ÜLKENİN NABZI

ÜLKENİN NABZI (118)

YAZAR : AHMET ÇAM

Değerli arkadaşlarım.Daha önceden sizlere bildirdiğim kaza nedeniyle sonradan bel bölgemde meydana gelen rahatsızlık dolayısıyle oturma zorluğu çektim,hareket kabiliyetim kısıtlandı. Şimdi daha iyiyim ve iyiye doğru gidiyorum. Sizlerden ve gelişen konularımızdan uzak kalmamaya gayret sarf ederek elverdiğince konuları izlemeye çalıştım. İzleyenlerin bildiği gibi İzmir'de ikamet etmekteyim. İZMİR, Ülkemizin üçüncü büyük şehri. Güzelliği ve batıya yakınlığının dışında ÇOK ÖZEL önemli bir özelliği olan güzel İZMİR'İMİZ...... Osmanlı İmparatorluğu'nun dağıtılması, parçalanması ve emperyal güçler nezaretinde bölüşülmesi aşamasında ilk İŞGALE uğrayan, istila edilen güzel İZMİR'İMİZ, aynı zamanda ülkemizin ULUSAL direncimizin ilk başladığı, düşmana ilk kurşunun atıldığı, aynı zamanda da ülkemizin İŞGAL ve İSTİLADAN kurtulduğunu yaşayan eşi olmayan TEK ŞEHİRDİR. Dünyada İŞGALİN BAŞLADIĞI VE BİTİRİLDİĞİ tek şehir olma özelliğine sahiptir. Dünyada benzeri yoktur. Bir ülkenin İSTİLA edilmesinin başladığı ve gösterilen ULUSAL dirençle KURTULUŞA ve BAĞIMSIZLIĞA giden yolun kesiştiği ikinci bir ŞEHİR örneği yoktur. Değerli arkadaşlarım, böyle bir şehirde yaşamak bizlere nasip olmuştur. O zaman bizlere de düşen bir takım görevlerde, böyle bir şehirde yaşamanında bir bedeli olmalıdır. Gelin bizler de İZMİR'de başlatalım, İZMİR'de de bitirelim. Aynen ülkemizin istila edildiği ve kurtarıldığı ULUSAL DİRENCİN VE KURTULUŞ SAVAŞININ sona ermesinin İZMİR'E KISMET olması gibi, İzmir'in ÖZELLİĞİNİN, GÜZELLİĞİNİN dünyada bir ilk olduğu gibi HAKLARIMIZIN alınması için ilk FİŞEĞİNİN ATILIP, NETİCE ALINANA kadar sürecek mücadelemizin MEŞALESİNİ birlikte İZMİR'de yakalım. Bu şehre yakışanı yapalım. Bunun için önce TEMAD şemsiyesi altında bir araya gelelim. Neler yapacağımızı belirleyelim. Yapacaklarımızı kararlaştırdıktan sonra HAKLARIMIZIN savunucusu konumunda olan ORG sitemizde bunları tüm ülke sathında arkadaşlarımıza anlatalım. TEMAD İL BAŞKANLIĞIMIZ İLÇE BAŞKANLIKLARIYLA KOORDİNE KURARAK birlik beraberliği pekiştirecek, dayanışmayı arttıracak çalışmalarda yardımcı olsun. Bizler de yanlarında olalım teşvik edelim. İzmir olarak bugüne kadar yaptıklarımızdan daha fazlasını, daha iyisini yapacak durum ve konumumuz vardır. Bu KAÇINILMAZ SONU ÇABUKLAŞTIRMAK HAKKIMIZDIR, HAKKIMIZI ALANA KADAR MÜCADELEMİZ DE SÜRECEKTİR. Yeter ki, BİR olalım, BİZ olalım. Haklarımızın verilmesi için başkalarının KARARINI ve ONAYINI beklemenin ZAMANI ÇOKTAN GEÇTİ. Bildiğiniz gibi T.C. devletinin en üst makamında bulunan yetkililer AÇIKÇA söz verdikleri halde kişilik ve makam olarak güvenilmeyeceklerini göstererek yıllardır ALDATILDIK, OYALANDIK KANDIRILDIK. Haklarımızı başkalarının vermesini beklemek yerine GÜCÜMÜZÜ, VARLIĞIMIZI gösterme ve ispat etme günü HÂLÂ GELMEDİ Mİ? NEYİ BEKLİYORUZ? Saygılarımla.
Değerli arkadaşlarım, Yaşadıklarımız, bundan sonra da yaşayacaklarımızın göstergesidir. Bizleri bir değer olarak görmeyen, önemsemeyenlerin bundan sonra da önemsemeyecekleri ve hak ettiğimiz DEĞERİ vermeyecekleri ortadadır. Bugüne kadar yapılanlardan GEÇMİŞTE olan HAKLARIMIZIN yok edilip, eritildiğini gördük. Toplum içindeki GELİŞMELER ve EĞİTİM standardımızın yükselmesine rağmen HAKLARIMIZ GELİŞTİRİLECEĞİNE eskiye nazaran daha da GERİYE götürülmüştür. Üstelik bu HAKSIZLIKLAR yapılırken ASSUBAYLARA VERİLEN HAKLAR, ASSUBAY DEVRİMLERİ diyerek topluma lanse edilmiş, kazanılmış haklar geriye götürülerek YAPILAN HAKSIZLIKLARIN ÜSTÜ ÖRTÜLMÜŞTÜR. 1970 yılında çıkarılan PERSONEL yasasında ÖZLÜK HAKLARI Kd.Bşçvş.