×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 3629
JUser: :_load: Unable to load user with ID: 932
GÜNEY RÜZGARI

GÜNEY RÜZGARI (8)

Değerli Arkadaşlarım 2010 sonlarında bütün kamuoyumuzun beklentilerini karşılayamayan Sayın Mustafa Erol yönetimine karşı muhalefet sesini giderek yükseltmeye başlamıştı. 5.000 E.Assubayın katıldığı Ekim 2010 Abdi İpekçi büyük mitingimiz de sonuç vermemiş, üyelerimiz Temad'ın varlık nedenini sorgular durumuna gelmişti. Her kafadan bir ses çıkıyor Temad'ın temelleri çatırdıyordu. Böylesi bir karmaşa içinde 2011 seçimlerine gelindi. 9 yıllık yıpranmış Sayın Erol yönetiminden kurtulabilmek için bütün muhalefet hep beraber başka güçlü aday olmadığı için Sayın Keser'e denize düşenin yılana sarıldığı gibi sarıldık. Ben dahil bir çok arkadaş üçüncü aday Sayın Cengiz Erten'e Sayın Keser lehine seçime girmemesi için ricada bulunduk. Tanıdık tanımadık delege arkadaşlara telefonlarla, e-maillerle Sayın Keser'i desteklemelerini rica ettik. Çünkü biliyorduk ki Temad bir üç yıl daha Sayın Erol dönemine dayanamazdı. Kazanması durumunda alternatif oluşumlar tartışılmaya bile başlanmıştı. Bu koşullar içinde bir kaç oy farkla Sayın Keser seçimi kazandı. Seçime gidilirken kimlere seçim sonrası payeler dağıtıldı, yöneticilikler sözü verildi ayrı bir tartşma konusudur. Sayın Keser'in ilk çalışması hukuk konusunda oldu. Selefi hakkında suç duyurusunda bulundu. Temad'a savcı çağırdı. Oysa seçim öncesi söz verdiği çalışma programında birlik ve bütünlük sözlerinin mürekkebi kurumamıştı. Sayın Keser, kötü başladığı yolda, bazı duayen büyüklerimizin "Sayın Erol'u sizlere aratmazsa namerdim" iddiası dogrultusunda kötü yürümeye devam ediyordu. Yıllarca "Yeni oluşum" grubu içinde beraber çalıştıkları arkadaşlarından oluşturduğu yönetimini devre dışı bırakıp yardımcısı, hemşehrisi ve kankası Sayın Binici ile birlikte TEK ADAM FAŞİZMİNDE olduğu gibi derneğimiz Temad'ı yönetmeye başladı. Tabii bu işler kolay değildi. Beklenen ilerlemeyi sağlayamıyor kamuoyumuz sabırsızlanıyordu. İmdadına Kr.Sb.lara yapılan "Komkarsu tazminatlarına" tepki göstererek, ekonomik kaynaklı çalışanlarımızın kurduğu "Bu kadarınada pes diyen Assubaylar" grubu yetişti. Bu arkadaşlarımızın kurduğu bu grup kısa sürede 220 bin kişilik bir sayıya ulaşarak sosyal medyayı sallamaya ve o güne kadar sorunlarımıza duyarsız kalan basının dikkatini çekti. "ASSUBAYLAR NE İSTİYORDU?" www.emekliassubaylar.org grubu basın sözcüsü Sayın Ersen Gürpınar'ın Aydınlık gazetesine verdiği açıklama da buna eklenince yukarıdaki soru daha bir anlam kazandı. Artık Sayın Başkanı her gün bir başka TV.de görmeye başladık. Fakat o da ne? Başkan hızını alamamış haklarımızı açıklamayı unutmuş, tek kanatlı bröveleri bırakmış Gen-Kur.Bşk.lıgını eleştiriyor. Başbakanın bile söyleyemeyeceği "Gen-Kur. gereksizdir. KKK.lıgı vekaleten yürütebilir, Gen-Kur'un askeri mi var?" gibi büyük ve iddialı laflar etmeye başladı. Sayın Keser'in bu çıkışı yıllardır baskı altında görev yapmış E.Assubay arkadaşlarımızı coşturmuş "vur vur inlesin Gen-Kur. dinlesin" çizgisine getirmiş zaten Assubaylar üzerinden TSK düşmanlığı yapanların ekmeğine yağ sürmüş, kamuoyumuzu da sorunlarımızın çözümünde muhatap olarak, Gen-Kur.cılar ve İktidarcılar diye sanal olarak ikiye bölmüştür. Tv.deki etkili ama yanlış, hamasi konuşmalarıyla arkasına belirli bir…

İKİ PERDELİK OYUN !..

