ASB.HAKLARI

ASB.HAKLARI (67)

YAZAR : İSMAİL TURAN

Değerli Meslektaşlarımın ve Sn.TEMAD Gn.Mrk.Yönetimi'nin dikkatine: Malumunuz olduğu gibi OYAK konusundaki haklı taleplerimizi içeren davamız iç hukuk yolları tükendiği için AİHM taşınmıştır. Fiili hizmet zamları ve intibaklar konusundaki davamız temyiz safhasındadır. KAZANDIĞIM TAKDİRDE; 1 milyondan fazla sivil memur  emeklileriyle ve  emekli Astsubaylarla hak sahiplerinin fiili hizmet süreleri aylık bağlanma göstergelerine yansıtılıp bunu sonucu olarak  aylıkları  her ay 75 ile 500 lira arasında artacaktır. Bu hak sahipleri dava başlangıcından itibaren geçmiş 5 yıllık birikmiş haklarını da ayrıca alacaklardır. TEMAD Genel Başkanlığı'nın kazancı; TEMAD Genel Başkanlığı tarihinde ilk defa büyük bir başarı ile ekonomik sorunlarımızından  önemli bir konunun halledilmesinin onurunu ve  assubayların güvenleri ile  saygınlıklarını  kazanacaktır 1 milyondan fazla sivil ve emekli astsubaydan en az 50 bin kişinin, TEMAD ın devam ettireceği hukuki sürece katılma ihtimali yüksektir. TEMAD üyesi olmayan, üye olup aidatlarını muntazam ödemeyen emekli Astsubayların aidatlarını ödemesi sivil emeklilerin de ortalama 50 lira bağış yapması yada fahri üye olmasıyla TEMAD en az 2.5 tirilyon liralık maddi kazanca sahip olacaktır. TEMAD yeni aktif üyeleriyle ve büyük mali gücü sayesinde çok güçlü bir Sivil Toplum Kuruluşu olacaktır. DAVAYI KAYBETTİĞİM TAKDİRDE; 2011 yılı resmi tarifesine göre, Birinci safhada; İş mahkemesindeki ret edilen dava nedeniyle  karşı tarafa ödenecek avukatlık bedeli 550 lira, Yargıtay Hukuk Dairesinde kaybedildiği takdirde, karşı tarafa ödenecek avukatlık bedeli 2200 lira+ duruşma bedeli 825 lira olmak üzere 3025 lira, İkinci safhada; Tekrar İş Mahkemesinde görülecek davada, mahkeme kararında direnerek kaybettiğim takdirde karşı tarafın avukatlık bedeli 550 lira, Benim lehime bozması halinde kaştı taraf temyiz edeceğinden ikinci defa Yargıtay da kaybedersem ayrıca ödeyeceğim 2200+ 825= 3025 lira, Üçüncü safhada; Yargıtay Genel Kurulunda yapılacak temyiz davası için 3025 lira, Her biri için dava açma ve temyiz etme harcı olarak en az 1000 lira, Olmak üzere en az 11.000 lira (11 Milyar) masrafımız  doğacaktır. Sayın arkadaşlarım, bundan sonraki iş mahkemesinde bir sefer dava görülecek olsa bile resmi vezne alındısı ve avukat ücreti olarak masraflar 8.000 liradan (8 milyar) aşağı düşmeyecektir. Dava dilekçesini hazırlama, Ankara gidiş dönüş masrafları ile fiziki yorgunluk ve ruhi stresten hiç çekinmiyorum ve severek katlanmaya hazırım. TEKLİFİM Davanın kazanılmasıyla TEMAD yukarıda arz ettiğim maddi ve manevi kazancı sağlayacaktır. Kazancın sağlanabilmesi için elin taşın altına sokularak risk alınması şarttır. Her safhanın başında, kaybedilmesi halinde TEMAD yönetimi bu miktarı karşılama taahhüdünde bulunmalıdır. Önceki TEMAD yönetimi destek olmadığı için hiç bir katılım payı da talep etmedim. OYAK davasının sürecindeki maddi ve manevi harcamaları kişisel olarak karşıladım dava ve karar düzeltme talepleri ile ilgili tazminat…
