GODOT’YU BEKLEMEYELİM

02 Şub 2011
89 kez

godot-yu-beklerkenDeğerli Meslektaşlarım;

Ünlü bir tiyatro oyunu var. Yazarı Samuel Beckett. Oyunun adı: GODOT’yu Beklerken. Kısaca özeti şöyle: Çaresizliklerini ve yoksulluklarını kabullenmiş, eylemsizliklerine yenik düşmüş insanların, kendilerine iyilik yapacağına inandıkları, olmayan ve hiçbir zaman gelmeyecek, Godot adında ne olduğu bilinmeyen bir kimseyi ya da varlığı umutsuzca beklemelerini konu alan tiyatro oyunu. Sanıyorum bizim meslektaşlarımızın çoğunda bu bekleyiş halen devam ediyor. Ne bir yazı, ne bir kelam, ne de bir eylem. Bekliyoruz!

Bizim ayağımıza gelerek, kapımızı vurarak, bize davetiye göndererek hak verilmeyeceğini bildiğimiz halde, yıllarca hareketsiz beklemek, ya da bekletilmek zorunda bırakıldık. Sadece bir makale başlığında dahi bu durum çok güzel özetlenmişti. Ama anlayabilene. (Eylem Bitti ise Umut Verelim!! İronisi ile). Bu başlığı atan Sayın GÜRPINAR bu gün yine harekete geçti. Bu sefer başlığın kendisi eylem.(Mail atalım)

Artık boş sözlerle ve vaatlerle kaybedecek zaman yoktur. Emeğimizin, alın terimizin en zor koşullardaki fedakarlıklarımızın karşılığını alamıyoruz. Bütün sorunlarımız bilindiği halde haklarımızın verilmesi için bizim oylarımızla seçtiğimiz vekillerimiz seçim dönemlerinde bizleri ne kadar kolay avutup, oyalayarak oylarımızı ne güzel alıp gidiyorlar. Sonra başka bir seçim döneminde hiç değişmeden aynı ağızla, yine aynı cümlelerle karşımıza gelip, tekrar oy isteyecekleri kesin gibi görünüyor.

Hepimizin bir dünya görüşü, siyasi düşünce yapısı var. Bu düşüncelerimize uygun bir siyasi partinin sempatizanı, hatta üyesi olabiliriz. Ama her durumda da bir siyasi partiye oy veriyoruz. Bu çok normal bir durumdur. Ancak, kendilerini bize seçtirip, bizi dikkate dahi almayanlardan, kardeşimiz dahi olsa hesap sormasını bilmeliyiz.

Tahsil seviyelerimiz, derece ve kademelerimizde farklılıklar olabilir. Ancak hepimizin çözüm bekleyen ortak sorunlarımız ve beklentilerimiz var. Bu beklendiler haklı ve yasal beklentilerdir. Kağıt üzerinde gördüğümüz, yazıldıkları yerde güzel duran hukuk, eşitlik ve sosyal adalet kavramlarını, gerçek hayatımızda yakından tanımak fırsatını bulamadık.

Amacımızın ne olduğunu, neyi talep ettiğimizi artık yazmak bile eziyet haline geldi. Ama sadece hatırlatmak için bu sitede “BİZ KİMİZ NE İSTİYORUZ” başlığı altında toplanan hususları okumak, öğrenmek için yeterlidir. Bu başlık altında toplanan konular tekrar incelendiğinde görülecektir ki, tüm meslektaşlarımızı toptan kapsayacak öneriler mevcuttur.

Etkili bir STK olsaydı bu gün yaşamakta olduğumuz sorunların büyük bir çoğunluğunu artık yaşamıyor olurduk. Kimsenin bize durup dururken hak vermeyeceğini öğrenmeliyiz. Bizim STK seçimlerimiz yapılıp, yeni temsilciler ortaya çıkıncaya kadar yapabileceğimiz bireysel işler vardır.