15 Şub 2012
8347 kez
Yazan
Yıl 1919 Temmuz'un 23' ü. Atatürk Erzurum Kongresini açar. Alınan en önemli karalardan biri de ulusal'cı bütün derneklerin tek çatı altında toplanmasıdır. Aynı zamanda İstanbul'da Damat Ferit Paşa Kabinesi iş başındadır ve M.Kemal Paşa'nın bu girişimlerini adeta dünyaya jurnal etmekte "Anadolu'da karışıklık çıktı. Anayasaya aykırı olarak Millet Meclisi adı altında toplantılar yapılıyor. Bu girişimin sivil ve asker görevlilerce yasaklanması gerekir." demektedir. Bunun sonucunda Atatürk'ün derdest edilerek tutuklanıp İstanbul'a gönderilmesi için bir buyruk çıkartılır. TEMAD Gen.Bşk.lıgı Ankara'dadır. Seçimle işbaşına gelmiş olsa da Gen.Bşk. üyelerinin gözünde neredeyse yasallığını kaybetmiştir. Bir kaç muhalif grup ve bir çok Assubay  devre siteleri kurulmuş hızla kendi aralarında örgütlenmekte ve muhalefet seslerini yükseltmektedir. Bazı muhalifler Merzifon'dan Ankara'ya 320 Km.yürümektedir. İzmir, İstanbul, Antalya ve Anamur'dan gelen sınıf sevdalıları bu yürüyüşü karşılamak için toplanmaktadır. Genel Bşk.lık, çözümü "Onlar, bizden degil" diyerek bertaraf etmeye çalışıp, müttefiklerine güvence vermeye çalışmaktadır. İstanbul'da bir türlü toplanıp ulusal kurtuluşu saglayacak karaları alamayan ve tamamen müttefik devletler güdümüne giren sadece İstanbul'u, Padişah ve halifeyi kormaya ve kurtarmaya yönelik bir çalışma içine giren Ferit Paşa Hükümeti Atatürk liderligindeki Temsilciler Heyetinin aldıgı İstanbul ile Anadolu'nun irtibatının kesilmesi kararı sonrası 2 Ekim 1919'da  istifa eder. Yerine aynı gün Ali Rıza Paşa hükümeti kurulur. Temsilciler heyeti A.Rıza Paşa hükümetiyle Cemal Paşa aracılıgı ile diyaloga geçer. Ulusun bagımsızlıgı ve hakları için kendilerine azami destegi verecegini taahüt eder. Bütün örgüte bunu bir bildiri ile iletir. Yeter ki İstanbul Hükümeti Ulusal güçlerin kendisine yardımcı olması için kuruldugunu kabul etsin. Kendilerini müttefik devletlerine "Onlar muhalifler,bizden degiller." diye jurnallemesin. TEMAD Gen. Mrk.nin bir türlü radikal kararlar alarak gittikçe karmaşık bir hal alan sınıfsal sorunlarımızı çözememesi tabanda huzursuzluk yaratır. Bunun dogal sonucu olarak kurulan sitelerden biri öne çıkar ve TEMAD Gen.Mrk.ne "Biz size yardımcı olmak için varız. TEMAD bir deniz olsun bizler de O'na akan dereler olalım. Birlikte kurtaralım bu sınıfı." diye bir deklarasyon yayınlar. Ancak Genel Merkez iktidarda olmayı yedi düvelle savaşabilme gücü olarak algılar. Kimi üyelerini ihraç eder kimi duayenlerini küstürür... Uzun ve kutsal bir isyandan sonra ülke kurtulur. Padişah İngilizlere sıgınır. Cumhuriyet kurulur. Bir çok dogu ülkesi bu inanılmaz zaferi örnek almaya çalışır. TEMAD olagan seçimlere gider. Başarısız iktidar devrilir. Yeni bir yönetim kurulur. Eski yönetim Ankara dışına çıkamadan Dernekler masası yakalarına yapışır. Eski Genel Başkanın yanında hızlı savunucuları M.E.'ler yoktur. Ki kendisine şu "mesel"i verebilsin. Sayın Erol keşke NUTUK'u okusaydınız. Padişahlıgın mutlak güç olmadıgını anlasaydınız, kimin yardımcı kimin yardakçı oldugunu belki daha iyi anlardınız. Size uzanan elleri geri çevirmezdiniz. Ve... Perde…

GÜZEL İNSANLARDIK BİZ...

