Açık Mektup!

19 Ağu 2016 Eski Tüfek
136 kez

acik-mektup

 

Beğenilmek ve takdir edilmekden hepimiz hoşlanırız!

Hele hele!

Bildiği ve inandığı bir hususda haklı çıkdığını görmek daha da güzeldir! İnsana, kendisini iyi hissetdirir.

Fakat bu kez haklı çıkmakdan ben, hiç de hoşnut değilim! Kendimi de iyi hissetmiyorum!

Çünkü,

Teker kırıldıkdan sonra çâre serdetmek akıllı adam işi olamaz!

Eskimez kitaplarımıza göre istisnâlar kâideyi bozmasa da

Demek ki bir tek istisnâ dahi bütün kâideyi bozabiliyor imiş!

Bugüne kadar söylediğim bâzı konularda bugün haklı çıkdığımı görmek

Kanaatimce işde, bu kâideyi bir kere daha yer ile yeksân etdi.

*  *  *  *  *

2014 senesi Mart 12’de bir makâle neşretdik!

acik mektup 2

İsmi işbu makâlemizde mezkûr subaylarımızdan

Ordumuz, tez zamânda kurtulmalıdır dedik!

Bu üç subayımız hemen harekete geçdiler...

Basın Mahkemesinden alelâcele karâr aldırtıp makâlemizin neşrini yasaklatdılar. Hâlâ da yasaklı.

30 sene aidat ödediğim orduevlerine girmemi, ömür boyu yasakladılar,

Hâmili olmakdan şeref duyduğum kimlik kartımı elimden almaya tevessül etdiler,

20 bin liralık tazminât dâvası açdılar,

İftirâ ve hakâret etdiğimi söyleyip hakkımda cezâ dâvası açdılar.

Hukûken yapabilecekleri başka bir işlem de zâten kalmamış idi... 

Her şeyin en iyisini bildiklerini,

Yapdıkları her işin mutlak doğru olduğuna koşulsuz inanacak kadar kudret zehirlenmesine uğramış bu subaylarımızın

Bana karşı böyle sopalar kullanmalarını bekliyor idim.

Çünkü,

Sayın Ersen GÜRPINAR, Zihniyet Sürgünü’nü yayınlarsak başıma filfilli işler açılacağı konusunda beni ihtâr etmiş idi.

Kendisine dedim ki;

acik mektup 3

“Ersen bey. Bu makâleden dolayı alacağım her türlü cezâya ben râzıyım. Tek kelimesine dokunmadan aynen neşredilmesini isdiyorum.
Siz de sonucuna katlanacak kadar cesûr iseniz makâlemizi lutfen aynen neşrediniz!”

Fermânsız baş, ipden korkar mı, Allah aşkına?..

Gurur duydum kendisiyle, cesûr imiş! 

Tam bir hafta devâm eden harâretli görüşmelerimizden sonra

Zihniyet Sürgünü’nü Ersen bey, aynen yayınladı.

*  *  *  *  *

Zihniyet Sürgünü’ne konu etdiğim üç subayın birincisinden ordumuz,

O’nu ancak emekli etmekle, bıldır kurtulabildi!

Verilmiş sadakası varmış! 15 Temmuzda Başkanlık makâmında olmadığı için herhâlde en çok kendisi sevinmişdir.

Yoksa,                                            

Kendi emir subayı, belindeki o yağlı palaskayı Necdet beyin boğazına geçirecek imiş!

Hâlen muvazzaf olan diğer iki subaya gelince;

15 Temmuz akşamı kendi subaylarının kendi karargâhında tezgâhladığı akim darbe eyleminde

Ne acıdır ki

Ürkütücü” diye nitelediği kendi emir subaylarının eline esir düşen gomutanlar olarak târihe geçdiler!

15 Temmuz akşamı kendi subaylarının tevessül etdiği akim darbe eyleminde

Kendi emir subaylarının rehinesi oldular!

Yazdığımız makâlede söylediklerimizden dolayı bize cezâ verdirmek için

Mahkeme kapılarına dayanmak yerine dediğimizi yapsalar idi şâyet

15 Temmuz akşamı kendi subaylarının ihânetine uğrayıp ellerine esir düşmek yerine,

Emekliliğin tadını çıkartıp şanlı şerefli subaylar olarak târihimizde yerlerini alacaklar idi.

Fakat

Dinlemediler!..

İhtârımızı anlamayı da kendileri istemedi.

