Asubay Tefrikası -3-

14 Mar 2017
626 kez

Asubay Tefrikası -3- Gölge Oyunu: Ordumuzda Asubaylar

 

Gölge Oyunu

Biz, gerçekden bir kukla sahnesindeyiz:

Kuklacı, Coni usda; kuklalar da biz,

Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer ikişer;

Bitti mi oyun, sandıkdayız hepimiz!

*  *  *  *  *

Bir perde indirdiler gözümüze, âhiren

Bukağı da vurdular aklımıza, zâhiren

Bir gölge oyunu oynatıyorlar zihnimizde!

Bâzen seyirci, bâzen de oyuncuyuz, içinde!

Bir adam çıkdı ortaya ve şöyle dedi; “Dünyâ beş’den böyükdür!”

Kaddafi’den aşırma bu söz ile bu adam, güyâ dünyâya efeleniyor!

Sonra da dönüyor bu tarafa;

Böyük Türkiye afyonu ile milleti narkozluyor. Ve diyor ki “Ben, tek başıma dünyâdan böyüğüm!”

Bu adama değil! Çünkü O’nda hiç yok! Fakat bu adamın peşine düşenlere Allah akıl, iz’ân versin!

Ben de üç şey vereyim sana!

Bir daha düşün bakalım; kim, kimden böyük imiş!

IMF, UN, NATO...

Sen, Coni’nin tezgâhladığı uluslararası bu örgütlerin üçüne de üye misin?

Üyesin! Öyleyse, şunu peşinen kabul ediyorsun demekdir; aslında sen, kocaman bir hiçsin!

Niye mi?

  • Mâliye’ni, Coni’nin patron olduğu IMF’ye bağlamışsın;
  • Dollar ile alıp dollar ile satıyorsun,

  • Millî gelirini söylerken, dollar diyorsun,

  • Evinin, işyerinin kirâsını, dollar ile ödüyorsun,

  • Evindeki ayakkabı kutuların, para kasaların, bankadaki hesâpların tıka basa dollar dolu,

  • Verdiğin bahşiş, aldığın haraç, ödediğin fâiz, yediğin rüşvet, dollar cinsinden,

  • Geceleyin garının goynunda bile dollar diye sayıklıyorsun!..
  • Vatandaşını, Coni’nin efendi olduğu UN’ye bağlamışsın;

       •Bebene bezini, sütün tozunu; kadınına tamponu, kaputu; erkeğine colayı, gondom’u O veriyor!

  • Askerini de Coni’nin gomutan olduğu NATO’ya bağlamışsın;

       •Topunu, tüfeğini, mermini, mataranı, kasaturanı, hattâ kaput bezini bile O veriyor!

Yalan mı?

*  *  *  *  *

Toprağına yüz sürdüğü anda Coni’nin önünde süt dökmüş “köle” olan bizim ekâbir gürûhu

Ekmeğini yediği, suyunu içdiği kendi toprağına ayak basınca hemen kendi insanına “efendi” oluyor!

Ülkemizi yöneten zevât, karısını boşayabilir de! Lâkin, dünyâ efendisi bu örgütlerden aslâ çıkamaz!

Omuzundaki yıldızları, forsundaki yıldızları, yakandaki yıldızları... Geç gardeşim bunları, geç!

Ne imiş, öyleyse, gözlerimize çekilen yalan perdesinin ardındaki hakikât?

Dünyâ beş’den değil; Fakat Coni bugün, tek başına bütün dünyâdan böyük!

Sen de aslında; Coni’nin elindeki iplerin ucuna bağlanmış bir kuklasın, kukla!

Sen de aslında; Coni’nin elindeki kafesin içine tünemiş biçâre, besleme bir guşsun, guş!

Hem de kendi evinde, kendi koltuğunda, ve kendi yurdunda...

Gel, köftehorluk etme! Biz yemeyiz bunları... Buralarda efelenme!..

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhâne Parkında! Hem sen bunun farkındasın, hem de Coni farkında!..

*  *  *  *  *

Varlığın sırları saklı, benden;

Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben!

Bizimki perde arkasında dedi-kodu;

 Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben!

*  *  *  *  *

Kelime ekmeye, fikir tohumlamaya devâm ediyoruz!

Şu anda kıraat ediğiniz bölüm, makâlemizin üçüncü tefrikası... 

Başdan sona kadar tetebbu eyleyeceğimiz konu başlıklarını fâş eyledik!

“Bölüğün anası” kim imiş, kimlere “tampon” diyorlar imiş öğrendik!

  • Tonyukuk zamânında “başkomutan” anlamına gelen “çavuş” unvânını, aradan geçen 1.300 sene içinde çapsız subaylarımızın nasıl da “ayaklara” düşürdüğünün ibret dolu belgelerini gördük!

Asubay Tefrikası -3- Gölge Oyunu: Ordumuzda Asubaylar isimli bu üçüncü bölümde ise inşallah

  • Asubaylık denilen askerin iç ve dış hukûmuzdaki meşrûiyetinin,

Daha doğrusu “gayri meşrûiyetinin” izlerini süreceğiz.

  • Asubayız deyip üsdüne toz kondurmadığımız mesleğimiz asubaylığın

İç ve dış askerî hukûmuzdaki kepâze durumu konusunda “son sözü” söyleyeceğiz.

Öylesine bir müsâdeme-i efkâr vuruşmasıdır ki bu gördüğün

Köle kalmayı savunan sansürcü ve idâre-i maslahatcılar ile

Köleliği berhevâ etmek isdeyen inkilâbcılar arasında...

Diller çözülüp sözler söylenip etekdeki daşlar dökülünce

Güneş gibi doğacak inşallah, barikâ-i hakikât!

*  *  *  *  *

Yaşamanın sırlarını bileydin

Ölümün sırlarını da çözerdin;

Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok;

Yârın, akılsız, neyi bileceksin?