30 Ara 2011
7211 kez
Yazan
Aradan 38 yıl geçmiş. Halıcıoglu/Lv.Ok.K'lıgından mezun olmuşuz. Türkiye'nin dört bir yanına kur'alarımızı çekmişiz. Yıl 1973, CUMHURİYET'imizin 50 nci yılı. Mezuniyet fotograflarımızı gururla taşımışız bu yılın amblemiyle birlikte hatıra panomuza. Ve kimimiz Topkapı garajından, kimimiz Haydarpaşa garından dagılmışız güzel yurdumuzun dört bir köşesine. Faruk Ardahan'a, Nejdet Erzurum/Dadaşköy'e, Hacı Bekir Diyarbakır'a. İçimizde yeni mezun olmanın heyecanı ile ayrılıyoruz İstanbul'dan. Ama birbirimize sarılıp aglayarak. Kimse gidecegi kasabanın, kentin nerede, nasıl, nice oldugunu bilmeden, sorgulamadan, korkmadan, çekinmeden... Katıldığımız birliklerin bulundugu kasabalarda ev bulamadık. "Bekara ev vermeyiz" en sık karşılaştıgımız sorundu. Birliklerde, mesai yaptığımız odalarda tek kişilik portatif karyolalarda sabahları bekledik. Erzurum'du, Palandöken dumanlıydı, sekiz ay kış sürerdi. Servislerin kalkmadıgı evlere gidilmedigi günler olurdu. Televizyonlarda haftada üç gün paket programlar olurdu uçaklar iniş yapıp kasetleri getirebildilerse! Degilse memlekette kalmış uzak aşk anıları ile birbirimizi avutur izbe bekar odalarında esrik düşlerle uyurduk. Güzel insanlardık biz. Her asker astımız degil kardeşimizdi. Dövmeyi ve sövmeyi kaldıracaktık TSK'dan. Daglar taşlarca halkçıydık, Ecevit'çiydik. Dogruluk, dürüstlük, vatanseverlik hiç taviz vermeyecegimiz ilkelerimizdi. Atatürk'e hiç bir zaman poster olarak bakmadık. Gözünü hep üstümüzde hissettik. 1975 yılında huzurumuz kaçtı. O güne kadar duymadıgımız yan ödemelerin adını duyduk. Bizim iş güçlülügü ile iş riski ile bir ilgimiz yoktu. Kimin nereden çıkardıgını bilmiyorduk. Ama gördügümüz manzara şu idi. Sabahtan akşama kadar soguk baraka ikinci, üçüncü kademelerde arkadaşlarımız ellerine 13-14 anahtarlar yapışarak motor indiriyor ve iş güçlülügü olarak 100 puan alırken kapıdaki postasının yaktıgı sobasının ısıttıgı odasından çıkmayan Tgm. Ütgm.ve Yzb.'lar 400 puan alıyor! Kendisinde zimmetli bir kurşun kalem bile olmayan Tk., Bl.ve Tb.K.'ları 400 puan alırken üzerinde bütün Tb. Veya Tk. ve Bl.'lerin zimmeti bulunan ve boş kovanlar için bile mahkemeye verilen Assubaylar  100 puan alıyordu... SADECE EMİR VERİP İMZA ATAN BUYURGANLAR bir yıl önceden geçerli olan yasa ile birikmiş paraları ile bir son model (1975) Renault alırken biz Assubayların kısmetine de ancak bir siyah-beyaz Tv. düşüyordu. İlginçtir iktidarda halkçı Ecevit ve yasa onay makamında eski bir Amiral olan Fahri Korutürk vardır. Biri emekçiden yanadır digeri TSK'da kimin çalışıp kimin emir vererek maaş aldıgını çok iyi bilen biridir. Haksızlıklar karşısında susmamız beklenemezdi. 22-23 yaşlarındaydık. Civa gibiydik. Dogruyduk dürüsttük, vatanseverdik ama aptal degildik. Emegin, ücretin, eşitligin ne oldugunu Fransa'dan başlayıp dalga dalga bütün Avrupa'ya yayılan 68 olaylarının etkisiyle ögrenmiştik. Öyle "Celebin sopasını görünce adeta magrur salhaneye koşan koyunlardan" degildik! Kaldıgımız izbe bekar odalarında örgütlenmeye başladık. Ögle yemegi paydoslarında neler yapabilecegimizi tartışmaya, konuşmaya başladık.TEMAY'ı duyduk, ögrendik. Eskişehir, Malatya, İzmir, Bandırma, Ankara gibi yogun oldugumuz yerlerde eylemler planlandıgını duyduk.…