-Kd.Bnb.,Yb. eşidi iken, bugün yapılan ASSUBAY devrimleri ve iyileştirilmeleriyle Ütğm. seviyesine indirilmiş, Assubay rütbeleri arasındaki süreler uzatılarak maaş ve kazanımlara ulaşım zorlaştırılarak engellenmiş TIRPANLANMIŞ, aynı ordu içindeki subayların rütbe süreleri KISALTILARAK maaşa, tazminatlara daha kısa sürede ulaşmaları sağlanarak ÖDÜLLENDİRİLMİŞ, TSK'da çifte standart uygulanarak, Assubaylar ÖTEKİLEŞTİRİLMİŞLERDİR. TSK Komuta kademesince teknolojiden, araç ve gereçten ne kadar istifade edilirse edilsin DÜNYANIN HER YERİNDE, HER DURUMDA: EN ETKİLİ SiLAHIN İNSAN… olduğu değerlendirilememiştir. TSK'nın önemli iki ayağından biri olan ASSUBAYLARI bu kadar AYRIŞTIRIR, ÖTEKİLEŞTİRİR ayırıma tabi tutar, ikinci sınıf insan muamelesinde bulunur ve bunu DAYATIRSAN TSK'da BİRLİK ve BERABERLİĞİ, DAYANIŞMAYI SAĞLAYAMAZSIN. (Bu konuda yapılacak bir anket her şeyi gün yüzüne çıkaracaktır) Ülkenin içinde bulunduğu durum değerlendirildiğinde GÜVEN ortamına DAYANIŞMAYA, BİRLİK ve BERABERLİĞE en çok ihtiyaç duyulacak bir dönemden geçtiği de görülecektir. Toplumun her kesimine HAK olarak verilenleri ASSUBAY camiasına vermemek için DİRENİR, Hükümetle dirsek temasında bulunularak YILLARDIR OYALAR, ALDATIR, KANDIRIRSANIZ, İNANDIRICILIĞINIZ ve GÜVENİLİRLİĞİNİZ sorgulanır, zaafiyete uğrar. Sizlere İNANMAYAN, GÜVENMEYEN kişilerle birlikte girilecek MÜCADELEDE BAŞARI OLUR, O MÜCADELE KAZANILABİLİR Mİ? Bu mücadeleyi YARATTIĞINIZ STATÜKO ile kazanabilir, ASSUBAYSIZ bir HAREKATA girişebilir, başarılı olabilir misiniz? Günümüz TEKNOLOJİSİYLE yapılmış ve kullanılmakta olan her türlü araç, gereç, silah İNSANSIZ ortamda kendi kendine çalışabilir mi? TSK'da; UÇAKLARI UÇURAN, GEMİLERİ YÜZDÜREN; TANKLARI, ARAÇLARI YÜRÜTEN; SİLAHLARI ÇALIŞTIRAN; KIT'A VE KURUMLARDA HİZMETLERİN YAPILMASINI, YÜRÜTÜLMESİNİ sağlayanlar kimlerdir? Bunlar daha SAĞLIKLI olarak düşünülerek, yanlış ve zararın neresinden dönülürse ve bu karar ne kadar çabuk verilirse ÜLKEMİZ o kadar az zarar görecektir. Bu irade, karar gücü en kısa zamanda gösterilmelidir. Assubayların artık dayanacak gücü ve morali kalmamıştır. Assubayların HAKLARI konusunda DIŞLANMA ve ÖTEKİLEŞTİRİLMESİ sonlandırılmalı, HAKLARI en kısa zamanda verilmelidir. OYAK konusunda da HAKLAR EŞİT olarak dağıtılmalı, ASSUBAYLARA yok gözüyle bakılmaktan vazgeçilmelidir. Bugün düşünüldüğü ve kabul edildiği gibi OYAK ve KURUMLARI HİÇ KİMSENİN ARKA BAHÇESİ, ARPALIĞI, GELİNLERİN DAMATLARIN, PAŞA ÇOCUKLARININ İŞ ALANLARI olmaktan çıkarılmalıdır. OYAK ve KURULUŞLARINDA EN BÜYÜK PAY SAYISAL olarak ASSUBAYLARIN olduğu akıldan çıkarılmamalı, OYAK ve kuruluşlarında ÇALIŞANLAR buralarda PAY ve HİSSE sahibi konumunda olanların ÇALIŞANLARI durumunda olduklarını…
Değerli arkadaşlarım, Camia olarak bugüne kadar yaşadıklarımızı masaya koyup DOĞRU değerlendirmeliyiz. İstediklerimizin bir anda OLMASI zaten mümkün değildi. Karşımızda BİZLERİ oyalama, kandırma ve aldatma için şartlanmış Hükümet ve Genkur vardı. Bilindiği şekilde PİNPON topu gibi bizlerle oynadılar, onlar tarafından ALDATILDIK, KANDIRILDIK bugünlere geldik. Başbakanın, hele hele Msb nı ile ASSUBAY devrimleri mucidi Genkur Bşk nın yaptıklarını ve yapmadıklarını buraya tekrar yazmak istemiyorum. Ancak, bugüne kadar yaptıklarımızı DENEME-YANILMA yöntemi olarak kabul edelim ve HİÇ UNUTMAYALIM. Bizim camiamıza yapılan AYIRIM ve ÖTEKİLEŞTİRME toplumun HİÇ BİR kesimine yapılmamıştır. Bu bir ÖNYARGININ eseridir. Haklarımızı elde etmede KARŞIMIZDA SET oluşturmuş olanlara İNANMAMIZ, GÜVENMEMİZDE bizlerin en büyük YANLIŞI olmuştur. Bu konuda zaman zaman KARARSIZ tutumlar içine girdik, HAZIRLIKLARI yapmadan BASİT olarak geçiştirilecek EYLEMLERE giriştik. Birazda TECRÜBESİZ olduğumuzu kabul etmeliyiz. Ama kimse YAPILMASI gerekenleri anne karnında öğrenmez. Bu bir süreçti yaşadık ama TECRÜBE EDİNDİK, GERÇEKLERİ VE YANLIŞLARIMIZI gördük. Bugüne kadar ASSUBAYLARA HAKLARININ VERİLECEĞİ konusunda SÖZ VERENLER, HAKLARIMIZIN TAKİPÇİLERİ OLACAKLARINI SÖYLEYENLER, ASSUBAY DEVRİMLERİNİ GERÇEKLEŞTİRECEK OLANLAR, KENDİ SÖZLERİNİN VE GÖLGELERİNİN ALTINDA KALMIŞ, KİŞİLİKLERİNE YENİLMİŞLER, GÖLGELERİNİN ESİRLERİ OLMUŞLARDIR. Bu utanç onların kendilerinindir! E.Assubaylar ORG olarak HAKLARIMIZIN kazanımını kendimize görev addettik, gücümüzün üzerinde GAYRET göstererek azımsanmayacak MESAFELER katettik. Yaptıklarımızı kabul etmeyenler, buna katılmayanlar tarafından haksız olarak ELEŞTİRİLMİŞ, TENKİT edilmiş olabiliriz. Ama unutmayalım ki, ancak MEYVE VEREN AĞAÇ taşlanır. Yapılan TENKİTLERİN olumlu yönleri ve yapılanları onaylayanların ÖNERİLERİNİ birleştirerek DAVAMIZIN çözümüne daha iyi ODAKLANABİLİRİZ. Unutmayalım ve kabul edelim ki EL ELDEN ÜSTÜNDÜR. Sorunlarımızın ÇÖZÜMÜNE yönelik doğru fikirler kimden gelirse gelsin DEĞERLENDİRİLMELİ, DİKKATE alınmalıdır. Bugüne kadar camia olarak en büyük eksikliğimizin sorunlarımızın çözümü için elimizin altında ACİL EYLEM PLANIMIZIN olmaması ve bunu DEĞİŞEN GÜN VE ŞARTLARA uyarlayamamız ve UYUM sağlayamamamızdır. UYGUN kişilerin BİLGİ, TECRÜBE ve BECERİLERİNDEN istifade etmek için DİYALOG sürdürülmeli, STRATEJİLERİMİZİ geliştirerek uygulamalıyız. Gerekirse bunun için YENİ BİR YAPILANMAYA GİTMELİYİZ. Bu yapılanmanın GEREKLİ olduğuna inanmaktayım. Bugüne kadar CAMİAMIZA yapılan HAKSIZLIKLARDA SİYASİLERİN davranışlarını anlayabiliriz. Ama SİLAH arkadaşı ve KADER ortağı diye bildiğimiz kişiler KENDİ İKBALLERİ için uyguladıkları KAST SİSTEMİ gereği YASAL HAKLARIMIZI görmezden gelerek bir kalemde silmişler en büyük VEFASIZLIK örneğini sergilemişlerdir. Bu tavırlarıyla SİLAH ve KADER arkadaşı dedikleri TSK nın ikinci büyük ve önemli ayağı olan ASSUBAYLARIN nezdinde GÜVEN ve İTİBAR kaybına uğramışlar, HAKTA ve HUKUKTA büyük bir EŞİTSİZLİK yaratmaya İMZA atmışlardır. TSK nın komutanı sıfatını taşıyan GENKUR bşk sadece SUBAYLARIN komutanı gibi hareket ederek onların HAKLARINA sahip çıkmış, Assubaylara karşı sözünde durmayarak, haklarına sahip çıkmayarak en büyük ADALETSİZLİĞİ ve VEFASIZLIĞI gerçekleştirmiştir. Arkadaşlar esas sorun bizim kendi içimizdedir. Sorunlarımızın ÇÖZÜMÜ için içimize odaklanmalı,…
Değerli arkadaşlar; Ortadoğu halklarının sırasıyla birdenbire ÖZGÜRLÜKLERİNE kavuşmak istemesi için gerçekleştirdikleri başkaldırılara, NATO'nun ve İNSAN HAKLARI konusunda çok DUYARLI olan BATILILARIN birleşerek, ÜLKELERİN HÜKÜMRANLIK ve BAĞIMSIZLIK haklarını düşünmeden KARAR almaya da gerek duymadan bu ÜLKELERİ BOMBALAMAYA başlaması, halklara ÖZGÜRLÜK için mücadele vermesi gözlerimizi yaşarttı. Bu bölgede çok HASSAS ve İNSAN HAKLARINA duyarlı olan BATILI ülkeler burunlarının dibinde, gözlerinin önündeki YUGOSLAVYA'da on binlerce SUÇSUZ MÜSLÜMANIN öldürülüşüne SEYİRCİ kalmış ORTADOĞU ülkeleri halklarına karşı gösterdiği HASSASİYETİ ve DUYARLILIĞI burada göstermemişler, adeta görmemiş, duymamış gibi hareket etmişlerdir. Yugoslayva için ne BM ne de NATO kılını kıpırdatmazken ORTADOĞU için bu HASSASİYET ve DUYARLILIK nereden çıktı? Bunların İNSANİ DUYGULARI MI kabardı? Ortadoğu ülkeleri ve en son olarak LİBYA'ya yapılan saldırılarda bugünlerde öğreniyoruz ki BATILI ülkeler planlarını çok önceden yapmışlar. Kısacası MİNARENİN KILIFINI hazırlamışlar. Sayısızca AJANLARINI bu ülkelere önceden göndererek GEREKLİ kişi ve gruplarla görüşerek olayların TETİKLEYİCİSİ ve TAKİPÇİSİ konumuna gelmişler. Tüm bu gelişmelerin tek sebebi PETROL'dür. YER ALTI ZENGİNLİKLERİDİR. Kendi denetimlerinde kuracakları veya destekleyecekleri kişileri İKTİDARA getirerek bu ÜLKELERİN YER ALTI ZENGİNLİKLERİNİ kendi çıkarlarına kullanacaklardır. Tarih TEKERRÜR etmekte, eski SÖMÜRGE ve KOLONİCİLİK şekil değiştirerek sürdürülmektedir. GÜNEŞ BATMAYAN ÜLKE artık GÜNEŞ BATMAYAN ÜLKELER durumuna gelmekte, BATILILAR birleşmeye yönelirken MÜSLÜMAN ÜLKELER bölünmeye, parçalanmaya yönlendirilmektedirler. Acaba aynı SENARYONUN ülkemiz için uygulanmasına NE ZAMAN BAŞLANACAK? Şu anda bu HAZIRLIKLARI TAMAMLAMAK için ülkemize ne KADAR AJAN girmiş, kimlerle irtibat kurmuştur? Yerli işbirlikçiler de istedikleri sayı ve niteliğe ulaşabilmişler midir? Yoksa hâlâ OLGUNLAŞTIRMA ve araştırma süresi devam etmekte midir? BM'in alacağı karar ve NATO birliklerinin HALKLARA ÖZGÜRLÜK vermek için ülkemize MÜDAHELE İÇİN önceden yapılan ANTLAŞMALARA atılan İMZALAR yeterli olacak mı, yoksa bunun için yeni çalışmalar yapılacak mıdır? Batılı Ülkeler TÜRKİYE'de de İNSAN HAKLARINA DUYARLI ve HASSAS davranabilmek için ne zaman harekete geçecek? Bunun için fırsat mı kolluyorlar? Batılı Ülkelerin SURİYE'den sonra İNSAN HAKLARINI korumak (!) için NATO birlikleriyle yapacakları hareketta sırada İRAN MI, yoksa TÜRKİYE mi var? BOP kusursuz uygulanmakta, yerli işbirlikçi ve borazancılar da bu plana desteklerini sürdürmektedirler. Ülke olarak YENİ BİR KURTULUŞ SAVAŞINA HAZIRLANSAK HİÇ FENA OLMAZ. Saygılarımla.
Bugüne kadar ASSUBAY camiasına yapılan HAKSIZLIK ve HUKUKSUZLUKLAR topyekün olarak SUSUYORSAK kimse zannetmesin ki bu yapılanları BİLMEMEK, GÖRMEMEKTİR. Her şeyi çok iyi görüyor ve biliyoruz Ama "ÜLKEMİZDİR" deyip, Mevlana'nın dediği gibi "EĞER SUSUYORSAM, ASALETİMDENDİR. Yoksa her LAFA SÖYLEYECEK BİR SÖZÜM VAR ama BİR LAFA BAKARIM LAF MI DİYE, BİR DE SÖYLEYENE BAKARIM ADAM MI" DİYE... Yıllardır binbir entrikayla T.C. Devleti'nin en üst kademelerinde bulunan YETKİLİLERCE OYALANMAYA, KANDIRILMAYA, ALDATILMAYA çalışılan toplumun bir ferdi olarak, ASSUBAYLARA SÖZ veren DEVLET YETKİLİLERİNE Mevlana'nın deyişiyle bir çift söz söylemeyi kendimize borç bildik. DÜN, DÜNDE KALDI CANCAĞIZIM, ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM.... Anlayabilirler mi bilemiyorum ama yine de, öncelikle Sayın Başbakan'a... Sonra YILLARDIR sorunlarımızı BİLDİĞİNİ ve ÇÖZECEĞİNE dair SAYISIZ SÖZLER veren MSB'na.... Daha sonra da ASSUBAY DEVRİMLERİNİN MUCİDİ eski GENKUR Bşk'ı İlker BAŞBUĞ'a... ASSUBAY CAMİASI OLARAK YILLARDIR; aynı SÖZLERİ SÖYLEMENİZDEN, YAPMAYACAĞINIZI BİLEREK VERDİĞİNİZ SÖZLERİ DİNLEMEKTEN BIKTIK, USANDIK. SİZLER HÂLÂ AYNI YERDE, AYNI NAKARATLARI SÖYLEMEKTEN USANMADINIZ, BIKMADINIZ! SİZLERİ GÖRDÜK,TANIDIK. SAYENİZDE "SÖZÜN VE ADAM GİBİ ADAM OLMANIN" NE DEMEK OLDUĞUNU ÇOK İYİ ANLADIK, GÖRDÜK. LÜÜTTFFFEEEEN!.. ARTIK SİZLER DE KENDİNİZİ BİRAZ GELİŞTİRİN VE YENİLEYİN. BUNA ÇOK İHTİYACINIZ VAR. ARTIK FARKLI ŞEYLER SÖYLEYİN, BİZLER İÇİN OLMASA DA KENDİNİZ İÇİN YAPIN LÜTFE N N N N..... ÇÜNKÜ ESKİDİNİZ, SİZLERE OLAN GÜVEN VE İNANCI DAVRANIŞLARINIZLA SİLDİNİZ, YOK ETTİNİZ. CAMİA OLARAK HAKLARIMIZIN SİZLER TARAFINDAN VERİLMEYECEĞİNİ, ANAYASANIN BİZLER İÇİN UYGULANMAYACAĞINI, EVRENSEL İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİNDE BELİRTİLEN HUSUSLARIN ASSUBAYLARI KAPSAMADIĞINI, BİZLERİN ÖTEKİLEŞTİRİLİP, SAYENİZDE TOPLUMDA İKİNCİ SINIF VATANDAŞ OLDUĞUMUZU ANLADIK. BUNLARI BAŞARDINIZ! AMA; VATAN MÜDAFAASI VE VERECEĞİNİZ GÖREV İÇİN İLK AKLA GETİRECEĞİNİZ KİŞİLER CAMİA MENSUPLARIMIZDIR. SİZLER ZATEN BUNU ÇOK İYİ BİLİYOR VE UYGULUYORSUNUZ. BİZLER ÜLKENİN KÖTÜ VE SIKIŞIK GÜNLERİNDE HATIRLANIYOR, O ZAMANLAR BU ÜLKENİN VATANDAŞLARI VE SİLAH ARKADAŞLARI OLUYORUZ. BİZİM VATANDAŞLIĞIMIZIN HATIRLANILDIĞI GÜNLER, ÜLKENİN SIKINTI VE TEHLİKE İÇİNDE OLDUĞU GÜNLERDİR. BİZLER O GÜNLERDE VATANDAŞ VE SİLAH ARKADAŞI OLMANIN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUZ. ÜLKENİN SIKINTILARI SONA ERİP, RAHATLADIĞINDA BİZLERİN SIKINTI VE RAHATSIZLIĞI YENİDEN BAŞLAMAKTADIR. ÇÜNKÜ ÜLKEDE SORUNLAR BİTTİĞİNDE BİZLER YİNE UNUTULUYOR, İKİNCİ SINIF VATANDAŞ MUAMELESİNE MARUZ KALIYOR VE ANAYASANIN VE İNSAN HAKLARININ KAPSAM ALANLARI DIŞINA ÇIKARILIYORUZ. ÜLKENİN BİZLERE İHTİYACI OLACAĞI ZAMANLARDA HATIRLAYAN VE SİLAH ARKADAŞI OLDUĞUMUZU SÖYLEYENLER NORMAL DÖNEMLERDE HAK TALEPLERİMİZİ YOK SAYIP YASAKLAMAKTADIRLAR. ÇÜNKÜ BİZ ASSUBAYLAR SADECE GÖREV VE FEDAKARLIK ZAMANININ GÜVENİLİR VE VAZGEÇİLMEZ "ADAM GİBİ ADAMLARIYIZ". ÇÜNKÜ BİZ ASSUBAYLAR ÜLKENİN KÖTÜ GÜNLERİNİN İYİ VE ARANAN, İYİ GÜNLERİNDE DE UNUTULAN VE TANINMAYAN, YOK SAYILAN İSİMSİZ KAHRAMANLARIYIZ. BİZLER T.C.' NİN İYİ GÜN DEĞİL, KÖTÜ GÜN DOSTLARI VE GÜVENİLİR, FEDAKAR, CEFAKAR ASSUBAYLARIYIZ. MAKALEDE KENDİLERİNİ İLGİLENDİREN KISIMLARDAN İNSAN OLMAYA, İNSAN HAKLARINA, ANAYASAYA,…

TSK' DA FEDAKARLIK RUHU

03 Mar 2011
108 kez
Yazan
Değerli Arkadaşlarım; Zaman zaman sizler de rastlamışsınızdır. TSK ile ilgili bazı yazılar okuduğunuzda Ordudaki FEDAKARLIK RUHUNUN sadece SUBAYLARA mahsus olduğu ifade edilir, bu yönleriyle sadece SUBAYLAR ön plana çıkarılır. Bunu belirtmekten maksadım bazıları gibi ÖN YARGILI davranarak TSK'da ayrıcalık yaratmak ve kıskanmak değil, tam tersine bu şekilde kullanılan ifadelerin MAKSADI aşan ifadeler olduğu veya bir yönlendirme amacıyla yapıldığını ifade etmek içindir. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, TSK ERİNDEN-MAREŞALINA kadar birbirinden ayrılmaz olan kişilerden TEŞEKKÜL ETMİŞ BİR KURUMDUR. Bu tür ifadeler TSK'nın diğer önemli UNSURLARI olan ASSUBAY - UZMAN-ERBAŞ ve ERLERE KARŞI HAKSIZ bir durum yaratır. BİRLİK, BERABERLİK, VATANSEVERLİK RUHU ve FEDAKARLIK RÜTBEYLE değil, kişilerin YÜREĞİ ile ilgili bir olgudur. Baktığında bir şeye BENZETEMEDİĞİN bir ER yeri geldiğinde bazı rütbelilerden daha fazla FEDAKARLIK yapacak RUHA sahip olabilir. Ordunun fedakarlık ruhunun sadece SUBAYLARda olduğu HASTALIKLI ve şifa bulmaz bir düşüncedir. Bu tür düşünceler ÖN YARGI taşır ve amacı aşan davranışları oluşturur. Ordunun iki önemli ayağından biri olan ASSUBAYLAR aynı RUHU taşımıyor, aynı fedakarlığı yapmıyorlar mı? TSK'da EMEK = ALINAN ÜCRETLERE bakılınca ESAS FEDAKARLIK RUHUNUN ASSUBAYLARDA olduğu, VATANSEVERLİK ruhunun ASSUBAYLARIN kemiklerine kadar işlediği ve bunu kalplerine NAKŞETTİĞİ görülecektir. Assubaylar yaptıkları FEDAKARLIĞIN karşılığını YILLARDIR alamamalarına RAĞMEN VATAN VE SORUMLULUK RUHUYLA, göğüslerini siper edercesine FEDAKAR ve CEFAKAR bir tutumla GÖREVLERİNİ EKSİKSİZ SÜRDÜRMEKTEDİRLER. BUNUN AKSİNİ İDDİA EDENLER BUGÜN ASSUBAYLARIN YAPTIKLARI İŞİ, FEDAKARLIĞI YAPARAK AYNI MAAŞI ALSINLAR, BU RUHU NEREYE KADAR, NE ZAMANA KADAR TAŞIYIP, SÜRDÜREBİLECEKLERDİR birlikte GÖRELİM. FEDAKARLIK VE GÖREV RUHUNUN en gerçek İSPATI DA ÜLKE için verilen ŞEHİT ve GAZİ sayılarıdır. Bu sayılara bakıldığında FEDAKARLIK RUHUNUN kimlerde olduğu daha NET ve OBJEKTİF olarak görülecektir. Bu SÖZDE değil, ÖZDE olarak herkesin karşısına bir GERÇEK olarak çıkacaktır. Bu gerçekleri hala görmeyen, KONUŞABİLEN VARSA buna da artık ancak PES denilebilir. ASSUBAYLARIN KÜÇÜMSENMESİ, KENDİLERİNE YOK gözüyle bakılması HAKLARININ VERİLMEMESİ İÇİN ISRARLA DAYATILMASI da anlaşılmaz bir tutumdur. HAK ve HUKUKU ayırd edebilenlerin HAKKI teslim etmeyi, gerçekleri kabullenmeleri gerekir. Sorumlular bu ön yargı ve psikolojiden kurtulmalıdırlar. BİRLİK ve BERABERLİK ancak böyle sağlanır. GERÇEKLERİ GÖRMEK VE KABUL ETMEKLE KİMSENİN DEĞERİ DÜŞMEZ, AKSİNE ADİL OLABİLENLERİN DEĞERLERİ YÜKSELİR. İnkarla da bir yere varılamaz, güneş balçıkla sıvanamaz. TSK'da bir gerçek de vardır ki o da HİYERARŞİK SİSTEMİN gerekliliğidir. Herkes de bu HİYERARŞİYE uymak zorundadır. TSK ancak bu şekilde AYAKTA kalabilir, gücünü koruyabilir. Ama HİYERARŞİYİ uygularken yanına HAKSIZLIKLARI, HUKUKSUZLUKLARI sokuşturarak PERSONEL arasında İKİLİK ve UÇURUMLAR yaratırsanız o zaman da KOCA ÇINARIN İÇİNİN YENMESİNE, zayıflamasına SEBEP olursunuz. Bu denge çok iyi kurulmalı, gözetilmelidir. SORUMLULARIN TSK'nın AYAKTA DURMASI için…
Değerli arkadaşlarım; Artık Assubay olarak BİZLER DE VARIZ diyebilmeliyiz. Yıllardır KİŞİSEL, TOPLUMSAL olarak ALGILAMA ve DEĞERLENDİREBİLME yeteneklerimiz KÖRELTİLDİ, değiştirildi. Gerçekleri görmemiz engellendi. Yazılan SENARYOLARDA ROLLER biçildi, GÖREVLER verildi. Uzun yıllar görevleri eksiksiz yapmamıza rağmen SÜREÇ içinde ÖN YARGILILAR tarafından ÖTELENDİK, YOKSULLAŞTIRILDIK. Adeta UYUŞTURULARAK KÖLELEŞTİRİLDİK, ROBOTLAŞTIK. Uygulamalarla sadece ÖLMEDİK, onların varlıklarını sürdürebilmeleri için YAŞATILDIK, CANLI KALDIK. İNSANİ SOSYAL, EKONOMİK, KÜLTÜREL ANAYASAL, YASAL haklarımız hiç düşünülmedi, gözetilmedi. Hâttâ BİLEREK üzerleri ÖRTÜLDÜ ki, gözlerimiz açılmasın, bu konularda TALEPLERDE bulunmayalım diye BASKILARA maruz bırakıldık. Kendilerinden biri HAKSIZLIĞA uğradığı, MAĞDUR olduğu zaman AKILLARINA ilk gelen bizlerden toplanacak YARDIMLAR oldu. Nasıl olsa verirdik. Ne de olsa bu bir DAYANIŞMAYDI, SİLAH ARKADAŞLIĞIYDI! Bu tür olaylarda EL ÜSTÜNDE tutulur, HAK VERİLMESİ gerektiğinde de her zaman UNUTULURDUK. Arkadaşlarım olaylar ve mücadeleler içinde ÖMRÜMÜZÜ tükettik. HİÇ HAKLI olmadık. Hep ONLAR DOĞRU, ONLAR HAKLIYDI. Bizler MAAŞDA, TAZMİNATLARDA, LOJMANLARDA, KAMPLARDA, ORDUEVLERİNDE, geride BIRAKILIP, UNUTULDUK. Ama HAKLARINI da yemeyelim. GÖREV ve kendilerine YARDIM TOPLAMADA BİZLER hep ÖNDE ve EL ÜSTÜNDE tutulduk. CAMİA olarak artık GERÇEĞİ arıyoruz. Bulmakta da KARARLIYIZ. YALIN ve ÇIPLAK olarak GERÇEĞİ bulana kadar da HAKLARIMIZIN PEŞİNDE olacağız. Her geçen günde bu MÜCADELEMİZ ÜSTÜNE KOYARAK daha da GÜÇLENEREK sürecektir. Bizler değerimizi, haklarımızı BİLİYORUZ, UNUTMADIK. HAKLARIMIZI ALACAĞIMIZA İNANIYOR VE GÜVENİYORUZ. Çünkü DÜRÜSTÜZ, ÇALIŞKANIZ, DOĞRUYUZ. Haklarımızı SONUNA kadar HAK ETTİK ve ALACAĞIZ. BASKILARA son verilerek BİZLERİ YOK SAYAN ZİHNİYETİ GERÇEKLERİ GÖRMEYE, KABUL ETMEYE ÇAĞIRIYORUZ. ARTIK SESİMİZİ DUYUN. TSK'NIN 3/4'ÜNÜ BİZLER OLUŞTURUYORUZ. SAYISAL OLARAK AZ DEĞİLİZ DEMEK İÇİN BURADAYIZ. Maaşlarımızın düşük tutularak oluşan HAKSIZLIKLARIN sonlandırılmasını, ANAYASAL HAKLARIMIZIN verilmesini, buna ENGEL olunulmamasını, RİYAKARLIĞIN bitirilmesini, SİLAH arkadaşlığının sadece GÖREV ve YARDIM toplamalarda değil, HAKLARIN DAĞITILDIĞI zamanlarda da HATIRLANMASINI, UNUTULMAMASINI, AHDE VEFA gösterilmesini istiyoruz. Bugüne kadar SESİMİZİ duyurduğumuzu, GENKUR BŞK'nın yapacağını söylediği ASSUBAY DEVRİMLERİNİN itirafından anlıyoruz. Ancak KOSKOCA TSK K.nın "YAPACAĞIM" diyerek HİÇ BİR ŞEY yapmadan emekliye ayrılması, bizlerin TSK'ya, K.lara olan İNANÇ ve GÜVENİMİZİ sarsmış, HUKUKA ve HAKKA olan İNANCIMIZI, GÜVENİMİZİ zedelemiştir. Artık ASSUBAY camiası olarak bugüne kadar yapılan ÇİRKİNLİKLERİ, HAKSIZLIKLARI YOK EDECEK, BİRLİK VE BERABERLİĞİ PEKİŞTİRECEK HUKUK VE HAK GÜNEŞİNİN IŞIKLARINI görmek, reva görülen KARANLIKTAN kurtulmak istiyoruz. Aydınlığın IŞIKLARININ karanlığı ve karanlığın GİZLEDİĞİ KÖTÜLÜKLERİ yok ettiği gibi, DOĞRU YAPILACAKLARLA ASSUBAYLARIN SORUNLARININ DA BİTTİĞİNİ, BİTİRİLDİĞİNİ GÖRMEK İSTİYORUZ. Sayın GENKUR BŞKNIM; Bizler NEDEN tüm T.C vatandaşları gibi 1/4 dereceye YÜKSELEMİYORUZ? Polis MYO'ları mezunları göreve 9/2 dereceden başlayıp,1/4 derecesine yükselirken, Aynı STATÜDEki Assubay MYO'dan mezuniyette neden 9/1 kademeden başlatılıp, en son 1/3 kademeye yükseliyoruz? Biz polislerden daha mı az çalışıyoruz? Polislerin yaptığı görevden bizim yaptığımız GÖREVLER daha mı…
OYAK, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 220.000 mensubunun ortak olduğu bir emeklilik fonu olup sadece Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının değil aynı zamanda Türk Milleti'nin bir varlığıdır. Bu bakımdan Oyak'ın geleceği sadece yöneticilerini değil, hepimizi ilgilendirir. Erdemir'in satış ve sonrası sürecinde OYAK Genel Müdürü Coşkun Ulusoy'un bizzat yürüttüğü yatırım stratejisinin hatalı olduğunu benimle birlikte Milliyet Gazetesi yazarı Prof. Dr. Güngör Uras, Milliyet Gazetesi yazarı Metin Münir, Referans Gazetesi yazarı ve CNN yorumcusu Yiğit Bulut Oyak'ın Erdemir'in satış sürecinde izlediği yanlış stratejiyi köşelerine taşıyarak uyarı görevini yapmışlardı. Oyak Genel Müdürü Coşkun Ulusoy, bu eleştiri ve uyarılardan ders alarak stratejisini gözden geçireceğine, uyarı görevi yapan ve konunun uzmanı olan bu yazarlara 5'er milyon YTL'lik toplam 20 milyon YTL tazminat davaları açtı. Bir genel müdürün kişisel duygu ve beklentileri için açtığı bu denli yüksek tazminat davaları için milyarlarca liralık mahkeme harçları da Oyak'ın kasasından çıktı. Metin Münir'in Milliyet Gazetesi, Yiğit Bulut'un Referans gazetesindeki köşelerinde gündeme getirdiği, EFG İstanbul isimli aracı kurumun analistlerince hazırlanan rapor, Oyak için 'Erdemir hatalı yatırım' diyor. 