EMEKLI ASSUBAYLAR

EMEKLI ASSUBAYLAR (103)

YAZAR: SİTE YÖNETİMİ

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN  Bir imparatorluğun küllerinden yeniden yaratılan Türkiye'nin kurtuluş savaşının zaferle taçlandırıldığı, bayrağımızın özgürce dalgalandığı ,bağımsızlığımızın perçinlendiği, Anadolunun Türklere ait olduğunun tüm dünyaya ilan edildiği  30 Ağustos 1922 büyük zaferin yıldönümünü kutlamanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz ;  Bir askeri stateji dehası ile tüm dünyanın gıpta ve hayranlıkla izlediği bu zaferi ,özgürlüğümüzü ve vatanımızı bize armağan eden ulu önderimiz Atatürk ve silah arkadaşlarına minnettarız ruhları şad mekanları cennet olsun; Milletimizin tarih sayfasına adını altın harflerle yazdırdığı 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE 

LİDERLİK SORUNU

26 Ağu 2018
1340 kez
Yazan
Saygıdeğer Assubay Meslekdaşlarımız, Astsubayların, daha doğrusu astsubaylık mesleğinin yıllardan beri süregelen ve bir türlü çözülemeyen sorunlar yumağı var. Kendi kurumu bu sorunların farkında, ancak; çözüm istemiyor, çünkü astsubaylık mesleğinin gelişimini istemiyor, mevcut durum işine geliyor. Teknik anlamda ve her sahada bizzat uygulamada üstün olan astsubayın statü anlamında gelişme kaydetmesi, masa başında sadece “emir” vererek varlığını ve hem statü hem de özlük hakları bakımından avantajlarını, üstünlüğünü sürdüren kesimin işine gelmiyor. Yalnızca kendi kurumunun değil, her nedense bakkalından, doktoruna, avukatından esnafına herkesin gözünde ve dilindedir astsubay ve aldığı maaş. Bu da ayrı bir sosyolojik olgu, gerçekten izahı güç. Bu sitede ve diğer meslektaş sitelerinde defalarca ve farklı kişilerce sorunlarımız, bir ölçüde çözüm önerileri dile getirilmiştir. Bu yazıda sorunları değil, bir yönüyle çözümden,  belki de çözümsüzlüğün ana nedenlerinden birisinden söz etmek istiyoruz. Önce bir tespit yapalım; bu site, doğru yapılana doğru diyemeyenin, yanlışa yanlış demesinin bir anlam taşımadığının bilincinde olmuştur. Şahıslara değil, olaylara, doğru ve yanlışlara odaklanmayı ön planda tutma gayreti içindedir.. Elbette  hatalarımız olmuştur, insanız. Hatalarımızı da “ama” sız kabul ediyoruz. Muvazzaf meslektaşlarımızın “hak arama” yolları kısıtlı, toplu hareket edebilmeleri disiplin gereği imkansız, çalışana verilmeyen bir hakkın emekliye yansıması mümkün değil, bu nedenle Emekli Astsubaylara ve yasal derneğimiz TEMAD’a, diğer sivil toplu örgütlerinden daha farklı bir misyon ve sorumluk düşüyor. Sivil Toplum Örgütlerini yönetim kurulları ve “BAŞKAN” yönetir. Bizim derneğimizin yukarıda belirttiğimiz nedenlerden dolayı başkandan çok bir LİDERE ihtiyacı var. Kendisine umut bağlayan emekli ve gönül bağı ile bağlı olduğu muvazzafların sorumluluğunu omuzlarında hisseden bir LİDER görmek istiyor bu toplum. Çözüm ya da çözümsüzlük bu noktada başlıyor. Çözüm; böyle bir lider etrafında kenetlenmiş bir emekli astsubay toplumunda, çözümsüzlük ise, başkan seçilmiş ama