EMEKLI ASSUBAYLAR

EMEKLI ASSUBAYLAR (107)

YAZAR: SİTE YÖNETİMİ

TEMAD ÇANKAYA ŞUBESİ OLAĞANÜSTÜ GENEL KURULU Sayın Muhterem Taşkale yaklaşık 6,5 yıldır TEMAD ÇANKAYA Şube Başkanlığı görevini yürütüyordu. Ilımlı, uyumlu bir çizgisi vardı ve görev süresince olumsuz bir tepki almadı, lokal işletmesi olmadığı halde borcu olmayan, kendi kendine yeten bir şube oldu. Olağanüstü genel kurul talebi Çankaya Temad Şube Yönetim Kurulundan geldi ve nedeni tam olarak açıklanmadı, kişisel nedenler öne sürülse de, -bu satırların yazarının bilgi-belgeye dayanmayan düşüncesidir- TEMAD Genel Merkez yönetimi ile uyum sağlanamaması nedeniyle olağanüstü genel kurula gidilmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Yine muhtemeldir ki, bardağı taşıran son damla Çankaya TEMAD Üyesi Sayın Levent ULUCAN’ın TEMAD Genel Merkezince dernekten ihracı bardağı taşıran son damla olmuştur. Tekrar belirtmek gerekir ki bu tespit kişisel yorumdur, belge ve bilgiye dayanmamaktadır. Yaklaşık aidatını ödeyen 550 üyesi olmasına rağmen Olağanüstü Genel Kurula katılım, 84 kişi ile sınırlı kalmıştır. Bu da oranlandığında toplam üyenin %6,5’i demektir. %10’un bile altında bir katılım gerçekten üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir husustur. TEMAD Genel Başkanları yıllardır “yüzbin” emekli astsubaydan söz etmektedir. Eğer bu rakam yaklaşık olarak bile doğruysa ve TEMAD’ın toplam üyesi 18.000 civarında ise, toplam emekli astsubay sayısına oranlandığında üye oranı %5.5'tir. Bu açıdan bakıldığında TEMAD Çankaya Olağanüstü Kuruluna katılım %6,5'tir ve genel üye oranının üstünde bir orandır, başarıdır. Sayın Muhterem Taşkale klasik bir veda konuşması yapıp, tekrar göreve talip olmadı. Kendisine hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyoruz. Seçime tek aday olarak giren Sayın Bayram Ali SERT, (mevcut yönetimde de yönetim kurulundaydı) kullanılan oyların tamamını alarak yeni başkan seçildi. Tekvando sporu ile ilgilenen yeni başkan, konuşma yapması için Divan Başkanlığınca mikrofona davet edildi. 1,5 dakika süren, Genel Kurula katılanlara teşekkür eden bir konuşmanın ardından kürsüden indi. Hedeflerini anlatmadı, Yapacaklarını anlatmadı, Beklentilerini anlatmadı. Eğer Sayın Başkan “sözlerimle değil, icraatımla görün beni” diyorsa sözümüz yok, bekleyip göreceğiz. Başarılar dileriz. Ancak; TEMAD ve Şubeleri Kanarya Sevenler Derneği değildir ve yarı sendika mantığı ile hareket etmek zorundadır. Eli-dili bağlı muvazzaf meslektaşların tüm yasal zeminlerde sözcüsü ve temsilcisi olmak gibi bir sorumluluğu vardır. Çalışana verilmeyen bir hakkın emekliye verilmesi zaten beklenemez. Olağanüstü Genel Kurulda bunlardan başka dikkati çeken ne vardı derseniz, her düğünün kamberi Sn. Süleyman KALYONCUOĞLU yine disiplin kurulu üyesiydi. Yıllardır, Sn.Mustafa EROL dönemi dahil bir şekilde her düğünün kamberi olmayı başardı. Kutlarız. Olağanüstü Genel Kurulda ne yoktu derseniz; Seviyesizlik yoktu, Suçlama yoktu, Tartışma yoktu, bunlar zaten olmaması gerekenlerdi, Ya olması gerekenler? Hedef yoktu, Heyecan yoktu, Amaç yoktu, Geleceğe dönük plan yoktu, Proje yoktu, Oylama dahil yaklaşık 2,5 saatte sona erdi toplantı, sanki onlarca…
