KONUK YAZAR

KONUK YAZAR (489)

YAZAR : SİTE YÖNETİMİ

Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Filistin ve Katar’ın Türkiye’nin KKTC ve Doğu Akdeniz mücadelesinde sessiz kalmakla yetinmeyip, karşı cephemizdeki ülkelerle hareket ettiğini söyledi. Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Filistin ve Katar’ın Türkiye’nin KKTC ve Doğu Akdeniz mücadelesinde sessiz kalmakla yetinmeyip, karşı cephemizdeki ülkelerle hareket ettiğini söyledi. Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de attığı adımlara karşı Türkiye’nin her daim destek olduğu ülkelerden Filistin ve Katar’ın tutumlarına dikkat çekti.  TÜRKİYE FİLİSTİN POLİTİKASINI GÖZDEN GEÇİRMELİ Filistin ve Katar’ın Türkiye’nin KKTC ve Doğu Akdeniz mücadelesinde sessiz kalmakla yetinmeyip, karşı cephemizdeki ülkelerle hareket ettiğine vurgu yapan Kumbaroğlu, Filistin yönetiminin, Kıbrıs Rum kesimi ile yakın işbirliği geliştirirken KKTC’nin davetlerini geri çevirdiğini ve son olarak da Kıbrıs Rum Kesimi’nin Türkiye’yi ve KKTC’yi dışlayarak kurduğu Doğu Akdeniz Gaz Forumu’na katılan öncü ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Kumbaroğlu, “Düştükleri tüm sıkıntılı dönemlerde Filistin yönetiminin ve halkının yanında olduğunu tüm dünyaya ilan eden tek ülke Türkiye. Buna rağmen Filistin’in Türkiye ve KKTC karşıtı politika yürütmesi ne dostluğa ne kardeşliğe ne de müttefikliğe sığar. Filistin yönetiminin Türk Dünyası için kabul edilemez bu tutumu değişmezse Türkiye Filistin’e yönelik dış politikasını gözden geçirmelidir” dedi.  KATAR DA SIRTIMIZDAN VURUYOR Prof. Dr. Kumbaroğlu, Türkiye’nin yakın müttefiklerinden biri olan Katar’ın da ülkemiz ve KKTC aleyhinde adımlar attığının altını çizerek, “Katar Milli Petrol Şirketi, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile sözleşme imzaladı. Rum Kesimi’nin sözde 10’uncu parselinde doğalgaz arama faaliyetlerine katılıyor” dedi. 
Amerikan protetaryasının 1886 yılında 8 saatlik iş günü ve insanca yaşam hedefli isyan ateşi sermayenin acımasız baskı ve zulmüyle karşılandı… Ancak daha iyi bir dünya ve insanca yaşam için ayağa kalkan emekçilerin sesi ve yankıları tüm dünyaya ve zamanlara, durgun suya atılan bir taş etkisi gibi dalga dalga yayıldı…Tüm emekçilerin bayramı ve dayanışma günü olarak evrenselleşti… Ne var ki artık siyasal iktidarların kültürel birikimi, sosyolojik anlayış ve saplantıları, emekçi hareket ve dayanışmasını, sosyal politika alanının öngördüğü çağdaş kurumlaşma ve yapılaşmaları tehlikeli buluyor… Çalışanların, içerisinde özgürce örgütlenerek hak mücadelesine girişecekleri sendikal hareketi soysuzlaştırıp, emekçileri “cemaat” sosyoloji ve dayanışmasına yönelterek kendilerini korumalarını, tayınlaşmalarını öngörüyor. (1) Bu yaklaşımı ile sendikal hareketi elinden geldiğince güçten düşürerek, küresel sermaye merkezlerinin ve işbirlikçilerinin karlarını ençoklaştırma amacına hem hizmet ediyor; hem de onlarla bütünleşiyor.  Bu arada, görünümü kurtarmak için, her yaptığını olumlu bulup, alkışlayan sarı sendikalar yaratıp destekleyerek“vaziyeti idare ettiğini” sanıyor. Çalışanların birden fazla sendikaya üye olmasını sağlayan anayasal düzenlemenin bir amacı da bu.  Ancak, sağlıklı bir sendikal hareket de bu aşamada çok daha etkin olmak, direnmek sorumluluğu ile karşı karşıya.  