İntibâkların Seyir Defteri

By Eski Tüfek 24.02.2013 Okunma Sayısı: 4709 Yorumlar (6)

  İntibakların Seyir Defteri_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

 

 

 

İntibâkların Seyir Defteri

 

Güzel yurdumun ferâsetli ve hamiyetli insanları için pek âşina bir kelime değildir.

Duymayanlar da bilmez. Niye bilsin ki? Devlet memuru olanları ilgilendirir sâdece.

Nedir bu kelime?

İntibâk.

İntibâk demek “uyum; iki şeyin ölçülerinin birbirinin tutması” demek.

Türk Dil Kurumu’nun örütbağdaki Büyük Türkce Sözlük’de böyle yazıyor.

 

Astsubayların son 11 seneden beri gündem ettiği intibâk konusunun kolayca kavranması için

Meseleyi şöyle izah edelim izninizle.

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün memurları 657 Sayılı Devlet Memurları Kânunu'na tâbidir.

Devlet memurlarının maaş, tayin, terfi, taltıf ve tecziye gibi işleri bu Kânun esâslarına göre yapılır.

Devlet memurları, bu Kânun’a göre her 1 senelik hizmetinin sonunda 1 kademe alır.

Her 3 kademe sonunda da 1 derece alır.

Aldığı her kademe ve dereceye karşılık olarak makâmı yükselebilir ve maaşı bir miktar mutlaka artar.

 

Anayasamıza göre herkes; yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sâhipdir. Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından mahrum edilemez.

işde, bu düşünceyle hareket edip

Anayasa’nın her vatandaşa verdiği eğitim hakkını kullanmak isteyen lise mezunu bir devlet memurunun görevdeyken kendi nam ve hesâbına üniversite eğitimi aldığını farzedelim.

Aldığı her 1 senelik eğitim karşılığında o anki maaş derecesine 1 kademe ilâve edilir.

Örneğin lisans düzeyinde eğitim almış bir memura 4 kademe ya da 1 derece ve 1 kademe verilir. Bu bakımdan intibak işlemi, memurun makâmına ve maaşına doğrudan tesir eden önemli bir hususdur.

Ezmânın tebeddülü ve ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz derdi babamınbabası.

İşde bu kelâm-ı kibârda dedemin dediği türden bir keyfiyet vuku bulmuş, Türk Silâhlı Kuvvetlerimizde.

Önce subay okullarında verilen öğretim süresini yükseltmişler.

Bir hayli zamân sonra da astsubay okullarının öğretim seviyesini yükseltmişler.

Hâl böyle olunca da intibâk hazretleri zuhur eylemiş orta yere ve bakalım ne inciler dökdürmüş?

Haydi, beraber görelim.

 

   *   *   *   *   *   

 

 İntibakların Seyir Defteri

 

 

 

 

1971 muhtırasına giden yola taşların tek tek döşendiği bir dönem...

Basiretsiz ve beceriksiz siyâsetçilerin kısır çekişmeleri ayyuka çıkmış. Arsızca tertipledikleri ayak oyunlarının bini bir para. Ne de olsa kendi karınları tok, sırtları pek. Halk, kimin umurunda. Sağ-sol, ileri-geri vs. ayrışması, vuruşması. Stokcu ve para babası üç beş fırsatcı sömürücü sermâye sâhibi hâriç bütün halk aç, bîilaç, perişan...

Millet hâlinden memnun değil. Hayat pahalılığı, işsizlik, umutsuzluk, yolsuzluk, hırsızlık, uğursuzluk kol geziyor. Hayâli ihracât yapıp tüyü bitmemiş eytâmın hakkını hortumlayan Başbakan yeğenleri insandan sayılıp itibâr görüyor. Hastane önünde bekleşen bîçâre hastalar, banka önünde üç aylıklarını almaya çalışan ve gıdasızlıkdan dolayı avurtları içine çökmüş perişan emekliler kuyrukda ölüyor. Herkes tedirgin, herkes huzursuz. Türk milletini gene kara günler bekliyor. Fitneciler, fesatcılar, fırsatcılar, hâinler iş başında. Gelecek günler meşum olaylara gebe...

Genelkurmay Başkanı, Kânun’un 35’inci maddesinin kendisine tevdi ettiği salâhiyete dayanarak zamânın hükümetine bastırıveriyor 71 muhtırasını. Amaç, zâhirde terörü ve anarşiyi önlemek. Yıllar sonra muhtıracıların başı “Sosyal gelişme iktisâdi gelişmenin önüne geçti' diyerek ağzındaki baklayı çıkartıp “sözde” değil de “özde” gerekceyi fâş etmişdi. 12 Mart 1971 müdâhalesini, aşırı bir gelişme olarak gösteren TSK’nin asıl amacı sokakdan gelen halk hareketini basdırarak iktisâdi gelişmenin önüne geçmek idi.

Zamânın hükümeti, milletin daha iyi şartlarda yaşamak talebini görmezden gelmişdi. Halk ekmek bulamazken her neviden ekâbir takımı kaymaklı pastaları löpür löpür indiriyordu börkeneklerine. Milletin bu meşru hak arama hareketini “aşırı bir gelişme” olarak, kendi keyiflerine göre tehdit olarak yaftalayan subaylarımızın askeriyesi ise bu muhtıra ile siyâsîlere göz dağı verip halkın burnunu şöyle bir sürtmeye tevessül etmişdi aslında.

Aymaz, arlanmaz ve hırsız siyâsetcilerin ülkeyi idâre etmekdeki acizliği karşısında isyân noktasına gelen sokakdaki vatandaşın ayaklanmasını basdırmaya yeltenen ordumuz,

Bu tespitden hemen ders aldı ve kendini geliştirmek, zamâna göre yenilemek ihtiyâcını hissetdi.

Bu konuda hemen harekete geçerek subayların eğitimine el atdı.

Ve harp okullarının eğitim süresini arttırmaya karar verdi.

2 sene olan harp okullarının öğretim süresi 4.8.1971 târih ve 1462 sayılı Kânun ile 3 seneye yükseltildi.

Kânun’un 4’üncü maddesinin lafzına dikkatli bakılırsa,

Bir zamân sonra öğretim süresinin 4 seneye yükseltilmesi için kılıfın daha 1971 senesinde hazırlandığı rahatlıkla görülebilir. (Bkz.↓) 

 İntibakların Seyir Defteri_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Harp okulları, 1970 senesine kadar 2 sene süreli eğitim verdi. Bu sene, son kez asteğmen rütbesinde subay mezun etdi. Bir başka ifâde ile, 1970 neşetli subaylar harp okulundan asteğmen rütbesiyle mezun olan son devre.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet ÖZEL de 2 senelik eğitim veren harp okulundan asteğmen rütbesiyle mezun olan 1969 neşetli bir subaydır.