*  *  *  *  *

Bu yazı tefrikamızda biz,

Kimi meslekdaşlarımızın bizden evvel yapdığı gibi kokuşmuş subay ezberi ile laflar geveleyip

Asubaylığın askerî târihimiz içindeki “gelişim evrelerini(!)” tetkik etmeyeceğiz!

  • Tezgâhladığı elvân türlü kânûnsuzluklar ile bölücü subaylarımızın ordumuzda meydâna getirdiği parçalanmayı, sınıflaşmayı ve cepheleşmeyi tetkik edeceğiz.
  • Coni ordusunda asubay var diyen subay ve asubaylarımızın bu ezberini kesin olarak bozacağız,
  • Üsdün ırk(!) olan hıristiyan batının vahşi ve ilkel dediği doğu uluslarını sömürmek için son 200 seneden beri tatbik etdiği “şarkiyât” siyâsetinin koçbaşı maskesiyle “böl ve yönet” faaliyetinin gönüllü erleri olarak belden gıvırmalı, göbekden beslemeli bizim garpmeşrep subaylarımızın yapdıklarını okuyacağız.
  • 1935 senesinde ordumuzda sâdece “2 sınıf” asker var idi. Bugüne kadar geçen 82 senede şerefsiz subaylarımızın ordumuza kelimenin tam anlamı ile nasıl “dokuz doğurtduğunu”,

Ve dahi

  • Bu sınıflaşmanın asubay denilen askerleri içine düşürdüğü “çâresizliği”

Ve daha da mühimi

  • Ordumuzu içine düşürdüğü “emir-gomuta zenciri bataklığını” gözler önüne sereceğiz, evvel Allah.

*  *  *  *  *

Devlet; Anakânûn ile teşkil edilir, Anakânûnu olduğu süre de yaşar!

Asker; midesi üsdünde yürür, gitdiği yere kendi kânûnunu da götürür!

Zottirik Kenân’ın 12 Eylül subay darbesi ile peydahladığı 1982 Anayasasının ikinci cümlesi şöyle der;

“Türkiye Cumhuriyeti bir hukûk devletidir.”

İkinci Halifemiz Hz. Ömer’in “El âdl-ü esâs ül mülk” vecizinin üzerine inşâ edilmiş bir devletden bahsediyor bu cümle, zâhiren. Ȃdâlet üzerine inşâ edilen bir devletde kânûnların da âdâlet (anayasa) üzerine inşâ edilmesi icâb ediyor. Ben de öyle olduğunu zannediyor idim. Bir gün dedim ki kendime... Askeriyemizin bugüne kadar meriyyete koyduğu temel idârî ve cezâ kânûnları da acap Anayasamıza göre mi inşâ edildi? İnşâ edilmediğini bugüne kadar defâlarca ve bizzat tecrübe etmiş idim aslında. Fakat gene de yanılmak umudu ile bir dilekce yolladım, Millî Savunma Bakanlığımıza. Dedim ki Bakanımıza; askeriyemizin temel idârî ve cezâ kânûnları, meşrûiyetini Anayasamızın hangi maddesinden alıyor?

 

KONU: Askerî Kânûnların Anayasa Dayanağı Hakkında.

İLGİ: (a) 2709 sayı ve 18/10/1982 târihli T.C. Anayasası

(b) 211 sayı ve 4/1/1961 târihli TSK İç Hizmet Kânûnu.

(c) 926 sayı ve 27/7/1967 târihli TSK Personel Kânûnu.

(ç) 1632 sayı ve 22/5/1930 târihli Askerî Cezâ Kânûnu.

(d) 6413 sayı ve 31/01/2013 târihli TSK Disiplin Kânûnu.

(e) 4982 sayı ve 09 Ekim 2003 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânûnu.

(f) 2004/7189 sayı ve 19 Nisan 2004 târihli Bilgi Edinme Hakkı Kânûnunun Uygulanmasına İlişkin Esâs ve Usûller Hakkında Yönetmelik.

1. İlgi (a)’da mezkûr T.C. Anayasası’nın; “IV. İdare, A. İdârenin esâsları, 1. İdârenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği” altbaşlığındaki 123’üncü maddesi birinci fıkrası; “İdarenin, kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğunu ve kânûn ile düzenleneceği” hükmünü âmirdir.


2. İlgi (a)’da mezkûr T.C. Anayasası’nın; “XI. Anayasanın bağlayıcılığı ve Üstünlüğü” altbaşlığında yer alan onbirinci maddesi;
a. Birinci fıkrası “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idâre makâmlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları” olduğu,
b. İkinci fıkrası da “Kânûnların Anayasaya aykırı olamayacağı” hükümlerini âmirdir.

3. İlgi (b-d)’de mezkûr askerî kânûnların, Anayasanın yukarıda mezkûr hükümleri muvâcehesinde hazırlandığında şüphe yokdur. Ancak ne var ki söze konu bu askerî kânûnların metinlerinde, meşrûiyetini Anayasanın hangi maddelerinden aldığına dair de hiçbir hüküm ya da atıf yokdur.


4. İlgi (b-d)’de mezkûr askerî kânûnların meşrâiyetini Anayasanın hangi maddelerinden aldığını İlgi (e ve f) mevzuât muvâcehesinde tarafıma bildirmesini Millî Savunma Bakanlığımızdan saygılarımla arz eylerim. 05.02.2017.

 1700171525

 

Yukarıda gördüğünüz gibi bu dilekceme cevâp verme süresi çokdan doldu. MSB’den ne ses var, ne de selen!..

Demek ki hukûk devleti olduğumuzu Anayasamıza yazmak ile iş bitmiyor! Riayet etmez isen şâyet Anayasa’nın bu emrinin hiçbir hükmü olmuyor. Bu emirlere riayet edecek haysiyetli ve şerefli devlet adamlarımızın da olması gerekiyor.

1071 senesinde bugün yaşadığımız toprakları yurt edindik. Evvelâ 1037 Selçuklu Devleti, akabinde 1299 Büyük Osmanlı Devleti ve nihâyetinde de 1923 Türkiye Cumhuriyeti Devletini teşkil etdik. 2.200 küsûr senelik askerlik, 600 küsûr senelik devlet, 150 senelik de Anayasa geleneğimiz var diye böbürleniriz! Fakat, bugün meriyyetde olan temel askerî idârî ve cezâ kânûnlarımızın Anayasaya göre meşrûiyeti yok! Yukarıdaki dilekcemde bahsetdiğim askerî kânûnların, Anayasamız nezdinde hiçbir kıymeti yok! Vardığım netice itibâriyle ben, bunu gördüm! Subay darbelerinin meş’um karanlığında tertiplenen bu kânûnlar ile ordumuzu teşkil ve terkip etmişler!

Fakat askeriyemizde kim ast olmuş? Üst kimdir? Kim, kaç para almış? Subay ne, Er kim? Bilen yok!

Çünkü Anayasamızda yok!

Bakınız,

Askerî Cezâ Kânûnumuzda idam cezâsı bugün bile hâlâ var. Bugüne kadar idam etdiğimiz askerleri, Anayasa’nın hangi maddesine göre idam etmişiz, belli değil. Çünkü Askerî Cezâ Kânûnunun Anayasa dayanağı yok! Uydurup uydurup yazmışlar! Sonra da meclisde ayartdıkları yardakcı, şerefsiz siyâsetcilere de bu yapdıklarını kânûn diye kabul etdirmişler.

Her 10 senede subay darbesi ile uyanan bizim memleketimizin 1982 senesinde kabul etdiği bir Anayasamız var.  Bu sözde “asker” Anayasamızda sâdece biricik “subay” kelimesi var. O da AYİM’in askerî hâkim subayı hakkında.

Ey vatandaşlar! Anayasamızda, askerliğe dâir bir tek hüküm yok!

Kimimiz “astsubay”,

Kimimiz “assubay”,

Eski Tüfek gibi nev zuhûr kimileri de ATATÜRK’e izâfeten haklı olarak “asubay” diye gıçımızı yırtıyoruz!

Fakat bu unvânların hiçbirisi Anayasamızda yok!

Açıp bakın, isderseniz!..

 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI (1)(2)(3)

Kanun Numarası                        : 2709

Kabul Tarihi                               : 18/10/1982

Yayımlandığı Resmî Gazete       : Tarih : 9/11/1982      Sayı  : 17863 (Mükerrer)

Yayımlandığı Düstur                 : Tertip : 5                   Cilt   : 22           Sayfa : 3

Bu Kanunun yürürlükte olmayan hükümleri için bakınız

“Yürürlükteki Bazı Kanunların Mülga Hükümleri

Külliyatı”, Cilt 2 Sayfa : 1345

  • Subay kelimesi yok,
  • Astsubay, Assubay, Asubay kelimeleri yok,
  • Er ve Erbaşları da seçimlerde "rey pusulası" niyetine yazmışlar!

*  *  *  *  *

Akılla bir konuşmam oldu dün gece;

Sana soracaklarım var, dedim!

Sen ki her bilginin temelisin,

Bana da yol gösdermelisin!

*  *  *  *  *

Coni Kim, Biz Kim?

Askerlik konusunda bizim Anayasamızda vaziyet, yukarıda söylediğim gibi; tam bir rezâlet!..

Fakat daha şunun şurasında 200 sene evvel teşkil edilen Coni’de durum nasıl dersiniz?

Coni kendi askerini;

  • Ne zamân,
  • Neye göre,
  • Nasıl târif etmiş?

Dünyâya sonsuz zenginlik vaad eden ve insan hakları pazarlayan Coni’de vaziyet nedir acap?

Bakınız, bizim gözümüze yalan perdesi çekdiren Coni, kendi memleketinde neler yapmış!

Coni kıt’asında 13 eyâlet önce birbirlerini öldürdü. Sonra da sağ kalanlar 15 Kasım 1777 târihinde bir araya geldi ve bir sözleşme imzâladı.

İsmine Konfederasyon Maddeleri dedikleri bu sözleşme, aslında Coni’nin ilk Anayasası.

Bu sözleşmeye göre Coni, kendi ordusunu “iki sınıf asker” üzerine teşkil edi;

1-Subay

2-Er

Emek verip Türkcesini yazdım!

Okuyanlar anlasın; bilmeyenler de öğrensin diye!..

 Devletler Birliği Beyânnâmesi, 15 Kasım 1777

 

Madde-IX

(...)

Kurultay hâlinde toplanmış Birleşik Devletlerin; kurultayın toplantıları arasındaki müddet zarfında toplanacak ve her devletin bir temsilcisinden teşekkül edecek "Devletler temsil heyeti" unvânı ile bir heyet  vücude getirmeğe ve kendi idâreleri altında Birleşik Devletlerin umumî işlerini tedvir için lüzumlu görülen diğer heyetleri ve mülki memuriyetleri ihdâs etmeğe; üyelerden birini başkanlık makâmına getirmeğe (hiç kimse üç senelik bir müddet zarfında bir yıldan fazla başkan vazifesini göremez); Birleşik Devletlerin âmme hizmetleri için tahsil edilmesi lâzım gelen para miktârını tesbit etmeğe ve bunların âmme hizmetlerine sarf edilmek üzere ne şekilde ödenek kayıt olunacağını tâyine; her devlete altı ayda bir borç alınan para veya çıkarılan tahvil miktârını gösteren bir cetvel göndermek sûretiyle borç para almağa ve Birleşik Devletlere ait tahviller çıkarmağa; gemiler inşâ etmeğe veya bunları silâhlandırmağa; kara ordularının mevcudunu tesbit etmeğe; her devletten o devletin beyaz ırka mensup nüfusiyle mütenasip asker toplamasını talep etmeğe (bu taleplere riâyet mecbûridir) iktidârları vardır. Böyle bir talep vukuunda, her devletin yasama organı alay subaylarını tâyin eder, asker toplar. Onları Birleşik Devletlerin hesabına, bir askere lâzım gelen şekilde giydirir, teslih ve teçhiz eder; bu sûretle silâhlandırılan, giydirilen ve teçhiz edilen subaylar ve erler (officers and men) heyet hâlinde toplanmış Birleşik Devletler tarafından tesbit olunacak mahalle tâyin edilen müddet zarfında gideceklerdir. Ancak, eğer heyet hâlinde toplanmış Birleşik Devletler, bazı ahvâl ve şerâitten dolayı, bir takım devletlerin hiç asker göndermemesini veya kendi hissesine düşenden daha az göndermesini ve diğer bir devletin de kendi hissesinden fazla göndermesini uygun görürlerse, bu fazla miktar da, başlarında subayları olmak üzere, bu devletin asıl hissesine düşen asker miktarı gibi giydirilmiş, teçhiz ve teslih edilmiş olarak yollanacaktır. Yalnız eğer o devletin yasama meclisi bu fazla miktarın gönderilmesini kendi emniyetine uygun bulmazsa, bu takdirde emniyetini tehlikeye düşürmeden gönderebileceği miktarı toplayacak, başlarına subay tahsis edecek silâhlandıracak, giydirecek ve teçhiz edecektir. Bu sûretle teslih edilmiş, giydirilmiş ve teçhiz edilmiş subaylar ve erler (officers and men) heyet hâlinde toplanmış Birleşik Devletler tarafından tesbit olunacak mahalle tâyin edilen müddet zarfında gideceklerdir.

 

Bu da İngilizcesi 

 Articles of Confederation, 15 November 1777, (Devletler Birliği Beyânnâmesi, 15 Kasım 1777)

Article-IX

(...)

 
The united states in congress assembled shall have authority to appoint a committee, to sit in the recess of congress, to be denominated "A Committee of the States," and to consist of one delegate from each state; and to appoint such other committees and civil officers as may be necessary for managing the general affairs of the united states under their direction--to appoint one of their number to preside, provided that no person be allowed to serve in the office of president more than one year in any term of three years; to ascertain the necessary sums of money to be raised for the service of the united states, and to appropriate and apply the same for defraying the public expences to borrow money, or emit bills on the credit of the united states, transmitting every half year to the respective states an account of the sums of money so borrowed or emitted,--to build and equip a navy--to agree upon the number of land forces, and to make requisitions from each state for its quota, in proportion to the number of white inhabitants in such state; which requisition shall be binding, and thereupon the legislature of each state shall appoint the regimental officers, raise the men and cloth, arm and equip them in a soldier like manner, at the expence of the united states; and the officers and men / subaylar ve erler so cloathed, armed and quipped shall march to the place appointed, and within the time agreed on by the united states in congress assembled: But if the united states in congress assembled shall, on consideration of circumstances judge proper that any state should not raise men, or should raise a smaller number than its quota, and that any other state should raise a greater number of men than the quota thereof, such extra number shall be raised, officered, cloathed, armed and equipped in the same manner as the quota of such state, unless the legislature of such state shall judge that such extra number cannot be safely spared out of the same, in which case they shall raise officer, cloath, arm and equip as many of such extra number as they judge can be safely spared. And the officers and men / subaylar ve erler so cloathed, armed and equipped, shall march to the place appointed, and within the time agreed on by the united states in congress assembled.

 

İnsan için her şeyin başı, sağlık, 

Devlet için de her şeyin başı, Anayasa...

1777 senesinde “iki sınıflı ordusunu” teşkil etdikden 10 sene sonra Coni, ilk Anayasasını hazırladı.

Kendi meclisinin (senato) “ordu teşkil etmek” hakkı olduğunu da bu Anayasa ile teslim ve tescil etdi.

Emek verip bu Anayasa’nın da Türkcesini yazdım!

Herkes okusun, anlasın,

Bilmeyenler de öğrensin diye!..

 BİRLEŞİK DEVLETLER ANAYASASI (17 Eylül 1787)

Biz, Birleşik Devletler halkı; daha mükemmel bir birlik teşkil etmek, adâleti tesis etmek, dâhilî emniyeti sağlamak, müşterek müdafaayı temin etmek, umumî refâhı artırma; kendimizin ve ahfâdımızın hürriyetin nimetlerinden istifâde edebilmesi için işbu Amerika Birleşik Devletleri Anayasasını ısdâr ve tesis eyliyoruz.

Madde-I

Bölüm 8

(…)

  • Savaş ilan etmek, silâhlı gemi kullanma ve karşılıkta bulunma konularında yetki mektupları vermek ve karada ve sularda ele geçirilenler ile ilgili kuralları koymak.
  • Ordular teşkil etmek ve bunları iâşe, ibâte etmek ve donatmak.
  • Bir deniz gücü teşkil ve idâme etdirmek.
  • Kara ve deniz kuvvetlernin idâre ve nizâmı için yönetmelikler neşretmek.

 

Bu da İngilizcesi...

THE CONSTITUTION OF THE UNITED STATES (17 SEPTEMBER 1787)

(BİRLEŞİK DEVLETLER ANAYASASI (17 Eylül 1787)

Preamble (Başlangıç) 

We the People of the United States, in Order to form a more perfect Union, establish Justice, insure domestic Tranquility, provide for the common defence, promote the general Welfare, and secure the Blessings of Liberty to ourselves and our Posterity, do ordain and establish this Constitution for the United States of America.

Article I (Article 1 - Legislative)

Section 8

11: To declare War, grant Letters of Marque and Reprisal, and make Rules concerning Captures on Land and Water.

12: To raise and support Armies, but no Appropriation of Money to that Use shall be for a longer Term than two Years.

13: To provide and maintain a Navy.

14: To make Rules for the Government and Regulation of the land and naval Forces.

 

1787 Anayasası Madde-I, Bölüm-8 ile “ordu teşkil etme” hakkını ihrâz eden meclis “Başlık -10”  (Title-10) altında

Coni Silâhlı Kuvvetler Personel Kânûnunu terkip etdi. (US Code Title 10 – Armed Forces, dtd. Aug.10, 1956).

