.
Tümg / Tüma : 2989.40 tl.  
Korg / Kora    : 3334.30 tl.  
Org / Ora        : 4024.20 tl.  
Kuvvet K.       : 4599.00 tl. 
Genkur.bşk.   : 6898.60 tl. 
 
 01 Temmuz 2019 -31 Aralık 2019 Tazminat  miktarları : 
----------------------------------------------------------------------------
Yarbay            :  1207.20 tl.
Albay              :  1569.40 tl.
Kd.Alb            :  1931.60 tl. 
Tuğg / Tuğa    :  2897.40 tl. 
Tümg / Tüma :  3138.90 tl. 
Korg / Kora    :  3501.00 tl.
Org / Ora        :  4225.40 tl. 
Kuvvet K.       :  4829.00 tl. 
Genkur.bşk.   :  7243.50 tl. 
 
İşte  " TSK; Subay - Assubay bir bütündür, biz bir aileyiz "  masalını yıllarca bizlere anlatanların 67 yıldır " Cambaza bak " demelerinin sebebi-hikmeti  tablodaki  rakamlarda gizli,  Emekli Assubayın maaşının iki katına varan  "TAZMİNAT ! " alıyor  Aileyiz diyenler, 
 
Ağa - Maraba zihniyetinizden vaz geçemediğiniz bir yılımızı daha çaldınız ,
 
86 Yaşına gelmiş meslek büyüğümüzün  bu yaşına kadarki "ADALET" haykırışlarına üç maymunu oynadığınız bir yılımızı daha çaldınız ,
 
TSK'da  en başından beri var olan ADALETSİZLİKLERİ  BELGELERİ ile yazan Assubay meslektaşımızı " Ömür boyu sosyal tesisleri yasaklamak" gibi  keyfi , absürt bir uygulama yaşattığınız bir yılımızı daha çaldınız ,
 
Assubay sorunlarını  defalarca köşesinde dile getiren gazeteciyi mahkemeye vermek gibi çaresizliği yaşadığınız bir yılımızı daha çaldınız ,
 
"Biz istedik,hükümet vermedi"  diyen masalcılar , Şehit Assubayın cenazesinde en önde saf tutanlar , bir yılımızı daha çaldınız ,
 
Ömer'i bir emirle toprağın altına gönderenlerin   2019 Ocak'ta  Sadece alacağı tazminat Ömer'in  maaşı kadar olacak , Ya Ömer'in geride kalanları ?
 
2018 yılında Askerin donarak Şehit oluyor'sa ; sen istediğin kadar dağlara taşlara "Güçlü ordu,Güçlü Türkiye"  yaz,  nasıl olsa can verenler sizin evladınız değil , 
 
Türküsü yakılmış bu sistemin ; "Zenginimiz bedel verir, Askerimiz fakirdendir" diye , 
 
Gazeteci hatun Balçiçek İlter sormuştu size bu soruyu;
 
"Antalya'da 31 Albay varken , Hakkaride neden 1 Albay var " ? diye,
 
" Ankara'da müzisyen yetiştiren mızıka okulunda 40 tane albay var. Nöbet ve hizmet amacıyla orda bulunan muhafız ve hizmet bölüğünde 36 tane asker var. Hakkari'de profesyonelleşmeyen TSK mızıka okulunda 40 tane albayı istihdam ederek ( miktarı erbaş ve erlerden fazla ) profesyonelleşmiş.  Neden?
TSK'nın vakıflarının (TSK dayanışma, el ele, mehmetçik, kartal vb ) yönetim kurullarında toplam kaç general subay ve astsubay vardır" ?  ,
 
"Aileyiz" dediğiniz buysa Olmaz olsun , 
 
"En eşitlikçi kurum TSK'dır " dediğiniz buysa,  batsın eşitlik anlayışınız . . .
 
Yukarıdaki bu tabloya rağmen ,
 
Diliniz dönerse   şimdi bir daha söyleyin "AİLEYİZ"  diye . . .
 
*****  ***** ***** *****
 
SİZ , SİYASİLER :
 
En tepeden  en alttakine .
 
Sayın Cumhurbaşkanı , 8 Haziran 2018 tarihi bir şey hatırlatıyormu size ?
 
