KONUK YAZAR

KONUK YAZAR (474)

YAZAR : SİTE YÖNETİMİ

YASAL DAYANAĞI OLMAYAN TALEBİMİZ YOK Kİ "Haklı Taleplerimizin" tamamının YASAL dayanakları mevcut olup, dile getirdiğimiz konuları işte bu yasal dayanakları ile birlikte ortaya koymaktayız. "Sicil Affı" olarak da telaffuz edilen talebimizin yasal dayanaklarını aşağıda göreceksiniz. Hiç kimse karanlıkta göz kırpmasın.! Bu konulardan sürekli olarak kaçmaya çalışılıyor. Ancak siz kaçtıkça biz kovalayacağız, hem de daha hızlı koşarak... TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU Kanun Numarası: 926 Kabul Tarihi: 27/7/1967 IV – Terfi zamanı: Madde 81 – Astsubayların terfi zamanı hakkında 33 üncü madde hükmü uygulanır. IV – Terfi zamanı: Madde 33 – Muvazzaf subayların terfileri her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılır. (NOT: Terfii - Terfii etmek: Derece-Makam bakımından yükselmek,Bir görevde derecesi yükselmek demektir.) VIII – Kademe ilerlemesi şartları: Madde 45 – (Değişik: 7/7/1971 - 1424/15 md.) Subaylar aşağıda yazılı esaslara göre her yıl kademe ilerlemesi yaparlar. a) Kademe ilerleme şartları şunlardır: 1. Bulunduğu kademede bir terfi yılını doldurmuş olmak, 2. Bulunduğu rütbede ilerliyebileceği bir ileri kademe bulunmak, 3. Sicil notu, sicil tam notunun % 60 ve daha yukarısı olmak, Yukarıdaki şartları haiz olan subaylar, her yıl kademe ilerlemesi yaparlar. IX – Kademe terfii esas ve şartları: Madde 93 – (Değişik: 7/7/1971 - 1424/32 md.) Astsubaylar aşağıda yazılı esaslara göre her yıl kademe ilerlemesi yaparlar. a) Kademe ilerleme şartları şunlardır: 1. Bulunduğu kademede bir terfi yılını doldurmuş olmak, 2. Bulunduğu rütbede ilerliyebileceği bir ileri kademe bulunmak, 3. Sicil notu, sicil tam notunun % 60 ve daha yukarısı olmak. Yukarıdaki şartları haiz olan astsubaylar, her yıl kademe ilerlemesi yaparlar. ========================================== 1424 SAYILI KANUN'UN KOMİSYON RAPORUNA BAKALIM VE İLGİLİ MADDELER HAKKINDA NELER SÖYLENMİŞ GÖRELİM İZNİNİZLE; Kabul Tarihi : 07/07/1971 Resmi Gazete Tarihi ve No : 14.07.1971 No: 13895 MM 364 no'lu Komisyon Raporu MİLLET MECLİSİ S. Sayısı : 364 27. 7.1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun bâzı maddelerinin değiştirilmesi ve bu Kanuna bâzı maddeler eklenmesi hakkında kanun tasarısı ile, Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun bâzı maddelerinin değiştirilmesi ile bâzı mad­delerine fıkralar eklenmesi hakkında kanun teklifleri ve Millî Savunma, İçişleri ve Plân komisyonlarından seçilen 5'er üyeden kurulu 46 numaralı Geçici Komisyon raporu. 27.7.1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun bâzı maddeleri­nin değiştirilmesi ve bu kanuna bâzı maddeler eklenmesi hakkında kanun tasarısı (1/479) Madde 13— Bu madde ile; «Kademe terfii şartları» madde başlığını taşıyan 45'nci madde değiştirilmektedir. 45'nci madde ile, kademe terfii deyimi yerine, rüitbe terfii ile benzeşim hâsıl edeceği düşünülerek, 657 sayılı Devlet memurları Kanununun, «Kademe ilerlemesi»…
GELEN NEBİ ASKERİ İnliyordu meydanlar, Allah Allah sesiyle Top sadâları ile, girdi Mehmet Afrin'e Kalk ayağa oturma, selamla artık sen de Son ordusu İslâm'ın, kurtardı seni işte Gelen Nebî askeri, sakın artık üzülme Bağrındaki pislikler, temizleniyor işte Açacak umut çiçek, bağ ve bahçelerinde Son ordusu İslâm'ın, kurtardı seni işte Bırak kara bağlama, artık gül biraz sen de Mesutça çocukların, gezsin caddelerinde Şenlensin hüzün dolu, pazarların senin de Son ordusu İslâm'ın, kurtardı seni işte Geldi vefalı TÜRK'ler, Anadolu'dan yine Barış dostluk getirdi, zeytin dalları ile Yan bakamazlar asla, düşmanın istese de Son ordusu İslâm'ın, kurtardı seni işte Bırak haydi kederi, hedef şimdi Münbiç'e Bekliyorlar onlar da, barış ve dostluk ile Yiğit Mehmetçikleri, gelecek hemen diye Son ordusu İslâm'ın, kurtardı seni işte ÖMER KESKİN 28 şubat 2018  
HOCALI'YI UNUTMA Hocalı'da çocuğa, kadın ve ihtiyara Kıyanları hatırla, unutma onu asla Sarıp etraflarını, katil acımasızca Katlederken onları, baktılar hâyâsızca Seyretti bu vahşeti, dünya acımasızca Tıkadı kulağını, çığlıkları duymaya Saf tuttu Haçlılar da, ermeninin yanında Silahsızdı Hocalı, o gece katliamda Yüzdüler derileri, utanmadan arsızca Deştiler karınları, acımadan insana Kirletilmiş namuslar, vahşiler kin kusmada Yakılmış canlı canlı, ateşlerin nârında Azeri kardeşine, mezâlimi unutma Yapılan soykırımı, kimseye unutturma Ömer böyle diledi, kabul etsin Hûda'da Geldiğinde kutlu gün, al intikamını da Ermeninin yaptığı, kâr kalmasın yanına Ömer KESKİN 26.02.2018  

ÖNGÖRÜSÜZLÜK

24 Şub 2018
210 kez
Yazan
Asssubaylar  4 yıllık fakülte statüsüne kavuşmalı diye bıkmadan usanmadan yazdık çizdik. Bir arkadaş yorumda demiş ki; “ 4 okuyacaksam niye Assubay olayım ki....." Bir arkadaş ta ;  " biz 4 yıllık fakülteli subaylara bu halimizle de kurs verir, öğretmenlik yaparız ne varmış ki eğitim standardımızda " demiş. Yine bir arkadaş " Assubaylık kalksın o zaman " demiş. Bir başkası " zaten çoğumuz 4 yıllık fakülteyi bitirdik ya ne gerek var ki " demiş. Bir başkamız "ne gereği bu şimdi durup dururkenben bu talepten bir şey anlamadım.   anlayan var mı söylesin "  demiş. Bir diğerimiz ise; “ O zaman subaylık ne olacak, onların durumuna yazık olmayacak mı " demiş. Bir başkası da; “ ben zaten 1. dereceye 19 yılda bu halimle de çıkıyorum sizin fakülte kanunu ile kazanılacak olan 8/1( veya hazırlık sınıfı da eklenirse 8/2 ) başlangıç hesabınızda bir yanlışlık var " demiş. Birisi, " böyle bir saçmalık duymadım. hiç Assubayı subay seviyesine çıkarırlar mı " demiş. Bir başka arkadaş;  subayın statüsüne acımış,  “ onların ki 6 yıl bizim ki 4 yıl olsun o zaman ses çıkarmazlar " demiş. İyi ki de bir çok arkadaşımız da "4 yıllık fakülte kanunu Assubayların insani eğitim hakkıdır. Görev, makam ve statü ayrı şeyler, öğrenim ve eğitim eşitliği ayrı şeyler "demiş.   Ne yazık ki bu gün dünyanın tam 130 ülkesinde hem  kamuda hem de özel de iş yaşamında , ticaret yaşamında  öğrenim statüsü 4 yıllık fakülte denkliğinden başlıyor.   Yukarıdaki yorumlara tabi ki saygı duymalıyız. Bunun adı demokrasi. Fikirlerin özgürce ifadesi. Algı, öngörü, vizyon gücü. Herkese teşekkür ederim.   AMA UNUTMAYALIM Kİ,   O Subaylar da 1971 yılına kadar 2 yıllık yüksek okullu idiler. Dediler ki, “  Biz Cumhurbaşkanı çıkaran makamlarız. Ülkeye darbe ve muhtıralarla yön veren toplumuz. Medyanın, basının, iş adamının, siyasetçinin, hukukçunun, öğretim görevlisinin, sanatçının muhataplarıyız. Ekonomiyi, hukuku, anayasayı, sosyolojiyi, kamu yönetimini iyi bilmeliyiz. Eğitimini almalıyız. Akademisyen hüviyetli olmalıyız. Ona göre de sosyal ve mali gelirimiz yüksek olmalı. Tatillere, gezilere, kulüplere, balolara, törenlere, gösterişle katılabilmeli, eşlerimizle vals ve dans yapabilmeliyiz.” Algısını görev addettiler.   Kuleli Askeri lisesine komşu olan kandilli kız lisesini kanki yaptılar. Kızlarla dans ve vals yaptılar. Tiyatrolara, resim sergilerine gittiler. Dario Morenonun o ünlü “deniz ve mehtab”  şarkısını tarabyada, bebekte ay ışığında öpüşerek dinlediler.   Assubay adayı öğrenci  genç; Konyanın ,Çankırının bozkırında dişi sinek kovalarken, ıssız köy meydanıkadar yoksul, sokaklarında gezerken; Çatal kaşık tutmayı öğrenemezken, çağdaş, sosyal yaşam ne demek bilmezken. Kulelinin o 15 lik mağrur çehreli askeri öğrencileri, 16 sında, çakıl gazinosunun yolunu öğrendiler. Sessizce…

AH DERECE VAH KADEME

23 Şub 2018
149 kez
Yazan
  Bir  genç  liseyi bitirip üniversite sınavlarına girdi. Taban puanına göre Assubay meslek yüksek okuluna kayıt oldu. Yök statüsünde ve Astsubay Meslek Yüksek Okulu kanununda öğrenim süresi iki yıl olduğundan  9/1 dereceden hizmete başladı. Başka bir genç  yine liseyi bitirip üniversite sınavına girdi. Aldığı taban puanına göre  4 yıllık Subay Harp Akademisini kazandı. 2 yıl daha fazladan öğrenim görüp  8/1 den başladı. (bir ay önce  çıkan kanun hükmünde kararname ile bir yıllık dil hazırlık sınıfı da eklenince     4+1 olarak  artık 2018 yılı itibariyle 8/2 den başlayacak.) Yani şu an itibariyle başlangıç derecesinde bir Subaybir  Assubaya tam  1 derece+1   kademe fark atmış oldu. Meslekte iken örn.yarbaylığa 2 yılda terfi ederek ,harp akademesini bitirip aldıkları derece kademeyi saymıyoruz bile  Biz hala 9/2 nin peşinde avuntudayız. Subay ne olursa olsun tüm kaynak tedariklerinde göreve başlangıç derecesi olarak mali tablolarda 8/2 (yeni)ile muhatap olur ikenbakın Assubaylarda ne kepazelik yaşanıyor. Milli Savunma Üniversitesinde  Assubayın öğrenim statüsü 2 yıl olduğundan buradan mezun olan bir genç yukarıdaki örnekte olduğu 9/1 den mesleğe başlıyor. Bu resmi başlangıç derece ünvanımız. Dışarıdan kendi nam ve hesabına 4 yıllık bir fakülteyi bitirip te iş bulamadığı için yine başka bir kaynak tedarik metodu yolu ile Assubay olmak isteyen bir genç te 8 aylık bir intibak sınıf eğitimine müteakip göreve başlatılıyor. Ama bu arkadaş intibak düzenlemesi ile  9/1 yerine9/3 den başlangıç derecesine kavuşuyor. Yani Assubaylar  kendi içinde aynı yıl mezunları da olsalar en az 2 kademelik bir farklılık yaşıyorlar. Sosyal medyada kendi içimizde bu çatışmanın ve farklılığınörneklerini her gün artarak yaşıyoruz. KENDİ İÇİMİZDE DAVADA VE HEDEF ALGISINDA HIZLA BÖLÜNÜYORUZ. Daha ilginç olanı ise bu gün Subay gibi 4 yıllık lisans mezuniyeti olan tüm Assubaylar ise o subayla yine 2 kademelik bir başlangıç derecesi mağduriyeti yaşıyorlar. (Subayın yeni KHK ile bir yıl hazırlık sınıfı sonucu artık 8/2 oldu). Daha da garibi Subay Assubaydan 2 yıl fazla okumasına rağmen aradaki kademe farkının da 2 olması gerekirken bu gün bu fark 3 kademe olarak özlük haklarına yansıyor. (hazırlık sınıfı şu an sadece harp okullarında başlatıldı). Assubaylara da hazırlık sınıfı konulup konulmayacağı henüz belirsiz. Tek bir Cumhuriyet Anayasadan hele ki o Anayasanın 12. maddesinden nasıl böyle bir faşizan ayırım ve aşağılama çıkıyor kimse de izah edemiyor. BAŞTA KURUMSAL TEMAD OLMAK ÜZERE ASSUBAY TOPLUMU BİR BÜTÜN OLUP TA BU GÜNE KADAR  BU KONUDA ANAYASAL EŞİTSİZLİK ADINA BİR DAVA OLSUN AÇMAYI BECEREMİYOR. Aynı beceriksizliği öğrenim hakkına dair eşitsizlik konusunda da, Anayasal ve uluslar arası sözleşmelere dayanarak ta 4 yıllık askeri öğrenim statüsü için yine bir  anayasal  eşitsizlik davası açamayarak ta yapamıyor. Bir çorba sistemi almış başını gidiyor. Subaylar ömrü…
KORİDORDAKİ VÂKUR YİĞİT Uluyordu çakallar, bir sıcak gecede Çevriliyordu kendi silahları Millete Nasıl düşülmüştü ALLAH'ım bu zillete? Haç ile Hilâl tutuşmuşlardı cenge Kuklaların ipiyse, denizler ötesinde Bir yiğit vâkûr ve dimdik koridorda Kader-i İlâhî yüklemiş görevi omuzlarına Yok zerresi korkunun, yüreğinde asla Yürüyor korkusuz ve dahi imânla Bozkurtlaşıyor, çakalları boğmaya Sererken yerlere, mermileri hainleri Kurtarıyor Vatan'ın kara bahtlı mâderini İçiyor gülümseyerek şehâdet şerbetini Minnettardır Vatanın sana Türk'ün yiğidi Kazırken yüreklere Assubay Ömer Halisdemir'i Ömer KESKİN 20.02.2018

TEK HEDEF ...

19 Şub 2018
115 kez
Yazan
Assubay yetiştiren tüm Askeri yüksek okulların 4 yıllık fakülte seviyesine (lisans) çıkarılarak kaynak tedarikinin KANUNLA Askeri akademi mezunu standardına getirilmesi, En az bir yabancı dili öğrenecek şekilde Askeri öğrenimine hazırlık sınıfı ilave edilmesini,  bilişim alanında ve  bilgisayar kullanımında ileri derecede beceriye  kavuşturulması, Göreve başlangıç derecelerinin de kesintisiz, 8/1 den başlatılması ana hedefimiz olmalıdır. TMk. larda Assubaylara Subay yardımcılığı tanımının  içi açılarak  yeni idari, lojistik, teknik, komutanlık makam ve sorumluluk yetki  tanımları getirilmelidir. Bu yeni görev tanımları ile  tazminatlar meselesi de kökten çözülecek, MAKAM, KOMUTANLIK VE GÖREV Tazminatları direkt olarak almaya hak kazanılacağı gibi tüm emeklilerinde otomatik olarak 1. Dereceye çıkmalarının ve aynı tazminatları almalarının da önü açılacaktır.  EN BÜYÜK ÇABAMIZ  4 +1 YILLIK AKADEMİK LİSANS MEZUNİYETİ BELGESİNİ  MSB. LIĞINDAN ALMAK OLMALIDIR.HAZIRLIK SINIFINI DA EKLETEREK.   TEMAD IN   ANA ALGI VE   TEK HEDEFİ DE BU OLMALIDIR.   Bu gün gecikilmişte olunsa,  Assubaylara “ profesyonel ordu yapılanması” içinde  BİLİŞİM, ELEKTRONİK,TEKNİK, LOJİSTİK VE İDARİ KOMUTANLIK “ alanlarında direkt  emir komuta görevleri ve kadroları  acilen tahsis  edilmelidir. Bu bağlamda 4752 sayılı kanun yeniden düzenlenerek  926 sayılı TSK. PERSONEL kanununda  çağdaş, modern, ileri seviyede yapısal değişime gidilmelidir. Fiili hizmet süresinin 22. Yılında;  Kıdemli Başçavuşluğunun 1. Yılında  bir Assubay 1. Dereceye çıkabilmelidir. Başlangıç derecesinde olsun, tazminatlarda olsun, Subaylarla olan ücret  makasında olsun, 1. Derece ile 2. Derece arasındaki inanılmaz uçurumda olsun, sosyal tesislerden tutunda, orduevleri farklılığına kadar olsun ,her alanda tek bir konuya dikkatimizi verip çözebilirsek tek kalemde elde edilecektir.    İLLAKİ   4+1   TEK TİP M.S AKADEMİSİ  KANUNU SİSTEMİ İLE.   4 yılın sonunda not başarısı ortalaması subay olma barajını geçenlerin subay;  geçemeyenlerin de ileride hizmet başarısına göre subaylığa geçebileceği ,ama göreve  başlangıcını  asubay olarak başlatacağı bir liyakat sistemi. veya Yok   “  benim Subayım hep benim;     Assubay ise hep senin “ dar kafalılığı benimsenmeye devam edilecek ise, Assubay sınıfını da bu haliyle devam ettirip sadece askeri öğrenim ve eğitim statüsü  2+1 den çıkarılıp 4+1 asker akademisi statüsüne dahil edilip en azından özlük adaletinin tesisi sağlanmalıdır. HER İKİ DURUMDA DA  ASLOLAN AMAÇ;    ASSUBAYIN EMEKLİSİNİ YAŞADIĞI  BU UTANILASI PİS BATAKLIKTAN KURTARMAKTIR. bunu yapmamaksa  vatana ihanetle eş değerli sayılmak kadar alçaklıktır. BU ANLAMDA  BAKANLIK ÇOK GENİŞ BİR ÇALIŞMA BAŞLATARAK İLERİDE ASLA SINIFSAL ÇATIŞMA VE TAHAKKÜM İLE ,VESAYETÇİ YENİ YAPILANMALARIN OLAMAYACAĞI ADALET –LİYAKAT SİSTEMLİ YENİ TİP PROFESYONEL ORDU YAPISININ VE ÇAĞDAŞ BİR ASKERİ PERSONEL  KANUNU  ÇIKARILMASI GEREKLİDİR. SAYGIMLA. Adnan Fuat ÖZDEMİR 

SEVGİLİLER GÜNÜ

14 Şub 2018
155 kez
Yazan
SEVGİLİLER GÜNÜ   Antik yunanda tanrı ZEUS ile tanrıça HERA nın evlilik günü idi 14 Şubat.   O gün geldiğinde kızlar ve genç erkekler Atina meydanında toplanır , kura çekilerek topluca evlendirilirlerdi. Roma dönemine gelindiğinde İmparator 2. Cladius ta rastlıyoruz 14 Şubata…. Romanın sınırları içindeki erkekler eşleri ve sevgililerinden ayrı kalmaktan dolayı askerlikten bıkarlar ve orduya katılmak istemezler. Nerede ise hiçbir lejyonda  askere yazılacak erkek bulunamaz. İmparator cladius çözümü tüm nişan ve evlilikleri süresiz olarak yasaklamakta bulur.  Romada evlilikler kaldırılır. Kiliseden bir genç rahip olan Aziz Valentin bu uygulamaya karşı çıkar. Gizlice gençleri evlendirir. Biz süre sonra bir ihbarla yakalanır ve imparatorun emri ile  14 Şubat günü sopa ile dövülerek öldürülür. İşte sevgililer gününe Aziz Valentine günü adı verilmesinin de öyküsü budur.   17. yüzyılda ise Fransızlar ve İngilizler 14 Temmuzu kuşların çiftleşme bayramı olarak ilan ederler, hala bazı bölgelerde günümüzde bu tarih kuşların sevgili bayramı olarak kutlanır. 18. yüzyılda aziz Valentin olduğunu iddia eden 3 tane din adamı ortaya çıkar. Kilise bir türlü hangisinin gerçek olduğuna karar veremez.  Bu gün ise dünyada milyonlarca insan aziz Valentin olarak bu günü kutluyor.   Çünkü bu gün sevgililerin günü. Hala sevebilenlerin, hala aşkı yaşayabilenlerin, hala aşka inananların günü bu gün. Bu gün meleklerin gökyüzünden aşk oklarını herkese fırlattığı tek müstesna gün. Bu gün aşklarını, evlilikle buluşturmak isteyenlerin en özel günü de… Aylarca bu günü bekleyen genç erkeklerin,eşlerini seçtikleri ve evlilik teklifi yaptıkları gün bu gün.    “   BENİMLE BİR ÖMÜR BOYU BERABERLİĞE VARMISIN “     diyecekleri yılın tek günü belki de.    Bu gün 14 ŞUBAT Sevgililer günü.  Bu gün ne savaşın, ne ölümün ne de yıkımın, ne de nefretin günü değil.  SEVEBİLMENİN, AŞKIN GÜNÜ  Aşların, sevdaların, sevdalıların günü .  “14 ŞUBAT HEPİNİZE KUTLU OLSUN.”  Saygımla. Adnan Fuat ÖZDEMİR       

UMUTLARIMIZ TEMAD

13 Şub 2018
96 kez
Yazan
  Yıllarca ASSUBAY ekmek adaleti ve insan onuru için mücadele ve çalışma yapan bir insanım. Temad benim vazgeçilmezim. Ona sayfalarda ULU ÇINAR adını ben verdim. Onu her gün suladım. Her yeni günde,  o uzun dallarının, gökyüzüne yeni uzanan yeşil yapraklı filizlerinin, o ulu heybetli gövdesinin hayali ile beraber oldum. TEMAD DEMEK MAZLUM ASSUBAY DEMEK TİR. TEMAD KÖSTEBEK ÇUKURUNDAN ASSUBAYLARI VE AİLELERİNİ IŞIĞA ÇIKARACAK TEK PUSULAMIZDIR. ÇÜNKÜ TEK KUTUP YILDIZIMIZ  TEMAD DIR.   Assubay davasının ilk adresi olan Temay 1964 te kurulmuştu. Temad ise 1984 te. Nereden bakarsanız 54 yıllık bir macera, çile, Kah kodeslerde, kah yollarda, kaldırımlarda, kah devletin koridorlarında inadına bir kavga. Ankaradaki TEMAD genel merkez binasını ilk kez görmek  08 Ocak 2018 günü nasip oldu. Kavgaya mücadeleye başlamamdan tam 8 yıl sonra. Farklı ,daha değişik bir binayı, yuvayı göreceğimi ummuştum. Görünce ürperdim. Başımdan kaynar sular döküldü. Burası Temad a falan benzemiyordu. Hele ki 54 yıllık bir kavganın verildiği yere hiç benzemiyordu.   Asla da ulu çınarla falan  ilgisi yoktu.   Kasvetli, soğuk, yalnız, Bir köşede sıkışıp kalmış. Sanki bir binanın arka tarafındaki merdiven altı saklı gizli imalat yapan bir tekstil atölyesine girer gibi girdik bir kapıdan asansörüne. Ha bozuldu, ha kaldık, ha kalacağız. Karanlık, izbe odalar, eski masa ve sandalyeler, Çağdaş bir ofis ve büro adına zerrece en ufak bir yatırım yapılmamış. 96 şubenin üssü, merkezi, karargahı metruk bir yapı, İçindeki onca insana çay verecek, tuvaleti yeri süpürecek gariban bir çaycı. Her an içindekini çöp zannedip dışarı püskürtmeye hazır bir çöp konteyneri gibi bir fiziki ortam. Omuzlarım birden düşüverdi. Bu muydu benim ulu çınarım…..? Çok ama çok üzüldüm.  İnanasım gelmedi.  Bir odası hariç diğer tüm odaları 1800 lü yılların  gotik tarz mobilyaları ile doldurulmuş, bu güzide derneğin ne acı ki içine 21. Yüzyıldan yana hiçbir çağdaşlık ve demirbaş konmamış. 6 Yıllık Keser dönemi kasasına nakit koyduğu yaklaşık 2.5 milyon liradan buraya adam gibi bir yatırım yapmamış. O bir odanın dışında. Genel başkan odası. Onca parayı iç eden bu kafa ve ego zihniyeti, çalışma arkadaşlarını dahi düşünmemiş. Kendisine yatırımdan başka. Bu bina. Odaları, demirbaşları, camı, kapısı, helası ile asla bu topluma layık değil. Adeta utanılası. Güvenlik sıfır. 2 terörist gelse kimsenin can emniyeti yok. Kesseler duyulmaz. Araç koyacak kadar bile kapı önü yok. Ahmet Kesere hala övgü yağdıran,o şürekalara buradan soruyorum…? Hani yaptırıldığı söylenen, hani gidip gördük çok güzel bir genel merkez binası olacak diye yalan düzmece ile bu toplumu utanmadan düzdükleri o hayali genel merkez binanız nerede….? Hiç mi utanmadınız….? Artı 2 milyondan  sonra eksi 500 binlerle…

İSTANBUL...

12 Şub 2018
79 kez
Yazan
  İSTANBUL Nüfusu tam 18 milyon. Bir ucundan öbürüne tam 85 kilometre . Her bir ilçesinin nüfusu bile milyonu aşkın. 30 ırk ve milletten insan yaşıyor. Günde 5 milyon ekmek tüketiliyor. Ülkedeki 22 milyon aracın da tam 5 milyonu burada. İnsan nefesi ve araç egzosu ile hava 4 derece ısınabiliyor. Günde 2000 bebek doğuyor. 1000 e yakın insan ölüyor. Aynı anda tam 6 milyon insan cep telefonu ile görüşüyor. 3 milyon kişi her gün internete girip çıkıyor. Bu şehre giren çıkamıyor. Kayboluyor. İşsiz sayısı 3 milyondan fazla. Tüm marmaranın ,batı karadenizin, trakyanın su kaynaklarını bu kent kullanıyor. Yetmiyor. Tüm sendikalar, işveren konfederasyonları, ünlü kulüpler, Tüsiad, müsiad,sanat, ticaret, sosyete, uluslar arası sempozyumlar, toplantılar, innovasyonlar, fuarlar, şirketler, vakıflar bu kentte.   Ülke ekonomisinin 1/3 ü yine bu kentte. Ülkedeki paranın da, sermayenin de tam yarısı yine bu metropolde Bu devasa mega kentte TEMAD ne halde derseniz. Faal durumda 6 tanecik şubesi var. Tanecik diyorum onun da yarısı ya var ya da yok. Çoğu insanda varlığını bilmiyor. Anadolu yakasında bir şubeye üye olmak istiyorsanız en az 2 araçla tam 40 km. Avrupa yakasında iseniz de yine en az 2 araçla en az 30 km yol katetmek zorundasınız. Günde şubeye sadece gidiş dönüş yol paranız tam 12 lira. Simit hariç. Haftada 2 kez giderseniz ayda yol ücretiniz ise tam 96  lira. Yani bedeli ağır. Her babayiğidin harcı değil.   Ne olmalı. Hiçbir şey olmadan önce bu şehirde asla şube kapatılmamalı, Bu vatana ihanet kadar ağır bir sorumsuzluk. Hele ki bu 17 milyonu temsileden bir il başkanlığı statülü veya algılı en eski  bir şube ise. Kapatınca ne olduğu sonucunu gördük yaşadık. Bayramlarda  derneği temsil edemedik, çelenk koyamadık. Zevatı, protokolü tamamlayamadık. İstanbulda gazetelerde, Tv.lerde nahoş ifadeler çıktı. Bir protesto, bir basın açıklaması, bir lokal tepki dahi olsun veremedik.   Bırakın dışarıyı, Kilise kahraman ordumuza destek için genel merkezimize katkı için bir araba dahi çıkaramadık. 10 adam olsun götüremedik. Kapatılmadan önce en güçlü sesi veren şube, olan İl başkanlığı bunları tam ve mükemmelen yapıyordu. Şu hale bakınız ki şimdi şubelerden bırakın fiziki, katılımsal desteği, mali desteği; sayfalarından olsun, Kilisteki basın açıklaması destek eylemine dahi bir haber, bir yorum, bir açıklama olsun en küçük    katkı bile çıkamıyor.   İŞTE BU YÜZDEN İSTANBULDA ŞUBE KAPATMAMAK O KADAR ÖNEMLİ.   Şube açmak, hele ki, kapatılana aynı tüzel hakkını ve temsil yetkisini geri vermek ise çok daha önemli. Hata o kadar vahim, Hatayı hemen telafi etmemek te yine o kadar vahim. Şu anda il başkanlığı temsilindeki TEMAD İSTANBUL…