Etdir Gitsin!

12 Mar 2015
301 kez

etdir-gitsin

 

Etmeleri şart değil hani!...

Yeter ki etmelerine karâr verilsin...

Etmelerine karâr verilmişse şâyet;

İpdil

Gecici bir madde eklenir

Akabinde

Etmiş sayılırlar,

Etdir Gitsin!..

Hespi bu kadar!

Etdirmek istemiyorsan şâyet

Onun da bin türlü yolu var elbet!

Guvvet gomutanlığı goltuğuna gıçını goyan bir hokkabaz çıkar ortaya

Ve dahi şöyle emir buyurur; “etdirmeyin!

Peki,

Etdiren kim?

Etdirilen kim?

Kim, kimi ne etmiş?

Kim, ne etdirilmiş?

*  *  *  *  *

Kıymetli meslekdaşım Sayın Mete YANIKCI, emekliassubaylar.org’daki köşesine bir haber misâfir etdi bir kaç gün evvel. Asubayların gönül dosdu Sayın Umur TALU’nun Habertürk gazetesindeki köşesinde

11 Mart 2015 târihinde neşretdiği makâlesinden bir bölüm idi bu haber.

images-02 

  • Maddî sıkıntı,
  • Mesleğin dayanılmaz çalışma koşulları,
  • Fırsatda eşitsizlik, hattâ fırsatsızlık,
  • Gayri insânî muamele,
  • Ailevî sıkıntılar

Ve dahi

  • Bilinmeyen sebeplerden dolayı

İntihâr eden Asubay haberleri artık vak’ayi âdiyeden addediliyor idi.

Fakat bu kez bir Asubay meslekdaşımız,

Daha evvel hiç duymadığımız bir sebepden dolayı intihâr etdi.

Sayın TALU’nun yazdığına göre,

İntihâr eden Asubay meslekdaşımızın mesai arkadaşı olan bir Asubay,

Umur beye bir mektup göndermiş.

Mektubdaki habere göre,

Kara Kuvvetleri Komutanı Hulusi Aga, Asubayların AÜKH eğitimi aldığı okulu teftiş etmiş.

Sivil gibi düşünüp de

Asker gibi hareket etmesiyle namlı Hulusi Aga,

Şöyle bir soru sormuş teftiş esnâsında; “kursu şimdiye kadar başaramayan (Asubay) olmadı mı?

Bu soruya; “Hayır komutanım, olmadı! Öyle bir eğitim veriyoruz ki, okulumuzda başarı oranı yüzde yüzdür” diyecek kadar yürekli ve şerefli bir gomutan çıkmamış. Kursa devâm eden Asubaylardan birisini hemen başarısız yapmışlar. Kendine yapılan bu haksızlığı hazmedemeyen meslekdaşımız, eğitimin son haftasında intihâr etmiş...

Okulun komutanları

Bir Asubayın intihâr etmesi bahasına kendi gıçlarını kurtarmışlar. Kınayı yaksınlar, bu korkaklar sürüsü...

Aptal ve g.tlek subayların aldığı bu ahlâksız karârın ceremesini de

Tabii her zamân olduğu gibi gene Asubay çekmiş!..

Kendisine Allah’dan rahmet diliyorum.

Hulusi Aga geçen sene Balıkesir’e gitdi,

Oralara pisledi...

Bu sene Ankara’da gitdiği okulu da

Kana buladı...