Büyük ve lüks döşenmiş salonun orta yerindeki masanın  hemen solunda oturmuş elinde sonuna gelinmiş ajanda ile hem konuşulanları dinliyor hem de not alır gibi yaparak kalemi oynatıyor ama bir şey yazmıyor, yazar gibi yapıyor. Neden yazayım ki diye düşünüyor bir yandan da omuzları üzerinde pırıl pırıl parlayan iki sarı yıldızı toz varmış gibi siliyor. Bu kaçıncı başkan bu kaçıncı toplantı. Bu Başçavuşların sorunlarını yaza yaza yazıcıya döndük. Tam bu sırada "Yaz" diyor yeni Gen.Kur.Bşk.nı. Düşünceleri dağılıyor."Emekli Assubaylarımızın sorunları, sıkıntıları varmış." "Not alıyorum Komutanım" diyor içinden de ben yazıyorum ama bunlar çıkınca sizler unutuyorsunuz ben de aldığım notları götürüp sümenin altında bir kaç gün tutuyor sonra da hooop 105'lik top atışı gibi sepete.... Hâttâ bir önceki Gen.Kur.Bşk.nımız Balıkesir'de MYO.Okulundaki konuşmasında yaz Per.D.Bşk.nı demişti bir "ASSUBAY DEVRİMİ" yapalım. Basının önünde söylenmişti. Devrim denince ben de Assubaylarla ilgili radikal çözümler geliyor diye heyecanlanmıştım. Devrim bu kardeşim boru degil... Sonra bir gün anımsatayım, Komutanımız basın ve çalışan emekli Assubaylar karşısında zor durumda kalmasın diye "Komutanım hani Assubaylar için devrim yapacaktık" demiştim. Kahkahalarla gülmüş "sen yanlış anlamışsın Per.Bşk.nı.Ben Assubay devrimi degil "ASSUBAY DEV-İ-RİMİ" yapalım demiştim. Bunlar manevi olarak anlaşamazlar bir de maddi olarak DEVİRİRSEK TSK'yı çok rahat yönetiriz demişti.  Şimdi Güney'de bir yerlerde balık tutuyor emekliliğinin tadını çıkarıyordur.  Biz de emekli olmadan şu yazlığı bir bitirebilsek... Şimdi bunları yazsam ne olacak yazmasam ne olacak. Neydi şu saçları dökülmüş yakışıklı Başkanlarının adı. Soyadı sanırım Keser'di ama adını unutmuşum tanışırken. Bak birin dördünden söz ediyor gene. Yahu hiç maaş derecesi olarak bile Subay Assubay eşitlenir mi? O kadar, Tğm.'imiz emrindeki Assubaydan daha az maaş alamaz diyoruz ama anlamak istemiyorlar. Siz birin üçünü aldığınıza dua edin. Bak yardımcısı da intibaklar diye iki yıllık Albaylarımızla kendilerini aynı kefeye koyuyorlar. Anayasanın eşitlik ilkesiymiş; Asubaylar MYO mezunu oldukları halde birçok kamu görevlisi ve polislerden bir alt göstergeden göreve başlıyorlarmış. Allah Allah, ben de yeni duyuyorum."Notuma aldım Komutanım. İlgilenir Bakan beyin müsteşarına iletirim komutanım. Şunların uğraştıkları şeye bak. Dokuzun biri ikisi ne farkedecekse." Arkadaşların bütün sorunlarını yazdım komutanım. Bir rapor halinde size arz