Tarihe göre süzülmüş ögeler: Ocak 2018

 

Dünyanın hiçbir ordusunda Assubaylar TÜRK assubayları kadar güç şartlarda ve sorumluluk alarak çalışmamışlardır; Yine hiçbir assubaya bizim kadar önyargılı haksızlık hukuksuzluk yapılmamıştır; Subaylarını NATO ordusu subaylarından bir gömlek üstün kılmak için milyon dolarlar harcayan TSK. assubaylarından NATO standartlarını esirgemiştir

Bizler her zaman ifade ettiğimiz gibi bir emirle ölüme gidiyoruz,bir üniformamız kefen bize ayrıcalık tanıyın diye talepte bulunmadık ; Hiyerarşiye saygı içinde tek talebimiz adaletti bu bizden esirgediler Her kurum kendi personelini koruyup kollerken TSK bizlere önyargılarla  haksızlık hukuksuzluk yapıyor ;

Kol kırılır yen içinde kalır dediğimizde bu kez kanadımız kırıldı ve ilk kez haksızlıklara isyanımızı 1970 Assubay eşleri yürüyüşü 1975 Assubayların haksızlığa HAYIR boykotu ile dile getirdik. Mücadeleyi 5 yıldızlı otellerde ahkam kesenler değil çileler çekenler başlattı; Bu mücadele bugünlere piyangodan çıkıp gelmedi onu için mücadeyeli kişisel çıkarlarına alet edenler bunun ayıbını yaşarken  mesleğini riske atanlar ve özveri ile mücadeleye destek sağlayanlar bunun onurunu yaşayacaktır;

Sn.Abdullah  İnaler mücadelenin miladı olan eylemlerle ilgili hatıraların dile getirildiği SIRTIMIZDAKİ POSTAL kitabını okumanızı öneriyoruz. Sn.İnaler’in şahsında tüm astsubay sevdalılarına selam olsun

SIRTIMDAKİ POSTAL kitabını BANDIRMA OZAN Kitapevi-AYVALIK Arelos Sanat Evinden yada 0536 577 39 37 numaradan talep edebilirsiniz.  Saygılarımızla 

 



SIRTIMDAKİ POSTAL  - ÖNSÖZ

     Herkesin hayatı bir romandır, bir sorsan, bir eşelesen neler anlatır sana neler, dağlarda ayağında postalla, elinde silahla gezenin, havadaki uçakları elinde yağlı takımla uçuranın, engin denizlerde seyreden gemilerin makinelarını çalıştıranın, dağda, bayırda tankları yürütenin, kısacası ordunun her kademesinde görev yapan arkadaşların anlatacakları sayfalar dolusu hikayesi, ciltlerce kitap olur.

 Ne yazık ki, kaleme dökülmeyen, yazılmayan her hikayenin ömrü onun yaşamı kadardır, bilemedim bir nesil, iki nesil şöyle bir anlatır, sonra geçmişin derinliklerinde kaybolup gider.

       Kısacası bu yaşanmış, yaşatmak istediğim anılar hepimizin anısıdır.

Bu satırları niye yazdım, ben kimim ve biz astsubaylar kimiz. Bu soruları tek tek kendime sorduğumda yavaş yavaş bir kitabın sayfalarının oluşmaya başladığını hissettim.

       Yıllardır yurt odalarında, askeri okul ranzalarında ve hapis yattığım hapishane koğuşlarındaki yatağımda yazdığım, sararmış sayfalarda ki notlarım, kitaplığımın tozlu raflarında kalmasın, özgürlüğüne kavuşsun, sizlerle bütünleşsin istedim.

     Bu satırları yazarken havacı uçak bakımcı astsubay kimliğim öne çıktı. Çünkü ben bunları yaşadım, mücadelemi bu ortamda yaptım, bir karacı, bir denizci bir jandarma astsubay arkadaşımın yaşadıklarına ve onun duygularını hiç bir zaman yaşayamam ve tam olarak anlatamam. 

      Astsubaylar kimdir, nerede çalışır, ne iş yapar, nasıl yaşar. 

      Astsubay ordunun bel kemiği, omurgasıdır, ordunun gözü kulağı, eli ayağıdır, ordunun neresine el atsan onun emeği, yaratıcılığı, üretimi göze çarpar, askere giden oğlunuzu emanet ettiğiniz, ilk komutan o dur, iyi kötü askerlik anılarında onun adı geçer, dağda bayırda, köyde, sistemin baskı unsuru, maşanın ucunda ki belki ilk kara o dur. İlk tokadı belki ondan yemişsinizdir, dar gününüzde size ilk yardım elini uzatan yine o dur, o hep ön saflardadır.

     O yağlı, tulumuyla, yağlı elleriyle havada uçan uçağın, dağda bayırda yürüyen tankın, azgın dalgalarda yüzen hücumbotların, gemilerin teknik sorumlusudur. O uçak, o tank, o gemi onun beceri dolu, yağlı ellerinin emeğiyle uçar, yürür ve yüzer.

    Astsubay ordunun güneşi, havası, suyu ve toprağıdır.

     Bu yazımı Mayıs 70 ve Ocak 75 mücadelesine, Bağımsız Türkiye, Cumhuriyet ve Demokrasi sevdalısı, astsubay hakları için mücadele eden yiğit mücadele arkadaşlarıma ve vefakar  eşlerine  adıyorum... 

 Abdullah İnaler-E.Hv. Asb.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor

                                                                                                       

 

Abdullah İNALER KİMDİR...