*  *  *  *  *

Bir Vak’a Bizden

Yukarıda bahsetdiğime benzer bir durumu da 1978 senesinde bizzat ben yaşadım. Beylerbeyi Deniz Asubay Hazırlama Okulu birinci sınıfdayım. Atölye ismi verilen bir dersimiz var. Bu dersde; soğuk kaynak, sıcak kaynak, demir döküm, torna tesviye ve ağaç işleme eğitimi alıyoruz. Öğretmenlerimizin hepsi, tabiidir ki Asubay... Sâdece ağaç işleme dersini veren öğretmenimiz sivil... Adı da, Allah selâmet versin, Ȃkif Hoca. Biz, ortaokuldan sonra başladığımız hazırlık okulundayız. Fakat sanki sınıf okulundaymışız gibi eğitim alıyoruz. Öğretmenlerimizin hepsi hârika. Ve Birisi hâriç, hepsini de çok seviyoruz. Şimşir desem, herkes bilir. Çünkü şu fakir de birden fazla dayağını yemişdir... Beylerbeyi Deniz Astsubay Hazırlama Okulundan mezun olup da O’nun dayağını yemeyen kimse yokdur.

Okulda okuyan öğrencilerin hepsi, fakir, fukara Anadolu çocukları. Öğretmenlerimizin verdiği işleri öyle bir güzel yapıyoruz ki! Onlar, öğretmenin hazzını yaşıyor ve bizimle gurur duyuyorlar. Bizler de yüksek not almanın sevincini yaşıyoruz. Akif Hocam bir gün dersde şunları anlatdı bize... Dönem notları belli olunca, öğretmenler kurulu toplanıp birinci dönemi değerlendirmiş. Okulda yüzde yüz başarılı olan dersler, okul komutanının dikkatini çekmiş. Ve sebebini sormuş. Kendisi son derece arkadaş canlısı ve yürekli bir insan olan Ȃkif Hoca bu soruya cevâp vermek için ayağa kalmış ve şöyle demiş; “Sayın komutanım, bu sene çok iyi bir seçme imtihânı yapmışsınız. Ve hârika çocuklar seçmişsiniz. İçlerinde bâzıları var ki daha şimdiden mühendis diploması versem eline, inanın az gelir. Böylesi mükemmel ve kâbiliyetli çocukları seçdiğiniz için sizi tebrik ederim komutanım!

Hiç beklemediği bu çarpıcı tesbit karşısında çok sevinen okul komutanımız Güverte Albay Muzaffer ATAKLI, akabinde diğer öğretmenlere dönüp şöyle demiş; “Arkadaşlar, Ȃkif Hocayı duydunuz. Mâdemki öğrencilermiz hârika, öyleyse hepinizden yüzde yüz başarı bekliyorum!

*  *  *  *  *

Bir Vak’a da Coni’den

Sene, 1943...

İkinci Dünyâ Savaşının en şiddetli dönemleri...

Kıtaların ötesinden Avrupa’ya gelen tâze kuvvet Coni’ler, Hitler ile İtalya’da savaşıyor idi.

Daha önce hiç harp yüzü görmemiş Coni’lerde kısa zamanda savaş yorgunluğu başladı. Cephe Komutanı Korgeneral PATTON, Sicilya’da kurdukları bir sahra hastânesinde yatan yaralı askerleri ziyâret ederken orada duran iki asker dikkatini çekdi. Yarası beresi olmayan bu askerlere niye savaşmadıklarını sordu. Askerler, savaş yorgunu olduklarını ve savaşmakdan korkduklarını söylediler. Aynı çadırda eli ayağı kopmuş yaralı askerlerin inlemesinin yanında bu lafları duyan PATTON, aldığı cevap karşısında hiddetine mâni olamadı. Ve bu iki askere birer tokat aşketdi.

images-08 

PATTON’un iki askeri tokatladığını duyan ordu,

Hemen durdu...

 Hitler’i piyâde kovalayan Coni, düşmanı takip etmeyi

Hemen durdurdu.

Tanklar, toplar kontak kapatdı...

Hemen durdu...

PATTON’un yanındaki gazeteciler

Haberi ânında okyanus ötesine uçurdu.

Coni Genelkurmayı ve Amerikan halkı bu haber karşısında kelimenin tam anlamıyla ayağa kalkdı.