Ezmân burada tebeddül etmiş. Kendisi tebeddül etmekle iktifâ etmemiş ve ahkâmı da tagayyür ettirmiş. Harp okullarının öğretim süresi 2 seneden 3 seneye yükseltildi. Ölüsü dirisiyle, muvazzafı emeklisiyle 2 senelik harp okulu mezunu subayların hepsine üçer kademe, yâni birer derece verilerek yeni duruma göre maaş intibâkları yapıldı. Böylece subayların memuriyete başlangıç dereceleri 9’dan 8’e yükseltildi.

Harp okulları 1971 senesinde mezun vermedi. 1970 senesinde harp okuluna giren öğrenciler, 3 senelik eğitim aldılar ve 1972 Ağustos ayında teğmen rütbesi ile mezun oldular. Buradan şunu söyleyebiliriz; 1972 neşetli teğmenler, 3 senelik harp okulu mezunu olan ilk subaylar.

Yukarıda okuduklarınız, askeriyemizdeki intibâkların seyir defterine nakşedilen ilk cümleler idi.

 

  *   *   *   *   *   

İntibakların Seyir Defteri

 

 

 

 

 

 Harp Okullarının tahsil süresini 2 seneden 3 seneye yükselten

Ve dahi

Yukarıda gördüğünüz 4 Ağustos 1971 târihli kânunun TBMM’de kabul edilmesinden tam bir ay evvel

Evet, doğru okudunuz! Tam bir ay evvel...

Subaylarımızın intibâk kânununu meclisden koşar adım geçirdiler...

2 senelik Harp Okulu mezûnu subayların intibâk kânunu,

Harp Okulları tahsil süresi henüz 3 seneye yükseltilmesinden bir ay evvelinden hazır edilmişdi bile...

 

İntibakların Seyir Defteri

1323 sayı ve 31 Temmuz 1970 târihli kânun ile ihdâs edilen EK-VI sayılı cetvelde târif edildiği üzere

O târihde harp okullarından asteğmen mezûn ediliyor ve 10’uncu dereceden göreve başlatılıyor idi...

Bu intibâk işleminden sonra asteğmenler, bir derece terfi etdiler ve 9’uncu dereceden görev almaya başladılar.

 

İntibakların Seyir Defteri

2 senelik harp okulu mezûnu olan

Ve hattâ

Yedek subaylıkdan teskere bırakan devlet lisesi ve sanat okulu mezûnları da dâhil olmak üzere

Subaylarımızın hepsi

Aşağıda gördüğünüz kânunda târif edilen derece/ kademeden görev almaya başladılar.

Yukarıdaki cetvelde gördüğünüz üzere

Harp okulu mezûnu en küçük subay rütbesi, 1970 senesine kadar asteğmen idi. Bu asteğmenlerin görev başlangıç derece/kademesi de 10/1 idi.

1971 senesinde kabul etdirdikleri Harp  Okulları Kânununun 6’ıncı maddesine göre

Harp okulları, asteğmen mezûn etmeye son verdi.

Ve teğmen mezûn etmeye başladı...

Bu hamle ile ne mi oldu?

Teğmenlerin görev başlangıç derecesi 9’uncu derece yerine artık 8’inci derece oluverdi.

Bugün de hâlâ öyle...

 

Bu kurnaz kurmay hamlesi ile subaylarımız aslında iki yeni mevzi kazandılar;

 

  1. İçinde “ast” sıfatı olan “astteğmen” kamburundan Harp Okullarını kurtardılar,

 

  2. Harp okulu tahsil süresinin 3 seneden 4 seneye yükseltilmesi ile subaylara gizli olarak 1 derece hediye edildi...

 

İntibakların Seyir Defteri

 

  *   *   *   *   *  

İntibakların Seyir Defteri

 

 

 

 

 Harp okullarının tahsil süresi 2 seneden 3 seneye terfi ettirildikden bir kaç sene sonra

1975 senesinde Meclisden sessizce geçirilen aşağıda gördüğünüz şu kânun

Bu kez de

Yedek subaylıkdan teskere bırakan devlet lisesi ve sanat okulu mezûnu subayların imdâdına yetişdi... 

İntibakların Seyir Defteri

Yukarıda gördüğünüz 1923 sayılı işbu kânun ile;

 

  • Hem 1977 senesine kadar 3 senelik Harp Okullarından mezûn olmuş subayların

 

  • Hem yedek subaylıkdan teskere bırakan sivil lise ve sanat okulu mezûnu subayların

 

        Ve dahi hem de

 

  • Daha sonraki târihlerde, (meselâ 2023 ya da 2075 senesinde) “muhtelif sebeplerle” nasıp târihleri lehlerine düzeltilecek subayların intibâklarının yapılmasına daha bugünden yol yapdılar.

 

 

Ve hâsılı kelâm

1970 senesinde, harp okulu mezûnu en küçük subay, asteğmen idi. Başlangıç derecesi de 10.

1975 senesinde, harp okulları asteğmen mezûn etmeye son verdi, Teğmen mezûn etmeye başladı...

Yukarıdaki sayfalarda fâş eylediğimiz hukûkî düzenlemeler neticesinde,

1975 senesine geldiğimizde

Harp okulu mezûnu en küçük rütbe olan teğmenler artık 8’inci dereceden görev almaya başladı.

 

Ez cümle,

1970 ve 1975 senelerinde hemen meriyyete konulan iki kânun ile

2 ve 3 senelik Harp Okulu, devlet lisesi ve sanat okulu mezûnu subaylarımızın hepsine

Tam 2 derece

Ya da 6 kademe,

Bir başka ifâde ile

Tam 6 sene hizmet ve maaş terfisi hediye edildi...

İçinde bulunduğumuz 2013 senesinin ikinci ayında da

Subay cenâhında manzarâ-i umûmî, aşağıda gördüğünüz üzere...

 

İntibakların Seyir Defteri

Subaylarımızın yüksek istikbâline dâir olarak bugün Genelkurmay Başkanlığımız gündeminde

Harp okulları tahsilinin yüksek lisans seviyesine yükseltilmesi vardır.

Genelkurmay Başkanlığımızın bu konuda yapacağını da Eski Tüfek sizlere bugünden fâş eylesin!

 

2 senelik eğitim terfisi karşılığında subaylarımız, 1 derece (3 kademe) birden dikey terfi alacaklar...

Hem de 6 senelik harp okulları daha ilk mezûn teğmenlerini,

Belki de üsteğmenlerini henüz mezûn etmeden...

 

  *   *   *   *   *  

 

 İntibakların Seyir Defteri

 

  

 

 

27.03.1979 târih ve 2218 sayılı Kânun’unun 4’üncü maddesi ile

1462 sayılı Harp Okulları Kânunu’na yapılan değişiklik ile 3 sene olan eğitim süresi 4 seneye yükseltildi. (Bkz.↓) 

 İntibakların Seyir Defteri_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

 

Ezmân bu. Laf, söz dinler; dur, durak bilir mi? Bilmemiş! Tebeddüle devam eylemiş.

Sonra ne olmuş? İntibâkların seyir defterinin üzerine divitin ucundan dökülen kelimelere yenileri eklenmiş.