Yüz bin emekliyiz. Eyleme katılmıyoruz. İki satır yazı, bir cümle söz söylemiyoruz. Sadece bekliyor ve gözlüyoruz. Kimisine göre yirmi bin, bazılarına göre elli bin üyeden bahsediliyor. Bu üyelerin büyük bir çoğunluğunun bilgisayarı olduğuna ve interneti kullanabildiğine inanıyorum.

Deneyerek ispatlanmış davranışlarımızı terk edelim. Yüz bin emekli assubay gerçektir ve büyük bir güçtür. Bu gücün hiç olmazsa büyük bir kısmını seçim öncesi harekete geçirelim. Yarından itibaren hepimiz en az bir meslektaşımızı haklarına sahip çıkması konusunda ikna edelim. Bu arkadaşlarımızı kendisi ve çocukları için bu sitede gönderilmeye hazır hale getirilmiş Maili, parti ayrımı gözetmeden meclisteki 3 büyük partiye mensup politikacılara gönderilmesini sağlayalım. Politikacılarımızın tekliflerinin eksikliklerini düzeltip, hepimizi kapsayan teklifler haline dönüşmesini ve gerçekleşmesini sağlayalım.

Bu güne kadar bize hiçbir hak verilmedi. Biz yalnızca başkalarının elde ettiği haklara bakmakla ve seyretmekle yetindik. Bizlerle ilgili bir çalışma olup olmadığını, varsa kimin ne zaman kime, nasıl bir teklif yaptığını dahi öğrenemedik. Bizden sadece durup beklememiz ve hiçbir şey söylememiz istendi. Biz de onu yaptık. Yalnız bir kere, o da sadece % 5 lik bir grupla bir araya geldik. Her demokratik hak arama toplantılarında söylenmesi doğal olan ve toplum psikolojisi ile söylenmiş birkaç kelime birilerine şikayet, bazıları için ise tehdit unsuru olarak her toplantıda söylenir hale gelmiştir. Bir milyonluk bir kitlenin görülmemiş mağduriyeti karşısındaki sabır ve vakarından hiç söz edilmezken, demokratik hukuk devletinde “dinlemeye çağırmak” dahi tehdit olarak algılanıyor ve temsilcilerimiz aracılığı ile üyelerine ne yazık ki tebliğ edilir duruma gelmiştir. Meydandaki tepki yirmi kişilik bir tepki midir? Gerçekten öyle midir? Bu yirmi rakamı, şikayet göstergesi midir? Yoksa bu tepkiye o topluluğu hazır hale getirilmenin bir eseri midir?

  • Artık söz sırası bizde. Hem STK seçimlerinde, hem de genel seçimler de. Kimse kendisini kral zannetmesin. Biz ülkemizi de, cumhuriyeti de, bizler yararlanamasak ta cumhuriyetin niteliklerini de seviyoruz ve korumaya da kararlıyız. Hiç kimse bu ülkenin en yurtsever, en vakur ve en sabırlı, en fedakar insanlarını hak istiyor diye tehdit imasında bulunmaya kalkmasın.

Bu sefer oylarımızın bir anlam ve önemi olsun. Yoksa birileri oylarımızı elimizden aldığı gibi ÜSKÜDAR’ı çoktan geçmiş olacak, biz de tehdit ve şantajla bir başka seçimi GODOT’yu bekler gibi beklemeye devam edeceğiz. Saygılarımla.