Bütün millet savaşı, savaşda ölen evlatlarını bir yana bırakdı ve tokat yiyen askerleri konuşmaya başladı.

Amerikan Genelkurmay Başkanı meşhur MARSHALL şöyle dedi;

  • “Tokatlanan bu askerlerimizin gururu incinmişdir. Gururu incinen asker, harp edemez!”

Tokat, gurur ve asker...

Asker, bizde var,

Tokat da bizde var da...

Gurur nerede?..

Demekki askerin olduğu yerde tokat ve gurur aynı anda olamıyormuş!...

Komutanının dövdüğü iki asker,

Harbde ölen yüzbinlerce askerden daha fazla tesir bırakdı Amerikan halkının üzerinde...

Amerikalı analar şöyle dedi;

  • “Biz, çocuklarımızı harp etsinler diye verdik size. Tokat atasınız diye değil!”
  • “Çocuklarımız, düşman ateşiyle ölürse bunu anlarız. Fakat onları dövmenizi asla kabul edemeyiz!”

PATTON’un âmiri olan EISENHOWER, aynı gün bir telgraf çekdi.

Ve şöyle dedi; “Tokatladığın o iki askerden derhâl özür dile!

PATTON’un önünde iki tercih var idi;

  • Ya istifâ edip askerlik yaşantısına böyle kötü bir şöhret ile vedâ edecek idi.
  • Ya da tokatladığı askerlerden özür dileyecek idi.

Askerlik mesleğini tutku derecesinde seven ve aslında iyi bir subay olan Korgeneral PATTON, ikincisini tercih etdi. Hitler’in uçaklarının gökden yağdırdığı bomba sağanağı altında PATTON bütün askerleri hemen orada ictimâ eyledi.

Ve binlerce askerinin huzurunda, tokatladığı o iki askerden özür diledi...

Ve dahi

Ordu tekrâr yürüdü...

*  *  *  *  *

Askerlerimizin başına çuval geçiren Amerika içinimages-04

Köstebek Hilmi ne demişdi?

Mukâvemet etmesinler!

Ve dahi

Büyük devletler özür dilemez!.

Amerika’da;

Büyük devletin korgenerali

Büyük devletin erinden özür diledi.

Fakat büyük devletin kendisi

Bizim dörtyıldızlı büyük generallerimizden özür dilemedi...

Demek ki bizim dört yıldızlı subaylarımızın

Amerikalının nazarında

Kendi askeri kadar kıymeti yok!

Niye olsun ki?..

Amerika’da;

Tokatladığı askerlerden özür dileyen PATTON, ordudan atılmakdan kurtuldu.

Fakat iki askerine atılan iki tokadı Amerikan Genelkurmayı affetmedi...

PATTON, bir seneden fazla bir süre cephe gerisinde kızağa çekildi.

Ve Londra’daki çok bahalı bir otelde, kendi ifâdesiyle tam bir hapis hayâtı yaşadı.

Savaş devâm ederken ve sınıf arkadaşları zaferden zafere koşup kahraman olurken

PATTON, bir daha terfi yüzü göremedi...

İki askerine atdığı iki tokat,

Korgeneral PATTON’a Genelkurmay Başkanlığına mâl oldu.

images-05 

Şimdi

Bu hikâyeyi niye fâş eylediğimi sormayın bana...

Orası nere?

Burası nere?

Meslekdaşımızın bu vahim ve hazin intihâr vukuatından sonra kendiliğinden istifâ edecek bir subay var mı bizde?

Ya da

Bu intihâra sebep olanları ordudan tard edecek kadar cesur ve şerefli subaylar var mı bizim ordumuzda?

Bunları cevâplamak Necdet Beye düşer değil mi?

Coni’lerin anaları asker doğuruyor da

Memed’in anaları taş mı doğuruyor?

Daha da acısı

Tokatlanan iki asker için Coni’nin anaları ayağa kalkıyor da

Memed’in anaları nerede?..