edeceğim. Zaten bir önceki Temad yönetimi de beş veya altıncı görüşmeden sonra görüşebildikleri bir önceki Gen.Kur.Bşk.nımıza bu sorunlarını anlatmışlardı. Biz de miatlı evrak çizelgemize "EMEKLİ ASSUBAYLARIN KRONİK SORUNLARI" adı altında bir hane ekledik. Periyodik olarak rapor ediyoruz. Tamam Komutanım. Misafirlerinizi kapıya kadar geçireceğim. Sonra Per.Bşk.lığı makamıma geçip geçen yılkı raporu RPT bizdeki suretini sepete hooop geri tepmesiz  top atışı gibi.... Temad'dan açıklama... Assubayların kronik sorunlarının çözümü için Sayın Genelkurmay…

O.....ÇOCUKLARI

25 Ara 2011
164 kez
Yazan
Başlığıma bakıp ilk etapta bu yazımdan dolayı yargılanacağıma ve hatta sonunda ceza alacağıma kesin gözüyle bakabilirsiniz. Ancak ben yukarıdaki “O… Çocukları” kelimesi doğrultusunda halet-i ruhiye mi  açıklamaya devam edeceğim. Evetttt yanlış duymadınız. Tam anlamını çözebileceğiniz şekilde yazdım. Açık açık sinkaf yazıp siz okuyuculara saygısızlık etmek istemediğim için kısaca “O…” yazdım. Halk arasında bazen basitçe, bazen de çok zor, ağızlardan dökülen bu kelime ile doğrusunu söylemek gerekirse ilk kez futbol seyircisi iken tanıştım. Daha küçücük bir çocukken maç seyrederken takımımızın aleyhine haksız gelişen bir pozisyon meydana geldiğinde taraftarlar hemen bu kelimelere sarılırlardı. Stat atmosferi içinde hakem, karşı takım ve taraftarları, fanatik bazı gruplar için tek kelimeyle bu sıfatın sahibiydiler. Derken delikanlı olduk. Böyle ağır sözleri maçların stresiyle de olsa söylememeyi öğrendik. Delikanlı bir adam için artık bu kelimeler ancak çok büyük bir kavga esnasında söylenebilecek sözlerdi. Sonra büyüdük otuzlu, kırklı yaşlara geldik. Artık bu kelimeleri unutmalıydık. Ya da ancak kendi evimizde televizyon karşısında,  gerçekten bu lafı hak edenlere söyleyip çaresizliğimizi bastırmalıydık. İşte böyle günlerden bir yoğunlaşma yaşıyorum. Oturup sıcacık minderimin üzerine haberleri izleyip, başlıyorum malum küfürleri etmeye… Tıpkı şarkıcı Volkan Konak’ın dediği gibi biri oluyorum. “ Çekilmez bir adam oldum yine Uykusuz, aksi, nalet.. Bir bakıyorsun ki ana avrat söver gibi Azgın bir hayvan döver gibi O gün çalışıyorum... Sonra birde bakıyorsun ki Ağzımda sönük bir cigara gibi tembel bir türkü Sabahtan akşama kadar sırt üstü yatıyorum ertesi gün Evet evet ve beni çileden çıkarıyor büsbütün Kendime karşı duyduğum nefret ve  de merhamet Çekilmez bir adam oldum yine çekilmez. Uykusuz, aksi, lanet Yine her sefer ki gibi haksızdım. E sebep yok biliyorum. Olmasıda imkansız. Bu yaptığım iş ayıp rezalet. …..” Yukarıdaki başlığı bu günlerde o kadar çok kullanıyorum ki…  Neyse sizi de kasvetlendirmeyeyim. Günün anısına bir fıkra anlatayım. “Adamın karısı ölmüş herkes evde bir köşede ağlarken gelini adamın yokluğunu fark eder odaları dolaşırken birde ne görsün. Kayınpederi anasıyla işi pişiriyor. Gelin hayretler içerisinde birazda