Dava konusuyla ilgili mevzuat 5434 SAYILI KANUN: Madde 32: Ağır, yıpratıcı, zehirleyici ve öldürücü işlerde çalışanlara, FİİLİ HİZMET ZAMMI verilerek fiili hizmetlerine eklenir. (Bu süre Astsubaylara ¼ oranındadır). GEREKÇESİ: Emekli Sandığı kanunuyla tanınan haklara daha kısa sürede kavuşmalarını sağlamaktır. MADDENİN YORUMU: Ağır, yıpratıcı, zehirleyici ve öldürücü işlerde çalışanların, emekliye ayrılabilme, derece ve kademe, ikramiye ve aylık yüzdelik oranı gibi haklara daha kısa sürede kazanmaları gerekir. Madde 33: Fiili hizmet zamları, emekli muamelelerinde aynı fiili hizmet gibi hesaplanır. MADDENİN YORUMU: Emekli Sandığına emekli keseneği (prim) ödeme, Emekli Sandığınca emekliye ayrılma hakkının olup olmadığının belirlenmesi, emekliye ayrılma hakkını kazanmışsa hangi dereceden emekli aylığının bağlanacağı, ne kadar emekli ikramiyesi ödeneceği, aylık bağlama oranının ne olacağının belirlenmesi gibi muamelelerdir. Ek Madde 16: Aylıklarını personel kanunlarına göre alanların emekli keseneklerine; personel kanunlarına göre kazanılan RÜTBE, KIDEM, DERECE VE KADEMELERİNE ait göstergelerinin kat sayı ile çarpılması sonucunda bulunacak rakamlar esas alınır. EK Madde 30: Emekli sandığı iştirakçilerinin aylık derece ve kademelerinin mevzuata uygunluğunu sürekli olarak inceler, eksik emekli keseneği ödeyenler varsa eksiklerini alır, fazla ödenenleri iade eder. 5802 SAYILI KANUN: Madde 8: Astsubay Rütbeleri Astsubay Çavuş, Üstçavuş, Başçavuş, Kıdemli Başçavuş, 1 Kademeli Kıdemli Başçavuş, 2 kademeli Kıdemli Başçavuş, 3 Kademeli Kıdemli Başçavuş, 4 Kademeli Kıdemli Başçavuş. 926 SAYILI KANUN: Madde 77: Astsubay Rütbeleri. Astsubay Çavuş Kıdemli Çavuş Üstçavuş Kıdemli Üstçavuş Başçavuş Kıdemli Başçavuş 1.3.1975 tarihinde yürürlüğe giren 1923 sayılı kanunla yapılan değişiklikten sonraki 77. maddedeki rütbeler Astsubay Çavuş Kıdemli Çavuş Üstçavuş Kıdemli Üstçavuş Başçavuş Kademeli Başçavuş Kıdemli Başçavuş Kademeli Kıdemli Başçavuş 2 kademeli Kıdemli Başçavuş ÖNEMLİ NOT: 2009 yılında yürürlüğe giren 5237 sayılı kanunla getirilen rütbeler dava konusuyla ilgili olmadığından buraya yazılmamıştır. Gösterge Tabloları Madde 137: Subay ve Astsubay ve uzman çavuş ve uzman Jandarma çavuşlar aylıklarını rütbelerine göre alırlar. 30 Kasım 1970 ile 30 Ağustos1971 tarihleri arasında yürürlükte olan Geçici Astsubay Gösterge Tablosu EK GEÇİCİ MADDE 5: Astsubayların 5802 sayılı Kanunla tespit edilmiş rütbe ve kademelerine göre gösterge tablosu ek geçici cetvelde gösterilmiştir.926 sayılı Kanunun geçici 16. maddesi esaslarına göre rütbe intibakları yapılıncaya kadar haklarında bu gösterge tablosu uygulanır. Derece Rütbeler Göstergeler 4 IV. Kad. Kd. Bşçvş. 550 565 580 595 610 630 650 5 III. Kad. Kd. Bşçvş. 475 490 505 520 535 550 S65 580 595 6 II. Kad. Kd. Bşçvş. 400 415 430 445 460 475 490 505 520 7 I. Kad. Kd. Bşçvş. 350 360 370 380 390 400 410 420 430 8 Kd. Bşçvş. 300 310 320 330 340 350…