Saygıdeğer Meslektaşlarımız Dünyada kutlanan birçok özel gün vardır; Örneğin Anneler günü ilk kez 1907 yılında Philadelphia’daki bir kızın annesinin ölüm yıldönümünün ANNELER GÜNÜ olarak kutlanmasını bulunduğu yerin klisesine kabul ettirmiş bu dalga Amerika'ya yayılmış ve 1914 yılında başkan Wilson bu günü resmen tanımıştır. Bugün dünyada MAYIS ayının 2'nci Pazar günü anneler günü olarak kutlanıyor Emeksiz hiçbir şey ben yaptım oldu mantığı ile kabul edilemez, bizim de bu konuda emek vermemiz gerekmektedir.  Yıllardır bizi manevi olarak onurlandıracak  ASSUBAY GÜNÜ ve ASSUBAY MARŞI’mızın olmasını arzu ederek bu dileğimizi yasal temsilcimiz TEMAD yönetimlerinden ve Genelkurmaydan talep ettik. TEMAD yönetimi tarafından ilk kez 2012 yılında  17 EKİM  tarihinin  DÜNYA ASSUBAYLAR GÜNÜ olarak  kutlama kararına  Türkiye’de henüz kutlanmayan bir günün  Dünya Assubaylar günü olarak ilan edilmesindeki kişisel düşüncelere rağmen  ilk desteği bu site ve üyeleri vermiştir. Elbette gerçekleri göz ardı ederek ilan edilen bu günü dünyada hiçbir ülke kutlamamıştır. Oysa 2008 yılının NATO assubaylar günü olarak kutlanarak assubaylara verilen değerin ileriye taşınması için bu günün öncelikle ülkemizde kabul görmesi, ardından Dünya’da assubaylar günü olarak kutlanması hedefimiz olmalıdır.  Mevcut Hamza Dürgen yönetimi bu gerçeğin farkında olarak bu yıl 17 EKİM ASSUBAYLAR GÜNÜ’nü birçok yetkili ve meslektaşlarımız tarafından coşku ile kutlanmasını sağlamışlardır. Emek verenlere sonsuz teşekkürler . Yurt dışındaki bir meslektaşımız’ın  (ÖNCEL Filo) verdiği bilgiye göre Almanya’nın Grafenwoehr bölgesinde NATO Hızlı Dağıtım Kolordusunda  ABD generali Josesp Anderson ,XVIII Hava Kuvvetleri Kd.Bşçvş. İsaia Vimeto ve yurt dışında görevli meslekdaşlarımızın katılımı ile ASSUBAYLAR GÜNÜ kutlanmıştır . Nato orduları içerisinde Türk Assubaylarının saygınlığı büyük tür, dileriz ülkemizde de TSK'yı sırtında taşıyan, bir emirle ölüme gönderilen assubayların hak ettikleri saygınlık gerçekleşir. Tüm meslektaşlarımızın ASSUBAYLAR GÜNÜ'nü kutluyor  sağlık,huzur,refah ve mutluluk içinde nice yıllar diliyoruz. Saygılarımızla.  SİTE VE ASSUBAY GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU   

AHLAK SORUNU

08 Eki 2018
2055 kez
Yazan
Temel prensipte karşı olduğumuz  ihraçlar ve uzaklaştırma cezasına her dönemde karşı çıktık.   Son olarak bir meslektaşımızın ihracı üzerine daha önceki ihraçlara, yönetimi eleştirenlere yıldırma amacı ile ahlaksızca yapılan hakaret ve iftiralara sessiz kalıp şimdi yüksek disiplin kurulundaki bir meslektaşımızın bando assubayı olması ve birçok meslektaşımız gibi aktif siyasette yer almak istemesi üzerinden hınç ve linç girişimini amaçlayan yazılarının eleştiri değil hakaret olduğunu bunun da birliğimize mücadelemize büyük zararlar verdiğini ve bunun hiçbir değer yargısı ile kabul edilemiyeceğini  belirtmeliyiz... Bu kişilere ve onları sorgulamadan destekleyen yandaşlarına hatırlatalım... Doğudan batıya, semavi dinlerden semavi olan olmayan dinlere tüm öğretiler “AHLAK” temeli üstüne kurulmuştur. Budizm ile Yahudiliğin on emri, İslam dini ile Sümer dini “AHLAK” bağlamında çok yakın benzerlikler gösterir. Hepsi “çalmayacaksın” der, “Öldürmeyeceksin” der, “Alay