Teğmenler için 3 senelik harp okulu öğretimi de kısa zamânda kifâyetsiz kalmış.

Harp okulunun öğretim süresini 1977 senesinde bu kez de 3 seneden 4 seneye tebeddül ettirmişler.

Harp okulları 1977 senesinde mezun vermemiş. 1978 Ağustos ayında 4 senelik eğitim alan ilk teğmenleri mezun etmiş.

Demek ki 1977 neşetli teğmenler, 3 senelik eğitim ile harp okulundan mezun edilen son subay devresi oluyor.

 
Boynu altında kalasıca statü hazretleri, işkilli büzzük gibi hemen dingil dingil dingildemeye başlamış.
Subayların eğitim seviyesi yükseldi, Anayasa’nın kendisine verdiği hakkı kullandı; yaşama, maddî ve manevî varlığını korudu ve geliştirdi ya. Her mârifet iltifâta tabidir.
 
 
Öyley ise
Bu mârifetin de ödüllendirilmesi icap eder değil mi?
Bu maksat ile 926 Sayılı TSK Personel Kânunu'na 1971 tarihinde Ek Geçici 18’inci maddeyi iliştirivermişler hemencecik.
 
31.07.1970 târihli 1323 sayılı Kânun’a da atıf yapılmış.
 
Bu Kânun maddesine istinâden
3 senelik harp okulu mezunu subaylar; ölüsü dirisi ile,
Emeklisi muvazzafı ile
Uçan halı üzerinde uçurulup maaş derecelerine ballı birer derece ilâve edilmiş. Hem de hiç vakit kaybetmeden.
 
1 derece ilâvesi demek, 3 kademe demekdir. Çalışarak 3 senede hak edilebilecek 1 derece, hiç çalışmadan, ellerindeki parmakların gıllarını bile gıpraşdırmayan subaylara altın tepside kadife kılıf içinde hediye edilmiş.
 
Hayırlı, uğurlu, kademli olsun...
 
 
  *   *   *   *   *   

 

SANA YAPILANI SEN DE BAŞKASINA YAP!..

 

Müslüman bir ülkeyiz ve nüfusumuzun yüzde doksan dokuzu müslüman. Ordumuz da bu milletin sînesinden çıkıp gelmiş müslüman çocuklardan mürekkep. Öyle ise askerlerimizin de yüzde doksan dokuzu müslüman. İnsan, inancı üzerine amel eyler. İnancının vecibesini yapmak da insanı şereflendirir. Askerlerimizin de yüzde doksan dokuzunun inancı, akidesi üzerine amel eylemesi umulur. Öyledir de, biliriz.

Müslüman dininin akidelerinden birisi, hattâ belki de en önemlisi, adâletdir. Bunu çok iyi bilen Hz. Ömer (ra), islamın temeli olan bu akideyi “Adalet Mülk’ün Temelidir” veciziyle târihe nakşetmiş ve insanlığa miras bırakmış. 

Sana yapılmasını istemediğin bir şeyi sen de başkasına yapma!” Bu hadis-i şerife mefhumu muhalifinden, yâni tersinden nazâr edelim; “Sana yapılan bir şeyi sen de başkasına yap!

Hadisin anlamını bin dört yüz sene sonrasına, günümüze tefsir edelim.

Hiç vakit kaybetmeden subay için yaptığın maaş intibâk düzenlemesini astsubay için de yap.

Üstelik bu şeyi yapacağın kişi, hadisde bahsedildiği gibi “başkası” değil. Yabancı, hiç değil. Her yerde, her zamân ve her şart altında subay ile kader birliği eden astsubaya yapacaksın.

Aradan tam 11 sene geçdi. Niçin hâlâ hülle diyarlarında divâne divâne dolaşırsın?..

 

   *   *   *   *   *   

 

ASTSUBAYLAR HANGİ KÂNUNA TÂBİDİR?

 

Makâlemizin konusuyla doğrudan ilintisi yok. Lâkin dikkatimi çekdiği için burada açıklamak istiyorum. 926 sayılı TSK Personel Kânunu astsubayı, “subaya yardımcı olarak görevlendirilen askerî şahıs” olarak târif etmiş. Fakat intibâkları konu olunca idâre, astsubaylara diyor ki sen, 657 Sayılı Devlet Memuru Kânunu'na tâbisin ve “Genel İdare Hizmetleri” sınıfına dâhil bir memursun. Nasıl mı oluyor?

926 sayılı TSK Personel Kânunu, “III-Gösterge tabloları” ara başlığı altında mezkur madde 137/c’ye istinâden; astsubaylar, 657 sayılı Devlet Memurları Kânunu, “Tesis edilen sınıflar” ara başlığı altında tefrik edilen “I-GENEL İDARE HİZMETELERİ SINIFI”na dâhil edilmiş. Genelkurmay Başkanlığımız vermiş bu karârı.

Fakat 657 Sayılı Devlet Memurları Kânunu madde 1 diyor ki;

Subay ve astsubaylar “Özel Kanun hükümlerine tabidir.” (Bkz.↓) 

 İntibakların Seyir Defteri_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Bir başka ifâde ile, subay ve astsubayların bu Kânun ile herhangi bir ilgisi, âlâkası yokdur, olamaz.

Bu Kânun’un hükümleri subay ve astsubaylar için geçersizdir.

Ne var ki astsubayların intibâkı söz konusu olunca, 926 Sayılı TSK Personel Kânunu madde 137/c şöyle diyor;

Astsubaylar, 657 Sayılı Devlet Memuru Kanununda tefrik edilen “Genel İdare Hizmetleri” sınıfına dâhildir.

 

Kumandanlar, ağalar, paşalar!

Kararınızı verin gayrı.

Astsubaylar hangi Kanun’a tabidir?

 

 

  *   *   *   *   *   

 

ASTSUBAYLAR HANGİ MEMUR SINIFINA DÂHİLDİR?

 

657 Sayılı Devlet Memuru Kânunu'nun 2’nci maddesine göre TSK mensupları bu Kânun’un kapsamına dâhil değil. Peki, tamam. Bu sebeple astsubaylar, bu Kânun ile tespit edilen hiçbir sınıfa girmiyor, giremez.

Nasıl mı? Bakınız aynı Kânun’un madde 36’sı ne diyor; (Bkz.↓)

 İntibakların Seyir Defteri_Eski Tüfek Şükrü IRBIK

Şimdi, yukarıdaki Kânun hükmüne bakalım ve şu soruları soralım;

Kânun maddesi şöyle diyor;

Bu Kânun’a tabi kurumlarda çalıştırılan memurların sınıfları aşağıda gösterilmiştir.

Astsubaylar bu Kânun’a tâbi midir? Hayır tâbi değildir.

Çünkü

Aynı Kânun’un 2’nci maddesi öyle diyor.

Bu ne demek oluyor?

Astsubaylar, 657 Sayılı Devlet Memurları Kânunu'na tâbi değildir.

Tâbi olmadığından dolayı da bu Kânun’da târif edilen hiçbir sınıfa dâhil edilemez.

