KARDELEN

KARDELEN (99)

YAZAR : ERSEN GÜRPINAR

Bu bir deneme yazısıdır 
Saygıdeğer Meslektaşlarım İçinizde mutlu olan var mı? Ya da huzurlu  ve  refah içinde olan? Yıllardır ön yargılı haksızlık, hukuksuzlukla mücadele ediyoruz Yetmedi içimizdeki ayrık otları ayağımıza dolaşıyor ; Dokunsalar ağlayacak durumdayız, Yan baksalar saldıracağız, Bizi bu hale getirdiler... Çoğunluğumuz elli yaşın üzerinde Bazılarımız maçı bitirmiş uzatmaları oynuyor Ama içimizdeki umudu yeşertmek istiyoruz… Bu gidişle bizim haklarımızı elbette vermezler Neden versinler ki…. Seni temsil eden TEMAD eski başkanı kendi kurumuna cephe almış, Maksadı aşan eleştiriler,hakaretlerle birilerine mesaj verip tribünlere oynamış, Genelkurmayın kapısından girememiş,hükümet  muhatap almıyormuş, Beylerin,yandaşların  umurunda mı? Yılların mücadelesi sonucu elde edilen  kazanımlarını sahiplenmişler, Mücadele yerine kişisel hesaplarla,kişisel ikbale yelken açan kooperatif ve  vakıflarla mutlu olmuşlar,eleştirenlere hakaret ve iftiralarda bulunmuşlar; Ama her gecenin bir sabahı vardır Tarihi fırsatı değerlendiren delege tabanın sesini yansıtmış Ahmet KESER’e kaybettiği pasaportunu verip postalamış Keser ve nemacılardan nihayet kurtulduk, Sn.Hamza Dürgen ve ekibi toplumu kucaklayıp yeni bir başlangıç yapılacak derken; Genel kuruldaki kişiliklerini yansıtan davranışlar üzerine oluşan  tepkiyi azaltmak için  delegenin iradesine saygı, birlik ve beraberlik  mesajları ve yeni yönetime bir taraftan şans tanımalıyız ayakları ile sempati toplamak isterken diğer taraftan saman altından  su yürütürcesine, gerçek yüzünü gösteren bay Ahmet KESER Hezimete uğradığı  seçimlerin,krallığını engelleyen  tüzük maddelerinin iptali ve  TEMAD’ın kayyuma  veya eski yönetime ( yani kendisine) devredilmesi talebi ile  dava açıyor. Elbette açsın adalet herkesin hakkı, ama insanda biraz olsun aradığı adaletin kırıntısı olmalı. Bu toplumun umutlarını yok ederlerken; TEMAD’ın genelkurmay ve hükümet tarafından muhatap alınmayacak duruma getirilip bunun sonucu oluşan tepki ile yılların mücadele kazanımı olacak yasaların askıya alınıp askeri disiplin yasası gibi meslektaşlarımızın meslek hayatını pamuk ipliğine bağlayan yasalar çıkarken, astsubay unvanlı komutanlık ve amirlik kadrolarının tekrar subay kadrosuna dönüştürülürken , Dağ başındaki tarla hissesinin  arsa diye assubaylara pazarlanırken,  Dalga geçer gibi milyonluk dairelerin satışına aracılık edilirken, TEMAD imkanları eşe dosta yandaşa sunulurken,   AB fonlarından kredi almak için kurulan  kooperatifle astsubay eş ve kızlarının bırakın  tek kuruş kazanmasını borçlandırılıp umutları ile oynanırken, 9/2 ve Tazminatları boşverin TEMAD A.Ş  ile OYAK ve TORKU’yu  geçip assubaylar köşe olacak masalları anlatılırken, Bizlerin milyonluk destekleri heba edilip yüzbinlerce lira borçla TEMAD devredilirken,  En önemlisi birlik ve beraberlik ile birbirimize saygımıza dinamit atılırken;  Daha sayayım mı? Bu beylerin ve biat edenlerin, yandaşlarının Adalet duyguları tatilde miydi? Ve bu güne kadar assubay hakları için birtek dava açtılar mı? Koyun gibi dedikleri (!) assubaylar  artık yeter diyerek ,bugüne kadar sergiledikleri   adaletsizlikleri dikkate alınıp tepki gösterilince bu kez; “Dava açılmadı o konu yanlış anlaşıldı SEHVEN dava açılmış” gibi toplumun zekası ile alay eden açıklamalardan sonra bakıyoruz ki;   Bu kez daha önce…
