BU YANLIŞ GİDİŞE ARTIK BİR SON VERİLMELİDİR

19 Nis 2013
65 kez

Assubaylar özellikle, 2002 yılı başından itibaren kendilerine haksızlık, hukuksuzluk, ayrımcılık yapıldığını belirterek yetkililerden bunların düzeltilmesi konusunda yoğun taleplerde bulunmuş, yazılar yazılmış, müracaatlar yapılmış, TEMAD tarafından kapılar aşındırılmış, dosyalar hazırlanmış, yürüyüşler, mitingler yapılmış fakat hiçbirisinden sonuç alınamamıştır.

Bütün meslek gruplarına sahip çıkan, haklarını ve hukuklarını koruyup kollayan kurumlarını gördükçe kahrolmuşlar, ayrımcılığa uğramanın, haksızlığa ve hukuksuzluğa katlanmanın zulümden de beter olduğunu feryat figan anlatmaya çalışmışlardır. Ne yazık ki, kendilerini bu duygu ve düşüncelerden arındıracak somut önlemleri beklerken, kendi kurumundan bir kısım personele, 2008 yılında yeni kadrosuzluk tazminatı tesisi, 2012 yılı başında da, kimsenin isminden fazla bir şey anlamadığı “Komkarsu” tazminatıyla, ”ARTIK, BU KADARINA DA PES” dedirten noktaya getirilmiştir.

Halbuki assubaylar ne istemişlerdi? Talepleri ne idi?

Artık, assubaylar arasında sanki bir deyim, bir slogan haline gelen şu sözlerle yazmaya ve konuşmaya başlıyorlardı;

Biz; hiyerarşiye saygılıyız, ne daha fazlasını ne de imtiyaz istiyoruz. Bizler; sadece adalet,eşitlik ve insan onuruna saygı istiyoruz. Ne kimsenin aldığı maaşta, ne de flamalı arabalarında gözümüz yoktur.

Sadece bu cümleden herkesin anlaması gereken, assubaylar hak talep ederken, hiçbir makamın yerine kendisini koyarak, onların elde ettiği hakların aynısını talep etmemişler, yalnızca yasalar düzenlenirken, hukuk önünde, hak ettiklerini talep etmişlerdir. Bütün bunlara rağmen, kendilerine hitaben söylenen sözler, yapılan suçlamaları, karalamaları assubaylar gerçekten hak etmediği gibi, sağduyuya sahip herkesin de bunun doğru olmadığını görmemesi mümkün değildir. Kaldı ki; Anayasamızın başlangıç ilkelerine, cumhuriyet değerlerine, vatanımızın ve milletimizin bölünmez bütünlüğüne gönülden inanan ve canlarını ortaya koyan insanlara, yıllarca yapılanları ve söylenenleri kabullendirmek istenmesi imkansızdır.

Assubayların taleplerinin yoğunlaşması üzerine; Bu kahraman, özverili, sabırlı ve vakur insanlar için basın bildirisi ile yapılan, tehdit ve korkutmaya dayalı sözleri, bu mesleğin mensupları kesinlikle hak etmemişlerdi. Bu bildirinin çok ağır, suçlayıcı, tehdit edici ifadelerini değil, yalnızca en makul olanlarından birkaçını hatırlatmak isterim.

Bazı basın ve yayın organlarında, muvazzaf ve emekli astsubayların özlük hakları hakkında doğru olmayan haber ve yorumlar yer almaktadır.

Bu ifadeyle yalancılıkla suçlandık.

Bu statülerden birine talep, aranan kriterlere bağlı olarak kişilerin kendi tercihidir.

Denilerek, "sana uygun görülen hak, taşıdığın kriterlere uygundur, beğenmiyorsan kapı oradadır" anlamından başka bir şey taşımaz. Bu yargının başka bir anlama gelmediğini, normal zekaya sahip herkes anlayabilir. Bir de;

Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin özlük haklarına yönelik iyileştirmeler; yüce devletimizin sağladığı imkânlar, ülkemizin şartları ve askerlik mesleğinin kuralları dikkate alınarak, bir sistem bütünlüğü içinde incelenmektedir

Değerli yetkililer, şu son cümlelerle yapılan değerlendirmeye tüm insanî, vicdanî duygularınızı tekrar gözden geçirerek, bu değerlendirmenin doğruluğunu ve inandırıcılığını sizler kabul ediyorsanız, bizlerin de bunu kabul etmemesi gerçekten ayıp olacaktır. Sayın Genelkurmay Başkanım; Bizler soruyoruz, TBMM'de milletvekilleri soruyor, hâttâ personelinize siz soruyorsunuz. “Astsubaylarla ilgili bu güne kadar hangi haklarla ilgili düzenlemeler yapıldı?” diye. Alınan cevaplar listeleniyor:

  • Pantolonlardaki Zıh’lar kaldırıldı.
  • Mestres elbise verildi.
  • 30 Ağustos resepsiyonuna davet ediliyorlar.
  • Şapkalara sarı sakındırak konuldu.
  • Yüksek lisans yapan astsubaylara 1 kademe verildi.
  • 1.derecenin 4.kademesi verildi.
  • Komkarsu tazminatı verildi. Vs.
  • Kıyafetlerin daha çağdaş bir duruma getirilmesi bir lütuf mudur? Yüksek lisans yapan kaç kişidir? 1/4 derecenin getirisi ne olmuştur? (4-5 TL.) Komkarsu tazminatından muvazzaf kaç astsubay yararlanmıştır? (128 kişi)
  • Birincisi: Bu sorulara alınan cevaplarla, 97 bine yakın çalışanı, 100 binin üzerindeki emeklileri de eklersek, somut olarak verilenlerle, 200 bine yakın insan, hak talep etmekten vazgeçer mi?
  • İkincisi: Yukarıda sayılanlar verilmekle, disiplinde bir zaafiyet yaratmış mıdır? Hiyerarşi olumsuz yönde etkilenmiş midir?

Bunların hiçbirisine evet demenin imkanı yoktur. Ama, makul olan ve talep edilen tüm hakların verilmesi ile AİDİYET duygusunun, silah arkadaşlığının, bir büyük aile ortamının gelişeceği, kendisini koruyup kollayan ve seven büyüklerine karşı güven ile saygının artacağı KESİNDİR. Assubayların; bu günlere kadarki, vakarı, sabrı, yapılanlar karşısında bir de suçlanmaları nedeniyle, üzüntüleri, şaşkınlıkları, kırgınlıkları ve kızgınlarını gidermek çok zor değildir. Mevcut uygulamalarda var olan, hâttâ emsal dahi olamayacak mesleklere verilen hakları talep etmektedirler.

TSK'de generallerle birlikte 39.777 subay, 96.481 astsubay, 24.386 Uz.J., 44.846 Uzman erbaş mevcuttur. Yani, profesyonel personelin, subaylarımıza oranı % 76'dır. Bir ordunun % 76 gibi rütbeli personel oranı hak talep eder duruma gelmişse, burada bir yanlışlık yapılıyor demektir. Acilen bu taleplerin dikkate alınması ve sorunların çözülmesi gerekmez mi?

Yıllar önce yapılması gerekirken; başta kaynak sorunu olmak üzere, ileri sürülen ve yukarıda belirtilen birtakım gerekçelerle yapılmayan, geldiğimiz bu aşamada şimdi, 926 Sayılı Personel Kanunu değişikliği ile talep edilen hususların toptan ele alınması geç de olsa iyi bir gelişmedir. Fakat, assubayların en büyük adaletsizlik olarak gördüğü hususların başında, başlangıç derece ve kademeleri gelmektedir.

Bir sorunu çözme, mağduriyetleri ortadan kaldırma, memnuniyetsizlikleri giderme ve aidiyet duygusunu geliştirme amaçlanarak, başlangıç derecelerinin Fakülte mezunları için 8/1, yüksek okul mezunları için 9/2 olarak düzenlenmesi, (Daha önceden bu şekilde teklif hazırlayıp, kamuoyuna duyurulduktan sonra her nedense vazgeçilmiştir) assubayların intibaklarının yapılması, adil ve hakkaniyetli bir şekilde tazminat düzenlemesi ile haksızlıkların giderilmesi beklenmekteydi.

Ayrıca, 1970-1975 yıllarında hak talep ettikleri için suçlanan ve bir kademe kaybı sonucu, ömür boyu hak kayıplarına uğratılan, eş ve çocukları ile birlikte adeta cezalandırılan assubayların, basit bir sicil affı ile verilmesi gereken hakları konusunda, devletimizin teröristlerden esirgemediği şefkati göstermesini beklemektedirler.

Başlangıç derecelerinin yeniden, Fakülte mezunları için 9/3, yüksek okul mezunları için 9/1 olarak taslak kanuna konulması, meslektaşlarımızda büyük hayal kırıklığı yarattığı gibi, binlerce assubayın daha da ağır haksızlığa uğramış duygusu yaşatacağı kesindir. Daha iş işten geçmeden, zaman varken, bu hususların yaratacağı tüm olumsuz sonuçları ortadan kaldırmak mümkün iken, böyle bir yanlışlığın yapılması ve yeni baştan daha büyük, üzüntü, kırgınlık ve kızgınlıkların yaratılmaması gerekir.

Öyle görülüyor ki, daha şimdiden bu sorunun çözülmemesi, şimdiki durumdan da beter memnuniyetsizlik yaratacaktır. Hepimiz, bu güne kadar yapmış olduğumuz yanlışlıklardan vazgeçmeliyiz. Ordumuza sahip çıkmak istiyorsak; ordumuzu gönüllü olarak tercih eden, canını ortaya koymaktan çekinmeyen vatansever mensuplarına, fazlasıyla hak ettikleri değeri vererek, makul ve yasal talepleri dikkate alınmalı, bu konuda da ısrarcı olunduğu gösterilmeli, yasal hakları teslim edilmelidir.