lider olamamışlıkta! Mevcut başkan dâhil, son üç başkana baktığımızda çocuklarına, kimi yakınlarına konumunu kullanarak iş ayarlamaktan öteye geçemeyen, toplumu kucaklayamamış düşük profilli bir başkan, kimi ilk yıllarında sorunlarımızı kamuoyuna yansıtmada oldukça başarılı, sonrasında kendi içine kapanan, kendi çıkarlarını ön plana alan, ucuz tetikçiler kullanarak kendi toplumu ile kavgalı bir başka başkan! Son başkanımızın siyasete merakı herkesin bildiği bir sır. Gönlünde yatan aslana kimsenin diyeceği bir şey yok. Göreve başlayalı dişe dokunur bir icraatı görülmeyen, toplumu bir siyasi partinin emrine veren (!) bir başkan! Siyasi parti toplantılarına katılmasına, hatta konuşma yapmasına kimsenin sözü olamaz. Ancak; astsubayların o partinin emrine sunmak gibi, kendisini ve temsil ettiği toplumu çok ucuza satan bir davranış kabul edilemez. Çünkü TEMAD’ın ortak paydası bir siyasal birliktelik değil, her partiden, her görüşten insan barındırıyor, ortak payda ASTSUBAY olmak.…
ANEKDOTLARLA ATATÜRK  ÖNSÖZ Atatürk: Gelmiştir, destanını yaratmıştır, tarihe intikal ettirmiştir ve her fani gi-bi bu dünyayı terk etmiştir. Bu yaşam yolculuğu içine sıkışan ise: emsali görülmemiş bir destandır. Onun hayat hikâyesi: Doğumundan ölümüne kadar olanlar ile sınırlandırılamayacak ka-dar köklü ve muhteşemdir. Onun devrimleri ile ilkelerini, yerleştirdiği doktrinler ile ilelebet yaşatmak, yüce Türk Milletinin ebedi görevidir. Her Türk, Atatürk’ü her şeyden önce duygu ve heyecan açısından görür. Hâl-buki Atatürk bir duygu ve heyecan adamı değildi. Yargılarına, kararlarına ve davra-nışlarına daima mantık hâkimdir. Ancak Türk gençliğinin onu bir duygu ve heyecan açısından görüşleri de son derece haklıdır. Atatürk; ne insanlarla insanlar, ne milletlerle milletler arasında bir kin, bir düşmanlık kaygısı gütmeden eserini veren belki de tek liderdir. Düşmanını daha yendiği anda affetmiştir. Esir ettiği generallere daha savaş meydanında mertçe el uzatan tek adam o dur. Bu generalleri kendi yurduna salan, önderleri devlet, hü-kümet başkanlarını ülkesine dost olarak çağıran, onları kendi toprağında dost ola-rak karşılayan, ağırlayan ve onların hepsinin istisnasız gönlünü fetheden de o dur. “Yurtta Barış, Dünyada Barış” bir tek onun sloganıdır. O yalnız kudretli bir asker, kudretli bir devlet kurucusu ve çağdaş devrimci değil, çağımızın ölçüsüne de sığma-yan bir dehadır. Bir ilahi hüküm şöyle diyor: “Bütün canlılar bir gün ölümü tadacaklardır.” Atatürk için de kaçınılmaz olan bu son tecelli etmiştir. Ancak diğer fanilerden farklı olarak: Atatürk milletine, taşı-dığı isme layık bir miras bırakmıştır. Maddi mirası, birer tarım okulu olarak düşündüğü ve yoktan var ettiği çiftlikle-rini zaten gözlerini kapamadan millet hazinesine armağan etmiştir. Kalanları da hayrına ve faydasına inandığı iki kuruma, DİL ve TARİH kurumlarına bıraktı. An-cak; onun asıl mirası “HER BAKIMDAN BÜYÜK BİR TÜRKİYE CUMHURİYETİ”dir. Onu da Türk Gençliğine emanet