KONUK YAZAR

KONUK YAZAR (479)

YAZAR : SİTE YÖNETİMİ

"Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. …Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış olabilir…” * Akıl ile yürek ile “ATATÜRKÇÜ” olmak her babayiğidin harcı değildir… Akıl ister, yürek ister, bağımsız düşünme yeteneği ister. bilinç ister, bilgi ister, birikim ister, onur ister, vakar ister, engin yurt, vatan ve millet sevgisi ister, cesaret ister, basiret(ileri görüşlülük), itidal, hoşgörü ve tevazu ister ve her şeyden önce ciddiyet ister… Ve de ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz… Bu doğrultuda eylem ister… *Mesela; milletle birlikte ülkenin aydınlanması ve gönenci için girişilen devrimler yerine, kökü dışarıda cunta darbeciliği, bir dolarlık beyinlerle, “Atatürkçülük edebiyatı” ve de hele hele “kindar nesiller” ile hiiiç Atatürkçü olunamaz… *Mesela; MİT ve GENKUR’ca devletin en üst kademelerinin bir türlü uyarılamadığı, kiminin eniştesinden, kiminin komşusundan öğrendiği, ortaklık hukuku gereği “taammüden” yıllardır önlerine kırmızı halı döşenilenlerin giriştiği kökü dışarıda bir garip islamcı kalkışmayı fırsat bilerek, bu kurumların başındakilerin içine düşürüldüğü akıl almaz zafiyetten yararlanarak, halkın içine düşürüldüğü şaşkınlık ve aymazlığı fırsat bilerek demokrasinin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığına, özellikle yargı bağımsızlığına son verip, sırtta bir sürü kambur varken ülkeyi bir garip tek adam rejiminin fırtınalı sularına sürüklemekle de Atatürkçü olunamaz… *Mesela Osmanlı'dan bu yana kök salmış, başta Ordu ve irfan yuvaları olmak üzere bütün dünyada örnek gösterilen CUMHURİYET kurumlarının köküne kibrit suyu dökmekle de asla Atatürkçü olunmaz… *Mesela; son 10 yıldır sürekli taammüden darbelere maruz bırakılan Ordunun, başına çuval geçirilerek maruz kaldığı ilk darbeyi bıyık altından izleyip, Ergenekon ve Balyozla aldığı ikinci ağır darbeyi destekledikten sonra, 15 Temmuz'da aldığı öldürücü darbeden istifade edip, acil karar ve eylemlerle onu iyice sıfırlayıp, itibarını yerlerde süründürerek bu cadı kazanı bölgede, ülkeyi, küresel taleplerin pazarı haline getirmekle de heeeeeç Atatürkçü olunamaz… *Mesela; komşu ülkeler üzerine yayılmacı emeller beslemekle, uluslar arası ilişkiler alanında sürekli zik zaklar çizip, ülkenin itibarını sıfırlamakla, vakti zamanında tüm dünyanın takdirlerine mazhar olmuş diplomasimizi “monşer” aşağılaması ile dışlayarak da Atatürkçü olunmaz… *Mesela; saçı bitmemiş yetim hakkına, kul hakkına saygı göstermemekle ya da saygı göstermeyenlere kol kanat germekle de Atatürkçü olunmaz… *Mesela; kitleleri aydınlanmanın erdemlerine yabancılaştırarak, cehaletin karanlığı içinde hababam usulü yönetmeyi yeğ tutmakla da Atatürkçü olunmaz… *Mesela; “Siz meydanlara sahip çıkın, gerisini bize bırakın, biz götürürüz…” sözcükleri ile halkı koyun gibi görmekle de Atatürkçü olunmaz… *Mesela; sıkışınca orayı burayı…

