Pazar, 25 Aralık 2011 10:33

AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE

Oy ver
(12 oy)
al-birini-vur-otekini

Günümüzde hâlâ geçerli olan bir çok atasözü vardır. Yaşadığımız olaylarda ve konuşmalarımızda hep kullanırız. Kimisi güldürür kimisi düşündürür bizleri. Yaşam akıp giderken de bir çok yeni gelişmeler,  haberler,  olaylar sürüp gider etrafımızda.

Bildiğiniz gibi biz assubaylar yıllardır onur mücadelesi vererek, sınıfımıza uygulanan haksızlıkları yasal platformlarda askeri terbiyemiz ile sürdürüyoruz. Sayın İsmail TURAN beyin bir dönemdir devam eden davası gibi, bu mücadele zaman zaman mahkeme koridorlarında da olmaktadır. Bu ve bunun gibi hukuk mücadelelerimiz, haklarımız elde edilinceye dek sürecektir.

Şu günlerde devam eden ve yargıtaya gönderilen davamızın masrafları ile ilgili olarak gündeme gelen bir destek kampanyasına, bazı başkanların takındığı tavır aslında bir utanç tablosudur!

Dernekler bir çok insanın bir araya gelip aralarından bazı kişileri yönetim için seçtikleri oluşumlardır. Bir çatı altına toplanarak ve kendilerine "buyurun, bu toplumu sizler yönetin. Sizlere güveniyoruz!" denmiş ise, o yönetim kurulu tüm birimleri ile verilecek her türlü karardan sorumludur!...

Bu destek kampanyası ile ilgili olarak acaba kaç başkan toplantı yaparak bu konuyu yönetimdeki arkadaşları ile paylaştı, ortak karar aldı ve defterine işledi? Kaç başkan ise "istemezükkk" diyerek karşı çıktı dersiniz? Genel Merkez; "davanın içeriğini desteklediğini, hukuken bu harcamayı yapamayacağını ama kişisel destek verdiklerini" açıkladığı halde hangi başkanlar kralcı kesilerek tek başlarına konuya olumsuz cevap verdiler? Sessiz kalanlara, karşı çıkanlara dikkat edin, bugüne kadar mücadele için kıllarını kıpırdatmadıklarını göreceksiniz! Bu durum biz assubay kamuoyu vicdanını rahatsız etmektedir!

Tek cümle ile açıklamak gerekirse; bu tutum ve yaklaşım, yönetimde monarşi ve oligarşi demektir!

Atalarımızın dediği gibi; 'at sahibine göre kişnermiş'. Temad eski yönetiminin statükocu ve kişisel davranış alışkanlıkları devam ediyor! Bazı başkanlar ve onların bu tutumuna sessiz kalan yönetimdekiler, emeğe saygı duymadıkları, mücadeleye destek verenlerin yaptıklarını yapamadıkları ve 'çalışanı, ön plana çıkanı baltalamazsam benim yerimi alır' endişesi ile ne yazık ki üyelerinin saygılarını kaybedip, mücadeleye engel oluyorlar! Onların düşündükleri tek şey; taşıdıkları etiket, yararlandıkları imkan ve çalışanın şevkini kırmaktır!

Bazı şubelerimizde de örneklerini gördüğümüz gibi, kendisine ve üyelerine saygısı olan başkan ve yöneticilerimiz takdirle karşılanmaktadır. Sorunumuzun aynı olduğu, bunlara sessiz kalmanın yeni sorunların habercisi olacağını bilen yöneticiler, üyelerinin bilgi ve önerilerinden azami istifade eder.

Konunun ne olduğunu dahi derinlemesine bilmeyen ama 'ben ne dersem o olur' düşüncesindeki başkan veya yöneticiler ise bu destek kampanyasının sonuçlarından ders çıkarmak zorundadır. Bu dava kişisel olarak açılmış olsa dahi, hepimizi ilgilendiren, kazanılması halinde bir çok meslektaşımızı ekonomik olarak 'nispeten!' rahatlamasını sağlayacak ve emsal kararla da herkesin yararlanacağı bir davadır. Maddi durumun müsait olmaz, yapamadığını yapanları kıskanabilirsin ama susmanın, pişmiş aşa su katmamanın da fazilet olduğu unutulmamalıdır!