öfkeyle sorar . Baba böyle bir günde sen ne yapıyorsun? Ah be kızım ben üzüntüden ne  b.k yediğimi biliyormuyum.” Neyse… Yukarıdaki başlığın altını daha fazla dolduracak kadar cesur değilim. Sadece anamızın hak sütü kadar helal özlük haklarımız için yıllarca mücadelemize nispet yapan Türkiye’nin gündemine “FRANSIZ” kalmamak için yazdım. Artık birilerine sinkaf etme gereği duyduğumda bunu “Fransızlara” sinkaf ederek yapıyorum. Eeee “Gelinim sana söylüyorum. Kızım sen anla.” demek zorundayım. Varsayın ki ben yukarıdaki başlığı Fransızlara ithaf etmiş olayım. Hıncal Uluç’un dediği gibi… “- ……….     ............” Saygılarımla…

TUZU KURULAR VE ÇORBAYA TUZ KOYANLAR

17 Ara 2011
223 kez
Yazan
Değerli Meslektaşlarım; Bilindiği üzere Sayın İsmail TURAN'ın "Fiili hizmetlerimizle" ilgili açmış olduğu dava yerel Mahkemece reddedildi. Sayın TURAN'ın çok haklı gerekçelerine bir bilirkişinin (Bence kraldan çok kralcı bir bilirkişinin) yeteri kadar incelemeden hâttâ mantık süzgecinden bile geçirmeden aynı görüşünde ısrar etmesi nedeniyle bu karar verildi. Buna karşılık Sayın TURAN'ın Temyize gitme hakkı doğdu. Ancak temyize başvurmadan önce detaylara kadar inerek temyizde ve temyizde de kaybedilmesi durumunda AİHM'ne başvurulması durumunda karşılaşacağı maddi giderleri bir yazı ile kamuoyumuza duyurdu. Yanılmıyorsam yaklaşık 7-11 binTL. civarında bir mahkeme masraflarından söz ediliyordu. Bunun üzerine "emekliassubaylar.org" sitemiz bu davada güne kadarki birçok giderlerini kendi bütçesinden karşılayan Sayın TURAN'a hukuki destek için TEMAD Gen.Bşk.lığına,maddi destek içinde "ÇORBADA BİZİM DE TUZUMUZ OLSUN" başlığı altında kamuoyumuza bir çağrı yaptı. Değerli Meslektaşlarım; Gerek Assubay'lar olarak gerek Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olarak çok sıkıntılı bir dönemden geçmekteyiz. Bir yanda Darbe iddiası ile General ve Subaylar üzerinden diğer yandan ekonomik cendereye alıp açlık sınırı altında yaşamaya mahkum edilerek biz Assubaylar üzerinden Türk silahlı Kuvvetleri düşmanlığı bütün hızıyla devam ediyor. Bu yetmiyormuş gibi bir de yüzlerce asırlık koca çınar ordumuz, bizlere yapılan haksızlıklar nedeniyle içten içe çürüyor kan kaybediyor. Türk Silahlı Kuvvetlerini yalnız General ve subaylardan oluştuğu yanlışına düşen gazeteciler, yazarlar, kimin o sıfatı verdiğini bilmediğimiz terör uzmanları, stratejistler, ağzı köpük köpük liberal yazarlar, nereden çıktığı bilinmeyen kadın yorumcular yerden yerre vurmaya devam ediyorlar. Gen-Kur.Bşklığı, bir yandan bu ne idiğü belirsiz saldırganlarla bir yandan sırtına yüklenen terörle bir yandan da kendi iç çekişmeleriyle boğuşmaktan kimsenin derdine derman olacak durumu yoktur. Kendi derdiyle boğuşmaktadır. Bu kötü koşullarda geçtiğimiz bu günlerde birlik ve beraberliğimizin göstergesi olacak bu çağrıya bundan önceki dayanışmalarda katkı veren çok az sayıdaki arkadaşımızın katkılarının yetmeyeceği açıktır. Yüz binin üzerindeki kitlesel bir güçten söz ediyoruz yeri gelince. Sadece hepimizin 10 TL.lik katkılarının ulaşacağı rakama bakar mısınız? Hiç değilse bunu bir kez yapamaz mıyız? Bu, Sayın TURAN'ın açtığı davada elimizi güçlendireceği gibi kasası tam-takır olan TEMAD'ın ve Sayın KESER yönetiminin de yapacağı işlerde elini güçlendirecektir. Biliyorum bu çağrılarımız herkese ulaşmayacaktır. Ama ben kendi adıma duyamayan dört veya dokuz arkadaşım adına da bu 10 TL.lik katkıyı yapacağım. Bizim sıkıntımız sanıyorum her aybaşında bankaya gidip Assubaylıktan hak ettiği maaşını alıp (Bazen de birinci dereceden emekli oldum diye övünerek) cebine koyduktan sonra köşe başında karşılaştığı meslektaşını görmezden gelen tuzu kuru arkadaşlarımızın davamıza destek vermemesinden kaynaklanıyor. Bu yardımlaşma kampanyası tuzu kuru olanlarla çorbaya tuz koyanların belirginleşeceği tuz koyanların bunun onurunu yaşarken çorbanın pişmesini bekleyenlerin de tuzlarını kurutmaya devam…

KORKUTAMAZSINIZ

16 Haz 2011
200 kez
Yazan
Değerli Meslektaşlarım, Birkaç saat önce facebook'tan bir mesaj iletildi. Mesajı ileten arkadaşımız "www.kamuemekcileri.org" sitesi kurcusu ve yazarı Em.Assb.Mustafa Bıyık'tı. İçeriği ise; yukarda adı geçen sitenin on kadar yazarı hakkında (Benim olduğum da söyleniyor) bilişim suçları savcılığınca soruşturma açıldığı ile ilgili idi. Birkaç dakika sonra Em.Assb.arkadaşımız Atilla Okbilek kardeşim aradı. O da kendisinin Sayın Selçuk İçer'le ilgili dava konusunda yorum yaptığı için OYAK tarafından hakkında dava açılması için savcılığa başvurmuş. Kamu emekçileri web sitesine aynı başlıkla bir yorum yazarak, bizlere hakaret ederek veya korkutarak bizleri sindiremeyeceklerini yazdım. Arkadan telefonla Mustafa Bıyık arkadaşımızı aradım. Emniyette ifade verip evine yeni dönmüştü. Suçlamanın içeriği kendisine bildirilmemiş! Bu iki olay bizlere artık mızrağın çuvala sığmayacağını sorunlarımızı ve sıkıntılarımızı artık hukuk önünde tartışacağımız anlamına geliyor. Ben dahil hiçbir arkadaşımızın bu tür korkutma, susturma ve yıldırma taktiklerine pabuç bırakmayacağımızı OYAK yönetimi bilmelidir. Yıllarca sesimizi çıkaramadık. Konuştukça susturulduk. Görevimiz devam ediyordu ve amirlerimiz çıkarları gereği OYAK'ı koruyordu. Artık "kafasına vur ağzından ekmeğini al" örneği insanlar olmadığımızı anlamalılar. Bizi dinlemeliler ve mutlaka ama mutlaka görüşümüzü almalılar. Çünkü, her aybaşında kasalarına giren sıcak milyonlarca TL.nin kaynağının büyük payı bizim. Eğer sizler bu gerçeği görmemekte direnirseniz biz de yazmaya, eleştirmeye  devam edeceğiz. Canınız sıkılacak. Davalar, davalar, davalar açacaksınız. Ama baş eğdiremeyeceksiniz. Çünkü sizin sakat yasalardan aldığınız gücün çok fazlası bizim yoğunluğumuz ve haklılığımız karşısında duramayacak. KORKUTAMAYACAKSINIZ, KORKMAYACAĞIZ...!