15 Temmuz günü başlarına gelenlerden sonra

Aynı gün istifâ edip görevlerini terk etmedikleri için

Ve dahi

Siyâsetin KHK’lar ile ordumuzda yapacağı ıslahâta(!) “konu mankeni” oldukları için de çok pişmân olacaklar.
Koltuklarında oturmak bahâsına daha çok “baldıran zehiri” içecekler!

Söylemesi Eski Tüfek’den...

Kader kadar mutlakdır! Hayâtın dayatdığı hakikâtlerden hiç kimse kaçamaz!

Netekim, bu iki subayımız da kaçamadı!

Tavsiyemizi anlamak isdemeseler de acı bir ders vererek onlara bu hakikâti hayât, zecren anlatdı.

Allah yardımcıları olsun!

*  *  *  *  *

Genelkurmay Başkanlığımızın basın açıklamasında gördük ki

15 Temmuz darbe teşebbüsüne iltisâk, iltihâk ve iştirâk eden asker(!) sayısı, “yüzde bir buçuk” imiş!

İyi, gözel!

Sen, darbe yapdılar diye generallerinin “yüzde ellisini” ordudan tard et!

Sonra çık basının karşısına ve “yüzde bir buçuk” de!.. 

Biraz daha cebretseler, hani utanmadan, darbeyi asubaylar yapdı diyecekler.

Bu ne pişkinlik yarabbim?

Orgeneralim diye kasıla kasıla gezen gomutanlarımıza

Mehmetcik posdalının ardına saklanmak pek yakışdı doğrusu!...

*  *  *  *  *

630 binlik ordumuzdan,

Kâhir ekseriyetini subaylarımızın teşkil etdiği bu “yüzde bir buçuk”luk cephe,

Topunu, tüfeğini, tabancasını kuşanıp hükûmeti ele geçirmeye çalışdı. Fakat eline yüzüne bulaşdırdı!..

Akim kalan bu darbe teşebüssünden sonra karşı hucüma geçen siyâset cephesi

Meclise uğramadan peşpeşe çıkartdığı KHK’ler ile

630 binlik ordumuzun hepsini birden, bir hamlede, hem de silâhsız teslim aldı.

Şaşırmadım! Yaman fırsatcılardır kendileri!..

Avcı, av ararken,

Ava, av oluverdi!..

31 Temmuz 2016 Pazar günü bir çırpıda çıkartdığı 669 sayılı Kânûn Hükmünde Karârnâme ile

65’inci hükûmet bakınız, ordumuzda neler yapdı ve yapacak;

Askerî yargıyı tamâmen lağvedecekler imiş! Ȃdâlet dağıtamayan yargı varsın, kahrolsun! Ki buradaki subay sultası son bulsun!

Asker hastanelerini Sağlık Bakanlığına rapdedecekler imiş! Şehidin, hastanın rütbesi mi olur, ya rabbim?.. Rütbeye göre sağlık hizmeti veren hastaneler, varsın kahrolsun! Ki buradaki subay saltanâtı son bulsun!

Genelkurmay Başkanlığını, Cumhurbaşkanlığına,

Kuvvet Komutanlıklarını, Millî Savunma Bakanlığına,

Jandarmayı ve benim de mensûbu olduğum Sâhil Güvenlik Komutanlığını İçişleri Bakanlığına tamâmen rapdetdi.

Subay Akademilerini kapatdı...

Askerî Liseleri kapatdı,

Asubay Hazırlama Okullarını kapatdı,

Millî Savunma isimli üniversite teşkil etdi,

Harp Okulları ve Asubay Meslek Yüksekokullarına şimdilik dokunmadı.

Bundan sonra daha neler yapacağını da ancak ilgili KHK’ler Resmî Gâzete’de neşredilince öğreneceğiz.

15 Temmuz akşamı abdestsiz yakalanan ve cin çarpmışa dönen siyâsi erk, subay darbesinden o kadar korkdu ki!

Aklı ve binlerce senelik devlet töresini bir yana bırakarak

Önümüzdeki dönemde korku saikiyle davranıp daha da ilginç KHK’ler çıkartdığına da şâhid olacağız!

Bu makâlemizde; 

Askerimizin huzûru, milletimizin selâmeti ve daha da önemlisi devletimizin bekaası için

Ordumuzun mevcut teşkilâtında yapılması bugün artık şart olan “ıslahât” ve “tanzimât” konusunda

Şahsî fikrimizi ilgili makâmların dikkatine arz edeceğiz, evvel Allah.