Topluma hizmet sözü ile yönetimlere seçilip, mücadele tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini  kişisel çıkarlarına alet edenler,Kibir ve zorbalıkla  toplumu zorla şekillendirmeye çalıştılar . Dürüstlüğün, eleştirmenin eziyet; Yalakalığın ahlaksızlığın meziyet olarak kabul edildiği bir ortam yaratarak  umutsuzluğu birbirimize tahammülsüzlüğün mimarı oldular.  Ama her gecenin bir sabahının  , sessiz atın tekmesinin de sert olduğunu  hayal kırıklığı ve yaşam boyu unutamayacakları bir hezimeti yaşayarak anladılar.   Sn.Hamza DÜRGEN ve ekibinin geçmişi unutmayı, toplumu yeniden kucaklayıp sönmeye yüz tutan umutları yeniden yeşertmeyi amaçladığını yönetime yakın olanlardan duyuyoruz . Elbette bu takdire şayan bir davranıştır.  ANCAK ayrık otları temizlemeden tarlanıza ne ekerseniz ekin ne kadar, özen gösterirseniz gösterin başarı sağlayamazsınız.  1970'li yıllardaki antidemokratik ortamda bizler için meslekten atılmayı çileler çekmeyi göze alan ve haksızlıklara ilk isyanı başlatan değerli arkadaşlarımıza, mesleğimize saygı  ve  yeni bir  mücadele ruhu için  olmazsa olmaz kural adaleti  sağlamak zorundayız. Mücadelenin en kırılgan noktası umutsuzluktur.  Görevden tanıdığımız sayıları iki elin parmaklarını geçmeyen dün Ahmet KESER'e biat edip haysiyet cellatlığı yapan bugün yaşasın Hamza Dürgen diyen ve demeye hazırlanan  bu kişilerin yeniden umutsuzluk tohumları atmasına kesinlikle izin verilmemelidir.  TEMAD tarihindeki en büyük ihraçlarını gerçekleştirenler, İstanbul gibi bir ilin TEMAD il başkanlığını hukuksuz bir şekilde kapatılar.  Başarısızlıklarını, kişisel hesaplarını gizlemek adına gündem değiştirmek için mücadele gönüllülerine ahlaksızca  hakaret ve iftiralarda bulunanları  yok sayarak unutarak yeni bir başlangıç yapamayız.   Adaleti sağlamayanlar kendileri için adalet isteyemezler ...   TEMAD tüzüğü gereği şubelerin ihraçlarına genel merkez  karar verir,Genel merkezin  verdiği ihraçlara da Genel kurul'da itiraz edilir.  Son genel kurulda ihraçlar gündeme gelmedi .  Peki bu durumda ihraç edilenlerin itirazları, adaletin gerçekleşmesi gelecek genel kurula mı kaldı?  Böyle bir hukuksuzluk,vicdansızlık,adaletsizlik olur mu?  Elbette olamaz ve bu durumda ihraçlar yok hükmündedir, ihraçları kaldırarak  mücadeleye gönüllü destek verecek olan arkadaşlarımıza yapılan hukuksuzluğa son vererek hakkın iadesini sağlamalıyız. Bu arada TEMAD'ın kalesi İzmir 'deki BALÇOVA şubesindeki  keyfi uygulamaya da  derhal son verilmesini genel merkez yönetiminden bekliyoruz. Ben bu şubenin yönetiminde görev yaptım, şube restorasyon için bankadan çekilen krediyi hatta şu an başkan olan muhasibe ayda 600 lira taksi parası öderken kâr ediyordu.  Olağan seçim kararı alırken de yerimizi gençlere bırakacağız bu nedenle aday olmayacağız sözüne ben uydum başkan uymadı. Kâr eden  borçsuz şubeyi zarar eden duruma getiren mücadeleye somut hiçbir katkısı olmayan  Erdoğan Öztürk  Ahmet KESER'in takdirine mahzar  olmalı ki  Genel merkez kendisine törenle  sadakat pardon  onursal üyelik ünvanı verdi... Kirası olmayan  elektrik su ,ısıtma gibi giderleri belediye tarafından  karşılanan  ve  yüzlerce üyenin aidatına rağmen zarar  eden eski   başkanına onursal üyelik ünvanı verilip ondan bayrağı ve aynı   zihniyeti devralan yeni başkan korunmuşsa…
Değerli Meslektaşlarım Ahmet KESER yönetimi göreve geldiği zaman aşağıdakine benzer bir yazı yazarak kutlamış,maddi ve manevi desteğimizle yanlarında olduklarını belirterek başarılar dilemiştik.   ANCAK ne yazık ki tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini alanlar kişisel hesaplarla en büyük hayal kırıklığı yaratıp birbirimize olan tahammül ve saygımıza her dönemin adamı olan ahlaksız nemacı yalakalarla dinamit attılar ve layık oldukları şekilde yönetimden uzaklaştırıldılar. Ahmet KESER  dünü unutmuş gibi bugün birlik beraberlik diyorsa bunun arkasında yine hiçbir yetki ve sorumluluk verilmemesine rağmen  KOOPERATİF ve VAKIF gibi  TEMAD ve astsubay adını kullanarak  kişisel hesaplar planladığını  tahmin etmek zor değildir ve kesinlikle izin verilmemelidir. Saygıdeğer  