Ve 1956 senesinden beri bu kânûnun bir tek kelimesine dahi dokunmadı.

5

 

 Chapter – I / Bölüm – I                                                                                     Page 18 & 19

 

101. Definitions / Tanımlar;

(b) PERSONNEL GENERALLY. — The following definitions relating to military personnel apply in this title:

(b) Personel: Bu başlık altında sözü edilen askerî personel için aşağıdaki tanımlar geçerlidir.

(1) The term "officer/subay" means a commissioned or warrant officer.

(2) The term "commissioned officer/muvazzaf subay" includes a commissioned warrant officer.

(3) The term "warrant officer/gedikli subay" means a person who holds a commission or warrant in a warrant officer grade.

(4) The term "general officer/general" means an officer of the Army, Air Force, or Marine Corps serving in or having the grade of general, lieutenant general, major general, or brigadier general.

(5) The term "flag officer/amiral" means an officer of the Navy or Coast Guard serving in or having the grade of admiral, vice admiral, rear admiral, or rear admiral (lower half).

(6) The term "enlisted member / gönüllü er" means a person in an an enlisted grade.

(14) The term "medical officer/tabip subayı" means an officer of the Medical Corps of the Army, an officer of the Medical Corps of the Navy, or an officer in the Air Force designated as a medical officer.

(15) The term "dental officer/dişci subayı" means an officer of the Dental Corps of the Army, an officer of the Dental Corps of the Navy, or an officer of the Air Force designated as a dental officer.

 

İşde, gördünüz! Coni ordusunda sâdece iki sınıf asker var;

1-Subay

2-Er

*  *  *  *  *

Bir elde kadeh, bir elde Kur’ân

Bir helâldir işimiz, bir harâm!

Şu yarım yamalak dünyâda

Ne tam kâfiriz ne de tam müslümân!

*  *  *  *  *

1777 senesinde Coni ordusunda olduğu gibi

1935 senesinde bizim ordumuzda da sâdece “iki sınıf asker” var idi;

1-Er

2-Subay

7 1

 

İki sınıflı askeri olan ordumuza ilk darbeyi

ATATÜRK’ün subayları olduğunu söyleyen 1960 darbeci subayları vurdu!

“Astsubaylar” dedikleri askerleri de

Darbeden bir sene sonra “üçüncü asker sınıfı” olarak ordumuzun demirbaşına kayıt etdiler.

8

 

Târih öğretmenimiz Albay Tahsin ÜNAL 1965 senesinde keşfetmiş idi;

Bölüğün Anası var idi nasıl olsa!..

Coni’den terfili, belden gıvırmalı, omuzu püsküllü subaylarımız,

Ordumuza “yeni asker sınıfları doğurtmaya” devâm etdiler.

*  *  *  *  *

Coni;

Kendi ordusunda sâdece “iki sınıf” asker tertipledi.

Bu asker sınıflarını da kânûn ve Anakânûnuna işde, böyle yazdı.

Fakat Conisevici bizim subaylarımız 1952 senesinden beri

Bizim gözümüze nasıl da yalan perdesi çekdiler!

Ve dahi 

Ordumuzun erlerini bakınız, nasıl da kaşar dilimi gibi “kıymık kıymık” kıydılar.

Ordumuzda bugün itibârı ile tam “6 sınıf da asker” var...

Biz susalım, belgeler konuşsun!

*  *  *  *  *

9

10

1112

13

13

16b

 Ordumuzda bugün; 

  • 10 farklı kânûna tâbi olan
  • Tam 6 sınıf asker var!

 Ordumuzdaki asker sınıfları

1.  17.06.1926 târih ve 863 sayılı Ordu Zâbitân Heyetine Mahsus Terfi Kânûnuna tâbi Subaylar.

2.  16.06.1927 târih ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurler Kânûnuna tâbi (Asteğmenler) Subaylar.

3.  13.06.2001 târih ve 4678 sayılı TSK’de İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kânûna tâbi Subaylar.

4.  26.10.1963 târih ve 357 sayılı Askerî Hâkimler ve Askerî Savcılar Kânûnu tâbi Subaylar.

5.  02.07.1951 târih ve 5802 sayılı Astsubay Kânûnu birinci maddesi ile uydurulup 27.07.1967 târih ve 926 sayılı TSK Personel Kanunu Ek madde-21’e hapsedilen Asubaylar.

6.  13.06.2001 târih ve 4678 sayılı TSK’de İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kânûna tâbi Asubaylar.

7.  24.06.1965 târih ve 635 (yenisi 28.05.1988 târih ve 3466) sayılı Uzman Jandarma Kânûnuna tâbi Uzman Jandarma Erbaşlar.

8.  18.03.1986 târih ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kânûnuna tâbi Uzman Erbaşlar.

9.  10.03.2011 târih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kânûnuna tâbi Sözleşmeli Erler.

10.  21.06.1927 târih ve 1111 sayılı Askerlik Kânûnuna tâbi vatana hizmet eden mükellef Erler.

 

Karârgâhındaki fitneci subayların dolduruşuna gelen sâbık Genelkurmay Başkanımız Sucukcu Necdet bey,

04 Mayıs 2012 Cuma günü biz asubaylara gönderdiği e-muhtırada bu asker sınıflarına şiddetli bir “vurgu” yapmış idi.

17

 

*  *  *  *  *

Ne doğurtkan subaylar imiş, bizim subaylarımız... Sanki kendi anaları doğuruyor!

Bugün itibâriyle ordumuzda birbirinden tamamen farklı tam 7 (yedi) sınıf asker görev yapıyor.

Bunların hepsi de muvazzaf. Bu sayıya sözleşmeli subay ve asubayı da dahil edersek sınıf sayısı 9 oluyor.