'Erdemir yatırımı hata' diyen EFG analistlerinin raporu bakınız ne diyor; "Oyak, Erdemir'in yüzde 49.3'ü için 3 milyar dolar ödedi. Bunun 500 milyon doları Oyak'ın özkaynaklarından, kalan 2.5 milyar dolar ise bankalardan alınan krediler ile ödenmiş. Bankalardan borçlanan bu meblağın 1.5 milyar doları Oyak'ın Erdemir için kurduğu Ataer isimli şirketin defterinde, 1 milyar doları ise Oyak Holding'in defterinin borç hanesinde kayıtlı. Buna karşılık Oyak'ın elindeki Erdemir hisseleri alacaklı bankalara rehnedilmiştir." Oysa satış sonrası Oyak Genel Müdürü, "Hiçbir hissenin rehni söz konusu değildir" açıklaması hâlâ kulaklarımda çınlamaktadır. Borç yeniden yapılandırılacak, rapora yansıyan Ataer yetkililerinin açıklamasına göre, bu borç iki yılı ödemesiz 10 yıl vadelidir. Ödemeler 2008 yılında başlayacak ve beş yıl süreyle 105 ile 210'ar milyon dolar arasında değişecek. Son üç yılda ödenmesi gereken miktar ise 1.6 milyar dolardır. Ataer şirketine Erdemir'den gelecek tahmini temettüler faizleri karşılayamayacağı için EFG İstanbul'a göre 2013 yılında Oyak bu borcu yeniden yapılandırmak zorunda kalacak. Raporu hazırlayan uzmanın değerlendirmesine göre, Oyak fonlarından peşin ödenen 500 milyon dolarlık bölüm ise 2015 yılına kadar sıfır rant getirmiş oluyor. Oysa 500 milyon dolar Oyak'ın fonu içinde kalsa idi 2015 tarihine kadar en az üç misli artardı. Demek ki Oyak mensupları bu fondan da mahrum kalıyor. OYAK üyeleri biliyor mu? Kurumların yeni yatırımlar için hazırladıkları fizibilite raporları çok önemlidir. Eğer bu fizibilite raporları çok iyi hazırlanmazsa yeni yatırımdan beklenen kâr bir tarafa, kurumun tüm varlığı da riske sokulur. Bu anlamda tepe yöneticilerine çok iş düşer. İnşaat sektörünün…
Değerli arkadaşlarım, Bugünlerde VARDİYA ve HUKUKSUZLUĞUN NE OLDUĞUNU yeni tanıyanlara;  "HOŞ GELDİNİZ! BUGÜNE KADAR NERELERDEYDİNİZ? BİZLER HEP VARDİYADAYKEN, HİÇ BİRİNİZ bu vardiyalarda YOKTU, SESİNİZ DUYULMUYOR, FİZİKEN GÖRÜNMÜYORDUNUZ. SİZLER O ZAMAN SEFA İÇİNDE İKEN biz hep bu VARDİYALARDA vardık. HÂLÂ DA varız" diyoruz. Bizleri hatırladınız mı? Daha önce YAKARIŞLARIMIZI, DİLE GETİRDİĞİMİZ SIKINTILARIMIZI, YAPILAN HAKSIZLIKLARI HİÇ DUYDUNUZ MU? Bizler TSK' nın ÖNEMLİ iki ayağından biri olan ASSUBAYLARIZ. Bizleri TANIYOR MUSUNUZ? HATIRLAYABİLDİNİZ Mİ? Eşleriniz, yıllardır BİZLERİ ÖN YARGILI ve KASITLI olarak MAĞDUR etti. ANAYASAL HAKLARIMIZIN verilmesini ENGELLEDİ. Bizleri KANDIRDILAR, ALDATTILAR, OYALADILAR. Bizler bu HAKSIZLIKLARI, HUKUKSUZLUKLARI dile GETİRİRKEN NERELERDEYDİNİZ? O zamanlar HAK HUKUK aklınıza geliyor muydu? Ne oldu da şimdi birden bire HUKUKÇU VE HAKTAN yana oldunuz. HAKSIZLIKLARIN sonlandırılmasını istiyorsunuz. Yoksa yapılanlar HAKSIZLIK ve HUKUKSUZLUKLARDAN CANINIZ MI yandı? Bizlere yapılan HAKSIZLIK ve HUKUKSUZLUKLARDAN, EŞ ve ÇOCUKLARIMIZIN yıllardır CİĞERLERİ yandı, İÇLERİ acıdı, GÖZ PINARLARI kurudu. Duydunuz mu? İnsan olarak "BUNLARIN SIKINTISI NEDİR?" diyerek konulara hiç eğildiniz mi,ilgilenmek aklınıza geldi mi? Yoksa bu tür HAKSIZLIKLARIN sizlere yapılamayacağını düşünerek DUYARSIZ kalmayı mı yeğlediniz? Ama bakın ÖNEMSEMEDİĞİNİZ HUKUK bugün SİZLERE DE GEREKLİ oldu, değil mi? Tüm bu HAKSIZLIK ve HUKUKSUZLUKLARA rağmen BİZ ASSUBAYLAR kimseye HUKUK dışı davranılmasını HAKSIZLIK yapılmasını istemeyiz.Çünkü biz HAKTAN, HUKUKTAN yanayız. HERŞEYDEN ÖNCE İNSANIZ VE İNSAN OLMANIN GEREKTİRDİĞİ ŞARTLARI ÖN YARGISIZ OLARAK YERİNE GETİRİYORUZ. Haksızlık ve Hukuksuzluktan YILLARDIR çok canımız yandı. Bu acıyı EŞLERİNİZİN sayesinde en iyi bizler bilir, tanırız. Bizleri DIŞLAYAN, ÖTEKİLEŞTİREN eşlerinizi ve sizleri SEVDİĞİMİZDEN, SAYDIĞIMIZDAN DEĞİL (Nedenlerini HAKSIZLIKLARI YAPANLAR DÜŞÜNMELİLLER) HUKUKUN uygulanması, HAKSIZLIKLARIN sonlandırılması için SİZLERİN yanınızdayız, sizleri destekliyoruz. Temennimiz odur ki bugün sizlere yapılanlardan gerekli dersler çıkarılır, ASSUBAY camiasına yapılan HUKUKSUZ ve ADİL olmayan davranışlar ARTIK sonlandırılır, HUKUKUN ve HAKKIN yanında olarak HAKKI teslim etme öğrenilir. BİR NUSİBET, BİN NASİHATTAN DAHA İYİDİR özdeyişi belki bizlere bugüne kadar yapılanların yanlış olduğunu ÖĞRETİR, HAKSIZLIK ve HUKUKSUZLUK yapanlar İNSAN olmanın verdiği DEĞERLERE ulaşarak HATA ve HUKUKSUZ DAVRANIŞLARINDAN vazgeçerler. Saygılarımla.
Değerli arkadaşlarım; ABD'nin “1 Mart tezkeresi”nin intikamını muhakkak alacağını, bunu affetmeyeceğini, bırakın YETKİLİLERİN bilmesini sokakta bulunan SIRADAN insanlar bilmektedir. ÇUVAL olayı ve Ülkemiz hudutları dışından AĞIR silahlar ile büyük guruplar halinde gelerek, Tb.BL.Krk.'ları basarak, TSK'ya büyük zayiat ile ülkemize zararlar veren PKK terör örgütünün, elini kolunu sallayarak rahatlık içerisinde HUDUTTAN giriş-çıkışı manidar değil midir? ABD'nin elindeki TEKNOLOJİ ile bunu bilmemesi, görmemesi mümkün müdür? Emekliliğe büyük bir HUZUR ile son model zırhlı aracıyla geçen "MEZARA KADAR GÖTÜRECEĞİ SIRLARI OLAN" şahsın deyişiyle, "BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR  gibi sınırları izliyoruz" denilmesine rağmen YAPILANLAR DÜŞÜNDÜRÜCÜ DEĞİL MİDİR? Bizler, ön yargılar veya BOP'nin gerçekleştirilmesi için SUSTURULMAK ve PASİFİZE edilmek için tutuklananlar varsa, SONUNA kadar ve HİÇ düşünmeden, bu kişilerin KİMLİK ve RÜTBELERİNE bakmadan onlara sahip çıkmalı ve yanlarında olmalıyız. Üstelik bu kişiler GÖREV yaptıkları dönemlerde BİZLERİN HAKLARININ verilmesini engellemiş, önemsememiş olsa da yine de onların bize yaptıkları haksız tutum ve davranışlarına rağmen yanlarında olmalı, onlara destek vermeliyiz. Herkes kendi yaptığından UTANSIN! Varsa karakterleri kendi kendilerini sorgulasın, öz eleştiri yapsın, yüzleri kızarsın DOĞRUYU BULSUNLAR. Eğer onlara destek vermez yanlarında olmazsak sıra bizlere de, vatandaşlara da gelecektir. Aynen "SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK" özdeyişinde olduğu gibi. Hepimiz SARIÖKÜZ olayını da iyi biliyoruz. Tutuklamalar başladığında SESSİZ kalanlar, VAR DA DİYEMEM, YOK DA DİYEMEM - MEZARA KADAR GİDECEK SIRLARI OLUPTA-TSK'NIN EN GİZLİ YERLERİNİN ARANMASINDA SAKINCA GÖRMEYİP "BİZ DE BİLDİKLERİMİZİ SÖYLERİZ" diyerek HAVA atıp, hiç bir şey yapmadan çekip gidenlere de 'eğer çok özel anlaşmaları yoksa' sıra gelecektir diyoruz. Hep birlikte bekleyelim, izleyelim. Tüm bu yaşanılanlar bizlere HAKSIZLIK VE HUKUKSUZLUK yapanlara, HUKUKSUZLUĞUN VE HAKSIZLIĞIN ne olduğunu anlatması açısından UMARIM yararlı olmuştur. Belki DERS almayı bilir, hiç olmazsa bundan sonra BİRLİK BERABERLİK adına HAKSIZLIKLARINA VE HUKUKSUZLUKLARINA son verirler. Vermek zorundalar. Çünkü, bu gidişle ARTIK bizleri YANLARINDA göremeyecek, bulamayacaklardır. En son olarak GENKUR BŞK ve KUVVET K.nın tutukluları ZİYARET için cezaevine gitmeleri de birlik ve beraberlik için güzel ve yerinde bir tavır ama, yapılanlar yine sadece ve sadece TSK' nın ÖZ EVLATLARI olan SUBAYLAR içindir. Aynı anlayış ve davranışı YILLARDIR camiamıza karşı SÜRDÜRÜLEN HUKUKSUZLUK VE HAKSIZLIKLAR için neden yapmadılar? Bu davranış bile bizlerin TSK'da AYIRIMA tabi olduğumuzu ve ÖTEKİLEŞTİRİLDİĞİMİZİ göstermez mi? GENKUR BŞK ve K.K.'ları sadece SUBAYLARIN amiri ve komutanları mıdır? Neden ASSUBAYLARIN HAKLARIYLA ilgilenmez, ASSUBAYLARA yapılan ANAYASAL haksızlığa DUR demezler? Bu kadar ÖN YARGILI ve AYIRIMCI davranışlara engel olmazlar. Assubayların TSK'daki yaptıkları ÖNEMSENMEZ, VARLIKLARI birlik ve beraberlik içinde DÜŞÜNÜLMEZ! Bunu SÖZDE değil ÖZDE olarak gerçekleştirmezler! Ülkemiz ZORA ve DARA düştüğü zaman mı…