Cuma, 21 Ekim 2011 22:30

BU MUDUR? BU DUR

Oy ver
(11 oy)
19ekimsehitleri

Son zamanlarda bir ciklet reklamında seksi bir bayan bir şarkı söylüyor. Bu mudur? Bu dur. Ben de başlığımı böyle seçtim. Bu mudur? Bu dur.

Bölücü terör belası  1984 yılından beri resmi tarihimize girdi. O zaman Başbakan Turgut Özal’dı. Şehit olanların doğum tarihlerinde o zamanlar 1960'lı yıllar vardı. Hakkari’de şehit olan Diyarbakır’lı Er Ahmet Tuncel’in tabutunda 1990 Doğumlu olduğu yazıyor. Yani ilk Diyarbakır’a göreve gittiğimde, Dağkapı’daki karşılıklı duran Subay ve Astsubay orduevlerinin arasından vatandaşların koşar adım geçirildiği ve kum torbalarıyla orduevi duvarlarına tahkimat yapıldığı yıllarda o çocuk üç yaşındaydı.

Şehitlerimizin çoğu aslında fakir ailelerin çocuklarıdır. Kahramanmaraş'lı Şehit Er İdris Çam’ın annesinin kaldığı evinin elektriği borcu nedeniyle kapalıydı. Şunu çok iyi tahmin ediyorum ki o şehit doğuya atandığı için sevinmiştir. Hiç olmazsa alacağı operasyon parasını annesine gönderebileceğini düşünmüştür. Hepimiz Emekli Assubayız. Bilmiyor muyuz bunları? Kaç tane askeri cebimizden para vererek teskereye gönderdik… Kaç tane askerimizin ailesine yardım ettik…

Fazla uzağa gitmeye gerek yok. Milletvekili yakını, zengin aramaya gerek yok. Kaç tane üst rütbeli kendi yakınlarının daha güvenli yerleri bırakın orduevi, askeri kamp gibi yerlerde torpilli askerlik uygulamasına şahit olduk… Elinde sivilce çıktı diye, psikolojisinin askerlik yapmaya müsait olmaması sebebiyle çürük raporu almaya çalışanları, bunlara rapor düzenlemeye çalışana örgütlenmeleri görmedik mi? Ama fakir çocuk annesine, kardeşine harçlık gönderebilmek için astımını  gizleyerek üç bin rakımlı tepelerde çalıştı.

Veee… Onlar öldüler. Onlar şehit oldular. Artık şehitliklerini bile tartışmıyor muyuz? Bir Milletvekili ölen askerlerimizin şehit olmadığını telafuz ediyor. Bir gazete “Türkiye Türklerindir saçmalığı…” diye uzayıp giden cümleler kuruyor. Söylenen her cümlenin arkasında söylenmek istenen cümleleri hissediyoruz. Bugün teröristlerce şehit edilen erlerimizin ailelerine devletin yaptığı üç beş kuruşluk yardımı yarın aynı şartları öne sürüp terörist ailelerine istemeyeceklerini kim düşünebilir?

Sokaklar insan seli… Bir çok insan aldığımız son yarayı yine evdeki televizyon başındaki koltukta izlemekten öte bir şeyler yapmanın gerekliliğini savunuyor ve kendini sokağa atıyor. Ama kafalarda sabitleşmiş, herkesin ortak bulduğu bir çözüm olmamacasına… Kimi asıp kesmekten, kimi yakıp yıkmaktan, kimi tuzağa düşmemekten bahsediyor. Milletin gazını almak için belirli bir kademede sokağa döken ve birazcık ileri gidince göz yaşartıcı spreyle millete ayar veren “Demokrasi ayarlayıcısı Polisler” rejim muhafızlarını andırmıyorlar mı?

Gündem… İnsanı altına alıp eziveren bir silindir gibi. Çukurca’daki 24 şehit haberi bir gün önce şehit düşen beşi polis dokuz terör kurbanını nasıl unutturdu. Sanki onlar artık şehit değil. Onlar bir günde unutuldu gittiler. Çukurca şehitlerimizin yasını tutarken Kaddafi’nin öldürüldüğü haberini aldık. Gündem ibresini Kaddafi'ye çeviriverdi.

Laf… Baki kalan kubbede birkaç  lakırtı. Her gündemin arkasından para kazanmaya çalışan profesyonel lafçılar. Bir de benim gibi bedava site bulup içinden geçeni yazmaya çalışan ucuz lafçılar…

Mitinglerden enstantaneler….

Biri araba konvoyuna katılmış açmış Tarkan’ı terörü lanetliyor.

Biri kafayı çekmiş meyhaneden dışarı çıkmış, konuştuğu anlaşılmıyor ancak kendince terörü lanetliyor.

Biri eline telefonu almış arkadaşına kalabalığı anlatıyor. Yarım saat sonrasına randevulaşıyor.

Birinin hanımı arıyor telefonla. Cevap veriyor. “ Çayı koy sen. Birazdan geleceğim.

Bayrakçılar iyi para kazanıyor. Ne yapsınlar ekmek parası.

Ortada birkaç kişi belirgin şekilde agresif hareket ve sözler sarf ediyor.  Şöyle bir bakınca insan anlayabiliyor. Birilerinin tetikçiliğini üstlenerek karnını doyurmaya çalışan çaresizlerden başkası değil.

Kaldırım kenarlarında sessiz sessiz ağlayan kadınlar… İşte gözüm onlara takılıyor. Evet onlar anne… Onlar acıyı anlıyorlar. Onlar acıyı hissediyorlar. Mahşer yerinde sessiz çığlıklar…

Saygılarımla…

Yorumlar

+7Ersen Gürpınar22-10-2011 19:12#2
Sevgili Günşer kardeşim,
Bu adaletsizliği önleyecek olanlar bundan yararlandığı için bunun önlenmesi için kılını kıpırdatmıyorla r. Ben yıllarca Tüm.Mrkş.Md.v. olarak er dağıtımlarını yaptım kimlerin özel emirlerle dağıtımlarının yapıldığını biliyorum. Basında, kıçında sivilce çıktığı için çürük raporu alanların ve bunu sağlayan çeteleri okuyoruz. Güneydoğuda PKK ile mücadelede görevli 151'nci Kom.Alayına tertip edilen erlerin 240 tanesinin birliğine katılmayıp batıdaki kurumlarda istihdam edildiğini zamanın Gn.Kur. başkanına kadar alay komutanı Kur.Alb.Ahmet Uludağ iletmesine rağmen sonuç alamadığını belirtmiştir.
Bu ülke için canını veren halk çocuklarıdır.TSK' yı sırtında uzmanlar ve assubaylar taşımaktadır ama nimeti imtiyazlılar paylaşıyor.Demek ki imtiyazlıların, üst düzey bürokratların delikanlı erkek çocukları olmuyor! Bu böyle gelmiş böyle gitmeyecektir.
+6Özcan ÖZEL22-10-2011 10:43#1
Sayın Günşer o kadar güzel anlatmışsınız ki ekleyecek bir şey bulamadım,çok haklısınız "villalardan hiç şehit cenazesi çıkmaz" çünkü oralarda oturanların erkek çocukları yoktur! Kaleminize sağlık.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yapabilir. Yorum yapmak için lütfen KAYIT olun veya GİRİŞ yapın...