ASSUBAYIM BEN

05 Ağu 2018
2322 kez
Yazan
Ömer Halisdemir gibi yürekli meslektaşlarıma armağanımdır   ASSUBAY'IM BEN Kur'an, al bayrak, silah üstüne yemin eden Aziz vatanı için her şeyini kaybeden Yurduma göz dikene yıkılmaz tunçtan beden Mazlum kalplere ümit saçan Assubay'ım ben Ay yıldızlı sırmalar gururumdur kolumda Allah vatan sevdası hiç eksilmez solumda Yalçın dağlar dikilse engel olmaz yolumda Aşılamaz sarp dağlar geçen Assubay'ım ben Ali Reşat Çavuş'um Çanakkale'de coşan Küçük yaşıma rağmen mevzi ötesi koşan Mevzilere sızarak sessiz ciğerler deşen Oyun yerine harbi seçen Assubay'ım ben Vecihi Hürkuş oldum sevdalandım uçmaya İlk Türk pilotu olup göğe kanat açmaya Yerli uçaklar yapıp yurda güven saçmaya Gökte düşman uçağı biçen A ssubay'ım ben Kapkaranlık gecede en zorlu emri alan Hainler arasına bozkurtlaşıp tek dalan Ömer Halisdemir'im, yüreğe korku salan Şehadet şerbetini içen Assubay'ım ben Kara, deniz, havada, hâzır nâzır her zaman Dostlara gurur verir, düşmanlar diler aman Zorluklar karşısında çalışması pek yaman Fedâkârlıkta çığır açan Assubay'ım ben Ömer KESKİN 05.08.2018  
Bitmedi korkak sarayın, ihanetleri. Gözden çıkarıldı doğu vilayetleri. Beden parçalanır da can duymaz mı? Gövdesinin uzvunun parçalanmasını hissetmeyen başta, can var mı? Umursamaz, aymaz, karşı koymaz… Ya baştan bana baş değildi, Ya öldü ya da hastalandı delirdi. Boynu kıldan ince kulun değil miydik senin… Al koptu iste kıl kadar bağın varmış bizimle… Bir daha ne işimiz olur seninle… BEN ARTIK BEN OLACAĞIM. Kendi meclisimi hükümetimi kuracağım. Kuvayı milliyeyi amil ve irade-i milliyeyi hâkim kılacağım. Ne korkup azınlıklara ayrıcalık vereceğim. Ne bölünüp parçalanacağım. Sen değil misin benden iyisi mandalık diyen. Sen değil misin hıyanetimden, ihanetimden başkasının himayesine sığının diyen. Bana dersen kalleş sarayından, “Parçaladım sizi, oldu bitti.” Bende sana derim dadaş diyarından “Boynumuz kıldan inceydi sana koptu gitti.” Bu artık millete ait bir kutlu davadır. Yunan İzmir’e ayak başmış, Milli mücadele çoktan başladı. Ümmet ihanet etti, sen ihanet ettin bize. Bizde mi bize ihanet edeceğiz. Ne sana ne kendimize ihanet ederiz. Biz artık kendi kaderimizi yaşarız. Bu ihanet değil, Bu hıyanet değil, Bir kutlu çabadır. Bu meşru mutafadır. Bu artık var olma çabasıdır. Bu millet kendi meclisini kuracak. Kendi idaresine kendi iradesi hakim olacak. Kendi kendisi için, kendi kararıyla, kendi kendine. Millet olmaktır kararım. Kimseye verilecek ayrıcalık yok. Allah’tan başka yok kimseye verilecek hesabım. Milli iradeyi hâkim kılmaktır esasım. Adını değiştirince esaretten kurtulacak mıyım? Neden manda ve himayeyi kabul edeyim. Kimse ahretten önce mutluyum diyemez. Mutlak mutluluk nedir bilemez. Arif adam ne mutluyum de, mutluyum demez. Ezelden bilirim ben benim şecere mi. Ne mutlu eder düşümü, düşüncemi. Acep sen nerden türedin. Esaretle bitireceksin kara gecemi. Tehdit altın da tahtı, pahitahtı, cesareti yok ki korkuyla yüzleşecek… Öyleyse korktuğuyla bütünleşecek… Sende düşman olursan vatana, düşman elleşmez sana, ihanet ederse atana… İçinde biraz gurur kalmış ama. Esarette biraz dokunur ki Akla uydurup yeni ad verecek. Nasıl olsa çamurdan geldik, manda olur yatarız çamura… Esarete o mandalık diyecek, insan olmaktan geçince, mandalık ona hayat verecek. Zaten camız gelmiş camız gider, camızlıktan mandalığa geçip, cismen olmasa da ismen medenileşecek. Egemenlik var olma durumu. Allah vardanda yoktan da öte. Egemenlik yaratılana sıfat olur. Onda kazanıp, kayıp edilen kazanılan sıfatımı olur. Onun sıfatları bakidir. Vatan bizim diye Allah’ın olmaktan çıkar mı? O yücedir her şeyi kapsar. Şu fani dünya sınav değil mi? EGEMENLİK,.ESARET SUALERE CEVAPTIR. Şu dünyanın hesabı niyete, zihniyete. Gücü yetti, yetmedi sual yok faniye. Hesap karşı durdun mu zorbaya caniye. Kula kulluk ettiren nereye Kula kul olan oraya… Öyleyse be suallere doğru cevap vereyim. Millet olmanın…
“Vatanın bütünlüğü ve milletin istiklâli tehlikededir.” Vatan elimizden kayıp düşecek. Kırılıp bin parçaya bölünecek. Millete ne istiklal kalacak ne de hilal. Bin yıllık Birlikte baba ocağımız sönecek. Biz olduk hak yolunda tek sancak, Cepheden cepheye ölüme koşarak. Bizi temsil eden şu resme bak. İstanbul hükümeti aciz, korkak. Leş kargaları üşüşmüş tepemize, Bir hükümet konmuş başımıza. Alçak, aciz ve korkak damada nikahlı. Hain sarayın dış kapısının dış mandalı. Bir hükümet ki damada nikahlı. Taht uğruna benliğimi, bahtımı satar. Ben nasıl ceddime derdim anlatayım. Çareler bulur bana esaret ve mandalı. Ey! Türk oğlu sen ne dersin bu işe! Adam yerine koyup da soran yok. Öyleyse ben bana çare olayım. Kendime kendi meclisimi kurayım. Ben varım ve hep var olacağım. Diye sesimi dünyaya duyurayım. Duysunlar sesimi haykırışımı. Hatırlasınlar cesaretimi, şanımı. Bilsinler ki Karşılarında korkak saray değil, Hasta adam, canlı cenaze değil, Kendi istiklalini kendi azim ve kararıyla kurtaracak, Güneş gibi tekrar doğacak “Türk Milleti” var. Tesir ve baskılardan uzak bir meclis şart değil mi? Önce Erzurum'da toplanacaktı doğu illeri temsilcileri. Ve Anadolu’nun her sancağından Sivas'a doğru, Üçer delege çıkar yola, Milletine yürekten samimi. Öyleyse mülki idare silah ve cephane özenle korunsun. Yeni işgal girişimlerine hep birlikte karşı durulsun. Hasta adam bırakın ölsün, kula kulluktan çıkılsın. Bir tek Allah’a kul bir MİLLET doğsun değil mi? Güneş nereden doğacak bir işaret fişeği olarak, Anadolu yön bilsin diye devrimin ilk bildirgesi. Ve kurtuluş umudu doğar Milli bir sır olarak. Cumhuriyetin doğum belgesidir Amasya tamimi. Yedi düvelle savaştım durdum. Umut ettim ümmet düşer mi peşime. Hep gavurun içinde rastladım leşine. Öyleyse artık Millet olmalı değil mi? Bir tek biz bize ihanet etmedik. Ortada sadece ana yurdumuz kaldı. Gavur aldı sandık, hep ümmete kaldı, Öyleyse bu toprak bana Vatan olsun değil mi? Allah kuluna Resul göndermiş. Yazılan belli yaşanan belli. Başka kula ihtiyaç mı olur. Allah’ın yolu ayan beyan değil mi? İhanet edenden ümmet mi olur? Yazılan belli yaşanan belli. Ya ümmet Müslüman değildi. Ya gidilen yol İslam değildi. Kula kulluk doğru yol olsaydı. Resulümüz ben padişahım derdi. Öyleyse Allah yolunda egemenlik. Kayıtsız şartsız Milletin olmalı değil mi? O zaman kullan kulluktan çıkar. Bir tek Allah’a kul olabilirdik. Ancak o zaman Hak yürüyebilecektik. Ve bir seçim yaptık Allah yolu adına. Ya yok olacaktık ya da yeni bir Devlet kuracaktık. Aldığımız kararlarla dünyaya bildirdik ki. Aklı olan anlasın ki biz MİLLETİZ ve kararlıyız. Ve Milleti kendi azim ve kararı kurtaracaktır. İşte bu yüzdendir ki Cumhuriyetin doğum belgesidir Amasya tamimi.…
HAKKANİYET ! Gelir sana arslan payında haklar Yedi koç verirler, başında ayın Üveydir kardeşler, teneşir paklar Faydan kendine o alamaz payın Gecenin hükmüyle iki olur dört Kıyak yorganıyla eksiğini ört Öbür kardeşlerin olmasınlar dert Birde hâd bildiren haberler yayın Tekâüt olanda senindir hakkın Arslan paylarıyla çatlaman yakın Kul hakkına girdin, Allah'tan sakın Kurtarmaz yıldızlar, ibretten sayın Aileyiz diye telkin edersin Hep bana der salkım yutarsın Vicdanında nasıl hesap tutarsın? Kalmış mı vicdanın iyice bakın Nalıncı keseri yontuyor sana Emek, ferâgatim atma yabana Yapışır ahrette elim yakana Kusuru düzeltip, hatadan cayın Ömer KESKİN 06.05.2018    
YASAL DAYANAĞI OLMAYAN TALEBİMİZ YOK Kİ "Haklı Taleplerimizin" tamamının YASAL dayanakları mevcut olup, dile getirdiğimiz konuları işte bu yasal dayanakları ile birlikte ortaya koymaktayız. "Sicil Affı" olarak da telaffuz edilen talebimizin yasal dayanaklarını aşağıda göreceksiniz. Hiç kimse karanlıkta göz kırpmasın.! Bu konulardan sürekli olarak kaçmaya çalışılıyor. Ancak siz kaçtıkça biz kovalayacağız, hem de daha hızlı koşarak... TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU Kanun Numarası: 926 Kabul Tarihi: 27/7/1967 IV – Terfi zamanı: Madde 81 – Astsubayların terfi zamanı hakkında 33 üncü madde hükmü uygulanır. IV – Terfi zamanı: Madde 33 – Muvazzaf subayların terfileri her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılır. (NOT: Terfii - Terfii etmek: Derece-Makam bakımından yükselmek,Bir görevde derecesi yükselmek demektir.) VIII – Kademe ilerlemesi şartları: Madde 45 – (Değişik: 7/7/1971 - 1424/15 md.) Subaylar aşağıda yazılı esaslara göre her yıl kademe ilerlemesi yaparlar. a) Kademe ilerleme şartları şunlardır: 1. Bulunduğu kademede bir terfi yılını doldurmuş olmak, 2. Bulunduğu rütbede ilerliyebileceği bir ileri kademe bulunmak, 3. Sicil notu, sicil tam notunun % 60 ve daha yukarısı olmak, Yukarıdaki şartları haiz olan subaylar, her yıl kademe ilerlemesi yaparlar. IX – Kademe terfii esas ve şartları: Madde 93 – (Değişik: 7/7/1971 - 1424/32 md.) Astsubaylar aşağıda yazılı esaslara göre her yıl kademe ilerlemesi yaparlar. a) Kademe ilerleme şartları şunlardır: 1. Bulunduğu kademede bir terfi yılını doldurmuş olmak, 2. Bulunduğu rütbede ilerliyebileceği bir ileri kademe bulunmak, 3. Sicil notu, sicil tam notunun % 60 ve daha yukarısı olmak. Yukarıdaki şartları haiz olan astsubaylar, her yıl kademe ilerlemesi yaparlar. ========================================== 1424 SAYILI KANUN'UN KOMİSYON RAPORUNA BAKALIM VE İLGİLİ MADDELER HAKKINDA NELER SÖYLENMİŞ GÖRELİM İZNİNİZLE; Kabul Tarihi : 07/07/1971 Resmi Gazete Tarihi ve No : 14.07.1971 No: 13895 MM 364 no'lu Komisyon Raporu MİLLET MECLİSİ S. Sayısı : 364 27. 7.1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun bâzı maddelerinin değiştirilmesi ve bu Kanuna bâzı maddeler eklenmesi hakkında kanun tasarısı ile, Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun bâzı maddelerinin değiştirilmesi ile bâzı mad­delerine fıkralar eklenmesi hakkında kanun teklifleri ve Millî Savunma, İçişleri ve Plân komisyonlarından seçilen 5'er üyeden kurulu 46 numaralı Geçici Komisyon raporu. 27.7.1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun bâzı maddeleri­nin değiştirilmesi ve bu kanuna bâzı maddeler eklenmesi hakkında kanun tasarısı (1/479) Madde 13— Bu madde ile; «Kademe terfii şartları» madde başlığını taşıyan 45'nci madde değiştirilmektedir. 45'nci madde ile, kademe terfii deyimi yerine, rüitbe terfii ile benzeşim hâsıl edeceği düşünülerek, 657 sayılı Devlet memurları Kanununun, «Kademe ilerlemesi»…
GELEN NEBİ ASKERİ İnliyordu meydanlar, Allah Allah sesiyle Top sadâları ile, girdi Mehmet Afrin'e Kalk ayağa oturma, selamla artık sen de Son ordusu İslâm'ın, kurtardı seni işte Gelen Nebî askeri, sakın artık üzülme Bağrındaki pislikler, temizleniyor işte Açacak umut çiçek, bağ ve bahçelerinde Son ordusu İslâm'ın, kurtardı seni işte Bırak kara bağlama, artık gül biraz sen de Mesutça çocukların, gezsin caddelerinde Şenlensin hüzün dolu, pazarların senin de Son ordusu İslâm'ın, kurtardı seni işte Geldi vefalı TÜRK'ler, Anadolu'dan yine Barış dostluk getirdi, zeytin dalları ile Yan bakamazlar asla, düşmanın istese de Son ordusu İslâm'ın, kurtardı seni işte Bırak haydi kederi, hedef şimdi Münbiç'e Bekliyorlar onlar da, barış ve dostluk ile Yiğit Mehmetçikleri, gelecek hemen diye Son ordusu İslâm'ın, kurtardı seni işte ÖMER KESKİN 28 şubat 2018  
HOCALI'YI UNUTMA Hocalı'da çocuğa, kadın ve ihtiyara Kıyanları hatırla, unutma onu asla Sarıp etraflarını, katil acımasızca Katlederken onları, baktılar hâyâsızca Seyretti bu vahşeti, dünya acımasızca Tıkadı kulağını, çığlıkları duymaya Saf tuttu Haçlılar da, ermeninin yanında Silahsızdı Hocalı, o gece katliamda Yüzdüler derileri, utanmadan arsızca Deştiler karınları, acımadan insana Kirletilmiş namuslar, vahşiler kin kusmada Yakılmış canlı canlı, ateşlerin nârında Azeri kardeşine, mezâlimi unutma Yapılan soykırımı, kimseye unutturma Ömer böyle diledi, kabul etsin Hûda'da Geldiğinde kutlu gün, al intikamını da Ermeninin yaptığı, kâr kalmasın yanına Ömer KESKİN 26.02.2018  

ÖNGÖRÜSÜZLÜK

24 Şub 2018
940 kez
Yazan
Asssubaylar  4 yıllık fakülte statüsüne kavuşmalı diye bıkmadan usanmadan yazdık çizdik. Bir arkadaş yorumda demiş ki; “ 4 okuyacaksam niye Assubay olayım ki....." Bir arkadaş ta ;  " biz 4 yıllık fakülteli subaylara bu halimizle de kurs verir, öğretmenlik yaparız ne varmış ki eğitim standardımızda " demiş. Yine bir arkadaş " Assubaylık kalksın o zaman " demiş. Bir başkası " zaten çoğumuz 4 yıllık fakülteyi bitirdik ya ne gerek var ki " demiş. Bir başkamız "ne gereği bu şimdi durup dururkenben bu talepten bir şey anlamadım.   anlayan var mı söylesin "  demiş. Bir diğerimiz ise; “ O zaman subaylık ne olacak, onların durumuna yazık olmayacak mı " demiş. Bir başkası da; “ ben zaten 1. dereceye 19 yılda bu halimle de çıkıyorum sizin fakülte kanunu ile kazanılacak olan 8/1( veya hazırlık sınıfı da eklenirse 8/2 ) başlangıç hesabınızda bir yanlışlık var " demiş. Birisi, " böyle bir saçmalık duymadım. hiç Assubayı subay seviyesine çıkarırlar mı " demiş. Bir başka arkadaş;  subayın statüsüne acımış,  “ onların ki 6 yıl bizim ki 4 yıl olsun o zaman ses çıkarmazlar " demiş. İyi ki de bir çok arkadaşımız da "4 yıllık fakülte kanunu Assubayların insani eğitim hakkıdır. Görev, makam ve statü ayrı şeyler, öğrenim ve eğitim eşitliği ayrı şeyler "demiş.   Ne yazık ki bu gün dünyanın tam 130 ülkesinde hem  kamuda hem de özel de iş yaşamında , ticaret yaşamında  öğrenim statüsü 4 yıllık fakülte denkliğinden başlıyor.   Yukarıdaki yorumlara tabi ki saygı duymalıyız. Bunun adı demokrasi. Fikirlerin özgürce ifadesi. Algı, öngörü, vizyon gücü. Herkese teşekkür ederim.   AMA UNUTMAYALIM Kİ,   O Subaylar da 1971 yılına kadar 2 yıllık yüksek okullu idiler. Dediler ki, “  Biz Cumhurbaşkanı çıkaran makamlarız. Ülkeye darbe ve muhtıralarla yön veren toplumuz. Medyanın, basının, iş adamının, siyasetçinin, hukukçunun, öğretim görevlisinin, sanatçının muhataplarıyız. Ekonomiyi, hukuku, anayasayı, sosyolojiyi, kamu yönetimini iyi bilmeliyiz. Eğitimini almalıyız. Akademisyen hüviyetli olmalıyız. Ona göre de sosyal ve mali gelirimiz yüksek olmalı. Tatillere, gezilere, kulüplere, balolara, törenlere, gösterişle katılabilmeli, eşlerimizle vals ve dans yapabilmeliyiz.” Algısını görev addettiler.   Kuleli Askeri lisesine komşu olan kandilli kız lisesini kanki yaptılar. Kızlarla dans ve vals yaptılar. Tiyatrolara, resim sergilerine gittiler. Dario Morenonun o ünlü “deniz ve mehtab”  şarkısını tarabyada, bebekte ay ışığında öpüşerek dinlediler.   Assubay adayı öğrenci  genç; Konyanın ,Çankırının bozkırında dişi sinek kovalarken, ıssız köy meydanıkadar yoksul, sokaklarında gezerken; Çatal kaşık tutmayı öğrenemezken, çağdaş, sosyal yaşam ne demek bilmezken. Kulelinin o 15 lik mağrur çehreli askeri öğrencileri, 16 sında, çakıl gazinosunun yolunu öğrendiler. Sessizce…

AH DERECE VAH KADEME