  • Her biri kendi sınıfı içine kapanmış,
  • Birbirinden tamamen kopartılmış,
  • Birbirini umursamayan, görmezden gelen,
  • Ve hattâ hem yukarıdaki muhtıranın ikinci madde, ikinci cümlesinde görüldüğü üzere
  • Hem de Mehmet Ali BİRAND’ın nakletdiğine göre birbirini anlamak isdemeyen tam 9 sınıf asker...

18Sünepe gazeteci Mehmet Ali BİRAND’a, 1986 senesinde ne demişdi, saltanat sevdâlısı beyaz subaylarımız?

“... Herkesin okula girerken ne olacağı belli. Sonradan ortaya çıkan bir şey yok. Harp Okulları imtihanları herkese açık. Oraya başvursalardı...

Evet, bu subay gardeşlerimiz doğru söylemişler. Kocakafa Yaşar’dan beri Harp Okullarının kimlere açık(!) olduğunu 15 Temmuz’da gördü bu millet!

 

İşde, Necdet ÖZEL karargâhının kırkdüğüm “emir gomuta zenciri” 2014 senesinde şöyle görünüyor idi.

Bugün de aynen böyle görünüyor...

 

  19

 

Şunca ömrün sahibiyim.

İntisâb-tekâüd gir-çık, tam 34 sene hizmet etdim ordumuza. “General/Amiral” unvânı ile bilinen bir asker sınıfına hiç rastlamadım oralarda!..

Genelkurmay Başkanımız Necdet Bey’e sordum. Böyle bir asker sınıfı hangi mevzuâtda yazıyor diye.

Biliniz bakalım, ne dedi Necdet Bey?..

*  *  *  *  *

Bizim şanlı ordumuza Conisevici subaylarımız tam “dokuz” doğurtdular!..

Fakat bakınız, 

Coni’de ve bizim de üyesi olduğumuz NATO’da rütbe ismi kaç dâne;

  • 9 Subay rütbesi
  • 9 Er rütbesi

Toplam 18 çeşit rütbe ismi

Aşağıdaki şu çizelge de bunu fıslıyor bize...

20

 

*  *  *  *  *

Bizim ordumuzda da 1935 senesinde

Sadece 2 sınıf asker var idi;

Dön, gel, şıhım dönelim bu yana!

Conisever subaylarımızın tezgâhladığı bizim ordumuzda şu gün itibâri ile;

İşde, rütbe sayısı ve isimleri;

  • 15 çeşit subay rütbesi
  • 11 çeşit asubay rütbesi
  • 9 çeşit uzman Jandarma rütbesi
  • 1 çeşit uzman erbaş rütbesi

Toplam 42 çeşit asker rütbesi

(Sözleşmeli er rütbe ismi dâhil değil)

Ordumuzdaki “42 çeşit rütbe ismini” bu “6 sınıf askere” tevzii edersek şâyet

Şöyle rezâlet bir manzara çıkıyor ortaya;

rutb

1951 senesinde başlayan "gebelik-doğurganlık" sarmalı neticesinde ordumuz tam “dokuz” doğurdu!

Gahraman ordumuzda ne kadar da çok rütbe ismi var ya rabbim! Oku, oku minder yap hani!..

*  *  *  *  *

Güneşi balçıkla sıvamak elimde değil!

Erdiğim sırları söylemek elimde değil!

Aklım, düşüncenin derin denizlerinden

Bir inci çıkardı ki delmek, elimde değil!

Senin elinde değil! Zâten niyetin de yok idi!

Lâkin, haberin olsun, Hayyâm; öyle adamlar var ki;

Hem o tarafda hem de bu tarafda

Güneşi kendi bokları ile sıvamak niyetindeler!

*  *  *  *  *

Devletimizin taraf olduğu 1949 Cenevre Sözleşmesi (III) ve

1952 NATO Andlaşmasına göre ordumuzdaki asker sınıflarını resimler isek şâyet

Ortaya şöyle rezâlet bir manzara zuhûr ediyor;

Hulusi Aga subaydir

*  *  *  *  *

Şimdi,

Kuvvet Komutanlıkları MSB’ye bağlandı, “emir gomuta zenciri” gırıldı diye gıçını yırtan subay gardeşlerim

60 seneden beri ordumuzda peydahladığınız yukarıdaki şu “emir gomuta zencirine” bir bakın hele!

Bir zencirin halkası ne kadar fazla ise o zencirin kırılma ihtimâli de o kadar fazla olur.

Bölünerek kuvvetlenen bir ordu var mı, Allah aşkına şu dünyâda?

Kuvvet Komutanlıkları MSB’ye bağlandığı için “emir gomuta zenciri” gırıldı diyorsunuz da...

Emir gomuta zencirini siz her boku bilen kurmay subaylarımız, 60 sene evvel gırdınız zâten!

Ordumuzda “emir-gomuta zenciri” var mıydı ki bugün gırılsın?

Yuf olsun, sizin sıfatınıza!..

*  *  *  *  *

Coni vatandaşı için 1973 senesinden beri mükellef/mecburî (conscript/drafted) askerlik yokdur, gönüllü (volunteer/enlisted) askerlik vardır. İkinci dünyâ harbinde bile Coni, sâdece gönüllü asker celb etdi. Coni ordusu, vatandaşını dipcik-süngü zoruyla askere almaz. Bizde olduğu gibi askerlik çağına gelenleri yakalamak için de kendi memleketinin sokaklarında erkek çocuk avına çıkmaz. Kadın ya da erkek farketmez. 18-42 yaşları arasındaki her Ceni ve Coni, 2 ilâ 8 sene süreli olmak üzere kendisi gidip askere yazılır. Subay olacaklar 12 hafta, Er olacaklar da 8 haftalık bir temel eğitimden sonra askerliğe başlar.

Coni ordusunda sâdece 2 sınıf asker vardır;

1- Subay (Officer)

2- Enlisted (Gönüllü Er)

Bizim sahtekâr subaylarımız ve dangalak Mehmet Ali BİRAND’ın dübürlerinden uydurduğu “assubay” isimli asker sınıfı, Coni’de yokdur. 4464 sayfalık Coni Silâhlı Kuvvetler Personel Kânûnunda “non-comsissioned officer” (muvazzaf olmayan subay) ibâresi sâdece iki kere yazılıdır. Bunlar da bir asker sınıfının ismi olarak değil fakat kânundaki belli kavramları tasrih etmek için izâhaten yazılmış.

