ASSUBAYIN SORUNU DA ÇÖZÜMÜ DE ASSUBAYDIR Öne Çıkarılmış

03 Kas 2018
1055 kez

Yetmiş yaşına merdiven dayamış biriyim.

Önümde daha kaç yıl var, ya da var mı Allah bilir.

Personel sınıfı ile çok prestijli görevlerde bulundum, mesleğe girdiğim günden beri doğrularımla, yanlışlarımla, eksiklerimle, hatalarımla assubaylık mesleğinin hak ettiği değeri ve yeri bulması için kendimce görevde iken de emekli olduktan sonra da mücadele içinde oldum, olmaya da devam edeceğim.

Meslekte iken de, emekli olduktan sonra da gördüğüm bir acı gerçek; sorunlarımızın çözülmesinin önündeki en büyük engelin yine “biz” olduğumuz! Meslekte iken mesleki açısından yetersiz, kendi hak ve hukukunu bilmeyen, bu nedenle subaya yaranmak için meslektaşlarını ispiyonlayan,  bir küçük menfaat uğruna meslektaşlarını satan bazı meslektaşlarımızı hepimiz gördük, yaşadık. Meslek bilgisi olmayan subay, her zaman bizi bize karşı kullandı.

Emeklilikten sonra, özellikle iletişim araçlarının gelişmesi, birbirimize ulaşabilmeyi kolaylaştırırken, bir başka sorunu da beraberinde getirdi.

Hiçbir sorunumuzun sebebi assubaylık  değilken, anlamsız, mantıksız, gereksiz şekilde birbirimizle medya üzerinden tartışmaya başladık. Ne yazık ki tartışmalar çözüm odaklı olmadı, haklarımızı ihlal edenleri değil, birbirimizi tartıştık, tartışmaların ne yazık ki seviyesi düştü, hakarete, ağır hakaretlere vardı.

Hiçbir mantıklı sebebi yokken, mantıkla izah edilemezken emekli assubay, emekli assubayla mahkemelere düştü.

Asıl muhataplarımız ellerini ovuşturarak seyretti bizi, seyrediyor. Meslekteyken onların bize yaptırdığını –alışkanlıktan olsa gerek emekliler olarak biz kendi kendimize yapıyoruz.

Kendi kendime yaptığım onca telkine, dostlarımın tüm uyarılarına rağmen maalesef ben de eleştiri ve hakaretlerden tahrik olarak bu lüzumsuz, çirkin, kendime ve hiçbir meslektaşıma yakıştırmadığım bu seviyesiz tartışmaların içinde buldum.

Açıkça ve samimiyetle belirtmek isterim ki, ben de hatalar yaptım. Birçoğu sahte hesaplarla yapılan hakaretleri,gıyabımda yapılan dedikoduları  "yazılanlar kişiliğin aynasıdır" diyerek önemsemedim;Ancak Ersen Gürpınar mücadelenin duayenidir, onun yazıları ile umutlanıyoruz diyenler arasında bulunan  üç kişiyi affetmem mümkün olamaz. 

Evladım yaşındaki bir meslektaşım benim için “Fetocu-Şeytan duayen-Yersen-Führer-Oğlan çocuğu-Ahlaksız-Sahtekar-Haşerat-Geberemedi gitti-Haysiyet celladı-Zavallı-Sosyal mastürbasyoncu-İş birlikçi-Kuş beyinli-Çirkinler-ruh hastası-Ergenlik kurbanı-Özürlü -Adam müsveddesi-Satılmış-Onursuz-Laf cambazı" diyebildi. Bu sözler beni bırakın, söyleyenin seviyesine yakıştı mı?

Astsubaya yakıştı mı? 

