KONUK YAZAR

KONUK YAZAR (483)

YAZAR : SİTE YÖNETİMİ

Bahtsız bedeviyi deve üstünde yılan sokarmış; bir vatansever de bahtsız olursa assubaylığı seçer ömür boyu adaletsizlikle karşılaşırmış. Biz assubaylar orduyu sırtımızda taşıyoruz. Öl diyorlar ölüyoruz ama ne hikmetse baş tacı yapılmamız gerekirken kabul edilemez haksızlığa hukuksuzluğa uğratılıyoruz. Üstelik bu peygamber ocağı milletin ordusunda oluyor. Peygamberimizin, Haksızlığa sessiz kalan dilsiz şeytandır buyurmuşlar; ne yapalım isyan mı edelim, işi mi aksatalım, önce sen öl sen çalış sonra ben mi demek gerekiyor? Lakin vatanseverlik duygularımız buna engel oluyor  vatanseverlik duygumuz da kendi kurumumuzca istismar ediliyor. Kurulduğu günden beri hiçbir yetkili "bunlar biz en yakın yardımcımız orduyu sırtlayan emektarımız" diye sahip olmak yerine  çoğu zaman hukuka, vicdana aykırı uygulamalarla  bu güzelim mesleği çekilmez hale getirmişler. Üstelik bunu yaparken de çoğu kez hileye hurdaya üç kağıtçılığa başvurmuşlar.  Zaman gelmiş ilgisiz yasaların arasına hile ile aleyhte maddeler eklenmiş (Bknz.Sn.Şükrü Irbık’ın Asubay Tefrikası yazı dizisi)  zaman gelmiş alenen Amiral kökenli Cumhurbaşkanı ile Anayasa Mahkemesi yanıltılmış, AYİM hukuku guguk yapan kararları ile Assubaylar büro memuru sayılmış  5802 sayılı yasa şirazeden çıkmış adalet kantarının ayarları bozulmuş.  Tüm bu hukuksuzlukları hukuk içinde halletmek için  assubaylar zaman,zaman TEMAD koordinatörlüğünde demokratik haklarını kullanarak eylem ve protestolar yapmışlardır. TEMAD bizim mücadelemizde koordinatördür, mücadeleye gönül vermiş assubayların maddi ve manevi destekleri ile faaliyetlerini sürdürmektedirler. Ne yazık ki bizi temsil etmekle görevli olanlar çoğu kez kendilerini bu toplumun üzerinde onların amiri  olarak görmüşler çoğu kez de mücadeleyi kişisel çıkarlarına alet etmişlerdir. Kendi haklarından bile haberdar olmayan yönetimlerden sonra bir umut bir ışık bir kurtuluş olarak gördüğümüz Ahmet KESER yönetimine şahsen elimden gelen tüm desteği verdim, gemi rotadan çıkınca birçok  assubay sevdalısı gibi uyardım. Sonuçta yandaşların hakaretleri ve ihraçla TEMAD üyeliğimiz sonlandırıldı. Mücadeleyi  TEMAD yapar diye bir kural yok, değerli bir meslektaşımın ifade ettiği gibi “Kendimize ve mesleğimize saygının gereği mücadeleye destek veriyoruz.” Kendi içimizdeki haksızlığı çözmeden mesleki haksızlıklarımızı çözmek mümkün olamaz. Özeleştiri yapmak zorundayız.  Bugün birçok yönetici şubelerinde lokal olmasa yönetimde olmazlar nedense sivil işletmelerden avantajlı olan şubeler mücadelenin amiral gemisi genel merkeze katkı sağlamıyor  ya çok cüzi karlar elde ediyor ya da nedense zarar ediyorlar...  Sayın başkanım Hamza DÜRGEN ile zaman zaman uzun konuşmalar yaparım. Konu her şeyin başı TÜZÜK ve bilinen konular. Aldığımız bilgilere göre Gn.Mrk. Afyon’daki temsilçiler kurulunda bu durumu masaya yatırmış. Nedense bu toplantıda mücadele ile ilgili öneriler kararlar kamuoyu ile net paylaşılmamıştır. TEMAD, mutlaka ama mutlaka yeniden yapılanmanın önünü açacak tüzük değişikliklerine gitmeli, İHRAÇ  toplumun gündeminden çıkarılmalı. Elbette ihraç yok diye kurumu yıpratacak zarar verecek faaliyetlerde bulunanlar geçici sürelerle uzaklaştırılmalı…
  ÖNEM VE ÖNCELİK SIRASINA GÖRE ASTSUBAY SINIFI VE EMEKLİLERİNİN YASAL OLARAK ÇÖZÜLMESİ GEREKEN ACİL SORUNLARI AŞAĞIDADIR. TEMADIN DA BU SIRALAMAYI AJANDASINA ALMASINI, VİZYONU İLE TOPLUMUNUN EN ÖNÜNDE OLMASINI, TABANIN ACİLİYETİNE GÖRE EYLEM VE FAALİYET PLANLAMASI YAPMASINI DİLİYOR VE BEKLİYORUM. İLK ANA ACİL SORUN: MİLLİ SAVUNMA ÜNİVERSİTESİNDE OKUYAN ASTSUBAY ADAYLARININ  HALEN GÖRMEKTE OLDUKLARI 2 YILLIK “MESLEK YÜKSEK OKULU “ ADI ALTINDAKİ EĞİTİM VE ÖĞRENİM SÜRELERİNİN 4 YILLIK LİSANS DÜZEYİNDEKİ “ ASTSUBAY MESLEK YÜKSEK FAKÜLTESİNE “ DÖNÜŞTÜRÜLMESİ ANA KONUSUDUR. BU ANA  KONU, ASTSUBAYLARIN GÖREVE  BAŞLANGIÇ DERECELERİNİ, ASTSUBAYLARIN KADRO, RÜTBE, GÖREV ,MAKAM, KOMUTANLIK  ALANLARINDAKİ STATÜDE YAŞADIKLARI   SIKINTI VE YANLIŞLIKLARI, ASTSUBAYLARIN SUBAYLARA EMSAL MAĞDURİYET İFADE EDEN  HAKLI VE YASAL TÜM TAZMİNAT KALEMLERİNİ, ASTSUBAYLARI  AİLELERİ  İLE BİRLİKTE YILLARDIR AŞAĞILATAN  SOSYAL TESİS VE İŞLETMELERDE YAŞANAN AŞAĞILANMAYI, ASTSUBAYLARI, TSK DAKİ HİZMETLERİNDE TALTİF, TAKDİR, YÜKSELME İLE  RÜTBE İLERLEMESİNE BAĞLI UCU AÇIK KOMUTANLIK MAKAMLARINA ULAŞABİLMEDE ASKERİ AKADEMİK YETERLİLİĞE SAHİP OLMAYI. TSK DA BAŞARI ADALETİNE DAİR KENDİ İÇİNDE VE KAMUOYUNDA OLUŞTURULAN VEYA OLUŞTURULACAK OLAN  FİTNECİLİĞE ,BOZGUNCULUĞA ORTAM VE KOZ YARATMAYA YÖNELİK AJİTASYON VE KÖTÜ PROPAGANDAYI ENGELLEMEYİ, HAK EDEN HER ASKERİN EN UCA KADAR BİLEĞİNİN HAKKI İLE YÜKSELEBİLMEYİ, MAAŞ, ÖZLÜK, EMEKLİLİK  UYGULAMALARINDA TEK TİP CETVEL UYGULAMASINI BAŞLATMAYI ASTSUBAYLARIN MEVCUT KAYNAK TEDARİKİ YÖNETMELİĞİNE GÖRE HALEN KENDİ İÇİNDE OLUŞAN EMSAL FARKLILIĞIN VE AYIRIMIN GİDERİLMESİNİ, ASTSUBAYLARIN BU ÖĞRENİM STATÜSÜ,  TSK NIN İLERİYE YÖNELİK PROFESYONEL TEKNOLOJİK YENİ YAPILANMASINA NE ACI Kİ GÜÇLÜ  KATKI SAĞLAMAKTAN ÇOK UZAK OLUP;  4 YILLIK DÜZENLEME İLE  TSK NIN  % 70 ÇEKİRDEK GÜCÜNÜN   2030 LU DÖNEMLERE DAİR  SİLAHLI KUVVETLER YAPISINDA  TEKNOLOJİK, TEKNİK, LOJİSTİK, ANA OMURGAYI  OLUŞTURMASINI, YUKARIDA ANA MESELE OLARAK ÖNERİLEN  4 YILLIK YÜKSEK ÖĞRENİM KANUNU DEĞİŞİKLİĞİ İLE YAKALAYABİLECEĞİMİZ BİLİNMELİDİR. 4 YILLIK M.S ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENİM STATÜSÜ BU KİLİTLERİN HEPSİNİ  AÇACAK TEK ANAHTARDIR. BİZLERİ RİNGE HAZIRLAYAN MUCİZEDİR.   İKİNCİL ANA ACİL SORUNUMUZ : BU ANLAMDA ASTSUBAYLIĞI YUKARIDAKİ YAPIYA MONTE EDECEK OLAN  “YENİ TSK DA YENİ ASTSUBAY TANIM VE KİMLİĞİNİN ORTAYA ÇIKARILACAĞI “YENİ PERSONEL KANUNU ÇALIŞMASIDIR. BU ÇALIŞMANIN İÇİNDE ASTSUBAYLARIN RÜTBE İSİMLERİNİN  21. YÜZYILA YAKIŞAN, ÇAĞDAŞ, ANLAŞILIR, TSK NIN BÜYÜKLÜĞÜNE YAKIŞIR DERECEDE ONORE EDİLİR TARZDA DÜZENLENMESİ GEREKİR. TEMAD ASKERİ PERSONEL KANUNUNA DAİR TÜM  ÇALIŞMAYA DAİR BİR BÜTÜNLÜKLÜ RAPOR HAZIRLATMALIDIR. (ÇOK ÖNEMLİDİR )   ÜÇÜNCÜL ANA MESELEMİZ: ASTSUBAYLARIN 4 YILLIK ÖĞRENİM STATÜSÜNE BAĞLI OLARAK, GÖREVE BAŞLANGIÇ DERECE VE KADEMELERİ İLE EK TAZMİNATLARININ;  SUBAYLARIN HİZMET YIL VE SÜRELERİNDEKİ ARTIŞLA AYNI PARALLELDE VE EŞİTLİKTE OLUŞTURULMASIDIR. BUNUN İÇİNDE SUBAY RÜTBELERİNDEKİ BEKLEME SÜRELERİ NE KADAR İSE ASTSUBAY RÜTBELERİNDEKİ SÜRELERDE AYNI OLMALIDIR. AŞAĞIDA ÖRNEKLEME YAPILIRKEN ASTSUBAYLARIN MEVCUTTAKİ SAÇMA SAPAN RÜTBELERİ DEĞİL DE ESKİ RÜTBELERİ ESAS VE BAZ ALINMIŞTIR. BU RÜTBELERE TEKRAR DÖNÜLMESİ  RÜTBENİN ŞAHSİYETİ VE TABİRİ  ADINA ÇOK GEREKLİDİR TEĞMEN:       3 YIL =  ASB. ÇVŞ        : 3 YIL ÜSTĞM :        6 YIL = ASB. KD.ÇVŞ :   6 YIL YÜZBAŞI :     6 YIL =…

BİR GERÇEK ÖYKÜ

02 Oca 2019
2245 kez
Yazan
Semih Özbey, Ferdi Polat, Müslüm Altıntaş, Adil Kavak, Sedat Yabalak, Sedat Vardar, Vedat Kaya, Sedat Sungur’un yıllardır bölücü terör örgütü PKK’nın elinde olduğunu belki bilenimiz azdır. Onların dışında isimlerini öğrenemediğim 4 askerimizin daha teröristler tarafından tutulduğunu öğrendim. Acıyı, sızıyı çeken aileleri. Bölücü hainler, asker ve polislerden oluşan güvenlik görevlilerimizi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin saldırılarından korunmak için onları Kandil bölgesinde “canlı kalkan” olarak kullanıyor.Böylece, Hava kuvvetlerimizi saldırılardan vazgeçirmeye çalışıyorlar. OĞLUNU KURTARMAK İÇİN Her birinin öyküsü farklı. Gürsel Özbey, Malatya Ticaret Borsası Başkanlığı görevinde bulunuyordu. Oğlu Semih daha üç aylık astsubaydı. Rize İl Jandarma Komutanlığı’nda görevliydi. Annesinin ağır hasta olduğunu öğrenince 18 Temmuz 2015’de Tunceli-Pülümür yolunu kullanıp memleketine gidiyordu. O dönem yol kesmeyi alışkanlık haline getiren teröristler, Astsubay Semih Özbey’i de kullandığı otomobilden indirip götürdüler. Götürüş o götürüş. Baba Gürsel Özbey, oğlunu kurtarmak için yollara düştü. Tunceli-Pülümür yolu sık sık teröristler tarafından hep aynı noktada kesildiğini öğrendiğinde, oğlundan haber alabilmek için o yollarda dolaştı. Teröristler, onun da otomobilini durdurdu. Baba, “Tek beni götürün de oğlumu bırakın” diye onlara yalvardı. Teröristler, örgütten aldıkları talimat gereği sadece güvenlik güçlerini kaçıracaklarını belirtip, “Baba sen git. Oğlun için bizim de yapacağımız bir şey yok” deyip serbest bıraktılar. Baba, oğlunun son görüntüsünü 8 arkadaşıyla birlikte 7 Haziran 2018’de örgüte ait bir sitede gördü. Onlar da kurtarılmaları için devlete sesleniyorlardı. HEP SABIR DEDİLER Baba Gürsel Özbey Başbakanlığı döneminde Ahmet Davutoğlu'yla da Yıldırım'la da iki kez görüştü, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'a da ulaştı; Konuşmaların sonunda babaya hep "sabır" dilediler Evlatlarının birgün serbest bırakılacağı yada kurtulacağı günü umutla bekliyorlar, Gerçekten kolay değil başka bir ülkenin toprağında bulunan teröristlerin elindeki askerimizi,polisimizi kurtarmak, Evlatları bölücü örgütün elinde olan aileler zaman,zaman biraraya geliyor TBMM.deki parti yöneticilerini ziyaret ediyor dertlerine çare bulunmasını istiyor ; Onlarında elinden gelen birşey yok O GÜNDEN SONRA Devletimiz terörle mücadeleyi kararlı bir şekilde yürütmeye çalışıyor Geçen yıl içinde 189 askerimiz 13 polisimiz 18 güvenlik korucumuz olmak üzere 220 şehit verdik; 2017 yılında toplam şehidimiz 274 kişi olmuştu Bu kadar şehit AKP döneminde ençok şehit verdiğimiz 5nci yıldı; Bölücü örgütün terörü azdırdığı askerimizi kaçırmaya başladığı 7 Haziran 2015 seçiminden 31 Aralık 2018 tarihine kadar şehitlerimizin sayısını öğrendiğinizde inanamıyorsunuz 964'ü asker,365'i polis 170'i güvenlik korucusu olmak üzere toplam şehit sayımız bin 436'ya çıktı ASIL DARBE ONLARA  Asker,polis,güvenlik korucusu şehidimiz 2018 yılında toplam 220 ama bu mücadele sırasında bölücü örgüte de çok ağır darbeler indirildi; 1OCAK 2018 31 Aralık 2018 tarihleri arasında 107 si örgütün üst düzey yöneticisi olmak üzere 693 terörist öldürüldü,534'ü…