1950 yılında Susurluk'ta doğdu. Dört çocuklu bir memur ailesinin ilk çocuğu. İlk ve Ortaokulu Susurluk'ta okudu. Balıkesir sanat Enstitüsünü bitirdikten sonra, İzmir astsubay okuluna girdi. 1969 yılında uçak hidrolik teknisyeni olarak mezun oldu. Sanat ve edebiyat tutkusu bu yıllarda başladı. 1969 yılında Konya'da ilk grubunu kurdu. İlk şiir ve şarkılarını yazdı. Ocak 1975 yılında astsubay hak ve adalet arama olaylarında tutuklanıp hapse girdi. 1975 yılında girdiği Eskişehir iktisadi ticari ilimler akademisini sürgünler nedeniyle bitiremedi. 1977 yılında evlendi. Öğretmen bir eşi, kız ve erkek iki çocuğu, dünya tatlısı 3 torunu var. 1992 yılında Kayseri hava ikmal gazinosundan emekli oldu. 16 yıl otomotiv sektöründe, kendi işinde çalıştı. Son müzik grubu Kayseri hava ikmal orkestrası olmuştu. Fotoğraf, şiir, müzik, edebiyat vazgeçilmez tutkuları. Şarkılarını kendi yazar. Ayvalık Küçükköy ve Bandırma 36.sokak'ta  ‘’arelos art&music’’ sanat evi vardır. Yolcu, Taşın altındaki el ve Parmaklıklar ardına doğru, Sende şarkı söyle adlı şiir kitabı, Sırtımdaki postal ve Yaşamdan kesitler isimli araştırma kitabı, Vitiligo’yu nasıl yendim baskıya hazır kitabı, Ayvalık’a özgü, Ayvalık’ta aşk, Yeniçarohori, Adonia, Cunda adasında, Taş evler,  Şeytanın kahvesi, Macaron sokağı, Hayallerimdeki kadın, Fısıltı, Alaçatı, Bandırmaya özgü, Livatya, Sevgi Tepesi, 36.sokak, Bandırma sen, sosyal içerikli Soma,  Diren gezi parkı, Yetti be tak dedi, Hayır, torunlarına, Hande, Arın ali, Ela Ela, Lucie's babe gibi 120'ye yakın beste ve akustik yorumu ve klipleri vardır. The dedem ve ainaler rumuzlarıyla internette Youtube’da klipleri, Soundcloud gibi mp3 siteleri vardır. Halen çalışmalarına Ayvalık ve Bandırma'da devam etmektedir.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi  


 

 

 

 

                                           

Yayınlandığı Kategori EMEKLI ASSUBAYLAR
Pazartesi, 29 Ocak 2018 20:59

TEMAD 2018 Yılı Faaliyet Planı.

 FAALİYETİN ADI

TARİHİ

AÇIKLAMA

Ajanda basılması

Ocak ayı

Şubelere dağıtılması 

TEMAD üye kayıtlarının güncellenmesi ve yeni üye kazandırılması 

2018 yılı

Öncelikli hedef 10.000 yeni üye

TEMAD internet sitesinin yenilenmesi

Ocak ayı

Tanıtma ve Yayından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı koordinesinde

Sosyal medyanın önemi ve TEMAD konulu toplantı.

7 Ocak

Genel Merkez, organları ve davetliler 

İstanbul ili TEMAD Teşkilat toplantısı  

Şubat ayı

Üsküdar, Kadıköy, Kartal, Beylikdüzü, Büyükçekmece ve Silivri şubelerinin katılımıyla 

TEMAD Temsilciliklerinin ve şubelerinin açılması 

1 Ocak-31 Aralık

Yetki verilen il ve ilçeler 

Dünya Kadınlar Günü

8 Mart

Anıtkabir ziyareti ve diğer faaliyetler(Kadın kolları koordinesinde) 

Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü 

18 Mart

Faaliyet yeri Çanakkale

Yaşlılar Haftası

18-24 Mart

22 Mart’ta huzurevleri ziyaretleri(Kadın Kolları koordinesinde)

TEMAD dergisi yayımlanması

Mart-Haziran-Eylül-Aralık ayları

Yılda 4 kez derginin yayımlanarak ücretsiz dağıtılması

Anneler günü

13 Mayıs

Şehit anneleri ve huzurevleri ziyareti

Tüzük Kurultayı

Haziran ayı

TEMAD Tüzüğünün değiştirilmesi  

Kadın Kollarının aktif hale getirilmesi 

2018

Tüzüğe dâhil edilen kadın kollarının aktif hale getirilmesi 

Emekliler Günü

30 Haziran

Dönem Başkanı TEMAD 

Astsubayların 15 Temmuz 2016 tarihindeki kahramanlıklarının sempozyumla duyurulması 

15 Temmuz

Çalışan ve emekli meslektaşlarımızın katılımı ile Şehit Asb. Kd. Bçvş. Ömer HALİSDEMİR’in kabrinin ziyareti

Zafer Bayramı

30 Ağustos

Kutlama ve törenlere katılım 

Gaziler Günü

19 Eylül

Muharip Gaziler Derneği koordinesinde 

Astsubaylar Günü

17 Ekim

TSK, Astsubaylar ve Emekli Astsubaylar konulu sempozyum ve resepsiyon düzenlenmesi 

Cumhuriyet Bayramı 

29 Ekim

Kutlama ve törenlere katılım 

Atatürk’ü Anma 

10 Kasım

Anıtkabir ziyareti 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kuruluşu

15 Kasım

Faaliyetlere katılım 

Dünya Asker Emeklileri Federasyonu toplantısı

18 Kasım

(World Veterans Federation) WVF toplantısına katılım

Atatürk’ün Ankara’ya gelişi 

27 Aralık

Ankara Valiliği koordinesindeki faaliyetlere katılım

Temsilciler Kurulu Toplantısı 

Aralık ayı

2018 yılının değerlendirilmesi 

 

Hazırlayan : Mete Yanıkçı

Ek Bilgiler

Yayınlandığı Kategori HABERLER
Pazartesi, 29 Ocak 2018 12:21

İSTİFA ETİK KURALLARA UYGUN OLMALIDIR

Sağdan soldan duyuyoruz ki;

Yüksek  Disiplin Kurulu üyesi Avukat Sayın Mesut YILDIRIM  görevinden istifa yolu ile ayrılmıştır.