etmiştir. Sayın İlber Ortaylı’nın Gazi Mustafa Kemal Atatürk adlı eserinde; (Kronik kitap 2018) “Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mani olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir. Türklerin her asırda büyük mareşallerinin ve büyük devlet adamlarının olduğu bilinmektedir ve Türkiye böylesi bir zenginliğe sahiptir; fakat Atatürk nadiren görülen bütünleyici bir yönetici, bir dahidir. Bununla beraber Atatürk’le ilgili –Atatürk kurucumuzdur- ve –Atatürk 20. Yüzyılın büyük devlet adamıdır- gibi devamlı kullanılan klişelerimiz var. Bunlar doğrudur ama elzem olan bu sloganları maalesef kullanmıyoruz. Birincisi Atatürk, Türkiye Mareşal’idir. Büyük mareşaldir çünkü başka mareşalleri takdir etmeyi bilmiştir. Bunlar onun en büyük özelliklerindendir. Büyük ve yaratıcı adamlar bu geçiş-leri kolaylıkla yaparlar. İkincisi Atatürk bir organizatördür. Hem askeri alanda hem de politikada başarı göster-miştir. Büyük bir devlet adamı olduğunun göstergesi olarak monarşiyi Cumhuriyet’e dönüş-türmüş ki…
Siyaset hayatın parçasıdır. Biz assubaylara ön yargılarla yapılan haksızlıklar,  hukuksuzluklar ancak hukukun üstünlüğü ilkesinin gerçekleşmesi ile son bulacaktır. Birçok milletvekili bizlerle ilgili yasa teklif leering, soru önergeleri vererek adaletin sağlanmasına gayret göstermekteler,  kendilerine minnettarız; ancak mecliste bizden birinin olması konuyu çok farklı noktalara taşımaktadır. Unutmayın ki Atalarımızın ELİN İYİSİNDEN KENDİ KÖTÜN DAHA İYİDİR sözündeki gibi bizi ancak aynı çileleri çeken arkadaşlarımız anlayabilir. Çeşitli partilerden arkadaşlarımız milletvekili aday adayı olduklarını açıkladılar,hangi partiden olursa olsun hepsine sonsuz başarılar diliyoruz. Bunlardan biri birikimi mesleğine ve meslektaşlarına saygısı ile ön plana çıkan Sn. Ömer BAYRAM'ı sizlere tanıtmayı amaçladık diğer adaylara da sayfalarımız açıktır.  Ömer BAYRAM 1970 Bolu Mudurnu doğumlu olup babasının memuriyetinden dolayı farklı ilçelerde eğitimini tamamlamış 1989 yılında  çok sevdiği Hava kuvvetlerine Asb olarak katılmıştır. Hava kuvvetlerinde  farklı birliklerde görev yapmış 2012 yılı itibarıyla meslek hayatına emekli olarak son vermiştir. Emeklilik sonrasında siyasete atılmış bir yandan da sivil toplum örgütlerinde gönüllü olarak görev almıştır. Özellikle Emekli meslektaşlarının kurduğu T.E.M.A.D. derneğinde İzmir il başkan yardımcı olarak bir dönem  gönüllü görev almıştır. Kendisinin de yaşadığı Mesleki sorunların ve üstlerin egemenliğinde yaşanan  hak gasplarının düzeltilmesi için etkin olarak mücadele etmiştir. Bunlar Eylem bazından yazılı görsel basında meslektaşlarının sorunlarını dile getirmiş,hiçbir baskı karşısında korkmadan her plartformda yaşanılan haksızlıkları dile getirmiştir. Aynı zamanda üyesi olduğu ve siyasi mücadele verdiği Cumhuriyet Halk Partisinde Şehit yakını ve Gazilerimizin sorunlarını dile getiren çalışmalar yapmış partiye bu konuda katkı koymuștu.  