Bu yaklaşım beyaz ve mavi yakalı emekçileri “kul” olarak görüyor. Bireyi “kul” olarak görme anlayışının, çalışma alanına en trajik yansıması işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında…İŞÇİ SAĞLIĞI-İŞ GÜVENLİĞİ “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi …“Kanuni’nin bu dizeleri, toplumsal sağlığa, insana ve bu alanda devletin işlevine ne denli önem verilen bir edep ve kültürden gelindiğini gösteriyor. 1930 yılında yürürlüğe giren“Umumi Hıfzısıhha Kanunu” ve “ Ereğli Havza-i Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun” düzenleme ve uygulamaları da, Atatürk döneminin konuya duyarlı yaklaşımının belirgin örnekleri ve sosyal politika belgeleridir. Ereğli maden işçileri ile ilgili yasa, özellikle işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından, zamanın İktisat Vekaleti denetiminde, dikkat çekici hükümler taşımaktadır:(2)- “Amelenin (işçinin) temini istirahatları için amele koğuşu, hamam inşa’na ocak amilleri (sorumluları) mecburdur.”- “ Cebren istihdam (zorla çalıştırma), rıza dışı 8 saatten fazla çalıştırma, 18 yaşından dun (aşağıda) olanların istihdamı memnudur.- “ Bilumum madenciler, hasta ve kazazede olan madenciyi meccanen (parasız)tedavi etmeye, bunu teminen maden civarında hastane, eczane ve şahadetnameli etıbba (hekimler) bulundurmaya mecburdurlar.”-Ocak amilleri bir mescit ve genç ameleye gece dersleri vermek üzere mektep yapmaya ve bir muallim bulundurmaya mecburdurlar.”- “ Amelenin ahvali sıhhıye (sağlık durumu) ve hayatiyetiyle hukuku umumiyelerine müteallik işbu mevadı (kanunu,yönetmeliği) – diğer kanuni ve cezai müeyyideler hariç olmak üzere ifa etmeyen madenci ve mültezimlerin ruhsatname ve imtiyazları fesh olunur .” Nereden nereye geldi Türkiye? ILO verilerine…
KURUMUMUN ! SAYIN YETKİLİLERİ  MUTLU OLMAK İSTİYOR MUSUNUZ ? HİZMETLERİNİ ALDIĞINIZ  KENDİNİZE PAYE YAPTIĞINIZ ADINI ALT STATÜ HAVUZU OLUŞTURUP  ÇAVUŞ GRUBU KOYDUĞUNUZ VATAN İÇİN,İLERİ KARAKOLDA  ŞEHİTLİĞE  GÖNDERDİĞİNİZ ÜLKENİN GELDİĞİ  ÇAĞDAŞ ORTAMDA  YAŞAM İÇİNDE  ÇİLELERİ KENDİLERİNE YOLDAŞ,YAPAN ASTSUBAY  EMEKLİLERİNİ MUTLU ETMESİNİ ÖĞRENMELİSİNİZ TSK'DA BUNUN ADI  BEN (SUBAY) DEĞİL  ... "BİZ" BİLİNCİDİR. Mehmet KAYALI
Yıl 1913 Binbaşı Mustafa Kemal Sofya Askerî Ataşesi… Yakın arkadaşı Sofya Sefiri Fethi Okyar ile birlikteler. Mustafa Kemal, Balkanlar’ın en Prusyalı başkenti Sofya’da Balkan tipi hayatı, Osmanlı’nın henüz buram buram koktuğu bu ülkedeki modernleşmeyi yakından büyük bir ilgi ve dikkatle izliyor, gözlüyor. Diplomatik misyonların davetleri, ziyafetler, açılışlar, akşam yemekleri ve hayranlığı gizleyemediği opera… Bir hanım arkadaşı var Mustafa KEMAL'in Sofya’da... Bir generalin kızı: Dimitrina Kovaçeva ya da kısaca Miti… Şimdi sözü O’na bırakalım: “…Onunla sık sık beraber olmak durumundaydık. Babası Bulgar müdafaa vekiliydi, beni davet eder, her seferinde davetine icabet ederdim. Kızıyla dans ederdik, ondan çok hoşlanırdım, parklarda, pastanelerde sohbet ederdik… Konu dönüp dolaşıp siyasete gelince, "Kadın erkek eşitliği Dimitrina...” derdim. “Seçim hakkı, seçilme hakkı, kadınların her türlü özgürlüğü olmalı …” Dimitrina da "bu Avrupa'da bile yok ki Mustafa, Türkiye'de ne zaman olur?" "…çok yakında," derdim " “Dimitrina...hem de çok yakında...kadınlar, yeniden doğuracaklar kendilerini”.