Bütün bu sorular ortalığı toza, dumana gark ederken

Neşretmeye başlayalı bugün, tam bir sene oldu...

Zihniyet Sürgünü subaylar ordumuzu boklamaya devâm ediyor!..

*  *  *  *  *

Bu hikâyeleri niye anlatdığımı zannederim izâh etmeme hâcet yok.

Herşey ortada...

Doğru öğretmen, doğru seçilmiş öğrencilere doğru ders verirse, başarı mutlak oluyor.

Ancak ne var ki

Sayın TALU’nun bahsetdiği intihâr vak’asındaki hakikât benim anlatdığımdan çok farklı bir manzara çıkartıyor ortaya!

Çünkü, merhum meslekdaşımız;

  • Sınavı kazanıp okula kayıt yapdırmış,
  • Okul eğitimini başarıyla tamamlayıp Asubay olarak mezun olmayı hak etmiş,
  • Bunca sene muvazzaf olarak görev yapmış,
  • Yurtdışı göreve tefrik edilip memleketimizi oralarda başarıyla temsil etmiş,
  • Bilâhire, AÜKH imtihânını kazanıp eğitime başlamış...

Bu kadar sıkı eğitimleri başarı ile tamamlayan bir Asubay, o eğitimde başarısız olamaz...

Yeter ki böyle ahlâksız, böyle nâmussuz, böylesi alçak bir müdahaleye mâruz kalmasın...

Bu anlatılanlar gerçek ise şâyet durum gerçekden vahimdir.

Bu intihâr vak’ası doğrudan doğruya Türk Ordusu’na yapılmış bir suikastdır.

Aksi vârid ise şâyet, Hulusi Aga çıkıp meydana tekzip etsin!

Tekzip etmez ise şâyet, bu haberin altında kalır kendisi...

*  *  *  *  *

Peki,

Vukatın nesnesi Asubay olunca hakikât bu minvâl üzere tecelli ediyor da

Subay olunca netice nereye varıyor acap?

Vukuatın nesnesi subay olunca

Başarılı  olmaları şart değil hani!..

Bir darbe tezgahlanıyor,

Geçici bir madde ekleniyor,

Başarılı olmuş sayılıyor..

Nasıl mı?

İşde, ibretin belgesi;

images-06 

Yukarıda gördüğünüz kânunun

Yürürlüğe girdiği târihe bakmanız yeterli...

Geçici madde eklemişler,

Kurmay eğitimine devâm eden subaylarımız

Henüz eğitimlerini tamamlamadan kurmay olmuşlar

Subay için

Evvelâ darbe tezgahla

Akabinde

Mezun etdir, gitsin!..

Asubay için

Evvelâ bir teftiş tezgahla

Akabinde

İntihâr etdir gitsin!..

 brove

 

 

 

 

Şükrü IRBIK
(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.

Son Düzenlenme Pazar, 24 Haziran 2018 03:30
Ögeyi Oylayın
(24 oy)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar  

#4 Hüseyin SAVCI 14-03-2015 12:06
Eski bir hava kuvvetleri komutanı buyuruyor...