Görevi kabul etmek kadar, istifa etmek te onursal bir haktır…

Ne var ki……

Görevli üyemiz  bunu yaparken bağlı bulunduğu  Yüksek Disiplin Kurulu Başkanına

bir danışma,bilgi verme, gereğini dahi duymamıştır.

 Bu etik dışı bir davranıştır.

 En azından Dis.Krl.Bşk.Sayın Vecihi ÜNALDILAR büyüğümüze ayıp edilmiştir.

 Bu istifa sessizce Sayın Ayhan Bayırlının sayfasından duyurulmuştur. 

Benim gibi çok insan da duymamıştır.

Bayırlı, Temadın tüzel ve yönetimsel organlarında görevli değildir.

Resmi duyuru yetkisi de yoktur.

 Bu konunun duyurusunun görevi Basın Yayından sorumlu şubemiz vasıtası ile

Temad Genel Başkanlığının dır.

 Görevlendirmeler nasıl ki duyuruluyor ise, istifalar da duyurulmalıdır.

 Bu da Yönetim adına etik olmamıştır.

 

 Yerine atanan üyemiz Buca Temad İlçe Başkanımızdır.

 Bu atama ile birlikte Yüksek Disiplin kurulumuzun iki üyesi ile Yüksek denetleme

kurulumuzun bir üyesi şube başkanlarından oluşmuş durumdadır.

 

 

Bu durum yasal olarak tüzüğe engel olmamakla birlikte bu makamlarda görevli

arkadaşlarımızın bağımsız çalışma ve karar ile müdahale alanlarını kısıtlar.

 Bu anlamda Yüksek disiplin ve denetleme kurullarının gücünün ve yapısının, 

yapılması planlanan ilk Tüzük kurultayında değiştirilmesi elzemdir.

 Bu kurullar Genel başkanın listesinde olmamalı ve ona bağlı görüntü vermemelidir.

Öyle olabilselerdi, bu kadar  ihraç kıyımı yaşanmaz, bu kadar mali ve yönetimsel yolsuzluk,  

usulsüzlük  yaşanmazdı.

Bu yüzden bu kurullar yönetim üstü bağımsız kurullar olmalıdırlar.


Temad Genel merkez yönetimine gönüllük esasına göre aday olanlar,

listelere girenler, seçilip te bu ulu çınarın dava sorumluluğunu üstlenenler ,

o saatten sonra sorumsuz olamazlar, kendince,davranıp karar alamazlar.

 Bu yönetim fedakarlık üzerine görev almıştır. Bunun budanmasına kimsenin

hakkı olmamalıdır.

 

Sayın Mesut YILDIRIM ın görevden ayrıma sebebini topluma sosyal medya

üzerinden açıklaması da daha önemli bir etik davranıştır.

 Bekliyoruz.

 

Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR
Pazartesi, 29 Ocak 2018 09:42

TAZMİNATIN ADI YOK

Başlangıç   derecesi öğrenim statüsüne bağlı olarak düzeltilmelidir.

Subayın öğrenim süresi 4 yıldır. başlangıcı da 8/1 dir.

 Assubayın ki ise  2 yıldır;  başlangıcı da 9/2 olmalıdır.   

Görev koşulları ve sorumlulukları Assubaylarla kıyaslanamıyacak birçok MYO mezunu

birçok memurun göreve başlangıç derecesi 9/2  Ne var ki, assubayların  9/1 dir.

Mağduriyetimizin hem TSK da hem de kamuda emsali vardır. Rahatlıkla  yargıya da götürülebilir.

Bu anlamda başlangıç derecemizin bir kademe yukarıdan başlatılmasının çözümünü

hükümetin reddetme şansı olamaz.

Aslında,  bu sorun için kapıları çalıp yardım ve destek istemeye de gerek yoktur.

Mahkemelere de taşınabilir.

 

Mücadelesinde, uzlaşıyı,  saygı ile itaatkar talebi yöntem olarak vazgeçilmez yapan her

zaman  ASSUBAY toplumu olduğundan bu yol tek değişmez algımız olmuştur.

 

Eylem ayağını bilmeyiz, korkarız, yapsak ta her akşam evde mum ışığında tıkınıp yer ;

Sabah ta ölüm kalım oruç eylemine yatarız.

Liseli çocuklara da youtube da tıklanma rekoru oluruz.

 

Subay yetiştiren Askeri fakültelerden sonra Assubay yetiştiren Askeri meslek yüksek

okulunun da hazırlık sınıfı ile 2+1 yıla çıkması nedeniyle de bu talebin yeni rakamı 9/3

başlangıç derecesi  olmuştur.

Bu adaletsiz durum bana göre kısa zaman içinde kendiliğinden mücadeleye falan gerek kalmadan çözülecektir.


TAZMİNATLARA GELİNCE,

Bir kere adı anlamsız ve kaotiktir. “BAŞARI “

Tazminat anlamı ve içeriği barındırmayan bir aldatıcılığı vardır.

Yani ciddiyetsiz dir.

Bu tazminat kalemi ile ilgili olarak ortaya konulan talep;

“ Yani,  hem 20 yılını dolduran assubayların hem de emeklilerin  yaraarlanacağı ve de

miktarı daha şimdiden 550 TL diye telaffuz edilen bir metnin kanunda ne izahı, ne dayanağı

ne de 926 da karşılığı yoktur.

Statü dayanağı yani personel kanununa uygun dayanağı olmayan toplama bir metindir.

 

Kimsenin moralini bozmuş gibi olmayayım ama,

Bana göre de sadece gazımızı almaya yönelik, tutarlılığı olmayan oyalama,  ninni bir

masalcıktır.

Öyle olmasa idi;  Subaya hangi adlarla, hangi anayasal hukukla, kanunla, kararname ile

ve de  hangi 926  sayılı Askeri personel kanunu  gerekçesi ile veriliyor ise,

Assubaya da aynı ad ve isimle 926 lı mevzuatla ve bu mevzuatlarda bir düzenleme

yapılarak  verilmesi gerekir.