Meslektaşlarım  ile adliye koridorlarında düşmanca tavırlar içinde olmamak için kimseyi şikayet etmedim. Haklarımız için yaptığımız mail kampanyasına genelkurmay adına yanıt veren zamanın genelkurmay assubayının mesajını yayınlayıp teşekkür etmiştik, bu kişinin sonradan ordudan ihracı ile genelkurmay başkanının en yakınındaki generalleri bile tanımadığı gerçeğini göz ardı ederek bizleri örgütle  ilişkilendirmeye çalışan bu kişiye ve diğer olumsuzluklara tepki yazdığım yazımdan dolayı yaptığı hakaretlerini unutup sözde zaman aşımına uğradığını düşünerek  beni hararet suçlaması ile savcılığa şikayet etti.Savunmamda nadim olabilir diye kendisinden şikayetçi olmadım;  
Hakkımda dava açılınca bu bardağı taşıran son damla oldu;  Arkadaşlarımın uyarısı ile engellenmem nedeniyle yeni ulaştığım hakaret ve iftiralar için savcılıklara ben de suç duyurusunda bulundum.
Benim yerime siz olsaydınız ne yapardınız?  

Söz konusu meslektaşlarımla ve hiçbir meslektaşımla aramda çıkar çatışması yok, kişisel bir problem yok, sorunlarımız konusunda ben şöyle düşünmüşüm, o böyle düşünmüş, hepsi bu, nasıl olur da bu seviyelere kadar gelir, nasıl olur da bizler bu kadar seviyesizleşiriz, gerçekten izahı yok.

Sami Başkaya evimde misafir ettiğim bir meslektaşım; maddi ve manevi destek verdiğimiz  TEMAD yönetiminin kişisel hesaplarını, yarattığı umutsuzluğu somut bilgi ve belgelerle eleştirdiğim için beni yıldırmak, gündem değiştirmek adına  PKK destekçisi,muhbir, general yalakası gibi iftiralarda bulunması diğer meslektaşlarımıza da aynı şekilde davranması  hangi değer yargısı ile kabul edilebilir? 

Bir başka meslektaşım, Selçuk İÇER, eşini kaybetmiş, eşi hanımefendiye Allah'tan rahmet diliyorum, İÇER ailesine baş sağlığı ve sabır temenni ediyorum. Mahkemelerde mi karşı karşıya gelmeliydik?

Zaman zaman TEMAD Yönetimlerini eleştirirken ölçüyü kaçırdığımız olmuştur; ancak hiçbir zaman hakaret ve iftiralarda bulunmadım.

Binbir umutla seçtiğimiz yönetimlerden hep hayal kırıklıkları yaşadık. Genel Başkanlık koltuğuna oturanlar,Mücadele amacını değil lokal işletmeciliğini seçenler  birdenbire bambaşka şekillere büründüler, hayal kırıklıkları yaşattılar, seksen yaşında, bastonla gelip aidatını ödeyen abilerimizi unutup, lüks otellerde boy gösterdiler. Yarattıkları umutsuzluk rüzgarı mücadelemize zarar verdi assubay sevdalısı birçok arkadaşımız mücadele platformlarını terk ettiler. 

Yönetimdekiler muhalif hiçbir sesi bırakın “bu ne diyor, söylediklerinde gerçek payı var mı” diye düşünmeyi, hemen kısa yoldan, sivil toplum mantığına uymayan “ihraç” yöntemini seçtiler.

Kızdım, kırıldım, öfke kontrolü yapamadığım dönemler oldu, ama tek derdim bu toplumun bir adım ileriye gitmesiydi.

Sonuç olarak; tüm bu olanlardan dolayı üzgünüm ve kendi adıma, hatalarımın bana yakışmadığını düşünüyorum.

Herkesi de kendi vicdanı ile baş başa bırakıyorum. 

Herkes kendi asaletinin, kendi kişiliğinin gereğini yapar.

Bu günden sonra, hiçbir polemiğin içinde olmayacak, hiçbir seviyesiz sataşmayı muhatap almayacağım. 

Hiçbir olumsuzluk bizi yıldıramayacak, kendimize ve mesleğimize saygının gereği mücadeleye devam edeceğiz. 

Assubay kamuoyuna saygıyla duyururum.

 

Son Düzenlenme Çarşamba, 07 Kasım 2018 16:50
Ögeyi Oylayın
(5 oy)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile