ARANAN KRİTERLER YASALAŞMAK ÜZEREDİR

12 Oca 2013
88 kez

“Yüce devletimizin sunduğu  imkanlarla, sosyal yaşam farklılıklarının bir gereği olarak”;  “Hizmet Eri Tazminatı” ile başlatılan serüven, bu adlandırma ile sürdürülemeyeceği anlaşılmış, çağın gereklerine uyularak (!) Makam, Kadrosuzluk, Temsil ve Görev Tazminatları adı altında 4 tazminat alıncaya kadar kesintisiz bir şekilde subaylarımızın maaşlarına ilave edilerek devam etmiştir. Bizlere kalan kısıtlı imkanlar dolayısıyla “Bu statüyü talep etmek, aranan kriterlere bağlı olarak kişilerin kendi tercihidir” denmiş ve  özlük hakları konusundaki itirazı olanlara son söz söylenmiştir.

1980 yılından bu yana, varılmak istenen hedefe ulaşılmak üzeredir. “Bir assubay, benim Teğmenimden daha fazla maaş alamaz” veciz sözü(!) gerçekleşmek üzeredir.

Uygulanan disiplin cezalarını çağ dışı, hukukun temel ilkelerinden olan, KANUNÎLİK ilkesine  aykırı mı bulunmaktadır? Oda  hapsi cezaları için AİHM'ne giderek, ülke tazminata mahkum mu ettirilmektedir?

Çaresi var. “Hiçbir ceza kanununda yazılmayan ve amirler tarafından suç olarak görülen”,  fiiller hukuk dışı olarak mı görülüyor? O zaman bunlar bir yasanın içerisine monte edilirse, iş kökünden çözülmüş olur! Peki, oda ve göz hapsi ne olacak?  Adını değiştirirsiniz... Yasaya, “HİZMET YERİNİ TERK ETMEME CEZASI” dersiniz olur biter.  Disiplin konusunda “Katıksız çadır hapsi”yle başlayan serüven ise HİZMET YERİNİ TERK EDEMEZSİN DURUMUNA getirilerek,  sorun çözülür...

Sosyal medyada 220 bin assubay bir araya gelince, önce bir afallandı.  Muhtıra gibi bir bildiri yayınlandı. Siyasilerden dahi tepki görünce, hata yapıldığı anlaşıldı. Sanıyorum yöntem değiştirildi. Meclisin tepkisini alarak değil, desteğini alarak ilerlemek daha akılcı ve mantıklı olduğu düşünüldü. Ola ki arzu edilmeyen bir şekilde meydanlarda assubaylar gerçekleri haykırmaya kalkar, hâttâ buna çalışanlar da destek vermeye yeltenirse, işler hiç iyi olmaz düşüncesi hakim oldu.

Önce bir yasa teklifi hazırlandı. MSB  çok süratli bir şekilde, muhalefet tarafından verilen yazılı soru  önergelerine yazılı açıklamalarda bulundu ve kamuoyuna da duyuruldu.

Tekraren soruldu, aynı şey yapıldı. Basın ve kamuoyu günlerce assubaylara verilecek hakları konuşur hale getirildi. Bizler de önce, meclisin tatile girmesinden sonra, bazı düzenlemelerin KHK. ile, bazılarının da meclis açıldıktan sonra kanunla düzenleneceğini sandık ve bekledik. Yapılmak istenen şeylerin zaman kazanmak olduğunu, “kısıtlı bütçe imkanları” gerçeği ile öğrenmek zorunda kaldık. Artık buna ister saflık, ister iyi niyet densin.  Yazılı açıklamalar çok net ve herkes tarafından anlaşılacak kadar açıktı.

Önümüzdeki 50-60 yılı daha idare edecek ve assubayları maraba durumuna sokacak disiplin ve ceza yasaları uygulamaya konulmak üzere hazırlandı. Tabiri caizse; Biz assubaylar futbol topu gibi ayaktan ayağa atılan paslarla dolaştırılırken, subaylarımız,  kaptıkları topu, doksandan gole çevirdiler.