04.12.2017 de size hitaben yazılan mektup, bilmem okurmusunuz ? bu toplumun derdinin, sorunlarının küçük bir özeti,
 
Sayın Davutoğlu , Başbakanlığınız dönemindeki  birçok ilde yaptığınız mitinglerden ikisini yazayım; Malatya - Konya, size bir şeyler çağrıştırdı'mı acaba ? sözünüzde durma iradesi gösteremediğiniz bir yılımızı daha çaldınız ;
 
Ve,  
 
Milli savunma bakanları ,
 
Sizlere sözüm yok ,  belliki o gün  meydanlardan konuşulanlar , şehit Assubayın evinde konuşulanlar  sadece günü kurtarmak içinmiş ? ,  söz vermek  sözünde durmamak siyasetin gereği imiş desenize,
 
Adaletten, insanca yaşamdan , haktan uzak bir yılımızı daha çaldınız  el birliği ile , 
 
Bir yandan "Biz; Ötekileştirilenlerin, Ezilenlerin, Yok sayılanların, Mazlumların, Garip-Gureba'nın, Alttakilerin, Fakir fukaranın, ZENCİLERİN iktidarıyız"  deyip , öten yanda TSK'da adaletin sağlanmadığı bir yılımızı daha çaldınız ,
 
 Üniversite okuyan kendi çocuklarımıza hitaben ; "BURS ALMAYIN,KREDİ ALIN (!) BEDAVACILIĞA ALIŞMAYIN"" BURS ALMAYIN KREDİ ALIN , BEDAVACILIĞA (!) ALIŞMAYIN "" BURS ALMAYIN KREDİ ALIN , BEDAVACILIĞA (!) ALIŞMAYIN "" BURS ALMAYIN KREDİ ALIN , BEDAVACILIĞA (!) ALIŞMAYIN "" BURS ALMAYIN KREDİ Derken öte yandan ülkemize okumak için gelen Irak'lı -  Malezya'lı  -  Suriyeli -  Afgan'lı öğrencilere Kişi başı 700 tl harçlık + ücretsiz yurt + üç öğün yemek + ücretsiz sağlık hizmeti + ücretsiz şehir içi ulaşımı  verdiğiniz bir yılımızı daha çaldınız ,
 
 
16 Yıllık iktidarınızda  ülkemi  sadece mültecilere "cennet vatan" yaptığınız bir yılımızı daha çaldınız ,
 
Asgari ücretin 1603 tl olduğu , on iki milyon yurttaşın sosyal yardımlarla geçindiği , bir kilo kırmızı etin 70-80 tl olduğu ülkede  , Kırmızı etteki pahalılığı  "halkın refah seviyesinin yükselmesine - ete olan talebin artmasına"  bağladığınız bir yılımızı daha çaldınız ,
 
Halkla beraber çarşı pazar dolaşıp , gerçek enflasyon değerleri ile yüzleşme cesareti gösteremediğiniz bir yılımızı daha çaldınız ,
 
1914 Sarıkamış'da donarak   Şehit olan 60.000 askerimizden tam 104 yıl sonra , 2018 in ekim ayında  2 Askerimiz DONARAK Şehit olabiliyorsa , Askerliğin  "yan gelip yatma yeri "  değil,  "yan yana can verme"  yeri olduğu gerçeğini anlayamadığınız bir yılımızı daha çaldınız , 
 
24 Saat esasına göre görev yapıp  bir emirle  ölüme gidenlerin  , Kışın kıçını kalorifere yaslayıp , yazın klima karşısında bi taraflarını serinlete serinlete günde sekiz saat çalışanlar kadar değerli olmadığı , adaletin sağlanmadığı bir yılımızı daha Çaldınız ,
 
Ülkede yan gelip yatanların sahillerde ense yapan, nargile tüttüren ,  kendi küçük esnafımız bin bir çeşit vergilerden kepenk kapatırken , suriyelilerin mantar gibi çoğalan  "vergisiz"  iş yeri açmasına göz yumduğunuz , 783.562 Km. kare güzel ülkemi  KULUÇKA MAKİNA'sı  olarak kullanan günde  395 çoğalan , doğal yoldan  üreyemeyenlere   ücretsiz tüp bebek tedavisi veren , 10 yıl sonra  ülke nüfusunun  % 20 sini teşkil edeceklerin  Suriyeliler olduğu gerçeğini göremediğiniz  ( belliki görmek istemediğiniz ) , Yakın gelecekte ülkenin başına bela olacakları gerçeğini göremediğiniz bir yılımızı daha çaldınız ,
 
Gözümüzün içine baka baka "Üç maymunu" oynadığınız bir yılımızı daha çaldınız ,
 
Siyaset dediğiniz   bu olsa gerek  ,  "Dün dündür, bugün bugün" demiş  bugün  Isparta'da  yatan  sizin eskiniz ,
 
Hadi bunu anlarımda ,
 
YA , SÖZ VEREN ASKERSE ?
 