Meslektaşlarım, Mücadelenin en kırılgan noktası umutsuzluktur! Bir yazımda “henüz muhataplarımızın ön yargılarını değiştiremesek bile biz değişmeye başladık. Eleştiriyor, sorguluyoruz. Bu bir kazanımdır” dediğimi hatırlayanlar olacaktır. Bunun sonucu olarak; bizi temsil etmek için TÜZÜK’teki görevleri ve verdikleri vaatleri gerçekleştirmek için gönüllü aday olanların bizlere saygı duymamaları, seçilmek için gösterdikleri gayreti sorunlarımız çözmek için göstermemeleri, kişisel hesaplarla hareket etmeleri ve statükodan vazgeçmemeleri yüzünden eleştirdik. Onlar, eleştirilerimizden yararlanmak yerine 'başarısızlıklarını gizlemek adına' sanal kişiler aracılığıyla ve bizzat kendileri tarafından bu mücadeleye gönül verenleri dışlamaya çalıştılar. Bizi temsil etmekten aciz kalanların tüm hesaplarını alt üst ederek bu yönetimden kurtulduk. Bu, bizlerin ve kararlılığımızın başarısıdır. TEMAD yönetimine seçilen Sn.Hamza DÜRGEN  ve ekibini kutluyorum. Sorunlarımızın çözümünde yapacakları çalışmalarda, başarılı olmaları için, maddi ve manevi desteğimiz ile 'şartsız olarak' yanlarında olacağımızı, sizler adına bir kez daha hatırlatırım! İyi niyetle başlayan iktidarlar ateşten gömlek giyerler.toplumun beklentileri fazla İşleri zordur! Bizler bunun bilinçindeyiz. Daha önceki yönetimde de olduğu gibi, bu arkadaşlarımızdan mucize değil, iyi niyet ve şeffalık ve yaşananlardan ders almalarını bekliyoruz unutulmamalıdır ki TARİH DERS ALMASINI BİLMEYENLER YÜZÜNDEN TEKÜRRÜR EDER . Kendilerini izleyeceğiz. Belirttiğim gibi, herütürlü  desteğimiz ile birlikte gördüğümüz aksaklıkları da eleştirmeye devam edeceğiz! Eleştiri mükemmele açılan kapının anahtarıdır. Donanımlı liderler eleştirilerden güç alırlar. Değerli meslektaşlarım, bizler yıllarca ön yargılarla tahakküme varan sosyal ve ekonomik haksızlıklara uğradık. "Kol kırılır, yen içinde kalır" dediğimizde bu kez kanadımız kırıldı! Oysa bizim isteklerimiz bazılarına altın tepside sunulan ayrıcalık değildir! Biz sadece ADALET-EŞİTLİK VE İNSAN ONURUNA SAYGI istiyoruz!..   Sitemizin ana sayfasında yayınlanan Asb.Güç Birliği Platformu'muz tarafından 'sorunlarımızı basın ve ilgililere iletmek için' hazırlanan "BİZ KİMİZ, NE İSTİYORUZ?" yazısındaki haksızlıklarımız ve bunların çözüm önerileri, bu yönetim tarafından da bilinmektedir.    Yeni seçilen arkadaşlarımızın "umut" olduğunu belirtmiştim. İnanıyorum ki bu kez yanılmıyacağız! Bu arkadaşlarımız yeni seçildiler. Teşkilatlanmaları ve programlarını hazırlamaları için kendilerine kısa bir süre izin verelim. Ardından birlikte el ele, gönül gönüle büyük…
Değerli Meslekdaşlarım,Zabitanın Osmanlı'daki imtiyazını Cumhuriyet’te de sürdürmenin yanı sıra görevde rahat etmeleri için dahiyane bir çözüm üretip Astsubay mesleğini ihdas etmişler ; Nöbeti o tutacak, otu o yolduracak,boku,çöpü o döktürecek, zimmet , Mehmet onun sorumluluğunda olacak ama hakları olmayacak laik demokratik hukuk devletinin koruyucusu olan milletin ordusunda önyargılarla adalet esirgenecek ….. Nitekim gerçekleştirdiler Öncelikle hakları kısıtladılar ki tahakküm gerçekleşsin ardından tahsil seviyesini çağın gereklerine uydurmadılar, kendilerini geliştirmek adına yüksek tahsil yapanlara antidemokratik baskıların yanı sıra ANAYASA mahkemesini yalan yanlış bilgilerle aldatıp , AYİM hukuku guguk eden aleyhte kararlar ı ile tek teşvik olan üst dereceyi iptal ettirdilerBiz de insanız diyen, adaletten başka talebi olmayan assubaylar 1970 Assubay eşleri yürüyüşleri ve hukuksuzluklara dikkat çekmek için yapılan OCAK 1976 işi yavaşlatma eylemlerine katıldılar; Katıldılar katılmasına da Hak aramanın Erdem olduğu bir dünyada akıl almaz baskılara uğratıldılar buna rağmen birkez daha astsubay olmadan bırakın ordunun savaşmasını askerin