etmeyeceksin” der.vs. Tüm inançların ortak zemini ahlaktır. Ahlakı ortadan kaldırdığınızda zemin çöker, inanç ta öğreti de yerle bir olur, üzerine kurgulandığı varlık zemini ortadan kalkar. İnsanların namusu ile evine ekmek götürdüğü mesleği ile alay edilmez, ekmeği ile alay edilmez. Namusu ile zurna çalıp evine ekmek götüren kişi, hırsızlık yapıp, fakir fukaranın ekmeğine göz diken bürokrattan, bakandan, başbakandan, iş adamından çok daha onurludur. Kişinin bir eylemini, bir söylemini eleştirmek gayet doğaldır, ama isimsiz ya da sahte isim arkasına gizlenerek eleştirmek korkaklıktır. Yazdığının arkasında duramayacak kadar aciz kişinin sözü, madem konu zurnaya evrildi, davulcu yellenmesinden öteye geçemez. Evrensel bir hukuk kuralı vardır; bir şey yasak değilse meşrudur. Tüzüğün yasaklamadığı bir faaliyet içinde olan bir meslektaşı, bulunduğu konum ile eleştirmek olsa olsa kıskançlık olur. Kaldı ki, siyasi faaliyet içinde olan başka meslektaşlar da varken tek kişinin hedef alınması ibret vericidir. İhraç konusundaki yanlışlık, her boyutuyla, ahlak ve yasalar kapsamında, tüzük ve medeni kanun kapsamında, meslektaşlık bağlamında sonuna kadar ve asgari ahlak ölçüleri içinde eleştirilebilir, eleştirilmelidir. Ama kalkıp evine ekmek götürdüğü mesleği ile alay edilirse bu çirkinliktir. Bu sitede ihraçlar konusu eleştirilmiş, yanlışlığı vurgulanmış, ama kimsenin kişiliği, şahsiyeti hedef alınmamıştır. BU SİTE DOĞRUYA DOĞRU, YANLIŞA DA YANLIŞ DİYEBİLMEYİ, HATA VE YANLIŞLARIMIZA RAĞMEN İLKE EDİNMİŞTİR. Ahlak ve Vicdan! Ayrılmaz ikildir, biri varsa diğeri de vardır. Yazan ve zemin hazırlayan, alet olanlar en hafif deyimiyle önce vicdan, sonra akıl ve ahlak süzgecinden geçirip, bir kere daha durum değerlendirmesi yapmalıdırlar. Elbette akıl ve vicdan henüz iflas etmemişse! Tüm meslektaşlarımıza refah ve huzur dolu sağlıklı günler dileriz.      SİTE VE E.ASSUBAYLAR GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ    

OLMADI SN.BAŞKAN !

03 Eki 2018
1627 kez
Yazan
Bu site, TEMAD Sitesinden başka assubayların paylaşımda bulunacağı başka site olmadığı dönemde hepsini saygı ile andığımız bir avuç arkadaşımızın elini taşın altına koyması ile assubayların hizmetine sunulmuş, mücadelemize büyük katkılarının yanı sıra assubay toplumunun özgür sesi olmuştur. Her taklit aslına övgüdür diye bir söz vardır, bu siteyi taklit eden onlarca site kurulmuş, belli bir süre sonra birçoğu kaybolup gitmiştir. Bu sitenin varlığını sürdürme sebebinin “ilkeleri” olduğuna inanıyoruz. Bu site tarafsızdır, taraf olduğu tek husus “assubay” dır. Her zaman belirttiğimiz gibi, hatalarımıza, yanlışlarımıza rağmen “objektif” tir. Kesinlikle ön yargısızdır, TEMAD’ın kurumsal kimliğine saygılı ve onun destekçisidir. TEMAD Yönetimlerinin doğrularına doğru, yanlışlarına yanlış demeyi ilke edinir. Bu sitede fikrimizi beğensin beğenmesin herkesin söz ve cevap hakkı vardır. Yukarıda özetle belirttiğimiz ilkeler doğrultusunda Sayın DÜRGEN TEMAD Genel Başkanı olarak seçildiğinde bu site diğer başkanlar gibi Sayın Hamza DÜRGEN Başkanı koşulsuz desteklemiştir. Ancak; Sayın Başkan henüz bir yılını doldurmadan topluma seçimden önce gösterdiği yüzünden çok daha farklı bir yüzünü göstermiş, bir sivil toplum örgütü lideri (!)ne hiç yakışmayan, tahammülsüz, eleştiriye kapalı, katı, yüzünü göstermiş, geçmiş yönetimlerin hatalarından ders almak yerine aynı hataları tekrar yolunu seçmiştir. İlkelerimiz gereği, dün Sayın Başkanı nasıl koşulsuz desteklediysek, bu gün de hatalarını en objektif ve ilkeler bazında eleştirmek hem hakkımız hem de sorumluluğumuzdur. OLMADI SAYIN BAŞKAN! Bu topluma beklentisiz hizmet eden arkadaşlarımızı, Tüzük ve Medeni Kanundan dayanak alan Dernekler Kanununa aykırı olarak ihraç etmek hakkına sahip değilsiniz. Her siyasi ile yapılan görüşmede “100 bin muvazzaf ve 100 bin emeklisi olan assubaylar” diye söze girmenize rağmen, her gelen Genel Başkanın seçildikten sonra Sivil Toplum Örgütü lideri gibi değil de ortaçağ zihniyeti taşıyan despot kral havasına girmesi nedeniyle üye sayımız ne yazık ki 18 binleri geçemiyor. Yani temsilciliğine soyunduğunuz 200 bin kişilik toplumun ancak % 9’una ulaşabilmişsiniz. Kaldı ki bu 18 binin 17 bini pasif üye, derneğe üye olmuş, aidat ödüyor, ama ortada yok. Faal, mücadele içinde yer alan bin kişiyi geçmez. Siz ne yapıyorsunuz? Bu bin kişi içinden en ufak eleştiri yapan, fikir beyan eden, birey olma bilincine varmış arkadaşlarımızı hem de dernekler kanununu ve asgari etik ilkelerini hiçe sayarak dernekten ihraç ediyorsunuz. Önce Sayın Levent ULUCAN, Şimdi Sayın Haluk TIRAVOĞLU! Siz, sadece bu arkadaşlarımızı değil, aynı zamanda yaptığınız açık haksızlığı gören, fark eden bir avuç faal arkadaşlarımızı da TEMAD’tan uzaklaştırıyorsunuz. Birlikte yola çıktığınız arkadaşlarınız da birer birer istifa ediyor. TEMAD’a umut bağlayan meslektaşlarımız adına uyarıyoruz; Lütfen asli görevinize dönünüz ve bir sivil toplum örgütü lideri gibi davranınız. Aksi takdirde…
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN  Bir imparatorluğun küllerinden yeniden yaratılan Türkiye'nin kurtuluş savaşının zaferle taçlandırıldığı, bayrağımızın özgürce dalgalandığı ,bağımsızlığımızın perçinlendiği, Anadolunun Türklere ait olduğunun tüm dünyaya ilan edildiği  30 Ağustos 1922 büyük zaferin yıldönümünü kutlamanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz ;  Bir askeri stateji dehası ile tüm dünyanın gıpta ve hayranlıkla izlediği bu zaferi ,özgürlüğümüzü ve vatanımızı bize armağan eden ulu önderimiz Atatürk ve silah arkadaşlarına minnettarız ruhları şad mekanları cennet olsun; Milletimizin tarih sayfasına adını altın harflerle yazdırdığı 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE 

LİDERLİK SORUNU

26 Ağu 2018
1668 kez
Yazan
Saygıdeğer Assubay Meslekdaşlarımız, Astsubayların, daha doğrusu astsubaylık mesleğinin yıllardan beri süregelen ve bir türlü çözülemeyen sorunlar yumağı var. Kendi kurumu bu sorunların farkında, ancak; çözüm istemiyor, çünkü astsubaylık mesleğinin gelişimini istemiyor, mevcut durum işine geliyor. Teknik anlamda ve her sahada bizzat uygulamada üstün olan astsubayın statü anlamında gelişme kaydetmesi, masa başında sadece “emir” vererek varlığını ve hem statü hem de özlük hakları bakımından avantajlarını, üstünlüğünü sürdüren kesimin işine gelmiyor. Yalnızca kendi kurumunun değil, her nedense bakkalından, doktoruna, avukatından esnafına herkesin gözünde ve dilindedir astsubay ve aldığı maaş. Bu da ayrı bir sosyolojik olgu, gerçekten izahı güç. Bu sitede ve diğer meslektaş sitelerinde defalarca ve farklı kişilerce sorunlarımız, bir ölçüde çözüm önerileri dile getirilmiştir. Bu yazıda sorunları değil, bir yönüyle çözümden,  belki de çözümsüzlüğün ana nedenlerinden birisinden söz etmek istiyoruz. Önce bir tespit yapalım; bu site, doğru yapılana doğru diyemeyenin, yanlışa yanlış demesinin bir anlam taşımadığının bilincinde olmuştur. Şahıslara değil, olaylara, doğru ve yanlışlara odaklanmayı ön planda tutma gayreti içindedir.. Elbette  hatalarımız olmuştur, insanız. Hatalarımızı da “ama” sız kabul ediyoruz. Muvazzaf meslektaşlarımızın “hak arama” yolları kısıtlı, toplu hareket edebilmeleri disiplin gereği imkansız, çalışana verilmeyen bir hakkın emekliye yansıması mümkün değil, bu nedenle Emekli Astsubaylara ve yasal derneğimiz TEMAD’a, diğer sivil toplu örgütlerinden daha farklı bir misyon ve sorumluk düşüyor. Sivil Toplum Örgütlerini yönetim kurulları ve “BAŞKAN” yönetir. Bizim derneğimizin yukarıda belirttiğimiz nedenlerden dolayı başkandan çok bir LİDERE ihtiyacı var. Kendisine umut bağlayan emekli ve gönül bağı ile bağlı olduğu muvazzafların sorumluluğunu omuzlarında hisseden bir LİDER görmek istiyor bu toplum. Çözüm ya da çözümsüzlük bu noktada başlıyor. Çözüm; böyle bir lider etrafında kenetlenmiş bir emekli astsubay toplumunda, çözümsüzlük ise, başkan seçilmiş ama lider olamamışlıkta! Mevcut başkan dâhil, son üç başkana baktığımızda çocuklarına, kimi yakınlarına konumunu kullanarak iş ayarlamaktan öteye geçemeyen, toplumu kucaklayamamış düşük profilli bir başkan, kimi ilk yıllarında sorunlarımızı kamuoyuna yansıtmada oldukça başarılı, sonrasında kendi içine kapanan, kendi çıkarlarını ön plana alan, ucuz tetikçiler kullanarak kendi toplumu ile kavgalı bir başka başkan! Son başkanımızın siyasete merakı herkesin bildiği bir sır. Gönlünde yatan aslana kimsenin diyeceği bir şey yok. Göreve başlayalı dişe dokunur bir icraatı görülmeyen, toplumu bir siyasi partinin emrine veren (!) bir başkan! Siyasi parti toplantılarına katılmasına, hatta konuşma yapmasına kimsenin sözü olamaz. Ancak; astsubayların o partinin emrine sunmak gibi, kendisini ve temsil ettiği toplumu çok ucuza satan bir davranış kabul edilemez. Çünkü TEMAD’ın ortak paydası bir siyasal birliktelik değil, her partiden, her görüşten insan barındırıyor, ortak payda ASTSUBAY olmak.…
ANEKDOTLARLA ATATÜRK  ÖNSÖZ Atatürk: Gelmiştir, destanını yaratmıştır, tarihe intikal ettirmiştir ve her fani gi-bi bu dünyayı terk etmiştir. Bu yaşam yolculuğu içine sıkışan ise: emsali görülmemiş bir destandır. Onun hayat hikâyesi: Doğumundan ölümüne kadar olanlar ile sınırlandırılamayacak ka-dar köklü ve muhteşemdir. Onun devrimleri ile ilkelerini, yerleştirdiği doktrinler ile ilelebet yaşatmak, yüce Türk Milletinin ebedi görevidir. Her Türk, Atatürk’ü her şeyden önce duygu ve heyecan açısından görür. Hâl-buki Atatürk bir duygu ve heyecan adamı değildi. Yargılarına, kararlarına ve davra-nışlarına daima mantık hâkimdir. Ancak Türk gençliğinin onu bir duygu ve heyecan açısından