Tam gönüllü ismini verdiği bu askerliği de;

Fakat hâl ve şerâit böyle olmasına rağmen

Yemin edip göreve başlayan Coni subay ve eratında,

Daha ilk senenin sonunda yaprak dökümü başlar;

  • Subayların %78’i,
  • Eratın ise  %94’ü emekli olmadan ordudan ayrılır.

Coni ordusunda mevki, makâm rütbe, kimsenin babasından mirâs beylik mal değildir.

Subayı da eratı da canı isdediği kadar vatanına, ordusuna hizmet eder.

İşde, görevde kalma süresini gösderen belge...

24

 

Coni ordusundaki er oranı kadar bizim ordumuzda asubay var. (Sb. %13, Er %87).

Çünkü Coni’de “asubay” denilen “ortada sandık” bir asker sınıfı yok!

Çünkü Coni’nin “er” dediği asker sınıfına bizim kurnaz kurmaylarımız “asubay” ismini vermiş! Bize de böyle yedirmiş!

Sâdece 2 aylık eğitim sonunda görevbaşı yapan Coni “eratının” görevini bizim ordumuzda 2 sene eğitim almış “asubay” dediğimiz askerler yapar.

Orduya gönüllü olarak giren Coni eratı da iki-dört senelik anlaşma ile görev yapar. Askerliğe devâm etdiği takdirde sonsuz ve dikey terfi etmek imkânı da cabası.

Bir zamânlar bizim ordumuzda olduğu gibi Kuvvet Komutanı, hattâ Genelkurmay Başkanı bile olur.

Coni ordusunda subaylar, orduyu terk eden usta eratın yerine gelen acemi eratı eğitmek için uykusuz geceler geçirir. Çünkü silâhını, uçağını, gemisini topunu tüfeğini teslim edeceği “asubayı” yokdur. Eratını ne kadar iyi eğitirse ordusu ve dolayısı ile kendisinin de o kadar başarılı olacağını iyi bilir. Coni subayının kendisi de o kadar rahat görev yapar. Bu sebepden dolayı acemi erini, subay kadar eğitim verdiği eratı eğitir.

Fakat “er” yerine “asubay” ismini verdiği askeri istihdam eden subaylarımız için bizim ordu, tam anlamıyla dikensiz gül bahcesi gibidir. 

  • Bir asubayı al
  • Bir iki sene eğit.
  • Evvelâ bir kânûn tezgâhla,

  •  Asubay dediğin askeri “ömür boyu çavuşluğa”

Ve

  • “15 sene mecbûrî hizmete” mahkûm et.
  • Dikey terfiyi de yasak et!
  • Sonra da atom pilli denizaltı gibi 15 sene boyunca kendi kendine çalışan atom askerin olsun!

Subay gardeşlerim! Vallahi helâl olsun sizlere!..

Bu hakikâtleri biz asubaylardan daha iyi bilen subay gardeşlerimiz, asubaylığı lağveder mi, Allah aşkına?

Son 60 seneden beri yaşadık ve gördük; aynı mevzide kalmaya devâm ederek mücâdele kazanılmaz! Binlerce senenin sınayıp onadığı değişmez ve kadim kuralıdır; baskın, basanındır! Asubay denilen uyduruk ve gayri meşrû asker sınıfının bugüne kadar hep aynı cepheden verdiği mücâdelesinde bir mevzi değişikliği yapmanın zamânı geldi. Küçük bir manevra yaparak başarıya giden en kısa yolu kolayca bulabiliriz.

Mensûbu olduğumuz asubaylık sınıfını mevcut kânunlar zemininde savunarak başarı elde edemeyeceğimizi artık anlamalıyız. Kendi mesleğimizi savunmak ve geliştirmek için harcadığımız her çabamız ile aslında subaylarımızın harladığı ve bizi yakıp kavuran ateşe kendi ellerimiz ile odun taşıyoruz.

Subaylar gibi asubaylar da 4 senelik okullarda lisans eğitimi alsın diyenler şu suâllerin cevâbını versinler;

1.Emeklilerimize bir soralım; dünyâya tekrâr gelseler, aynı şartlar altında görev yapmak koşulu ile acap yüzde kaçı gene asubay olmak isder? Hâl böyle iken 4 sene okuyan bir gencimiz, gidip de niye asubay olsun?

2.Haydi, düşdü, şaşdı ve asubay oldu diyelim! Subaylar, kendileri ile aynı haklara sahip başka bir asker sınıfına izin verir mi zannediyorsunuz? Bir ipde iki cambaz oynar mı, Allah aşkına?

3.Vermez ya! Subay gardeşlerimiz düşdü, şaşdı ve haydi izin verdi diyelim! Mâdem ki subaylar gibi 4 senelik eğitim alacak! Mâdem ki subayların sahip olduğu aynı özlük haklarına sahip olacak. Bir orduda birbirinden farklı iki asker sınıfı olmasını nasıl açıklayacağız? Subaylar ile aynı eğitimi almış, subaylar ile aynı haklara sahip asubayları olan bir tek ordu var mı, şu dünyâda? Ortaya atılan teklifin en azından kağıt üzerinde bir iler tutar bir tarafı olmalı, değil mi?