Bu kahrolasıca uğursuz tazminatın adı datembellik, çalışkanlık ,başarı, vs. değil;

GÖREV, HİZMET, MAKAM, TEMSİL VE HATTA KADROSUZLUK TA OLABİLİRDİ.

Buna kimse de itiraz etmezdi.

 

Yine bana göre, aldığım duyuma göre;

Bu tazminat meselesi temmuz ayına kadar bir altı  ay daha ufak aralarla gündemde

ısıtılacak  gidecek ,gelir gibi olacak,   araya  seçimler girecek, sonra Temad  yaz tatiline

üyeler de egeye kaz dağlarına tura tatile gidecek, sonra da unutulup gidecektir.

BİZ BU HİKAYEYİ VE FİLMİ DEFALARCA BU İKTİDARDAN İZLEDİK.

Bu yüzden Temad genel merkezimiz başlangıç derecesi konusuna bir çözüm   tarihi,

süresi  verebilir, bu mümkündür,

 

Ama;

Tazminatlara bir yıl dahi olsun bir çözüm zamanı ve  süre veremeyecektir.

Bu; Temad yönetiminin iradesi ve çabası dışında bir çözümsüzlüktür.

MSB lığı için bu konu ciddi anlamda çalışma alanı içinde değildir.

Asla da olmayacaktır.

Neden mi…..?

Tazminat konusu Subayı,  Assubaydan mali anlamda üstün kılan tek ve önemli statüdür.

Bunun bozulmasına sistem müsaade etmez, edemez.

TSK .da,  geleneksel hiyerarşik algı ile disiplin dedikleri kast sisteminden subayın elinde

kala kala 15 temmuz sonrası kalan tek güç  mali üstünlüktür.

İktidar bunu da onun elinden almak istemeyecektir.

Unutmayalım ki, otoriter kurumlarda ve  bunların yürüttüğü  vesayet sistemlerinde

kullanılan ÜSTÜNLÜK denilen kuralın argümanları  adaletle, eşitlikle ortadan kaldırılmaz.

Bu yarı asya ,yarı teokrat demokrasilerin vazgeçilmez oyunu ve kuralıdır.

Tazminatlar diye bir sorunda yoktur, çözümde….. kime göre derseniz…?

Değişmeyen Sahiplere.

 

Saygımla.

Adnan Fuat ÖZDEMİR 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

 

 

 

Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR

TAZMİNATLAR,

HAKLAR .
BU ARADA ASSUBAYLAR DERKEN, 
AĞLAMAYALIM, SIZLANMAYALIM

SAYIN NURİ KARA' NIN 
BİR FIKRASI GÖZÜME TAKILDI.

GÜNCELDE ÇOK İLGİNÇ VE GERÇEKÇİ, ÖZDEYİŞ.

BİRLEŞMELİYİZ. 
TEK ŞEMSİYE ALTINDA,

FİKİRLERİMİZİ TOPLAYIP, GÜÇ KAZANMALIYIZ.

ETKİN OLMALIYIZ.

YALVARAN İNSANLARA, 
GÜCÜ ELİNDE BULUNDURANLAR TEVEKKEL DER. BİR ŞEY VERMEZ., 
ANCAK ACIYARAK BAKAR.

SÜKLÜM PÜKLÜM. 
KADERİNE RAZI, 
VERİLENLE YETİNEN.
SÜNEPELİĞİ BIRAKMALIYIZ.

BİLİNÇLİ OLUP, KENDİMİZİ VE HAKLARIMIZI EZDİRMEMELİYİZ..

ÇÜNKÜ GERÇEK ÜRETİCİ GÜÇ BİZİZ.
HİZMETİ ÜRETEN BİZİZ. 
BİZ OLMASAK. ÇÖKÜNTÜ BAŞLAR. 
BUNU BİLMELİYİZ.
GÜÇ OLDUĞUMUZU BİLMELİYİZ. 
DEĞİRMENİN SUYU BİZİZ.

KİMİSİ CAHİL İMAMIN PEŞİNDE, 
1500 SENE ÖNCESİNDE YAŞAR.
CENNETTE MUTLULUK ARAR.
HER GÜN AYNI SÖYLEMLERİ TEKRAR EDİP, 
YALVARARAK BEDAVADAN, MEDET UMMAKTA,

KİMİMİZ. KIRAAT HANEDE, 
MASA BAŞINDA, 
AL KIZI VER PAPAZI.

STÖ. OLARAK GÜÇ KAZANMALIYIZ.

50 TANE SİTE VE SAYFA VAR.

NEREDE ÇOKLUK. ÇOK SES VAR.

KİMSE BİRBİRİNİ DİNLEMİYOR.

ORADA BİR ŞEY YOK DEMEKTİR.

HERKES BEN DİYOR.

BEN DEĞİL BİZ OLMALIYIZ

AYNI BORAZANI ÇALMALIYIZ.

YADA BİZİM ADIMIZA LİDERİMİZ TEK BORAZAN ÇALMALI.

EN ÖNEMLİSİ DE. 
YENİLİĞE KAPALI BİR TOPLUMUZ.

OKUMUYORUZ.

OKUMALIYIZ.

TEK KİTAP DEĞİL. ÇOK VE ÇEŞİT KİTAP OKUMALIYIZ.

YALVARMAMALIYIZ. YALVARARAK HAK ARANMAZ.

GÜÇLÜ VE TEK SES OLDUĞUMUZ ZAMAN BİZE YALVARIRLAR.

BİZİ CİDDİYE ALIRLAR.

GELİŞMİYORUZ..
ASSUBAYLAR ÇAĞDAŞ VE GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDA.
BU BİR HAK YARIŞIDIR.

SİZE BENDEN BİR ÖZDEYİŞ SUNAYIM.
.:
TÜRK BÜYÜĞÜ SAYIN İBNİ SİNA ' YA

MEZUN ETTİĞİ ÖĞRENCİLERİNDEN BİLİNÇLİ BİR ÖĞRENCİSİ BİR SORU SORAR.