görüşleri de son derece haklıdır. Atatürk; ne insanlarla insanlar, ne milletlerle milletler arasında bir kin, bir düşmanlık kaygısı gütmeden eserini veren belki de tek liderdir. Düşmanını daha yendiği anda affetmiştir. Esir ettiği generallere daha savaş meydanında mertçe el uzatan tek adam o dur. Bu generalleri kendi yurduna salan, önderleri devlet, hü-kümet başkanlarını ülkesine dost olarak çağıran, onları kendi toprağında dost ola-rak karşılayan, ağırlayan ve onların hepsinin istisnasız gönlünü fetheden de o dur. “Yurtta Barış, Dünyada Barış” bir tek onun sloganıdır. O yalnız kudretli bir asker, kudretli bir devlet kurucusu ve çağdaş devrimci değil, çağımızın ölçüsüne de sığma-yan bir dehadır. Bir ilahi hüküm şöyle diyor: “Bütün canlılar bir gün ölümü tadacaklardır.” Atatürk için de kaçınılmaz olan bu son tecelli etmiştir. Ancak diğer fanilerden farklı olarak: Atatürk milletine, taşı-dığı isme layık bir miras bırakmıştır. Maddi mirası, birer tarım okulu olarak düşündüğü ve yoktan var ettiği çiftlikle-rini zaten gözlerini kapamadan millet hazinesine armağan etmiştir. Kalanları da hayrına ve faydasına inandığı iki kuruma, DİL ve TARİH kurumlarına bıraktı. An-cak; onun asıl mirası “HER BAKIMDAN BÜYÜK BİR TÜRKİYE CUMHURİYETİ”dir. Onu da Türk Gençliğine emanet etmiştir. Sayın İlber Ortaylı’nın Gazi Mustafa Kemal Atatürk adlı eserinde; (Kronik kitap 2018) “Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mani olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir. Türklerin her asırda büyük mareşallerinin ve büyük devlet adamlarının olduğu bilinmektedir ve Türkiye böylesi bir zenginliğe sahiptir; fakat Atatürk nadiren görülen bütünleyici bir yönetici, bir dahidir. Bununla beraber Atatürk’le ilgili –Atatürk kurucumuzdur- ve –Atatürk 20. Yüzyılın büyük devlet adamıdır- gibi devamlı kullanılan klişelerimiz var. Bunlar doğrudur ama elzem olan bu sloganları maalesef kullanmıyoruz. Birincisi Atatürk, Türkiye Mareşal’idir. Büyük mareşaldir çünkü başka mareşalleri takdir etmeyi bilmiştir. Bunlar onun en büyük özelliklerindendir. Büyük ve yaratıcı adamlar bu geçiş-leri kolaylıkla yaparlar. İkincisi Atatürk bir organizatördür. Hem askeri alanda hem de politikada başarı göster-miştir. Büyük bir devlet adamı olduğunun göstergesi olarak monarşiyi Cumhuriyet’e dönüş-türmüş ki…
Siyaset hayatın parçasıdır. Biz assubaylara ön yargılarla yapılan haksızlıklar,  hukuksuzluklar ancak hukukun üstünlüğü ilkesinin gerçekleşmesi ile son bulacaktır. Birçok milletvekili bizlerle ilgili yasa teklif leering, soru önergeleri vererek adaletin sağlanmasına gayret göstermekteler,  kendilerine minnettarız; ancak mecliste bizden birinin olması konuyu çok farklı noktalara taşımaktadır. Unutmayın ki Atalarımızın ELİN İYİSİNDEN KENDİ KÖTÜN DAHA İYİDİR sözündeki gibi bizi ancak aynı çileleri çeken arkadaşlarımız anlayabilir. Çeşitli partilerden arkadaşlarımız milletvekili aday adayı olduklarını açıkladılar,hangi partiden olursa olsun hepsine sonsuz başarılar diliyoruz. Bunlardan biri birikimi mesleğine ve meslektaşlarına saygısı ile ön plana çıkan Sn. Ömer BAYRAM'ı sizlere tanıtmayı amaçladık diğer adaylara da sayfalarımız açıktır.  