Şimdi bir daha sorayım ;
 
BU GÜN 10 KASIM , HANGİNİZİ ŞİKAYET EDEYİM ÜLKEMİN KURTARICISINA , HANGİNİZİ ?
 
 
(Not.  Rakamlar için Sn: Fahrettin Bağrı'ya teşekkür ederim ).
Yayınlandığı Kategori ADALET ARAYAN
Cumartesi, 03 Kasım 2018 11:02

ASSUBAYIN SORUNU DA ÇÖZÜMÜ DE ASSUBAYDIR

Yetmiş yaşına merdiven dayamış biriyim.

Önümde daha kaç yıl var, ya da var mı Allah bilir.

Personel sınıfı ile çok prestijli görevlerde bulundum, mesleğe girdiğim günden beri doğrularımla, yanlışlarımla, eksiklerimle, hatalarımla assubaylık mesleğinin hak ettiği değeri ve yeri bulması için kendimce görevde iken de emekli olduktan sonra da mücadele içinde oldum, olmaya da devam edeceğim.

Meslekte iken de, emekli olduktan sonra da gördüğüm bir acı gerçek; sorunlarımızın çözülmesinin önündeki en büyük engelin yine “biz” olduğumuz! Meslekte iken mesleki açısından yetersiz, kendi hak ve hukukunu bilmeyen, bu nedenle subaya yaranmak için meslektaşlarını ispiyonlayan,  bir küçük menfaat uğruna meslektaşlarını satan bazı meslektaşlarımızı hepimiz gördük, yaşadık. Meslek bilgisi olmayan subay, her zaman bizi bize karşı kullandı.

Emeklilikten sonra, özellikle iletişim araçlarının gelişmesi, birbirimize ulaşabilmeyi kolaylaştırırken, bir başka sorunu da beraberinde getirdi.

Hiçbir sorunumuzun sebebi assubaylık  değilken, anlamsız, mantıksız, gereksiz şekilde birbirimizle medya üzerinden tartışmaya başladık. Ne yazık ki tartışmalar çözüm odaklı olmadı, haklarımızı ihlal edenleri değil, birbirimizi tartıştık, tartışmaların ne yazık ki seviyesi düştü, hakarete, ağır hakaretlere vardı.

Hiçbir mantıklı sebebi yokken, mantıkla izah edilemezken emekli assubay, emekli assubayla mahkemelere düştü.

Asıl muhataplarımız ellerini ovuşturarak seyretti bizi, seyrediyor. Meslekteyken onların bize yaptırdığını –alışkanlıktan olsa gerek emekliler olarak biz kendi kendimize yapıyoruz.

Kendi kendime yaptığım onca telkine, dostlarımın tüm uyarılarına rağmen maalesef ben de eleştiri ve hakaretlerden tahrik olarak bu lüzumsuz, çirkin, kendime ve hiçbir meslektaşıma yakıştırmadığım bu seviyesiz tartışmaların içinde buldum.

Açıkça ve samimiyetle belirtmek isterim ki, ben de hatalar yaptım. Birçoğu sahte hesaplarla yapılan hakaretleri,gıyabımda yapılan dedikoduları  "yazılanlar kişiliğin aynasıdır" diyerek önemsemedim;Ancak Ersen Gürpınar mücadelenin duayenidir, onun yazıları ile umutlanıyoruz diyenler arasında bulunan  üç kişiyi affetmem mümkün olamaz. 

Evladım yaşındaki bir meslektaşım benim için “Fetocu-Şeytan duayen-Yersen-Führer-Oğlan çocuğu-Ahlaksız-Sahtekar-Haşerat-Geberemedi gitti-Haysiyet celladı-Zavallı-Sosyal mastürbasyoncu-İş birlikçi-Kuş beyinli-Çirkinler-ruh hastası-Ergenlik kurbanı-Özürlü -Adam müsveddesi-Satılmış-Onursuz-Laf cambazı" diyebildi. Bu sözler beni bırakın, söyleyenin seviyesine yakıştı mı?