Vay be dediğinizi duyar gibiyim!..

 

  *   *   *   *   *  

 

MİNÂREDEN AT BENİ, İN AŞAĞI TUT BENİ!..

 

Astsubaylar, 657 Sayılı Devlet Memurları Kânunu'nda tarif edilen “Genel İdare Hizmetleri” sınıfına dâhil midir? Hayır, dâhil değildir.

Kânun’un yukarıda gördüğünüz 36’ncı maddesi öyle diyor. Mâdem ki bu Kânun’a tâbi olmayan bir kurumda çalışıyor o zamân astsubaylar tâbi olmadığı bir Kânun’da târif edilen herhangi bir memur sınıfına dâhil edilemez.

Bir başka ifâde ile astsubayların “Genel İdare Hizmetleri” sınıfına dâhil edilmesinin hukukî bir mesnedi yok.

Demek oluyor ki idâre, astsubayları hukuksuz olarak bu memur sınıfına sokmuş.

Minâreden at beni, in aşağı tut beni.

Futbol topu gibi oradan oraya tepikle dur.

İşine gelince “sen memur değil, askersin” de, 926’ya doğru tepikle.

İşine gelmeyince “sen asker değilsin, memursun” deyip 657’ye yuvarla...

Ben hukukcu değilim. İlim ehli insanlar çıkıp bu konuyu açıklasın lutfen.

Şimdi, Mâliye Bakanlığı,

Millî Savunma Bakanlığı ve

Genelkurmay Başkanlığı

Oturup astsubayın;

Hangi Kânun’a tâbi olduğuna ve

Hangi memur sınıfına dâhil olduğuna karar versinler.

Yarım asırlık bu kakafoni bir an evvel zevâl bulsun gayrı. Bunu becerecek âkil insanları elbet var, biliyoruz.

 

  *   *   *   *   *  

 

SINIF ÜSTÜ MAHLÛKAT; SUBAYLAR!

 

Merakımı mucip oldu ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye’ye şöyle bir soru sordum. Dedim ki astsubayların 657 Sayılı Devlet Memurları Kânunu'na göre Genel İdare Hizmetleri sınıfına dâhil olduğunu söylüyorsunuz. Aldım, kabul etdim. Peki, subaylar, aynı Kânun’da tefrik edilen memur sınıflarından hangisine dâhildir?

Aldığım cevap şöyle;

Subaylar fakülte mezunu olarak göreve başladıkları için bu şekilde bir intibâk işlemi yapılmamaktadır.

Bu cümlenin tefsiri şudur;

Subaylar, 657 sayılı Devlet Memurları Kânunu'nda tefrik edilen memur sınıflarından hiç birine dâhil değildir.

 

Subaylar fakülte mezunu olarak göreve başlıyorlar, güzel. Peki, kendi hesabına yüksek lisans, doktora yapan subayların intibâkını hangi Kânun’a göre yapıyorsunuz, muhteremler?

Peki can dostlar şu suâlime bir ses verin lutfen.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bütün memurları,

Hâttâ Başbakan ve Cumhurbaşkanı bile 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'na dâhil iken

Nasıl oluyor da subaylar bu Kânun’da tarif edilen hiçbir memur sınıfına sığmıyor?..

Bileniniz, duyanınız var mı?

 

Dâhil oldukları subay sınıfının da fevkinde kendilerine bir makâm ve pâye vehmeden şizofrenik zihniyetlerin peydahladığı uyduruk "üstsubay” kepazeliğini Kılıçlar ve Tüfekler isimli makâlemde izah etmişdim.

Aldığım bu cevapdan sonra şimdi de subayların hiçbir memur sınıfına dâhil olmadığını ve sınıf üstü mahlûkat olduğunu keşfetdim.

Haydi hayırlısı...

 

  *   *   *   *   *  

 

İNTİBÂK MI?, NİFAK MI?

 

Maaş derece intibâkı hususunda subay cenâhında zevâhir bu minval üzerey iken

Bakalım biz astsubaylar cenâhında neler zuhur eylemiş?

Mâdem hak, hukuk, ast’ın vazifesi, üst’ün mesuliyetleri, öyleyse o cenâhda da keyfiyet emsâl olmalı mı diyorsunuz?

Subay intibâkları hiç vakit kaybedilmeden ışık hızıyla yapıldığına göre

Astsubay intibâkları da aynı şekilde hemen yapılmışdır mı diyorsunuz?

Misâl var, emsâl teşkil eder mi diyorsunuz? Göreceğiz.

Çağı takip etmek, kavramak, idrâk etmek...

Zamânın icaplarına göre kendini yenilemek, geliştirmek, hareket etmek. Bilgi, kuvvetdir, fazilettir. Bilgilenmek, bilgiyle donanmak ne güzel, ne hoş. Bilerek, öğrenerek büyümek, her yeni güne yeni bilgiler ile uyanmak ne büyük keyif. Hep beraber, topyekûn, elele. Beraber büyümek ve refahı âdilane bölüşmek...

 

  *   *   *   *   *  

 İntibakların Seyir Defteri

 

 

 

 

SENE 2002; TAM 32 SENE SONRA...

 

Liseden sonra 1 sene olan astsubay sınıf okullarının öğretim süresinin

Önlisans düzeyine yükseltilmesi kararı bildiğiniz üzere 19 Aralık 1994 tarihinde alındı.

Çünkü

1 senelik eğitim veren astsubay sınıf okullarının hukukî yapısı YÖK mevzuâtına uygun değil idi.

âani çağ dışı, aykırı, ilkel, köhne idi. Çağı kavrayıp subayın eğitim düzeyini yükseltmek için 1970 senesinde kolları sıvayıp harekete geçen Erkân-ı Harbiye-i Umumiye,

Konu astsubayların eğitim seviyesinin yükseltilmesine gelince işi elinden geldiği kadar ağırdan aldı, ayak sürüdü.

Seneler önce eceliyle ölmüş subayına kılıç vermek için bile Kanun çıkartdı.

Fakat astsubayın eğitimi mevzu bahis olunca hiç acele etmedi.

1994 senesinde alınan karâr tam 8 sene sonra, ancak 2002 senesinde uygulamaya konuldu.

11.04.2002 târih ve 4752 sayılı Astsubay Meslek Yüksek Okulları Kânunu kabul edildi.

Bu Kânun ile astsubay sınıf okullarının adı Astsubay Meslek Yüksek Okulları olarak değiştirildi. Kânun’un 30’uncu maddesinin a  fıkrasına istinâden 1 sene olan öğretim süresi de 2 seneye yükseltildi. (Bkz.↓)

İntibakların Seyir Defteri_Eski Tüfek Şükrü IRBIK 

Hesapladım, tam 32 senelik gecikdirme söz konusu. Dikkat buyurunuz; gecikme demiyorum, gecikdirme diyorum.

Ürkerek, korkarak, ayak sürüyerek ve daha ziyâde istiskâl ederek hazırladıkları Astsubay MYO Kânunu

Ancak 2002 senesinde yürürlüğe girebildi.