karnını doyuramıyacağı gerçeğini anladılarBu baskılar sonucu binlerce (özellikle Hv.K.) assubay hapislere,sürgünlere maruz kaldı yüzlercesi hukuksuz vicdansız bir uygulama ile ordudan ilişikleri kesildiTüm bunlar bizi yıldırdımı ? HAYIR Baskılar bir süre etkili olsa da iletişim çağının nimetlerinden yararlanarak Assubaylar tekrar adaletsizlikleri hukuksuzlukları ilgililere ve kamuoyuna duyurmaya başladı İlk kez mynet mesaj grubu ardından assubayların özgür sesi www.emekliassubaylar.org sitesi kuruldu Örgütlendik şahlandık, sitemizde bizi gerçek anlamda temsil edecek bir yönetim kuruluncaya kadar basın dahil muhtelif platformlarda derecemizden,tazminatımızdan,hukuku guguk yapan disiplin yasasından,personel kanununa kadar tüm olumsuzlukları dile getirdik Ödeneğimiz,sekreterimiz,aidat gelirimiz,gayrimenkul kiralarımız,hazine yardımı hatta tüzel kişiliğimiz olmadığı halde basında yer almayı günler hatta haftalar süren yazı dizileri,protesto yürüyüşü, mail kampanyaları ile hukuksuzlukları dile getirdikSonunda bizi gerçek anlamda temsil edecek yöneticileri seçmek için sitenin TEK YÜREK grubu ile başlattığımız çalışmaların ardından meşaleyi YENİ OLUŞUM grubuna teslim ettik yaşanan kişisel hesaplar bu güzel girişimi gölgelese de Ahmet KESER başkanlığındaki yönetim hepimiz için umut oldu seçilmelerini sağladık tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini verdik Ne yazıkki Ahmet KESER önce yol arkadaşlarını yolda buldukları ile değiştirdi istikrar sağlansın düşüncesinde olanlar bu kişinin yeniden seçilmesini sağladı; Sağlık sorunlarımıza, maddi sıkıntılarımıza rağmen miting dediler koştuk; ÖLÜM ORUCU dediler destekledik meğer bizi bay KESER kurşun askeri zannediyormuş... Milyonluk bütçeler, art arda gelen televizyon röportajları bu kişinin kibire ve ben neymişim be abi modlarına girmesine neden oldu; Hiç kimse düşüncesini başkasına hakaret ederek anlatamıyacağı gerçeğine rağmen GÜZİN PAŞA-ŞEZLONG ALBAYI-REZERVE PAŞA gibi maksadı aşan değerlendirmeler ve birilerine mesaj vermek adına yapılan kişisel davranışlar yüzünden genelkurmay nizamiyesinden giremiyecek hükümet tarafından muhatap alınmıyacak duruma düştüler,uyaran eleştiren assubay sevdalılarına da ahlaksızca hakaret ve iftilarda bulundular şube…
Saygıdeğer Arkadaşlarım,dostlarım; Göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir yaşamda  çekirdekten ekilen fidan gibi doğduk,büyüdük, serpildik.  Benim üniversite tahsili ve kariyeri olan gurur duyduğum  pırıl,pırıl iki kızım,aslan gibi iki damadım kalp ilacım diye sevdiğim üç erkek torunum var.Allah evlatlarımızın acılarını bize göstermesin onlara barış,mutluluk ve huzur dolu bir yaşam nasip etsin. Biz “İşte geldik gidiyoruz şen olasın Halep şehri” dedikleri gibi yaşam maçını bitirdik uzatmaları oynuyoruz kendi adımıza hiçbir endişemiz,beklentimiz yok tüm endişemiz ülkemiz, evlatlarımız ve torunlarımızın geleceğidir. Koskoca Osmanlı imparatorluğu din bezirganı yobazlar ve saltanat düşkünleri yüzünden düşmana peşkeş çekilecek bir hale gelince Allah’ın Türk milletine bir lutfu olan önderimiz Atatürk ile Kurtuluş savaşını başardık. Savaş sonrası  Atatürk  Mustafa Kemal Han olarak başımıza padişah olabilir, Allah’ın ona vermediği bir yetki ile Halife kılıçını sağa,sola sallayabilirdi ... Ama Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşları Türk Milleti'nin kenetlenmesiyle yürütülen Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasının ardından dünyanın en modern yönetimi olan Cumhuriyeti bizlere armağan etti . Cumhuriyet fazilettir,bağımsızlıktır;  Türk Ulusu'nun yaradılışına en uygun olan yönetim şeklidir. Şehit kanları ile sulanan topraklarımızda huzur ve refah içinde  içinde yaşamaktan başka ne derdimiz olabilir? Atatürk’ün bizlere hedef olarak gösterdiği çağdaş medeniyet seviyesinden her geçen gün uzaklaşmak bizleri geleceğimiz adına,evlatlarımız adına endişeye sürüklemektedir. İçinizde bu duyguyu yaşamayan var mı? Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiği vatansever  Türk Gençliği, Cumhuriyetin 94'üncü yaşını kutlarken, ne yazık ki bazı kesimler tarikat evlerinde Cumhuriyet düşmanı olarak yetiştirilmektedir. Bunların ülkemize neler yapabileceği emperyalist maşası yobaz fetonun  ihanet çetesinin 15 Temmuz darbe girişimi ile ortaya çıkmıştır . Tehlike henüz geçmedi, Cumhuriyetten rövanş almak isteyen güçler Sevr heveslileri ile birlikte Cumhuriyetin ve Yüce Atatürk’ün devrimlerinin üzerine çullanmış durumdadırlar. “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE “ demek bile suç olmuştur. Bu durum karşısında vatanseverler olarak elbette duyarlı olmak zorundayız ve bu arada bizi umutlandıran çok güzel şeyler oluyor . Ortanca torunum Asil Baki  İzmir TAKEV kolejinde okuyor, Almanca eğitim veren bir kurum bu ülkenin toprağında yaşayan ekmeğini yiyen yobazların aksine öğrenciler ATATÜRK ve Cumhuriyet sevdalısı olarak yetiştiriliyor;  geçen yıl okulda düzenlenen bir etkinlikte herkes gibi ben de duygulandım, yaşıma erkek olmama bakmadan çocuklar gibi ağladım. Aynı okul  Cumhuriyet haftasında okulla  Dumlupınar şehitliğini ziyaret edip Anıtkabir’e gittiler. Sıradan bir okul gezisi olarak görülebilir, ama aşağıdaki  iki resme dikkat edin, geleceğin teminatı olan bu minik yürekler yol kıyafetleri ile Ata'nın huzuruna çıkmamak için sırt çantalarında takım elbiselerini götürüp, Anıtkabir'e ATATÜRK'ün manevi huzuruna takım elbise giyerek saygı ile gururla çıktılar. Bazılarının aksine Atatürk ve Cumhuriyet sevdası ile yetişen gençlerimiz var…
Saygıdeğer Meslektaşlarım "Adalet toplumun,devletin temelidir; Adalet olmayan yerde hiçbir şey olmaz." Her zaman ifade ettiğimiz gibi biz assubaylar  ülkemize ve ordumuza sadakatimizi terimiz,kanımız ve canımızla ispat ettik çok zor koşullarda büyük sorumluluklar üstlenerek ölümle burun buruna görev yaptık; karşılığında imtiyaz ve ayrıcalık değil sadece ADALET talep ettik.  Ne yazık ki kahrolası ön yargılı zihniyet bizlerden adaleti esirgiyerek adeta vatanseverlik duygularımızı istismar edercesine haksızlık hukuksuzluklar yaptı;  özellikle de feto örgütünün TSK içindeki komuta kademesindeki alçak hainler bu hukuksuzlukları  savunarak bizlerin aidiyet duygusunu yok etmeyi ve böylece  TSK yıpratmayı amaçladılar. TSK yeniden yapılandığı bu dönemde yaşananlardan ders alan yok haksızlık,hukuksuzluk devam ediyor.Muhatapları ile görüşemeyen temsilcimiz TEMAD tüzükteki görev ve sorumluluklarını  unutmuş ticaret ve komisyonculukla uğraşıyor. Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammet HAKSIZLIKLAR KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR buyurmuşlar; bizler de kendimize mesleğimize saygımız gereği sağır sultan bile duymuş olsa da her platformda bizlere yapılan haksızlığı hukuksuzluğu anlatarak adalet talebimizi tekrarlıyoruz.  26/29 Ağustos 2017 tarihinde parti gözetmeksizin adalet isteyen  tüm kamuoyunun davetli olduğu CHP düzenlediği ÇANAKKALE ADALET KURULTAYI'na davet edilince sevgili kardeşim Fahrettin BAĞRI ile birlikte kurultayın  POLİS-ASKERE ADALET ÇALIŞTAYI'na İzmir MV. Sn.Murat BAKAN'ın mederatörlüğünde katıldık. Mali konularda uzman olan Sn.Fahrettin BAĞRI neredeyse bana söz bırakmayacak şekilde zamanın elverdiği ölçüde ana fikri "TSK. MESELESİ ASSUBAYLAR MESELESİDİR" eksenindeki konuşmasında başlangıç derecelerimizdeki adaletsizliK, tazminatlar,sicil affı gibi konuları sade bir dille anlattı.  Bana ise sadece adalete vurgu yapıp temel sorunlarımıza kısaca değinmek düştü . Çalıştayda yaptığım konuşma metnini bilgilerinize sunar, huzur ve adalet dolu günler dilerim.      