Sevgili Dostlar ; İnsan yaşamında az sayıda özel, unutulmayacak günler vardır. Yaşımızın altmışlı yıllara dayandığı bir zamanda özel, bir değil bir kaç gün yaşadım. 1973 Dönemi Çankırı Assb.Haz.Okulu mezunları olarak 3-4-5 Aralık 2010 tarihlerinde RENAİSSANCE ANTALYA BEACH RESORT HOTEL'de buluştuk. Aradan kırk yıl gibi uzunca zaman geçmiş, hepimiz yaşlanmış saçlarımız ya ağarmış ya dökülmüş birazda göbeklenmiş, isimleri memleketleri unutmuş olsak da hiç bir arkadaşımı tanımakta zorlanmadım. Çünkü gözler ve gözlerdeki dost bakışlar hiç ama hiç değişmemişti. İlk gün akşamı geç saatlerde odamıza çekildiğimizde eşim "Bu kadar sıcak dost olan insanlar nasıl olurda bunca zaman bir araya gelemez inanamadım"dedi. Kopukluğun haberleşmeden kaynaklandığını, internetin mesafeleri nasıl yok ettiğini buna rağmen henüz tam anlamıyla bizim kuşakların kullanamadığını tartıştık. Aramızda aldığımız en önemli karar kendi sitemizi kurma kararı oldu. Hemen oracıkta gerekli finansal sorunu kendi aramızda hallettik. Bir sonraki yılın kısa ve dar bir programı görüşülerek kabul edildi. Yetmiş beş kadar arkadaş ve eşlerimizle birlikte yüz elli kadar bir birliktelik içinde fotoğraflar çektirdik. Akşam yemeği sonrası yapılan konuşmalardan sonra arkadaşlardan izin alarak kısa bir konuşma yaptım; BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİN ÖRGÜTLÜ MÜCADELE İLE DAHA BİR ANLAMLI OLACAĞI, ADALET, EŞİTLİK VE SINIFIMIZIN ONURUNA SAYGIYI GERÇEKLEŞTİRME YOLUNDA MUTLAKA AMA MUTLAKA ÖRGÜTÜMÜZ TEMAD'A ÜYE OLMAMIZIN GEREKLİLİĞİ, BU GÜNE KADAR BAŞARILMIŞ BİR ŞEY YOKSA BUNUN SUÇUNUN ÖRGÜTÜN DEĞİL, BASİRETSİZ YÖNETİMLERİN OLDUĞUNU, BİZİM GİDECEK BAŞKA KAPIMIZIN OLMADIĞINI ANLATTIM. İSİM VERMEDEN TEMAD'A DESTEK VEREN SİTELERİ TAKİP ETMELERİNİ ÇÜNKÜ, BU SİTELERDE SINIFIMIZIN SORUNLARININ DİLE GETİRİLDİĞİNİ SÖYLEDİM. BU ARADA BİR ÇOK ARKADAŞ HEP BİR AĞIZDAN; "EN BÜYÜK EM.ASSB.LAR ORG.BAŞKA BÜYÜK YOK" DİYE TEZAHÜRATA BAŞLADILAR. Konuşmamın devamında artık yaş olarak, bilgi ve birikim olarak belli bir yaşa geldiğimizi ve bulunduğumuz il ve ilçe örgütlerinde delege olma konusunda istekli olmamız gerektiğini ve yönetime ancak bu şekilde daha aktif katılabileceğimiz konularında tartıştık. Örnek olarak Antalya örgütümüzün başarısındaki iki devremizin örnek çalışmasını vererek konuyu bitirdim. Toplantı sonrası bazı arkadaşlarımın hanımları "Adilhan Bey söz sitenizin sıkı takipçisi olacağız" dediler. Sınıf mücadelemizi kişisel çıkarları uğruna kullanmaya kalkanlara seslenmek istiyorum. Artık meydan daraldı. İstediğiniz gibi at oynatmak yok. Sırtımızda traplen gibi zıplamak yok. Ya adam gibi seçilip adam gibi çalışıp dertlerimize derman olacaksınız ya da bu işlere hiç girmeyeceksiniz. TEMAD bizim. Sizin olduğu kadar da bizim. Samsun Şb.mizden Em.Assb.Ahmet (İsim örnektir) ekonomik dardayken turistik seyehata çıkmak en basitinden arkadaşlarımıza haksızlıktır. Siz de görüyorsunuz arkadan gelen grupları, devre toplantılarını, devre sitelerini. İNMEK İSTEMEDİĞİNİZ KOLTUKLARINIZ SALLANIYOR duyuyor musunuz Sayın Başkan? Ben Antalya'da duydum. Siz de Ankara'da duyacaksınız...! Kimse tabanının istemediği yerde fazla…

Çok Okunanlar

Son Eklenenler