Ögeyi Oylayın
(21 oy)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar  

#4 Mustafa Savaş EVRAN 03-02-2011 18:45
Sayın Erdal GÜNŞER'in önerdiği kampanya metninin altına imzamı atıyorum.Sayın Rafet DURAN'ı da bu yazısı nedeniyle kutluyorum.
----------------------------------------------------------
YÖNETİCİ NOTU. Sn.Evran Bu konuyu düşünüyorduk Sn.Günşerle de yöneticilerimiz paylaştılar Temad İzmir bölge toplantısında TEMAD'ın bu konuda girişimleri olduğunu bizlerle paylaşacaklarını bildirdikleri için makul bir süre bekliyeceğiz bu sürede beklentilerimiz oluşmaz ise site yönetimi ve üyelerimizle gereği yapılacaktır.Bilgilerinize
Alıntı
#3 Erdal GÜNŞER 03-02-2011 15:25
Sayın Rafet DURAN yazınız için tebrik ederim. Yazınızda belirttiğiniz konuyu daha da somut düşünmek gerekirse; Yerel seçimlerde Balıkesir, Çanakkale, Eskişehir, Antalya gibi vilayetlerimizde emekli assubayların muhalif oylarının siyasi tercihleri etkilediğini anlarız. Ancak maalesef muhalefet bile bundan bir ders almadı. Bizim arkasına düşeceğimiz partiler kerhen bile olsa bizim haklarımızı dillendirmiyorlar. O halde kendi kampanyamızı yapmamızın zamanı geldi.
Ben bu seçimlerde iktidar partisinin ortalama yüzde 35 ile kritik olarak kazanacağını düşünüyorum. Ancak bizlerin oyları gerçekten ülkenin yeni yüzünü belli edecektir.
Öncelikle beni belirli bir partinin yanlısı görmeden dinlemelisiniz. Ben diyorum ki, kendi aramızda bir kampanya başlatalım. Bu kampanya ile iktidar partisine seslenelim. Facebook'tan ya da bir internet sitesinden bu kampanyamızı duyuralım. Bu kampanyaya katılanlarda altına isimlerini yazsınlar. Sayımız çoğaldıkça gözler korkacaktır. Çünkü siyasi iradeler maalesef adalet duygularıyla değil oy korkusuyla hareket etmektedirler. Benim sözlerim assubayların anayasal haklarının çiğnendiğine inanan ve seçimlerde bunu ön şart olarak görenler için geçerlidir.

Ben diyorum ki; Sayın Hükümet yetkilileri, ben emekli assubayım. İktidarınız süresince devamlı olarak beni ötelediniz. Haklarımızı vermediğiniz gibi emsalimiz olan subaylar ile aramızda ikilik yaratarak hiyerarşiyi bizim aleyhimize bozdunuz. Önümüzdeki 4 aylık dönem içinde mesleğimizin onuru ve şerefi için olumlu bir adım atmadığınız taktirde sizin siyasi partinize oy vermeyeceğim gibi kaybetmeniz için de bir militan edasıyla çalışarak eş dost ve tanıdıklarımı size oy vermemeleri konusunda uyaracağım. Bu konuda başarılı olmak için elimden geleni yapacağım. Bu benim son şansım. Saygılarımla...
Alıntı
#2 Hüseyin ÇETİN 03-02-2011 02:15
STK olan TEMAD Sayın Mustafa EROL sayesinde Genkur.Bşk.lığı boyunduruğunda olduğu sürece bizler daha çok GODOT’ları bekleriz. GODOT’yu beklerken birde bakmışızki kıyametin alametlerinden biri olan DECCAL gelmiş. İzmir delegeleri bir araya gelseler liderlik vasıfları olmayan ve umutlarımızı çalan Sayın Mustafa EROL'u koltuğundan indirir, ama bunu bile beceremeyecek gibi görünüyoruz. Bizim ufkumuzda BAHAR sanki hiç görünmüyor. Bu sitede gönül veren meslektaşlarımız da olmasa hak ve hukuk savunuculuğundan uzak TEMAD Gen.Bşk.lığı sayesinde daha çok madara olacağız.
Alıntı
#1 Ersen Gürpınar 03-02-2011 00:19
Sn.Duran elinize kaleminize yüreğinize sağlık. Bazılarını gaflet uykusundan uyandırmak için daha ne yapmamız gerekiyor?
Alıntı