Sn. İsmail Turan yıllardır mahkemelerde bizimle ilgili mücadele verirken kişisel hiç bir harcamasını karşılamamızı kabul etmedi. Fakat, bu dava giderlerini bu fedakar insanın karşılamasının güç olduğu, buna sessiz kalmanın haksızlık olduğunu düşünen arkadaşlarımız 'gönüllülük esasına dayanan' bir destek kampanyasını 'Temad Genel Merkezimizin de kişisel destekleri ile' hayata geçirdiler. Sn. Ersen Gürpınar www.emekliassubaylar.org sitesinde de bu durumu bizlerle paylaştı.

Bu konuda; Kurtuluş Savaşı'nda ilk kurşunu sıkan İzmir'imizde "görevli olduğum şubemin yönetiminin hoşgörüşüne sığınarak destek vereceğimi açıklıyorum" mesajı ile kampanyanın bayraktarlığı yapan Sn.Abdullah Zengin "engellere kişiselliğe, patronluğa yeter" diyerek yönetimden istifa etmiş, Sn.Gürpınar da "kampanyanın sonuçlanmasını bekliyorum. Benim de söyleyeceklerim var" diyerek, bu zihniyeti protesto etmiştir.

Bulunduğu yeri sadece kahvehane olarak gören, bir kaç gezi düzenleyip yerel yönetimlerin katkılarını kendisine mâl edenler kendilerini bulunmaz kumaş sanarak yanılmaktadır. Kimse bulunmaz değildir! Bunu denemek isteyenlere onurlu istifa müessesini hatırlatmak isterim!

Böylesi ciddi konularda, bu tutumların bir an önce son bulmasını şarttır!

Statüko ve kişisel hesaplarla bu toplumun sorunlarının çözülemeyeceği daha önceki Temad yönetiminin 9 yıllık icraatında kanıtlanmıştır. O yönetimin değişmesi, bizim de değişmemiz için bir şanstır. Statükolardan ve bencillikten kurtularak, el ele, gönül gönüle hak ettiğimiz yere gelme gayreti içinde olmalıyız.

Biz, bu çorbada tuzunuz olsun derken, sizler çorbaya acı katıyorsunuz beyler!

Değerli arkadaşlarım, lütfen bulunduğunuz yerlerde bu gibi yaklaşımları 'yönetimde olmasanız dahi' sorgulayın. Hesap sormak hakkınızdır. Bu kampanyanın sınıfımızın mücadele dayanışması için çok açık bir gösterge olacağı kesindir. Vereceğimiz üç-beş liranın anlamı çok önemlidir. Bırakın birinin önderlik yapmasını, sizler de bir öndersiniz. Ses olmayan yerlerde, siz ses ve baş olun!

Unutmamak gerekir ki; insanlar sadece konuştukları şeylerden değil, suskun kaldıkları şeylerden de sorumludurlar!

Dertlerde de, mutluluklarda da hep birlikte olabilme dileğiyle...

İKİ YAŞLI ADAMIN HİKAYESİ

İleri derecede hasta iki adam aynı hastane odasındaydılar. Adamlardan birinin her öğleden sonra 1 saatliğine oturmasına izin veriliyordu, ciğerlerindeki suyun süzülmesi için. Bu hastanın yatağı odadaki tek pencerenin tam yanındaydı, diğer hasta ise hep sırtüstü yatmak zorundaydı.

Bu iki hasta saatlerce birbiriyle konuşur, eşlerini, ailelerini, evlerini, işlerini, askerlik anılarını, tatilde gittikleri yerleri anlatırlardı birbirlerine. Pencerenin yanındaki hasta, her öğleden sonra oturmasına izin verdikleri saati diğer hastaya pencereden görebildiklerini anlatarak geçiriyordu. Diğer hasta hep bir sonraki günü iple çekmeye başladı, dışarıdaki renkli ve hareketli dünyayı dinlemek için. Pencere, içinde çok güzel bir göl olan parka bakıyordu. Ördekler ve kuğular gölde yüzerken çocuklar model bot'larını suda yüzdürüyorlardı. Genç aşıklar, gökkuşağının tüm renklerindeki çiçeklerin arasında kol kola dolaşıyorlardı. Ulu ağaçlar etrafı süslüyor, uzaktan şehrin silueti görünebiliyordu.