Bugüne kadarki yanlış gidişlere artık bir son verilmeli, gerçek ve büyük bir aile olduğu kanıtlanmalı, özlenen ve gıpta ile bakılan silah arkadaşlığı tesis edilmelidir.

Saygılarımla…

Ögeyi Oylayın
(83 oy)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar  

#5 Rafet Duran 30-04-2013 21:10
Değerli Abdullah Ağabey;

Öncelikle yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sayın Meslektaşım Mustafa LEVENT beyin ne kadar duyarlı olduğunu önceki yorumlarından biliyorum. Zaman zaman bu ilgisizliğe haklı olarak tepki göstermektedir.
Değerli meslektaşlarım, Mustafa LEVENT Bey’ e ve Selçuk Bey’e de çok teşekkür ederim. Yukarıdaki yazıyı dikkate almadan, bütün yazıların okuma sayıları hepimizin malumudur. Yaşanan bu haksızlık ve hukuksuzluklar karşısında vicdani, insani ve ahlaki bir katkı sunmaktan başka gayemiz yoktur.

Doğru bildiklerimi dilimin döndüğünce söylemeye çalışıyorum. Bir sorunun varlığını bilmek ve bunu tekrarlamak sorunu çözmüyor. Sorunu yaratan sebebin ne olduğunu doğru tespit etmek gerekir. Sizin de söylediğiniz gibi, önce meslektaşlarımızı doğru dürüst bilgilendirmek ve sorunlarına sahip çıkar duruma getirmek gerekir. TEMAD Şubeleri kuruluş gayeleri doğrultusunda görevlerini yaparlarsa, bu bilgilendirmeler sonucu gerçek durumumuzu daha sağlıklı görebiliriz. O zaman meydanlara mı, yoksa salonlara mı sığmayacağımız da anlaşılmış olur.
Alıntı
#4 Mustafa Levent 30-04-2013 16:52
Sn.Zengin, sizinle tartışmak gibi bir düşüncem yok lütfen yanlış anlamayınız. Bu siteyi günde 3-5 bin kişi ziyaret ediyor bir hafta içinde 5 bin okunma oranına ulaşmışız, sosyal paylaşım sitelerinde arkadaşlarımız kampanya yazısını paylaşmamış beğeni ile bile desteklememişler,internet kullananlar da yeterli ilgiyi göstermedikleri belli değil mi? Ayrıca İzmir toplantısından sonra yazdılar kongre salonuna yüz metre mesafeden toplantıya katılmayanların internetle ilgisi olur mu?Saygılarımı sunuyorum.
Alıntı
#3 Abdullah ZENGİN 30-04-2013 13:42
Sayın Levent,
Rafet bey konuların safahatını(özetini) o kadar net ortaya koymuş ki yoruma bile gerek kalmamış diye düşünüyorum. İnsanımızın olaylara duyarsız olduğundan değil.Mail kampanyalarının başarılı olmamasının sebebi bilgisayarla tanışık olmayan meslektaşlarımızın fazlalığındandır.
60 yaş üstünün bilgisayarla tanışıklığı parmakla sayılacak kadar azdır.
Yıllarca bu konuda yaptığım gözlemlerim beni haklı çıkarmaktadır.Anket (yüzyüze) veya mektupla yapılan propoganda ve çalışmalar daha etkilidir.
Sayın Genel Başkan bu konuda doğru yoldadır.Yüzyüze görüşmeler,maddi imkanlar olmasa çok daha başarılı olacaktır.
Sayın Duran'ı objektif çalışmalarından dolayı kutluyorum. Camia duyarlıdır hiç kimsenin kuşkusu olmasın.Saygılarımla.
Alıntı
#2 selçuk 30-04-2013 00:52
Harp okulu.. Mizika okulu... Piyade okulu.... ASSB.MESLEK YUKSEK OKULU/
Aziz dostlar yukariya bir kac okul ismini niye yazdim??? Bu okullardan hangisi akademik kariyer ifade ediyor? Tabii ki yuksek okul ifadesi tasiyan okulun akademik kariyeri oldugu acik secik belli degil mi? Daha dune kadar iki yillik harp okuluna 8. dereceyi veriyorsun,sirf assb.diye yuksek okulu okuyana da 9/2 dereceyi cok goruyorsun; simdi assb.lar da hep bir agizdan hakkimi yiyene haram olsun,seyini sey ettigin seyleri niye hakkimi vermiyorsun deseler hakli degiller mi??????????
Alıntı
#1 Mustafa Levent 29-04-2013 23:53
Sn.Duran, ne kadar ilgisiz umursamaz bir toplum olduk bu yüzden bize köle muamelesi yapıyorlar,yazınıza bir tek kişinin tepkisini belirtmemesi, mail kampanyasına gereken ilginin gösterilmemesi haksızlıkları kabullenmek değil midir?
Alıntı