(1) Ve ''Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.'' şeklinde veciz üslubu ile ifade ettiği emekçi Anadolu kadınına minnetini 20 yıl sonra güncesine uygun biçimde yaşama geçirdi büyük devrimci… Yıl 1930 kadınlara belediye seçimlerinde seçme hakkı, Yıl 1933 çıkarılan Köy Kanunu'yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı, Yıl 1934 Anayasa'da yapılan bir değişiklikle milletvekili seçme ve seçilme hakları . Yıl 1935 devrimci kalkınmanın öncülerini yetiştiren kızlı erkekli üreterek öğrenilen Köy Enstitüleri Yıl 1937 haklar verildikten sonra ilk seçim, kadınlar 18 temsilci ile Mecliste.. Bu hakların uzunca mücadeleler sonucu kadınlar tarafından elde dilmesi Fransa ve İtalya’da 1946’da, İsviçre’de ise 1971’de… Evet, aydınlanma devrimi ile Türkiye, özellikle kadını toplumsal yaşamda hak ettiği yerde konumlandırma açısından bir zamanlar tüm dünyaya parmak ısırtıyor, örnek oluyordu… Kadın odaklı karşı devrim: Aydınlanma devriminin Anadolu’ya yayılmasını engellemek için karşı devrim ilk büyük adımını Köy Enstitülerinin kapatılmasıyla attı. Marshall yardımlarının olumsuz etkisi ile adam gibi bir sanayileşme sürecinin sekteye uğratılması ile Aydınlanma ateşinin yavaş yavaş söndürülmesi Anadolu’nun, özellikle Anadolu Kadının üzerine çökmüştür. Köy Enstitülerinin kapatılması tekil bir olgu değildir; halkevleri ve halkodalarının kapatılması çok daha önemlisi 1950 sonrasında eğitimin bütün olarak aydınlanmadan adım adım, kurbağanın yavaşça ısıtılan…

LANET OLASI AYRIMCILIK

06 Mar 2019
1220 kez
Yazan
HİZMET ORTAMI AYNI. DEVLETE VERİLEN HİZMET BENZER, AYNI. GEREKTİĞİNDE EĞİTİM SÜRESİ AYNI.BAZEN ASSUBAYLARIN EĞİTİMLERİ AYNI VEYA ÜSTÜN. BEN GİBİ.VE ARTILI. ASSUBAYLARIN BİTİRDİĞİ ÜNİVERSİTELER.NEDEN DEĞERSİZ SAYILIR?. HARP OKULUNUN.DİĞER OKULLARDAN NE ÜSTÜNLÜĞÜ VAR?. ORAYI BİTİREN ORDUNUN ŞEHZADESİ KONUMUNDA. ASTSUBAY İSE KAPI KULU KONUMUNDA, HİZMET İÇİN VAR. OLANAKLARDA. ALT STATÜ. SUBAY, OLANAKLARI, NEDEN EN ÜST DÜZEYDE KULLANIR DURUMDA? EMEKLİ MAAŞLARI 2 KAT. NEDEN.? MAAŞLARI VE EKONOMİSİ NEDEN AYRICALIKLI? İHTİSASA YÖNELİK LİSANS VEREN OKULLARIN,, BİLİNÇLİ, HİZMET KATKILARI ALINIR. ASSUBAY OLURSA !...... NEDEN KARŞILIĞI VERİLMEZ. YENİ MEZUN TEĞMEN’ İN, YAŞININ İKİ KATI HİZMET VERMİŞ ÜSTÜN DENEYİMLİ.“İŞİNİN UZMANI….” SORUMLULUĞU FİİLİ VE ZİMMETLİ. EĞİTİM SÜRESİ YÖNÜNDEN, DONANIM YÖNÜNDEN,MESLEKİ DENEYİM, YÖNÜNDEN ÜSTÜN OLAN ASSUBAY. BABASI YAŞINDAKİ ASSUBAYA AMİR OLUR DURUMDA?. İLGİLİ,,, İLGİSİZ.VE TÜM ASSUBAY TOPLUMUNA, MEVCUDUNA KUMANDA EDER DURUMDA.. NEDİR BU TARAFLI, HER ORTAMDA ,TAHAKKÜM EDEN SINIF YARATIMI, KAST SİSTEMİ BENZERİ.İNSAN KAYIRMA BU SUBAY ÜSTÜNLÜĞÜNÜN, SEBEBİ TEAMÜLÜN OLUMSUZLUĞUNU SUBAY YANLI KULLANIM İÇERİKLİ.,YASALAR OLMALI. YASALAR….YASALAR İLAHİ KURAL MI? DEĞİŞEMEZ Mİ?, DEĞİŞTİRİLEMEZ Mİ? BEN YAPTIM OLDULAR NEDEN ? 6413 HANGİ ÇAĞDAŞ, NATO ÜLKESİNDE VAR MI ? 6413. ÜN UYGULAMA SONUÇLARI ,OLUMSUZ. İNCELENSİN. HAKSIZLIK İÇEREN , EŞİT HAKLARA TERS.YASALAR MUTLAKA ANAYASA MAHKEMESİNE GİTMELİ.GÖTÜRÜLMELİ. ÜLKEDE DEMOKRASİ DİYE BİR YÖNETİM VAR. HAKSIZLIKLARA YER OLMAMALI. OLUMSUZLUĞUN..GEREKÇESİ VE ÜLKEYE KAZANIMI NEDİR? FİİLİ, HİZMETİ VEREN ASTSUBAY, OLANAKLARI EN ÜST DÜZEYDE, HAK ETMESE DE HAKSIZ KULLANAN SUBAY. ÖLÜME BAĞLI DA OLSA VE AFADI. NEDİR BU 6 TANE TAZMİNAT.?. DEVLETE VEREBİLECEĞİ MENAFİ HİZMET KATKISI NE OLABİLİR ?. NEDEN, BU GEREKSİZ AYRICALIKLI YAPMACIK, BEN YAPTIM OLDU,ÜSTÜNLÜK?. ÜLKEYE, KAZANIMI NEDİR?İNSAN EZMEKTEN,DIŞLAMAKTAN ÖTE. MAĞDUR YARATMA BOZUK SİSTEM. KAZANDIRDIĞININ SONUÇLARI VAR MI? ORTAYA KONSUN. NEDEN, OSMANLI ALIŞKANLIĞININ ÇAĞDAŞ OLMAYAN OLUMSUZLUĞUNUN SÜRDÜRÜLMESİ?. ÇAĞDAŞ, NATO ÜLKELERİNDE BU TÜRDE BİR UYGULAMA VAR MI? BENİM ÜLKEMİN, DOLU, DOLU HİZMET VEREN . KAHRAMANLARI BU OLUMSUZLUKLARI ALT STATÜ İTİLMELERİNİ HAK ETMİYOR. İNSAN OLAN, İNSANLARIN EZİLMESİNE, NEDEN İZİN VERİLİR? VAR OLAN HAKSIZLIKLAR ÇAĞDAŞLIKTA, VAR MI, OLMALI MI?. BM. İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ, AVRUPA İNSAN HAKLARI BİLDİRGESİ.. NEDEN GÜNDEMDEN UZAKLAŞTIRILIR? NEDEN , BİR GÜNLÜK İLE,35 YILLIĞIN, ASSUBAY ( ÇAVUŞ ) HAVUZUNA DOLDURMA..YAŞATILDI BANA ?HİZMETİ ALINIP YETKİSİZ KILINMA. BU DIŞLAMA , NEDEN ?. SAYGILARIMI SUNARIM. MEHMET KAYALI 

O BİR MÜCADELE KAHRAMANI

27 Şub 2019
1446 kez
Yazan
Sevgili Meslektașlarım, Bu sayfaları okurken benimle birlikte Sayın IRBIK'ın yazımlarına yolculuk edeceğiz. Hissetmiş olduklarımı umarım sizler de benimle paylaşmış olacaksınız.   Sonuçta mutlu olacağız hep birlikte. GÜZEL, GÜZEL MUTLU an geçirmek için, sakinleşmek istiyorsanız, Şükrü Irbık'ı okuyun derim. Çoğul, boyutlu gerçekçiliğin doğasına ulaşmaktır IRBIK'ı okumak. Net ve sıradışı olayları bulur çıkarır. Tartışma yaratır yazılarında. En kuşkucuların bile düşüncelerinde, merak uyandırır. İnsan bilincini uyandırır, düşün yaratır. BİLGİNİN SINIRLARINI aşar, zaman zaman zorlar, okuyanı uyandırıcı fikirleri ile. Verilmeyen hakları inceler, hak sahiplerine sunabilmenin gayreti ile. Geçerli temelleri saptayarak,   sunduğu teoriler düşündürür insanı... Sezgisi güçlü düşünür. Irbık'ı okuyan, okurken çok derin düşün uyandırır,   arada birde olsa dünyanın ufkuna, orijinal bir keşif sunar IRBIK. Bilginin sınırlarını zorlar. Tanımaz kısıtlılığı, kıskançlığı yoktur özgür düşüncesinde. "Adalet nedir?" diye sordum kendisine bir keresinde, "Adaletsizlikten korkmaktır" dedi.   Ben de korkar oldum adaletsizlikten! Zaten, zamanla yerini bulması dileğimdir adaletin. Aldığım yanıtla, hala düşünme çabasındayım ileri yaşıma rağmen.   Aydınlanma, her insanın duygusal, kişilik ötesi becerisini, insanlarla eş zamanlı gerçekleştirmesidir. Bütüncülük, çoğul boyutlu birleşmedir. Aynı anda bütünü yaratma anlayışıdır, TEMAD gibi. Paylaşım, çağdaş insanların ekonomik, sosyal olanaklarını eğitim yönünden eşdeğerde olanlara bölüştürmedir. Dev aynasına bakarak başkalarını öteleştirme, çağdaş düşüncenin içinde yer alması olanaksızdır! İnsanın mutluluğu, koşulsuz sevgi ve paylaşım içinde saklıdır. Tersleme, diğerini hor görmenin burada yeri yoktur.   Disiplin ise başka fikrin yönlendirmesi, arzularını kabul ettirme özelliğidir. Bu kural sadece hizmet esnasında uygulanması gereken bir olgudur. Hizmet dışında otorite kullanımı,   kişi yaşam haklarını kısıtlama ile eş anlamlıdır. Yaşam hürriyetinin kısıtlanmasını da beraberinde getirir.   Bir şeyi dilerken, isterken dikkatli olmak gerekir. Çünkü gerçekleşecektir. Dünyanın dört bir yanında milyonlarca kişinin dilekleri gerçekleşiyor. Sizin, bizim dileklerimiz de kolayca gerçekleşebilir. Ortamda neyi, nasıl isteyeceğinizi öğrenmemiz için mutlaka donanımlı olmamız yeterlidir. İçimizdeki ruh ve dışımızda uzanan yolumuz için, çok değerli bir rehber oluşturmamız gereklidir. Bu değerlerin oluşması için de; OKUMAK, OKUMAK, OKUMAK... Kitapların içerdikleri bilgeliği, bilgileri özümsemektir.   Bizlerin yapabileceği, içimizi ısıtacak, bizleri aydınlatacak, gerçek bu olmalı. Okumak olmalı bence.   Büyürken, her birimiz masumiyetten uzaklaşırız. Şimdi bize bir yol gösteren olsa da, içsel değerlerimizin hor görüldüğü modern yaşamın karmaşasından çıkıp, masumiyete dönmemizi istesek. Olası değil mutlaka.   Yani hak dağıtım terazisini elinde bulunduranların, kendi haklarından fazlasını kullanmaları, aynı terazi ile tartı yapılsa, bugünkü haksızlığa uğrayanlarla aynı sonuç alınır mı? Acaba ne dersin? Bunu çözebilecek olan yine Sayın Şükrü Irbık. Sevgili Kardeşim, Seni tanıma mutluluğunu yaşadım. Bu toplum da, seninle mutludur mutlaka. Yazımların onlara yön verecektir elbette. Aydınlatacaksın seni sevenleri. Zannım odur ki, senin mutluluğun da…
Bahtsız bedeviyi deve üstünde yılan sokarmış; bir vatansever de bahtsız olursa assubaylığı seçer ömür boyu adaletsizlikle karşılaşırmış. Biz assubaylar orduyu sırtımızda taşıyoruz. Öl diyorlar ölüyoruz ama ne hikmetse baş tacı yapılmamız gerekirken kabul edilemez haksızlığa hukuksuzluğa uğratılıyoruz. Üstelik bu peygamber ocağı milletin ordusunda oluyor. Peygamberimizin, Haksızlığa sessiz kalan dilsiz şeytandır buyurmuşlar; ne yapalım isyan mı edelim, işi mi aksatalım, önce sen öl sen çalış sonra ben mi demek gerekiyor? Lakin vatanseverlik duygularımız buna engel oluyor  vatanseverlik duygumuz da kendi kurumumuzca istismar ediliyor. Kurulduğu günden beri hiçbir yetkili "bunlar biz en yakın yardımcımız orduyu sırtlayan emektarımız" diye sahip olmak yerine  çoğu zaman hukuka, vicdana aykırı uygulamalarla  bu güzelim mesleği çekilmez hale getirmişler. Üstelik bunu yaparken de çoğu kez hileye hurdaya üç kağıtçılığa başvurmuşlar.  Zaman gelmiş ilgisiz yasaların arasına hile ile aleyhte maddeler eklenmiş (Bknz.Sn.Şükrü Irbık’ın Asubay Tefrikası yazı dizisi)  zaman gelmiş alenen Amiral kökenli Cumhurbaşkanı ile Anayasa Mahkemesi yanıltılmış, AYİM hukuku guguk yapan kararları ile Assubaylar büro memuru sayılmış  5802 sayılı yasa şirazeden çıkmış adalet kantarının ayarları bozulmuş.  Tüm bu hukuksuzlukları hukuk içinde halletmek için  assubaylar zaman,zaman TEMAD koordinatörlüğünde demokratik haklarını kullanarak eylem ve protestolar yapmışlardır. TEMAD bizim mücadelemizde koordinatördür, mücadeleye gönül vermiş assubayların maddi ve manevi destekleri ile faaliyetlerini sürdürmektedirler. Ne yazık ki bizi temsil etmekle görevli olanlar çoğu kez kendilerini bu toplumun üzerinde onların amiri  olarak görmüşler çoğu kez de mücadeleyi kişisel çıkarlarına alet etmişlerdir. Kendi haklarından bile haberdar olmayan yönetimlerden sonra bir umut bir ışık bir kurtuluş olarak gördüğümüz Ahmet KESER yönetimine şahsen elimden gelen tüm desteği verdim, gemi rotadan çıkınca birçok  assubay sevdalısı gibi uyardım. Sonuçta yandaşların hakaretleri ve ihraçla TEMAD üyeliğimiz sonlandırıldı. Mücadeleyi  TEMAD yapar diye bir kural yok, değerli bir meslektaşımın ifade ettiği gibi “Kendimize ve mesleğimize saygının gereği mücadeleye destek veriyoruz.” Kendi içimizdeki haksızlığı çözmeden mesleki haksızlıklarımızı çözmek mümkün olamaz. Özeleştiri yapmak zorundayız.  Bugün birçok yönetici şubelerinde lokal olmasa yönetimde olmazlar nedense sivil işletmelerden avantajlı olan şubeler mücadelenin amiral gemisi genel merkeze katkı sağlamıyor  ya çok cüzi karlar elde ediyor ya da nedense zarar ediyorlar...  Sayın başkanım Hamza DÜRGEN ile zaman zaman uzun konuşmalar yaparım. Konu her şeyin başı TÜZÜK ve bilinen konular. Aldığımız bilgilere göre Gn.Mrk. Afyon’daki temsilçiler kurulunda bu durumu masaya yatırmış. Nedense bu toplantıda mücadele ile ilgili öneriler kararlar kamuoyu ile net paylaşılmamıştır. TEMAD, mutlaka ama mutlaka yeniden yapılanmanın önünü açacak tüzük değişikliklerine gitmeli, İHRAÇ  toplumun gündeminden çıkarılmalı. Elbette ihraç yok diye kurumu yıpratacak zarar verecek faaliyetlerde bulunanlar geçici sürelerle uzaklaştırılmalı…
  ÖNEM VE ÖNCELİK SIRASINA GÖRE ASTSUBAY SINIFI VE EMEKLİLERİNİN YASAL OLARAK ÇÖZÜLMESİ GEREKEN ACİL SORUNLARI AŞAĞIDADIR. TEMADIN DA BU SIRALAMAYI AJANDASINA ALMASINI, VİZYONU İLE TOPLUMUNUN EN ÖNÜNDE OLMASINI, TABANIN ACİLİYETİNE GÖRE EYLEM VE FAALİYET PLANLAMASI YAPMASINI DİLİYOR VE BEKLİYORUM. İLK ANA ACİL SORUN: MİLLİ SAVUNMA ÜNİVERSİTESİNDE OKUYAN ASTSUBAY ADAYLARININ  HALEN GÖRMEKTE OLDUKLARI 2 YILLIK “MESLEK YÜKSEK OKULU “ ADI ALTINDAKİ EĞİTİM VE ÖĞRENİM SÜRELERİNİN 4 YILLIK LİSANS DÜZEYİNDEKİ “ ASTSUBAY MESLEK YÜKSEK FAKÜLTESİNE “ DÖNÜŞTÜRÜLMESİ ANA KONUSUDUR. BU ANA  KONU, ASTSUBAYLARIN GÖREVE  BAŞLANGIÇ DERECELERİNİ, ASTSUBAYLARIN KADRO, RÜTBE, GÖREV ,MAKAM, KOMUTANLIK  ALANLARINDAKİ STATÜDE YAŞADIKLARI   SIKINTI VE YANLIŞLIKLARI, ASTSUBAYLARIN SUBAYLARA EMSAL MAĞDURİYET İFADE EDEN  HAKLI VE YASAL TÜM TAZMİNAT KALEMLERİNİ, ASTSUBAYLARI  AİLELERİ  İLE BİRLİKTE YILLARDIR AŞAĞILATAN  SOSYAL TESİS VE İŞLETMELERDE YAŞANAN AŞAĞILANMAYI, ASTSUBAYLARI, TSK DAKİ HİZMETLERİNDE TALTİF, TAKDİR, YÜKSELME İLE  RÜTBE İLERLEMESİNE BAĞLI UCU AÇIK KOMUTANLIK MAKAMLARINA ULAŞABİLMEDE ASKERİ AKADEMİK YETERLİLİĞE SAHİP OLMAYI. TSK DA BAŞARI ADALETİNE DAİR KENDİ İÇİNDE VE KAMUOYUNDA OLUŞTURULAN VEYA OLUŞTURULACAK OLAN  FİTNECİLİĞE ,BOZGUNCULUĞA ORTAM VE KOZ YARATMAYA YÖNELİK AJİTASYON VE KÖTÜ PROPAGANDAYI ENGELLEMEYİ, HAK EDEN HER ASKERİN EN UCA KADAR BİLEĞİNİN HAKKI İLE YÜKSELEBİLMEYİ, MAAŞ, ÖZLÜK, EMEKLİLİK  UYGULAMALARINDA TEK TİP CETVEL UYGULAMASINI BAŞLATMAYI ASTSUBAYLARIN MEVCUT KAYNAK TEDARİKİ YÖNETMELİĞİNE GÖRE HALEN KENDİ İÇİNDE OLUŞAN EMSAL FARKLILIĞIN VE AYIRIMIN GİDERİLMESİNİ, ASTSUBAYLARIN BU ÖĞRENİM STATÜSÜ,  TSK NIN İLERİYE YÖNELİK PROFESYONEL TEKNOLOJİK YENİ YAPILANMASINA NE ACI Kİ GÜÇLÜ  KATKI SAĞLAMAKTAN ÇOK UZAK OLUP;  4 YILLIK DÜZENLEME İLE  TSK NIN  % 70 ÇEKİRDEK GÜCÜNÜN   2030 LU DÖNEMLERE DAİR  SİLAHLI KUVVETLER YAPISINDA  TEKNOLOJİK, TEKNİK, LOJİSTİK, ANA OMURGAYI  OLUŞTURMASINI, YUKARIDA ANA MESELE OLARAK ÖNERİLEN  4 YILLIK YÜKSEK ÖĞRENİM KANUNU DEĞİŞİKLİĞİ İLE YAKALAYABİLECEĞİMİZ BİLİNMELİDİR. 4 YILLIK M.S ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENİM STATÜSÜ BU KİLİTLERİN HEPSİNİ  AÇACAK TEK ANAHTARDIR. BİZLERİ RİNGE HAZIRLAYAN MUCİZEDİR.   İKİNCİL ANA ACİL SORUNUMUZ : BU ANLAMDA ASTSUBAYLIĞI YUKARIDAKİ YAPIYA MONTE EDECEK OLAN  “YENİ TSK DA YENİ ASTSUBAY TANIM VE KİMLİĞİNİN ORTAYA ÇIKARILACAĞI “YENİ PERSONEL KANUNU ÇALIŞMASIDIR. BU ÇALIŞMANIN İÇİNDE ASTSUBAYLARIN RÜTBE İSİMLERİNİN  21. YÜZYILA YAKIŞAN, ÇAĞDAŞ, ANLAŞILIR, TSK NIN BÜYÜKLÜĞÜNE YAKIŞIR DERECEDE ONORE EDİLİR TARZDA DÜZENLENMESİ GEREKİR. TEMAD ASKERİ PERSONEL KANUNUNA DAİR TÜM  ÇALIŞMAYA DAİR BİR BÜTÜNLÜKLÜ RAPOR HAZIRLATMALIDIR. (ÇOK ÖNEMLİDİR )   ÜÇÜNCÜL ANA MESELEMİZ: ASTSUBAYLARIN 4 YILLIK ÖĞRENİM STATÜSÜNE BAĞLI OLARAK, GÖREVE BAŞLANGIÇ DERECE VE KADEMELERİ İLE EK TAZMİNATLARININ;  SUBAYLARIN HİZMET YIL VE SÜRELERİNDEKİ ARTIŞLA AYNI PARALLELDE VE EŞİTLİKTE OLUŞTURULMASIDIR. BUNUN İÇİNDE SUBAY RÜTBELERİNDEKİ BEKLEME SÜRELERİ NE KADAR İSE ASTSUBAY RÜTBELERİNDEKİ SÜRELERDE AYNI OLMALIDIR. AŞAĞIDA ÖRNEKLEME YAPILIRKEN ASTSUBAYLARIN MEVCUTTAKİ SAÇMA SAPAN RÜTBELERİ DEĞİL DE ESKİ RÜTBELERİ ESAS VE BAZ ALINMIŞTIR. BU RÜTBELERE TEKRAR DÖNÜLMESİ  RÜTBENİN ŞAHSİYETİ VE TABİRİ  ADINA ÇOK GEREKLİDİR TEĞMEN:       3 YIL =  ASB. ÇVŞ        : 3 YIL ÜSTĞM :        6 YIL = ASB. KD.ÇVŞ :   6 YIL YÜZBAŞI :     6 YIL =…

BİR GERÇEK ÖYKÜ

02 Oca 2019
2984 kez
Yazan
Semih Özbey, Ferdi Polat, Müslüm Altıntaş, Adil Kavak, Sedat Yabalak, Sedat Vardar, Vedat Kaya, Sedat Sungur’un yıllardır bölücü terör örgütü PKK’nın elinde olduğunu belki bilenimiz azdır. Onların dışında isimlerini öğrenemediğim 4 askerimizin daha teröristler tarafından tutulduğunu öğrendim. Acıyı, sızıyı çeken aileleri. Bölücü hainler, asker ve polislerden oluşan güvenlik görevlilerimizi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin saldırılarından korunmak için onları Kandil bölgesinde “canlı kalkan” olarak kullanıyor.Böylece, Hava kuvvetlerimizi saldırılardan vazgeçirmeye çalışıyorlar. OĞLUNU KURTARMAK İÇİN Her birinin öyküsü farklı. Gürsel Özbey, Malatya Ticaret Borsası Başkanlığı görevinde bulunuyordu. Oğlu Semih daha üç aylık astsubaydı. Rize İl Jandarma Komutanlığı’nda görevliydi. Annesinin ağır hasta olduğunu öğrenince 18 Temmuz 2015’de Tunceli-Pülümür yolunu kullanıp memleketine gidiyordu. O dönem yol kesmeyi alışkanlık haline getiren teröristler, Astsubay Semih Özbey’i de kullandığı otomobilden indirip götürdüler. Götürüş o götürüş. Baba Gürsel Özbey, oğlunu kurtarmak için yollara düştü. Tunceli-Pülümür yolu sık sık teröristler tarafından hep aynı noktada kesildiğini öğrendiğinde, oğlundan haber alabilmek için o yollarda dolaştı. Teröristler, onun da otomobilini durdurdu. Baba, “Tek beni götürün de oğlumu bırakın” diye onlara yalvardı. Teröristler, örgütten aldıkları talimat gereği sadece güvenlik güçlerini kaçıracaklarını belirtip, “Baba sen git. Oğlun için bizim de yapacağımız bir şey yok” deyip serbest bıraktılar. Baba, oğlunun son görüntüsünü 8 arkadaşıyla birlikte 7 Haziran 2018’de örgüte ait bir sitede gördü. Onlar da kurtarılmaları için devlete sesleniyorlardı. HEP SABIR DEDİLER Baba Gürsel Özbey Başbakanlığı döneminde Ahmet Davutoğlu'yla da Yıldırım'la da iki kez görüştü, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'a da ulaştı; Konuşmaların sonunda babaya hep "sabır" dilediler Evlatlarının birgün serbest bırakılacağı yada kurtulacağı günü umutla bekliyorlar, Gerçekten kolay değil başka bir ülkenin toprağında bulunan teröristlerin elindeki askerimizi,polisimizi kurtarmak, Evlatları bölücü örgütün elinde olan aileler zaman,zaman biraraya geliyor TBMM.deki parti yöneticilerini ziyaret ediyor dertlerine çare bulunmasını istiyor ; Onlarında elinden gelen birşey yok O GÜNDEN SONRA Devletimiz terörle mücadeleyi kararlı bir şekilde yürütmeye çalışıyor Geçen yıl içinde 189 askerimiz 13 polisimiz 18 güvenlik korucumuz olmak üzere 220 şehit verdik; 2017 yılında toplam şehidimiz 274 kişi olmuştu Bu kadar şehit AKP döneminde ençok şehit verdiğimiz 5nci yıldı; Bölücü örgütün terörü azdırdığı askerimizi kaçırmaya başladığı 7 Haziran 2015 seçiminden 31 Aralık 2018 tarihine kadar şehitlerimizin sayısını öğrendiğinizde inanamıyorsunuz 964'ü asker,365'i polis 170'i güvenlik korucusu olmak üzere toplam şehit sayımız bin 436'ya çıktı ASIL DARBE ONLARA  Asker,polis,güvenlik korucusu şehidimiz 2018 yılında toplam 220 ama bu mücadele sırasında bölücü örgüte de çok ağır darbeler indirildi; 1OCAK 2018 31 Aralık 2018 tarihleri arasında 107 si örgütün üst düzey yöneticisi olmak üzere 693 terörist öldürüldü,534'ü…