Peki,neden hep böyle oldu:

  1. Assubayların kendi tutumlarından,
  2. Gnkur.un hukuk ve adalet anlayışı!! ile büyük bir aile anlayışından!!!
  3. Siyasilerin, darbe korkusundan, son on yıldır ise oy hesaplarından, ya da işlerine öyle geldiğinden kaynaklanmaktadır.

Bizler için şunu söylemek zorundayım:

Hak mücadelesi siyasi bir görüşün amacına hizmet etmek, ya da siyasi bir düşünceyi egemen kılmak için yapılmaz. Evrensel hukuka, Anayasaya, yasalara,  aykırı bir şekilde hak gasbı ve insan onurunu zedeleyen uygulamalar varsa, itiraz edilmesi gerekir.

Assubaylara haklarını vermemekte ısrar edenler dahi, haklı olduğumuzu kabul ettikleri halde, hak aramak için çoğu meslektaşımız, hak arayanların yanında olmaktan kaçınmışlardır.  Kendi mağduriyetlerimizi gelecek kuşaklara arktarma gibi bir aymazlığa sebep olunduğu açık iken, bunun yerine köşe bucak kaçmak ve binbir mazeretin arkasına saklanmak, vurdumduymazlık, nemalazımcılık her konuda olduğu gibi kendi yasal hakları konusunda dahi alışkanlık haline gelmiştir.

Bizler,  ATATÜRK’ten  hiçbir şey öğrenmemiş olsak dahi, haksızlık karşısında itiraz etmeyi, biat eden kul değil, hakkını sonuna kadar arayan ve kullanan yurttaş olmayı öğrenmiş olmamız gerekmez miydi?

Neden ısrarla bunları vurgulamak zorunda kalıyoruz? Çünkü;

TEMAD’a üye sayısına bakıldığında,

9 Ekim 2010 tarihinde ANKARA Mitingindeki sayılarımıza bakıldığında,

17-20 Ekim ANKARA kutlamaları ve kortejindeki sayılara bakıldığında görünen gerçek budur.

Temad’a üye sayısı 80-90 bin olduğunda, meydanları ailelerle birlikte onbinlere varan sayılarla doldurduğumuzda, biber gazı ve tazyikli su'dan korkmayacak kadar cesur olduğumuzda haklarımızı alıncaya kadar bu meydanları terk etmediğimizde, aşağıda sayılanlar yaşanmayacaktır.

  • E. Generaller  bizlere, “yönlendirilmiş küçük bir grup” diyemeyecek,
  • Gnkur.Muhtıra gibi bildiri yayınlayıp, çağ dışı yasa teklifleri hazırlayıp, meclise gönderemeyecek,
  • Hükümeler; ülke Ekonomisini bahane edemeyecek, bizleri oyalama ve avutma taktiklerinden vazgeçecektir. 
  • Bizlerle ilgili ceza yasa düzenlemelerini talimat gibi algılayıp, hukuka ve anayasaya uygunluğunu sağlamadan yasalaştıramayacaktır.
  • Hukukun üstünlüğünü egemen kılacağız deyip, üstünlerin hukuku için elden gelen tüm imkanlar acilen seferber edilmeden önce,  başkalarının da hukukunun olduğunu düşünmek zorunda kalacaklardır.

TEMAD  Genel Başkanlığı, bir yıl gibi kısa bir zaman içerisinde hiç de azımsanamayacak faaliyetleri gerçekleştirmiştir. Özlük hakları konusunda en yetkililer ve kamuoyu gerektiği kadar bilgilendirilmiştir. Disiplin Yasa Tasarısı ile ilgili sakıncalar, tek tek ele alınmış ve ilgililere zamanında  iletilmiştir. Bu çalışmalar gerçekten takdire şayandır. İyi niyetle yapılması gereken herşey yapılmıştır.

Bundan sonra assubayların hak arama mücadelesi daha da zorlaşacaktır. Çünkü, bu “Disiplin Yasası” ile muvazzaların sesleri kesilerek bertaraf edildikten sonra, emeklilerinin taleplerini dikkate dahi almaya gerek kalmayacaktır.