*  *  *  *  *

2015 Kasım 20’de bir makâle neşretdik; Sayın Ayhan BAYIRLI’ya Reddiye!

acik-mektup-d1İşbu makâlemizde şöyle dedik;

Dedelerimizin Harb-i Umûmî dediği İstiklâl Harbinde,

Yedi düvele karşı harp eden Osmanlı Devlet Ordusunda iki sınıf asker mevcut idi;

1.     Erler (Efrâd)

2.     Subaylar (Zâbitân)

Bu cümlenin devâmı olmak üzere;

5802 sayılı Astsubay Kânunu ile 1951 senesinde Astsubaydenilen asker kişiler,

5619 sayılı Gedikli Erbaş Kânununa göre 1950 senesinde Gedikli Erbaş denilen asker kişiler,

1001 sayılı Gedikli Küçük Zâbit Menbalarına Dâir Kânun ile 1927 senesinde Gediklidenilen asker kişiler,

İstiklâl Harbinde, Subay sınıfına dâhil idi...

Bu târihleri çok gerilere götürmek mümkündür. Ancak konumuz itibâriyle bu kadarıyla iktifâ etdik.

Tafsilâtlı bilgi için Evvel’den Ȃhire Işıltılı Yansımalar isimli beş bölümlük makâlemizi okuyunuz.

acik-mektup-d2

Yukarıda verdiğimiz bilgiler,

Bizi, aşağıda gördüğünüz şu neticeye götürür.

acik-mektup-d3İnsanlık konusunda ölümden öte köy yok!

Astsubay denilen gayri meşrû asker sınıfı konusunda ise

Bundan öte söz yok!

*  *  *  *  *

15 Temmuz 2016 Cuma gününden dört buçuk ay evvel bir makâle neşredik; Sözün Doğrusu

İşbu makâlemizde,

T.C. Ordusunun muvazzaf askeri olan Asubayların mevcut durumunu tetkik etdik!

Ve gördük ki hazar vakdinde;

Karakollarda ve gemilerde Asubaya “komutan” diyen subaylarımızın,

Asubay, “subay yardımcısıdır” diyen kânûnlarımızın,

Asubaylar için “ordumuzun iki asıl unsurundan birisi” diyen Genelkurmay Başkanlarımızın,

Cenâze namâzlarında, tabutunun yanı başında atdığı nutuklarda “gahraman” diyen siyâsi gürûhun

Anayasa’nın onbirinci ve doksanıncı maddelerini ihlâl etdiğini

Ve hepsinin aslında filfilli yalanlar söylediğini anladık!

Sözün Doğrusu! isimli bu makâlemiz, acı bir hakikâti daha öğretdi bize;

Ordumuzun muvvazzaf iki sınıfından birisi olan Asubay dediğimiz asker kişilerin NATO nezdinde

Aslında “Er” olduğunu resmî belgeleriyle fâş eyledik.

15 Temmuz 2016 Cuma gününden dört buçuk ay evvel bir makâle neşredik; Sözün Doğrusu

İşbu makâlemizde,

T.C. Ordusunun muvazzaf askeri olan Asubayların mevcut durumunu tetkik etdik!

Ve gördük ki hazar vakdinde;

Karakollarda ve gemilerde Asubaya “komutan” diyen subaylarımızın,

Asubay, “subay yardımcısıdır” diyen kânûnlarımızın,

Asubaylar için “ordumuzun iki asıl unsurundan birisi” diyen Genelkurmay Başkanlarımızın,

Cenâze namâzlarında, tabutunun yanı başında atdığı nutuklarda “gahraman” diyen siyâsi gürûhun

Anayasa’nın onbirinci ve doksanıncı maddelerini ihlâl etdiğini

Ve hepsinin aslında filfilli yalanlar söylediğini anladık!

Sözün Doğrusu! isimli bu makâlemiz, acı bir hakikâti daha öğretdi bize;

Ordumuzun muvvazzaf iki sınıfından birisi olan Asubay dediğimiz asker kişilerin NATO nezdinde

Aslında “Er” olduğunu resmî belgeleriyle fâş eyledik.

acik mektup 4

*  *  *  *  *

Sözün Doğrusu’nu söyledikden tam bir ay sonra da

26 Nisan’da başka bir makâle daha neşretdik; Beterin Beteri!

Bu makâlemizde ise gene

T.C. Ordusunun muvazzaf askeri olan Asubayların mevcut durumunu tetkik etdik!

Ve gördük ki;

Karakollarda ve gemilerde Asubaya “komutan” diyen subaylarımızın,

Asubaya “subay yardımcısıdır” diyen kânûnlarımızın,

“Ordumuzun iki asıl unsurundan birisi” diyen Genelkurmay Başkanlarımızın,

Cenâze namâzlarında, tabutunun yanı başında atdığı nutuklarda “gahraman” diyen siyâsilerin

Anayasa’nın onbirinci ve doksanıncı maddesini ihlâl etdiğini

Ve dahi

Hepsinin aslında filfilli yalanlar söylediğini anladık!

Bu makâlemiz, başka bir acı hakikâti daha öğretdi bize;

Devletimizin “Komutan” ve “subay yardımcısı” unvânı verdiği biz Asubay kişilerin

Dünyâ nezdinde ise meğerse subaylarımızın;

Yemeğini pişiren,

Çamaşırını yıkayan,

Odasını temizleyen “Hizmet eri”, evet, “Hizmet eri” olduğunu da resmî belgeleriyle isbât eyledik!

acik mektup 5

*  *  *  *  *

Beterin Beteri’ni neşretdikden tam bir ay on gün sonra da

10 Haziran Cuma günü başka bir makâle daha neşretdik; Asubay mısın, Er misin?

acik mektup 6

Bu makâlemizde ise gene

T.C. Ordusunun muvazzaf askeri olan Asubayların mevcut durumunu tahlil etdik!

Ve dahi

Ordumuzun kendi üniversitesini kurması konusunda

15 Temmuzdan 35 gün evvel şöyle dedik;

acik mektup 7

Sözümüzü de

Yukarıda gördüğünüz üzere şöyle bitirdik;

Sizde, eksik olan nedir öyleyse?

Akıl mı?

Zihniyet mi?..

15 Temmuz sonrasında hükûmetin yapdıklarına bakdığımızda

Hem “akıl” hem de “zihniyet” konusunda ordumuzda derin bir zâfiyet olduğunu üzülerek gördük!

1982 senesinden buyana geçen 34 senede Genelkurmay Başkanlığımızın bir türlü yapmadığını

Siyâset, sâdece 34 dakikada yapıverdi!.. Üsdelik Genelkurmay Başkanına haber bile vermeden!

Hakikâten çok elem verici bir vaziyet!

*  *  *  *  *

Haklı çıkmakdan gene hazzetmiyorum fakat

Ordumuzun başına bugünlerde gelecekleri de

2014 senesi 15 Kasımında neşretdiğim Merhâba Memur! ile 3 sene evvelinden haber verdim.

acik mektup 8

Sen,

Herşeyin en güzelini, en iyisini sâdece kendine hak görürsen

Ve sen,

Kendi askerine sırtını dönüp sahip çıkmaz isen şâyet

Kıymetli meslekdaşım Dr. Mustafa C. SADAKOĞLU’nun tâbiriyle

Askerin kıblesini siyâset bir anda, işde böyle kendine çevirir.

Üsdelik,

Senin o yağlı ve galın ensene guvvetli bir şamar aşkederek...

*  *  *  *  *

27 Mayıs subay darbesinden bir sene sonra TBMM’nin kabul etdiği TSK İç Hizmet Kânûnu,

Ordumuzda “6 sınıf asker” ihdâs etse de, siz inanmayınız!

Çünkü

211 sayılı işbu kânûn,

1949 Cenevre Sözleşmesine,

1952 Kuzey Atlantik Andlaşmasına,

Ve daha da önemlisi

Anayasa’nın;

Hem on birinci maddesine

Hem de doksanıncı maddesine temelden aykırıdır!

 acik mektup 9

*  *  *  *  *

Karârgâhındaki fitneci subayların dolduruşuna gelen sâbık Genelkurmay Başkanımız Necdet bey,

04 Mayıs 2012 Cuma günü bir Basın Açıklaması yapdı.

acik mektup 10 1

Kamu vicdânında “Asubaylara e-muhtıra” olarak kendine yer bulan yukarıda gördüğünüz açıklamanın ikinci maddesinde Necdet bey,

Türk Ordusunun askerlerini kendince “8 sınıfa” tefrik etse de siz, O’na inanmayınız! Çünkü yalan söylüyor!

   1. Subay

   2. Astsubay

   3. Sivil memur

   4. Uzman jandarma

   5. Uzman erbaş

   6. Sözleşmeli er

   7. Erbaş

   8. Er

acik mektup 11

Bu tesbitlerimizi ilk söyleyen Eski Tüfek,

İlk duyan ve bilenler de sizler oldunuz...

Hayırlara vesile olur inşallah!