ADALET KURULTAYI POLİS VE ASKERE ADALET ÇALIŞTAYINDAKİ KONUŞMA METNİ Saygıdeğer milletvekilleri, değerli katılımcılar Öncelikle şahsım ve astsubay meslektaşlarım adına sizlere sevgi ve saygılarımı  assubaylara yıllardır ön yargılarla yapılan adaletsizlikleri birkez daha ifade etme fırsatını verdiğiniz için de minnettarlığımızı sunuyorum. Toplumların temeli adalettir; Adalet olmayan yerde hiçbir şey olmaz. Öncelikle her ne olursa olsun,adaletsizliğin arkasında kim varsa,ne varsa amansız,ancaksız ve net bir dille adaletsizliği lanetliyoruz. Değerli katılımcılar Adında MİLLİ kelimesi olan iki bakanlığımız vardır; Milli Eğitim Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı Geleceğimize yön veren MEB mensuplarının saygınlığı ve personel ayrımı gözetmeyen bir kurum olarak tanınmaktadır. MEB personeli arasında kesinlikle statü farklılıkları sosyal,ekonomik ve insani haklarda ön plana çıkmaz; tüm personel  hizmetli-memur-öğretmen-idareci  tahsil dumlarına göre aynı derece ve kademeden göreve başlar öğretmen evlerinde eşit hizmet alırlar. TSK'da sıra assubaya gelince kural değişir nasıl değişir? Assubaylara ayrılar sosyal tesislerin sayıları az fiziki şartları yetersizdir. Göreve alt kademeden başlarlar, Türkiye'de Anayasa’ya aykırı hiçbir şey yokmuş gibi zamanın Amiral kökenli Cumhurbaşkanı koltuğunun altına verilen dosyadaki gerçek dışı…

HAYIRLI İŞLER TEMAD

24 May 2017
131 kez
Yazan
 Saygıdeğer Meslektaşlarım  Birçok kişinin macera olsun diye 24 saat dayanamayacağı mekan ve şartlarda, üstelik ölümle burun, buruna görev yaparak ülkeye ve ordusuna sadakatini kanıtlayan biz assubaylar ön yargılarla yapılan sosyal,ekonomik ve insani haksızlıkları gidermek makus talihimizi yenmek için TEMAD çatısı altında örgütlendik, derneğimizin TÜZÜK'teki amaçlarından kısa bir bölüm:    a. Dernek mensuplarının birlik, beraberlik, sevgi, saygı ve ilgilerini sağlayabilmek bakımından sosyal ve kültürel toplantılar,        konferanslar ve seminerler düzenler.   b. Dernek, sosyal, kültürel ve hukukî bakımdan zorluğa düşmüş üyelerine yardımda bulunur.   c. Dernek, üyelerinin sorunlarının çözümü için gereken yasal ve idari girişimlerde bulunur,……… Genel başkanlığa gönüllü aday olan, seçilmek için büyük gayretler sarf eden genel başkan Ahmet KESER’in vaatlerinden bazıları : Birinci önceliğimiz; yıllardan beri çözüm bekleyen özlük haklarımızı almak olacaktır.Özlük haklarının alınması için ilgili, yetkili ve etkili kurumlarla sonuç alınıncaya kadar müzakereler kararlılıkla yürütülecektir.İkinci önceliğimiz; TEMAD, İl, İlçe Başkanlıkları ve üyelerinin de katılımını sağlayacak demokratik bir  yönetim anlayışıyla yeniden yapılandırılacaktır. Bu maksatla yapmak istediklerimizden bazıları şunlardırİl ve İlçe Başkanlıkları ile TEMAD yönetimi “Telekonferans sistemi” ile ortak toplantılar düzenleyerek “Katılımcı Yönetim” uygulaması yapılacaktır.Üyelerin ihtiyaç sahibi öğrenci çocuklarına; burs ve yurt temin edilmeye çalışılacaktır. Yaşlı üyelerimizin bakımı için gerekli olan bakımevleri açılacak veya anlaşmalar sağlanacaktırÜyelikten çıkartılanların (Yürürlükteki kanunlar gereği dernek üyesi olamayacaklar hariç ) tekrar üye olmaları sağlanacaktır,  Peki söyler misiniz; bu görevle ve vaatlerle seçilen tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini alan yönetim bunların hangisini gerçekleştirdi? HİÇBİRİNİ, üstelik bay başkan “Ben sizden sorun çözmek için yetki almadım “ sözü ile başarısızlığını ve bundan sonra kendisinden başarı beklenilmemesini açıklamıştır.   Tüm bunları eleştirince ruhunda riyakarlık olan bir avuç yönetim yalakasının iftira ve hakaretlerine maruz kaldık.  