İşe yaramaz Temad Şube yönetimleri en kısa sürede saf dışı edilerek işe başlanmalı. Görevini layıki ile yapan yöneticilerle, üye sayısı artırılmalı. Bir, iki ay içerisinde bizlerle ilgili olumlu bir sonuç alınmaz ise, meydanlar önümüzdeki bahar aylarından itibaren, onbinlerle doldurulmalı. Kenardan, köşeden yürütülerek değil, Sıhhıye ya da Kızılay Meydanı zorlanmalıdır. Haklar elde edilinceye kadar da, bu mücadele kesintisiz sürdürülmelidir. Artık vicdana, insafa, hukuk ve adalete davet etmekle bu işlerin yürümeyeceği net bir şekilde anlaşılmıştır. TEMAD Başkanı meydanlarda da önderliğini ispat etmelidir.   Bu önerilere  gerek yoksa, sebepleri ile açıklanmalı, ya da kendi çizdikleri yol haritası varsa meslektaşlarımıza söylenmelidir.

Adalet ve hukukun temini ve onuru için mücadele veren tüm meslektaşlarıma saygılar sunarım.

Ögeyi Oylayın
(69 oy)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar  

#6 Kemal Uğur 13-01-2013 11:52
YALANCININ MUMU YASSIYA KADAR YANARMIŞ BİZİM ÜLKEDE BU GEÇERLİ DEĞİL, SABAH AKŞAM HEP YANIYOR!.. AT YALANI KANDIR ASSUBAYLARI. BİZ ŞAHA KALKIYORUZ ''TEMAD'' HEMEN HÜKÜMETTEN SES GELİYOR. 20 MADDE IVIR ZIVIR MADDELER DE MİLLİ SUBAY BAKANLIĞI KOMİSYONUNDA KABUL EDİLMİŞ ZATEN. BİZLER İLK ÖNCE TEK TEK EĞİLMELİYİZ ÖNCE TEMSİL TAZMİNATI 385 VEYE 485 ONU ALMAK İÇİN İNTİBAK, DOĞU TAZMİNATI FALAN FİLAN, ONLARI GEN KUR UĞRAŞSIN.
Alıntı
#5 Kemal Uğur 13-01-2013 11:42
TEMAD'IN DUVARINA SİLAH BAKIM GRAFİĞİ GİBİ GRAFİK KOYMAK LAZIM. HÜKÜMET, BİR SENEDİR SÖZ VERİYOR; HATTA AYLIK, ADI DA ASSUBAY ÖZLÜK HAKLARI İYİLEŞTİRME BALON GRAFİĞİ... BİR SENEDİR EKSİKSİZ İŞLENİYORDUR ZATEN. BU HÜKÜMETİN BALONLARINI GRAFİĞE İTİNA İLE İŞLEYELİM. İMZALARI MİLLİ SUBAY BAKANLIĞI MALİYE BAKANLIĞI İMZALASIN! İYİ PAZARLAR.
Alıntı
#4 Kemal Uğur 13-01-2013 08:57
Hayırlı pazarlar, öncelikle diyeceğim hiç kimse birbirini tanımıyor ama ruh gönül birliği var. Bizleri bu hükümet neden dikkate almaz diyorum, neden acaba araştırılmalı ... Arkadaşlarıma tavsiyem TEMAD'dan başka vakfa üye olmasınlar cebimizdeki para ile işe girememiş başkalarını (!) besleyip de daha fazla kendimizi üzmeyelim, benim devletim şehidimin ailesine gazisine çok iyi bakar, ayrıca vakfa gerek yok, saygılarımla.
Alıntı
#3 Ersen Gürpınar 12-01-2013 19:58