*  *  *  *  *

15 Temmuz sonrası üçüncü Pazar gününde

Bugün, burada bir defâ daha ilan ediyoruz;

acik mektup 12

Bu 2 asker sınıfından başka sınıf ihdâs etmek;

Gafletdir,

Cehâletdir,

Dalâletdir!

Ve hattâ

Anayasamıza da ihânetdir!..

*  *  *  *  *

T.C. Devleti,

Taraf olduğu uluslararası andlaşmalara göre ordusunu hemen, 2 sınıf asker üzerine teşkil etmeli,

Bu asker sınıfları da şunlardan müteşekkil olmalıdır;

   1. Subay

   2. Er

acik mektup 13 1

Yukarıda yazdığım bu konulara dâir hukûkî düzenlemeyi;

Bir tek günde,

Bir tek KHK ile bugün halletmek mümkündür.

 

Yapılacak iş, bu kadar kolay ve basitdir.

Siyâsî ve askerî erkân bilgimizden istifâde etmeye tenezzül eder ise şâyet

Eski Tüfek göreve hazırdır!

Türk Ordusunu;

Hem iç mevzuâtımıza

Hem de taraf olduğumuz milletlerarası andlaşmalara uygun olarak tanzim etmek konusunda

15 Temmuz, devletimizin, milletimizin ordumuzun önüne çok kıymetli bir fırsat getirdi!

Devlet olarak, millet olarak, ordu olarak bu fırsatı değerlendirmeye mecbûruz!

acik mektup 114

  

brove

 

Şükrü IRBIK
(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.

Kapak Resmi: (E) Dz.Por.Asb.Kd.Bçvş. Halil ERGENLİ

Okumak için resimleri tıklayınız!

Sözün Doğrusu!

sozun-dogrusu

Beterin Beteri

beterin-beteri

Asubay mısın, Er misin?

asubay-misin

Son Düzenlenme Pazartesi, 07 Mayıs 2018 07:42
Ögeyi Oylayın
(8 oy)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar  

#1 Şükrü IRBIK 19-08-2016 21:41
1951 senesinden beri söylenegelen koca bir yalanı, 2016 senesinde günyüzüne çıkartdım!
Askerî idârî ve cezâ mevzuâtımıza göre
Son 65 seneden beri “astsubay” dediğimiz asker sınıfının;
- Hem 1949 senesinde Birleşmiş Milletler nezdinde imzâladığımız sözleşmeye göre,
- Hem 1952 senesinde NATO nezdinde imzâladığımız andlaşmaya göre,
- Hem de Anayasamızın doksanıncı maddesine göre gayri meşrû olduğunu,
Yukarıda okuduğunuz “Açık Mektup” isimli makâlemde, belgeleriyle isbatladım.
1949 Cenevre Sözleşmesine göre ve 1952 NATO Andlaşmasına göre
Bütün üye ülkelerin ordularında olduğu gibi
Türk Ordusunda da sâdece iki sınıf asker olmak zorundadır;
1. Subay
2. Er

Türkiye Büyük Millet Meclisine,
Devleti idâre eden siyâsete,
Ve dahi
Devletin ve siyâsetin asıl sâhibi milletime sesleniyorum!
Millî Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanlarının;
- 1949 Cenevre Sözleşmesini,
- 1952 NATO Andlaşmasını,
Ve dahi
- Anayasamızın doksanıncı maddesini ihlâl etmesine bugün hemen, dur diyelim!
Devleti idâre edenlerin 1951 senesinden beri söyleyegeldikleri bu ucuz yalana
Ve dahi
Astsubay denen askerlere karşı ikiyüzlü davranmalarına artık son verelim!
Hazâr zamânı kahraman dediğimiz ve Cumhurbaşkanının alnından öpdüğü astsubayların
Sefer vakdinde hizmet eri, emir eri olarak kullanılmasına
Ve dahi
Subayların odasını temizletmeye, yemeğini pişirtip çamaşırını yıkatmaya kimsenin hakkı yokdur!
Dünyâda böyle bir rezâlet de yokdur. Asubaylara yapılan bu zillete, bu zulüme derhâl son verelim.

Anayasamızın ikinci maddesinde ifâde edildiği üzere
Türkiye Cumhuriyeti, hukûk devleti ise şâyet
Devletimiz, imzalâdığı uluslararası andlaşmalara uymalı,
Ve daha da önemlisi,
Anayasamızın doksanıncı maddesinin gereğini yapmalıdır.
Ve dahi
Benim de mensûbu olduğum Astsubay denilen gayri meşrû asker sınıfını derhâl lağvetmelidir.
Eski Tüfek
Alıntı