TSK içinde uzman çavuş ve erbaşların sorunlarını da sahiplenmiş çalışmalarını sadece kendi meslektaş sorunları ile sınırlandırmamıştır. Bu durum onun yaşam felsefesi haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır ilkesinden kaynaklanmaktadır. Aidiyet duygusu artmış Türk silahlı kuvvetler mensuplarını çoğaltmak ve hayata geçirmek yasal zeminde mücadelesi ile emin adımlarla ilerlemektedir. Hatta herkesin görmezden geldiği adi malul emekli personelin de hamiliğini yaparak  mağduriyetlerinin duyulması ve düzenlenme yapılması gayretine girişmiştir. Bitmek bilmeyen enerjisi ve  engin deneyimi kendisini uzman olarak  gördüğü bu sahada alanlara yansıtmak katkı sağlamak onun en büyük ideali olmuştur. Sayın Ömer BAYRAM'ın bu kalabalık mücadele yelpazesinde sadece bunlarla sınırlı çalışmaları yoktur. Kendisi Cumhuriyet Tarihi Uzmanı oluşu akademik eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesinde Atatürk ilke ve İnkılapları Tarih Enstitüsünde tamamlaması onu bu alanda da akademik uzman yapmış  insanlara Atatürk sevgisini aşılamak, Cumhuriyet hafızamızı diri tutmak için elini taşın altına sokmuştur, bu anlamda Atatürkçü Düşünce Dernekleri dergilerinde araştırmacı yazılarıyla okuyuculara  bilimsel yazılarıyla  katkı sağlamaktadır, ayrıca konferans ve  sunumlar yaparak bıkmadan usanmadan laik sosyal hukuk devletini bize emanet eden Atasına layık insan olma ve genç beyinleri Atatürk sevgisiyle doldurmak kendisinin…
Türk Silahlı Kuvvetleri Kamuoyunun Dikkatine, OYAK Genel Müdürlüğü, Algı Anketi adı ile kamuoyu yoklaması niteliğinde anket olarak tanımlayabileceğimiz sorular göndermiş, ayrıca serbest bir bölüm bırakarak düşüncelerimizi paylaşmamızı istemiştir. OYAK, yıllarca maaşlarımızdan, çoluk çocuğumuzun boğazından keserek zorunlu ödeme yaptığımız bir kuruluştur ve “BİZİM”DİR. OYAK’IN iyi yönetilmesi bizim ve kurum olarak OYAK’IN kendisinin yararınadır. Bu nedenle samimi, yapıcı eleştirilerimizi, beklentilerimizi iletmek hem hakkımız hem de görevimizdir. Biz aşağıdaki hususları belirledik. Siz de kendi düşüncelerinizi ekleyerek, size anket için SMS gelmişse On Line Hizmetlerden anket formuna, gelmemişse OYAK’A doğrudan göndermeniz hepimizin yararına olacaktır. Takdirlerinize sunarız. Not: Lütfen bu iletiyi ilgili olduğunuz OYAK Üyelerinin olabileceği tüm sosyal medya platformlarında paylaşınız. 1. OYAK Gereklidir, iyi düşünülmüş bir kurumdur. Ancak OYAK bir ticari kurum değil bir sosyal yardım kurumudur. Tüm tasarruflarında bu hususu göz önünde bulundurmalıdır. > 2. OYAK dışarıdan sermaye girişi olmayan sadece üyelerinin mütevazi maaşlarından zorunlu kesintilerle oluşmuş devasa bir kuruluş haline gelmiştir. OYAK üye ve sermayesinin %60 dam fazlası Astsubaylara ait olmasına rağmen, yönetim-denetim organlarında Astsubayların yeterince söz hakkı yoktur. Temsilde adalet mutlaka sağlanmalıdır. > 3. Üyeler arasında hizmette ayrımcılık söz konusudur. Her üyeye ödediği aidat oranında hizmet verilmesi doğaldır. Ancak üst rütbelere pozitif ayrımcılık yapılması kabul edilemez, adaletsizdir. > 4. OYAK, yatırımları ile devasa bir kuruluş haline gelmiştir. Ne yazık ki üyelerinin büyük çoğunluğu geçim derdindedir. KISACA ZENGİN OYAK´IN FAKİR ÜYELERİYİZ. Üyelere yardım arttırılmalıdır. > 5. Asker kişiler yalnızca emeğini değil aynı zamanda canını ortaya koyan kişilerdir. Kendi parasıyla oluşturduğu Sosyal Güvenlik Kurumu meslekteki ve emekli personele yaşamlarını kolaylaştırmak için örneğin 5 yılda araba, 10 yılda ev edinmesini sağlamalıdır. > 6. OYAK’IN son yıllarda ürettiği konutların kimlere hitap ettiği anlaşılamamaktadır. 400-500 bin ₺ mertebesindeki evi kaç astsubay, subayın alabileceği düşünülmelidir. Kaldı ki aynı koşullarda aynı özellikteki konutu piyasadan bulmak mümkündür. OYAK’IN bu durumda üyesine sağladığı imkan öncelikle OYAK Yönetimi tarafından sorgulanmalıdır. > 7. Bilişim teknolojisi ve yazılım önümüzdeki çağın mesleğidir. OYAK mutlaka bu alanda atılım yapmalıdır. > 8. OYAK İştiraklerinde astsubay subay çocukları benzerleri arasından öncelikle istihdam edilmelidir. 9. OYAK Sosyal sorumluluk kapsamında büyük şehirlerde öğrenci yurtları yaparak gençlerimizin tarikatların, Atatürk düşmanlarının kucağına düşmekten kurtarmalı. Rütbe esas alınmadan ihtiyaç durumuna göre burs sağlanmalıdır. 10. Bir çok şehrimizde ORDU Evlerimiz ne yazık ki askeri personelin sosyal statüsüne uygun değildir ve yetersizdir. Sosyal sorumluluk kapsamında ORDU Evlerine destek sağlanmalıdır. 11.Kurum iştiraklerinde tüm üyelerin hakları vardır Kurulduğundan itibaren emekli olan  her üyeye katılımları nispetinde hisse senedi verilmeli Dileyen birikimini kurumda değerlendirmeye devam etmelidir   

YAZAR RASİM ŞENGÖR

16 Şub 2018
3457 kez
Yazan
Drama Doksat'tan gelmiş Mübadil bir ailenin en küçük çocuğu olarak İZMİR/ÖDEMİŞ'te 1948 yılında dünyaya geldi; Ödemiş meslek lisesinden sonra Hava assubay sınıf okulundan mezun olarak 1969 yılında memuriyet görevine başladı, 1992 yılında mesleğinden emekli olan ŞENGÜN evli ve ikisi doktor diğeri gıda mühendisi üç çocuk babası olarak İzmir'de yaşamaktadır Şair ve yazar olarak KOCA BİR ÖMÜR adlı şiir kitabı ile Osmanlı'nın yengilgisinden sonra büyük ızdıraplar,ayrılıkların yaşandığı Mübadele günlerini anlatan  İZDIRAP GÜNLERİ adlı romanı yayınlanmıştır  yayınlanma çalışmaları devam eden 3 kitabı daha mevcuttur           
  Dünyanın hiçbir ordusunda Assubaylar TÜRK assubayları kadar güç şartlarda ve sorumluluk alarak çalışmamışlardır; Yine hiçbir assubaya bizim kadar önyargılı haksızlık hukuksuzluk yapılmamıştır; Subaylarını NATO ordusu subaylarından bir gömlek üstün kılmak için milyon dolarlar harcayan TSK. assubaylarından NATO standartlarını esirgemiştir Bizler her zaman ifade ettiğimiz gibi bir emirle ölüme gidiyoruz,bir üniformamız kefen bize ayrıcalık tanıyın diye talepte bulunmadık ; Hiyerarşiye saygı içinde tek talebimiz adaletti bu bizden esirgediler Her kurum kendi personelini koruyup kollerken TSK bizlere önyargılarla  haksızlık hukuksuzluk yapıyor ; Kol kırılır yen içinde kalır dediğimizde bu kez kanadımız kırıldı ve ilk kez haksızlıklara isyanımızı 1970 Assubay eşleri yürüyüşü 1975 Assubayların haksızlığa HAYIR boykotu ile dile getirdik. Mücadeleyi 5 yıldızlı otellerde ahkam kesenler değil çileler çekenler başlattı; Bu mücadele bugünlere piyangodan çıkıp gelmedi onu için mücadeyeli kişisel çıkarlarına alet edenler bunun ayıbını yaşarken  mesleğini riske atanlar ve özveri ile mücadeleye destek sağlayanlar bunun onurunu yaşayacaktır; Sn.Abdullah  İnaler mücadelenin miladı olan eylemlerle ilgili hatıraların dile getirildiği SIRTIMIZDAKİ POSTAL kitabını okumanızı öneriyoruz. Sn.İnaler’in şahsında tüm astsubay sevdalılarına selam olsun SIRTIMDAKİ POSTAL kitabını BANDIRMA OZAN Kitapevi-AYVALIK Arelos Sanat Evinden yada 0536 577 39 37 numaradan talep edebilirsiniz.  Saygılarımızla    SIRTIMDAKİ POSTAL  - ÖNSÖZ      Herkesin hayatı bir romandır, bir sorsan, bir eşelesen neler anlatır sana neler, dağlarda ayağında postalla, elinde silahla gezenin, havadaki uçakları elinde yağlı takımla uçuranın, engin denizlerde seyreden gemilerin makinelarını çalıştıranın, dağda, bayırda tankları yürütenin, kısacası ordunun her kademesinde görev yapan arkadaşların anlatacakları sayfalar dolusu hikayesi, ciltlerce kitap olur.  Ne yazık ki, kaleme dökülmeyen, yazılmayan her hikayenin ömrü onun yaşamı kadardır, bilemedim bir nesil, iki nesil şöyle bir anlatır, sonra geçmişin derinliklerinde kaybolup gider.        Kısacası bu yaşanmış, yaşatmak istediğim anılar hepimizin anısıdır. Bu satırları niye yazdım, ben kimim ve biz astsubaylar kimiz. Bu soruları tek tek kendime sorduğumda yavaş yavaş bir kitabın sayfalarının oluşmaya başladığını hissettim.        Yıllardır yurt odalarında, askeri okul ranzalarında ve hapis yattığım hapishane koğuşlarındaki yatağımda yazdığım, sararmış sayfalarda ki notlarım, kitaplığımın tozlu raflarında kalmasın, özgürlüğüne kavuşsun, sizlerle bütünleşsin istedim.      Bu satırları yazarken havacı uçak bakımcı astsubay kimliğim öne çıktı. Çünkü ben bunları yaşadım, mücadelemi bu ortamda yaptım, bir karacı, bir denizci bir jandarma astsubay arkadaşımın yaşadıklarına ve onun duygularını hiç bir zaman yaşayamam ve tam olarak anlatamam.        Astsubaylar kimdir, nerede çalışır, ne iş yapar, nasıl yaşar.        Astsubay ordunun bel kemiği, omurgasıdır, ordunun gözü kulağı, eli ayağıdır, ordunun neresine el atsan onun emeği, yaratıcılığı, üretimi göze çarpar, askere giden oğlunuzu emanet ettiğiniz, ilk komutan o dur, iyi kötü…
Askerliğini kısa dönem yada bedelli olarak yapanların AFRİN harekatı nedeniyle ahkam kestiği bir ortamda yıllarını TSK veren ve harekatın olmazsa olması olan ASSUBAYLAR olarak bizde düşüncelerimizi kısa ve basit bir anlatımla paylaşmak istedik; Emperyalistlerin Ortadoğu üzerindeki emelleri ni gerçekleştirmek üzere sözde demokrasiyi tesis için bölge’de iç isyanlar çıkardılar bölge  kan gönülüne döndü milyonlarca mülteci evlerinden göç etti ve en büyük mülteci akını da 4 milyonla ülkemize oldu diğer devletler bundan en az etkilenirken biz hem kabul ettiğimiz mülteciler hemde burnumuzun dibindeki oluşumlar nedeniyle büyük sıkıntılara girdik İlk kez 17 Ekim 2017 tarihinde 74 vatan evladının şehit olduğu İDLİP harekatı yapıldı ; Bu harekat sırasında AFRİN’e girme planlarımız da vardı ; Ancak Suriye’nin Türkiye ile kopan ilişkileri ,Suriyenin adeta müttefiki ve sözcüsü durumundaki Rusyanın bölgede bulunması ABD nin sözde müttefik olarak ülkemizi sürekli oyalama taktikleri bu harekatı buzdolabına koymamıza neden oldu;  Sıradan vatandaşlar ülkede hala yasal olan Esad yönetimi ve Rusya ile anlaşılarak toprak bütünlüğünün sağlanması ve ABD nin devre dışı bırakılmasını ve bu emperyalist kölesi hainlerin bertaraf edilmesini diliyor Özellikle ABD nin bölgede bir kürt koridoru ile Akdenize kadar bölgeyi kontrol altında tutma isteği ile bölgedeki  PKK ve onun Suriye kolu PYD yi eğitmesi,silahlandırması yapılan açıklamaların yarattığı endişeler  diplomatik yollardan aşılamayınca Türkiye topraklarını korumak zaten yıllardır başını ağrıtan terör örgütlerinin burnunun dibinde meşrulaştırılmaya çalışılmasını ve terör varlığını son vermek oyunu bozmak için harekata karar verdi bu bir zorunluluktu ; Bu nedenle SURİYENİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE SAYGIMIZ belirtilerek  20 OCAK 2018 günü saat 17.00 de harekat hava kuvvetlerimizin bombardımanı ve topçumuzun çok namlulu roket ve obüslerle bölgeyi yumuşatmasının ardından 21 Ocak günü kara unsurlarımız bölgeyi temizlik harekatı başarılı bir şekilde devam ediyor;  Bölge aktörlerinden Rusya Esad yönetimi ile 49 yıllığına deniz ve hava üssü anlaşması imzaladığı için en azından amaçları gerçekleşinceye kadar kısa vadeli de olsa Esat iktidarını destekliyor ve kesinlikle Suriye'den ayrılmayı düşünmüyor ; ABD nin bölgede varlığını sürdürmesi  ardından İRAN’a yönelik bir karışıklığı yaratmak ardından müdahale etmek için planlar yaptığı biliniyor bir diğer düşünülmesi gereken husus ise Fırat’ın doğusu Rusya ve Suriye  için önem taşıdığından Fırat’ın batısında kök salmak isteyen ABD ve onun taşoronu YPG  ile gizli bir ittifak göz ardı edilmemelidir çünki bugüne kadar hep bunun gerçekleştirilmesine çalışıldı ; AFRİN harekatı için  Rus kontrolündeki Tel Rıfat’dan geçmek gerekiyordu AFRİN’de ise ABD nin açık destek verdiği PKK ve YPG unsurlarını feda etmiyeceği gerçeği vardı BUNA RAĞMEN HAREKAT NASIL GERÇEKLEŞTİ ?  Büyük ihtimalle sınırlarımızda ki oluşumun ülkemize ileride onanması mümkün olmayan…