Sn.Duran,yıllardır sicil,tayin,ceza korkusu ile assubaylar susturularak subayların imtiyazı ve ayrıcalığı sağlanmıştır. Her kuruma örnek olduğu belirtilen TSK ayrımcılık ve hukuksuzlukla ast rütbedeki personelini küstürmüştür,hâlâ bunun farkında değiller. Bizler, sorunlarımıza sahip çıkmak zorundayız. Atalarımız, "sen eşek olursan semer vuran çok olur" demişler. Disiplin yasa tasarısı ile ilgili tepki kampanyamıza katılım ne yazık ki hâlâ umutsuzluk hâlâ adam sendecilik gömleğini üzerimizden çıkaramadığımızı gösteriyor. Bu haksızlıktan öte vicdansızlıkların önlenmesi için birlik olma zorunluluğumuz var, bunu sağlarsak adaletsizlikler karşısında tusunami oluruz, aksi halde şikayet etme hakkımız olmayacaktır.
Alıntı
#2 RA_MU 12-01-2013 17:34
TSK KİMİNE GÖRE TÜRK SUBAY KUVVETLERİ, KİMİNE GÖRE TÜRK SİLAHLI KÖLELERİ....SON YAZILAN VE MİLLİ SUBAY BAKANLIĞI KOMİSYONUNDAN GEÇEN TASARI İLE SUBAY KUVVETİNİN TESCİLLENDİĞİ BİR KURUMDAN BAHSEDİYORUZ...ÇOĞUNLUĞUNUN MUTSUZ OLDUĞU İNTİHAR OLAYLARININ HAT SAFHADA OLDUĞU BİR KURUM...AMA İŞ SAVAŞ İHTİMALİNE GELİNCE ÇOK GÜÇLÜ OLDUĞU SÖYLENEN BİR KURUM...GÜÇ NEREDE? SADECE YÖNETİCİ OLARAK GÖZÜKEN GELECEĞİN CUMHURBAŞKANI OLARAK YETİŞTİRİLEN AZINLIK ZABİTAN TAKIMINDA...UNUTMAYIN EYY MİLLET...BU KURUM ER, ERBAŞ, UZMAN VE ASSUBAYLARI DA KAPSIYOR...
GÜN AYRIŞMA GÜNÜ OLMAK ÜZERE...AYRIŞMANIN ARKASI ŞAYET KALKIŞMA OLURSA KORKARIM BU KALKIŞMA TEKEL İŞÇİLERİNİNKİ GİBİ OLMAZ...KALKIŞMA YAPACAK KİŞİLER SİLAHLI VE ÖLMEK VE ÖLDÜRMEK SANATINI İCRA EDEN KİŞİLER...
SAYGILARIMLA...Rahip_34
Alıntı
#1 Elbirce 12-01-2013 16:20
Sn. Duran, gelinen durumu güzel özetlemişsiniz. Kutlar ve teşekkür ederim.
Ocak maaşlarımızı, bir önceki yılın son maaşıyla aynı olarak aldık. Henüz devlet tarafından açıklanan %3,14'lük zam da eklenmemiş olduğundan, "acaba onunla birlikte, TEMAD'ın girişimleriyle söz verilen tazminatlar da verilecek mi?" diye, halen sabırla beklemekteyiz. Bu sabrın sonu hüsran olursa, bunun karşılığı mutlaka eylem olmalıdır. Şubat maaşlarımızda da tazminat olmazsa, ilgili herkes tarafından uyutulduğumuzu ve bunun gereğini yerine getirmek için, toplu hareketten başka çözüm olmadığını düşünürüm.
TEMAD'ın içine girdiği sessizliği ve artık rahatsız edici boyutlara ulaşan ketumiyeti de kendi içimde sorgularım.
Web sitesi neden etkin bir biçimde kullanılmamaktadır, diye sorarım.
20 Ekim yürüyüşüne basının ilgi göstermemesini bir ölçüde anlarım, ama neden kendi web sitemiz bile, o organizasyonla ilgili, "bir emekli assubayın bisikletle dünya turunu" ve "Anadolu Gösteri Merkezi'ndeki konser etkinliğini" yazar da, kortej yürüyüşünü yazmaz, diye sorarım.
Alıntı