HUKUK MÜCADELEMİZ

26 Kas 2011
313 kez
Yazan
Sayın arkadaşlarım, haklarımızı almak için yetkili kurumlara yaptığımız başvurulara hep oyalayıcı cevaplar verildi ve bugüne kadar hiçbir hakkımızı alamadık. Var olan kanunlara göre de verilmeyen haklarımızın bir kısmı için başlattığım hukuki süreçte sona yaklaştığımızı daha önce bu sitede yayınladığım makalede duyurmuştum. İlk raporunda olumsuz görüş bildirerek aleyhimde rapor veren bilirkişiden, rapora yaptığım itirazlarımın dikkate alınarak aynı bilirkişi tarafından yeniden rapor alınması ve duruşmanın 8 Aralık 2011 tarihine ertelenmesine 7 Temmuz 2011 tarihindeki duruşmada karar verilmişti. Sayın arkadaşlarım, aynı bilirkişi maalesef ilk rapora yaptığım itirazlarımda ileri sürdüğüm kanuni delillerimi hiç dikkate almadan ve davamla ilgisi olmayan yorumlarda bulunarak ikinci raporunda da olumsuz rapor vermiştir. Bu ikinci rapora da gerekçeleri ile birlikte itirazda bulundum. Her iki raporun olumsuz olmasına rağmen yürürlükte olan kanunlara göre haklı olduğumdan davayı kazanacağıma olan inancım daha da artmıştır. Binlerce arkadaşımın helal olan rızklarını arttırmak amacıyla davayı kazanmak için, çok yüksek puan almak amacıyla üniversite sınavlarına hazırlanan öğrenci gibi, Dünya şampiyonluğu finaline hazırlanan milli futbol takımı gibi, zafer kazanmak için savaşa hazırlanan bir ordu gibi tüm hususları dikkate alarak 8 Aralık tarihindeki duruşmaya hazırlanıyorum. Pozitif enerjileriyle ve dualarıyla yanımda olduklarına inandığım arkadaşlarımdan dualarının devamını diliyorum. Allah ve hakimler, doğrunun ve haklının yardımcısıdır.
Değerli arkadaşlarım Bilirkişinin raporunu mahkemeye sunmasıyla dava 7 Temmuz 2011 tarihinde 13. İş Mahkemesinde görüldü. Dava dilekçeme ek dilekçe ile sunduğum ve 1971 yılında tüm Astsubaylar gibi benim de rütbemin Kıdemli Baş Çavuşluktan Kıdemli üst çavuşluğa usulsüz olarak düşürüldüğünü, bu mağduriyetimin de dikkate alınarak ve fiili hizmet zam hakkımın da hesaba katılmasıyla yapılacak yeni intibakım sonucunda 1. derecenin 4. kademesine yükseltilmemi talep etmiştim. Bu rütbe düşürme iddiamı kazandığım takdirde 1970 ve daha eski nasıplı tüm Astsubaylar yıllarına göre ayrıca derece ve kademe yükselmesinden istifade edecekler. Bilirkişi verdiği raporda; "fiili hizmet zamlarının derece ve kademelerde sayılacağına dair bir hüküm olmadığından sayılamayacağını, rütbe düşürme işleminin de o zaman bağlı komutanlığa dava açılması gerektiği" gerekçesiyle rapor yazmıştır. İş Mahkemesi idari bir mahkeme değil bir hukuk mahkemesidir, zaman aşımı konusu idari davalar gibi 60 gün ile sınırlı değildir. Süre ne olursa olsun hak iddia edilebilir kazanılırsa ancak 5 yıldan önceki birikmiş para alacakları zaman aşımına uğrar 5 yıldan bugüne kadar olan para alacakları alınabilir. Ayrıca kanunlara aykırı olarak rütbe düşürme işlemi aylık ödemesiyle ve pirim ödemesiyle ilgili olduğundan Emekli sandığı kanununun EK- 30. maddesine göre alışılmış ve ezberletilmişin aksine olarak komutanlıklarla değil doğrudan emekli sandığı ile ilgilidir. Ben bilirkişi raporunun aksine olarak, fiili hizmet zamlarının derece ve kademelerde de sayılması yönünde kanunun olduğunu, emekli sandığı kanununun 33. maddesinin gayet açık ve anlaşılır olduğunu belirttim. Bilirkişinin görüşü yönünde düşünsek bile; Normal olarak 20 yılda emekli olunamayacağını, Sağlık ve diğer mazeretleri sebebiyle 20 yılda emekli olanların aylıklarının % 70 oranında olduğunu, Emekli ikramiyelerinin 20 maaş katı olduğunu belirttim. İşte tüm bunların emekli sandığı kanununun 33. maddesi gereğince fiili hizmet zamlarının emekli muamelelerinde fiili hizmet gibi sayılacağı hükmüne göre, ¼ oranında fiili hizmet zammı hakkı olan bir memurun 20 yıl hizmeti sonunda 20 + 5= 25 yıl hizmet yapmış oluğundan normal olarak emekli olabildiğini, % 75 oranında emekli aylığı, 25 maaş katı emekli ikramiyesi aldığını, fiili hizmet zam hakkı olmayan memurun 25 yılda kazandığı derece ve kademe hakkıyla da eşitlenmesi için aylık derece ve kademelerin belirlenmesinde fiili hizmet zamlarının da hesaba katılması gerektiğini, Yazılı olarak ileri sürerek itiraz ettim ve raporun yok sayılarak, konularında uzman üç kişilik başka bir bilirkişi tarafından rapor hazırlanmasını, bilirkişi heyeti lüzum görürse benimle görüşebilmesi, soruları olursa açıklama yapmama izin verilmesini veya müphem kalmış hususları açıklaması için en az bir bilirkişinin gelecek duruşmada hazır bulundurulmalarını teklif ettim. Artık mahkemedeki haklarımızı, mahkeme kabul eder, ret eder düşüncesine kapılmadan suç olmayan her şeyi söylememiz gerekmektedir.…
1. DERECE 4. KADEMENİN ÖLÇÜSÜ Yunanca bir terim olan HİYERARŞİ sözlük anlamına göre; bir toplulukta, bir kuruluşta yer alan kişileri alt-üst ilişkileri, görev ve yetkilerine göre sınıflandıran sistemdir. Bu sistemde ölçü bilgi ve tahsildir. Bilgisizler, bilgililere göre küçük sayılır. Genel kabule göre diploma bilginin ispatıdır. Hiç okumamış cahiller az okumuşlara göre küçük, az okumuşlar da çok okumuşlara göre küçük sayılır. DEVLET GÖREVİNDE; Memur, Şefin küçüğüdür. Şef, Müdürün küçüğüdür. Er, Onbaşının küçüğüdür. Onbaşı, Çavuşun küçüğüdür. Kıdemli Başçavuş, Albayın küçüğüdür. Albay, Tuğgeneralin küçüğüdür. Korgeneral, Orgeneralin küçüğüdür. Buna göre; Üniversite mezunu bir uzman çavuşla yine üniversite mezunu bir Kıdemli Başçavuş, lise mezunu albaydan da, Tuğgeneralden de, Tümgeneralden de hem daha kıdemli ve tecrübelidir ve hem de daha bilgilidir. BU GENEL TANIMLAMAYA GÖRE, herkese verilirken ASTSUBAYLARA 1. DERECENİN 4. KADEMESİ VERİLMEMESİNİN MANTIKİ, HUKUKİ, SİYASİ, İÇTİMAİ VE DİNİ AÇIKLAMASINI tüm araştırmalarıma rağmen bulamadım! Bunun sebebi kanunlarımızın hukuka aykırı ve çağımıza uygun olmamasından olabilir mi acaba?
Sayın arkadaşlarım, Hepimizin bildiği muvazzaf ve emekli astsubayların ortak birçok sorunundan bazısı olan aylık gösterge tablosuyla ilgili intibaklarımız, fiili hizmet zamlarının derece ve kademelerde sayılması ve OYAK konusunu mahkemeye taşımıştım. İntibaklarla ilgili dava Ankara 4. idare mahkemesinde, fiili hizmet zamlarının derece ve kademe yükselmelerinde de sayılması davası Ankara 13. İş Mahkemesinde devam etmektedir. OYAK davası Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde sonuçlanmış ve beklediğimiz gibi hem asıl dava hem de karar düzeltme talebim ret edilmiştir. Bugün AİHM dava dilekçesini Denizli PTT'sinden STRASBOURG'a gönderdim. Ben de bir vatandaş olarak kanundan doğan hakkımı alabilmek için tazminat talebiyle davayı açtım. Davanın hepimize hayırlı olmasını diliyorum. DAVANIN GEREKÇESİ Üyelerin genel kurulda üye olamadıkları Yıllık faizlerin %100, %150 ve % 200 olduğu zamanlarda bile yatırılan aidatların kanun gereği % 5 teknik faizle değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu. Özellikle emeklilikte ve emekli maaşı sisteminden ayrılanların paylarının yazılı değere göre değil gerçek değere göre hesaplanması. Üye varlıklarının gittikçe reel değerini kaybetmesine rağmen kurumun büyüyerek zenginleşmesi.  250.000 Euro tazminat talebi.
Hemen hemen hepimiz kötü bir rüya gördüğümüzde içimizden haykırmak gelir de haykıramayız ya, TBMM'de bizimle ilgili oylama yapılıp ret edildikten sonra orada olup bağırmak, nara atmak, haykırmak isteriz de genel kurul salonunda olmadığımız için büyük bir stres içinde susup otururuz ya. Bizim içimizden geçirip de yapamadığımızı İKİ Astsubay ortaya çıkarak cesur yüreğin gazetedeki köşesinde yazdığı gibi “Bundan sonra durmak yok, Astsubaylar, uzman çavuşlar, sivil memurlar olarak ezilen kesimin sesi olacağız. Onur mücadelemizde astsubayların haykırışı her yerden duyulacak.” diyorlar. Bırakın kardeşlerimiz sayın Hamza DÜRGEN ve sayın Yüksel BİNİCİ HAYKIRSINLAR. OY VERİN HAYKIRSINLAR!!!........
OYAK rezervlerimizin gerçek değerler üzerinden hesaplanması için Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde açtığım dava ret edilmişti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde dava açabilmek için “karar düzeltme” talebinde bulunmam ve bu talebimin de ret edilmesi gerekiyordu. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi “Karar Düzeltme” talebimi de ret ederek beklediğim kararı verdi ve 6 ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde dava açabilme yolumuz açıldı. Dava dilekçem aşağıdaki ana başlıklardan oluşacaktır. Ana hatlarıyla dava dilekçemi hazırladım. AİHM'ne göndereceğim dilekçemi arkadaşlarımın görüşlerini de aldıktan sonra kesinleştirerek en kısa sürede davayı açacağım. Arkadaşlarımın bilgisine sunuyorum. Saygılarımla. Katılımları oranında tüm üyelerin genel kurul üyesi olamadığı, Rezervlerin gerçek değerler üzerinden hesaplanmadığı, Anayasamız, Türk Medeni Kanunu ve AİHS mülkiyetin korunmasının (bu sözleşmede mülkiyet tabiri maddi ve manevi, taşınır ve taşınmaz malları kapsamaktadır) ihlal edilerek maddi varlığımın korunmadığı, Beraberce belirleyeceğimiz tazminat talebim.
“Saçı bitmedik yetim hakkı”, “Vatan, Millet, Sakarya” nutuklarıyla halkın kandırılması demode olmuştur. Bu sözler vatandaşlarımız tarafından yorumlanıp, ölçülüp tartıldıktan sonra söyleyenler hakkında kanaat sahibi olunuyor. Ben de bu sözleri söyleyenlerin bu memleket için benden az mı yoksa çok mu fedakârlık yapıp yapmadıklarına bakarak kanaat sahibi oluyorum. Siyasi partilerin seçim beyannamesi olarak açıkladıkları “CEK-CAKLAR” beni hiç ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren devlet büyüklerimizin büyüklüklerine yakışır şekilde sözlerini tutup tutmadıklarıdır. Kendimi bildim bileli az-çok siyaseti takip ediyorum, bu devirdeki kadar verilen sözlerin tutulmadığını hiç görmedim. Türkiye Büyük Millet Meclisi genel kurulunda görüşülen kanun teklifi ile tasarıları oylanıp kabul veya ret edildikten sonra gündemden düşer ve bir daha gündeme gelmez. Sayın devlet büyüklerimizin defalarca söz vermelerine rağmen son 6- 7 yıldan beri Assubayların mağduriyetlerini biraz olsun sonlandırmak amacıyla verilen tekliflerin biri TBMM genel kurulunda kabul edilmiş ertesi gün tekrar görüşülerek RET edilmiş, diğerleri de sürekli ret edildiğinden gündemdeki yerini muhafaza etmektedir. Beklenti ve umutlarıyla bu kadar çok rencide edilen hiçbir meslek yoktur. Emekli Assubay olarak duyduğum büyük tepki sonucu bu sefer oyum CHP ye.
Sayın arkadaşlarım, milletimizin özelliklerinden biri de dar zamanlarda bir araya gelerek birbirimize maddi ve manevi destek olmaktır. Emekli ve muvazzaf Asssubay arkadaşlarımda da bu duygu ve haslet çok yüksek seviyededir. Açtığım davaların masrafına katılmak için tüm Türkiye'den birçok arkadaşım banka hesap numaramla İBAN numaramı istemektedir. Tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Havale için hiç bir arkadaşıma banka hesap numaramı ve İBAN numaramı vermedim ve bundan sonra da vermeyeceğim. Benden başka yanlış hatırlamıyorsam İstanbul'da beş arkadaşımız da muvazzaf ve emekli Assubayların derece ve kademe intibaklarıyla ilgili olarak dava açmışlardır. Arkadaşlarımın davaları ile bu konuda benim Ankara 4.İdare Mahkemesinde açtığım dava ve fiili hizmet zammı davası da Ankara 13. İş Mahkemesinde devam etmektedir. Benim teklifim şudur. Başta ben olmak üzere hiçbir arkadaşımıza elden veya havale yoluyla doğrudan hiç para verilmesin. Kurulacak bir komisyon tarafından kişileri ilgilendiren kişisel davalar hariç olmak üzere aynı konuda daha önce hiçbir dava açılmamış olmak kaydıyla kaybedilen davaların avukatlık ücreti, dava açan arkadaşımız adına ilgili kuruma gönderilsin. Yapılan ödemeler, kaç lira ile katılırsa katılsın tüm katılan arkadaşlarımıza resmi belge, tarih ve numaraları ile birlikte bilgi verilsin. Bu usul başarılı olduğu takdirde, yasal alt yapısı hazırlanmak kaydıyla özellikle muvazzaf assubayların görevleriyle ilgili askeri mahkemelerde aleyhlerine açılan dava masrafları ile gerektiğinde açıkta ve tutukluluk süresinde makul bir paranın ailesine verilmesi amacıyla gönüllülük esasına göre bir vakıf kurulsun. Yolsuzlukları önleyici, her kuruşun kayda geçmesi ve amacına uygun şeffaf bir vakıf kurulabilmesi için bir çalışma başlatılmasını ve bu konuda "emekliassubaylar.org" sitesinde bir “BEYİN FIRTINASI” çalışması yapılmasını teklif ediyorum.