Astsubaya yakıştı mı? 

Meslektaşlarım  ile adliye koridorlarında düşmanca tavırlar içinde olmamak için kimseyi şikayet etmedim. Haklarımız için yaptığımız mail kampanyasına genelkurmay adına yanıt veren zamanın genelkurmay assubayının mesajını yayınlayıp teşekkür etmiştik, bu kişinin sonradan ordudan ihracı ile genelkurmay başkanının en yakınındaki generalleri bile tanımadığı gerçeğini göz ardı ederek bizleri örgütle  ilişkilendirmeye çalışan bu kişiye ve diğer olumsuzluklara tepki yazdığım yazımdan dolayı yaptığı hakaretlerini unutup sözde zaman aşımına uğradığını düşünerek  beni hararet suçlaması ile savcılığa şikayet etti.Savunmamda nadim olabilir diye kendisinden şikayetçi olmadım;  
Hakkımda dava açılınca bu bardağı taşıran son damla oldu;  Arkadaşlarımın uyarısı ile engellenmem nedeniyle yeni ulaştığım hakaret ve iftiralar için savcılıklara ben de suç duyurusunda bulundum.
Benim yerime siz olsaydınız ne yapardınız?  

Söz konusu meslektaşlarımla ve hiçbir meslektaşımla aramda çıkar çatışması yok, kişisel bir problem yok, sorunlarımız konusunda ben şöyle düşünmüşüm, o böyle düşünmüş, hepsi bu, nasıl olur da bu seviyelere kadar gelir, nasıl olur da bizler bu kadar seviyesizleşiriz, gerçekten izahı yok.

Sami Başkaya evimde misafir ettiğim bir meslektaşım; maddi ve manevi destek verdiğimiz  TEMAD yönetiminin kişisel hesaplarını, yarattığı umutsuzluğu somut bilgi ve belgelerle eleştirdiğim için beni yıldırmak, gündem değiştirmek adına  PKK destekçisi,muhbir, general yalakası gibi iftiralarda bulunması diğer meslektaşlarımıza da aynı şekilde davranması  hangi değer yargısı ile kabul edilebilir? 

Bir başka meslektaşım, Selçuk İÇER, eşini kaybetmiş, eşi hanımefendiye Allah'tan rahmet diliyorum, İÇER ailesine baş sağlığı ve sabır temenni ediyorum. Mahkemelerde mi karşı karşıya gelmeliydik?

Zaman zaman TEMAD Yönetimlerini eleştirirken ölçüyü kaçırdığımız olmuştur; ancak hiçbir zaman hakaret ve iftiralarda bulunmadım.

Binbir umutla seçtiğimiz yönetimlerden hep hayal kırıklıkları yaşadık. Genel Başkanlık koltuğuna oturanlar,Mücadele amacını değil lokal işletmeciliğini seçenler  birdenbire bambaşka şekillere büründüler, hayal kırıklıkları yaşattılar, seksen yaşında, bastonla gelip aidatını ödeyen abilerimizi unutup, lüks otellerde boy gösterdiler. Yarattıkları umutsuzluk rüzgarı mücadelemize zarar verdi assubay sevdalısı birçok arkadaşımız mücadele platformlarını terk ettiler. 

Yönetimdekiler muhalif hiçbir sesi bırakın “bu ne diyor, söylediklerinde gerçek payı var mı” diye düşünmeyi, hemen kısa yoldan, sivil toplum mantığına uymayan “ihraç” yöntemini seçtiler.

Kızdım, kırıldım, öfke kontrolü yapamadığım dönemler oldu, ama tek derdim bu toplumun bir adım ileriye gitmesiydi.

Sonuç olarak; tüm bu olanlardan dolayı üzgünüm ve kendi adıma, hatalarımın bana yakışmadığını düşünüyorum.

Herkesi de kendi vicdanı ile baş başa bırakıyorum. 

Herkes kendi asaletinin, kendi kişiliğinin gereğini yapar.

Bu günden sonra, hiçbir polemiğin içinde olmayacak, hiçbir seviyesiz sataşmayı muhatap almayacağım. 

Hiçbir olumsuzluk bizi yıldıramayacak, kendimize ve mesleğimize saygının gereği mücadeleye devam edeceğiz. 

Assubay kamuoyuna saygıyla duyururum.

 

Yayınlandığı Kategori KARDELEN