 BÜKREŞ, Romanya - Geçtiğimiz yıllarda Romanya Savunma Bakanlığı, ordusunda  görev yapan Assubaylarin liderlik yeteneklerine yatırım yapmaya özel önem verdiği çalışma ve faaliyetlerine devam ediyor  Uluslararası SEL ziyareti sırasında ABD Hava Kuvvetleri Assubay Kidemli Bascavusu Philip L. Easton (Avrupa ve Afrika Hava Kuvvetleri komutanı şefi), ve Romanya Hava Kuvvetleri Komutanligi Kıdemli Assubay Bascavusu,Kraliyet , Türk ve Bulgar hava kuvvetlerinin üst düzey  Assubayları  ve diğer ilgililer 10-11 Temmuz tarihlerinde Bukres'te, Avrupa çapında liderlik yeteneklerini geliştirmeye devam etmek ve planlarını hayata geçirmek icin duzenlenen zirvede bir araya geldi. Mesleki gelişim ve ilişkiler ile eğitim ve öğrenim sürelerinin tartışıldığı bu çalıştayda Assubay Kidemli Bascavus Easton; “Assubaylar (NCO'lar) ordumuzun omurgasıdır” dedi. “ Ayni zamanda Easton; Assubaylar bizim savascilarimiz, eğitmenlerimiz, danışmanlarımız, liderlerimiz ve elçilerimizdir.” dedi. Easton; “Odağımızı değiştirdik ve liderlik eğitimine daha erken başlayarak, sonunda daha güçlü bir Hava Kuvvetleri olacağız” dedi.“Günümüz hava kuvvetleri Assubayları, eski nesil havacılardan daha hızlı, daha güçlü ve daha akıllılar ve bundan yararlanmalıyız.”değerlendirmesinde bulundu  Müttefik Hava Kuvvetleri Komutanlığı komutanı, iki Amerikan Hava Kuvvetleri lideri ve diğer NATO müttefiki liderler de Easton'in görüşüne katıldılar.Uluslararası Hava Kuvvetleri Komutanlığında görevde olan komutan Assubayı Kidemli Bascavus Sarah Balian; Romanya Hava Kuvvetleri ve onların askeri gücü hakkında bilgi edinmenin büyük bir fırsat olduğunu söyledi. Assubay Kidemli Bascavus Balian, “Bu ilişkileri üst düzey liderlerle geliştirmek önemlidir ve bu kural sadece buradaki katılımcı liderler için değildir”,  “Üst düzey görevli liderlerle kişisel ilişkilerimizi kurarken, ne yaptığını öğrenmek, personeliyle tanışmak, kuvvetlerimizin daha fazla ilişki ve kapasitelerini geliştirmek için büyük bir başlangıç yaptık. Bütün ortaklarla birlikte harika bir eğitim haftası oldu.” dedi.Romanya Hava Kuvvetleri Komutanlığı Assubay Kidemli Bascavusu, bu iki günlük zirvenin haricinde Borcea ve Mihail Kohalniceanu Hava Kuvvetleri üsleri ile Parlamento Sarayındaki bir konferansa da ek olarak katıldılar; Bulgaristan Hava Kuvvetleri ve Türk Hava Kuvvetlerinden Assubay Kidemli Bascavuslar da zirveye, Assubayların (NCO) ülkelerindeki mevcut görev yeteneklerini, profesyonel gelişim eğitimini, zorluklarını ve vizyonlarını tartışmak için bu zirvede bulundular  Kraliyet Hava Kuvvetleri (Müttefik Hava Komutanlığı SEL) Başkomutan Başyardımcısı, Assubay Kidemli Bascavus Jake Alpert  “Gelecekteki liderlerimizi geliştirmeye ve geleceğe yatırım yapmaya devam etmeliyiz”. “Bunu şimdi yapmazsak, o zaman gelecekte hava kuvvetlerimiz şu anki kadar iyi olmayacak.” dedi Assubay Kidemli Bascavus Alpert, “Assubayların (NCO'ların) tüm potansiyelini serbest bırakmamız ve gelecekteki operasyonlar için kendilerini yetiştirmeye yönelik tüm yeteneklerini tanımamız önemlidir” diye ekledi. USAFE-AFAFRICA , NATO müttefiki ülkelerin Assubaylarına (NCO), liderlik becerilerini eğitmek amacı ile Liderlik Okulu hizmeti sunmaktadır. NATO müttefiklerimiz için eğitimi gelişmeye devam ederken, ABD, Kraliyet, Romen, Bulgar ve Türk Hava Kuvvetleri olarak birlikte çalışmaya devam ediyor ve bölgesel güvenliği sağlayabilecek hazır hava gücünü geliştiriyoruz. değerlendirmelerinde  bulunuldu Çalışmalar sonunda katılımcılar kişisel dostlukları da geliştirme adına orduevinde bir araya geldiler  Türkiye'nin de bu tür çalışmalara ev sahipliği yapmasını diliyoruz.  ÖNCEL FİLO    (Fotograflar, ABD Hava Kuvvetleri, Assubay Ustcavus (Staff…
"Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. …Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış olabilir…” * Akıl ile yürek ile “ATATÜRKÇÜ” olmak her babayiğidin harcı değildir… Akıl ister, yürek ister, bağımsız düşünme yeteneği ister. bilinç ister, bilgi ister, birikim ister, onur ister, vakar ister, engin yurt, vatan ve millet sevgisi ister, cesaret ister, basiret(ileri görüşlülük), itidal, hoşgörü ve tevazu ister ve her şeyden önce ciddiyet ister… Ve de ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz… Bu doğrultuda eylem ister… *Mesela; milletle birlikte ülkenin aydınlanması ve gönenci için girişilen devrimler yerine, kökü dışarıda cunta darbeciliği, bir dolarlık beyinlerle, “Atatürkçülük edebiyatı” ve de hele hele “kindar nesiller” ile hiiiç Atatürkçü olunamaz… *Mesela; MİT ve GENKUR’ca devletin en üst kademelerinin bir türlü uyarılamadığı, kiminin eniştesinden, kiminin komşusundan öğrendiği, ortaklık hukuku gereği “taammüden” yıllardır önlerine kırmızı halı döşenilenlerin giriştiği kökü dışarıda bir garip islamcı kalkışmayı fırsat bilerek, bu kurumların başındakilerin içine düşürüldüğü akıl almaz zafiyetten yararlanarak, halkın içine düşürüldüğü şaşkınlık ve aymazlığı fırsat bilerek demokrasinin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığına, özellikle yargı bağımsızlığına son verip, sırtta bir sürü kambur varken ülkeyi bir garip tek adam rejiminin fırtınalı sularına sürüklemekle de Atatürkçü olunamaz… *Mesela Osmanlı'dan bu yana kök salmış, başta Ordu ve irfan yuvaları olmak üzere bütün dünyada örnek gösterilen CUMHURİYET kurumlarının köküne kibrit suyu dökmekle de asla Atatürkçü olunmaz… *Mesela; son 10 yıldır sürekli taammüden darbelere maruz bırakılan Ordunun, başına çuval geçirilerek maruz kaldığı ilk darbeyi bıyık altından izleyip, Ergenekon ve Balyozla aldığı ikinci ağır darbeyi destekledikten sonra, 15 Temmuz'da aldığı öldürücü darbeden istifade edip, acil karar ve eylemlerle onu iyice sıfırlayıp, itibarını yerlerde süründürerek bu cadı kazanı bölgede, ülkeyi, küresel taleplerin pazarı haline getirmekle de heeeeeç Atatürkçü olunamaz… *Mesela; komşu ülkeler üzerine yayılmacı emeller beslemekle, uluslar arası ilişkiler alanında sürekli zik zaklar çizip, ülkenin itibarını sıfırlamakla, vakti zamanında tüm dünyanın takdirlerine mazhar olmuş diplomasimizi “monşer” aşağılaması ile dışlayarak da Atatürkçü olunmaz… *Mesela; saçı bitmemiş yetim hakkına, kul hakkına saygı göstermemekle ya da saygı göstermeyenlere kol kanat germekle de Atatürkçü olunmaz… *Mesela; kitleleri aydınlanmanın erdemlerine yabancılaştırarak, cehaletin karanlığı içinde hababam usulü yönetmeyi yeğ tutmakla da Atatürkçü olunmaz… *Mesela; “Siz meydanlara sahip çıkın, gerisini bize bırakın, biz götürürüz…” sözcükleri ile halkı koyun gibi görmekle de Atatürkçü olunmaz… *Mesela; sıkışınca orayı burayı…

ASSUBAYIM BEN

05 Ağu 2018
2888 kez
Yazan
Ömer Halisdemir gibi yürekli meslektaşlarıma armağanımdır   ASSUBAY'IM BEN Kur'an, al bayrak, silah üstüne yemin eden Aziz vatanı için her şeyini kaybeden Yurduma göz dikene yıkılmaz tunçtan beden Mazlum kalplere ümit saçan Assubay'ım ben Ay yıldızlı sırmalar gururumdur kolumda Allah vatan sevdası hiç eksilmez solumda Yalçın dağlar dikilse engel olmaz yolumda Aşılamaz sarp dağlar geçen Assubay'ım ben Ali Reşat Çavuş'um Çanakkale'de coşan Küçük yaşıma rağmen mevzi ötesi koşan Mevzilere sızarak sessiz ciğerler deşen Oyun yerine harbi seçen Assubay'ım ben Vecihi Hürkuş oldum sevdalandım uçmaya İlk Türk pilotu olup göğe kanat açmaya Yerli uçaklar yapıp yurda güven saçmaya Gökte düşman uçağı biçen A ssubay'ım ben Kapkaranlık gecede en zorlu emri alan Hainler arasına bozkurtlaşıp tek dalan Ömer Halisdemir'im, yüreğe korku salan Şehadet şerbetini içen Assubay'ım ben Kara, deniz, havada, hâzır nâzır her zaman Dostlara gurur verir, düşmanlar diler aman Zorluklar karşısında çalışması pek yaman Fedâkârlıkta çığır açan Assubay'ım ben Ömer KESKİN 05.08.2018  
Bitmedi korkak sarayın, ihanetleri. Gözden çıkarıldı doğu vilayetleri. Beden parçalanır da can duymaz mı? Gövdesinin uzvunun parçalanmasını hissetmeyen başta, can var mı? Umursamaz, aymaz, karşı koymaz… Ya baştan bana baş değildi, Ya öldü ya da hastalandı delirdi. Boynu kıldan ince kulun değil miydik senin… Al koptu iste kıl kadar bağın varmış bizimle… Bir daha ne işimiz olur seninle… BEN ARTIK BEN OLACAĞIM. Kendi meclisimi hükümetimi kuracağım. Kuvayı milliyeyi amil ve irade-i milliyeyi hâkim kılacağım. Ne korkup azınlıklara ayrıcalık vereceğim. Ne bölünüp parçalanacağım. Sen değil misin benden iyisi mandalık diyen. Sen değil misin hıyanetimden, ihanetimden başkasının himayesine sığının diyen. Bana dersen kalleş sarayından, “Parçaladım sizi, oldu bitti.” Bende sana derim dadaş diyarından “Boynumuz kıldan inceydi sana koptu gitti.” Bu artık millete ait bir kutlu davadır. Yunan İzmir’e ayak başmış, Milli mücadele çoktan başladı. Ümmet ihanet etti, sen ihanet ettin bize. Bizde mi bize ihanet edeceğiz. Ne sana ne kendimize ihanet ederiz. Biz artık kendi kaderimizi yaşarız. Bu ihanet değil, Bu hıyanet değil, Bir kutlu çabadır. Bu meşru mutafadır. Bu artık var olma çabasıdır. Bu millet kendi meclisini kuracak. Kendi idaresine kendi iradesi hakim olacak. Kendi kendisi için, kendi kararıyla, kendi kendine. Millet olmaktır kararım. Kimseye verilecek ayrıcalık yok. Allah’tan başka yok kimseye verilecek hesabım. Milli iradeyi hâkim kılmaktır esasım. Adını değiştirince esaretten kurtulacak mıyım? Neden manda ve himayeyi kabul edeyim. Kimse ahretten önce mutluyum diyemez. Mutlak mutluluk nedir bilemez. Arif adam ne mutluyum de, mutluyum demez. Ezelden bilirim ben benim şecere mi. Ne mutlu eder düşümü, düşüncemi. Acep sen nerden türedin. Esaretle bitireceksin kara gecemi. Tehdit altın da tahtı, pahitahtı, cesareti yok ki korkuyla yüzleşecek… Öyleyse korktuğuyla bütünleşecek… Sende düşman olursan vatana, düşman elleşmez sana, ihanet ederse atana… İçinde biraz gurur kalmış ama. Esarette biraz dokunur ki Akla uydurup yeni ad verecek. Nasıl olsa çamurdan geldik, manda olur yatarız çamura… Esarete o mandalık diyecek, insan olmaktan geçince, mandalık ona hayat verecek. Zaten camız gelmiş camız gider, camızlıktan mandalığa geçip, cismen olmasa da ismen medenileşecek. Egemenlik var olma durumu. Allah vardanda yoktan da öte. Egemenlik yaratılana sıfat olur. Onda kazanıp, kayıp edilen kazanılan sıfatımı olur. Onun sıfatları bakidir. Vatan bizim diye Allah’ın olmaktan çıkar mı? O yücedir her şeyi kapsar. Şu fani dünya sınav değil mi? EGEMENLİK,.ESARET SUALERE CEVAPTIR. Şu dünyanın hesabı niyete, zihniyete. Gücü yetti, yetmedi sual yok faniye. Hesap karşı durdun mu zorbaya caniye. Kula kulluk ettiren nereye Kula kul olan oraya… Öyleyse be suallere doğru cevap vereyim. Millet olmanın…
“Vatanın bütünlüğü ve milletin istiklâli tehlikededir.” Vatan elimizden kayıp düşecek. Kırılıp bin parçaya bölünecek. Millete ne istiklal kalacak ne de hilal. Bin yıllık Birlikte baba ocağımız sönecek. Biz olduk hak yolunda tek sancak, Cepheden cepheye ölüme koşarak. Bizi temsil eden şu resme bak. İstanbul hükümeti aciz, korkak. Leş kargaları üşüşmüş tepemize, Bir hükümet konmuş başımıza. Alçak, aciz ve korkak damada nikahlı. Hain sarayın dış kapısının dış mandalı. Bir hükümet ki damada nikahlı. Taht uğruna benliğimi, bahtımı satar. Ben nasıl ceddime derdim anlatayım. Çareler bulur bana esaret ve mandalı. Ey! Türk oğlu sen ne dersin bu işe! Adam yerine koyup da soran yok. Öyleyse ben bana çare olayım. Kendime kendi meclisimi kurayım. Ben varım ve hep var olacağım. Diye sesimi dünyaya duyurayım. Duysunlar sesimi haykırışımı. Hatırlasınlar cesaretimi, şanımı. Bilsinler ki Karşılarında korkak saray değil, Hasta adam, canlı cenaze değil, Kendi istiklalini kendi azim ve kararıyla kurtaracak, Güneş gibi tekrar doğacak “Türk Milleti” var. Tesir ve baskılardan uzak bir meclis şart değil mi? Önce Erzurum'da toplanacaktı doğu illeri temsilcileri. Ve Anadolu’nun her sancağından Sivas'a doğru, Üçer delege çıkar yola, Milletine yürekten samimi. Öyleyse mülki idare silah ve cephane özenle korunsun. Yeni işgal girişimlerine hep birlikte karşı durulsun. Hasta adam bırakın ölsün, kula kulluktan çıkılsın. Bir tek Allah’a kul bir MİLLET doğsun değil mi? Güneş nereden doğacak bir işaret fişeği olarak, Anadolu yön bilsin diye devrimin ilk bildirgesi. Ve kurtuluş umudu doğar Milli bir sır olarak. Cumhuriyetin doğum belgesidir Amasya tamimi. Yedi düvelle savaştım durdum. Umut ettim ümmet düşer mi peşime. Hep gavurun içinde rastladım leşine. Öyleyse artık Millet olmalı değil mi? Bir tek biz bize ihanet etmedik. Ortada sadece ana yurdumuz kaldı. Gavur aldı sandık, hep ümmete kaldı, Öyleyse bu toprak bana Vatan olsun değil mi? Allah kuluna Resul göndermiş. Yazılan belli yaşanan belli. Başka kula ihtiyaç mı olur. Allah’ın yolu ayan beyan değil mi? İhanet edenden ümmet mi olur? Yazılan belli yaşanan belli. Ya ümmet Müslüman değildi. Ya gidilen yol İslam değildi. Kula kulluk doğru yol olsaydı. Resulümüz ben padişahım derdi. Öyleyse Allah yolunda egemenlik. Kayıtsız şartsız Milletin olmalı değil mi? O zaman kullan kulluktan çıkar. Bir tek Allah’a kul olabilirdik. Ancak o zaman Hak yürüyebilecektik. Ve bir seçim yaptık Allah yolu adına. Ya yok olacaktık ya da yeni bir Devlet kuracaktık. Aldığımız kararlarla dünyaya bildirdik ki. Aklı olan anlasın ki biz MİLLETİZ ve kararlıyız. Ve Milleti kendi azim ve kararı kurtaracaktır. İşte bu yüzdendir ki Cumhuriyetin doğum belgesidir Amasya tamimi.…
HAKKANİYET ! Gelir sana arslan payında haklar Yedi koç verirler, başında ayın Üveydir kardeşler, teneşir paklar Faydan kendine o alamaz payın Gecenin hükmüyle iki olur dört Kıyak yorganıyla eksiğini ört Öbür kardeşlerin olmasınlar dert Birde hâd bildiren haberler yayın Tekâüt olanda senindir hakkın Arslan paylarıyla çatlaman yakın Kul hakkına girdin, Allah'tan sakın Kurtarmaz yıldızlar, ibretten sayın Aileyiz diye telkin edersin Hep bana der salkım yutarsın Vicdanında nasıl hesap tutarsın? Kalmış mı vicdanın iyice bakın Nalıncı keseri yontuyor sana Emek, ferâgatim atma yabana Yapışır ahrette elim yakana Kusuru düzeltip, hatadan cayın Ömer KESKİN 06.05.2018    
YASAL DAYANAĞI OLMAYAN TALEBİMİZ YOK Kİ "Haklı Taleplerimizin" tamamının YASAL dayanakları mevcut olup, dile getirdiğimiz konuları işte bu yasal dayanakları ile birlikte ortaya koymaktayız. "Sicil Affı" olarak da telaffuz edilen talebimizin yasal dayanaklarını aşağıda göreceksiniz. Hiç kimse karanlıkta göz kırpmasın.! Bu konulardan sürekli olarak kaçmaya çalışılıyor. Ancak siz kaçtıkça biz kovalayacağız, hem de daha hızlı koşarak... TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU Kanun Numarası: 926 Kabul Tarihi: 27/7/1967 IV – Terfi zamanı: Madde 81 – Astsubayların terfi zamanı hakkında 33 üncü madde hükmü uygulanır. IV – Terfi zamanı: Madde 33 – Muvazzaf subayların terfileri her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılır. (NOT: Terfii - Terfii etmek: Derece-Makam bakımından yükselmek,Bir görevde derecesi yükselmek demektir.) VIII – Kademe ilerlemesi şartları: Madde 45 – (Değişik: 7/7/1971 - 1424/15 md.) Subaylar aşağıda yazılı esaslara göre her yıl kademe ilerlemesi yaparlar. a) Kademe ilerleme şartları şunlardır: 1. Bulunduğu kademede bir terfi yılını doldurmuş olmak, 2. Bulunduğu rütbede ilerliyebileceği bir ileri kademe bulunmak, 3. Sicil notu, sicil tam notunun % 60 ve daha yukarısı olmak, Yukarıdaki şartları haiz olan subaylar, her yıl kademe ilerlemesi yaparlar. IX – Kademe terfii esas ve şartları: Madde 93 – (Değişik: 7/7/1971 - 1424/32 md.) Astsubaylar aşağıda yazılı esaslara göre her yıl kademe ilerlemesi yaparlar. a) Kademe ilerleme şartları şunlardır: 1. Bulunduğu kademede bir terfi yılını doldurmuş olmak, 2. Bulunduğu rütbede ilerliyebileceği bir ileri kademe bulunmak, 3. Sicil notu, sicil tam notunun % 60 ve daha yukarısı olmak. Yukarıdaki şartları haiz olan astsubaylar, her yıl kademe ilerlemesi yaparlar. ========================================== 1424 SAYILI KANUN'UN KOMİSYON RAPORUNA BAKALIM VE İLGİLİ MADDELER HAKKINDA NELER SÖYLENMİŞ GÖRELİM İZNİNİZLE; Kabul Tarihi : 07/07/1971 Resmi Gazete Tarihi ve No : 14.07.1971 No: 13895 MM 364 no'lu Komisyon Raporu MİLLET MECLİSİ S. Sayısı : 364 27. 7.1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun bâzı maddelerinin değiştirilmesi ve bu Kanuna bâzı maddeler eklenmesi hakkında kanun tasarısı ile, Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun bâzı maddelerinin değiştirilmesi ile bâzı mad­delerine fıkralar eklenmesi hakkında kanun teklifleri ve Millî Savunma, İçişleri ve Plân komisyonlarından seçilen 5'er üyeden kurulu 46 numaralı Geçici Komisyon raporu. 27.7.1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun bâzı maddeleri­nin değiştirilmesi ve bu kanuna bâzı maddeler eklenmesi hakkında kanun tasarısı (1/479) Madde 13— Bu madde ile; «Kademe terfii şartları» madde başlığını taşıyan 45'nci madde değiştirilmektedir. 45'nci madde ile, kademe terfii deyimi yerine, rüitbe terfii ile benzeşim hâsıl edeceği düşünülerek, 657 sayılı Devlet memurları Kanununun, «Kademe ilerlemesi»…