Pencere kenarındaki adam bunları muhteşem bir detayla anlatırken, odanın diğer ucunda yatan adam gözlerini kapar ve bu muhteşem manzarayı hayalinde canlandırırdı.

Sıcak bir öğleden sonra, pencerenin yanındaki adam geçmekte olan bir şenlik alayını tarif etti. diğer adam bando seslerini duyamasa bile hayalinde canlandırabiliyordu, pencere kenarındaki adamın tasviriyle. Günler ve haftalar geçti.

Bir sabah banyo yaptırmak için su getiren gündüzcü hemşire pencere kenarında yatan hastanın cansız bedeniyle karşılaştı; uykusunda, huzur içinde ölmüştü. Hüzünlendi, hastane görevlilerini cesedi dışarı taşımaları için çağırdı. Uygun zaman geçtiğine kanaat getirir getirmez, diğer hasta pencerenin kenarındaki yatağa taşınmasının mümkün olup olamayacağını sordu. Hemşire memnuniyetle isteğini yerine getirdi, hastanın rahat olduğundan emin olduktan sonra onu yalnız bıraktı. Yavaşça, duyduğu acıya aldırmadan, bir dirseğine yaslanarak dışarıdaki dünyaya bakmak üzere yatağından doğruldu adam. Sonunda, dışarıyı kendi gözleriyle görme zevkini yasayabilecekti. Pencereden dışarı bakabilmek için yavaşça dönmeye zorladı kendisini. Pencere, boş bir duvara bakıyordu. Adam hemşireye, vefat eden oda arkadaşının pencerenin dışında görünen harika şeylerden bahsetmesine sebep olan şeyin ne olabileceği sordu. Hemşirenin cevabı, ölen adamın kör olduğu ve pencerenin önündeki duvarı görmediğiydi.

"Sanırım seni cesaretlendirmek istedi" dedi.

Diğer insanları mutlu etmek çok büyük mutluluk getirir, kendi durumunuz ne olursa olsun. Paylaşılan dertler yarısı kadar üzüntü verir, paylaşılan mutluluklar ise iki katı artar.

Atilla ABAYLI

Yorumlar

+2Ersen Gürpınar26-12-2011 00:32#1
Özverili örnek şube başkanı ve yönetim kurulunu tenzih ederek açıkça ifade etmeliyim ki, bu zihniyetin sahiplerinden bazıları meslek hayatlarında iki ere komuta etmekten acizken şimdi kendilerini emeklilerin komutanı olarak görmektedirler.
Ama bu zihniyet devam etmeyecektir onları oyun arkadaşları ve seçilmelerine yardım için üye yaptıkları akrabaları da kurtaramayacakt ır. 9 yıllık başarısız TEMAD yönetimi gibi mücadelenin önünde engel olanlar da tasfiye olacaktır buna yürekten inanıyorum.

NOT.BALÇOVA ŞUBE BAŞKANINA ŞİMDİLİK HAKSIZLIK ETMEYİN ESMİŞ,GÜRLEMİŞ ÜSTÜNLÜĞÜNÜ KABA KUVVETLE İSPATA ÇALIŞMIŞ AMA SONUNDA BEN OLMAZSAM BU ŞUBE OLMAZ RESTİNİ ÇEKİP İSTİFA EDECEĞİNE DAİR ŞEREF SÖZÜ VERMİŞTİR ŞEREF SÖZÜ MÜ ÖNEMLİ KOLTUK MU HEP BİRLİKTE GÖRECEĞİZ...

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yapabilir. Yorum yapmak için lütfen KAYIT olun veya GİRİŞ yapın...