4.Asubaylığı icâd edenler, 1951 senesinden beri kânûnsuzluk yapıyorlar. Bugün asubay dediğimiz asker sınıfı, hem Anayasamıza hem de taraf olduğumuz milletlerarası andlaşmalara aykırıdır. 1949 Cenevre Sözleşmesine göre biz asubayları, esir kampında, subaylarımızın hizmet eri olarak çalışdıracaklar. Haydi, 80 milyon bir araya gelsin! Ve sözleşmenin bu maddesini değişdirsin! Ciğeriniz yeter mi? Hâl böyle iken hem iç hukûkumuza hem de dış hukûkumuza aykırı olan asubaylığın mevcûdiyetini bugün savunanlar da Asubaylığı icâd eden zorbaların yapdığı kânûnsuzluğa ortak oluyorlar. Mevcûd kânûnsuzluğu def etmek gibi elimizde çok sağlam ve meşrû bir tercih var iken bu kânûnsuzluğun devâm etmesini savunmak, akıllı adam işi olabilir mi?

5.Gayri meşrû ve uyduruk bir asker sınıfı olan asubaylığın bugünkü askerî mevzuâtımız içinde devâm etmesini isdeyenler aslında;

  • Asubayların sırtından rütbe, mevki, makâm ve servet devşiren subaylarımızın ekmeğine yağ sürüyor ve subaylarımızın bu saltanâtına, farkında olmadan hizmet ediyorlar,
  • Kendilerini yakıp kavuran cehennem ateşine kendi elleriyle odun taşıyorlar,
  • Subaylarımızın 1951 senesinden beri yapdığı kânûnsuzluğa da ortak oluyorlar.

*  *  *  *  *

Dedim: artık bilgiden yana eksiğim yok;

Şu dünyânın sırrına ermişim az çok!

Derken, aklım geldi başıma, bir de bakdım:

Ömrüm gelip geçmiş, hiçbir şey bildiğim yok!

*  *  *  *  *

Sözün Doğrusu isimli makâlemizde 28 Mart 2016 Pazartesi günü İlk defâ neşretdiğimiz

Ve dahi

Astsubay Hakkında Herşey isimli kitabı için kıymetli meslekdaşım Oktay YILDIRIM’a ödünç verdiğim şöyle bir çizelge var.

Asubaylar lisans eğitimi alsın diye gıçlarını yırtan hamiyyetli, ferâsetli ve kariyerli meslekdaşlarım

Şu çizelgeye şöyle dikkatlice bir baksınlar hele!

 

25

 

Subayları zâten lisans mezûnu da

Öykündüğümüz Coni ordusunda lisans mezûnu eratın oranı ne imiş, bir görsünler!..

Nâfiledir! Asubay aramasınlar okyanus ötesinde!.. Çünkü, yok oralarda...

*  *  *  *  *

Coni ordusunda ve NATO’da sâdece “iki kademeli emir-komuta zenciri” var;

1-Emir veren: Subay

2-Emir alan: Er

 

26 1

*  *  *  *  *

Türk ordusunda ise tam “6 kademeli emir-komuta zenciri” var.

Ebemdedem kuşağı gibi maşşallah, her renk asker var içinde... 

1-Emir veren: Subay

2-Emir veren: Asubay

3-Emir veren: Uzman Jandarma Erbaş

4-Emir veren: Uzman Erbaş

5-Emir veren: Sözleşmeli Er ve Erbaş

6-Emir alan: Mükellef Er

Tuğla dizer gibi bütün askerleri dizmişsin üst üsde

En tepeye de oturtmuşsun beyaz bir  “efendi” subay.

Subayı;

Yedeksubaya emânet etmişsin,

Asubayın sırtına bindirmişsin!

Asubay dediğin “uyduruk ve köle asker” sınıfını da

Uzman erbaş’ın sırtına bindirmişsin!

Uzman erbaşı da ötekilerin sırtına...

Anan doğurmadı nasıl olsa! Astda kalanların da varsın, canı çıksın!

Teşbihde hatâ câizdir; it, ite; it de kuyruğuna...

T.C Devletinin kânunlarına göre Ordumuzdaki “6 çeşit asker sınıfı” şöyle görünüyor bugünlerde;

suyu verdim gomutanim

Nasıl, gözel mi?

*  *  *  *  *

Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar boşdur, boş!

Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut, hoş!

Şu durmadan kurulup dağılan kâinâtda;

Bir nefesdir alacağın, o da boşdur, boş! 

*  *  *  *  *

Türkiye’nin NATO’ya üye olduğu 1952 senesinden beri

Ordumuzun bölünüp parçalara ayrılmasının en kısa ve en çarpıcı özeti

İşde, yukarıda gördüğünüz şu resimdir.

Coni’den vesikalı her boku bilen kurmay subaylarımızın rütbe-i akılları

Ordumuzun “emir-komuta zencirini” işde, böyle kırkdüğüm hâline getirdi.

Allah, Peygamber aşkı için “bir yudum su getir” diye emir verse Hulusi AKAR!

O bir yudum su gelesiye kadar senin datlı canın çıkar.

 

brove

 

 

  

 

Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.

 

    Evvelki bölümleri okumak için resimleri tıklayınız

Kapak-1     Kapak-2

Son Düzenlenme Cuma, 27 Temmuz 2018 15:02
Ögeyi Oylayın
(15 oy)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar  

#1 EMEKLİASSUBAYLAR 14-03-2017 12:01
Türk milletinde ne de olsa şark kurnazlığı var bunun üzerine bir de Bizanslı'ları kıskandıracak bizans oyunlarını eklemişler. Nöbet,zimmet,Mehmet,tüm görevler onların zevki sefası ayrıcalığı imtiyazı bizim olsun düşüncesi ile Assubay sınıfını yaratmışlar, üstüne üstlük bir de ön yargıyı, tahakkümü reva görmüşler adına da Peygamber ocağı,milletin ordusu demişler (!)
Hadi canım sende; o assubaylarda istismar edilen karşılıksız vatan, millet, bayrak sevdası olmasa ordu denen bir şey kalmaz ...
Bu kahrolası zihniyete lanet olsun.
Sn.Şükrü Irbık'ın büyük araştırma ve emeğe dayanan gerçeklerin su yüzüne çıkarıldığı ibret vesikası yazısı için kendilerine sonsuz teşekkürler, umarız utananlar farkına varanlar olur ...
Alıntı

Çok Okunanlar

Son Eklenenler