Harp okulları eğitim süresinin 4 seneye yükseltilmesinden tam 32 sene sonra. Üsküdar’da sabah olmuş, şafak çokdan atmışdı. Atı alanın Üsküdar’ı geçip Gebze dolaylarına vasıl olmasından da epeyi bir zamân sonra.

Niye?

Astsubayın eğitim seviyesini yükseltmek için niye tam 32 sene ayak sürüdünüz?

Astsubay okullarının eğitim düzeyini harp okullarıyla aynı senede, birlikde düzenlemek için ne eksikdi?

Para mı?

Akıl mı?

Bu milletten ne istediniz de sizden esirgedi?

 

Peki, siz, Anayasa’nın her vatandaşa verdiği meşru eğitim hakkını astsubaylardan tam 32 sene niçin esirgediniz?

Astsubaylara 32 sene kaybettirerek düşmanın fitne değirmenine su taşıyan sakar saka mesabesine düşdüğünüzün farkında mısınız?

 

  *   *   *   *   *  

 

BİR İHTİMÂL VAR FAKAT...

 

Hatırlanacağı üzere 31.07.1970 târih ve 1323 sayılı Kânun’un 16’ncı maddesi ile

926 Sayılı TSK Personel Kânunu'na Geciçi 16’ncı madde ilâve edilmişdi.

Bu değişiklik ile astsubayları mevcut durumdan daha kötü duruma sürükleyen bir rütbe ve taban aylığı değişikliği yapılmışdı.

Bu hak gaspına tepki olarak astsubaylar ve yiğit eşleri 1970 senesinde Türkiye’nin dört bir yanında sokağa dökülmüş idi.

Buna benzer şekilde astsubayların müktesep haklarından olan yan ödeme katsayıları 1975 senesinde yapılan sinsice düzenlemeler ile tırpanlanmış ve mevcut duruma göre daha da kötüye götürülmüşdü. Astsubaylar, kahraman eşleriyle birlikte bu kânunsuzluğa da sert bir şekilde tepki göstermiş ve gene kendilerini sokaklara atmış idi.

Astsubayların eğitim seviyesinin 1970 senesinde subaylar ile birlikte eş zamanlı olarak yükseltilmemesinde acaba bu olayların bir etkisi var mı sizce?

Birileri “mâdem ki hanımlarınız ile birlik olup isyan ettiniz öyle ise sizin kanatlarınızı kıracağız ve eğitim seviyenizi kasıtlı olarak yükseltmeyeceğiz” demiş olabilir mi?

Tıpkı birinci derece dördüncü kademe hususunda yaptıkları gibi, eğitim seviyesinin yükseltilmemesinin ve intibâkların alenen savsaklanmasının sebebi,

Bu hakları astsubayların tepesinde bir sopa olarak biteviye sallamak amacı olabilir mi?

 

Anam der ki “Oğul, kötü komşu insanı mal sahibi yapar.” Tecrübe ederek gördüm anamın dediklerinin ayniyle vâki olduğunu. Komşumdan matkap istedim, yok dedi. Gittim satın aldım, matkap sahibi oldum. Havya sordum bir başkasına, yok dedi. Gidip satın aldım, havya sahibi oldum. Bilir misiniz, eğitim hakkını gasp ettiğiniz astsubaylar, siz kibiri boyundan büyük cücelere inat bu kara dönemi fırsata çevirmesini bildi. Sizler hak ve hukuk öğüten fitne değirmenine dibi delik helkeler ile biteviye çamurlu su taşırken

Onlar kendi hesabına önlisans, lisans hâttâ doktara eğitimini yapmakdan geri kalmadı. Kendi odununu kendi kesen kişi iki kere ısınır. Sâyenizde astsubaylar da böyle yapdı.

Eğitimin önemine gönderme yapan Atatürk, bakın 1925 senesinde ne demiş;

Eğitimdir ki bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir cemiyet halinde yaşatır

Veya bir milleti kölelik ve yoksulluğa terk eder

Anayasa’nın her Türk vatandaşına verdiği eğitim hakkını ve Atatürk’ün bu vasiyetini kendime rehber edinip sınavını kazandığım, ancak karşıma duvar gibi dikilen cüce beyinli statü hazretleri yüzünden devam etmek imkanı bulamadığım fakültenin sınav Sonuç Belgesini de ibret olsun diye aşağıya ekledim. Yorumu sizlerin güzel gönlüne havâle ediyorum.

 image012

  *   *   *   *   *  

İntibakların Seyir Defteri

 

 

 

 

 

 Eğitim seviyesinin yükselmesi ile birlikte astsubayların yeni duruma intibâk ettirilmesi için

Bir satırlık Kânun teklifi hazırlanıp 2002 senesinde T.B.M.M’de gündem edilmeli idi.

Böylece özellikle ikinci ve üçüncü derecelerden emekli olan ve zâten açlık sınırında yaşayan astsubaylara en azından kısa bir nefes alma fırsatı verilecek idi.

Fakat gündem etmediler bir türlü. Niye?..

Astsubayların eğitim seviyesinin yükselmesine koşut olarak maaş göstergelerine 1 derece ilâve edilmesi konusunda, yani maaş intibâklarının yapılması konusunda 2012 Mayıs ayında Kânun teklifi hazırlandığını şifâhen duyduk. Bu konuda son 11 senede yapılanlar bildiğimiz kadarı ile sâdece bu kadarcık.

Eğitim düzeyinin yükseltilmesi ile 2 senelik MYO mezunu astsubayların başlangıç derecesi 10/1’den 9/1’e yükseltildi.

Fakat

1 senelik sınıf okulu mezunu muvazzaf ve emekli astsubaylara verilmesi gereken 1 derece terfisi için

Erkân-ı Harbiye-i Umumiyemiz 2002 senesinden beri tam 11 senedir hülle yapıp karanlıkda ıslık çalıyor.

Niye? Niçin böyle?..

Subaylar için maaş intibâk Kânun’u aynı sene içinde çıkartan idâre, daha neyi bekliyor?

2002 senesinden beri kaç astsubay maaş intibâkı yapılmadan imamın kayığına bindi, bileniniz, hesaplamak zahmetine katlananınız var mı? Yazıkdır, günahdır, paşalar.

İntibâk konusunda astsubaya yapılan ilk haksızlık bu değil. Görünen o ki son da olmayacak.

Astsubaylar ile eşit düzeyde eğitim alan polis, Meclis’deki daktilocu memurlar ve diğerleri, mesleğe 9/2’den başlıyor.

Fakat astsubaylar 1 kademe aşağıdan, yani 9/1’den mesleğe başlıyorlar. Niçin? Niye böyle?..

Seyir defterine açılan intibâk sayfasına yazılacaklar bitmedi. Yazılan son cümle henüz tamamlanmadı...

 

  *   *   *   *   *  

 

İLK DEĞİL, SON DA OLMAYACAK!..