HOCAM DER.... 
BİZE ÇOK ŞEY ÖĞRETTİN AMMA BAŞARININ NE OLDUĞUNU ÖĞRETMEDİN ?

.BÜYÜK DÜŞÜNÜR ÖĞRENCİSİNİ PARMAĞINI İSTER .
VE AĞZINA ALIR. 
ISIRIR.

KENDİ PARMAĞINI DA ÖĞRENCİSİNİN AĞZINA VERİR ISIR DER.

KARŞILIKLI ISIRMALAR -DEVAM EDER.

BİR YERDE.ÇOK ACI DUYAN ÖĞRENCİSİ OF DER.

BÜYÜK DÜŞÜNÜR.

SÖZÜNÜ SÖYLER.
VE BAŞARI SÖYLEMİNİ TANIMLAR. 
"TAM BEN OF DİYECEK İKEN DAYANAMADIN ÖNCE SEN OF DEDİN"

BAŞARIYI KAYBETTİN.

YARIŞI BEN KAZANDIM..

YAŞAM BAŞARIDIR. 
BAŞARI DA. DAYANMANIN ALTINDA SAKLIDIR.
BENCE.

BUYURUN 
ŞİMDİ SAYIN URİ KARA’ NIN FIKRASINI SUNAYIM SİZLERE. 
İBRET İÇİN OKUYUN 
VE TAKKENİZİ ÖNÜNÜZE KOYUP DÜŞÜNÜN BİRAZ.

“ESKİ ZAMANDA ÇOCUK DEDESİNE,
DERKİ 
“ DEDE YEŞİL ERİK YERMİSİN?”DER.
.ERİK DENİLİNCE DEDENİN AĞZI SULANIR.
DEDE : 
“YENMEZMİ OĞUL ? 
GETİRDE YİYELİM”DER.
HINZIR ,
MUZİP MUZİP GÜLÜMSEYEREK 
.“DEDE ORTADA ERİK FİLAN YOK”
AMA AĞZIN SULANSIN DİYE ÖYLESİNE DİYİVERDİM”DER.
KISSADAN HİSSE, 
ANLAYAN ANLADI ZATEN.

MEHMET KAYALI OLRAK.
BENDE SİZLERE.
ÖNCE ERİK VEREN AĞACI YETİŞTİRMELİYİZ 
DERİM SİZLERE.

BİRBİRİMİZE GÜVENME TEK GÜÇ OLMAMIZDIR.

SEVGİLERİM.
TÜM ASSUBAYLARA OLSUN


Mehmet KAYALI 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR

Canı Pahasına Toprağı Vatan Yapanlar ve Bilim

İnsan, toprak, vatan, devlet.

İnsanlığın eriştiği düzey, birlikte yaşam sistemini düzenleyen Devlet.

Devlet sınırları Vatan, Vatan üzerinde Devlet.

Vatan Devlet, Devlet Vatan.

Vatan, üzerinde yaşayan emek vermiş herkesin,

Devlet de emek vermiş herkesin.

Bir toprak parçası Vatan olduktan sonra Vatan olarak kalabilmesi Devlete bağlı.

Vatan olmazsa Devlet olmaz,

Devlet Devlet olmazsa vatan kalmaz.

Dünya üzerinde yaşayan büyük topluluklardan hiçbiri diğerine “al şurası senin vatanın olsun, burada bağımsız bir devlet kur” dememiştir.

Vatanı vatan yapan,

Vatanı yaşanılası yer yapan,

Vatanı bir emanet gibi görüp onu nesilden nesile teslim eden,

Gerektiğinde onu korumak için canını hiçe sayanlardır.

Bir Vatanın Vatan olarak sonsuza dek elde kalabilmesi gerektiğinde canını ortaya koyabilen bilinçli vatansever vatandaşları ile olur.

Bilinçli vatansever vatandaş; dünya üzerinde “tek vatanın” kendi vatanından ibaret olmadığını, diğer uluslara ait vatanların da olduğunu ve bunlar arasında cehalet değil, bir bilim yarışı olduğunu bilerek vatan çocuklarından hiçbir nesli kaybetmeden, nesillerini büyük bir özenle daima bilimin ışığında yetiştirir.

İyi bir vatansever bilir ki dünya gerçeklerle yaşanır ve bu dünya yaşamını düzenleyen gerçeklere bilim denilir.

Doğal yaşamda olduğu gibi devletlerin de vahşi yönleri vardır fakat devletler daha acımasızdır ve icabında diğer devlet vatandaşlarına büyük acılar yaşatabilirler.

Bir vatan üzerinde yaşayan insanların acılar yaşamamasını sağlayacak olan yalnızca bilimdir, bilimsel eğitimdir.

Bilime inanan çocuk kimselere köle olarak onun boyunduruğu altında yaşamayacağı gibi yaşamı boyunca ne aldanır ne de aldatmayı seçer.

Bilimsel bakış yaşamsal bakıştır, hayatidir.

Bilimsel bakış; beraberinde medeniyeti, adaleti, hoş görüyü, mutlu bir yaşamı, saygıyı, kendisini, vatanını ve insanlığı yüceltmeyi ortaya çıkartır.

Bilimin değil de cehaletin hâkim olduğu toplumlarının da vatanı vardır fakat onu geçmişte meydana getirmiş oldukları aklın ve gücün dengesine borçludurlar.

Bilimin değil de cehaletin hâkim olduğu toplumların “komşumdan-arkadaşımdan-karşımdakinden ne koparırsam kar; çıkarım ne olacak, getirim (rant) var mı, daha çoğu benim olsun” şeklindeki yaşama bakışları; hırslı, rantçı, çıkarcı, bencil, düşüncesiz, mantıksız, aldatıcı, acımasız, adaletsiz bireyler meydana getirmekte. Fakat bu yanlış bakışları yolu ile kazansalar bile hırsları nedeniyle birlikte yok olduklarının farkında bile olamazlar.