Ne yazık ki zaman bizi haklı çıkardı,bu yönetim haklarımız önünde engeldir, nitekim başkanın sırdaşı sağ kolu olmasına rağmen hangi hesaplar sonucu ihraç edildiği netlik kazanmayan başkan yardımcıları bile olumsuzlukları,aymazlıkları 40 yılda bir ele geçen fırsatın başkan tarafından heba edildiğini itiraf etmişlerdir.   Haksızlıklara sessiz kalmak haksızlık kadar suçtur, ne yazık ki  kendilerini tenzih ettiğim mücadele için çırpınan şubelerini ,üyesine destek olan şubesini kâr ettiren  bir avuç  taşra yönetimi dışında kalan şubeler bu aymazlıklara sessiz kaldıkları gibi at sahibine benzer sözüne uygun olarak şubeleri kendi çiftlikleri gibi kullanmaktan geri kalmamışlar  mahalle kahveleri kira,vergi,işletme giderlerini karşılayıp ev geçindirdikleri halde bu şubeler komik karlar ya da zarar etmektedirler.    Şubelerin tüzel kişiliği yoktur ; ısrarımıza rağmen tüzükteki olumsuzluklar düzeltilmediği için şubeler sosyal yardım ve lokal işletmesi ile yetinmişler inisiyatif alan şubelerimizin ve özverili assubay sevdalılarının gayretleri ile sorunlarımız dile getirilmiş, birkaç küçük kazanımı da genelkurmay nizamiyesinden giremeyen sivil…

ASSUBAYLAR GÜNÜ

16 Eki 2016
110 kez
Yazan
17 Ekim Assubaylar günü ile ilgili programı sizlere duyurmak, meslektaşlarımızın katkılarını sağlamak için TEMAD Gn.Mrk.kutlama programı yayınlamasını bekliyorduk; ancak her geçen yıl biraz daha tükenmişliğin, çaresizliğin hakim olduğunu gördük. Bazı şubelerimizin gayretleri ile bilboard ilanları ve şubelerimizin büyük bölümü kutlama programları yayınladı, peki ya Gn.Mrk. sadece sitesinde kuru kuruya yasak savar gibi aşağıdaki mesajı yayınladı.  "17 Ekim Dünya Astsubaylar gününü ve TEMAD’ın 32nci kuruluş yılını kutlar,,şehitlerimizi rahmet gazilerimizi saygı ile anarken bütün meslektaşlarımıza aileleri ile birlikte sağlıklı ve huzurlu yarınlar dilerim.   Ahmet KESER TEMAD Gn.Bşk."  Ders almayı bilmezseniz tarih tekerrür edermiş; nerede o on binlerce kişinin katıldığı coşkulu kutlamalar!..   TEMAD tarihinin en büyük desteğini alanlar en büyük başarısızlığı ve umutsuzluğu bu topluma verdiler.  Dünyada sadece bizlerin kutladığı bir DÜNYA ASSUBAYLAR GÜNÜN’de TEMAD teslim bayrağını çekti, etkinlik yok, program yok, belli ki  genel başkan zeytincilik kooperatifi, emlak komisyonculuğu,muhalif meslektaşları fişleme ya da örgüt üyesi diye jurnalleme gibi önemli işlerini takipten zaman ayıramamıştır... Bu aymazlığın tercümesi bir arkadaşımızın 1 yıl önceki 17 Ekim'de belirttiği gibi   * Para bitti, aşk bitti" diyor, * Paralar suyunu çekti" diyor, * Kutlama yapacak paramız ve becerimiz yok" diyor, * Sponsor bile bulamadık" diyor, * Bu yıl 17 Ekim'i ayarlayabilecek ve organize edecek kapasitede kimse yok" diyor, * Şube başkanlarını bile toplayacak mecalimiz yok" diyor! Sn. Mustafa EROL döneminde, binlerce kişi, bu yönetimin umut olduğu dönemde  Ankara'ya on binler toplanırken, şimdi  bunlar kaç şube başkanı toplayabileceğini bile kestiremiyor. Para ,pul değil yürek birlikteliği sağlanabilseydi :  İşte size örnek bir program; Toplayın Şube Başkanlarını (tabii toplayabilirseniz!), ANITKABİR'i ziyaret edin, ardından siyasi ve askeri otorite ile görüşün  5 Yıldızlı Otel yerine CEBECİ ŞEHİTLİĞİNE gidin, 5 YILDIZLI OTELDE KOKTEYL YERİNE, ŞEHİT AİLELERİNİ, GAZİLERİ ZİYARET EDİN, 5 YILDIZLI KONSER YERİNE, KOCATEPE CAMİSİNDE ŞEHİTLER İÇİN MEVLÜD-Ü ŞERİF OKUTUN... Assubayların onur mücadelesi tarihinde hiç bu kadar kişisel hesaplara kurban edilmedi. Mücadele tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini alan Sn.Keser hatalardan ders almak, vaatlerinde belirttiği sözde katılımcı yönetimi gerçekleştirmek yerine eleştirenlere saldıranlardan medet umdu, yola çıktıkları dava arkadaşlarını yolda buldukları ile değiştirdi, müfteri başını genel başkan yardımcısı yaptı, sonunda onunla bile yollarını ayırdılar. Ayrılmayan ihraç edilmeyen kalmadı, istifa ve ihraçların yerine görevlendirilecek yedek üye kalmadı yönetim düşmüş durumda, ama yalakaları ile hâlâ muhataplarımızla görüşüyoruz 9/2 ve tazminatları halletmek üzereyiz çalışıyoruz algısı yaratma peşindeler ...  