Hava Muharebesi subay savaşıdır!
Eyvallah, dediğin gibi olsun paşam!
Sırtına takıp göğe uçtuğun ve sıkışınca canını kurtaracak paraşütünü katlayıp sırtına kim takıyor?
O pahalı oyuncağının asubay bir vidasını eksik sıksa ne olur?
Nefes aldığın oksijen tüpünü kim kontrol ediyor, kim dolduruyor?
Kötü havada kim seni piste indiriyor?
Asubay olmasa sen uçmak değil, pistin sonuna kadar gidemezsin!
Bırakın bu şişinmeyi...
Bırakın, bir bütün olduğumuzu kabul edin!
Önce insan olun, sonra subay, astsubay, general!
Alıntı
#3 Erdal Günşer 13-03-2015 12:25
Şimdilerde bazıları evlerinde ahkam kesiyorlar. Vatandan, Atatürk'ten, Cumhuriyetten bahsediyorlar. Bence Cumhuriyet kültürü olmayan bir milletin ilk cumhuriyetinin ilkel vatandaşlarıyız. Bu ilkellik içinde Cumhuriyetin içinde bir feodalite yaşattık durduk. Seksen yaşındaki bir subay emeklisinin hastane kayıt kabulünde görevliye subay olduğunu ve kendilerine nereden yardım edileceğini sormasını hiç unutmam. Sırada bekleyen o kadar insan varken koskoca emekli subay sıra mı bekler? Durun durun hemen küfür etmeyin. Bu kültür hepimizin içinde var. Ben yapmam demeyin. Trafik polisi durdurunca telefonuna sarılan bir milletin bireyleriyiz. Yine aynı şekilde mercedes arabayı durdurup ceza kesmeye çekinen polisler yetiştiren bir kültürün bireyleriyiz. Kayıt dışı ekonomiyi sevmeyen ama kayıt dışı olmak için elimizden geleni yapıyoruz. Bırak bu zavallılar da yıldızlarının altına saklansınlar... Yazınız için teşekkür ederim. Sonuç olarak bal tutan parmağını yalarken, şöyle bir bakmış sağa sola, bileğine kadar batırmış bala elini...
Alıntı
#2 MEHMET KAYALI 12-03-2015 18:39
DERİN BİR İNCELEME SONUCU, OLUŞAN BU MAKALE, MAKALE İÇİNDE ÖRNEK OLARAK SERGİLENEN İNSAN YAŞAMINDAN VE İNSANCIL YAKLAŞIMINDAKİ ÖRNEKLER GERÇEKTEN ETKİLEYİCİ, BELLİ BİR GAYE UĞRUNDA YÖNLENDİRİLMİŞ İNSANLARIN, VERİMLİ OLABİLMELERİ İÇİN. İNSAN PSİKOLOJİNİN VE MORAL DURUMUNUN NE DERECE ÖNEMLİ OLDUĞU KONUSUNDAKİ İBRET VERİCİ TANIMLAMALAR GERÇEKTEN İLGİ ÇEKİCİ. İYİ ÖRNEKLERİNİN ÜLKEMDE DE OLMASI DİLEKLERİMLE. SEVGİLERİMİ SUNARIM SAYIN IRBIK KARDEŞİM.
Alıntı
#1 Ersen Gürpınar 12-03-2015 15:23
Bu ordu subayların ordusu ise yürekleri yetiyorsa assubaylığı kaldırsınlar, onlar da biz de kurtulalım. Nedir bu ön yargı? Her kurum kendi personelini koruyup kollarken TSK subayları dışındaki personelini sadece göreve ve ölüme gönderirken hatırlıyor. Örneğin; bir üniforması kefen olan assubayı büro memuru statüsünde bir çok memurdan daha alt kademeden göreve başlatmak, hukuk fakültesini kazanan subaya yetim hakkından 5 yıl maaşlı izin verilirken kendi hesabına yüksek okul bitirenleri engellemek için onlara verilen dereceyi iptal ettirmek için cumhurbaşkanından sahte bilgi ve belge ile anayasa mahkemesini yanıltması, olmadı AYİM hukuka aykırı karar verdirilmis hangi adalet ve değer yargısına sığdırılabilir. Neden assubaylar intihar ediyor, neden istifalar arttı, neden subay emekli olmamak için elinden gelse yaşını küçültecek iken assubaylar kaçarcasına ordudan ayrılıyor? Yeter artık bu ön yargı, bu zihniyetle GÜÇLÜ ORDU GÜÇLÜ TÜRKİYE sadece slogandan ibaret olur, daha çok Silivri davaları yaşarız.
Alıntı

Çok Okunanlar

Son Eklenenler