Ömer BAYRAM 1970 Bolu Mudurnu doğumlu olup babasının memuriyetinden dolayı farklı ilçelerde eğitimini tamamlamış 1989 yılında  çok sevdiği Hava kuvvetlerine Asb olarak katılmıştır. Hava kuvvetlerinde  farklı birliklerde görev yapmış 2012 yılı itibarıyla meslek hayatına emekli olarak son vermiştir. Emeklilik sonrasında siyasete atılmış bir yandan da sivil toplum örgütlerinde gönüllü olarak görev almıştır. Özellikle Emekli meslektaşlarının kurduğu T.E.M.A.D. derneğinde İzmir il başkan yardımcı olarak bir dönem  gönüllü görev almıştır. Kendisinin de yaşadığı Mesleki sorunların ve üstlerin egemenliğinde yaşanan  hak gasplarının düzeltilmesi için etkin olarak mücadele etmiştir. Bunlar Eylem bazından yazılı görsel basında meslektaşlarının sorunlarını dile getirmiş,hiçbir baskı karşısında korkmadan her plartformda yaşanılan haksızlıkları dile getirmiştir. Aynı zamanda üyesi olduğu ve siyasi mücadele verdiği Cumhuriyet Halk Partisinde Şehit yakını ve Gazilerimizin sorunlarını dile getiren çalışmalar yapmış partiye bu konuda katkı koymuștu.  TSK içinde uzman çavuş ve erbaşların sorunlarını da sahiplenmiş çalışmalarını sadece kendi meslektaş sorunları ile sınırlandırmamıştır. Bu durum onun yaşam felsefesi haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır ilkesinden kaynaklanmaktadır. Aidiyet duygusu artmış Türk silahlı kuvvetler mensuplarını çoğaltmak ve hayata geçirmek yasal zeminde mücadelesi ile emin adımlarla ilerlemektedir. Hatta herkesin görmezden geldiği adi malul emekli personelin de hamiliğini yaparak  mağduriyetlerinin duyulması ve düzenlenme yapılması gayretine girişmiştir. Bitmek bilmeyen enerjisi ve  engin deneyimi kendisini uzman olarak  gördüğü bu sahada alanlara yansıtmak katkı sağlamak onun en büyük ideali olmuştur. Sayın Ömer BAYRAM'ın bu kalabalık mücadele yelpazesinde sadece bunlarla sınırlı çalışmaları yoktur. Kendisi Cumhuriyet Tarihi Uzmanı oluşu akademik eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesinde Atatürk ilke ve İnkılapları Tarih Enstitüsünde tamamlaması onu bu alanda da akademik uzman yapmış  insanlara Atatürk sevgisini aşılamak, Cumhuriyet hafızamızı diri tutmak için elini taşın altına sokmuştur, bu anlamda Atatürkçü Düşünce Dernekleri dergilerinde araştırmacı yazılarıyla okuyuculara  bilimsel yazılarıyla  katkı sağlamaktadır, ayrıca konferans ve  sunumlar yaparak bıkmadan usanmadan laik sosyal hukuk devletini bize emanet eden Atasına layık insan olma ve genç beyinleri Atatürk sevgisiyle doldurmak kendisinin…
Türk Silahlı Kuvvetleri Kamuoyunun Dikkatine, OYAK Genel Müdürlüğü, Algı Anketi adı ile kamuoyu yoklaması niteliğinde anket olarak tanımlayabileceğimiz sorular göndermiş, ayrıca serbest bir bölüm bırakarak düşüncelerimizi paylaşmamızı istemiştir. OYAK, yıllarca maaşlarımızdan, çoluk çocuğumuzun boğazından keserek zorunlu ödeme yaptığımız bir kuruluştur ve “BİZİM”DİR. OYAK’IN iyi yönetilmesi bizim ve kurum olarak OYAK’IN kendisinin yararınadır. Bu nedenle samimi, yapıcı eleştirilerimizi, beklentilerimizi iletmek hem hakkımız hem de görevimizdir. Biz aşağıdaki hususları belirledik. Siz de kendi düşüncelerinizi ekleyerek, size anket için SMS gelmişse On Line Hizmetlerden anket formuna, gelmemişse OYAK’A doğrudan göndermeniz hepimizin yararına olacaktır. Takdirlerinize sunarız. Not: Lütfen bu iletiyi ilgili olduğunuz OYAK Üyelerinin olabileceği tüm sosyal medya platformlarında paylaşınız. 