23 Şub 2018
657 kez
Yazan
  Bir  genç  liseyi bitirip üniversite sınavlarına girdi. Taban puanına göre Assubay meslek yüksek okuluna kayıt oldu. Yök statüsünde ve Astsubay Meslek Yüksek Okulu kanununda öğrenim süresi iki yıl olduğundan  9/1 dereceden hizmete başladı. Başka bir genç  yine liseyi bitirip üniversite sınavına girdi. Aldığı taban puanına göre  4 yıllık Subay Harp Akademisini kazandı. 2 yıl daha fazladan öğrenim görüp  8/1 den başladı. (bir ay önce  çıkan kanun hükmünde kararname ile bir yıllık dil hazırlık sınıfı da eklenince     4+1 olarak  artık 2018 yılı itibariyle 8/2 den başlayacak.) Yani şu an itibariyle başlangıç derecesinde bir Subaybir  Assubaya tam  1 derece+1   kademe fark atmış oldu. Meslekte iken örn.yarbaylığa 2 yılda terfi ederek ,harp akademesini bitirip aldıkları derece kademeyi saymıyoruz bile  Biz hala 9/2 nin peşinde avuntudayız. Subay ne olursa olsun tüm kaynak tedariklerinde göreve başlangıç derecesi olarak mali tablolarda 8/2 (yeni)ile muhatap olur ikenbakın Assubaylarda ne kepazelik yaşanıyor. Milli Savunma Üniversitesinde  Assubayın öğrenim statüsü 2 yıl olduğundan buradan mezun olan bir genç yukarıdaki örnekte olduğu 9/1 den mesleğe başlıyor. Bu resmi başlangıç derece ünvanımız. Dışarıdan kendi nam ve hesabına 4 yıllık bir fakülteyi bitirip te iş bulamadığı için yine başka bir kaynak tedarik metodu yolu ile Assubay olmak isteyen bir genç te 8 aylık bir intibak sınıf eğitimine müteakip göreve başlatılıyor. Ama bu arkadaş intibak düzenlemesi ile  9/1 yerine9/3 den başlangıç derecesine kavuşuyor. Yani Assubaylar  kendi içinde aynı yıl mezunları da olsalar en az 2 kademelik bir farklılık yaşıyorlar. Sosyal medyada kendi içimizde bu çatışmanın ve farklılığınörneklerini her gün artarak yaşıyoruz. KENDİ İÇİMİZDE DAVADA VE HEDEF ALGISINDA HIZLA BÖLÜNÜYORUZ. Daha ilginç olanı ise bu gün Subay gibi 4 yıllık lisans mezuniyeti olan tüm Assubaylar ise o subayla yine 2 kademelik bir başlangıç derecesi mağduriyeti yaşıyorlar. (Subayın yeni KHK ile bir yıl hazırlık sınıfı sonucu artık 8/2 oldu). Daha da garibi Subay Assubaydan 2 yıl fazla okumasına rağmen aradaki kademe farkının da 2 olması gerekirken bu gün bu fark 3 kademe olarak özlük haklarına yansıyor. (hazırlık sınıfı şu an sadece harp okullarında başlatıldı). Assubaylara da hazırlık sınıfı konulup konulmayacağı henüz belirsiz. Tek bir Cumhuriyet Anayasadan hele ki o Anayasanın 12. maddesinden nasıl böyle bir faşizan ayırım ve aşağılama çıkıyor kimse de izah edemiyor. BAŞTA KURUMSAL TEMAD OLMAK ÜZERE ASSUBAY TOPLUMU BİR BÜTÜN OLUP TA BU GÜNE KADAR  BU KONUDA ANAYASAL EŞİTSİZLİK ADINA BİR DAVA OLSUN AÇMAYI BECEREMİYOR. Aynı beceriksizliği öğrenim hakkına dair eşitsizlik konusunda da, Anayasal ve uluslar arası sözleşmelere dayanarak ta 4 yıllık askeri öğrenim statüsü için yine bir  anayasal  eşitsizlik davası açamayarak ta yapamıyor. Bir çorba sistemi almış başını gidiyor. Subaylar ömrü…