Assubaylar bu ülkeye ve ordusuna sadakatini teri,canı ve kanı ile kanıtlamışlar ANCAK;  Bizlerin teri,kanı şaşal suyu vatan uğruna feda ettiğimiz ve hiçbir değerin geri getiremeyeceği canımız yok sayılmıştır.  İletişim çağında sitemizin yaktığı mücadele ateşi etrafında yeniden örgütlenen  assubaylar haksızlığa karşı durarak emeklerinin, alın terlerinin, akıttığı kanlarının karşılığında "imtiyaz değil adalet istiyoruz" diyerek verdikleri mücadelede   Ahmet KESER ve ekibini umut olarak görmüşler ve  başkan seçerek mücadele tarihinin en büyük desteğini vermişlerdir.  Ne yazık ki bu desteği kişisel hesaplarına heba eden Ahmet KESER kendini bulunmaz hint kumaşı bizleri de kurşun asker olarak görmüş TEMAD TÜZÜĞÜ'ndeki görevlerini, verdiği vaatleri unutmuş kelimenin tam anlamı ile TEMAD'ı babasının çifliği olarak görmüş, birlikte yola çıktığı yol arkadaşlarını yolda bulduğu ruh ikizleri ile değiştirmiştir. Assubay sevdalılarının yapıcı eleştirilerine birilerine yaslanmadan ayakta duramayan görevden tanıdığımız zayıf karakterli biat kültürünü benimseyen nemacı yalakalarla başarısızlığı gizlemek, gündemi değiştirmek amacı ile öneren,eleştiren  mücadele gönüllülerine  hakaret ve iftiralarda bulunarak birliğimizi dinamitlemişlerdir.  Bu yüzden birçok mücadele gönüllüsü küserek,lanet olsun diyerek mücadelesini TEMAD dışında sürdürmek zorunda kalmıştır.  Dernekler elbette ticari faaliyetler yaparak kendilerini güçlendirir; ancak KESER Assubay ve TEMAD adını kullanarak assubay ve ailelerini  adeta istismar ederek kendisine  kişisel ikbalini sağlamayı amaçlamıştır. Dağ başındaki tarla hissesinin  çok yüksek fiatlarla gelecek sağlayacak arsa diye satılması,milyonluk daire satışlarına komisyonculuk yapılması, yandaşlara TEMAD imkanlarının sunularak resmi TEMAD sitesinde reklamlarının yayınlanması , AB kadın istihdam fonundan kredi almak için kurulan kooperatifte assubay eş ve kızlarının bırakın tek kuruş kazandırmayı borçlandırılıp umutlarını yok edilmesi,Tazminatlar ve 9/2 basit sorundur TEMAD A.Ş ile TORKU ve OYAK'ı geçeceğiz assubaylar ihya edilecek diyerek ucu açık bir macera olan VAKIF kurulma çalışmaları, genelkurmay ve hükümet tarafından muhatap alınmayacak duruma gelen TEMAD'ın itibar kaybı gibi birçok olumsuzluk ve aymazlıkla assubayların haksızlıklarının katmerlenmesine sebep olmuşlardır. İstikrar bozulmasın düzelir umuduyla kendisine oy verenleri KOYUN olarak görmesi birçok meslektaşına kabul edilemez hain feto destekçisi yakıştırması bardağı taşıran damla olmuştur. 30 KASIM Olağan büyük genel kurulda yediğin hurmalar bir gün gelir seni tırmalar dedikleri gibi kendi kişiliğini yansıtan hezeyanlar gösteren KESER ne kadar acıdır ki yuhalararak başkanlığa ve saltanatına veda etmiştir.  Genel kurul büyük bir bilinç ve sağduyu il assubayların kaderini elinde tutmaya onları temsil etmeğe aday olan Sn.Hamza DÜRGEN ve ekibine bu yetkiyi vererek başkan seçmiştir. TEMAD ve mücadelemizin aldığı yara büyüktür. Sn.Dürgen ve arkadaşlarının işi elbette zordur,toplumun beklentileri fazladır ama sağduyulu,kararlı bilgili ve en önemlisi üyesine saygılı şubeleri ile ortak kararlara imza atan bir yönetimin başarılı olmaması imkansızdır.  Bizler, Sn.Hamza DÜRGEN ve ekibine eleştiri hakkımızı saklı tutarak…
SON KASIMA KADAR SENİNLEYİZ RUHUN ŞAD OLSUN 

Çok Okunanlar