1. OYAK Gereklidir, iyi düşünülmüş bir kurumdur. Ancak OYAK bir ticari kurum değil bir sosyal yardım kurumudur. Tüm tasarruflarında bu hususu göz önünde bulundurmalıdır. > 2. OYAK dışarıdan sermaye girişi olmayan sadece üyelerinin mütevazi maaşlarından zorunlu kesintilerle oluşmuş devasa bir kuruluş haline gelmiştir. OYAK üye ve sermayesinin %60 dam fazlası Astsubaylara ait olmasına rağmen, yönetim-denetim organlarında Astsubayların yeterince söz hakkı yoktur. Temsilde adalet mutlaka sağlanmalıdır. > 3. Üyeler arasında hizmette ayrımcılık söz konusudur. Her üyeye ödediği aidat oranında hizmet verilmesi doğaldır. Ancak üst rütbelere pozitif ayrımcılık yapılması kabul edilemez, adaletsizdir. > 4. OYAK, yatırımları ile devasa bir kuruluş haline gelmiştir. Ne yazık ki üyelerinin büyük çoğunluğu geçim derdindedir. KISACA ZENGİN OYAK´IN FAKİR ÜYELERİYİZ. Üyelere yardım arttırılmalıdır. > 5. Asker kişiler yalnızca emeğini değil aynı zamanda canını ortaya koyan kişilerdir. Kendi parasıyla oluşturduğu Sosyal Güvenlik Kurumu meslekteki ve emekli personele yaşamlarını kolaylaştırmak için örneğin 5 yılda araba, 10 yılda ev edinmesini sağlamalıdır. > 6. OYAK’IN son yıllarda ürettiği konutların kimlere hitap ettiği anlaşılamamaktadır. 400-500 bin ₺ mertebesindeki evi kaç astsubay, subayın alabileceği düşünülmelidir. Kaldı ki aynı koşullarda aynı özellikteki konutu piyasadan bulmak mümkündür. OYAK’IN bu durumda üyesine sağladığı imkan öncelikle OYAK Yönetimi tarafından sorgulanmalıdır. > 7. Bilişim teknolojisi ve yazılım önümüzdeki çağın mesleğidir. OYAK mutlaka bu alanda atılım yapmalıdır. > 8. OYAK İştiraklerinde astsubay subay çocukları benzerleri arasından öncelikle istihdam edilmelidir. 9. OYAK Sosyal sorumluluk kapsamında büyük şehirlerde öğrenci yurtları yaparak gençlerimizin tarikatların, Atatürk düşmanlarının kucağına düşmekten kurtarmalı. Rütbe esas alınmadan ihtiyaç durumuna göre burs sağlanmalıdır. 10. Bir çok şehrimizde ORDU Evlerimiz ne yazık ki askeri personelin sosyal statüsüne uygun değildir ve yetersizdir. Sosyal sorumluluk kapsamında ORDU Evlerine destek sağlanmalıdır. 11.Kurum iştiraklerinde tüm üyelerin hakları vardır Kurulduğundan itibaren emekli olan  her üyeye katılımları nispetinde hisse senedi verilmeli Dileyen birikimini kurumda değerlendirmeye devam etmelidir   

YAZAR RASİM ŞENGÖR

16 Şub 2018
4545 kez
Yazan
Drama Doksat'tan gelmiş Mübadil bir ailenin en küçük çocuğu olarak İZMİR/ÖDEMİŞ'te 1948 yılında dünyaya geldi; Ödemiş meslek lisesinden sonra Hava assubay sınıf okulundan mezun olarak 1969 yılında memuriyet görevine başladı, 1992 yılında mesleğinden emekli olan ŞENGÜN evli ve ikisi doktor diğeri gıda mühendisi üç çocuk babası olarak İzmir'de yaşamaktadır Şair ve yazar olarak KOCA BİR ÖMÜR adlı şiir kitabı ile Osmanlı'nın yengilgisinden sonra büyük ızdıraplar,ayrılıkların yaşandığı Mübadele günlerini anlatan  İZDIRAP GÜNLERİ adlı romanı yayınlanmıştır  yayınlanma çalışmaları devam eden 3 kitabı daha mevcuttur