Bu zihniyet mi dünya'ya assubaylar gününü kabul ettirecek? Yazık, biz bunları hak etmiyoruz; dünyada bizden başka hiçbir ülkenin tanıyıp kutlamadığı  DÜNYA ASSUBAYLAR GÜNÜ'nden  şu DÜNYA kelimesini çıkarıp birilerine mesaj için değil kendi itibarımız…
  Onlar TSK'nın olmazsa olmaz elemanı olsalar da ,onlar olmadan bırakın ordunun savaşmasını asker karnını doyuramazsa da, Hainlerin darbe girişiminde demokrasi adına gözlerini kırpmadan şehit olsalar da  Kahrolası ön yargı ile hâlâ  klimalı ofislerdeki memurlardan daha alt kademeden göreve başlatılan, Hak ettikleri tazminatları verilmeyen Assubayların cephesinde değişen bir şey yok... Yine ön yargı, yine tahakküm, yine adaletsizlik devam ediyor. Sevgili Bora Dandinoğlu’nun yazısını bir kez daha hatırlatalım. Bakarsınız kulakları ve vicdanları mühürlenmiş olanlar çoğunlukta olsa da   yüreğinde biraz adalet kırıntısı kalmış son olaylardan sonra haksızlığın,adaletsizliğin, ayrımcılığın ordumuza verdiği zararları görmüş sağduyu sahipleri bulunabilir.  ADALET HERKES İÇİNDİR VE ADALET OLMAYAN YERDE HİÇBİR ŞEY OLMAZ...                                                     ***                                 *** Hemen hepsi fakir ailelerin çocuğu… Diğerlerinin ergenlik sivilceleri ile tanıştıkları yaşta onlar ‘tüfekle’ tanıştılar. Sadece tüfekle mi? Hasretlikle, gurbetle, kumanya ile, hiyerarşi ile, çadır hapsi ile… *** Sınavdan zayıf not aldıklarında yanlarında “Çalışır düzeltirsin şekerim” diyen anneleri olmadı, ceza veren komutanları oldu. Kız arkadaş, flört nedir bilmediler okul hayatlarında. “Afiyet olsun” diyen olmadan ilk lokmayı yiyemediler. *** ‘Reşit’ olmadan mezun oldular. Bu vatan için gözlerini kırpmadan öleceklerine yemin edip, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin omurgasının birer parçası oldular. *** Kendilerinden yaşça daha büyük olan kınalı kuzulara öğretmenlik, abilik, babalık hatta annelik yaptılar. *** Davul zurna ile gönderdiğiniz evlatlarınıza; Savaş sanatını da, yatak yapmayı da onlar öğrettiler. Mayına basmamayı, etek traşı olmayı, yakın boğuşmayı, dökmeden yemek yemeyi, el bombası atmayı, büyük abdestini icra ederken tuvalet deliğine nişan alabilmeyi, arkadaşı öldüğünde onu nasıl taşıyacağını, yavukluya, ana babaya nasıl mektup yazılacağını … hep onlar öğrettiler. Memleketten parası gelmeyene ceplerinden harçlık verdiler. Hasta olanı doktora, izine gideni terminale götürdüler… *** Sadece bu kadar mı? Hayır, bunlar devede kulak. Bir çoğunuzun anca haberlerde gördüğü uçakların, tankların, gemilerin, silahların, araçların zimmetleri, yani kullanım harici bütün sorumlulukları ve bakımı onlardadır. Ki bir kısmını da zaten onlar kullanır veya komuta eder. Geceleri bütün kışlaya, silahlara ve erlere mukayet olan 10 rütbeliden 8’i onlardır. Evlatlarınızın kullandığı silahtan, yattığı ranzadan, yemek yediği yemekten, giydiği bottan, girdiği tuvalete kadar her yer her şey onların kontrolündedir. “Mesai bitse de eve gitsek” mantığı yoktur onlar için. Mesai işleri bitince biter. İş bitmezse mesai de bitmez gitmezler eve. *** Dağda terörist kovalayanların başında onlar vardır. Şehit haberlerinin hemen hepsinde onlardan birinin adı mutlaka geçer. Gazi olanların da. İt avında da en öndedirler çünkü. İlk mermi sesi duyulduğunda, bütün erler ona bakarlar, bir şey söylese de yapsak diye. *** Hata yapma şansı yoktur..! Hatası kanla, ölümle sonuçlanır zira. Yorgun, halsiz, canı sıkkın,…