 

Yukarıdaki cümlelerimde astsubaylara yapılan haksızlıklar son olmayacak demişdim. Bir haksızlık, hukuksuzluk daha var. Makâlemin giriş bölümünde arz etdim. Kendi hesabına yüksek öğretimi tamamlayan memura, tamamladığı her bir senelik eğitime karşılık 1 kademe maaş kıdemi verilir.
 
Ben de kendi paraml ile ve kendi hesabıma önlisans eğitim aldım. Şâyet devlet memuru olsa idim bu eğitim karşılığında, 2 kademe maaş terfisi alacakdım.
 
Fakat idâre bana “astsubaysın” dedi ve 1 kademe verdi. Vermesi gereken ikinci kademeyi de gaspetdi.

Bakın ne diyor bu konuda statü putu;

926 sayılı TSK Personel Kanun’unun 28.6.2001 tarihli 137/c maddesi;

“Astsubaylar hakkındaki gösterge tabloları Ek-VIII sayılı cetvelde gösterilmiştir. Yükseköğrenim yapmış olan astsubayların intibâkları; 657 sayılı Devlet Memurları Kânununun Genel İdare Hizmetleri Sınıfında aynı yüksek öğrenimi bitirenler için tespit edilen derece ve kademelerden hizmete başlamış kabul edilerek yapılır. Bu intibâklar personelin fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokulunu bitirdiğine dâir resmî belgeyi ibrâz edip müracaatını yaptığı târihteki derece ve kademelerine, 2 yıl süreli yüksek öğrenim için 1 kademe, 3 yıl süreli yüksek öğrenim için 2 kademe, 4 yıl süreli yüksek öğrenim için 1 derece ilâve edilerek yapılır.”

 Haksızlığa bakar mısınız?

2 sene eğitim tamamlayana %50’si,

3 sene eğitim tamamlayana %66.6’sı,

4 sene eğitim tamamlayana ise %75’i veriliyor.

Gel de çöz çözebilirsen.

Astsubayları tefrik edip bölük bölük bölmek için bu konuda bile Aristo taktiğini devreye sokuyor küküm olasıca eyyamcı statüko hazreti.

 

  *   *   *   *   *  

 

ASTSUBAY NEDİR?, ASTSUBAY KİMDİR?..

 

Kadın-erkek, gece-gündüz, sıcak-soğuk, artı-eksi, doğu batı, madde- anti madde...

Tabiatın kânunları mutlakdır. Kararsızlığı kökden reddeder. Çünkü kararsızlık, hiç beklenmedik bir zamânda ve mahiyette zuhur edip felakete sebep olabilir. Bu mânâda, en kötü karar bile kararsızlıkdan yeğdir. Birbirinden farklı iki Kânun arasında bu kadar yalpalayıp hukuksuzluk burgacında oradan buraya savrularak nereye yaslanacağını bilememek bu olsa gerek. Buradan Allah'ın bir kuluna soruyorum.

Astsubay;

  • 926 Sayılı TSK Personel Kânun’una mı, yoksa 657 sayılı Devlet Memurları Kânunu’na mı tâbi?

 

  • Subayın yardımcısı bir askerî şahıs mı? Genel İdâre Hizmetleri sınıfına ait devlet memuru mu?

 

  • Asker mi? Memur mu?

 

Astsubay nedir? Karar verin gayrı! Ben yanılıyorsam onu da söyleyin lütfen.

Niçin? Niye böyle? Çıkın ortaya ve açıklayın ey işgilli büzzükler...

 

  *   *   *   *   *  

 

BANA BORÇLUSUN!

 

Askerliğin şerefine yakışır bir davranış ortaya koysan

Ve kendin için hemen yapdığın gibi astsubayların maaş derece intibâkını bugün, şimdi yapsan bile

Bak, bana neler borçlusun.

  • Yukarıda açıkladım. Memuriyete 1 kademe aşağıdan başlatıyorsun; 1 kademe borçlusun,

  • Kendi nam ve hesabıma yapdığım eğitime 1 kademe eksik verdin; 1 kademe daha  borçlusun,

  • Astsubay Sınıf Okulu’nun MYO seviyesine yükseltilmesi sebebiyle başlangıç derecesine 1 derece ilâve etmen gerekiyor, kendin için yapdın çünkü. 1 derece, yani 3 kademe daha borçlusun.

  • Parmak hesabı yapabilen birisi dahi görecek ki yekûnde bana tam 5 kademe, yani 5 sene borçlusun. 

  • Başlangıç derece kademesinde haksızlık,

  • Maaş intibâkında haksızlık...

 İntibakların Seyir Defteri

 

Mağdur ağlarken zalim gülemez! Ağlayanın göz yaşı gülene hayır getirmez!

Ey statü hazretleri, ey kibirli statü sanemi! Kul hakkıdır, bana olan borcunu öde!

Senden lütuf değil, babanın has parasını değil, hakkımı istiyorum.

Daha söyleyeceklerim var. Lâkin lafın tamamı aptala söylenir!..

 

Meçhule doğru kararsız ve pusulasız seyreden intibâk gemisi yolculuğuna tam yol devâm ediyor.

İntibâkların seyir defteri hâlâ açık.

Mürekkep, hokkada;  divit, elde; gözler ufukda...

Son nokta bakalım ne zamân konulacak.intibakların seyir defteri

 

İntibakların Seyir Defteri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ögeyi Oylayın
(187 oy)
Son Düzenlenme Perşembe, 19 Mart 2020 09:53

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar  

#6 Şükrü IRBIK 13-01-2018 20:09
926 sayılı TSK Personel Kânunu 1967 senesinde kabul edildiği gün
Birinci derecenin dördüncü kademesine” kadar terfi etmek hakkını subaylarımız peşinen almışlar,
Fakat
Astsubay” dedikleri biz köle asker sınıfından ise bu hakkı esirgemişler idi.
Kendi parası ile yüksek tahsil tamamlasa bile asubaylarımız 50 seneden beridir
Sanat okulu mezunu subaylarımızın bile yükseldiği “birin dördüne” terfi edemiyor idi.
emekliassubaylar.org’daki Eski Tüfek isimli köşemizde
24 Şubat 2013 Pazar günü neşretdiğimiz “İntibâkların Seyir Defteri” isimli makâlemiz ile
T.C. Devleti için utanç verici olan bu meseleyi tafsilâtlı olarak kamuoyuna ilk kez duyurmuş
Ve dahi
Bu makâlemize şu üç cümle ile ara vermiş idik!

Meçhule doğru kararsız ve pusulasız seyreden intibâk gemisi yolculuğuna tam yol devam ediyor.
İntibâkların Seyir Defteri hâlâ açık. Mürekkep, hokkada; divit, elde; gözler ufukda...
Son nokta bakalım ne zaman konulacak.


1967 senesinden beri Genelkurmay Başkanlarımızın asubaylardan esirgediği bu hakkı,
İntibâkların Seyir Defteri” isimli makâlemizi neşretdikden sâdece iki sene sonra
Devletimizi ve ordumuzu paramparça eden siyâsî zihniyet, 2015 senesinde şu iki basit cümle ile verdi.