Dünya üzerinde birer vatan toprağı üzerinde yaşayan toplumlara bakıldığında en büyük toplumsal acıların bilime inanmayan cahil toplumlarda oluşu birer tesadüf olabilir mi? Ancak onlar bu tesadüfe kader deyip geçmekte olsalar da yaşadıkları acılar elbette ki bir kader değil, bilimsel bakıştan yoksunluk, bir cehalet halidir.

Devletler bilimsel değerler üzerinde yükselerek vatandaşlarına ve insanlığa yüksek seviyede bir yaşam sunabilir.

At üzerinde okla, mızrakla, kılıçla, hançerle, gülleyle, süngüyle savaşılarak elde edilen, vatan yapılan toprakları koruyabilecek olan beyin çalışması gerektiren bilimden, bilimsel gelişmelerden başkası değildir.

İnsanlar bilimsel gelişmelerden yanadır ve bir devlet başka bir devlete önce bilim ile girer. Eğer o devlet ona karşılık bir bilimsel değer geliştiremezse denge diğerinin lehine işlemeye başlar. Kendisine ait dili de geliştirerek koruyabilen ve bu yolla diğer toplumlara etki edebilen bilim aynı zamanda vatanı da sonsuz kılandır. Devletin kuruluş safhasında canları pahasına toprak parçasını vatan yapan ve onu güncellerinde korumuş olan insanların canları bilimselliğin benimsenmesi ile boşa harcanmamış olabileceği gibi, ruhları da ancak böyle huzur bulabilir.

Çoğu kez adına kader dedikleri en büyük acıların cehalet bataklığındaki toplumlarda yaşanması birer tesadüf değildir.


Yayınlandığı Kategori YANKI
Salı, 23 Ocak 2018 12:47

ASSUBAYLAR BAŞARMALI ...

İhraçların kaldırlmasına dair çalışmanın sonuna gelindiği,

 

Durumu tüzüğün 51. maddesine uygun olan tüm ihraçlı üyelerimizin ihraçlarının

kaldırılmaya başlandığı;

 

Teşkilattan sorumlu Genel Başkan yardımcımız avukat Sayın Fazıl GÜRLER   

tarafından kendi durumum da dahil olarak bilgi olarak tarafıma aktarılmıştır.

 

Bu çalışma ve uygulama ile TEMAD da artık kırgınlık,  küskünlük ve

ötelenme dönemi de son bulmuştur.

 

Umuyoruz ve bekliyoruz ki tüm ihraçlar bir utanç dönemi olarak bu dava

yuvasından bir daha tenezzül edilmemek adına def edilip gönderilir.

 

 Kapatılan şubelerimiz açılır.

 

Herkesin , her Assubay sevdalısının ;

Ana hedefimiz olan eşit özlük hakkı,ve mesleki öğrenim hakkı  

mücadelemizde aynı potanın içinde kardeşçe yan yana

olmasının da önemli ölçüde önü açılmıştır.

 

 Umudu yeşerten liderlere ve yönetimlere çok ama çok ihtiyacımız var.

 Bu yönetim de bu gün bu acil ihtiyaçtan dolayı seçilmiştir.

 Temad iktidar mücadelesi veren bir sivil toplum örgütü değildir.

 

 Bu yüzden de siyasetteki çirkinliklerin ve ego ile şahsi çıkar

beklentilerinin bu çatının altında asla olmaması, beslenmemesi  gerekir.

 

TEMAD görevi çok özel ve önemli olan sendikal bir dava platformudur.

Tüzük kısmındaki vazife kısmı  bizler için fasa ile fisodur.

 

ADALET= İNSANLIK+EKMEK+ÖZLÜK+ HUKUK+EĞİTİM VE

ÖĞRENİM+ GÖREV VE KOMUTANLIK+ ASKERİ STATÜ DÜR.

 

Adaletten anlamamız gereken kavram ve sorumluluk ta

bakın o kadar derindir ve terazinin bir tarafı çok ağırdır.

 

TEMAD'ın değişmez ilk amacı,

 

TSK. YI MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜN EMANETİ OLARAK

LAİK CUMHURİYETe bağlılıkla KORUMAK, KOLLAMAK,

 

 

Ve akabinde de,

 

Asker haklarını, asker adaletini ASSUBAY kimliği ve çatısı altında

tesis ettirmek, binlerce şuhedanın kanını ve ahını, ahdını adaletsiz

ve karşılıksız bıraktırmamaktır.

 

Bu anlamda en çok ezilen, en uzun zaman sömürülen, hem alın teri,

hem kan bedeli utanmazca çalınıp gasp edilen ASSUBAY toplumunun

tüm insani, anayasal, özlük ,mali haklarını mutlaka ama mutlaka almaktır.

 

Her yeni güne ve sabaha uyandığımızda hepimizin tek hedef ve amacı  bu olmalıdır.

 

"ASSUBAYLAR VE ONLARIN EN ÇOK EZİLENİ OLAN EMEKLİ ASSUBAYLAR EKMEK

ADALETLERİNE HER GÜN BİR ADIM DAHA YAKLAŞMAK ZORUNDADIRLAR.

 

Emeklinin de hedefi olur mu  derseniz……..

 

ASSUBAYLAR HENÜZ EMEKLİ OLAMAMIŞ, ARAFTA KALMIŞ BİR TOPLUMDUR.


O sıkıştıkları ara karanlıktan inatla, kendileri çıkmayı başaracaklardır.

 ulufesiz, biatsız, umarsız, çıkarsız.

 

BÜYÜK ATATÜRK e layık bir duruşla, çalışmayla, azimle, kararla.

 

Hak boynu bükük durana verilmez

İnatla direnerek ,adaletle, hukukla, bilinçle, istenerek alınır.

 

Saygımla....

Adnan Fuat ÖZDEMİR

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

 


Yayınlandığı Kategori KONUK YAZAR
Pazartesi, 22 Ocak 2018 14:54

ASSUBAYLARIN GÖZÜ İLE AFRİN HAREKATI

Askerliğini kısa dönem yada bedelli olarak yapanların AFRİN harekatı nedeniyle ahkam kestiği bir ortamda yıllarını TSK veren ve harekatın olmazsa olması olan ASSUBAYLAR olarak bizde düşüncelerimizi kısa ve basit bir anlatımla paylaşmak istedik;

Emperyalistlerin Ortadoğu üzerindeki emelleri ni gerçekleştirmek üzere sözde demokrasiyi tesis için bölge’de iç isyanlar çıkardılar bölge  kan gönülüne döndü milyonlarca mülteci evlerinden göç etti ve en büyük mülteci akını da 4 milyonla ülkemize oldu diğer devletler bundan en az etkilenirken biz hem kabul ettiğimiz mülteciler hemde burnumuzun dibindeki oluşumlar nedeniyle büyük sıkıntılara girdik

İlk kez 17 Ekim 2017 tarihinde 74 vatan evladının şehit olduğu İDLİP harekatı yapıldı ; Bu harekat sırasında AFRİN’e girme planlarımız da vardı ; Ancak Suriye’nin Türkiye ile kopan ilişkileri ,Suriyenin adeta müttefiki ve sözcüsü durumundaki Rusyanın bölgede bulunması ABD nin sözde müttefik olarak ülkemizi sürekli oyalama taktikleri bu harekatı buzdolabına koymamıza neden oldu; 

Sıradan vatandaşlar ülkede hala yasal olan Esad yönetimi ve Rusya ile anlaşılarak toprak bütünlüğünün sağlanması ve ABD nin devre dışı bırakılmasını ve bu emperyalist kölesi hainlerin bertaraf edilmesini diliyor

Özellikle ABD nin bölgede bir kürt koridoru ile Akdenize kadar bölgeyi kontrol altında tutma isteği ile bölgedeki  PKK ve onun Suriye kolu PYD yi eğitmesi,silahlandırması yapılan açıklamaların yarattığı endişeler  diplomatik yollardan aşılamayınca Türkiye topraklarını korumak zaten yıllardır başını ağrıtan terör örgütlerinin burnunun dibinde meşrulaştırılmaya çalışılmasını ve terör varlığını son vermek oyunu bozmak için harekata karar verdi bu bir zorunluluktu ;

Bu nedenle SURİYENİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE SAYGIMIZ belirtilerek  20 OCAK 2018 günü saat 17.00 de harekat hava kuvvetlerimizin bombardımanı ve topçumuzun çok namlulu roket ve obüslerle bölgeyi yumuşatmasının ardından 21 Ocak günü kara unsurlarımız bölgeyi temizlik harekatı başarılı bir şekilde devam ediyor; 

Bölge aktörlerinden Rusya Esad yönetimi ile 49 yıllığına deniz ve hava üssü anlaşması imzaladığı için en azından amaçları gerçekleşinceye kadar kısa vadeli de olsa Esat iktidarını destekliyor ve kesinlikle Suriye'den ayrılmayı düşünmüyor ;

ABD nin bölgede varlığını sürdürmesi  ardından İRAN’a yönelik bir karışıklığı yaratmak ardından müdahale etmek için planlar yaptığı biliniyor bir diğer düşünülmesi gereken husus ise Fırat’ın doğusu Rusya ve Suriye  için önem taşıdığından Fırat’ın batısında kök salmak isteyen ABD ve onun taşoronu YPG  ile gizli bir ittifak göz ardı edilmemelidir çünki bugüne kadar hep bunun gerçekleştirilmesine çalışıldı ;

AFRİN harekatı için  Rus kontrolündeki Tel Rıfat’dan geçmek gerekiyordu AFRİN’de ise ABD nin açık destek verdiği PKK ve YPG unsurlarını feda etmiyeceği gerçeği vardı BUNA RAĞMEN HAREKAT NASIL GERÇEKLEŞTİ ?  Büyük ihtimalle sınırlarımızda ki oluşumun ülkemize ileride onanması mümkün olmayan yaralar açacağı dikkate alınarak aldığımız harekat kararlılığı bu ülkelerin geri adım atmasına neden oldu ya da Allah korusun Türkiye’nin başaramıyacağı ihtimalini göz önüne aldılar

Tüm aktörler İŞİD’i bahane ediyorlar ancak bölgede İŞİD bitirildi dağılan örgütün bir kısım elemanı ise YPG ile birleşti  bundan çıkarılacak sonuç ise gayet açıktır bunu bilmek için statejist olmaya gerek yok;

ABD.nin esas hedefi düşman olarak gördüğü ve petrol yataklarının iştahını kabarttığı İRAN,  İran’ında Suriye üzerinde etkisi büyük bunu kırarak hedefine ulaşmayı ve dolaylı olarak da Rusya’nın etkisini yok etmeyi amaçlıyor ve amacına ulaşmanın yolunun TÜRK-İRAN-RUSYA bütünleşmesi ve ASTANA sürecinin sekteye uğraması şart olarak görülüyor ve ABD kesinlikle Fırat’ın doğusundaki YPG yapılanması için yeni senaryolar üretecektir

Yıllardır başımıza bela olan emperyalist uşağı PKK nın PYD ile 30 bin kişilik bir güç oluşturması  tehlikenin boyutunu ortaya koymaktadır  Bu hainlerin gücünün kırılması yok edilmesi TÜRKİYE için hayati öneme haizdir NATO harekatı desteklemektedir Dünyadan harekatımızla ilgili olumsuz değerlendirmeler gelmemiş hatta önyargı ülkelerin açıklamalarında haklılığımız teyit edilmiştir;  ama yine de FIRAT KALKANI  harekatını dünya’ya iyi anlatmak desteklerini almak büyük önem taşıyor. SONUÇ OLARAK  Ülkemizin zorunluluktan doğan ve ZEYTİN DALI harekatı olarak adlandırılan harekatta KINASALAR DA KINA YAKSALAR DA ülkemiz geleceğini ve huzurunu düşünerek sonuç alınıncaya kadar devam edeceğiz; 

Harekata katılan Silah arkadaşlarımız,meslekdaşlarımız,evlatlarımız ve emeği geçen  kahramanlarımızın yanlarındayız  Allah güç ve kuvvet versin onları korusun Gazaları mubarek olsun. 

DÜNYADA TÜRK ASKERİNDEN BAŞKA BÖYLE DÜĞÜNE GİDER GİBİ SAVAŞMAYA GİDEN BAŞKA ULUS VARMIDIR ?

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, gülümseyen insanlar



Yayınlandığı Kategori EMEKLI ASSUBAYLAR

Bitlis Valiliği'nden "Çığ düşmesi sonrasında, Batman Jandarma Komando Tabur Komutanlığı emrinde görevli 5 personel şehit olmuş, 12 personel ise hayati tehlikesi olmayacak şekilde yaralanmıştır." açıklaması yapıldı.

Bitlis kırsalının PKK'lı teröristlerden temizlemek ve onların kullandığı sığınak ve barınakların imha edilmesi için başlatılan operasyonlar devam ederken, bugün öğlen saatlerine doğru Hizan ilçesinin Kolludere Mevkine çığ düştü. Çığın bölgede operasyon yapan bir grup askerin bulunduğu bölgeye düştüğü belirtildi.

Meydana gelen çığ olayında ilk bilgilere göre 2 askerin şehit olduğu, 7 askerin yaralandığı, 3 askerin de kayıp olduğu belirtildi. Yaralı askerlerin helikopterle bölgeden alınmaya başlandığı, kayıp askerleri arama çalışmalarının sürdüğü belirtildi.

BİTLİS VALİLİĞİ'NDEN AÇIKLAMA

Bitlis Valiliği'nin internet sitesi üzerinden meydana gelen çığ olayıyla ilgili yapılan ilk açıklamada,

"Bitlis İli Hizan İlçesi İncirli köyü Giriziyaret tepe bölgesinde “Şehit Jandarma Uzman Çavuş Erdal KAVALLI operasyonu kapsamında 21 Ocak 2018 Pazar günü saat 12.20 sıralarında Batman Jandarma Komando Tabur Komutanlığı unsurlarınca icra edilen Arama – Tarama faaliyeti esnasında operasyonda görevli personel üzerine çığ düşmüştür.

Çığ düşmesi sonrasında,ilk belirlemelere göre  Batman Jandarma Komando Tabur Komutanlığı emrinde görevli;

1 assubay 1 uzman çavuş şehit olmuş üç askerimizde kaybolmuştur

Jandarma Uzman Çavuş Ümit KÖSE, Jandarma Uzman Çavuş Eyyüb ALEV, Jandarma Uzman Çavuş Kadir YAMAN, Jandarma Uzman Çavuş Mehmet Ali DİLEK, Jandarma Uzman Çavuş Bülent KILINÇ, Jandarma Uzman Onbaşı Mehmet KOYUNCU isimli (6) personel hayati tehlikesi olmayacak şekilde yaralanmıştır.

Yaralı personel helikopter ile Bitlis ve Hizan Devlet Hastanesine sevk edilerek tedavi altına alınmıştır. Bölgeye helikopter faaliyetiyle AFAD ekibi gönderilmiş olup, arama ve kurtarma faaliyetleri devam etmektedir. açıklamasında bulunulmuştur 

Şehitlerimize rahmet ailelerine ve milletimize sabırlar diliyoruz 

HAZIRLAYAN : Mete YANIKÇI

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

Yayınlandığı Kategori HABERLER

MSB. Sn.CANİKLİ ve Gnkur.Başkanı Sn.Akar Acaba unuttular mı !!!

MSB.ları ve Gn.Kur.Başkanları Assubaylara TSK.da yapılan ayırım-haksızlık-hukuksuzlukların bitirilerek,

TSK.de  birlik ve dirliğin sağlanacağını, subay assubay arasında güvenli çalışma ortamının oluşturulacağını,

TSK. nın "sözde değil, özde " aile olacağını açıklar ,müjdeler verirlerdi. .

Bu haber ve müjdeler assubayların önüne HER YIL temcit pilavı gibi getirilir,

Bu sanal-yalan haber ve  müjdelerle assubaylar oyalanırdı.

Bu sanal haberler yüzünden assubayların "evim-yuvam " dediği kuruma olan aidiyet " duyguları yok olmuş,

TSK. da başta genelkurmay başkanı olmak üzere tüm komuta kedemelerinde olanlara güveni yok etmiştir;

Yazılanlar şaka ve yalan değildir ;

Siyasi iktidar 2003 yılından 2018 yılına kadar MSB.ları, Başbakanlar tarafından, genelkurmay başkanları da

50 yıldır assubayları yalan ve sanal haber müjdeleriyle oylamış,kandırmış, aldatmışlardır  .

Bu kadar uzun sürede yalan üzerine yalan, sanal haber üzerine sanal haberlerle ayırıma uğrayan assubayların

yapılanlara artık dayanma gücü ve tahammülü kalmamıştır.

Assubaylar ya TSK. da ayırım kalksın,assubaylara hakları verilsin,

yada tsk dan assubaylık mesleği kaldırılsın sınırına gelmiş, dayanmışlardır..

Yıl 2018 ; siyasi iktidar genelkurmay bşk.lığıyla bir araya gelerek ;

TSK.da assubaysız yola devam edeceklerine inanıyor, güveniyorlarsa ;

Hiç vakit kaybetmeden assubaylık mesleğini kaldırsınlar.

Böyle ayırımın yapıldığı güvensiz bir çalışma ortamında assubaylar çalışmak istemiyorlar.

Bunun gerçek olup olmadığını öğrenmek için TSK. da ; assubaylar arasında açık olarak bir " anket"

yaptırsınlar ve gerçeği görsünler ya da adaletsizlikten,personel arasındaki ayrımcılıktan vaz geçsinler 


Yayınlandığı Kategori ÜLKENİN NABZI
Page 1 of 4