 BÜKREŞ, Romanya - Geçtiğimiz yıllarda Romanya Savunma Bakanlığı, ordusunda  görev yapan Assubaylarin liderlik yeteneklerine yatırım yapmaya özel önem verdiği çalışma ve faaliyetlerine devam ediyor  Uluslararası SEL ziyareti sırasında ABD Hava Kuvvetleri Assubay Kidemli Bascavusu Philip L. Easton (Avrupa ve Afrika Hava Kuvvetleri komutanı şefi), ve Romanya Hava Kuvvetleri Komutanligi Kıdemli Assubay Bascavusu,Kraliyet , Türk ve Bulgar hava kuvvetlerinin üst düzey  Assubayları  ve diğer ilgililer 10-11 Temmuz tarihlerinde Bukres'te, Avrupa çapında liderlik yeteneklerini geliştirmeye devam etmek ve planlarını hayata geçirmek icin duzenlenen zirvede bir araya geldi. Mesleki gelişim ve ilişkiler ile eğitim ve öğrenim sürelerinin tartışıldığı bu çalıştayda Assubay Kidemli Bascavus Easton; “Assubaylar (NCO'lar) ordumuzun omurgasıdır” dedi. “ Ayni zamanda Easton; Assubaylar bizim savascilarimiz, eğitmenlerimiz, danışmanlarımız, liderlerimiz ve elçilerimizdir.” dedi. Easton; “Odağımızı değiştirdik ve liderlik eğitimine daha erken başlayarak, sonunda daha güçlü bir Hava Kuvvetleri olacağız” dedi.“Günümüz hava kuvvetleri Assubayları, eski nesil havacılardan daha hızlı, daha güçlü ve daha akıllılar ve bundan yararlanmalıyız.”değerlendirmesinde bulundu  Müttefik Hava Kuvvetleri Komutanlığı komutanı, iki Amerikan Hava Kuvvetleri lideri ve diğer NATO müttefiki liderler de Easton'in görüşüne katıldılar.Uluslararası Hava Kuvvetleri Komutanlığında görevde olan komutan Assubayı Kidemli Bascavus Sarah Balian; Romanya Hava Kuvvetleri ve onların askeri gücü hakkında bilgi edinmenin büyük bir fırsat olduğunu söyledi. Assubay Kidemli Bascavus Balian, “Bu ilişkileri üst düzey liderlerle geliştirmek önemlidir ve bu kural sadece buradaki katılımcı liderler için değildir”,  “Üst düzey görevli liderlerle kişisel ilişkilerimizi kurarken, ne yaptığını öğrenmek, personeliyle tanışmak, kuvvetlerimizin daha fazla ilişki ve kapasitelerini geliştirmek için büyük bir başlangıç yaptık. Bütün ortaklarla birlikte harika bir eğitim haftası oldu.” dedi.Romanya Hava Kuvvetleri Komutanlığı Assubay Kidemli Bascavusu, bu iki günlük zirvenin haricinde Borcea ve Mihail Kohalniceanu Hava Kuvvetleri üsleri ile Parlamento Sarayındaki bir konferansa da ek olarak katıldılar; Bulgaristan Hava Kuvvetleri ve Türk Hava Kuvvetlerinden Assubay Kidemli Bascavuslar da zirveye, Assubayların (NCO) ülkelerindeki mevcut görev yeteneklerini, profesyonel gelişim eğitimini, zorluklarını ve vizyonlarını tartışmak için bu zirvede bulundular  Kraliyet Hava Kuvvetleri (Müttefik Hava Komutanlığı SEL) Başkomutan Başyardımcısı, Assubay Kidemli Bascavus Jake Alpert  “Gelecekteki liderlerimizi geliştirmeye ve geleceğe yatırım yapmaya devam etmeliyiz”. “Bunu şimdi yapmazsak, o zaman gelecekte hava kuvvetlerimiz şu anki kadar iyi olmayacak.” dedi Assubay Kidemli Bascavus Alpert, “Assubayların (NCO'ların) tüm potansiyelini serbest bırakmamız ve gelecekteki operasyonlar için kendilerini yetiştirmeye yönelik tüm yeteneklerini tanımamız önemlidir” diye ekledi. USAFE-AFAFRICA , NATO müttefiki ülkelerin Assubaylarına (NCO), liderlik becerilerini eğitmek amacı ile Liderlik Okulu hizmeti sunmaktadır. NATO müttefiklerimiz için eğitimi gelişmeye devam ederken, ABD, Kraliyet, Romen, Bulgar ve Türk Hava Kuvvetleri olarak birlikte çalışmaya devam ediyor ve bölgesel güvenliği sağlayabilecek hazır hava gücünü geliştiriyoruz. değerlendirmelerinde  bulunuldu Çalışmalar sonunda katılımcılar kişisel dostlukları da geliştirme adına orduevinde bir araya geldiler  Türkiye'nin de bu tür çalışmalara ev sahipliği yapmasını diliyoruz.  ÖNCEL FİLO    (Fotograflar, ABD Hava Kuvvetleri, Assubay Ustcavus (Staff…