Geçici Madde 38 – (Ek: 30/12/2015-6656/4 md.) EK-VIII sayılı Aylık Gösterge Tablosuna tabi astsubaylar EK-VIII/A sayılı Aylık Gösterge Tablosuna, EK-VIII/B sayılı Aylık Gösterge Tablosuna tabi astsubaylar EK-VIII/C sayılı Aylık Gösterge Tablosuna intibak ettirilir.

Bu vatanın köle askerleri olan Asubayların “intibâk meselesini” halletmek
Demek ki bu kadar basit ve bu kadar kolay imiş!

6656 sayılı intibâk kânununun Genelkurmay Başkanlığı ve MSB’ye rağmen kabul edildiğini de unutmayacağız!
Meçhule doğru kararsız ve pusulasız seyreden intibâk gemisi yolculuğuna
6656 sayılı intibâk kânunu ile 30 Aralık 2015 Çarşamba günü TBMM’de son verdi...
İntibâk hakkının verilmesi konusunda
Asubayları böylesi bir iktidârın insâfına terk eden Genelkurmay Başkanlarımızın hepsine yazıklar olsun!

Eski Tüfek
Alıntı
#5 ibrahim 26-02-2013 17:36
ıı
Alıntı
#4 Mehmet NEVŞEHİR 26-02-2013 16:52
Sn.Şükrü IRBIK;

"ASTSUBAYLAR HANGİ KANUNA TABİDİR? / ASTSUBAYLAR HANGİ MEMUR SINIFINA DÂHİLDİR?" diye soruyorsunuz haklı olarak.

Esasen Astsubaylar tüm askeri personel gibi 926 sayılı kanuna tabi.

Peki bu iki başlılık nasıl oluşmuş?

Bunu aşağıda belgeleri ile görelim.

TBMM 30 Haziran 1975 tarihli 96'ncı Birleşiminde ( www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/MM__/d04/c013/mm__04013096.pdf )( Sayfa 393 ) "Madde 137. — (c) fıkrası: «Astsubaylar hakkındaki gösterge tablosu Ek - VIII sayılı cetvelde gösterilmiştir. Görevde iken yüksek öğrenimi bitiren astsubayların intibakı; aynı yüksek öğrenimi bitirenler için tespit edilen giriş derece ve kademesine bir derece ilâve edilmek suretiyle bulunacak derece ve kademelerden hizmete başlamış kabul edilir." şeklinde kanunlaşıyor.

Astsubaya hak veren hatta ve hatta avantaj sağlayan böyle bir kanun tabii ki ilgili makamları harekete geçiriyor ve hemen akabinde zamanın Cumhurbaşkanı Fahri KORUTÜRK tarafından ilgili maddenin iptali gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine taşınıyor. www.anayasa.gov.tr/index.php?l=manage_karar&ref=show&action=karar&id=463&content=astsubay

Anayasa Mahkemesinin ilgili maddeyi kısmî iptalinden sonra ilgili makamlar konunun ısrarla takipçisi olmaya devam ederek AYİM'e müraacat ediyorlar.

Sonunda Netekim paşa başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyinin 12 Şubat 1982 tarihli 95'inci birleşiminde ( www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/MGK_/d01/c006/mgk_01006095.pdf )

"657 sayılı Devlet Memurları Personel Kanununun mali hükümlerinde yapılan değişikliğe paralel olarak 926 sayılı T. S. K. leri Personel Kanununun ilgili maddesi ve bu maddeye bağlı gösterge tabloları değiştirilmekte
fakülte ve yüksekokul mezunu astsubayların intibakları ile ilgili olarak Askeri Yüksek idare Mahkemesinin verdiği karar doğrultusunda aynı maddeye açıklık getirilmekte ve Kanuna gösterge değişikliklerinden meydana gelecek farkın, ilk ay Emekli Sandığına kesilmeyeceğine dair bir ek geçici madde getirilmektedir" gerekçesi ile «c) Astsubaylar hakkındaki gösterge tabloları Ek - VIII sayılı cetvelde gösterilmiştir. Görevde iken yükseköğrenimi bitiren astsubayların intibakı; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Genel İdare Hizmetleri sınıfında aynı yükseköğrenimi bitirenler için tespit edilen derece ve kademelerden hizmete başlamış
kabul edilerek yapılır.
" (Sayfa 169 ) son değişiklik yapılarak rövanş alınmış oluyor.

Saygılarımla...
Alıntı
#3 zihni acikgoz 26-02-2013 12:34
Sn.Şükrü IRBIK beye İntibak konusunu işlerken yapmış olduğu çalışmalardan ötürü teşekkür ederim. Sn.Rafet DURAN beye ve Saygıdeğer Büyüğüm Ersen GÜRPINAR Ağabeye katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.Bunlar sizlerin görebildiği bizlerin görebildiği haksızlıklar.Bir de bizlerin göremediği fakat yaşadıkları buraya dahi yazılmasından hicap duyulan, fakat Kiramin katibin melekleri tarafından her insanın sağ ve sol omuzlarında bulunan Münkir ve Nekir meleklerinin yazdığı Ahirette karşılarına çıkartılacakları haksızlıklar da var. Bizleri yönetenlerin de, bu zamana kadar Askeri vesayet vardı. Bundan sonra; haberimiz yoktu, bilmiyorduk gibi laflara gidemeyecekleri fakat bir an önce de bu Adaletsizlikleri ortadan kaldıracak kanunları çıkarmaları dileği ile,hepinize saygılarımı sunarım.
Alıntı
#2 Rafet Duran 26-02-2013 09:37
Sayın IRBIK;
Sizin çıkartmış olduğunuz borç listesine, birkaç borç da ben eklemek isterim. 657 ve 926 Sayılı Kanunlarda lehe yapılan tüm düzenlemelerde, assubaylarla ilgili borç listesi daha da uzayıp gidecek gibi görünüyor.
Bilindiği gibi daha önce 657 Sayılı Kanuna tabi fakülte, yüksek okul ya da lise mezunu olması dikkate alınmadan, altı yıllık sicil notu ortalaması 90 ve daha üstünde olan başarılı memurlara ödül olarak 1 kademe veriliyor, bu ödül birkaç kez tekrarlanabiliyordu. Fakülte ve yüksek okul bitirmiş assubaylar, aynı zamanda 25 yıllık sicil notu ortalaması 90 ve daha üstü olsa dahi yararlandırılmamışlardır. (Bilindiği gibi bu kanuna dayanak teşkil eden ve assubaylar için çıkartılan, 3815 Sayılı Kanuna göre lise mezunu assubayların, sicil ortalamasına göre bir kereye mahsus olmak üzere, 1 kademe verilerek 2/4 dereceden 1'nci dereceye yükseltilmeleri sağlanmıştır. O kadar) Assubay kendi nam ve hesabına okul bitirmiş ve aynı zamanda çok başarılı olmuşsa dahi, devlet memurlarına ödül olarak çıkartılan kanun, fakülte ve yüksek okul bitirmiş olan assubaylarda cezaya dönüştürülmüştür.
2011 yılında 6111 sayılı Kanunla, 657 Sayılı Kanunun 64'üncü maddesi bir kez daha değiştirilerek;
Sicil notu 90 ve daha yukarısı olanlardan, aşağıdaki sürelerde disiplin cezası da almayanlar;
Son 5 yıllık sicil ortalamısı için- 3 yıl ceza almayanlara 1 kademe
Son 4 yıllık sicil ortalaması için - 4 yıl ceza almayanlara 1 kademe
Son 3 yıllık sicil ortalaması için- 5 yıl ceza almayanlara 1 kademe
Son 2 yıllık sicil ortalaması için- 6 yıl ceza almayanlara 1 kademe
Son yıldaki sicil ortalamasi için- 7 yıl ceza almayanlara 1 kademe
Sicil ortalaması ne olursa olsun- 8 yıl disiplin cezası almayanlara 1 kademe uygulaması getirilmiştir.
Buradan da anlaşılacağı üzere, aynı yıl aynı derece ve kademeden göreve başlayan bir devlet memuru ile bir assubay arasında, mevcut bu uygulamalara göre, 25 yıllık assubay bir tek uyarı cezası almasa dahi, devlet memuru assubaya 2 derecelik fark atabilecektir.
İleriki yıllarda, Anayasanın eşitlik ilkesini birileri ileri sürer de , bu kanun değişikliğinin assubaylara da uygulanması konusunda dava açar, bir vicdan sahibi hakim bunu uygun görürse, ne olacak? Bütün tedbirler tamamdır. TSK. her zaman on yıl sonrasının planlarını yapar ve her zaman, her türlü kötü ihtimale karşı müteyakkız durumda bulunur. Bu değişiklikten assubayların da yararlanma koşulu getirildiğini bir anlığına kabul etmiş olsak; TSK. Disiplin Yasamız hazır ve işlevini görmeye çoktan başlamıştır. Bu yasaya göre 90 ortalamalı sicili bir tarafa bırakacak olsak dahi, 8 yıl içinde bir tek uyarı bile almadan 1 kademe almayı başarabilen assubaya, 1 kademe ilerletmek değil, erken terfi yaptırsalar dahi azdır.
Bir emirle, Temmuz ve Ağustos aylarında emeklilik dilekçesi verilmesini iptal ettikten sonra, Ocak ve Şubat aylarında emeklilik dilekçesi verip, Mart-Nisan aylarında emekli olmak zorunda kalan assubayların, bir sicil dönemi çalıştırılıp, hâttâ sicil belgeleri düzenlendikten sonra emekli olmuşlardır. Bir süre sonra tekrar Temmuz ve Ağustos ayında emeklilik dilekçesi verilme serbesti getirilmiştir. Böylece, yüzlerce Assubayın 1 yıllık emekleri heba edilerek çöpe atılmıştır. Çünkü terfi 30 Ağustos'tan geçerlidir.
Borçlarını ödeme yerine, yeni borç takmaya devam ediyorlar. Ne olacak şimdi? Deve misalinde olduğu gibi, doğru tarafı bulabilene helal olsun.
Bu güzel ,aydınlatıcı, öğretici ve toparlayıcı yazınız ve emekleriniz için çok teşekkür ederim. Sağolun.
Alıntı
#1 Ersen Gürpınar 25-02-2013 23:32
Değerli meslektaşım, haksızlıkları gözler önüne seren araştırmanız için teşekkür ederim. Bizlere ön yargılarla sosyal,ekonomik ve insani birçok haksızlık yapıldı bunlardan biri de makalenizdeki başlangıç dereceleri ve intibaklardır.

İzninizle konu ile ilgili birkaç küçük katkı ve ilave yapmak istiyorum.
Anayasal eğitim ve öğrenim hakkını kısıtlayan ve subayları dışındaki personeline haksızlık hukuksuzluk yapan tek kurum Türk Silahlı Kuvvetleridir
Kendi nam ve hesabına yüksek okul bitirenler sırf kendilerini geliştirmesin diye Anayasa mahkemesi yanıltıldı, yetmedi AYİM'in kararı ile assubaylara hukuksuzluk uygulandı bu konuda sitemiz arşivinde benim yazılarım mevcut.

Siz, 1 senelik eğitime 1 kademe, 4 senelik eğitime 1 derece verildiğini belirtiyorsunuz, ancak 657 SK.36 Md. ORTAK HÜKÜMLERİNDE lise mezunu devlet memuru 13/3 kademeden,Meslek ve Teknik lise mezunları 12/2 den MYO mz.10/2'den, lisans mezunu 9/1'den göreve başlar. Bazı memurlar görev güçlüğü dikkate alınarak ortak hükümlerdeki derecelerden üst derecelerden göreve başlarlar.
Normal lise mezunu MYO bitirirse 2 derece 2 kademe lisans bitirirse 3 derece 1 kademe alır.Meslek ve teknik lise mezunu MYO bitirenler 2 derece Lisans eğitimi bitirenler 2 derece 2 kademe alır.

Bizler, lise üstü 1 yıl sınıf okulunu bitirince 10/1'den göreve başlatıldık burada adaletsizlik yok ama iş yüksek okula gelince Em.Hizmetleri Meclis Stenoğrafları,Ziraat ev ekonistleri vb. memurlar MYO mezunu ise 9/2'den göreve başlamasına rağmen Asb.MYO mezunları adaletsiz bir uygulama ile 9/1'den göreve başlatılmaktadır.9/2 den göreve başlatılan MYO mz. bu memurlar ve bazı görev özellikle memurlar lisans mezunu ise 8/1'den göreve başlarken assubaylar 9/3'ten göreve başlatılmaktadır. Kendi hesabına yüksek okul bitiren assubaylara bu adaletsiz dereceler bile verilmemiş adeta cezalandırılmışlardır.

Lise ve 2-3 yıllık harp okulu mezunlarını 4 yıllık fakülte mezunu devlet memurunun bir üst derecesinden intibakı sağlayan TSK bizi büro memuru statüsünde görmekten vazgeçerek MYO 9/2 den lisans mezunlarının 8/1 den göreve başlatıp intibakların Asb.kaynağı olan ASB.MYO mezuniyet başlangıcı 9/2 den yapılıp hukuksuzluk ve mağduriyetlerimiz önlenmelidir.

Bu kadar hukuksuzluğa personel arasındaki ayrımcılığa rağmen bu ordu ayakta ise bunu vatanseverlik duyguları istismar edilen assubaylara borçludurlar ve TSK bugünkü itibar kaybında en önemli faktör personel arasındaki ayrımcılık ve adaletsizliktir.
Umarız tüm bu olumsuzluklardan ders alınarak ön yargılar terk edilip adalet sağlanır.
Alıntı
Copyright © 2006 Emekli Assubaylar. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım İhsan GÜNEŞ